Şunun için etiket arşivi: Sanatsever

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hale ÜRKMEZGİL Berlin Büyük elçiliğinin davetlisi olarak Berlin’de sergiye katılmak üzere hareket etti.

Hale ÜRKMEZGİL

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ÜRKMEZGİL

Dernek kurucumuz ve aynı zamanda Nar Sanat Eğitim Kursu Resim öğretmeni olan Heykel sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL bir grup sanatçı ile Berlin Büyük elçiliğinin davetlisi olarak Berlin’e gidiyor.

90’ıncı yılda 90 Türk sanatçısı Berlin’de” konsepti ve “Özgür ve 90” ismi ile   Yunus Emre Enstitüsü ve Berlin Büyük Elçiliğinin  birlikte organize edilip açacağı sergi hakkında elçilik açıklaması söyle ”

Değerli Sanatçılar,

hale-urkmezgil-almanyaCumhuriyetin 90.yılı anısına ilk defa uluslararası bir platformda gerçekleştirilecek ‘’Özgür ve 90’’ sergisine katılımlarınızdan dolayı teşekkür ederiz.

Sergini, 29 ekim 2013 saat 18.30 da T.C.Berlin Büyükelçiliğinde yaklaşık 2500 kişinin katılacağı Cumhuriyet resepsiyonu ile açılacaktır..”

Yunus Emre Enstitüsü, Cumhuriyet’in kuruluşunun 90’ıncı yılı anısına Almanya’da farklı bir etkinliğe imza atacak. Türkiye’nin resimden heykele, seramik ve fotoğraftan dijital sanata uzanan 90 farklı sanatçısının eserleri “Özgür ve 90” isimli sergi ile Berlin’de sanatseverlerle buluşturulacak. Çağdaş Türk sanatının farklı jenerasyonlarının eserlerinin bulunduğu “Özgür ve 90” ismi verilen sergi uluslararası platformda ilk defa gerçekleştirilecek. Cumhuriyet’in 90’ıncı yılı anısına, bugün açılacak sergi, dünyada 26 ülke ve 32 Türk Kültür Merkezi ile faaliyetlerde bulunan Yunus Emre Enstitüsü ile birlikte Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Art and Life iş birliği ile küratörlüğünü Beste Gürsu’nun yaptığı “Özgür ve 90” sergisi, 29 Kasım tarihine kadar Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği’nde ziyaret edilebilecek.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, maestro Gürer Aykal yönetiminde, yeni sezonun ilk konserini Aya İrini’de verdi

gürer-aykal

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) yeni sezonun ilk konserinde önceki akşam Aya İrini Müzesi’nde müzikseverlerle buluştu. Maestro Gürer Aykal’ın yönetimindeki İDSO, soprano Evren Işık, alto Nesrin Gönüldağ, tenor Ünüşan Kuloğlu, bariton Erdem Baydar’a eşlik etti. İDSO’nun ilk konserine büyük bir ilgi gösteren sanatseverler orkestrayı uzun süre alkışladı. Konserin son bölümünde ise İDSO, Gökçen Koray yönetimindeki İstanbul Senfoni Korosu ile Beethoven’in 9’uncu senfonisini seslendirdi. İDSO, bu yıl altı farklı mekanda 34 performans sergileyecek.

6 MEKÂNDA 34 KONSER 

Aya İrini Müzesi, Caddebostan Kültür Merkezi, Zorlu Center, Fulya Kültür Merkezi, İkitelli Kültür Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı konser mekanları 11 Ekim’deki ikinci konserde piyanist Gülsin Onay ve keman virtüözü Agata Szymczewska ile sahne alacak.

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan Uluslararası Antalya Piyano Festivali Kasım’da başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 08 Kasım – 30 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

14_uluslararasi_antalya_piyano

Festivale bu yıl Grammy ödüllü sanatçı Michel Camilo, Vladimir Spivakov, Aziza Mustafa Zadeh gibi önemli isimler konuk olurken; piyano festivalinin siparişi üzerine Muhiddin Dürrüoğlu tarafından bestelenen “Anadolu’dan Sahneler”in de dünya prömiyeri yapılacak. Festivalde ayrıca Fazıl Say’ın Water –Su isimli piyano konçertosu ve Michel Camilo’nun “Piyano Konçertosu No: 1” isimli eseri de Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları biraraya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 14’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Festival açılışında Fazıl Say’ın yeni eseri “Water” ilk kez seslendirilecek

Festivalin bu yılki açılış konserinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri olan ve dünya prömiyeri İsviçre’de yapılan “Water” piyano konçertosu, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Sanatçının piyano ve orkestra için bestelediği eserin prömiyerinde, sanatçıya şef Naci Özgüç yönetimindeki “Antalya Devlet Senfoni Orkestrası” eşlik edecek. Sanatçının suyun sakinliğini ve gücünü müzikle bir araya getirdiği eser; üç farklı bölümden oluşuyor. Eserin ilk bölümü olan “Mavi Su” dans eden, caz yapan, hüzünlenen, derinleşen sonsuz büyük denizi, ikinci bölümü olan “Siyah Su” gece vakti ay ışığı altında baykuş ve kurbağa seslerinin duyulduğu ormanda bir gölü, son bölüm olan “Yeşil Su” ise akarsuları anlatıyor. Konserin ikinci yarısında ise yine Say besteleri yer alıyor. Sanatçının “İlk Şarkılar” adını verdiği on farklı eser izleyici ile buluşurken, Say’ın piyanosuna solist Serenad Bağcan eşlik edecek. Fazıl Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 08 Kasım Cuma ve 09 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Yazan : Bertan ATA

