Şunun için etiket arşivi: film festival

Festivalin açılış filmi Wong Kar Wai imzalı The Grand Master…

Sadece film seçkileriyle değil, dünyaca ünlü yapımcı ve dağıtımcıları bir araya getiren film marketi ve festival kapsamında düzenlenen etkinlikleriye Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olan Berlin Film Festivali 7 Şubat’ta ünlü yönetmen Wong Kar-Wai’nin Bruce Lee’nin hayatını anlatan yeni filmi The Grand Master ile 63. kez perdelerini açıyor. Wong Kar Wai ayrıca bu yıl jüri başkanı olarak da görev yapacak.

Festivalin Panorama bölümünde gösterilecek olan Uğur Yücel’in yönettiği Soğuk ile Aslı Özge’nin yönettiği Hayatboyu festivalde dünya prömiyerlerini gerçekleştirirken, Reha Erdem‘in yeni filmi Jin de yine festival kapsamında seyirci ile buluşacak.

Bu yıl büyük ödül Altın Aslan için 19 film yarışıyor. Gus Van Sant‘ın Promised Land, Steven Soderbergh‘in Acı Reçete (Side Effects), Ulrich Seidl’in üçlemesinin final bölümü Paradise: Hope, Juliette Binoche’lu “Camille Claudel 1915”, Catherine Deneuve’lü “Elle s’en va” ve “La Religieuse” yarışmalı bölümün dikkat çeken yapımları olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu bölümde ülkesi İran’da film çekmesi yasaklanan yönetmen Jafar Panahi ve arkadaşı Kambuzia Partovi’nin birlikte çektikleri Closed Curtain de yer alıyor.

17 Şubat’ta sona erecek olan festival nedeniyle Berlin’nin 120 bin konuk ve 4000 gazeteciyi ağırlaması bekleniyor. Yarışma dışı programda ayrıca Claude Lanzmann’ın Yahudi soykırımıyla ilgili röportajlardan ve tanıklıklardan oluşan 9.5 saatlik Shoah belgeselinin elden geçirilerek yenilenen versiyonu gösterilecek. Yarışma dışı programda diğer dikkat yapımlar arasında Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin başrollerinde yer aldığı Before Midnight, ABD yapımı animasyon Crood’lar (The Croods) ve River Phoenix‘i çekimleri sırasında kaybettiğimiz Dark Blood bulunuyor.

 

Guardian gazetesi, 2013 yılında Avrupa’nın “en iyi sanat etkinlikleri”nin gerçekleşeceği kentler arasında yer verdiği İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne vurgu yaptı.

 Bu yıl Avrupa’da en iyi sanat etkinliklerini gerçekleştirecek kentler arasında İstanbul da sayıldı. İngiliz Guardian gazetesi “Avrupa’nın 2013 yılında en iyi sanat etkinlikleri rehberi” başlığıyla verdiği geniş haberinde İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne yer verdi.

Guardian gazetesi “Avrupa’da bu yılın en iyi sanat etkinlikleri rehberimiz ile şaşırtıcı bir kültürel kentsel tatilini planlayın, operadan elektronik müziğe, artı şiir, tiyatro ve sinemaya” diye yazdı.
Haberde yılın “en iyi sanat etkinliklerine” evsahipliği yapacak Avrupa kentleri arasında İstanbul dışında şu kentler sıralandı:
“Paris (Fransa), Barcelona (İspanya), Kosice (Slovakya), Berlin (Almanya), Venedik (İtalya), St. Petersburg (Rusya), Atina (Yunanistan), Gothenburg (İsveç), Krakov (Polonya), Lizbon (Portekiz), Basel (İsviçre), Prag (Çek Cumhuriyeti), Kopenhag (Danimarka), Budapeşte (Macaristan), Oslo (Norveç) ve Brüksel (Belçika).

-İSTANBUL’DA ETKİNLİKLER-

Guardian gazetesi, 30 Mart ile 14 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Film Festivali için “Son yıllarda en ilginç Avrupalı filmlerinden bazıları Türk yönetmenlerden geldi” dedi. Bu çerçevede Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu ve Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” yapıtlarına dikkat çeken gazete 1982 yılından beri devam eden festivalin, hem büyük isimlerin piyasaya çıkan yeni yapıtlarını hem de yükselen yeni yönetmenlerin eserlerini görmek için “büyük şans” sağladığını vurguladı.
Guardian, İstanbul’un 14 Eylül ile 10 Kasım tarihleri arasında evsahipliği yapacağı İstanbul Bienali’ni okuyucularına anlatırken “Bu etkinlik, Venedik, Sao Paulo ve Sydney’de yapılanlarla birlikte dünyanın en prestijli çağdaş sanat vitrinlerinden biri” sözlerini kullandı. Haberde Bienalin Küratörü Fulya Erdemci’nin 2013 yılı temasının, “siyasi bir forum olarak kamusal alan” fikri olacağını açıkladığına vurgu yapıldı.

