Şunun için etiket arşivi: Sergi

Pencere”de Haluk Bilginer ve Esra Bezen Bilgin yıllar önce yasak aşk yaşayan Tom ve Kyra rolünde. Oyunda Haluk Bilginer restoran zinciri sahibi Tom, Esra Bezen Bilgin ise idealist bir öğretmen olan Kyra rolünde. Orijinal adı “Skylight” olan İngiliz yazar David Hare’nin kaleme aldığı oyunu Bilginer dilimize çevirdi, Birkan Uz yönetti.

Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay’ın 1999’da Kadıköy – Moda’da kurduğu Oyun Atölyesi, iyi oyun izleme garantisiyle tanınır. “Nehir”, “Dolu Düşün Boş Konuş”, “Kim Korkar Hain Kurttan” gibi oyunlar aklıma gelen muazzam işlerden birkaçı. “Bir oyun izledim hayatım değişti” cümlesini şimdi değiştiriyor ve “Bir oyuncu izledim dengem değişti”ye dönüştürüyorum.

Oyunun ismi “Pencere”, oyuncunun ismi Haluk Bilginer. Oyunla başlayayım. Orijinal adı “Skylight” olan İngiliz yazar David Hare’nin kaleme aldığı Bilginer’in Türkçe’ye çevirdiği, Birkan Uz’un yönettiği oyun önce dekoruyla içine çekiyor seyirciyi. O dekor Esra Bezen Bilgin’in hayat verdiği idealist öğretmen Kyra’nın evini yansıtıyor perdeye.

Kyra, üniversite yıllarında zengin bir restorancı olan Tom’un mekanında iş bulmuş, zaman içince Tom’a, Tom’un karısına ve çocuğuna yakınlaşmış güzel bir kadın. Kadın güzel, adam zengin olunca aşk da oluyor haliyle. Ancak oyunun tadını kaçırmamak için burada paylaşmayacağım bir nedenden dolayı ayrılıyor ikilinin yolları. Kyra İngiltere’nin varoşunda öğretmenlik yapmaya, Tom ise yine zengin ama beyhude bir halde işlerini kovalamaya devam ediyor. Kader onları genç kadının salonunda bir araya getiriyor. İşte Haluk Bilginer faktörü de burada devreye giriyor.

Tom karakterine can veren Haluk Bilginer dekorun kapısından içeri girdiğinde ve oyuna ilk adımını attığında zihnimde şu cümle belirdi: Aman Allah’ım Haluk Bilginer bir devmiş. İşte “Sahnede devleşti” manşeti nasıl vücut bulur böylece anlamış oldum. Duruşu, bakışı, yürüyüşü, gülüşü ile tamamen sahneye hakim olduğu hissini seyirciye geçiren Bilginer, reaksiyonları da takip etmeyi ihmal etmedi. Esprisine güldük, bir espri daha yaptı, yine güldük. Ağlarken üzüldüğümüzü anladı, bu kez gözyaşlarıyla oynadı. Dolayısıyla oyunun sonunda alkışlar hiç susmadı.

Esra Bezen Bilgin.. Ödüllü oyuncularımızdan. Öyle rahat, öyle doğaldı ki. Sanki biz seyirciler olarak oyunun içindeyiz o Kyra olarak kendi hayatının içindeydi. Daha önce röportaj yapma ve sohbet etme imkanı bulduğum Bilgin sahnede de gündelik hayatındaki gibi olağan, çabasız ve samimi bir performans sergiledi.

3 kişilik oyunun diğer köşe taşıysa Kürşat Demir. İngiltere’de oyunculuk eğitimi alan Demir, Oyun Atölyesi’nin titiz elemeleri sonucunda kapmış rolü. Dolayısıyla o da işin hakkını veriyor sahnede.

“Pencere” sezon boyunca ve kış sezonunda sahnelenmeye devam edecek. Hayata ve ilişkilere farklı bir pencereden bakmak isteyenler, gişeden biletlerini ısrarla isteyebilir. haluk-bilginer-baska-bir-dunyadan-esra-bezen-bilgin-oyunculugun-en-dogal-hali,tYRQssN930ytatevmWIiCw

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 22 Mayıs 2016 Pazar günü saat 19:00 ‘da Hobi Grubu öğrencilerimizin resim sergisi açılacaktır.  Sergimize herkes davetlidir. Hobi grubu öğrencilerimizin yapmış olduğu resimlerden birkaç örnek;

Devlet Tiyatrolarınca 17-27 Mayıs arasında düzenlenecek Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin açılışını, Hindistan’dan Taj Express grubu “Bollywood Müzikali” ile yapacak.

