Şunun için etiket arşivi: sanat eğitimi

Bakırköy Yaz sezonunda da sanat eğitimlerine  Nar Sanat ile devam ediyor!

Bakırköy nar sanat

Bildiğiniz gibi Bakırköy’de Bir dernek tarafından kurulan ve M.E.B. Onaylı sertifika vermeye yetkili ilk sanat kursu olma özelliği taşıyan kursumuz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu 2012-2013 Eğitim öğretim yılını başarıyla bitirdi. Tüm yıl boyunca tabiri caizse 7’den 70’yaşına değil ama 3.5 yaşından 70 yaşına karar bir çok kişiye eğitim verdik. Öğrencilerimize sadece eğitim vermedik aynı zamanda sanatı sevmelerini, sanatın içinde olmalarını sağladık.

Henüz birkaç aylık eğitim alanlar ve 3-4 yıldır eğitim alanların bir arada sene sonunda ki etkinliklerde sahne almaları bir başka hazdı hepimiz için.

Bir sanat kursu olmanın ötesinde kursumuzun sahibi olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğimizin tüzüğünde yazılı olan görevlerimiz ile misyonumuzu göz ardı etmeden sıcacık bir ortamda büyük, küçük tüm öğrencilerimize sanat adına bir şeyler vermeye çalıştık.

Sene içerisinde gösteriler, etkinlikler yaptık üçyüzden fazla öğrenci ile mutluluklarımızı ve başarılarımızı paylaştık.

Yaz eğitim dönemi ve etkinliklerin ardından öğrencilerimizin bir kısmı tatile gitti bir kısmı eğitimlerine devam ediyor…

Bizler sanat eğitimini heryaş için  sıcaklığımızla sevilebilir hale getirmenin gayreti ile yazında sizlere hizmet vermeye devam ediyoruz.

Piyano, Keman, Klasik, Elektro, Bas, Akustik v.b. Gitar, Bateri, 4 yaşından başlayarak 11 yaşa kadar drama derslerimiz ve elbette çocuk resim derslerimiz yaz tatilinde de devam ediyor…

Akademiye hazırlık resim kurslarımız  ile gündüz ve gece olmak üzere hobi resim kurslarımızda devam etmekte.

2013-2014 Eğitim yılı için Tiyatro, bale eğitimlerimize başvurularımızı elbette kabul etmeye başladık.

Sizlerle ve çocuklarınızla tanışmak için sabırsızlanıyoruz. Konusunda uzman eğitmenlerimiz ve güleryüzlü çalışanlarımızla sizleri bekliyoruz.

“Hayatın içinden Nar Sanat”

2012-2013 Eğitim yılının sonuna doğru gelindi. Gerek Akademiye Hazırlık ve gerekse Hobi Resim Grubu öğrencilerinin çalışmaları her ne kadar yıl boyunca devam edecekse de bir sergi ile pekiştirilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz.

 akademiler için kurs ilanı

İster resme ilgi duyun, ister merak edin, isterseniz bunları yapmak isteyip de yapamayanlara cesaret verebilmesi anlamında bu sergi gerçekten önemli. Elbette Akademiye hazırlanan veya hazırlanmak isteyip de nereden başlayacağını bilmeyenler içinde önemli, görmelisiniz!

Adı üstünde ” Öğrenci Sergisi” fakat aslında öğrenmenin bir serüveni… Hele ki eğitmen için aslında belki serüvenden öte tam bir macera. Neden mi bazıları hiçbir şey çizemezken çok hızlı gelişim gösterirken bazıları daha yavaş, bazıları aşırı titiz, bazılar rahat, bazılarının umursamaz ve daha pek çok farklılığı kimse fark etmeden görmek ve bunların tamamını çizgilerle anlamak ve beklide lekeye dönüşmesi elbette ki eğitmen için serüvenden daha fazlası değil mi?

İster hobi ister Akademilere hazırlık olsun elbette her şeyin başı çalışmak ve elbette ki eğitmenin vereceği temel sanat eğitimi.

Temel sanat eğitimi ile yola çıkan akademi ve hobi grubu daha sonra hedeflerine göre şekillenerek doğru, yanlış, realist veya deneysel ya da hedeflenen iç mimarlık, grafik, tasarım,  güzel sanatlar akademisi yolunda katlettikleri mesafeyi görebilmek için sergide hatalı bakış açısı, yanlış  tonlama, ışık ve oran gibi konularda kusurlar olsa da son aşamada gelinen noktayı keşfetmek ve gelişim sürecinde evrilen ellerin nereye gittiğini görmek gerçekten zevkli bir serüven. Bir dahaki sergilerinde de bu farkları daha da bariz göreceğiz elbette. Geçen yıldan bu yana farklılık ve iyileşmeleri bariz olarak gördüğümüz gibi.

Haydi, buyurun Nar Sanat Öğrencilerinin emeklerini görmeye gelin.  Davetlisiniz.

Sergi  nerede mi:

Nar Sanat Binası, Adres, kroki ve iletişim numaraları için lütfen TIKLAYINIZ.

Ne zaman mı?    : 02 Haziran 2013 (Pazar Günü)

Saat kaçta mı? : 14:00

Katılanların adı mı? 

Altuğ SÖNMEZ

Ayşad AKINCI

Betül YANIK

Deniz KANMAZ

Gizem BOZKURT

İlayda AKARCA

Mihriban Seher DEMİREL

Sevdinaz RASİMOĞLU

Sezgi TAMER

Tuğba AKMAZ

Yağmur GÜNEŞ

Zeynep BOYOĞLU

Not: Bazı öğrencilerimiz katılmak istemedi veya henüz erken olduğunu düşündü, tatile gidenleri de saymıyoruz elbette.

Aşağıda sergide yer alan resimlerden bir kaçını örnek olarak görebilirsiniz.

Bakırköy’de her yaş grubunu sanat ile buluşturan, sanat eğitim merkezimizden bir ilk daha.

Müzik bölümümüzde herhangi bir enstrüman eğitimi alan okul öncesi yaş grubundaki tüm öğrencilerimiz artık hem eğlenecek hem de solfej derslerine girecek.

Müzik eğitimin temel taşı olan Nota/Solfej eğitiminin öneminin farkında olan kursumuzda, okul öncesi müzik eğitimi alan tüm öğrencilerimiz ücretsiz solfej dersine girebilecek. Bu sayede branş eğitmenlerimiz çocuklarımıza kendi dallarında daha etkili ders işleme imkanına sahip olabilecek.

