Yazılar

Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 5’i yerli 10 film vizyona girecek.

vizyondaki-filmler

“Para Tuzağı”
Jodie Foster’ın yönettiği ve başrollerini George Clooney, Julia Roberts, Jack O’Connell, Dominic West, Caitriona Balfe ile Giancarlo Esposito’nun paylaştığı “Para Tuzağı”, izleyici ile buluşacak.
Senaryosu Jamie Linden, Alan DiFiore ve Jim Kouf tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Daniel Dubiecki, Lara Alameddine ve George Clooney üstlendi.
Risklerin büyük olduğu, gerçek zamanlı gerilim filminde, oyuncular George Clooney ve Julia Roberts finans televizyonu sunucusu Lee Gates ve yapımcısı Patty Fenn’i canlandırıyor. Gerilim türündeki filmde, televizyonda canlı yayın sırasında Clooney ve Roberts’ın, her şeyini kaybetmiş kızgın bir yatırımcının stüdyoyu zorla ele geçirmesiyle yaşadıklarını konu alıyor.
“Rüzgarın Oğlu” 
Stephan James, Jason Sudeikis, Jeremy Irons ile William Hurt’un oynadığı “Rüzgarın Oğlu”, filminin yönetmen koltuğunda Stephen Hopkins oturuyor.
“Rüzgarın Oğlu”, tarihin en iyi atleti olmak için çıktığı yolda efsanevi bir yıldız olan Jesse Owens’ın gerçek hikayesini anlatıyor.
Dram türündeki film, asıl adı James Cleveland olan Jesse Owens’ın olimpiyat efsanesi olma mücadelesini aktarırken, tipik bir spor filmi sınırlarının ötesine geçerek, o dönemin sosyal ve siyasi ortamını gözler önüne sermeyi amaçlıyor.
“Kronik” 
Michel Franco’nun yönettiği “Kronik” adlı filmde, Tim Roth, Robin Bartlett, Michael Cristofer, Bitsie Tulloch ve Sarah Sutherland rol aldı.
Meksika ve Fransa ortak yapımı film, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor.
Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” 
James Bobin’in yönetmenliğini yaptığı animasyon türündeki “Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” filminin seslendirmelerini Johnny Depp, Anne Hathaway, Mia Wasikowska ve Helena Bonham Carter yapıyor.
Disney’in yeni yapımında, Lewis Carroll’un sevilen hikayeleriyle unutulmaz karakterlerinin yepyeni ve benzersiz maceraları anlatılıyor. Yeni seride, yeraltının tuhaf dünyasına dönen “Alis”, “Çılgın Şapkacı”yı kurtarmak için zamanda geçmişe yolculuk edecek.
“Kahraman Koala” 
Deane Taylor’un yönettiği “Kahraman Koala” filminin Türkçe seslendirmelerini Yekta Kopan, Elif Acehan ile Ziya Kürküt yaptı.
Klasik Avustralya kitap serisinden “Arı Maya”nın uyarlaması film, Green Patch adında küçük bir kasabada yaşayan bir koalanın, uzun süre önce evden ayrılıp geri dönmeyen babasının hayatta olduğuna ısrarla inanmayı sürdürüp, bulduğu bir ipucunun ardından Avustralya’nın uçsuz bucaksız çöllerinde zorlu bir arayışa girme macerasını konu alıyor.
“Memleket”
Şerif Sezer, Mesut Akusta, Mehmet Karagöz, Osman Sonant ile Melike Zeynep Atış’ın oynadığı “Memleket” filminin yönetmenliğini Murat Saraçoğlu üstlendi.
Anadolu toprağının hikayesini anlatmayı amaçlayan film, ölüm duygusunun ruhlarını giderek daha çok kavradığı iki yaşlı insanın insanlardan uzak küçük evlerinden dünyaya bakışını beyaz perdeye yansıtıyor.
“Abbas’ın Melekleri”
Yusuf Atıcı’nın yönettiği “Abbas’ın Melekleri” filminde Doğan Akkaya, Sinan Bengier, Kayra Şenocak, Dost Elver, Sevil Uyar, Berrak Deniz, Seda Mutlu, Şenol İpek, Bircan İpek, Ferdi Atuner, Aziz Özuysal ile Müjde Beyoğlu gibi isimler rol aldı.
Komedi türündeki film, köşeye sıkışmış pısırık bir mafya babasının başından geçen komik olayları konu alıyor. Aysel Göksu’nun yapımcılığında çekilen ve senaryosu Ahmet Başımoğlu tarafından kaleme alınan filmin sanat yönetmenliğini Zeynep Tekin yaptı.
“Nasıl Yani”
Aykut Elmas, Halil İbrahim Göker, Uğur Can Akgül ile Ferdi Sancar’ın oynadığı “Nasıl Yani” filminin yönetmen koltuğuna Ayhan Özen oturdu. Film, dedelerine Da Vinci’den miras kalan Mona Lisa tablosunu satıp, zengin olma hayalleri kuran üç kardeşin komik hikayesini anlatıyor.
Filmin senaryosu, sosyal medya fenomenleri ve kısa filmleri sayesinde tanınan Aykut Elmas, Uğur Can Akgül ve Halil İbrahim Göker’e ait.
“1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında”
Cenk Çelik’in yönetmenliğini yaptığı “1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında” adlı filmde Sinan Bengier, Esin Yıldız, Ercan Zincir, Cenk Hakan Köksal ve Necla Özay rol aldı.
Komedi türündeki film, İstanbul’da öğrencilik hayatı yaşayan iki yakın arkadaşın Mersin’den Adana’ya uzanan kız kaçırma hikayesini konu alıyor.
“Cinni: Uyanış”
Yönetmenliğini Müzisyen Emre Aydın’ın yaptığı korku ve gerilim türündeki “Cinni: Uyanış” filmde Eda Köksal, Gökçen Gökçebağ ve Merve Deniz kamera karşısına geçti.
Emre Aydın’ın ilk sinema yönetmenliği denemesi olan ve müzikleri de sanatçının kendisine ait olan film seri olarak devam edecek.

