Şunun için etiket arşivi: Rusya

25 Nisan’a kadar Kadıköy Belediyesi CKM Sanat Galerisi’nde sergilenecek olan Nazım Hikmet’in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi, Nazım Hikmet’in ‘rüyalarımın memleketi’ diye adlandırdığı Moskova’ya üçüncü gidişinden sonraki 1951-1963 yılları arasındaki fotoğraflarını kapsıyor.

nazım hikmet

NAZIM’IN İLK BASILAN KİTABI SERGİDE

Avni Arbaş, Güzin Dino, Nazım Hikmet, Abidin Dino, Vera Tulyakova Paris’te (Nisan 1961)

Avni Arbaş, Güzin Dino, Nazım Hikmet, Abidin Dino, Vera Tulyakova Paris’te (Nisan 1961)

Sergideki bu fotoğraflar ve diğer materyaller, Nazım Hikmet üzerine çalışmalarıyla tanınan M. Melih Güneş tarafından, Vera Tulyakova Hikmet Arşivi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi ile başka ülkelerdeki arşivlerden bir araya getirilerek oluşturuldu. Nazım Hikmet’in yurt dışı ağırlıklı bazıları imzalı fotoğraflarıyla birlikte, 1928 tarihli ilk kitabı ile 1932 yılında SSCB’de ilk basılan kitabı dahil olmak üzere Türkiye dışında basılan bazı kitapları, plakları, ses bantları, bazı gazete küpürleri ve M. Melih Güneş’in hazırladığı ‘Bir Yitik Miras Nazım Hikmet’ başlıklı bir video çalışması da bu sergide bulunuyor.

Kaynak :[-]

33. İstanbul Film Festivali 5 Nisan’da başlıyor, biletler ise 22 Mart’tan itibaren (Bugün) satışta. Kalabalık film programının arasında kaybolanlar için Alt Yazı sitesi izleyip beğendikleri ve merak ettikleri filmlerden sizler için derleme yapmış. Sizler için yapılan bu çalışmaya bir göz atmanızda fayda var.

l-image-manquante-eksik-resim

-Eksik Resim / L’image manquante (Yön. Rithy Panh)

-Göldeki Yabancı / L’inconnu du lac (Yön. Alain Guiraudie)

-İtiraf 1+ İtiraf 2 / Nymphomaniac Volume I + II (Yön. Lars Von Trier)

-Büyük Budapeşte Oteli / The Grand Budapest Hotel (Yön. Wes Anderson)

-Kefaret / Redemption (Yön. Miguel Gomes)
(Miguel Gomes’in Tüm Varlıkların İlahisi / Cântico Das Criaturas + 31 + Noel Hediyeleri / Inventário De Natal + Bu Arada / Entretanto adlı kısalarıyla beraber gösterilecek)

-Hawaii (Yön. Marco Berger)

-Sokak Köpekleri / Jiao you (Yön. Tsai Ming-liang)

-Tepecik Hayal Okulu (Yön. Güliz Sağlam)
(Ahmet Uluçay kısa filmleri ile beraber gösterilecek)

-Doğulu Çocuklar / Eastern Boys (Yön. Robin Campillo)

-Ida (Yön. Pawel Pawlikowski)

-Trans X İstanbul (Yön. Maria Binder)

-Son Hain / Le dernier des injustes (Yön. Claude Lanzmann)

-Salvo / Fabio Grassadonia (Yön. Antonio Piazza)

-Çevreyolu / Sacro GRA (Yön. Gianfranco Rosi)

-Şiddete Dair / Concerning Violence (Yön. Göran Olsson)

-Humus’a Dönüş / The Return to Homs  (Yön. Talal Derki)

-Sıfır Teorisi / The Zero Theorem (Yön. Terry Gilliam)

-Bergman’ın Evinde / Trespassing Bergman (Yön. Jane Magnusson, Hynek Pallas)

İkisi bir arada:
-Kırık Beyaz Laleler (Yön. Aykan Safoğlu)
-Langston’u Ararken / Looking for Langston (Yön. Isaac Julien)

Klasiklerden:

-Kaos (Yön. Paolo Taviani & Vittorio Taviani)

-Muhsin Bey (Yön. Yavuz Turgul)
(Yenilenmiş kopyasıyla)

-Hrusyaltov, Arabamı Getir! / Khrustalyov, mashinu! (Yön. Aleksey German)

-Bir Pazar Günü / Menschen am Sonntag (Yön. Kurt Siodmak, Edgar G. Ulmer, Robert Siodak, Fred Zinnemann, Rochus Gliese)

-Beyoğlu’nun Arka Yakası (Yön. Şerif Gören)

Venezuella’dan Rusya’ya, İspanya’dan Japonya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan seçkin solist ve topluluklar Nisan’da Ankara’da… Biletler 7 Mart’ta satışta!

31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali AFİŞ

Her yıl Ankara baharını müzik ve dansla renklendiren, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca düzenlenen Uluslararası Ankara Müzik Festivali 31. kez 4-30 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. Venezuella’dan Rusya’ya, İspanya’dan Japonya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan seçkin solist ve topluluklar, senfonik müzik, oda müziği, dünya müziği ve dans alanında festival programını zenginleştiriyor. Türkiye’nin yetiştirdiği ve sanatlarını uluslararası alanda sürdüren önemli değerler de festivalde yer alıyor. Etkinliklerin 7 Mart’ta satışa sunulacak olan biletlerinin fiyatları 25 ile 150 TL arasında değişiyor. Öğrenciler için bilet başına 10 TL indirim yapılacak.

Festivalin açılışı 4 Nisan akşamı MEB Şura Salonunda Fazlı Orhun Orhon yönetimindeki Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası tarafından yapılacak. Çaykovski ve Frank’ın orkestra eserlerinin yer aldığı konserde genç obuacı Demre Erdem, Haydn’ın obua konçertosunu seslendirecek. Ayrıca genç bestecilerimizden Onur Nurcan‘ın “Fantasia” adlı eserinin Ankara prömiyeri yapılacak.
Klasik müzik alanında festivalde yer alan orkestralar Bilkent Senfoni, Kazakistan Oda Orkestrası ve Orkestra Akademik Başkent. Orkestraların Işın Metin, Pavel Tarasevich, ve Ertuğ Korkmaz’ın şefliklerindeki konserlerinde solist olarak Japon kemancı Akiko Suwanai, ünlü piyanistimiz İdil Biret, Kazak kemancı Gaukhar Murzabekova ve flütçü Nikolai Popov yer alacak.

Bach’ın yapıtları üzerinde uzmanlaşmış Alman çellist Pieter Wispelwey, Avrupa’daki festivallerin aranan topluluğu Borodin Quartet ve piyanist Alexei Volodin, Venezuella varoşlarından müzikle fışkıran Simon Bolivar Quartet, bir Türk ve üç Yunan müzisyenden oluşan Atina’nın aranan dörtlüsü Tetraktys Quartet, vokalçello ve gitarı buluşturan Trio Anka, Hollanda’dan Duo Pehlivanlı-Safonova viyola-piyano ikilisi festival programını oda müziği dalında zenginleştirip renklendiren topluluklar. Bu bağlamda Amerika’da yaşan genç bestecimiz Erberk Eryılmaz‘ın Viyola Konçertosu’nun da Türkiye prömiyeri Esra Pehlivanlı tarafından, seçkin müzisyenlerin oluşturduğu topluluk eşliğinde yapılacak.

Pink Floyd, Liszt ve Piazzola sevenler için, üç konsepti aynı konserde Londra merkezli çalışan genç piyanist AyşeDeniz Gökcin buluşturuyor. Pink Floyd uyarlamalı topluluğun da beğenisini kazanarak internette tıklanma rekorları kıran AyşeDeniz Gökcin, Güney Amerika ve Avrupa’dan peşpeşe aldığı davetlerle verdiği konserlerden sonra, bu düzenlemelerini ilk kez Ankara’da seslendirecek. Festivalin bir başka genç yıldızı da, Amerika’da giderek ünlenen klasik gitarcımız Celil Refik Kaya.