Kaynak : [-]http://www.haberx.com

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sinematek gösterimleri, “İtalyan Sineması” kuşağı ile devam ediyor. Ücretsiz gösterimler, Cuma akşamı usta yönetmen Federico Fellini’nin “Aylaklar” filmi ile başlıyor. İzmir Sanat’taki ücretsiz film gösterimleri saat 20.00’de başlayacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 yıldan bu yana sürdürdüğü ve gelenekselleşen, “Yeniden Sinematek” etkinliklerine “İtalyan Sineması” temasıyla devam ediyor. İzmir Sanat’ta gerçekleştirilecek gösterimler, 4 Ocak Cuma akşamı Federico Fellini’nin “Aylaklar” filmi ile başlayacak. 1953 İtalya- Fransa ortak yapımı film, “yaşadıkları kasabadan gitme” hayalleri kuran gençlerin hikayesini anlatıyor.

11 Ocak Cuma akşamı Vittorio De Sica’nın “Umberto D.” İsimli filmi izleyicilerle buluşacak. 1952 yılı İtalyan yapımı film, İtalyan yeni gerçekçi sinema akımının başyapıtı sayılıyor. Filmde, Umberto Demonico Ferrari isimli emekli bir devlet memuru ile onu hayata bağlayan tek şey olan köpeği Flike’nin hikayesi anlatılıyor.

18 Ocak Cuma akşamı, Pietro Germi tarafından yönetilen 1961 yapımı “İtalyan Usulü Boşanma” filmi gösterilecek. İtalya’da olduğu gibi uluslararası alanda da büyük ilgi gören film, “En İyi Aktör” (Marcello Mastroianni) ve “En İyi Yönetmen” dallarında Oscar ödülüne aday gösterildi ve “En İyi Senaryo” dalında bu ödülü kazandı. Cannes Film Festivali’nde ise “En İyi Komedi Filmi” ödülünü aldı. Aralarında Altın Küre ve BAFTA gibi ödüllerin de olduğu 6 ödül daha kazandı.

25 Ocak Cuma günü, “Bir Zamanlar Batıda” isimli İtalyan-Amerikan ortak yapımı film gösterilecek. Sergio Leone tarafından yönetilen 1968 yapımı film, en iyi westernlerden birisi kabul ediliyor.

 

Kaynak : [-]

SantralIstanbul-Roxy-Pera Müzesi-Cemal Reşit Rey-Istanbul Modern-PeraCaffe

Siyaseti, ekonomisi ve kültürüyle temelden bir kurulum süreci yaşayan Avrupa’nın en yeni ülkesi Kosova, sıradışı sanatçıları ile 27-29 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un gözde kültür-sanat mekanlarına konuk oluyor.

CCK (Contours of Contemporary Kosova) Festivali, Avrupa’nın en yeni ülkesinin sanatçı, aktivist, müzisyen ve teorisyenlerini İstanbullularla biraraya getirip, pek çok ortak noktası bulunan iki ülke halkları arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedefliyor.

Kendi kendini inşaa sürecinde olan Kosova’yı sanatçı, müzisyen ve düşünce insanlarının gözünden yansıtan CCK, 27 Aralık 2012 Perşembe günü Santralistanbul’da açılacak olan “Sui Generis” sergisi ile start alacak. Sui Generis, Latince’de “kenditürü” “eşi olmayan” anlamına gelen bir deyiş. Özellikle 1999 yılı sonrasında, uluslararası kurumlar ve medya tarafından Kosova’nın durumunu tarif etmek için kullanılan bu terim, Kosova’da yaşayan insanların günlük hayatının bir parçasını oluşturuyor. Sui Generis sergisi, Kosova’nın savaş sonrası döneminde ortaya çıkan ve gençlikleri savaş ile bağımsızlık dönemleri arasında geçen 10 ünlü görsel sanatçının eserlerini biraraya getiriyor. Sergi 28 Aralık 2012-15 Ocak 2013 tarihleri arası Santralistanbul Enerji Müzesi’nde ücretsiz gezilebilecek.

Pera Müzesi Oditoryumu ve İstanbul Modern’de gerçekleşecek konferans ve film gösterimlerinde; şehrin kültürel ve ekonomik platformunu yaratan aktörlerin anlatımlarından, liselerde ve köylerde insan hakları ve doğal yaşam hakkında filmler gösteren dünyanın en iyi belgesel film festivallerinden DokuFest seçkisine, kanunsuzlar ve kaçaklar üzerine önemli çalışmaları olan Sislej Xhafa’nın konuşmasından, yeni medya platformu Kosovo 2.0’ın sunumuna, ünlü sosyolog Shkelzen Maliqi ve Sezgin Boynik’in Osmanlı’nın Balkanlar ve Kosova’daki kimlik ve kültüre etkisinden, kentsel dönüşüm ve kültürel miras gibi konuların irdelenmesine dek zengin bir etkinlik yelpazesiyle, ülkedeki güncel durum masaya yatırılacak.

