Halkımızın vizyon filmlerine talep gösterdiği ve genel olarak tiyatroyu ihmal ettiği bir dönemde “Ağaç Yaşken eğilir” sloganını dikkate alarak sezona yetişkin ve genç oyunlarının yanı sıra 4 çocuk oyunu ile Nar Sanat Tiyatrosu sezona hızlı bir giriş yapıyor.

 Eğlenceli ve çocukların rahatça anlayabileceği gündelik hayatta ailelerin zaman zaman baş  etmekte zorlandığı, çocukların yaşam içerisinde sağlıklarını ve sosyalleşmelerini engelleyen sorunlar eğlenceli bir dille irdelenmektedir.

nar sanat tiyatro logo

Oyunların tüm hazırlıkları ve çalışmaları tamamlandı . artık seyirci ile buluşmaya hazır.  Nar Sanat deyince aklımıza kaliteli sanat eğitimi gelse de geçen yıl sahneledikleri “Araf Ne Taraf” adlı oyunları ile büyük beğeni kazanarak eğitimin yanı sıra beklide şuanda özel tiyatroların içerisinde gençlere en çok fırsat tanıyan ekip olmasıyla da dikkat çekiyor.

Tüm oyunlarında 27’ye yakın oyuncu ile sanatı halka ulaştırmaya gayret eden kurumda eğitmen ve yönetim kadroları vs. neredeyse 90 civarında çalışanı ile adeta bir sanat fabrikası konumuna da yükselmiş oldu.

Sahnelenecek oyunların dördünün adı ve kısaca ikisinin sinopsisi ve minik açıklamalarını sizlerle paylaşalım. Eğitici, öğretici ve uyarıcı özelliklere sahip olmaları anlamında bizden tam puan aldı. Aylar süren hazırlık ve tüm oyuncuların fedakarca çalışmalarının karşılığını almalarını ve başarılı olmalarını diliyoruz.

1-Erimekten korkan Buz Pıtır,

2-Kayıp Masallar

3-Oyun Delisi

4-Yastık Kavgası.

 ERİMEKTEN KORKAN BUZ “ PITIR “  (Sinopsis )

Erimekten korkan Buz "Pıtır"

Erimekten korkan Buz “Pıtır”

Eren ve Can samimi iki arkadaştırlar. Küresel Isınma ile ilgili bir ödev hazırlarken Pıtır ile karşılaşırlar. Pıtır Küresel Isınmadan etkilenmiş bir Buz parçasıdır. Eğer Denize ulaşamazsa eriyecek ve yok olacaktır.  Kahramanlarımızın Pıtırı denize ulaştırmak için çeşitli zorluklarla karşılaşıp umutsuzluğa düştükleri sırada akıllarına gelen parlak bir fikirle Pıtır’ı kurtarmayı başarırlar.

Oyunun amacı ;

Temel olarak küresel Isınmanın yol açabileceği Çevre ve Doğa zararları vurgulanmakta olup yanı sıra dayanışmanın ve yardımlaşmanın İnsanlara faydalı olabilmenin düşündürülmesiyle insani duyguları ön plana çıkarmaktır.

Uygunluk          ; 3 ve 12 yaş aralığı çocuklar..

 K A Y I P    M A S A L LA R  ( Sinopsis )

Kayıp Masallar

Kayıp Masallar

Zeynep Ödev olarak bir Masal okuyup özetini çıkarmalı. Araştırma yaparken karasız kalır. O kadar çeşitli Masallar okumuştur ki aklı karışır.. Keloğlan, Karagöz-Hacivat, Peri Kızı, Çizmeli Kedi, Cadı, Robin Hood ve Pamuk Prenses gibi farklı dönemlerin farklı masal kahramanları hikayeyi  oluştururlar ama Zeynep bu konudan çok memnun olmasa da aklına iyi bir fikir gelmiştir.. Bu tüm kahramanların bazılarını özetine alır bazılarını almaz ve ortaya komik bir masal çıkar.. acaba nasıl bir sonuç ortaya çıkacaktır ?

Uygunluk     ; 3 yaş ve 12 yaş

Oyunun Amacı ;

Sistemli çalışmanın önemi vurgulanmaktadır. Farklı masal Kahramanlarını bir araya getirip çocukların bu konudaki hafızlarını yenilemek, eğlenceli bir zaman geçirmelerini sağlamak.

Diğer iki oyun olan Oyun  Delisi ve Yastık kavgasına bir göz atalım.

Oyun Delisi 

Oyun Delisi

Oyun Delisi

Kısaca genç anne ve babaların çocuk yetiştirirken karşılaştıkları  en büyük sorunlardan aşırı bilgisayar ve internet kullanımı sorununa vurgu yapılarak  çocukların beslenme sorunlarına dikkat çekerek spora kanalize  olmaları konusunda destek niteliğin taşımaktadır.

 Yastık Kavgası 

Yastık Kavgası

Yastık Kavgası

Yine günümüz sorunlarından olan çocukların abur cuburla beslenmelerinin ve hareketsizliklerinin sağlıklarını nekadar kötü etkilediğinin işlendiği ve organlarının bu durum hakkında nasıl etkilenebileceği ve vücut kimyalarının düzgün beslenmemeleri sonucunda bozulacağı konusunda bilinçlenmelerini sağlayan bir oyundur.

Sanat ve Tiyatro adına başta Nar Sanat yöneticilerine ve Nar Sanat Tiyatrosu sorumlusu Oyuncu ve Yönetmen HALİS BAYRAKTAROĞLU’na tüm oyuncu ve teknik çalışanlara emekleri için teşekkür ederiz.

istanbul-sanat-fuariTÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından, 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecek ARTİST 2014 / 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı 8 Kasım 2014 Cumartesi günü “İçimizdeki Öteki” temasıyla kapılarını açıyor. Artist 2014, yaklaşık 1000 sanatçının işlerinin sergilendiği galeriler, bağımsız grup ve inisiyatifler ile birlikte 150’ye yakın genç sanatçıya ev sahipliği yapıyor.

ARTİST 2014’ü Onurlandıranlar

İstanbul Sanat Fuarı’nın, her yıl plastik sanatlara katkıları ve farklı alanlardaki çalışmaları nedeniyle verilen onur ödülleri de sahiplerini buldu. Türk resim sanatına önemli katkıları nedeniyle Sanatçı Onur Ödülü Sayın Nevhiz Tanyeli’ye verilirken; Eleştirmen Onur Ödülü Prof. Dr. Sayın Zeynep Sayın’a, Sanatsever Kurum Onur Ödülü MarmaraÜniversitesi Cumhuriyet Müzesine ve Koleksiyoner Onur Ödülü ise Sayın Ceyda ve Ünal Göğüş’e verildi.

Ödüller 10 Kasım 2014 Pazartesi günü düzenlenecek geleneksel TÜYAP Onur Yemeği’nde sahipleriyle buluşacak.

ARTİST 2014’ün Sergileri 

Fuarda Onur Sanatçısı Nevhiz Tanyeli’nin önemli resimlerinin sergileneceği Sanatçı Onur Ödülü Sergisi’nin yanı sıra Ceyda ve Ünal Göğüş’ün koleksiyonundan bir seçki yer alacak.

Genç Destek: No:8
Kapılarını 10 yıldır genç sanatçılara, gruplara, inisiyatiflere ve üniversitelerin güzel sanatlar fakülteleri öğrencilerine açan ARTİST 2014, 8 No’lu Salonda bağımsız genç sanatçılara yer verecek.

Yıllardır ilk işlerini sergileme olanağı sağlayan TÜYAP, bu yıldan itibaren bağımsız genç sanatçılara desteğini No:8 ödülleriyle gelenekselleştirmeyi düşünüyor. ARTIST 2014 / 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda, 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında düzenlenecek bir tören ile üç genç sanatçıya No:8 Ödülü verilecek. Genç sanatçıların, fuarda yer alan resim, heykel, video, yerleştirme ve performanslarına geniş bir seçkide yer verilecek. Ödül, fuar sırasında bir basın duyurusu ve tören ile açıklanacak.

