Şunun için etiket arşivi: sanatçılar

Ustaya Saygı gecesinde sahne alacak sanatçılar  10 Eylül 2015 Perşembe günü basın toplantısı gerçekleştirildi.

4-uluslararasi-klarnet-festivali-basliyor

Barış Manço anısına Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 17 Eylül’de 4. Uluslararası Klarnet Festivali kapsamında düzenlenecek “Ustaya Saygı” gecesinde ünlü isimler sahne alacak.

Malta Köşkü’nde düzenlenen basın toplantısına katılan festivalin sanat direktörü Serkan Çağrı, yarın başlayacak festivalde, Türkiye’de sanatıyla “ilaç” olan sanatçıların anıldığını söyledi.

Çağrı, “Ustaya Saygı” gecesinin kendileri için büyük önem arz ettiğini dile getirerek, “Bu yıl İkinci Dünya Savaşı sonrası insanların barışa, dostluğa, kardeşliğe hasret kaldığı yıllarda doğmuş ve adına ‘Barış’ denilmiş büyük bir sanatçı için toplandık” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN AĞITLARININ DEĞİL, TÜRKÜLERİNİN SÖYLENECEĞİ GÜNLERİ UMUTLA BEKLİYORUZ”

Sanatçı olarak son günlerde yaşanan terör saldırılarının acısını derinden hissettiklerini kaydeden Çağrı, şunları aktardı:

“Ülke olarak çok hassas, hepimizin duygularını sarsan günlerden geçiyoruz. Ülkemizin ağıtlarının değil, türkülerinin söyleneceği günleri umutla bekliyoruz. Benim enstrümanım, ben ne yaşıyorsam onun sesiyle insanlara ulaşıyor. Bazen enstrümanımı çalarken ağladığımda, onun sesinin de ağlak olduğunu duyanlar oluyor.”

Serkan Çağrı, müziğin eğlence aracı olarak lanse edilmesine tepki göstererek, “Yıllardır müziğin eğlence olarak kafamıza yerleştirilmesinden dolayı, müziğin ifade edildiği her yeri eğlence şeklinde algılamamız için yönlendirildik. Böyle hassas dönemlerde kendi sanatımızı bir kenara bırakıp söyleyemediğimiz sözlerle birbirimize bakakalıyoruz. Bu bizi üzüyor” dedi.

ÇAĞRI: “SOKAK KONSERLERİNİ GERİ ÇEKTİK”

Böyle bir dönemde sokak konserlerini yapmayı uygun bulmadıklarını sözlerine ekleyen Çağrı, şöyle konuştu:

“Festival dolayısıyla sokaklarda müziği yayarak ‘İstanbul Nefes Alıyor’ demiştik ancak yurt dışından yaklaşık yüz kişinin katılacağı sokak konserlerini böyle bir dönemde yapmayı uygun bulmadık ve salon konserlerimiz hariç bütün konserlerimizi geri çektik.”

LİNET: “İNSANLARA İLAÇ OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Toplantıya katılan sanatçı Linet, sanatın her zaman eğlence anlamına gelmediğini vurgulayarak, duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Sesimle, duygularımı daha rahat bir şekilde ifade edebiliyorum. Hep birlikte çok zor bir durum içerisinde bir şeyleri başarmaya çalışıyoruz. Dediğimiz gibi, sanat her zaman ‘eller havaya’ değildir. Biz, duyguları nefesimizle birleştirip, insanlara ilaç olmaya çalışıyoruz. Barış Manço’nun önderliği altında, böyle bir geceyi yaşatabilirsek çok mutlu olacağım. Acıları hem ses hem de nefes ile birlikte paylaşalım.”

Barış Manço’nun oğlu Doğukan Manço, babasının herkese hitap eden evrensel bir insan olduğunu dile getirerek, “Barış Manço, bugünlerde ihtiyacımız olan ‘barış’ı bize yansıtan bir değerdi. Böyle bir gecenin, onun bize bıraktığı değerleri genç nesillere aktarmanın yolu olduğunu düşünüyorum. Bizler oğulları olarak 17 sene boyunca yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalıştık. Umarım layık olmuşuzdur” ifadelerini kullandı.

Sanatçının küçük oğlu Batıkan Manço da festivalin müzikten daha fazlası olduğuna vurgu yaparak, “Bu acı günlerde, festivalin eğlenceden çok, barışı temsil ettiğini düşünüyorum. Çünkü en çok böyle günlerde insanların umuda ihtiyacı var. ‘Ustaya Saygı’ konserinin en önemli mesajının ‘barış’ olacağına inanıyorum” dedi.

HAKAN BİLGİN: “KÜÇÜKKEN BARIŞ MANÇO BENİM ABİM OLSUN DİYE DUA EDERDİM”

Etkinliğe katılan sinema oyuncusu Hakan Bilgin ise Manço ile büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Küçükken, ‘Barış Manço benim abim olsun’ diye dua ederdim. O sadece müzik yapmıyordu. Müzikle insanlara başka şeyler anlatmaya çalışıyordu. Çocukları küçükken yakalayıp, onlara faydalı olmayı, ailesine ve vatanına saygılı olmalarını sağlamaya çalıştı. Bu konserle Barış Manço’yu hatırlayıp, hayata tekrar göz atarsak daha iyi insanlar olabiliriz.”

