Şunun için etiket arşivi: film festival

Malatyalı Genç Yönetmen Bölgesel Dalında En İyi Film Ödülünü Aldı

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “21. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışmasında” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın yönettiği “Cibik” adlı film, belgesel dalında en iyi film ödülüne…

odul-cibik

 

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “21. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışmasında” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın yönettiği “Cibik” adlı film, belgesel dalında en iyi film ödülüne layık görüldü
Cibik filmi, 21. Altın Koza Film Festivali’nde Belgesel Dal’ında Türkiye, Fransa ve İspanya’dan toplam yedi filmin yönetmeni filmleriyle finalde yarıştı. Her dalda tek ödülün verildiği yarışmada “En İyi Belgesel Film Ödülü” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın “CİBİK” (Reed) adlı belgeseline layık görüldü. Cibik filmi, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nda ödül alan tek Türk yapımı oldu. Film, zor koşullarda yaşayan sazlık işçilerinin çok düşük ücretlerle geçimlerini sağlama ve borçlarını bitirme mücadelelerini yansıtıyor.
Yönetmen Turgay Kural, filmi Kayseri’ni Develi ilçesinde çektiklerini belirterek, “Cibik filmi için gölün donması beklenildi. Doğa ve insan mücadelesinin daha iyi yansıtılması için kışın zorlu şartlara ulaşması beklenildi. Çekimler 34 gün sürdü. 15 gün görüntü seçildi. Ekip 34 gün işçilerle aynı çadırda kaldı ve aynı yemekleri paylaştı. Zor koşullar altında ekip arkadaşlarımla çektiğim filmle uluslararası alanda Türkiye’ye bir Malatyalı olarak ödül kazandırmaktan onur ve gurur duyuyorum. Avrupaların desteklediği büyük bütçeli çalışmalar arasından mütevazı bir filmle sıyrılmak beni çok mutlu ediyor. Yaşanan tüm zorluklara rağmen bunun karşılığını almak çok güzel ve onur verici. Farklı çalışmalarla Türkiye’yi ve Malatya’yı temsil etmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak :[-]

 

 

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na seçilen filmler belli oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10 – 18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Festival’de Türkiye sinemasının öncü yönetmenlerinin ve genç temsilcilerinin gelenekten geleceğe bir köprü oluşturan filmleri bir arada yer alacak.

51_ALTIN_PORTAKAL

2011’de konan prömiyer yapma şartının kaldırılması üzerine Festival’e 57 uzun metrajlı film başvuruda bulundu. Alin Taşçıyan,Atalay Taşdiken, Serkan Çakarer ve Sevin Okyay’dan oluşan jüri tarafından yapılan ön eleme sonucu 12 film yarışmaya seçildi. Çağdaş Türkiye sinemasının çeşitliliğini yansıtan seçkide bulunan filmler, 14 daldaAltın Portakal’ın yanı sıra SİYAD, Film-Yön veİzleyici ödülleri için de yarışacak. Bu filmlerden beş tanesi En İyi İlk Film Ödülü’nün de adayları.

51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na katılmaya hak kazanan filmler şöyle sıralanıyor:

  • Balık / Derviş Zaim
  • Çekmeköy Underground / Ayşim Türkmen Keskin  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku / Çiğdem Vitrinel  Dünya Prömiyeri
  • Guruldayan Kalpler / Ömer Uğur  Dünya Prömiyeri
  • İtirazım Var / Onur Ünlü
  • İyi Biri /Ayhan Sonyürek  Dünya Prömiyeri
  • Klama Dayika Min – Annemin Şarkısı / Erol Mintaş  İlk Film, Türkiye Prömiyeri
  • Kumun Tadı / Melisa Önel  İlk Film
  • Kuzu / Kutluğ Ataman  Türkiye Prömiyeri
  • Neden Tarkovski Olamıyorum / Murat Düzgünoğlu
  • Oflu Hoca’yı Aramak – O.H.A. / Osman Levent Soyarslan  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Sivas / Kaan Müjdeci  İlk Film, Türkiye Prömiyeri

    Kaynak :[-]

Bu yıl 14-28 Kasım tarihleri arasında Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenecek II. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali kapsamında yapılacak olan Ulusal Kısa Film Yarışması’na başvurular başladı. 

boğaziçi-film-festivali


Başta sinema olmak üzere, ülkemizin önemli kültür sanat etkinlikerinden birisi olacağını henüz ilk yılında yaptığı, dünya sineması seçkisi, özel gösterim bölümleri, söyleşiler, atölye çalışmaları ve özellikle kısa filme verdiği yapım destek fonu ile göstermiş olan, Uluslararası Boğaziçi Film Festivali ikinci yılına hazırlanıyor. Bu sene İstanbul Medya Akademisi koordinatörlüğünde Türk Sinemasının 100.Yılına özel olarak alanında yetkin yerli ve yabancı ünlü isimlerin katılımlarıyla, akademik tartışmalar, özel program ve seminerler, workshoplar ve çeşitli organizasyonlar ile hem teorik hem de pratik tartışmaların gündeme getirilmesi planlanıyor. Son başvuru tarihi 26 Eylül 2014 olarak belirlenen Ulusal Kısa Film Yarışması hakkında detaylı bilgi, başvuru formları ve şartnamelere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.

