Rock

Rock konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Rock konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Rock konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Rock konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

1920 ve 1930’lu yıllarda, zamanın caz müziği ile Harlem, New York’da oluşmuş bir dans türü. Lindy Hop gelişimi sırasında ünlü olan ve öncesindeki birçok dansın karışımıdır fakat temel olarak Caz, Tap, Breakaway ve Charleston danslarından esinlenmiştir. Jive, Boogie-Woogieve akrobatik Rock and Roll’un öncüsüdür. Çoğunlukla bir caz dansı olarak tanımlanır ve Swing danslarının bir üyesidir.

Gelişimi sırasında Lindy Hop, Afro-Amerikan solo ve eşli danslarında kullanılan birçok belirli ve doğaçlama hareket ile Avrupa kökenli, 8 sayılı eşli dansları birleştirdi. Bu durum en belirli şekilde Lindy Hop’un temel adımı olan swingout hareketinde görülebilir. Hareketin açık pozisyonunda dans çifti el ele bağlı iken, kapalı pozisyonda kucaklama gibi bağlanırlar.

1980’li yıllarda Amerikan, İsveçli ve İngiliz dansçılar arasında yeniden canlanan Lindy Hop, günümüzde birçok ülkedeki dans grupları arasında dans edilmektedir.

Lindy Hop’un belli bir merkezden gelişmediğini vurgulamak amacıyla bazen sokak dansı olarak da tanımlanır. Günümüz Lindy Hop’u hala gelişmekte olup belli bir merkezden kontrol edilmemektedir.

pavarotti-istanbul

İzleyiciyi büyülü bir serüvene çıkaran ve müziğin farklı türlerini sentezleyen müzikal tiyatro şovu Belcanto The Luciano Pavarotti Heritage, 17-18 Aralık 2016 tarihlerinde Volkswagen Arena’da sanatseverlerle buluşacak

Pavarotti

Son yüzyılın en ünlü tenoru Luciano Pavarotti’nin mirasına saygı niteliğindeki müzikalde, 12 şarkıcı, yedi müzisyen ve yedi dansçı sahne alacak. Ünlü gösterilere imza atan Franco Dragone’nun küratörlüğünü üstlendiği müzikal şovda, “Rönesans’tan Barok’a Belcanto”, “18. yüzyıldan İtalyan ve Avrupa güldürücü operası”, “Giuseppe Verdi”, “Giacomo Puccini”, “Napoliten şarkısı” ve “Dünyadan Belcanto” olmak üzere altı ana tema sahnelenecek.

Büyük bestekarların opera repertuarları, pop, rock, Anglo-Amerikan müzikalleri ve Avusturya-Fransız operetleri ile Belcanto the Luciano Pavarotti Heritage, sanatseverlere müzikal bir şovun yanı sıra görsel olarak da bir şölen sunacak.

Bir dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ve rock’n’roll’un kralı Elvis Presley’in 1970 yılında Beyaz Saray’daki buluşmasını konu alan bir film gösterime giriyor.

21 Aralık 1970’te dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ile rock’n’roll’un kralı Elvis Presley’in Beyaz Saray’da biraraya gelişini konu alan bir film gösterime giriyor.000-apw2001070200551,nfPtAaw0GkeYIr19XrkDPA

Kevin Spacey ve Michael Shannon’ın başrolünde oynadığı  “Elvis ve Nixon” filminin galası New York’taki Tribeca Film Festivali’nde yapıldı.

Filmde Elvis Presley’i Michael Shannon, Başkan Nixon’ı ise Kevin Spacey canlandırıyor.

Presley,  Başkan’la buluşmasında narkotik ajanı olmak ve uyuşturucuya karşı savaşta yer almak istediğini söylemişti.

Bu özel buluşmaya ait fotoğrafsa, “Amerikan Ulusal Arşivi”nde bugüne kadar en çok aranan fotoğraf oldu.

yılıniyilerindenimagori
Gotan Project’ten bildiğimiz Christoph H. Müeller, enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş eski toprak Hans-Joachim Roedelius’u da yanına alarak oldukça yoğun, atmosferik bir elektronik müzik füzyonu ortaya çıkarmış. Bu yılın ‘kıyıda köşede kalacak’ ama iyi albümlerinden biri ‘Imagori’.
Kıyıda köşede kalacak ama yılın iyilerinden: 'Imagori'

70’lerin krautrock sınırları ve deneysel elektronik müzik geleneğinin önemli gruplarından Harmoni ve Kluster’ın kurucusu, 1934 doğumlu Hans-Joachim Roedelius, kendinen yaşça hayli küçük, müzikal perspektif bakımından da farklı Christoph H. Müeller ile birlikte bir albüm yaparsa nasıl olur?

İsviçreliler ve Almanlar bir araya gelince genelde güzel şeyler olur. Müzik alanında da bu değişmiyor. Gotan Project’ten bildiğimiz Müeller, enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş eski toprak Roedelius’u da yanına alarak, ortaya oldukça yoğun, atmosferik bir elektronik müzik füzyonu çıkarmış.

2012 yılında Paris yakınlarında Enghien-les-Bains’deki sanat merkezinde bir seri doğaçlama performans sonrasında doğan birliktelik, ‘Imagori’ albümünde tam manasıyla son halini almış. 70’ler film müziklerinden bir piyano pasajını krautrock yağında kavurun, üzerine acid-jazz sosu dökün, işte size ‘Imogari’.
8+2+3 parçalık uzunçalarda genellikle melodik piyano tınılarına Roedelius, elektronik seslere ise Müeller hayatveriyor. Yaptıkları müzikle 80’lerindeki Roedelius ve ondan neredeyse iki kuşak sonradan gelen Müller, oldukça iyi bir iş çıkarmışlar.

Plak versiyonuna dahil edilmemiş iki parça ‘808 Fantasy’ ve ‘The Question’ fena değiller. Vasat oldukları için olsa gerek, plağa layık görülmemişler. Sonraki 3 parça ise sadece dijital olarak satışta ama maalesef ülkemizde değil. Orada Peter Kruder, Takamovksy ve Ken Hayakawa remix’leri var.
Asıl albümdeki sekiz parçaya dönecek olursak; ‘Himmel Über Lima’daki Viyana kokulu dub etkisi yeterince sıcak. ‘Valse Mecanique’i dinlerken, Basel’de akşam yemeğini yiyen İsviçrelinin saatinin içinde geziniyor gibi hissediyorsunuz. Açılış parçası ‘Time Has Come’ da hiç beklenmedik şekilde clicks & cuts var. ‘QM’ de ise Cluster ruhu! ‘About Tape’te Brain Eno sesiyle eşlik ediyor. B yüzünün açılış parçası ‘A Song or Not’ ise benim için albümdeki en iyi ve öne çıkan parça. Müeller’in hünerleri biraz olsun daha ön planda gibi. Piyano akorlarını serpiştiriş biçimi Gotan Project’i hatırlattığı için belki de.

Roedelius’un müzik aşkına bir egzersiz diye nitelediği ‘Imagori’de doğaçlamanın gücü de unutulmamış tabii ki.
Albümün karanlık, puslu atmosferinde nedense hiç karamsar duygulara kapılmıyorsunuz. Sadece derin düşüncelere dalıyorsunuz; ya da dikkatinizi vermediyseniz eğer, size bir çeşit asansör müziği gibi gelecektir ‘Imagori’. Zaten kotarılış biçimi de, Bauhaus döneminde tasarlanmış sandalyeleri ya da Dieter Rams’ın Braun ürünleri gibi. Çok güzel görünürler, ama kimse onları görmez. Son derece mükemmel tasarlanmalarına rağmen ‘less is more’ düsturuna uygun olarak az ve öz oldukları için, görünmezdirler.
Usta iki müzisyenin hayat verdiği ‘Imagori’nin içindeki ses parçacıklarının her biri de, öncesinde saatlerce süren doğaçlama seanlarından sonra, özenle oraya yerleştirilmiş. Pikabın iğnesi dokunduğunda ses veriyor ve sadece görevlerini yerine getiriyorlar, fazlasını değil. Ama bunu duyan kulaklarımız için hikaye daha yeni başlamış oluyor. Bu yılın ‘kıyıda köşede kalacak’ ama iyi albümlerinden biri ‘Imagori’.

Türkiye’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olarak kabul edilen ve 2001’de genç yaşta trajik şekilde hayata veda eden Yavuz Çetin’in ‘İlk’ albümü 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.

yavuz_çetin

 

Türkiye’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olarak kabul edilen ve 2001’de genç yaşta trajik şekilde hayata veda eden Yavuz Çetin’in ‘İlk’ albümü 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.

yavuz-çetin

 

 

2001 yılında genç yaşta trajik bir şekilde aramızdan ayrılan, Türkiye ’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olan, blues tandanslı Türkçe rock türünde yazdığı şarkıları ve sergilediği eşsiz performanslarıyla bir dönemin idolü Yavuz Çetin‘in ‘İlk‘ albümü, 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor. Türkçe rock müziğinin en başarılı albümlerinden birisi olarak kabul edilen ve dönemi itibarıyla rock tutkunlarının vazgeçemediği bu albüm, yüksek ses kalitesinde, açılır kapaklı, 180 gr. ağırlığında, ayrıca önlü arkalı poster ve Yavuz Çetin‘in yakın dostlarının kendisiyle ilgili anıları, duyguları ve düşüncelerinin yer aldığı 2 sayfalık ‘özel buklet‘li tasarımıyla plakseverlere sunuluyor…

Yaşamı boyunca 1960’lı ve 1970’ li yılların blues ve rock müziklerinden etkilenir Yavuz Çetin… Blues ve rock müziğinin ruhunu Türkçe sözlerle harmanlar ve birbirinden güzel şarkılar yazarak kısa sürede büyük bir hayran kitlesine sahip olur. Jimi Hendrix’i ve dünyaya mal olmuş blues şarkılarını da yorumlamaktan her zaman büyük bir keyif alır.
Kendine özgü duruşu, tavırları, sevecenliği, paylaşımcılığı, olağanüstü müzikal yeteneği, stili ve şarkılarıyla kısa sürede müzik dünyasında farkedilen ve çok sevilen Yavuz Çetin, kendi şarkılarının yanı sıra çok sayıda sanatçının stüdyo albümlerinde yer alır ve sahne performansları sergiler. Kurucusu olduğu Labirent, Grup Pi, Yavuz Çetin Band ve 16 yıl çaldığı Blue Blues Band‘in yanı sıra uzun süre MFÖ grubunun gitaristliğini de üstlenir ve sayısız sahne performansına imza atar…

Ercan Saatçi ile Aykut Gürel’in prodüktörlüğünde ve Yavuz Çetin‘in süpervizörlüğünde gerçekleşen sanatçının bu ‘İlk‘ albümünde toplam 12 adet söz ve müziği yavuz cetinkendisine ait şarkı yer alır. Kendisine Özkan Uğur, Göksel, Sunay Özgür, Cengiz Tuncer, Yavuz Darıdere ve Serdar Öztop gibi tanınmış başarılı müzisyenler eşlik eder.

‘Erkeğin Olmak İstiyorum‘, ‘Bilmem Neden İnat Ettim‘, ‘Kimse Bilemez‘, ‘Bodrum Gecesi Yüzünden‘, ’Ağlamayı Sevmem Ben’, ‘Sahil‘, ‘Birkaç Saat’ ve ‘Fanki Zonki Tonki’ gibi Çetin’in bugün de hala dillerden düşmeyen hit şarkılarını barındıran plak, bu hafta itibarıyla EMI–Universal Müzik Türkiye dağıtımıyla büyük müzik marketlerde, İstanbul’un seçkin plak dükkanlarında ve rainbow45records.com web sitesinde satışa sunuldu.

 

ekşi sözlük kutsal eğlence kaynağı festivali

eksi-fest-2015“Kutsal Bilgi Kaynağı” Ekşi Sözlük’ün “Kutsal Eğlence Kaynağı” Ekşi Fest, bu yıl da eğlenceli bir konser serisi sunmaya hazırlanıyor.

Ekşi Fest’te Büyük Sürpriz: Selda & Boom Pam

Bu yıl Ekşi Fest’in en büyük sürprizi ise  Selda & Boom Pam isimli proje. Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden Selda Bağcan ve Tel Avivli surf rock gubu Boom Pam’in bir araya gelerek Selda Bağcan’ın klasikleşmiş parçalarını orkestrayla tekrar canlandırdıkları projeleri Selda & Boom Pam Türkiye’de ilk kez Ekşi Fest sahnesinde olacak.

Bunun dışında Ekşi Fest’in bu yılki ana sahnesinde, Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su Elijah Wood ve grubu Wooden Wisdom (Elijah Wood + Turquoise Wisdom), DJ Fitz, Grup Ses Beats; enerjileriyle iş çıkışı bile hepinizi oynatabilecek kapasiteye sahip hiperaktif grup Che Sudaka, Fransız reggae grubu Dub Inc., büyük bir şenliği küçük bir sahneye sığdıran La Rue Ketanou, Beyrut’un blues/rock grubu The Wanton Bishops, protest müziğin en sevilen gruplarından Bandista uzun ve muhteşem canlı performansların sempatik sanatçısı Carmen Souza sahne alacak.

Alternatif sahnede Tribali, Cem Başak, Burcu Tatlıses, Cemiyette Pişiyorum, Ars Longa, Road Side Picnic, 90 BPM, Frapan, Biz ve Cem Başak Ekşi Fest dinleyicisiyle buluşacak.

Gün boyu süren müzikle birlikte oyunlar, yarışmalar, sosyal medya ve doğa aktiviteleri ile renkli, eğlenceli, alışılmışın dışında bir festival deneyimi yaşatan Ekşi Fest, aynı zamanda farklı görüşten birçok katılımcı ve sivil toplum kuruluşunun bir arada eğlenebildiği nadir etkinliklerden biri…

Festival, farklı görüşten birçok Sivil Toplum Kuruluşu’nun koşulsuz yer bulabildiği ve katılımcıların görüşlerini dile getirip, eğlenceyle fikirlerini özdeşleştirebildiği en özgür festivallerden biri olma özelliği taşıyor.

30 Mayıs Cumartesi günü, alışılmışın dışında bir festival Life Park’ta olacak!

tarihte-bugun-ne-oldu412 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 132. (artık yıllarda 133.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 233 gün vardır.

Olaylar

  • 1621 – Piteå, İsveç’te şehir konumuna alındı.
  • 1820 – Modern hemşireliğin kurucusu, Kırım Savaşı sırasında Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda da görev yapan İngiliz hemşireFlorence Nightingale, İtalya’nın Floransa kentinde doğdu. Kendisine Lambalı Kadın adı takılmıştı.
  • 1871 – Paris Komünü ayrılık halinde kadınlara nafaka hakkı tanıdı.
  • 1916 – İrlanda’nın İngiltere’den bağımsızlığını ilan eden Paskalya Ayaklanması’nın öncüsü ve İrlanda’nın ilk marksist işçi önderlerinden James Connollykurşuna dizildi.
  • 1929 – İlk Tıp Bayramı Haydarpaşa Tıp Fakültesi’nde kutlandı.
  • 1940 – Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde Tekirdağlı Hüseyin altıncı kez başpehlivan oldu.
  • 1947 – Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nde yetişen 10 sanatçının oluşturduğu Onlar Grubu kuruldu.
  • 1949 – Sovyetler Birliği’nin 11 ay süren Berlin ablukası kalktı.
  • 1951 – Yıkıcı gücü Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların 100 katı büyüklüğünde olan ilk hidrojen bombası denemesi, Büyük Okyanus’undaki Eniwetok Atolü’nde yapıldı.
  • 1965 – Doğu Pakistan’da (bugünkü Bangladeş) kasırga çıktı: 10 binin üzerinde insan öldü.
  • 1965 – Sovyet uzay aracı Luna 5 Ay yüzeyine çarptı.
  • 1965 – Batı Almanya ile İsrail arasında diplomatik ilişki kuruldu.
  • 1967 – Pink Floyd grubu, İngiltere’de Queen Elizabeth Hall’da Dünyada ilk quadrofonik rock konserini düzenledi. Quadraphonic sistemde ses dört ayrı hoparlör grubuna dört ayrı kanaldan gönderiliyordu.
  • 1976 – Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Türkiye’de büro açma isteği kabul edildi.
  • 1978 – Liselerde okutulan ahlak dersi ve müfredat programları ile ders kitapları uygulamadan kaldırıldı.
  • 1978 – Ankara’nın Dışkapı semtindeki YIBA Çarşısı, tüp patlaması nedeniyle yandı: 49 kişi öldü, 100 kişi yaralandı.
  • 1979 – TÜSİAD, gazetelere ‘Gerçekçi Çıkış Yolu’ başlıklı, Ecevit hükümetini eleştiren tam sayfa ilan verdi.
  • 1992 – Nelson Mandela, Uluslararası Atatürk Barış Ödülü’nü insan hakları aksatımları nedeniyle geri çevirdi.
  • 1994 – Kayıp olan Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan, başına iki kurşun sıkılmış halde ölü bulundu.
  • 1998 – İstanbul’da, Hollanda ve Türk polisinin ortak çalışması sonucu, deniz yoluyla İtalya ve Hollanda’ya gönderilmek istenen, uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin’in amcasının oğlu Nizamettin Baybaşin’e ait 10 trilyon lira değerinde eroin ve afyon sakızı ele geçirildi.
  • 1998 – Silahlı saldırıya uğrayan İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal ağır yaralandı.
  • 2001 – TBMM’de Telekom’un özelleştirilmesine olanak sağlıyan Telekom Yasası 209 oyla kabul edildi.
  • 2002 – Eski ABD başkanlarından Jimmy Carter Küba’ya gitti. 1959 devriminden beri Küba’yı ziyaret eden ABD başkanlığı yapmış ilk siyasi şahsiyet oldu.
  • 2005 – AİHM, Abdullah Öcalan’ın yargılanmasında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılama, uzun süre gözaltında tutma, idam cezası ile yargılamayı düzenleyen üç maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasını tavsiye etti.
  • 2006 – Almanya’da Stern dergisinin her yıl verdiği “Basın ve Düşünce Özgürlüğü Ödülü” Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e verildi.
  • 2006 – Batı’nın Hamas hükümetine verdiği ambargo cezası Filistin halkını açlıkla vurdu.
  • 2005 – Taşucu’nda Taşucu Atatürk Evi açıldı.
  • 2008 – Çin’de Siçuan depremi
  • 2010 – Rusya ile Türkiye arasında vize anlaşması imzalandı.

Doğumlar

  • 1806 – Johan Vilhelm Snellman, Fin yazar ve devlet adamı (ö. 1881)
  • 1820 – Florence Nightingale, İngiliz hastane reformcusu ve hemşiresi (ö. 1910)
  • 1907 – Katherine Hepburn, ABD’li sinema oyuncusu (ö. 2003)
  • 1914 – Bertus Aafjes Hollanda’lı şair (ö. 1993)
  • 1937 – George Carlin, ABD’li komedyen (ö. 2008)
  • 1942 – Michel Fugain, Fransız şarkıcı ve besteci
  • 1946 – Cahit Berkay, Moğollar adlı şarkı gurubunun kurucularından Türk şarkıcı.
  • 1992 – Malcolm David Kelley, ABD’li oyuncu
  • 1961 – Michael J. Fox, ABD’li oyuncu
  • 1966 – Çelik Erişçi Türk Pop Müziği sanatçısı
  • 1968 – A.Galip, Şair, Eleştirmen, Yazar, Felsefeci
  • 1972 – Pınar Aylin, Türk şarkıcı
  • 1974 – Tolga Çevik, Türk komedyen ve oyuncu
  • 1978 – Malin Akerman, Kanadalı model ve oyuncu

Ölümler

  • 1884 – Bedřich Smetana, Çek besteci (d. 1824)
  • 1916 – James Conolly, Paskalya ayaklanması öncüsü, Marksist işçi lideri (d. 1868)
  • 1927 – Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Milli edebiyat akımının öncülerinden (d. 1870)
  • 1957 – Erich von Stroheim, Avusturya doğumlu film yönetmeni ve aktör (d. 1885)
  • 1970 – Nelly Sachs, Alman şair ve yazar (d. 1891)
  • 1973 – Monika Ertl, Alman eylemci, yönetmen, silahlı örgüt üyesi. (d. 1937)
  • 1985 – Jean Debuffet, Fransız ressam (d. 1901)
  • 1999 – Saul Steinberg, ABD’ li karikatürist (d. 1914)
  • 2001 – Didi, Brezilyalı futbolcu (d. 1928)
  • 2001 – Alexei Tupolev, Sovyet uçak tasarımcısı (d. 1925)
  • 2001 – Perry Como, ABD’li şarkıcı (d. 1912)
  • 2005 – Ömer Kavur, Türk film yönetmeni (d. 1944)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Hemşireler Günü

gitar-klinikNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği katkısıyla Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Özdemir KALYONCU tarafından 10 Mayıs Pazar günü olacak etkinliğe, tüm müzik öğrencileri davetlidir. Enstrümanınız ne olursa olsun, hangi seviyede olursanız olun, kliniğe katılarak diğer müzisyenlerle tanışma fırsatı yakalayın. Hızlı öğrenme teknikleri, doğru çalışma, teori ve armoni üzerine fikirler ile başlayacak olan klinik doğaçlama teknikleri ve soru cevap ile bitecek. Jam Session : çeşitli müzisyenlerin ve öğretmenlerin, yazılı bir müzik olmadan, ortalama seviyeye uygun doğaçlama yapmasıdır. Etkinliğin sonunda yapılacaktır. Nar Sanat eğitmenlerinden Can Başarır’ın da katılımıyla müzik dolu bir pazar günü geçirin…

Etkinlik Nar Sahnesi’ne 10 Mayıs Pazar Günü Saat:16:00’da.

Özdemir Kalyoncu’nun çeşitli konser görüntüleri ve fotoğrafları :

Özdemir KALYONCU Kimdir?

Özdemir Kalyoncu, 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 10 yaşında gitarla tanıştı ve bir daha elinden bırakmadı. Üniversite yılları boyunca, 60’lı, 70’li ve 80’li yılların Blues ve Rock parçalarını coverlayan grupların içinde oldu, barlarda çaldı. Bu stajı tamamladığına inandıktan sonra, uzun ve zorlu bir sürecin ardından, Hollanda Utrecht The School of Arts Jazz Department’a kabul edildi. Hollanda’da yaşadığı sürece, farklı kültür ve müzik tarzlarını tanıma fırsatı buldu. Kendi kurduğu Seeds of Dub grubuyla Hollanda, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminde turneler yaptı. Başarıyla mezun oldu. Halen öğretmenliğe ve öğrenmeye devam edip, yurt içi ve yurt dışı projelerde yer almaya devam ediyor.

tarihte-bugun-ne-oldu14 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 104. (artık yıllarda 105.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 261 gün vardır.

Olaylar

  • 1205 – Bulgar çarı Kaloyan komutasındaki Bulgarlar ile Latin İmparatoru I. Baodouin komutasındaki Haçlılar arasında Adrianople Savaşı yaşandı.Kumanlar ve Bizanslı Yunanların desteği ile başarılı bir pusu kuran Bulgarlar tarafından savaş kazanılmıştır.
  • 1828 – Noah Webster ilk İngilizce sözlüğü olan An American Dictionary of the English Languageı yayımladı.
  • 1865 – ABD Başkanı Abraham Lincoln’e John Wilkes Booth tarafından suikast yapıldı, Lincoln ertesi sabah öldü.
  • 1894 – Thomas Edison, sinemanın bir öncüsü sayılabilecek kinetoscope adlı cihazının ilk gösterisini yaptı.
  • 1900 – Paris Uluslararası Fuarı açıldı. Fuarda Osmanlı Pavyonu da yer aldı.
  • 1912 – Bir Alman şirketine 1910’da ısmarlanan Galata Köprüsü hizmete girdi. Köprüden geçiş 1930’a kadar paralı olarak sağlandı. ‘Müruriye’ denilen geçiş parasını, önlükler giyen tahsildarlar topluyordu.
  • 1912 – Dönemin en büyük yolcu gemisi RMS Titanic gece yarısından önce 23:40 sularında bir buzdağı ile çarpıştı ve batmaya başladı.
  • 1928 – Eski Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey, bakanlık bütçesinin kullanılmasında usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılarakYüce Divan’a verildi.
  • 1931 – İspanya’da Kral XIII. Alfonso tahttan çekildi ve cumhuriyet ilan edildi.
  • 1944 – Hindistan’ın Bombay Limanındaki büyük patlama 300 kişinin ölümüne yol açtı.
  • 1947 – Güreşçi Yaşar Doğu Avrupa Şampiyonu oldu, Türkiye milli takımı Avrupa üçüncülüğünü kazandı.
  • 1956 – Chicago, Illinois’de video ilk kez halka tanıtıldı.
  • 1981 – Bülent Ersoy, Londra’da geçirdiği ameliyatla cinsiyet değiştirdi.
  • 1987 – Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik için resmen başvurdu. Türkiye’nin AET’ye tam üyelik başvurusu Devlet Bakanı Ali Bozer tarafından Belçika Dışişleri Bakanı ve AET Dönem Başkanı Leo Tindemans’a verildi.
  • 1992 – Başbakan Turgut Özal’a silahlı saldırıda bulunan ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Kartal Demirağ, şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı.
  • 1994 – ABD jetleri, Irak’ın kuzeyinde, üç Türk subayının da bulunduğu iki helikopteri yanlışlıkla düşürdü.
  • 1994 – Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın grup konuşması hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet ve Yargıtay başsavcılıkları üç ayrı soruşturma açtı.
  • 1999 – NATO savaş uçakları yanlışlıkla Kosovalı Arnavut mültecilerin konvoyunu bombaladı, 75 kişi öldü.
  • 2000 – Rusya nükleer savaş başlığı sayısının indirimini öngören Start-II anlaşmasını onayladı.
  • 2007 – Ankara’nın Tandoğan meydanında Cumhuriyet Mitingi gerçekleştirildi
  • 2010 – Çin ‘in Çinghay eyaletinde 7.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.En az 600 ölü, 10.000 yaralı.

Doğumlar

  • 1629 – Christiaan Huygens, Hollanda’lı gökbilimci, matematikçi ve fizikçi (ö. 1695)
  • 1889 – Arnold Joseph Toynbee, İngiliz tarihçi (ö. 1975)
  • 1892 – Gordon Childe, Avustralyalı arkeolog (ö .1957)
  • 1904 – John Gielgud, İngiliz oyuncu (ö. 200)
  • 1925 – Rod Steiger, ABD’li aktör (ö. 2002)
  • 1935 – Erich von Däniken, İsviçreli yazar
  • 1938 – Mahmud Esad Coşan, Türk akademisyen, yazar, din adamı (ö. 2001)
  • 1940 – Valeri Brumel, Rus yüksek atlamacı (ö. 2003)
  • 1941 – Julie Christie, İngiliz aktris
  • 1965 – Ümit Ünal, Türk film yönetmeni ve senarist
  • 1968 – Anthony Michael Hall, ABD’li aktör
  • 1970 – Emre Altuğ, Türk pop/rock sanatçısı
  • 1973 – Adrien Brody, ABD’li aktör
  • 1973 – Roberto Ayala, Arjantinli futbolcu.
  • 1976 – Ali Lukunku, Kongolu eski millî futbolcu.
  • 1977 – Serkan Altuniğne, Türk karikatürist
  • 1979 – Kerem Tunçeri, Türk basketbolcu
  • 1982 – Uğur Boral, Türk futbolcu
  • 1996 – Abigail Breslin, Amerikalı aktris

Ölümler

  • 1759 – George Frideric Handel, Alman besteci (d. 1685).
  • 1930 – Vladimir Mayakovsky, Rus yazar (d. 1893)
  • 1935 – Amalie Emmy Noether, Alman matematikçi (d. 1882)
  • 1963 – Arthur Jonath, Alman atlet (d. 1909)
  • 1964 – Rachel Carson, ABD’li yazar (d. 1907)
  • 1975 – Fredric March, ABD’li aktör (d. 1897).
  • 1981 – Suavi Süalp, Türk mizahçı (d. 1926)
  • 1981 – Faik Kurdoğlu, Türk siyasetçi. (d. 1892)
  • 1986 – Simone de Beauvoir, Fransız feminist yazar (d. 1908)
  • 1995 – Burl Ives, ABD’li aktör ve şarkıcı (d. 1909).
  • 1997 – Seniye Fenmen, seramik sanatçısı
  • 2002 – Abdurrahman Palay, tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen, senarist (d. 1923)
  • 2005 – Esen Ünür, gazeteci ve yazar (d. 1942)
  • 2009 – Salih Neftçi, ekonomist ve yazar (d. 1947)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Toptancılar Günü

tarihte-bugun-ne-oldu25 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 84. (artık yıllarda 85.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 281 gün vardır.

Olaylar

  • 1655 – Satürn’ün en büyük uydusu Titan, Christiaan Huygens tarafından keşfedildi.
  • 1752 – İngiltere’de yılın ilk günü. İngilizlerde 1 Ocak ile başlayan ilk yıl 1752’dir.
  • 1807 – Birleşik Krallık Parlamentosu köle ticaretini yasakladı.
  • 1811 – Percy Bysshe Shelley “Tanrıtanımazlığın Gerekliliği” adlı makalesinden dolayı Oxford Üniversitesi’nden atıldı.
  • 1821 – Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1912 – Ahmet Ferit Tek, Türk Ocağı’nı kurdu.
  • 1918 – Belarus Halk Cumhuriyeti kuruldu.
  • 1918 – Oltu’nun kurtuluşu
  • 1929 – İtalya’da faşist yönetim genel seçimlerde oyların yüzde 99’unu kendilerinin aldıklarını açıkladı.
  • 1935 – Prof. Afet İnan, Türk Tarih Kurumu As Başkanlığı’na seçildi.
  • 1936 – Saatlerin doğru olarak ayarlanabilmesi için İstanbul Rasathanesi’nce hazırlanan iki bildiriyi Bakanlar Kurulu onayladı.
  • 1941 – Yugoslavya, Mihver Devletleri’ne katılma kararı aldı.
  • 1944 – Heykeltraş Zühtü Müritoğlu ve Hadi Bara’nın yaptıkları Barbaros Hayrettin Paşa Anıtı törenle açıldı.
  • 1947 – Illinois’ deki bir kömür madeninde meydana gelen patlamada 111 kişi öldü.
  • 1949 – Sovyet hükümetinin kararıyla Litvanya, Estonya ve Letonya’dan 92.000 kişi sürgün edildi.
  • 1950 – Türk Hava Yolları’na ait bir yolcu uçağı Ankara’da düştü, 15 kişi öldü.
  • 1951 – Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.
  • 1951 – İstanbul’da Neve Şalom Sinagogu açıldı.
  • 1957 – Roma’da bir araya gelen Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Komisyonu’nun kurulmasına ilişkin Roma Antlaşması’nı imzaladı.
  • 1959 – Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu dergisinde yayımlanan “Menderes’in Kalesi” başlıklı yazısında Fuad Köprülü’ye yayın yoluyla hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada bir yıl hapse mahkûm oldu. Büyük Doğu dergisi de bir ay süreyle kapatıldı.
  • 1960 – Güney Afrika Johannesburg’da tüm siyah politik örgütler feshedildi.
  • 1960 – İtalya’da Fernando Tambroni başbakan oldu.
  • 1961 – Adalet Bakanlığı idam cezalarının cezaevi bahçelerinde infaz olunması hakkında karar aldı.
  • 1962 – EOKA’ cılar Kıbrıs’ta iki camiye bomba attı.
  • 1968 – Şair Metin Demirtaş Türk Solu dergisinde yayımlanan “Guevara” adlı şiirinde komünizm propagandası yaptğı gerekçesiyle tutuklandı.
  • 1972 – Cumhuriyet Halk Partisi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen ve Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından onaylanan idam kararlarının iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. İnfaz savcılığı dosyayı Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’na gönderdi. Üç gün sonra Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi idamların infazına karar verdi.
  • 1975 – Suudi Arabistan Kralı Faysal, akli dengesi bozuk yeğeni prens Faysal bin Musad tarafından Riyad’ da öldürüldü.
  • 1982 – Ankara Sıkıyönetim Savcılığı halkevleri hakkında kapatılma istemiyle dava açtı.
  • 1982 – Tutuklu İsmail Beşikçi, cezaevinden yazdığı bir mektup nedeniyle 10 yıl ceza aldı.
  • 1984 – Yerel seçimler yapıldı. Anavatan Partisi (ANAP) yüzde 41,5 oy oranı ile 54 ilde belediye başkanlığı aldı. Sosyal Demokrat Parti (SODEP) yüzde 23,4 oy oranı ile ikinci,Doğru Yol Partisi (DYP) yüzde 13,2 oy oranı ile seçimlerden üçüncü parti olarak çıktı. İlk kez seçime katılan Refah Partisi (RP) yüzde 4,4 oy oranıyla sonuncu parti oldu.
  • 1986 – 14. Strasbourg Film Festivali’nde Muammer Özer’in “Bir Avuç Cennet” ve Ali Özgentürk’ün “Bekçi” isimli filmleri ikinciliği paylaştı.
  • 1986 – İşkence yaptığını itiraf eden polis memuru Sedat Caner ile bu itirafları yayımlayan ‘Nokta’ dergisine dava açıldı.
  • 1988 – İstanbul’daki Metris Askeri Cezaevi’nden 29 tutuklu ve hükümlü kaçtı.
  • 1990 – New York’un Bronx semtindeki bir kulüpte çıkan yangında 87 kişi öldü.
  • 1992 – Kozmonot Sergei Krikalev, Mir Uzay İstasyonu’nda 10 ay kaldıktan sonra dünyaya döndü.
  • 1994 – Aydın Ortaklar Öğretmen Lisesi’nde evci çıkan dört kız öğrenciden birinin, emniyet yetkilileri tarafından yakalanarak bekaret kontrolüne gönderilmesi kadınlar tarafından protesto edildi.
  • 1996 – Türkiye’de Emek Partisi kuruldu.
  • 1998 – Manisalı Gençler Davasında, Yargıtay’ın bozma kararından sonra beş tutuklu genç tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı.
  • 1999 – Sırbistan, NATO’ya savaş ilan edip BM’ye bildirince, NATO üyesi Türkiye de bu ülkeyle resmen savaşa girmiş oldu.
  • 2009 – Büyük Birlik Partisi’nin kiralamış olduğu içerisinde BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişinin bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’ta düştü. 3 gün sonra ulaşılan helikopterde, helikopterde bulunan 6 kişinin de hayatını kaybettiği belirtildi.

Doğumlar

  • 1259 – II. Andronikos Palaiologos, Bizans İmparatoru (ö. 1332)
  • 1296 – III. Andronikos Palaiologos, Bizans İmparatoru (ö. 1341)
  • 1479 – III. Vasili, Moskova büyük knezi (ö. 1533)
  • 1611 – Evliya Çelebi, Osmanlı gezgin ve yazar. (ö. 1682)
  • 1614 – Juan Carreño de Miranda, İspanyol ressam (ö. 1684)
  • 1699 – Johann Adolph Hasse, Alman besteci (ö. 1783)
  • 1767 – Joachim Murat, Fransız asker ve Napoli kralı (ö. 1815)
  • 1835 – Adolph Wagner, Alman ekonomist ve politikacı (ö. 1917)
  • 1864 – Alexej von Jawlensky, Rus ressam (ö. 1941)
  • 1867 – Arturo Toscanini, İtalyan orkestra şefi (ö. 1957)
  • 1867 – Gutzon Borglum, ABD’li heykeltıraş (ö. 1941)
  • 1873 – Rudolf Rocker, anarkosendikalist (ö. 1958)
  • 1881 – Béla Bartók, Macar besteci (ö. 1945)
  • 1887 – Chūichi Nagumo, Japon asker (ö. 1944)
  • 1899 – Burt Munro, Yeni Zelandalı motosiklet yarışçısı (ö. 1978)
  • 1905 – Albrecht Mertz von Quirnheim, Alman asker (ö. 1944)
  • 1906 – A.J.P. Taylor, İngiliz tarihçi (ö. 1990)
  • 1908 – David Lean, İngiliz yönetmen (ö. 1991)
  • 1914 – Norman Ernest Borlaug, ABD’li tarımbilimci (ö. 2009)
  • 1921 – Simone Signoret, Fransız sinema oyuncusu (ö. 1985)
  • 1928 – Jim Lovell, ABD’li astronot
  • 1934 – Gloria Steinem, feminist, siyasal eylemci ve yayıncılarından.
  • 1942 – Aretha Franklin, ABD’li şarkıcı
  • 1946 – Daniel Bensaïd, Fransız filozof, Troçkist (ö. 2010)
  • 1947 – Elton John, İngiliz pop/rock şarkıcısı, beste yazarı ve piyanisttir.
  • 1949 – Ilich Ramirez Sanchez, Müslüman devrimci.
  • 1952 – Dursun Karataş, Türk devrimci önder (ö. 2008)
  • 1962 – Marcia Cross, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1965 – Sarah Jessica Parker, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1965 – Avery Johnson, ABD’li basketbol oyuncusu ve koçu
  • 1965 – Stefka Kostadinova, Bulgar atlet
  • 1966 – Jeff Healey, Kanadalı müzisyen (ö. 2008)
  • 1972 – Phil O’Donnell, İngiliz futbolcu (ö. 2007)
  • 1973 – Dolunay Soysert, Türk oyuncu
  • 1976 – Vladimir Klitschko, Ukraynalı boksör
  • 1980 – Muratcan Güler, Türk basketbolcu
  • 1980 – Bartók Eszter, Macar şarkıcı.
  • 1982 – Danica Patrick, ABD’li otomobil yarışçısı
  • 1985 – Lev Yalçın, Türk futbolcu
  • 1987 – Nobunari Oda, Japon buz patenci
  • 1987 – Kim Cloutier, Kanadalı top model
  • 1990 – Mehmet Ekici, Türk futbolcu

Ölümler

  • 1801 – Novalis, Alman yazar ve filozof (d. 1772)
  • 1880 – Ludmilla Assing, Alman yazar (d. 1821)
  • 1914 – Frederic Mistral, Fransız şair (d. 1830)
  • 1915 – Süleyman Efendi, Osmanlı jandarma komutanı (d. ?)
  • 1918 – Claude Debussy, Fransız besteci (d. 1862)
  • 1973 – Edward Steichen, ABD’li fotoğrafçı (d. 1879)
  • 1975 – Faysal bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan kralı (d. 1903)
  • 1976 – Josef Albers, ABD’li ressam (d. 1888)
  • 1976 – Şevket Süreyya Aydemir, Türk iktisatçı ve tarihçi (d. 1897)
  • 1980 – Roland Barthes, Fransız felsefeci ve göstergebilimci (d. 1915)
  • 1992 – Nancy Walker, ABD’li aktris (d. 1922)
  • 1995 – James Samuel Coleman, ABD’li sosyolog (d. 1926)
  • 2001 – Tekin Siper, Türk tiyatro sanatçısı (d. 1941)
  • 2002 – Esmeray, Türk oyuncu ve vokalist (d. 1949)
  • 2006 – Richard Fleischer, ABD’li film yönetmeni (d. 1916)
  • 2007 – Andranik Markaryan, Ermenistan başbakanı (d. 1951)
  • 2009 – Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasetçi (d. 1954)

Tatiller ve Özel Günler

  • Manisa mesir macunu festivali

“Aptal çocuk, bunu bile mi anlayamadın, hiç kafan basmıyor senin”. Bu sözler size tanıdık geldi mi? Eminim bu yazıyı okuyanların bir çoğu evde ya da okulda bu veya buna benzer gurur kırıcı, utanç verici sözlere defalarca maruz kalmışlardır. Peki hiç düşündünüz mü ya o çocuk gerçekten aptal değil de sadece ona öğretme biçimimiz hatalı ise…

disleksili çocuk

Her çocuk özeldir ve her çocuk mutlaka öğrenir. Başarısızlığın sorumluluğu çocukta değil, onu kalıplara sığdırmaya çalışan okul, öğretmen ve hatta ağırlıklı olarak ebeveynlerdedir.

Evet eğitim sorunlarından bahsetmeyi severiz ve başarısızlığın nedenleri irdelenirken nedense kendimizde hiçbir sorun görmeden işin kolay tarafından okullara yüklenmeyi seçeriz. Zaten daha ne yapabilirdiniz ki, anaokulundan itibaren okul yükünü çektiniz, hatta belki de özel okulda okuttunuz, yetmedi özel dersle takviye aldırdınız, yetmedi dershaneye gönderdiniz…Bir kamyon yüküyle para harcadınız ama içinde yok çocuğun okumuyor zaten sistem kötü, ama sizin vicdanınız rahat…

Peki şimdi bir durup düşünün bakalım, kaçınız çocuğunuzun gerçek yeteneklerini keşfettiniz, öğrenmede yaşadığı zorlukların altında yatan temelleri araştırdınız. Farklı olmasınlar sakın. Onlarca çocuğun derdi olan ve arada kaynayıp giden bir hastalıktan bahsedeceğim size: Disleksi

Önce aşağıdaki yazıyı okumaya çalışınız. ..

disleksisiniz

 

Zorlandınız değil mi, o zaman sorun yok siz disleksi değilsiniz ama bu toplumun % 5 ile 7 arası yani ortalama 30 kişilik bir sınıftaki 2-3 öğrenci bu sorunla boğuşmakta.

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır ve bu hastalığa sahip olanlara ‘dislektik’ denir. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi  ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelmektedir. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar. Okuduklarını kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini telaffuz etmede güçlük yaşarlar.

Bu çocuklar ve ebeveynleri eğitim hayatlarının ilk anlarından itibaren öğretmenlerinden, “Aslında çok zeki ama…” diye başlayan cümleleri defalarca dinlerler, hatta sıklıkla yaramazlık ve dikkatsizlikle eleştirilirler.

disleksi11

Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Disleksiklerin zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler.

Hepimizin çok yakından tanıdığı Albert Einstein, büyük deha, okulda başarılı ama okuldan nefret eden bir çocuk. Bir disleksi olan Einstein’ın dediği gibi “Aslında herkes zekidir. Fakat bir balığı bir ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal olduğunu zannederek geçirir.”

Usta bir ressam, desinatör, bilim adamı ve düşünür olan Leonardo Da Vinci’de disleksiden muzdaripdir. Yazıyı tersten, aynadan görünüş imajıyla, yani sağdan sola doğru yazması ve el yazısının karmaşıklığı  ile bilinir. Bunun solak olan dislektiklerin çoğunda rastlanan bir davranış biçimi olduğu öne sürülür. Bitirdiği projelere yeni baştan başlaması da dislektiklerin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır.

Sadece bu iki isim değil tabi ki, okuma öğrenme güçlüğü çekenler:

*Mozart
*Wright Brothers
*Cher
*Tom Cruise
*Walt Disney
*John Lennon
*Winston Churchill
*Henry Ford
*Stephen Hawkings
*Jules Verne
*Alexander Graham Bell
*Woodrow Wilson
*Hans Christian Andersen
*Nelson Rockefeller
*Thomas Edison
*Agatha Christie
*Whoopi Goldberg
*Rodin
*Dustin Hoffman
*Robin Williams
*Louis Pasteur
*Werner von Braun
*Dwight D.Eisenhower
*F. Scott Fitzgerald-Yazar
*Mariel Hemingway
*George Bernard Shaw
*Beethoven
*Carl Lewis
*Magic Johnson
*Sylvester Stallone

Şaşırtıcı bir liste değil mi, çoğu dahi olarak tanımlayabileceğimiz, başarılı insanlar…

Biraz bilgi ve çokça ilgi ile bu çocukları erken yaşta keşfetmemiz onlar ve toplum için çok şey değiştirebilir.

Taare Zameen Par

 

Evet yazının başlığı “Taare Zameen Par” 2007 yapımı bir filmden alınma. Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan ve bu nedenle ailesi ve çevresi tarafından aptal muamelesi gören Ishaan adlı 8 yaşında bir çocuğun, doğru öğretmenle tanışana kadar yaşadığı mutsuzluğu ve çöküşünü anlatan, çocuğu olsun olmasın herkesin seyretmesi gereken ve bazen bir kişinin bile hayatını değiştirmenin karşılığının paha biçilmez olduğunu bize anımsatan bir film.

Yazıyı Ishaan’ın resim öğretmeni olan Ram Shankar Nikumbh ile İshaan’ın sert mizaçlı ve başarı odaklı babası arasında geçen bir replikle bitireyim…

“İlgi çok önemlidir. İyileştirme gücüne sahiptir. Acıya merhem olur. Çocuk ilgilenilmeyi ister. Kucaklamak, sevdiğinizi göstermek için yanağına kondurduğunuz bir öpücük. Oğlum seni seviyorum diyebilmek. Korktuğu zaman size sığınabilmesi. Kaydığı zaman, düştüğü zaman sizi yanında bulabilmesi güven verici. İlgilenmek.”

Yazan:  Sibel Çağlar

Kaynak : Dünyalılar

Aforizmalarımıza devam ediyoruz. Bugünkü Aforizma sıramız George Bernard Shaw’da . Elbette Aforizmadan sonra George Bernard Shaw’ın hayatını okuyabilirsiniz.

George-Bernard-Shaw

*  Adem’i hep küçümsemişimdir; bilgi ağacındaki elmayı, yılanın baştan çıkardığı Kadın’ın zoruyla kopardı diye… Ben olsaydım, sahibi arkasını döndüğü an, ağaçtaki elmaların tümünü yutardım.

*    Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.
*    Attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının: O hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.
*    Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görür ve ‘neden’ diye sorarlar. Bense her şeyi asla olmadığı biçimde hayal eder ve ‘neden olmasın’ diye sorarım.
*    Bazıları mideleri için yiyecek, diğerleri de yiyecekleri için mide ararlar.
*    Beğenmediğiniz bir şeyi alkışlamak, yalan söylemenin birçok çeşidinden biridir.
*    Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun, ama işim bitti. Öleceğim.(Son sözü) Hemşireye…
*    Beni övebilecek başka birini neden bulayım, kendi kendimi övebilecekken.
*    Benim çapımda bir beyin besinini ineklerden almaz. Vejetaryendir.
*    Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım, benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.
*    Benim şaka tarzım doğruyu söylemektir. Doğru dünyadaki en komik şakadır.
*    Bilgi paraya benzer, kazandıkça tutkuya dönüşür, ancak bu iyi bir tutkudur.
*    Bilmeniz gereken şeyler var: Örneğin, eşinizin ısıya dayanma derecesini ogrenmek için banyosunu kaynar suyla doldurursanız, edineceğiniz bu bilginin yanı sıra asılmanın ne demek olduğunu da öğrenmeniz gerekeceği gibi…
*    Bir dindarın bir şüpheciye göre daha mutlu olmasının, sarhoş bir kişinin ayık bir kişiye göre daha mutlu olmasından farkı yoktur.
*    Bir erkek veya kadının ne şekilde yetiştiğini bir kavgadaki hareketlerinden anlayabilirsiniz.
*    Bir kadın, bir koca buluncaya kadar geleceği konusunda endişelidir. Bir erkek ise ancak bir kadınla evlendikten sonra geleceği konusunda endişelenmeye başlar.
*    Bir tek din vardır, yüz çeşit uyarlaması olsa bile…
*    Biz iki hırsız arasında kendimizi ifade ederiz. Düne ait üzüntüler ve yarına ait korkular.
*    Bize bir kaç deli gerek, şu akıllıların yol açtığı duruma bak!
*    Büyük gerçeklere varmak, günaha girmekle başlar.
*    Cennette bir melek özel kişi değildir.
*    Çılgın mı doğmuştum, yoksa fazla mı akıllıydım bilmiyorum; benim dünyam yeryüzüne uygun degildi… Düş dunyasından çıkıp gerçeklerle karşılaşınca tedirgin oluyordum. Toplumun dısında, siyasetin dısında, sporun dısında, kilisenin dısındaydım. O günlerde, eğer öyle bir deyim bulunsaydı,” Her şeyin dışındaki ” denebilirdi bana…
*    Çıplak bedenler bizi şaşırtmıyor artık, çıplak beyinlerdir varlığına dayanamadığımız.
*    Demokrasinin birinci görevi her vatandaşı yararlı kılmaktır.
*    Demokrasi, hak ettiğimizden daha iyi yönetilmeyeceğimizi garanti eden bir sistemdir.
*    Diş ağrısı çekenler dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler de parası çok olanları mutlu sanırlar.
*    Dünyada iki tane trajedi vardır.Biri kalbinizdeki tutkuyu yitirmek,diğeri ise kaybettiğiniz tutkuyu geri kazanmaktır.
*    Eğer yürüdüğün yolda engeller yoksa o yol seni bir yere götürmez.
*    Eylemlerim demokratik, zevklerim aristokratiktir.
*    Gencim ben…Yaşamımda bir şeyler olmasını öylesine istiyorum ki… Onların yaşına gelince hiçbir olaya karışmadan yaşamak isteyeceğimi söylüyorlar. Onların yaşında değilim ki ben…
*    Gençken yaptığım on şeyden dokuzunun başarısızlıkla sonuçlandığını gördüm.Başarısız olmak istemiyordum onun için ben de on kat daha fazla çalıştım.
*    Gerçek şu: Özgürüm, sağlıklıyım, mutluyum ve patlıyorum sıkıntıdan!
*    Günümüzde ideal aşk ilişkisi postayla yürütülendir.
*    Hareket halindeki cehaletten daha korkunç bir şey yoktur.
*    Hatalarla dolu bir hayat, hiçbir şey yapmadan geçirilen bir hayattan daha onurludur.
*    Hayatta iki trajedi vardır. Gönlünüzdekini elde edememek ve elde etmek…
*    Hayvanlar benim arkadaşlarım ve ben arkadaşlarımı yiyemem.
*    Hegel: “Tarihten öğrenebileceğimiz tek şey; İnsanların asla tarihten hiçbir şey öğrenemeyeceğidir” derken haklıydı.
*    Her ruh, ikizini arar…
*    Hiçbir şey ayağınıza gelmez, en azından iyi olan hiçbir şey.Herşeyi gidip kendiniz almanız gerekir.
*    Hiçbir şey bigotların vicdanından daha tehlikeli değildir.
*    İlk aşkımız biraz sersemlikle bir hayli meraktan ibarettir.
*    İlk nefesini alışından önceki dokuz aylık süre haricinde hiçbir insan işlerini, bir ağaç kadar iyi yönetemez.
*    İnsan, bir aslanı öldürmek istediği zaman ona spor der: Bir aslan onu öldürmek istediğinde ise buna vahşet der. Hayvanlar benim arkadaşım ve ben arkadaşlarımı yiyemem.
*    İnsan Tanrının sonsözü olamaz.
*    İnsanın kendini berbat hissetmesi, mutlu olup olmadığına önem verecek kadar boş zamanı olmasından ileri gelir.
*    İnsanın yetişme düzeyi kavga ederken gösterdiği davranışla ölçülür.
*    İnsanlar kendi durumlarıyla ilgili olarak her zaman koşulları suçlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada yol alan kişiler, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan ve bulamadıklarında yaratan insanlardır.
*    İnsanların birbirlerini severlerse hiçbir sorunun kalmayacağı öğretilmişti bana çocukken.Bu,çok doğal ve insancıl görünmüştü o dönemde; ama uygulamaya kalkınca sevilecek insanın çok az bulunduğu; kendimin bile pek sevilecek biri olmadığını anladım.
*    İnsanların ölmesiyle yaşamın gülünçlüğü nasıl değişmezse, insanların gülmesiyle de yaşamın ciddiliği değişmez.
*    İşleyebileceginiz en büyük günah, başkasından nefret etmek değil, ona kayıtsız kalmaktır. İnsanlık dışı olmanın özü nefret değil kayıtsızlıktır.
*    İyilik yapmak için gerekli teknik nitelikler, kötülük yapmak için de gerekli olan teknik niteliklerdir.
*    Kadınlar niye hep başkalarının kocalarını ister? Onlar eğitilmişlerdir de ondan.
*    Kadınların köleliği, despotluğudur gerçekte… Hiçbir çekici kadın, cinsinin özgürlüğü peşinde koşmaz. Kadının amacı, gücün erkeğin elinde toplanmasını sağlamaktır; çünkü, erkeği yonetebileceğini bilir. Erkeğin sözde üstünlüğünü, bindiği atın gücünü yada hızını kıskandığı kadar kıskanır.
*    Kaplan adamı öldürmek isterse adı vahşilik, adam kaplanı öldürmek isterse adı spor olur. Suç ile adalet arasındaki fark da bundan büyük değildir.
*    Kendi dilini bilmeyen başka dil öğrenemez.
*    Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan.
*    Korkmayın, mutluluk duymadan yaşamasını öğrendi o genç!
*    Köle gibi eğitilenler, köle gibi yönetilebilirler ancak…
*    Kötüler zenginleşiyor ve güçlüler de uzun yaşıyorsa,doğa alçakların tanrısı demektir.
*    Mutluluğu üretmeden, tüketmeye hakkımız yoktur.
*    Ne istersen yapabilirim gibi geliyor bana, çünkü istediğim hiçbir şey yok artık.
*    Ne korkunçtur, sonsuza dek kendinle baş başa kalma düşüncesi. Sizi seviyorum, ama kendimi sevmiyorum. Değişmek istiyorum; daha iyi olmak istiyorum, yeniden, yeniden başlamak istiyorum; tenimi değiştirmek istiyorum yılanlar gibi. Bıktım artık kendimden. Bir gün değil, günlerce değil, sonsuza dek kendime nasıl katlanırım? Bunu düşünmek bile korkutuyor beni: karamsar, kin dolu, susmuş oturmuşum bu nedenle. Siz hiç düşünürmüsünüz bunları?
*    Neden zevk alındığını anlamaya çalışmak, zevki kaçırır.
*    Nikah kadar ucuz ve kolay olmalıdır boşanmak.
*    Ölümü ortadan kaldırırsanız, doğum gereğini de ortadan kaldırırsınız: Üremeyi sürdürürseniz, çocuklara yer açmak için sonunda yaşlıları öldürmek zorunda kalırsınız.
*    Sessizliğe inananlardan yanayım; bu konuda saatlerce konuşabilirim.
*    Siz varolan şeyleri görür ve şöyle dersiniz: Neden? Oysa ben olmayan şeyleri hayal eder ve derim ki:Neden olmasın?
*    Sorun çaresizlik değil,isteksizlik… İsteksiziz, çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir.
*    Sözünüz senediniz kadar sağlam olamaz; çünkü belleğiniz hiçbir zaman onurunuz kadar güvenilir olamaz.
*    Sükûtun kudretine inanıyorum. Bu mevzuu üzerine saatlerce konuşabilirim.
*    Şaka, çok ciddî bir sanattır.
*    Tanrı nedir? Kendimiz tanrı olurduk, bunu bilseydik…
*    Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır.
*    Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz.
*    Yaptığınızı, bir başka budalanın, bunları sizden beklediğini düşündüğünüz için yapıyorsanız, onun sizden bunları beklemesi de, sizin onun bunları beklediğini umduğunuzu sandığından ileri geliyorsa, herkes istemediği bir şeyi yapıyor demektir. O zaman ortaya budalaca bir durum çıkar.
*    Yasadışı bir iş yapmadan önce iyi bir avukata danışın.
*    Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığmız için yaşlanırız.
*    Yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur.

George Bernard Shaw’un hayatı

George Bernard Shaw (d. 26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938’de Pygmalion ile Oscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw,vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950’de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.

Eleştirileri

Shaw; müzik, sanat ve tiyatro eleştirmeni olarak “Corno di Bassetto Mancare” mahlasıyla Wolverhampton Star ‘da, GBS mahlasıylaDramatic Review (1885-1886), Our Corner (1885-1886) ve The Pall Mall Gazette ‘te (1885-1888) yazmıştır. 1895’ten 1898’e kadar, Shaw, Frank Harris’ Saturday Review ‘da tiyatro eleştirmenliği yapmıştır. Eleştirmen olarak aldığı maaş, ancak geçinebilmesini sağlamıştır.

Shaw’un erken gazeteciliği; kitap, sanat ve müzik kritikleriyle geçti. Müzik eleştirilerinden çoğu, tartışmalı Alman besteci Richard Wagner’i över nitelikteydi. Ayrıca, Saturday Review için yaptığı tiyatro eleştirmenliğinde de Norveçli tiyatrocu Henrik Ibsen’i övmüştür.

Romanları

1879’la 1883 arasında yazdığı beş başarısız romanı da daha sonradan basılmıştır. Bu kitaplar;

  • Cashel Byron’s Profession(Cashel Byron’un Sanatı) , (1886)
  • An Unsocial Socialist(Asosyal Bir Sosyalist) , (1887)
  • Love Among the Artists(Aşkın Ortasındaki Ressamlar), (1914)
  • The Irrational Knot, Being the Second Novel of his Nonage(Akıldışı Düğüm, Reşit Olmayanın İkinci Romanı), (1905)
  • Immaturity(Tecrübesizlik), (1931)
  • Kara kız

Oyunları

George Bernard Shaw, (1934)

Shaw, 1885’te, William Archer’la birlikte ilk oyunu olan Widower’s Houses üzerinde çalışmaya başladı. Archer, Shaw’un bir oyun yazamayacağına karar verdiği için (Archer, bu fikrinden daha sonra da vazgeçmemiştir), proje rafa kaldırıldı. Yıllar sonra, Shaw, 1892’de oyunu Archer’sız bitirdi. Gecekondu mahallesi sahiplerini sert bir şekilde eleştiren oyun, ilk defa 9 Aralık 1892’de London Royalty Theatre’da sahnelendi. Shaw daha sonra bu oyuna en kötü eserlerinden biri olduğunu söylese de oyun izleyici buldu.

Shaw’un oyun yazarlığından elde ettiği ilk elle tutulur ticari başarısı Richard Mansfield’in The Devil’s Disciple (Şeytan’ın Müridi) (1897) yapımından geldi. Shaw, hayatı boyunca, çoğu uzun olan 63 oyun yazdı. Oyunları, genellikle Londra’dan önce Amerika ve Almanya’da başarı elde etti. Çoğu oyunların Londra yapımları seneler boyunca ertelenmiş olsa da Mrs. Warren’s Profession (Bayan Warran’in Mesleği) (1893),Arms and the Man (Silahlar ve Adamlar) (1894), Candida (1894) ve You Never Can Tell (Hiç Söyleyemiyorsun) (1895) gibi oyunları günümüzde hala Londra’da izlenilebilir.

Shaw’un mizah anlayışı – Oscar Wilde’ı dışarda tutarsak – zamanı için eşsizdi ve yazar genellikle komedileriyle hatırlanmaktadır. Ancak espri kabiliyeti yazarın İngiliz tiyatrosunda yaptığı yenilikleri gölgelememelidir: Victoria Dönemi’nde sahne, boş ve duygusal bir eğlencenin sergileneceği bir yerdi. Shaw, sahneyi; ahlaki, politik ve ekonomik konuların tartışılacağı bir yer haline getirdi ve böylece modern gerçekçi tiyatronun öncülerinden olan Henrick Ibsen’e de borcunu ödemiş oldu.

Shaw’un popülerliği arttıkça oyunları laf kalabalıklarıyla dolmaya başladı. Ancak bu oyunlarının başarısından bir şey götürmedi. Bu dönemdeki bazı oyun örnekleri şunlardır:Caesar and Cleopatra (1898), Man and Superman (1903), Major Barbara (1905) ve The Doctor’s Dilemma (1906).

1904’ten 1907’ye kadar, oyunlarından birkaçı Harley Granville-Barker ve J.E. Vedrenne müdürlüğündeki Court Theatre’da sahneye konmuştur. Orada sahneye konan ilk oyunu,John Bull’s Other Island (1904), bugün çok ünlü olmasa da King Edward VII’ın bir gösteri sırasında sandalyesini kıracak kadar güldüğünden, zamanında, Londra’da oldukça ses getirmiştir.

1910’lara gelene kadar, Shaw kendini yeterince tanıtabilmiş bir oyun yazarı haline geldi. Fanny’s First Play (1911) ve My Fair Lady’ye (1956) kaynaklık edecek olan Pygmalion(1912), Londra seyircisinin önünde uzun seneler oynamıştır. (Oscar Straus’un Arms and the Man (1894) uyarlaması olan The Chocolate Soldier çok popüler olmasına rağmen, Shaw müzikalden nefet etmiştir ve hayatı boyunca da eserlerinin müzikalleştirilmesine izin vermemiştir. Buna Franz Lehar’ın Pygmalion uyarlaması da dahildir. My Fair Lady de ancak Shaw’un ölümünden sonra gerçekleştirilebilmiştir.)

  1. Dünya Savaşı’yla birlikte, Shaw’un düşünceleri değişmeye başladı. Shaw, savaşa tamamiyle karşıydı ve bu hem halk tarafından hem de çevresi tarafından hoş karşılanmadı. Savaş sonrasında yayınlanan ilk uzun oyunu Heartbreak House’tu(1919). Yeni bir Shaw ortaya çıkıyordu: zeka aynıydı, ancak onun insanlığa inancı görülebilir ölçüde azalmıştı.

Shaw daha önce sosyalizme doğru demokratik bir hareketi desteklemişti, ancak savaştan sonra güçlü ama zararsız adamlar tarafından yönetilen hükümette daha çok umut buldu. Bu, bazen, onu Stalin, Hitler ve Mussolini gibi totaliter önderlerin kusurlarını göremez hale getiriyordu.

1921 tarihinde, Shaw, Back to Methuselah’ı (Methuselah’ın Ardı) tamamladı. Devasa, beş oyundan oluşan bu eser, Cennetin Bahçelerinden binlerce yıl geleceğe kadar olan bir zamanı kapsamaktadır. Shaw, bu eseri bir başyapıt olarak değerlendirse de birçok eleştirmen onun gibi düşünmüyordu.

Bir sonraki oyunu olan Saint Joan (1923) ise genellikle onun en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilir. Shaw, Jeanne d’Arc hakkında bir şeyler yazmayı uzun süre düşünmüştür ve bir azize ilan edilmesi Shaw’u harekete geçrimiştir. Oyun, Shaw’a uluslararası anlamda bir başarı kazanmıştır. Çoğu kişi, Nobel Edebiyat Ödülü’nü sırf bu oyunu yüzünden aldığını düşünmektedir. Shaw, ömrünün sonuna kadar oyunlar yazmaya devam etti, ancak çok azı eski eserleriyle kıyaslanılabilir derecedeydi.

“The Apple Cart” (1929) her hâlde daha sonraki döneminin en ünlü eseridir. Daha sonra yazdığı, “Too True to Be Good” (1931), “On the Rocks” (1933), “The Millionairess” (1935) ve Geneva (1938) gibi oyunlar, düşüşü için verilen örnekler arasındadır. Shaw’un son bitmiş oyunu, doksan yaşlarında yazdığı “Buoyant Billions”tı (1946–1948).

Shaw’un oyunları, genellikle uzun önsözlerle başlar. Bunlar genellikle, oyundan çok oyunda işaret edilen konular hakkında olur. Genellikle, bu önsözler, oyunun kendisinden daha uzun olurlar. Mesela, Penguin Books tarafından basılan tek perdelik oyun, “The Shewing-up of Blanco Posnet”nin (1909) 29 sayfalık oyun kısmından önce 67 sayfalık bir önsöz vardır.

1920 ve 1930’lu yıllarda, zamanın caz müziği ile Harlem, New York’da oluşmuş bir dans türü. Lindy Hop gelişimi sırasında ünlü olan ve öncesindeki birçok dansın karışımıdır fakat temel olarak Caz, Tap, Breakaway ve Charleston danslarından esinlenmiştir. Jive, Boogie-Woogieve akrobatik Rock and Roll’un öncüsüdür. Çoğunlukla bir caz dansı olarak tanımlanır ve Swing danslarının bir üyesidir.

Gelişimi sırasında Lindy Hop, Afro-Amerikan solo ve eşli danslarında kullanılan birçok belirli ve doğaçlama hareket ile Avrupa kökenli, 8 sayılı eşli dansları birleştirdi. Bu durum en belirli şekilde Lindy Hop’un temel adımı olan swingout hareketinde görülebilir. Hareketin açık pozisyonunda dans çifti el ele bağlı iken, kapalı pozisyonda kucaklama gibi bağlanırlar.

1980’li yıllarda Amerikan, İsveçli ve İngiliz dansçılar arasında yeniden canlanan Lindy Hop, günümüzde birçok ülkedeki dans grupları arasında dans edilmektedir.

Lindy Hop’un belli bir merkezden gelişmediğini vurgulamak amacıyla bazen sokak dansı olarak da tanımlanır. Günümüz Lindy Hop’u hala gelişmekte olup belli bir merkezden kontrol edilmemektedir.