Şunun için etiket arşivi: Rock

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenecek ‘3. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu.

3-Uluslararası-Suç-ve-Ceza-Film-Festivali‘Çocuk(ça) Adalet’ başlığı altında ‘Suça Sürüklenen Çocuklara’ dikkat çekecek festival kapsamında ‘Uluslararası Altın Terazi Film Yarışması’ yapılacak. Açılışı İspanyol yönetmen Patricia Ferreira’nın ‘Vahşiler’ isimli filmiyle yapılacak festivalde ‘Altın Terazi’ için 10 film yarışacak.
‘Altın Terazi’de yarışacak eserler şöyle:
Cezaevi Ziyaretçisi / The Visitor of Prisons (Laura Mana – İspanya)
Dumont Davası / L’affaire Dumont (Daniel Grou – Podz – Kanada)
Etraftakiler / People Out There (Aik Karapetian-Letonya)
Jo’nun Mahallesi / Jo’s Neighborhood (Alain Minier – Fransa)
Kapalı Devre / The Closed Circuit ( Ryszard Bugajski – Polonya)
Koma / Disorder (Archil Kavtaradze – Gürcistan)
Nemez (Stanislav Güntner – Almanya)
Rock The Casbah / Rock Ba-Casba ( Yariv Horowitz – İsrail)
Vejetaryen Yamyam / Vegetarian Cannibal (Branko Schmidt – Hırvatistan)
Yaşasın Belarus! / Viva Belarus! (Krzysztof Łukaszewicz – Polonya)

Bakırköy’de pek çok dalda olduğu gibi M.E.B. Onaylı ilk ve tek Davul / Bateri dersi vermeye yetkili olan kurumumuza diğer dallarda olduğu gibi Davul/Bateri dalında da pek çok soru sorulmaktadır.

bateri-davulElbette ki Davul /Bateri dersini değişik yaş gruplarından farklı kişiler gerek hobi ve gerekse M.E.B. sertifikalı olarak  da veriyor olmamız dolaysıyla tüm eğitimlerimizde olduğu gibi  zaman zaman sorularla karşılaşabiliyoruz.

Bizlere sıkça sorulan sorular ve cevaplarını sizler için derledik. Aşağıda Davul /Bateri konusunda aklınıza takılan pek çok soruya cevap bulabileceksiniz.

Sıkça Sorulan Sorular:

Yaşım oldu 35, elime hiç baget almadım. Benden davulcu olur mu?

Cevap: Tabii ki olur. Bu yaştan sonra da belli bir tekniğe ulaşmış pek çok davulcu ve öğrencim oldu. Önemli olan odaklanıp zaman ayırabilmeniz. Yaşın hiç önemi yok. Şu anki öğrencilerimin yaş aralığı 5-45 arasında.

Peki kas, güç, boy gibi fiziksel durumlar? 

Cevap: Davul çalmanız için kaslı, uzun boylu vs. olmanız gerekmez. Geçmişten beri pek çok kısa boylu ve zayıf davulcularla karşılaşıyoruz. Aynı zamanda kilolu olanlarla da. Bunun dışında davul çalmak kaslarınızda belirgin bir büyümeye yol açmaz. Davul cinsiyet ayrımı da tabii ki yapmaz :) Kadın davulcuların güç, kas vs gibi fiziksel farklılıklarının davul çalmakla alakası yoktur. bkz. Maria Martinez :

Ne zaman bir şeyler çalmaya başlarım?

Cevap: İlk ay daha çok koordinasyonumuzu oturtmaya çalışıyoruz. 1. aydan sonra ritmlerde bir şeyler oluşturmaya başladığınızı göreceksiniz. Daha ilerisi sizin çalışmanıza bağlı olarak değişir.

davul-calan-kadinBir süredir davul çalıyorum, derslere nereden başlayacağız?

Cevap: İlk derste sizi dinleyerek, amaçlarınıza ve ilerlediğim programa göre bir yol belirliyorum. Belli bir seviyeniz de olsa eksiklerinizi de belirleyip ona göre ilerliyoruz.

Sadece belirli bir konu üzerine ders alabilir miyim?

Cevap: Evet. Sadece twin pedal çalışmaları için gelen öğrencilerim var. Bunun dışında çalışabileceğimiz konular hakkında bana yazabilirsin. 

Ne kadar çalışmalıyım?

Cevap: Gerçek şu ki günde 4-5 saat çalışmalısın. Tanışıp sohbet ettiğim ünlü davulcular da hala o kadar çalıştığını söylüyor. Ama iş, okul, sosyal hayat derken pek çoğumuz zaman ayıramıyor. Bu yüzden öğrencilerime tavsiye ettiğim günlük en az 20-30 dakikalık çalışmalar başlangıç için yeterli olacaktır.

Nota bilmiyorum. Öğrenmem gerekir mi? Davulda nota var mı?

Cevap: Her müzik aletinde sesler notayla belirtilir. Davuldaki seslere karşılık gelen notalar vardır. Ama melodik bir enstrüman olmadığı için notaların süreleri bizi daha çok ilgilendiriyor. Bunu da başlangıç olarak sizi zorlamayacak şekilde 1-2 derste öğreniyoruz.

Davul almama gerek var mı?

Cevap: Davul olmadan da çalışmanın yolları var. Bunun için müzik aletleri satan mağazalardan çalışma pedleri edinebilirsiniz. Ama bir davulunuz olsa tabii ki gelişmenize katkısı olacaktır.

İşlediğiniz belli bir müfredat, program var mı? Süresi nedir?

Cevap: Başlangıç seviyeleri için ortalama 8-9 aylık bir programım var. Sonraki seviyeler için belirli konulara yöneliyoruz.

Stil çalışmaları yapıyor muyuz?

Cevap: Temel programdan sonra jazz, latin, funk, rock, metal gibi pek çok konuda çalışabiliriz.

Davul dersi almamın bana katkısı tam olarak ne olacak?

Cevap: Davul çalmayı kendi başınıza da öğrenebilirsiniz. Ancak yanlış teknikler geliştirebilir ve bunları düzeltmeniz yıllarınızı alabilir. Profesyonel bir eğitmenle çalışarak teknik yanlışları düzelterek yıllarınızı kazanabilirsiniz. Bunun dışında nasıl çalışacağınızı, nereden başlamanız gerektiğini, hangi tekniği nerede kullanacağınızı öğrenirsiniz.

 

Türkiye’nin önde gelen psikedelik folk gruplarından Baba ZuLa, Ekümenopolis’ belgeseline yaptığı müziklerden ilham alarak 1 Şubat’ta başladığı “Ekümenopolis İstanbul” dünya turnesine devam ediyor.

baba zulaDünya turnesine 1 Şubat’ta Tokyo’da başlayan Baba ZuLa sırasıyla Japonya, Kıbrıs, Türkiye, Almanya, Belçika, İsviçre, Danimarka, Avusturya, İtalya, Sırbistan ve İsrail’de oryantal rock’n roll tarzıyla hem dinleyicilere müzik şöleni sunucak hem de “Ekümenopolis İstanbul” konusuyla dinleyicileri düşündürecek.

Eşsiz sahne şovları, ilginç kostümleri ve şiirsel müzikleriyle rock’n roll’u yeniden yorumlayan Baba ZuLa neoliberal kentleşmenin fotoğrafı olan ve çizgi film bölümünün müziklerini bestelediği Ekümenopolis belgesinden ilham alarak dünyanın birçok ülkesinde konserveriyor.

