Şunun için etiket arşivi: çocuk

1950 yılında İstanbul’da doğdu.1975’de Devlet Tatbiki Güzel  Sanatlar Y.O  Grafik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.(Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi)

 

Öğrencilik yıllarından askere gittiği 1977 yılı sonuna kadar,çocukların hayal dünyasını güzelleştiren eserlerle illüstrasyonlar çizerek güzel işlere imzasını attı.Bu çalışmalarla ödüller kazandı.

 

İlk kişisel sergisini,’’Doğa ile Haşır,Neşir’’ Taksim’de açtı.

 

Hep öğretti,öğrendi üstelik, öğrendiklerini paylaştı eşsiz kalemiyle…

59 kişisel sergi ve 100’ün üzerinde karma sergiyle paylaştı sevgisini,1989 yılında çocuklara televizyondan resim sevgisini aşıladı.Unicef kartpostalları eklendi sonra başarısına,hayallerini ve o hiç büyümeyen çocuğu anlattı eserlerinde.

 

1992 yılında ‘’Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü’’ verildi Çocuk Vakfı tarafından,

 

2001 yılı INEPO’nun  ilk kez dağıttığı ‘’Çevre Sanat ‘’ ödüllerinden,Resim ödülüne layık görüldü.60.Sergi ‘’İŞİM,AŞKIM,HOBİM’’ ile özetledi belki de hayatını,

Resim ile ihtiyacımız olan ve unutmaya yüz tutmuş,’’çevre’’,’’barış’’ olgusunu yaşattı bizlere,Özgün sanat anlayışı ile geleneksel hat sanatı arasında grafiksel ilişkiler aradığı kompozisyon çalışmalarını illüstrasyon  çalışmalarıyla birleştirdi.

 

Kızı Perincan Yalnızcık ,sanat ile yoğrulan ruhuyla babasının yolunda ilerlemekte ,

 

İyi ki varsınız Reha Yalnızcık…

 

Mutlu Senelere …

 

Belediyenin düzenleyeceği heykel çalıştayı festivalinde dünyanın farklı yerlerinden ünlü isimler bir arada…

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sonbaharda düzenleyeceği ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı, dünyanın farklı coğrafyalarından ünlü heykeltıraşları ağırlayacak. İzmirlilerin de izleyebileceği 20 günlük çalışma sürecinde hazırlanacak heykeller, kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek. Çalıştay’ın teması Akdeniz olacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 13 Ekim-2 Kasım 2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na katılmaya hak kazanan heykeltıraşlar belirlendi. Kültürpark İzmir Sanat Oditoryum’ta toplanan seçici jüri, 50 farklı ülkeden gelen 150 başvuruyu değerlendirdi. Jüri, çalıştaya katılacak eserlere karar vermekte oldukça zorlandı. Yarışın galibi, 7 yabancı ve 3 Türk heykeltıraş oldu. Jürinin belirlediği heykeltıraşlar, söz konusu tarihlerde Kültürpark Tarih ve Sanat Müzesi önündeki havuzun çevresine kurulacak açık hava işliklerinde heykel çalışmaları yapacak. 20 günlük bir çalışmayla hazırlanacak olan heykeller, daha sonra kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek.
‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na şu isimler katılacak:
Aldo Shıroma (Peru), Amancio Gonzales Andres (İspanya), Bettino Francini (İtalya), Chander Parkash (Hindistan), Hıtoshi Tanaka (Japonya), Valentıne Mıtev (Bulgaristan), Volodymyr Khochmar (Ukrayna), Hakan Şengönül, Mert Taşkın Demir ve Levent Ayata (Türkiye).

Jüride kimler var?

Uluslararası İzmir Heykel Çalıştayı seçici jürisi, toplam 150 başvurunun geldiği proje dosyalarını seçerken, tasarımların kent dokusu ile ilişkisi, malzeme ile uyumluluğu gibi kriterleri göz önünde bulundurdu. Jüri değerlendirmede ayrıca, projenin uygulanabilirliği ile soyut ve figüratif işlerin dengelenmesini de dikkate aldı.

Yarışmaya başvuran eserleri büyük bir titizlikle inceleyen seçici jüri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serpil Baran, heykeltıraş Bihrat Mavitan, heykeltıraş Cem Sağbil, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Gökçen Ergür, heykeltıraş Yücel Tonguç Sercan, mimar Ebru Kandilci ve heykeltıraş Esen Kesecioğlu’ndan oluştu.

İzmir ‘açık hava müzesi’ne dönüşecek‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’, kente kalıcı, nitelikli, sanata uluslararası bakışı olan çağdaş yapıtlar kazandırmayı hedefliyor. Sanat ürünlerini dış mekanlara taşıyarak kalıcı eserlerin sürekli olarak sergilenmesini sağlayacak olan çalıştay, kent kültürüne ve estetiğine katkıda bulunmayı ve İzmir’i adeta bir ‘açık hava müzesi’ haline dönüştürmeyi amaçlıyor.