Bakırköy‘de halkımızın daha iyi sanat eğitimi alması için derneğimiz tarafından kurulan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu son gelişme ile birlikte haftada 4 saat olan  Solfej/Nota bilgisi derslerini öğrencilerine ücretsiz olmak üzere haftada 5 saate çıkartmış bulunmaktadır.

Artık minik öğrencilerimizde ücretsiz olarak solfej eğitimi alabilecekler.  Her Çarşamba saat 18:00‘da başlayacak olan Okul öncesi yaş grubu için ücretsiz solfej/Nota eğitimine tüm minik öğrencilerimizi bekliyoruz.

“Hep Sanat, Nar Sanat”

Bakırköy merkezli olarak sanatçı ve sanatseverlerin bir araya gelerek kurduğu ve özellikle İlçemizde sanat eğitimine örnek olan M.E.B.’e  bağlı faaliyet gösteren, Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğine ait Özel Nar Sanat Eğitim Kursu bu yıl 4.kez eğitim sezonunu açıyor.

Okulların açılmasıyla birlikte öğrenciler, yarınlarında daha başarılı, kaliteli, statüsü yüksek birer birey olma sorumluluğuyla, yoğun bir ders çalışma temposuna girecekler. Bu tempoda gençlerimiz ruhsal olarak, başarılı olmak için daha çok çalışmak gerektiğini düşünecekler. Fakat başarılı olmak için gerçekte çok çalışmak değil, programlı bir şekilde çalışmak gereklidir. Gençlerimiz bu programlı çalışmada aynı zamanda sosyal yaşamlarıyla bağlarını koparmamalı ve kendilerine hem zihinsel, hem fiziksel, hem de ruhsal yönden faydalar sağlayan aktiviteler içinde bulunmalıdır.

Bu aktivitelerin içinde sanat; kişiyi zihinsel ve ruhsal yönden geliştiren, dünyaya bakış açısını genişleten, bireyin kendini mutlu ve özgür hissetmesini sağlayan, kendine güvenini arttıran, yarınlarda toplum için değerli bir birey olmasını sağlayan bir kavramdır.

İşte kurumumuz bu noktada devreye girer ve bu zorlu, uzun,  bir o kadar da zevkli olan bu yolda öğrencilerini sanatla yoğurma sorumluluğuyla herkesin cesaret edemeyeceği bu değerli misyonda elini taşın altına koyar ve yarınların değerlerini yetiştirir.

İstanbul, Bakırköy’de kurulduğu zamandan bu yana tamamen yasal ve kaliteli eğitimi hedefleyen ve bunu Eğitim kurumunun sahibi olan derneğinin tüzükteki amaçlarından sayan kurumumuz, aynı zamanda yasadışı ve kaçak eğitim kurumlarına da örnek olarak özellikle Bakırköy’de Dernek adı altında halkın sömürülmesinin de önüne geçerek nitelikli eğitime örnek olmuştur.

Her türlü sanatsal eğitimlerin sürdürüldüğü Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğin  sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuzda  öğrencilerimiz birbirinden değerli, işinde tamamen profesyonel olan eğitmenlerimiz eşliğinde sanatsal eğitimlerini görürler.

Okulların açık olduğu dönemlerde eğitmenlerimiz, bu profesyonel eğitmenlik yaklaşımlarıyla, öğrencilerin derslerini engellemeden eğitimini devam ettirir ve buna göre öğrencilere belirli bir program düzenler. Bu sistem içerisinde aldıkları eğitim aynı zamanda onlara okuldaki derslerinde daha başarılı olmalarını sağlar. Sanatın herhangi bir dalına yönelmeleri, aynı zamanda sosyal çevrelerindeki insanlar tarafından sevgi ve saygı duyulan bir insan olmalarını için yol açacaktır.

Tüm bunların yanı sıra Kursumuzun sahibi olan Derneğimiz halkımız için pek çok ücretsiz etkinlik ve sanat faaliyetleri ile halka hizmet etmek için çalışmalarına devam etmektedir.

Özellikle Bakırköy’de gelirinin % 80’ini tekrar sanata harcama iddiasını, iddia olmaktan çıkartıp kurulduğu andan itibaren tüzüğüne koyan ve uygulayan derneğimiz bu yılda sizlerin desteği ile bu çalışmalarına devam edecektir.

İyi ki bu ailedenim!

Biliyorsunuz; Bakırköy’ün merkezinde toplu taşıma araçlarına 5 dakika mesafede, Özgürlük Meydanının yanı başında aracınızla rahatça uzanabileceğiniz bir noktada olan sanat merkezimize sizleride bekliyoruz. Kursumuza Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Küçükçekmece semtlerinden tek araçla ulaşmanız mümkün. Bekliyoruz!

Yazan : Bertan ATA  (Nar Sanat Öğrencisi)

Sanat uzun, hayat ise kısa! 

 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.

DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ

YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.

Deneyimi sürekli kılmak…

Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.

Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.

 

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

30 Eylül’e kadar açık

‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Kaynak :[-] Buket Kahraman

Sanat eğitimi vermekte olan Nar sanat Bakırköy’de bir ilki yaparak drama ağırlıklı yaz sanat kampı çalışmalarına devam ediyor… Sanat yaz kampında  resim çizerek kendilerini ifade eden ve mutlu ve neşeli çocuklarımızın hali görülmeye değer… Gün içiersinde çocuklarımızın canlandırmalarının video haline getirilmiş görüntülerini yayınlamaya devam edeceğiz…  

İyi eğlenceler çocuklar!

 

Şimdi sıra çocukların “Ninemin Evi” adlı drama oyununda bakalım çocuklar Ninemin evinde neler fotoğraflamışlar..

 

20. YÜZYILA DOĞRU SANAT ALANINDAKİ GELİŞMELER

Osmanlı’da resim sanatının kendini hissettirmesinden önce sanat alanındaki hareketler ‘ süslemecilik’ ile sınırlıydı. Bu dönemde süslemecilik o kadar ileri gitmişti ki 3. Ahmet zamanında ‘Sebi’ isimli sanatçı çekmeceleri lakeli manzaralarla bezemişti. Çeşitli dönemlerde sanatçılar en küçük objeyi bile resim yaparak süsleme yoluna gitmiştir. Süslemecilik ve duvar resimlerinin daha sonra tuval resimlerine bırakması çok da kolay olmamıştır. Resmin temelini oluşturan minyatür resmi zamanını doldurmuş ama Osmanlı resmi için önemini devam ettirmiştir. Ve zamanla yerini modern resme bırakmaya başlamıştır.1

Resim sanatımızdaki ilk primitiflerle birlikte pentür, yağlı boya ressamları da sanat tarihimizdeki yerini alarak şimdiki modern Türk resim sanatının temelini atmışlardır.