Festival, zengin müzik programıyla da dikkat çekiyor. Roxy, Cemal Reşit Rey ve Pera Caffe gibi mekanları Kosova’nın müzikal renklerine boyayacak etkinliklerde ünlü gitarist Petrit Çeku’nun Cemal Reşit Rey’de vereceği konser İstanbullu müzik tutkunlarına eşsiz bir müzik ziyafeti vadediyor.

Festival Ajandası

27 Aralık 2012 Perşembe (Açılış Günü)

19:00 – EnerjiMüzesi – SantralIstanbul // Festival ve “Sui Generis” Sergisinin açılış kokteyli

22:00 – Roxy // Canlı performans: Grupi Gazmor ve Shpat Deda

28 Aralık 2012 – Cuma

12:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Retrospektif: 90’lardan yeni medyaya Kosova ve Yugoslavya’da medyanın konumu

14:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kosova kimliğindeki çelişkiler

16:00 – Pera Müzesi Oditoryumu // Kentsel dönüşüm ve Prizren tarihi şehri

20:00 – Cemal Reşit Rey konser salonu // Petrit Çeku solo konseri

29 Aralık 2012 – Cumartesi

12:00 – Istanbul Modern // DokuFest: Şehirdeki kültürel ve ekonomik kalkınmada festivalin rolü

14:00 – Istanbul Modern // Film gösterimi: Shkurtë e Shqip

16:30 – Istanbul Modern// Sanatçı konuşması: SislejXhafa

21:00 – PeraCaffe // Jazz gecesi: Trio of Love & Gipsy Groove

 Kaynak :[-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, bu yıl 30 Mart-14 Nisan tarihleri arasında, dokuzuncu kezgerçekleştirilecek. Festivale başvurular başlıyor; ‘Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi’ için son başvuru tarihi 21 Ocak, ‘Altın Lale Ulusal Yarışması’ için ise 28 Ocak.

Bu yıl dokuzuncu kez Akbank sponsorluğundagerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi için başvurular Ocak ayı sonuna kadar sürecek. “Ulusal Yarışma” kategorisinde seçilen filmlere jüri tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve Jüri Özel ödülleri verilecek.

“Köprüde Buluşmalar” kapsamında altıncısı gerçekleştirilecek olan “FilmGeliştirme Atölyesi” ise yönetmen, senarist ve yapımcılara ilk uzun metrajlı kurmaca veya belgesel filmlerini çekmek için destek vermeye devam edecek.

28 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılacak başvurular arasından danışma kurulu tarafından belirlenen filmler, 32. İstanbul Film FestivaliAltın Lale Ulusal Yarışması’nda yarışacak.

“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000’er TL olacak. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen JüriÖzel Ödülü bu yıl yine Efes Pilsen tarafından verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek ödülükazanan filmin yapımcısına Efes Pilsen tarafından 30.000 dolar takdim edecek. “İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması”nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek.

32. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor. 31. İstanbul FilmFestivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “YeniTürkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde Türkiye’den toplam 39 filmin gösterimi yapılmıştı.

Ulusal Yarışma Başvuruları

Başvuruların 28 Ocak Pazartesi akşamına kadar festival merkezine (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) yapılması gerekiyor. Festival yönetmeliğiyle başvuru formları, festival merkezi veya film.iksv.org adresinden temin edilebilecek. 

“Köprüde Buluşmalar” için son gün 21 Ocak 

Avrupa ve Türkiye’den yapımcı, yönetmen, senarist ve kurum temsilcilerini bir araya getirerek, Türkiye’den uzun metraj projelerin, ilk uluslararası sunumlarının yapılması için olanaklar yaratan “Köprüde Buluşmalar”ın sekizincisi 32. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde “Köprüde Buluşmalar” çerçevesinde bu yıl altıncısı düzenlenecek “Film Geliştirme Atölyesi”ne başvurular, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılabilir.

“Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmak isteyen, uzun metraj kurmaca veya belgesel film yönetmen ve yapımcıları, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar [email protected] adresine e-posta yoluyla başvurabilirler. Yönetmelik ve başvuru formu film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar adresinden temin edilebilir.

Başvurular arasından, seçici kurul tarafından ön eleme ile belirlenecek 12 projenin sahipleri, “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmaya hak kazanacaklar. Atölyenin amacı, sinemacılara projelerini uluslararası arenada sunmaları ve yapım sürecini başlatmaları için gerekli desteği bulmalarına olanak yaratmak. 10-11 Nisan 2012 tarihlerinde, festival kapsamında düzenlenecek atölyede proje sahipleri, aralarında ARTE, Eurimages, Berlin Ortak Yapım Marketi, Cinemart ve Torino Film Lab’in de bulunduğu uluslararası kuruluş temsilcileri, yapımcılar ve dağıtımcılar ile birebir görüşmeler yapacaklar.