Çalıştayın konsepti, İzmir’in Akdeniz’deki kültür başkentlerinden biri olması hedefinden yola çıkılarak “Akdeniz’ olarak belirlendi. Çalıştay, Akdeniz ülkeleri ve kültürüne dikkat çekerek, İzmir’in önemli Akdeniz kentlerinden biri olarak uluslararası platformdaki etkinliğini arttırmayı, dünya ülkelerini kültür ve sanat alanında Akdeniz başlığı altında buluşturmayı ilke ediniyor.

Herkes izleyebilecek

Çalıştay sürecince, Dokuz Eylül Üniversitesi Heykel Bölümü öğrencileri, sanatçılara asistanlık yapacak. Böylece heykeltıraşlar ve üniversite öğrencileri arasında diyalog oluşacak, öğrenciler sanatçıların deneyim ve bilgilerinden faydalanacak. Çalıştayın Kültürpark içindeki Tarih ve Sanat Müzesi bahçesinde halka açık olarak yapılması ise her yaştan İzmirli’nin yapım ve yaratım süreçlerine dahil olmasını, ulusal ve uluslararası sanatçılar ile ilişki kurmasını sağlayacak. Çalıştaya katılacak olan heşkeltıraşların her biri, ayrıca çocuklarla birer günlük atölyelerde bir araya gelecek.

Kaynak : [-] 

İzmirli müzisyenler Ömer ve Nitsa Çukurel Kapancıoğulları’nın kurduğu Blue Monkey (Mavi Maymun) adlı müzik grubu, bir uluslararası yarışmasında ilk 10’a kaldı. Grubun bu başarısının ardında ilginç bir hikâye var.

Ömer Kapancıoğulları ve Nitsa Çukurel, daha ortaokulda tanıştı. İkilinin çocuk yaşta başlayan arkadaşlığı, 3 yıl önce evlilikle taçlandı. Ve bugün bu iki genç müzisyen 43 ülkeden 500 şarkıcıyı geride bırakarak ilk 10’a girmeyi başardı.

SÖZ VE MÜZİK KENDİLERİNE AİT

Geçen 15 yıl boyunca dönem dönem, genellikle Nitsa’nın Ömer’in gitar çaldığı grupları dinlemeye gitmesi ya da belli projeler üretmek için bir araya gelen ikili, evlendikten sonra da müzik ile ilgilenmeye devam etti.

Finale Kalan şarkı :

Yıllardır sürdürdükleri çalışmalarından bir albüm yapmaya karar verdiler ve 2011 yılında kayıtlara başladılar. Blue Monkey adını verdikleri grup altında kendi Türkçe bestelerini hazırlarken, İngilizce bestelerinden bir tanesi ile de Rode mikrofon firmasının düzenlediği uluslararası müzik yarışmasına katılmaya karar verdiler.

ANNE BABA KAYITTA DENİZ STÜDYODA

yarışma için hazırladıkları söz ve müziği kendilerine ait “60 Seconds” şarkısının kayıtları ve çekimleri sırasında şu an 7 aylık olan minik Deniz de stüdyoda onlara eşlik etti. Hayatının her anında müzikle büyüyen Deniz’e anne ve babasının şarkıları haliyle ninni oldu…

Başvuru yaptıkları sırada bu kadar ileriye gidebileceklerini düşünmediklerini söyleyen genç müzisyenler, şimdi finale kalan tek Türk grup olmanın gururunu ve şaşkınlığını yaşıyor. Deniz’e ninni olan o şarkı uluslararası müzik yarışmasında birincilik için yarışıyor. Yarışmayı kazanacak olan grup, bu aşamadan sonra internet üzerinden oylamayla belirleniyor.

OYLAMA DEVAM EDİYOR

Ömer ve Nitsa oylarınız için sizlerden destek bekliyor. Oy verme işlemi 31 Temmuz’a kadar http://rockro.de/bluemonkey adresinden yapılıyor. Siz de kalp işaretinin yanındaki ‘click to vote’ yazan yerden, Facebook hesabınız ile ya da e-mail adresiniz ile kayıt yapabilir, uluslararası alanda bir Türk grubunu destekleyebilirsiniz. Blue Monkey’in yarıymadıki en büyük rakibi ise Endonezya’dan Navicula.

JÜRİDE MÜTHİŞ İSİMLER

Blue Monkey’i ilk 10’a seçen jüri içerisinde Guns N’ Roses’ın eski davulcusu Matt Sorum, Queens of the Stone Age gitaristlerinden David Catching, Grammy adayı müzik mühendisi John Merchant, tanınmış prodüktör Alain Johannes gibi isimler var.