Sanayi-i Nefise’nin Kurulması 

20. yüzyıl sanat alanındaki gelişmeler bir çok ilki de beraberinde getirmiştir. Sanat alanındaki gelişmelerin en büyüğü ve ilki Sanayi-i Nefise Mektebinin kurulmasıdır. 1877 yılında ilk defa resmi bir akademinin kurulması yolunda çalışmalara başlanır. Bu okul hem resim hem de mimarlık alanında öğretim yapacaktır. Fransız ressam Guillemet de okulun hem müdürlüğünü yapacak, hem de resim derslerini verecektir. 19 ekim 1877 de padişahın onayı alınır. Fakat tam bu sırada ( 1877-78) Osmanlı- Rus savaşı başlar ve bu savaş sırasında Guillemet tifoya yakalanır ve ölür. Böylelikle akademinin açılması işi de bir müddet için kalır. Bundan sonra akademinin kurulup, öğrenime geçmesi için daha beş buçuk yıl geçecektir. Osman Hamdi’nin müze müdürlüğüne tayin edilmesiyle (4 eylül 1881) bu konu tekrar gündeme gelir. Sanayi-i Nefise Mektebinin Ticaret Nezaretine bağlı olarak ( 30 aralık 1886 da Ticaret Nezaretinden ayrılarak Maarif Nezaretine bağlanır) ve müdürlüğüne Osman Hamdi detirilerek kurulmasına karar verilir. Osman Hamdi’nin okul müdürlüğüne atanma tarihi 1 ocak 1882 dir. Bundan sonra sıra okul binasının yapımına gelir. 2 mart 1883 yılında mimar Vallauri’ nin müzenin bahçesinde yaptığı binada ( bugün Eski Şark Eserleri Müzesi olarak kullanılan bina) öğretime başlanır. Öğrencilere resim , heykel, mimarlık ve gravür konularında dersler verilecektir. Fakat gravür dersini verecek hoca bulunamadığından , önceleri bu bölüm faaliyete geçmemiştir. Sonunda Fransa ‘ dan Napier adlı kişinin getirilmesi ile 1892 nin mart ayında bu bölümde derslere başlanır.

Akademinin ilk açılışındaki öğretim görevlileri ve dersleri şöyledir.

Heykel öğretmeni: Yervant Osgan

Yağlıboya öğretmeni : Salvator Valeri

Karakalem ve tezyinat öğretmeni: Warnia-Zarzecki

Fenn-i mimari öğretmeni: Vallauri ve yardımcısı P. Bello

Tarih öğretmeni: Aristofenis Efendi

Ulum-i Riyaziyye( matematik ) öğretmeni: Kaymakam Hasan Fuat Bey

Teşrih (Anatomi) öğretmeni: Kolağası Yusuf Rami Efendi

İlk Heykeltraşlar

Osman Hamdi’nin Sanayi-i Nefise Mektebindeki müdürlüğü ölümüne kadar devam eder(27 yıl)2 . Resim, mimarlık ve heykel gibi üç ayrı dalda yirmi öğrenciyle öğrenime başlayan Sanayi-i Nefise’de tüm resim ve heykel öğrenimi yabancı hocalar tarafından verilmekteydi. Hocaların yabancı oluşu Osman Hamdi Bey’in gizli misyonuna bağlanmaktadır.3

Sanayi-i Nefise’ye 1914 yılında İnas Sanayi-i Nefise Mektebinin açılmasına kadar kız öğrenci özellikle alınmamıştır. Heykel sanatının dışlandığı dönemlerden sıyrılabilmek Sanayi-i Nefise ‘deki heykel öğretimiyle aşılabilmiştir. Okulun ilk Türk heykel öğrencisi İhsan Özsoy’ dur. Ki o da tesadüf eseri okulun bahçesinde Osman Hamdi ile karşılaşır, Osman Hamdi kendisine okula mı girmek istiyorsun diye sorar o da böyle bir fikri olmadığı halde evet der ve bu şekilde okula kaydolur. İhsan Özsoy 9 yıllık eğitimden sonra Parise gitmiş ve önce Deloye’un atölyesine Osman Hamdi’nin tavsiyesi ile girmiştir. Doğa aşığı İhsan Bey bu atölyeyi kuru ve yaşamdan uzak bulmuş, oradan ayrılarak Sordi ve Thomas’ın yanında çalışmıştır. İstanbul’a dönüşte açtığı atölyenin dış kapısına rölyef astığı için şikayet edilmiş ve atölye polis takibatına alınmıştır.4 1908 de Oskan Efendi emekli olduğu için Sanayi-i Nefise’de heykel hocası olmuştur ( ek-1). Yine aynı dönemin bir diğer heykeltıraşı İsa Behzat’ tır. Oskan Efendi’nin öğrencisi olan İsa Behzat natüralist karakterlerde heykeller yapmıştır. Güçlü bir tekniğe ve plastik uygulamasına sahipti (ek-2).5

İlk Sergiler

Resim alanına geri dönüldüğünde sanat alanındaki gelişmelerin bir diğer ilki sergilerdir. Ana kaynak kitabımız da bahsedilen sergilerin ilki Şeker Ahmet Paşa’nın Sultanahmetteki Mektep-i Sanayi’de düzenlediği resim sergisidir. 27 nisan 1873 de açılan bu sergide yabancılar ve Hıristiyanlar çoğunluktaydı. Sergiye Mekteb-i Tıbbiyye ve Mekteb-i Sultani’nin bazı öğrencilerce yapılmış resimleri de konuldu6 ifadesine karşılık Sezer Tansuğ ise 28 aralık 1845 bir belge Oreker adında bir manzara ressamının sarayda bir sergi düzenlediğini ortaya koyuyor. Bu olayın 1870 den sonra sıklaşan resim sergilerinin bir başlangıcı olduğu kabul edilir.yine de Ahmet Paşa’ nın1873 nisanında açılmasına önayak olduğu sergi, Türkiye’ de açılan ilk resim sergisi olduğu kabul edilir.

Bu serginin basında uyandırdığı yankılar, bu girişimin bir ‘dal’ açılmasını düşündürdüğü söylentilerini de kapsamış ve gazete ilanlarında bazı dükkanlarda yağlıboya satılmakta olduğu duyurularak, bir ilkpiyasa hareketinin başlamasına da yol açmıştır. Bu ilk sergi devletin en üst kademelerinde ilgiyle karşılanmıştır.