Disiplinlerarası Sergi: Mülk-süz-leş!

ARTIST 2014 etkinlik alanında “Mülksüzleş” isimli disiplinlerarası bir sergiye de ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Ali Şimşek’in üstlendiği sergi; mülk, mülksüzleşme ve ütopya konularına odaklanıyor. 100’e yakın önemli sanatçının farklı disiplinlerarası işleri fuarda yer alacak. Ayrıca sergiye paralel olarak düzenlenecek söyleşi ve panellere sanatçı, akademisyen, eleştirmen, uzman ve kurum temsilcileri konuk edilecek.

Yunanistan’ın En Önemli Galerileri ilk kez Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda 

Yunanistan’ın önde gelen galerileri ilk kez Türkiye’de Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı ARTİST 2014’te yer alacak. Selanik Belediyesi’nin organize ettiği bölümde 10 önemli galeri bulunuyor. Sergide yer alacak galeriler şöyle: Kalfayan Gallery, Artis Gallery, Metamorfosis Gallery, Tin II Gallery, Zina Athanasiadou, Nitra, Donopoulos, Eirmos, Thatsis ve Lola Nikolaou.

Fuar Saatleri 

ARTİST-2014 İstanbul Sanat Fuarı 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında hafta içi 11.00-19.00, hafta sonu ise 11.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. İstanbul Sanat Fuarı kapanış günü olan 16 Kasım 2014 Pazar akşamı ise 19.00’da sona erecektir.
24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, her yıl olduğu gibi bu yıl da, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

Kaynak: Milliyet

Red Snapper, 17 Ekim Cuma, 22.00
 
İngiliz acid caz üçlüsü Red Snapper 17 Ekim Cuma gecesi Salon’da. 1993’te Ali Friend, Richard Thair ve David Ayers tarafından kurulan Red Snapper üç EP yayımladıktan sonra ilk albümlerini Prince Blimey’i 1996’da yayımladılar. 1997’de Prodigy ile İngiltere’yi turladılar. 2002 yılında dağıldıklarını açıklayan Red Snapper 2007 yılında yeniden bir araya geldiler. Akustik enstrümanlarla elektronik öğeleri bir arada sunan Red Snapper’ın Hyena isimli yeni albümü Eylül ayında çıkacak. 
 Quattro-Music-Festival-2014
Caz, dub, trip-hop, drum&bass türlerini ustaca harmanlayan, yenilikçi ve güncel melodileriyle Red Snapper 17 Ekim Cuma saat 22.00’de Salon sahnesinde olacak.
Hakkında ufak bir not: Martin Scorsese tarafından teknolojik olarak yenilenen, 70li yıllardaki Senegal’i anlatan ve ilk bağımsız Afrika filmi olan 1973 yılında Djibril Diop Mambéty tarafından çekilen Touki Bouki filminin soundtracki Red Snapper’a ait.  Ekip filmden o kadar etkilenmiş ki, bir yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli yerlerinde film müziğini canlı olarak seslendirdi, . Ayrıca 2011 yılında yayımladıkları Key albümünü de Touki Bouki filminden ilham alarak hazırlamışlar.
• Kairos 4tet, 18 Ekim Cumartesi, 21.30
İngiltere cazının son dönemde en çok konuşulan caz gruplarından Kairos 4tet 2009’da besteci Adam Waldmann tarafından kuruldu ve ertesi yıl ilk albümleri Kairos Moment yayımlandı. 2011 yılında yayımladıkları Statement of Intent ile Mojo tarafından en iyi caz albümleri arasında gösterilen ve aynı yıl “En İyi Caz Performansı” kategorisinde Mobo Ödülü kazanan Kairos 4tet, 20. İstanbul Caz Festivali’nin “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” serisinin de konuğu oldu. Kairos 4tet, son albümü Everything We Hold   ile ulusal ve uluslararası medyada 4 ve 5 yıldızlı eleştiriler alırken, The Observer tarafından “2013 yılının gizli mücevheri” olarak anıldı ve “Yılın Albümü” olarak öne çıktı.
Seyirci ile kendileri arasındaki bariyerleri yıkmaya yönelik değişik mekanlarda çalmayı tercih eden ve öğretici olmak isteyen, Adam Waldmann (saksafon), Jasper Høiby (bas), Jan Scott (davul), Ivo Neame (piyano) ve Emilia Martensson’dan (vokal) oluşan modern caz topluluğu Kairos 4tet 18 Ekim Cumartesi gecesi Salon’un konuğu olacak.
Hakkında ufak bir not: Kairos 4tet’e ait Everything We Hold albümünün sırrının, Waldmann’ın eski ve yakın arkadaşı, Homeland dizisindeki Quinn karakteri olarak tanınan Rupert Friend’in yazdığı büyüleyici şarkı sözleri olduğu söyleniyor. Rupert Friend aynı zamanda Song For The Open Road şarkısının eşsiz ve büyüleyici video klibinin yönetmeni.
Salon biletleri Biletix satış kanalları ve hizmet bedeli olmadan İKSV ana gişeden (pazar hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında) temin edilebilir.

2. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında düzenlenen Tasarım Rotaları, ziyaretçilere 17 Ekim’den itibaren kentin farklı bölgelerindeki tasarım odaklı ofis, mağaza, atölye, imalathane ve yapıların yanı sıra çeşitli bölgelerin kendine has dokularının inceleneceği tematik yürüyüşler sunacak.

2.istanbul tasarım fuarı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) yapılan açıklamaya göre Tasarım Rotaları, Asya ve Avrupa yakalarındaki farklı bölgeleri kapsayan 12 rotadan oluşacak.

Rotalarda Kuzguncuk, Çemberlitaş-Kapalıçarşı-Sultanahmet, Galata-Şişhane, Fener-Balat, Beyoğlu-Galatasaray-Cihangir, Moda bölgeleri, tematik rotalar kapsamında ise Kadıköy Koku Tasarım Rotası, Kadıköy Font Rotası, Kadıköy Ses Rotası, Kadıköy Ağaç Rotası ve Kadıköy Sivil Mimari Rotası ve 2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk yer alıyor.

Tasarımın farklı disiplinlerine ve evrelerine dair bilgi edinme ve gözlem yapma olanağı sağlayan rotalar, “Müstesna İstanbul: Küçük Dükkanlar Kitabı”nın yazarı Ilgın Yorulmaz’ın işbirliğiyle sunulacak. Tasarım Rotaları’na ek olarak gerçekleştirilen tematik yürüyüşler de TAK Kadıköy ve İstanbul’un önde gelentasarımcı ve mimar, akademisyen ve kültür kurumlarının işbirliğiyle oluşturuldu.

Tasarım Rotaları, cuma ve cumartesi günleri rehberler eşliğinde 20 kişilik gruplar halinde 14 Aralık’a kadar devam edecek.

Tasarım Rotaları için biletler, tam 35 lira ve öğrenci 25 lira olarak belirlendi. Biletler, Biletix satış noktaları ve Biletix internet sitesi (biletix.com) üzerinden ve ana gişe İKSV’den satın alınabilecek.

TASARIM BİENALİ

2. İstanbul Tasarım Bienali

GELECEK ARTIK ESKİSİ GİBİ DEĞİL

2. İstanbul Tasarım Bienali

1 Kasım – 14 Aralık 2014

 2. İstanbul Tasarım Bienali, “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığı altında şu sorunun cevabını arıyor: “Şu anda gelecek nedir?” Bienal, tasarımcıları manifesto üzerine yeniden düşünmeye, bu güçlü ve verimli janrı nereden geldiğimiz, nerede bulunduğumuz ve nereye gittiğimiz konusunu yeniden ele almak için bir platform olarak işe koşmaya davet ediyor.