Kaynak:[-] Murat KIVANÇ

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
Norfolk’ta yaşayan Kieron Williamson’un 24 resminin tamamı, telefon ve internet üzerinden15 dakika içinde satıldı.
Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinde sergiler açan Williamson’un ABD, Güney Afrika, Japonya, Kanada ve Almanya gibi dünyanın birçok yerinden müşterileri var. Çocuk daha şimdiden servet sahibi oldu.

Ünlü Fransız ressam Claude Monet’ten dolayı ‘Mini Monet’ lakabı takılan sanat dehası, bazı resimleri sadece birkaç dakika içinde yapmış. Williamson, resme 2008’de başlamış. Resme karşı muazzam bir yeteneği olan çocuk, sürekli sanatını geliştirirken bu durum sergilerinde de bariz bir şekilde görülüyor. Williamson genelde manzara resimleri çiziyor.
Çocuk hızla şöhret ve para kazanırken 18 yaşına kadar servetine anne ve babası gözkulak olacak.

 

Kaynak :[-]  Emin ARVAS

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da “Yaz Geçer” programıyla birbirinden değerli filmlerin ücretsiz gösterimleri yapılacak

Salt Afiş

SALT Beyoğlu Açık Sinema Temmuz ayı boyunca sinemaseverleri farklı filmlerle buluşturacak.

PROGRAM

10 Temmuz Salı
14.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
15.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
16.00 The Man in the Background
18.00 Berlinmuren
18.30 Berlinmuren

11 Temmuz Çarşamba
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background
(20.00’ye kadar tekrarlı gösterim)

12 Temmuz Perşembe
14.00 The Man in the Background
16.00 Berlinmuren
18.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

13 Temmuz Cuma
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background

14 Temmuz Cumartesi
12.00 Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

15 Temmuz Pazar
12.00 The Man in the Background
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

19 Temmuz Perşembe
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

21 Temmuz Cumartesi
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

22 Temmuz Pazar
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

25 Temmuz Çarşamba
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

26 Temmuz Perşembe
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

27 Temmuz Cuma
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

31 Temmuz Salı
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

Restricted Sensation
Deimantas Narkevičius
2011, 45’26”
Litvanyaca, Rusça ve Lehçe; İngilizce altyazılı

Orta Avrupa’da cinsel ve etnik azınlıklar hâlen yaygın şekilde halkın tepkisiyle karşı karşıya. Süregelen siyasi reformlar, kuşaktan kuşağa aktarılan homofobi ve genel anlamda ötekiliğe yönelik hoşgörüsüzlük sorununa çözüm getirmiyor. Sovyet dönemini yaşamış eşcinsellerin tanıklığına dayalı kurgusal bir hikâye olan film, çıkış noktasını bu gerçeklikten alıyor.

Eşcinselliğin suç sayıldığı 1970’lerin Sovyet Litvanya’sı… Filmin ana karakteri Laimonas, eşcinsel olduğundan kuşkulanıldığı için sahne direktörlüğü yaptığı tiyatrodan kovulur. Sovyet Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre, “iki erkek arasındaki cinsel ilişki” üç yıl hapisle cezalandırılmaktadır. Laimonas tutuklanır ve karakola götürülür. KGB memuru bir müfettiş, sorgulamasını yaparak dava dosyasını hazırlayacağı gözaltındaki bu gence aşık olur.

The Man in the Background
Lene Berg
2006, 20’
Norveççe, İngilizce; İngilizce altyazılı

“Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom/CCF), CIA’in Soğuk Savaş dönemindeki gizli operasyonlarının en cesur ve etkili olanlarından biri sayılmaktadır. CCF, Encounter gibi edebi ve politik dergiler yayımlamış, dönemin önde gelen kimi Batılı düşünürlerini bir araya getiren onlarca konferans düzenlemiştir… Egoist, özgür düşünceli ve hatta Amerikan karşıtı görüşlere sahip akademisyen ve sanatçılardan oluşan bu organizasyon bir şekilde, Komünizm’in -tüm iltifatlarına rağmen- sanat ve düşüncenin ölümcül bir düşmanı olduğunu duyurmak üzere Paris’teki merkezinden kitlelere ulaşmayı başarmıştır.”
-CIA’in web sitesi, “On Intelligence”tan alıntı

The Man in the Background, CCF Direktörü Michael Josselson ve eşi Diana’nın 1958’de 8 mm filmle çektiği bir dizi görüntü üzerine kuruludur. Çift, Batı Avrupa seyahatindedir; son durakları, dünyanın her yerinden arkadaşları ve meslektaşlarıyla bir seminere katıldıkları Rodos’tur. Görüntüler her ne kadar birer tatil anısı gibi dursa da, ifşa etmedikleri unsurlar onları sıradan olmaktan çıkarır: Josselson, kültür ve sanat alanında çalışan bir CIA ajanıdır ve çiftin katıldığı seminer CIA tarafından finanse edilmektedir; tıpkı CCF’in 1950 ve 1960’lardaki pek çok etkinliği gibi.

