Şunun için etiket arşivi: Almanya

Ankara Sinema Derneği’nin Kültür ve TurizmBakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği 18. GeziciFestival 30 Kasım-10 Aralık 2012 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.

Festival her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 30 Kasım–6 Aralık’taki gösterimlerin ardından 7-10 Aralık tarihleri arasında geçtiğimiz yıl da festivaleev sahipliği yapan Sinop’a konuk olacak.

Gezici Festival, iki uzun metraj ve iki kısa belgeselden oluşan Üretim Hatası bölümünde kurumsal iş hayatını, üretim sistemlerini, polisi, otoriteyi, genelde de Batı uygarlığının 21. yüzyılda geldiği noktayı sorgulayacak. Gezici Kitaplık’a bu yıl eklenecek kitap olan Devrim yahut Vasat: Üretim, Deneyim ve Teknoloji ise teknolojinin toplumsal deneyime ve yaratıcı endüstrilere etkisine bakarak, farklı görüşleri bir araya getirecek.

Üretim Hatası’nda çalışmak ya da çalışmamak

Yönetmen Carmen Losmann, ilk uzun metrajlı belgeseli Öğün, Çalış, Güven’de Batı hizmet toplumunun Orwell’in hayal ettiği karanlık bir geleceğe nasıl ilerlediğini, olayın kalbine inerek gösteriyor. Lossman, Almanya’nın büyük şirketlerindeki değişim ve insan yönetimi stratejilerini doğrudan yöneticilerin çalışma alanlarında izliyor. “Yetenek yönetimi”, “kültürel dönüşüm”, “güven temelli” gibi ilk başta çalışanın iyiliğine yönelik gibi gözüken kavramlar, film ilerledikçe çalışanın birer veriye dönüştüğü karanlık bir dünyayı açığa çıkarıyor.

Lossman çok çalışanlı büyük Batı kuruluşlarının işlevsizliğini kamerasıyla yakalarken, Rus yönetmen Andrey Gryazev otoritenin, dolayısıyla da bildiğimiz anlamda egemen sistemin işlevsizliğini sorguluyor. Gryazev, Yarın isimli belgeselinde bir tür politik performans yapan ve ünleri dünyaya yayılan sanat grubu Voina’nın düzen karşıtı eylemlerini ve eylemlerinin arkasındaki hayatlarını anlatıyor. “Polis ve güvenlik sistemi köküne kadar çürümüştür. Tek yapılacak, sistemi tersyüz etmektir,” diyor Voina’nın üyelerinden biri. Sistemi tersyüz edemeseler de, eylemlerinden birinde bir polis arabasını tersyüz etmeyi başarıyorlar.

Festival izleyicileri, Üretim Hatası bölümünde gösterilecek uzun metrajlı belgesellerin öncesinde birer kısa film izleme fırsatını da yakalayacaklar. Öğün, Çalış, Güven öncesi gösterilecek Makine Adam, 21. yüzyılda insanların hâlâ ağır fiziksel işlerde kullanılıyor olmasını Bangladeş’teki işçilere bakarak anlatacak. İzleyiciler Yarın filminden önce gösterilecek Havai Fişekler’de ise, 31 Aralık gecesi havai fişek gösterilerinin arasında bir grup ekolojistin Avrupa’nın en büyük çelik fabrikalarından birini nasıl havaya uçurduğunu izleyecekler.

Gezici Kitaplık’ta yeni bir kitap

Gezici Kitaplık, bu yıl festival okuyucularıyla buluşturacağı kitabında teknolojinin toplumsal deneyime ve yaratıcı endüstrilere etkisini sorgulayarak, farklı görüşleri bir araya getirecek. Editörlüğünü Tül Akbal Süalp ve Burçe Çelik’in üstlendikleri, Ankara Sinema Derneği ve Bağlam Yayınları işbirliğiyle yayımlanacak Devrim yahut Vasat: Üretim, Deneyim ve Teknoloji, Aralık ayından itibaren satışa sunulacak. Gezici Kitaplık’ın son eseri; Yeni diye adlandırılan teknoloji ne kadar yenidir? Teknoloji ve toplumsal deneyim arasındaki ilişki nedir? Sinema, medya, edebiyat, müzik gibi yaratıcı endüstrilerde tekniğin ve teknolojinin rolü nedir? gibi sorulara farklı isimlerin katkılarıyla cevaplar arayacak.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izlenebilecek.

Kaynak :[-]

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından düzenlenen ”15. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali”nde 16’sı yerli, 60’ı yabancı olmak üzere 76 film gösterildi.

Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen festival, 12 bin 500 sinemasever tarafından takip edildi. Bu yıl teması ”Sistem Hatası”olan festival kapsamında,”Avrupa’da Belgesel Pazarı” ve ”Kim Bu Belgeselciler?” başlıklı iki ayrı panel ile 15. yıl sergisi de düzenlendi.

Pitching Uzmanı Marijke Rawie, Eski Avrupa Belgeselciler Ağı Başkanı (EDN) Cay Wesnigk gibi isimlerinin yanı sıra Fransa, Almanya, Hindistan, İrlanda, Lübnan, Filistin, İspanya, Venezuela, Filistin, Yunanistan, Belçika, Arjantin, Danimarka, Hollanda’dan belgesel sinemasından 25 yönetmen, festival için Türkiye’ye geldi.

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen bütün gösterimler ücretsiz izlendi.

Mısır’ın başkenti Kahire, ” Kahire Avrupa Film Panoraması ” festivaline ev sahipliği yapıyor

Mısır’ın başkenti Kahire, bu yıl beşincisi düzenlenen, 22 Avrupa ülkesinden 26 film ve 30 animasyon filmi gösteriminin yapılacağı ”Kahire Avrupa Film Panoraması” festivaline ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin de Boşnak yönetmen Aida Begic’in “Çocuklar” (Djeca) adlı filmiyle katılacağı festival 3-9 Ekim tarihlerinde düzenlenecek.

Yapımcı ve aynı zamanda festivalin organizatörü Marianne Khoury ”Çocuklar” filminin Türkiye, Bosna, Almanya ve Fransa ortak yapımı, uzun metrajlı bir film olduğunu söyledi.

Cannes Film Festivali jüri özel ödülü ve Saraybosna Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanan film, Bosnalı iki yetim çocuğun ahlaki değerlerini yitirmiş bir toplum içerisindeki hayat hikayelerini anlatıyor.

Khoury filmle ilgili yaptığı değerlendirmede “Film Bosnalı Müslümanların savaş sırasında yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Yönetmenin kullandığı gelişmiş ses teknolojileriyle silah ve patlama sesleri en güzel şekilde veriliyor. Bu seslerin çocukların psikolojisine yaptığı etkiler gözler önüne seriliyor” ifadelerine yer verdi.

Türk sinemasının uluslararası bir kaliteye ulaştığını ifade eden Khoury, Türk sinemacılarla birlikte çalışmak ve bu kaliteli filmleri Mısırlı sinemaseverlerle buluşturmak istediklerini söyledi.

İlk olarak 2004 yılında düzenlenen festivalle ulaşılmak istenen hedef konusunda “Mısır izleyicisini Amerikan filmleri dışında farklı kaliteli filmlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Cannes, Berlin ve Toronto gibi uluslararası film festivallerinde ödül kazanmış filmlerle sanatsal zevk düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz” dedi.

Festivali düzenleyenlerin, kültürün, toplumun gelişmesi ve yaratıcı fikirlerin ortaya atılmasında çok önemli bir rol oynadığına inandıklarını söyleyen Khoury, “Uluslararası Mısır Filmleri” şirketinin 2004 yılında bu inançla yola çıktığını ifade etti.

Khoury, “Festivalle birlikte Mısır halkı dünya çapında düzenlenen festivallerde ödül almış en yenifilmleri ve belgeselleri izleme olanağı buluyor” dedi.

“Kahire Avrupa Film Panoraması” Ken Loach’ın yönetmenliğini yaptığı ve 2012  Cannes Film Festivali jüri ödülünü kazanan İngiliz yapımı “Meleklerin Payı” (The Angel’s Share) filmi ile açılacak.

Festival süresince gösterilecek filmler arasında Paulo Taviana ve Vittorio Taviana;nın yönettiği “Sezar Ölmeli” (Cesare deve morire) adlı hapishane ve mahkumları anlatan İtalyan filmi de yer alıyor.