Tarih boyunca manifestolar sınırsız diyaloğu besleyen ve radikal bir süreç olarak sorgulamanın peşinden koşan hedef beyanları olarak işlev gördü. Manifestolar çoğunlukla beyanla arzu arasında bir yerde duran metinler olarak üretildi. Peki bugünün bağlamında manifestoyu tasarımda eleştirel düşünce için bir katalizör olarak nasıl geri kazanabiliriz? Manifesto bir eylem, bir hizmet, bir kışkırtma veya bir nesne olarak yeni baştan icat edildiğinde, hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara yönelik özgün ürünler oluşturmak yolunda hangi yeni ihtimalleri barındırabilir?

Hızlı bir dönüşümden geçen İstanbul, tasarıma ve tasarımın günlük hayatla ilişkisine dair alternatif düşünce üretmenin merkezlerinden biri. Dolayısıyla, dünyamızın yeni koşullarına cevap veren çeşitli tasarım fikirlerini buluşturacak bir bienal için ideal yer. Şehri projeler, konuşmalar, atölye çalışmaları, yayınlar ve eylemler için olduğu kadar online inisiyatifler oluşturmak için de dinamik bir uzam olarak kullanacak olan bienal, toplumun yeteri kadar incelenmemiş veya göz ardı edilmiş yönlerine odaklanan ve tasarlanmış, kurgulanmış ve sayısallaşmış çağımız hakkında araştırma ve fikir alışverişini kışkırtacak yeni tutum ve duyarlıkları teşvik eden uluslararası projelere yer verecek.

“Manifesto” kelimesi, Latincedeki “belirtmek, açığa çıkarmak” anlamına gelen manifestare fiilinden türetilmiştir ve “görünür kılma” eylemine işaret eder. Manifestolar, hızlı bir değişim ve sorgulamanın yaşandığı, mevcut şartların geleceğe dair çoklu vizyonlar oluşturma potansiyeli sunduğu anlarda ortaya çıkar. Tarihin üretken anları, değişimden korkanlara göre değildir; 20. yüzyıl başında ortaya konan manifestoların birçoğu kolektif eylemden taraf olmuş ve yeni bir başlangıcın mümkün olması için şiddeti, yıkımı ve toplumsal kopuşu talep etmiştir (Fütürist Manifesto, F. T. Marinetti, 1909; Süsleme ve Suç, Adolf Loos, 1910). Bazıları da bir disiplini mekâna özgü analiz aracılığıyla yeniden düşünmenin (Las Vegas’tan Öğrenmek, Robert Venturi, Denise Scott Brown, Steven Izenour, 1972) veya içinde yaşadığımız dünyanın yeni bir portresini oluşturmak için geçmişi ve şimdiyi buluşturmanın (Çılgın New York, Rem Koolhaas, 1976) yollarını aramıştır. Başkaları ise ideal pratikler ve alternatif metodolojiler önermiştir (İyi Tasarım için On Prensip, Dieter Rams, 1980’ler; Eleştirel Tasarım, Anthony Dunne ve Fiona Raby, 1999). Onları ortaya koyan tasarımcılar kadar çeşitlilik arz eden tasarım manifestoları bir dizi konuyu ele almışlardır: ekoloji, bilim-kurgu, sürdürülebilirlik, oyun, renk, giyim, sorumluluk, şehircilik, normalcilik, DIY (kendin-yap), hikâye anlatıcılığı, alternatif metodolojiler, açık kaynak ve pesto sos!

Ne var ki 20. yüzyılın sonuna gelinmesiyle beraber manifesto çağının da sona erdiği hissedilmeye başladı. Manifestonun miadının dolduğu, tarihe karıştığı düşünülür oldu; ütopyacı proje artık ne güncel ne de yeterli görünüyordu. 21. yüzyılı katederken, acil meselelerin ve özellikle de küresel eşitlik dengesinin tekrar ele alınabilmesini sağlayacak yeni diller, formlar ve yöntemler aranıyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönem, manifestonun ne olabileceği üzerine tekrar düşünürken, manifestoyu tekrar gündeme almak, onun düşünceyi ifadeye büründürme gücünden ve önemli soruları çerçeveleme yetisinden yararlanmak için de uygun bir zaman.

Fikir tohumları ekmeyi, diyaloğu ve tartışmayı teşvik etmeyi amaçlayan bu bienal, iki aşamalı bir çağrı yoluyla seçilecek yeni sipariş ve çalışmaları sergileyecek (ayrıntılar için aşağıya bakınız). Bienal, geleceği hayal ederken gündelik gerçekliklere yaslanabilen tasarımları ve dünyayla ilişkiye geçme, dünyayı görme ve anlamlandırma biçimlerimizi dönüştüren yenilikçi yaklaşımlar benimseyen projelere yer verecek. Bugünün tasarım çalışmalarının bir portresini çizmeyi hedefleyen bienal, tasarım alanının günümüz dünyasıyla kesiştiği, çoğunlukla beklenmedik noktaların haritasını çıkaracak: beslenme, barınma, sağlık ve güvenlik gibi temel insani ihtiyaçların yanı sıra, aşk, oyun, korku, ihtilaf, bereket, sürdürülebilirlik, hareketlilik, erişilebilirlik, toplum ve jeopolitika gibi daha az elle tutulur konularla tasarım dünyası arasındaki kesişmeler.

Bir yandan yeni bir gelecek hayal ederken öte yandan kendini geçmişin üzerine inşa edip aynı zamanda onu yeniden yorumlayarak değişime önayak olan ve böylelikle süreç içinde her ikisini de değişime uğratan manifestolar (metinler, eylemler, hizmetler, nesneler veya başka şeyler) arıyoruz. Bienal, büyük iddiaların ve yüksek seslerin altını çizmekle yetinmekten ziyade; incelikli, katmanlı yaklaşımları, tasarımın rolünü sorgulayan, konuya çok çeşitli bakış açılarından, kuşaklardan ve yerlerden yaklaşan alternatifler öneren manifestoların peşinde. Ne bir amaca ulaşmanın aracı ne de kendi içinde bir amaç olan bienal, etkileşimi ve katılımı teşvik ediyor. Bu aynı zamanda, tasarımın farklı pratikler içinde değişen kapsamını araştırmak ve karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlara ışık düşürmek için bir fırsat.

İstanbul Tasarım Bienali

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarım (şehir ve bölge planlama), mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, grafik tasarım, moda ve tekstil tasarımı ve yeni medya tasarımı gibi başlıca tasarım mesleklerini ve bu mesleklerle ilişkili tüm yaratıcı alanları kapsamaktadır. Bu alanların tümüne ait üretimleri, yenilikçi fikirleri ve söylemleri ortaya koymayı ve toplumsal anlamda bir etkileşim sağlamayı hedeflemektedir.

Türkiye’de ekonomik ve endüstriyel kalkınmanın ivme kazanmasıyla birlikte yaratıcılık ve yenilikçiliğin önemi de artmaktadır. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumundadır ve global bir merkez olma yönünde hızla ilerlemektedir. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul’un son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara katılımını amaçlamaktadır.

İstanbul Tasarım Bienali, öncelikli olarak kamuoyunda “tasarım” farkındalığını artırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerini ele alarak sergilerinde bunlar için geliştirilen farklı çözümleri sunmayı ve bu bölgenin yaratıcı potansiyelini ortaya koymayı hedeflemektedir.