Yine Şeker Ahmet Paşa bu sergiden aldığı güç ile hazırlık ve çağrı aşamasından sonra 1 temmuz 1875 de 2. Seginin açılmasını sağlar. Bu sergiye çok sayıda batılı ve azınlık sanatçının yanı sıra Hoca Ali Rıza, Ahmet Bedri, Halil Paşa , Osman Hamdi, Nuri Beyler , Türk sanatcısı olarak katılmıştır.

İstanbul’da azınlık ve ecnebilerin kurduğu Elifba ( a,b,c) kulübü ( Club’ de I’ABC), 1880-82 yıllarında Mavrokordato isimli bir Rumun girişimleri ve İngiltere kolonisinin yardımlarıyla sergiler düzenlemiştir. Elifba’nın ilk sergisi Tarabya Rum Kız Okulunda, 1881 de düzenlenen ikinci sergisi Tepebaşı Belediye Bahçesindeki köşkte açılmıştır.

Sanayi-i Nefise Mektebinin kurulmasından sonra ilk kez 1885 de öğrenim yılı sonunda düzenlenen öğrenci sergileriyle birlikte İstanbul’da sergiler devamlılığa kavuşur ve giderek daha ulusal bir nitelik kazanır.7

Bu ilk sergiler, ilk sanat pazarının ve ilk eleştirilerin de şekillendiği olaylardır.

İlk sanat Pazarı Oluşumu

Askeri ve sivil okullara bakıldığında gençler kendi kapalı ortamlarının sınırları içinde , sanatın coşkusunu resim üretimiyle paylaşmaktadırlar. Yaptıkları resimlerin sergilenmelerini düşlemekten ne denli uzaktırlar. Satış, başka bir deyişle sanatın pazarlanması akıllarının ucundan dahi geçemeyecek bir ütopyadır. Tek bir hedefleri vardır; resim yapabilecek olanakları ve zamanı olabildiğince çok değerlendirmek. ( O dönem sanatçılarının sürekli saray çevrelerini resmetmesinin amacı ise eserlerinin alıcılarının yine saray eşrafından olmasıdır.) sanatla yakından ilgilenen padişahların ve veliahdların yaşadığı saray mekanına sunulacak bir resim yapma gayretindeydi ressamlar. Kuşkusuz büyük bir onurdur bir sanatçının resminin saraya girebilmesi. Önemlisi ise kazanılan ödüldür. Padişahın beğenisine hitabeden bir resim sanatçısına yeni bir ufuk, Avrupa’da resim öğrenimi kazanma olanağı sağlamaktaydı.

İlk kez 27 nisan 1873 tarihinde Şeker Ahmet Paşa tarafından gerçekleştirilen sergide, ressamlar toplumla tanışıp, resimlerini pazarlama şansı yakalayacaklardır. Ancak, Osmanlı ressamları resimlerini sergileme konusunda korkular ve çekingenlikler gösterdikleri için bu sergiler daha çok azınlık ressamların yapıtları üzerinde kuruldu. Aynı ilk tiyatro oyunlarında Türk gençlerinin çekingenliği ve korkuları nedeniyle, azınlıkların sahne almaları gibi. Osmanlı ressamları, üretimleri karşılığında beğenilmek ve en fazla olarak da ödüllendirilmeyi düşünürken, batılı ustaların Osmanlı topraklarında ürettikleri resimler servetlere satılmaktaydı.8

İlk Eleştiriler

Bu sergiler ilk eleştiriyi de beraberinde getiriyordu. 1873 yılında başlayan sergiler 1908 yılına kadar toplu sergiler olarak gelişir. 24 mart 1882 tarihli Vakit gazetesinde, ‘Cuma günü saat 6 da açılan serginin resim sanatına ilgisiz kalan toplum için bir gelişme olduğunu’ vurgulamakta ve sanatçıların resimleri eleştirilmektedir. ( ek 3) “…. Saadetlü Hamdi Beyefendi’nin usta eserleri olmak üzere feraceli bir kadın ve yeşil cübbeyle kendi yüzlerine benzeyen yüzde bir molla, ve bir Mekke’li ve zeybek resimleri vardı…diğer eserlerin yapımcılarının resim ve sanatları araştırılarak onların da yayımına aracılık edceğimiz unutulmamalıdır.’

Bu satırlar, o yıllarda yayınlanan gazetelerde resim sanatına önem verildiği ve sergilerin izlendiğini, sergilerde yer alan resimlerin tek tek gözlemlendiğini ve konusal açıklamaların yapıldığını belgelemektedir..9

Sanatçılara Genel Bir Bakış

 

İlk pentür sanatçılarda estetik görüş ve teknik uygulamada kişilikli bir yorumlama yoktu. Kimi eserler adeta tek bir elden çıkmış gibi tek düze idiler. Sanatçı konularını objektif bir görüşle realist hatta natüralist bir anlayışla tuvallerine yansıtmışlardır. (Yazının devamı resimlerin altındadır)

Salih Molla Aşki ya da Şevki’ nin eserlerinde olsun pentür anlayışı naif yalınlıkları yüzünden çekici bir anlam kazanmaktaydı.

 Şeker Ahmet Paşa; Natürmort ve peysajlarında nesneleri çok iyi incelemiş, batı empresyonizminin özgürce ortaya koyduğu stili benimsemiş ve akademik klasikçiliği bir tarafa bırakmıştır. Kompozisyondaki düzen duygusu, olgun renkleri ve çizgiyi ihmal etmemesi, objeler üzerindeki keskin gözlemleri onu ikinci kuşak ressamlar içinde özel bir yere oturtmaktadır. ‘ orman’ tablosu , bize hem batıdaki realist sanatçıların esrlerini anımsatmakta hem de Çin sanatındaki doğanın gücünü yansıtan esrleri hatırlatmaktadır.10

Osman Asaf; Yurt dışına gönderilen sanatçılardandır. Yurda dönüşten sonra çok fazla varlık gösterememiştir( ek 5). Yeşil ve sarı tonlarının hakim olduğu mescid resmi empresyonist bir tarzda yapılmıştır. Resim servilerin rüzgar estikce insana dair gerçeği pek derin hikmetlerle fısıldayan o servilerin ruhunu hissetmekteyiz. Osman Asaf ayrıca Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuasının sorumlu yöneticiliğini de yapmıştır.

