Şunun için etiket arşivi: Sanatsever

İstanbul’a yerleşen Amerikalı heykeltıraş Carole Turner ’ın, yaptığı heykel sergisi açıldı.

Carole-Turner-Pofuduk

Sert malzemelerden, ‘yumuşak’ nesneler üretme fikrine duyduğu derin tutkusuyla tanınan sanatçı, İstanbul’daki ilk kişisel sergisinde de bu arayışına devam ediyor. “Pofuduk” isimli sergisinde Turner, yontma taş ve çelik sac kullanarak yarattığı, yumuşacık ve şehvetli figürler; göz alıcı ve kıvrımlı, kümelenmiş formlar ve dalga dalga bulutlardan oluşan bir koleksiyonla çıkıyor sanatseverlerin karşısına.

Carole Turner’ın heykelleri uluslararası organizasyonlarda sergilenmiş; sanatçı pek çok ülkede anıt heykeller yapmak üzere görev almıştır. Carole Turner’ın eserleri çeşitli müzelerin koleksiyonları, belediyeler, heykel parkları gibi kamusal alanların yanı sıra ve İtalya, Arjantin,Almanya, Vietnam, Rusya, Güney Kore, Polonya, Romanya, Meksika, Mısır, Türkiye, Çin, Avusturya, Bulgaristan, Costa Rica, ABD’deki çeşitli kurumlarda da görülebilir.

Carole Turner’ın “Pofuduk” isimli heykel sergisini 4-30 Haziran 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2 ’de görebilirsiniz.

Fatih Sultan Mehmet ile Bizanslı Anna’nın imkansız aşkını konu edinen, 2008 yılında yaşamını yitiren ünlü soprano Leyla Gencer’in yakın dostu olan Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen opera, büyük beğeni topladı. İtalyan operasında Romantik dönemin öncülerinden Rossini’nin, prömiyerinin yapıldığı Napoli San Carlo Tiyatrosu için hazırladığı ‘II. Mehmet Operası’, Roma’daki tarihi Opera Tiyatrosu Costanzi sahnesinde yeniden hayat buldu. Rossini’nin 28 yaşındayken bestelediği ve dram eserlerinden ‘en karmaşık’ ve ‘yenilikçi olanı’ diye tanımlanan II. Mehmet, Türklerle ilgili operalar içinde en önemlilerinden biri kabul ediliyor. Libretto (sözet) yazarlığını Cesare della Valle’nin yapmış olduğu ve 28 Mart’ta Romalı sanatseverlerle buluşan söz konusu esere başarılı isimlerin eli değerken, orkestra şefliğini Roberto Abbado, rejisörlüğünü ise Pier Luigi Pizzi üstlendi.

FATİH SULTAN MEHMET’İ CANLANDIRMAK ZOR

İtalya-da Bir-Türk-Il-Turco-In-Italia

Sanat tarihine 40’a yakın opera eseri kazandırmış olan Rossini, hem orkestra, hem de solistler için hazırladığı zor besteleriyle tanınıyor. Bu eseri yöneten şef ve Fatih Sultan Mehmet’i canlandıranların sayısının az olması da biraz buna bağlanıyor.

Rejisör Pizzi’nin sahnesinde 2’nci Mehmet rolünü, bas Mirco Palazzi ile bas Roberto Tagliavini dönüşümlü olarak üstlendi. Basın mensuplarına açılan gösterimde sahnede yer alan ve 2009 yılında yine Rossini’nin ‘İtalya’da Bir Türk’ (Il Turco In Italia) adlı eserindeki Türk genci Selim’i canlandıran 38 yaşındaki Tagliavini, beğeni topladı.

Tagliavini’nin, halkının gururuna layık güçlü bir komutan, sultan figürünü, aynı zamanda gerçek aşk hissini tatmaya çalışan insan olarak harmanlamayı başarması, beğenilerin nedeni oldu.

ESERİN DEĞERİ 194 YIL SONRA ANLAŞILDI

Gerçekte böyle bir aşk hikayesinin var olup olmadığı bilinmese de, bir sultanı kendisine meftun eden Anna’yı, sopranolar Marina Rebeka ve Carmela Remigio, onun babası rolündeki Venedikli komutan Paolo Erisso’yu ise Arjantinli tenör Juan Francisco Gatell ile Giulio Pelligra dönüşümlü olarak oynadı. 3 Aralık 1820 tarihinde Napoli San Carlo Tiyatrosu’nda ilk kez ve daha sonra revize edilerek Venedik’te 1922’de yeniden sahnelenmiş olan eser, fiyaskoyla sonuçlandı. Bundan ötürü Rossini bu eseri, 1926 yılında yeniden elden geçirerek, ‘Korinthos Kuşatması’ adı altında yapılandırdı.