İstanbul Tasarım Bienali, hem yurtdışından hem de Türkiye’den önemli örnekler sunarak tasarım kavramını sorgulamayı, bu alandaki farklı eğilimleri, akımları ve yenilikçi düşünceleri tanıtmayı ve İstanbullu izleyicilere aktarmayı amaçlar. Bienal, sadece çeşitli etkinliklerin bir araya geldiği, iki ay süreli bir etkinlik olarak düşünülmemiş, yıl boyunca gerçekleştirdiği faaliyetleri ile alışkanlık yaratacak, uzun vadede toplumsal ve kültürel alanda gelişmeler sağlayacak bir yapıya sahip olacak şekilde oluşturulmuştur.

Tasarım Rotaları

İstanbul’un farklı bölgelerindeki tasarım odaklı ofis, mağaza, atölye, imalathane ve yapıların ziyaret edileceği Tasarım Rotaları’na, bu yıl çeşitli bölgelerin kendine has dokularının inceleneceği tematik rotalar ekleniyor. Kentin her iki yakasında belirlenen 12 bölgeyi kapsayan Tasarım Rotaları programı, Ekim ayında başlayacak. Tasarımın farklı disiplinlerine ve evrelerine dair bilgi edinme ve gözlem yapma olanağı sağlayacak rotalar, Müstesna İstanbul: Küçük Dükkânlar Kitabı kitaplarının yazarı Ilgın Yorulmaz’ın işbirliği ile sunuluyor.

Tasarım Rotalarına ek olarak gerçekleştirilecek “Tematik Rotalar” Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK) ve İstanbul’un önde gelen tasarımcı ve mimar, akademisyen ve kültür kurumlarının işbirliği ile oluşturuldu.

Kuzguncuk Tasarım Rotası
Rota günleri:  24 Ekim, 7 Kasım, 14 Kasım, 28 Kasım, 5 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Kuzguncuk İskelesi, 11.00
Cami ve kilisenin sırt sırta verdiği, farklı inanışların hoşgörü içinde yaşadığı Kuzguncuk, mimar, ressam, fotoğrafçı sakinleri ile İstanbul’da mahalle havasını koruyan ender semtlerden. Merkezimize çok yönlü sanat alanı Simotas Binası’nı alıp takı tasarımcısı, şef, aromaterapist ve heykeltraşlarla sohbet ediyoruz.

Çemberlitaş – Kapalıçarşı – Sultanahmet Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 14 Kasım, 22 Kasım, 28 Kasım, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İstanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi önü, 11.00
Sekiz bin yıllık Tarihi Yarımada’da en az yüz yıllık meslekler icra eden zanaatkârlar var. Bu güzergâhta yolumuzu halıcı, gümüşçü, kavaf, bakırcı ve daha pek çok eski/yeni dönem tasarımcısına düşürüyoruz.

Galata – Şişhane Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 7 Kasım, 22 Kasım, 6 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İKSV Tasarım Mağazası önü, 11.00
Bohem şıklığın yansıdığı sokaklarında özgün mekânların yer aldığı Tophane-Galata hattında butikler, sanat ve sergi alanları, ağaç tasarımcısı mobilyacılar, takı tasarımcısı sanatçıların dükkânları gibi özellikli mekânlar arasında bir gezinti.

Fener – Balat Tasarım Rotası
Rota günleri: 18 Ekim, 1 Kasım, 8 Kasım, 15 Kasım, 29 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Rezan Has Müzesi önü, 11.00
Fener – Balat Patrikhanesi, kilisesi ve camisiyle tam bir İstanbul kültür mozaiği. Ruhani havaya eşlik eden derviş kahvehanesi çevresinde konuşlanmış cam ustaları, seramik atölyeleri ve ayakkabı tasarımcılarını görmek, eskiyi yadetmek için çıkılacak bir tur.

Beyoğlu – Galatasaray – Cihangir Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 1 Kasım,15 Kasım, 21 Kasım ve 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü):  Cihangir Meydan-Akbank önü (Akarsu Caddesi No: 53), 11.00
Eski İstanbul’un en nezih yeri neresi dense, cevap tartışmasız Beyoğlu’dur. Şimdilerde antikacı, galeri, tasarımcı, moda evi ve diğer yaratıcı formlarda karşımıza çıkan mekânlarıyla bu müstesna semtin modern bir panoraması bu gezide.

Moda Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 8 Kasım, 21 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası:  Eski Moda İskelesi Önü, 11.00
Anadolu yakasının Karaköy’ü olma yolundaki Moda, genç neslin hep canlı tuttuğu bir semt. Bu gençlerin tasarım ve sanat alanında neler yaptıklarını stüdyolarına girerek bizzat kendilerinden dinliyoruz. Şehrin en orijinal çikolata dükkânına da uğramayı ihmal etmiyoruz.

TEMATİK ROTALAR

Koku Tasarım Rotası
Yürütücü: Cansu Şekular

Rota I: Gedikpaşa Ayakkabı Üreticileri
Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası:  Çemberlitaş Hamamı, 10.00

Koku yönünden değişik bir profile sahip olan bu rota, her sokak geçişinde farklı bir duyusal deneyim sunuyor. Bu rota, İstanbul ticareti ve günlük yaşamının izinde bölgeyi bu sefer koku ve gündelik yaşam ekseninde arşınlama imkânı sunuyor.

Katılım şartı: Yürüyüşe kokulu herhangi bir kozmetik ürünü kullanmadan gelmeniz önemle rica olunur.

Rota II: Kadıköy’den Moda’ya
Rota günü: 13 Aralık
Başlangıç noktası:  Kadıköy Karaköy- Eminönü İskelesi, 10.00

Kadıköy’ü bir de kokularıyla keşfetmeyi amaçlayan bu rota, sokaklarından her gün geçtiğimiz Khalkedonya üzerinde gizli bir deneyim sunuyor.

Katılım şartı: Yürüyüşe kokulu herhangi bir kozmetik ürünü kullanmadan gelmeniz önemle rica olunur.

Kadıköy Font Rotası
Yürütücüler:  Doç. Dr. Gülname Turan, Koray Gelmez, Emrah Özturan, Can Güvenir

Rota günleri: 1 Kasım, 22 Kasım
Başlangıç noktası (her rota günü): Haydarpaşa Tren İstasyonu, 10.00

Kent iletişiminde önemli bir yere sahip olan harflerin, yazıların, ikonların ve sembollerin çoğu zaman farkında olmayız. Bu tipografik unsurları içeren yapılar sadece bilgi vererek yönlendirme yapmaz aynı zamanda kent tarihi ve kent kimliği açısından önemli ipuçları içerir. Kadıköy’ün fontlar üzerinden fark edilmesini amaçlayan bu rota, gündelik hayatta bilgilenmek için başvurulan bina isimliklerini, tabelaları ve levhaları kapsayacak ve Kadıköy’e ait görsel değerler yorumlanacak.
Kadıköy Ses Rotası
Yürütücüler:  Oğuz Öner, Didem Duman

Rota günleri: 14 Kasım, 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Eminönü – Karaköy İskelesi, 10.00

Bu rotada sembol sesler (soundmark) açısından zengin ve kaotik bir kentsel mekân olan Kadıköy Meydanı’ndaki çiçekçiler, konservatuardaki opera & klasik müzik dersleri, büfeciler, vapur ve giriş-çıkış yapan yolcular, akbil, ezan, tramvay, martı, trafik, deniz gibi ses kaynakları, yapılaşmış çevre sesleri vs. incelenecek. Kullanıcının bu seslerle ilişkisi, bu sesler ve mekânla ilgili algısı araştırılarak katılımcıların mekânın okunmasına yönelik farklı bir algılama yöntemi deneyimlemesi sağlanacak.