Şehzade Abdülmecit; Sultan Abdülaziz’ in oğludur. Resme ilgisi küçük yaşlarda kendini göstermiştir. Güçlü ve yetenekli bir ressamdır( resim 134). Sarayda Beethoven onun iyi bir portreci ve figür düzenlemelerini mükemmel bir şekilde yaptığının en iyi göstergesidir. Haremde Goethe figür ustalığını da gözler önüne sermektedir. Renk ustalığı ve figür düzenlemeleri açısından çağdaşları arasında özel birde durmaktadır.

Ömer Adil; Sanayi-i Nefise’den mezundur. 1914 yılında açılan Sanayi-i Nefise Mektebinde hocalık ve idarecilik yapmıştır. Kızlar atölyesi onun en önemli eseridir. Resim izleyende fotoğraftan yapılmış etkisi uyandırsa da kesinlikle fotoğraftan çalışmadığı resimlerini doğada ve doğal ortamlarda izleyerek yaptığı bilinmektedir.

Halil Paşa; Türk resim sanatında önemli bir yere sahip olan Halil Paşa akademinin etkisiyle sağlam desenler oluşturup figürlü kompozisyona ağırlık vermiş ve zamanla da empresyonist çizgiye yönelen kompozisyonlar oluşturmuştur. Halil Paşa empresyonizme karşıydı “ Paris’ e gidişimde resmin berbat bir hale geldiğini zayıf boyalar, çizgisiz renkler ve zayıf desenler gördüm. Bunlar hep Manet’in tesiriyle olmuştur. Bundan çok müteessir oldum. Mamafih şimdi Fransa’da tekrar yeni klasik üstadlar yetişmeye başladı. Neyse çok şükür.” Demesine karşılık resimlerinde empresyonizmin etkisi hissedilmektedir. Resimde çıplaklığın yasak olduğu dönemlerde Halil Paşa akademinin etkisiyle bir ilki daha gerçekleştirmiştir. Bu resmi onun çıplaklığa soğuk bakmadığı ve suret yasağına uymadığı görülmektedir.11

Fahri Kaptan; Fahri Kaptan’ın resimleri saray duvarlarında ve kartpostallara da girmiştir. Resimlerinin kopya olma olasılığı vardır. Arnavutköy Sırtlarından resmini 19. Yy . Türk manzara resmine sokamayız. Bu resimdeki derinlik etkisi uzay duyarlılığı ve özellikle ön sıradaki nefti ağaçlarının sağa sola atılmış taş blokların bulutların yarattığı antik atmosfer sanatçıya mal edilemez.12

Müfide Kadri; Çağdaş kadın niteliklerine ulaşan ilk kadın sanatçılarımızdandır. Pastel ve yağlı boya ustasıdır( resim 132). Osman Hamdi Bey’den ders almıştır. Sanata ailesinin desteğiyle başlamıştır. Ve aldığı eleştirilere yine ailesinin desteğiyle dayanmıştır. 22 yaşında rahatsızlanıp, hayata veda etmiştir. Bu erken ölüm ailesini oldukça üzmüştür. Onun anısına bir sergi düzenlenir. Bu sergi kadın sanatçılar adına açılan ilk kişisel sergi olmuştur.13 Çok erken yaşta ölmesine karşın onu çok iyi tanımamızı sağlayan güçlü eserler bırakmıştır.

Mihri Müşfik; Öncü kadın ressamlarımızdan biridir. Ressam Zonaro ona özel resim dersleri vermiştir. Padişahlık döneminde aldığı resim eğitiminin ve yurt dışında öğrenim görmesinin aykırı bulunacağından sahte pasaportla Roma ‘ya kaçmıştır. Roma’da ve Paris’de öğrenimini sürdüren sanatçı portre yaparak hayatını devam ettirmiştir. Sanatçı yeteneğinin yanında karizmatik kişiliğiyle dönemin tutucu ortamında genç kızların da resim ve heykel eğitimi alması için yoğun bir mücadele içine girmiş, çabalarının sonucu resim hocalığının yanında İnas Sanayi-i Nefise Mektebinde hem idarecilik yapmış hem de yeni yetenekler yetiştirmiştir. Sanatçının İnas Sanayi-i Nefise’de eğitime getirdiği yeniliklerden biri ilk çıplak kadın modelinin kız atölyesinde kullanılmasıdır. Mihri Hanım resim atölyesinin kadınlar hamamından model de sağlamıştır. Türk Hanımların bu konudaki çekingenliğinden modelleri Rum ve Ermeni hanımlardan yapmıştır. Çıplak erkek model sorununu ise arkeoloji müzesindeki torsları kullanarak çözümlemeye çalışmıştır. Torsların çıplaklığı şikayet konusu olunca bakanlık yetkilisine “Hakkı aliniz var efendim. Bir hanım mektebine bir erkek heykeli gitmiş, tabii doğru değil. Ama biz ona bir peştamal takarız” diyerek espriyle durumu düzeltmiştir. Bir müddet sonra model olarak giysili, yaşlı erkek getirilmiştir. ‘ Zaro Ağa’ bunlardan biridir. Mihri Müşfik’in eğitime getirdiği bir diğer yenilik atölyede yarışma açması ve 1. 2. 3. Eserlerin de atölyede sergilenmesidir. Sanatçı genellikle öğrencilerine büyük boy figürlü çalışmaları için füzen veya kömür kalem kullandırtmıştır.14

Figürü Türk resminde ilk kez ve üstelik de resmin temel ögesi olarak ele alan ressam Osman Hamdi Bey’dir. Buna rağmen Osman Hamdi Bey çıplak konusunu ele almamıştır. Bu da ilginç bir tutum sayılır. Özellikle müdürlüğünü yaptığı Sanayi-i Nefise’de öğrencilerin çıplak modelden çalışma isteklerine pek de sıcak bakmadığı anımsanmalıdır!15

Şevket Dağ; yaşamının büyük bir kesmi 20. Yy. da geçmiş olsa da sanatının en değerli günleri , en önemli yapıtları 19. Yy. ın bir uzantısı sayılabilir.Sanatçı ‘ interieur’ ev içi, kapalı mekanların ressamı olarak tanınmıştır. Ayasofya’nın kapısı adlı yapıtı türünün en güzel örneğidir.16 resimlerinde sürekli olarak cami kapılarını ve cami içlerini ve dışlarını resmetmesi bir yinelemedir. Döneminin fikri ve kültürel yapısına uygun resimler yapması ve sanatçı tavrı, onun beğenilmesinde önemli bir etkendir.