Atölyede TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10.000 dolarlık destek ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü ve Fransız Ulusal Sinema Merkezi CNC’nin 10.000 avroluk ödülü uluslararası jürinin değerlendirmesinin ardından sahiplerini bulacak. Ayrıca jürinin belirleyeceği bir proje Binger Lab’in 2.500 avro değerindeki Senaryo Danışmanlığı Ödülü’nün sahibi olacak.  Detay için : www.film.iksv.org

Türkiye’de kısa film alanında etkin bir platform oluşturan Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin jüri üyeleri belirlendi

Yeni fikirleri desteklemeyi ve kısa film kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan festival, 18-28 Mart 2013’te yapılacak. Festival kapsamında, kurmaca, belgesel ve canlandırma dalında kısa film yarışması düzenlenecek. Her üç kategoride ”en iyi film” seçilecek ve eserlerin yönetmenleri Akbank Sanat tarafından 8 bin lira ile ödüllendirilecek.

Son katılım tarihi 31 Aralık olarak açıklanan yarışmanın ön eleme jürisinde oyuncu ve oyuncu koçu Bahar Kerimoğlu, Maltepe Üniversitesi öğretim görevlisi Serkan Öztürk ve yönetmen Selim Evci yer alıyor.

Festivalin kurmaca kategorisi jüri üyeleri ise oyuncuDemet Evgar, yönetmen Emin Alper, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki, yönetmen Cemil Ağacıkoğlu ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

Belgesel kategorisinin jüri üyeleri yönetmen Aslı Özge, yazar ve yönetmen Derviş Zaim, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız, yönetmen Rüya Arzu Köksal ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı olarak belirlendi.

Festivalin canlandırma kategorisine katılacak eserler ise ressam Cemal Erez, Uykusuz dergisi çizeri Galip Tekin, Canlandıranlar Derneği ve Asifa Türkiye Başkanı Berat İlk, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film (Animasyon) Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşan jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek.

Akbank 9. Kısa Film Festivali yarışması başvuru formları, Akbank Sanat’tan ya da ”www.akbankkisafilm.com” ve ”www.akbanksanat.com” adreslerinden temin edilebilecek.

 

Ken Loach, ihaleyle insan çalıştıran Torino Film Festivali’nin düzenleyici kurumunu protesto ederek kendisine verilen büyük ödülü reddetti

İşçi filmleriyle tanınan, bir çok uluslararası ödülü olan Britanyalı film yönetmeni Ken Loach, İtalya’nın prestijli festivallerinden Torino Film Festivali tarafından verilen yaşam boyu onur ödülünü reddetti. Ken Loach, festivali düzenleyen Ulusal Sinema Müzesi’nde, işçilerin taşeron şirket aracılığıyla çalıştırılmasını ve güvencesiz-düşük ücretle çalışmaya direnen işçilerin işten çıkartılmasını görmezden gelemeyeceğini açıkladı.

Ken Loach’un resmi basın açıklaması şu şekilde

Büyük bir üzüntü ile bana Torino Film Festivalitarafından layık görülen ödülü red etmek zorundayım, bu ödülü kendim ve filmlerimiz için çalışanlar adına almaktan onur duyardım.
Festivaller Avrupa ve dünya sinemasını yaymak adına büyük bir rol oynuyorlar ve Torino sinemaya olan tutkusu ve aşkı ile bunun belirgin ve iyi bir örneği olarak kendini göstermektedir.

Ancak şu anda ciddi bir sorun söz konusu, konu bazı hizmetlerin şirketlerce dışarıya ihale
yoluyla verilmesi ve düşük ücretli işçilerin çalıştırılması ile ilgili.

Her zamanki gibi bunun sebebi daha az ücret ödemek. Bazı hizmetleri karşılamak için ihaleyi alan şirket çalışanların maaşlarını düşürüyor ve çalışan adedinde kesintiye gidiyor olmasıyla alakalı.

Bu toplum içinde çatışma yaratan bir reçetedir. Bu durumun bütün Avrupa’da mevcut olması kendisinin kabul edilebilir bir hareket olması anlamına gelmez.

Torino’da Ulusal Sinema Müzesi*’nin temizlik ve güvenlik hizmetleri Rear adlı kooperatife verilmiş durumda. İlk olarak maaşlarda kesinti yapıldı ardından çalışanlar bundan şikayetçi oldular ve böylelikle kötü davranmaya ve korkutulmaya maaruz kaldılar. Bir çok kişi işten atıldı.

Düşük maaş alanlar, zor durumda olanlar, işlerinden oldular, sebebi ise maaşlarında yapılan kesintiye karşı çıkmalarıydı.