Bakırköy,Osmanlı döneminden bu yana sanatla iç içe olan ve ülkemize çok sayıda değerli sanatçı kazandıran ilçemiz olup,burada yaşayan herkesin iftihar ettiği ve tarihinde sahip olduğu bu özelliğinden gurur duyan bir semtimizdir. Bakırköy’ün tarihinden bu yana sahip olduğu sanat ruhunu, bu zamana kadar gelecek kuşaklara,şartlar ne olursa olsun aktarmayı başarmıştır.Bilinçli bir Bakırköy’lü devraldığı bu bayrağı sadece geleceklere kuşaklara aktarmakla kalmamış ve bunun Bakırköy sınırlarını aşması için de çaba sarf etmiştir.

bakırköy-meydanGünümüzde özellikle görsel ve yazınsal basından dolayı her çalışmaya sanat denen ve herkese sanatçı denilen bir dönemde yaşıyoruz. Sanatın artık bu kadar ucuzladığı ülkemizde sanat eğitimi veren kurslarında yetersiz ve sağlıksız ortamda ders verilmesi , her ne kadar ciddi, rahatsız edici durum olsa da gerçek şu ki bu şartlar altında eğitimin kaliteden yoksun olması kaçınılmaz bir durumdur.

Bu durum, ülkemizde sanatla bağdaşmış olan semtimizi de etkilemiştir. Artık her köşede sanat eğitim yerleri, kursları, dernekleri görmek mümkün. Bu durum toplum açısından mutlu edici bir durum gibi gözükse de verilen sanat eğitiminin acaba hangi seviyede olduğunu da düşünmemek elde değil.  Sanat eğitimi verilirken özellikle çocuklara pedagojik anlamda nasıl eğitim verilmesi gerektiğini bilmek ve çocuğa eğitim verilen sanat dalını öğretmek dışında, çocuğa ilerleyen yıllarda da sanatı daima sevmesi ve yüceltmesi gerektiğini de aşılamanın şart olduğunu unutmamak gerek. Bunu yapmak için hem aileyle işbirliği içinde bulunmak hem de akademik eğitim almış, sanat eğitiminin sorumluluğunu taşıyan, bilinçli, yaptığı mesleği seven kişiler olmasına dikkat etmek gerekir.

Eğitmenler, aynı zamanda yeni sanat eğitimi almaya başlamış bir çocuğun rol modeli olduklarından, sorumluluklarının bilincinde olup, sanatın kendilerine verdiği heyecanı ilk gün ki gibi hissederek, cesur ve bir o kadar kutsal olan görevi, bu çizgilerde yerine getirmelidir.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nun bir öğrencisi olarak,açıldığı günden bu yana, adı her zaman sanatla anılan semtimizde,Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bir ilki gerçekleştirmiş, çocuklara verilen eğitimin pedagojik olarak değerlendirilerek verilmesiyle,hem çocukların sanatsal eğitiminin en iyi seviyede verilmesi hem de bu eğitimle daima sanat sevgisini taşıyacak ve yüceltecek bireyler yetiştirmeyi kendine misyon edinmiştir. Nar Sanat, akademik eğitim almış eğitmenlerle ve herhangi bir sanat eğitiminde sahip olunması gereken profesyonel materyallerle yaparak, bizlere ve sanata hak ettiği değeri vermeyi ilke edinmiştir.

nar sanatta çocuk mutluluğuÜlkemizde sanatın durağı olan semtlerimizden biri, hatta beklide en önemlisi olan Bakırköy’de  bir derneğe ait olarak kurulan ilk  M.E.B. ‘e bağlı eğitim yuvası olması benim ve benim gibi birçok Bakırköylünün hep aradığı bir şeydi. Sonunda sanatı seven, duyarlı kişiler tarafından böyle bir kurumun açılması ve sanata ellerinden geldiği kadar sahip çıkması bizler için çok mutluluk ve gurur verici. Ayrıca sadece Bakırköy’le sınırlı olmayıp, İstanbul’da sanatı seven her bireye ulaşma çabası da takdire şayan bir başka özellikleri. Bizim gibi bu yola gönül vermiş insanlara da örnek olmaları ve ilerde sanatı ve sanatçıyı ayırt edip, bunlara değer verecek nesiller yetiştirerek topluma kazandırma çabaları onlara ayrı bir teşekkür gerektiriyor. Her zaman sanattan yana olan ve sanatın gücüne inanan herkese kapısı açık olan bu kurumun öğrencisi olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi ‘’Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Biz sanatseverler olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzla, gücümüz yettiğince bu damarın kopmasına engel olmaya çalışıyoruz ve olmaya da devam edeceğiz.