Polonya’yla diplomatik ilişkilerin 600. yılında bir Türk-Polonya ortak projesi de “Karol Şimanovski Re-Oriented” başlığıyla festivalde yer alıyor. Bu çalışmanın özelliği, tambur, ney, kemençe, ud, kanun, bağlama gibi geleneksel Türk sazları ile keman, çello, viyola, gitar gibi Batı sazlarını bir araya getirmesi ve hazırlanan bestelerin dünya prömiyerinin yapılacak olması.

Geniş kitlelerin beğenisini kazanmış ünlü gitarist Al di Meola da, yepyeni konseptiyle 31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nin dikkati çeken konuklarından biri. Al di Meola,“Beatles§More” adını verdiği konserinde Beatles parçalarını bir yaylı çalgılar dörtlüsü ve kendi triosuyla birlikte 3000 kişilik Congresium salonunda seslendirecek. Ankara’nın bu yüksek kapasiteli salonu Festivalde, Türkiye’de ilk kez “Ballet Nacional de Espana / İspanya Devlet Balesi”ninFlamenko gösterisine de sahne olacak. Festivalin kapanışı da gene Congresium’da, dünyanın en ünlü Rus topluluklarından biri olan Vladimir Ponkin şefliğindeki büyük Ossipov Balalayka Orkestrası ile yapılacak. Konserde senfonik balalayka orkestrası bazı parçalarda mezzosopranoIrina Dolzhenko ile tenorAlexander Zakharov’a da eşlik edecek.

Festivalin sokaktaki insana sürprizi ise, 5-9 Nisan arasında beş gün süreyle her akşam 19.30-21.30 arasında Kuğulu Park’ta düzenlenecek olan Alman sanatçıların Işık Gösterisi…

Program ve Fiyatlar için Lütfen TIKLAYINIZ

 

TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi, 1925- 2013 yılları arasında Türkiye’de çekilen veya hikayesi Türkiye’de geçen gerçek ya da kurgusal olayları anlatan yabancı filmlerin afişlerinden oluşan bir seçkiyi, 15 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor.

icinden-turkiye_gecen_yabanci_filmler

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, ABD, Avrupa, Avustralya, Hong Kong ve İskandinav sinemasından toplam 54 filmi ve Erler Film-Türker İnanoğlu’nun 4 ortakyapımının farklı dillerdeki görsel hafızasını bir araya getiriyor.

Sergide, XII. Karl’dan (Karl XII, 1925) İstanbul’un Gizi’ne (Secret of Stamboul, 1936), Korkuya Yolculuk’tan (Journey into Fear, 1943) Ankara Casusu’na (Five Fingers, 1952), Rusya’dan Sevgilerle’den (From Russia with Love, 1963) Topkapı’ya (Topkapi, 1964), Hafif Süvari Alayının Hücumu’ndan (The Charge of the Light Brigade, 1968) Paralı Askerler’e (You Can’t Win ‘Em All, 1970), Şark Ekspresinde Cinayet’den (Murder on the Orient Express, 1974) Gözde (Intimate Power/The Favorite, 1989) ve Skyfall’a (2012) kadar dünya sinemasından farklı türlerdeki yapımların afişleri yer alıyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, müzenin ikinci katında bulunan TÜRVAK SERGİ SALONU’nda, Pazartesi günleri hariç her gün, 10:00-18:00 arasında gezilebilir.

 

“İÇİNDEN TÜRKİYE GEÇEN YABANCI FİLMLER” AFİŞ SERGİSİ, 15 Ocak – 28 Şubat 2014

james_bondTÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi, 1925-2013 yılları arasında Türkiye’de çekilen veya hikayesi Türkiye’de geçen gerçek ya da kurgusal olayları anlatan ABD, Avrupa, Avustralya, Hong Kong ve İskandinav sinemasından toplam 54 filmin ve Erler Film-Türker İnanoğlu’nun 4 ortakyapımının farklı dillerdeki afişlerini “İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” sergisiyle bir araya getiriyor.

88 yıllık bu süreçte, Türkiye’nin birçok şehrinin, tarihinin, kültürünün, Doğu-Batı arasındaki karmaşık dokusunun ve Batı sinemasına ‘egzotik’ gelen atmosferinin beyazperdede canlandırıldığı bu yapımların çoğunu, İstanbul’da geçen casusluk ve macera filmleri oluşturuyor: Yönetmen Andrew Marton, İstanbul’un Gizi’nde (Secret of Stamboul, 1936) bir İngiliz ajanını İstanbul’a getiriyor. Orson Welles, Eric Ambler’in bir romanından uyarladığı Korkuya Yolculuk’ta (Journey into Fear, 1943), İstanbul’un yasadışı örgütleri arasında garip bir serüvene atılan silah satıcısının öyküsünü anlatıyor. Kimi sahnelerinin İstanbul’da çekildiği, Romen kökenli yönetmen Jean Negulesco’nun Dimitrios’un Maskesi (The Mask of Dimitrios, 1944) ise, İzmirli Dimitrios’un serüvenini beyazperdeye taşıyor. Ankara’daki çekimlerin yanı sıra Eminönü, Beyoğlu, Galata Kulesi ve Haliç görüntülerinin bulunduğu Ankara Casusu (Five Fingers, 1952), İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen ve casusluk tarihinin ünlü bir bölümünü oluşturan Çiçero olayını konu ediyor. Errol Flynn ve Cornell Borchers’in başrollerini paylaştığı, Nat King Cole’un piyano ile renklendirdiği bir başka casusluk filmi İstanbul (Istanbul, 1957) için, Hollywood kameraları yine ülkemize geliyor.

Carl Möhner’in yönettiği, Alman yapımı İstanbul Macerası (1962), diğer isimleriyle Boğaziçi’nde Macera (Abenteurer am Bosphorus) ya da İnşallah, Boğaziçi’nde Talan (Inshalla, Razzia am Bosphorus), Batılı polis-Doğulu kaçakçı hikayesini anlatırken, İstanbul’un da Batılı-Doğulu atmosferini kullanıyor. Filmde Carl Möhner ve Eva Palmer’le birlikte Sadri Alışık, Bianca Berni ve Orhan Günşiray da rol alıyor. Rusya’dan Sevgilerle (From Russia with Love) filminde Sean Connery ile 1963’te başlayan James Bond’un İstanbul maceraları ise Dünya Yetmez’de (The World is not Enough, 1999) Pierce Brosnan ve Skyfall’da (2012) Daniel Craig ile günümüze kadar devam ediyor.

Elia Kazan’ın, çekimleri Yunanistan ve Türkiye’de yapılan Amerika, Amerika’sının (America, America, 1963); Peter Ustinov, Maximilian Schell ve Yunanistan’da bir dönem Kültür Bakanı olarak da görev yapan bol ödüllü aktris Melina Mercouri’nin başrollerini paylaştığı, Erler Film-Türker İnanoğlu’nun da yürütücü prodüktör olarak katkı sağladığı Jules Dassin’in Topkapı’sının (Topkapi, 1964); Kapadokya’nın fantastik dekorunda geçen, dünyaca ünlü opera sanatçısı Maria Callas’ın başrol oynadığı Pasolini’nin Medea’sının (1969) afişleri de, TÜRVAK Sinema Müzesi’ndeki bu seçkide yerini alıyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, yabancı yapımcıların tarihin belirli dönem ve olaylarını beyazperdeye aktardığı filmlerin görsel hafızasına da yer veriyor. İngiliz yönetmen Tony Richardson’ın Kırım Savaşı’nı canlandırdığı ve bazı sahnelerinin Anadolu’da çekildiği Hafif Süvari Alayının Hücumu (The Charge of the Light Brigade, 1968) ve bir başka İngiliz yönetmen Peter Collinson’ın Kurtuluş Savaşı fonunda geçen, İstanbul ve Kuşadası’nda çekilen Paralı Askerler’i (You Can’t Win ‘Em All, 1970) bu türün örnekleri olarak öne çıkıyor. Başrollerini Tony Curtis, Charles Bronson, Michèle Mercier’in paylaştığı Paralı Askerler filminde Fikret Hakan, Salih Güney, Erol Keskin, Yüksel Gözen, Bülent Gültekin, Mümtaz Alpaslan, Suna Keskin ve Kayhan Yıldızoğlu da rol alıyor. Gelibolu Savaşı ise Avustralya yapımı Gelibolu (Gallipoli, 1981) filminde anlatılıyor. Avustralya sinemasının ülkemizi mekan olarak seçtiği Peter Weir yönetmenliğindeki bu filmde Mel Gibson ve Mark Lee başrolü paylaşıyor. Daha eski bir yapım, Lambalı Kadın (The Lady with a Lamp, 1951) ise, Türk-Rus savaşı dönemini ele alıyor ve İngiliz sineması doğal olarak Londra’da yetiştirdiği gönüllü hemşireleri Üsküdar’a kadar getiren ve askeri hastaneyi düzene sokabilmek için mücadele veren Florence Nightingale’in öyküsüne odaklanıyor. İsviçre-ABD ortak yapımı olan Gözde (Intimate Power/The Favorite, 1989), adından da anlaşıldığı üzere Osmanlı döneminde tahtın gerisinde bir güç oluşturan, hırslı bir kadının, Nakşıdil Sultan’ın haremdeki yaşantısını anlatıyor. Filmin çekimleri için Topkapı Sarayı kullanılıyor.

