Şunun için etiket arşivi: Ses

Rock Müzik sanatçısı Umut Kuzey’in genel koordinatörlüğünde yola çıkan Zeytinli Rock Festivali,Kral Pop TV medya sponsorluğunda,Edremit Belediyesi desteğiyle, sahne alacak gruplar, ses-sahne firmaları ve birçok kişi ve kurumun elini taşın altına koymasıyla hayat buluyor. Zeytinli Rock Festivali yoluna düzenli olarak ve her sene gelişerek devam etmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin önde gelen rock gruplarının sahne alacağı festival, 3 gün boyunca katılımcılarına bol bol müzik, eğlence ve unutamayacakları bir tatil vadediyor. 29 – 30 – 31 Ağustos tarihlerinde her zamanki gibi Zeytinli Dalyan Sahili’nde gerçekleşecek Zeytinli Rock Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

Kamp + Kombine bileti olan katılımcılara kapılarını bir gün önceden açacak olan festival kapsamında, erken gelen kampçılar için hoşgeldiniz partisi düzenlenecek. Ankara’nın sevilen grubu “Metropolis” kampçılara bir sürprizle hoşgeldin diyecek. Grup eski solisti Ercüneyt Özdemir ile yeniden ve ilk kez festival kapsamında sahne alacak.

Festivalin açılışını İzmir’in sevilen grubu Başıbozuk yapacak. Türk Rock Müziğinin yenilikçi isimlerinden Korhan Futacı ve Kara Orkestra performansının ardından, Yasemin Mori sevilen şarkılarını seslendirecek. Festivale özel bir perfromans ile Cem Adrian’nın sahne almasının ardından, Zeytinli’ye hiç de yabancı olmayan bir isim, “Nev” yeni albümüyle müzikseverlerle buluşacak. Rock müzik tarihimizin 46 yıllık çınarı Moğollar’ın ardından da mor ve ötesi ilk güne noktayı koyacak.

Festivalin ikinci günü, deneysel müziğin çıkış yapan gruplarından “Yüzyüzeyken Konuşuruz” ile başlayacak. Karadeniz müziğinin sınırlarını zorlayan “Marsis”, dillerden düşmeyen sahne performansını bu kez Zeytinli Rock Festivali’nde sergileyecek. Eğlenme garantili “BaBa ZuLa” performansının ardından Umut Kuzey festivale özel bir konser verecek. Büyük Ev Ablukada’nın dinleyicileri kendi dünyasına taşımasının ardından Behzat Ç’nin müziklerini yapınca geniş kitleler tarafından keşfedilen Ankara’nın 25 yıllık grubu Pilli Bebek sahne alacak. Günün kapanışını yapacak grubun ismi ise 1 Temmuz’da açıklanacak.

Festivalin kapanış gününde gitarların sesi biraz daha yüksek ve distortionlu duyulacak. İlk albümüyle beğeni toplayan Pera günün açılışını yapacak. Pentagramın eski solisti Murat İlkan ile devam eden sahne, dört müzik emekçisinden oluşan dörtxdört’ün performansıyla iyice ısınacak. Festival, rock müziğin bu coğrafyadaki duayenlerinden Ogün Sanlısoy ve hemen ardından festival, katılımcılarına “Yeni Şarkı” sürprizi hazırlayan Kurban ile iyice hızlanacak. Muhteşem sahne şovunu Zeytinli seyircisiyle paylaşacak olan Hayko Cepkin ‘in ardından festivale noktayı efsanevi heavy metal grubu Pentagram koyacak.

Günlük: 30 tl
Kombine: 50 tl
Kombine + Kamp: 60 tl

28 Ağustos 2014 Perşembe
Hoş geldiniz Partisi ve Metropolis konseri
29 Ağustos 2014 Cuma
00:00 mor ve ötesi
22:15 Moğollar
21:00 Nev
19:45 Cem Adrian
18:45 Yasemin Mori
17:45 Korhan Futacı ve Kara Orkestra
17:00 Başıbozuk

30 Ağustos 2014 Cumartesi
00:30 (1 Ağustos da açıklanacak)
22:45 Pilli Bebek
21:30 Büyük Ev Ablukada
20:15 Umut Kuzey
19:00 BaBa ZuLa
18:00 Marsis
17:15 Yüzyüzeyken Konuşuruz

31 Ağustos 2014 Pazar
00:30 Pentagram
22:30 Hayko Cepkin
21:15 Kurban
20:00 Ogün Sanlısoy
18:45 dörtxdört
18:00 Murat İlkan
17:15 Pera

3 Haziran – 15 Haziran 2014 tarihlerinde dördüncüsü gerçekleştirilecek İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali – IST. Festival (ISTANCOOL) herkese açık ve ücretsiz olarak yılda bir kez düzenlenen uluslararası festival, dünyanın en yetenekli ve yaratıcı zihinlerini İstanbul’a getirerek, kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesine öncülük eden etkileyici ve eşsiz bir deneyim sunuyor.

istan-cool

Üç güne yayılan programı süresi boyunca takipçilerine açık panel ve konuşmalar, özel gösterimler, workshop etkinlikleri ve sergilere katılma olanağı sunarken; sanatsal işbirlikleri ve performansları da bire bir tecrübe etme imkanını sağlar.