Bu yolda Bakırköy’de yıllar sonra kendi özel profesyonel tiyatrolarını kurmaları ve şu anda Bakırköy’de tek özel profesyonel tiyatro topluluğu oldukları için ayrıca kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

İstanbul özel günler yaşıyor. Bir tarafta kapılarını yeni açan 13.Uluslararası İstanbul Bienali; diğer yanda Sakıp Sabancı Müzesi’nde, kentin tarihi dokusu ile manalı bir ahenk yakalayan, kavramsal sanatın büyük ismi Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi… 10 Eylül’de sanatçının katılımıyla açılışı gerçekleşen etkinlik, sıra dışı boyuttaki taş eserleriyle sanatseverleri sonsuzluk ve karşıtlık kavramı üzerine düşündürecek

Anis-KapoorGeçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki katıldığım sergi ile ilgili basın toplantısında, yaşayan en ünlü ve yaratıcı sanatçılardan biri olan Anish Kapoor’u birebir görmek, düşüncelerini ve çalışmalarını sesinden duymak gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.

Bir başka ayrıcalık da böylesi bir serginin ayağımıza kadar gelebilmiş olması! Uzun zamandan beri bu olayın hayalini kuran Sakıp Sabancı Müzesi yetkilileri sergiyi gerçekleştirmek için, Akbank’ın da desteğiyle müzeyi yıkıp adeta yeniden inşa ettiler. Tonlarca ağırlıktaki devasa taş eserleri (en büyüğü 12 ton) gördüğünüzde bunları buraya nasıl taşıdılar, nasıl binanın içine soktular diye hayret içinde düşünüyorsunuz. Dokuz tırla Türkiye’ye taşınan 32 eseri yerleştirmek için dört vinç çalıştı ve SSM adeta bir şantiye alanı haline geldi. Bu gayretli çaba sadece bizim değil, Kapoor’un ve “Elektrik direğinin kaldırılmasına bile itiraz etmediler” diyen sergi küratörü Sir Norman Rosenthal’in de haklı takdirini kazanmış. Bundan sonra SSM’nin altından kalkamayacağı hiçbir sergi olamaz bence.

Anish Kapoor’un “Enerjik, açık ve müthiş dinamiklere sahip bir yer” olarak tanımladığı İstanbul’a olan sevgisi, şehrin tarihi, mimari değerleri ve Bienal, şimdiye kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu eserleri kentimize getirmesine vesile olmuş. Kararını pekiştiren bir diğer nokta da; ölçeğinin kaybolacağı endişesiyle bu işlerinin açık havada sergilenmesini istememesi ve sanatçının kapalı mekân arzusunu kabul eden müzenin olumlu yaklaşımı olmuş.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-1Taş, eski ve hafızası olan bir materyal; nice olaya şahit olmuş ve nice sır barındırmakta… Sergideki eserlerin birçoğu farklı coğrafyalardan toplanan mermer, kaymaktaşı, oniks ve granit gibi malzemelerden oluşuyor. Bu arkaik dünyada, kendi deyimiyle taşı ‘taciz eden’, kötüye kullanan Kapoor, ondan harika formlar yaratıyor.

Binaya girdiğimde kendimi zamansız bir arkeoloji müzesinde hissettim. Boyutlarının yanı sıra abartıdan uzak ve yalın duruşları dikkatimi çekti heykellerin. Bir de o kadar uyumlu yerleştirilmişler ki, farklı malzemelerden ve farklı dönemlerde yapılmalarına rağmen bir bütünlük ve temasal bir birliktelik oluşturmuşlar.  Bazı formlar, özellikle de oyuklar sık sık karşınıza çıkıyor; zaten Kapoor da bunları tekrar etmekten sakınmadığını ifade ediyor. Sanatçı, her ne kadar çalışmalarının nasıl algılandığı ile ilgilenmediğini söylese de; sanırım maddeye odaklanıp manayı göz ardı etmememiz için benzer malzeme ve minimalist bir yaklaşımla gerçekleştirmiş yapıtlarını. Az sözle, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluk ve süreklilik kavramı içinde insanlık tarihine vurgu yaparken, madde ile maneviyat arasındaki karşıtlığı da ön plana çıkarıyor.

Seyircileri eserleriyle iletişime; soyut işlerini, anlamın tam sınırında (anlamla anlamsızlık arasında) tutarak manipüle ettiğini söyleyen sanatçının her yapıtını, gizini keşfetmek ister gibi uzun uzun seyretme ihtiyacı duyuyorsunuz. Özellikle derin delikler, yarıkların içindeki oyuklar, dehlizler esrarengiz bir dünyanın kodları gibi insanda merak ve hafif bir korku yaratıyor. Sanki bir girdaba yakalanıp döne döne o deliğin içinde kaybolacak gibi hissediyorsunuz. Hemen hemen herkes başını bu deliklere sokarak derinliğin sonunu görmeye çalışıyor.