Kadıköy Ağaç Rotası
Yürütücü: Seda Kurt Şengün

Rota 1: Fenerbahçe
Rota günü: 22 Kasım
Başlangıç noktası:  İETT Cemil Topuzlu Durağı-Dalyan Blokları-Sahil Yolu Feneryolu Işıklar Durağı, 10.00

Rota 2: Suadiye
Rota günü: 29 Kasım
Başlangıç noktası:  İETT Tan sokak Durağı-Remzi Kitabevi önü, 10.00

Kadıköy Ağaç Rotası kapsamında iki farklı parkurda, kentsel bilgiler için park ve bahçe müdürlükleri, valilik tabiat varlıkları birimlerine; botanik bilgiler için yazılı-elektronik kaynaklara ve gündelik bilgiler için ise parkurların sakinlerine başvurulacak. Ağaçlar bir envanter olarak ele alınıp incelenecek ve kente olan fiziki ve estetik katkıları tartışılacak.

Kadıköy Sivil Mimari Rotası
Yürütücüler: İdil Erkol, Şebnem Şoher

Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası: Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, 10.00

“Kadıköy’de Modernin İzleri” yürüyüş rotası Kadıköy ilçesindeki modern mimarlık mirasına bakıyor. Bahariye ve Moda semtleri ile sınırlı olan yürüyüş 1923-1980 zaman aralığına göz atıyor. Bu rota kapsamında katılımcılar yürüyüş sırasında çektikleri fotoğrafları oluşturulacak internet sayfasında ve sosyal medya üzerinden paylaşabilecek. Böylece modern mimarlığın yapılarının belgelenmesine yardımcı olunurken Kadıköy’ün mimarlık arşivinin oluşmasına da katkıda bulunulacak.

2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk
Yürütücüler: Ali Bakova, Gökhan Karakuş

Rota günü: 15 Kasım ve 6 Aralık
Başlangıç noktası: Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, 10.00

Bir kent bölgesi olarak Maslak deneyimi 21. yüzyılın distopyavari kentleşmesini ilk elden anlamak için bir fırsat teşkil ediyor . Psiko-coğrafi bir yürüyüşte tasarımcı Ali Bakova ve mimari teorisyen/eleştirmen Gökhan Karakuş ‘dérive’ yoluyla katılımcıları bugünün Maslak gerçeği içinde gezdirecekler. Bu yürüyüşün bir parçası olarak tasarım, mimari ve kentleşmenin sembolik doğası, İstanbul’un peyzaj deneyiminin kişisel ve sosyal dinamiklerine dair derin bir anlayışa katkıda bulunacak.

Önemli Notlar
* Tur ücretine katılımcıların yeme/içme giderleri dahil değildir.
**Katılımcı sayısı her yürüyüş için 20 kişi ile sınırlıdır, katılımcı sayısının 5′in altında kaldığı turlar gerçekleştirilemeyecektir.
Tasarım Rotaları açık havada yapılmakta ve rotalar kimi zaman yokuş ve dik merdivenler içerebilmektedir. Katılım kararı bu durum gözetilerek verilmelidir. Tasarım Rotaları sırasında hava ve yol durumları sebebiyle ortaya çıkabilecek olumsuz koşulları gözetmek ve bunlara karşı hazırlıklı olmak veya önlem almak katılımcıların kendi sorumluluğundadır . Rota süresi ortalama üç buçuk saattir.

Biletler: 35 TL (tam) ve 25 TL (öğrenci)

Biletler için lütfen buraya tıklayın.

BİLET GİŞELERİ

Biletix Satış Noktaları
Biletix Çağrı Merkezi
T: +90 (216) 556 98 00
www.biletix.com

İstanbul Kültür Sanat Vakfı
Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi
Konuralp Caddesi No:5
Şişhane 34433 İstanbul
T: +90 (212) 334 08 38
F: +90 (212) 334 07 19

DANIŞMA KURULU

Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu
Yeşim Demir
Joseph Grima
Paul McMillen
Özlem Yalım Özkaraoğlu
Han Tümertekin
Alexander von Vegesack

İSTANBUL TASARIM BİENALİ EKİBİ

Direktör
Deniz Ova
İletişim ve Operasyon Koordinatörü
Bahar Türkay
Sergi ve Proje Koordinatörü
Merve Yücel
Kaynak Geliştirme Koordinatörü
Yeşim Birhekimoğlu
Editöryal Koordinatör
Kerim Bayer
MEDYA İLİŞKİLERİ

Direktör
Ayşe Bulutgil

Koordinatörler
Berna Özdemir
Özlem Bekiroğlu
Elif Obdan (Uluslararası Basın)

Görsel İçerik Sorumlusu
Özge Özgüleryüz

Asistanlar
Ayşen Gürkan
Zeynep Seyhun (Uluslararası Basın)
[email protected]

Arşiv Fotoğrafları
Muammer Yanmaz
Ilgın Erarslan Yanmaz
Mahmut Ceylan
Ali GülerİKSV STÜDYOYönetici
Selçuk Metin
Asistan
Erman PehlivanKURUM KİMLİĞİ VE YAYINLAR

Yönetici
Didem Ermiş
Editörler
Cüneyt Tabanoğlu
Merve Evirgen
Yayın Operatörü
Ferhat Balamir
Grafiker
Selin Pervan
Web Sitesi Yöneticisi
Sezen Özgür
[email protected]SPONSORLUK PROGRAMI

Yönetici
Yasemin Çavuşoğlu
Koordinatörler
Zeynep Pekgöz
Aslı Yurdanur
Sponsorluk İlişkileri Sorumluları
Zeynep Karaman
Irmak Kaleli
Operasyon Sorumlusu
Pelin Davidyan
[email protected]PAZARLAMA VE İŞ GELİŞTİRME

Direktör
Tuba Tortop
Pazarlama Yöneticisi
İrem Akev Uluç
Satış ve İş Geliştirme Yöneticisi
Dilan Beyhan
Üye İlişkileri Sorumlusu
Yıldız Lale Yıldırım
Üye İlişkileri Asistanları
Lara Eram
Gülce Şahin
Bilet Satış Sorumluları
Ercan Kaya
Gonca Varol
Saha Operasyonları Sorumlusu
Sezer Kari
Kurumsal Satış Sorumlusu
Bengi Doralp
Sosyal Medya Sorumlusu
Bahar Helvacıoğlu
CRM Sorumlusu
Özge Genç
Gişe Görevlileri
Yağmur Korkmaz
Derya Öztürk
[email protected]

PRODÜKSİYON

Yönetici
Umut Kurç
Prodüksiyon Asistanı
Erdal Hamamcı
Saha Asistanı
Nihat KarakayaBİLGİ VE BELGE MERKEZİ

Sorumlu
Esra Çankaya
Arşiv Görevlisi
Dilan Bolluk
İKSV TASARIM MAĞAZASI

Direktör
Aylin Kutnay
Ürün ve Tasarım Müdürü
Esra Üstündağ
Tasarım ve Planlama Asistanı
Deniz Diniz
Satış Sorumlusu
Merve KubilayMALİ İŞLER

Yöneticiler
Ahmet Buruk (Bütçe ve Muhasebe)
Hasan Alkaya (Satın Alma ve Yurtdışı Projeler)
Başak Sucu Yıldız (Finans)
Muhasebe
Emine Töre
Figen Kıyıcı
Kadir Altoprak
Deniz Yılmaz
Davetiye Sorumlusu
Berfin Kılıç
[email protected]İNSAN KAYNAKLARI VE İDARİ İŞLER

Direktör
Semin Aksoy
İnsan Kaynakları Uzmanları
Seda Yücesoy
Seren Karasu
Bina Yönetimi ve Güvenlik Yöneticisi
Ersin Kılıçkan
Bilgi Teknolojileri Destek Sorumlusu
Kadir Ayyıldız
Danışma Görevlisi
Işıl Öztürk
Depo Sorumluları
Muzaffer Sayan
Kadir Gelmen
Şerif Kocaman
Yardımcı Hizmetler
Azmi Aksun
Özden Atukeren
Hatice Bayman
Aşkın Bircan
İbrahim Çakmak
Aydın Kaya
Hayrullah Nişancı
Serap Sürgit
[email protected]

2013 yılında kurulan NAR SANAT TİYATROSU  2014-2015  Tiyatro sezonunun  ilk oyununu oynamaya hazır. Bu sezon pek çok gençlik ve çocuk oyunun hazırlığını yapan Nar Sanat Tiyatrosu her geçen gün kadrosunu dahada güçlendiriyor.