Pek tabii ki bizim için başka bir ülkede neler olduğunu anlayabilmek pek de kolay değil, kendi ülkemizden farklı çalışma şartlarının olduğunu da hesaba katarsak, ancak bu temel etkenlerin açık olmadığı anlamına gelmiyor.

Bu noktada hizmetleri ihaleye vermiş olan yapı bu duruma göz kapayamaz, her ne kadar bu kişiler bu hizmeti bir dış kooperatif aracılığı ile gerçekleştiriyor olasalar bile kendisi için çalışan kişilere karşı sorumlu olmalı.

Müzenin bu durumda çalışanlar ve onların bağlı oldukları sendika ile iletişime geçmesini, işten çıkarılan çalışanların tekrar işe alınışını güvence altına almasını ve hizmetleri dış kooperatiflere verme fikrini bir daha düşünmesini bekliyorum.

Toplumun zayıf olan bireylerinin sorumlu olmadıkları bir iktisadi buhranın faturasını ödemesini doğru bulmuyorum.

Bu konuyla ilgili ‘Bread and Roses’ adlı bir film gerçekleştirdik. Nasıl olur da kendi hakları için mücadele eden ve bu sebepten dolayı işlerinden olan çalışanların dayanışma çağrısını duymazlıktan gelirim?

Bu ödülü kabul etmek ve bir kaç küçük eleştiri ile durumu geçiştirmek zayıf ve iki yüzlü bir davranış olurdu.

Beyaz perdede belirli bir duruşa sahip olup öte yandan diğer ortamlarda faklı tutumlarla bu duruşa ihanet edemeyiz.

Bu sebeple her ne kadar derin bir şekilde üzgün olsam da bu ödülü red etmek zorundayım.

Ken Loach 

Bu yıl 13. kez gerçekleştirilecek İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali, 42 ülkeden 175 kısa filmi İzmirli sanatseverlerle buluşturacak

Altı gün sürecek festivalin ulusal kategorisinde 10, uluslararası bölümünde ise 12 film ”Altın Kedi” ödülü için yarışacak.

İzmir Sinema Derneği‘nin, Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü ve İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) ile işbirliği ile organize edilen festival, bugün akşam düzenlenecek tören ile başlayacak.

Uluslararası platformda giderek daha fazla sesini duyurmaya başlayan festivale, bu yıl 71 ülkeden 2 binden fazla film başvururken, eleme ve değerlendirme grubu tarafından seçilen 175 film izleyicilerle buluşacak.

“ALTIN KEDİ” ÖDÜLLERİ

Festivalde verilen ”Altın Kedi” ödülleri için ulusal kategoride 10, uluslararası bölümde ise 12 film yarışacak.

”Altın Kedi” ödüllerini belirleyecek jürinin başkanlığını 3 Kıta Film Festivali’nin kurucusu, senarist Philippe Jalladeau üstlenirken, jüride yönetmen Ümit Ünal, oyuncu Serra Yılmaz, sinema yazarları Alin Taşcıyan, Banu Bozdemir, Serdar Kökçeoğlu, Müge Turan ile Cannes Film Festivali Kısa Filmler Bölümü Müdürü Alice Kharoubi yer alacak.

Yarışma filmleri ve özel gösterimlere ek olarak, ”büyük ustalar” bölümünde bu yıl unutulmaz filmlere imza atan Krzysztof Kieslowski’nin 1969-1980 yılları arasında yapmış olduğu belgesel kısa filmler de festival kapsamında izlenebilecek.

”Altın Kedi” ödülü festivalin son günü olan 26 Kasım Pazartesi akşamı Fransız Kültür merkezi’nde düzenlenecek etkinlikle sahiplerine verilecek.

Sinemaseverler, altı gün boyunca kısa film izlemenin yanı sıra, paneller, söyleşiler, sergiler ve sanatçılarla buluşma etkinliklerine de katılma olanağını bulacak.

Festival komitesi, ulusal filmler alanında genç oyunculara destek verme ve tanıtımlarına katkıda bulunma amacıyla bu yıl ”Altın Kedi” ödüllerine ”genç ve umut veren oyuncu” kategorisini ekledi.

Festivalin bir diğer yeniliği de ”Kısa Film Marketi” adı altında gerçekleşecek. 13. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali süresince seçilmiş filmler, bilgisayar ortamında tüm ziyaretçilerine sunulacak. Sinemaseverler, Fransız Kültür Merkezi’nin kütüphanesinde bulunan bilgisayarlarda dünyanın her köşesinden gelen kısa filmleri izleyebilecek.

Sinema tutkunları, festival kapsamında Robert Wiene’nin yönettiği 1920 yapımı Alman filmi ”Dr. Caligari’nin Muayenehanesi”ni de izleyebilecekler. Sessiz sinema döneminde çekilmiş ve siyah-beyaz olan film, Alman sinemasının en etkili yapımlarından biri olarak kabul ediliyor. İKSEV ve Goethe Enstitüsü işbirliğiyle İzmir’e ulaşan bu filmin gösterimine müzisyen Zafer Çebi piyanosuyla eşlik edecek.