20’nci Yüzyıl’ın sonlarına doğru; 1985 yılında Pesaro kentinde yeniden sahnelenene kadar adeta unutulan II. Mehmet operasının o dönemde beğenilmeyen ilk versiyonu, artık sanat çevrelerinde Rossini’nin şaheserlerinden biri olarak anılıyor.

ROMA’DA İLK KEZ SERGİLENMESİ TEPKİ ÇEKTİ

II. Mehmet operası, Osmanlı İmparatorluğu’nun 7’nci padişahı; Fatih Sultan Mehmet ile Venedik hakimiyetindeki Eğriboz (Negroponte) Kuşatması sırasında (1470) aşık olduğu Bizanslı Anna’nın hikayesini anlatıyor. Gerçek kimliğini bilmeden II. Mehmet’e aşkının karşılığını veren Venedikli Anna, daha sonra aşk ile yurt sevgisi arasında gidip gelen bir kadının içinde debelenip durduğu çelişkiler yumağını ele alıyor.

Rejisör Pizzi, Rossini’nin iki ayrı son hazırladığı eseri sahnelerken, yasak aşkı vurgulamak için trajik olanı, yani Anna’nın intihar etmesini tercih etmiş. Sultan Mehmet Anna’yı öldürmek istese de, Anna bu zevki ona, yani düşmanına yaşatmıyor.

LEYLA GENCER MÜZESİNİ O HAYATA GEÇİRDİ

Bu eseri sahneye koyduktan sonra övgü dolu sözlerle karşılaşan 83 yaşındaki ünlü opera rejisörü, sahne ve kostüm tasarımcısı Pier Luigi Pizzi, 2008 yılında vefatına kadar Milano’daki La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademide sanat yönetmenliği yapan ünlü soprano Leyla Gencer ile de yıllarca çalışma fırsatı bulmuştu.

Milano’daki evinin bütün eşyaları İstanbul’da sergilenmeye başlanan Gencer, müzenin yerleştirmesini de ölümünden önce “Beni ve evimi kimse senin kadar iyi tanımıyor” sözleriyle yakın dostu Pier Luigi Pizzi’ye vasiyet etmişti.

“II. Mehmet operası, gerçekten mükemmel bir yapıya sahip. Rossini’nin aceleci, ama parlak şöhretinin bir ürünü” diyen Pizzi, aynı eseri 2005’te de Venedik’teki Teatro La Fenice’de, aynı kostümlerle sahnelemişti. Pizzi, Roma’dakinde trajik bir sonu seçmesine karşın, Venedik’te mutlu sonla bitirmeyi uygun bulmuştu.

Pizzi, eseri değerlendirirken “Bu, her şeyden önce büyük bir aşk hikayesi. Anna, allak bullak olmuş bir kadın; ilk aşkı, babası ve vatanına karşı olan sorumlulukları arasında hesaplar yapıyor” dedi. Pizzi, Fatih Sultan Mehmet’i ise, “Aşık, genç bir lider, bir fatih olmasından ziyade büyük insani bir karakter” diye nitelendirdi.

Pizzi, kültüre olan katkılarından dolayı geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından ‘Şövalye’ unvanı ile ödüllendirildi.

Dramı destekleyen sade ve gri bir sahne tasarımıyla göze çarpan, 2 perdeden oluşan opera, 8 Nisan’da son kez Romalı sanatseverlerle buluşacak.

SULTAN ABDÜLMECİT’TEN ROSSİNİ’YE NİŞAN

Opera sanatının ana yurdu olan İtalya’da, II. Mehmet’in sanat dünyasına kazandırılmasının üzerinden yaklaşık 200 yıl geçmesine karşın ilk kez Roma’da sahnelenmiş olması ise bazı opera uzmanı yazarların tepkisini çekti. 1830’dan sonra opera bestelemeyi bırakmasına rağmen Rossini’nin, Sultan Abdülmecit’e 1853 yılında iki marş bestelediği ve bu nedenle Mecidiye Nişanı’yla ödüllendirildiği de geçen yıllarda ortaya çıkmıştı.

Yaklaşık 40 yıl önce Londra’da çalınan 50 milyon dolar değerindeki iki sanat eseri, İtalya’da bir otomobil işçisinin mutfağında bulundu. Paul Gauguin ile Pierre Bonnard’ın eserlerini bugünün parasıyla 100 dolara satın alan işçinin, tabloları 40 yılı aşkın bir süredir mutfak duvarında asılı tuttuğu ortaya çıktı.