Devlet Tiyatroları tarafından düzenlenen “Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali”, bu yıl 7. kez tiyatroseverler için perde açacak. Türkiye’den ve yurt dışından toplam 10 tiyatro topluluğunun 11 farklı oyun sergileyeceği festivalin açılışı, Hindistan’dan Taj Express grubunun sergileyeceği “Bollywood Müzikali” ile yapılacak.

Devlet Tiyatroları, Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali ile Türkiye’nin tarihi ve sanatsal özelliklerini uluslararası bir platformda paylaşmayı hedeflerken, geride bıraktığı 6 yılda 31 ülkeye ev sahipliği yaparak 60 farklı oyun ve 129 temsil ile 74 bin seyirciye ulaştı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl 17-27 Mayıs arasında Antalya’da düzenlenecek festivalin açılışını Hindistan’dan Taj Express grubu, “Bollywood Müzikali” ile yapacak.

Yargıçlar Sendikası üyesi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı İsmet Efe’nin yağlı boya resim sergisi 18 Nisan Pazartesi günü Çağlayan adliyesinde açılıyor. Özgün resimlerin yer alacağı sergi, saat 14.00’de İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’ndaki Şehit Mehmet Selim Kiraz Sergi Salonu’nda yer alacak.

1973-1988 yılları arasında karikatür çizerek hayatını kazanan İsmet Efe, Cumhuriyet savcılığı görevine başladıktan sonra resim sanatına yöneldi. Çeşitli doğal malzemelerden heykel çalışmaları da bulunan Efe, ilk kişisel sergisini 2012 yılında açtı.

cumhuriyet-savcisi-ismet-efe-nin-sergisi-aciliyor-128739-5

Türkçe’nin en özgün şairlerinden Behçet Necatigil’in hayatının anlatıldığı “Sevgilerde Behçet Necatigil 100 Yaşında Sergisi” Beşiktaş’ta açıldı. Sergi, 3 Mayıs’a kadar görülebilecek.

Türkçe’nin özgün sesi Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılı vesilesiyle İstanbul’da Fulya Sanat Merkezi’nde açılan sergiyle anılıyor.

“Sevgilerde Behçet Necatigil 100 Yaşında Sergisi” Yapı Kredi Yayıncılık ve Beşiktaş Belediyesi ortaklığında hazırlanırken sergide şairin ve ailesinin fotoğraf arşivlerinden yararlanıldı. Necatilgil’in kızı yazar Ayşe Sarısayın’ın sunduğu katkılarla hazırlanan foto-biyografik sergide  şairin fotoğrafları, elyazısı şiirleri, notları, kişisel eşyaları, kitaplarının ilk baskıları bulunuyor.

Necatigil 100. Yıl Şiir Emek Ödülü ise Egemen Berköz’ün oldu.

img_9933

orhan-taylan

Ressam ve heykeltıraş Orhan Taylan’ın 1976’da çizdiği, 1 Mayıs’ın simgesi haline gelen, bir işçinin dünyayı elleri arasında tuttuğunu gösteren afiş, bu yıl tam 40 yaşına girdi. Taylan, 1978’de Dünya Sendikalar Federasyonu’nun yarışmasında da birinci seçilen afişin hikâyesini  anlattı. 1976 yılı nisanın son günlerinde DİSK yöneticilerinin kendisini aradığını belirten Taylan, “Bana ‘Çok acele bir afiş lazım’ dediler. Oturdum çizdim 1 saatte. Sabaha karşı da gelip aldılar afişi. Çizmesi bir şey değil, içime de sinmedi ayrıca. Daha iyi olabilirdi o afiş. Dünyayı pergelle çizdim, elleri kara kalemle çizdim. O yüzden çizim tekniği açısından hafif uyumsuzluk oldu. Dünyayı da kara kalemle çizmeliydim” diyor.

 

1-mayis

Dünya Sendikalar Federasyonu’nun yarışmasında Amerika’yı ve SSCB’yi geride bırakarak birinci olduğunu kaydeden Taylan, sonrasında yaşananları ise şöyle anlatıyor: “Dünya Sendikalar Federasyonu’nun merkezi Prag’daydı. Dediler ki: ‘İstersen 15 gün Prag’da eşinle birlikte misafir edelim, istersen para ödülü.’ Prag’a gitmeyi tercih ettim. Bir daha nereden gideceğim? Çok mutlu oldum. Çok güzel gezdirdiler.”

Afişi meydanlarda görmeyi artık kanıksadığını dile getiren Taylan, “Ancak tabii ki keyif de alıyorsun. Oğlum gelip bakıyor. ‘Aaa babamın işi’ diyor. İnsan kıvanç duyuyor” ifadesini kullanıyor.