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında ”Şöhret Yönetimi” semineri gerçekleştirildi.

Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora, “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” dedi.

Rixos Downtown Otel’de gerçekleştirilen seminerde konuşan Oyuncular Sendikası Genel Başkanı ve oyuncu Memet Ali Alabora, mesleğe yeniden başlasa kendisine birisinin, “Ne istediğini unutma” demesini istediğini anlattı.

Oyuncuların bu mesleğe para kazanmak için başlamadığına işaret eden Alabora, şöyle konuştu: “Oyuncu olmaya karar veren biri, hayatının bir zamanında, bir yerinde mutlaka ve mutlaka birileri tarafından seyredilmiş olduğuna kendini ikna etmiştir. Özellikle tiyatro sınavına gelen gençler ya sahneye çıkmıştır, ya bir şeyi anlatırken arkadaşları, ‘Senden ne oyuncu olur’ demiştir, ona öyle gelir. Diğer meslekler belki seçilmeyebilir, ama oyuncu olmak seçilir. Oyunculuk bir
sürü şeye rağmen yapılır. Yakınlarınıza, ailelerinize rağmen yapılır.”

En aydın ailelerin bile çocuklarının oyuncu olmasını istemediğini ifade eden Alabora, “Ahlaksız, felaket bir meslek olduğunu düşünürler. Biz hep ötekiyiz. Ahlaken problemliyiz diğerlerinin gözünde. Tanınmak ya da para kazanmak dediğimiz şey, bu işe neden başladığımızı unutturuyor” diye konuştu. Bir sürü arkadaşı, tanıdığı olduğunu, bir sürü şey konuştuklarını dile getiren Alabora, “Çok dizi çekince unuttular ne yapacaklarını. Bakın kayboluyorsunuz. Öyle bir yer burası. Bir iş teklifi, bir iş teklifi daha… Sürekli teklif geliyor. Sizde bir tedirginlik, ‘Ya bir daha gelmezse’ diye… Sizi parayla korkutmalarına izin vermeyin. Büyüklerimiz , ‘Akarken doldur, aman evladım geleceğini garantiye al’ diyor. Böyle bir şey değil oyunculuk. Ben öyle düşünmüyorum” diye konuştu.

Mehmet Ali Alabora, ailelerin çocuklarına “Mesleğin olsun, oyunculuğu sonra da yaparsın” dediğini anlattı. “Bizim mesleğimiz oyunculuk. Mesleğimiz şöhretlik değil. ‘Şöhret’ diye bir meslek yok” diyen Alabora, sözlerini şöyle sürdürdü: “-Şöhretine yatırım yap. Neyine yatırım yapacaksın? Mesleğinize yatırım yapmanız lazım. Biz sanatçıyız, doğru. Ama bize kim ‘sanatçı’ deyip bir yere oturtuyorsa, bu pohpohlamanın altında mutlaka bir sömürü yatar. Mesleğin en büyük sömürüsü: ‘Biz sanatçıyız 15 saat çalışıp gıkımızı çıkarmayız’. 20 saat çalışmışsın, saat 02.00… Hava karanlık, dışarısı buz gibi, titriyorsun, uykun var. ‘Ya bizim işimiz böyle, biz sanatçıyız’. Hayır. Bizimki de bir meslektir. Avukatlık, mühendislik, müteahhitlik gibi bir meslektir. Bizim mesleğimize yatırım yapmamız lazım. O şöhreti getirir.”

“Şöhret iğnenin ucunda balon gibi”

Cast Direktörü Tümay Özokur, oyuncu ajanslarının yeniden yapılanmasına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Son yıllarda ajans sayısındaki artışı takip edemediğine değinen Özokur, sektörün en eskilerinden olduğu için de kendisine, “sektörün ak sakallı dedesi” muamelesi yapıldığını anlattı.

Açılan ajans sayısını kendisinin dahi takip edemediğine değinen Özokur, kendi ajanslarından ayrılarak kurulan menajerlik ajansı sayısının ise 5 olduğunu belirterek, “Biz deniz anasıyız, parçalandıkça büyüyoruz” dedi.

Şöhret olmanın artık çok kolay olduğunu vurgulayan Tümay Özokur, şöyle konuştu: “Reklam, dizi, sinema filmi ya da sansasyonel bir haberle bunu yakalayabilirsiniz. Ama şöyle bir gerçek de var ki şöhret olmak kolay, bunu devam ettirebilmek çok zor. Evlilik gibi bir şey bu. Her şey güzel başlar, bunu devam ettirebilecek sağduyuya, sevgiye, saygıya sahip olabilmek önemli. Biz şöhretler iğnenin ucunda balon gibiyiz. Gençlere bunu anlatmak zorundayız. Şöhret olduktan sonra herkes kendisini dünyanın merkezi sayıyor. Bizde herkes en güzel, herkes çok başarılı… Halbuki herkesin kendini çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Komedi mi dram mı sanatçının kendisini tanıması önemli. Sanatçı bizi doğru algılamazsa, ‘Ben biliyorum’ derse, kariyer planlaması maalesef ki işe yaramaz. Karşınızdaki insan sizinle aynı lisanı konuşmalı ve sizin ne dediğinizi çok iyi anlamalı.”