Paul-Gauguin-Pierre-Bonnard

Paul Gauguin’in 1889 tarihli Fruits sur une table ou nature au petit chien tablosu ile Pierre Bonnard’ın La femme aux deux fauteuils tablosu 1974’te Britanyalı bir aristokratın evinden çalınmıştı. İtalyan polisinin “sanatsever” olarak nitelendirdiği ve ismi açıklanmayan işçi, tabloları 1974’ün sonlarına doğru tren istasyonunda unutulan eşyalar için düzenlenen bir açık artırmada satın almış. Yetkililer, tabloların Paris- Torino hattında çalışan bir trende unutulduğunu açıkladı.

Uzmanlar, Paul Gauguin’in Fruits sur une table ou nature au petit chien tablosuna 40- 50 milyon dolar değer biçiyor. Bonnard’ın La femme aux deux fauteuils tablosunun ise piyasa değerinin bir buçuk milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Fiat’ta çalışan işçi, tabloların birer “başyapıt” olduğunu bilmeden, sadece göz zevkine hitap ettiği için satın alır. İşçinin emekli olmasından sonra oğlu, bir sanat kitabını incelerken mutfaklarında asılı duran tablonun Gauguin işlerine benzediğini fark eder. Tabloları satmak üzere görselleri müzayede evlerine gönderince de “kayıp tablolar” bulunur.

Tabloları “iyi niyetle” aldığı için ve eserlerin çalıntı olduğunu bilmediğinden İtalyan yasalarına göre işçinin hukukî sorumluluğu bulunmuyor. Öte yandan, yine aynı sebeplerle işçinin tablolar üzerinde hak iddia etmesi de sözkonusu olabilir.

Kaynak :[-]

1990 yılında San Diego’da gösterime başlayan ve 1996 yılında San Francisco’da en iyi turne müzikali seçilerek Bay Area Critics Birliği Ödülü’nü kazanan Forever Tango, İstanbul’da gerçekleştireceği ilk gösterisiyle Zorlu Center PSM’de izleyicinin karşısına çıkacak.

Tango Dersleri Bakırköy

1997 – 1998 yılları arasında Broadway’de sahnelenen Forever Tango, Amerika’yı baştan başa dolaştı ve Tony ile Drama Desk ödüllerine aday gösterilerek bir kez daha Broadway’e döndü. Dünya çapında da pek çok gösteriyle tango severlerle buluşan Forever Tango, dansın ateşini, unutulmaz bir performansla ilk kez İstanbul’da sergileyecek.

Mekan Zorlu Center PSM, Ana Tiyatro

Bilet Fiyatları : 57 TL, 80 TL, 99 TL, 120 TL, 140 TL

Zorlu Center PSM, sanatsever gençleri de düşünerek limitli öğrenci biletlerini satışa sunuyor. Sevdiği müzisyeni dinlemek, Broadway Show’larını takip etmek ya da farklı gösterileri Zorlu Center PSM’de izlemek isteyen öğrenciler, performans günü 10.00 – 12.00 saatleri arasında, 20 TL’ye bilet alabilecek.

55 sanatçının gözünden “Senin sanatın!” 55 genç sanatçı 1500 m2’lik bir alanda özgür kalırsa ne olur? Sanatı bir deneyim olarak görenlerin merakla beklediği MAMUT ART PROJECT, sınırları zorlayan eserlerle bu yıl 3-6 Nisan tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta kapılarını açıyor.

mamut art

İstanbul, 06 Mart 2014 – Bağımsız ve gelecek vadeden sanatçıların erken keşfedilebilmesi amacıyla kurulan MAMUT ART PROJECT, 3-6 Nisan 2014 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta sanatseverleri görsel ve besleyici bir sanat keşfine davet ediyor.

Resim, Fotoğraf, Enstalasyon, Sokak Sanatları, Heykel, İllüstrasyon, Video Art, Land Art, Kinetic Art gibi farklı alanlardan 55 sanatçının her birinin yaklaşık 10’ar metrekare sunum alanında 4 gün boyunca eserlerini sergileyeceği MAMUT ART PROJECT, sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Ali Kazma, Emre Baykal, Emre Zeytinoğlu, Oya Delahaye ve Saruhan Doğan’dan oluşan jüri tarafından değerlendirilerek belirlenen sanatçıların eserleri, sanatı ve sanatçıyı destekleyen proje mekân sponsoru KüçükÇiftlik Park’ta kurulan 1.500 m2’lik dev çadırda sergilenecek.
Bu yıl ikincisi düzenlenen MAMUT ART PROJECT kapsamında, galeri sahipleri, koleksiyonerler ve küratörlerin katılacağı özel gösterim gecesinde genç sanatçılar yine sanat dünyasının önde gelen isimleriyle tanışma fırsatı bulacak. Sanatseverler ise, bu özgün eserlere “ulaşılabilir” meblağlarla sahip olabilecek.
Farklı disiplinler, farklı alanlar…

55 sanatçının her birinden bambaşka deneyimler kazanmaya hazırlanın!