ORHAN TAYLAN KİMDİR?

Orhan Taylan (1941, Samsun), Türk ressam ve heykeltıraş.

Selanik kökenli, Samsun 1941 doğumlu ve istanbulludur. Ressam Seniye Fenmen’in oğlu, Robert Kolej (lise ’60) ve Roma Güzel Sanatlar Akademisi (’65) mezunudur.

Bibliyografya

1974- Koksal, Ahmet; Resim sergileri.–Istanbul:MilliyetSanat, sayi 106 (15 Kasim 1974) p. 21-22

1978- Oral, Zeynep; Uluslararasi XV.Antalya Sanat Senligi’nde.Plastik sanatlar.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 286 (17 Temmuz1978). p. 6

1980- Koksal, Ahmet; Berna Turemen, Tulin Onat, Orhan Taylan.Istanbul Milliyet Sanat, sayi 14 (15 Aralik 1980). p. 48-49

1981- Karaesmen, Erhan; Ankara’da sergiler.–Istanbul: Hurriyet Gosteri,sayi 4 (Mart 1981). p. 59

1982- Yenisehirlioglu, Sahin; Durgun sularda ve cilgin ezgilerde insanlik simgesi .– Istanbul: Sanat Olayi, sayi 17 (Mayis 1982). p. 56-57

1982- Karaesmen, Erhan; Mevsim ortasinda Ankara.–Istanbul:Hurriyet Gosteri, sayi 16 (Mart 1982).

1982- Uğur Kökden, O.Taylan Maltepe resimleri sergisi katalogu ,

1982- Ozsezgin, Kaya; Bir demet sergi.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 41 (1 Subat 1982). p. 48-49

1983- Duvar resimleri yarismasi sonuclandi .–Ankara : eni Boyut, sayi 14 (Haziran 1983) . p. 25

1983- Koksal, Ahmet; Taylan’in “Maltepe Resimleri” ve gezginci Fujita.– Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 69 (1 Nisan 1983). p. 48-49

1985- Senyapili, Onder; Gecen ay “munhasiran resim” vardi Ankara’da .– Istanbul: Sanat Olayi, sayi 37 (Haziran 1985). p. 5-10

1985- Gunes, Gazi; Sanatin demokratiklesmesinde Orhan Taylan gercegi .– Ankara : Bilim ve Sanat, sayi 54 (Haziran 1985) . p. 26

1985- Ozsezgin, Kaya; Tekillik ve cogaltim estetigi konusunda.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 121 (1 Haziran 1985). p. 49-50

1985- Senyapili, Onder; “Munhasiran hasret” resimleri.–Ankara:BilimveSanat,sayi 54 (Haziran 1985) . p. 27

1985- Ozsezgin, Kaya; Tekillik ve cogaltim estetigi konusunda.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 121 (1 Haziran 1985). p. 49-50

1986- Girgin, Emin Cetin; Orhan Taylan’a geciken bir merhaba.–Istanbul: Hurriyet Gosteri, sayi 67 (Haziran 1986). p. 45-46

1986- Koksal, Ahmet; Devrim, Taylan,.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 144 (15 Mayis 1986). p. 48

1986- Koksal, Ahmet;Mevsiminilsergileri.–Istanbul:MilliyetSanat,sayi154(15Ekim1986).p. 48-49

1987- Yalim, Ulku; Orhan Taylan’in insanlari—Ankara : Bilim ve Sanat, sayi 77 (Mayis 1987) p. 28

1988- Orhan Taylan resim sergisi .–Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 6 Kasim 1988 . p. 4

1988- Koksal, Ahmet; Yogun bir sergileme doneminden.–Istanbul: MilliyetSanat, sayi 205 (1 Aralik 1988). p. 47-49

1990- Behramoglu, Ludmilla; Orhan Taylan’in Urart Sanat Galerisi’ndeki resim sergisi.. bir devrin cokusundan imgeler.–Istanbul : Gunes Gaz., 3 Mayis 1990. p. 11

1990- Kosova, Erden; Orhan Taylan’in resim sergisi Ankara Urart Sanat Galerisi’nde: Cumhuriyet oncesine bakis.–Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 20 Mayis 1990. p. 5

1990- Orhan Taylan’in resim sergisi Ankara Urart Sanat Galerisi’nde: Cumhuriyet oncesine bakis.- Istanbul:Cumhuriyet Gaz., 20 Mayis 1990. p. 5

