Şunun için etiket arşivi: yetenek

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Rus piyanist Evgeny Grinko, 12 Aralık 2014 gecesi garaj istanbul’da!

Evgeny_Grinko

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Evgeny Grinko ilk uzun albümü Ice For Aureliano Buendia’nın tanıtımı için çıkacağı Türkiye turnesi kapsamında 12 Aralık 2014 gecesi garajistanbul’da!

Dünyanın her yerinden önemli müzisyenleri Türk seyircilerle buluşturacak olan GOLDNIGHTS serisinin yeni misafiri Rus besteci, piyanist Evgeny GrinkoAnkara, Konya, İzmir, Eskişehir ve İstanbul’u kapsayan turnesinde hayranlarıyla buluşacak.

Moskova’nın yakınında Zhukovsky adlı küçük bir kasabadan çıkan fakat kısa sürede adını tüm dünyaya duyuran genç piyanist, ilk kez Türkiye turnesine çıkıyor….

Daha önceden yayımladığı iki kısa albümden sonra ilk uzun albümünü Ice For Aureliano Buendia adıyla Aralık 2014’te yayımlayacak olan Evgeny Grinko, duygulara hitap eden, dinleyenleri düşsel yolculuklara çıkaran tarzı ile “Cinematic Melodies” ve “Winter Sunshine” isimli albümleriyle kazandığı ünü, “Vals” adlı şarkısıyla pekiştirdi.

İlk uzunçalarında sanatçının YouTube’da 2.600.000 kereden fazla izlenen “Vals” şarkısının yanı sıra “Serenade”, “Rumba”, “Faulkner’s Sleep” gibi şarkılar da yer alıyor.

Sanatçının ilk uzunçaları Ice For Aureliano Buendia CD olarak ilk kez bu turnede satışa çıkacak.

Türkiye’de çok sıkı bir dinleyici kitlesine sahip olan ve yanında çellocu, kemancı, violacı ve akordeoncu 5 müzisyen ile sahne alan Evgeny Grinko, konserlerinde piyano haricinde gitarda ve davulda da hünerlerini gösteriyor.

Daha önceden 2 kere İstanbul’da kapalı gişe konser veren Evgeny Grinko’nun GOLDNIGHTS kapsamında gerçekleşecek bu turnesi 2014 yılının en son büyük turnesi olacak.

Birbirinden yetenekli müzisyen ve grupları izleyeceğimiz Goldnights serisinin bir parçası olarak gerçekleşecek Evgeny Grinko turnesi daha önceden Mr. Big, Asaf Avidan, Paul Gilbert, Richie Kotzen, God Is A Astronaut, Marty Friedman, Marillion, Marky Ramone, Rainbow, Leon Hendrix, Wardruna gibi isimlerin Türkiye konserlerini düzenleyen MOODLive organizasyonunda gerçekleşecek.

12 Aralık 2014, garajistanbul

Kapı Açılış : 22:00

Sahne : 23:00

Bilet Fiyatları : Tam 60 TL,

Öğrenci 40  TL

marmaris-fotograf-festivaliMarmaris’te bu yıl ilki düzenlenen Uluslararası Marmaris Fotoğraf Festivali’nde, “Altın İnci Fotoğraf Ödülleri” sahiplerini buldu.

İlçenin doğal güzelliklerinin fotoğraf sanatçıları tarafından keşfedilerek geniş kitlelere tanıtılması amacıyla düzenlenen festivale aralarında yabancıların da bulunduğu yaklaşık 700 fotoğrafçı katıldı. Marmaris’in değişik yerlerinde 6 gün boyunca çok sayıda panel, sunum, sergi, atölye çalışması ve fotomaraton etkinliklerinin yapıldığı festivalin son günü düzenlenen galayla ödüller dağıtıldı.

İçmeler Mahallesi’ndeki bir otelde düzenlenen programda Altın İnci Fotoğraf Ödülleri sahiplerini buldu. Altın İnci büyük hizmet ödülü Prof. Dr. Sabit Kalfagil’e, amatör fotoğrafçılığa katkı ödülü Reha Bilir’e, haber fotoğrafçılığı ödülü Ali Öz’e, özel yetenek ödülü Kürşat Bayhan’a, akademik proje ödülü Doç. Dr. Emre İkizler’e, sektörel başarı ödülü Saygun Duran’a ve sosyal sorumluluk ödülü ise Serdar Akyay ile Emel Sezer’e verildi.

Altın İnci Onur Ödülü’ne layık görülen Marmaris Fotoğraf Derneği’nin (MARFOD) kurucusu yazar ve fotoğraf sanatçısı Kamil Dürüst’ün etkinliğin yapıldığı saatlerde tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında hayatını kaybettiği haberi alındı. Haber salonda üzüntüye neden olurken, Dürüst’ün yakınları hastanede oldukları için ödül MARFOD üyelerine teslim edildi.

Festival kapsamında turistik ilçenin doğal güzelliklerinin ön plana çıkarılması amacıyla düzenlenen Netsel Marina Fotomaratonu’nda çekilen fotoğraflar arasındaki yarışmada Tayfun Çiftçi’nin birinci, Eser Paşa’nın ikinci ve Kemal Kılıç’ın üçüncü olduğu açıklandı. Yarışma sponsoru marina tarafından dereceye girenlere para ödülü verildi.

Samsung Yeni Medya Fotoğraf Yarışması’nda da katılımcıların cep telefonu ile çekerek bir sosyal paylaşım sitesine yükledikleri fotoğraflar arasında yapılan değerlendirmede ilk üç sırayı Mehmet Can Doğru, Berkay Yahya ve Nadir Özkan kazandı. Birinciye fotoğraf makinesi, ikinciye uçak bileti ve üçüncüye ise bilgisayar programı hediye edildi.

Etkinlikte, Yeni Türkü grubu da konser verdi.

Kaynak: NTVMSNBC

bir-muzisyenin-beyniDoktorasını Melbourne Üniversitesinde nöroloji ve müzik eğitimi üzerine yapan Anita Collins, müzik dinlerken ve bir müzik aleti çalarken beynimizde olup bitenleri yaklaşık 5 dakikalık bir videoya sığdırarak anlatmayı başarmış.