MAMUT ART PROJECT Kurucu Ortağı Seren Kohen

MAMUT ART PROJECT Kurucu Ortağı Seren Kohen

Kariyerlerinin başında olan genç sanatçıların üretimlerini desteklemek, kendilerine ait bir alanı kullanacakları sergileme deneyimini yaşatmak ve görünürlük sağlamak hedefiyle yola çıktıklarını ifade eden MAMUT ART PROJECT Kurucu Ortağı Seren Kohen şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl 530 başvuru ile beklentilerimizin oldukça üzerinde ilgi gören Proje sayesinde Resim, Fotoğraf, Enstalasyon, Grafiti Sokak Sanatları, Heykel, İllüstrasyon, Video Art alanlarında 47 yetenekli sanatçıyı sanat dünyasına tanıttık. 3.000 kişinin ziyaret ettiği sergide, eserlerin %60’ı satın alınarak önemli koleksiyonlarda yerini aldı. Sanatçılarımızın birçoğu galeriler tarafından görüşmeye çağrılırken; Didem Erk, geçtiğimiz Eylül ayında sergilenen İstanbul Bienal’ine Türkiye’den seçilen 13 katılımcıdan biri oldu. Galeriler tarafından temsil edilen 6 sanatçımızın eserleri, 2013 Contemporary Sanat Fuarı’nda sergilendi. 10 sanatçımız, Ankara CerModern gibi önemli kurumlar dâhil olmak üzere karma ve solo sergilere davet edildi ve yeni projelerini sergiledi.
Biz, her kişinin beğeneceği ve kendinde bir his uyandıracak en azından 1 sanatçı / sanat eseri bulabileceğine inanıyoruz. Şehirdeki sanat ortamına böyle doğru, kapsamlı ve sürdürülebilir bir sanat alternatifi kazandırmış olmanın heyecanını yaşarken; Mamut Art Project’i sanatçılar için güvenebilecekleri bir kurum haline getirmek hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2.senemizde de keşfedilecek yeni yetenekleri ve sanatseverleri ağırlamak için sabırsızlanıyoruz.

Gelecek için en büyük hedeflerimizden biri ise önce Türkiye içinde ve daha sonra yurt dışında MAMUT ART PROJECT edisyonları yapmak.”

MAMUT ART PROJECT HAKKINDA

Dünyadaki farklı ülkelerde düzenlenen etkinliklerin ülkemiz sanat camiasına bir uyarlaması olan MAMUT ART PROJECT, Türkiye’de bu alanda düzenlenen ilk sergi olma özelliği taşıyor. Türkiye’nin en kapsamlı ulaşılabilir sanat etkinliği olan MAMUT ART PROJECT, her yıl tekrarlanmak üzere, yeni sanatçıların ve üretimlerinin sunumlarıyla gelişen, ulaşılabilir sanat yapısını destekleyen alternatif bir proje olma hedefi ile yola çıktı. Genç sanatçılara alan ve görünürlük sağlamak amacıyla 15-19 Mayıs 2013 tarihlerinde Antrepo No:3’te projenin ilki gerçekleştirildi. Farklı alanlarda uzman isimlerden oluşan jüri tarafından, 530 başvuru arasından seçilen 47 sanatçıya, kendi idareleri ile yürütebilecekleri disiplinler arası bir paylaşım ve sergileme imkânı sağlandı. 3-6 Nisan 2014 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta düzenlenecek olan Mamut Art Project 2014’te, 700 başvuru arasından seçilen 55 sanatçı sanatseverlerle buluşacak.

Los Angeles Fotoğraf Festivali (LAPF), Türkiye’yi temsil eden 100 eseri Amerikalı sanatseverlerle buluşturdu.

losangels turkiye sergisi

2014 yılı teması “Türkiye” olarak seçilen festivalde, jüri heyeti tarafından değerlendirilerek zorlu elemeyi geçen 100 fotoğraf, Los Angeles Downtown Hatakeyama Galeri’de sergilenmeye hak kazandı.

Anadolu’nun dört bir yanından fotoğraf sanatına gönül vermiş amatör ve profesyonel fotoğrafçının katıldığı projede, dünyaca ünlü fotoğrafçılar Roberto Ysais, Vern Evans, Türk fotoğraf sanatçısı Mert Türkoğlu ve Pulitzer ödüllü Associated Press muhabiri Nick Ut jüri üyeliği yaptı.