Venedik’te 1895 yılından bu yana düzenlenen bienal kapsamında bu yıl ilk kez kalıcı bir Türkiye pavyonu yer alıyor. Küratörlüğünü mimar Murat Tabanlıoğlu’nun üstlendiği bienalin sergi konukları arasında tanınmış sanatçı Sarkis de yer alıyor. Defne Ayas’ın sunum küratörlüğünde gösterilecek olan eser, Arsenale’de 2014-2034 yılları arasında Türkiye’ye yirmi yıl süreyle tahsis edilen mekanda sergilenecek.

venedik-bienali

9 Mayıs – 22 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Venedik Bienali 56. Uluslararası Sanat Sergisi’nde yer alacak olan Sarkis, Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. İlk sergisini 1960 yılında İstanbul Sanat Galerisi’nde açtı. Resimle başladığı sanat hayatına heykelin yanı sıra disiplinler arası (işitsel, görsel) enstalasyonlar gibi farklı sanat formları ekleyen sanatçının eserleri, aralarında Centre Georges Pompidou  (Paris), Guggenheim Museum (New York), Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris (Paris), Kunst-und-Austellungshalle (Bonn), Louvre Müzesi (Paris), Bode Museum (Berlin), Kunsthalle Düsseldorf’un bulunduğu birçok sanat merkezi, müze ve galeride sergilendi. When Attitudes Become Form sergisi (Kunsthalle Bern, 1969), DOCUMENTA VI, DOCUMENTA VII (Kassel, 1977, 1982) ile Sidney, Şangay, Sao Paulo, Moskova ve İstanbul Bienalleri Sarkis’in katıldığı önemli sergiler arasında.

Sarkis’in son dönem kişisel sergileri arasında Galeri Manâ (İstanbul, 2013),  Arter (İstanbul, 2013), Museum Boijmans van Beuningen (Rotterdam, 2012), Galerie Nathalie Obadia (Paris, 2011 ve 2014), MAMCO-Cenevre Çağdaş Sanat Müzesi (Cenevre, 2011), Centre Pompidou Çağdaş Sanat Merkezi (Paris, 2010), ve İstanbul Modern (2009) sayılabilir. Sanatçı çalışmalarını 1964’ten bu yana Paris’te sürdürüyor.

Venedik Bienali hakkında tarihçe

1895 yılında yapılan ilk bienalde dekoratif sanatlar önemli rol oynamıştır. Yirminci yüzyılın ilk on yılında etkinlik daha da uluslararası niteliğe erişmiştir. 1907’den sonra birçok ülke kendi ulusal pavyonlarını kurmaya başlamıştır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Biennale modern sanattakiyenilikçi akımlara ilgi göstermye başlamıştır. İki dünya savaşı arasındaki yıllarda birçok önemli modern sanatçı bu etkinlikte işlerini sergilemiştir.

1930’da, Biennale’in kontrolü Venedik şehir meclisinden ulusal Faşist hükümete geçmiştir. 1930’larda birçok yeni etkinlik bölümü eklenmiştir: 1930’da Müzik Festivali, 1932’de Uluslararası Film Festivali, 1934’te Tiyatro Festivali. 1938’den itibaren Sanat Sergisi bölümünde “Büyük Ödül”ler verilmeye başlanmıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında altı yıl ara verildikten sonra, 1948’de yeniden yapılmaya başlanan Biennale, ilgisini önce Avrupa’daki avangard sanat, daha sonra tüm dünyadaki güncel akımlar üzerinde yoğunlaştırmıştır. Soyut Dışavurumculuk 1950’lerde, Pop Sanatı 1960’larda etkinlikte yer almıştır. İtalyan mimar Carlo Scarpa 1948’den 1972’ye kadar Biennale’nin sergi mekanlarına önemli katkılarda bulunmuştur.

1968 protestoları Biennale’de krize neden olmuş, Büyük Ödüller iptal edilmiş, monografik olanlar yerine daha çok tematik sergiler yeğlenmiştir. 1974’te yapılan etkinlik Agusto Pinochet’nin diktatörlüğünü kültür yoluyla protesto etmek amacıyla tümüyle Şili’ye adanmıştır. Yeni ödüller -Venedik Film Festivali’nin Altın Aslanları- verilmeye başlanmıştır.Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.