Sharon Colman Graham tarafından hazırlanan animasyonda, gelişen teknoloji sayesinde daha ayrıntılı olarak incelenebilen insan beyninin müziğe karşı verdiği olağanüstü tepki anlatılıyor. Günlük hayattaki aktiviteler için sadece tek bir bölgesi kullanılan insan beyninin, müzik dinlerken aynı anda birçok bölümü harekete geçiyor.

Müzik aleti çalan bir insanın beyni ise tam bir havai fişek gösterisini andırıyor. Videoda özellikle enstrüman çalan birisinin normal hayatta olayları nasıl daha hızlı kavradığı, hafızasının ve yeteneklerinin nasıl çok yönlü olduğu da vurgulanıyor.

Kaynak: Hafif Müzik

fulya-özportreFotoğraf; belgeleme ile yorumlama arasındaki çizgide gidip gelerek gerçekliği kaydeden bireyin kendini ifade etmesini, kişisel bakış açısını ortaya çıkarmasını ve kendini bulmasını sağlayan önemli bir araçtır.

Peki akıllı telefonlar, dijital fotoğraf makineleri ya da tabletler ile herkesin kolaylıkla anı yakalayıp ölümsüzleştirdiği günümüzde fotoğraf eğitimi almak gerekli midir? İnsan neden fotoğraf eğitimine gereksinim duyar? Fotoğrafın sağladığı anı ölümsüzleştirme ve yaratıcılığı arttırma gibi yetenekleri insan kendi kendine edinemez mi? Bilgi teknolojilerinin doruk noktasına ulaştığı günümüzde bu eğitim için gerekli tüm materyal ve yardım online ya da yazılı yayınlar aracılığıyla edinilemez mi? Günümüzde fotoğraf eğitimi almayı planladığımızda kendimiz ya da çevremiz tarafından bize bu ve bunun gibi bir çok soru yöneltilmektedir.

Öncelikle tabiki de eğitimin genel anlamıyla her dalında olduğu gibi fotoğraf alanında da verimli, keyifli gerçekleşmesi için bireyin isteği alakası ve çabası gereklidir. Fakat kişiye özel profesyonel bir yardım tüm bu istek ve çabanın daha hızlı, kapsamlı şekilde gelişim göstermesine, bu alanda uzmanlaşılmasına olanak sağlamaktadır.

Herşeyin gitgide dijitalleşip, otomatikleştiği bu dönemde kullandığımız tablet, telefon ve dijital kameralarla fotoğraf çekerken karşılaşılan bir çok sorunun nedenlerinin anlaşılarak çözümlenirken görüntü oluşumundaki tüm evreleri öğrenme ve kameranın çalışma prensibinin baştan sona öğrenilmesini sağlar. Böylelikle edinilen bilgi ve birikim kişiyi fotoğraf alanında yetkin ve farklı kılar. Tüm bu öğrenme evresinde kişiye bireysel olarak karşılaştığı her problemde yardımcı olunması ve kişinin fotoğraf hakkında merak ettiği tüm soruların eksiksiz bir şekilde cevaplanabilmeside sanal olmayan profesyonel bir yardımı gerekli kılmaktadır.

Nar Sanat Merkezi’nde hayatına yeni bir ilgi alanı katmak isteyerek benzer,ortak bir amaç ile biraraya gelen kişilerden oluşan Fotoğraf sınıfları kişilerin birbirinden de birçok şey öğrenmesine olanak sağlamaktadır. Fotoğrafı A’dan Z’ye öğrenmek için  bilmeniz gereken tüm konuları kapsayan eğitim programımız teori ile uygulamayı birleştiren bir içeriğe sahiptir. Bunun yanı sıra aylık çekim gezilerimiz ile kursiyerlerimize daha fazla uygulama fırsatı sunmaktayız. Her dönem sonunda tüm kursiyerlerimizin bu gezilerde ve bireysel olarak fotoğrafladığı çalışmalardan seçilen eserler ile dönem sonu sergimizi gerçekleştirmekteyiz.

Nar Sanat ailesi olarak fotoğraf çekerek yoğun hayat temposu içinde soluk alıp, kendisine yönelmek isteyen herkesi fotoğraf kurslarımızda görmekten mutluluk duyarız.

Yazan: Nar Sanat Fotoğrafçılık Kursu Eğitmeni Fulya BETEŞ

Birinci ve ikinci bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü , 2.Bölümü okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün üçüncü bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ

Her alanda olduğu gibi çalgı eğitimine yönelik olarak da öğretmen faktörünün, eğitimin temel kalitesinde en  önemli unsurlardan biri olduğu belirtilebilir. Bu bağlamda, öğretmenin çalgı dersine yönelik yeterlilikleri  gündeme gelmektedir. Çalgı öğretmeninin kendi bilgi ve donanımının yanı sıra, dersteki tutum, davranış ve uygulamaları da eğitimin sonuçlarını etkilemektedir.

Öğretmenlik özel bilgi ve beceri isteyen önemli bir meslektir. Öğretmen, eğitim ortamında yol gösterici, tutarlı  bir orkestra şefi gibi davranmalıdır. Yoksa bilgi aktaran, bulan, yapan değil, bunlarla birlikte ve daha çok  bulduran, yaptıran, çözdürebilen olmalıdır. Hiçbir öğrencinin diğerinin özdeşi olmadığı unutulmamalı, bireysel  ayrılıklar göz önünde tutulmalı, eğitim öğretim ortamı buna göre düzenlenmelidir. Yeni çok seçenekli öğrenme öğretme yöntemleri işe koşulup, öğrencilerin yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanınmalıdır. (Sönmez, 1994)

Öğretmenin çalgı çalmayla ilgili doğru bilgi ve becerilerle donanımlı olması, bir zorunluluk olmakla birlikte,  bireysel olarak yapılan çalgı eğitimi için bu bilgi ve becerilerin öğrenciye aktarılması, çoğu kez yeterli  olamamaktadır. Bu aşamada öğrencinin öğrenme kapasitesi kadar, öğretmenin her öğrenciye göre geliştireceği  öğretme yöntemleri üretme yeteneği de büyük önem taşımaktadır.( Uluç, 2006 ).