1990- Tay O , “1890-Tarih ve Hurriyet Ustune; Namik Kemal, Abdulhamit ve bilcumle maglup pasalar, ittihatcilar, asklar ve ihtiraslar ile ilgili efkarli fakat antinostaljik” resim sergisi 1-24 Mayis 1990 [invitation card].– Ankara: Urart Sanat Galerisi,

1990- Senyapili, Onder; Gudumle sanat yapilmaz.–Istanbul : Gunes Gaz., 13 Haziran 1990. p. 8

1990- Ozsezgin, Kaya; Deneyselligin izinde.–Istanbul:MilliyetSanat,sayi241(1Haziran1990) .p. 49-51

1991- Koksal, Ahmet; Gunlerin getirdigi.–Istanbul:MilliyetSanat,sayi277 (1 Aralik 1991). p. 47-48

1991- Antmen, Ahu; Orhan Taylan’in “Akdeniz Resimleri” Levent Sanat Galerisi’nde sergileniyor: Akdeniz bir ozgurluk duygusu.– Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 19 Kasim 1991. p. 7

1991- Ozkan, Yusuf; Antalya’nin Promete’sine umut isigi.–Istanbul:Cumhuriyet Gaz., 27 Aralik 1991. p. 1

1992- Oflaz, Lutfu; Roma Guzel Sanatlar Akademisi mezunu ressam Orhan Taylan da 12 Eylulzede: iskence goren ressam tablosu.–Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 1 Haziran 1992. p. 12

1993- Koksal, Ahmet; Iki figur ressami.–Istanbul: Milliyet Gaz., 5 Nisan 1993. p. 16

1993- Koksal, Ahmet; Insan, doga ve yasam cevresinde.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 310 (15 Nisan 1993). p. 46-47

1993- Taylan, Orhan; söyleşi, Duvar resmi bir muhalif soylemdir—Istanbul:Gercek, sayi 19 (7 Agustos 1993) . p. 52

1993- Nur Nirven, O.Taylan, Garanti Bankası sergisi katalogu, 1993 Yalinlasan desenler .-Istanbul :Sabah Gaz., 29 Mart 1993 p. 10

1993- Ulu, Nesrin; Renklenen duvarlar .–Istanbul : Gercek, sayi 19 (7 Agustos 1993) . p. 50-53

1993- Ovet, Recep; Orhan Taylan 25. yil sergisi.–Istanbul: Anons, sayi 25 (Nisan 1993). p. 16-18

1993- Taylan’dan demokratik baskilar.–Ankara: Hurriyet Gaz., 19 Mart 1993. p. 15

1993- Koksal, Ahmet; Kasim ayinin getirdikleri.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 324 (15 Kasim 1993). p. 44-46

1993- Koksal, Ahmet; Insan, doga ve yasam cevresinde.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 310 (15 Nisan1993). p. 46-47

1994- Koksal, Ahmet; Yogun bir sergileme doneminden.–Istanbul: Milliyet Sanat, sayi 348 (15 Kasim 1994). p. 54-47

1994- Taylan’in son donem resimleri.–Istanbul: Milliyet Gaz., 3 Kasim 1994. p. 18

1994- Orhan Taylan’in resimleri.–Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 5 Aralik 1994. p. 14

1994- Senoglu, Fatoş; Orhan Taylan ile sohbetten izlenimler.–Istanbul: Sanat Cevresi, sayi 193 (Kasim 1994). p. 46-47

1995- Vural, banu; Orhan Taylan .–Istanbul: Anons, sayi 48 (Mart 1995). p. 14-17

1995- Iyem, Evin; Orhan Taylan icin yaz aylari en yogun calisma donemi : figur yasami simgeler .- Istanbul : Yeni Yuzyil Gaz., 29 Agustos 1995 . p. 21

1995- Batmankaya, Murat; Tualde kulhani yaklasimlar .–Ankara:HurriyetGaz.,11 Mart 1995 . p. 17

1996- Atalay, Renan; Bir zamanlar macera pesinde kosanlarin, artistlerin yasadigi Sofyali Sokak, ressamlarin siginagi oldu: bu sokaktan renk akiyor.–Istanbul : Tempo,sayi 17 (18-24 Nisan 1996). p. 148-150

1996- Kayabal, Asli; Guc asilayan ressam : Orhan Taylan’in desen sergisi Asmalimescit Sanat Galerisi’nde .–Istanbul : Yeni Yuzyil Gaz., 1 Subat 1996 . p. 13

1997- Guncikan, Berat; Orhan Taylan son resimlerinde de…: her zaman muhalif…–Istanbul : Cumhuriyet Gaz. Dergi Eki , 13 Nisan 1997. p. 1,10-13