“16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.

matrakci-nasuh

 

Cumhurbaşkanlığının himayesinde gerçekleşen ve Anadolu Ajansı’nın  global iletişim ortağı olduğu “16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.
İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları Derneği (İKASD) tarafından projelendirilen sergi, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği ve Viyana Yunus Emre Enstitüsü’nün ev sahipliğinde, Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde düzenlenen törenle açıldı.
Açılış töreninde mimar Sinan Genim, “Matrakçı Nasuh ve Haritaları” konulu kısa bir konferans verdi. Matrakçı Nasuh’un asıl isminin “Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Bosnavi” olduğunu belirten Genim, Nasuh’un Enderun’da yetiştiğini ve Boşnak asıllı minyatürcü, hattat, tarihçi ve matematikçi olduğunu anlattı. Nasuh’un genç yaşta yazdığı matematik kitabı ile dikkat çektiğini vurgulayan Genim, Kanuni Sultan Süleyman’ın seferlerine katılarak gittiği yerlerde kale ve sarayların minyatürünü yaptığını ve 70 yaşında vefat ettiğini aktardı.
Viyana Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Mevlüt Bulut ise 16. yüzyıl dahisi Matrakçı Nasuh’un eserlerinin Avrupa’nın kültür başkenti Viyana’da sergilemekten onur duyduğunu söyledi.
Küratör Beste Gürsu ise Türkiye’nin kültür ve sanatını uluslararası platformlara taşıyacak kapsamlı bir proje gerçekleştirdiklerini ve bu projeyi 12 kadın sanatçının Nasuh’un eserlerinden esinlenerek hazırladıklarını ifade etti. Projenin ilk sergisini Nasuh’un doğduğu Bosna’da başlattıklarını kaydeden Gürsu, 2016 sonunda “Matrakçı Nasuh” belgeselinin vizyona gireceğini aktardı.
Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş de Matrakçı Nasuh’un hem sanatçı hem de bilim adamı olduğunu belirterek, “Matrakçı Nasuh, Osmanlı döneminde yetişmiş ve çağdaş sanatçılara ilham kaynağı olmuş ve dünya kültür mirasına önemli katkılar sağlamıştır” dedi.