Peki, izleyici bir aşk hikâyesine mi tanıklık etmektedir; yoksa bir gerilim, tarihi bir dram, absürt bir komedi ya da felsefi ve/veya politik bir ikileme mi? Josselson bir kahraman olarak mı addedilir; ya da bir hain, bir kurban, bir dolandırıcı veya gözüpek bir maceraperest mi?

Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
Lene Berg
2008, 31’
İngilizce; altyazısız

Pablo Picasso, arkadaşı Louis Aragon’un isteği üzerine Mart 1953’te Josef Stalin’in bir portresini çizer. Çizim, Les lettres françaises adlı haftalık Fransız komünist dergisinde, aynı tarihe yaşamını yitiren Sovyet liderini öven çeşitli metinler eşliğinde yayımlanır. Bu video, çok sade yöntemler ile çoğunlukla kolaj ve seslendirmeler aracılığıyla az çok hatırlanan bu çizimi ve sebep olduklarını anlatır.

Bir açıdan bakıldığında bu film, 20. yüzyılın görünürde iki karşıt ikonunun, Pablo Picasso ve Josef Stalin’in ortak olan ya da olmayan yönleri çerçevesinde gelişen bir hikâyedir. Başka bir açıdansa, sanat ve sanatsal özgürlük ya da özgür olmayış ile imgelerin, özellikle de tarihi isimlerin görüntülerinin okunma ve kullanılma yöntemlerini ele almaktadır. Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından kalma bu anekdotun belki de en ilginç yanı, böyle basit bir karakalem çizimin nasıl bu kadar çok duygu, tartışma ve gizeme yol açmış olduğudur.

Berlinmuren
Lars Laumann
2008, 23’56”
İngilizce; altyazısız

Bu video, oldukça olağandışı bir ilişkinin, İsveçli Eija-Riita Berliner-Mauer’in Berlin Duvarı’na duyduğu aşkın hikâyesidir. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını hayatının en acı günü sayan kadın, İsveç’in kuzeyindeki Liden’de yaşamakta; giyotin ve Berlin Duvarı modelleri sergileyen bir müzenin yöneticiliğini yapmakta; Berlin Duvarı ile insanların nesnelere duydukları aşkı konu alan çeşitli internet sitelerinin moderatörlüğünü yürütmektedir.

Magical World
Johanna Billing
2005, DVD, 06.12’ (Tekrarlı gösterim)
Diyalogsuz

Bu video, 2005 yılında bir Yaz günü, Zagreb’in banliyölerinden Dubrava’da, ücretsiz bir okul sonrası eğitim merkezinde çekilmiştir. Rotary Connection’ın “Magical World” (1968) adlı, sözleri Sidney Barnes tarafından yazılmış şarkısının provasını yapan çocukların tekrarlı, adeta sonu gelmez görüntüleri belirsiz bir gelecek için bir tür marş, dönüşüm sürecindeki bir ülkeden bir kesit niteliğindedir.

Tamamı 1990’ların başındaki Yugoslav savaşlarından sonra doğmuş olan çocuklar, sadelik ve gururla etkileyici ve umut dolu bir performans sergiler. Hırvat çocuklardan biri, yeni öğrendiği ve zar zor konuştuğu İngilizcesiyle gizemli ve meydan okuyan ilk dizeleri söyler: “Beni böyle güzel bir rüyadan neden uyandırmak istiyorsunuz? Uyuduğumu görmüyor musunuz? Büyülü bir dünyada yaşıyoruz…” Kamera, müzik odasının dışına çıkar; eski Yugoslavya’nın yıkılmasından bu yana hâlen toparlanmaya çalışan toplumu yansıtır şekilde görüntülerde, inşasına 1980’lerde başlanan ama tamamlanmadan bırakılan kültür merkezinin yıkık dökük çevresi vardır.

Dammi i colori
Anri Sala
2003, 15’25”
Arnavutça; İngilizce altyazılı
(Edi Rama ile)

“Kent görüntülerini Poughkeepsie’de ilk kez gösterdiğimde, Liam Gillick, ‘Anri, bana gerçeği söyle. Bana bu şehrin var olmadığını söyle. Lütfen bana sanatçı-belediye başkanı bir arkadaşının olmadığını söyle’ demişti.