“Toplum olarak çok ötekileştiriyoruz”

Psikoterapist Çağatay Öztürk, konuşmasının başında köşe yazarı Sevilay Yükselir’in “İlyas Salman neyin onurunu taşıyor?” başlıklı yazısını eleştirdi.

Öztürk, İlyas Salman ile seminerden kısa süre önce tanıştığını belirterek, “Bazı şeyleri toplum olarak çok ötekileştiriyoruz. Çok yadırgıyoruz” dedi. Öztürk, daha sonra salonda bulunan İlyas Salman’a “Şöhretin bedeli bu mu?” diye sordu. Öztürk’ün sorusu üzerine söz alan Salman, şöyle konuştu: “İnsanların dünya görüşü, ırkı, dini, mezhebi, kültürel yapısı ne olursa olsun bir tarafa bırakılmalı, yaptığı iş öne alınmalı. Söz gelimi benim halkla ilişkim yatak odamla olmamalı, önümdeki kadehle olmamalı. Film yaptım, gelir seyreder insanlar. İyiyse alkışlarlar, kötüyse yuhalarlar, yumurta atarlar, benim için fark etmez. Sokaktaki insanla ilişkim, ‘Filmini seyrettim, şöyle oynasaydın daha iyi olurdu, bu karakteri iyi analiz edememişsin’ deme hakkı vardır. Fakat bizim ülkemizde ve hatta birçok ülkede, sanatçı ile seyirci arasındaki ilişkiyi iletişim organları kuruyor. Bu iletişim organları senin özel yaşamına kadar giriyor.”

Semineri, yönetmen-senarist Ertem Göreç, oyuncular Selda Alkor, Gülsen Tuncer, Eşref Kolçak, İlyas Salman, Ahu Tuğba, Nuri Alço, Mine Soley, Türkiye Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (SE-SAM) Başkanı Yılmaz Atadeniz ve genç oyuncular da izledi.

Kaynak :[-]

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından düzenlenen ”15. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali”nde 16’sı yerli, 60’ı yabancı olmak üzere 76 film gösterildi.

Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen festival, 12 bin 500 sinemasever tarafından takip edildi. Bu yıl teması ”Sistem Hatası”olan festival kapsamında,”Avrupa’da Belgesel Pazarı” ve ”Kim Bu Belgeselciler?” başlıklı iki ayrı panel ile 15. yıl sergisi de düzenlendi.

Pitching Uzmanı Marijke Rawie, Eski Avrupa Belgeselciler Ağı Başkanı (EDN) Cay Wesnigk gibi isimlerinin yanı sıra Fransa, Almanya, Hindistan, İrlanda, Lübnan, Filistin, İspanya, Venezuela, Filistin, Yunanistan, Belçika, Arjantin, Danimarka, Hollanda’dan belgesel sinemasından 25 yönetmen, festival için Türkiye’ye geldi.

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen bütün gösterimler ücretsiz izlendi.

İstanbul Üniversitesi ile Başakşehir Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen ve bu yılki teması “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” olan 2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin açılışı, İÜ Rektörlük binası önünde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’i de katılımıyla yapıldı.

Oyuncu Türkan Şoray, ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz’un da katıldığı açılışta, Avukat ve STK temsilcisi Hülya Gülbahar’a Bakan Şahin ödül verdi.

Festivalde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şahin, beyaz perdenin, toplumda değişim ve dönüşümde, toplumdaki bilincin yükselmesinde çok önemli olduğunu belirterek, “Bilinç yükselmesi ve toplumsal değişim bu tür festivallerden geçiyor. Festivalin bu yılki konusu kadına yönelik şiddet. Bu çalışmalar çok önemli. Bizim sürekli şiddetle ilgili söylediğimiz bir şey var. Sorunun temeline indiğiniz zaman, değişkeni çok boyutlu olan bir sorunu direkt bir kanunla veya bir talimatla akşamdan sabaha çözebilmek mümkün değil. Bilim ve teknoloji dünyasında yaşıyoruz. Artık görselliğin gençlerimizin ve toplumumuzun nazarında yükselen bir değer olduğunu biliyoruz. O zaman bizim sinema dünyasını ve beyaz perdeyi çok iyi kullanmamız gerekiyor.”