1980’de Achille Bonito Oliva ve Harald Szeemann ortaya çıkan yeni sanatı araştırmayı amaçlayan “Aperto” isimli bölümü açmışlardır. İtalyan sanat tarihçisi Giovanni Carandente1988 ve 1990 yıllarının yöneticiliğini yapmıştır. Ardından üç yıl ara verilerek, 1995 yılında yapılacak etkinliğin Biennale’nin 100. yıldönümüne denk gelmesi sağlanmıştır. 1993 yılının etkinliği Achille Bonito Oliva, 1995 Jean Clair, 1997 de Germano Celant tarafından yönetilmiştir.

1999 ve 2001 yıllarında peşpeşe iki yıl Harald Szeemann’ın yönetimindeki Biennale’ye Asya ve Doğu Avrupa’dan, her zamankindan daha genç sanatçılar çağrılırken Arsenale’de yeni restorasyonu biten bölümlere sergi mekanları eklenmiştir.

50. Biennale Francesco Bonami tarafından yönetilirken, yedi yardımcı küratörle (Hans Ulrich Obrist, Catherine David, Igor Zabel, Hou Hanru ve Massimiliano Gioni) ile çalışması bir rekor olarak görülmüştür.

51. Biennale Haziran 2005’te açılmıştır. Maria de Corral ve Rosa Martinez’in küratörlükleriyle etkinlik ilk defa iki kadının yönetiminde yapılmıştır. De Corral “The Experience of Art” (Sanatın Deneyimi) isimli bölümü organize ederek eski ustalardan gençlere kadar 41 sanatçının işini sergilemiştir. Rosa Martinez ise Arsenale’yi alarak “Always a Little Further” (Hep Biraz Daha İleri) başlığı altında “romantik yolcu mitini” işleyen 49 sanatçının işlerine yer vermiştir.

51. Biennale’de ABD’li sanatçı Barbara Kruger ömür boyu başarısı için “Altın Aslan” ile ödüllendirilmiştir.

2007’de ABDli Robert Storr baş yöneticiliğini üstlendiği 52. Biennale’nin başlığı Think with the Senses – Feel with the Mind. Art in the Present Tense (Duyularla düşün – Akılla Hisset. Şimdiki Zamanda Sanat) olmuştur. Bu yıl Meksika ilk resmi katılımını sanatçı Rafael Lozano-Hemmer ile Van Axel Sarayı’nda yapmıştır.

İsveç’li küratör Daniel Birnbaum 2009 yılının sanat yöneticiliği için saçilmiştir.

Venedik Bienali Formatı

Resmi Biennale Giardini’de 30 kalıcı ulusal pavyonun bulunduğu parkta yer alır. Kalıcı pavyonlar, daha çok 1930’ların ve Soğuk Savaş’ın uluslararası politik yapısının bir dayatmasıdır. Her ülkenin kendi pavyonunu nasıl kullanacağı konusunda tek bir format yoktur. Büyük Britanya pavyonu her zaman British Council (İngiliz Kültür Konseyi) tarafından yönetilirken ABD bu sorumluluğu İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenen bir galeriye vermektedir. Giardini’de Biennale’nin yöneticisinin küratörlüğünü yaptığı büyük bir sergi salonu da bulunmaktadır.

Aperto genç sanatçılar ve ulusal olarak temsil edilmeyen ülkelerin sanatçıları için daha marjinal bir yan etkinlik olarak başlamıştır. Genellikle Arsenale’de sergilenmektedir ve resmi bienal programının parçası olmuştur. 1995’te Aperto olmayınca katılan ülkeler yeni sanatçılarının işlerini sergileyebilmek için yerler kiralamışlardır.

Documentarist İstanbul Belgesel Günleri 7-12 Haziran tarihleri arasında yedinci kez İstanbul’a konuk oluyor. Festival bu yıl Soma’yı da unutmuyor ve maden belgesellerini seyirciyle buluşturuyor.

documantarist

30’dan fazla ülkenin filmleri, yan etkinlikleri ve konuklarıyla katılım göstereceği 7. Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, 7-12 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İç savaşın yaşandığı ülke Suriye

Festival programında bu yılki konuk ülkesi Suriye.

İç savaş koşulları altında yaşayan Suriyeli belgeselcilerin yakın dönemde yaptığı, çatışma koşulları altındaki gündelik hayata tanıklık eden, ayrıca yaşanan sürece Suriyelilerin gözünden bakan, daha önce pek az yerde gösterilebilmiş filmlerden bir seçki festivalde seyirciyle buluşacak.

seytan-madeni

Polonya- Türkiye ilişkilerinin 600. yılı

Documentarist’in gündemindeki diğer bir ülke ise Polonya.

Polonya- Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında Adam Mickiewicz Enstitüsü’ne bağlı dijital platform Culture.pl işbirliği ile gerçekleşen programda, bu ülkeden 12 kalburüstü film ağırlanıyor.