Toplam 56 filmin gösteriminin yapılacağı festivale katılacak ülkeler arasında Türkiye, Fransa, Almanya, Hollanda, Bosna, Rusya, Belçika, İsviçre, İspanya, Norveç, İsveç, Romanya ve Polonya yer alıyor.

Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı lise 3. sınıf öğrencisi Gizem Sözeri, Uluslararası Kontrabas Yarışmasında, dünya 3.’sü oldu. 16 yaşındaki Gizem, müzik otoritelerini kendisine hayran bıraktı.

INTERNATIONAL Double Bass Society tarafından Çek Cumhuriyetin’de 14 Eylül’de 12. Uluslararası Kontrabas Yarışması düzenlendi.

Yarışmada, Türkiye’den katılan 16 yaşındaki Gizem Sözeri, 16-20 yaş grubundan 34 yarı finalistin katıldığı 1. kategoride 3. oldu. HÜ Ankara Devlet Konservatuarı Kontrabas Sanat Dalı Öğretim üyesi Burak Karaağaç da “En iyi Çalıştırıcı” ödülünü aldı.

Kontrabas Sanat Dalı Öğretim üyesi Karaağaç, “Herkes Gizem’e hayran kaldı ve onu takdir etti. Küçücük bir Türk kızı orada dünyayı kendine hayran bıraktı, hatta oradaki tüm hocaları sarstı. Berlin Filarmoni Orkestrası’nda çalan kontrabas hocaları, Avusturya, Viyana, Danimarka, Polonya, Almanya’dan yani tüm dünyadan gelen herkes ‘16 yaşında dünyada bu kadar iyi çalabilen biri daha yoktur’ dedi. Bizim oradaki gururumuz oldu” dedi.

Hayalim Berlin

Yarışmadan 3.’lük ödülüyle dönen, Gizem Sözeri, eline ilk kez 12 yaşında aldığı kontrabasın ne olduğunu konservatuvara gelmeden önce bilmediğini söyledi. Gizem kontrabası ilk kez eline aldığında çok büyük olduğu için korktuğunu ancak sonra enstrümanını sevmeye başladığını dile getirerek, “Ailem de çok korkmuştu daha kızlara göre olduğunu düşündükleri aletleri çalmamı istediler. Ama şimdi onlar da seviyor. Kontrabas büyük bir alet olduğu için evde çalışamıyorum ancak okulda çalabiliyorum. Meslekte ilerlemek, iyi bir virtüöz olmak istiyorum. Hayalim Berlin Filarmoni Orkestrası’nda çalmak” dedi.

Kaynak :[-]

Ekim 2012-Mayıs 2013 arasında gerçekleşecek 6. iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin merakla beklenen sahne performansları başlıyor. Festivalin ilk haftası aynı zamanda Ekim ayı programının en can alıcı performanslarını ağırlıyor.

iDANS bir kez daha çağdaş dansın çok çeşitli ifadelerini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası alanda kendini ispatlamış, tiyatro ve performans sanatlarının jenerik kategorilerini altüst eden en yenilikçi örnekleri de ön plana çıkarıyor. Festival programı canlı performansların, iDANS’ın kendi ortak yapımlarının, film gösterimleri, konuşmalar ve bir fotoğraf sergisinin de yer aldığı çok sayıda etkinlik sunuyor.

 Çağdaş bir İpek Yolu olarak iDANS 06

iDANS 06, Doğu, Güney ve Batı Asya’yı Kuzey ve Doğu Afrika’nın yanı sıra Akdeniz ve Avrupa dünyasıyla birleştiren, Afro-Avrasya kıta parçası üzerindeki ticaret yollarını birbirine bağlayan 6500 kilometrelik tarihi kervan yolundan esinlenerek, “İpek Yolu” metaforu etrafında şekilleniyor. Çok çeşitli sanatsal yaklaşımları bir araya getiren program, farklı hareket biçimlerinin ve ifadelerin göçü, evrimi ve karşılıklı etkileşimini keşfe çıkarak zaman ve mekân içinde hareketlerin dönüşümüne de dikkat çekmeyi hedefliyor.

iDANS 06’nın sahne performansları bir iklim zirvesiyle başlıyor!

Avusturya’da yaşayan tiyatro yönetmeni ve oyuncu Anna Mendelssohn, Cry Me A River (Gözyaşların Sel Olsun) adlı eseriyle içsel ve dışsal iklim felaketleriyle ilgili bir çalışma sunuyor. Adeta kişisel meselelerle politik davalar arasındaki kırılgan buz parçası üzerinde yürüyen bu eser, iklim değişikliği hakkındaki iletişimin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Sanatçı birçok sesi kendi bedenine mal ettiği ilginç bir monologla karşımıza çıkıyor.

Anna Mendelssohn bu performansıyla 2011’de Almanya’nın Dietmar N. Schmidt Oyunculuk Ödülü’ne layık görüldü. Jüri bildirisinde belirtildiği gibi, Anna Mendelssohn ustaca sergilediği performansında büyük bir empati ve incelikle farklı duyarlılıkların klavyesinde hep doğru tonu yakalıyor. Keskin bir hassasiyet ve kıvraklıkla, birçok ses için tasarlanmış bir skoru tek başına icra ediyor.

Anna Mendelssohn’un Cry Me A River adlı solo “iklim zirvesi” 2 ve 3 Ekim tarihlerinde garajistanbul’da saat 20:00’de izlenebilir. Performans İngilizce olup Türkçe eşzamanlı çeviri ile sahnelenecek.

Hafriyat makinalarının küresel cazibesi (!)

  iDANS’ın ikinci sahne performansı Koreli dansçı ve koreograf Geumhyung Jeong’a ait. Genç sanatçı arzusunun nesnesi hakkında etkileyici bir sunum yapıyor; bu anlatım kendi repertuarı hakkında bir üst-performansa dönüşüyor.

Jeong eserlerinde insan bedeniyle onu çevreleyen şeyler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açan bir sanatçı. Sıradan nesnelerle çalışıp, onları kendi bedeniyle hayli yüklü ve rahatsız edici bir ilişkilenmeye sokarak onlara tekinsiz bir hayat veriyor. Zihin ve bedenin cezbedici bir koreografisini yaratmak için kukla, dans ve sahne cambazlığını birleştiriyor. Jeong, 2009 Seul Yeni Medya Festivali’nde “Alternatif Vizyon Ödülü”nü kazanmıştır.

Geumhyung Jeong’un performansı Oil Pressure Vibrator (Hidrolik Vibratör) 3 Ekim Çarşamba akşamı saat 22:00’de garajistanbul’da sahneleniyor.

Mısırlı müezzinlerden tiyatroya çağrı

“Belgesel tiyatro” duayenleri Rimini Protokoll kolektifinin imzasını taşıyan Radio Muezzin (Radyo Müezzin) Kahire’den dört müezzinin hayatlarına bir pencere açıyor; makineleşme, merkezileşme ve tekseslileştirme süreciyle “maneviyat emekçilerinin” “güvencesizleştirilmesi”nin dokunaklı ve insani hallerini tasvir ediyor.

Performansın baş karakterleri Mısırlı dört gerçek müezzindir: camiye gelmek için her gün iki saatini bir minibüste geçiren görme engelli bir Kur’an hocası; eskiden tank şoförlüğü yapıp şimdi günlük olarak caminin halılarını süpüren, Mısırlı bir çiftçinin oğlu; Suudi Arabistan’da göçmen işçi olarak çalışırken ciddi bir kaza atlattıktan sonra Kur’an’ı ezberleyen bir elektrik teknisyeni ve Kur’an kasetleri taksi şoförleri arasında epey popüler olan bir Kur’an okuma dünya şampiyonu ve vücut geliştiricisi.

Radio Muezzin’in dünya prömiyeri yoğun bir araştırma sürecinden ve Kahire’de gerçekleşen bir açık provadan sonra 2009 yılının Mart ayında ezanın halen yasak olduğu Berlin’de yapıldı. Performans ilk kez çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede sahne alıyor.