Oyuncu Didem Erol’un sunumuyla gerçekleşen açılış kokteyline, Türkiye’nin Los Angeles BaşkonsolosuAydın Topçu, jüri üyeleri ile yazar ve sanatçılar katıldı.

Açılışta söz alan AP muhabiri Nick Ut, “Türkiye muhteşem bir buluşma noktası. Yüzlerce yıllık köklü tarihiyle farklı kültürleri içinde barındıran bir mozaiğe sahip. Böyle bir projede yer almaktan ve bu vesileyle Türkiye’yi daha yakın tanımaktan büyük mutlululuk duydum” dedi.

LAPF kurucuları Mert ve Elif Türkoğlu da yaptıkları açıklamada, festivale gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını belirtti. İkili, sergiyi Los Angeles’tan sonra New York, San Francisco ve Chicago’ya da taşımayı hedeflediklerini ve sergilenen 100 fotoğraftan oluşan bir albümü Amerika’da yayımlamayı planladıklarını söyledi.

Mert Türkoğlu, “Uluslararası düzeyde bir marka olma yolunda ilerleyen LAPF, Türk fotoğrafçılarına uluslararası platformda kendilerini tanıtma imkanı sağlarken, sanatın evrenselliğinden yola çıkarak farklı kültürleri buluşturmayı ve ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmayı hedefliyor” dedi.

Anadolu kareleriyle şehir, insan, doğa ve obje üzerine kurgulanmış 100 fotoğraftan oluşan sergiyi, yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Bugüne kadar Türk fotoğrafçılığı adına gerçekleştirilmiş en kapsamlı uluslararası sergi olan “LAPF Konsept Türkiye” Los Angeles’ın ardından, mayıs ayında İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşacak.

Kaynak :[-]

2012 yılında ilki düzenlenen ve büyük ilgi gören “Maddenin Halleri” bu yıl yine sanatçı ve tasarımcıları ‘birlikte çalışma, üretme ve disiplinlerarası bakış’ başlıkları altında ikinci kez bir araya getiriyor.

maddenin-halleri“Maddenin Halleri 2″ sergisi 22 Ocak – 27 Mart 2014 tarihleri arasında Armaggan Art & Design Gallery’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sergi, sanatçı ve tasarımcıların birlikte çalışarak yarattıkları eserler ve ürünler üç aydan fazla sürede oluştu.

Farklı disiplinlerin iş birliği içinde çalışmasını merkeze alan sergide; deri, ahşap, gümüş, mermer, bakır, kağıt ve tekstil gibi pek çok malzeme projeyi zenginleştiriyor.

Galerinin koordinatörü ve sergi küratörü Şanel Şan, Maddenin Halleri 2 sergisinin çıkış noktası ile ilgili olarak; ”Bir tasarım ve üretim markası olan Armaggan’ın bünyesindeki galeride sergilenen eserler, tıpkı markanın özel tasarlanan ürünleri gibi, sanatçılar tarafından sergi için özel olarak üretildi” diyor.

Sergide; farklı malzemeleri kullanan, teknikleri ayrı fakat sanat görüşleri paralel olan 50’den fazla sanatçı ve tasarımcının, 24 grup ve 7 bireysel çalışma sonucu ürettiği eserler yer alıyor.

Maddenin Halleri 2 Sergisine Katılan Sanatçılar

maddenin_halleriGruplar:
Avedis Kendir – Betül Cankara
Didem Durukan – Çiğdem Buçak Telli
Emre Evrenos – Arda Yorgancılar
Evren Erol – Lara Karaso
Gülperin Sertdemir – Haluk Tatari
Zeynep Torun – Mutlu Torun
Nevin Esen Rodoplu – Nilgün Sabar
Neşe Çoğal – İpek Altunmaral
Jülide Arslan – Meltem Eti Proto – Aliye Arslan
Collaborate 4
Nuray Özler – Desen Halıçınarlı
Sami Savatlı – Hüseyin Rüstemoğlu
Sıla Özgün – Gülfidan Özmen
Önder Özkan – Erim Bikkul
Efe Urgunlu – Tan Mavitan
Nazar Şigaher – Saba Barlas
Gamze Yalçın – Saliha Yılmaz
Yasha Butler – Derya Özparlak
Joelle Hançerli – Nevres Merve Kutlay
Hülya Sözer – Özlem Tuna
Osman Yaldır – Füsun Yaldır
Tablet Design – Mel Art (Meliha Babalık)
Sinem Kaya –  Hakan Erol
Naif Design – Sinem Yıldırım

Bireysel:
Nergiz Yeşil
Serim Turaçlı
Aziz Tavil
Serkan Akyol
Gönül Nuhoğlu
Sibel Niksarlı
Tan Taşpolatoğlu

İngiliz ve dünya edebiyatının mihenk taşlarından ünlü yazar William Shakespeare, genel olarak kabul olan biyografisine göre 2014 yılında 450. yaşına girecek. Bu sebeple, dünya sahnelerinin en başarılı isimlerinden olan yazar, tüm dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinliklerle anılacak.