Polonya’dan Ustalar: Krakow Film Festivali’nin Ödüllü Filmleri başlıklı bölümde, ülkenin en kıdemli belgesel festivali olan Krakow Film Festivali’nde son 40 yılda ödül almış belgeseller yer alıyor. Seçkide Krzysztof Kieslowski, Kazimierz Karabasz, Marcel Lozinski, Wojciech Wiszniewski gibi ülkenin en önemli ustalarının ödüllü yapıtları yer alıyor.

Konuk olarak festivale katılacak yönetmenlerden Pawel Lozinski, ülkenin bir başka ünlü belgeselcisi, babası Marcel Lozinski ile birlikte çekimine başladığı, ancak anlaşamayarak birbirlerine küstükleri, sonunda baba ile oğul tarafından iki versiyonu yapılan ‘Baba ve Oğul’ (Father and Son, 2013) filminin ilginç hikâyesini anlatacak.

Documentarist ilk kez FIPRESCI Jürisi

Documentarist, bu sene ilk kez bir FIPRESCI Jürisi ağılıyor. Bu yılki jüride Şili’den Pamela Biénzobas, Danimarka’dan Steffen Moestrup ve Türkiye’den Özge Özdüzen görev alacak.

Festival programının ana bölümlerinden birini de Türkiye’de son bir yılda yapılan belgesellerden 20 filmlik geniş bir seçki oluşturuyor. Bunlardan, yönetmenin 1. veya 2. filmi olanlar Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü‘ne aday olarak jüri önüne çıkacak. Bu seneki ödül jürisinde Deniz Akçay, Işıl Baysan Serim, Ufuk Emiroğlu, Senem Aytaç ve Hans Treffers yer alıyor.

Ustalara saygı bölümü

Bu yılın Ustaya Saygı bölümü ise 2001 yılında erken yaşta hayata veda eden Hollandalı belgeselci Johan van der Keuken’e ayrıldı.

40 yıla yayılan sinemacılık kariyeri boyunca 50’den fazla belgesel yapmış ve birçok kitap yayımlamış olan ustanın, en önemli yapıtlarından beşi bu bölümde seyirciye sunulacak: ‘Beppie’ (1965), ‘Okuma Dersi’ (The Reading Lesson, 1973), ‘Yönetmenin Tatili’ (The Filmmaker’s Holiday, 1974), ‘Kuyunun Üstündeki Göz’ (The Eye Above the Well, 1988) ve ‘Amsterdam Küresel Köyü’ (Amsterdam Global Village, 1996).

“Soma İçin”

Soma’da yaşanan felakette yaşamlarını yitiren işçiler anısına, madencilerin yaşamına odaklanan filmler de son anda programa eklendi.

“Soma İçin” başlığı altında geçen günlerde kaybettiğimiz Michael Glawogger’in ‘İşçinin Ölümü’ (Working Man’s Death), Bolivya’daki çocuk madencileri konu alan ‘ Şeytan Madeni’ (The Devil’s Miner, 2005) ve İngiltere’deki madencilerin melankolik hikâyesini aktaran ‘Madenci İlahileri’ (The Miners’ Hymns, 2011) adlı filmler gösterilecek.

Gösterim mekanları

Film gösterim mekânları Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı, Hollanda Konsolsoluğu Bahçesi ve Romen Kültür Merkezi.

Festival programına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yıl 19.’su düzenlenecek olan Londra Türk Filmleri Festivali 02 Millennium Dome’daki galayla kapılarını açacak!

 

Bu yıl 22 Mayıs 1 Haziran tarihleri arasında 19’uncusu gerçekleştirilecek olan Londra Türk Film Festivali, Birleşik Krallığın simge binalarından 02 Millennium Dome’da açılıyor. Her yıl, Sundance Film ve Müzik Festivali’nin Londra ayağına ev sahipliği yapan, dünyanın en büyük konserlerinin verildiği 02 Milenyum Dome, bu yıl ilk kez Türk Film Festivali’ni de ağırlayacak.

19. Londra Türk Film Festivali, uluslararası festivallerde gösterime giren, övgüyle söz edilen, başarılara imza atan Türk filmlerinin yer aldığı sinema şölenini izleyicisi ile buluşturmaya hazırlanıyor. “Yozgat Blues”un Londra prömiyerinin yapılacağı Festival’de Serra Yılmaz’a “Yaşam Boyu Başarı” ödülü takdim edilecek.

22 Mayıs-1 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek Festival, bu yıl da, her yaştan sinemasevere hitap edecek bilgilendirici,düşündürücü, eğlenceli, şaşırtıcı ve ilham verici bir programı Londra’daki sinemaseverlerin beğenisine sunuyor.

19. Londra Türk Film Festivali, O2 Cineworld, Rio Cinema Dalston ve Cine Lumiere sinemalarında Türk filmlerine perdelerini açacak.