Kent ölüydü. Sadece bir şeyleri bekleyen birilerinin görülebileceği bir geçiş istasyonuna benziyordu. Sessizce yaşlanan bir bedeni anımsatıyordu; sanki tüm ayaklanmalar, yaşanan her şey yabancı bir ortamda meydana gelmişti. Etrafındakilerden etkilenmeden her şeyi yutan bir yere benziyordu.

Bu çalışma, böyle bir kentin nasıl yaşanabilir bir yer olabileceği ve yaşamaya mahkum olduğun bir yerden yaşamayı seçtiğin bir yere nasıl dönüşebileceğine ilişkin bir sorudur.”
-Anri Sala

Marian Goodman Gallery (New York), Galerie Chantal Crousel (Paris), Hauser & Wirth (Zürih, Londra), Johnen/Schöttle (Berlin, Köln, Münih) izniyle

Salt sitesi için TIKLAYINIZ 

 

Kaynak : [-]  


Sanat eğitimi vermekte olan Nar sanat Bakırköy’de bir ilki yaparak drama ağırlıklı yaz sanat kampı çalışmalarına devam ediyor… Sanat yaz kampında  resim çizerek kendilerini ifade eden ve mutlu ve neşeli çocuklarımızın hali görülmeye değer… Gün içiersinde çocuklarımızın canlandırmalarının video haline getirilmiş görüntülerini yayınlamaya devam edeceğiz…  

İyi eğlenceler çocuklar!

 

Şimdi sıra çocukların “Ninemin Evi” adlı drama oyununda bakalım çocuklar Ninemin evinde neler fotoğraflamışlar..

 

Drama deyince genelde herkesin aklına ilk anda yaratıcı drama gelmektedir. Sadece gelmekle kalmayıp pek çok kurs ve benzeri eğitim kurumlarında drama eğitimini genel olarak tiyatro kökenli eğitmenlerin verdiğini görmekteyiz. Hatta bu durumun drama eğitimi almamış kişiler tarafından bile verildiğine zaman zaman şahit olmaktayız.

Atık Materyaldan Mum yapımı

Tiyatro eğitimine dahi “Drama Eğitimi” dendiğini de çoğu zaman duymaktayız. Elbette drama eğitiminde Tiyatro eğitimin bazı öğeleri kullanılmaktadır. Fakat drama eğitimi kesinlikle bir tiyatro eğitimi değildir.

Elbette çocuk ve ya veli çocukları için Tiyatro Eğitimi düşünüyorsa hedefi doğrultusunda bir kursa göndermelidir fakat drama eğitimi istiyorsa çocuk için Tiyatro Kursu istenilen faydayı sağlayamayacaktır.

Çocuğumuzu drama eğitimine göndereceksek kesinlikle tüm dallarda olduğu gibi drama konusunda da yeterli eğitim almış, bilgi ve tecrübe düzeyine sahip eğitmenler tercih edilmelidir. Bunun içinde eğitmenin yeterliliği kesinlikle incelenmelidir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Bakırköy’de bulunan kurumumuzda artık yetkin, tecrübeli ve uzaman eğitmenliği kanıtlanmış sanat eğitimlerimiz ile tüm sanat dallarında Bakırköy, Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı gibi semtler “Eğitici Drama” ile yaz sanat kampımız devam ediyor…

Aşağıda “Eğitici Drama” hakkında kısa bilgiler sunuyoruz. Bunların yanı sıra yaz kampı öğrencilerimiz ile hazırladığımız görselleri bulabilirsiniz.

EĞİTİCİ DRAMA NEDİR ?

Genel olarak “Eğitici Drama” bazen “Pedagojik Drama” olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun hemen her konuda eğitiminde kullanılabilen teknikleri içeren bir yöntemdir. Bu açıdan bakıldığında Eğitici Drama diğer drama türlerinden (Psiko Drama ve Yaratıcı Drama)’dan farklılık taşımaktan öte ikisinden de belirli oranda faydalanır. . Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarakyaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile yaratıcıdrama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacınınoyun yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır
Toplumların günün koşullarına uygun insan yetiştirme süreci olan eğitimin, içinde yaşanılan çağa ilişkin olarak o toplumda meydana gelen değişimlerden etkilenmemesi mümkün düşünülemez. Drama etkinlikleri gibi grup süreçleri yolu ile eğitim yaklaşımının, günümüzde tüm dünyada daha da önemsenmeye başlanması, kuşkusuz rastlantı değildir. Bu nedenle

Atık Materyalden Kolaj çalışması

özellikle günümüzde, toplumdaki bazı sosyal gelişmeler, drama yolu ile eğitime ağırlık verişmesinin gerekliliğini açıklama konusunda ele alınmaya değer görülmüştür.