Avustralya’nın Sydney kentinde bu yıl sekizincisi düzenlenen, ülkenin en büyük görsel şöleni “Vivid Sydney Festivali”, renkli görüntülerle başladı.

sydney

Kentin önemli tarihi ve turistik mekanları ile sokaklar, ışık, ses ve fikir temalı festivalle renklendi.
Festival kapsamında Avustralya’nın sembolik eserlerinden Sydney Opera Binası’na müzik eşliğinde yansıtılan 3D görüntüler, gece boyunca on binlerce kişi tarafından ilgiyle izlendi. Yelkenleri andıran Opera Binası’nın çatısına Avustralya yerlileri Aborjin sanatçıların eserleri yansıtıldı.
sydney 2
İzleyiciler, aynı zamanda konser alanlarını da doldurdu.
Sydney’de 27 Mayıs-18 Haziran geceleri devam edecek görsel şöleni, bu yıl 1,7 milyon kişinin izlemesi bekleniyor. Avustralya’nın en fazla ilgi çeken festivali Vivid Sydney, ilk olarak 2009 yılında düzenlenmişti.
Çağdaş Sanat Günleri, 5 Mayıs’ta Londra A capella Festivali’nden de davet alan Mensemble’nin, Latin müziğinden Türk müziği aranjmanlarına, caz standartlarından klasik pop düzenlemelerine uzanan geniş bir repertuar seslendireceği konser ile başlayacak.
Yunanlı şarkıcı ve söz yazarı Vassiliki Papageorgiou ve Yunanistan’ın ünlü antik lir sanatçısı Aliki Markantonatou’nun “The Blue Chords of the Lyre ” projesiyle 10 Mayıs’ta devam edecek Akbank Sanat Çağdaş Vokal Günleri, İstanbul’da yaşayan besteci, perküsyon ustası Yinon Muallem ve genç caz piyanisti Guy Mintus’un 27 Mayıs günü gerçekleştireceği konser ile sona erecek.akbank

Rönesans döneminde yaşayan İtalyan filozof, astronom, mimar, matematikçi, müzisyen, heykeltıraş, yazar ve ressam Leonardo da Vinci’nin hayatta olan akrabaları bulundu.da-vincinin-hayattaki-akrabalari-bulundu,EZyLaelwY0Cow6D4IKinnQ

BBC’nin haberine göre, ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin soyundan gelen kişilerin kimliğini araştıran İtalyan tarihçiler, ünlü sanatçı ve bilginin 35 yaşayan akrabasının kimliğini tespit etti.

Tarihçiler, hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığından Da Vinci’nin akrabalarını bulabilmek için kardeşlerinin soyundan gelenleri araştırdı.

Leonardo da Vinci’nin hayattaki akrabaları arasında ünlü yönetmen Franco Zeffirelli’nin de bulunduğu, akrabalarının büyük bölümünün, Toskana’da yaşadığı kaydedildi.

Rönesans sanatını doruğa ulaştıran, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul eden Leonardo da Vinci, 1452 yılında İtalya’nın Anchiano kabasında dünyaya geldi.

O dönemde genç bir hukukçu olan Piero da Vinci’nin bir çiftçi kızı olan Caterina ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen Leonardo da Vinci’nin en en tanınmış yapıtları arasında Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği bulunuyor.

Dünya Tiyatro Günü 1961‘de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından kuruldu.