FESTİVAL’İN AÇILIŞ FİLMİ “YOZGAT BLUES”

yozgat-bluesLondra’nın Greenwich bölgesinde yer alan, Millenium kutlamaları için inşa edilen ve dünyanın en büyük konserlerinin yapıldığı O2 Millenium Dome’da gerçekleştirilecek açılış gecesinde, Festival’in geleneksel iki büyük ödülü takdim edilecek. Gecede, ulusal ve uluslararası festivallerden ödüllerle dönen, başrollerini Ercan Kesal, Ayça Damgacı, Tansu Biçer ve Nadir Sarıbacak’ın paylaştığı, yönetmenliğini Mahmut Fazıl Coşkun’un yaptığı “Yozgat Blues”un Londra prömiyeri yapılacak.

“YAŞAM BOYU BAŞARI” ÖDÜLÜ SERRA YILMAZ’A TAKDİM EDİLECEK

Festival’in açılış gecesi takdim edilecek Golden Wings Yaşam Boyu Başarı Ödülü, geçtiğimiz yıllarda Türk Sineması’nın dev isimleri Türkan Şoray, Şener Şen, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır’a verildi. Bu yıl ise Golden Wings Yaşam Boyu Başarı Ödülü, Türk Sineması’nı hem Türkiye’de, hem de İtalya’da başarıyla temsil eden sanatçı Serra Yılmaz’a takdim edilecek.

Her yıl Festival izleyicilerinin oylarıyla belirlenen Golden Wings İzleyici Ödülü ise, Festival’de yer alan uzun metrajlı filmler arasından yine Londra’daki izleyicilerin oylarıyla belirlenecek. Türk Sineması’nın usta isimlerinin imza attığı filmlerin yanı sıra, yeni nesil yönetmenlere de kapısını her zaman açık tutan LTFF, ilk filmler, kısa film seçkisi ve sinemacılarla yapılacak söyleşilerle Festival süresince Londra’da Türk Sineması rüzgarı estirecek.

Hollanda’nın Rotterdam kentinde, ilk kez önceki yıl gerçekleştirilen ‘Kırmızı Lale Film Festivali’nin ikincisi 25-31 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.

kırmızı-lale-film-festivali

Hollanda’nın Rotterdam kentinde, ilk kez önceki yıl gerçekleştirilen ‘Kırmızı Lale Film Festivali’nin ikincisi 25-31 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.

Fatma Girik’in ‘Yaşam Boyu Başarı’, Nuri Bilgi Ceylan’ın da ‘Kırmızı Lale Ustaya Saygı’ ödülü alacağı festival Hollanda Türkiye Kültür Vakfı tarafından organize ediliyor.

Festivalin açılış ve kapanış gecesi Rotterdam Lantaren Venster Kültür Merkezi’ndeki büyük salonda düzenlenirken film gösterimleri ise aynı kültür merkezinin iki ayrı salonunda gerçekleştirilecek.

Kaynak :[-]

BU yıl 22 Mayıs-1 Haziran tarihleri arasında 19’uncusu gerçekleştirilecek olan Londra Türk Film Festivali, Birleşik Krallık’ın simge binalarından 02 Millennium Dome’da açılıyor.

Serra-yilmaz

Her yıl, Sundance Film ve Müzik Festivali’nin Londra ayağına ev sahipliği yapan, dünyanın en büyük konserlerinin verildiği 02 Milenyum Dome, bu yıl ilk kez Türk Film Festivali’ni de ağırlayacak. YozgatBlues’un Londra prömiyerinin yapılacağı festivalde Serra Yılmaz’a ‘Yaşam Boyu Başarı’ ödülü verilecek. Festival’in açılış gecesi verilecek ödülü, geçtiğimiz yıllarda Türk sinemasının dev isimleri Türkan Şoray, Şener Şen, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır almıştı.

TÜRK FİLMİ RÜZGÂRI ESECEK

Her yıl festival izleyicilerinin oylarıyla belirlenen ‘GoldenWings İzleyici Ödülü’ ise festivalde yer alan uzun metrajlı filmler arasından yine Londra’daki izleyicilerin oylarıyla belirlenecek. Türk sinemasının usta isimlerinin imza attığı filmlerin yanı sıra, yeni nesil yönetmenlere de kapısını açık tutan festival, ilk filmler, kısa film seçkisi ve sinemacılarla yapılacak söyleşilerle festival süresince Londra’da Türk sineması rüzgârı estirecek.

6.Saraybosna Türk Film Festivali 25 Nisan’da “Uzun Hikaye” filminin gösterimiyle başlayacak.

uzun_hikaye-osman_sinav

SARAYBOSNA

Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Dr. Cengiz Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivalin açılışının 25 Nisan’da başkent Saraybosna’daalt yazılı ve ücretsiz olarak gösterileceğini söyledi.

Filmlerin daha sonra, 7-11 Mayıs tarihleri arasında da Mostar’da gösterileceğini belirten Dr. Aydın, filmleri seçerken Bosna Hersek’e uygun olması, güncel olması ve halkın beğeneceği filmler olmasına özen gösterdiklerini kaydetti.