Ustaya Saygı gecesinde, Manço’nun unutulmaz eserlerini Cansu, Doğukan Manço, Fettah Can, Gökhan Tepe, Hakan Aysev, Keremcem, Mine Mucur, Öykü Gürman, Yavuz Bingöl ve Zara, klarnet sanatçısı Serkan Çağrı eşliğinde yorumlayacak.

sanat lise ek puan

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında, sanat ile sosyal etkinlikler  ve spor etkinliklerinde öğrencilerin kendilerini daha fazla geliştirecekleri mekanizmaları oluşturarak, liselere geçişte, bu faaliyetler üzerinden ek puan verilecek bir düzenleme için hazırlık yapıyor.

5.-Nar-Tanesi-Festivali-115-682x1024

Bir yıl kadar önce yaptığımız haberde de belirttiğimiz gibi (27.05.2014 tarihli haberimiz)Milli Eğitim Bakanlığında Sanatsal ve Sosyal eğitim almış öğrencilere ek puan uygulaması için yönergeler hazır büyük ihtimalle Önümüzdeki dönem uygulamaya konacak olan uygulama ile Sanatsal, sosyal ve sportif faaliyetler konusunda ek eğitim almış öğrencilere TEOG sınavlarında ek puan ve bir takım avantajlar uygulanacak. Bu durum elbette sanat eğitimi veren kurumların daha hassas ve kaliteli eğitim vermesine yol açacağı gibi M.E.B. olmadan denetimden yoksun çalışan kurumlarında kendi durumlarına çeki düzen vermesine yol açacak.

M.E.B Bağlı olmaksızın faaliyet gösteren “Merdiven altı Sanat Eğitimi” diye tarif edilen kurumların sektörde kendilerine yer edinmesinin zorlaşacak. Gerrek vergi gerekse yasal boşluklardan faydalanarak faaliyet gösteren bu kurumlar yeniden yaılanma veya kapatılmayla karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.
Bu kapsamda Bakanlık, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda  sanatsal ve sosyal etkinlikler ile yeteneklerini geliştirebilecekleri liselerin sayısını da artıracak.

Çocuk-Bale-40
Bakanlık Müsteşarı Yusuf Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yetenekli çocukların güzel sanatlar ve spor liselerinde eğitim aldıklarını belirterek, daha önce spor ve güzel sanatların aynı çatı altında bulunduğunu hatırlattı. Daha sonra bu okulların iki ayrı tür olarak düzenlendiğini anlatan Tekin, öğrencilerin, okul hayatlarında sosyal ve sanatsal alanlara yeterince zaman ayıramadığına dikkati çekti.

Tekin, ülkenin geleceği için özel yetenekli öğrencilerin erken yaşta keşfedilmesi gerektiğinin altını çizerek, ortaokul düzeyinde sanat ve spor okullarının açılması gerektiğini ancak kanun itibarıyla bunun mümkün olmadığını ifade etti.

Yetenekli öğrencilerin ancak lise düzeyinde ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabildiğine işaret eden Tekin, “Ülke genelinde 55 spor ve 73 güzel sanatlar lisesi bulunuyor. İhtiyaç doğrultusunda bu liselerin sayısı artırılacak. Özellikle olimpik sporlarda, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla, ‘liselerimizi bu anlamda daha spesifik hale getirebilir miyiz’ diye çalışıyoruz” dedi.

Nar-Çiçekleri-Yeni-Yil-2015-16

Tekin, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile spor tarihinin en önemli işbirliği yapılarak İstanbul’da açılan Meral-Celal Aras Spor Lisesi’sinin, Türkiye’nin ilk futbol okulu olduğunu dile getirdi.

Özellikle Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in okulun açılmasında, süreci başından beri birebir takip ettiğini ifade eden Tekin, şunları söyledi:

“Terim kurguladı, biz de akademik kısmında ona destek olmaya çalıştık. Biz, akademik alanda çocuklara ders veriyoruz, öğrencilerin seçimi ve diğer dersleri TFF ve futbol konusunda donanımlı akademisyenler yapıyor. Başarılı bir model ve iyi bir örnek olacak. Daha önce voleybol okulu vardı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, federasyonlarla iletişime geçiyor. Spor liseleri tabelası altında spesifik spor dalları üzerine liseler açmak istiyoruz. Basketbol, voleybol, kış sporları gibi. Bunun altyapısını oluşturuyoruz. Federasyonların, ne kadar yapabileceğine bakarak sayıları belirleyeceğiz. Güzel sanatlar alanında da bu tür okulları açmak istiyoruz. Tiyatro, sinema, halk müziği gibi dallarda bu liseleri açmak rasyonelse ilgili kişilerle protokoller yaparak okulları açmayı arzu ediyoruz. Bu konuyu görüştüğümüz bazı sanatçılar sıcak yaklaşıyor. Birkaç tiyatrocu ve müzisyenle bu konuda ciddi görüşmeler yaptık. TFF ile yaptığımıza benzer bir protokol üzerinde çalışıyorlar. Bize önerilerini getirecekler, eğer uygun bulursak böyle bir protokol imzalayacağız.”

Yusuf Tekin, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bu tür liselere yönelebilmesi için kesintili eğitim sisteminin gerektiğini vurgulayarak, kesintisiz eğitimin dayatmacı bir zihniyetin ürünü olduğunun altını çizdi.

ORTAOKULLAR ARASI GEÇİŞİ KOLAYLAŞTIRACAK MEKANİZMALAR ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR

5.-Nar-Tanesi-Festivali-483-1024x682

Tekin, çocukların, her kademede okul değiştirebilmesini istediklerini, 4+4+4 eğitim sisteminde açık liselerden, temel liselerden, fen ve anadolu liselerinden geçirgenliği kolaylaştırdıklarını ifade etti.