1997- Uğur Kökden, Ressamını Yitirmiş Resimler, O.Taylan katalogu, 1997

1998- Duran, Banu; Resmin “ana muhalefet”i.–Istanbul:Aktuel ,sayi 355 (7-13 Mayis 1998) . p.160,162

1998- Pak, Sehnaz; Edaya yuklenen guzellik .–Istanbul : Radikal Gaz., 30 Nisan 1998 p.23 1998- Necmiye Alpay, O.Taylan Galatea Resim Sergisi Sergisi katalogu,1998

1998- Kahramankaptan, Sefik; Tuval senfonileri .–Istanbul : Art Decor, sayi 69 (Aralik 1998) . p.170-174

1999- The last of the craftsmen: Orhan Taylan.–Ankara: Turkish Daily News, Turkish Probe Suppl., April 25, 1999. p.10

2000- New York’ta Orhan Taylan.–Istanbul: Milliyet Gaz., 2000 Eki, 4 Kasim 2000. p.14.

2000- Kosova, Erden; Birdenbire Turkler II.–Istanbul: Resmi Gorus, Sayi:3(Haziran 2000). p.160-168.

2000- Ziya Buyuk, Duvar resmi üstüne, Antalya gazetesi, 2000

2001- Orhan Taylan’in yeni calismalari; –Istanbul: Sanat Cevresi, Sayi:270 (Nisan 2001). p.49. Exhibition held at Karsu Textil Art Gallery, Istanbul, April 11-May 4, 2001.

2001-12 Eylul yakti, yikti, ezdi.–Istanbul: Cumhuriyet Gaz., 12 Eylul 2001. p.8.

2001- Erenus, Ozlem Kalkan; “Kor Beyazi Sordu”: Hamit Kinayturk-Mustak Erenus soylesisi.- Istanbul: Sanat Cevresi, Sayi:277 (Kasim 2001). p. 36-41.

2001- 12 Eylül ve Resim, söyleşi, Cumhuriyet gazetesi, 2001 Giray Ercenk, Giray Ercenk söyleşileri,

2002- Ulusman, Zerrin; söyleşi, Orhan Taylan’la Bodrum sergisi uzerine.–Istanbul: Sanat Cevresi, Sayi:283 (Mayis 2002). p. 84-85.

Concert du musÈe Guimet, samedi 9 dÈcembre Raghunath Manet ´ Nocturne indien ª concert de Sarasvati veena et percussions de líInde du sud : mridangam, tabla, tavilÖ ì Raghunath Manet is an accomplished veena player. He is an artist of extraordinary talent and caliber. He has mastered the intricacies of handling this instrument and I wish him the very best in all his future endeavorsî. Dr Balamurali Krishna

Hint müziği birbirine görece bağlı üç dönemi sergiler.

1-M.Ö 3000 yıllarında yükselmeye başlayan eski  kültür.

2-M.Ö 1500 yıllarında kök salan veda kültürü.

3-M.Ö 1000 yıllarında başlayıp günümüze uzanan  geleneksel Hint Kültürü.

M.Ö 3000 yıllarında kuzeybatı Hindistan’da ilk hint  kültürü yeşermiştir.Bu kültürün gelişim koşulları Mezopotamya ve Mısır benzeridir. Bu erken dönem hakkında pek bir bulgu yoktur ve 3000 yıl öncesi için sadece bazı tahminler yapılmaktadır.

İkinci temel evre olan veda kültürü M.Ö 1500 yıllarında Hindistan’a gelen ve Ari dilini konuşan boyların toplumsal tabakalaşmayı yerleştirmesiyle başlar

Veda kültürü kast sistemiyle özdeşir: Kastların müzikleri vardır.

Veda Sanskrit dilinde “bilgi” anlamına gelir.Tanrının adı “Brahma”’dır.

Veda kültürünün müziği teksesli vokallerdir.İlk kez  Bhrata tarafından açıklığa kavuşturan melodiler,ton bilgisinin dayanaklarıdır.Hinduizm Veda geleneklerini ağırlıklı olarak içeren Hindistan’ın başlıca dinidir.Ancak eski çağlarla günümüz öğretisi arasında farklar vardır.

Hint Müziğin üçünü evresi M.S 1000 yıllarında başlar.Böylece Hint makamlarını belirleyen “RAGA” sistemi ile usulleri belirleyen “TALA” adlı ritmik sistem günümüze kadar uzanan geleneksel Hint Müziğini tarihteki yerine oturtmuştur.