Katılımcıları arasında yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı, müzisyen, tasarımcı, sanatçı ve performans sanatçıları gibi farklı ve yaratıcı disiplinlerinden isimler bulunduran IST. Festival, yaratıcılığı tetikleyen fikir ve duyguların evrensel bir dile dönüşmesine öncülük etme tutkusunu paylaşan yaratıcı zihinleri bir araya getirir.

IST. Festival, 2014 yılında yeni bir adım olarak, “Kültür ve Sanatta Kültürlerarası Diyaloglar” temasını, günümüz küresel toplumunda yer alan farklı coğrafi köken, dil ve kültürlerden gelen yaratıcı insanlar yelpazesini tanımlayan “kültürel mozaik” kavramını vurgulayarak tanıtmaktadır. Festivalin 2014’teki yeni yüzü, kendi kültürel miraslarını, gerek ait oldukları coğrafyanın içinde gerekse dışında, farklılıklarını sürdürerek korumayı ve kökenlerinin özellikleriyle dünyayı etkilemeyi başarmış sanatçıları İstanbul’da buluşturmayı amaçlamaktadır.

Festival, birçok farklı kültürlerden gelen sanatçılar arasındaki münazara ve işbirlikleri aracılığıyla, onların farklı seslerini ortaya çıkartarak, toplumsal farkındalığı ve bu farklı kimliklerin sanatlarına ve sanatları aracılığıyla dünyayı nasıl etkilediklerine dair daha derin bir kavrayış sağlamayı hedeflemektedir. Söz konusu kültürel diyaloglar, yaratıcılığın gelişmesine ve “kültürlerarası” olarak tanımlanabilecek yeni bir dilin oluşmasına öncülük edecektir.

IST. Festival izleyicileri, kendi kültürlerinin değerini, İstanbul gibi Doğu ile Batı’nın yan yana geldiği, yüzyıllardır pek çok farklı medeniyetin buluşma noktası olan özel bir şehirde kavrayıp, bunu hissetme şansına sahip olacaklardır.

1950’li yıllarda yapılan bir röportajı Radyo 1’de yayınlandı.

reşat nuri güntekin

Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in daha önce hiç yayınlanmamış ses kaydı TRT’de yayınlandı. Radyo 1’de gerçekleştirilen “Mazideki Ses” programında, ünlü şair Behçet Kemal Çağlar’ın 1950’li yıllarda Reşat Nuri’yle yaptığı 12 dakikalık ses kaydına yer verildi.

Reşat Nuri Güntekin’in Levent’deki evinde gerçekleştirilen röportajda, yazarın edebiyat anlayışı, tiyatro ve roman yazarlığı konuları ele alıyor.

Radyo 1’de gerçekleştirilen ve Osman Nuri Boyacı tarafından hazırlanan programa Prof. Dr. Birol Emil ve Yard. Doç. Dr. Fatih Kanter konuk oldu.

Yayını dinlemek için lütfen TIKLAYINIZ

Kaynak :[-]

“Atget- büyük manzaralara ve sözüm ona nişane değerindeki görünümlere-hiçbir zaman prim vermemiştir; fakat, sıra sıra dizilmiş konçlu çizmelere, akşamdan sabaha kadar el arabalarının sıralar halinde ya da öbek öbek dizilmiş olduğu Paris avlularına, binlercesi yan yana duran, üstü temizlenmemiş tabaklarla dolu eski masalara ve ya kocaman 5 rakamı dış cephesinin dört ayrı yerinden görünen…

Eugène Atget

Eugène Atget fotoğrafı

Portrait_d'Eugène

Eugène Atget

Caddesindeki 5 numaralı randevu evine de asla kayıtsız kalmamıştır. Üstelik daha dikkat çekici olanı, bu fotoğrafların hemen hepsinin bir ıssızlığı yansıtıyor olmalarıdır. Porte d’Arcueil’ deki surlar boştur; zafer takının merdivenleri, avlular, teras kafeler boştur; aynı şekilde Place dy Tertre de, her yer boştur.