Her yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır. En önemli etkinliklerden biri, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeniveya yazarın yazdığı evrensel bildirgedir. İlk bildirge 1962’de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.

Dönemin ITI başkanı olan Arvi Kivimaa tarafından önce Helsinki, sonra da Viyana’da yapılan 9. ITI Konferansında ortaya atılan ‘tiyatrolar günü’ fikri, İskandinav ülkelerinden gelen desteğin de etkisiyle hayata geçirildi. Kabul edilişinden sonra her yıl, Paris’te 1962 tarihli Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) da açılış günü olan 27 Mart günü, ITI’nin şu an sayısı 100’ü bulan dünya çapındaki merkezlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.

UNESCO tarafından kurulan ITI’nin “sahne sanatları bağlamında, dünya çapında bilgi ve uygulama alışverişini arttırmak, gelişim sürecinde sanatsal yaratıcılığın ve üretimin gerekliliği konusunda toplumsal bilinci uyandırmak, insanlar arasındaki barış ve dostluğun sağlanması ve artmasını gerçekleştirmek adına karşılıklı anlayışı geliştirmek, UNESCO’nun hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmak” gibi hedefleri, Dünya Tiyatro Günü’nde bir kez daha hatırlatılmaktadır. Her yıl tiyatro ve tiyatroyla ortak çalışan diğer sanat disiplinlerinden gelen üstün başarılı bir sanatçı bu gün için bir konuşma yapmaya davet edilmektedir. Uluslararası Bildirge olarak görülen bu konuşmanın metni 20’den fazla dile çevrilmekte, pek çok gazetede yayınlanmakta ve dünya üzerindeki pek çok tiyatro grubunun oyunundan önce okunmaktadır. Pek çok televizyon ve radyo kanalı bu bildirgeyi beş kıtanın her köşesindeki dinleyicilere ulaştırmaktadır.

Dünya Tiyatro Günü tiyatro dünyasındaki insanlar için sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı arttırmak için bir fırsat olarak görülmektedir. Dünya Tiyatro Günü’nde yapılan etkinlikler, uluslararası işlevlerinin yanı sıra ulusal ve bölgesel tiyatro gruplarının bir araya gelmesinde de rol oynamaktadır.

Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirgesi

Jean Cocteau ilk bildirgenin yazarıdır. 1993’te Venezuela ITI Merkezi 1962’den 1993’e kadar yayınlanan tüm bildirgeleri biri özgün dillerinde, diğeri İspanyolca olmak üzere iki antoloji halinde yayımlamıştır. Uluslararası Bildirge’nin yanı sıra, ITI dünyanın hemen her yerinde büyük gösteriler ve festivaller düzenlemektedir. Bu etkinliklerin tamamı ITI Resmi Sitesi’nde görülebilir.

i

Türk Edebiyatındaki ilk realist roman Araba Sevdası tiyatro sahnesinde izleyicilerle buluştu.

Türk edebiyatındaki ilk realist roman olarak bilinen “Araba Sevdası” tiyatro sahnesine taşındı.  Recaizade Mahmud Ekrem’in aynı adlı romanından Aden Sanat tarafından uyarlanan oyun, 1 Nisan’da  Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Ünlü romanda, batılılaşmayı çok yanlış anlayan ve aile servetini bu yanlış anlayış uğruna heba eden Bihruz Bey’in kendini olduğundan farklı göstermeye çalışırken düştüğü komik durumlar anlatılıyor.

Betül Odabaşı Törk tarafından romandan sahneye uyarlanan oyunun yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu Şafak Tok üstleniyor.Tiyatro sanatçıları Barış Çağlar, Müşerref Göksever ve Ebru Aytemur’un başrollerini paylaştığı Araba Sevdası’nın sahne ve kostüm tasarımı Aden Sanat tarafından gerçekleştirildi.