Ortaokullarda bunu sağlayacak mekanizmaları geliştirmeye çalıştıklarını belirten Tekin, “8 yıllık eğitimi kesintisiz hale getirmeyi istemek hem demokrasi hem insan hakları hem de özgürlüklerle bağdaşmıyor. Türkiye bunu aşmak için çok çaba sarf etti. Tekrar darbeci bir zihniyetin ürettiği, dayattığı noktaya geri dönmek akıl karı değil. Dolayısıyla kesintisiz eğitim çok rasyonel, çocukların gelişimiyle alakalı bir model değil. Biz kesintili eğitimle, çocuklar istedikleri tercihleri yapsın, istedikleri eğitim kurumlarında okusunlar istiyoruz” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE TÜBİTAK YARIŞMALARINDAN ALINAN EK PUAN GİBİ BİR SİSTEM OLACAK “

Tekin, sportif ve sanatsal alanda yetenekli çocukların uygun şekilde yükseköğretim almalarına da zemin hazırlamak istediklerini anlatarak, şöyle dedi:

“Baştan beri, çocuklarımızın güzel sanatlar, sanat, spor ve sosyal faaliyetlerini daha fazla geliştirecek mekanizmaları üreteceğiz, demiştik. TEOG’u tanımlarken de uzun vadede, bu tür yetenekleri ölçecek, bunu liseye geçişte bir araç olarak kullanabilecek mekanizmaları da geliştireceğimizi ifade etmiştik. Şimdi Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz bunun çalışmalarını yapıyor. Bunlar ölçülebilir hale geldiğinde, temel eğitimden orta eğitime geçişte, bu tür etkinlikler, yetenekler bir araç olarak kullanılacak ve okul puanlarına etki edecek.”

MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, spor, sanat, müzik, yabancı dil gibi kursların hepsi zaten MEB’in sistemine dahil olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda spor kulüplerini de entegre ettikten sonra, tüm Türkiye’de bunu eşit uygulayacağımızı düşündüğümüzde, sizin temel eğitimden ortaöğretime geçişte okul başarınız şu, ortak sınavlardan aldığınız puan şu, güzel sanatlar, spor ve sosyal etkinliklerden aldığınız puanlar şu, diyeceğiz. Böylece çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmesini sağlayacağız ve bunu da liseye girişte bir araç haline dönüştüreceğiz. Bu, üniversiteye girişte TÜBİTAK yarışmalarından alınan ek puan gibi bir sistem olacak. Bütün bunları yaptığımızda, hem öğrenciler üzerindeki sınav baskısını daha da azaltmış hem de çocuklarımızın yeteneğini test çözmeye kurban etmemiş ve onu geliştirmesi için zemin oluşturmuş olacağız.”

43. istanbul müzik festivali

istanbul-muzik-festivali600’e yakın sanatçı eserleriyle İstanbul gecelerini daha anlamlı kılacak. O halde, İstanbul’u dinlemenin tam vakti…

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 43. İstanbul Müzik Festivali, yarın akşam gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseriyle başlıyor. “Kültürel Manzaralar” temasıyla 29 Haziran tarihine kadar aralarında Yuri Bashmet, Fazıl Say, Gidon Kremer, Yuja Wang, Magdalena Koená, Emmanuelle Haïm ve festivalin bu yılki Yerleşik Konuk Orkestrası Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’in de bulunduğu 600’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı Aya İrini Müzesi ve Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall gibi İstanbul’un 12 farklı mekânında ağırlayacak.

Festivalin mihenk taşlarının festival heyecanlarını ve festivalden beklentilerini sorduk. İlk olarak da İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak’ın kapısını çaldık.

‘YILDIZ İSİMLERDEN ÇOK, İÇERİK ÖNEMLİ’

-Festival denince akla artık ilk olarak İKSV geliyor. Özellikle de İstanbul Müzik Festivali. Sizce uzun soluklu festival olmasının ardında ne var?

İstanbul Müzik Festivali’nin 43 yıldır hem sanatçılar hem de izleyiciler tarafından ilgiyle takip edilmesinin ve uluslararası alanda etkisini artırabilmesinin sırrı, yaratıcı programları, seyirciyi şaşırtabilmesi, sürekli yenilik peşinde koşması ve dünyada klasik müzikte olan gelişmeleri çok yakından takip edebilmesinde yatıyor. Bugün Türkiye’de pek çok özel kurum, klasik müziğin en büyük isimlerini sunabiliyor. Festivalin farkı burada ortaya çıkıyor. Bizim için artık ‘yıldız isim’lerden çok, projenin içeriği önemli. Bir festivalin en önemli görevi, sanatçılar ve projeleri için yaratıcı bir platform oluşturmaktır. Bir festival sanatçılara hayal kurabilecekleri yaratıcı bir ortam sağlamalı, hatta bir adım ötede yaratıcı anlamda riskler alabilmeleri için bir platform oluşturabilmeli. Seyirciler açısından baktığımızda ise, öncelikle onlar için bu festivalde nasıl sıra dışı ve özel anlar yaratabileceğimizi göz önünde bulundururuz. İstanbul Müzik Festivali olarak dinleyicilerimize mümkün olduğunca çeşitli yenilikler içeren ve sürprizlerle dolu anlar yaşatmayı, dağarcıklarına yeni eserler kazandırarak kimi zaman onları konfor alanlarından çıkarmayı ve özel anlar yaratmayı amaçlıyoruz.