ShakespeareHer yıl olduğu gibi bu yıl da yurt dışında, ünlü aktörlerin âdeta imtihan verdiği Shakespeare oyunları sahnelenecek. Jude Law, 15 Şubat’a kadar “V. Henry” ile West End’de sahnede olacak. Kevin Spaceyli “III. Richard” ile başarılı bir başlangıç yakalayan Sam Mendes’in “Kral Learı” da, yaklaşık bir ay sonra perdelerini açacak.

Yurt içinde Kent Oyuncuları, Şehir Tiyatroları ve İstanbul Devlet Tiyaroları kutlamalara için özel olarak Shakespeare oyunlarından bazılarını sahneleyecek. Ayrıca “Titus Androcinus”, Semaver Kumpanya’nın ses getiren yorumuyla ve yenilenen kadrosu tarafından sergilenirken sezon açılışında da Tiyatro Pera tarafından sergilenecek “Kısasa Kısas” sanatseverlerle buluşacak. Tüm bunlara ek olarak Devlet Tiyatroları, Shakespeare’i Anadolu sahnelerine taşıyacak. Moda Sahnesi’nde açılış oyunu olarak sergilenmeye devam edilen ve kadrosunda Onur Ünsal’ın da yer aldığı “Hamlet”; 4 Ocak Cumartesi, 5 Ocak Pazar, 9 Ocak Perşembe ve 10 Ocak Cuma 2014 tarihlerinde seyirciyle tekrar buluşacak.

GÖRSAV kısa adıyla anılan ” Görsel Sanatlar Vakfı ” tarafından “BULUŞMA” adı ile açılacak olan sergide Pek çok sanatçı eserlerini sergileyecek. Aynı zamanda Derneğimizin Kurucusu ve Genel Başkanı olan Heykel Sanatçısı ve Resim Eğitmenimiz Sayın Ş.Hale  ÜRKMEZGİL’in de eserlerinin de yer alacağı sergiye Ünlü Cam ve vitray sanatçısı İzzettin BAKİ ile ressam Reha YALNIZCIK ‘ın eserlerini de görmeniz mümkün olacak.

GÖRSAV LOGO

 

hale hoca haber

 

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sanatçı öğretim görevlileri tarafından, 1990 yılında kurulan GÖRSAV Görsel Sanatlar Vakfı, bugüne kadar faaliyetlerini sürdürerek aygın bir isme sahip olmuştur.23 yılını dolduran vakfı yaşatmaya devam etmek için yeni yönetim hizmet bayrağını

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ÜRKMEZGİL

Heykel Sanatçısı
Ş.Hale ÜRKMEZGİL

devralmıştır. İlk icraati, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 6.Trieanali’nin sponsorluğu olmuştur. Şu anda 42 öğrenciye de burs verilmektedir.

BULUŞMA sergisi; GÖRSAV’ın yenilenmiş enerjisiyle, kültür, sanat, eğitim ve sosyal hayatımıza katkılar sunmak üzere, sanatçılarla, sanatseverlerle, gençlerle buluşmasıdır.

BULUŞMA sergisi; katılan sanatçıların satılan eserlerinin gelirini GÖRSAV’a bağış olarak bırakacakları bir dayanışma buluşmasıdır… da aynı zamanda.

İzzettin Baki Görsel Sanatlar Atölyesi

Cam ve Vitray Sanatçısı
İzzettin BAKİ

BULUŞMA sergisiyle GÖRSAV’a destek vermek isteyen tüm sanatçılarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız….

Bu ilk buluşmamızda, katılım sırasına göre belli sayıda eseri sergileyebildik.