1 Nisan 2016′da Bağlarbaşı Kültür Merkezi Avrasya Salonu’nda sahnelenecek olan oyun, iki perde olarak 75 dakika sürecek.araba-sevdasi-tiyatro

Karbon Gallery, açılışını çağdaş Türk illüstratörlerin toplandığı, “ILLUSTRASYON VOL:1” isimli sergiyle yapıyor.

Artnext Istanbul, 2016 yılından itibaren Karbon Gallery ismiyle çağdaş sanatı gündelik hayatla buluşturan bir mekan olmaya devam ediyor…11 sanatçıdan oluşan sergide Burak Şentürk, Göksu Gül, Sedat Girgin, Ömer Faruk Yaman, Erhan Cihangiroğlu, Mert Tugen, Burak Dak, Naz Tansel, Engin Öztekin, Aykut Aydoğdu ve Ethem Onur Bilgiç gibi genç sanatçılar yer alıyor. 17 Mart – 16 Nisan 2016 tarihleri arasında gezilebilecek olan sergide, farklı illüstrasyon tekniklerini ve tarzlarını görebilir, illüstrasyon hakkında bilmediklerinizi öğrenebilirsiniz.resim

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, “kültür paketi”nin ayrıntılarını açıkladı. Rami Kışlası restore edilecek ve İstanbul’a 10 milyon kitap kapasiteli Türkiye’nin en büyük kütüphanesi kurulacak.

kutuphane

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Almanya dönüşü uçakta gazetecilere konuştu. Kültür politikalarıyla ilgili hazırlanan paketin Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanacağını kaydeden Ünal, şehirlerin kültür ve sanat üretmemeye başladığı anda taşralaşacağına işaret etti. Ünal, Devlet Türk Musikisi korolarının yeniden açılacağını ve gençlerin kültür sanat etkinliklerinin doğrudan teşvik ile 50 milyon TL ile destekleneceğini söyledi. Ünal, şu mesajları verdi: “Sanatçının devlet memuru olması, sanatçının performans değerlemesini yapmanızı engelliyor ama sanatçı performansı ile vardır. Eğer siz sanatçıyı alır devlet memuru yaparsanız ve onun da kendi performansını herhangi bir şekilde değerlendirmezseniz orada bir sanat ya da sanat etkinliği olmaz. O yüzden kültür paketinin birinci önceliği, iyi bir kültür-sanat yönetimi. Kültür-sanat yönetimi ile neyi hedefliyoruz? Sanatı ve sanatçıyı nasıl destekleyeceğiz? Dolayısıyla sanatçının özlük haklarından tutun da sanatçının emekli olması ve eğitimine varıncaya kadar bu çerçevede bir planlama sunmamız gerekiyor. Her şeyi yeniden ele alıyoruz. Biz bir teşkilat kanunu çalışması yapıyoruz, ama kültür-sanatın birtakım siyasi gerilim hatlarına takılmasını istemiyoruz.

 

Ankara Komedi Festivali, 11-26 mart arasında ”En iyi İlaç gülmektir ve bu ilaca herkesin ihtiyacı var”. sloganıyla yola çıktı.

Yeni komediler ve yeni yetenekler keşfetmeyi, onları kamuoyuna tanıtmayı, bunu yaparken de insanların hayatını zenginleştirmeyi hedefleyen festival, Vedat Özdemiroğlu’ndan Ayşen Gruda’ya birçok sanatçısı, Ferhangi Şeyler’den Marko Paşa Müzikali’ne kadar çeşitli oyunları ağırlayacak.
Festival, 11 Mart’ta Vedat Özdemiroğlu’nun 80 Dakikada Cümle Alem gösterisiyle başlayacak. Marko Paşa Müzikali ile Ayşen Gruda’nın gösterisi 12 Mart’ta, Ali İhsan Varol’un “Etimolojik Cahil Cesareti” gösterisi 20 Mart’ta izlenebilecek. Ferhan Şensoy’un Ferhangi Şeyler oyunu 25 Mart’ta sahnelenirken, festival Cemal Hünal, Neslihan Yeldan, Ruhi Sarı ve Duygu Şen’in rol aldığı “2’si 1 arada” adlı tek perdelik komediyle 26 Mart’ta sona erecek.
Yenimahalle Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ve IF Performans Hall gibi farklı mekânlarda sürecek festivalde, bilet fiyatları 20 ila 50 TL arasında değişiyor. Biletler Biletix üzerinden temin edilebilir. Ayrıntılı program festival sayfasında.
i