Şimdiye kadar çıkardıkları 7 albüm, besteledikleri film müzikleri ve verdikleri sayısız konser ile dünya çapında tanınan ekip, bu kez psychedelic folk tarzını 26 gün boyunca tüm dünyaya duyurmaya, hazırlanıyor.

Farklı tarzıyla yıllardır Babylon’un vazgeçilmez grubu olan ve özellikle yabancılar ve gençlerden büyük ilgi gören Baba ZuLa en son albümü “Gecekondu”yu 2010 yılında yayınladıktan sonra geçtiğimiz sene Ekümenopolis belgesine bir parça yaptı ve Hindistan’da canlı konser albümünü yayınladı.

01.02.13. // Tokyo, Japonya

02.02.13. // Tokyo, Japonya

03.02.13 // Kumamoto, Japonya

09.02.13. // Lefkoşa, Kıbrıs

16.02.13 // İstanbul,Türkiye

20.02.13 // Antalya, Türkiye

21.02.13 // İzmir,Türkiye

22.02.13 // Denizli, Türkiye

02.03.13 // İstanbul, Türkiye

06.03.13 // İstanbul, Türkiye

07.03.13 // Ankara, Türkiye

08.03.13 // Eskişehir, Türkiye

12.03.13 // Frankfurt, Almanya

13.03.13 // Leipzig, Almanya

15.03.13 // Köln, Almanya

16.03.13 // Gent, Belçika

17.03.13 // Bochum, Almanya

20.03.13 // Karlsruhe, Almanya

21.03.13 // Zürih, İsviçre

22.03.13 // Stuttgart, Almanya

23.03.13 // Kopenhag, Danimarka

24.03.13 // Berlin, Almanya

26.03.13 // Kassel, Almanya

27.03.13 // Graz, Avusturya

28.03.13 // Viyana, Avusturya

29.03.13 // Triest, İtalya

30.03.13 // Genk, Belçika

04.04.2013 // İstanbul, Türkiye

20.04.2013 // Belgrade, Sırbistan

26.04.2013 // Trento, İtalya

27.04.2013 // İstanbul, Türkiye

05.05.2013 // İstanbul, Türkiye

25.05.2013 // İstanbul, Türkiye

30.05.2013 // Tel Aviv, İsrail

Kaynak :[-]

Gitar alanında ismi en önde gelen isimlerden Joe Satriani yeniden İstanbul’da olacak

Gitar tarihinin Jimi Hendrix ve Eddie Van Halen ile birlikte en büyük isimlerinden biri olan, enstrümantal rock tarihinde yeni bir yol açmış Joe Satriani altı yıl aradan sonra Kod Müzik organizasyonuyla 18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

Joe SatrianiMüzikle içli dışlı bir aileden gelen Joe Satriani müziğe davul çalarak başladığı sanat hayatını, Tony Iommi, Jimmy Page, Jeff Beck ve en çok Jimi Hendrix’i dinleyerek şekillendirdi. 1970’li yılların başında önemli caz ustaları Billy Bauer ve Lennie Tristano ile çalışan, dersler alan Satriani ardından 10 yıl süren bir öğretmenlik macerasına başladı.

Kaliforniya’daki Berklee Müzik Okulu’ndaki eğitmenliği sırasında Steve Vai, Metallica’nın gitaristi Kirk Hammett, Primus’dan Larry LaLonde, Testament’dan Alex Skolnick, Charlie Hunter gibi gitar dünyasında önemli sanatçılar öğrencisi oldu.

Kendine özgü beste anlayışı, gitar tekniği ve ‘sound’uyla tüm zamanların en değerli gitarcılarından biri olduğunu kanıtlayan Joe Satriani, 1986 yılında başlayan profesyonel müzik hayatına 10 milyonun üzerinde albüm satışı ve 14 Grammy adaylığı sığdırdı. 2008’de çıkardığı “Professor Satchafunkilus And The Musterion Of Rock” albümünde Satriani’nin doğu ritimlerine daha çok yer verdiği dikkat çekerken, Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsünü de kendi üslubuyla yorumladı.

18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak olan sanatçının ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi bulunuyor.

Melbourne Üniversitesi’nden Neil McLachlan, müziğin anlaşılması ve beğenilmesiyle ilgili daha önceki kuramların ses, kulak gibi fiziksel özelliklere ve doğuştan gelen armoniyi işitme becerisine dayandırıldığını belirtti.

Bilimadamı, ancak ekibiyle yaptıkları araştırmanın armoninin, beynin “sesleri duymak için eğitilmesiyle” öğrenilebileceğini gösterdiğini vurguladı.

McLachlan, bazı egzotik kültürlerin müziğinin ya da cazın kulağa kötü gelebilmesinin sebebinin, bu müzikleri kurallarına göre dinlemenin öğrenilmemesinden kaynaklandığını ifade etti.

Müzik eğitimi alan 66 gönüllünün katılımıyla yapılan araştırmada, kişilerin aşina oldukları notaların oluşturduğu sesleri uyumlu buldukları veya beğendikleri görüldü.

Araştırmacılar beynin, caz ve rock müzikteki gibi özel varyasyonları sevmek için eğitilebileceğini vurguladı.

McLachlan, bu araştırmayla bazı notaların kulağa “Güzel” veya “Kötü” gelip gelmediği yönünde yıllardır süren tartışmayı, “güzellik beyindedir” cevabını vererek sonlandırdıklarını savundu.

Araştırma, “Journal of Experimental Psychology: General” dergisinde yayımlandı.

Kaynaklar : [-] 

http://www.onedio.com

Pierre Hantaï’inin konseriyle başlayan NDS BarokMüzik Günleri bu akşam klavsen sanatçısı Orhan Memed’in 19.30’da vereceği konserle devam ediyor.

Pierre Hantaï resitaliyle başlayan, Barokist Müzik Topluluğu, Orhan Memed, Pierre Hantaï-Skip Sempé ikilisi ile devam eden NDS Barok Müzik Günleri, 12Aralık Çarşamba akşamısaat 19.30’da « Duo Traverso – Klavsen »konseriyle noktalanacak. Nihan Atalay( traverso) ve Eriko Wakita (Klavsen)’den oluşan ikili J.M. Leclair, G.F. Haendel, P. Locatelli, A. Forqueray, M. Blavet, G.P Telemann’ın eserlerini seslendirecekler.

Barokist Müzik Topluluğu

Barokist Müzik Topluluğu, barok müziğin geniş repertuvarını seyircilerle paylaşmak üzere bir araya gelen sanatçılardan oluşmaktadır.

Başak Ersöz; Cemal Reşit Rey Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Tekfen Filarmoni Orkestrası ile düzenli olarak konserlervermektedir. Sanatçı, ayrıca İstanbul Devlet Konservatuvarında doktora çalışmalarını sürdürmekte ve flüt sınıfı öğretmeniği de yapmaktadır.

Damla Tuncer; İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın devamlı üyesi olup Tekfen Filarmoni Orkestrası ile düzenli olarak konserlere katılmakta ve solo oda müziği konserleri vermektedir.

Andres Rodrigo Lopez; şeflik çalışmaları, solo-oda müziği konserlerininyanı sıra, Marmara Üniversitesi ve Miam’da öğretmenlik görevine devam etmektedir.