Projenin yönetmeni Stefan Kaegi belgesel tiyatro oyunları, radyo programları ve farklı işbirlikleri kurarak kent bağlamında kamusal alanda çeşitli eserler üretmektedir. Araştırmalar, halka açık seçmeler ve kavramsal süreçleri kullanarak geliştirdiği projelerinde “uzman”ların seslerini duyurmaya çalışır. Sanatçı, 2010 yılında European Cultural Foundation’ın (Avrupa Kültür Vakfı) Kültürel Çeşitlilik Ödülü’ne layık görüldü. Kaegi, Helgard Haug ve Daniel Wetzel ile “Rimini Protokoll” adı altında çalışmaktadır. Rimini Protokoll’un amacı gerçekliğin örtüsünü kaldırarak onu bütün yönleriyle sıradışı perspektiflerden sergilemektir. Rimini Protokoll, 2007’de Faust Tiyatro Ödülü’nü, 2008’de Tiyatroda Yeni Gerçeklikler Avrupa Ödülü’nü, 2011’de Venedik Bienali’nde ise Silver Lion Ödülü’nü kazanmıştır.

Stefan Kaegi (Rimini Protokoll)’un yönettiği ve Mısırlı dört müezzinin sahne aldığı performans 4 Ekim Perşembe ve 5 Ekim Cuma akşamları saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir. Gösterim dili Arapça olup Türkçe ve İngilizce üstyazı olacaktır.

Yıldız koreograflardan yükselen bir başka yıldıza…

Britanyalı Güney Asya dansının yükselen yıldızı Aakash Odedra’nın icra ettiği Rising (Yükseliş), dört farklı parçadan oluşan, yeni bir kişisel dil üretmek için farklı süreçler ve estetikler keşfeden bir dans akşamı olarak hazırlandı. Program, dünya çapında ünlü koreograflar Akram Khan, Russell Maliphant ve Sidi Larbi Cherkaoui’nin yarattığı parçaların yanı sıra Odedra’nın kendi yaratımı bir parçadan oluşuyor. Bütün bu eserler, Odedra’nın klasik Hint dans disiplinleri (Kathak ve Bharata Natyam) temelinden yola çıkıyor.

Aakash Odedra’nın Yükseliş’i 6 Ekim Cumartesi akşamı saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir.

Çağdaş dans tarihiyle “yüzleşmek”

 iDANS’ın programındaki ilk fotoğraf sergisi ünlü fotoğraf sanatçısı Peggy Jarrell Kaplan’ın imzasını taşıyor. Kaplan, bizi çağdaş dansın yaratıcılarının “yüzleri” aracılığıyla dans tarihinde analog fotoğrafları eşliğinde bir seyahate çıkarıyor. Koreografların Portreleri: Beden’den Yüz’e sergisi 4-9 Ekim tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde, 13-23 Ekim tarihleri arasında garajistanbul’da görülebilir.

iDANS 1-7 Ekim Haftası Programı:

Kaynak: [-]

Anna Mendelssohn – Cry Me A River 02/03 Ekim.2012 garajistanbul 22:00 20TL
Geumhyung Jeong – Oil Pressure Vibrator 03 Ekim 2012 garajistanbul 22:00 20TL
Stefan Kaegi (Rimini Protokoll) – Radio Muezzin 04/05 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 40/20TL
Aakash Odedra – Rising 06 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 30/20TL

Kültür ve sanat hayatımızı dopdolu programlarıyla 12 yıldır renklendiren İş Sanat, 13. sezonunda da sanatseverlere özel projelerle merhaba diyor.

İş Sanat geçtiğimiz aylarda genç yaşta aramızdan ayrılan İş Sanat Yönetmeni Meriç Soylu’nun imzasını taşıyan programıyla 13. sezonunda değerli yönetmenini anıyor.

İş Sanat her yıl olduğu gibi bu sezonda da dünyaca ünlü müzisyen, orkestra ve toplulukları ağırlayacak ve adeta yıldız yağmuruna sahne olacak. Yine pek çok sanatçı İş Sanat aracılığıyla ilk kez Türk izleyicisiyle buluşacak. Yeni sezona 3 Kasım’da piyanist Emre Şen’in solist olarak yer alacağı Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası konseri ile görkemli bir başlangıç yapmaya hazırlanan İş Sanat, sanat tutkunlarına klasikten caza, gelenekselden dünya müziğine, danstan şiir dinletilerine elliyi aşkın etkinlikle dolu bir sezon vaat ediyor.

İstanbullu sanatseverlerin buluşma noktası olan İş Sanat 13. sezonuna 17 klasik müzik, 6 caz, 6 dünya müziği, 7 yerli proje, 3 dans gösterisi, 5 şiir dinletisi ve 8 çocuk gösterisinden oluşan dopdulu bir program ile başlıyor. Sanat tutkunlarının her yıl büyük beğenisini kazanan ve hafızalara kazınmış geçmiş sezonları gibi, İş Sanat yeni sezonunda da dünyaca ünlü sanatçı ve topluluklar ile ülkemizin önde gelen sanatçılarını ağırlayacak. Sanatseverler dünyada ayakta alkışlanan projelerin yanı sıra İş Sanat için oluşturulmuş özel projeleri izleme imkânı bulacak.

İş Sanat ailesi bu yıl bir taraftan dünyadan ve ülkemizden birbirinden değerli sanatçı ve toplulukları çok özel projelerle sanatseverlerle buluşturacak olmanın heyecanını, diğer taraftan İş Sanat’ın çok değerli Yönetmeni Meriç Soylu’yu zamansız kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. İş Sanat 2012-13 sezonunda, müziğe olan tutkusuyla sanatseverleri 6 yıldır birinci sınıf etkinliklerle İş Sanat çatısı altında buluşturmak için üstün bir gayret gösteren, vizyonu, disiplini ve nezaketiyle herkesin sevgi ve takdirini kazanan, sezonun programını hazırlayan Meriç Soylu’yu anıyor.
Yeni sezon “Piyanonun Şeytani Meleği” ile başlayacak

Sanatseverlere bu yıl 13. kez kapılarını açacak olan İş Sanat, 3 Kasım Cumartesi günü şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası’nın, 1995 yılında kazandığı 5. RomaUluslararası Piyano Yarışması Birincilik Ödülü sonrasında İtalyan basınının “Piyanonun Şeytani Meleği” diye bahsettiği, Emre Şen’e eşlik edeceği konserle açacak.

İş Sanat’ın yeni sezonunda soprano Simone Kermes, piyanist Paul Lewis, klarnet sanatçısı Martin Fröst ile piyanist Lisa de Salle ve cazın sıradışı üçlüsü The Puppini Sisters ilk kez Türk izleyicisiyle buluşacak. İş Sanat ayrıca Giardano Dance Chicago ve dünyaca ünlü koreograf ve dansçı Benjamin Millepied’nin topluluğu L.A. Dance Project’in Türkiye’deki ilk gösterilerine de ev sahipliği yapacak.

Her yıl olduğu gibi bu sezonda da dünya müziğinin en güzel örnekleri sanatseverlerle İş Sanat çatısı altında buluşacak. İspanyol müziğinin başarılı temsilcilerinden Luz Casal, Kanadalı genç yıldız sanatçı Ima, dünyaca ünlü Flamenko gitaristi Paco Pena, fado müziğinin genç temsilcilerinden Carminho, Yunanistan’da “Şarkıların Yüce Tanrıçası” olarak anılan diva Marinella ve fadonun kraliçesi Mariza dünya müziğinin farklı renklerini İş Sanat sahnesine taşıyacak.

Klasik müzik tutkunlarının kaçırmaması gereken yeni sezon programı ise yine birbirinden değerli isim ve topluluklarla dikkat çekiyor. Bu yıl 65. yaşını kutlayacak olan ünlü çellist Mischa Maisky, kızı Lily ve oğlu Sascha Maisky, “piyano dâhisi” olarak anılan Arcadi Volodos, bir buçuk yıllık bir aradan sonra tekrar sahnelere dönen piyanonun aranan isimlerinden Piotr Anderszewski ve ülkemizin yetiştirdiği en önemli piyanistlerden Gülsin Onay’ın yanı sıra parlak genç piyanist Lise De La Salle, kemanın yıldız isimleri Isabella Faust,  Hilary Hahn Janine Jansen ve Patricia Kopatchinskaja öne çıkan isimlerden yalnızca bir kaçı. Prag Filarmoni Camerata Salazburg, Die Deutsche Kammerphilarmonie Bremen, Berlin Oda Orkestrası, Bavyera Radyo Oda Orkestrası da İş Sanat sahnesinde müzik ziyafetine imza atacak dünyaca ünlü orkestralar arasında yer alıyor. Strauss Festival Orchestra Vienna ise yine unutulmaz yeni yıl konserleri gerçekleştirecek.