Dolaşmaya devam ederken, insan bedeninin farklı organlarını andıran formlar, eril/dişil girinti ve çıkıntılar, parlak mermerlerde renk pigmentlerin oluşturduğu damarlar gözüme çarpıyor. Aklıma Norman Rosenthal’in “Anish önemlidir. O, hiçbir eserini önceden tasarlamaz, eskiz yapmaz. Onun sergisine bir roman, bir tiyatro eseri gibi bakmalısınız. Çok katarsis (ruhsal arınma) yaşanır sergilerinde” sözleri geliyor.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-2Optik illüzyon yaratan aynalar serginin en ilginç parçaları; sanatla teknolojiyi birleştiren, ünlü ‘Gök Ayna’, iç bükey formuyla müzenin bahçesinde yerini almış. Yanılsamalar yaratan ve sonsuzluk hissi veren bu objelerde bakanı kendisiyle karşılaştırıyor. Kapoor izleyiciyi yönlendirmeyi sevmiyor, onun eserle kendi deneyimini yaşamasını ve kendi evrenini kurmasını istiyor.

Sarı, Erdem, Kaçınılmazlık, Dil, Mezar, Sekiz, Çiçek, Ejderha çalışmalarından bazıları… Daha öncel Guggenheim Kraliyet Sanat Akademisi’nde de sergilenen ‘Sarı (Yellow/ 1999)’, serginin en etkileyici çalışması bana göre; cam elyafı ve pigmenten oluşan bu devasa yapıtı dakikalarca seyrederken o sonsuz sarı içinde kaybolduğumu hissettim.

Bu sergiyi, özel bir vakit ayırarak, tadını çıkararak gezin; taşın ne kadar kadim bir malzeme olduğunu, sadeliğin ne kadar çok şey anlatabileceğini tecrübe edin.  Kendi deneyimlerinizi yansıtın. Zaten sanat da en açık bir diyalog şekli değil midir?

 

 

Anish Kapoor kimdir?

1954 Mumbai doğumlu olan Anish Kapoor, 1970’li yıllardan bu yana sanat eğitimi için gittiği İngiltere’de yaşıyor. Londra’da Hornsey College of sanatçı-anish-kapoorArt ve Chelsea School of Art and Design’da sanat eğitimi gören sanatçı, bugün Kraliyet Akademisi üyesi ve Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi. Kapoor, 1970’lerin sonunda ziyaret ettiği anavatanı Hindistan’da gördüğü boya pigmentlerinden etkilenerek yaptığı ‘pigment heykelleri’ ile dikkat çekti. 1980’lerden itibaren Yeni İngiliz Sanatı adı altında anılmaya başlayan ve Tony Cragg, Richard Deacon, Bill Woodrow gibi sanatçılardan oluşan grup içinde anıldı. 1990’da Venedik Bienali’nde, 1992’de Documenta’da İngiltere’yi temsil eden Kapoor, 1991 yılında aldığı Turner Ödülü’yle İngiliz sanat ortamının önde gelen sanatçılarından biri haline geldi. 1990’lı yıllardan itibaren malzeme dağarcığını büyük ölçüde genişleten ve yeni endüstriyel teknolojilerin kullanımını gerektiren büyük boyutlu projelere yönelen Kapoor’un İngiltere’de gerçekleştirdiği en dikkat çekici işler arasında, 2002 yılında Unilever Serisi kapsamında Tate Modern’de gerçekleştirdiği ‘Marsyas’ heykeliyle, 2012’de Londra Olimpiyatları sırasında gerçekleştirdiği Olimpiyat Kulesi ‘Arcelor Mittal Orbit’ yer aldı.

1990’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte dünya çapında birçok sergi gerçekleştiren Anish Kapoor’un dikkat çeken büyük boyutlu projeleri arasında, Kunsthaus Bregenz’de 20 tonluk kırmızı vazelin ve mumdan oluşan heykeli ‘Benim Kırmızı Yurdum’ (2003), Chicago’daki Millennium Park’ta 110 tonluk paslanmaz çelik heykeli ‘Bulut Geçit’ (2004), Viyana’da Museum fur Angewandte Kunst’ta ve Londra’da Royal Academy’de ‘Köşeye Ateş Etmek’ enstalasyonu (2009) ve Paris Grand Palais’de sergilediği ‘Leviathan’ heykeli bulunur.

 Haber : Tuna SAYLAĞ   

Kaynak : []

 

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters, “The Wall” turnesi kapsamında, 4 Ağustos akşamı İTÜ Stadyumu’nda olacak. “

Roger WatersThe Wall” prodüksiyonu, “şimdiye kadar yapılmış en büyük sahne gösterisi” olarak adlandırılıyor. Roger Waters’ın albümleri ile aynı adı taşıyan ve konserde “The Wall” albümünün sahne şöleniyle gerçekleştirileceği konser için büyük bir sahne ve 110 metrelik bir duvar kurulacak. Konser için 140 tonluk prodüksiyon malzemesi İstanbul’a 75 tırla gelecek.Roger Waters, sahnede turne için özel olarak yapılan, Berlin Duvarını temsil eden ve turneye adını veren duvarı İstanbul’da sahnede 199’uncu kez yıkacak.

Duvarın gölgesinde “Another Brick in The Wall” parçasını “sürpriz” bir ekip Roger Waters ile seslendirecek.