Yağmur Dai, Tevitöl Müzik Bölümünde öğretmenlik yaparken, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarında doktora çalışmalarını sürdürmekte ve oda müziği konserleri vermektedir.

Orhan Memed-Klavsen

Klavsen, piyano ve müzikoloji eğitimi alan Makedonya kökenli Orhan Memed, 1992’den bu yana Paris’te yaşamaktadır. Southern CaliforniaÜniversitesinde piyano ve keman eğitimini, Oxford Üniversitesinde demüzikoloji doktorasını tamamladıktan sonra, Huguette Dreyfus ile klavsen dersleri aldığı Paris’te, jürinin takdirini kazanarak altın madalyaya ve mükemmellik ödülüne layık görülür.

Konser kariyerine başlamasıyla, Éditions de l’Oiseau-Lyre yayınevine önce editör, sonra da müdür olarak atanması aynı zamana denk gelir. Araştırmalarıyla yayınları 17. yüzyıl İngiliz müziğini, 18. yüzyıl Fransız müziğini ve geleneksel Makedonya müziğini kapsar. 1998’den itibaren, Paris’te Vassar College-Wesleyan University Programında müzik tarihive opera tarihi dersleri vermektedir.

1999’da, Fransa’nın güneyinde bulunan Villecroze Müzik Akademisine sanat müdürü olarak atanır ve burada 10 yıl boyunca ustalık sınıfları, beste atölyeleri, müzikoloji kolokyumları düzenler ve yönetir.

Orhan Memed ; Christa Ludwig, Hugues Cuenod, Betsy Jolas, Keiko Abe ve Jessye Norman gibi sanatçılar üzerine belgesel filmler çevirir. ’Quand l’Europe parlait français’ (Avrupa Fransızca Konuşurken) adlı belgeselde Rameau, François Couperin ve Bach’ın müziklerini yorumlar. 2010 yılından bu yana düzenli olarak soprano Erika Escribá-Astaburuaga ile sahneye çıkmaktadır. ’Variations Goldberg de JS Bach’ başlıklı plak kaydı 2011’de piyasaya çıkmıştır. Bach’ın klavye için Partitas’ları ise, 2012’de çift CD olarak Omnia Artists Productions ‘dan çıkacaktır.

Skip Sempé – Klavsen

Nouvelle-Orléans kökenli olan Skip Sempé, ABD’deki Oberlin Konservatuvarında Müzik, Müzikoloji ve Organoloji (müzik aleti bilimi) ve Sanat Tarihi okuduktan sonra eğitimini Amsterdam’da Gustav Leonhardt’ın sınıfında tamamladı. Ardından,1500 – 1750 yıllarının bilinen veya daha az bilinen repertuvarları konusundaki araştırmalarını derinleştirmek üzere Avrupa’da oturmaya karar verdi. Tarih ve organoloji bilgisi Skip Sempé’yi, Rönesans müziğinde özel önem taşıyan doğaçlama uygulamalarını yaptığı araştırmalarıyla yeniden başlatmaya ve bunlarla beslediği kendi canlı ve özel stilini savunmaya yöneltti. Sempé kısa sürede bu nitelikleriyle tanındı.

Klavsenci ve orkestra şefi olarak, çok sayıda müzisyeni kendi etrafında topladı ve 1986’da Capriccio Stravagante‘ı kurdu. Bu topluluk, bugün “Capriccio Stravagante”, “Capriccio Stravagante Renaissance Orchestra” ve “Capriccio Stravagante Les 24 Violons” olarak üç grup olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Skip Sempé’nin solist olarak tanınması, özellikle, Elizabet Çağı eserlerine, Fransız klavsen edebiyatına (Chambonnières, d’Anglebert, Forqueray, Louis ve François Couperin, Rameau), Bach’a ve Scarlatti’ye yakınlığı, ayrıca doğaçlama ve aktarıcı yetenekleri sayesinde olmuştur.

Skip Sempé ‘misafir şef’ olarak sürekli davet almaktadır, ayrıca müzisyen olarak Julien Martin, Josh Cheatham, Sophie Gent, Olivier Fortin, Pierre Hantaï, Doron Sherwin ile ve topluluk olarak B’Rock, Collegium Vocale de Gand, Chœur Pygmalion, Chanticleer, Les Voix Humaines, Studio de Musique Ancienne de Montreal, Helsinki Baroque Orchestra ve Akademie für Alte Musik Berlin ile sahneye çıkmıştır.

Klavsenci, orkestra şefi, profesör ve konferansçı etkinliklerine sanat yönetmenliğini de ekleyen Skip Sempé, 2006’da kendi markası Paradizo’yu kurmuştur; sanatçı, solist olarak veya topluluklarıyla birlikte bu marka altında kayıt yapmaktadır. Burada ayrıca bazı yayın projelerinin eşgüdümünü de sağlamaktadır. Bunlar arasında, kendisini çok esinleyen bir müzisyen olan Wanda Landowska’ya saygı albümü, ayrıca müzik ve yorum üzerine kendi denemelerini bir araya getiren bir derleme vardır.

Pierre Hantaï – Klavsen

1964 ‘te doğan Pierre Hantaï, on yaşına doğru Bach’ın müziğine büyük ilgi duydu. Gustav Leonhardt’ın etkisiyle, önce tek başına, sonra da Arthur Haas yönetiminde klavsen öğrenmeye başladı. İlk konserlerini yalnız ya da kardeşleri Marc ve Jérôme eşliğinde verdi.

İki yıl Amsterdam’da, Gustav Leonhardt’ın yanında öğrenim gördü, ardından onun yönetimi altında çalmaya davet edildi. Takip eden yıllarda Philippe Herreweghe, Kuijken Kardeşler, François Fernandez, Marc Minkowski, Philippe Pierlot gibi çok sayıda müzisyen ve topluluk şefiyle işbirliği yaptı.

Sanatçı artık tüm dünyada, daha çok solist olarak çalmaktadır. Jordi Savall tarafından sıklıkla davet edilmekle birlikte, kardeşleriyle ve dostları Amandine Beyer, Hugo Reyne, Sébastien Marq, Skip Sempé, Olivier Fortin ve Jean-Guihen Queyras ile oda müziği çalmaktan da hoşlanmaktadır. Son zamanlarda, 1980’lerde kurduğu topluluk olan‘’Concert Français’’ yi Bach’ın süit, konçerto ve kantatlarını yorumlamak üzere yeniden oluşturmuştur.

Çıkarttığı çok sayıdaki plak arasında Mirare’ye yaptığı son kayıtlar dikkat çekmektedir : Goldberg Varyasyonları, Jean Sébastien Bach’ın Yumuşak Klavyesinin İlk Kitabı, Scarlatti’den Üç Cilt Sonat, bir François Couperin Resitali ve bir Süit Programı.

Duo Traverso – Klavsen

Nihan Atalay, Traverso
Nihan Atalay, müzik eğitimine 1992’de, Mimar Sinan Üniversitesinde Mükerrem Berk’in sınıfında yan flüt dersleriyle başladı.

Lise diplomasını aldıktan sonra Fransız hükûmetinden sanat bursu kazanarak Lyon Devlet Konservatuvarına kaydoldu ve 2003’te José-Daniel Castellon’un sınıfından Müzik Eğitimi Diplomasını aldı.