Sinema tarihinin kimi romantik, kimi kent polisiyesi, kimi büyük tartışmalar yaratan meşhur ekspreslerinin afişleri de TÜRVAK Müzesi’nde sergileniyor: Şark Ekspresi (Orient Express, 1954), İstanbul Ekspresi (Istanbul Express, 1968), Şark Ekspresinde Cinayet (Murder on the Orient Express, 1974) ve Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express, 1978)… Helsinki’de başlayıp İstanbul’da biten bir yolculuğu anlatan, Finli yönetmen Mika Kaurismäki’nin kara-komedi türündeki Zombi ve Hayalet Tren’i de (Zombie and the Ghost Train/ Zombie ja Kummitusjuna, 1991) sergideki yerini alıyor.

Yapımcılığını Erler Film-Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Fransız yapımcı-yönetmen Jean Marie Pallardy’nin Jess Hahn, Gordon Mitchell, İlker İnanoğlu, Filiz Akın ve Jean Luisi gibi yıldızlarla çalıştığı Belalı Tatil’i (La Ricain, 1974); yine Erler Film-Türker İnanoğlu’nun İtalyanlarla ortakyapımlarından Üç Kağıtçılar (Che Carambole.. Ragazzi!, 1976), Guido Zurli’nin yönettiği Cani (Polizia Selvaggia, 1976) ve çekimleri için Avrupa’nın en büyük yelkenli gemisinin kullanıldığı Kara Murat Denizler Hakimi (Il Malesiano, 1977) filmlerinin Fransızca ve İtalyanca afişleri de sergi kapsamında sinemaseverlerle buluşuyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, 15 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihlerinde müzenin ikinci katında bulunan TÜRVAK Sergi Salonu’nda, Pazartesi günleri hariç her gün,10:00-18:00 arasında gezilebilir.

 

Adres ve diğer bilgiler için lütfen TIKLAYINIZ

Dünyanın en değerli bilim ödülü kaç kere hayatta olmayan bilim insanlarına verildi? Hangi ulustan bilim insanlarının Nobel alması yasaklanmıştı? En çok Nobel hangi ulusa gitti? Kısa bir geriye bakış…

7 Ekim Pazartesi gününden itibaren yine fizik, kimya ve tıp dallarındaki Nobel ödülleri sahiplerini bulacak. Ödülleri bu yıl kimin alacağı bir yana, Nobel ödüllerinin tam 112 yıllık geçmişinde çok sayıda gariplik yaşanmış olması dolayısıyla Nobel ödülleri kendi alanında bir rekor kırmış bulunuyor. İşte bunlardan bazılarına tarihî kronolojisi içinde göz atıyoruz.

Nobelİlk ödül Alfred Nobel’in ölümünden beş yıl sonra verildi

Dinamiti bulan, kendi adını taşıyan ödüllerin isim babası, İsveçli kimyager ve mucit Alfred Nobel’in, vasiyetinde tüm varlığını bir vakfa bağışladığını duyan akrabaları büyük bir şaşkınlığa uğramışlardı. Hatta şaşkınlığı üzerlerinden attıktan sonra vasiyete mahkeme nezdinde itirazda bulundular. Böylece ilk Alfred Nobel ödülü, mucidin ölümünden tam beş yıl sonra verilebildi.

Ölmüş bilim insanlarına verilen Nobel ödülleri

Nobel ödüllleri aslında sadece yaşayan kişilere veriliyor. Buna rağmen 1961’de Nobel Barış Ödülü’ne lâyık bulunan Dag Hammarskjöld ile 1934 yılında Nobel edebiyat ödülüne lâyık görülen Erik Axel Karlfeldt’e ödülleri hemen verilemedi. Çünkü adaylık süresi ile ödülün kesinleşmesi arasında geçen sürede bu kişiler ölmüştü. Bu yüzden bu kişilere ödülleri, ölümlerinden sonra verilmiş oldu. 1974 yılında ölümden sonra ödül verme uygulaması kaldırıldı.

Çifte Nobel sahipleri

Dört bilim insanı ise çifte Nobel ödülüne sahip oldu. ABD vatandaşı John Bardeen fizik alanında, 1956’da transistörlerin geliştirilmesi ve 1972’de süperiletkenlik teorisiyle iki kez ödül aldı. İngiliz biyokimyager Frederick Sanger ise 1958’de insülin hormonunun yapısını açıklığa kavuşturması sebebiyle 1980’de de DNA araştırmasıyla çifte ödüle lâyık bulunmuştu.

Amerikalı kimyager Linus Pauling’e ise farklı kombinasyonlu Nobel ödülleri verildi. 1954’de kimya dalında Nobel ödülü alan bilim insanına, 1962’de ise Nobel Barış Ödülü verildi. Pauling, ısrarla nükleer denemelere karşı çıkmasından dolayı ödüle lâyık görüldü.

Kadınlara verilen Nobel ödülü sayısı az

Marie Curie

Marie Curie

Çifte nobel ödülü almış en ünlü kadın bilimci ise Marie Curie. 1903’te radyasyon araştırmaları için, 1911’de de kimya elementleri Polonyum ve Radyum’u bulması nedeniyle ödüllendirilmişti.

2012 yılına kadar toplam 44 Nobel ödülü kadınlara verildi. Bunlar arasında ise sadece 16’sı bilim dallarındaki ödüllerdi. Bu sonuçlara göre kadınlara bilim dalında verilen Nobel ödülleri toplamda verilenlerin sadece yüzde üçüne denk geliyor.

Ödülü geri çevirenler ve ödül alma yasağı

Geçmişte Nobel Barış Ödülü’nü reddedenler de çıktı. Vietnamlı ünlü siyasetçi Le Duc Tho, ülkesindeki durumu gerekçe göstererek ödülü almadı. Fransız düşünür ve yazar Jean-Paul Sartre ise her türlü resmî ödüle karşı olduğu için Nobel Barış Ödülü’nü geri çevirdi. Bilimsel dallarda ise ödüllerin reddedilmesi gibi bir olay yaşanmadı.

Hitler Almanyası döneminde ise Alman bilim insanlarının bu ödülü almasına yasak getirilmişti. 1938 ve 39 yıllarında iki kez kimya, bir kez de tıp dalında, toplam üç Alman bilim adamı aday gösterilmesine rağmen ödülü alamadı.

En çok Nobel ödülü alan uluslar

Jean Paul SarteÜç bilimsel dalda en fazla Nobel ödülü alan uluslar arasında ABD başta geliyor. Fizik, kimya ve tıp dallarındaki ödüllerin yüzde 43’ü ABD’den bilim insanlarına verildi. ABD’nin ardından sırayı Almanya, İngiltere ve Fransa alıyor.

Bu yıl adaylar arasında Vladimir Putin de var

Bu yılki Nobel Barış Ödülü’ne Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye krizinde oynadığı “barışçıl” rol nedeniyle kendi ülkesi tarafından aday gösterilmesi ise Nobel ödüllerindeki garipliklerin bir yenisi olarak algılanıyor.