İş Sanat bu sezon caz konserleriyle de adından sıkça söz ettirecek. Cazın efsane haline gelmiş isimlerinden David Murray ve Macy Gray dünya turneleri kapsamında caz tutkunlarının karşısında olacak. Kenny Garret Quartet, The Puppini Sisters, Hiromi Trio Project, Kurt Elling ve Michel Camilo Flamenko gitaristi Tomatito ile İş Sanat sahnesinde unutulmaz konserlere imza atacak.

İş Sanat dünyanın en önemli müzisyenlerinin yanında ülkemizin birbirinden değerli sanatçı ve topluluklarını da İş Sanat’a özel projelerle sahnesinde ağırlayacak. Sevilen rock grubu Duman, nu-metal tarzının ülkemizdeki en parlak temsilcilerinden Manga, Kervansaray Halkların dansları ve müzikleriyle Yarkın Ritim Grubu ve yepyeni bir projeyle Şevval Sam sevenleriyle İş Sanat’ta buluşacak.

Şiir dinletileri bu sezonda da İş Sanat’ın vazgeçilmez etkinlikleri arasında yer alacak. Büyük ustaların unutulmaz dizeleri bu sezonda da birbirinden değerli tiyatro sanatçılarının sesiyle İş Sanat’ta yankılanacak.

İş Sanat minik izleyicileri için de dopdolu bir program hazırlayarak bu sezonda da Çocuklar için Notada Yazmayanlar, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ve Çocuklar İçin Öylesine Bir Dinleti gösterili ile onları müzikle harmanlanmış masalsı dünyalara taşıyacak.
Yıldızlar Türk seyircisiyle yine ilk kez İş Sanat’ta buluşacak

Kurulduğu yıldan bu yana sahnesinde ağırladığı sanatçılar ve ev sahipliği yaptığı etkinliklerle kültür-sanat dünyasında bir marka haline gelen İş Sanat, 13. sezonunda yine özel isimleri ilk kez Türk seyircisiyle buluşturuyor. Soprano Simone Kermes, piyanist Paul Lewis, klarnet sanatçısı Martin Fröst ve piyanist Lise de la Salle gibi klasik müzik sahnelerinin en parlak isimlerinin yanı sıra 1940/50’li yılların caz ve pop müziği yorumlarıyla isimlerinden bolca söz ettiren The Puppini Sisters Türkiye’deki ilk performanslarını İş Sanat sahnesinde gerçekleştirecek. İş Sanat ayrıca Giardano Dance Chicago ve Black Swan (Siyah Kuğu) filmiyle ünlüler kervanına katılan Fransız dansçı ve koreograf Benjamin Millepied’nin dans projesi L.A. Dance Project’in  Türkiye’deki ilk gösterilerine ev sahipliği yapacak.

Gerek çok yönlü yeteneği gerekse karizmatik kişiliğiyle günümüzün en önemli enstrümantalistlerinden biri olan İsveçli klarnet virtüözü Martin Fröst, İş Sanat’ta sezonun en çarpıcı konserlerinden birini gerçekleştirecek. Philharmonia Orkestrası, Los Angeles Filarmoni,Avrupa Oda Orkestrası, Viyana, BBC ve Yomiuri Nippon Senfoni Orkestrası gibi uluslararası alandaki pek çok önemli toplulukla performans sergileyen Fröst, Türkiye’deki ilk konserini 2 Nisan Salı akşamı İş Sanat’ta verecek. Sadece başlıca klarnet eserlerine değil aynı zamandamüzikal yaratıcılığa yeni keşifler getirme tutkusuyla geniş bir repertuara sahip sanatçıya bugün Münih’in müzik hayatının önemli bir parçası olan Bavyera Radyo Oda Orkestrası eşlik edecek.

Zamanımızın en iyi Beethoven yorumcularından kabul edilen Paul Lewis Almanya’nın en geleneksel topluluklarından Berlin Oda Orkestrası eşliğinde yine ilk kez İş Sanat sahnesinde performans sergileyecek isimlerden. Kaydettiği komple Beethoven Sonatlarla çok az piyanistin ulaşabildiği saygın bir konuma yerleşen İngiliz sanatçı, bugün kendi kuşağının önde gelen piyanistlerinden biri olarak gösteriliyor.

Büyüleyici şiirselliği ve baş döndürücü tekniğiyle eleştirmenleri defalarca kendine hayran bırakan etkileyici piyanist Lise De La Salle, ilk konserini Fransa Ulusal Radyosu’nda henüz 9 yaşında verdi.  İlk konseriyle klasik müzik dünyasına yeni bir yıldızın doğduğunun sinyallerini veren sanatçı bugün Avrupa, ABD ve Asya’nın en seçkin müzik merkezlerinde konserler vererek göz alıcı bir uluslararası kariyer sürdürüyor. Lise De La Salle’a yeni sezonda 2011’de Gramophone dergisi tarafından “Büyüklüğün Eşiğinde” on genç şeften biri olarak adlandırılan Jakub Hruša şefliğindeki Prag Filarmoni eşlik edecek.

Dünyada nefes kesen dans gösterileri ilk kez İş Sanat’ta

Amerika’nın ünlü caz topluluğu Giordano Dance Chicago iki muhteşem gösteriyle ilk kez İstanbul’a geliyor. 2004 yılında “Ron De Jesus’ Prey” adlı gösterileriyle Chicago Dans Ödülü’ne layık görülen ve Dans Dergisi’nin “katıksız bir dans sevinci patlamasıyla seyirciyi nefessiz bıraktı…” yorumunu yaptığı Giordano Dance Chicago, yüksek enerjisi ve yüksek tesirli performansıyla 5 ve 6 Nisan tarihlerinde iki gösteriyle İş Sanat’ta izleyicinin nefesini tutacağı görsel bir şölen sunacak.

Bu sezonun bir diğer dans gösterisi ünlü Fransız koreograf ve dansçı Benjamin Millepied’in yönettiği L.A. Dance Project tarafından gerçekleştirilecek. Yeni eserler yaratmayı ve yeni ufuklar açan geçmiş işbirliklerini canlandırmayı amaçlayan projenin mimarı olan 34 yaşındaki Millepied, günümüzün en rağbet gören koreograflarından. 2010 yılında Natalie Portman ile rol aldığı ve aynı zamanda koreografisini yaptığı Black Swan (Siyah Kuğu) filmiyle ünlüler kervanına katılan Millepied, zarafet ve maharet dolu koreografilerinden dolayı eleştirmenler tarafından övülürken, çok sayıda dansçı ile karmaşık hareketler sahnelemedeki olağanüstü yeteneğiyle de dikkat çekiyor. Sanatsal deneyselliğe kendini adamış birinci sınıf bir çağdaş bale topluluğu olan L.A. Dance Project ve Benjamin Millepied muhteşem bir gösteriyle 10 Mayıs Cuma akşamı İş Sanat seyircileriyle buluşuyor.

İş Sanat yine klasik müziğin dev isimlerini ağırlayacak

İş Sanat 13. sezonunda da dünyanın önde gelen klasik müzik topluluklarını, şeflerini ve başarılı solistlerini klasik müzik tutkunlarıyla buluşturmaya devam edecek.

Bu yıl 65. yaşını kutlayan çellonun yaşayan efsanesi Mischa Maisky’yi kızı Lily Maisky ve oğlu Sascha Maisky ile aynı sahnede buluşturan ve sezonun en iddialı etkinlikleri arasında yer alan bu görkemli konser aynı zamanda 2010 Moskova Paganini Yarışması birincisi Kristóf Baráti’nin yönetiminde genç ve dinamik topluluk Macar Oda Orkestrası’na da ev sahipliği yapıyor.

İtalyan dönem müziğinin günümüzün en önemli temsilcilerinden L’Opera Stravagante, Aralık ayında renkli bir repertuarla İş Sanat sahnesinde olacak. Özellikle 17. ve 18. yüzyıl Venedikmüziğine odaklanan, antik müzikleri keşfetme arzusu duyan topluluk bugüne kadar çok sayıda ünlü solistin yanı sıra pek çok kez eşlik ettiği, dramatik koloratur rollerin uluslararası en çok aranan isimlerinden Alman soprano Simone Kermes ile bir kez daha aynı sahneyi paylaşacak.

Ocak ayında kendi jenerasyonunun en önemli piyanistlerinden biri olan Piotr Anderszewski, bugün tamamen geleneksel bir oda orkestrasının olgunluğuna ulaşan Camerata Salzburg’la muhteşem bir konsere imza atacak.