İsviçre’den de burs kazanan sanatçı, Lausanne Yüksek Müzik Konservatuvarına kabul edildi. 2005 yılında konser solisti ve pedagog diplomalarını birlikte aldı.

Yan flüt yüksek lisansını, Cenevre Yüksek Müzik Konservatuvarının Barok Müzik bölümünde tamamlarken, aynı zamanda Serge Saïtta’nın sınıfından çok iyi derece ile Post-Grade sertifikasını elde etti.

Nihan Atalay, Fondation Jean Tanner, Fondation Nicati de Luze, Cenevre Üniversite Mezunu Kadınlar Derneği ve kendisine aynı zamanda bir klasik flüt de hediye eden Cenevre Konservatuvarı Dostları ve Mezunları Derneğinden birçok ödül almıştır.

Bir yandan Cenevre Oda Orkestrası, diğer yandan Cenevre bölgesinin çeşitli barok müzik topluluklarıyla sahneye çıkmıştır.

Avrupa’da çok sayıda genç orkestralarına davet edilen sanatçı, 2005’te Luzern Festivalinde Pierre Boulez yönetiminde çalmıştır.

Türkiye’de eski müzik aletlerini çalan ilk flütçü olan Nihan Atalay, burada verdiği konserlerin yanı sıra, master sınıfları da yönetmektedir.

Sanatçı, Eylül 2011’den bu yana, Basel’daki Schola Cantorum’da ünlü flütçü Marc Hantaï ile birlikte yan flüt çalışma şansını yakalamıştır.

Eriko Wakita, klavsen

Basel’da yaşayan Eriko Wakita, hem Schola Cantorum Basiliensis’de hem de Bern ve Basel Müzik Konservatuvarlarında provacı (repetitör) olarak çalışmaktadır. Avrupa’da ve Tokyo Üniversitesinden mezun olana kadar tüm müzik eğitimini aldığı Japonya’da düzenli olarak konserler vermektedir. 2010’da Bach’ın Goldberg Varyasyonları’na ayırdığı ilk solo cd’sini kaydetmiştir.

2004’te İsviçre’ye gelerek Basel’daki Schola’da eğitim görmüş ve 2008’de buradan mezun olmuştur. Bad-Krozingen, ATAKA, Acanthus Musik Preis ve genç sanatçılar ödülü gibi çeşitli ödüllere layık görülmüştür.

2009 ve 2010 yıllarında İsviçre’nin Porrentruy kentinde düzenlenen Académies Bach/Radulescu ‘da klavseniyle, barok müzikte doğaçlama yoluyla armoni tamamlama anlamına gelen “continuo”yu sağlamıştır.

 Kaynak :[-]

Almanya’nın Frankfurt kentinde ünlü Alman model Heidi Klum’un sunuculuğunda düzenlenen ödülgecesinde Swift, ”En iyikadın şarkıcı”, ”En iyi canlı performans” ve ”En iyi tarz” dallarında ödüle layık görüldü.

Kanadalı şarkıcı Bieber ise ”En iyi erkek şarkıcı”, ”En iyi pop şarkıcısı” ve ”En iyi dünya sahnesi performansı” dallarında üç ödül topladı.

Ödül törenine katılamayan 18 yaşındaki Bieber, üç ödül kazanmasıdolayısıyla çok heyecanlı olduğunu belirterek, bu ödüllerin kendisinegüven verdiğini ifade etti.
Kanadalı 22 yaşındaki Swift ise hayranlarıyla paylaştığı mesajında ödül töreninin kendisi için şimdiye kadarki en heyecanlı gece olduğunu bildirdi.

Gecede, Koreli şarkıcı Park Jae-Sang’in (PSY) söylediği “Gangnam Style” isimli parçanın klibi ise ”En iyi video” dalında ödül kazandı.Törende, geçen şubat ayında hayatını kaybeden 48 yaşındaki Amerikalı şarkıcı Whitney Houston ise ”Küresel ikon” ödülüne layık görüldü.

MTV Müzik Ödülleri’nde geçen yıl dünyaca ünlü şarkıcı 26 yaşındaki Lady Gaga, en iyi kadın şarkıcı, “Born This Way” şarkısıyla en iyi şarkı ve en iyi video ödüllerinin yanı sıra geçen yıl kez verilen en çok hayrana sahip sanatçı ödülünü kazanmıştı.

MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde birçok kategorideki ödül, internet üzerinden yapılan oylama sonucu dağıtılıyor.

Törende kazanan isimler şunlar:

En iyi kadın şarkıcı: Taylor Swift
En iyi erkek şarkıcı: Justin Bieber
En iyi şarkı: “Call Me Maybe,”/Carly Rae Jepsen
En iyi pop şarkıcısı: Justin Bieber
En iyi dünya sahnesi performansı: Justin Bieber
En iyi video: “Gangnam Style,” PSY
En iyi rock grubu: Linkin Park
En iyi alternatif sanatçı: Lana Del Rey
En çok hayrana sahip sanatçı: One Direction
En iyi hip-hop ödülü: Nicki Minaj
Küresel ikon ödülü: Whitney Houston
En iyi çıkış yapan şarkıcı: Carly Rae Jepsen
En iyi canlı performans: Taylor Swift
En iyi yeni şarkıcı: One Direction
En iyi tarz: Taylor Swift

 

Kaynak : [-]

İstanbul’un haftalık sanat ajandası (9-16 Kasım)

sanat duyuru

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

Dünyaca ünlü Latin şarkıcı Jennifer Lopez, 14 Kasım’da Ataköy Atletizm Arena’da sahne alacak.”Dance Again” turnesi kapsamında 3 konser vermek için İstanbul’a gelecek Lopez, dünya listelerinde uzun süre ilk sırada kalan ”On The Floor” şarkısının yer aldığı ”Love” albümünün yanı sıra sevilen hit parçalarını da seslendirecek.Dünyanın en iyi senfoni orkestraları arasında gösterilen şef Lorin Maazel yönetimindeki Kraliyet Concertgebouw Orkestrası, 10 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek. Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilecek konserde, Peter Van Anrooy’un ”Piet Hein Rhapsody”si, Sergei Prokofiev’in ”Romeo ve Juliet Süiti”nden bölümler ile Çaykovski’nin ”Op. 36 numaralı Fa minör 4. Senfonisi” seslendirilecek. Her biri virtüoz 120 müzisyenden oluşan orkestra, kurulduğu 1888 yılından bu yana Strauss, Mahler, Debussy ve Stravinsky gibi pek çok önemli besteci tarafından yönetildi.

İrlandalı hard rock grubu ”Thin Lizzy”, Avea’nın 3. Escape to Music konserleri kapsamında 11 Kasım’da Küçükçiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak. ”Whiskey in the Jar” şarkısını yorumlayış biçimi, ”Jailbreak”, ”The Boys Are Back in Town” ve ”Bad Reputation” gibi parçalarıyla dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip olan grup, çift gitar armonisi kullanan ilk hard rock gruplarından biri olarak kabul ediliyor. 43 yıllık kariyerinde birçok unutulmaz canlı performans sergileyen grup, müzik kanalı VH1’in ”Hard Rock’un En Büyük 100 Sanatçısı” listesinde 51. sırada gösteriliyor. Van Morrison, Little Feat ve Bob Seger gibi isimlerden ilham alan grup, 1986’da ölene kadar grubun liderliğini yapan basçı, şarkı yazarı ve solist Phil Lynott’ın mirasına duydukları saygıdan dolayı bundan sonraki albümlerini ”Thin Lizzy” adıyla çıkarmayacağını açıklamıştı.

”4. Avea Sıra Dışı Müzik” konserleri, İran asıllı grup ”Niyaz”ın yarın İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda vereceği konserle başlayacak. Azam Ali’nin benzersiz sesi, Loga Ramin Torkian’ın büyülü akustik/elektrik düzenlemeleri ve ”Grammy” adayı prodüktör/remiks ustası Carmen Rizzo’nun öncü elektronik ses örgüleriyle zihinlerde yer eden ”Niyaz”, zengin Sufi mistisizmi ile Orta Doğu’nun şiir ve türkülerini, akustik enstrümanlar ve modern elektronik müziğin tınılarıyla buluşturuyor. Müzik eleştirmenleri tarafından çığır açan bir topluluk olarak görülen ”Niyaz”, 2005’te piyasaya sunulan ilk albümden bu yana sayısız festival ve konserde sahne aldı. Grup, mayıs ayında yayınladığı ”Sumud” ile de Türkiye’deki müzik marketlerde en çok satılan yabancı albümler listelerinin üst basamaklarına tırmandı.

Terence Blanchard Quintet, 13 Kasım’da Nardis Jazz Club’ta sahne alacak. Günümüzün en iyi trompetçilerinden biri olarak görülen Terence Blanchard, 1990’dan bu yana birlikte çalıştığı Spike Lee’nin filmleri için yaptığı müziklerle de büyük beğeni topladı ve bu albümlerle ”Grammy” ve ”Altın Küre”ye aday gösterildi.Blanchard, 2005’te McCoy Tyner, Gary Bartz, Christian McBride ve LewisNash ile birlikte ”En İyi Enstrümantal Caz Albümü” dalında ”Grammy” ödülünü kazandı.

Azerbaycan’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nı ”Love Me Back” adlı şarkısıyla Türkiye’yi temsil eden Can Bonomo, 14 Kasım’da Salon İKSV’de konser verecek. Müzikal yolculuğunda The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles gibi gruplardan esinlenen Bonomo, alaturka nağmelerden indie melodilere uzanan tarzını ”İstanbul Müziği” olarak tanımlıyor. Bonomo, geçen yılın başlarında çıkardığı ilk albümü ”Meczup” ile geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

Fransız şanson geleneğiyle cazı bir araya getiren Amerikalı caz şarkıcısı Stacey Kent, yarın Salon İKSV’de sevenleriyle buluşacak. İlk albümü ”Close Your Eyes”ı 1997 yılında çıkaran Stacey Kent’in ”The Boy Nex Door” albümü Fransa’da ”altın plak”a değer bulundu. Sanatçının 2007’de piyasaya sunulan ”Breakfast on the Morning Tram” albümü Fransa’da ”platin plak” aldı ve ”Grammy”ye aday gösterildi.

Portekiz’in en başarılı fado vokalistlerinden olan Carla Pires, 15 Kasım’da Salon İKSV’de hayranlarının karşısına çıkacak. Berrak alto vokaliyle beğeni toplayan Pires, Avrupa kentlerinde birçok festivalde performans gösterdi.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), yılın en parlak projelerinden biri olan, Güher ve Süher Pekinel’in ”Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” projesinin yıldızları ile 2012’ye veda edecek. Farklı enstrüman gruplarından yetenekli öğrencilerin destek gördüğü ve Avrupa’da dünyanın önde gelen müzisyenleriyle eğitimlerini sürdürme hakkı kazandığı projenin keman, viyolonsel ve piyano dallarından 4 genç yetenek, BİFO ile birlikte 12 Kasım’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde konser verecek. Şef Sascha Goetzel yönetimindeki orkestra konserde, Sibelius’un ”Keman Konçertosu, Re minör, Op. 47”, Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör, Op. 129”, Rachmaninoff’un ”2. Piyano Konçertosu, Do minör, Op. 18” ile Brahms’ın ”Keman Konçertosu, Re Majör, Op. 77” eserlerini seslendirecek.

Tuluyhan Uğurlu’dan Atatürk’ü anma konseri

Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 10 Kasım’da Tepe Nautilus AVM’de Atatürk’ü anma konseri verecek. Uğurlu konserde, Atatürk için yazılan en önemli eserler arasında yer alan ”Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri” isimli senfonik eserini seslendirecek. Görüntülerle de desteklenecek konserde, ”Dolmabahçe’de Hüzünlü Sonbahar”, ”Sofya’da Dans”, ”Biz Cumhuriyet’i Çok Sevdik”, ”Cumhuriyet’in Kızları”, ”Cumhuriyet Trenleri” adlı eserleriyle sahne alacak Uğurlu’ya, kavalda Murat Toraman, elektrogitar ve yaylı tamburda Uğur Varol, kontrbasta Umut Sel, vurmalı enstrümanlarda Gürkan Özkan eşlik edecek.

Sahne sanatları

”Kanlı Düğün”, ”Carmen”, ”Büyülü Aşk” adlı unutulmaz filmlerin ünlü İspanyol yönetmeni Carlos Saura’nın ”Flamenco Hoy” isimli sahne projesi, yarın, 10 ve 11 Kasım’da TİM Show Center’da görülebilecek. 11 sanatçıdan oluşan dans grubu, Rafael Estevez ve Nani Panos tarafından tasarlanan koreografiyle, asırlar boyunca hüküm süren geleneksel temalarla caz ve çağdaş müziği buluşturuyor. Gösteride, İspanyol piyanist Chano Domingez’in eserlerini, 4 ses sanatçısı yorumlayacak. Ayrıca gitar virtüözü Antonio Rey, 5 müzisyenle birlikte canlı performans sergileyecek. Chano Dominguez ve Antonio Rey’in müzikleri, modern cazla geleneksel motifleri birleştirerek izleyiciyi flamenkonun derinliklerine götürecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), ”Midas’ın Kulakları” operasını yarın, 10 ve 13 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda sahneleyecek. Librettosunu temmuz ayında hayatını kaybeden Güngör Dilmen’in yazdığı, Ferit Tüzün’ün bestelediği eserin rejisörlüğünü Yücel Erten yaptı. Orkestra şefliğini Serdar Yalçın’ın, koro şefliğini Gökçen Koray’ın yaptığı operanın koreografisi Selçuk Borak imzası taşıyor. Güngör Dilmen’in aynı ismi taşıyan manzum oyunu ve Ferit Tüzün’ün bestelerinin mükemmel uyumu sonucunda bir Türk klasiği haline gelen ”Midas’ın Kulakları”, masalsı ve şiirsel üslubuyla sanatseverlerin ilgisini çekiyor.

”Wolfgang ve Lorenzo” adlı müzikli oyun, 14 Kasım’da Fulya Konser Salonu’nda sergilenecek. Aydın Büke’nin yazdığı, H. Rıza Murat Göksu’nun sahneye koyduğu oyun, Wolfgang Amadeus Mozart’ın İtalyan metin yazarı Lorenzo Da Ponte ile üç ortak çalışmasını konu ediniyor.

”Çocuk Dünyası” adlı çocuk müzikali, 11 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

Fulya Konser Salonu’nda ise 10 Kasım’da ”Atatürk’ü Anma Konseri” düzenlenecek.