Değişimi olumlu yönde yönetebilmek, yasal okur yazarlığı artırmak ve uygulamalarda yaşanan sorunları daha hızlı çözebilmek için bu festivallerin çok önemli olduğuna dikkati çeken Şahin, doğru mesaj vereni ödüllendirmek, doğru mesaj verilmesini sağlamak ve iyi rol modelleri artırmanın önemine işaret etti.

Kadına yönelik şiddetin, yalnızca meclis boyutunda, parlamentoda değil, 74 milyonun seferberliğiyle çözülecek bir sorun olduğunu görmek gerektiğini vurgulayan Şahin, “Yakın zamanda bir operasyon geçirmeme rağmen bugün İstanbul’a gelerek bu festivale katıldım. İnşallah bu çalışmalar devam edecek. Ülkemiz şiddetin değil, sevginin, merhametin ve şefkatin çok daha yükselen bir değer olduğu bir ülkeye dönüşecek” dedi.

YAKLAŞIK 150 FİLM GÖSTERİLECEK

Festival açılışına sanatçı Türkan Şoray da katıldı. Şoray ile Bakan Şahin yan yana gelerek bir süre sohbet etti. Türkan Şoray, Şahin’e rahatsızlığından dolayı “geçmiş olsun” dileğinde bulundu.

Festivalde 4 Ekim’e kadar 50’ye yakın ülkeden 90’ın üzerinde yabancı film olmak üzere yaklaşık 150 film gösterilecek.

Bu filmlerden 60’ı uzun metraj, 25’i belgesel ve 60’a yakını da kısa film olacak.

Gösterimler, üç sinema salonu ve İÜ’nün iki tarihi salonunda gerçekleştirilecek.

Festival kapsamında 14 panel, bir sempozyum ve iki konferans düzenlenecek.

Dünyanın konuştuğu kitap, sinemaseverler içinfestival boyunca ücretsiz dağıtılacak!

 Dan Fleming’in tüm dünyada ses getiren sinemakitabı ¨Making the Transformational Moment inFilm¨ sinemaseverler ve sinema öğrencileri için çevriliyor. Malatya Valiliği ve Malatya Kayısı Araştırma Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından hayata geçirilen ve bu yıl 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasında üçüncü kez gerçekleştirilecek olan Malatya Uluslararası Film Festivalisinemaseverler ve sinema bölümü öğrencileri için sinema teknik kitapları hazırlamaya devam ediyor.
Sinema tekniği üzerine çok az kitabın yayınlanmış olduğu ülkemizde, MUFF ilk yılından itibaren bu eksikliği giderebilmek için teknik bir kitabı yayına hazırlıyor. MUFF birinci yılında Jeremy Vineyard’ın “Sinemada Çekim Teknikleri: Her Sinemacının Bilmesi Gereken Önemli Kamera Hareketleri” kitabını; ikinci yılında Gael Chandler’ın “Film Kurgusu:  Sinemaseverlerin ve Film Yapımcılarının Bilmesi Gereken Mükemmel Kesmeler, 2009” kitaplarını sinemaseverlere ve sinema öğrencilerine armağan etmişti.
Malatya Uluslararası Film Festivali geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da, bir önceki kitapların devamı niteliğinde; Yeni Zelanda Üniversitesi Sanat Okulu Ekran ve Medya Araştırmaları Kürsü Başkanı Dan Fleming’in “Making the Transformational Moment in Film” adlı yeni kitabını, Festivale katılacak sinemacı ve sinema öğrencileri için Türkçe olarak hazırlıyor.
Eleştirmenlere göre kitabın en önemli yararı; sinema insanlarına, film yapımındaki ham materyallerin bir araya getirilerek, nasıl bir dönüşüm yarattığını, ayrıntılar ve örneklerle öğretmesi.
Yazar bu kitapta anlık dönüşümün nasıl inşa edildiğini, anın nasıl sahnelendiğini, görsel kompozisyonların nasıl kullanıldığını, öykünün nasıl yapılandırıldığını, renk, ışık ve müziğin nasıl bir araya getirildiğini ve karakterlerin nasıl ete kemiğe büründüğünü; Vincent Ward ve diğer yönetmenlerin filmlerinin önemli kareleri ile örneklendirerek anlatıyor. Fleming’e göre dönüşüm süreci, renk, ışık ve müzik öğelerinin bir araya gelmesiyle oluşuyor ve tüm içeriğe etki ediyor.
Kitap için ne dediler?
¨Bu kitabın her sayfasında, sinemacıları sevinçten zıplatacak öneriler var. Zekice yazılmış, Arthur Koestler çaprazlamasını çağrıştıran bu kitap önemli film çekim tekniklerini ve önemli teorileri bir arada sunuyor.¨  Barnet Bain, Yapımcı, What Dreams May Come.
• “Fleming, teorik eğitimi ustalıkla pratiğe dönüştürüyor. Biz sinemacılara, iyi film yapabilmemiz için yeni düşünce yolları gösteriyor. Bence, ihtiyacımız olan tam da budur.¨