Dr. Aydın, önceki yıllarda halkın festivale yoğun ilgi gösterdiğini ifade ederek, bu yıl da aynı ilgiyi beklediklerini dile getirdi.

Osman Sınav ve Kenan İmirzalıoğlu katılacak

Açılışta gösterilecek filmin yönetmen ve oyuncularıyla buluşmanın etkinlik açısından önemli olduğunu kaydeden Dr. Aydın, “Bu sene Uzun Hikaye filmi ile açılışı yapma kararı verdik. Filmin yönetmeni Osman Sınav ve başrol oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu’nu davet ettik ve kendileri de kabul ettiler. 25 Nisan’da yapılacak festivalin açılışında kendileri de bulunacaklar. Festivalimize renk katacaklar” ifadelerini kullandı.

Dr. Aydın, iki ülke arasındaki kültürel bağları güçlendirme anlamında, önemli, kalıcı ve etkin çalışmalar yapmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türk Filmleri Festivali de bunlardan biri. Saraybosna ve Bosnalı sinemaseverlerin festivalimizi heyecanla beklediklerini biliyorum. Festival kapsamında göstereceğimiz filmleri Kültür ve Turizm Bakanlığımızın film arşivinden seçiyoruz. Bu kapsamda Sinema Genel Müdürlüğümüzle koordineli çalışıyoruz. Bu sene aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılı. Bu nedenle, 6. Türk Film Festivali de ayrı bir anlam taşıyor. Festival kapsamında Türk sinemasının 100. yılı vurgusunu da yoğun bir şekilde işleyeceğiz”

Festivalde, Bosna Hersekli sinemaseverler,”Uzun Hikaye”, “Yunus Emre Aşkın Sesi”, “Zerre”, “Uzak”, “Propaganda” ve “Tepenin Ardı” filmlerini ücretsiz izleme imkanı bulacak.

Muhabir: Kayhan Gül/AA

 

33. İstanbul Film Festivali’nde uluslararası yarışmada Altın Lale’yi Eskil Vogt’un yönettiği Blind kazandı. Ulusal yarışmada ise Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Ben O Değilim, en iyi film seçildi.

Onur Ünlü, 'İtirazım Var’ filmiyle En İyi Yönetmen seçildi.

Onur Ünlü, ‘İtirazım Var’ filmiyle En İyi Yönetmen seçildi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği 33. İstanbul Film Festivali’nin ödülleri, cumartesi gecesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan törenle sahiplerini buldu.

Gecenin ödülleri

Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne, Eskil Vogt’un yönettiği ‘Blind’ (Körlük) filmi layık görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü, Joanna Kos-Krauze ve Krzysztof Krauze’nin yönettiği ‘Papusza’ (Taş Bebek) adlı filme verildi.

Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne, Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği ‘Ben O Değilim’ filmi layık görüldü.

En İyi Yönetmen dalında Altın Lale, ‘İtirazım Var’ filmiyle Onur Ünlü’ye verildi.

Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne, Kazım Öz’ün yönettiği ‘He Bû Tune Bû’ (Bir Varmış Bir Yokmuş) adlı film layık görüldü.

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, ‘Ayhan Hanım’ filmindeki rolüyle Vahide Perçin’in oldu.

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, ‘İtirazım Var’ filmindeki rolüyle Serkan Keskin’in oldu.

En İyi Senaryo Ödülü, ‘Ben O Değilim’ filmiyle Tayfun Pirselimoğlu’na verildi.

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü, ‘Silsile’ filmiyle Ahmet Sesigürgil’e verildi.

En İyi Müzik Ödülü’nü ‘Were Denge Min’ (Sesime Gel) ile Ali Tekbaş, Serhat Bostancı, A. İmran Erin ve ‘Ben O Değilim’ filmiyle Giorgos Komendakis paylaştı.

En İyi Kurgu Ödülü’nü Şarkı Söyleyen Kadınlar filmiyle Reha Erdem kazandı.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü, ‘Nergis Hanım’ filmi yönetmeni Görkem Şarkan’a verildi.

Kapanış etkinlikleri

Ödül töreninin ardından konuklar, festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale Ödülü’nü kazanan Blind (Körlük) filmini izledi.

Etkinliğe, festivalin ulusal ve uluslararası konukları, Altın Lale için yarışan filmlerin oyuncu ve yönetmenleri ile sinema dünyasından çeşitli isimler katıldı.