İstanbul’un rutubetli ve soğuk havalarında tarihi anıtları resmederken tutulduğu hastalıktan ölmüştür.

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası

1909 yılında meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı devletinde esen yeni özgürlük rüzgarları, basında, bazı resmi ve özel kurumlarda yenilikçi harakatlerin oluşmasını sağlamıştır. Aynı yıl kurulanOsmanlı Ressamlar Cemiyeti , 1911 yılında Abdülkadirzade Hüseyin Haşim Paşanın yönetiminde kuruluşun adını taşıyan bir mecmua yayınlamaya başlamıştır. Ressam Osman Asaf’ın sorumlu yönetici olduğu dergi, 1914 yılına kadar 18 sayı yayınlamıştır.

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası Türkiye’de plastik sanatlar alanında yayınlanan ilk yayın organı olmasının yanısıra ele aldığı konularla da bu alanda uzun zaman sürecek tartışmaların da öncülüğünü yapmıştır.17

Batılılaşma Sürecimizde Yabancı Ressamlar

19. yy. da Osmanlı ülkesinde ve İstanbul’da faaliyet göstermiş olan sanatçıların belli başlıları; Ziem, de Mango, Bello, J. F. Lewis, Preziosi, Guillement, Aiwasovzky ve Zonaro’dur. Bu ressamlara Harbiye’de ilk kez batı usulü resim derslerini yöneten Fransız hoca Mösyö Kes ile 1883 de Osman Hamdi eliyle Sanayi-i Nefise’nin kurulmasıyla hocalıklara getirilen Valeri ve Zarzecki’nin de katılması gereklidir.

Bu ressamlar arasında Pazar yönünde kataloge olmanın ötesinde önemli birer sanatçı olarak değerlenenlerin başında John Frederic Lewis ve Aiwazovzki gelmektedirler. Lewis etkin bir gravür sanatçısı olarak ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğu gibi, Aiwazovzki de gelmiş geçmiş deniz ressamları arasında ön sırayı alan bir usta olarak ün kazanmıştır. Presiozi, de Mango, Bello gibi sanatçılar eserlerinin belgesel değerinin yanısıra teknik ustalıkları ile de dikkat çekerler. Renk kullanımı yönünde cesur bir miraca sahip olan Zonaro’nun Osmanlı sarayında çok rağbet görmüş olması bu özelliğine dayanmaktadır. İstanbul’da 19. Yy. ın ikinci yarısında faaliyet göstermiş olan Avrupalı ressamlar arasında en ilginç simalardan biri de Guillemet’ in oluşturduğu anlaşılmaktadır. Mustafa Cezar’ın Osman Hamdi kitabında verdiği bilgilere göre Akademi adıyla bir resim eğitimi atölyesi, ilk kez bu sanatçı tarafından İstanbul’un Beyoğlu semtinde kurulmuş ve o zamanlar Pera adını taşıyan, çevresinde elçilikler ve ecnebilerin yerleştiği bölgeye, bu suretle ilginç bir kültürel katkıda bulunulmuştur. Guillemet’in Osmanlı resmi makamlarının da ilgisini çekerek kendisine bir sanat eğitimi kurdurulmasının söz konusu olduğu ancak sanatçının 1876-77 yıllarında baş gösteren kolera salgınında ölmesi sonucunda bu projenin gerçekleşmediği öğrenilmektedir.

Türk sanatçılarla birlikte bazı azınlık ve yabancı mensuplarının da katıldığı ilk İstanbul salon sergilerinden sonra (1901-1902-1903) Türkiye’de ve dünyadaki siyasal gelişmeler, Avrupalı ressamların Türkiye’de geniş ölçüde faaliyet göstermesine fırsat vermemiştir. Cumhuriyet dönemi boyunca özellikle İstanbul’da açılan yabancı sanat sergileri, genelde yabancı kültür misyonları eliyle gerçekleştirilmiş ve Türk sanat akademisinde Leopold Levy ve Rudolph Belling gibi önemli hoca istisnaları dışında eğitimdeki katkıları azalmıştır.18

Sanat alanındaki gelişmelerde yabancı sanatçıların katkıları yadsınamaz. Osman Hamdi Bey Sanayi-i Nefise’de sürekli olarak yabancı ressamları eğitimci olarak almış ve bu konuda sürekli eleştirilmiştir. Oysa yabancı ressamlar Türk rssamlara göre çok daha rahat olmalarının yanısıra sanat temelleri sağlamdı. Ayrıca onların dünya görüşleri Osmanlı sanatçılarına göre daha geniş bir durumdaydı. Ve bunların yetiştirecekleri öğrenciler de aynı görüşlere sahip olacaktı. Fakat çok yetenekli ve çok bilgili olan Türk ressamlarının da yabancı ressamlar yüzünden kendilerini ifade edemedikleri bir gerçektir.

 Kaynakça : 

1 Türkiye’de Sanat P.S Dergisi sayı 42 sayfa 14 Berke İnel

2 Osman Hamdi tablolarında gerçekle ilişkiler. V. Belgin Demirsar- sayfa 9- Kült. Bak. Y.

3 Gergedan- sayı 19 , sayfa 9- Kemal İskender

4Sezer Tansuğ- Çağdaş Türk Sanatı- sayfa 10

5 Türk Heykeli – Hüseyin Gezer – sayfa 54-57

6 Başlangıcından Bugüne Türk Resim Sanatı Tarihi -sayfa 160

7 Sezer Tansuğ- Çağdaş Türk Sanatı- sayfa 91-92-93

8 Türkiye’de Sanat P.S Dergisi- Sayı 36 sayfa 20-21 Dr. Kıymet Giray

9 Türkiye’de Sanat P.S.Dergisi –sayı 24 sayfa 16 Dr. Kıymet Giray

10 Türkiye’de Sanat P.S. Dergisi, sayı-42 , sayfa –16 Berke İnel

11Tombak , sayı-33, sayfa-99-100 İlkay Karatepe

12Başlangıcından Bugüne Türk Resim Sanatı Tarihi , sayfa 165

13 Türkiye’de Sanat P.S. Dergisi , Sayı 10 say.42-43 Dr. Kıymet Giray

14 Tombak, sayı-27, say.40-41 Ayşen Aldoğan

15Türkiye’de P.S. Sanat Dergisi , sayı-10 , say.43 Kemal İskender

16Başlangıcından Bugüne Türk Resim Sanatı Tarihi , sayfa -164

17 Tombak Dergisi, sayı-30, Sayf.-102 Nilgün Yüksel

18 Türkiye’de Sanat P.S. dergisi, sayı-2 , sayfa-31 Sezer Tansuğ

Kynk.: http://www.turkresmi.com

Aşağıda Fotoğrafın kısaca gelişimini okuyacaksınız ve okuduktan sonra Fotoğraf sanatı ile buluşmak ve anlarınızı ölümsüzleştirmek isterseniz veya Fotoğraf Sanatını bir hobi haline getirmek isterseniz Nar Sanat hizmetinizde.