-Bu yılki tema epey derin ve müzikseverler tarafından merakla bekleniyor. “Kültürel Manzaralar”ı etkinlik boyunca katılımcılar nerelerde yakalayacak?

Festivalin başından sonuna kadar pek çok “Kültürel Manzara” karşımıza çıkacak. İlk olarak müzikseverlerin kaçırmaması gereken günümüzün en büyük kemancılarından Gidon Kremer ve Kremerata Baltica’nın 1 Haziran tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sunacakları “Rus ve Amerikan Mevsimleri” konserini saymak istiyorum. Astor Piazzolla’dan Philip Glass’a ulaşan muhteşem bir konser programı ve arkada gösterilecek olan özel video projeksiyonu kaçırmamalarını tavsiye ederim. Seyirciler için gerçek bir deneyim olacak bu konser. Tabii bunun dışında Angela Hewitt’den “İspanyol Manzaraları”, Alliage Quartet’ten “Paris Dans Ediyor” konseri, Schubertiade, Franz Liszt Oda Orkestrası, Borodin Quartet, Kim Kashkashian konserleri dünyanın pek çok yerinden manzaralar sunacak bizlere.

-İKSV her yıl çıtayı yükseltiyor. Genç müzisyenlere de el uzatıyor. Bu festivalin bir de misyon sırtlandığını düşünebiliriz sanırım.

Genç müzisyenler bizler için çok önemli, bu ülkenin geleceği onlar. Bu nedenle 9 yıldır festivalin açılış konserlerini ülkemizin gelecek vaat eden genç müzisyenleriyle gerçekleştiriyoruz. Bu yıl açılış konserinde dinleyeceğimiz genç piyanist Can Çakmur, gerçekten özel bir yetenek. Aynı zamanda her yıl festival genç solistini sunan projemiz var. Bu yıl genç solistimizi flüt dalında seçtik. Bengisu Kömürcü Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası eşliğinde ilk kez festival izleyicileriyle buluşacak. Tabii Barış İçin Müzik Orkestrası’nı da unutmamamız gerekir. Onlar da küçük topluluklarıyla festival süresince konser öncesi etkinliklerimizde yer alacak.

NEREDE? NE ZAMAN?

29 Haziran’a kada rsürecek. 43. İstanbulMüzik Festivali programına ve biletlerine muzik.iksv.org adresinden ulaşılabilir.

SAYILARLA MÜZİK FESTIVALİ

-Festival 42 yılda 3 bine yakın etkinlik gerçekleştirdi.

-Bu yıl yaklaşık 25 bin seyirciye ulaşacak.

-İstanbul Müzik Festivali gençleri desteklemek ve müziğe teşvik etmek amacıyla, 2007 yılından bu yana festivalin açılış konserlerinde genç müzisyenlere programında yer veriyor.

-Aynı şekilde İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 40. yılında (2012), geleceğin sanatçılarının yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla, vakfın kurucuları arasında yer alan ve Türkiye’de operanın gelişmesine büyük katkıda bulunan Aydın Gün anısına başlattığı teşvik ödülü, her yıl klasik müzik alanında bir gence veriliyor.

-İKSV, Barış İçin Müzik Vakfı’nın gelişimine, uluslararası arenada yer edinmesine ve sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar yürütecek; destekçi arayışı, iletişim çalışmaları ve organizasyona yönelik konularda da 2013 yılından beri kurumsal partnerliğini üstleniyor.

PROF. FİLİZ ALİ: BEREZOVSKY’NİN KONSERİ KAÇMAMALI

İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü’ne layık görülen Prof. Filiz Ali ödülünü yarın akşam alacak. Ali’den konserlerde en ön sıralarda olacağı, heyecanla beklediği konserleri aldık.

“Ödülü aldığımı duyduğumda benim için büyük bir sürpriz oldu. Ödül alma amacıyla değil, içtenlikle yaptığım ve bu nedenle ödüllendirildiğim için çok mutlu oldum. İKSV tarafından verilmesi benim için ayrıca anlamlı. Kurucularını da yakinen tanırım. İstanbul Müzik Festivali sayesinde dinleyebileceğimizi ummadığımız müzisyenler getirildi. Eskiden kaliteli müziğe ulaşmak gerçekten çok zordu.

Yaşam boyu başarı ödülü alacak olan Borodin kuarteti ile son zamanların en ilgi çeken piyanistlerinden Berezovsky’nin konserine gitmeyi çok istiyorum. Tabii AIMA Festival Orkestrası’nın Alexander Rudin ve Julian Milkis ile verecekleri konser de çok önemli. Ermeni bestecilerin eserlerinin de yorumlanacağı Kim Kashkashian & Peter Nagy konserine de gitmeyi çok isterim.”

ÇANAKKALE MUHAREBELERİNİN 100. YILI ŞEREFİNE

43. İstanbul Müzik Festivali, besteci, keman virtüözü ve şef Hasan Niyazi Tura’ya festival tarafından sipariş edilen “Şehidin Türküsü” eserinin dünya prömiyeriyle başlayacak. Tura şöyle diyor: “Festivalde dinleyicilerin duyacağı ilk notaların bestecisi olmak heyecan verici. İKSV’nin Çanakkale muharebelerinin 100. yılı şerefine bir eser ısmarlaması ve ortaya çıkan yeni eserimde Çanakkale gazisi büyükbabam Mustafa Niyazi Tura’nın, söz ve müziğini yazdığı türküsünü bir aile yadigârı olmaktan daha ileriye taşımam tarifi zor ama çok güzel duygular.”