Kaynak : © Deutsche Welle Türkçe

Brigitte Osterath / Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun

 

 Halk Bilim’in(Folklör) öğelerinden kabul edilen Halk danslarının genel kabul görülen tanımlamasını yapacak olursak şu şekilde açıklamamız mümkün; “Genel geçer tanımlama anlamında  tanımlayacak olursak; Halk dansları  hareket ve müzik olmak üzere iki ayrı öğeden oluşmuş bir bütündür. “Düzgün ve birbirine benzeyen ritmik hareketlerin uyumlu bir biçimde ortaya konulmasından oluşan oyun”, nadiren müzik eşliği olmaksızın belli bir ritme bağlı olarak da meydana gelebilir. Hareket bir bütün olarak temelini ayaktan başlatmak üzere, vücut ve kollara kadar uzanır.

halk dansları kursu bakırköyVücut bölümlerinin uyumlu hareketleri kadar, grubun uyumlu hareketlen de estetiği yaratır. Hatta bazen bir bakış bir duruş bile estetik bir ifadedir. Musikide, estetiğin sesle ifadesi ve desteklenmesidir.

Özetleyecek olursak, kavram olarak halk oyunu; göze ve kulağa hoş gelecek tarzda düzenlenmiş, ölçülü ve dengeli hareket yoluyla, estetik bir etki ve heyecan yaratan, çoğunlukla, ses birimlerinden nadana gelen anonim halk müziği ile desteklenmiş, hareket ve müzik bütünleşmesidir.”

Anadolu toprakları, tüm Avrupa’nın toplamından daha fazla halk oyunları çeşitliliğine sahiptir. Medeniyetler beşiği olan ülkemiz topraklarında bu kadar çeşitlilik varken bunu görmezlikten gelmemiz mümkün değil.

Zaman aynı zaman elbette fakat değişimler artık eskisi gibi değil sürecin bu kadar hızlı değiştiği ve kültürlerin giderek bir birine yaklaştığı dönemimizde Halk danslarının modern danslardan da etkilenmemesini beklemememiz gerekir. Bu anlamda halk müziğinin ve halk danslarının çağın gerekleri içersinde hareket etmesi ve modern öğeler taşıması kadar doğal bir durum olamaz.

rusyada 23 nisan çocuk şenlikleriAnadolu’nun bereketli topraklarından çıkan halk danslarını modern danslarla birleştirmek daha bir enerjik ve daha güçlü yapıya ulaşmasını sağlamaktadır. Bu elbette geçmişi deforme etmek veya yok saymak, görmezlikten gelmek değil zamana ayak uydurmak eski ve yeninin sentezi haline dönüştürmektir.

Çağın hareketli ve hızlı yapısı içersinde, teknolojiden yaşam şekline kadar hızlı dönüşümde gelenekten gelen kültürel miraslarında çağın gereklerine uymasını bir deformasyon değil eski ile yeninin sentezi olarak değerlendiren kurumumuz bu bağlamda Anadolu halk danslarını stilize ederek çağımızı aşan bir yapıya ulaşması için Halk dansları eğitimi vermeye başlıyor.

Eğitmenimiz Deniz İME (Özgeçmişi için ada tıklayınız) yönetiminde çocuk ve yetişkin olmak üzere halk dansları eğitimine başlıyoruz.

Nar Sanat imkanlarından faydalanmak ve eğitimler hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen bize ulaşın.

Tel: 0212 570 80 68  veya 0530 880 7180  lütfen aramak için tereddüt etmeyiniz.

Sadece sanat haberleri yayınladığımızı biliyoruz. Fakat yazın iyice yüzünü gösterdiği şu sırlar biraz farklılık ve zaman zaman acı da olsa tebessüm iyi gider diye düşündük. Kafa dağıtma zamanı iyi okumalar.

afganistan

  • Çocuk ölümlerinin en fazla yaşandığı ülke Afganistan.
  • Dünya’da en fazla bira tüketimi Venezuella’da yaşanıyor. Kişi başına düşen yıllık bira tüketimi 83 litre.
  • Dünya’da en fazla sigara tüketimi yapan ülke Yunanistan. Kişi başına günlük sigara tüketimi 8 adet.
  • Yemeğe en fazla zaman ayıran ülke Türkiye. Kişi başına düşen günlük zaman 162 dakika.
  • Dünya’nın en fazla çay üreten ve tüketen ülkesi Çin. Yılda 1,166 bin ton üretim, 828 bin ton tüketim yapılıyor.
  • İş hayatında en fazla aktif olan ülke Cayman Adaları. Nüfusun 67.7’si çalışıyor.
  • Kanada’da her 100 insana ortalama 94 bilgisayar düşüyor.
  • Birleşik Arap Emirlikleri’nin her 100 vatandaşının ortalama 176 cep telefonu var.
  • En fazla gazete şatışı yapılan ülke İzlanda. Nüfusun %80’i gazete okuyor.
  • Eğitime en fazla para harcayan ülke Küba.
  • Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ülke ABD.
  • Dünyada en fazla altın üretimi yapan ülke Çin. Yılda 270 ton
  • En fazla trafik kazası Katar’da yaşanıyor. Buradaki kazalara 100,000 insan karışıyor. 9,989’u yaralanıyor ve bunların %33’ü ölümle sonuçlanıyor.
  • Dünyada en çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine. 869 dil, ağız ve lehçe konuşulmaktadır.
  • Dünyanın en sıcak yeri Libya’da El-Aziziya’dır. Ortalama sıcaklık 58 C
  • Dünyanın en soğuk yeri Antarktika’da Vostok’tur. En düşük sıcaklık -89 C