Eğitimde Drama İlkeleri

  1. Eğitimde drama etkinliğinde ödül ya da ceza yoluna başvurulmaz. Sözel takdir aralıklı pekiştireç olarak verilir.
    b. Eğitimde drama çalışmaları asla bir oyuncu eğitimi olarak düşünülemez. Dolayısıyla bu çalışmalar, seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanamaz. Dramanın oyuncuları aynı zamanda izleyicilerdir. Bu çalışmalarda izleyici bulundurulmaz. Bu çalışmalar sınıfta, holde, bahçede, kütüphanede, yemekhanede uygulanabilir. Çalışmalar sırasında özel bir mekân ve aksesuara ihtiyaç yoktur.
    c. Eğitimde drama çalışmasında öğrencinin ne söyleyeceği değil, neyi nasıl söyleyeceği anlam taşır. Drama bir analiz yöntemi değil, bir sentez yöntemidir. Öğrencinin bütün özgürlüğü de program amacı içinde bir özgürlüktür, ondan daha fazlası istenemez (Gönen ve Dalkılıç, 1999: 74).

Eğitici Dramanın Sağlayabileceği Yararlar

Yaratıcı oyun (drama), ana sınıfından ilköğretimin 8’inci sınıfına kadar her kademede, ortaöğretim ve hatta üniversitelerde (Okulöncesi, Sınıf, Türkçe ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliklerinde) kullanılabilecek bir öğrenme ve öğretme yöntemidir. Amaçlar, bilişsel alanın “bilgi, kavrama, uygulama, çözümleme, bireşim”; duyuşsal alanın “değer verme, örgütleme”; devinişsel alanın “duruma uydurma” basamağından birinde olması gerekir. Bu çalışmalarla öğrencilerin doyum sağlayacakları,

Atık Materyal ile Akvaryum yapımı

işbirliği yaparak öğrenecekleri, etkili ve empatik dinleme becerilerini kazanacakları söylenebilir (Güleryüz, 2002: 327).
Eğitici dramadan okulöncesi ve temel eğitim çağı çocuklarının eğitilmesinde elde edilebilecek yararlar, diğer bir deyişle gerçekleştirilmek istenen genel amaçlar şu maddeler altında toplanabilir (Önder, 1999: 71-83):
a. Çocukta yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştirmesi,
b. Zihinsel kapasiteyi geliştirmesi,
c. Kendilik kavramının Gelişmesinde katkı,
d. Bağımsız düşünme ve karar verme,
e. Duyguların farkına varılması ve ifade edilmesi,
f. İletişim becerilerine olumlu katkı,
g. Sosyal farkındalığın artması ve problem çözme yeteneğinin gelişmesi,
h. Demokrasi eğitimine destek,
i. Grup içi süreçlere olumlu katkılar (arkadaşlık),
j. Öğretmenle çocuklar arasında olumlu ilişkilere katkı,
k. Genel öğrenci performansına olumlu etki.

 

Nar Sanat, Eğitici DRAMA Çalışması- Okyanustaki istiridye – Bakırköy

 

İlki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenerek 65 bin izleyiciye ulaşan “İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali”nin ikincisi, 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşiyor. 

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen bienal, Beyoğlu’ndan Tuzla’ya, Kadıköy’den Sultanbeyli’ye 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.

2. İstanbul Çocuk ve Sanat Bienali; Plastik Sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor. Bin 500 adet öğrenci, öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5 bin öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapmayı amaçlayan projede çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.

Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde; şehir hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