Şubat ayında dünyanın en seçkin oda orkestralarından Academy of St Martin in the Fields kemanın genç virtüözlerinden Janine Jansen ile aynı sahnede buluşuyor. Bartok ve Akademi’nin uzmanlık alanı olan Mozart’ın eserlerinin seslendirileceği gecede Jansen’in parlak tekniğiyle ustalıkla işleyeceği konçertolar izleyiciye eşsiz bir Mozart deneyimi yaşatacak. Adeta yıldızlar geçidine sahne olacak Şubat ayında Ivor Bolton’un şefliğinde performans sergileyecek olan Die Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ise yorumculuğuyla seyircisini her daim kendine hayran bırakan piyanist Gülsin Onay’a eşlik edecek. İş Sanat, Moldova’nın yükselen yıldızı Patricia Kopatchinskaja’yı 2010 yılında BBC Müzik Dergisi Ödülü’ne layık görülen Beethoven keman konçertosu yorumuyla sahnesinde ağırlayacak. Kemancı Philippe Herreweghe yönetimindeki Orchestre des Champs-Elysees ile sahneyi paylaşacak.

1997’de prestijli Victoires de la Musique ödüllerinde Yılın En İyi Enstrümancısı seçilen Emmanuel Pahud, bu yıl yarım asırlık tarihini kutlayan Franz Liszt Oda Orkestrası ile Mart ayında İş Sanat’ın konuğu olacak. Zamanımızın en iyi Beethoven yorumcularından kabul edilen Paul Lewis Almanya’nın en geleneksel topluluklarından Berlin Oda Orkestrası eşliğinde Mart ayında konser verecek olan bir diğer isim.

İş Sanat’ın heyecanla beklenen Virtuoso kuşağı bu sene de çok özel isimleri ağırlıyor

İş Sanat’ın klasikleşen Virtuoso serisinin bu sezonki ilk konserini müzik otoriteleri tarafından  “Piyano Dâhisi” olarak anılan ünlü piyanist Arcadi Volodos gerçekleştiriyor. Piyanonun tuşlarına ilk kez 8 yaşındayken dokunan Volodos bugün en saygın müzisyenler arasında gösteriliyor.

Virtuoso kuşağı, ikinci konserinde birbirinden muhteşem üç müzisyeni İş Sanat sahnesinde bir araya getiriyor. Kemanda Isabelle Faust, piyanoda Alexander Melnikov’un yer alacağı konserde Alexander Rudin çellosuyla dinleyicileri büyülemeye hazırlanıyor.

Grammy ödüllü Hilary Hahn ve Cory Smythe ikilisi harika bir Beethoven ve Bach gecesi ile 2013yılının ilk konserinde izleyici karşısında olacak. Sezonun son Virtuoso konseri ise kontrtenor Andreas Scholl ve piyanist Tamar Halperin tarafından gerçekleştirilecek.  18.yüzyılın en ünlü kastratolarından Senesino’nunki ile aynı ses aralığına sahip Scholl üstün yeteneği ve kusursuz performansıyla dikkat çekiyor.

Strauss Festival Orchestra Vienna bu yıl da 2013’ü İş Sanat’ta karşılıyor

Her yıl büyük beğeni toplayan TV konserleri, müzik festivallerindeki sayısız parlak performansları ve dünyanın birçok yerinde yankı uyandıran konserleriyle geleneksel Viyana müziğinin otantik yorumcusu olarak benimsenen Strauss Festival Orchestra Vienna yine muhteşem bir programlayılbaşı heyecanına ortak oluyor. Topluluk şef Peter Guth yönetiminde sahneye çıkacak. Aynı Johann Strauss’un kendi döneminde yaptığı gibi Büchler’in kemanını çalarak yöneteceği konserin solistleri mezzosoprano Stella Grigorian ve tenor Sebastian Reinthaller. Viyana’nın bu köklü ve seçkin senfonik topluluğuna kaçırılmaması gereken bu özel gecede iki başarılı dansçı renkli gösterileriyle eşlik edecek.

Caz tutkunları yine İş Sanat’ta buluşacak

İş Sanat her yıl olduğu gibi bu yıl da iddialı bir caz programıyla efsane isimleri sahnesinde ağırlıyor. Otuz yılı aşan görkemli kariyerinde alto saksafonda kendi kuşağının en önemli isimlerinden biri haline gelen Kenny Garrett sezonun ilk caz konserini gerçekleştirecek. Grammy ödüllü Garret, Benito Gonzales (piyano), Corcoran Holta (bas), Marcus Baylor (davul), Rudy Bird’den (perküsyon) oluşan quartetiyle birlikte 13 Kasım Salı akşamı sahne alacak.

Kasım ayında ise serbest cazın önde gelen isimlerinden saksafoncu David Murray ile R&B ve Soul’un parlak sesi Macy Gray “Stomping and Singin’ the Blues” projesiyle sezonun en önemli müzik olaylarından birine imza atacak.

Bu sezonun kuşkusuz en çok ses getirecek konserlerinden biri de Marcella Puppini, Terrianne Passingham ve Kate Mullins’ten oluşan sıradışı vokal topluluk The Puppini Sisters’in konseri olacak. 1940’ların Amerikan caz klasiklerinin en sevilen şarkılarını son albümleri Hollydod’da bir araya getiren The Puppini Sisters dönemin en parlak Hollywood aktrislerini andıran eşsiz tarzları ile de göz kamaştıracak.

Cazın çılgın kızı Hiromi de yeni sezonda İş Sanat’ta olacak. Akılları baştan alan tekniği, enerji dolu canlı performansları ve post-bop, prograssive rock, klasik ve fusion gibi çok çeşitli türleri harmanladığı müziğiyle caz standartlarına kafa tutan genç sanatçı yapıtlarıyla müzisyenlik ve besteciliği daha önce eşi görülmemiş seviyelere çıkarıyor. Tutkulu ve kışkırtıcı müziğiyle caz müziğinde daha şimdiden kendine özgü bir yer edinen Hiromi, The Trio Project konserinde basçı Anthony Jackson ve davulcu Simon Phillips ile birlikte izleyiciyi büyüleyecek.

Dünyanın önde gelen caz vokalistlerinden Kurt Elling Türkiye’nin seçkin Big Band topluluğu İstanbul Superband ile bir araya geliyor. Elling bu muhteşem müzik yolculuğunda repertuarına enfes doğaçlamalara, scat ve konuşmalara yer veriyor. Aycan Teztel’in kurucusu olduğu ve şefliğini yaptığı bu keyifli topluluk dinleyenleri cazın büyülü ve sınırsız dünyasında yolculuğa çıkaracak.

İş Sanat’ın caz serisi iki usta müzisyen Michel Camilo ve Tomatito’nun çok ses getiren üçüncü ortak projesi olan Spain Forever ile sona erecek. Farklı müzikal dünyalara ait olmalarına rağmen pek çok ortak noktada buluşarak caz ve flamenkonun engin sınırlarında gezinen Camilo ve Tomatito, iki usta arasındaki göz kamaştıran müzikal diyalogu müzikseverlerle buluşturuyor. Kendi kuşağının önde gelen flamenko gitaristi olan Tomatito’nun ve zengin caz armonileriyle tatlandırdığı ezgileri Karayip ritimleri ve olağanüstü tekniğiyle birleştirmesiyle tanınan Grammy ve Emmy ödüllü Michel Camilo’nun müthiş uyumuyla dinleyicilerde büyük heyecan uyandıran Spain Forever iki yakın arkadaşın sıcaklığı ve samimiyetini sahneye taşıyor.

Dünyanın en renkli ezgileri İş Sanat sahnesinde yankılanacak

13. sezonda dünya müziği serisinin ilk konuğu muhteşem sesiyle Luz Casal olacak. İspanyol pop, rock şarkıcısı Luz Casal muhteşem sesi ve özel programıyla müzikseverlere unutulmayacak birAkdeniz gecesi yaşatacak.

Dünyanın önde gelen flamenko gitaristlerinden biri olan Paco Pena tutkuyla çaldığı gitarıyla Aralık ayında İş Sanat sahnesinde müzikseverlerle buluşacak. Ocak ayında ise Ariel Ardit ve kurucusu olduğu Orquesta Típica topluluğu tango ateşiyle izleyenlerin içini ısıtacak. ÜlkesiArjantin’de birçok performans sergileyen, sadece sesiyle bile dinleyiciye balo salonundaymış hissi veren Ariel Ardit, bu özelliğiyle halk tarafından ‘Benzersiz Bir Yorumcu’ olarak nitelendiriliyor.