ARAŞTIRMA KAYNAK:AHMET SAY MÜZİK TARİHİ

Hazırlayan: Sena Sevim

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 17 Nisan Pazar günü gerçekleştirmiş olduğumuz Çocuk Resim Sergimizde çocuk öğrencilerimizin yaptığı resimler sergilendi. İşte o resimler ve sergimizden görüntüler;

 

Sergide resimleri bulunan öğrencilerimiz;

  • Doğa Uç,
  • Mert Altun,
  • Ilgın Tuman,
  • Fikri Ege Özen,
  • İpek Gürsel,
  • Aylin Pelit,
  • Klim Anokhin,
  • Deniz Sevimli,
  • Eylül Sancaklı,
  • Oğul Güney,
  • Sezen Gürcanok,
  • Duru Bal,
  • Duru Polat,
  • Elvin Su Tatlı,
  • Mahir Erbulan,
  • Asya Ahat,
  • Ceren Dizar,
  • Yiğit Ateş,
  • Esma nur Genç,
  • Zehra Yazıcı

Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, çocuk  Öğrenciler tarafından hazırlanan ‘’17 Nisan Resim Sergisi’’ bugün saat 18.00’da Nar sanat Eğitim kursunda yapılacaktır.

2009’dan bu yana Milli Eğitim bakanlığına bağlı olarak çeşitli alanlarda eğitim veren Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak,17 Nisan Pazar günü saat 18:00 ‘da Eğitmenimiz Sevgi GENCAN, öncülüğünde ,4 ile 12 yaş çocuk öğrencilerinin resim sergisi yapılacaktır. Sergimizde karakalem, yağlı boya , kuru pastel, yağlı pastel, guaj,sulu boya ve akrilik resimler bulunacaktır.

 

23 nisan

Sergide resimleri bulunan öğrencilerimiz;

  • Doğa Uç
  • Mert Altun,
  • Ilgın Tuman,
  • Fikri Ege Özen,
  • İpek Gürsel,
  • Aylin Pelit,
  • Klim Anokhin,
  • Deniz Sevimli,
  • Eylül Sancaklı,
  • Oğul Güney,
  • Sezen Gürcanok,
  • Duru Bal,
  • Duru Polat,
  • Elvin Su Tatlı,
  • Mahir Erbulan,
  • Asya Ahat,
  • Ceren Dizar,
  • Yiğit Ateş,
  • Esma nur Genç,
  • Zehra Yazıcı

‘’ 17 Nisan Resim Sergisi’’ 17 Nisan 2016 Pazar günü saat 18.00’da başlayıp 1 Mayıs 2016 Pazar gününe kadar ilgilenen tüm ziyaretçilere açıktır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıTürkiye Cumhuriyeti‘nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.[1][7] Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürktarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM‘nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti‘nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır.  23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır. 

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur. 1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey‘in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu.1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi.[11] Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır.

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 17 Nisan Pazar saat 18:00 ‘da Eğitmenimiz Sevgi GENCAN 4 – 12 yaş çocuk öğrencilerinin resim sergisi yapılacaktır. Sergimizde karakalem, yağlı boya , kuru pastel, yağlı pastel, guaj,sulu boya ve akrilik resimler bulunacaktır. Sergide resimleri bulunan öğrencilerimiz;

  • Doğa Uç,resimler
  • Mert Altun,
  • Ilgın Tuman,
  • Fikri Ege Özen,
  • İpek Gürsel,
  • Aylin Pelit,
  • Klim Anokhin,
  • Deniz Sevimli,
  • Eylül Sancaklı,
  • Oğul Güney,
  • Sezen Gürcanok,
  • Duru Bal,
  • Duru Polat,
  • Elvin Su Tatlı,
  • Mahir Erbulan,
  • Asya Ahat,
  • Ceren Dizar,
  • Yiğit Ateş,
  • Esma nur Genç,
  • Zehra Yazıcı

Karbon Gallery, açılışını çağdaş Türk illüstratörlerin toplandığı, “ILLUSTRASYON VOL:1” isimli sergiyle yapıyor.

Artnext Istanbul, 2016 yılından itibaren Karbon Gallery ismiyle çağdaş sanatı gündelik hayatla buluşturan bir mekan olmaya devam ediyor…11 sanatçıdan oluşan sergide Burak Şentürk, Göksu Gül, Sedat Girgin, Ömer Faruk Yaman, Erhan Cihangiroğlu, Mert Tugen, Burak Dak, Naz Tansel, Engin Öztekin, Aykut Aydoğdu ve Ethem Onur Bilgiç gibi genç sanatçılar yer alıyor. 17 Mart – 16 Nisan 2016 tarihleri arasında gezilebilecek olan sergide, farklı illüstrasyon tekniklerini ve tarzlarını görebilir, illüstrasyon hakkında bilmediklerinizi öğrenebilirsiniz.resim

buzukinin-efsanesiistanbula-geliyor,zAjw2ZYluUGQOjjqJ4nTkA

Buzukinin en önemli virtüözlerinden Thanasis Polykandriotis ve Buzuki Orkestrası,Café Aman İstanbul grubunun solistleri Stelyo Berber ve Pelin Süer ile birlikte 2 Nisan 2016 Cumartesi gecesi TİM Show Center’da seyirciyle buluşuyor.

33 kişilik dev bir kadronun, Yunanlı dansçıların sergileyeceği dönem dansları eşliğinde sahne alacağı gecede günümüzün en önemli buzuki virtüözlerinden biri olan ve buzuki sazının sihirli tınısını tüm dünyaya taşıyan Polykandriotis, bu geceye özel orkestrasyonu ile ilk defa Türk seyircisi karşısına çıkıyor.

Buzukinin dünden bugüne müzikal yolculuğu olarak tasarlanan konserde, Türk ve Yunan müziğinin ortak ezgileri de seslendirilecek. Yunanistan’ın billur sesi Katerina Kouka farklı yorumuyla geceye renk katacak.

Buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in, “EPOMENI” (Gelecek Nesil) adını verdiği, 16 buzuki ve 4 müzisyenden oluşan buzuki orkestrası ve gecenin solistleri eşliğinde vereceği‘BUZUKİNİN EFSANESİ’ konserinin ilk bölümünde eski dönem repertuarının en seçkin ve dinamik örnekleri sunulacaktır. İkinci bölümde ise Polykandriotis’in kendi bestelerinin yanı sıra, günümüz Yunan müziğinin en önemli bestecileri arasında yer alan Hacidakis,Teodorakis, Ksarhakos gibi isimlerin eserleriyle dinleyenler kendilerini Yunan ezgilerinin büyüsüne kaptıracaklar.

BUZUKİNİN EFSANESİ…

TİM Show Center ve Malou International ortaklığıyla gerçekleştirilecek ve buzukinin eşsiz tınısının damgasını vuracağı bu muhteşem konserde Türk dinleyicisi, dünyaya mal olmuş bir repertuarı,  daha önce karşılaşmadıkları bir lezzette, adeta bir müzikal tadında ilk defa dinleme fırsatını bulacak.

THANASIS POLYKANDRIOTIS

1948 yılında Atina’da doğan Thanasis Polykandriotis,  önemli bir icracı olan babası Theodoros Polykandriotis sayesinde 8 yaşında müzik dersi almaya başladı. Klasik gitara olan tutkusuna rağmen 1964 yazında buzuki enstrümanını keşfetti.

Genç yaşta çalışmaya başladığı çok önemli bestecilerle zaman içinde dönemin plak ve albümlerinin %90’ında yer alarak adını buzuki enstrümanının en değerli icracıları arasına yazdırdı. Çalıştığı önemli besteciler arasında Kaldaras, Mikrutsikos, Savopulos, Loizos, Kuyumcis, Plesas, Teodorakis, Hacidaskis, Mamagakis ve Panu sayılabilir.

1965 tarihinden bugüne 1000’in üzerinde şarkı besteleyen ve gelmiş gecmis en iyi buzuki üstatlarından biri kabul edilen sanatçı, 1971’de BBC kanalında yayınlanan bir programda Nana Muskuri ve Marinella ile birlikte yer aldı. Manos Hacidakis’in davetiyle solist olarak kendisine eşlik etti. Öte yandan Kazancidis, Dionisiou, Parios, Marinella, Voskopulos, Pulopulos gibi Yunanistan’ın en iyi ve güçlü sesleriyle çalıştı.

Dünyanın farklı ülkelerinde, Albert Hall (Londra), Opera House (Sidney), Kennedy Center ve Carnegie Hall (ABD), Shanghai Concert Hall (Çin), Linder Auditorium (Johannesburg) gibi en önemli salonlarda sahne aldı.

1996’da sanatçının senfonik orkestra için bir buzuki konçertosu besteleme rüyası gerçeğe dönüştü. Eserini Atina Herodion Antik Tiyatrosu’nda Budapeşte Opera’sına bağlı Devlet Senfoni Orkesttrası ile birlikte seslendirdi. 1 no.lu buzuki konçertosunun icrasıyla birbirinden farklı iki müzik türü olan klasik batı müziği ve yunan folk müziğinin uyum içinde biraraya gelebileceği kanıtlanmış oldu.

Aynı zamanda ,40 genç buzuki sanatçısından oluşan Epomeni topluluğunun kurucusudur. Epomeni 2004 yılında düzenlenen Atina 28.Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde görev almıştır.