İlginç tesadüfler

  • Amerika’da bulunan Hoover barajı projesinde 112 adam öldü. İlki 20 Aralık 1922’de J.G. Tierney idi. Sonuncu ise tam 13 yıl sonra yine 20 Aralık 1935’de Patrick Tierney idi ve J.G. Tierney’nin oğluydu.
  • 1930’lar da Detroit’te dikkatsiz genç bir anne Joseph Figlock isimli bir adama çok şey borçlu. Figlock sokakta yürürken yüksekçe bir pencereden düşen bebek tam onun kucağına geldi. Ne adam ne de bebek yaralandı. Fakat sadece bir yıl sonra, yine Figlock sadece sokaktan geçiyorken aynı bebek yine aynı şekilde kucağına düştü. Ve yine ikisi de zarar görmedi.
  • 2000’de çıkan Deus Ex projesinde sanatçı ikiz kuleleri New York siluetine koymadı. Bu ise oyunda ikiz kulelerin bir terörist saldırısında yıkıldığı şeklinde açıklanıyordu.
  • MGM kostümcüleri Oz Büyücüsü’nde ki Profesör Marvel için, pejmürde görünmesi amacıyla bir ikinci el dükkandan ceket aldı. Fakat bu ceketin aynı zamanda Oz’un yazarı L. Frank Baum’a ait olduğunu bilmiyorlardı.
  • Tamerlane 14. yüzyılda yaşayan Cengiz Han’ın soyundan ve zamanın çoğunu Asya’yı fethetmekle geçirmiş bir hükümdardı. Sovyet arkeologlar mezarını açtığında şu yazıyırdu :” Mezarımı açan benden daha kötü bir işgalciyi ortaya çıkaracaktır.” Tarih 20 Haziran 1941 idi.
  • Roma’nın efsane kurucusunun adı Romulus idi ve daha sonra Augustus adını aldı. Alman barbarlar tarafından Batı Roma İmparatorluğu’nun son imparatorunun adı ise yine Romulus Augustus idi.
  • 28 Temmuz 1900’da İtalya hükümdarı Kral Umberto Monza’da küçük bir restorana gitti. Restoran sahibinin adı da Umberto idi ve sipariş aldıktan sonra ikili ortak özelliklerini keşfettiler. İkisi de Turin kasabasında 14 Mart 1844’de doğdu. İkisi de aynı gün Margherita isimli birer kadınla evlendiler. Kral Umberto’nun kral olduğu gün restoran açıldı. Ertesi gün ise restoran sahibi öldürüldü, kral buna üzülürken aynı gün kalabalıktan bir suikastçı onu öldürdü.
  • 1974’de Bermuda’da motosiklet kullanan bir adam taksi çarpmasıyla öldü. Bir yıl sonra adamın kardeşi yine aynı motosiklet ile öldü. Ona da aynı taksi sürücüsü aynı yolcu ile birlikte çarptı.
  • 1976 tarihli Omen filmi pek çok tesadüf barındırıyordu. En ilginci ise şuydu: Film ekibi tarafından kiralanan bir özel jet son anda iptal edildi. Daha sonra bu jet bir yola çarptı ve iki arabanın kaza yapmasına yol açtı. Jetin çarptığı arabalardan birinde pilotun karısı ve çocuğu vardı ve kimse kurtulamadı.
  • Birinci Dünya Savaşında ölen ilk İngiliz askeri ile son İngiliz askerinin mezarı 6 metre arayla ve birbirine bakıyor. Ve bu yerleştirme bilinçli yapılmadı.
  • Viyana’da ki 79 milyon insanın ölümünden sorumlu olan 3 insan Hitler, Stalin ve Josef (Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph) sıklıkla aynı zamanlarda ve sıkça halde aynı parkta yürüdüler ve birbirlerini tanımıyorlardı.
  • 1895’de Ohio’da sadece iki araba vardı ve onlar da birbirine çarparak kaza yaptı.
  • ilginçlikler1914’de Alman bir anne çocuğunu fotoğraflamak için bir film aldı ve onu Starzburg’da ki bir fotoğrafçıya götürerek fotoğrafları almak istedi. Daha sonra savaş başladı ve fotoğrafları hiç alamadı. Daha sonra Frankfurt’a taşındı ve iki yıl sonra bu sefer yeni doğan çocuğunu fotoğraflamak için yine bir film aldı. Fotoğrafı almaya gittiğinde iki yıl önceki fotoğrafın yenisiyle üst üste bindiğini gördü. Filmler çoğunlukla tekrar kullanılırdı ve bu özel film hiç temizlenmeden 150 kilometre ötede aynı kadına satılmıştı.
  • Güney Afrikalı 49 yaşındaki astronom Danie du Toit, ölümün her an gelebileceğini öğütleyen bir ders verdi. Dersi bitirirken ağzına bir şeker attı, oturdu, ve bu şekerle boğulup öldü.
  • A III18Arçdükü Franz Ferdinand’ın öldürüldüğü arabanın plakası “A III18” idi. Bu olaydan sonuçlanan savaş bir Ateşkes ile 11-11-18’de sona erdi.
  • 200 yıl arayla yaşamış şarkı yazarı ve gitarit Hendrix ve besteci Handel Brook caddesinde yanyana iki evde oturdu.
  • Bir ofise şikayet mektubu yazmak için gelen iki kadın bilgisayar hatası sonucu aynı sosyal güvenlik numarasına sahipti. Aynı Patricia Ann Campbell ismine sahiplerdi, ikisinin de doğum günü 13 Mart 1941 idi, ikisinin de babası Robert Campbell idi, ikisi de 1959’da iki askerle evlenmişti hendrixve ikisinin de 21 ve 19 yaşlarında iki çocuğu vardı.
  • Thomas Jefferson’ın son sözleri: Bugün ayın 4’ü mü? ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Bir kaç saat önce Jefferson’ın öldüğünü bilmeyen John Adams’ın son sözleri: Jefferson yaşıyor. ( Ölüm: 4 Temmuz 1826)
  • Son anlarında arkadaşı James Madison ile ilgili konuşan James Monroe’nun son sözleri: Keşke ölmeden son kez onu görebilseydim. (Ölüm 4 Temmuz 1831)
  • Bu geleneği devam ettirmek için Madison’a ilaç verildi ve 4 Temmuz’a kadar yaşatılmaya çalışıldı. son sözleri: Lanet olsun! (Ölüm: 28 Haziran 1836)
  • 1920’lerde Amerikan roman yazarı Anne Parish çocukluk favorilerinden Jack Frost ve Diğer Öyküler kitabını Paris’te bir kitabevinde buldu. Kitabı kocasına gösterip ne kadar sevdiğini anlattı. Kitabı açtıklarında şu yazıyı gördüler: Anne Parish, 209 N. Weber sokağı, Colorado Springs” Kendi kitabıydı.
  • Beatrice’de ki batı yakası baptist kilisesi korosu için her çarşamba saat 7.20’de bir prova yapardı. 1 Mart 1950’de bir çarşamba günü 7.27’de gaz sızıntısından bir patlama yaşandı. Mucizevi bir şekilde kimse zarar görmedi çünkü koronun 15 üyesinin tamamı ilk defa provaya geç kalmıştı.
  • 2006’da balıkçı Mark Anderson “Copious” isimli botuyla balığa çıkmışken tam 92 yıllık bir şişede mesaj buldu ki bu en eski mesaj olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. Arkadaşı Andrew Leaper’a bu konuda devamlı övünerek onu gıcık etti. 2012’de Aynı botla bu sefer Leaper balığa çıktığında bu sefer 96 yıllık bir mesajı o buldu ve arkadaşını kitaptaki yerinden etti.
  • 70 yaşında bir adam Helsinki’nin 600 kilometre kuzeyinde bir yoldan geçerken bir kamyonet ona çarptı ve adam öldü. 2 Saat önce yine 70 yaşında bir adam 1.5 kilometre ötede yine karşıdan karşıya geçerken kamyonet çarpmasıyla öldü. İkisi kardeşti, hatta ikiz kardeşti.
  • 1973 Yılında Anthony Hopkins, kitabıyla aynı ismi taşıyan George Feifer imzalı Petrovkalı Kız filminde başrolü kaptı. Önce kitabı okumak isteyen Hopkins, Londra’da ki hiç bir psycho-filmikitapçıda kitabı bulamadı. Eve giderken bir bankta unutulmuş bir kitap buldu ve bu kitap Petrovkalı Kız idi. 2 Yıl sonra filmi çekerken George Feifer Hopkins’e kendi kitabından onda olmadığını çünkü kitabı verdiği bir arkadaşının onu Londra’da kaybettiğini söyledi. Kitabın içinde Feifer’ın tüm notları bulunuyordu. Hopkins kitabı çıkarıp ” Bu mu?” diye sordu, aynı kitaptı.
  • 29 Eylül 1888’de saat 8.30’da Catherine Eddows tutuklandı. 12.55’de ayılıp serbest bırakılırken polislere isminin Marry Kelly olduğunu söyledi ki bu yanlış ve uydurmaydı. 30 Eylül’de sabah karın deşen tarafından öldürüldü. Bu karın deşenin son cinayeti olan Marry Kelly’den bir önceki cinayetti.
  • 1660’da bir gemi Dover geçidinde battı. Tek kurtulan Hugh Williams idi. 1767’de aynı yerde ikinci bir gemi battı ve yine tek kurtulan adamın ismi Hugh Williams idi. 1820’de Tahmes’de bir gemi karaya oturdu ve yine tek kurtulan Hugh Williams idi. 1940’da bir gemi Alman mayını tarafından patlatıldı. İki adam kurtuldu, amca yeğenlerdi ve ikisinin de ismi Hugh Williams idi.
  • Hitler ve Napolyon 129 yıl arayla doğdular. Yine 129 yıl arayla hükümdar oldular. 129 yıl arayla Rusya’ya savaş açtılar ve 129 yıl arayla yenildiler.
  • Violet Jessop RMS Olympic, RMS Titanic ve HMHS Brittanic gemileri battığında bu gemilerde bulunuyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde İngilizler RMS Carmania isimli bir savaş gemisini geçici bir savaş teknesine dönüştürdü. Dikkatlerden uzak kalmasını umarak SMS Cap Trafalgar isimli bir Alman gemisi olarak gizlediler. Plan işe yaradı ve 14 Eylül 1914’de bir Alman gemisini Brezilya kıyısında batırdı. Tamamen tesadüf olarak batırdığı gemi gerçek SMS Cap Trafalgar gemisi idi. Hatta bu gemi de Almanlar tarafından RMS Carmania ismiyle gizlenmişti.