Kanadalı genç şarkıcı Ima, tutku dolu sesi ile Baila, Smile, Precious albümlerini seslendirmek üzere İş Sanat sahnesinde olacak. En son “To Love Somebody” isimli single’ını sevenlerin beğenisine sunan müzisyen Türkiye’de de oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip.

İş Sanat’ın dünya müziği programında yer alacak isimlerden biri de Fado’nun genç temsilcilerinden Carminho. 2005 yılında Premio Amalia Revelaçao ödülünü alan, 2007 yılında Carlos Suara’nın yönettiği “Fados” filminde büyük bir başarı sergileyen sanatçının performansı dünya müziği programında kaçırılmaması gereken konserler arasında gösteriliyor.

İş Sanat’ta divalar

İspanyol diva Luz Casal’ın ardından Latin Grammy ödüllü Mariza Mart ayında bir kez daha İş Sanat seyircisiyle buluşacak. 2001 yılında Fado em Mim isimli ilk albümünü dinleyici ile buluşturan Mariza, bin kopyanın üstün başarı sayıldığı müzik piyasasında 140 bin kopya ile bir dünya yıldız haline geldi.

İş Sanat dünya müziği programına bir diva ile son veriyor. Yunan tavernalarına yeni bir anlayış kazandıran, günümüz şarkıcılarına ilham veren, Yunanistan’da ‘Şarkıların Yüce Tanrıçası’ diye anılan Marinella yerel şarkılarının ağırlıklı olduğu kadar laika, pop, blues ve caz türlerini barındıran repertuarı ile İş Sanat seyircisine unutulmayacak bir konser deneyimi yaşatacak.

İş Sanat’ın vazgeçilmezi: Yerli Konserler

İş Sanat yerli konserlerinin bu sezonki açılışını günümüzün en popüler alternatif rock gruplarından biri olan Duman ile yapıyor. Duman 29 Kasım’da en sevilen şarkılarını hayranlarıyla birlikte İş Sanat’ta seslendirecek.

Türkiye’de nu-metal tarzını benimseyen ilk grup olma özelliği taşıyan, beş ayrı karakteri, beş ayrı müzik zevkini ve beş ayrı duruşu benimseyen Manga, sevenleriyle İş Sanat’ta buluşan bir diğer grup.

Yarkın Ritim Grubu’nun “Kervansaray Halkların Müzikleri ve Dansları” projesi ise sezonun en heyecan veren etkinliklerinden biri olacak. Geçtiğimiz yıllarda birçok kez İş Sanat’ın konuğu olan Yarkın Ritim Grubu bu kez farklı bir müzik ve dans deneyimiyle izleyici karşısında olacak. Kervansaray Halkların Müzikleri ve Dansları projesi ile farklı kültürlerin melodilerinin yanı sıra türküler, popüler şarkılar ve Türk müziğinde sözlü ve enstrümantal parçaları yorumlayan topluluk zaman zaman çok sakin, zaman zaman romantik, zaman zaman da çok eğlenceli bir repertuar sunacak.

Bugüne kadar dâhil olduğu her projede adından başarıyla söz ettiren Şevval Sam 25 Nisan’da İş Sanat sahnesinde müzikseverlerle buluşacak. Sam kadife sesiyle bu yıl Kartpostallardaki İstanbul’un Musikisi’ni yorumlayacak. .

Kendi paketlerinizi oluşturun, indirimlerden yararlanın

İş Sanat’ın Kasım ayı etkinlikleri ve Klasik, Caz, Dans broşüründe yer alan toplam 24 etkinliğin biletleri öncelikli olarak 01 Ekim’de satışa çıkıyor. İş Sanat, bu sene de geçtiğimiz sene olduğu gibi sezonun tüm klasik müzik, caz konserleri ve dans gösterilerini indirimli olarak satışa sunuyor, ayrıca izleyicilerin paketlerini kendilerinin oluşturmalarına imkân sağlıyor. 5 etkinliğe bilet alan izleyiciler için %10, 10 etkinliğe bilet alan izleyiciler için %15, 15 etkinliğe bilet alan izleyiciler için %20 indirim imkânı sağlanıyor.

Öğrenciler için özel fiyat

İş Sanat bu sezon da öğrenciler için sunduğu özel fiyat uygulamasını sürdürüyor. Her konserde konserin fiyatı ne olursa olsun değişmeyecek olan öğrenci  biletleri yine sınırlı sayıda İş Sanat Ana Gişe’de satışa sunulacak. Her bir öğrenci, öğrenci kimliği göstermek şartıyla her etkinlik için bir adet bilet satın alabilecek.

 

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
Norfolk’ta yaşayan Kieron Williamson’un 24 resminin tamamı, telefon ve internet üzerinden15 dakika içinde satıldı.
Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinde sergiler açan Williamson’un ABD, Güney Afrika, Japonya, Kanada ve Almanya gibi dünyanın birçok yerinden müşterileri var. Çocuk daha şimdiden servet sahibi oldu.

Ünlü Fransız ressam Claude Monet’ten dolayı ‘Mini Monet’ lakabı takılan sanat dehası, bazı resimleri sadece birkaç dakika içinde yapmış. Williamson, resme 2008’de başlamış. Resme karşı muazzam bir yeteneği olan çocuk, sürekli sanatını geliştirirken bu durum sergilerinde de bariz bir şekilde görülüyor. Williamson genelde manzara resimleri çiziyor.
Çocuk hızla şöhret ve para kazanırken 18 yaşına kadar servetine anne ve babası gözkulak olacak.

 

Kaynak :[-]  Emin ARVAS

 

İstanbul

■ Javad Alamdari’nin “Rüzgâr Gibi” isimli sergisi 10 Temmuz – 10 Ağustos tarihleri arasında İ.S.O Sanat Galerisi’nde.

■ Portreler isimli sergi 11 – 22 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Akvaryum’da.

■ 50 Yıllık Sır – Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un valizinden çıkan fotoğraf, hatırat ve belgeler isimli sergi 10 Temmuz’a kadar İBB Taksim Sanat Galerisi’nde.

■ Kerem Ozan Bayraktar ’ın “Kurallar” isimli sergisi 11 Temmuz’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 7853)

■ Levent Duran’ın “Mama Beden-Body Food” isimli sergisi 11 Temmuz’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0 212 251 91 63)

■ Betül Güney, Cenin (Burcu Çorbacı), Ceyda Aldemir P.’nin “Fresh” isimli sergisi 12 Temmuz’a kadar C.A.M Galeri’de.

■ Çarşılarla Anadolu isimli fotoğraf sergisi 13 Temmuz’a kadar Kapalıçarşı Halıcılar Caddesi’nde.

■ Almanya’da Çağdaş Sanat Aracı Olarak İç Mekân Tasarımı sergisi 15 Temmuz’a kadar Rezan Has Müzesi’nde.

■ Deenesh Ghyczy’nin “Soul Out” isimli sergisi 15 Temmuz’a kadar Art Suites Gallery Beyoğlu’nda. (0212 251 55 61)

■ Come-in. Almanya’da Çağdaş Sanat Aracı Olarak İç Mekân Tasarımı isimli sergi 15 Temmuz’a kadar Rezan Has Müzesi’nde.

■ Sera Uzel’in “Lu” isimli sergi 17 Temmuz’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Muammer Yanmaz’ın “40 Renk Fotoğraf Projesi 6. Renk: Myanmar Fotoğrafları” sergisi 18 Temmuz’a kadar Metrocity Alışveriş Merkezi’nde.

■ Charles Vess’in İstanbul’u isimli sergi 20 Temmuz’a kadar Çekül Evi’nde. (0212 249 64 64)

■ Karikatüristler Güngör Kabakçıoğlu İçin Çiziyor isimli sergi 20 Temmuz’a kadar Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde.

■ Diana Blok’un “See Through Us” isimli sergisi 21 Temmuz’a kadar Sanatorium’da. (0212 293 67 17)

■ Vladimir Klein’ın cam sergisi 21 Temmuz’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde . (0212 252 68 12)

■ Hisseli Harikalar Kumpanyası – Meraklılarından Sıra Dışı Objeler Sergisi 24 Temmuz’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Mercan Dede’nin “Revolution Revelation” sergisi 25 Temmuz’a kadar Borusan Müzik Evi’nde.