İngiliz indie rock grubu The XX, Vodafone İstanbul Calling kapsamında, 7 Ağustos akşamı müzikseverlerle Parkorman’da buluşacak.

Gökhan Türkmen, 6 Ağustos’ta Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda, Ebru Gündeş de 8 Ağustos’ta Vialand Gösteri Merkezi AveaPark’ta konser verecek.

-Film gösterimi Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’ndeki açık hava sinema gösterimleri kapsamında, Juan Antonio Bayona’nın yönetmenliğini yaptığı “The Impossible: Kıyamet Günü” filmi, 2-3-4 Ağustos’ta izlenebilecek.

-Sergi Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğiyle, “Mukaddes Miras” sergisi, yarın açılacak.

-Sultanahmet Medresesi’nin ev sahipliği yapacağı sergi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan’ın sanat danışmanlığında düzenlenecek. Sergide, 9. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar, Abbasilerden Emevilere, Çin’den Moğolistan’a bütün İslam coğrafyasında kaleme alınan, İslam hat sanatında ekol olarak kabul edilen Hafız Osman, Mehmet Emin Üsküdari, Mahmud Sivasi, Hafız Yusuf ve Derviş Mehmed gibi ünlü hattatların da eserlerinin bulunduğu, 99 adet el yazması Mushaf-ı Şerif yer alacak.

-Ressam Javad Alamdari’nin “Gün Batımı” adlı resim sergisi, İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulurken, ressam Ayla Akyol’un “İlkbahar Çiçekleri” adlı resimlerinin yer aldığı eserleri, Adalar Kültür Derneği Galerisi’nde sergileniyor.

-3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında, amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında İstanbul’da çektiği fotoğrafların sergilendiği “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisi devam ediyor

-. Kentin tarihiyle yakından ilgilenen Artamonoff’un perspektifinden İstanbul’daki Bizans mirası sunulduğu sergi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) görülebilecek.

 

İş Sanat’ta mayıs ayında ses getirecek konser ve etkinlikler

iş sanat Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak. İSTANBUL (ANKA)- Klasik, caz ve dünya müziğinin seçkin ve beğenilen isimlerini sahnesinde ağırlayan İş Sanat 13’üncü sezonunu kapsamlı bir etkinlik serisi ile tamamlıyor. Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak.

10-25-06 Kristof Barati PortraitsTutkuyla yorumladığı aşk şarkılarıyla tüm dünyada seyirci ve eleştirmenleri cezbeden ve “Flâmenko Kraliçesi” olarak adlandırılan Buika, Toni Cuenca yönetimindeki İstanbul Opera Orkestrası eşliğinde unutulmayacak bir senfonik konsere imza atacak.Buika’nın Türkiye’deki ilk konserine 2009 yılında ev sahipliği yapan İş Sanat, 13’üncü sezonunu da Buika’nın yeni senfonik projesi ile sonlandıracak. Müzik severlerin kaçırmaması gereken konser 24 Mayıs Cuma günü gerçekleşecek.

-MAİSKY AİLESİ İLE SEZONUN SON KLASİK MÜZİK KONSERİ-

Mischa-Maiskyİş Sanat, klasik konserler serisini ise çok özel bir etkinlikle kapatıyor. Bu yıl 65’inci yaşını kutlayan efsanevi çellist Mischa Maisky, kızı Lily Maisky ve oğlu Sascha Maisky ile İş Sanat’ta konser vermeye hazırlanıyor. 2 Mayıs’ta gerçekleşecek konserde Maisky ailesine Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği genç ve dinamik topluluk Macar Oda Orkestrası eşlik edecek.Öte yandan tüm dünyada Fado’nun en güçlü yorumcularından biri olarak kabul edilen Mariza duygu yüklü sesiyle İş Sanat’ın konuğu oluyor. Mariza, bu yıl çıktığı dünya turnesiyle 7 Mayıs Salı akşamı İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. 

-SIRA DIŞI BİR DANS TOPLULUĞU: L.A. DANCE PROJECT-

İş Sanat, deneyselliğe kendini adamış birinci sınıf bir çağdaş bale topluluğunun doğuşuna tanıklık ediyor. Ünlü Fransız koreograf ve dansçı Benjamin Millepied tarafından kurulan ve yönetilen L.A. Dance Project bambaşka bir dans deneyimiyle 10 Mayıs Cuma akşamı İş Sanat’ta sahne alacak. Geleneksellikten uzak, deneyselliğe açık topluluk, Millepied’in besteci Nico Muhly, sanat danışmanı Matthieu Humery, yapımcı Charles Fabius ve film yapımcısı Dimitri Chamblas gibi eski arkadaş ve dostları bir araya getirdiği bir “sanat kolektifi” olma özelliği taşıyor.