Çalgı eğitimi hangi ortamda yapılırsa yapılsın, eğitimin amaçlarını gerçekleştirebilecek yetkinlikte bir çalgı öğretmeninin varlığı gerekmektedir. Kurs dahi olsa çalgı eğitiminin yapıldığı kurumlarda, çalgı

öğretmeninin müziksel bilgi birikimi, sanatsal düzeyi, pedagojik formasyon bilgisi, müzik aletlerini çalma tekniklerine hakim olması, öğretim yöntem ve tekniklerini uygulayabiliyor olması oldukça önemlidir. Müzik aleti eğitimcisinin  çalgısını iyi düzeyde çalıyor ve derste kullanıyor olması, dersin verimli geçmesini etkileyen temel unsurlardandır.

Müzik aleti ile ilgili teknikleri ve çalma yöntemlerini iyi bilen ve öğreten, müzik  literatürünü iyi tanıyan, sanatçı kimliğini öğrencilere yansıtan, çalışılan etüt ve eserlerde doğru, temiz ve yorumlu çalma unsurlarını önemseyen öğretmenin başarılı olma olasılığı oldukça yüksektir.

Çalgı öğretmeninin eğitime dönük başarısında, öğrenci ile olan diyalogu, müziksel iletişimi ve paylaşımı oldukça önemlidir. Öğrenciye kendisini ve dersini sevdiren öğretmen, büyük ölçüde başarıyı yakalama fırsatı  bulacaktır. Öğrencinin derse yönelik güdülenmesinin ve motivasyonunun sağlanması öğretmen başarısıyla orantılıdır.

Nitelikli bir çalgı öğretmeni, mutlaka öğreteceği konuyu iyi bilmeli ve bunu öğretim ortamında dersine  yansıtabilmelidir. Öğretmen, canlı ve enerji dolu, ayrıca öğretme isteğine sahip olmalıdır. Öğretmen, öğrencisine yakın davranmalı, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmalıdır.

Öğrencisine öz güven kazandıran, ders içi ve ders dışı yardımlarla öğrenciyi destekleyen, onu en üst düzeyde  yetiştirmeyi amaç edinen çalgı öğretmeni, nitelikli müzik enstrümanı eğitimi adına önemli bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır.

MOTİVASYON FAKTÖRÜ

piyano öğrencisi narsanat.com

 

Çalgı  öğretiminde başarılı olabilmenin, öğrenci ve öğretmenin derse yönelik motivasyonlarıyla ilgili olduğu  belirtilebilir. Sosyal bir ortamda gerçekleşen müzik dersleri, öğrencinin bir diğerinden daha iyi olmak, öğretmen ve aile tarafından takdir görmek ve yeteneği karşısında alkış almak gibi faktörlerle motive olmasını sağlar(Baldassare, 1999).

Müzikal motivasyonu ele alan birçok çalışma, aileye ve daha az ölçüde öğretmene odaklanmıştır. Bir çok  konuda fedakar davranmaları gerekmesine rağmen, küçük çocukları neyin müziğe ittiği konusunda çok az  düşünülmüştür. Buna ek olarak yaşıtların rolü, okul çevresi ve motivasyon sağlayan daha geniş kavramlar gibi öğrencilerin potansiyelleri ve belirli bir uzmanlıkları olduğu halde, enstrüman çalmayı bırakmalarının nedenleri  ise çok az araştırılmıştır ( Hallam, 2002 ).

Çalgı eğitimi içsel davranış ve duygularla bağlantılı olduğu için, içsel motivasyonun oldukça önemli olduğu bilinmelidir.

İçsel motive olan öğrenciler, kendi tatminleri için bir görevi sürdürebilirler. Bu tür motivasyonda öğrenme, tek bir araç olmaktan daha ziyade zevk veren genel bir  deneyime dönüşür. Öğrenim yaşamlarının başlarında içsel motivasyon yönünde cesaretlendirilen öğrenciler, sonraki eğitimlerinde de içsel motivasyonu sürdürürler. Böylece, başarı motivasyonu için temeller oluşturulmuş  olur. Bunlara ek olarak içsel motivasyona sahip öğrenciler, dışsal motive olmuş akranlarıyla göreceli olarak karmaşık bir vazifeyi daha iyi icra etme yeteneğine sahip olurlar.

Bir de harekette bulunma isteğinden yoksun olma durumu vardır ki, bu da amotivasyon olarak adlandırılır.  Amotive olunduğu zaman, kişinin davranışları isteksizdir. Amotivasyon bir aktivitenin anlamsızlaşmasıyla sonuçlanır. ( Ryan, 1995 ) Kaynağı, etki alanı ve etki derecesi konusunda çeşitli tartışmalar yürütülürken,  motivasyonun öğrenmede önemli bir yere sahip olduğu, ortak kabul gören bir görüş olarak ortaya çıkmaktadır.

Yine öğrenme sürecindeki bazı sorunların kaynağının burada yattığı, başarı ve başarısızlıkların önemli bir  oranının motivasyonla açıklanabileceği genel kabul görmektedir. Çalgı eğitiminde kesintiye uğramamak adına  motivasyon yaratabilecek durumların tedbiri önceden alınmalıdır.

ÖZYETERLİK FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminin sağlıklı ve başarılı sürdürülebilmesi ile özyeterlik kavramının doğrudan bağlantısı bulunmaktadır.

Öğrenme sonuçları, bireyin öğreneceği konuyla ilgili yeterliliğini, anlayışını arttırır. Öğrenme amaçları, bilginin stratejik geçiş sürecinde derinleşmesiyle ilgilenir, bu da okul başarısını arttırır. Özyeterlik duygusu yüksek  bireylerin, başarı düzeylerinin de yükseldiği belirtilebilir (Açıkgöz Ün, 1996).

Özyeterlik, Bandura’nın sosyal öğrenme kuramında öne çıkan önemli bir kavram olup, bireylerin olası durumlar  ile başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabildiklerine ilişkin bireysel yargılarıdır (Bandura 1982). Tschannen-Moren ve Woolfolk Hoy (2001:784) ise yaptıkları bir araştırmada, özyeterliğin “Kişinin yeni  bir durum karşısında, başarı düzeyinin ne olacağına ilişkin kendisi ile ilgili olan beklentileri” olduğunu  belirtmişleridir. Bu bilgiler ışığında çalgı çalmaya yönelik özyeterlik, çalgı çalma konusunda kişinin kendini  ne kadar yeterli hissettiğine dair bireysel yargıları olarak tanımlanabilir.

Kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenlerden

etkilenebilir. Mathews, kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin tek başına yetenekten ve  bilgiden çok, o işe karşı geliştirilen özyeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini, özyeterlik algıları belirlemektedir. Çalgı çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin çalgı çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin çalgı çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini çalgı çalmak konusunda yetersiz hissetmesi,çalgı çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini çalgı çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için çalgı çalışmayı bırakabilir.

(Şeker ve Bilen, 2010:116). Bu yaklaşımlardan, özyeterliğin bireye kazandırılmasının ne kadar önem taşıdığı anlaşılmaktadır.

AKTİF ÖĞRENME FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminde, eğitilene o eğitim sürecinin gerektirdiği sorumlulukları vererek, aktif öğrenme olarak tanımlanan öğrenme biçiminden yararlanılabilir.

Aktif öğrenme, öğrenenin öğrenme sürecinin sorumluluğunu taşıdığı, öğrenene öğrenme sürecinin çeşitli  yönleri ile ilgili karar alma ve karmaşık öğretimsel işlerle, öğrenenin öğrenme sırasında zihinsel yeteneklerini kullanmaya zorladığı bir öğrenme sürecidir(Açıkgöz, 2003: 17).

Aktif öğrenme anlayışına göre öğrenmenin nasıl gerçekleştirileceği, ne kadar öğrenildiği ve öğrenmeyle ilgili  eksiklerin neler olduğu gibi kararları öğrenen almalıdır. Öğrenme sürecinde, öğrenenin öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiği, ne kadar öğrendiği, eksiklerin neler olduğu, nasıl yoğunlaşacağı, ne zaman ve kimden yardım  isteyeceği, nasıl kavrayacağı, öğrenme süreçlerinin amaçları ile ilgili bir dizi karar alınır. Geleneksel öğretim  yöntemlerinde bu kararları öğretmen alırken, aktif öğrenmede bu kararlar öğrenci tarafından alınır(Sönmez, 2003: 114).

Çalgı üzerinde aktif öğrenmeye yönelik çalışmaların, yıllardır uygulanan ve bilimsel yanı bulunan öğretim  sistemlerini dışlayacağı düşünülmemelidir. Çalgı öğrencisinin, öğrenmesini kolaylaştırmak ve zevkli kılmak amacıyla, karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğini düşünmesini sağlamak, aktif  öğrenmenin temel  ilkelerindendir.

Yazının 4. bölümü ve kaynaklar daha sonra yayınlanacaktır.

Diren C.

Her yıl olduğu gibi değişik dallarda Nar Sanat derneği kendi eğitim kurumunda farklı dallarda, farklı oranlarda karşılıksız burs verileceğine dair yönetim kurulu kararı almıştır. (2014-2015 Eğitim yılı içindir)

Yönetim kurulu kararı doğrultusunda bugün ilk olarak Bale eğitimi konusunda duyuru yapılmıştır. Duyuruda: “Belirtilen oranlardaki burs miktarı karşılığı  öğrenci adına Derneğimiz tarafından Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’na aktarılacaktır. “

Çocuk-Bale-14

Bakırköy’de faaliyet gösteren Derneğimiz ; Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Tüzüğünde bulunan amaçları gerçekleştirmek üzere, kendi kurumunda Müzik , Çocuk Resim, Bale dallarında toplamda 2014-2015 eğitim döneminde belirli oranlarda burs verecektir.

Burs eğitim şeklinde verilecek olup koşul, şart ve yapısı  sitelerimizde ilan edileceği biçim ve olacaktır.

Bir sivil toplum örgütü olarak halkın sanat değerlerini yükseltmek, toplumda farkındalık yaratmak ve halkla kucaklaşmak amacıyla başlattığımız bu çalışmanın  sürdürülebilmesi amacıyla ilanen duyurulur.

 Derneğimizin tüzüğünde belirtilen  “Gelirin % 80’i sanat faaliyetlerine ayrılır” ibaresinden dolayı değişik dallarda öğrenci alınmasına karar verilmesinden dolayı  3 yıldır aynı fiyatla eğitim veren kurumumuz bale eğitimi konusunda; Bursluluk oran ve şeklini aşağıdaki şekilde ilan etmiştir.

Diğer dallarla ilgili şekil, koşul, yetenek sınavı ve belgeler daha sonra ilan edilecektir.

Bale Eğitimi Burs oran, sayı ve şekli;

 1-Bale Hazırlık sınıfına % 50 oranında burs vermek üzere 3,5 – 4.5 yaş 2010 yılı Ocak – 2011 Ocak arası doğumlular  (48 öğrenci) alınacaktır.

2-2013-2014 eğitim dönemi öğrencilerimiz dahil 4,5 yaş ve üstü  9 yaşına kadar. (2010 ocak ve önceki tarih doğumlular) 2013-2014 eğitim dönemi öğrencilerimizin tamamı  ile  yeni kayıt yaptıracak 75 adet bale öğrencimize % 35 olarak burs verilecektir.

Burslu öğrenci alımı Ekim ayı sonuna kadar devam edecektir. Belirtilen sayıya 31 Ekim 2014 tarihinden önce ulaşılması durumunda başka kontenjan açılmayacaktır.

Bursluluk durumu başvuru sırası ile belirlenecektir.

  Başvuru esnasında istenen belgeler:

-Öğrenci ve velinin kimlik fotokopileri

-Öğrencinin 2 adet vesikalık fotoğrafı

Bale bursu hakkında daha detaylı bilgi ve adres için lütfen TIKLAYINIZ .

 

Not: Kurumumuz Bursu kendi kurumunda verecek olup, burs miktarını artırmaya, düşürmeye veya değişiklik yapıp yapmamaya, eğitim gün ve tarihini değiştirmeye ya da iptal etmeye istediği öğrenciye burs vermeye/vermemeye  veya iptal etmeye yetkili olup bunun nedenini açıklamak ve önceden bilgi vermek durumunda değildir.  Bursluluk hakkı kazanan öğrenci derslere devam etmek zorunda olup eğitim dönemi boyunca herhangi bir fiyat artışı uygulanmayacaktır.

2013-2014 Eğitim dönemi etkinliği ile ilgili FOTOĞRAF ve VİDEOLARI izlemek için ilgili alana tıklayınız.