Dünyanın en büyük uluslararası sinema festivali sayılan Cannes Film Festivali yarışma filmlerine ait resmi liste perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Nuri Bilge Ceylan

Nuri Bilge Ceylan

Dünyanın pek çok ünlü yönetmeninin birbirinden iddialı filminin yarışacağı Festival’e Türkiye’den ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” Fatih Akın’ın ise “The Cut” filmiyle yarışmaya katılması bekleniyordu fakat son anda yapılan açıklama ile yarışmadan çekildiğini belirtti.  Artık Cannes’ın önemli isimleri arasında yer alan ve ‘Bir Zamanlar Anadolu’ filmiyle Jüri Büyük Ödülü’nü alan Ceylan, Emir Kusturica, Ken Loach gibi dev aktörlerle yarışacak. Yarışma filmlerine ait resmi liste Perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Dünya sinemasının kalbi Mayıs ayında iki hafta boyunca Cannes’da atacak. Uluslararası Cannes Film Festivali’nin 67’incisi bu sene yine 14-25 Mayıs tarihleri arasında Fransa’nın sahil kenti Cannes’da yapılacak. 25 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle ödül töreni 24 Mayıs Cumartesi akşamı düzenlenecek. Her yıl büyük ilgi gören festival afişine bu yıl İtalyan aktör Marcello Mastroianni ilham kaynağı oldu. Festival, Mastroianni’nin, Federico Fellini’nin yönettiği ve 1963 yılında Cannes Film Festivali’nde gösterilen ‘Sekiz buçuk’ adlı filminden alınan fotoğrafıyla, bir yandan ‘dünyaya açık ve özgür İtalyan ve Avrupa sineması’, bir yandan da onun en büyük temsilcilerinden Marcello Mastrroianni’yi onurlandırmak istiyor.

6. kez kadın jüri başkanı

Jane Campion

Jane Campion

Geçtiğimiz yıl Fransız sinemasının genç ismi Audrey Tautou’nun sunduğu açılış seramonisini bu yıl Lambert Wilson sunacak.

Yine geçen yıl ünlü yönetmen Steven Spielberg’in üstlendiği Jüri Başkanlığını bu yıl Yeni Zelandalı kadın yönetmen Jane Campion yapacak. Festival’de 1993 yılında « Piyano dersleri » adlı filmiyle Altın Palmiye ödülü kazanan Campion Festival’e başkanlık eden 6’ıncı kadın olacak. Kısa film yarışma jürisine (Jury des courts métrages ) İranlı yönetmen Abbas Kiarostami, Eleştiri Haftası jürisine (Semaine de la critique) İngiliz Andrea Arnold, Belli Bir Bakış (Un Certain Regard) jürisine de Arjantinli yönetmen Pablo Trapero başkanlık edecek.

Tartışmalı ‘Grace de Monaco’ filmiyle açılış

Festival, Monaco Prensesi Grace’i anlatan ve Nicole Kidman’ın başrol oynadığı “Grace” filmi ile açılacak. Yönetmen Olivier Dahan ile yapımcısı Harvey Weinstein arasındaki tartışmalar nedeniyle bir türlü sinemalarda gösterime giremeyen film Festival’in açılış filmi olacak. Ancak senaryoya itiraz eden Monaco hanedanı Grimaldi ailesi, filmin gösterimine katılmayacak. Başrol oyuncusu Nicole Kidman ise, Festival’in 2001’deki açılış filmi olan ‘Moulin Rouge’ da olduğu gibi kırmızı halıda ilk boy gösteren sanatçı olacak. Festival’in müdavimlerinden biri haline gelen Kidman, geçtiğimiz yıl da jüri üyesi olmuştu.
Tartışmalı diğer filmlerden Abel Ferrera’nın, IMF eski Başkanı Dominique Strauss Kahn’ın seks skandalını anlatan ve Gerard Deaprdieu’nun başrolde oynadığı filmi ‘DSK, Welcome to New York’ ile Woody Allen’ın Cannes’da çektiği ‘Magic in the Moonlight’ filmlerinin listeye girmesi ise sürpriz olacak.

 Yarışacak muhtemel liste 

Dardenne Kardeşler : Deux jours, une nuit (başrolde Marion Cotillard),

David Cronenberg: Maps to the Stars (başrolde Robert Pattinson, Julianne Moore ve John Cusack)

Tommy Lee Jones : The Homesman,

Ryan Gosling : How to Catch a Monster (Eva Mendes ve Christina Hendricks),

Emir Kusturica (On The Milky Road : Başrolde Monica Bellucci

Nuri Bilge Ceylan : Kış Uykusu (Sommeil d’hiver)

Fatih Akın :The Cut , (Katılmayacağını açıkladı)

Ken Loach : Jimmy’s Hall,

Atom Egoyan : The Captive,

Xavier Dolan : The Mummy,

Denys Arcand: Le règne de la beauté,

Alejandro Gonzalez Inarritu : The Birdman,

David Michod : The Rover ,

Mike Leigh : Mr Turner,

Roy Anderson : A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence,

Thomas Vinterberg Far From the Madding Crowd

Mathieu Amalric : La Chambre bleue,

Benoit Jacquot 3Cœurs

Xavier Beauvois : La Rançon de la gloire,

Pascale Ferran : Bird People, Olivier Assayas : Clouds of Sils Maria

Michel Hazanavicius : The Search

Jean Luc Godard : L’Adieu (3D)

Kaynak :[-]

ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi ve İstanbul Üniversitesi öğrenci kulüpleri Türkiye’de yasaklanan Nymhomaniac filmi için gösterimler düzenleyecek.

nymphomaniac

“Birtakım olaylar oluyor, birtakım hareketler var. Bunlar oluyor diye asabınız bozulmasın, sokaklar eskimez. Mühim olan mesele bu hareketin saldırı halini almamasıdır. Ama olursa, devlet, saldırı nereden gelirse gelsin önleyecek güçtedir”.

Başbakan Süleyman Demirel’in 8 kasım 1968’de adalet partisi Ankara il kongresinde, sık sık düzenlenen gösteri yürüyüşlerinden şikayetçi olan bir delegenin bunlara “mani” olunmasını istemesi üzerine söylediği bu sözler, “Yürümekle yollar eskimez” ya da “Yürümekle yollar aşınmaz” biçiminde yinelenerek yıllarca eleştirildi. eleştirenler, bu sözleri Demirel’in demokratik yöntemlerle ifade edilen toplumsal taleplere karşı kayıtsızlığının bir ifadesi olarak değerlendirirken, Demirel, söylediklerinin “Türk demokrasisinin kilometre taşı” olduğu inancındaydı. Bu sözleriyle, “toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasından tedirgin olarak bu haktan vazgeçilemeyeceği, şayet vazgeçilmeye kalkışılırsa birçok haklardan vazgeçilmesi lazım geleceğini, böylece sağlanacak huzur ve sükunun milleti susturmak olacağını” vurguladığını söyleyen Demirel, Adalet Partisi gençlik kollarında yaptığı bir konuşmada kendisini şöyle savunuyordu: “kimse beni yanlış çıkarmak için, bakalım yollar yürümekle eskir mi diyerek daha fazla yürümemiştir”.  S.DEMİREL

 

Bu sözden yola çıkarak durum saptaması yaptık. Kim nasıl anlar bilemiyoruz ama yasaklarla, aslında yasağı yasaklamak lazım galiba. Yasalar karşısında her türlü ceza ve yetkiye sahip reşit bireylerin akıl baliğ değilmişcesine bir filimden korunmaya çalışılması biraz değil haylice garip. Durum böyle olunca da “Yasak varsa etrafından dolanmakta var.” durumunu kullanma hakkını tanımamakta mümkün değil.

Gelelim habere;

Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan ve yalnızca İstanbul Film Festivali’nde izlenebilecek Nymhomaniac filmi “sansürü sıfırladık” diyen üniversitelilerce dört üniversitede perdeye taşınıyor.

Lars von Trier’in Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan filmi “Nymphomaniac” “sansürü sıfırladık” diyen üniversitelilerce perdeye taşınıyor.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sinema Topluluğu (ODTÜ SİTop) ,Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (bü(s)k), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Sinema Topluluğuİstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Sinema’nın düzenlediği gösterimler bugünden itibaren üç gün kampüslerde gerçekleşecek.

Dört üniversiteden dört öğrenci kulübünün açıklamasında şu ifadeler yer alıyor.

“Bir demokrasi trolü olan ‘uzun adam’ın her söylemini eyleme dönüştüren devlet bürokrasisiyle karşı karşıyayız.”BÜ(S)K, ODTÜ SiTop, İTÜ Taşkışla Sinema ve İstanbul Üniversitesi Diş Sinema olarak yasaklara ve antidemokratik uygulamalara karşı, gösterimi yasaklanan NYMPHOMANIAC filmini eşzamanlı perdeye taşıyarak ‘sansürü sıfırlıyoruz.

“Sokakta katil, evinde hırsız hükümet; sinema öldürüp avm yapıyor, fonlarımızı çalıp muhafazakar sanat üretimini dayatıyor.

“Tüm antidemokratik, baskıcı, otoriter uygulamalar karşısında filmsever herkesi sinemalarına, üretimlerine, özgürlüklerine, söz söyleme haklarına; hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Nasıl yasaklandı?

14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi 3 Mart’ta yasaklandı.

Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bıraktı.

Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar verdi.

!f İstanbul Film Festivali’nde Lars von Trier tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen film İstanbul Film Festivali bünyesinde izleyiciyle buluşuyor.

“Nymphomaniac”, 50’li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali’nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı. (BK)

Gösterimler:

ODTÜ, 7-8 Nisan, 19:00, Fizik U-3 Amfisi

Boğaziçi Üniversitesi, 8 Nisan 17:30, İbrahim Bodur Salonu

İTÜ, 8 Nisan 19:00, Taşkışla Salon 213

İÜ, 9 Nisan 16:30, Prof. Dr. Altan Gülhan Salonu