Antik Roma hakkında bilinen ilginç şeyler

  • roma hakkındaAntik Roma’da gladyatör kanı doğurganlığı arttırmak ve bazı hastalıkların tedavisi için içilmesi tavsiye ediliyordu.
  • Mor giysiler statü belirtiyordu ve sadece imparator veya senato üyeleri giyebilirdi. Mor boya denizden bazı midyelerden elde ediliyordu. Asiller dışında mor giymek vatana ihanet sayılıyordu.
  • Penis heykelciklerinin uğur getirdiğine inanılıyordu. Ya boyunda ya da kapı girişlerine asılırlardı ve kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı.
  • Sol elini kullanan insanların şanssız doğduğu düşünülürdü.
  • roma ve kadınİmparator Caligula zaman zaman halk içine kadın kıyafetleri içinde çıkardı.
  • Milattan önce birinci yüzyılda şair Gaius Valerius Catullu, kendini eleştiren iki Romalı Furius ve Aurelius’a gönderme yapan bir şiir yazdı. Sözleri o kadar ağırdı ki şiir hiç latinceden çevrilmedi.
  • Romalılar ilk Hristiyanların ekmeği beden şarabı kan olarak gaius-valeriusgörmesinden dolayı onları yamyam zannediyordu.
  • İçerdiği amonyaktan dolayı çamaşır temizliğinde sidik kullanılırdı. Tüm şehirden sidik toplanırdı.

Sinemadan birkaç bilinmeyen

  • Norma Jeane Mortenson yani Marilyn Monroe gerçekte sarışın değildi.
  • 1960’da ki Psycho filmi bir tuvalet sifonunu gösteren ilk filmdi ve bu uygunsuzluk açısından tartışmalara yol açtı.

Bizimle ilgili ilkler ve enlerden bazıları

  • ilk hırıstiyanlarİlk defa verâset sistemini uygulayan Hunlardır
  • İstanbul’u ilk kuşatan Türk devleti Avarlardır (619-626).
  • Dünya’da ilk defa Yivli-Setli toplar II. Beyazıt zamanında yapılmıştır.
  • Osmanlılarda ilk bütçeyi Tarhuncu Ahmet Paşa yapmıştır.
  • İlk Mühendis okulu 1731 yılında Kara Mühendishanesi adıyla I. Mahmut tarafından kurulmuştur.
  • Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşı içinde paylaşıldığı ilk antlaşma Sykes Picottur.
  • I.Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin elinden çıkan ilk yer Kıbrıs’tır.
  •  Osmanlı Devletinde bağımsızlığını kazanan son balkan devleti Arnavutluktur.
  • İşgallere silahla karşı koyma kararı ilk defa İzmir Müdafaa Hukuk Kongresinde verilmiştir.
  • İzmit’in Yunanlılara verilmesi ilk defa Paris Barış Konferansında kararlaştırılmıştır.(1919)
  • İtilaf devletlerinin Mondros’tan sonra kontrol altına aldıkları ilk yer boğazlar ve Marmara bölgesidir.
  • donarak ölen türkKuvay-ı Milliye hareketi ilk defa Yunan işgaline karşı kurulmuştur.
  • İşgale karşı kurulan ilk cemiyet Trakya Paşaeli Cemiyetidir.
  • Amerikan Northwest Havayolları’na ait bir DC-10’un iniş takımı yuvasına gizlenerek Amsterdam’dan New Jersey’e kadar uçan Türk, donarak öldü.
  • Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
  • Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
  • Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce ölmeleri. (Konya,Meram Mahallesi)
  • Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü. (TEM Otoyolu-Gebze)
  • Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi (İstanbul-Esenler).
  • Bir işçinin 600 tonluk pres makinesinin arasında emeklemek suretiyle 2450 derecelik fırında sigarasını yakmaya çalısması. (Karabük Demir Çelik Fabrikaları)
  • Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm´de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve otoyolda göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3´ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazarı/Hendek).
  • Yolda mutlu mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu´da).
  • Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever biri tarafından kafasına kürek, kalas vb. vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü´nde).
  • Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak vefat etmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
  • Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu´da bir Köy nişan töreninde)
  • Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetli oluşu. (Erzurum)

 

Diğer ilginçlikler

  • Kamboçya’da 72 harften oluşan bir alfabe kullanılmaktadır.Bu harflerin çoğu gereksizdir
  • Bougainvilla adasının yerlileri 11 harfli bir alfabe kullanırlar.(Adanın adı bile 12 harfli) Dünyanın en uzun isim ve soyadına sahip Bay Adolph Blaine Charles David Earl Friedrick Gerald Hubert Irvin John Kenneth Lloyd Martin Nero Oliver Paul Quincy Randolph Sherman Thomas Uncas Victor William Xerxes Yancy Zeus’un 590 harfli soyadının ilk 35 harfi Wolfeschlegelsteinhausenbergerdorff’tur.

 

Not: Onedio ve diğer kaynaklardan derlenmiştir.

 Rus kültürü vesanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmak, iki ülkenin toplumları arasındaki dostluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında”Rus dansları”, ”Russineması günleri”, sempozyumlar, tiyatro,edebiyat defilesi, ”Rus el sanatları panayırı” ve opera etkinlikleri yapılacak.

rus-halk-danslarıTürk-Rus Kültür Vakfı öncülüğünde, Türkiye ve Rusya kültür bakanlıklarının desteğiyle düzenlenen festival, “İgor Moiseyev”Devlet Akademik Asamblesi’nin 85 kişilik kadrosuyla sergileyeceği Rus halk dansları gösterisiyle açılacak.

Kapanış, Hakan AysevEvgeniya DushinaAsude Karayavuz veMnikolay Efremov’un Rusça ve Türkçe seslendireceği eserlerle yapılacak. Konsere, Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek.

Festival kapsamında, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde düzenlenecek fotoğraf sergisinde, Türkiye ve Rusya arasındakidiplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında Sovyetler Birliği tarafından yapılan desteğe dikkat çekilecek.

St. Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından Dostoyevski veKahramanları” konulu teatral defilede, St. Petersburg’un çeşitlitiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı, Dostoyevski’nin 24 romankarakterini canlandıracak. Sinemaseverler, Mimar Sinan ÜniversitesiSinema-TV Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Rus SinemasıGünleri”nde 5 Rus filmi izleyecek ve 3 yönetmenle tanışacak. Rus yönetmenler Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov ve Govoruhin, gösterimden önce seyircilerle sohbet edecek.
Festival kapsamında, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Dostoyevski’nin “Yer Altından Notlar” adlı romanından festival için tiyatroya uyarlanan tek kişilik oyun sergilenecek.rus-festivali

İmam Adnan Sokak, Rus motifleriyle süslenecek

Taksim İmam Adnan Sokak’ta düzenlenecek “Rus El Sanatları Panayırı”nda, sokağın tamamı Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı panayırda, matruşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek.
“Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” başlıklı uluslararası sempozyumda, çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte ise üniversite öğrencileri, Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecek.

 

İstanbul’da Rusya ve Türkiye Kültür Bakanlıkları ile Türk Rus Kültür Vakfı’nın organizatörlüğünde 15-21 Nisan tarihlerinde “Rus Kültürü Festivali” düzenleniyor. Rus kültürü ve sanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmayı, İstanbul’u ve Türk kültürünü Ruslarla buluşturmayı hedefleyen festival kapsamında birçok ünlü Rus sanatçı İstanbul’a gidecek.

Festivalin organizatörleri arasında Rusya Federasyonu’ndan St.Petersburg Yasama Meclisi ve Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Rusya Parlementosu Kültür Komitesi, Türk Rus Toplumsal Forumu, Türk Rus Kültür Vakfı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm bakanlığı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi yer alıyor.

Festival Etkinlikleri:

Üniversiteliler arası tiyatro yarışması: Üniversite öğrencileri Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık bir tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecekler. Yapılacak uyarlama genel ahlaki değerlere aykırı olamamalı, siyasi içerik taşımamalı, her hangi bir devlet veya millete yönelik aşağılayıcı ifade veya imalar taşımamalı. Değerlendirme profesyonellerden oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından yapılacak. Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilecek.