-CAZ VE FLÂMENKO RÜZGÂRLARI ESECEK-

Farklı müzikal dünyalara ait olmalarına rağmen pek çok ortak noktada buluşarak caz ve Flâmenko’yu bir arada ustalıkla icra eden Michel Camilo ve Tomatito İş Sanat’ta merakla Michel-Camilo-Tomatitobeklenen bir performansa hazırlanıyor. Kendi alanlarında usta olan ikili Spain Forever adlı göz kamaştıran bir müzikal diyalog ile yeniden bir araya geliyor. İşbirlikleriyle her zaman olay yaratan muhteşem ikili Michel Camilo ve Tomatito, Spain Forever projesiyle 16 Mayıs’ta İş Sanat’ta müzikseverlerin karşısına çıkacak.
Yetenekleriyle gelecek vaat eden genç müzisyenlerin Milli Reasürans konser salonunda sanatseverlerle buluştuğu İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisinin son konuğu Şemsa İdil Ural olacak. Genç yetenek Şemsa İdil Ural, İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisi ile 14 Mayıs Salı akşamı Milli Reasürans’ta bir resital verecek.

Editör : Genelde makale yerine haber yayınlamaya çalışıyoruz. Fakat arada bir dikkat çekici makale bulunca yayınlamak hoş oluyor. Fakat yayınlamaya değer yazı bulmakta bazen zorlanabiliyoruz. İrdelediği konu anlamında oldukça iyi bir makale. Hani son yıllarda moda olan sözcük ile  söylemek gerekirse “Okunası” bir yazı.  (Yazı olduğu gibi http://evrensel.net ‘de KADRAJ adlı köşesinde yazan Sayın Özcan YAMAN’a aittir)

Özcan YAMAN

Özcan YAMAN

Son yıllarda çokca duyduğumuz, katıldığımız  sanat festivalleri, sanat günleri, bienaller, contemproray’ler ve bazıları daha spesifik halde gerçekleştirilen fotoğraf, sinema, kısa film vd. Adlarla düzenlenen etkinlikler ne  işe yararlar? İlk bakışta büyük, çok büyük sanat etkinlikleri. Paraların su gibi aktığı, boy boy reklamların yapıldığı yerli ve yabancı bir sürü sanatçının katıldığı organizasyonlar. Bu konu değişik yönleriyle ele alınabilir. Benim üzerinde durmak istediğim, organizasyon ve izleyici ilişkisi.

Şimdi bazı arkadaşlar onca sorun varken bula bula sanat faaliyetlerini mi buldun diyecekler. Doğrudur, güncel bir yığın sorun yaşanırken bir grup insanın / iktidarın sanat manat derdi o kadar önemli mi? Evet önemli…

“Noviembre” isimli İspanyol filminin son sahnesi  şöyledir. “Sanat, geleceği içinde barındıran bir silahtır.”  Ve sanat-manat…
Hem izleyen olarak hem katılımcı olarak bazılarının içinde yer aldığım bu etkinlikler de şunu gördüm; –
A) Devlet ve kurumları (resmi), büyük sermaye şirketi ya da her ikisinin organize ettiği bol sponsorlu etkinlikler hem reklam (Yalnızca paralı değil, ana haberlere bile konu olabilen haber niteliğiyle de medyada yer alan / gizli reklam diyelim) hem katılımcı sanatçı bolluğu, hem izleyici sanatçı bolluğu  hem de sanatseverler (izleyici) gibi  yani reklam diliyle ‘hedef kitle’yi vuran organizasyonlar olabiliyor.
B) Dernek, vakıf, oda, parti gibi kurumların kendi tabanlarına hitap eden küçük çaplı etkinlikler de yapılıyor. Bunlar daha çok bağış toplamaya yarayan kültür ve sanat faaliyetleri olarak düzenlenen konserler şeklinde gerçekleşiyor.
C) Sanat kurumlarının başında olup, yaptıkları etkinlikler vardır. Bursa Fotofest, Tekirdağ fotoğraf Günleri gibi. Film günleri vd. Bunlarda sponsorluk ilişkilerine göre izleyicilerle buluşabiliyor ya da buluşamıyorlar. Bazıları gelenekselleşebiliyor ya da kaybolup gidiyor.
D) Bir de yerel yönetimlerle iş birliği yapılarak destekle ( sponsorluk değil!) uluslararası veya ulusal sanat etkinlikleri var. Amaç Sanatın aracılığı ile yaşamın sorgulanması… Bazen izleyicisi ile buluşan bazen de buluşamayan.
E) Sanattan elde edilen birikimle “ücretsiz” yapılan, büyük kitlelerle buluşulan, sanatçıların kolektif destek verdikleri Grup Yorum’un gelenekselleştirdiği halk konserleri var.
Bu şekilde daha bir çok kategorilere ayırabiliriz…
Peki neden sanat bu kadar çok sevilir? Başta büyük sermaye olmak üzere devletin kurumları destek olur? Çünkü sanat İDEOLOJİKTİR. Çünkü sanat SİYASİDİR. Çünkü sanat GÖRÜNÜRLÜK sağlar…

Onun içindir ki her sanatsal etkinlik sınıfsal bir içerik taşır. İktidarlar sanatı çok sever. (bkz. Hitler ve Almanya tarihi) İktidara gelmek isteyenler sanatı kullanır. (bkz. Mediciler/Floransa) Sermaye sanatı çok sever (bkz. Sosyal sorumluluk projeleri vs.) Hükümetler icraatlarını sanatı kullanarak görünürlüklerini arttırırlar. (bkz. AKP’nin projeleri) neyse uzatmayayım.