Dünyada sayılı, Türkiye’de ise 2.’si yapılacak olan bienalin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Protokol Salonu’nda yapılan basın tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Bienal Direktörü Gazi Selçuk, “6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşecek olan İstanbul’un en büyük çocuk ve gençlik sanat organizasyonu olan II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin hazırlık çalışmaları devam ediyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bienalin, 2. sini gerçekleştiriyor olmaktan ötürü çok mutluyuz. İlk kez düzenlediğimiz ve 65 bin izleyiciyle buluştuğumuz bienalde 5000 öğrenci çalışmalarıyla yer aldı. II. bienale ise, İstanbul’da yer alan 3 bin üzerinde ki kamu ve özel okulun öğrencileriyle birlikte, ilçelerin dezavantajlı bölgelerinde okuyan öğrencilerin de katılımını hedefliyoruz. Özellikle STK’larla yaptığımız işbirliği neticesinde cezaevinde doğan, risk altında bulunan ve engelliler gibi dezavantajlı gruplarında bu bienalde yer almasını sağlıyoruz. Kısa vadede çocukların ve gençlerin kendilerini ve sanatlarını ifade edecekleri önemli bir mecra yaratırken, uzun vadede Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması planlanan Kültür Endüstrisinin önemli aktörlerinin yetiştirilmesine katkı sunuyoruz. Bienal, 1-18 yaş aralığında olan herkesin, öğretmen, veli veya sanatçı eşliğinde, video art, ses- görüntü enstalasyonları, heykel, seramik, atık çalışması, karışık teknik, resim, fotoğraf, dans, müzik, sahne performansı vb her türlü sanatsal üretimine açıktır. Ekim sonunda açıklanacak programla öğrenci, öğretmen, sanatçı, sanat takipçisi birçok kesimin dikkatlerini çekecek zenginliğe sahip içerik için hazırlık yapmaktayız. Bu sene mekanların seçiminde kamusal alanları tercih ettik. Türkiye Deniz İşletmeleri ile yaptığımız işbirliği neticesinde Bienal etkinlikleri, 10 şehir hatları vapuru ve Kadıköy’de yer alan Karaköy iskelesinde İstanbullularla buluşacak. Ayrıca Taksim meydanında kuracağımız diğer bir sahne ile Bienal çerçevesinde üretilen beden, müzik ve sahne performansları binlerce izleyiciye ulaşacak. Ayrıca 350 civarında atölye çalışması ve birbirinden farklı 41 panel ve söyleşi ile programı zenginleştirmekteyiz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienalinin; birbirinden faklı tür ve içeriklere sahip 1500 civarında etkinliğe de ev sahipliği yaparak, 70 bin kişiye ulaşılması planlanmaktadır” şeklinde duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

Küratörler adına söz alan Esra Çelikkanat; “II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin küratörleri Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Gülçin Aksoy, sanatçı ve eğitimciler, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Özcan Yurdalan ve benden oluşuyor. Küratörler olarak yaklaşık dört aydır düzenli yaptığımız toplantılarda 2. bienalin konsepti ve işleyişi gibi konularda çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere yaratıcılığın geliştirilmesinde sanatın önemli bir yeri olduğu artık kanıtlanmıştır. Sanat, hayatı farklı bir biçimde anlamayı, sorgulamayı ve farkındalığı sağlar. Bu doğrultudan yola çıkarak ve ilk bienalden edinilen deneyimleri de göz önünde bulundurarak, çocuklarımızın keyifle ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir konsept ortaya çıkarmaya çalıştık. Düş aslında her yaşta kurulur, belki de en yoğun olarak çocuk ve gençlik yıllarında. Düş, gerçeğin kaynağı ve başlangıcıdır. Gerçek olmayan ama çoğu zaman gerçekleşmesi istenen bir umuttur düş. Gerçek düşten, düş gerçekten beslenir. Çocuk düşleriyle keşfeder, hayatına yön verir ve kendi dünyasını kurmaya başlar. Yaratmanın temelinde her zaman düş vardır. Bizde gitgide mekanikleşen bir çağda çeşitli ve zengin yorumlara açık olan “Düş mü? Gerçek mi?” temasından yola çıkarak 2012 yılı için planlanan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin konseptini “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk” olarak belirledik” şeklinde konuştu.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise yaptığı konuşmada; çocuklara yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir sanat platformu kazandırdıkları için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Sanat çalışmalarının temellerinin daha çocuk yaşlarda atılmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizen Yıldız; ülkemizde bu tür etkinliklere daha fazla destek vermeliyiz. Bienal kapsamında hem çocuklarımız hem de geçlerimiz yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyma şansını yakalayıp, performans ve ürettikleri eserleri pek çok izleyici ile buluşturacaklar” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini ifade etti.

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun Bakırköy’de 3 yıl önce “Nar Sanat Yaz Kampı – Ders Yok Sanat Var !- ” adı ile başlatmış olduğu yaz kursları Pazartesi günü (Bugün)büyük bir neşe içerisinde başladı. Drama atölyesinde, Atık Materyal ve Dans atölyeleri ile Müzik destekli eğitimde çocuklar neşeli mutlu ve huzurluydu.

Aşağıda  Atölyelerin görüntülerini bulabilirsiniz.

Yaz Kampı Bilgi için TIKLAYINIZ .

İletişim için TIKLAYINIZ.

Bakırköy’de bir ilki başarıp bir sanat derneği (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği) tarafından resmi olarak kurulan ve bir ilk olma özelliğini taşıyan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu tüm sanat dallarında verdiği eğitimlerin yanı sıra  çocuklarımızla ” Nar Sanat Yaz kampı” ile de bir ilki başarıp Pazartesi ( 25 Haziran 2012) sanat kampına başlıyor… 

Nar Sanat yaz kampı

Nar Sanat Yaz Kampı yarın başlıyor! Hâlâ geç değil… Sabah 09:00 Akşam saat 17:00 arasında devam edecek olan yaz kampımıza tüm çocuklarımızı bekliyoruz.