Oyuncu Halis BAYRAKTAROĞLU yönetiminde ki NAR SANAT TİYATROSU “Çocuk oyunları da dahil olmak üzere pek çok oyunla sezona hazır ilk etapta “SIR” adlı oyunla sahne alacak olan Nar Sanat Tiyatrosu sizleri bekliyor.

Sır Afiş

 

Nar Sanat Tiyatrosu Yöneticisi Halis BAYRAKTAROĞLU “SIR” oyunu ile ilgili olarak şu bilgileri verdi ;

Nar Sanat Tiyatrosu Yöneticisi Halis BAYRAKTAROĞLU

Nar Sanat Tiyatrosu Yöneticisi Halis BAYRAKTAROĞLU

Yaşamları, hayata bakışları ve sahip oldukları imkanlarıyla birbirinin zıttı olan Soner ve Mahirin kimseye söyleyemedikleri bir sırı vardır. Ancak bu sırlarını bir kişi daha bilmektedir.

İlk aşkın duyarlılığı, Arkadaşlık-dostluğun vurgulandığı biraz esprili, biraz gizemli, biraz dramatik biraz da gerilim li bir oyun SIR.. Başka dünyalara duyulan özlem, masum yıllar..

Okulunda başarılı, idealleri olan Sonerin bir gece penceresi tıklatılır, gelen bildiği ama tanımadığı Mahirdir.. Mahir Onu kendisinin gizli yerine götürür ve bir sırrını paylaşır. İstemeyerekte olsa bu Sırrı öğrenen Soner, Mahirle işbirliği yaparak serüvenlerine yol alır.

Dostluğun, arkadaşlığın, Doğayla ilgili duyarlılığın, İlk aşkın, eğitimin öneminin, Ailenin öneminin ve yaşama dair bir çok özelliğin işlendiği Oyunumuzda serüven bir dantela şeklinde işlenmiş seyirci neredeyse her sahnede farklı düşünce ve sürpriz gelişmelere hazırlanmaktadır. Hikayenin dramının arkasından komediye dönülmekte ve seyircinin sıkılması engellenmektedir.

Lise dönemi gençleri için düşünülen oyun aslında genç-yetişkin herkese önemli sorular soran, izlemesi gereken bir oyundur.

Mahir ve Sonerin ortak SIR’ları, acaba onları nerelere savuracak? onları bekleyen sürprizler neler? Melis, Can ve Deli Mehmet bu Sır hakkında ne biliyorlar?

Halis BAYRAKTAROĞLU’nun Yönetmenliğini yaptığı SIR’ın Oyuncu Kadrosu ; Taylan GÜNER, Bülent KESER, İrem MERCAN, Batuhan SONCUL, Cumhur SARI

Hep beraber izleyelim sorulara kendimizden pay çıkartarak cevaplar arayalım mı ?

Daha fazla detay ve tüm oyunlaar  için sitemizi ziyaret edebilirsiniz : http://www.narsanattiyatrosu.com

İyi seyirler.

Dünyanın halka açık en büyük etkinliklerinden biri olan ‘Art By Chance / Şansa Sanat’ 20 ülkede aynı anda başlıyor. Bu yılın teması: Keşif!

şansına sanat

Festivalde finale kalan filmler 20 ülkedeki 200 şehirde birçok farklı noktada gösterilecek.

Sanat eserlerinin ortaya çıkış hikayesi elbette üzerinde günlerce, haftalarca hatta yıllarca düşünülerek oluşabilir ancak bazen de ‘şans’ eseri bir sanat eseri yaratmak bazı insanlara denk gelir. Zamanın ruhuyla eş olarak akıllı ve fotoğraf çeken telefonlar, küçük ve taşınması kolay binlerce video kamera olanağından faydalanan yeni bir festival anlayışı da ortaya çıkıyor. İşte bu imkanları kullanarak, katılımcılarından birer kısa film çekmesini isteyen ‘Art By Chance Ultra Kısa Film Festivali’ne başvurular başladı.

Son başvuru tarihi olan 27 Kasım’a kadar iletilecek videolar, birkaç aşamadan geçtikten sonra finale kalmaya hak kazanırsa, 20 ülkede, 200 şehirde, 1,5 milyar insan tarafından izlenecek. Bu yıl teması ‘Keşif’ olarak belirlenen festivalin beklentisi bu temaya uygun, 30 saniyelik kısa filmler. Sonuçta 25 filmin finale kalacağı festivalde, trenler, müzeler, kafeler, sanat galerileri, spor salonları gibi birçok mekanda gösterimler yapılacak. Türk Havayolları’nın global sponsorluğunda gerçekleşen festival jürisinde, Walt Disney Studios’un eski başkanı Dick Cook, İngiliz Bağımsız Film Ödülleri Direktörü Johanna von Fischer, London Film School Film Küratörlüğü Master Programı Direktörü Nick Roddick ve Tribeca Film Enstitüsü Sanatçı Programı Başkan Yardımcısı Ryan Harrington yer alıyor.

Kaynak: [-]

insan-sermayesiFilmekimi’nde, Cannes, Venedik ve Berlin Film Festivalleri’nde ödül alan filmler gösteriliyor.

Sinema izleyicilerinin geçtiğimiz aylarda festivallerin gözdeleri olan filmlerle buluştuğu filmekimi 11 Ekim’de başladı. 18 Ekim’e kadar sürecek İKSV tarafından Vodafone sponsorluğunda düzenlenen festivalde 43 film gösteriliyor.

Etkinlikte Cannes’da önemli ödüller alan filmler dikkat çekiyor. Genç Kanadalı yönetmen Xavier Dolan’ın yönettiği ama bu sefer kendisinin başrolde yer almadığı filmi ‘Mommy’, sorunlu bir ergen, annesi ve komşuları arasında geçen karakter dinamiklerinden beslenen bir film. Cannes’da yarışan film, Jüri Özel Ödülü’nü Jean Luc Godard’ın benzersiz 3D deneyimi ‘Dile Veda’ (Adieu Au Langage) ile paylaştı. Ustalar ustası Godard’ın yeni yapıtı, festivalin direktörü Azize Tan’ın programdaki gözdesi. Rus sinemasının güçlü temsilcisi Andrey Zvyagintsev, Cannes’dan En İyi Senaryo Ödülü ile dönen ‘Leviathan’la günümüz Rusyasına eleştirel bir bakış getiriyor. Cannes’dan filmekimi’ne gelen diğer filmler arasında Mike Leigh imzalı tarihi biyografi ‘Bay Turner’ (Mr. Turner), David Cronenberg’in Hollywood taşlaması ‘Yıldız Haritası’ (Maps to the Stars) da yer alıyor.

Eylül ayında düzenlenen Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan’ı kazanan ‘İnsanları İzleyen Güvercin’ (A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence) sinemaseverleri fazla merakta bırakmadan, filmekimi’nde gösteriliyor. Film, İsveçli sinemacı Roy Andersson’ın insanlık hallerine mizah soslu bakışının yeni temsilcisi. Ayrıca Venedik’in diğer bir dikkat çeken filmi, Abel Ferrara’nın Piel Paolo Pasolini’nin son gününü hayal ettiği, İtalyan entelektüeli ise Willem Dafoe’nun canlandırdığı ‘Pasolini’ de filmekimi programında.