“GENÇLERE BÜYÜK SALONLARDA ÇALMA İMKANI VERİLİYOR”

Türkiye’nin dört bir yanında ve yurtdışında eğitimlerini sürdüren 24 yaş altı flütçüler arasından Bengisu Kömürcü festivalde konuk olmaya hak kazandı. 22 yaşındaki Kömürcü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ve şef Antonio Pirolli ile aynı sahnede olacak. İleride eğitimci olmak isteyen Kömürcü, “İstanbul Müzik Festivali’nin çok dolu bir tarihi var. Her zaman önemli müzisyenleri ağırladı, bu sene de öyle olacak. Biz gençlere de yer veriliyor olması çok anlamlı. Çünkü maalesef bugün ülkemizde büyük bir kitleye haber verip, böyle salonlarda çalma imkânımız yok. 20 Haziran’daki konserim için de çok heyecanlıyım. Bunu bir başlangıç olarak görüyorum. Gelişmeye devam etmeyi ve ileride öğrenci yetiştirmeyi hedefliyorum” diyor.

PİYANİST ANGELA HEWİTT: BENCE HER ŞEY HARİKA OLACAK

“1700’lerde Domenico Scarlatti’nin yazdığı sonatlarının yanı sıra Albeniz’in süiti, Granados’un dansları ve Falla’nın fantezilerini çalmak ve dinlemek ilginç ve etkileyici bir deneyim. Bu isimler fevkalade eserler yazdı ve piyanistlerin neler yapabileceğini gözler önüne serdi. Bu konser için ben de çok heyecanlıyım. İstanbul’da birkaç kere çalmama rağmen İstanbul Müzik Festivali benim için ilk olacak, bu yüzden çok heyecanlıyım fakat bence harika olacak! Umarım dinleyiciler de memnun kalır.”

GABOR BOLDOCZKİ: YENİ TROMPET KONÇERTOLARI GEREK

“İstanbul’un görkemli Osmanlı saray ve bahçelerinin yanı sıra gece hayatı etkileyici. Fazıl Say ile birkaç kere çaldım, harikaydı. Gülsin Onay ile yeni bir müzikal işbirliği gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşıyorum. Yakında İstanbul’a yeni trompet konçertoları getirmek istiyorum.”

Kaynak: Habertürk

43 bin yıllık Neandertal Flütü

Dünyanın en eski müzik aleti, Neandertal Flütünü dinlemez misiniz? 43 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu müzik aleti ile, atalarımızın sanatçı ruhlu olduğu anlaşılıyor.

2008 yılında arkeologlar, Almanya’nın güneyinde Hohle Fels adında bir Taş Çağı mağarasında flüt parçaları buldular. Bu flüt parçaları, akbaba ve mamut kemiklerinden yapılmıştı. Günümüzden önce yaklaşık 42.000 ila 43.000 yıllarına tarihlenen bu enstrümanlar, gelmiş geçmiş en eski enstrümanlar olarak kabul ediliyor. Daha önce en eski kabul edilen enstrümanlar ise 35.000 yıl öncesine tarihleniyordu.

neandertal-fülütü

Araştırmacılar, titizlikle oyularak yapılmış flütlerin, özellikle mamut kemiğinden yapılmış olanların bilhassa zorlu olduğunu düşünüyor. Keşif sırasında bazı araştırmacılar flütlerin, nesli tükenmiş neandertallere karşı, ilk Avrupalı modern insanlara avantaj sağlayan kültürel başarılarından biri olabileceğini iddia ettiler. Fakat Homo sapienlerle melezleşmeleri de dahil, Neandertallerle ilgili bilgilerimiz arttıkça bu iddiaların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

bone-fl

Uzun yıllar boyu yeteneksiz olarak görülen Neandertaller de kendi flütlerini yapıyordu. Ya da en azından 1995’te keşfedilen, mağara ayısının femur kemiğinden yapılmış bir flüt de bunu gösteriyor. Kuzeybatı Slovenya’da, Divje Babe adında bir neandertal bölgesinde Arkeolog Ivan Turk tarafından bulunan bu enstrüman, en az 43.000 yıllık. Hatta 80.000 yaşında bile olabilir.Müzikolog Bob Fink’e göre, flütün üzerinde bulunan dört delik, dört notayla eşleşiyor. Fink: “Flütün notaları kaçınılmaz şekilde diyatonik (ton dışı nota vermeyen) ve herhangi antik ya da modern standart diyatonik bir ölçekle mükemmele yakın bir uyum gösterebilir.” dedi.

neandertal-fülütü-2

Arkeologların, Turk’un iddia ettiği gibi enstrümanın Neandertaller tarafından yapılıp yapılmadığını hararetle tartışmasına rağmen, bulgular insanın yakın akrabalarının hiçbir müzik izi bırakmadan yok olduklarını yalanlıyor ve tarih öncesi müziğin kapısını aralıyor.

Neandertal-flütü

Flütten çıkan sesleri duyabilmek için Slovenya Ulusal Müzesi Küratörü, flütün kilden bir kopyasını yaptı. Prehistorik enstrüman diyatonik ölçülerden tam ve yarım tonları çıkarabiliyor. Müzisyen Dimkaroski de bu flütle, Beethoven, Verdi, Ravel, Dvorak ve diğer sanatçıların eserlerinden birkaç parça çalmayı başarabilmiş. Aynı zamanda birkaç hayvan sesi de çıkartabilmiş. Slovak Müzisyen Ljuben Dimkaroski’nin çaldığı Neandertal flütünü buradan dinleyebilirsiniz:

Kaynak: Press Haber

54-yillik-uluslararasi-bursa-festivaline-yildiz-yagacakBursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 54.’sü düzenlenen ‘Uluslararası Bursa Festivali’, kentte kültür sanat rüzgarı estirecek.

Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, ’54. Uluslararası Bursa Festivali’nin programını, Hilton Otel’de düzenlenen basın toplantısında kamuoyuna açıkladı. Başkan Altepe, ‘Uluslararası Bursa Festivali’nin 1962 yılından bu yana hayata geçirilen özel bir organizasyon söyledi.

Bursa Festivali’nin 25 Mayıs Pazartesi günü yapılacak olan açılış konserinde, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, ‘3 soprano 3 tenor’ ile sahneye çıkacak. 27 Mayıs’ta Türk Müziği’nin farklı türlerinde eserler veren Zara Bursalılarla buluşacak. 29 Mayıs’ta Anadolu Rock ve Türk Pop Müziği’nin önemli sesleri Kıraç ve Yonca Lodi aynı sahneyi paylaşacak. 30 Mayıs’ta enstrümanındaki ustalığıyla ‘Buzuki’ lakabını alan Orhan Osman ve Balkan Ekspres sanatseverlere keyifli anlar yaşatacak. 2 Haziran’da ‘Dostlar Beni Hatırlasın’ ile Ankara Devlet Opera ve Balesi, Aşık Veysel’in yaşam ve felsefesini sahneye taşıyacak. 4 Haziran’da Polonyalı genç sanatçı Marika Bursalı müzikseverlerle buluşacak. 5 Haziran’da Nusret Parmaksız’ın şefliğinde

Selma Başak, Nusret Yılmaz, Elif Güreşçi, Zekai Tunca, Yaşar Özel ve Serap Mutlu Akbulut’un solist olarak katılacağı Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü’nün ‘Türk Sanat Müziği Gecesi’ programı gerçekleştirilecek. 9 Haziran’da Europe, 2015 dünya turnesi kapsamında Türkiye’de sadece Bursa’da sahne alacak. 10 Haziran’da İzmir Devlet Opera ve Balesi ‘Lüküs Hayat’ı sahneleyecek. 12 Haziran’da Türk Pop Müziği’nin sevilen ismi Rafet El Roman sahneyi Azerbaycan doğumlu sanatçı Ezo ile paylaşacak. 13 Haziran’da ise müziğin güçlü sesi Funda Arar sevenleriyle buluşacak. 15 Haziran’da ise yine Türk Pop Müziği’nin sevilen ismi Kenan Doğulu Bursa’da konser verecek. Öte yandan festival kapsamında, Giorgio Bertozzi ve Ferdan Yusufi kuratörlüğünde gerçekleşecek olan İtalyan sanatçıların eserlerinden oluşan ‘Sentez 6’ sergisi, 1 – 13 Haziran tarihleri arasında Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi’nde Bursalılarla buluşacak.

MÜZİKAL ETKİNLİKLER ÜÇ MEKANDA

Festivalin müzikal etkinlikleri Bursa Açık Hava Tiyatrosu, Merinos AKKM ve Bursa Kent Müzesi Önü’nde gerçekleştirilecek. Polonyalı sanatçı Marika’nın konseri ücretsiz olacak, diğer konserler için bilet fiyatları 13 ile 38 TL arasında değişiyor. Festivalin bilet satışı www.biletinial.com üzerinden yapılacak. Biletinial satış noktalarının bulunduğu yerler ise Bkstv – Korupark Standı, TKM, Merinos AKKM, Açıkhava Tiyatrosu, Zafer Plaza – Sansiro Parfümeri, Magazin Outlet AVM, Kent Meydanı, Durak Muhallebicisi – Nilüfer Şube, Oyak Renault – Kooperatif, Kahve Dünyası – Özlüce…

PROGRAM

25 Mayıs – Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, ‘3 soprano 3 tenor’ konseri

27 Mayıs – Zara

29 Mayıs – Kıraç & Yonca Lodi

30 Mayıs – Buzuki Orhan ve Balkan Ekspres

2 Haziran – ‘Dostlar Beni Hatırlasın’, Ankara Devlet Opera ve Balesi

4 Haziran – Marika

5 Haziran – ‘Türk Sanat Müziği Gecesi’

9 Haziran – Europe

10 Haziran – İzmir Devlet Opera ve Balesi – ‘Lüküs Hayat’

12 Haziran – Rafet El Roman & Ezo

13 Haziran – Funda Arar

15 Haziran – Kenan Doğulu

7 – 12 Temmuz – 29. Uluslararası Bursa Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması

afgife-tiyatro-odulleriYapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünü Aslı Yılmaz, “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü Tuğrul Tülek aldı. “Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülüne ise “Sırça Hayvan Koleksiyonu” oyunu ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları layık görüldü.

Gecede ayrıca, “Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü” Prof. Dr. Zeliha Berksoy’a, “Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü” Firuze Engin’e, “Yapı Kredi Özel Ödülü” ise Şahika Tekand’a verildi.

Törende konuşan Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen, ilk kez 1919’da sahneye çıkan Afife Jale’nin, farkında olmadan bir devrim yaptığını anlattı.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 100. yılını da kutlayan Dormen, Şehir Tiyatroları için, “İyi ki varsınız. İyi ki hep vardınız. İyi ki hep olacaksınız” dedi.

Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın da tiyatronun bir okul gibi sürekli bir şeyler öğrettiğini aktararak, “Bize atfedilen, kültür sanat bankası ünvanına layık olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kapsamda edebiyattan tiyatroya, çağdaş sanattan müziğe, farklı alanlarda sanatçı ve sanatseverlere, büyük bir gurur ve mutlulukla destek olmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Ödüllerin 19 yılda çizgisini yükselttiğini dile getiren Açıkalın, “Her zamanki gibi bu gecenin de asıl kazananı Türk tiyatrosu olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa ise ödüllerin tiyatronun köklü bir geleneği haline gelmesinin gurur verdiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Çok sayıda tiyatrocu, dişini tırnağına takıp, yoktan var ettikleri sahnelerde çok değerli işler üretiyor. Tiyatromuz belli ki bu gayretlerin üzerinde yükselecek. Biz bu gayretleri çok önemsiyoruz ve yanında durmak istiyoruz. Sorumluluğumuzun her yıl biraz daha arttığının farkında olarak, uygulamalarımızın şeffaf, metodik ve tutarlı olmasına özen gösteriyoruz.”

Törende, Şehir Tiyatroları’nın 100. yıl dönümü ile Aziz Nesin ve Haldun Taner’in 100. doğum günü kutlandı. Sanat dünyasının son bir yıl içindeki kayıplarının “Yitirdiklerimiz” başlığıyla anıldığı törende, hayatını kaybeden sanatçılar için sahneye beyaz güller bırakıldı.

ÖDÜL KAZANANLAR

Tiyatro ve sinema dünyasının ünlü isimlerinin ilgi gösterdiği gecede ödül alan isimler şöyle:

“Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Aslı Yılmaz (Tesir)

“Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: Tuğrul Tülek (İki Kişilik Yaz)

“Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülü: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (Sırça Hayvan Koleksiyonu)

“Yılın En Başarılı Yönetmeni” ödülü: Alexander Popovski (İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Tomris İncer (Kral (Soytarım) Lear)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: Yavuz Şeker (Bir Yaz Gecesi Rüyası)

“Yılın En Başarılı Işık Tasarımı” ödülü: Yakup Çartık (Hamlet Makinesi)

“Yılın En Başarılı Sahne Müziği” ödülü: Orhan Enes Kuzu (Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa)

“Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı” ödülü: Candan Seda Balaban (Kral (Soytarım) Lear)

“Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı” ödülü: Sven Jonke (Bir Yaz Gecesi Rüyası)

“Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı” ödülü: Edip Tepeli (Sırça Hayvan Koleksiyonu)

KAYNAK: NTV

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği yönetim kurulu başkanı Heykel Sanatçısı Hale Şakar Ürkmezgil Heykel Sergisi, Krişna Sanat Merkezi’nde izleyicisi ile buluşuyor. Sanatçının 21. Kişisel Sergisinde heykellerinin yanı sıra desenleride bulunacaktır.

4 Mayıs 2015, Pazartesi günü açılacak olan sergiye tüm Ankara’lı sanatçılar ve sanatseverler davetlidir.

Sergi 31 Mayıs 2015 tarihine kadar gezilebilecek…

heykel-sergisi

ressamZeytinburnu Belediyesi çağdaş sanatın önemli temsilcilerini gündeme getirdiği sergilerine bu kez uluslar arası bir sergi ekliyor.

Belediye; 16 Nisan Perşembe günü açılışını yapacağı Makedonyalı Ressam Fehim HUSKOVIC´ “dokunuş” sergisini İstanbullu sanatseverlerle buluşturuyor.

Zeytinburnu Belediyesi Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi yıllardır ülkemizin önemli sanatçılarının eserlerine ev sahipliği yapıyor. Plastik sanatlar alanında önemli projelerin hayata geçirildiği merkezde, İstanbullular için gerçekleştirilen sergileri Nisan ayında bir adım öteye taşınıyor. Üsküp Güzel Sanatlar Fakültesi Profesörü Fehim Huskovic´’in dünyayı etkileyen eserlerinden hazırlanan özel seçki “dokunuş” sergisi, 16 Nisan-12 Mayıs tarihleri arasında İstanbullularla buluşacak

26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyelerinde önemli isimler ile sinemaseverleri bir araya getiriyor.

ankara film festivali afiş

26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyeleri ile usta isimleri izleyici ile buluşturuyor. FESTİLAB atölyelerinde usta akademisyenler ve sanatçılar deneyimlerini seyirciler ile paylaşacak. Atölyeler ücretsiz olarak düzenlenecek ve öğrenciler kadar sinemadan farklı tatlar almak isteyenlere de açık olacak.

Oyunculuk Atölyesi

Sercan Gidişoğlu ile Ses ve Nefes Kullanımı
23 Nisan 2015 Perşembe
Saat: 10:00 -12:30
Farabi Sahnesi

Meltem Cumbul’la Oyunculuk Atölyesi
İçinizde Neler Oluyor? Kimler Oynuyor?
23 Nisan 2015 Perşembe
Saat: 14:00-16:30
Farabi Sahnesi

Aytekin Çakmakçı ile Görüntü Yönetmenliği Atölyesi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Belgeselde Farklı Formlar Söyleşisi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 16:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Selçuk Candansayar ile Sinema ve Psikiyatri Üzerine Söyleşi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 18:15
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Onur Ünlü Söyleşisi
27 Nisan 2015 Pazartesi
Film Gösterimi Saat: 12:00
Söyleşi Saat: 14:00
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi

Rebekah Louisa Smith ile Film Festivalleri ve Dağıtım Stratejileri
28 Nisan 2015 Salı
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Murat Meriç ile Şarkılı Filmli Memleket Tarihi Söyleşisi
29 Nisan 2015 Çarşamba
Saat: 21:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Priit Tender ile Canlandırma Atölyesi
1 Mayıs 2015 Cuma
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Micah Magee ile Buluntu Hikaye Anlatımı: Evrensel hikayeleri kısıtlı bütçe ile filme çekmek
1 Mayıs 2015 Cuma
Saat: 14:00
Kızılay Büyülü Fener Sineması

İlker Canikligil ile Dijital Video Yapımı ve Kısa Film Yönetmenliği Atölyesi
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Tanıkların Söyleşisi
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Saat: 14:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Ercüment Cengiz ve Cem Erciyes ile Roman, Müzik ve Görsellik Üzerine Söyleşi
3 Mayıs 2015 Pazar
Saat: 14:00
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz…

filmfestankara.org.tr

uluslararasi-cagdas-sanat-fuariUluslararası çağdaş sanat fuarı ArtInternational’ın üçüncüsü için tarihler belli oldu. 4-6 Eylül arasında Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek fuara bu yıl da dünyanın farklı yerlerinden galeriler ve sanatçıları katılacak.

Yönetmenliğini bu yıl da Dyala Nusseibeh, sanat yönetmenliğini ise Stephane Ackermann’ın üstlendiği fuar ekibine bu yıl yeni bir isim katılıyor. Aralarında Les Arts Décoratifs, SALT ve İKSV’nin de bulunduğu, Paris ve İstanbul’un önemli sanat kurumlarında görev alan Anlam Arslanoğlu, bu yıl ArtInternational’ın VIP Program Yöneticisi olacak. En son İstanbul Modern’de küratöryel proje yöneticiliği yapan Arslanoğlu, koleksiyonerler, müzeler ve sanat tüccarlarıyla ilişkileri yürüterek fuarın ulusal ve uluslararası alandaki ilişkilerini  kuvvetlendirecek. Geçen yıl aynı görevi sürdüren Isabella İçöz de, bu yıl Danışman olarak fuar yönetim ekibine devam edecek.

GALERİLER HAZİRAN’DA AÇIKLANACAK

Seçkin galerilerden oluşan programıyla Türkiye’deki diğer fuarlardan ciddi bir farkla ayrılan ArtInternational, bu özelliğini bu yıl da sürdürüyor. Başvuruların geçtiğimiz hafta sona erdiği fuara katılacak galerilerin seçimi, İstanbul’dan Leyla Tara Suyabatmaz (Rampa Galeri) ve Yeşim Turanlı (Pi Artworks), Viyana’dan Ursula Krinzinger (Galerie Krinzinger) ve New York’tan Leila Heller’den (Leila Heller Gallery) oluşan Seçim Komitesi tarafından yapılacak ve Avrupa, Amerika, Ortadoğu ve Asya’yı kapsayan geniş bir bölgeden yapılacak değerlendirme sonucu fuar katılımcıları Haziran’ın ilk haftası açıklanacak.

Kaynak: Evrensel.net

Kadıköy Yeldeğirmeni’nde bulunan Don Kişot İşgal Evi, 4-19 Nisan tarihleri arasında ilki düzenlenecek bağımsız bir sanat festivaline ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

donkişot

Don Kişot Sanat Festivali İnisiyatifi’nin festival çağrısı şu şekilde:

“Beklenmedik herşey !!!
Beklenmedik sanat, beklenmedik sanatçı, beklenmedik mekan, beklenmedik sokak…
Beklenmedik bir festival yapıyoruz ama siz bekleniyorsunuz…
Don Kişot Sosyal Merkezi, sanata ve sanatçıya uygulanan baskılara, sansüre, galerilerin ve sahnelerin ticaret merkezi haline gelmesine karşı çıkıyor.
Sosyal medya üzerinden yaptığı açık çağrılarla aynı fikirleri ve hisleri paylaşan sanatçılarla bir araya gelmeyi başardı Don Kişot.
Şimdi ise izleyicilerle buluşup sanatçı izleyici arasındaki mesafeyi kaldırmayı hedefliyor.
Don Kişotun hedeflerine, hayallerine ortak olun.
Festivalde, öncesinde, sonrasında hepimizin evinde görüşmek, güzel karşılaşmaları gerçekleştirmek dileklerimizle…”

Don Kişot Sanat Festivali İnisiyatifi

Detaylı bilgi için tıklayınız

Kaynak :onedio.com

italyada-bir-turkANTDOB’un bu sezon son kez sahnelediği “İtalya’da Bir Türk” operası yoğun ilgi gördü. Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) ünlü İtalyan besteci Gioacchino Rossini’nin 2 perdelik eseri “İtalya’da Bir Türk” operasını son kez sahneledi.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde, sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği operada Napoli yakınlarındaki bir sahil kasabasında geçen aşk hikayesi anlatılıyor.

Rejisör Mehmet Ergüven tarafından sahneye konulan operanın orkestra şefliğini Gaetano Soliman ve Ömer Yöndem, koro şefliğini ise Mahir Seyrek üstlendi. Eserin dekoru Gürcan Kubilay, kostümü Gülay Korkut, ışığı ise Müfit Özbek imzasını taşıyor.

ANTDOB sanatçılarının yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Opera ve Bale Müdürlüğünden konuk sanatçıların da sahne aldığı yaklaşık 2 saat süren opera, izleyenlerin beğenisini kazandı.

Kaynak: Sabah