Sizlere sadece fotoğraf makinesinin deklanşörüne basmayı öğretmiyoruz. Kursumuza katıldığınızda Fotoğraf ile sanatın içersinde olmayı,  ölümsüleştireceğiniz her anınıza sanat katmayı öğreneceksiniz.

Bildiğiniz gibi; Florya, Ataköy, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Şirinevler, Zeytinburnu, Küçükçekmece’den  Bakırköy’e tek araçla ulaşabileceğiniz ve Meydana 3 dakika yürüme mesafesinde bulunan M.E.B.  onaylı Sertifika vermeye yetkili olan Kurumumuzda, nitelikli eğitmenler ve huzurlu bir ortamda ders yapmanız ve dönem sonunda M.E.B. Onaylı sertifikanıza da sahip olmanız mümkün.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olmadan Yasadışı ve Kaçak Sanat eğitimi veren yerlerde alacağınız eğitim sizlere bir şey sağlamayacağı gibi resmi bir belgede almanız mümkün değildir. Eğitim alacağınız yerin M.E.B ‘na bağlı bir kurum olup olmadığını hem zamanınız, hem de paranız ve daha da önemlisi alacağınız eğitimin kalitesi açısından lütfen sorgulayınız.

Tüm Branşlarda Sanat Eğitimi Nar Sanat’da.

Ücretsiz Tanıtım Dersi :  Pazar Günü (Yarın) 20 Kasım 2011, Saat : 13:00 – 15:00  Bekliyoruz.

FOTOĞRAF

Fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kağıt veya her hangi bir madde üzerine saptayan fiziksel ve kimyasal bir işlemdir. Kelime Yunanca ışık anlamına gelen “photos” ve yazı anlamına gelen “graphes” kelimelerinden oluşmaktadır. Yani ışıkla yazmak anlamına gelmektedir. Fotoğrafçılık uluslararası bir dildir ve modern hayatta üçüncü bir göz vazifesi görür. Fotoğrafçılık bakmakla görmenin ayrı ayrı şeyler olduğunu kanıtlar. Fotoğraf bugünkü gelişme devrinde bir bilim ve diğer bilim kollarının da hiç şüphesiz ki en büyük yardımcısıdır.

TARİHÇESİ

Fotoğrafçılığın başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir.

Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap’ın Gümüş Nitrat’ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci’nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi.

Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür.

Niepce ile başlayan fotoğraf çalışmaları 1829 da Jacques Mande, Daugerre ile birleşip 1837 de Daugerreotype’ı ortaya koymalarıyla birden gelişim göstermeye başladı. Bu işlem gümüşle karıştırılmış bakır bir levhanın sünger tozu ve zeytinyağı ile silindikten sonra 1/16 oranında su ve nitrik asit birleşiminde yıkanıp hafif bir ateşte ısıtılmasını ve ikinci defa nitrik aside batırılmasını gerektiriyordu. Böylece hazırlanan levha iyoda batırılıp makineye yerleştiriliyor, ışık durumuna göre 5 ile 40 dakika poz veriliyordu. Elde edilen görüntü 47.5ºC ısıdaki cıvayı kapsayan bir tepsinin içine konulana kadar ortaya çıkmıyordu.

1840 yılında ışığı 16 kere fazla geçiren bir mercek kullanılarak poz süresi düşürüldü. Daugerre tipi ile elde edilen görüntü çok net olmakta ise de gümüş bakır karışımı levhanın kolayca kırılması ve bu yönden çok pahalı olması fazla gelişmesini önledi.

Aynı süreler içinde Henry Fox Talbot bir takım kimyasal maddelere batırılmış kağıtlar üzerinde görüntü elde etmeyi başardıysa da yavaş yavaş kararması ve görüntünün net olmaması nedeniyle kolayca unutuldu. Ancak Talbot’un bu buluşu için ilk defa “FOTOĞRAF” kelimesi kullanılmıştır. Bir süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi başarılmıştır. Böylece modern fotoğrafçılığın temeli atılmıştır.

Daha sonra fotoğraf kağıtları, yumurta akına batırılarak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiştir. Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız olmuştur. Yumurta akının iyotlaşması ise başarılı sonuç vermiştir. Bundan sonra ıslak levha yöntemi daha donra da kuru levha yöntemi bulunmuştur.

Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi.

1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu.

1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif banyolara batırılarak duyarlılıklarını arttırma yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin yanında, pankromatik filmler ortaya çıktı. Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat merceklerin, selüloz asıllı filmlerin kullanılması, fotoğraf makinesi ve film sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna geldi.  Tacettin Teymur (Kaynak : http://www.fotograf.s5.com/fottar.htm)

İnsan olmamızın özelliği olsa gerek! Zaman zaman hepimizin aklına bir takım sorular gelir ama ya zaman bulamadığımız yada kaynaklara ulaşamadığımız için  merakımızı gideremeyiz.

” Nar Sanat Haber ” olarak biraz olsun merakınızı gidermek için arada bir zaman zaman aklımıza takılan veya merak edilen konuları sizlerin yerine araştırıp sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Eğer sizlerde ilginç olduğunu düşündüğünüz bilgilere sahipseniz lütfen bize mail atınız adınızla beraber paylaşalım. Bilgi için : [email protected]

-*- Kitap okuma oranı en yüksek ülke İzlanda’dır.

-*- Moby Dick adlı efsanevi klasik kitap, yazarı Herman Melville’in sağlığında sadece 50 kopya satılmıştır.

-*- Stainley Kubrick ‘The Shining’ filmindeki 7 dakikalık sahneyi 147 defa tekrarlatmıştır.

-*- Edgar Degas, 1500’den fazla tablosunda sadece balerinleri resimlemiştir

-*- Ünlü Louvre Müzesi aslında, 1190 yılında Philippe Auguste’un karargahı olması için inşa edilmiştir.

-*- Yasadışı ve Kaçak Sanat Eğitimi veren pek çok yerin Müzik Branşlarının adını dahi hatalı yazdıklarının farkında olmadıklarını biliyor muydunuz.

 -*- Virginia Woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.