Berlin Film Festivali yarışmasından En İyi Senaryo Ödülü alarak filmekimi’ne gelen Alman filmi ‘Çile’ (Kreuzweg) ise programın gizli cevherlerinden. Genç yönetmen Dietrich Brüggemann, seküler toplumda katı dini kuralların işlememesini ergen bir karakter ve 14 plan sekans anlatırken, çok güncel tartışmalara yer açıyor.

Festival farklı şehirlere yayılıyor

Festivalin 11 – 18 Ekim’de İstanbul ayağı, Atlas, Beyoğlu, Nişantaşı Citylife ve Rexx sinemalarında gerçekleşiyor. Ardından filmekimi, Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda 10-12 Ekim, İzmir Karaca Sineması’nda 15-19 Ekim, Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 17-19 Ekim, Diyarbakır N-City AVM Avşar Sinemaları’nda 24-26 Ekim, Urfa Emek Sineması’nda 24-26 Ekim ve Trabzon Lara Sinemaları’nda 31 Ekim- 2 Kasım’da yapılacak.

Detaylı bilgi için http://filmekimi.iksv.org/tr adresi ziyaret edilebilir.

Kaynak: Milliyet Sanat

Türk toplumunda müzik ve plastik sanatların etkileşimini, buluşmasını, zıtlaşmasını, değişen dönemlerle birbirini tamamlamasını yansıtan sergi kasım sonuna kadar İstanbul Modern’de.

çoksesli-sergi

1920’lerle başlayıp 2. Dünya Savaşı’yla sona eren Paris’in sanat ortamına hep imrenmişimdir. Bütün sanat ve düşünce dallarının iç içe geliştiği, şair, ressam, müzikçi, mimar, felsefeci, romancı, besteci, heykeltıraş ve modacıyla nice yaratıcının birbiriyle alışveriş içinde olduğu dönemdir.

Şu sıralarda İstanbul Modern’de böylesine kanatlanıp uçan bir sergi var: Türk toplumunda müzik ve plastik sanatların etkileşimini, buluşmasını, zıtlaşmasını, değişen dönemlerle birbirini tamamlamasını yansıtan bir sergi. Adı: Çok Sesli. İngilizcesi “plurivocality” olarak çevrilmiş,“polyphony” değil.

Sergi, hat sanatının büyük ustası Ahmed Karahisari’nin karalamasıyla başlıyor. Nedir müzikle ilgisi hat sanatının, diyeceksiniz. Meşketmek: “Yazı karalaması” anlamına gelen bu terimi hat sanatı müziğe ödünç vermiş. Usta-çırak ilişkisi içinde nota kullanılmayan dönemde şarkıların yinelenerek ezberlenme yolu. Derken Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli bestecilerinden III. Selim’e bağlanıyor sergi. Ardından Ali Ufki, II. Mahmud, Naum Tiyatrosu’nun önemi, Leyla Saz hanım, Osman Hamdi’nin resimlerinde müzik, Muzikayi Humayun, Abdülmecid veCemal Reşit Rey’e kadar geldiğinde o dönemde nice ressamın çalgılarla ve çalanlarla ilgilendiğini görüyoruz. İbrahim Çallı’nın piyano çalan kadını bunun en güzel örneği. Derken Anadolu’ya yönelen ressamlar başlıyor Cumhuriyet yıllarıyla. Onların da Bartok gibi köy müziğinden yola çıkan bir bestecinin etkisi ve Adnan Saygun’un Batı tekniğiyle Anadolu modlarını işleyişi koşut tutulmuş. Saygun’dan kaynaklanan Yunus Emre teması Erol Akyavaş’a, Abidin Dino’ya uzanıyor. Neyzen Tevfik, ney sesinin gizeminde nice ressama esin kaynağı oluyor. Semiha Berksoy, birkaç sanat dalını birleştiren ve ne mutlu ki yapıtlarına sahip çıkılmış bir sanatçı. Ona özel bir oda düzenlenmiş.

Ankara’da 1950’lerde kurulan Helikon Derneği kentin kültürel yaşamında birçok sanat dalını bir araya getiriyor. Bülent Arel gibi mobil heykeller ve elektronik müzik yapan bir besteci, İlhan Usmanbaş gibi resimle müziğin ilişkisini soruşturmuş ve resimsel (grafik) notalarıyla müziği resimden algılamayı araştırmış bir besteci ve İlhan Mimaroğlu gibi elektronikle filmcilik arasında bağ kuran bir besteci, modernizme açılan ilk müzik adamlarımız. Adnan Çoker’in ritim ve renk tonunu araştırırken müziksel malzemeyle uğraşması da onlara koşut.

Birden serginin rengi değişiyor: Karşımıza İbrahim Safi’nin yaptığı portresiyle Zeki Müren çıkıyor. Kendisi de Güzel Sanatlar Akademisi mezunu. Onun sesini de dinliyoruz. Sanırım böyle bir sergiye başlangıç noktalarından birisi de Gülsüm Karamustafa’nın bir süre önce açtığı Arabesk sergisiydi. Arabeskin toplumun her yönünde etkisini izliyorsunuz.

Cengiz Çekil’in Sağır Çığlık adlı ses heykeli o demir konstrüksüyon içinde neler anlatmıyor ki… Benim favorilerimden birisi “:mental KLİNİK” tarafından üretilmiş bir çalışmaydı: Birbiriyle ağızlarında buluşmuş iki French horn (korno). Ve çalışmanın adı da “French Kiss”.

Kasım sonunda kapanacak olan bu sergiyi mutlaka gezin. İmge gücünüz genişleyecek. Duyduğunuz, gördüğünüz ve alımladığınız sanat dalları yeni boyutlar kazanacak.

Kaynak :[-]

Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası AntalyaAltın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.

Altın Portaka

BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİ

Festivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.

altın portakal1

FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANIT

Belgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:

“Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.”

“BİZ DE SORUMLUYUZ”

Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi “Sansür kabul edilemez” diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. “Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz” denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:

“Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.”

SİNEMA BAYRAMI OLSUN

Hülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, “Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz” ifadeleriyle sona erdi.

 

Kaynak : [-]  Emre BAYLAN

Tür : Konser
Etkinlik Tarihi : 15 Ekim 2014
Sanatçı : Voca People
Yer : Black Box İstanbul
Adres : Uniq İstanbul Maslak Kültür Merkezi, Huzur Mah, Maslak Ayazağa Cad,Ayazağa Cendere Yolu,Maslak İstanbul
Başlama : 21:00
Bitiş : 00:00
Detay : 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğundaki “Good Music In Town Konserleri” kapsamında dünyanın en eğlenceli A Capella grubu The Voca People, 15 Ekim’de İstanbul’da
voca-people-1
“Good Music in Town” konsepti çerçevesinde ilk olarak, tüm dünyada kapalı gişe gösteri yapan A Capella grubu The Voca People, 15 Ekim’de Black Box Istanbul’da müzikseverler ile buluşacak.

Voca People, vokal sesleri ve A Capella’yı modern beat-box ile harmanlayan; diller, kültürler hatta gezegenler arası köprü kuran dinamik, galaksilerarası müzikal bir tiyatrodur.

Bu müzikal, Dünya’ya çarpan ve evlerine geri dönmek için enerjiye ihtiyacı olan bir grup uzaylının hikayesini anlatmaktadır. Bu uzaylılar müzik ile iletişim kurmaktadır, çünkü müzik onların enerjisi ve yaşama gücüdür. Evlerine dönebilmeleri için daha çok müziğe ihtiyaçları vardır. Sloganları “Hayat müziktir ve müzik hayattır”.

Voca People, 2009 yılından beri dünyanın her yerinde, Güney Amerika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Kanada’ya, Avrupa’ya, Orta Asya’ya onlarca ülkede izleyicileri kendine hayran bıraktı. Bu interaktif müzikal etkinlik New York, Las Vegas ve Paris’te son 2 sezondur düzenli olarak sahnelendi ve 2012 yılı Theatrical Experience dalında Lortel ödülüne layık görüldü. YouTube videoları 55 milyondan fazla izlenen grup, bembeyaz kostümleriyle sosyal medyada fenomen haline geldi.