Arzu ederseniz birkaç saat çocuğunuzu deneme dersine getirebilirsiniz. Bakırköy ve çevre semtlerde oturuyorsanız Bakırköy Özgürlük Meydanına birkaç dakika mesafede olan binamıza sizleride bekliyoruz. Çocuklarınız deneme dersindeyken sizlerde çayınızı, kahvenizi yudumlayın ve ya çarşıya alış verişe çıkın . Bırakın çocuklarınız sanatla tanışsın.

Detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

Adres ve haritada görmek için lütfen TIKLAYINIZ.

Yoğun bir eğitim döneminin ardından Nar Sanat öğrencileri “Nar Çiçekleri Festivali ” adı ile düzenlenen ve 3’sü Yapılan öğrenci etkinliği ile 2011 – 2012 eğitim dönemine noktayı koydu.

Velilerin ve öğrencilerin yoğun ilgisi ile karşılaşılan etkinlikte öğrencilerin yıl boyunca öğrendiklerini sergilemesi izleyicilerin alkışları ile ödüllerindi…

Sabah ve öğlen olmak üzere toplamında 4 kez tekrarlanan etkinlikte SBS sınavları olmayan ve yaz tatiline erken çıkmayan öğrencilerin mini konserleri gerek veliler gerekse izleyiciler tarafından zaman zaman ayakta alkışlandı.

İki gün içersinde 4 etkinliğe yaklaşık olarak 670 kişinin izlediği etkinlikler boyunca çocuğunun başarısı ile duygulanan veliler kimi zaman  gözyaşlarını tutamadı…

4 yaşından başlayarak 70 yaşına kadar katılan tüm öğrencilerin eğitim süresince aldıkları eğitimleri sergileme imkânı buldukları etkinlik boyunca kuliste öğrenciler için açık büfe düzenlendi hem çalıp hem de söyleyerek ve dans ederek eğlenen öğrencilerimiz zaman zaman bazı müziklerde tempo tutular.

Keman, Piyano, Akordeon, Elektro Gitar, Klasik Gitar, Bas Gitar, Bateri (Davul) , Bağlama, Ud, Şan, Viyolonsel, Klarnet gibi müzik dallarının bazılarında solo bazılarında grup olarak sahne alan öğrencilerin  muhteşem gösterilerinin yanı sıra çocuk dans grubu ile coşan öğrencilerimiz yerlerinde duramazken Eğitmen orkestramızın çalıp söylediği parçalarla tüm konuklarımız eğlenceli dakikalar yaşadı.

Bakırköy, bir kez daha İstanbul’un enönemli  sanat merkezi olduğunu ve Nar Sanatın da bu merkezin ortasında yer aldığını katılımcılar bir kez daha yaşayarak görmüş oldu.

Etkinliklerimize ait fotoğraflarımızı yakında sitemizde ve Facebook sayfamızda görebileceksiniz.

Tüm öğrenciler için bir eğitim dönemi daha bitti ve yaz geldi! Çocuklarımızın veya sizlerin tatillerini nasıl değerlendireceği konusunda kara kara düşünmeye mi başladınız?

Bakırköy nar sanat piyano

Üzülmeyin Nar Sanat var!

Bir yıl boyunca ders stresi ile boğuşan çocuklarımız ve ya yoğun bir çalışma döneminin ardından yazın bunaltıcı sıcağı arasında çocuğuna değer katacak bir uğraşı olmasını isteyenler veya yaz boyunca hobi edinmek isteyen siz yetişkinler, artık bir adım ötenizde Nar Sanat var! Şehir yaşamının stresinden uzaklaşmak, yaratıcı olmak ve yoğun sezona hazırlanmak için farklı bir şeyler yapmaya mı ihtiyacınız var?

Bakırköy’ün merkezinde tüm toplu taşıma araçlarına yakın, nezih bir ortamda gerek yetişkin ve gerekse çocuklarımıza sanatın gülen yüzü ile eğitim vermek için çalışıyoruz.

İster  “Ders yok Sanat var” sloganı ile yola çıktığımız yaz sanat kampına ister çocuklarınızı getirin isterseniz siz gelin. Eğitim almasanız dahi misafirimiz olun çayımızı, kahvemizi içip gülen yüzümüzle tanışın.

Özel ders mi yoksa grup ders mi istersiniz? Keman, piyano, elektrogitar, klasik gitar, pop gitar, bas gitar,

Nar Sanat Keman kursu

beteri (Davul), Akordeon, bağlama, kanun, ud, flüt gibi tüm sanat dallarında kurslarımızda çocuk ve siz yetişkinler için sanat dersleri / kursları  için bekliyoruz.

Sizi Nar Çiçeğimiz olmaya davet ediyoruz!