buzukinin-efsanesiistanbula-geliyor,zAjw2ZYluUGQOjjqJ4nTkA

Buzukinin en önemli virtüözlerinden Thanasis Polykandriotis ve Buzuki Orkestrası,Café Aman İstanbul grubunun solistleri Stelyo Berber ve Pelin Süer ile birlikte 2 Nisan 2016 Cumartesi gecesi TİM Show Center’da seyirciyle buluşuyor.

33 kişilik dev bir kadronun, Yunanlı dansçıların sergileyeceği dönem dansları eşliğinde sahne alacağı gecede günümüzün en önemli buzuki virtüözlerinden biri olan ve buzuki sazının sihirli tınısını tüm dünyaya taşıyan Polykandriotis, bu geceye özel orkestrasyonu ile ilk defa Türk seyircisi karşısına çıkıyor.

Buzukinin dünden bugüne müzikal yolculuğu olarak tasarlanan konserde, Türk ve Yunan müziğinin ortak ezgileri de seslendirilecek. Yunanistan’ın billur sesi Katerina Kouka farklı yorumuyla geceye renk katacak.

Buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in, “EPOMENI” (Gelecek Nesil) adını verdiği, 16 buzuki ve 4 müzisyenden oluşan buzuki orkestrası ve gecenin solistleri eşliğinde vereceği‘BUZUKİNİN EFSANESİ’ konserinin ilk bölümünde eski dönem repertuarının en seçkin ve dinamik örnekleri sunulacaktır. İkinci bölümde ise Polykandriotis’in kendi bestelerinin yanı sıra, günümüz Yunan müziğinin en önemli bestecileri arasında yer alan Hacidakis,Teodorakis, Ksarhakos gibi isimlerin eserleriyle dinleyenler kendilerini Yunan ezgilerinin büyüsüne kaptıracaklar.

BUZUKİNİN EFSANESİ…

TİM Show Center ve Malou International ortaklığıyla gerçekleştirilecek ve buzukinin eşsiz tınısının damgasını vuracağı bu muhteşem konserde Türk dinleyicisi, dünyaya mal olmuş bir repertuarı,  daha önce karşılaşmadıkları bir lezzette, adeta bir müzikal tadında ilk defa dinleme fırsatını bulacak.

THANASIS POLYKANDRIOTIS

1948 yılında Atina’da doğan Thanasis Polykandriotis,  önemli bir icracı olan babası Theodoros Polykandriotis sayesinde 8 yaşında müzik dersi almaya başladı. Klasik gitara olan tutkusuna rağmen 1964 yazında buzuki enstrümanını keşfetti.

Genç yaşta çalışmaya başladığı çok önemli bestecilerle zaman içinde dönemin plak ve albümlerinin %90’ında yer alarak adını buzuki enstrümanının en değerli icracıları arasına yazdırdı. Çalıştığı önemli besteciler arasında Kaldaras, Mikrutsikos, Savopulos, Loizos, Kuyumcis, Plesas, Teodorakis, Hacidaskis, Mamagakis ve Panu sayılabilir.

1965 tarihinden bugüne 1000’in üzerinde şarkı besteleyen ve gelmiş gecmis en iyi buzuki üstatlarından biri kabul edilen sanatçı, 1971’de BBC kanalında yayınlanan bir programda Nana Muskuri ve Marinella ile birlikte yer aldı. Manos Hacidakis’in davetiyle solist olarak kendisine eşlik etti. Öte yandan Kazancidis, Dionisiou, Parios, Marinella, Voskopulos, Pulopulos gibi Yunanistan’ın en iyi ve güçlü sesleriyle çalıştı.