Fotoğrafı çekilmiş olan bu yerlerde bir tenhalık görülmez, ama sessizlik vardır; bu resimlerdeki şehir, henüz yeni kiracısını bulamamış bir ev gibi tertemiz silinip süpürülmüştür. Bunlar, sürrealist fotoğrafçılığın, siyasal eğitim almış göze bir alan açarak ve bunun karşısında, detayların aydınlatılması uğruna her türlü mahremiyetin kurban edildiği, çevre ile insan arasına hayırlı bir yabancılık koyduğu türden etkilerdir. Apaçıktır ki, bu yeni bakış en azından, çok anlaşılır biçimde değerinden çok şey kaybetmiş temsili portre çekimindeki eğilimi özümsemiştir. Öte yandan, insan görüntüsünden vazgeçmek fotoğrafta akla gelebilecek en güç şeydir ” diyor Walter Benjamin Fotoğrafın Kısa Tarihi kitabında. (*)

Bizimle birlikte Eugene Atget’in Paris’i fotoğrafladığı gibi İstanbul’da belkide hiç bilmediğiniz semtlerin, sizleri zaman yolculuğuna çıkaracak sokaklarını keşfedip bu şehri kendi bakış açınızla çekilmiş fotoğraflarla yansıtmak ister misiniz? 

Sanata yaklaşmak için daha ne kadar bekleyeceksiniz? Sanat sizi çağırıyor şehri ve kendinizi keşfetmek için asla geç değil. Nar Sanat sizleri fotoğraf sanatıyla buluşturmak için bekliyor.

 

Makale, Nar Sanat Fotoğraf Eğitmeni Fulya BETEŞ

Eugène Atget fotoğraflarına bir kaç örnek

Eugène Atget Kimdir?

Jean Eugène Auguste Atget (d. 12 Şubat 1857, Libourne, Bordeaux yakınları-ö. 4 Ağustos 1927, Paris, Fransa), fotoğraf sanatçısı. Paris’e ve Parislilere ilişkin resimleriyle 20. yüzyılın en etkili fotoğrafçılarından biri olmuştur.

Yaşamının ilk yılları üzerine pek az şey bilinir. Çok küçük yaşta annesiyle babasını kaybetti ve amcasıyla oturdu. Gemilerde kamarot olarak birçok yolculuk yaptıktan sonra tiyatrooyuncusu olmak için denizciliği bıraktı. Kendinden yaşça çok küçük bir kadın oyuncuya aşık oldu, onunla birlikte gezici bir tiyatro kumpanyasıyla Fransa’nın bellibaşlı kentlerinde turneye çıktı. Kaba saba bir görünümü olduğu için hep küçük roller ve düşük ücretler alıyordu. Atget 40 yaşlarına vardığında, sevgilisi de kendisi de tiyatro oyunculuğuyla geçinemeyecek hale gelmişlerdi. Yeni bir iş bulmak zorunda kalan Atget kısa bir süre ressamlığı denedi ve yaklaşık 1898’de de fotoğrafçı olmaya karar verdi.

Yaşamı bundan sonra, Paris ve çevresinde resimlenmeye değer ne gördüyse hepsinin fotoğrafını çekmekle geçirdi. Demir parmaklık, çeşme, heykel, ağaç görüntülerinden çeşitli fotoğraf dizileri hazırladı. Dükkan cephelerini (“Sepet ve Süpürge Dükkanı, Paris”, 1910), vitrinleri (“Üniformalar, Haller, Paris”, y. 1910) ve yoksul satıcılar (“Gezici Abajur Satıcısı”, y. 1910) görüntüledi.

Basit ya da sıradan pek az fotoğrafı vardır. Yaklaşık 1920’de çektiği “Café ‘La Rotonde,’ Montparnasse Bulvarı, Paris” adlı fotoğrafı içinde hiçbir insanın bulunmamasına karşın lirikve insani bir nitelik taşır. Yaklaşık 1910 tarihli “Dev, Fête du Trône, Paris” onun garip ve insanı tedirgin eden görüntüleri yakalamadaki ustalığını gösterir. Belli başlı müşterileriyse, tarihsel yapı ve anıt fotoğraflarını satın alan müzeler ve tarih kurumlarıydı.

Atget I. Dünya Savaşı sırasında ve daha sonraki yıllarda yoksul düştü. Ama 1921’de, yaşamı boyunca gelen az sayıdaki iş önerilerinden birini aldı: Paris genelevlerini belgeleyecekti. Bu çalışma sırasında “Genelev, Versailles” (y. 1921) gibi usta işi fotoğraflar çekti. 1926’da, Paris’te yaşamakta olan ABD’li ressam ve fotoğrafçı Man Ray, Atget’nin “Vitrin: Terzi Mankenleri” (y. 1910) ve “Kuaför, Avenue de l’Observatoire, Paris” (y. 1920) adlı fotoğraflarını gördü. Onun vitrin camlarındaki yansımaları kullanmadaki ustalığına, bu yansımalarla elde ettiği karışık görüntülere hayran kaldı ve onun dört fotoğrafını La Révolution Surréaliste dergisinde yayımladı. Atget’nin yaşamı boyunca yayımlanan yapıtları yalnızca bunlardı.

Atget son yıllarında pek az yapıt verdi. 1900’lerden sonra ekmek, şeker ve süt dışındaki yiyeceklerin tümünün zehirli olduğuna inanarak yalnızca bunlarla beslenmişti. Bu yıpratıcı rejim ve zorlu çalışmalarla geçen uzun yıllar onu fiziksel açıdan oldukça güçsüz bıraktı. Tüm yaşamını paylaştığı kadının 1926’da ölmesinden sonra bütünüyle yalnız kaldı ve yardıma muhtaç duruma düştü. Ölümünden sonra, New York’ta sanat yapıtlarının alım satımıyla uğraşan Julien Levy ile Man Ray’in yardımcısı ABD’li fotoğrafçı Berenice Abbott, onun koleksiyonunun kalan bölümünü satın aldılar. Bu koleksiyon bugün New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’ndedir.

Öldüğünde pek tanınmayan Atget’nin, gerçeküstücülerin topladığı fotoğrafları ancak birkaç ressama esin kaynağı oldu. Büyük formalı makinesiyle çektiği fotoğrafında yalın bir teknik uyguladı ve hemen hemen hiç enstantane kullanmadı. Temel esin kaynağı, büyülü havasını yakaladığı çoğunlukla ve ıssız, adeta gerçekdışı Paris’ti.

Kaynak :[-]

Alman besteci Mendelssohn tarafından bestelenen bir şarkı 140 yıl önce ortadan kaybolmasının ardından ilk kez seslendirildi.

Özel olarak sipariş edildiği belirtilen ve hiç yayınlanmamış olan şarkı 1842’de bestelendi. Şarkının orijinal notaları Amerika Birleşik Devletleri’nde bir özel koleksiyonda ortaya çıktı. Önümüzdeki günlerde Christie’s Müzayede Salonu’nda satışa çıkacak olan notaların 15 bin ila 25 bin dolar arasında alıcı bulması bekleniyor. Kraliyet Müzik Akademisi’nden Christopher Glynn ve Amy Williamson bu şarkıyı BBC için özel olarak seslendirdi.

mendelssohbn

Mendelssohn’un, özel istek üzerine 1842’de bestelediği “The Heart of Man is Like a Mine” (İnsanın Yüreği Madene Benzer) adlı eserinin elyazması, ABD’de özel bir koleksiyonda ortaya çıkarıldı.

Elyazması, gelecek günlerde Christie’s Müzayede Evi’nde yapılacak açık artırmada satılacak.

Mendelssohn’un imzasını taşıyan eserin 25 ila 45 bin dolara alıcı bulması bekleniyor.

Eserin Friedrich Ruckert’in “Das Unveraenderliche” adlı şiirinin ikinci kıtasından alınan sözleri, insan yüreğini bir madene benzetiyor ve kalbin sadece içindekini verebileceğini belirtiyor.

Christie’s Müzayede Evi Elyazmaları Bölümü uzmanlarından Thomas Venning, ünlü bestecinin, sadece bir kez özel bir toplantıda çalınan eserin yayılmasını kasten engellediğini söyledi.

Önce 1862’de, daha sonra da 1872’de açık artırmada satılan ve o zamandan bu yana kayıp olan elyazmasının ABD’ye nasıl gittiği ise gizemini koruyor.

Mendelssohn, tiyatro müdürü Johann Valentin Teichmann için bestelediği eserin elyazmasına iliştirdiği notta, bunu yaymaması ricasında bulunuyor.

1809’da Hamburg’da dünyaya gelen Mendelssohn, Alman romantizm döneminin en ünlü bestecisi olarak kabul ediliyor. Bach’ı yeniden hayata döndüren Mendelssohn, Goethe ve Shakespeare’in eserlerinden esinlenmişti. 

Ünlü bestecinin 1841’de Leipzig’de kurduğu konservatuvar Avrupa’nın en önemli müzik okullarından biri olmuştu.


Mendelssohnun 140 yllk kayp bestesi paylaşan: NarSanat

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından özel tiyatrolara verilen ödeneği bu sene Gezi Eylemlerine destek verdiği için alamayan Orta Oyuncular, kararın iptali ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin açtığı dava da yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

bakırköy tiyatro

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca özel tiyatrolara sağlanan 2013-2014 ödenekleri bir hayli tartışma yaratmış, daha önceden ödenek alan, ancak Gezi Eylemleri’ne destek verdiği için ödenek alamayan aralarında Orta Oyuncular, Dostlar Tiyatrosu gibi tiyatrolarında olduğu bir çok tiyatrocu bir araya gelerek durumu protesto etmişti. Genco Erkal, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Ferhan Şensoy, Levent Üzümcü, Orhan Aydın, Kemal Kocatürk ve Emre Kınay’ın da aralarında olduğu sanatçılar bakanlığın keyfi ayrımcılığına ve kendi yandaşlarına birden fazla ödenek göstermesine tepki göstermişti. Ödenek alamayan tiyatrolar, kararın iptali ve yürütmenin durdurulması için dava açtı.

Orta Oyuncular konuyla ilgili olarak 14 Aralık 2013 tarihinde kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, hangi değerlendirme ölçütlerine göre dava konusu işlemin tesis edildiğinin açık olmadığı, bu seneye kadar hep devlet yardımı alındığı, bu sene devlet yardımından mahrul bırakılmalarının siyasi içerikli olduğunu iddia ederek kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması için dava açtı. Ankara 9. İdare Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanlığınca Yerel Yönetimlerin, Derneklerin, Vakıfların ve Özel Tiyatroların Projelerine Yapılacak Yardımlara İlişkin Yönetmeliğin 1., 2. ve 9. maddeleri göz önüne alındığında, komisyonun hangi değerlendirme ölçütleri kapsamında maddi destekten yararlandırılmama kararı vermesinin net olarak ortaya konulmadığının görülmesi üzerine kararın iptali ve yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Sanatçılar Girişimi adına açıklama yapan Orhan Aydın şöyle konuştu:

“Kültür Bakanlığının her yıl dağıttığı “ödenek” için bu yıl birçok tiyatroyu cezalandırdığını öğrendiğimizde üstümüze atılan bu kara örtüden birlikte kurtulacağımızı düşünen alandaki onlarca tiyatro ile bir araya geldik.

Ses Tiyatrosu’nda buluşup mücadele kararlığımızı açıkladık ve ardından Türkiye Barolar Birliği Genel Merkezi’nin çağrısı ile gerçekleştirdiğimiz Hukuk Sanat Buluşması’nda ‘dava açma süreci başlatma’ kararı doğrultusunda Baro’nun katkılarıyla davalarımızı açtık.

Orta Oyuncular Tiyatrosu ilk yürütmeyi durdurma kararı alan tiyatromuz oldu. Arkası gelecektir. Dava açan tüm tiyatrolar kazanacaktır. AKP hükümetinin ve onun kültür bakanının haksız-hukuksuz dayatması son bulacaktır.

Biz sanat alanında örgütlenmiş yapılar ülkemize, ülkemiz sanat alanlarına yapılan tüm saldırılarda ortaklaşma kararlığımızı sürdürdüğümüz sürece kaybeden gericilik olacaktır.

TÜSAK adıyla ortaya atılan tuzaktan da böyle kurtulacağımıza inancımız sonsuzdur.

Bu sene ülkemiz tarihinde bir başka ilk te Alternatif 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi’nin ortaklaştırılmasıdır.

Bildiriyi yazan değerli Yücel Erten’e ve altına imzalarını koyan tüm sanat örgütlerine birlikte mücadele kararlığı adına teşekkür ederiz.”

Kaynak : [-]

İki Grammy ödüllü keman virtüözü Hilary Hahn,şef Paavo Järvi yönetimindeki Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde 26 Mart Salı günü İş Sanat’ta müzikseverlerle buluşacak.

hilary-hahn

Geçen sezon da etkileyici resitali ile İş Sanat’ta İstanbullu müzikseverlerin karşısına çıkan Hilary Hahn 26 Mart Salı akşamı bu kez Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde sahnede olacak. Tekniği, yorumu ve yeni müziğe bağlılığıyla zamanımızın en çok aranan müzisyenlerinden biri olarak görülen Hilary Hahn, iki Grammy ve çok sayıda Diapason ödülünün yanı Hilary Hahnsıra 2001 yılında Time dergisi tarafından “Amerika’nın En İyi Genç Klasik Müzisyeni” ilan edilmişti.

Hahn’a konserde eleştirmenlerce Avrupa’nın en seçkin orkestralarından biri olarak kabul edilen, Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası eşlik edecek. 80 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan orkestra, baroktan çağdaşa geniş repertuvarıyla ve klasik eserlerin icrasında gösterdiği başarıyla dikkat çekiyor. Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası daimi şefi Paavo Järvi ile birlikte sadece Avrupa’nın değil, Japonya ve Çin de dâhil olmak üzere dünyanın önde gelen tüm sahnelerindeki üstün performanslarıyla büyük beğeni topluyor. Orchestre de Paris’nin dört yıldır müzik direktörlüğünü üstlenen Estonya asıllı şef Paavo Järvi başarılı müzik kariyerinin yanı sıra genç yeteneklerin yetişmesine verdiği önemle de dikkat çekiyor.

Hilary Hahn, Paavo Järvi yönetimindeki Frankfurt Radyo Senfoni Orkestrası ile Brahms’ın keman konçertosunu seslendirecek. Orkestra ikinci bölümde senfonileri ile ün yapan Bruckner’in 3 numaralı Re minör senfonisini çalacak. Konser saat 20.00’de başlayacak. (ANKA)

hillary

Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali, bugün Eskişehir’de “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeseliyle başlıyor. Eskişehir, Ankara, İzmir ve İstanbul’u gezecek festivalin bu seneki teması “direniş”.

4.uluslararası genlik flimleri festivali

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali(GFF) bugün Eskişehir’de galası yapılacak “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeselinin gösterimiyle açılışını yapıyor.


2010’da yola çıkan GFF, her yıl olduğu gibi bu yıl da  sponsorsuz ve herhangi bir bilet ücreti olmadan alternatif bir festival olarak “Direniş” temasıyla karşımızda. Sloganı ise #direnişperdede. Mart ayı gösterimlerinin uğrak noktaları Eskişehir, Ankara, İzmir ve İstanbul. Festival her ildeki açılışını Ali İsmail Korkmaz’ı anlatan belgeselle yapacak.

Sponsorsuz, yarışmasız, ücretsiz

Festivalin detaylarını  Kolektif Yürütme Kurulu üyesi ve festival ekibinden İlknur Özcan’la konuştuk. GFF’nin yola çıkış öyküsünü Özcan şu şekilde aktardı:

“GFF, Öğrenci Kolektifleri’nin bir birimi olan Kolektif Sinema ekibinin 2009 yılında temelini attığı bir festivaldi. Derdimiz gençliğin üretimlerinin olduğu ve bunların ücretsiz, sponsorsuz ve yarışmasız yapıldığı bir festivaldi. Çünkü gençlik filmleri denilince günümüzde akla yozlaşmış filmler geliyor ama bir çok genç yönetmenin kısa-uzun metraj filmleri var ve bunları çeşitli engellere takılmadan sergileyebilecekleri bir alan yok. Festivalimiz bu sıkıntılara çare olmaya ve alternatif bir kültür yaratmaya çalışıyor.”

Bu yılki festival teması “Direniş”

Gençlik Filmleri Festivali her yıl ülke gündemini yakından takip ederek güncel bir temayla ortaya çıkıyor. Geçmiş yıllarda, sanata baskıyı vurgulamak adına seçilen “Yasak” teması ve sınırımızda yaşanan savaşa dikkat çekmek adına “barışın sesini yükseltme” gayesiyle seçilen “Barış” teması bunlara örnek.  Bu yıl da direnişin sanatını perdeye yansıtmayı amaçlayan festival “Direniş” temasını kullanıyor.

Festival Ali İsmail için Eskişehir’de başlıyor

3 yılda, 17 il ve 30 gösterim yerine ulaşan festivalin bu yılki ilk durağı Ali İsmail Korkmaz’ın yaşadığı şehir olan Eskişehir. Hemen ardından 11 Mart Ankara, 16 Mart İstanbul ve 24 Mart İzmir açılışları geliyor. Festival yeni durak noktalarıyla Nisan ve Mayıs’ta da devam edecek. Kesinleşen iller arasında Zonguldak, Denizli, Edirne, Bolu, Konya, Adana, Mersin, Trabzon, Kocaeli ve Bursa var.  Kayseri ve Kırşehir ise bu yıl ilk kez GFF’e  katılan iller.

GFF ekibi, “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeselinin Eskişehir’deki galasından sonra “Ali belgeselini şehrinde, kampüsünde göster” adlı bir kampanyaya imza atmayı düşünüyor. Belgeselden haberdar olan birçok kişi yurtdığı ve yurtiçi gösterimler için şimdiden talip olmuş bile. Ali İsmail’i anlatan belgesel, Belgesel Kolektif Sinema tarafından gönüllülerle birlikte hazırlanmış ve Yönetmen Yıldıray Yıldırım da yapım aşamasında gönüllülere yardımcı olmuş.

Festivalde neler var?