Sanat dendiğinde yukarıda saydığımız sorunlu alanlarla ilişki içinde olanlar var. Siyasi ve ideolojik yanı bir kenara bırakıp (bıyık-sakal hikayesi gibi) sanatsal etkinlik(!)  yaptıklarını iddia edenler, hem de Meseleyi sınıfsal boyuttan, ekonomik ihtiyaçlar boyutuna çekip haklılık peşinde koşan kişi ve kurumlar. İçeriği muhalif, biçimi iktidardan yana) neyse…
Birde son katıldığım “Uluslararası Çukurova sanat günleri” gibi iyi niyetli, bir kaç kişinin omuzunda halka ulaşma ve sanatın diliyle derdini anlatma gayretinde olan girişimler. Suriye gerginliğinden konukları gelemeyen, ekonomik sıkıntılarını imece yöntemiyle çözmeye çalışan, biçimsel olarak mütevazı içerik olarak dolu dolu olan, ancak 10 yıllık birikimle yüzlerce sanatçının katıldığı ( bir çoğu isim yapmış) gelenekselleşmiş ama kitleselleşememiş sanat günleri var Adana’nın. Bu konu tartışılmaya değer. Kimi halk gelmiyor diyebilir. Kimi iktidarın borazanını çalmadığı için halka ulaşılamıyor diyebilir. Kimi şu düşüncenin adamları kimi bu  düşüncenin adamları diyerek destek vermediklerini söyleyebilir ama tartışılmalı. Daha önceleri yazmıştım. Adana merkezde yapılan bir sanat etkinliğine (Ki 10 yıldır yapılıyor ve katılım fena olmuyormuş) katılacak, sendikalar başta olmak üzere parti-ler, sanat dernekleri, işçi, köylü, şehirli, genç, yaşlı, öğrenci  kimse yaşamıyor muydu?

Evet sanat önemli. Haftaya devam edelim, tartışalım.  Özellikle 1 Mayıs öncesi…

Not: Konuyla ilgili düşüncelerinizi (isterseniz görselle birlikte) gönderirseniz bu köşede paylaşırız. (Yazarın ilgili yayındaki köşesi olup e-mail :[email protected] yazılabilir)

 

 

Kaynak :[-]

Bu yıl 20-23 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 7.Uluslararası Çukurova Sanat Günleri’nin (UÇSG) bu yılki teması “Bilimin Aydınlığında” olarak belirlendi.

Bu yıl 20- 23 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 7. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri’nin (UÇSG) bu yılki teması “Bilimin Aydınlığında” olarak belirlendi. Genel sloganı yine “Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele” olan UÇSG’nin bu yıl da özel teması her zaman olduğu gibi “Barış” olarak tespit edildi.

Suriye’deki savaş nedeniyle bu yıl da Ortadoğu ülkelerine kapalı bir etkinlik biçiminde gerçekleştirilecek 7. UÇSG, Çukurova’da Adana, Antakya, Mersin, Tarsus ve Silifke’de eş zamanlı olarak düzenlenecek.

7. UÇSG’de bu yılki sanatsal etkinliklerde ağırlıklı olarak kültür, emek, şiir ağırlıklı bir program hazırlandı.

20 Mart’ta, saat 18.00’de Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda yapılacak açılış törenindeTürkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı Mustafa Köz’le Çukurova Sanat Girişimi adına Çetin Yiğenoğlu, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz birer konuşma yapacak.

Açılış töreninde KAM Müzik Sanatçıları Erdal Akpınar, Hasan Pekyen, Ali Okutan ve Bilal Birol tarafından verilecek konserden sonra Redfotoğrafçılık ve TYS tarafından ortaklaşa hazırlanan “Göz – el Emek – Yorum Fotoğrafları Sergisi” sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sergi 20-24 Mart 2013 tarihleri arasında açık kalacak.

Nar Sanat öğrencileri geleneksel hale getirmeye çalıştığı konserler dizisine devam ediyor…

Yaş gözetmeksizin Nar sanat’ın “Nar Çiçekleri” adını verdiği öğrencilerinin müzik aşkını, her hafta bir dinleti ile siz sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Tamamen ücretsiz olan mini resitallerimizin7. dinletisinde öğrencimi İrem ATAYIK, GüL Bengisu ÖZCAN tarafından keman ve piyao verilecektir.

Mini resital/Dinletimiz için davetiyeyi nereden mi bulacaksınız? Sanatseverlerin davetiyeye elbette ki ihtiyacı yok, fakat isterseniz resme tıklayarak çıktı alabilirsiniz. Biliyorsunuz etkinliğimiz ücretsizdir.

Tamamen ücretsiz olan mini piyano resitalimizi öğrencilerimiz İrem ATAYIK, GüL Bengisu ÖZCAN  tarafından gerçekleştirecektir.