Devlet ve şehir tiyatroları

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncuları, Küçük Sahne’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Herkesin Bildiği Sırlar”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Çirkin”, Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 1’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Yanık”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Sidikli Kasabası Müzikali”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde 15 Kasım’da ”Çehov Makinesi”, Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Düğün Şarkısı”, Kartal Bülent Ecevit Sahnesi’nde 13 ve 14 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 2’de 13, 14, 15 Kasım’da ”Düğün Şarkısı’, Üsküdar Stüdyo Sahne’de yarın 10 ve 11 Kasım’da ”Çirkin” ile 13 ve 14 Kasım’da ”Kontrabas” adlı oyunları sahneleyecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 10 ve 11 Kasım’da, Ümraniye Sahnesi’nde ”Şark Dişçisi” ve ”Fareli Köyün Kavalcısı”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak” ve ”Pinokyo”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Perşembenin Hanımları” ve ”Ali Baba ve Kırk Haramiler”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Mutfak Söyleşileri” ve ”Boncuk”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Çığ” ve ”Karagöz Tatlıcı”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ateşli Sabır (Postacı)” ve ”Sokak Kedileri”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” ve ”Pırtlatan Bal” adlı oyunlar izlenebilecek.

Ümraniye Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Vişne Bahçesi”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Kabare”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Büyünün Gözleri”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Toros Canavarı” adlı oyunlar ise 14 ve 15 Kasım’da sergilenecek.

Özel tiyatrolar

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ”Tatlı Kaçık”, Tiyatro Pera’da ”Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Aşk Dönümü”, İkinci Kat’ta ”Yalnızlar Kulübü”, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde ”Otelde Komik Bir Gece”, Craft Tiyatro’da ”Uğrak Yeri”, Kozyatağı Kültür Merkezi (KKM) Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Sonbaharı Beklerken”, Caddebostan Kültür Merkezi’nde ”Alevli Günler”, oyunları yarın tiyatroseverlerle buluşacak.

Ayrıca, 10 Kasım’da Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde ”Menan Cinleri”, Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Eleni’den Mektuplar”, Gri Sahne’de ”Kutlama”, KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Hasretinden Prangalar Eskittim”, Çevre Tiyatrosu’nda ”Metot”, Şişli Blackk Out Sahnesi’nde ”Tatlı Kaçık”, Kenter Tiyatrosu’nda ”Macbeth”, İkinci Kat’ta ”Torbacının Esrarı”, 11 Kasım’da garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Arkadaşım Kadın Oldu”, 12 Kasım’da Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Meymenetsiz Musibet”, İkinci Kat’ta ”Limonata”, Kumbaracı 50’de ”Yokuş Aşağı Emanetler” oyunları izlenebilecek.

Sergi

”Atatürk: Bir İnsandan Daha Fazla…” başlıklı fotoğrafı sergisi, 10 Kasım’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde açılacak.  Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının farklı yönlerini anlatan sergide, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu’ndan seçilen 30’ı aşkın fotoğraf yer alacak. Küratörlüğünü Ekrem Işın’ın yaptığı sergi, 30 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Heykel sanatçısı Ozan Oganer’in ”Dilemma” adlı sergisi, yarından itibaren Galeri Merkur’de görülebilecek. Heykel sanatına, dantel, iğne oyası gibi malzemeleri kazandıran sanatçı, bu sergide, kendine özgü tekniğini, alışılmış materyalin yanı sıra yeni bir malzemenin sınırlarını zorlayarak genişletiyor.Sanatçının son heykel işlerinin yer aldığı sergi, 27 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Çocuklar için

”Disney Live Mickey’nin Müzik Festivali”, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Trump Towers Mall’da çocuklarla buluşacak.Koreografisi Madonna’nın koreografı tarafından yapılan ve dünyada izlenme rekorları kıran gösteride, Mickey Mouse ve dostları, izleyenleri, ışıltılı kostümler, hareketli ve yüksek enerjili şarkılarla dans ederek eğlendiriyor.

Atlantis Sirki, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Merter Meydan AVM’de gösteri sunacak. Akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevimli penguenler, çocuklara eğlenceli dakikalar yaşatacak.

”Sinbad ve Adalar Prensesi” adlı müzikal çocuk oyunu, 10 Kasım’da TİM Fettah Aytaç Salonu’nda, ”Balıkçı ve Pisiler” adlı tek perdeli müzikli oyun ise 11 Kasım’da Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.

Bursa

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Altın Kafeste Yangın”, “Kuzguncuklu Fazilet” ve “Tek Kişilik Yaşam”, oyunlarını sahneleyecek.

Eski devlet bakanlarından Yılmaz Karakoyunlu’nun yazdığı, Galip Erdal’ın yönettiği “Kuzguncuklu Fazilet” adlı oyunun dekor tasarımını Başak Özdoğan, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını Yakup Çartık yapıyor.

1942-1944 yılları arasında yürürlükte olan Varlık Vergisi’nin toplum üzerinde yarattığı çarpıklıkları konu edinen oyun, 11 kişilik oyuncu kadrosu ile izleyicilerle buluşuyor. Oyun, Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde bugün ve yarın 20.00’de, 10 Kasım Cumartesi 15.00 ve 20.00’de, 11 Kasım Pazar ise 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı, Erkan Yılmaz’ın sahnelediği, Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği “Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunun dekor ve kostüm tasarımı ise Hakan Dündar, ışık tasarımı Ali Karaman’ın imzasını taşıyor.

Y. Emir Çiçek’in rol aldığı oyunda, hatıraların insan hayatında gürültü patırtı içinde kısa süreli dinlenme gibi bir kaçış noktası olduğu anlatılıyor. Rüyaların, seslerin, düşüncelerin, hayallerin ve daha başka, yaşayan ya da yaşamayan diğer şeylerin bir hatırası olduğu anlatılan oyun, Feraizcizade Oda Tiyatrosu Sahnesi’nde bugün, yarın ve cumartesi 18.00’de izleyiciyle buluşacak.

Hidayet Sayın’ın yazdığı, Bora Özkula’nın yönettiği “Altın Kafeste Yangın”ın dekor tasarımını ise Özlem Karabay, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını ise Ali Karaman yapıyor. Taner Turan, Rüyam Dirin, Kamil Korunan, Ecehan Şarman Çetinkaya, Sitare Tuna, Emre Yaşa, Emir Çiçek, Erol Aydın, Süheyla Zeybek, Bora Özkula’nın rol aldığı oyunda, Osmanlı sultanları arasında trajik bir hayatı olan Sultan V. Murad’ın umutsuzluklar, korkular, onur mücadelesi ve müzikle dolu 28 yıllık esareti anlatılıyor.

Oyun, 13 ve 14 Kasım tarihlerinde saat 20.00’de Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde sahnelenecek.

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu ise “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge oyunu, 10 Kasım Cumartesi 14.00’de Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.  Kaynak :[-] Muhabir : Cem Şan / Haluk Yüksel

 

 

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

sanat duyuru

Albümleriyle dünya çapında 70 milyondan fazla satış grafiği yakalayan Enrique Iglesias, 24 Ekim’de Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak.  Sahip olduğu 390 ödüle ”ödül rekortmeni” olarak tanımlanan sanatçı, Hero, Tired of Being Sorry, Taking Back My Love, Heartbeat, Bailamos gibi sayısız hit parçasını 24 Ekim’de İstanbullu müzikseverlere seslendirecek.Bugüne kadar, 9 stüdyo albümü ve 2 greatest hits complation albümü bulunan Iglesias, yeni albüm çalışması öncesinde vereceği konserle uzun süre adından söz ettirecek. ”Tonight” şarkısı ile yakaladığı başarıyla Billboard listelerinin Micheal Jackson’dan sonraki kralı haline gelen Iglesias’ın konseri öncesinde Ozan Çolakoğlu DJ kabininde müzik ziyafeti verecek.