Dünyanın farklı ülkelerinde, Albert Hall (Londra), Opera House (Sidney), Kennedy Center ve Carnegie Hall (ABD), Shanghai Concert Hall (Çin), Linder Auditorium (Johannesburg) gibi en önemli salonlarda sahne aldı.

1996’da sanatçının senfonik orkestra için bir buzuki konçertosu besteleme rüyası gerçeğe dönüştü. Eserini Atina Herodion Antik Tiyatrosu’nda Budapeşte Opera’sına bağlı Devlet Senfoni Orkesttrası ile birlikte seslendirdi. 1 no.lu buzuki konçertosunun icrasıyla birbirinden farklı iki müzik türü olan klasik batı müziği ve yunan folk müziğinin uyum içinde biraraya gelebileceği kanıtlanmış oldu.

Aynı zamanda ,40 genç buzuki sanatçısından oluşan Epomeni topluluğunun kurucusudur. Epomeni 2004 yılında düzenlenen Atina 28.Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde görev almıştır.

BUZUKİ ORKESTRASI EPOMENİ (GELECEK NESİL / THE NEXT GENERATION)

2003 yılında büyük buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in öncülüğünde 40 genç müzisyenle kurulan topluluğun amacı Yunan müziğinin vazgeçilmez parçası olan buzuki enstrümanının gelecek nesillere de taşınabilmesidir. Buzuki, hak ettiği değeri ve saygıyı, Thanasis Polykandriotis’in 1993’ten beri buzuki eğitimine yaptığı büyük katkı ve uğraşlardan sonra bulmuş ve UNESCO’nun kültürel miraslar listesine girmeye aday gösterilmiştir.

Topluluk şu an Mihail Kokoyanni Vakfı çatısı altında çalışmalarını sürdürmekte olup Yunanistan’ın farklı bölgelerinden 40 buzukici dahil olmak üzere 280 genç müzisyeni çatısı altında toplamıştır. Genç müzisyenler her hafta müzik hakkında fikir alışverişlerinde bulunmak üzere ve konser hazırlıkları, provalar, seminerler için vakfın tesislerinde buluşmaktadırlar.

40 buzukiciden oluşan müzik topluluğu belirli zaman aralıklarında Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden gelen yaşları 16 ile 35 arasında değişen yeni müzisyenlerle zenginleştirilmektedir.

KATERINA KOUKA 

Küçük yaşlardan itibaren müzik ve tiyatroya merak salan Katerina Kouka, 1992’de ilk albüm çalışması olan “İlk Randevu”yu çıkardı. Onu, 1993’te EMI plak şirketinden çıkan “İki Kalbim Olsaydı Seni Sevecek” ve 1994 yılında dinleyenlerle buluşan “Cennetin Güzellikleri” takip etti.

1995’te çıkan dördüncü albümü “Aşkı İlk Bahaneyle Öldüremezsin”i, 1997’de çıkan “Deli Bir Rüzgar Esiyor” izledi. Aynı yıl iki şarkıyla Mitropanos’un albümünde yer aldı.

2000’de “Hayaller Kavga Ediyor” albümü yayınlandı.

2001’de “En İyi Yunan Kadın Ses Sanatçısı” ödülüne aday oldu.

2002’de Yunanistan’ın ilk ses yarışması Famestory’de jüri üyeliği yaptı.

2008’de “Gecenin Sesleri” adlı albümünü çıkardı.

Birçok başarılı konser ve albüme imza atan sanatçı aynı zamanda oyunculuk alanında da adından söz ettirdi:

1994’te Aleksis Bistikas’ın yönetmenliğindeki bir filmde başrol oynadı. Aynı yıl Selanik Festivali’nde performansıyla büyük beğeni topladı.

2002’de Stamatis Kraounakis’in “Taboo” adlı müzikalinde başrol oynadı.

Çeşitli televizyon dizilerinde oyuncu olarak yer aldı. 2014’te “Şafak Vaktinden Önce” adlı müzikalde başrol oynayarak tüm Yunanistan’ı dolaştı.

CAFE  AMAN İSTANBUL

Stelyo Berber ve Pelin Suer tarafından kurulan Café Aman İstanbul, bir müzik atölyesi mantığıyla çalışıyor.

Müziğin sınır tanımayan evrensel yanına dikkat çeken grup, dinleyicilerini, yepyeni ezgilerle buluşturmayı hedefliyor.

Etnik müzik üzerine uzmanlaşmış olan grubun, 2012 başında Kalan Müzik’ten çıkan ilk albümü “Fasl-ı Rembetiko”, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.

Osmanlı fasıl müziği ile 19. yüzyıl rembetikolarının harmanlandığı “Fasl-ı Rembetiko”da, İstanbul ve İzmir’de şekillenen anonim halk müziklerinden örnekler sunan Café Aman İstanbul,dinleyicilerine özel bir müzik ziyafeti sunuyor.

Canlı performanslarda, özel dönem kostümleriyle sahneye çıkan grup, Türk ve Rum Müziği’nin unutulmaz dönem şarkılarını, hasapikodan zeybeğe keyifli dönem danslarıyla renklendiriyor.

Danslar zaman zaman tiyatral öğelerle de destekleniyor ve konserler görsel bir şölene dönüşüyor.

Geniş bir repertuara sahip olan grup, pek çok dilde şarkılar söylüyor. Rembetiko’yu uzun yıllar sonra kendi toprağında, yeniden gün yüzüne çıkaran Café Aman İstanbul, sevenlerini adeta 19. yüzyıla götürüyor. Repertuarını özel arşivlerden, taş plak kayıtlarından, yazılı kaynaklardan oluşturan grup zengin bir arşive sahip.

Ünlü Türk flüt virtüözü Şefika Kutluer, İspanya’nın başkenti Madrid’in seçkin kulüplerinden Casino de Madrid’de özel bir konser verdi. Kulübün 21. Müzikal Etkinlikleri kapsamında 2016’nın ilk konserini veren Şefika Kutluer beğeni topladı.

Kraliyet Salonu’nda iki bölümden oluşan konserde Kutluer, Sebastian Bach, Christoph Willibald Glück, Maurice Ravel ve Georges Bizet’in yanısıra Türk besteci Ekrem Zeki Ün’ün “Yunus’un mezarında” adlı eserini de sahneledi.

Kutluer’e konser boyunca Azeri piyano sanatçısı Naile Ahmedova eşlik etti. Türkiye’nin Madrid Büyükelçisi Ömer Önhon’un da aralarında olduğu bazı büyükelçilerin ve kulüp üyelerinin izlediği konser sonrasında Kutluer, salondan büyük alkış aldı.

İKİNCİ KONSER ENDÜLÜS’TE

54 yaşındaki sanatçı İspanya’daki ikinci konserini Endülüs bölgesinin Granada kentindeki Federico Garcia Lorca Tiyatrosu’nda yarın verecek.

Ankara Devlet Konservatuarı mezunu olan Şefika Kutluer, daha sonra kariyerine Viyana ve Roma’da devam etti. New York Times gazetesinde yayımlanan bir yazıda kendisi için yapılan “Sihirli flüt” yakıştırması Kutluer’in lakabı oldu. Kutluer, Türkiye ve dünyada birçok ödüle layık görülürken 2012 yılında UNICEF’in “İyi Niyet Elçisi” oldu.

sihirli-flut-madridlileri-buyuledi,iQOUgzYnqE-_QDKFReXFmQ (1)