Çocuk-Bale-34 Çocuk-Bale-42

Binlerce öğrencinin liseyi bitirdikten sonra hazırlandıkları yetenek sınavlarının sonuna geldik . Bazı öğrencilerin hayalleri gerçek oldu.Bazılarının da  hayalleri başka bahara kaldı. Üniversitelerin açılmasıyla birlikte güzel sanatlar bölümlerinde , spor -resim akademilerinde, eğitim fakültesi müzik-resim-beden eğitimi bölümlerinde  de eğitim başlayacak.

müzik yetenek sınavları

Yetenek sınavları özellikle bazı üniversitelerin  Eğitim fakültesi müzik bölümlerinde biraz şekil değiştirdi. Daha önce üç-dört güne yayılan sınavlar bir günde yapıldı.(Gazi Üniversitesi  Eğitim Fakültesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi) Ellişer kişilik guruplar halinde içeri alınan öğrenciler iki veya üç komisyon tarafında sınava alınıyorlar ; bütün aşamalara sınava alınan öğrenciler(dikte,deşifre,enstrüman ,ses) in sınav bittikten sonra tüm aşamalardan aldıkları puanlar Y.G.S. ,ve okul puanları da eklenerek en yüksekten en düşüğe doğru sıralanıyor ve sonuçlar ilan ediliyor. Halbuki daha önce bu dönem Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünde yapıldığı gibi üç aşamada yapılıyor birinci aşamada veya ikinci aşamada başarılı olamayan öğrenciler diğer aşamalara giremiyorlar. Bu da seslerini ve enstrümanlarını sergileyemiyorlardı.

resim yetenek sınavları

Sınav türlerine öğrenci ve veli açısından bakacak olursak; yeni yapılan sınav türünde öğrencinin sınavı bir günde bittiği için özellikle il dışından gelenler 2-3 gün kalacak yer sorunuyla karşılaşmıyorlar, heyecan , yorgunluk , stres bir günde toplanıyor ve aynı gün evlerine dönerek internet yoluyla sonuçları öğreniyorlar.Daha az masraf yapıyorlar. Hangi sınav şeklinin öğrenci için daha iyi olacağını ise sanırım zaman gösterecek.

  Kazanamayan öğrencilerinse yeteneksiz oldukları kesinlikle söz konusu değildir. Eğer böyle olsaydı Güzel Sanatlar Liselerinde okuyan, spor liselerinde okuyan ve çeşitli hazırlık kurslarıyla bu sınavlara hazırlanan öğrencilere eğitimciler tarafından mutlaka gerekli uyarılar yapılırdı. Kazanamayan öğrenciler  ya sınav sistemine yabancılar ya da iyi çalışmamışlardır veya heyecan ve streslerine yenik düşmüşlerdir. Bu bölümlere  2-3 sene hazırlanıp giren öğrencilere çok  rastladım. Hepside girdikleri okullarda çok başarılı oldular. Bunun yanında  derece yaparak giren ve başarısız olup okuldan atılan , 8-9-10 sene sonra mezun olan öğrenciler de gördüm. Başarılı olmak için sistemli ve çok çalışmanın önemini bir defa daha tekrarlayarak; tüm öğrencilere yeni öğrenim yılında sonsuz başarılar dilerim.

                                   COŞKUN  NEHİR

 (İST. Devlet Operası  Sanatçısı ve Marmara Üniversitesi,

Atatürk Eğitim Fak. Müzik Bölümü Öğretim Üyesi)

Nar Sanat Eğitim Kursu; Ses Terapisi ve Şan eğitmeni)

İlki 1995 yılında organize edilen Saraybosna Film Festivali, 15 Ağustos 2014 tarihinde Meksikalı yönetmen Inarritu’nun ‘Paramparça Aşklar ve Köpekler’ filmi ile açılmıştı. Uluslararası festivalde 247 film gösterilecek.

sarajevo_film_fest_20

Dünyanın farklı ülkelerinden sinema sanatçılarını ve sinemaseverleri ağırlayan festival kapsamında bu yıl 60 ülkeden 247 film gösterilecek.

Geçen yıl 100 bin kişinin ziyaret ettiği festival bölgesindeki en iyi film festivali olarak tanımlanıyor.

Festival müdürü Mirsad Purivatra, tüm bölgeye yönelik yapılan festivalin başarısını organizasyon ekibinin büyük tutku ve heyecanına bağlıyor.

Purivatra, “Festivalin çok kaliteli bir programı var, Bosna-Hersek ve bölgesel sinematografinin gelişmesine destek olan çok güçlü bir endüstrimiz var. Ayrıca ‘Talent Sarajevo’ eğitim programımız da genç yeteneklerin pratik çalışmaları ve aralarında bir ağ oluşturmalarını sağlıyor” diyor.

saraybosna-film-festivali-2014

Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü

20. Saraybosna Film Festivali Film Festivali, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ”Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin de aralarında bulunduğu üç filmle açıldı.

Açılışa özel olarak da  ”Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü” tasarımcı Agnes B. ve oyuncu Gael Garcia Bernal’e verildi.

İlk filmi olan “Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin dünyada böyle bir ilgi göreceğini tahmin etmediğini belirten Bernal, “Filmi çektiğimiz sıralarda asla Saraybosna’ya filmin tanıtımını yapmaya geleceğimi düşünemezdim fakat bu başarının hayatımı çok fazla değiştirdiğini düşünmüyorum. Burada bulunmak olağanüstü bir his” diye konuştu.

Türk yapımlar da yarışıyor

Festivalde bu yıl Türk yapımlarından Erol Mintaş’ın yönettiği ”Annemin Şarkısı” ve Kutluğ Ataman’ın ”Kuzu” filmleri ”En İyi Film” dalında, Nuri Bilge Ceylan’ın ”Kış Uykusu” filmi ise ”Focus” dalında yarışacak.

Bu yıl da ünlü konukları ağırlama geleneğini sürdürecek olan festivale, sinema ve tiyatro oyuncusu Halit Ergenç, Meksikalı ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal ve Oscar ödüllü Bosnalı yönetmen Danis Tanoviç katılacak.

Festival, Güney Koreli Bong Joon-ho’nun yönettiği “Snowpiercer” filmiyle sona erecek.

 Güzel sanatların tüm bölümleriyle ve sporla ilgilenen ve Y.G.S. sınavlarına giren  gençler şu sıralar büyük bir heyecan içindeler.Yetenek sınav tarihleri açıklanan üniversite güzel sanatlar veya spor bölümleri ya sınavlara başladılar yada hazırlık içindeler sınavlar aşamalı olarak yapılıyor birinci aşamada eleme, arkasından da kesin kabul sınavları ile sonuca varılıyor.

coskun-nehir-2            Sınava hazırlanan öğrenciler ise şanslarını biraz daha yükseltmek ve açıkta kalmamak için ülkemizin çeşitli illerindeki üniversitelerin eğitim fakültesi  müzik, resim , beden eğitimi bölümlerine ; konservatuarlarına koşturup duruyorlar. Sınav tarihleri birbirine çok yakın olan bu okullar en iyi öğrenci bizim olsun ,başka okullarda sınava girip de elenen öğrenci bize kalmasın diye onlar da kendi aralarında bir mücadele veriyorlar ; birbirlerinin sınav tarihlerini çok iyi takip ediyorlar hata ve hata aynı güne sınav tarihi koyup iyi öğrenci kapma yarışına giriyorlar.Olan bu bölümlere girmek isteyen öğrenci adaylarına oluyor.

Örneğin; yetenek sınavlarına giren yakın bir tanıdığımın kızı, önce Samsun Eğitim Fakültesine sonra,  Trabzon; (KTÜ)   Karadeniz  Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesine arkasından, İstanbul Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Müzik bölümü sınavlarına en son da Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü sınavlarına girecek.

Diğer bir arkadaşımın Opera Sanatçısı olmak isteyen kızı;  İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet konservatuarı Sınavına girdikten sonra İstanbul’a gelip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,  Devlet Konservatuarında sınava girdikten hemen sonra İzmir’e gidip oradaki üniversitesinde sınavı tamamlayacak. Bir düşünecek olursanız ne büyük yorgunluk, ne büyük masraf ve ne büyük bir stres .

       Bir de olayın diğer yönüne bakalım. Yüzlerce öğrenci üniversitelere müracaat ediyor alınacak öğrenci sayısı ise  Konservatuarlarda 10-20 kişi arasında; Eğitim fakültelerin de ise 40-50 kişi arasında  değişiyor. Üniversitelerdeki öğretim üyeleri ise zor durumda hak yememek için sağlıklı bir sınav yapmak zorundalar . Sınavları birkaç güne yayıyorlar ama öğrenci sayısı o kadar fazla ki  sabah 08 de başladıkları sınavı gece yarılarına kadar sürdürüyorlar.

Zamanı kısaltmak için 2-3 komisyona bölünseler de  komisyonlar arasındaki ufak görüş farklılıkları bazen sınava giren çocukları olumsuz olarak etkiliyor. Bir komisyon sınavında başarısız olan bir öğrenci diğer komisyonda sınava giren kendisinden başarısız bir öğrencinin kazandığını görünce çok üzülüyor.

yetenek sınavları

         Sınava girecek öğrenciyi sabah sınava çağrılıyor ve çok uzun bir süre sonra örneğin; akşam öğrenci  sınava alınıyor. Yorgun , bitkin stres içindeki bu öğrencinin nasıl verimli olacağını düşünebilirsiniz?

       Bir de  olayı diğer yönden düşünelim.İçeride sınav komisyonundaki öğretim üyelerini.   Öğrencilerin biri gidip diğeri geliyor sınava her öğrenciye aynı kalıptaki sorular soruluyor. Bir müddet sonra dikkat dağlıyor ve monotonluk başlıyor. Hele de çok geç zamanda biten sınavlarda bu daha da belirginleşiyor. Dikkat dağınıklığı ve yorgunluk belirtileri başladığı için iyi dinlenemeyen öğrencilerde az da olsa kulağı zayıf olan öğrenciler sınavı kazanıyorlar. Ondan sonra okulda öğrenime başlayan bu öğrenciler hem başkalarının hakkını yiyorlar hem de okulda çok zorlanıyorlar. Zaman zaman bu öğrenciler uzun senelerini mezun olmak için heba oluyor, öğretmenlerini üzüyorlar, büyük bir çoğunluğu da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

                     Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi (Önceki yazı için TIKLAYINIZ)sınavlardaki soru tipleriyle sınav uygulamalarıyla yetenek sınavları adı altında yapılan bu sınavlar maalesef yeterli ve ölçülü değildir. Bir çok gencimiz bu sınavlar sonucu spordan ve müzikten uzaklaşmaktadırlar.

           Öğleyse bu sınav sistemleri acilen değiştirilmelidir.Üniversitelerimizin sanat kurumlarının ülkemizde bulunan DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, OPERA VE BALELERİ,TİYATROLARI VE SPOR KURULUŞLARI VE RESİM, FOTOĞRAF V.B. DALLARDA UZMAN KİŞİLERLE işbirliği içine girip bu soruna çare bulacağı inancını taşımaktayım.

Sevgi ve saygılarımla……

COŞKUN  NEHİR

İST. DEV. OPERASI SAN. VE MARMARA ÜNİV. ATATÜRK EĞ. FAK. MÜZİK BÖL. ÖĞ. ÜYESİ.

Nar Sanat Kursu Ses Terapisti ve Şan Eğitmeni (Özgeçmiş İçin Tıklayınız)

Eğitmen ve Sanatçının sitesi için lütfen www.coskunnehir.com.tr tıklayınız.

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse …

coskun-nehir-ses-terapisi-1

Nar Sanat Eğitim Kursu Şan eğitmeni ve “Hocaların Hocası” olarak bilinen Devlet Opera ve Balesi sanatçısı ve aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde Şan Hocası olan Coşkun NEHİR bildiğiniz gibi bir yıldır Nar Sanat Eğitim Kursu’nda Şan ve Ses Terapisi konusunda eğitmenlik yapmaktadır.  Hocamızın yetenek sınavları hakkındaki yazısını sizlerle paylaşmak istedik.

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse karşılarına yetenek sınavları denen bir engel çıkar.

Nedir bu yetenek sınavları?

İnsanlar dünyaya geldikleri zaman diğer insanlardan farklı olarak bazı öğeleri farklı olarak doğarlar. Bu öğeler kişilerde Diğerlerinden mutlaka ön plandadır. Bazıları güzel konuşmalarıyla , bazıları matematik zekalarının farklılıklarıyla ,bir diğeri düzgün fiziği ile ,güzel sesiyle, spora olan yatkınlığı ile ,farklı duyuşlarıyla diğer insanlardan ayrıcalıklı olarak dünyaya gelirler.

Bazı insanlarda da aynı anda bu ayrıcalıklar bir arada bulunur. İşletmecilik ,ticari zekayı da bu ayrıcalıklara ilave edebiliriz.
Ben bunlardan güzel sanatlar dalı olan müzik ,bale,beden eğitimi tiyatro dalları üzerinde durmak istiyorum. Her ne kadar yanlış olsa da bir insan bu dallardan biriyle ilgilenmek istese karşısına ‘Yeteneğin var mı ? ‘ sorusu ve arkasından bir dizi sınav karmaşası çıkıyor. Amatör olarak bu dallarda biriyle ilgilenmeye kalkanlar bile engellerle karşılaşıyorlar.

Halbuki ünlü Fransız müzik düşünürü ALBERT LAVİGNAC müziği herkesin yapabileceği müziği yapamayanların ya tembel ya da geri zekalı olduklarını ifade etmiştir. Evet benim yıllarca edindiğim tecrübelerde de güzel sanatların herhangi bir dalı ile uğraşanların matematiksel olarak uğraştıkların da mutlaka belirli bir seviyeye geldikleri gözlemledim. Piyano, akordeon, bağlama,gitar çalanlara ,sesi çirkin olduğu halde nota hatası yapmadan şarkı söylemelerine şahit oldum.

Fakat bu durum belirli bir yerden sonra yerini yukarıda belirttiğim ayrıcalıklara terk ediyor. Aynı eseri çalan ,hareketi (dansı)yapan,aynı tiyatro eserini canlandıran beş (5) veya daha fazla kişiye aynı eseri icra ettirdiğimizde şu kişi diğerlerinden çok farklı dediğimizde o zaman yetenek ortaya çıkıyor.

yetenek-sinavlari

Dünyanın bir çok ülkesinde ve yurdumuzda sanatçı yetiştiren veya müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar yetenek sınavları yaparlar , Klasikleşmiş bir takım sorular sorarlar müracaat sayısı fazla olup alınacak öğrenci sayısı az olursa sorular zorlaşır ; böylece sınava iyi hazırlanamamış bir sürü yetenekli kişi kazanamayınca küsmüş olarak geri dönerler bu ise büyük hayal kırıklığı yaratır.

Y.G.S. sınavı yapıldı ve arkasından da L.Y.S. sınavları yapılıyor. Sonuçlar açıklandıktan sonra Eğitim Fakülteleri müzik ,resim, ve spor akademileri yetenek sınavları bunun ardından KONSERVATUARLARIN tiyatro ,opera bölümleri yetenek sınavlarıyla öğrenci alacak. Gene Güzel Sanatlar Liseleri,Spor Liseleri de aynı yolu izleyecekler. Buraların sınav sistemlerine alışmak için mutlaka bir hazırlık devresinden geçmek gerekli .Bu da aynı üniversite ye sınavlarına hazırlanırken gittiğiniz dershaneler gibi bu sınavlara hazırlayan kurumlar la iletişim kurmanızla gerçekleşir ve uzun bir hazırlık dönemi gerektirir.

Güzel sanatların herhangi bir dalıyla veya sporu yaşamının bir parçası yapmak isteyen gençler sizin için hala geç değil . Bu konuda eğitim veren kurumları lütfen iyice inceleyiniz. Hemen iletişime geçiniz.

SİZLERE BAŞARILAR DİLİYORUM.

SEVGİLERİMLE….
Coşkun Nehir
(OPERA SANATÇISI)
www.coskunnehir.com.tr

Documentarist İstanbul Belgesel Günleri 7-12 Haziran tarihleri arasında yedinci kez İstanbul’a konuk oluyor. Festival bu yıl Soma’yı da unutmuyor ve maden belgesellerini seyirciyle buluşturuyor.

documantarist

30’dan fazla ülkenin filmleri, yan etkinlikleri ve konuklarıyla katılım göstereceği 7. Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, 7-12 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İç savaşın yaşandığı ülke Suriye

Festival programında bu yılki konuk ülkesi Suriye.

İç savaş koşulları altında yaşayan Suriyeli belgeselcilerin yakın dönemde yaptığı, çatışma koşulları altındaki gündelik hayata tanıklık eden, ayrıca yaşanan sürece Suriyelilerin gözünden bakan, daha önce pek az yerde gösterilebilmiş filmlerden bir seçki festivalde seyirciyle buluşacak.

seytan-madeni

Polonya- Türkiye ilişkilerinin 600. yılı

Documentarist’in gündemindeki diğer bir ülke ise Polonya.

Polonya- Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında Adam Mickiewicz Enstitüsü’ne bağlı dijital platform Culture.pl işbirliği ile gerçekleşen programda, bu ülkeden 12 kalburüstü film ağırlanıyor.

Polonya’dan Ustalar: Krakow Film Festivali’nin Ödüllü Filmleri başlıklı bölümde, ülkenin en kıdemli belgesel festivali olan Krakow Film Festivali’nde son 40 yılda ödül almış belgeseller yer alıyor. Seçkide Krzysztof Kieslowski, Kazimierz Karabasz, Marcel Lozinski, Wojciech Wiszniewski gibi ülkenin en önemli ustalarının ödüllü yapıtları yer alıyor.

Konuk olarak festivale katılacak yönetmenlerden Pawel Lozinski, ülkenin bir başka ünlü belgeselcisi, babası Marcel Lozinski ile birlikte çekimine başladığı, ancak anlaşamayarak birbirlerine küstükleri, sonunda baba ile oğul tarafından iki versiyonu yapılan ‘Baba ve Oğul’ (Father and Son, 2013) filminin ilginç hikâyesini anlatacak.

Documentarist ilk kez FIPRESCI Jürisi

Documentarist, bu sene ilk kez bir FIPRESCI Jürisi ağılıyor. Bu yılki jüride Şili’den Pamela Biénzobas, Danimarka’dan Steffen Moestrup ve Türkiye’den Özge Özdüzen görev alacak.

Festival programının ana bölümlerinden birini de Türkiye’de son bir yılda yapılan belgesellerden 20 filmlik geniş bir seçki oluşturuyor. Bunlardan, yönetmenin 1. veya 2. filmi olanlar Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü‘ne aday olarak jüri önüne çıkacak. Bu seneki ödül jürisinde Deniz Akçay, Işıl Baysan Serim, Ufuk Emiroğlu, Senem Aytaç ve Hans Treffers yer alıyor.

Ustalara saygı bölümü

Bu yılın Ustaya Saygı bölümü ise 2001 yılında erken yaşta hayata veda eden Hollandalı belgeselci Johan van der Keuken’e ayrıldı.

40 yıla yayılan sinemacılık kariyeri boyunca 50’den fazla belgesel yapmış ve birçok kitap yayımlamış olan ustanın, en önemli yapıtlarından beşi bu bölümde seyirciye sunulacak: ‘Beppie’ (1965), ‘Okuma Dersi’ (The Reading Lesson, 1973), ‘Yönetmenin Tatili’ (The Filmmaker’s Holiday, 1974), ‘Kuyunun Üstündeki Göz’ (The Eye Above the Well, 1988) ve ‘Amsterdam Küresel Köyü’ (Amsterdam Global Village, 1996).

“Soma İçin”

Soma’da yaşanan felakette yaşamlarını yitiren işçiler anısına, madencilerin yaşamına odaklanan filmler de son anda programa eklendi.

“Soma İçin” başlığı altında geçen günlerde kaybettiğimiz Michael Glawogger’in ‘İşçinin Ölümü’ (Working Man’s Death), Bolivya’daki çocuk madencileri konu alan ‘ Şeytan Madeni’ (The Devil’s Miner, 2005) ve İngiltere’deki madencilerin melankolik hikâyesini aktaran ‘Madenci İlahileri’ (The Miners’ Hymns, 2011) adlı filmler gösterilecek.

Gösterim mekanları

Film gösterim mekânları Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı, Hollanda Konsolsoluğu Bahçesi ve Romen Kültür Merkezi.

Festival programına buradan ulaşabilirsiniz.

Dershanelerin kapatılma kararı ve ÖYS ve ÖSS sınavlarında yaşanan olumsuzluklar kurumları yeni arayışlara itti. Asıl olması gereken sisteme doğru hızlı bir gidiş var. Belkide ilk kez doğru adımlar atılarak öğrencinin durumunu değerlendirmek yerine körükörüne eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe gidilecek.

oss-giriş-sistemi

Eğer başarılabilirse gerçekten sosyologların deyimiyle ; Kendine  yabancılaşmış ve sınav sistemi ile boğuşan yaratıcılıktan uzak sistemden vaz geçilecek. Geç kalınmış olsa dahi dileriz adil ve iyi, çağdaş bir eğitim için torpil, kayırma ve benzeri durumları bertaraf etmek için okul mezuniyet puanı+Sosyal ve sanatsal eğitim ve etkinlikler+ Üniversitelerin sınav ve mülakatları” ile en az adaletsiz sisteme biran önce geçiş yapılır. Ve elbette denetimli kaliteli eğitim veren sanat kurslarının değeri de anlaşılır olur.

Lise geçiş sistemini değiştiren MEB şimdi de üniversitelere girişte uygulanacak yeni sistem üzerinde çalışıyor

Bu yıl liselere geçişte sistemi değiştiren ve yılda 6 dersten yapılan 12 sınavın sonuçlarının yüzde 70 etkili olması uygulamasını getiren Milli eğitim Bakanlığı (MEB) üniversitelere geçiş için de yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Üzerinde çalışılan sistem “ders dışı etkinliklerin” de dikkate alınmasıyla ABD’deki üniversiteye giriş sistemine benziyor.

DERS DIŞI UĞRAŞLAR

Habere göre, Tarabya İngiliz Okulları’nın düzenlediği “Liseden Üniversiteye Geçişte Farklı Bakış Açıları” paneline katılan MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, yükseköğretime geçişte üzerinde çalıştıkları yeni sisteme dair bilgiler verdi.

Aktekin, “Yükseköğretime geçişte öğrencinin ders dışı uğraşlarını, sanat, spor ve boş zaman etkinliklerini de göz önüne alarak puanlandıracağımız bir sistem düşünüyoruz. Eğitimde bilgiyi önceleyen sistem yerine becerileri de ön plana alan yeni bir sistem kurmanın peşindeyiz” diye konuştu.

Bakanlığın üzerinde çalıştığı bu sistemde yalnızca öğrencinin notları ya da ders dışı etkinlikleri üniversiteye geçişte yeterli olmayacak. Merkezi olarak yapılacak sınav sonuçları da etkili olacak. Üzerinde durulan iki sınav modeli var.

Bunlardan biri tıpkı liselere geçişte 6 dersten toplam 12 sınavın merkezi olarak yapılmasını öngören Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nde (TEOG) olduğu gibi liselerde de bazı derslerin merkezi olarak yapılması. 5 ya da 6 dersten merkezi olarak sınavlar MEB tarafından yapılacak ve yerleştirme puanının hesaplanmasında tıpkı liselerde olduğu gibi bu sınav sonuçları etkili olacak.

Bir başka sınav modeli ise Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) yapılması ve bunun sonuçlarının kullanılması. Ancak bu sınavın YGS gibi yılda bir kez değil, ABD üniversitelerine girişte sonuçları dikkate alınan SAT gibi yılda birkaç kez yapılması öngörülüyor.

HEM SINAV SONUCUNA HEM SOSYAL ETKİNLİĞE BAKIYOR

yetenek-sınavları

ABD üniversiteleri kendi şartlarını kendileri belirliyor. Üniversitelere başvurular öğrenci tarafından yapılıyor ve üniversiteler öğrencilerini seçiyor. Yani merkezi bir yerleştirme sistemi yok. Ancak başvuruda iki aşamalı sözel ve matematik becerilerin ölçüldüğü SAT ile İngilizce , matematik, okuma ve bilimsel muhakeme bilgisinin ölçüldüğü ACT (American College Test) sınav sonuçları istenir. Ayrıca lise notları, okul ve sınıf sıralaması, sosyal etkinlikler, niyet mektubu, öğretmenlerin tavsiye mektubu başvuru dosyasında yer alır ve etkilidir. Değerlendirme bu dosya üzerinden yapılır.