■ Maureen Connor’un “Çelişkiler” isimli sergisi 28 Temmuz’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Tamar Halpern’in “Şair için kork ve viski iç” isimli sergisi 28 Temmuz’a kadar Egeran Galeri’de. (0212 251 12 51)

■ İyi Niyetin Arsızlığı isimli sergi 28 Temmuz’a kadar artSümer’de. (0 212 249 1035)

■ Goya’nın “Zamanının Tanığı” isimli sergisi 29 Temmuz’a kadar Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde.

■ Marleen P. Atay, Stephanie Pain, Suzanne Posthumus ve Aras Seddigh’in TRANSFER başlıklı sergisi 30 Temmuz’a kadarKare Art Gallery’de.

■ Ustalar ve Yükselenler isimli sergi 31 Temmuz’a kadar Türker Art’da. (0212 296 53 25)

■ Sınırlar Yörüngeler 12 sergisi 31 Temmuz’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Kerem Ozan Bayraktar’ın “Kurallar” isimli sergisi 11 Ağustos’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ Karma Yaz Sergisi 11 Ağustos’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde.

■ Kadına Dair isimli karma sergi 15 Ağustos’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 216 576 76 18)

■ Teras Sergileri 18 Ağustos’a kadar Proje4L/ Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde. (212 290 25 25)

■ Öteki Ayaklanmalar isimli karma sergi 25 Ağustos’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Sophia Pompery ’nin “Şeylerin Sessiz Şekli” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Berlinde De Bruyckere’nin “Yara” isimli sergisi 26 Ağustos’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Fransız-Belçikalı ve Türk Çizgi Romanlarına Çapraz Bakış isimli sergi 31 Ağustos’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 3938111)

■ Ali’nin Koço’su isimli karma sergi 31 Ağustos’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Kes&Yapıştır isimli karma sergi 31 Ağustos’a kadar Galeri Ilayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Mezunlar 2012 isimli sergi 31 Ağustos’a kadar Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde.

■ Hep Birlikte V isimli sergi 1 Eylül’e kadar Artgalerim Nişantaşı’nda.

■ Segment #2 ve Gerwald Rockenschaub’un 4to2floors sergileri 2 Eylül’e kadar Borusan Contemporary’de. (0212 393 52 00)

■ Çevre Karikatürleri 3 Eylül’e kadar Galeri 5’te.

■ Dieter Sauter’in “Türkiye’den İnsan Manzaraları” isimli fotoğraf sergisi 5 Eylül’e kadar İstanbul Üniversitesi Dil Merkezi Sanat Galerisi’nde.

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Mehmet Pesen, Salih Acar, Alp Bartu, Saim Dursun, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık, Niyazi Toptoprak, Metin Gönül, Artin Demici ve Kâmil Masaracı’nın karikatür sergisi 13 Eylül’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Mustafa Köseoğlu ve Metin Benek’in sergileri 15 Eylül’e kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Kobra – Özgür Sanatın 1000 Günü sergisi 16 Eylül’e kadar S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ İsmail Acar’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda.

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Josephine Powell’ın “Josephine’in Gördüğü: 20. Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar” sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

Ankara

■ Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü Mezunları – grafik – 15 Temmuz’a dek – Cermodern’de. (0 312 310 00 00)

■ Abraham David Christian – heykel – 14 Temmuz’a dek – Galeri Artist Ankara’da. (0 312 311 93 63)

■ Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencileri – baskı resim – 15 Temmuz’a dek – Galeri Artist Lab’da. (0 312 311 93 63)

■ Hatice Tabakoğlu – Kütahya el sanatları sergisi – 17 Temmuz’a dek – Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde. (0 312 311 49 25)

■ Ufuk Tolga Savaş – seramik – 20 Temmuz’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ M.C. Escher – resim – 5 Ağustos’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

■ Koleksiyondan – karma resim – 31 Ağustos’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)

■ Ahmet Güneştekin – resim – yaz sonuna dek – Güler Sanat’ta. (0 312 236 21 22)

■ Yaz Karması – resim – 28 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Yaz Karması – resim, heykel, 30 Eylül’e dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

Mersin

■ İçel Sanat Kulübü’nün, “Karma Resim-Heykel-Fotoğraf” sergisi M.İlhan – A.Uğural Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi yaz boyunca sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0324 2381088)

İzmir

■ Gölgenin Öyküsü fotoğraf sergisi, 31 Temmuz’a dek Çizgelikedi Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Aygun Tuğay’ın “Resim Defterim-1/Kaygılar” adlı sergisi 25 Temmuz’a dek Alaçatı’daki Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi’nde izlenimde.

Tiyatro

İstanbul

■ ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu’nda çarşamba günü bugün saat 21.15’te Dostlar Tiyatrosu’nun “Azizlikler / Nereye Gidiyoruz” adlı oyunu sahnelenecek. (0212 276 22 14)ADANA

Ankara

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, Üstün Dökmen’in yazdığı, Ali Hürol’un sahneye koyduğu, “Komşu Köyün Delisi” adlı oyunu, çarşamba günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00’te yeniden sahneleyecek. (0322 4580008)

Müzik

İstanbul

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Yavuz Akyazıcı Trio”, yarın saat 21.30’da “Burak Bedikyan Trio”, çarşamba günü saat 21.30’da “Ateş Tezer Trio”, perşembe günü saat 21.30’da “Ekin Cengizkan Trio feat. Alex Maksimiw”, cuma günü saat 22.30’da “Istanbul Funk Unit”, cumartesi günü saat 22.30’da “Özge Pınar Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Küçükçiftlik Park’ta bugün saat 21.00’de “Duran Duran”, yarın saat 21.00’de “Chris de Burgh”, çarşamba günü saat 19.00’dan itibaren ise Buena Vista Social Club & Omara Portuondo’nun yanı sıra Bebe ve LaDescarga’nın katılımıyla “Carnaval Latino” konseri izlenebilir. (0 212 231 30 45)

■ ‘19. İstanbul Caz Festivali’ kapsamında bugün saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde “Antony&The Johnsons ve Filarmonia”, yarın saat 21.00’de santralistanbul Kıyı Amfi’de “Caro Emerald”, çarşamba günü saat 20.45’te İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde “Gretchen Parlato / Ambrose Akinmusire”, perşembe günü saat 21.00’de İstanbul Modern’de “Yeni Ozanlar: The Dears”, perşembe günü saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde “Lars Danielsson”, cuma günü saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde “Erykah Badu”, cumantesi günü saat 20.00’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde “Caz İçin Tuhaf Bir Yer: Bugge’n Friends/ Magnus Öström/ Ninety Miles”, European Jazz Club kapsamında Salon İKSV’de bugün saat 22.30’da “Baki Duyarlar Band Feat. Eric Vloeimans”, yarın saat 22.30’da “Oğuz Büyükberber Feat. S.Nabatov, W.Wierbos & T.Klein”, çarşamba günü saat 22.30’da “Bilal Karaman Feat. Lars Danielsson” konseri izlenebilir. (0 216 556 98 00)

■ ‘Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da bugün saat 15.00’te “Viyana Filarmoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 212 373 11 00)

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da yarın saat 21.00’de “Zülfü Livaneli”, cuma günü saat 21.00’de “Ajda Pekkan”, pazar günü saat 21.00’de “Gazino Show” konseri izlenebilir. (0 212 263 39 83)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta perşembe günü saat 20.00’de “K2”, cuma günü saat 22.00’de “Cem Adrian”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yeni Türkü”, pazar günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda cuma günü saat 21.15’te “Fazıl Say” konseri izlenebilir. (0 212 276 22 14)

■ ‘Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde cumartesi günü saat 21.00’de “Sezen Aksu Acoustic Band” konseri izlenebilir. (0 212 232 86 03)

Ankara

■ ODTÜ Vişnelik Çim Amfi’de, Pink Martini’nin vereceği konser, bugün saat 19.00’da. (0 312 286 79 79)

■ If Performance Hall’de, Cem Adrian’ın vereceği konser, 12 Temmuz’da, saat 00.00’da, Replay’ın vereceği konser 13 Temmuz’da saat 22.00’de, Zakkum’un vereceği konser, 19 Temmuz’da saat 00.30’da, Dengesiz Herifler’in vereceği rock konseri, 21 Temmuz’da saat 21.00’de.

(0 312 418 95 06)
Gösteri Söyleşi

İstanbul

■ Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da pazar günü saat 18.00’de “Edepsiz Komedi” adlı stand-up gösterisi sahnelenecek.