TARİH: 4-7 Nisan 2013

YER: İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi

Fotoğraf sergisi: Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında SSCB tarafından yapılmış olan desteğe dikkat çekilecek. Fotoğraflar Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçiliği tarafından sağlanacak.

TARİH: 9- Nisan, 2013

YER: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Festivalle ilgili basın toplantısı: Toplantı İstanbul Kongre Merkezi’nde, 15 Nisan 2013’te, saat 17.00’da yapılacak. Toplantıya katılacak isimler ve medya kuruluşları Nisan ayı başında netlik kazanacak.

Festivalin açılış kokteyli: Kokteyl bir senaryo çerçevesinde gerçekleşecek ve biri Rus biri Türk olmak üzere iki sunucu tarafından yönetilecek. Açılış kokteyline devlet erkanı, sanatçılar, akademisyenler, iş çevresinden her iki ülkenin önde gelen isimleri davet edilecek. Festivalin açılış konuşmaları 300 davetlinin katılacağı bu kokteylde yapılacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (saat 18.00-19.30)

YER: İstanbul Kongre Merkezi

Rus halk dansları gösterisi: İgor Moiseyev Devlet Akademik Ansamblesi sahne alacak ve Rus halk danslarından örnekler sunacak. Gösteriyi davetli misafirlerin yanı sıra biletli seyirciler de izleme şansı bulacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (başlama saati 20.00)

YER: İstanbul Kongre Merkezi, Harbiye Oditoryum

Rus el sanatları panayırı: Açık havada yapılacak olan panayırda hedef daha geniş halk kitlesini Rus el sanatlarıyla tanıştırmak. Sokağın tamamı kapatılarak Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı sokakta matryoşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek. İlgili sanatçılar Rusya’dan gelecek. Yasnaya Polyana Müzesi ve St.Petersburg Dostoyevski Müzesi de birer çadırda sunumlar yapacak. Podyumda ise Rus halk müziği konseri, “Dostoyevski Kahramanları” edebiyat defilesi, “Güneş Nemrut’tan Doğar” moda defilesi, halk dansları gösterisi yapılacak. Festival sponsorlarına panayır alanında kendi tanıtımlarını yapmak üzere birer stand verilecek. Panayır alanının güvenliğini Beyoğlu Belediyesi sağlayacak. Valilikten ek güvenlik tedbirleri talep edilecek. Panayır alanına giriş ücretsiz olacak.

TARİH: 15-21 Nisan 2013rusfestivali (saat 10.00-21.00)

YER: Taksim, İmam Adnan sokak

Rus sineması günleri: Festival boyunca sinemaseverler beş Rus filmi ve üç yönetmenle tanışacak. Sinema günlerine katılmak üzere İstanbul’a gelecek olan Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov, Govoruhin filmlerden önce seyircilerle sohbet edecek, onların sorularını cevaplandıracak. Filmlerin gösterileceği mekanda Rus sineması afiş sergisi yapılacak.

TARİH: 15-19 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Merkezi

Sempozyum: Bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan “Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” uluslar arası sempozyumun konusu “Kültürler Arası İletişimde Avrasya Geleneği ve Modernite”. Sempozyumun inisiyatif sahibi Moskova Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi’nin Türkiye’deki partneri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. 16 Nisan’da çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. Sempozyumun katılımcıları için T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı 18 Nisan’da İstanbul gezisi düzenleyecek. Sempozyuma çeşitli ülkelerden 120 akademisyenin katılımı beklenmekte. Sempozyumun koordinatörlüğünü MGUKİ adına İrina Silakova, MSGSÜ adına Prof. Ahmet Taşağıl yapmaktadır.

TARİH: 16-18 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Tiyatro: Toplumun farklı kesimlerini çeşitli yollarla Rus kültürüyle tanıştırmayı hedefleyen Festival kapsamında “Yer Altından Notlar” tiyatro oyunu sahnelenecek. Eser Türk Rus Kültür Vakfı’nın siparişiyle Dostoyevski’nin aynı adlı romanından Festival için tiyatroya uyarlandı. Tek kişilik oyunun aktörü Nadir Sarıbacak, yönetmeni Celal Mordeniz. Davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de oyunu izleme imkanı bulacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: DT Üsküdar Tekel Sahnesi

Rus halk müziği enstrümanları konseri : MGUKİ halk enstrümanları orkestrasından 25 kişi panayır alanında sahne alacak. Rus halk müziğinden ve şarkılarından örnekler sunacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Edebiyat Defilesi: St.Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından “Dostoyevski ve Kahramanları” konulu teatral defile gerçekleştirilecek. Gösteride St.Petersburg’un çeşitli tiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı yer alacak. İzleyiciler Dostoyevski’nin romanlarındaki kahramanları kendi dönemlerine ait kostümleriyle görme fırsatı bulacaklar. Etkinlik açık havada (panayır alanında), halka açık olarak yapılacak.

TARİH: 17 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Moda Defilesi: İstanbul Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü tarafından hazırlanmış olan defile Anadolu medeniyetlerini konu almakta. “Güneş Nemrut’tan Doğar” defilesi canlı renk ve sıra dışı çizgileriyle izleyicileri eski Anadolu’ya götürecek. Defile turistik açıdan Nemrut’a dikkat çekmeyi hedeflemekte. Etkinlik halka açık yapılacak.

TARİH: 18 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Opera Konseri: Kıtaları birleştiren şehir İstanbul’da muhteşem bir buluşma gerçekleşecek. Rus Kültürü Festivali’nin kapanış konserinde operanın usta ismi Hakan Aysev, Rusya’nın pek çok ödül sahibi genç yıldızı Evgeniya Dushina, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil eden,İtalya’nın ünlü operası La Scala’da defalarca sahneye çıkmış olan Asude Karayavuz ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuarı Opera Tiyatrosu’nun başarılı sanatçısı Nikolay Efremov programlarıyla dinleyicileri şaşırtmaya hazırlanıyor. Konserde Rusça ve Türkçe eserler de seslendirilecek. Bu coşkulu konsere Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Konseri davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de izleyebilecek.

TARİH: 19 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: Cemal Reşit Rey Konser Salonu

Detaylı bilgi için http://www.rusfestistanbul.org sitemize bakabilirsiniz.

10 gün boyunca sürecek dopdolu bir program sinemaseverlerle…

Bu yıl 18 – 28 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek Akbank 9. Kısa Film Festivali, rekor sayıda 606 filmin başvurduğu ve yarışma dışı bölümleri ile farklı renkler, coğrafyalar, kültürler ve düşünceleri bir araya getiriyor.

29 ülkeden 102 film, 40 seans, 10 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 17 konuğun yer aldığı Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin kapısı 10 gün boyunca herkese açık olacak ve tüm etkinlikler ücretsiz olarak Akbank Sanat’ta gerçekleşecek. Ayrıca film gösterimleri, Akbank Sanat’ın kafesinde eş zamanlı olarak gösterilecek.

Uluslararası bölüm 

Bu yıl Türkiye, Almanya, Brezilya, Yeni Zelanda, İsviçre,Fransa, İtalya, Kore, Kanada, Kenya, Somali,İspanya, A.B.D, Belçika, Yemen, İngiltere,Avustralya, Arjantin, Rusya, Polonya, ÇekCumhuriyeti, Hollanda filmlerinden oluşan bir seçkinin yanı sıra; Cannes, Clermont-Ferrand, Rotterdam, Berlin, Venedik gibi dünyanın saygın festivallerinde gösterilen ve ödül alan kısa filmler de sinemaseverlerle buluşacak.

Kısadan uzuna

Bu yıl yönetmen Emin Alper’i konuk ediyor. İlk uzun metrajlı filmini çeken ve dünyanın farklı sinemaetkinliklerinden aldığı ödüllerle tanıdığımız başarılı yönetmen, Festival’de yapacağı söyleşide sinema serüvenini aktaracak. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi “Tepenin Ardı” ile “Rıfat” ve “Mektup” isimli iki kısa filmi Festival kapsamında gösterime sunulacak.