BUZUKİ ORKESTRASI EPOMENİ (GELECEK NESİL / THE NEXT GENERATION)

2003 yılında büyük buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in öncülüğünde 40 genç müzisyenle kurulan topluluğun amacı Yunan müziğinin vazgeçilmez parçası olan buzuki enstrümanının gelecek nesillere de taşınabilmesidir. Buzuki, hak ettiği değeri ve saygıyı, Thanasis Polykandriotis’in 1993’ten beri buzuki eğitimine yaptığı büyük katkı ve uğraşlardan sonra bulmuş ve UNESCO’nun kültürel miraslar listesine girmeye aday gösterilmiştir.

Topluluk şu an Mihail Kokoyanni Vakfı çatısı altında çalışmalarını sürdürmekte olup Yunanistan’ın farklı bölgelerinden 40 buzukici dahil olmak üzere 280 genç müzisyeni çatısı altında toplamıştır. Genç müzisyenler her hafta müzik hakkında fikir alışverişlerinde bulunmak üzere ve konser hazırlıkları, provalar, seminerler için vakfın tesislerinde buluşmaktadırlar.

40 buzukiciden oluşan müzik topluluğu belirli zaman aralıklarında Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden gelen yaşları 16 ile 35 arasında değişen yeni müzisyenlerle zenginleştirilmektedir.

KATERINA KOUKA 

Küçük yaşlardan itibaren müzik ve tiyatroya merak salan Katerina Kouka, 1992’de ilk albüm çalışması olan “İlk Randevu”yu çıkardı. Onu, 1993’te EMI plak şirketinden çıkan “İki Kalbim Olsaydı Seni Sevecek” ve 1994 yılında dinleyenlerle buluşan “Cennetin Güzellikleri” takip etti.

1995’te çıkan dördüncü albümü “Aşkı İlk Bahaneyle Öldüremezsin”i, 1997’de çıkan “Deli Bir Rüzgar Esiyor” izledi. Aynı yıl iki şarkıyla Mitropanos’un albümünde yer aldı.

2000’de “Hayaller Kavga Ediyor” albümü yayınlandı.

2001’de “En İyi Yunan Kadın Ses Sanatçısı” ödülüne aday oldu.

2002’de Yunanistan’ın ilk ses yarışması Famestory’de jüri üyeliği yaptı.

2008’de “Gecenin Sesleri” adlı albümünü çıkardı.

Birçok başarılı konser ve albüme imza atan sanatçı aynı zamanda oyunculuk alanında da adından söz ettirdi:

1994’te Aleksis Bistikas’ın yönetmenliğindeki bir filmde başrol oynadı. Aynı yıl Selanik Festivali’nde performansıyla büyük beğeni topladı.

2002’de Stamatis Kraounakis’in “Taboo” adlı müzikalinde başrol oynadı.

Çeşitli televizyon dizilerinde oyuncu olarak yer aldı. 2014’te “Şafak Vaktinden Önce” adlı müzikalde başrol oynayarak tüm Yunanistan’ı dolaştı.

CAFE  AMAN İSTANBUL

Stelyo Berber ve Pelin Suer tarafından kurulan Café Aman İstanbul, bir müzik atölyesi mantığıyla çalışıyor.

Müziğin sınır tanımayan evrensel yanına dikkat çeken grup, dinleyicilerini, yepyeni ezgilerle buluşturmayı hedefliyor.

Etnik müzik üzerine uzmanlaşmış olan grubun, 2012 başında Kalan Müzik’ten çıkan ilk albümü “Fasl-ı Rembetiko”, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.

Osmanlı fasıl müziği ile 19. yüzyıl rembetikolarının harmanlandığı “Fasl-ı Rembetiko”da, İstanbul ve İzmir’de şekillenen anonim halk müziklerinden örnekler sunan Café Aman İstanbul,dinleyicilerine özel bir müzik ziyafeti sunuyor.

Canlı performanslarda, özel dönem kostümleriyle sahneye çıkan grup, Türk ve Rum Müziği’nin unutulmaz dönem şarkılarını, hasapikodan zeybeğe keyifli dönem danslarıyla renklendiriyor.

Danslar zaman zaman tiyatral öğelerle de destekleniyor ve konserler görsel bir şölene dönüşüyor.

Geniş bir repertuara sahip olan grup, pek çok dilde şarkılar söylüyor. Rembetiko’yu uzun yıllar sonra kendi toprağında, yeniden gün yüzüne çıkaran Café Aman İstanbul, sevenlerini adeta 19. yüzyıla götürüyor. Repertuarını özel arşivlerden, taş plak kayıtlarından, yazılı kaynaklardan oluşturan grup zengin bir arşive sahip.