Şunun için etiket arşivi: sanatçı

Soyut ekspresyonizm akımının önemli temsilcilerinden Rus asıllı Amerikalı ressam Mark Rothko’nun “No 1 (Royal Red and Blue)” adlı eseri, New York’ta yapılan açık artırmada 75 milyon dolara satıldı.

Sotheby’s Müzayede Evi’nde yapılan açık artırmada, Rothko’nun başyapıtlarından biri kabul edilen eser, adının açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoncu tarafından satın alındı. Eserin, 35-50 milyon dolara alıcı bulması bekleniyordu.

Eser, Rothko’nun 1954 yılında Chicago’daki Sanat Enstitüsü’nde düzenlediği solo gösterisinde sergilenmesi için seçtiği 8 çalışmasından biriydi.

Rothko’nun “Orange, Red, Yellow” adlı eseri, Mayıs 2011’de Christie’s müzayede evinde 86,9 milyon dolara satılarak şimdiye kadarki en pahalı çağdaş sanat eseri olmuştu.

Sotheby’s Müzayede Evi’ndeki açık artırmada Amerikalı ressam Jackson Pollock’un “Number 4” adlı tablosu 40,4 milyon dolara, İngiliz sanatçı Francis Bacon’ın “Screaming Pope” tablosu 30 milyon dolara ve Willem de Kooning’e ait bir çalışma da 20 milyon dolara alıcı buldu.

Andy Warhol’un “Suicide” adlı eseri 16,3 milyon dolara, “Green Disaster” tablosu 15,2 milyon dolara ve “The Kiss” eseri de 9,3 milyon dolara satıldı.

Açık artırmada toplam satış, 375 milyona ulaştı.

Kaynak : [-]

 

 “WOMİST –  İstanbul Dünya Müzikleri Festivali”nin üçüncüsü 15 – 29 Kasım 2012 tarihleri arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün Himayesinde, Pi Production  organizasyonu ile gerçekleştiriliyor.

Işıl ve Manuel Reina’nın birlikte kurduklari FLAMENCO REINA Grubu, izleyicisine sıcak,neşeli, dramatik Flamenco repertuari yanisira tutkulu Flamenco dansları da sunuyor. Her biri Flamenco sanatçısı olan 5 müzisyenden oluşan ekip, her gösterisinde farklı dinamiklerle Flamenco Sanatı’nın sınırlarını aşıyor. İspanya’nın sıcak Endülüs rüzgarlarını Türkiye topraklarında hissettirerek Flamenco Sanatı’na başka bir boyut katıyor.

Manuel Reina – Dan s ve Cajon

Isil Reina – Dans

Pico de Triana – Vokal

Alper Kargin – Gitar

Kerem  Can Ozpekel – Gitar

  • 16 Kasım 2012 20:00
  • İBB BAKIRKÖY CEM KARACA K.M.
  • Giriş Ücretsiz

 Sanat yönetmeni Özdem Petek, Womist’in amacının merkeze odaklı müzik konserlerini İstanbul halkının yararlanabileceği diğer semtlere yaymak olduğunu belirterek, Carla Pires ve Forabandit konserleri dışındaki tüm konserlerin ücretsiz yapılacağını açıkladı.

 Portekiz’in önde gelen fado yorumcularından biri olan Carla Pires,   15 Kasım akşamı Salon İKSV’de yer alacak “3. İstanbul Dünya Müzikleri Festivali”nin açılış konserinde, etkileyici alto sesi ve güçlü sahne performansı ile dinleyicilerine coşkulu bir ‘fado’ gecesi vaat ediyor. Portekiz gitarı, klasik gitar ve akustik bastan oluşan grubu eşliğinde şarkılarını söyleyen Pires, şarkılarındaki hüznü ve sevinci dinleyicilerine aktarmaktaki başarısı ile tanınan, günümüz fadosunun en seçkin temsilcilerinden biri.

16 Kasım Dünya Flamenco günü,  Manuel ve Işıl Reina’nın birlikte kurdukları Flamenco Reina Grubunun sıcak, neşeli, dramatik repertuarı ile kutlanacak. İspanya’nın sıcak Endülüs rüzgarlarını Türkiye topraklarına taşıyarak, Flamenco Sanatı’na başka bir boyut kazandıran topluluğun  konseri,  İBB Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yer alacak.

Repertuarlarında Arnavut, Türk, Boşnak, Kosova, Makedon, Hırvat, Bulgar, Yunan müziklerini kucaklayan Kosova grubu Kuarteti Pentagram’ın, Funk-jazz, evergeen, klasik ve pop tarzında yorumladıkları eserleri, Anita Ahmeti’nin vokali eşliğinde, 21 Kasım İBB Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Rajastan,  çingenelerin kalbinde kuşaktan kuşağa uzanan zengin ve ünlü müzikal mirasa sahip olan Hindistan’ın bir bölgesi. Dhoad Gypsy Band, Rajastan’ın benzersiz ritmik hızı ve karmaşıklığı içinde,  seyirciyi ve sanatçıyı bir trans halinde buluşturan müziğiyle, tutkulu ve unutulmaz bir deneyim yaşatacak.  Konser 27 Kasım  İBB Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde.

İran’lı Mahsa & Marjan Vahdat’ın müziğinin kökleri, klasik İran şarkı geleneğine uzanıyor. Mahsa, Tahran Üniversitesindeki öğreniminde ve geleneksel müziğin ustalarından aldığı özel derslerde özgün bir şarkı tekniği geliştirdi. Kardeşi Marjan Vahdat da, Mahsa ile aynı yıllarda müzik dünyasına adım attı. Minoo Mohebbi’den piyano, Maleki’den geleneksel İran şarkı tekniği, Romin Kakavanol ve Masoud Shoari’den setar dersleri aldı. Eşşiz bir yorum ve ses rengine sahip olan Mahsa ve Marjan Vahdat, 28 Kasım  İBB Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’ndeki konserlerinde dinleyicilerine mükemmel bir gece vaat ediyor.

 Forabandit,  Fransız, Türk ve İran’lı üç müzisyenin birlikteliğinden doğdu. Fransa’nın güneyi Oksitan dünyasının ozanlarının gazel geleneğine çağdaş bir bakış açısı kazandıran mandolin sanatçısı, şarkıcı Sam Karpenia ve gezgin ozanların temsilcisi Anadolu aşıklarının şarkılarını ölümsüzleştiren Ulaş Özdemir, geleneksel şarkıları yeni bir yorumla sunuyorlar. Bijan Chemirani’nin vurmalı çalgılarda çıkardığı acem ritmi ise, bu iki genç şairin bestelerine ahenk katıyor. Konser, 29 Kasım Fransız Kültür Merkezinde. Konser öncesi, saat 19’da sanatçıların katılacağı “Trubadur ve Aşıkların Dünyasında Şiir ve Müzik”  konulu bir söyleşi var.

 Bilgi için:  [email protected]

 

  3. WOMİST PROGRAMI

– 15 Kasım Perşembe      Salon İKSV

21.00                        Carla Pires “Fadolar” (Portekiz)

– 16 Kasım Cuma            İBB Bakırköy Cem Karaca K.M 

20.00                       “Dünya Flamenko Günü”

                                                  Flamenco Reina  (İspanya- Türkiye )

–  21 Kasım Çarşamba    İBB Kartal Bülent Ecevit K.M.

20.00                        Kuarteti Pentagram (Kosova)

– 27 Kasım Salı               İBB Kartal Bülent Ecevit K.M.

20.00                        Dhoad Gypsy Band  (Rajastan, Hindistan)

– 28 Kasım Çarşamba      İBB Bakırköy Cem Karaca K.M.

20.00                        Mahsa & Marjan Vahdat  (İran)

–  29 Kasım Perşembe      Fransız Kültür Merkezi

19.00                        Söyleşi : Forabandit

20.00                        “Forabandit”

                                                  Sam Karpienia, Bijan Chemirani, Ulaş Özdemir

(Fransa – İran – Türkiye)

 

‘Sadece Müzik’ diyerek yola çıkan ENKA Kültür ve Sanat Buluşmaları bugün Listz Akşamı ile başlıyor. 13 Kasım-18 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek etkinliklerde İdil Biret, Şirin Pancaroğlu, Nil Karaibrahimgil ve Dilbağ Tokal da var.

 ENKA Kültür ve Sanat Buluşmaları bugün başlıyor. Sadece müziğe yer verilecek olan etkinliklerde 13 Kasım-18 Aralık 2012 tarihleri arasında pek çok ünlü müzisyen ağırlanacak. Bu yıl 24’üncüsü gerçekleştirilen etkinlikler bu akşamki ‘Listz Akşamı’ konseri ile başlıyor. ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda gerçekleşecek olan konserin solistlğini Gökhan Aybulus yapacak. Aybulus’a eşlik edecek olan Orkestra, Anadolu Üniveristesi Senfoni Orkestrası, şef ise Cem Mansur.

İdil Biret piyanosu ile etkinlikte

Etkinliklerin ilerleyen günlerinde ise İdil Biret piyano resitali ile ENKA’nın konukları arasında olacak. Etkinliklerde, uluslararası üne sahip arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu ve pop müziğin genç isimlerinden Nil Karaibrahimgil ile birlikte pek çok sanatçı daha sahne alacak. Dilbağ Tokay ve Emine Serdaroğlu da, verecekleri konser ile sanatseverleri aynı çatı altında toplayacak.  İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin “Wolfgang ve Lorenzo” müzikli oyunuyla sona erecek olan etkinliklerde çocuklara da yer açılmış. BT Müzikevi projesi olan Johann Strauss’un ‘Dansa Davet’i çocukları ücretsiz ve keyifli bir yolculuğa çıkaracak.

Sanatseverler için sersi kalkıyor

Dileyen katılımcılar, her etkinlik öncesi saat 19:00’da Taksim – AKM önünden kalkacak ücretsiz servis ile etkinlik merkezine ulaşabilecek. Etkinlik bitiminde ise, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’ndan kalkacak servis, konukların Taksim – AKM’ye ulaşımını sağlayacak. Servisten yararlanabilmek için etkinliklerden en az iki gün önce ENKA ile bağlantıya geçerek rezervasyon yaptırılması yeterli. Konser biletleri 30 TL. Nil Karaibrahimgil konseri ise 50 TL. Bu arada hatırlatalım, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda koltuk sayısının sınırlı ve yerlerin numarasız olması nedeniyle, önceden rezervasyon yaptırılması öneriliyor. (Bilgi 0 212 705 60 50)

Viyolensel piyano ikilisi Dilbağ Tokay (fotoğraftaki) ve Emine Serdaroğlu’nun konseri 11 Aralık 2012 Salı 20:30’da.

 

“Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesinin yapıtları Siemens Sanat’ta.

Siemens Sanat’ta 04 Aralık 2012 tarihinde başlayacak olan “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” sergisi, kıyı bölgeleri tüketim, turizm, ekonomik, politik, çevresel, kent planlaması, küresel politikalara bağlı olarak geliştirilen dış stratejiler için bir oyun alanı olarak kullanılırken, kıyı-kentsel yaşamın sürdürülebilirliğine yönelik gözlemler ve beklentileri bir tartışma alanına taşıyor.

Hollanda merkezli Satellietgroep’ın liderliğinde gerçekleştirilen, Karadeniz ve Kuzey Denizi’ne kıyısı olan ülkelerde sanatçıların, sinemacıların yeni yapıtlar geliştirebilmesi, var olan çalışmalarını değerlendirebilmeleri ve ortaya çıkan yapıtları üretildikleri yerlerde ve diğer ülkelerde sergilemeleri, benzeri projeleri yine işbirlikleri ile hayata geçirebilmelerine yönelik, araştırmaya dayalı programlar geliştirmeyi amaçlayan “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesinin yapıtları Siemens Sanat’ta.

Xentrikarts (Bahanur Nasya & Yılmaz Vurucu), Maurice Bogaert, İmre Azem, Rüya Köksal & Aydın Kudu, Bram Vermeulen/VPRO, Rik Delhaas & Daimon Xantholoulos, Eliane Esther Bots, Aram Tanis & Jacolijn Verhoef, Barbara Hanlo, Fidan Ekiz, Henrik Lund Jorgenson (DK/SE)’un belgesel/video yapıtlarının yer aldığı sergi, 04 Aralık’tan itibaren Siemens Sanat’ta izleyicisiyle buluşuyor.

Küresel bir sorunun yerel sonuçlarını ve bu bağlamdaki süreci araştıran, mimari, sanat ve bilimi bir araya getiren “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesi konuk sanatçı programlarını bir araştırma metodu olarak kullanıyor. Bu proje, yeni perspektifler üretmek amacıyla sanatçıların yerel ortaklarla alan çalışma yapmalarına, plan çıkarmalarına ve kıyı bölgelerindeki dönüşümlerin son durumunu araştırmalarına olanak sağlıyor. Proje, çeşitli sanatsal ve/veya bilimsel metodları kullanarak farklı kıyı bölgelerini, Karadeniz ve Kuzey Denizi çevresindeki ülkeleri, kentleri, oralarda yaşayanları, karşılaştırarak farklı bakış açılarını bir araya getirerek bir diyalog süreci başlatıyor.

Proje ortaklığını Avrupa Kültür Derneği’nin yaptığı, Sinopale (Uluslararası Sinop Bienali) kapsamında gerçekleştirilen “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesi Türkiye Hollanda 400.Yıl programı içinde, Tandem – European Cultural Foundation, MitOst e.V., Centre for Cultural Management, Culture Action Europe, European Commisson (Culture), Robert Bosch Stiftung – SICA, Lahey Belediyesi, Haagse Brug, Stroom, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu, ECF and SfA desteğiyle gerçekleştiriliyor.

“Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” sergisi, 04 Aralık 2012 – 25 Ocak 2013 tarihleri arasında, haftanın her günü 10.00 – 19.00 saatleri arasında Siemens Sanat’ta izlenebilir.

Almanya’nın Frankfurt kentinde ünlü Alman model Heidi Klum’un sunuculuğunda düzenlenen ödülgecesinde Swift, ”En iyikadın şarkıcı”, ”En iyi canlı performans” ve ”En iyi tarz” dallarında ödüle layık görüldü.

Kanadalı şarkıcı Bieber ise ”En iyi erkek şarkıcı”, ”En iyi pop şarkıcısı” ve ”En iyi dünya sahnesi performansı” dallarında üç ödül topladı.

Ödül törenine katılamayan 18 yaşındaki Bieber, üç ödül kazanmasıdolayısıyla çok heyecanlı olduğunu belirterek, bu ödüllerin kendisinegüven verdiğini ifade etti.
Kanadalı 22 yaşındaki Swift ise hayranlarıyla paylaştığı mesajında ödül töreninin kendisi için şimdiye kadarki en heyecanlı gece olduğunu bildirdi.

Gecede, Koreli şarkıcı Park Jae-Sang’in (PSY) söylediği “Gangnam Style” isimli parçanın klibi ise ”En iyi video” dalında ödül kazandı.Törende, geçen şubat ayında hayatını kaybeden 48 yaşındaki Amerikalı şarkıcı Whitney Houston ise ”Küresel ikon” ödülüne layık görüldü.

MTV Müzik Ödülleri’nde geçen yıl dünyaca ünlü şarkıcı 26 yaşındaki Lady Gaga, en iyi kadın şarkıcı, “Born This Way” şarkısıyla en iyi şarkı ve en iyi video ödüllerinin yanı sıra geçen yıl kez verilen en çok hayrana sahip sanatçı ödülünü kazanmıştı.

MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde birçok kategorideki ödül, internet üzerinden yapılan oylama sonucu dağıtılıyor.

Törende kazanan isimler şunlar:

En iyi kadın şarkıcı: Taylor Swift
En iyi erkek şarkıcı: Justin Bieber
En iyi şarkı: “Call Me Maybe,”/Carly Rae Jepsen
En iyi pop şarkıcısı: Justin Bieber
En iyi dünya sahnesi performansı: Justin Bieber
En iyi video: “Gangnam Style,” PSY
En iyi rock grubu: Linkin Park
En iyi alternatif sanatçı: Lana Del Rey
En çok hayrana sahip sanatçı: One Direction
En iyi hip-hop ödülü: Nicki Minaj
Küresel ikon ödülü: Whitney Houston
En iyi çıkış yapan şarkıcı: Carly Rae Jepsen
En iyi canlı performans: Taylor Swift
En iyi yeni şarkıcı: One Direction
En iyi tarz: Taylor Swift

 

Kaynak : [-]

Makale: Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN

Müzik, Konfüçyüs’ün deyimiyle; gök ve toprak arasında bir uyumdur. Yani birleştiricidir. İşte bu noktada, bu yazınında temel konusunu oluşturan şu soru beliriyor aklımda; Böyle birleştirici bir unsur olan müziğin bağlayıcı yönünden, son günlerde iyice yıpratılan ülkemiz demokrasisi de nasibini alamaz mı? Bin yıldır aşıklarımız, ozanlarımız; düşüncelerini, sevdiklerini, duygularını müzikle dile getirmişler. Tüm tepkilerini müzikle ortaya koymuşlar.

Sevdiklerine de, devlete de müzikle seslenmişler. Zaman zaman yasaklansalar da, müziklerinden dolayı alı da konulsalar, mahkumda olsalar, yılmamışlar ve müziği duyguların dili olarak yaşatmaya, düşüncelerini paylaşacakları özgür bir alan olarak görmeye devam etmişler. Çünkü müziğin karşı konulmaz gücüne inanmışlar.

Sanatın demokrasiye geçmişte olduğu gibi gelecekte de katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sanat, demokrasiden yana mucizevi bir yol…

Ülke gündeminin geldiği nokta ortada…

Yaşananlar gencinden yaşlısına, halkından siyasetçisine herkesin sinirlerini iyice geriyor. Bu gergin ortamdan en ağır hasarı alanlarsa, şüphesiz Mustafa Kemal’in “bütün ümidim” dediği gençler oluyor. Sokaklarda yaşanan ve ülkedeki olumsuz gidişin birer ürünü olan her olayda ne yazık ki baş rolü gençler, hatta çocuklar oynuyor.

Müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu.

Bu bağlamda ülkemiz gençlerinin müziğe yönelmelerini, ellerine taş sopa değil, enstrüman almalarını, savaşçı değil, sanatçı olmalarını ve kendilerini müzikle, sanatla ifade etmelerini öneriyorum.

Türkiye’nin tek çıkış noktası eğitimdir.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafya da yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuvarları da katarsak, bu anlamda ne kadar zengin olduğumuzu görebiliriz. Bu kurumlar kendi müziğimizi bize tanıtmanın yanında, başka kültürlerin müziklerini de aynı doğrulukta tanıtmak açısından önemli.

Müzik eğitiminin diğer bir önemi; bireyin yaratıcılığını arttırması, entellektüel ve sosyal yaşamını desteklemesi.

İnanıyorum ki sanat; geçmişte olduğu gibi gelecekte de demokrasiye yol gösterecek ve şiddetten uzak, yasa dışılıktan uzak, özgür ve yerinde ifadelerin ortak alanı olacaktır.

Sanatın her alanı birer zenginlik olarak görülmeli ve bizleri her zaman daha aydınlığa ulaştıracağı unutulmamalı.

 

Türkiye’nin ilk güncel sanat ödülü FULL Art Prize’ın sahibi, Aslı Çavuşoğlu ve Işıl Eğrikavuk oldu. Halk jürisi ödülüne ise Cengiz Tekin layık görüldü.

Türkiye’nin ilk güncel sanat ödülü olan ‘FULL Art Prize’ dün gece Hasköy Yün İplik Fabrikası’ndaki  törenle ilk sahiplerini buldu. 25 bin TL’lik büyük ödül, Aslı Çavuşoğlu ve Işıl Eğrikavuk arasında paylaştırıldı. Jüri üyelerinin belirlediği yarışma kriterlerini her iki sanatçının da eşit derecede tamamlamış olması ve ödülün ikiye bölünmesi gecenin en büyük süprizi oldu.

Sevim Gözay’ın sunuculuğunu yaptığı gecede FULL Art Prize resmi internet sitesi üzerinden halk oyları ile belirlenen Halk Jürisi Ödülü’nü kazanan isim ise Cengiz Tekin oldu.

Hasköy Yün İplik Fabrikası’ndaki geceye kültür sanat ve medya dünyasının önemli isimleri katıldı. Ödül törenine parallel olarak aynı mekanda yarı finale kalan sanatçıların yeni işlerinden oluşan bir sergi açıldı. Full Art Prize yarı finalistlerine başvuru dosyalarında yer alan, daha önce gösteremedikleri, üretemedikleri ya da sadece fikir olarak kalan projelerinin gerçekleştirilebilmesi için birer destek bütçesi verildi. Sanatçılar yapıtlarını, Öykü Özsoy küratörlüğünde gerçekleştirerek “tanıklık etme” kavramı üzerinden ürettiler. Hasköy Yün İplik Fabrikası’ndaki bu sergi, 28 Kasım’a dek görülebilir.

 Kaynak :[-]

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da Belleğin Kırılmaları, İlişkisel Bellek ve Tektipleşmebaşlıklı üç tematik gösterim programıyla izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern, güncel video, animasyon ve kısa filmleri dünyanın farklı köşelerine taşıyan Uluslararası Sanatçı Filmleri (Artists’ Film International) programını sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla yürütülen gösterim programı, ortak kurumlar tarafından davet edilen 19 sanatçının güncel video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşuyor.

Üç farklı başlıktan oluşan Uluslararası Sanatçı Filmleri özel gösterim programlarında Sefer Memişoğlu, Alejandro Cesarco, Corin Sworn, Nguyen Trinh Thi, Liu Chuang, Sriwhana Spong, Liu Chuang, Aleksandar Jestrovic Jamesdin, Aslı Çavuşoğlu, Camila Rocha, Karim Debbagh, Ben Hagari, Bengü Karaduman, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkacova, Hatice Güleryüz,  Berat Işık ve Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alıyor.

2008 yılında Art in the Auditorium adıyla Londra’nın köklü sanat kurumu Whitechapel Gallery tarafından başlatılan projeye İstanbul Modern, geçmiş yıllarda İnci Eviner, Ergin Çavuşoğlu ve Ali Kazma’nın çalışmalarıyla katılmıştı.  Bu yıl dünyanın farklı  bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sanatçı Filmleri için her ortak kendi ülkesinden bir sanatçının video, film veya animasyon çalışmasını seçti. Bu şekilde oluşturulan uluslararası video havuzu, yıl içinde ortak kurumlarda düzenlenen gösterim programları ya da sergilerle izleyiciyle buluşuyor.

Bu yıl Sefer Memişoğlu ve 2011 yapımı BREEZE adlı videosunu seçen İstanbul Modern, proje ortaklarından gelen çalışmalara ek olarak, Türkiye’den başka sanatçıların videolarına da programda yer verdi. Programın küratöryal çalışmasını İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve asistan küratör Senem Sekban yaptı. Ayrıca, 24 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da İstanbul Modern’in konuğu Sefer Memişoğlu’nun videolarının toplu gösterimi yapılacak ve sanatçıyla bir söyleşi düzenlenecek.

Uluslararası Sanatçı Filmleri programının 2012 yılı ortakları arasında, İstanbul Modern’in yanı sıra Whitechapel Gallery, Londra, İngiltere, GAMeC /Galleria d’Arte Moderna, Bergamo, İtalya, Fundacion Proa, Buenos Aires, Arjantin, Ballroom Marfa, Marfa, Texas, ABD, City Gallery Wellington, Wellington, Yeni Zelanda, San Art, Ho Chi Minh City, Vietnam, Para/Site, Hong Kong, Çin, Belgrade Cultural Centre, Belgrad, Sırbistan, Cinematheque de Tanger, Tangier, Fas, New Media Center, Haifa, İsrail, Neuer Berliner Kunstverein Video-Forum, Berlin, Almanya bulunuyor.

İspanya turnesinden başarılı konserlerin gururuyla dönen İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) yarın Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Atatürk’ü Anma Konseri verecek.

Çin Kültürü Yılı Haftası’na denk gelen konseri Çin’in tanınmış kadın şeflerinden Zhang Jiemin yönetecek. Ünlü flüt sanatçımız Gülşen Tatu’nun solist olduğu saat 20.00’de başlayacak konserin programında; J.Iber “Flüt Konçertosu” ve O.Respighi “La Boutique Fantasqıe” eserleri yer alıyor.

Konserde Çinli besteci LiHuanzhi tarafından bestelenen “Bahar Festivali Uvertürü” de seslendirilecek. Eserde, Shanbei bölgesinde yaşayan halkın, Çin Yeni Yılı’nı yani Bahar Festivali’ni kutlayışını betimleniyor. Bahar Festivali Uvertürü, 1955 ve 1956 yılları arasında bestelenmiş, çeşitli festival etkinliklerinde seslendirilmiş, özellikle Çin okullarının müzik kitaplarında da yer alıyor. 2007 yılında eser, Çin’in ilk uzay araştırma aracıyla taşınmak ve uzaya yayın yapmak üzere de seçilmiş.

Şef Zhang Jiemin, piyano ve perküsyon çalışmalarına 7 yaşındayken başlayan, 1995 yılında Şangay Müzik Konservatuvarı’nın orkestra şefliği ve bestecilik bölümünden mezun olan, mezuniyetinden itibaren Çin’in önemli opera ve senfoni orkestralarında görev almış olan, 2010 yılında Jiemin, Şangay Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi olmuş olan deneyimli bir şef.

Taksim uyarısı

Bölgede etkinlik sergileyen diğer kütür kurumları gibi İDSO yönetimi de Taksim’in kapalı olması dolayısıyla sanatseverlerin zamanla konusunda dikkatli olmasını hatırlatıyor.

 Kaynak : [-]

İbrahim Çallı’nın terk edilmiş bir evde uzun yıllar rulo halinde tutulan ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” adlı tablosu, 500 bin liraya satıldı.

”Karşı Müzayede” tarafından Bağlarbaşı’ndaki International Art Center’de (IAC) gerçekleştirilen Anadolu yakasının ilk müzayedesinde, 330 eser satışa çıkarıldı.

Müzayedenin en ilgi çeken eseri, İbrahim Çallı’nın 3 metre boyundaki ”en büyük ve mitolojik” tablosu olarak bilinen 80 yıllık ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli eseri oldu. 400 bin liradan satışa çıkarılan ve 4 sanatseverin almaya talip olduğu tablo, müzayedeye telefonla katılan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir sanatsevere 500 bin liraya satıldı.

IAC İstanbul’un kurucusu Hafize Uncuoğlu, İbrahim Çallı’nın”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli çalışmasının satılmasından dolayı hem üzgün hem de mutlu olduklarını ifade ederek, ”Bugünkü müzayedenin Anadolu yakasında gerçekleştirilen ilk müzayede olması nedeniyle, çok heyecanlıyız. Anadolu yakası ve sanat adına hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Uncuoğlu, tarihi bir ana tanık olduklarını anlatarak, kayıp olan 80 yıllık bir eseri sanat camiasına kazandırdıklarını kaydetti.

Müzayedeye katılan İbrahim Çallı’nın torunu Yaşar Çallı ise ”Batı anlamındaki Türk resminin öncüleri İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Ruhi Arel ve Sami Yitik’tir. Bu tablo, Avrupa ülkelerinden birinde yapılsaydı, daha iyi bir fiyata satılırdı. Müzayedeye daha çok devlet erkanı ve sanatseverin katılmasını beklerdim” dedi.

Eser

Çallı’nın ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” eserinin hikayesi şöyle:

”1930’lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, İbrahim Çallı’ya Kaşık Adası’nda çalışması için bir yer tahsis eder. O yıllarda Burgazada’da İbrahim Çallı’nın doktoru Mehmet Medeni Akman yaşamaktadır. Çallı ve Akman’ın dostluğu, uzun yıllar devam eder. Çallı, ‘Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar’ adlı eserini, Mehmet Medeni Bey için yapar. Çallı’nın o dönemde, bu kadar büyük tuval olmadığı için 2 tuvali birleştirerek yaptığı 2.98 X 2.18 boyutlarındaki tablo, Medeni Bey’in Burgazada’daki yalısında uzun yıllar asılı kalır. Mehmet Medeni Bey’in ölümünden sonra, boyutundan dolayı uzun süre bakımsız kalan tablo, Bayram Karşıt’ın gözetimine geçerek, restore edilir ve İbrahim Çallı’ya ait olduğu belgelenir, ayrıca Bayram Karşıt tarafından sertifikası da verilir. Ancak eser, rulo şeklinde saklandığı için Çallı’nın imzası dökülmüştür. Son olarak restorasyon işleri, Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan tarafından denetlenir ve korumaya alınır. Eserin, 1930’lu yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor.”

Müzayedede, İbrahim Safi, Nazmi Ziya, Sabri Berkel, Avni Arbaş, Nuri Abaç, Fikret Mualla, Adnan Çoker, Abidin Dino ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da aralarında bulunduğu birçok sanatçının yaklaşık 100 eseri, alıcı buldu.

 Kaynak : [-]

24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları’nda; “ENKA’da Tempo, Allegro!” Sadece müzik etkinliklerinden oluşan ve 13 Kasım – 18 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek.

ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda, birbirinden farklı sanatçılar ve yüksek müzikalitedeki konserlerle, birçok sanatseveri bir araya getirecek olan “ENKA’da Tempo, Allegro!” günleri için geri sayım başladı.

24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamındaki “ENKA’da Tempo, Allegro”; solistliğini Gökhan Aybulus’un yaptığı, Cem Mansur şefliğindeki, Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası’nın “Listz Akşamı” konseri ile başlıyor. İdil Biret’in piyano resitali ile müzik şöleni yaşatacağı etkinlik programında; Şirin Pancaroğlu yönetimindeki Cafe Tango da Latin esintilerini yanı başımıza taşıyor. İlginç müzikleri ve farklı tarzı ile müziğin ayrık otu olan Nil Karaibrahimgil’in şarkılarıyla herkesi eğlendireceği 24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları’nda; viyolonsel ve piyano ikilisi Dilbağ Tokay ve Emine Serdaroğlu da, verecekleri konser ile sanatseverleri aynı çatı altında topluyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin “Wolfgang ve Lorenzo” müzikli oyunuyla sona eren “ENKA’da Tempo, Allegro”da çocuklar da unutulmuyor. BT Müzikevi projesi olan “Dansa Davet”; Neşeli Pazarlar’da çocukları Bay Majör ile keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda koltuk sayısının sınırlı ve yerlerin numarasız olması nedeniyle, önceden rezervasyon yaptırılması öneriliyor. Dileyen katılımcılar, her etkinlik öncesi saat 19:00’da Taksim – AKM önünden kalkacak ücretsiz servis ile etkinlik merkezine ulaşabiliyorlar. Etkinlik bitiminde ise, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’ndan kalkacak servis, konukların Taksim – AKM’ye ulaşımını sağlıyor. Servisten yararlanabilmek için etkinliklerden en az iki gün önce ENKA ile bağlantıya geçerek rezervasyon yaptırılması yeterli.

 

Türklerin geleneksel kağıt süsleme sanatı “Ebru” ile Japonya’nın metot olarak ebruya çok benzeyen “Suminagashi” boyama sanatı Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenen bir sergide buluştu.

Türkiye-Japonya Kültürler Arası Diyalog Derneği’nin (Nittokai) düzenlediği sergide, Ebru sanatçısı Ahmet Akgün ve Japon “Suminagashi” sanatçısı İşihara Minoru’ya ait toplam 50 eser yer aldı. Serginin açılışını Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Serdar Kılıç ve eşi yaptı. Shibuya Belediyesi’ne ait kültür merkezinde düzenlenen sergiye gelen Büyükelçi Kılıç ve eşi, eserleri tek tek gezerek bilgi aldı.

Daha sonra Japon sanatçı Minoru, eserleri hakkında Büyükelçi Kılıç’a bilgi vererek bez üzerine renkleri nasıl aktardığını anlattı. Ziyaretin ardından Kılıç, Suminagashi ustası Minoru’ya eserlerinden dolayı plaket verdi. Kılıç, Japon sanatçıya eserlerini elçilikte de görmek istediğini belirtti.

Japonya’nın geleneksel bir sanatı olan Suminagashi’de Ebru’dan farklı olarak bez parçaları kullanılıyor. Suminagashi, 12. yüzyıldan beri icra edilen bir sanat. Bu sanatın önemli isimlerinden Minoru, eserlerinden dolayı çok sayıda ödüle layık görüldü. Üç gün sürecek sergiye ilgi gösterenler arasında Japon milletvekili Hirose Makoto da vardı.

Kaynak