Belgesel sinema

Bir başka usta Vedat Atasoy’a ayrılan “Belgesel Sinema” bölümünde, yönetmenin “Güneş Başkenti Freiburg”, “Engelsiz Yaşam Öyküleri”, “Karçal: Kuzeyin Çığlığı”, “Birlikten Doğan Güç: Fransa” belgeselleri gösterilecek. Vedat Atasoy, ayrıca “Belgesel Sinema” başlıklı söyleşi ile deneyimlerini izleyici ile paylaşacak.

Denemeler

Bu bölümüne ise, bu yıl Joan C. Gratz konuk oluyor. Akademi ödüllü Amerikalı animatör Joan C. Gratz, başarılı kısa filmlerin yanı sıra animasyonda kil boyama tekniğinin dünyadaki öncüleri arasında. Joan C. Gratz, Akbank 9. Kısa Film Festivali’nde yapacağı söyleşi ile animasyon filmi deneyimlerini kısa filmcilere anlatacak.

Canlandırma kısalar

Bu yıl ilk kez yarışma kategorileri arasına eklenen “Canlandırma Kısalar” bölümünde, Türkiye’den 10 Film, “En İyi Canlandırma Film” ödülü için yarışacak. Aynı bölümde ayrıca dünyadan seçkin canlandırma örneklerine de yer verilecek.

Deneysel kısalar

Akbank 9. Kısa Film Festivali’ne bu yıl yeni eklenen bir diğer bölüm ise; “Deneysel Kısalar”. Bu bölümde Norveç, Finlandiya, Almanya, Malezya, Hollanda, Japonya, Estonya ve Türkiye’den türünün seçkin örneği 9 film sergilenecek.

Özel gösterim

Bu bölümünde ise; Nilüfer Saltık’ın ”Pera Güzeli Laterna” adlı filmi izleyiciyle buluşacak.

Ayrıca Festival boyunca Akbank Sanat’ın üçüncü katında; “Feza Çaldıran ile Görüntü Yönetmenliği”, “Berat İlk ile Bir Dünya Yaratmak için Animasyon”, “Tuğushan Özdener ile Dijital Sinema” ve “Mehmet Güleryüz ve Feza Sınar ile Setem’in Sinema Endüstrisi Nitelikli Yardımcı Eleman Yetiştirme Projesi” atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.

Film dallarında en iyiler

Akbank 9. Kısa Film Festivali jürisi bu yıl dört farklı kategoriden oluşuyor. Festivalin, 416 filmin başvurduğu yarışmalı bölümü Festival Kısaları Ön Eleme Jüri Kurulu’nda; Oyuncu ve Oyuncu Koçu Bahar Kerimoğlu, Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Serkan Öztürk ve Yönetmen Selim Evci yer alıyor.

“En İyi Kurmaca Film”i belirleyecek Kurmaca Kategorisi Jüri Kurulu; Oyuncu Şebnem Dönmez, Yönetmen Emin Alper, Görüntü Yönetmeni Gökhan Tiryaki, Yönetmen Cemil Ağacıkoğlu ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

“En İyi Belgesel Film”i seçecek Belgesel Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise; bu yıl Yönetmen Aslı Özge, Yazar ve Yönetmen Derviş Zaim, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız, Yönetmen Rüya Arzu Köksal ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı bulunuyor.

“En İyi Canlandırma Film”i belirleyecek Canlandırma Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise RessamCemal Erez, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uykusuz Dergisi Çizeri Galip Tekin, Canlandıranlar Derneği ve Asifa Türkiye Başkanı Berat İlk, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film (Animasyon) Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer alıyor.

 

Detay için Tıklayınız : Akbank kısa film festivali

Guardian gazetesi, 2013 yılında Avrupa’nın “en iyi sanat etkinlikleri”nin gerçekleşeceği kentler arasında yer verdiği İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne vurgu yaptı.

 Bu yıl Avrupa’da en iyi sanat etkinliklerini gerçekleştirecek kentler arasında İstanbul da sayıldı. İngiliz Guardian gazetesi “Avrupa’nın 2013 yılında en iyi sanat etkinlikleri rehberi” başlığıyla verdiği geniş haberinde İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne yer verdi.

Guardian gazetesi “Avrupa’da bu yılın en iyi sanat etkinlikleri rehberimiz ile şaşırtıcı bir kültürel kentsel tatilini planlayın, operadan elektronik müziğe, artı şiir, tiyatro ve sinemaya” diye yazdı.
Haberde yılın “en iyi sanat etkinliklerine” evsahipliği yapacak Avrupa kentleri arasında İstanbul dışında şu kentler sıralandı:
“Paris (Fransa), Barcelona (İspanya), Kosice (Slovakya), Berlin (Almanya), Venedik (İtalya), St. Petersburg (Rusya), Atina (Yunanistan), Gothenburg (İsveç), Krakov (Polonya), Lizbon (Portekiz), Basel (İsviçre), Prag (Çek Cumhuriyeti), Kopenhag (Danimarka), Budapeşte (Macaristan), Oslo (Norveç) ve Brüksel (Belçika).

-İSTANBUL’DA ETKİNLİKLER-

Guardian gazetesi, 30 Mart ile 14 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Film Festivali için “Son yıllarda en ilginç Avrupalı filmlerinden bazıları Türk yönetmenlerden geldi” dedi. Bu çerçevede Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu ve Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” yapıtlarına dikkat çeken gazete 1982 yılından beri devam eden festivalin, hem büyük isimlerin piyasaya çıkan yeni yapıtlarını hem de yükselen yeni yönetmenlerin eserlerini görmek için “büyük şans” sağladığını vurguladı.
Guardian, İstanbul’un 14 Eylül ile 10 Kasım tarihleri arasında evsahipliği yapacağı İstanbul Bienali’ni okuyucularına anlatırken “Bu etkinlik, Venedik, Sao Paulo ve Sydney’de yapılanlarla birlikte dünyanın en prestijli çağdaş sanat vitrinlerinden biri” sözlerini kullandı. Haberde Bienalin Küratörü Fulya Erdemci’nin 2013 yılı temasının, “siyasi bir forum olarak kamusal alan” fikri olacağını açıkladığına vurgu yapıldı.

Kaynak : [-]http://www.haberx.com

Bugünlerde müthiş bir Rus piyanisti ortalığı kasıp kavuruyor, fırtına gibi esiyor. Günümüzün en iyi Rus piyanistleri arasında kabul edilen Alexei Volodin, 15 Şubat 2013 Cuma 20:00’de Sakıp Sabancı Müzesi’ ‘the Seed’de sevenleriyle buluşacak.

Rusya’nın en ünlü piyanistlerinden Alexei Volodin, Sakıp Sabancı Müzesi’de sevenleriyle buluşacak.

Hayranlarıyla görkemli bir buluşma planlayan Volodin, konserindeBeethoven, Rachmaninov ve Prokofiev’den seçmeleri seslendirecek

Albümleri, Almanya’da Live Classics, Avusturya’da ABC Classics ve Hollanda’da Challenge Records tarafından yayınlanan Alexei Volodin son albümünden sonra Challenge Classics sanatçısı oldu.

Dünyada en çok kopyalanan ve yarım milyondan çok satan “Çinli Kız” tablosu, açık artırmada satılacak.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Bonhams Müzayede Evi, Rus ressam Vladimir Tretchikoff’un ünlü tablosunun 20 Mart’ta yapılacak Güney Afrika Sanatı açık artırmasında satışa çıkarılacağını açıkladı. Yeşil renkli teni ve kırmızı dudaklarıyla Çinli Kız’ın portresinin, en az 1 milyon dolara alıcı bulması bekleniyor.

Kitsch kralı

Rusya’da doğan ve Şanghay’da büyüyen Tretchikoff, 1946’da Güney Afrika’ya yerleşmiş ve amcasının Cape Town’daki çamaşırhanesinde çalışan 17 yaşındaki Monika Sing-Lee’nin portresini 1952’de tamamlamıştı. Ucuz sanat ve rüküş anlamına gelen ‘kitsch’in kralı olarak tanınan Tretchikoff, 2006 yılında 93 yaşındayken hayata veda etmişti.