Sanatın; insanlığın ilerlemesindeki öneminin bilinciyle, bundan sonraki sergilerimizde ve faaliyetlerimizde, tüm sanatçılarımızla, sanatın aydınlatacağı yarınlarda buluşmak ve sizleri de buluşturmak dileğiyle

 

GÖRSAV, Görsel Sanatlar Vakfı

Hakkında

GÖRSEL SANAT KOLLARINA DESTEK AMACIYLA 1990 YILINDA KURULMUŞ VAKIFTIR.
Açıklama
Kısaltılmış adı Görsav olan ¨GÖRSEL SANATLAR VAKFI¨, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu olarak, 1990 yılında, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun daha sonra Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’ne dönüşmesi sonucunda, bu okulun 41 öğretim üyesi adına 3 kurucu üye tarafından kurulmuştur.
Ressam  Reha YALNIZCIK

Ressam
Reha YALNIZCIK

Vakfın amacı, 

-Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunları ve mensupları arasındaki dayanışmanın ve sosyal bağın yaratılmasını sağlamak,
-Ülke sanatının gelişmesi için, görsel sanatların her alanında çeşitli faaliyetlerde bulunmak, projeler üretmek, toplumun kültürünü geliştirme, sanata olan ilgisini, sevgisini arttırmaya yönelik her türlü girişimde bulunmak,
-Üke ekonomisine ve sanatın gelişmesine yardımcı olacak her türlü araştırma ve çalışmaları desteklemek,
-Üyelerin, sanatçıların, sanat, sosyal ve sağlık konularıyla ilgili projeler geliştirmek ve gerçekleştirmek,
-Sanatla ilgilenen yetenekli gençlere sanat, eğitim, sosyal alanlarda gelişmelerini sağlayacak etkinlikler gerçekleştirmek.
Bu amaçlar doğrultusunda;
-kültürel ve sanatsal etkinlikler konusunda kamu ya da özel kurumlarla işbirliği yapmak,
– yurt içinde ve yurt dışında sergi, kongre, konferans, toplantı ve geziler düzenlemek,
-doğal çevrenin, kültürel ve tarihi değerlerin, sanat eserlerinin korunması için çaba göstermek,
-sanat yapıtlarının bakım ve onarımını yapacak birimlerle arşivler, müzeler kurmak,
-her türlü öğretim kademesinde sanat eğitim kurumlarını kurmak,
-görsel sanatlar ve kültürel değerlerle ilgili belge toplamak, yayınlar yapmak,
-yaratıcıları desteklemek amacıyla kurslar ve burslar verme, yarışmalar düzenlemek, jüriler oluşturmak ve oluşturulan jürilere katılmak,
-Gençlere yönelik;
-kurslar açmak,
-yurt içi ve yurt dışında staj olanakları sağlamak,
-kafeterya, kantin, vb. işleri yapmak,Üye, sanatçılara, sosyal konutlar, çalışma atölyeleri, sanatçı tatil köyleri, turistik amaçlı sanatçılarla ilgili kuruluşlar kurmak, sanatçıların sağlık sorunları ile ilgili gerekli sağlık merkezleri kurmak, uluslararası sanat kuruluşları ile bağlantı kurmak ve ortak çalışmalar yapmaktır.

Görsav, bugüne kadar çeşitli faaliyetlerde bulunarak sanat çevrelerinde saygın bir isim yapmıştır.
Bu faaliyetleri arasında;
yurt içi ve yurt dışı sanat gezileri, güzel sanatlara hazırlık kursları, Kadıköy Belediyesi’yle birlikte halka açık yetenek geliştirme kursları, vs. düzenlenmiş,
1995 yılında faaliyet göstermeye başlayan Dragos Sosyal Tesisi’nde çeşitli toplantılar, yemekler, etkinlikler, vs. düzenlenmiş,
Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yaptığı sempozyum, konferans, sergi, mezunlar günü, vs. gibi etkinliklerde, maddi ve organizasyon desteği vermiştir.

En son olarak Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 2013’de düzenlediği ‘’6. ULUSLARARASI ÖĞRENCİ TRİENALİ’’nin sponsorluğunu yapmıştır.

Bazen görmezlikten gelir yok sayarız bazen görmeyiz, peki “görmezden gelmek” olmadı mı demek?
Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

tüyap kitap-2013Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

 23. İstanbul Sanat Fuarı Artist 2013’te 66 sanatçının katıldığı, çerçevesi sanat politika kamusallık olarak çizilen, video art, tuval resmi, heykel, fotoğraf gibi farklı alanlarda yapıtların yer aldığı ‘Müdahale Var mı?’ adlı bölüme müdahale edildi.

Nova Kosmikova’nın Başbakan’ın portre bir fotoğrafının üzerinde oynayarak petrol ve duble yollar politikasını eleştiren bir çalışması Başbakan’a hakaret olarak algılayan bir sanatseverin şikayetiyle savcılığa intikal etti.

Serginin küratörü Ali Şimşek ve Tüyap’ın Genel Müdür Yardımcısı bugün ifade vermek üzere karakola çağrıldı. Serginin küratörü kendisine sorulan “Bu yapıtın hakaret içerdiğini kabul ediyor musunuz?” sorusunu “Bu bir sanat yapıtı, küratör olarak sanatsal özgürlükler çerçevesinde sanata müdahale etmeye hiç hakkım yok” diye cevapladığını söylüyor.

Türkiye ’de ilk kez bir sanat fuarında bir yapıt bir vatandaşın ihbarı üzerine savcılık tarafından yargıya taşındı. Hukuki süreç başladığı için yapıt artık sergilenemiyor.

Kaynak:[- ]

Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, dün açıldı. İlk akşamdan 9.000 ziyaretçinin gezdiği fuarda; 748 sanatçı, 3.000 eser, 22 ülkeden 95 çağdaş sanat galerisi bir araya geliyor.

Contemporary Istanbul Announces its 8th Edition 7th - 10th November 2013

Ulusal ve uluslararası galeriler, tüm dünyadan gelen sanatçılar, koleksiyonerler, küratörler, sanat eleştirmenleri, sanatseverler ve basın mensupları bu akşam gerçekleşen açılışta İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ile İstanbul Kongre Merkezi’nde sanat için bir araya geldi. Açılışa sanat ve cemiyet dünyasından birçok isim katıldı.

Fuarda, özellikle Türkiye’den galerilerin sergileme ve işlerin kalitesindeki artış dikkat çekti. CI Dialogues kapsamında fuarın ilk gün konuşmasını Hermann Nitsch yaptı. Viyana Aksiyonizmi’nin kurucularından olan Hermann Nitsch, küratör ve sanat eleştirmeni Marcus Graf ile beraber sanatçı konuşması gerçekleştirdi.

Cemiyet ve sanat dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren görkemli ön izleme, Martı İstanbul Hotel Teras Bar ‘da gerçekleştirilen Contemporary Istanbul açılış partisi ile devam etti.

8- Contemporary Istanbul bu sene 748 sanatçı, 3000 eser, 22 ülkeden 95 çağdaş sanat galerisi ile beraber 70.000’den fazla ziyaretçiyi ağırlayacak. 2013 yılında sergilenecek işlerin toplam değeri 180 Milyon TL.

Dünyanın en önemli galerileri arasında yer alan Marlborough Gallery, New York; Galerie Lelong, Paris; Andipa Gallery, London; Opera Gallery, Cenova; Galeria Filomena Soares,

Contemporary Istanbul-2013

Lizbon; Galeria Javier Lopez, Madrid; Senda Gallery, İspanya; Michael Schultz, Almanya; Klaus Steinmetz, Kosta Rika, ve Türkiye’den Dirimart, Galerist, Galeri Mana, Galeri Nev, Pi Artworks, Rampa, x-ist katılımcı galeriler arasında yer alıyor. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı B katı bu sene özel olarak yeni/gelişmekte olan galerilere ayrılıyor.

 

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan Uluslararası Antalya Piyano Festivali Kasım’da başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 08 Kasım – 30 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

14-antalya-uluslararsı-piyano-festivaliFestivale bu yıl Grammy ödüllü sanatçı Michel Camilo, Vladimir Spivakov, Aziza Mustafa Zadeh gibi önemli isimler konuk olurken; piyano festivalinin siparişi üzerine Muhiddin Dürrüoğlu tarafından bestelenen “Anadolu’dan Sahneler”in de dünya prömiyeri yapılacak. Festivalde ayrıca Fazıl Say’ın Water –Su isimli piyano konçertosu ve Michel Camilo’nun “Piyano Konçertosu No: 1” isimli eseri de Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları biraraya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 14’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Festival açılışında Fazıl Say’ın yeni eseri “Water” ilk kez seslendirilecek

Festivalin bu yılki açılış konserinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri olan ve dünya prömiyeri İsviçre’de yapılan “Water” piyano konçertosu, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Sanatçının piyano ve orkestra için bestelediği eserin prömiyerinde, sanatçıya şef Naci Özgüç yönetimindeki “Antalya Devlet Senfoni Orkestrası” eşlik edecek. Sanatçının suyun sakinliğini ve gücünü müzikle bir araya getirdiği eser; üç farklı bölümden oluşuyor. Eserin ilk bölümü olan “Mavi Su” dans eden, caz yapan, hüzünlenen, derinleşen sonsuz büyük denizi, ikinci bölümü olan “Siyah Su” gece vakti ay ışığı altında baykuş ve kurbağa seslerinin duyulduğu ormanda bir gölü, son bölüm olan “Yeşil Su” ise akarsuları anlatıyor. Konserin ikinci yarısında ise yine Say besteleri yer alıyor. Sanatçının “İlk Şarkılar” adını verdiği on farklı eser izleyici ile buluşurken, Say’ın piyanosuna solist Serenad Bağcan eşlik edecek. Fazıl Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 08 Kasım Cuma ve 09 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.