Festivalde bu yıl ustalara saygı kuşağında Yılmaz Güney’in Umut filmi, genç yönetmenlerden kısalar, Kolektif Sinema kısa seçkileri, yurtdışından uzun metrajlı filmler ve Türkiye’den uzun metrajların yanı sıra Eymir Neden Paylaşılamadı?, ODTÜ Ayakta, Ekümenopolis gibi belgeseller de gösterilecek. (PÇ/ÇT)

 

Kaynak : [-]

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinin bu yılki sahipleri belli oldu. Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

British Academy Film Awards

İngiltere’nin başkenti Londra’daki tarihi kraliyet opera binasında yapılan ödül töreninden önceki kırmızı halıda renkli görüntüler yaşandı.

baftaHelen Mirren, Uma Thurman, Angelina Jolie, Emma Thompson, Cate Blanchett, Amy Adams, Brad Pitt,Leonardo DiCaprio, Christoph Waltz, Christian Bale, Tom Hanks gibi ünlüler birbirinden şık kıyafetlerle kırmızı halıda boy gösterdi.

Ödül törenine ayrıca, İngiltere kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü William katıldı.

Köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” en iyi film ödülünü kazanırken, filmin erkek oyuncusu Chiwetel Ejiofor en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Sandra Bullock’un oynadığı “Gravity” filminin yönetmeni Alfonso Cuaron en iyi yönetmen ödülünün sahibi olurken, Avustralyalı aktris Cate Blanchett “Blue Jasmine” filmindeki performasıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

BAFTA ödüllerinin kategorileri ve kazananlar şöyle

bafta ÖDÜLÜEn İyi Film: 12 Years a Slave

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron- Gravity

En İyi Erkek Oyuncu: Chiwetel Ejiofor- 12 Years a Slave

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett- Blue Jasmine

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Barkhad Adbi- Captain Phillips

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence- American Hustle

En İyi İngiliz Filmi: Gravity

En Orijinal Senaryo: American Hustle

En İyi Uyarlama Senaryo: Philomena

En İyi Animasyon Filmi: Frozen

En İyi Sinematografi: Gravity

En İyi Belgesel: The Act of Killing

En İyi Yabancı Film: The Great Beauty

En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Görsel Efekt: Gravity

En İyi Makyaj ve Saç: American Hustle

En İyi Kostüm Tasarımı: The Great Gatsby

En İyi Ses: Gravity

En İyi Müzik: Gravity

Bildiğiniz gibi Nar Sanat, pek çok dalda yetkin eğitmenler eşliğinde eğitimlerine devam ediyor.

nar_sanat_egitmenleri

Elbette kurumumuzda eğitmenlerimiz ders vermelerinin yanı sıra, zaman zaman bir araya gelerek çeşitli müzik dallarındaki eserleri birlikte çalışmakta veya yorumlamaktalar.  Böylece sanata daha yakın olmalarının yanı sıra pratiklerini artırarak gerek eğitim yılı içinde, gerekse eğitim yılı sonunda yapılacak olan dinletilerin hazırlıklarını da sürdürmekteler.

Bu bağlamda bazı çalışmaları sizlerinde görebilmesi açısından paylaşmaya karar verdik.

İzleyeceğiniz video, yine eğitmenlerimizin ders arasında icra ettiği ‘Iğdır’ın Al Alması’ adlı Azeri türküdür.

Bir gün önce yaptığımız bir haber ile sizlere duyurduğumuz “Nar Sanat,  her Pazar saat 19:00 da  “ŞAMATA SANAT” adı ile sizleri sanatla buluşturuyor.” (Haber için lütfen TIKLAYINIZ) adlı haberde belirtilen programın ortaya çıkması, yine böyle bir çalışma sonucu olmuştur.

Aşağıdaki videoda eğitmenlerimiz, eseri tamamen prova mantığıyla çaldı ve bu eseri, Bağlama Eğitmenimiz Murat HASGÜN seslendirdi.

Gitar’ı Can BAŞARIR, Akordeon’u Kamuran TERZİOĞLU, Darbuka’yı Mert ERAĞAN çalıyor.

VİDEO

Efsane Heavy Metal grubu Metallica 8 Aralık’ta Antartika’da tarihinin en sessiz ve en az seyircili konserini vererek tarihe geçti. O tarihten bu yana Penguenlerin ne düşündüğünü bilemiyoruz elbette fakat Tüm kıtalarda konser tamamlandı. “Sıra nerede?” demeden geçemiyoruz.

penguenler-ve rock

Dünyanın en ünlü heavy metal gruplarından biri olan Metallica, 8 Aralık’ta Antartika’da yaklaşık yüz kişilik “dev” bir konser verdi. Antartika’da verdiği konserle bir ilke imza atan grup, dün resmi Facebooksayfasından olayı, “Bir yıl içinde yeni kıtada konser vererek tarih yazdık” sözleriyle duyurdu.