”Minilogue ve Jurek Przezdziecki, Indigo sahnesinde

Dans müziğinin sofistike tarafını ortaya koyan, Minilogue ve Jurek Przezdziecki, ilk kez Indigo sahnesine konuk oluyor. Oldukça farklı müzik geçmişlerini 2008’de bir kenara bırakıp, çoğunlukla progressive house/techno arasında gidip gelen Minilogue’u kuran İsveçli Sebastian Mullaert ve Marcus Henriksson, yalnızca prodüksiyonlarıyla değil, oluşturdukları görsel dünyayla da 19 Ekim’de sevenleriyle buluşacak.

Erykah Badu, Jill Scott, Michael Jackson, Outkast, Earth, Wind and Fire gibi Soul, Hip-Hop ve R&B isimlerinin müziklerini, kendilerine has stilleriyle doğaçlayarak çalan Four in the Pocket, 20 Ekim’de garajistanbul’da müzikseverlerin karşısına çıkacak.

Rock grubu Triggerfinger İstanbul’da

Lykke Li’nin popüler parçası ”I Follow Rivers”a yaptığı akustik cover’la gündeme yerleşen Belçikalı rock grubu Triggerfinger ilk kez Türkiye’de. Müziği yetişkin dinleyiciler tarafından Led Zeppelin, yeni nesil tarafından ise Queens of The Stone Age’e benzetilen, 3 albümlerinin yanı sıra ‘Faders Up’ adında bir de canlı albümleri bulunan Triggerfinger, 20 Ekim’de Ghetto’da sevenleriyle buluşacak.

Duman, Bostancı Kültür Merkezi’nde

Türk Rock müziğinin önde gelen gruplarından Duman, 21 Ekim akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne alacak. İlk albümle beraber özellikle sahne performansına ağırlık vererek kısa sürede kendine sadık bir dinleyici kitlesi oluşturan grup, hayranlarını sevilen şarkılarıyla coşturacak.

Uzun yıllardır pek çok tango şovunda baş dansçı, aynı zamanda koreograf olarak görev yapan Mariela Maldonado ve Pablo Sosa, ”Tango Legends” adını verdikleri gösterileri ile dünya turnesi kapsamında 19 ve 20 Ekim’de, Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de seyirciyle buluşacak. ”Tango asla ölmez” diyen Buenos Airesli grup, 2 perdeden oluşan gösterilerinin ilk bölümünde; Tango’nun altın çağını, ikinci bölümde ise 20. yüzyılın son yarısından kişisel yaratıcılık ve hayal gücünden doğan koreografi ile seyirciyi tangonun tarihinde yolculuğa çıkartacak. Gösteride aynı zamanda  Astor Piazzolla’nın eserlerine de yer verilecek.Ödüllü ve Hollywood yıldızlarına tango eğitmenliği yapan dansçıların da bulunduğu grup, ”tangonun neden efsane olduğunu ve asla ölmeyeceğini” izleyicilere bir kez daha anlatacak.

Ahmed Arif sahneye taşınıyor

Geçtiğimiz yıl Can Yücel’den Genco Erkal’ın uyarladığı ve Kemal Kocatürk’ün yönetip oynadığı ”Can” adlı tek kişilik oyunla tiyatro dünyasına merhaba diyen ”Tiyatro Kumpanyası”, usta şair Ahmed Arif’i sahnede görünür kılacak. Bilinmeyen bütün yanlarıyla Ahmed Arif ve şiirlerinin yaratılış serüvenleri, Sarper Özsan’ın müziği ve Kemal Kocatürk’ün yorumuyla, 20 Ekim’de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda seyirci karşısında olacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta 23 Ekim Salı günü Devlet Tiyatrosu İstanbul Küçük Sahne’de”Herkesin Bildiği Sırlar”, 24 Ekim Çarşamba günü Cevahir Salon 1’de ”Ölüleri Gömün”, Fuaye Sahne’de ”Dış Ses” seyirciyle buluşacak. 26 Ekim Cuma günü Küçükçekmece Cennet Devlet Tiyatroları sahnesinde ve Cevahir sahnesinde ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı oyunlar sahnelenecek.

Yavuz Özkan’ın yazdığı ve Hidayet Erdinç’in yönettiği ”Herkesin Bildiği Sırlar” adlı oyun, kadın – erkek, aşk – evlilik ve evlilik kurumu tartışması gibi gözüken ama aslında herkesin kendini tartıştığı, yaşadığı toplumu yargıladığı ve cevapsız soruların içinde boğulduğu bir dünyayı anlatıyor.

Irwin Shaw’ın yazdığı, Coşkun Büktel’in çevirdiği ve Şakir Gürzumar’ın yönettiği ”Ölüleri Gömün”adlı oyunun konusu ise şöyle: ”Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olur. Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verir. Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz?”

Zeynep Kaçar’ın yazdığı, N. Fırat Demirağ’ın yönettiği ”Dış Ses” adlı oyunda iki farklı kadın, iki başka hayat, yabancılaşma, sıkışmışlıklar, beklentiler, aşılamayan engeller, aynı kader, aynı son anlatılıyor.

Güngör Dilmen’in ”Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını” adlı yazdığı oyun da Faik Ertener’in yeni yorumu ile sahnelenecek. Daha önce Ankara ve Adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında İstanbul seyircisinin karşısına
çıkacak. Müziklerini Cem İdiz’in yaptığı oyun, 35 kişilik oyuncu kadrosu ve orkestrası ile eski İstanbul’u yaşatacak.

Tankut Öktem retrospektif sergisi

Taşı ve bronzu vefaya dönüştüren heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem’in eserleri retrospektif bir sergiyle Caddebostan Sanat Galerisi’nde bir araya geliyor. Sergi, sanat yaşantısı boyunca formların, ışığın, gölgenin arayışını sürdüren; efelerden, ozanlardan, Kuvayi Milliye Destanı’na kadar pek çok değeri heykelleriyle yaşatan Tankut Öktem’in ölümünün 5. yılında, retrospektif sergisiyle sanat hayatının tüm dönemlerine ışık tutuyor.

Türkiye’nin illerine yayılmış büyük anıtlarından figürlerin heykellerinin de yer aldığı, ilk dönem soyut formlardan figüratif geleceğini haberleyen ”Özgürlük Yüzleri”ne dek sanatçının birçok eserinin sunulduğu sergi, 31 Ekim-10 Aralık tarihleri arasında görülebilecek.

”Düş ya da Gerçek Şah-ı Maran” sergisi, 20 Ekim Cumartesi günü Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda açılacak. Sergide yüzyıllardır devam eden Şahmaran geleneği, eski ve yeni çalışmalarla görülebilecek.

Karma resim ve heykel sergisi ise aynı gün Almelek Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

İş Sanat’ın Kasım ayı etkinliklerinin ve sezon boyunca gerçekleştirilecek klasik müzik ve caz konserleriyle dans gösterilerinden oluşan toplam 24 etkinliğin biletleri 8 Ekim Pazartesi günü satışa çıkıyor.

Sanatseverler her yıl olduğu gibi İş Sanat’ta sezonun tüm klasik müzik ve caz konserleri ile dans gösterilerinin biletlerini indirimli olarak alabiliyor, ayrıca kendi konserler serisini oluşturabiliyor. İş Sanat’ta 5 etkinliğe bilet alan izleyiciler için yüzde 10, 10 etkinlik için yüzde 15, 15 etkinlik için yüzde 20 indirim sağlanıyor.

Öğrenciler için özel fiyat

Öğrenciler için konserin fiyatından bağımsız olarak sunduğu sabit özel fiyat uygulamasını bu sezon da sürdüren İş Sanat, öğrenci biletlerini yine sınırlı sayıda İş Sanat Ana Gişe’de satışa sunacak. Öğrenciler, öğrenci kimliğini göstererek her etkinlik için bir adet bilet satın alabilecek.

Klasik müziğin dev isimleri İş Sanat’ta

İş Sanat 3 Kasım Cumartesi günü şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan Filarmoni Orkestrası’nın piyanist Emre Şen’e eşlik edeceği konserle sezona merhaba diyecek ayrıca bu yıl 65. yaşını kutlayan çellonun yaşayan efsanesi Mischa Maisky kızı Lily Maisky ve oğlu Sascha Maisky ile İş Sanat sahnesinde buluşacak. Sanatseverler İş Sanat’ın 13. sezonunda Alman soprano Simone Kermes, Emmanuel Pahud, Piotr Anderszewski, Janine Jansen, Gülsin Onay, Paul Lewis gibi klasik müziğin yıldızlarının yanı sıra Camerata Salzburg, Academy of St Martin in the Fields, Die Deutsche Kammerphilharmonie Bremen, Orchestre des Champs-Elysees, Berlin Oda Orkestrası gibi dünyanın en önemli topluluklarını izleme şansı bulacak. Caz
ve dansın önemli isimleri de programda yer alıyor.

Dünya ve Türk müziğinden örnekler ve çocuklara etkinlikler de Kasım ayında İş Sanat’ta
Dünya müziğinin özel sesleri bu sezonda da İş Sanat’ta yankılanacak. İspanyol pop, rock şarkıcısı Luz Casal muhteşem sesiyle müzikseverlere unutulmayacak bir Akdeniz gecesi yaşatacak. Günümüzün en popüler alternatif rock gruplarından biri olan Duman da en güzel şarkılarının akustik versiyonları ile sevenleriyle buluşacak. Mehmet Ali Alabora ile Emir Gamsızoğlu “Çocuklar için Notada Yazmayanlar”da minik sanatseverlerle hem sohbet edecek hem de özel konuklarla klasik müziğin en güzel örneklerinden bir seçki sunacak.

Kaynak : [-]

 

 Efsanevi İngiliz rock topluluğu Jethro Tull, rock müziğin altın çağını simgeleyen albümlerden “Thick As A Brick”i 10 Eylül’de kırk yıllık bir süreden sonra ilk kez canlı çalacak.

İstanbul Rock tarihindeki ilklerden birine tanıklık ederken Jethro Tull’ın beyni Ian Anderson ve arkadaşları Tuborg Gold sponsorluğunda 10 Eylül’de Küçük Çiftlik Park’ta sahne alacak.

Rock altyapısının sağlamlığı, melodik yapısı ve konseptiyle piyasaya sunulduğunda büyük satış rakamlarına ulaşan albüm zaman içinde rock müziğin kült yapıtlarından birine dönüştü.

Yaklaşık iki saat sürecek olan konserin albümün diğer bölümünde 2012’de yayınlanan Thick As A Brick Pt.2’den parçalar ve unutulmaz Jethro Tull klasikleri de seslendirilecek.

1972’den bu yana ilk kez

İngiltere’nin dünya müziğine en büyük katkılarından Jethro Tull’ın “Thick As A Brick”i 1972 yılında yayınlandı ve 44 dakikalık tek bir parçadan oluştu.

Albüm çıktığı hafta Melody Maker, Cashbox, Billboard gibi birçok müzik dergisi tarafından en iyi “progressive rock” yapıtlarından biri olarak ilan edildi ve yılın albümü olarak gösterildi. Albüm ABD ve Almanya dahil birçok ülkede 1 numaraya kadar yükseldi.
 
Ne anlatıyor?

“Thick As A Brick” sözlerini Gerald Bostock (nam-ı diğer “Küçük Milton” ya da Ian Anderson’ın ta kendisi), adındaki hayali bir çocuğun büyümenin zorluklarına ilişkin yazdığı şiirden alıyor.

Ian Anderson’ın hayalinde canlandırdığı Gerald Bostock 40 yıl sonra yeniden ortaya çıktı ve bu yıl “Thick As A Brick Pt.2 – What Happened to Gerald Bostock” adıyla yayınlandı.

“Thick As A Brick” son olarak 1972 yılında Jethro Tull tarafından verilen konserlerde çalındı. Albüm daha sonra bir bütün olarak seslendirilmedi. Yaklaşık 50 yıldır kısa bölümlerle çalınan “Thick As A Brick” ilk kez canlı olarak İstanbul’da dinlenecek.

Konser için bilet satış noktaları, Troya Turizm (Beşiktaş), Mephisto (Taksim)- Mephisto (Kadıköy)- Hammer (Kadıköy) olarak belirlendi.

 

Kaynak :[-]

Kanadalı efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen, ”2012 Old Ideas Dünya Turnesi” kapsamında, 19 Eylül’de İstanbul’da konser verecek.

Leonard Cohen

Müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği Leonard Cohen, AEG Live ve Purple Concerts organizasyonuyla Ülker Sport Arena’da gerçekleşecek konserde hayranlarıyla buluşacak.

Leonard Cohen, dünya turnesi kapsamında vereceği konserde, ”Dance Me To The End Of Love”, ”Ain’t No Cure for Love”, ”Bird on a Wire”, ”Chelsea Hotel”, ”Suzanne”, ”Hallelujah”, ”So Long, Marianne”, ”I’m Your Man”, ”First We Take Manhattan” gibi unutulmaz şarkılarına da yer verecek.

İlk şiir kitabını Montreal’de 1956’da yılında, ilk romanını ise 1963’te yayımlayan Cohen’in erken dönem şarkıları müziksel olarak Avrupa folk müziğine dayanıyor.

1970’li yıllarda pop, kabare ve dünya müziği üzerine çalışmalar yapan Cohen’in, 1980’lerden itibaren tipik olarak bas bariton tonda söylediği şarkılarına, kadın vokalistler ve elektronik bireştiriciler eşlik ediyor.

Çalışmalarında genellikle din, yalnızlık, cinsellik ve kişiler arası karışık ilişkileri konu edinen Cohen’in şarkıları ve şiirleri pek çok başka şarkıcı ve şarkı yazarını etkiledi, eserleri başka sanatçılar tarafından da yorumlandı.

Kanada’nın en büyük sivil şeref madalyası olan ”Companion of the Order of Canad” ile ödüllendirilen Cohen, ”Rock and Roll Hall of Fame and Museum”a kabul edildikten sonra en güçlü ve etkileyici şarkı yazarları arasındaki yerini belgeledi.