Şovda erken dönem müziklerden günümüze kadar popüler olmuş şarkıları sadece insan sesi ile seslendiren topluluk, seyirciyi de gösteriye dahil ederek muhteşem bir aile eğlencesi sergiliyor.

VocaPeople

Grup; Lady Gaga, Beatles, Adele, Queen, Maroon 5, Michael Jackson gibi pop sanatçılarının şarkılarının yanı sıra The Godfather, The Pink Panther, Mission Impossible gibi film müzikleri ve Beethoven’den Tchaikovsky’e Klasik Müziğin en önemli eserlerini bir solukta dinletiyor.

Şimdi siz de Voca People roketi yörüngeden çıkmadan önce bu yaratıcı ve eğlenceli şovu izleme şansına sahipsiniz! Tüm dünyada kapalı gişe gösteri yapan topluluk, İstanbullu müzikseverler ile Uniq İstanbul’daki Black Box’da buluşacak.

Bilet Fiyatları:

1. Kategori – 155.00 TL
2. Kategori – 139.00 TL
3. Kategori – 112.50 TL
4. Kategori – 101.00 TL
5. Kategori – 84.00 TL

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve bağlı il müdürlüklerinde görev yapan personele tayt ve kolsuz penye dahil bir dizi kıyafet yasağı getirildi.

tayt yasağı

Bundan sonra “Bale” yasak herhalde.”Male” diye bir sanat icat ettik oda malum kıyafetle yapılacak.(!) Diye bir genelge ile her bale salonuna bir din adamı atansın bence.

Hani bir sabah da sorunsuz ve mutlu bir ülkeye uyansak. Herşey güzel olsa hiç olmazsa güne güzel başlasak … Yasak, kavga, savaş, nefret, hakaret, uçuşan kelleler, sürgünler hakaretler…  insan bunalıyor. Bu kadar uzun süreli baskı hissi bazen insanı zıvanadan çıkartıyor. Her şeye lanet ediyor hayattan zevk almaz hale geliyorsun. Baskı ve yıldırmalar dileriz zarar verici boyutlara ulaşmadan insanlar ne yaptığını farkederler. Her alanda her konuda gerekli gereksiz yasaklar müdahaleler. Amacını aşan kurallar madem kapatın da stres birsin(!)

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve bağlı il müdürlüklerinde görev yapan memur, sözleşmeli personel, geçici görevli personel, işçi ve temizlik şirketi personelinin kılık ve kıyafeti hakkında bir genelge yayınlayan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada kurum içinde tayt dahil bir dizi kıyafetin kullanılmasını yasakladı.

Genelgede getirilen kuralların tüm personel için geçerli olduğu vurgulanırken şöyle denildi: “Kurum içinde sporcu atleti, kolsuz penye, şort, tayt, streç kot, sandalet, terlik, çivi topuklu ayakkabı, abiye vb. giyilmeyecek.”

Genelgede yönetmelik hükümlerinin takibinden amirlerin sorumlu olduğu belirtilirken, aykırı hareket edenler hakkında yasal işlem yapılacağının altı çizildi.

Sizin için balenin farklı tanımlarını inceledik:

balerin

TDK’daki tanımı :

bale    Fr. ballet

a. Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü: “Nizamlı bir hareketler sisteminin ne olduğunu anlamak için bir baleyi seyretmelisiniz.” –M. Kaplan.

Güncel Türkçe Sözlük


bale

Çocuk, yavru, küçük

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


bale   İng. ballet

1. Danslı sahne yapıtı. 2. Dansçılar topluluğu. 3. Opera ve operetlerde danslı geçiş. 4 – Bir dans topluluğunun önceden saptanmış düzene göre, uyumlu bir biçimde dans ettikleri gösteri. 5 – Parmak ucu dansı.

Wiki Pedia Tanımı : 

Bale, belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türüdür.

Bale dansı, mimik, müzik, duygu ve dekor sanatlarının ileri standartda birleştirilerek kullanan bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Asıl eleman olarak kullanılan dans aslında İtalyanca “dans” anlamına gelen “ballo” ya da “balletto” sözcüğünden türetilmiştir.

Bale uzun yıllar süren bir eğitimle öğrenilir, çoğunlukla müzikli yapılır. Erkek dansçılara “balet – yalnız bu deyim sadece Türkiye’de kullanılmaktadır. Dünyanın diğer ülkelerinde erkek sanatçılara bale dansçısı denir – “, kadın dansçılara “balerin” denir. Balede tayt, mayo ve “tutu” denilen özel etek ve bunun gibi giysiler kullanılır. Bale terminolojisinde ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya “point” ya da “puant” denir. Bale yapılmadan önce esneme hareketleri mutlaka yapılmalıdır; yoksa ısınılmadan hareketler yapıldığı için kaslar yırtılabilir ya da vücudun bir yerini incitebilir.

Bu tanımlamaların içerisinde tahrik edici unsur biz göremedik fakat demek ki başkaları öyle okudu, öyle gördü yada kalem sürçmesi (!) gibi bir şey oldu… İşin ilginç tarafı Devlet Opera ve Balesinin Başındaki saygın kişinin kendisininde Opera ve Bale yazmış/bestelemiş ünlü bir kişi olması. Selman ADA  insanı karmaşık duygular içerisine sokuyor. (Ali Baba ve Kırk Haramiler, Aşk-ı Memnu adlı operalar ile Mavi Nokta ve “Mevlid Kantat” adlı oratoryoların bestecisidir.) Selam Ada’hın hayatı için TIKLAYINIZ.

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor. Sergi Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair birçok belge ve kaynağı barındırıyor.

lozan sergisi 2014

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi, 1 Eylül – 11 Ekim tarihleri arasında FMV Galeri Işık’ta ziyaret edilebilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi dolaşmaya Ankara’dan başlayan, ardından da Ankara, Antalya ve Eskişehir’e giden serginin son durağı İstanbul olacak.

Cumhuriyet’in ilk yıllarını İsmet İnönü perspektifinden ele alan sergi, toplumsal, kültürel ve ekonomik dönüşümleri belge, fotoğraf ve yazışmalarla anlatıyor. İsmet İnönü dönemine dair kitap, sergi ve seminer çalışmalarıyla bilinen İnönü Vakfı’nın hazırladığı sergi, iç ve dış politikada izlenen yol, Cumhuriyet rejimiyle birlikte Türkiye’de yaşananları tarih meraklılarına aktarıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Zafer Toprak’ın, grafik tasarımını Ferah Perker, genel tasarımını ise Çağdaş Arpaç ve Dr. Fatma Türe’nin üstlendiği sergiye dokunmatik ekranlar, video enstalasyonları aracılığıyla ziyaretçiler interaktif olarak da katılabiliyor.

Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki yazışmalar, telgraflar, dönemin gündelik yaşamına dair kamera görüntüleri, fotoğraflar, gazete ve dergi kapaklarının yanı sıra, sergi içerisinde mühürler, madalyalar, antlaşmalar, resmi yazışmalar gibi birçok belge de yer alıyor. ‘İsmet İnönü’nün Yaşamı’, ‘Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’, ‘Lozan Konferansı ve Antlaşması’, ‘İsmet İnönü ve İç-Dış Politika’ olarak dört ana başlığa ayrılan sergide Lozan Konferansı’na dair bugüne dek görülmemiş birçok fotoğraf da ziyaretçilerini bekliyor.

Sergide ayrıca çocuk ziyaretçiler için bir de çizgi film de gösteriliyor. Çizgi film, ‘Lozan Barış Antlaşması’ adını taşıyor. İstanbul Nişantaşı’da bulunan FMV Galeri Işık, pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün açık.

Kaynak :[-]