(0216 467 33 32)

■ ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu’nda bugün saat 21.15’te “Bizim Deniz Kuzey Deniz” adlı dans gösterisi sahnelenecek. (0212 276 22 14)

Ankara

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, “Bir Ayrılık/Jodaeiye Nader Az Simen” adlı filmin gösterimi 10 Temmuz’da saat 21.00’de, “Çılgın Bir Gece/Date Night” adlı filmin gösterimi 17 Temmuz’da saat 21.00’de, “Aramızda Casus Var/Burn After Reading” adlı filmin gösterimi 24 Temmuz’da saat 21.00’de, “Aşk Dersi/An Education” adlı filmin gösterimi 31 Temmuz’da saat 21.00’de, “Yeryüzündeki Son Aşk/Perfect Sence” adlı filmin gösterimi 7 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Zamana Karşı/In Time” adlı filmin gösterimi 14 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Gir Kanıma/Let The Right One In” adlı filmin gösterimi 21 Ağustos’ta saat 20.00’de, “Gözlerindeki Sır/The Secret In Their Eye” adlı filmin gösterimi 28 Ağustos’ta saat 21.00’de, “Tek Başına Bir Adam/A Single Man” adlı filmin gösterimi 4 Eylül’de saat 21.00’de, “Büyük Sır/Get Low” adlı filmin gösterimi 11 Eylül’de saat 21.00’de, “Güzel Bir Hayat Düşlerken/Circus Columbia” adlı filmin gösterimi 18 Eylül’de saat 21.00’de, “Le Tableau” adlı filmin gösterimi 25 Eylül’de saat 21.00’de. (0 312 310 00 00)

 Kaynak: [-]

 19. İstanbul Caz Festivali bu akşamki açılış konseriyle başlıyor. Dünya cazının yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak festivalin ağır topları Marcus Miller, Till Brönner, Morrisey ve Jamaikan Legends…

Marcus Miller

Bu yıl 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın sanatçıyı ağırlayacak olan 19. İstanbul Caz Festivali, bu akşam Esma Sultan Yalısı’nda Elif Çağlar Beşlisi’nin vereceği açılış konseriyle başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nca (İKSV) düzenlenen festival, ilk haftasında cazseverleri birbirinden güzel konserlerle karşılıyor.

Yarın akşam The Marmara Esma Sultan’da Jamaika’nın reggae efsaneleri müziksevelerle buluşurken, saat 22.30’da European Jazz Club serisinin ilk buluşmasında Tamer Temel Quintet, Matthias Pichler ile birlikte İKSV Salon’da konser verecek. Festival ilk haftada bir dünya prömiyerine de ev sahipliği yapacak: Marcus Miller’ın, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine Okay Temiz, Burhan Öçal, Hüsnü Şenlendirici, İmer Demirer ve Bilal Karaman ile gerçekleştirdiği “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, 5 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde yapılacak. İngiliz şarkıcı Morrisey ve Esperanza Spalding’in de sahne alacağı festival, 7 Temmuz Cumartesi günü artık gelenekselleşen etkinliği Tünel Şenliği ile müzikseverlere “festival içinde

festival” sunmaya devam edecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden, popüler tınıları caz müziğinin sofistike yapısı ile ustaca birleştirebilen nadir sanatçılardan biri Till Brönner ise 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri avlusunda İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak. Dave Brubeck, James Moody, Natalie Cole ve Tony Bennett gibi cazın önde gelen isimleriyle aynı sahneyi paylaşan virtüöz Till Brönner’e saksofonda Magnus Lindgren, davulda Wolfgang Haffner, basta Christian V. Kaphengst ve piyanoda Jasper Soffers eşlik edecek.

Jamaikalı efsaneler festivalde

istanbul Caz Festivali Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında özel bir projeye ev sahiliği yapıyor. Buna göre Jamaika’nın önde gelen müzisyenleri festivale konuk olarak aynı sahneyi paylaşacaklar.  1950’li yıllarda ‘ska’ türüne şekil veren önemli isimlerden Ernest Ranglin, The Wailers’ın piyanisti Tyrone Downie ve Jamaika’nın önde gelen reggae ekiplerinden Sly&Robbie’nin liderleri davulcu Sly Dunbar ile basçı Robbie Shakespeare İstanbul’da Jamaika rüzgarı estirecek. Topluluğa, vokallerde Bitty McLean eşlik edecek. Reggae efsanelerinin The Marmara Esma Sultan’da bir araya geleceği bu çok özel konserin biletleri 50 TL ve 40 TL (öğrenci).

Kaynak : [-]

 

40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.

Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.

Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.

Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.

Kaynak :[-]

Çağdaş ve modern sanat alanında dünyanın en önemli fuarı olarak kabul edilen ‘Art Basel’a Türkiye, Rusya ve Çin’den yoğun katılım dikkat çekiyor

Her yıl İsviçre’nin Basel kentinde yapılan Art Basel fuarı bu yıl 43’üncü kez kapılarını sanatsever ve koleksiyonculara açtı. Resmî olarak 12 Haziran Salı günü başlayan fuara ilk iki gün sadece özel davetliler, sanatçılar ve koleksiyoncular kabul edildi. Böylelikle VIP sayılan kişilere sanat eserlerini daha rahat inceleme ve satın alma olanağı yaratılmış oldu.

Toplam 36 ülkeden 2 bin 500’ün üzerinde sanatçı ve 300’ün üzerinde galerinin buluştuğu Art Basel’da bu yıl Türkiye’den katılan galeri yok. Fuarda yer alan sanatçıların yüzde 23 gibi önemli bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri’nden. ABD’yi Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden sanatçılar izliyor.

Fuarın yeni alıcı profili

Türkiye galeri olarak temsil edilmemesine karşın, özellikle İstanbul’dan gelen ziyaretçi ve koleksiyoncuları ile fuarda adından en çok söz ettiren ülkelerden biri oldu.

New York’un önde gelen sanat galerilerinden Cheim&Read’in ortaklarından Adam Sheffer, Türklerin sanattan çok iyi anladığını belirterek, “Özellikle son yıllarda Türk koleksiyoncular pazara alıcı olarak yoğun olarak girdiler. İstanbul’da dünya çapında eser toplayan koleksiyoncular var. Dikkat çekecek ölçüde iyi alım yapıyorlar. Ayrıca Çinliler ve Ruslar da sanat piyasasının yeni alıcıları. Özellikle Art Basel’a bu ülkelerden her yıl daha çok sanat koleksiyoncusu ve koleksiyoncu olmaya aday sanat severler geliyor” dedi.

 ‘Türkler Batı tarzına yakın’

Türkiye ve Türk koleksiyoncuları ile ilgili olarak, Türkiye’nin Batılı tarz sanat geçmişine vurgu yapan Sheffer, “Türk sanat koleksiyoncuları yılların birikimi olan bilgi ve kültür derinliği ile bu konudaki herhangi bir Batılıdan hiç de farklı değiller. Türkler kültür olarak Çinlilerden çok farklı. Batı sanatına yatkınlar. Türklerin Paris ekolünden gelen Komet gibi, Fahrünnisa Zeyd gibi dünya piyasalarında rekor fiyatlara eserleri satılan çok önemli sanatçıları var. Türkiye’deki müzelerde önemli eserleri bulunuyor. Yılların birikimi ile bu konuda çok eğitimliler sanat konusunda özel bir zevke sahipler” şeklinde konuştu.

Fuarın özel ziyaretçilere açık olan ilk iki günündeki ziyaretçi profili Adam Sheffer’in sanatın yeni alıcı kitlesiyle ilgili olarak söylediklerini kanıtlar nitelikteydi. Ziyaretçilerin çoğunun Türkiye, Rusya, Çin, Güney Amerika, Ortadoğu ve Orta Asya gibi Batılı ülkeler dışından gelenlerden oluştuğu görüldü.

 Basel halkından sanata destek örgüsü

Basel halkı sanata olan saygı ve desteğini Ren nehri üzerindeki Wettstein köprüsünün korkuluklarına el örgüsü rengarenk kılıflar geçirerek gösterdi. El örgüsü ile süslenen köprüye geliş ve gidiş istikametinde yaklaşık bir kilometrelik örgü malzeme kullanılmış oldu. (Deutsche Welle Türkçe)

 

Kaynak: [-] 

Şunun için etiket arşivi: Almanya

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi