Şunun için etiket arşivi: sanat eğitimi

 5 yıldır sanatın pek çok dalında eğitim veren Nar Sanat haftada 4 gün olan resim gruplarının dolmasından dolayı Salı gündüz grubunu da açıyor. Hobisini gerçekleştirmek ve stresinizi azaltmak sanata bir adım daha yaklaşıp renklerinizi bulmanıza yardımcı olmak üzere Salı günü açılacak yeni Hobi Resim Grubu için sizleri de aralarına davet ediyoruz.

resim kursu bakırköy hobiHaftada bir gün 4 saati şeklinde yapılan resim derslerinde, kopyacılık değil resim sanatının kendisini öğrenmek ve hobi edinmek veya resim hobinizi geliştirmek istiyorsanız sanat dolu bir ortamda resim sanatına bir adım atmanızı bekliyor. Buyurun gelin önce misafirimiz olun ortamın sanat kokusuna bakın ve arzu ederseniz ondan sonra karar verin.

Elbette tüm bu çalışmaların yanı sıra M.E.B. Onaylı belgeniz sizlere bir ayrı bir motivasyon katacaktır.

Hobi resim kursu BakırköyÜlkemizdeki nadir kadın Heykel Sanatçılarından Ş.Hale ÜRKMEZGİL eşliğinde “Hale ÜRKMEZGİL Alölyesi” ’nde çalışacak ve temel sanat eğitimi ile resim öğrenip sanatın  farklılığı ve güzelliğini hissedeceksiniz. Engin tecrübe ve bilgi ile donanmış eğitmenimizin tüm deneyim ve bilgi birikimini sizlere aktarırken sanata adım adım yaklaşacak ve üretmenin huzuruna kavuşacaksınız.

 

Bekliyoruz.

Stresten uzaklaşıp kendinizi gerçekleştirmek için yanınızdayız. Şehrin stresi sizi yenmesin çünkü Nar sanat yanınızda.

resim hobi grubu

Stres hepimizin bildiği gibi, sağlığımızı ve yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyen zamanımızın en büyük düşmanlarımızdan biri, özellikle ruh, kalp ve damar sağlığımız üzerine sayısız olumsuz etkisi var. Stres, yaşadığımız ortama, yaptığımız işe, hayat tarzımıza, hayata bakış açımıza ve kişilik yapımıza göre hepimizi farklı farklı değişen oranlarda etkiler. O halde sağlıklı yaşamamız da, bu amansız düşman ile ne ölçüde mücadele edebildiğimize bağlıdır. (*)

Stres ile mücadelede pek çok yöntem uygulanabileceği gibi modern yaşamın ve kendini gerçekleştirmenin yöntemlerinden biride hobi edinmektir.

14akademiye hazırlık ve hobi resimGenel anlamda

1-Nefes Egzersizleri

2-Sağlıklı Beslenme

3-Zaman Yönetimi

4- Bir Hobi Edinme

5-Sosyalleşme gibi bir takım programlar sunulmaktadır.

Görüldüğü gibi bilim insanlarının da önerilerinden enaz ikisini hobilerinizle gerçekleştirmeniz mümkün.

Kaldı ki modern çağın yaşamı gereği iş stresinden kurtulma veya iş koşturmamasının rutininden çıkma ya da emekli olduktan sonra iş yoksunluğu diye adlandırabileceğimiz çalışmama halinin sağlık üzerindeki olumsuzluklarından kurtulmanın yolu kendini gerçekleştirmekten geçiyor.

Bu anlamda Nar Sanat olarak sizleri sadece çocuklarımızın sanat eğitimi değil kendinizin de bir hobi edilebilmesi için aramıza bekliyoruz.

Müzik dallarından herhangi biri veya Koro çalışmalarının yanı sıra hafta içersinde gündüz ve gece olmak üzere resim hobi/ Akademiye Hazırlık gruplarımızın mevcut olduğunu 12akademiye hazırlık ve hobi resimbiliyorsunuz. Hafta sonu  cumartesi günü olan grubumuz dolması ve Pazar günü talebin oluşması ile artık Pazar günleri de hobi ve akademiye hazırlık grubumuz başlıyor. Enfazla 8 kişilik gruplar halinde ve bir birinden bağımsız olarak temel sanat eğitimi ardından herhangi bir tarzda resim çalışmanız mümkün.

Hocamızı tanıyorsunuz Ülkemizin yetiştirdiği nadir kadın Heykel sanatçılarından olan Ş.Hale ÜRKMEZGİL’in (Sanatçının öz geçmişi için adına tıklayınız) atölyesinde resim dersi almak daha bir eğlenceli daha bir eğitici.

Sadece resim eğitmenliği yapmayan fiili olarak sanatını da devam ettirten Hocamız sizlerle olmaktan mutluluk duyacaktır. Buyurun Pazar günü saat : 12:00-16:00 saatlerini arasında gelip konuk olup sonra karar verebilirsiniz.

 (*) Kaynakça: Prof.Dr.Ahmet ALPMAN 

 

Öğrencilerimizden bazı resim çalışmaları

Her zaman olduğu gibi sanat eğitimin çocuklar üzerinde ne gibi etkileri olacağı konusunda yazı yazmak için kaynak arayışındayken aşağıda yayınladığımız yazıyı bulduk. Böyle güzel anlatılmış bir yazı varken alıntı yerine olduğu gibi yayınlamanın daha doğru olacağına inanıyoruz.

Sayın Doç.Dr.Ayşe Cakır İlhan*’a teşekkür ederiz.

perküsyon eğitimi ve çocuk

müzik ve çocuk             Çocukları okulöncesi kurumlarda eğitime başlamadan önce oyun oynarken izlersek onlarda var olan yaratıcılık potansiyellerini ne kadar bilinçsizce ve amaçsızca tükettiklerini görürüz. Yetişkinler onlara zaman ve uygun ortam sağlayabilirse çocuklara bu gizil güçlerini ortaya koyma olanağı tanırlar ve onların çevrelerini oyun yoluyla tanıdıklarını ve kendi iç dünyalarını yansıtan hikayeler uydurduklarını, heykeller yaptıklarını, köprüler, barajlar kurduklarını, evler inşa ettiklerini, resimler çizip boyadıklarını hemen fark ederler.

Okulöncesi eğitim kurumları çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimine paralel eğitim veren ve vermesi gereken kurumlardır. Okulöncesi eğitiminin en önemli amaçlarından biri çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesidir. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat eğitimi programlarının önemli bir yeri vardır. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat programların hedef kitlenin gereksinimlerini doğrultusunda düzenlenmesi gerekmektedir.

çocuk gelişimi ve çocuk     Buna dayalı olarak okulöncesi çocuklar için düzenlenen sanat programları :

  •  Yaşantılara dayalı olmalı,
  • Uygulamaya olanak vermeli,
  • Sanatsal malzemeleri kullanacak beceri eğitimi sağlamalı,
  • Çocuğun estetik duyarlılığını geliştirmelidir.

Sanat Eğitiminin yukarıda sıralanan dört olmazsa olmaz koşulu okulöncesi sanat programının temel içeriğini oluşturur. Bu sıralanan koşullar birbirleri ile bağlantılı olmalarına karşın zaman zaman ağırlık birine veya ikisine verilebilir.

Çocuklar sanatsal çalışmalar yapmaya her zaman hazırdırlar. Resim, müzik, tiyatro, drama, dans v.b. sanat dalları çocuğun yaşantısında oyun alarak kendini göstermektedir. Sanat, oyunun bir parçası veya kendisi olarak çocuğun yaşamında hep önemli bir yere sahiptir.

Çocuklarla sanatsal çalışmalar yapabilmek için çevre, duyu, duyum, duygu , algı, algı alanı gibi önemli kavramların ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda bilgi sahibi olunmalıdır.

çocuk ve anneÖğrenmenin gerçekleşmesinde beş duyunun farkında olunarak kullanılması, duyumsanan şeylerin doğru ve sağlıklı algılanması önemlidir. Bunun için çocuğun farklı alanlarda yaşantılar geçirmesi gerekir. Çünkü çocuk sanat yaparken (resim, heykel, drama, tiyatro, dans v.b.) daha çok günlük yaşantılarından –bir olaydan, bir nesneden, bir duygu ya da etkilendiği bir kişiden- yola çıkar. Çocuğun çevresini gözlemlemesi ve kişisel yaşantıları öğretmene belli bir birikim sağlar.

Küçük çocuklar duygusal anlamda aç gözlüdürler. Şekillerden ve ayrıntılardan etkilenirler. Yerde yürüyen bir böcek, eriyen buzdan damlayan su tanelerini hayretle izlerler. Bu nedenle büyük heyecan yaşatan bu ve benzeri yaşantılar yetişkinler tarafından desteklenmelidir. Yetişkinlerin rolü çocuğun ayrıntıları fark etmesine, zengin obje kavramı oluşturmasına ve bütün duyuları kullanmasına yardımcı olmaktır.

erken dönem sanat eğitimiÇocuklar bu ve benzeri yaşantılardan yola çıkarak sanatsal çalışmalar yaparlar. Örneğin bir resim çalışması için öncesinde bir konu saptanıp, konuşulup canlandırılmadıysa çocuklar şu soru ve sorunları dile getirirler.

* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi.

  • Öğretmenim ne çizeyim?
  • Ne yapacağımı bilmiyorum.
  • Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Bunun için saptanan konu önceden konuşulmalı, drama yolu ile canlandırılmalı, resim yaparken kullanılacak teknik hakkında bilgi verilmeli daha sonra resim yapmaya geçilmelidir. Öğretmen ya da yetişkin çocuğun sanatsal çalışmalar yapmasını desteklemeli ona cesaret vermelidir.

Bunun yanında çocuklar, sanat, sanatçı, sanatçıların yapıtları konusunda bilgilendirilmelidir.

  •  Sanat nedir?
  • Sanat niçin yapılır?
  • Sanat yapıtı nedir? gibi sorular çocuklara çok soyut gelebilir, onları şaşırtabilir.

Bu bilgilendirme 5-6 yaşlarda daha etkili olmaktadır. Çünkü 5-6 yaşına gelmiş bir çocuk sanatçıların nasıl değişik insan, hayvan veya nesne çizdikleri konusunu algılayabilir. Sanatçıların sanatlarını üretirken değişik malzemeler kullandıklarını gözlemleyebilir, öğrenebilir. Burada amaç çocuklara sanat tarihi öğretmek değil, onları zengin sanatsal mirasla tanıştırmaktır.

Sanat kültürün bir parçasıdır ve insanlık hakkında bilgi verir.

  • Onlar kimdiler?
  • Nasıl yaşadılar?
  • Neler giydiler?
  • Neler kullandılar?
  • Nasıl iletişim kurdular? v.b.

Sanatı ve sanatçıları tanıyarak büyüyen çocuklar, ayrıca farklı sanat akımlarını da tanıyabilirler, kendi algıları çerçevesinde bu bilgileri kullanabilirler. (gerçekçi sanat soyut sanat, gerçeküstü sanat, kavramsal sanat v.b.)

bele ve sanatSanat ve sanatçılarla tanışan çocuklar hem kendi ürettiklerini, hem de sanatçıların yapıtlarını bir anlamda eleştirmeyi öğrenebilirler. Yetiştiriciler, sanat eleştirisi konusunda çocukları yönlendirebilirler. Örneğin :

 Bu gördüğünüz nedir? (Resim, heykel, fotoğraf, halı.v.b.)

  • Ne gibi biçimsel özellikleri vardır? (büyük, yuvarlak, kare, yumuşak, katı v.b)
  • Nelerden yapılmıştır? (kağıt, boya, metal, kil, kumaş, mermer, tahta v.b)
  • Sanatçı burada ne anlatmaya çalışmıştır?
  • Bu çalışmayı nasıl anlatabilirsin?
  • Sana neler hissettiriyor? (mutluluk, komik, üzüntü, acı v.b.)
  • Bu yapıtı sevdiniz mi? Neden?

Buradaki amaç çocuklara sanatsal bir bakış açısı kazandırmak, yaratıcılığı ve estetik duyarlılığı geliştirmek ve kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmektir.

Bilindiği gibi estetik güzelliğin bilmidir ve güzel olanla ilgilenir. Çocuklar güzellik arayışında duygularını ve bedenlerini kullanırlar. Gözleri görsel olarak sanatı araştırırken, kulaklar sesleri ve müzikleri dinleyebilir. Çocuklar sanatsal çalışmalara dokunabilir, güzel kokuları koklayabilir, yiyecekleri tadabilirler. Beden, dans ve hareket yoluyla kendilerini ifade edebilir. Böylece küçük yaştaki çocuğun beş duyusu erken dönemde güzele doğru, güzeli yeğleyecek bir yönde eğitilebilir.

resimle sanat adım adım4Çocuklara bu konuda hem zaman hem de ortam hazırlamak ve onlara fırsat vermek gerekir. Çevreleri estetik nesnelerle donatılmalı, bulundukları ortamlar kaotik, düzensiz, aşırı süslü değil, temiz, aydınlık ve renkli olmalıdır. Duyuları harekete geçirmeli, bakma, dinleme, dokunma, koklama ve tatma konularında onları kışkırtmalıdır. Çiçekler, bitkiler, hayvanlar, yumuşak yastıklar, sallanan sandalyeler, heykeller ortama öğretici ve estetik özellikler katarlar. Sergiler (doğal nesneler, kartpostallar, kolleksiyonlar, sanat kitapları, antikarlar, araç ve gereçler, makine parçaları, çömlekler, posta pulları, paralar v.b.) sanat merkezleri, dans alanları v.b. çocukların estetik imgeler, düşünceler, duygular yeni kavramlar üretmeleri için birer fırsat ortamlarıdır. Yarının estetik ortamıyla, zorlanmadan karşılaşabilecekleri ilk deneyim alanlarıdır.

Çocuklar, sanat merkezlerinde sergi açılışlarına, müze gezilerine, konserlere, performanslara katılabilirler. Sanatçılar (ressamlar, heykeltraşlar, müzisyenler, grafikerler v.b.) çocuklarla çalışarak onların yaşantı dünyalarını zenginleştirebilirler.

Sonuç olarak okulöncesinde sanat eğitimi çalışmaları yapılırken çocukların duygularını geliştirici ortamların önemsenmesi gereklidir. Duyumsama, sanatsal çalışmalar yapma, sanat hakkında bilgi sahibi olma, sanatçıları tanıma ve sanatçıların yöntemlerini öğrenme estetik yaşantılar için ön plana çıkmaktadır. Küçük çocuklar elbetteki sanat tarihçileri gibi eğitilemez, ama sanatçılar ve onların yapıtları ile tanışabilirler. Değişik sanat akımlarını tanıyarak bu doğrultuda çalışmalar yapabilirler. Sanatsal eleştiri konusunda da bilgilendirilebilirler.

Bu konuda yapılabilecek bazı çalışma örneklerini şöyle sıralayabiliriz :

* Bir sanat sergisi, müze veya tıpkı basım sergisi gezilebilir. Bu mekanlarda en fazla iki ya da üç ayrı sanat akımına ait çalışmalar, karşılaştırılabilir. Çocuklar farklı sanat akımlarına ait uygulamalı çalışmalar yapabilirler.

Örneğin belli bir çizim (bu insan, ağaç, ev, meyve v.b. olabilir) iki ya da üç farklı sanat akımında nasıl ele alınmış, akımlar arasında ne gibi farklar ve benzerlikler bulunmaktadır? gibi. Her sanatsal yapıt tek tek ele alınır, üzerinde konuşulur, drama yöntemleri ile canlandırılır, daha sonra uygulamalı çalışmalara geçilebilir.

* Bir sanatçıyla çocuklar tanıştırılabilir. Sanatçının çalıştığı, yaşadığı mekan, giyim tarzı, kokusu, duyguları (nasıl gülüyor, neye kızıyor v.b.) düşünceleri, çocuklara farklı bakış açıları kazandırabilir.

Amaç okulöncesi çocuğunun yaşantılarını, imge dünyasını olanaklar ölçüsünde ve zorlama yapmadan zenginleştirmektir. Sanat; duyu, duyum, duygu, algı eğitiminde vazgeçilmemesi gereken hem zevkli, hem eğlendirici, hem de öğretici, belki de en önemlisi çocuğun yaratıcılığını geliştirici olmazsa olmaz bir alandır.

Kaynak : Robert Schırrmacher. Art and Creative Develepment for Young Children. Çev: Suna Karaküçük Delmar Publishers İnc. New York. 1998

 

Kaynak :[-]

Eğitim sezonun başlamasıyla beraber eğitim almak veya çocuğuna eğitim aldırmak  isteyen veliler haklı olarak keman eğitimi ve keman satın alma ile ilgili pek çok soru ile karşılaşıp cevap aramaktadır.

 Kurumumuzu ziyaret eden kişilerin genel olarak sorduğu soruları da derleyerek keman öğrencimiz olsun ya da olmasın tüm sanat eğitimine önem veren kişilerin aklındaki sorulara cevap olması amacıyla “Keman Eğitimi ve Keman satın alma kılavuzu” diyebileceğimiz bilgileri içeren yazıyı okumanızı tavsiye ederiz.

KEMAN ÖĞRENMEYE NASIL BAŞLAMAK GEREKİR?

 Keman Kursu Hakkında Sık Sorulanlar

Girl holding violin Hangi Kurum:

Öncelikle öğrenci ve velilerin kendi rahat hissedebilecekleri güvenilir ve kurumsal kurumlar tercih edilmelidir. Elbette kesinlikle M.E.B. Bağlı kurumlar öncelikli olarak tercih edilmelidir.

Çünkü M.E.B. Bağlı olan kurumlar yeterliliği olmayan ve aynı zamanda diploma sahibi olmayan eğitmen çalıştıramazlar. Tüm eğitmenler M.E.B’ nın onay ve denetimi, kontrolü altında çalışmaya izin verilerek görev alır.

Kurum seçiminde dikkat edilecek diğer bir konu solfej eğitimini ücretsiz olarak sunup sunmadığıdır..

Evde mi yoksa bir kurumda mi ders alınması daha iyidir?:

Kesinlikle bir kurumda ders alınmalıdır bu sayede çocuk daha disiplinli ve farkındalığı hissedecektir. Bunun yanı sıra gelecekte kesinlikle elinin altında M.E.B. Onaylı bir belgenin olması referans ve okul dışı sosyal faaliyetleri belgelendirebime konusunda bir adım daha ileride olacaktı. Evde veya resmi olmayan kurumlarda verilecek belgelerin hiçbir geçerliliği olmadığı gibi referans(Yurt dışında) olması da mümkün değildir.

Hangi Öğretmen/Eğitmen?:

Kesinlikle öğretmenin eğitim alt yapısına bakılmalıdır. Hangi okulda okuduğu v.b. öz geçmişleri incelenmelidir.

keman öğren nar sanatKonservatuvar ve  Öğretmenlik mezunu öğretmen arasında ne fark vardır?:  

Konservatuvarlar genel olarak orkestralara elemanı yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarıdır. Genel olarak konservatuvar eğitimi İlk öğrenim çağında başlar ve ardından ya güzel sanatlar liselerine veya Üniversitelerin Konservatuvar bölümlerine devam ederek mezun olabilirler.

Dolaysıyla üniversite düzeyinde konservatuvar mezunu olan kişiler pedagojik formasyon yapmamış olabilir.

Eğitim Fakültesi Mezunu Öğretmenler ise temel olarak ya konservatuvar veya güzel sanatlar lisesi mezunu olup üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olan kişilerdir. Eğitim odaklı yetiştirilirler.

Child playing violinGrup ders mi yoksa özel ders mi?:

Elbette genel olarak veliler fiyat olarak daha uygun olan grup derslerini tercih edebilmektedirler. Fakat maddi olanaklar mümkünse özel dersi tercih etmelerinde fayda vardır. Çünkü bire bir özellikle çocuk ile yapılan dersler daha verimli olduğu bir gerçektir. Özel ders ile çocuğun algı ve becerisine göre eğitmen dersi yapmakta dolaysıyla ilerleme daha fazla olabilmektedir.

Grup derslerde ise evde çalışan, çalışmayan, hızlı öğrenen öğrenmeyen diye ayrım yapılamamakta belirli bir standarda göre  eğitim verilmekte dolaysıyla da çalışan veya hızlı ilerleyebilecek öğrenci sıkılabilmekte veya geri kalabilmektedir.

 Keman dersi almak için herhangi bir yaş sınırı var mı?:

Genel olarak elbette kişisine göre değişmekle beraber  5 ila 60 yaş arasında olmak yeterlidir. Fakat bazı çocuklar 4 yaşında da başlayabilir. Önerilen en erken yaş 5-6 olarak söylenebilir.

Derse başladığımda kemana günde ne kadar zaman ayırmalıyız? :

Profesyonel bir amaç güdülmüyorsa, sadece müzik ile ilgilenmek hayatımıza renk katmak ise amacımız minimum günde 30 dakika, 1 saat kadar vakit ayırmak yeterli olacaktır.

Nota bilgisi olmayan bir kişi ne kadar zorlanır?

Elbette herhangi bir konuda eğitim almak başlarda zor olabilmektedir çok kolay ve basit olduğu söylenemez . Fakat Nar Sanat’ın en büyük farklarından biri okul öncesi için haftada 1 ders Solfej, Okur yazar olanlar için kademeli olarak devreye giren başlangıç seviyesi için  haftada 3 ders ve az da olsa nota bilgisi olanlar için haftada 1 ders olmak üzere toplamda 5 Ders  grup dersi şeklinde solfej eğitimi ÜCRETsiz olarak verilmektedir.

Keman hangi omuzda çalınır?

Eğer aksini gerektirecek bir durum yok ise sol omuza konularak tutulur. Solak olmanız bir problem yaratmaz.

Temel duruş pozisyonu nasıldır?

Keman genellikle ayakta durarak ya da belli bir yere oturarak dengeli ve rahat biçimde çalınmalıdır. Ayaktayken ayaklar yanlara doğru omuz hizasında, otururken de gövde olağan dikliğinde durur.

Kemanın tarihinden bahsetmek gerekirse;

Keman yaylı çalgılar ailesinin en küçük üyesidir.Karakteristik özellikleriyle XV. yüzyılın ilk yarısında görülmektedir. Yüzeysel olarak bakınca kemanın yüzyıllar boyunca değişmeden kaldığı düşünülebilir fakat gerçekte birbirini izleyen besteci ve yorumcuların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözle görülür bir evrim geçirmiştir. Keman ve onun ayrılmaz bir parçası olan yay , belirli özellikleri olan bazı ağaçlardan yapılmaktadır.Keman, her biri ayrı perdede ses veren dört telli ve standartlaştırılmış bir çalgıdır. (Daha Fazla bilgi için LÜTFEN TIKLAYINIZ)

elyapımı keman öreneği

El yapımı keman örneği

Kemanın başlıca unsurları;

Salyangoz, ağaç burgular, sap eşiği, sap, teller, tuşe, f delikleri, ses eşiği, fiksler,tel takacağı, kiriş eşiği, kiriş düğmesi, çenelik ve omuzluktur.

Keman ve yay seçiminde dikkat edilmesi gereken özellikler;

Keman öğrencisinin bedensel yapısı keman ve yayın yapısı ve bu yapılar arasındaki uyum, başlangıç keman eğitimi için büyük önem taşımaktadır.Bu yüzden keman öğrenmeye , rastlantısal olarak geçen herhangi bir keman ve yay ile değil, belli ölçülere göre seçilen keman ve yay ile başlanmalıdır. (Daha detaylı bilgi için lütfen aşağıya bakınız)  Keman çalmada en temel faktör duruş, tutuş ve işleyiştir.

Dinleti ve çalınma alanları nerelerdir;

Orkestra veya piyano eşlikli solo konser , resitaller yada orkestra sanatçısı olarak icra edilir.Keman teknik donanımı ve icra yönü en zengin çalgılardan biridir bu sebepten dolayı başlangıç ve gelişim aşamalarında yoğun çalışma ve sabır ister.Kemandan uygun sesin çıkartılması ve icra yönünün gelişmesi belli başlı teknik temeller üstüne sağlanır.Kusursuz bir icranın ve yeterli teknik donanımın sağlanması kişinin keman’a , sanat tarihine armoniye kısacası müziğin tüm temel faktörlerine olan ilgisi ve çalışmasına bağlıdır.Ancak ülkemizde keman icra sanatı sadece performans olarak algılanmaktadır.Bu tek başına asla yeterli değildir.Keman icra sanatında yazılan eserlerin dönemi ,dönemin teknik unsurları , armonisi icra sekli ve bir çok sosyal ve felsefi boyutu vardır.Ancak tüm bunlar sırasıyla işlendiğinde kusursuz bir icra ortaya çıkar.

fabrika kemanı

Fabrika yapımı keman örneği

Doğru Keman Seçimi

Herkes elbette en iyi kemana sahip olmak ister. Kimisi için “en iyi” kavramı görsellik, kimisi için ise enstrümanın ses kalitesi ve akustiktir. Her iki durumda maddi olanaklar ile sınırlıdır. Ancak görsel olarak seçenek sınırlı olduğu için kemanın ses kalitesi bir adım öne çıkmaktadır.

Ülkemizde ne yazık ki gerek fabrikasyon gerekse el yapımı kemanlar için fazla seçeneğimiz bulunmamaktadır. İthal edilen fabrikasyon kemanlar (genellikle) çok düşük kalitede ve ses özelliği bakımından memnun edici özellikler sunamamaktadır. El yapımı kemanlarda ise sanatkar sıkıntısı baş göstermektedir. Ülkemizde el yapımı keman imal eden usta sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçememektedir.

Fabrikasyon Keman

Eğer fabrikasyon bir keman almaya karar verdiyseniz ses kalitesinin bir süre sonra sizi tatmin etmeyeceğini bilmelisiniz. Fabrikasyon olması itibariyle yapımında gerekli incelik ve kalite sağlanamamaktadır. Ayrıca düşük maliyet kısıtı altında; kullanılan ağaçların özensiz seçimi, makine işçiliği ile birleşince ortaya çıkan enstrüman yeni başlayanlar için nitelendirilen “öğrenci kemanı” olarak isim bulmuştur kendine. Ülkemizde öğrenci kemanları boyut ve kalitesine göre 80 – 250 YTL arasında satılmaktadır.

Bu şartlar altında daha iyi bir keman seçmek için;

-Seçeceğiniz kemanlar arasından en hafif olanı tercih etmelisiniz.

-Cilasının pürüzsüz ve üzerinde çizik olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Kemanın ağacında budak olmamasına dikkat etmelisiniz.. (Ne yazık ki zaman zaman bu tür kemanlarla karşılaşıyoruz.)

-Klavyesinin kesinlikle simetrik olmasına, eğiklik ya da çap olmamasına dikkat etmelisiniz.

-Köprünün gövdeye tam olarak oturduğuna ve köprünün dik durduğuna dikkat etmelisiniz.

-Yay kıllarının eksik olmadığından ve yay vidasının çalışır durumda olduğundan emin olmalısınız.

-Tellere yayla değil bir mızrapla (sanki ud yada bağlama çalıyor gibi) tek ses vurulduğundan tınısının devam ettiğinden emin olmalısınız. (Bunun için gerekirse bir diyapazon kullanabilirsiniz.)

El Yapımı Keman Seçiminizi el yapımı bir keman edinmekten yana kullandıysanız önünüzde biraz daha fazla seçenek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizde el yapımı keman ustası sayısı oldukça az. Doğal olarak bu güzide kemanlara biçilen fiyatlarda yüksek. Ancak hem dinleyici hem de çalan kişi için çok daha lezzetli ve naiflidir. Yerel ustaların yanı sıra yurtdışından da el yapımı kemanlar ithal edilmektedir. Ülkemizde el yapımı kemanlar 1,500  ve üst sınırı hayli esnek olan fiyat aralığında  satılmaktadır

(El yapımı Keman imalatında önerilebilecek atölye için lütfen TIKLAYINIZ)

Kaliteli bir el yapımı kemanda kullanılması gereken en uygun ağaçlar

Ön Kapak : Ladin Ağacı

Arka Kapak : Kelebek Ağacı

Yan Şeritler : Kelebek Ağacı

Sap : Kelebek Ağacı

Klavye : Abanoz Ağacı

Burgular : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Kuyruk : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Çenelik : Abanoz (ya da Gül) Ağacı

Eşikler : Kelebek Ağacı

Yay : Gül Ağacı

Yay Kılı : Moğol at kuyruğu

Can Direği ve Bas Bar : Ladin Ağacı

 

Yazının tamamını PDF olarak İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Bildiğiniz gibi Nar Sanat Eğitim Kursu olarak pek çok branşta eğitimler vermekteyiz. Bu eğitimlerimiz sanatın bir çok dalında neredeyse tabiri yerindeyse  7’den 70’e (4 yaşından başlayarak) öğrencilerimizi beş yıldır sanat ile yoğuruyor ve sanatı sevdirmeye çalışıyoruz. Her ne kadar temel olarak tüm sanat eğitimi konusunda benzer soru ve sorunlarla karşılaşıyor olsak da bugün resim Dersleri ve velilerin beklentilerini işlemek istiyoruz.

çocuk-resim dersleri-bakirkoy

Zaman zaman velilerden resim eğitiminin kaç yaşında başlaması ve nasıl olması gerektiği konusunda sorular geliyor. Dolaysıyla bu sorulara daha net cevap vermek ve bazı hatalı algılamaları düzeltmek üzere konu hakkında aydınlatıcı bir yazıyı kaleme almakta fayda olduğuna inanıyoruz..

Her veli kendi çocuğunun başlı başına bir “yetenek” olduğunu düşünebilir oysa çocuğun yetenekli olmasından daha çok süreğen ve istikrarlı bir eğitimin başarıya giden yol olduğunu göz ardı edilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

enmutlu-aileDiğer bir hatalı yaklaşım çocuğun dikkatini verme süresinin göz önüne alınmadan 2 ders boyunca resim çizmesinin beklenmesidir. Oysa yaşa ve kişiliğe göre çocuğun ve elbette yetişkinin dahi dikkatini bir konuya verme ve verimli olarak öğrenme sürecinin göz ardı edilmesidir.

Yine resim çalışmalarında aslolan “bir sanatçı yetiştiriyorum” veya “benim çocuğum sanatçı olacak” düşüncesi olmamalıdır. Öncelikle onun sıkılmadan ve severek mümkün olduğunca yaratıcılığını engellemeden sanata dahil edebilmektir.

Çocuktan akademik bir yaklaşım beklemek ve onu akademik çizimlerle boğmak daha iyi resim yapmasına değil belkide resim sanatından soğumasına yol açmaktan başka bir şeyi sağlamaz.

Zaman zaman kolaj çalışmaları, zaman zaman eğlenceli resim faaliyetlerinde bulunmak resim dersini çocuk açısından çekici hale gelmesine yol açacaktır.

resim çizcen-çocuk-güzeldirTüm bunların yanı sıra tüm bu konulara hakim bir kurum ve eğitmen seçiminde de dikkat etmekte elbette kesinlikle fayda var.

Yetkin olmayan eğitmen ve sadece parasal kaygılarla kurgulanmış bir sanat eğitiminin ne kadar verimli olacağını belirtmeye gerek olmadığı düşünmekteyiz.

Tüm bu eğitimlerin yanı sıra çocukların her eğitim döneminde en azından birkaç sergiye götürmenin de teşvik edici olacağı ve resim algısı üzerinde örneklem olacağını da gözden kaçırmamak gerekir diye düşünmekteyiz.

Tüm bunlara dikkat ederek bu yazıyı yazarken Dikkatimizi çeken bir yazıyı sizlerle paylaşmanın faydalı olacağına inanmaktayız. Ebette pek çok makale, tez v.b. yazı var fakat anlatım ve okunma kolaylığı ve anlaşılır olması açısından Öğr.Gör. Kazım ARTUR’un(Çukurova Üni.Eğit.Fak. İlk.Öğr. Bölümü) hazırlamış olduğu yazıyı kayda değer buluyoruz. Okumanızda fayda var. Lütfen  PDF Okumak için TIKLAYINIZ, WORD dosyası olarak okumak için TIKLAYINIZ.

Çocuk sahibi olmak, çocuk yetiştirmek ve elbette ki çocuğumuzu farklı, ayrıcalıklıkılmak için tüm anne ve babalar yoğun çaba sarfeder hatta eskinin deyimi ile” yemez yedirir, içmez içirir, giymez giydirir” fakat hangimiz çocuğumuzun donanımlı ve sanat ile yoğrulmasını istemeyiz ki?  Günümüz koşullarında imkanlarımız ölçüsünde çocuklarımızı ayrıcalı hale getirmek için ve zorunluluklar dışında virtüoz olup olmamasının elbette bir önemi olmadan (ki doğrusu da budur) bir hobi sahibi olması için herhangi bir sanat eğitimi almasını arzularız. 

PİYANO KURSU BAKIRKÖY Bu anlamda elbetteki herhangi bir sanat dalı ile uğraşan çocuklar gerçekten de herhangi bir sanat dalı ile uğraşmayan çocuklardan daha farklıdırlar. Resimden piyanoya, piyanodan keman ve dans kadar herhangi bir dal ile ilgilenmesi ve bundan vazgeçmeden teşvik ederek sonuna kadar desteklememiz gerçekten çok önemli. Hiçbir sanat dalı diğerinden daha üstün değildir daha karmaşık olabilir daha uzun süreli ve azmana yayına bir öğrenme süreci olabilir fakat tüm sanat dalları çaba ve emek ister, bu anlamda bakıldığında biri diğerinden daha kolay değildir. . Hele ki bu eğitimi alacak bir çocuksa sadece çocuğun değil aileninde emek ve çabasını sabrını sınamaktır sanat eğitimi.

Sizler için kurulan Nar Sanat Eğitim kursu bunun için sizlerle birlikte gerek çocuklarımız gerekse siz yetişkinler için en iyisi ve engüzeli için çalışıyoruz. Bu hafta piyano eğitiminin önemini içeren bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. Okurken sıkılmayacağınıza eminiz. (Yazı 2008 yılına aittir)

İyi okumalar!

Piyano çalsın zeki olsun

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

piyano eğitimi ve dersÇoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüoz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

piyano eğitimi13Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

NEDEN KLASİK PİYANO

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya da Beethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğitimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğini bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

piyano-küçük-parmaklarM.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir-PDF

Kaynaklar :[-]

 

 2013-2014 Eğitim yılı başladı gerek çocuklarınızın gerekse sizlerin boş vakitleri belirlendi.

sanat-kurslari

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Elbette 3 yıldır aynı fiyattan eğitim veren kurumumuzun fiyat artışlarından da etkilenmemiş olacaksınız. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, Tiyatro, Bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

Hep Sanat, Nar Sanat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Herhangi bir çalgı aleti ile ilgilenmek buna dair kurs almak çocuk ve ya yetişkine neler sağlıyor, zor mudur, nereye gitmeliyiz, öğretmen/eğitmen iyi midir, beklentilerimiz nelerdir? Gibi daha birçok soruyu zaman zaman hangimiz sormamışızdır ki?

muzik-egitiminin-onemi

Elbette herhangi bir müzik eğitimi almak çocuk veya yetişkinin kişisel öz güveninin gelişmesine yardımcı olması, çalma becerisinin artması ile pek çok özelliğin yanı sıra müzik zevklerinde de değişikliklere yol açacaktır. Müzik eğitimi alan kişiler daha seçici daha dikkatli ve daha gelişmiş kulağa sahip olacaktır.

Tüm bunlar herhangi bir müzik aleti ile ilgilenen kişilerde olası gelişmelerdir. Örneğin;  Keman eğitiminin bireysel anlamda ne gibi faydaları vardır?

Genel anlamda “öğrenilmesi zor” bir müzik aleti olarak bilinen “Keman ” yerleşik algılamadan dolayı bir yanılgı ile  diğer çalgılara göre zor  olduğu düşünülmektedir. Pek çok çalgıda öğrenme aşamasında duyu, görme, dokunma çerçevesi birlikte etkili olmakta fakat daha önemli olan kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenleri de düşünmek gerekir.  Mathews (2005), kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin  tek başına yetenekten ve bilgiden çok o işe karşı geliştirilen öz yeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini öz yeterlik algıları belirlemektedir. Keman çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin keman çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin  keman çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini keman çalmak konusunda yetersiz hissetmesi, keman çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini keman çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için keman çalışmayı bırakabilir.

Özellikle müzikal kazanımlar anlamında kritik yaşlar olan ilköğretim dönemi öğrencilerinin bilişsel ve fiziksel gelişimlerine paralel olarak tasarlanan bir eğitim uygulanmasıyla müzik eğitimlerinin daha verimli olacağı kesindir. Eğitmenin tüm bunları düşünerek ve özellikle çocukların algı, dikkat ve ilgilerini gözlemleyerek uygun tarzda eğitim vermesi gereklidir. Bunun için elbette eğitmenin eğitimli, bilgili ve donanımlı olması gerekmektedir. Yeterli alt yapısı olmayan eğitmenlerin hatalı eğitim vermesi bir tarafa çocuğun yukarıda sayılan tüm bu gerekliliklere dikkat etmemesi nedeniyle müzik eğitimi, özellikle keman eğitiminden soğuması veya müzikten uzaklaşması olasıdır.

Özellikle diğer çalgılara göre daha fazla sabır gerektiren keman eğitiminin zorluğu bu noktada başlamaktadır. Yoksa bir çalgı diğerinden daha zor kanısı geçerli değildir. Zorluk kişilik ve genel algının insanları yönlendirmesinden kaynaklıdır.

Tüm bu kanıları kırmak için elbette önerimiz özel derslerdir. Birebir ilgilenme ile birtakım olası zorlukları aşmak daha kolay olabilir.

Genel olarak ülkemizde tüm müzik eğitimlerinde olduğu gibi Keman eğitiminde’de bazı eğitmenler ya yeterli bilgi  düzeyinde değiller ya da eğitmenliğin/öğretmenliğin pedagojik yönünü göz ardı etmektedirler. Elbette pedagojik formasyonda tek başına iyi öğretmen olmak için yeterli değildir. Çünkü ülkemizdeki eğitim sistemi genel anlamda uygulama değil sözlü anlatım temeline dayanmaktadır. Sözlü anlatıma dayalı olan bu eğitim bir anlamda ilköğretim seviyesinin üstü için belki uygun olabilir fakat ilköğretim grubu için uygunluğu kesinlikle tartışılır bundan dolayı eğitmen/öğretmenlerin bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.  Çünkü soyut ve sıkıcı çocuğun dikkat verme seviyesinin üzerinde bir beklenti ile verilecek sözlü eğitime dayalı sistem çocukta verimliliği düşürecektir.

Kaliteli  bir müzikal ve teknik altyapının temellerinin atıldığı önemli bir dönem olan ilköğretim dönemi, çocuklar  için zor, soyut ve sıkıcı değil, bu durumun ta m tersine eğlenceli, aktif ve kolay olması gerekmektedir. Küçük  çocuklarda algılama daha çok dokunsal ve kinestetik bir eylemdir. Küçük çocuklar parmaklarını ve ellerini kullanmayı severler, dokunarak hissetmekten hoşlanırlar ve hareketli olmaya çok büyük ihtiyaç duyarlar.

Karmaşık ve çok sayıda bilgiyi absorbe etmeleri için en zor yol ise dinlemektir. Buna karşın yetişkinler çocuklara öğretme konusunda her zaman açıklama yolunu tercih etmektedirler. Okul yaşındaki çocukların % 30’ dan daha azı dinleme modunda algılayabilmektedir ve duyduklarının % 75’ini hatırlayabilmektedir. (Calissedorf, 2006). Keman eğitiminin çocuklar için somut ve kalıcı olmasının ilk şartı  ise oluşturulacak olan eğitim programının çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişim özelliklerine uygun olmasıdır. Bu programın oluşturulmasında kullanılması gereken en geçerli yol ise aktif öğrenmedir.

Çünkü aktif öğrenme, çocuğu derste aktif hale getiren, pasif bilgi alıcısı olmaktan çıkararak, bilgiyi kendisinin keşfetmesini sağlayan bir yöntemdir.  (Batı Anadolu Eğitim Bilimleri Dergisi cilt:1 Sayı:02 2010, sf:112-124-S.Serkan ŞEKER VE Şermin BİLEN)

Velilerimiz müzik eğitiminin uzun soluklu bir eğitim olduğunu unutmamalıdır. Dolaysıyla çocuklarımızın özellikle okul öncesi ve ilköğrenim dönemi öğrencilerimizin ders saatinin tamamında söz konusu eğitim ile ilgili çalışma yapmasını beklememeleri gerekmektedir.  Dikkati ders süresi kadar öğrencinin bulunduğu ortamın, kişilik özelliklerinin, kişinin konuya olan ilgisinin, alışkanlıklarının, gruba uyumunun, merak ve keşfetme duygusunun, öğrenmede kullanılan yöntemlerin de etkilediğinin bilinmesine fayda vardır. (Prof. Dr. Adil Türkoğlu)

Normal şartlarda bir ilköğretim öğrencisinin dikkat süresi 16-20 dakika aralığındadır. Elbette kişisel özellikler bunu etkiler. Bunun dışında özellikle çocuğun daha küçük yaştaki çocukların dikkat süresi de azalmaktadır. Bazı velilerin çocuktan dolu dolu 40-45 ya da 50 dakika müzik çalışma performansı beklemektedir. Oysa bu beklenti  yanılgıdan başka bir şey değildir.

İyi bir eğitimci çocuğun sıkıldığını gördüğü zaman farklı yaklaşımlarla birkaç dakika sıkılmasını engelleyip ardından tekrar eğitime dönebilmektedir. Bu birkaç dakika çocuğun kişisel özelliklerine göre uzayıp kısala bilmektedir. Bu bağlamda tüm bunları bilmeyen veliler dersin boşa geçtiği kanısına kapılmaktadır. Kaldı ki kurslarda müzik eğitimi  yapılırken, ilk koşullardan birisi çocuğa uğraşı olan müzik aletini sevdirmektir ve eğitimci elbetteb bunun bilincinde olarak eğitimine devam etmelidir.

Bunun farkında olmayan velilerin bir kısmı daha kursa yazıldığı andan itibaren büyük beklentiler içerisine girmektedir. Oysa eğitim bir süreç, sabır ve anlayış gerektirmektedir. Eğitmenlerin görevi çocukları eğitmenin yanı sıra velileri de bir anlamda eğitmektir. Her öğrenci kendi kişisel özelliklerine göre daha hızlı veya daha yavaş öğrenebilmektedir. Bu durumda velinin kendi çocuğunu bir başka çocukla kıyaslaması değil teşvik etmesi gerekmektedir.

Veli, eğitmen ve kurs idaresinin tüm bu süreci iyi değerlendirip gerek velileri bilgilendirme gerekse çocuğun dikkat süresini etkileyecek olan teknik donanım ve ortamı sağlaması gerekmektedir.

Elbette kursların ayakta kalması için maddi kazanımları şarttır fakat söz konusu sanat eğitimi olunca birtakım konularda kurs idarelerinin daha verici olma zorunluluklarının olduğunu düşünmekteyiz.

Tüm bu ayrıntı ve yapılanmalar içersinde sanat eğitimi ile uğraşan kurumların kendilerinin oluşturacakları birimler ile sanat eğitimcilerinin kendi özdenetim ve yapılanmalarını sağlamaları gerekmektedir.

Bu yapıldığı taktirde kurslarda hobilerini geliştiren veya sanata kendini yakın hisseden ya da sanatı seven kişilerin çoğalmasına yol açacak ve uzun vadede sanatla iç içe olan toplumların oluşmasının yanı sıra kültürel değerlerin yükseldiği, hoşgörü ve sosyal zekanın yükseldiğin görmemiz mümkün olacaktır..

Velilerin özellikle Özel okullarda verilen ortam ve biçimi ile “sanat hobi kurslarında” verilen eğitimlerin nekadar sağlıklı olduğunu da elbette değerlendirmeleri gerektiğine inanmaktayız.

Her işte olduğu gibi kurumlarda kendi uzmanlıkları anlamında değerlendirilmelidir.

Örgün eğitim kurumları (İlköğretim, ortaöğretim kurumları) asli işleri ile ilgili eğitimlerinde kalite ve seviyelerini yükseltmekle ilgilenmeli M.E.B.  kapsamındaki genel sözel anlatım ağırlıklı sanat ve müzik derslerini vermeli. Sanat özellikle müzik eğitiminin pratikte uygulamalı eğitimini  kurslara bırakmalı. Bunun dışında devletin gerek belediye ve gerekse Halk Eğitim Merkezi kanalı ile bu geleneksel sanatlar dışındaki sanat eğitiminden çekilmesinin gerekliliği de ortadadır.

Kaldı ki devlet bir taraftan “Müzik Öğretmeni sayısı fazla” diyerek Müzik öğretmenliklerini kapatırken bir taraftan da Özel kolej ve okulların müzik kursu açmasına göz yumarak veya halk eğitim merkezlerinin, ismek benzeri kuruluşlar ile Özel kursların önünü tıkamaktadır. Bu yüzden müzik Müzik Öğretmelerinin  istihdamını engellemekte aynı zamanda  sevdirilmesi gereken sanat eyleminin develet eli ile kalıplaştırılmasını “sanatı yaygınlaştırmak “olarak lanse ederek tektipleştirmek ve hatta çocukları sanattan uzaklaştırmaktadır.

Kurulduğu yıllarda önemli görevler üstlenen Halk Evleri (şimdiki Halk Eğitim Merkezleri) Metropol ve büyük şehirler için artık özelliğini yitirmiş ve misyonunun dışındaki amaçlarla kullanılır hale gelmiştir.

İlgili ilgisiz pek çok konuda özelleştirmeye giden hükümetler nedense (!) hatta “sanatın içine tükürseler bile” sanat eğitimini halk evleri ve özel okulların yetkisi ile sınırlamaktadır. Oysa elbette bir Kursun devletin gücü veya bir kolejin ekonomik gücü ile rekabet etmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra elbette uzmanlığı sanat eğitimi olan bir kurumla bir kolejin veya Devlet denetimindeki kurumun sanat eğitimine bakışı aynı olamaz. Kolejler ekonomik kaygılar devlet destekli kurumlar ise görev kaygısı ile yaptıkları eğitimin verimin incelemek durumundadır.

Nedenlerini hepimizin bildiği sebeplerle bunlara göz yumak ülkede sanatı gömmek demektir. Daha akılcı politikaların uygulanması dileğiyle…

 

 Sanat dolu günler dileğiyle.

N.ÖZCAN

Yazan : Bertan ATA

Bakırköy,Osmanlı döneminden bu yana sanatla iç içe olan ve ülkemize çok sayıda değerli sanatçı kazandıran ilçemiz olup,burada yaşayan herkesin iftihar ettiği ve tarihinde sahip olduğu bu özelliğinden gurur duyan bir semtimizdir. Bakırköy’ün tarihinden bu yana sahip olduğu sanat ruhunu, bu zamana kadar gelecek kuşaklara,şartlar ne olursa olsun aktarmayı başarmıştır.Bilinçli bir Bakırköy’lü devraldığı bu bayrağı sadece geleceklere kuşaklara aktarmakla kalmamış ve bunun Bakırköy sınırlarını aşması için de çaba sarf etmiştir.

bakırköy-meydanGünümüzde özellikle görsel ve yazınsal basından dolayı her çalışmaya sanat denen ve herkese sanatçı denilen bir dönemde yaşıyoruz. Sanatın artık bu kadar ucuzladığı ülkemizde sanat eğitimi veren kurslarında yetersiz ve sağlıksız ortamda ders verilmesi , her ne kadar ciddi, rahatsız edici durum olsa da gerçek şu ki bu şartlar altında eğitimin kaliteden yoksun olması kaçınılmaz bir durumdur.

Bu durum, ülkemizde sanatla bağdaşmış olan semtimizi de etkilemiştir. Artık her köşede sanat eğitim yerleri, kursları, dernekleri görmek mümkün. Bu durum toplum açısından mutlu edici bir durum gibi gözükse de verilen sanat eğitiminin acaba hangi seviyede olduğunu da düşünmemek elde değil.  Sanat eğitimi verilirken özellikle çocuklara pedagojik anlamda nasıl eğitim verilmesi gerektiğini bilmek ve çocuğa eğitim verilen sanat dalını öğretmek dışında, çocuğa ilerleyen yıllarda da sanatı daima sevmesi ve yüceltmesi gerektiğini de aşılamanın şart olduğunu unutmamak gerek. Bunu yapmak için hem aileyle işbirliği içinde bulunmak hem de akademik eğitim almış, sanat eğitiminin sorumluluğunu taşıyan, bilinçli, yaptığı mesleği seven kişiler olmasına dikkat etmek gerekir.

Eğitmenler, aynı zamanda yeni sanat eğitimi almaya başlamış bir çocuğun rol modeli olduklarından, sorumluluklarının bilincinde olup, sanatın kendilerine verdiği heyecanı ilk gün ki gibi hissederek, cesur ve bir o kadar kutsal olan görevi, bu çizgilerde yerine getirmelidir.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nun bir öğrencisi olarak,açıldığı günden bu yana, adı her zaman sanatla anılan semtimizde,Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bir ilki gerçekleştirmiş, çocuklara verilen eğitimin pedagojik olarak değerlendirilerek verilmesiyle,hem çocukların sanatsal eğitiminin en iyi seviyede verilmesi hem de bu eğitimle daima sanat sevgisini taşıyacak ve yüceltecek bireyler yetiştirmeyi kendine misyon edinmiştir. Nar Sanat, akademik eğitim almış eğitmenlerle ve herhangi bir sanat eğitiminde sahip olunması gereken profesyonel materyallerle yaparak, bizlere ve sanata hak ettiği değeri vermeyi ilke edinmiştir.

nar sanatta çocuk mutluluğuÜlkemizde sanatın durağı olan semtlerimizden biri, hatta beklide en önemlisi olan Bakırköy’de  bir derneğe ait olarak kurulan ilk  M.E.B. ‘e bağlı eğitim yuvası olması benim ve benim gibi birçok Bakırköylünün hep aradığı bir şeydi. Sonunda sanatı seven, duyarlı kişiler tarafından böyle bir kurumun açılması ve sanata ellerinden geldiği kadar sahip çıkması bizler için çok mutluluk ve gurur verici. Ayrıca sadece Bakırköy’le sınırlı olmayıp, İstanbul’da sanatı seven her bireye ulaşma çabası da takdire şayan bir başka özellikleri. Bizim gibi bu yola gönül vermiş insanlara da örnek olmaları ve ilerde sanatı ve sanatçıyı ayırt edip, bunlara değer verecek nesiller yetiştirerek topluma kazandırma çabaları onlara ayrı bir teşekkür gerektiriyor. Her zaman sanattan yana olan ve sanatın gücüne inanan herkese kapısı açık olan bu kurumun öğrencisi olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi ‘’Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Biz sanatseverler olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzla, gücümüz yettiğince bu damarın kopmasına engel olmaya çalışıyoruz ve olmaya da devam edeceğiz.

Bu yolda Bakırköy’de yıllar sonra kendi özel profesyonel tiyatrolarını kurmaları ve şu anda Bakırköy’de tek özel profesyonel tiyatro topluluğu oldukları için ayrıca kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

Bakırköy, bildiğiniz gibi ülkemizin ençok sanatçı yetiştiren ilçesi olma özelliğini taşımaktadır.

tiyatro-kursu5. yılında da sizlere ve çocuklarınıza sanatı sevdirmek ve sanat eğitimi ve faaliyetlerini hayatınıza dâhil etmeye çalışan Nar Sanat Eğitim Kursu Bakırköy’de birçok sanat dalında M.E.B. Onaylı belge vermeye yetkili ilk dernek kuruluşudur.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nda bir çok sanat dalında olduğu gibi Tiyatro konusunda da profesyonel eğitmenler eşliğinde kurs  kayıtlarımız  devam etmekte.

Tecrübeli ve usta oyuncu Esin KARAKAYA yönetiminde eğitimlerine devam eden tiyatro kursumuza kayıt olmak için bekliyoruz.

Gerek fiyat avantajı, gerse kontenjan açısından bir an önce kayıt yaptırmanızda fayda var. 2013-2014 eğitim döneminde Pazar ve cumartesi seçeneğiniz de olacak.

Hafta sonu, Cumartesi ve Pazar günleri taleplere göre saatlerin belirleneceği kursumuzda teorik çalışmalarla başlayacak olan eğitim, sahne pratikleri ile devam edecek ve ardından seçilecek bir oyunda tüm öğrencilerimiz muhakkak bir rol üstlenerek ardından sene sonunda enaz bir kez oyun sahneye konulacaktır.

Tüm bunların yanı sıra elbette M.E.B. Onaylı oyunculuk eğitimi aldıklarına dair bir belgeye de sahip olacaklardır.

tiyatroGelin! Hayaliniz olan, oyuncu olma arzusunu bastırmayın gelin ister hobi olarak, ister birgün oyuncu olma ihtimalinizi veya toplum içersinde kendinizi daha rahat hissetmek ve sosyal bir etkinlik içersinde yer alma arzu ve heyecanını birlikte yaşayalım

Artık tiyatroyu, sahneyi amatörce değil profesyonel ellerden öğrenmenizin vakti geldi…

Arayıp bilgi edinmek için kursumuza gelebileceğiniz gibi telefonla da bilgi edine bilirsiniz. Lütfen çekinmeyin.

Tiyatro Eğitmenlerimizi mi merak ettiniz Esin KARAKAYA (Lütfen İsme tıklayın)

 

 

 

Artık okulların açılmasına çok az zaman kaldı. Tatil bitiyor ve çocuklarımızın eğitimi için, sosyalleşmesi ve gelecekte daha başarılı olması için gerekli zemin arayışlarımızda hızlanıyor…

sanat ve çocuk1Eğitimde artık sadece IQ (Intelligence Quotient) ‘basetmiyoruz. Araştırmalar göstermiştir ki çocuğun gelişimi ve gelecekteki başarısını etkileyecek olan EQ (Duygusal Zeka) ve “Sosyal Zekadır”

IQ Kavramını hepimiz genel olarakta olsa biliyoruz fakat EQ VE Sosyal Zeka’da ne diyorsanız sizler için aşağıda tanımlamaya çalıştık.

 *Duygusal zeka veya yaygın İngilizce ifade edilişiyle EQ (Emotional Quotient), bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü tanımlamaktadır. Göreceli olarak yeni bir kavram olan duygusal zeka’nın tanımlanışı sürekli değişmekte ve güncellenmektedir. Bazı psikologlar, duygusal zeka ve duygusal bilgi olmak üzere iki ayrı terimin kullanılmasını tercih etmektedirler.

Sosyal Zeka sadece kişinin kendinde veya karşısındakinde değil, çevresinde olup bitenleri anlama, etkileyebilme ve farklı sosyal ortamlarda iyi ilişkiler kurabilme kapasitesidir. Başarı için sayısal zeka ve duygusal zeka artık yeterli değil. Kişiler arası bağ kurabilme, grubu harekete geçirebilme, olayların ve duyguların ne olduğunu anlamamıza yardımcı olan IQ ve EQ’ dan öte bir zekâ ile gerçekleşebiliyor.

 Nasıl ki IQ eğitim ile işlevsel hale getirilebiliyorsa EQ ve Sosyal zeka da aynı şekilde eğitimle geliştirilebilir.

çocuk-ile-sanatNormal eğitimin yanı sıra çocuğumuzun bir faaliyet içersinde olması çocuğun zamanında çalmak değildir. Gerek okul ve gerekse dershaneler arasında sıkıştırılan çocuklarda farkındalık yaratmak, özel hissetmesini sağlamak ve sosyalleşmesini sağlayacağı bir takım faaliyetler içersinde olması çocuğun özgüvenini artıracağı gibi sosyalleşmesine de katkıda bulunacağı aşikardır.

Bir müzik aleti çalmayı öğrenerek, resim yaparak veya drama eğitimindeki çalışmalara katılması ilerideki yaşamında daha ekin ve başarılı olmasının yollarını açacaktır.

Ne yazık ki pek çok anne/baba haftada bir iki saat bu tür etkinlikler içerisinde olan çocuğun vakit kaybettiğini veya zamanını boşa geçirdiğini düşünmektedir. Oysa kendi çocukluklarını dahi hatırlasa neden bu tür faaliyet içerisinde olması gerektiğini de anlayabilecektir.

Daha fazla geç kalmadan çocuğunuz için bir etkinlik seçin ve ona destek olun fakat bunu yaparken lütfen onun hoşlandığı veya hoşlanıp hoşlanmayacağını kendisi ile konuşarak karar verebilirsiniz. Ufak yönlendirmelerle onu üzmeden ve kırmadan bunu yapmanız mümkün.

Eğer çocuğunuzun ne tarz bir eğitim alması gerektiği konusunda tereddüdünüz varsa kararsız kalıyor veya seçemiyorsanız Nar Sanat’a gelin eğitmenlerimizle konuşun görüsün ve  çocuğunuzun hangi dal ile ilgilendiğini tespit edelim.

 Bekliyoruz…

Kaynakça :

–    * WİKİ

–    Öğr.Gör. Kazım ARTUT Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi,  (Okul öncesinde resim eğitiminin  çocuğun duygusal ve sosyal  gelişimine etkisi)

 

 

Artık yaz bitiyor. Yetişkin öğrenci ve veliler çok yakında hummalı bir koşuşturma içerisine girecek çünkü okullar açılacak.

bakirkoy-müzik

Okullar açılınca elbette gidilecek kurslar araştırılacak… Sanatın hayat içerisinde vazgeçilmez olduğunu bilen öğrenci ve velilerimiz ilgi alanlarına göre;  Dans çeşitleri, Bale,  Resim, Gitar, Bağlama, Piyano, Keman, Bateri, Tiyatro, Fotoğrafçılık v.b. daha pek çok sanat dalında eğitim almak veya aldırmak isteyecekler.

Elbette sanat eğitiminizi alırken veya çocuklarınıza aldırırken; düzenli, yeterli donanıma sahip eğitmen ve kurs alanı ile sağlıklı bir ortamda yapmak isteyeceksiniz.

İşte bu noktada Bakırköy’de sizler için kurulmuş olan Nar sanat Eğitim Kursunu ziyaret etmeniz size pek çok imkân sunacak.

Her şeyden önce ilk defa bir kursta toplamında 5 saat ücretsiz solfej dersi sadece Nar Sanat’ta var.

Hangi çalgı aleti dersini alırsanız alın, başlangıç seviyesinde ücretsiz olarak bir birine paralel giden haftada 3 ders solfej eğitimi ve haftada 1 ders ikinci düzey solfej eğitimi ve okul öncesi çocuklarımız için haftada 1 ders olmak üzere solfej eğitimini isteğe bağlı olarak ücretsiz alabilmektesiniz.

Elbette tüm bunlar emeğinizin karşılığını tam ve en iyi şekilde alabilmeniz için.

2013 – 2014 eğitim döneminde fiyat artışından etkilenmemek, istediğiniz gün ve saatte ders alabilmeniz için bir an önce kayıt yaptırmanızda fayda var.

nar sanat -genel logo

Eylülden önce kayıt yaptıranlar fiyat artışından etkilenmeyecekleri gibi aynı zamanda istedikleri gün ve saatte ders alma imkanına da sahip olabilmektedirler.

Son günlere bıraktığınız taktirde sizlere uygun olan gün ve saatlerde istediğiniz eğitimi alamayabilirsiniz. Bir an önce sizleri de Nar Sanat ailesine katılmaya davet ediyoruz.

Çok geç olmadan hemen arayın… İLETİŞİM