Coca Cola Zero Güney Amerika organizasyonunun sponsorluğuyla gerçekleştirilen konserde Metallica grubu da bir hayalini gerçekleştirmiş oldu. Zira grup üyeleri, uzun zamandır her konser sonrasında verdiği röportajlarda Antartika’nın en çok konser vermek istedikleri yer olduğunu tekrarlıyordu.

metalika-antartika-konseri

Metallica’dan önce Live8 kapsamında Nuntaka adlı bir indie grubun performansını 17 kişi izlemiş(+Penguen sayısı hakkında net bilgi yok), konser tüm dünyada canlı yayınlanmıştı.

Grup Antartika’da, bir çadır içinde, neredeyse hiç anfi kullanmadan ve tüm elektriği güneş panelleriyle elde ederek verdiği konserde, sırasıyla Creeping Death, For Whom The Bell Tolls, Sad But True, Welcome Home (Sanitarium), Master Of Puppets, One, Blackened, Nothing Else Matters, Enter Sandman, Seek & Destroy parçalarını seslendirdi. Konser sırasında amfi kullanılmaması Antartika konserine aynı zamanda grubun “en sessiz” konseri unvanını da kazandırdı.

Konserin tamamını ve sahne arkasını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. (Kameraman Penguenleri çekmemiş özür dileriz)

Kaynak : onedio.com

Bu yıl 71′inci kez düzenlenecek olan Altın Küre Ödülleri’nin adayları açıklandı. Hollywood Yabancı Basın Birliği (HFPA) adı altında 90 kadar yabancı basın üyesinin adayları ve kazananları belirlediği ve Oscar Ödülleri’nden sonra en görkemli törene ev sahipliği yapan Altın Küre Ödülleri 2014 aday listesinde ilk yorumlara göre pek sürpriz yok….

Altın-kure’12 Years a Slave’ ve ‘American Hustle’ 7’şer dalda adaylık kazanarak favoriler arasında başı çekiyor. Televizyonda ise beklendiği gibi ‘Breaking Bad’ en fazla adaylığı kazanan yapım…

Aday filmlerin listesi şöyle:

En İyi Film – Drama

12 Years a Slave

Captain Phillips

Gravity

Philomena

Rush

En İyi Erkek Oyuncu – Drama

Chiwetel Ejiofor (12 Years a Slave)

Idris Elba (Mandela: Long Walk to Freedom)

Tom Hanks (Captain Phillips)

Matthew McConaghey (Dallas Buyers Club)

Robert Redford (All Is Lost)

En İyi Kadın Oyuncu – Drama

Sandra Bullock (Gravity)

Cate Blanchett (Blue Jasmine)

Emma Thompson (Saving Mr. Banks)

Judi Dench (Philomena)

Kate Winslet (Labor Day)

En İyi Film – Komedi/Müzikal

American Hustle

Her

Inside Llewyn Davis

Nebraska

Wolf of Wall Street

En İyi Erkek Oyuncu – Komedi/Müzikal

Leonardo DiCaprio (The Wolf of Wall Street)

Bruce Dern (Nebraska)

Christian Bale (American Hustle)

Oscar Isaac (Inside Llewyn Davis)

Joaquin Phoenix (Her)

En İyi Kadın Oyuncu – Komedi/Müzikal

Meryl Streep (August: Osage County)

Amy Adams (American Hustle)

Julia Louis-Dreyfus (Enough Said)

Julie Delpy (Before Midnight)

Greta Gerwig (Frances Ha)

En İyi Yönetmen

Alfonso Cuaron (Gravity)

Paul Greengrass (Captain Phillips)

Steve McQueen (12 Years a Slave)

Alexander Payne (Nebraska)

David O. Russell (American Hustle)

En İyi Senaryo

“12 Years a Slave”

“American Hustle”

“Her

“Nebraska”

“Philomena”

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Jared Leto (Dallas Buyers Club)

Michael Fassbender (12 Years a Slave)

Bradley Cooper (American Hustle)

Barkhad Abdi (Captain Phillips)

Daniel Brühl (Rush)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Sally Hawkins (Blue Jasmine)

Jennifer Lawrence (American Hustle)

Lupita Nyong’o (12 Years a Slave)

Julia Roberts (August: Osage County)

June Squibb (Nebraska)

En İyi Animasyon

“The Croods”

“Despicable Me 2″

“Frozen”

Yabancı Dilde En İyi Film

“Blue is the Warmest Color”

“The Great Beauty”

“The Hunt”

“The Past”

“The Wind Rises”