Mini resital için davetiyeyi nereden mi bulacaksınız?  Sanatseverlerin davetiyeye elbette ki ihtiyacı yok,  fakat isterseniz resme tıklayarak çıktı alabilirsiniz. Biliyorsunuz etkinliğimiz ücretsizdir.

Tarih : 03 Mart 2013 Pazar

Saat : 15:00 – 16:00

Yer : İncirli cad. Kıbrıs Sok. Nar Sanat Binası No:6   

34145 Bakırköy, Türkiye

( Town Center’in Karşısı, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Telefon          : +90 212 570 80 68

Belgegeçer  : +90 212 542 57 72

Cep Tel           : +90 530 880 71 80

Haritada görmek için Lütfen TIKLAYINIZ veya aşağıdaki harita resmine bakınız.

 

 

”All Arts İstanbul” fuarında Türk ve Osmanlı geleneksel sanatlarından antikaya, modernden çağdaş sanata kadar geniş yelpazeyi bir arada sergilenecek

İstanbul’da nisanda düzenlenecek “All Arts İstanbul” fuarında sanatseverler, Türk ve Osmanlı geleneksel sanatlarından antikaya, modernden çağdaş sanata kadar geniş yelpazeyi bir arada görebilecek. İstanbul Kongre Merkezi Fuar Alanı’nda 18-21 Nisan‘da ilk kez sanatseverlerle buluşacak olan All Arts İstanbul Fuarı, klasik Türk sanatları, antika, modern ve çağdaş sanat örnekleri ile İstanbul’un ve bölgenin sanat hayatına farklı bir boyut getirecek.

All Arts Istanbul sanat fuarı farklı kategorilerden oluşacak. Birinci bölümde Klasik Türk Sanatları icra eden ustalara yer verilecek. Bu bölüme, yazma, hat, halı, seramik ve çini, bakır, keçe, cam, mücevher, tespih, tezhip, minyatür, sedef, ebru, kalem işi, cilt, dokuma ve ahşap gibi 18 kategoriden 80 usta ve sanatçı katılacak.

İkinci bölümde antika, resim, çini, efemera (gündelik hayata ait biriktirilmiş ufak tefek belgeler), kuyum, halı, nümizmatik (sikke ve madeni paralar) örnekleri yer alacak.

Üçüncü bölümde ise Modern ve çağdaş sanat örneklerinin sergileneceği galeriler bulunacak.

Özel koleksiyonlar ile üç koleksiyondan seçilen eserlerle gerçekleştirilecek küratöryel serginin de görülebileceği fuar, sanat kurumları, sanat yayınları, kitapçı ve sahaflar ile beraber 100’ün üzerinde katılımcıyı ağırlayacak.

”Fausto Zonaro’nun eserleri de yer alacak”

All Arts İstanbul’da 2. Abdülhamit döneminde saray ressamı olarak Osmanlı sarayına hizmet vermiş oryantalist ressam Fausto Zonaro’nun eserleri de yer alacak. Zonaro’nun torunu Cesare Mario Trevigne de fuar kapsamında İstanbul’da olacak.

Fuarda katılımcılara, sanatçıların stüdyolarını ziyaret etme, müze ve özel koleksiyonları rehberli turlarla gezme, seminer, konferans ve atölye çalışmaları gibi paralel programlara katılma imkanı sunulacak.

Konferanslar kapsamında önemli sanat profesyonelleri de konuşmacı olarak konuk edilecek.

 Kaynak : [-]

Nar Sanat öğrencileri geleneksel hale getirmeye çalıştığı konserler dizisine devam ediyor…

 

Yaş gözetmeksizin Nar sanat’ın “Nar Çiçekleri” adını verdiği öğrencilerinin müzik aşkını, her hafta bir dinleti ile siz sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Tamamen ücretsiz olan mini resitallerimizin 6. dinletisi Ecem Su ARI, Ceren ACAR,  ve  Şimal KELLECİ tarafından verilecektir.

Mini resital/Dinletimiz için davetiyeyi nereden mi bulacaksınız? Sanatseverlerin davetiyeye elbette ki ihtiyacı yok, fakat isterseniz resme tıklayarak çıktı alabilirsiniz. Biliyorsunuz etkinliğimiz ücretsizdir.

Tamamen ücretsiz olan mini piyano resitalimizi öğrencilerimiz Ecem Su ARI, Ceren ACAR,  ve  Şimal KELLEC   tarafından gerçekleştirecektir.

Mini resital için davetiyeyi nereden mi bulacaksınız?  Sanatseverlerin davetiyeye elbette ki ihtiyacı yok,  fakat isterseniz resme tıklayarak çıktı alabilirsiniz. Biliyorsunuz etkinliğimiz ücretsizdir.

Tarih : 20  Ocak 2013 Pazar

Saat : 15:00 – 16:00

Yer : İncirli cad. Kıbrıs Sok. Nar Sanat Binası No:6   

34145 Bakırköy, Türkiye

( Town Center’in Karşısı, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Telefon          : +90 212 570 80 68

Belgegeçer  : +90 212 542 57 72

Cep Tel           : +90 530 880 71 80

Haritada görmek için Lütfen TIKLAYINIZ veya aşağıdaki harita resmine bakınız.