-*- John Lennon, Julian Lenon’un annesi Cynthia’dan boşandıktan sonra Paul McCartney, Julian’ı neşelendirmek için “Hey Jude” adlı şarkıyı yazmıştır.

-*- Şair Attila İlhan, oyuncu Çolpan İlhan’ın ağabeyidir. Dolayısıyla da aktör Sadri Alışık’ın eniştesidir

-*- Ünlü yazar Dean R. Koontz’un adındaki R harfi, Ray’in kısaltılmıştır.

-*- Tom Sawyer” bir daktilo kullanılarak yazılan ilk romandır.

-*- İlk müzik CDsi; 1984 yılında Amerika’da piyasaya çıkan Bruce Springsteen’in “Born in the USA” adlı albümüdür.

-*- Tüm zamanların en büyük ve başarılı opera bestecisi olarak tanınan Giusseppe Verdi, Milano Konservatuarı’nın giriş sınavında başarılı olamamış ve müzik eğitimi almamıştır.

-*-Çok kaliteli bir boya olabildiği için insan kanı uzun süre Kızılderililer tarafından resim yapmak için kullanılmıştır.

Yasadışı ve kaçak sanat eğitiminin alıp başını gittiği Bakırköy ve çevre ilçelerde çocuklarınızı ve sizleri M.E.B. ONAYLI tiyatro kursumuza misafir olmaya davet ediyoruz. Hem eğlenecek hem de sanatın içersin de olacaksınız.

Bakırköy ve çevre ilçelere hizmet veren M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu yetkin ve M.E.B. onaylı eğitimleri ile sizlerin maddi kaybınızı ve çocuklarınızın zaman kaybını engelleyip tiyatro aşkı ile harcayacakları zamanın ve emeğinin karşılığını M.E.B. Onaylı sertifikalı eğitimleri ile perçinliyor.

Drama destekli Tiyatro Eğitimi ile çocuklarınız toplum önünde kendini rahat ifade edebilecek,  grupla iletişiminde daha rahat olacak, kişisel özelliklerini tanıyabilme, diğer bir kişiye güven duygusunu geliştirebilme, çevresindeki ayrıntıları fark edebilme, empati becerisini geliştirebilme, çevresini güzelleştirebilme ve uyum, çevre konusunda neden, sonuç ilişkisini kurabilme, duygularını daha rahat ifade edebilme, beden dili ve gözlem yeteneğini geliştirme konularında değişimi sizlerde fark edeceksiniz ve daha da önemlisi başlama ve bitirme yönergelerini kavrayabilme özelliklerini kazanan çocuk ve gençlerimiz tüm bunları sene sonunda ortaya koyacakları bir oyunla perçinleyecekler…

Çocuklarını iki hafta dersimizde misafirimiz olarak ağırlayalım ve onların gözündeki mutluluk ışığını birlikte yakalayalım.

Artık Bakırköy’de de bir tiyatroyu ciddiye alan bir kurum var.

Bekliyoruz : 7-12 yaş 12/Kasım/2011 Cumartesi  ve 19/Kasım/2011 Cumartesi saat 16:00/18:00 arası

13-17 yaş 12/Kasım/2011 Cumartesi ve 19/Kasım/2011 Cumartesi saat 12:00/14:00 arası

İnsan olmamızın özelliği olsa gerek! Zaman zaman hepimizin aklına bir takım sorular gelir ama ya zaman bulamadığımız yada kaynaklara ulaşamadığımız için  merakımızı gideremeyiz.

” Nar Sanat Haber ” olarak biraz olsun merakınızı gidermek için arada bir zaman zaman aklımıza takılan veya merak edilen konuları sizlerin yerine araştırıp sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Eğer sizlerde ilginç olduğunu düşündüğünüz bilgilere sahipseniz lütfen bize mail atınız adınızla beraber paylaşalım. Bilgi için : [email protected]

*- Guiness Rekorlar kitabına göre, devlet kütüphanelerinden en çok çalınan kitap Guiness Rekorlar kitabıdır

-*- Bugün paha biçilemeyen Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa isimli tablosuna en son 1962 yılında 100 milyon dolar önerilmiştir.

-*- İran asıllı Ely Sakhai, Gauguin”in bir tablosunun orijinalini ve kopyasını yanlışlıkla aynı zamanda müzayede evlerine gönderince, yakayı ele vermiş.

-*- Filozof Immanuel Kant, hayatı boyunca yaşadığı kasabadan hiç ayrılmadan felsefe yapmıştır.

-*- Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde, kendi resimlerini yakarak ısınırdı.

-*- Bakırköy’de yasadışı ve Kaçak Sanat eğitimi veren yerlere devam eden öğrenci sayısı yasal olarak M.E.B. ‘a bağlı olarak sanat eğitimi veren yerlerden 20 kat daha fazladır. 

-*-  Stephen King’in bazı romanlarında kullandığı takma adı Richard Bachman’dır.

-*- Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.

-*- Park”larda görülen atlı heykellerin ön iki ayağı havada ise heykeldeki kişi, bir savaşta ölmüştür. Eğer yalnızca bir ayağı havada ise, savaşta yaralanmış demektir. Eğer dört ayak da yerdeyse, normal nedenlerle ölmüştür

-*- Dünyada en çok kullanılan enstrüman armonikadır

 

Sizlerinde bildiği üzere, Nar Sanat;  sanatın pek çok dalında kaliteli eğitimlerinin yanı sıra gerek öğrencilerine ve gerekse velilerine  güler yüzlü, sıcak yaklaşımıyla bilinmektedir.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Kuruluşu olan T.C.  M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu muz, eğitimini ticari değil sosyal bir sorumluluk olarak görmektedir. Bu bağlamda sanat eğitiminde sadece kaliteyi değil aynı zamanda çocuk, genç ve yetişkin ayırt etmeksizin tüm sanat severler için, sanatın kültürel ve sosyal yönünü ihmal edilmemesi gerektiğinin de bilincinde olarak eğitimlerine devam etmektedir.

 Çocuğunuzu ücretsiz olarak bir ders konuk etmek bizleri mutlu edecek.

Tiyatro / Drama Grubu

22.10.2011 Cumartesi / Saat  12:00 – 14:00  Genç   Grup ( 13 – 17 yaş )

22.10.2011 Cumartesi / Saat  16:00 – 18:000 Çocuk Grup  ( 07 – 12 yaş)

Detaylı Bilgi ve Kayıt İçin : 0212 570 80 69

veya    tıklayınız

 

Şunun için etiket arşivi: sanat eğitimi

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi