Şunun için etiket arşivi: prömiyer

Kültür sanat haberlerine devam ediyoruz. Ülkemizin değişik kentlerinden kültür ve sanat haberlerini sizler için derlemeye çalıştık. Sanatla kalın!

sanat duyuru

Trabzon’da Kültür Sanat

  •  Trabzon Devlet Tiyatrosu (TDT), “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular” adlı oyunu sahneleyecek.
  • Plinio Marcos’un yazdığı, Orhan Güner’in Türkçe’ye çevirdiği, Barış Erdenk’in yönettiği “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular” adlı oyunda, Fatih Topçuoğlu ile Erşan Utku Ölmez rol alıyor.
  • Tek perdelik oyunun dekor tasarımı Seyhan Kırca’ya, kostüm tasarımı Hakan Dündar’a, ışık tasarımı ise Nihat Bahar’a ait. “Harabe bir yapının sefil bir odasında” geçen oyunda, pazar yerinde çalışan ve parasızlık yüzünden aynı odayı paylaşmak zorunda kalan Paco ve Tonho’nun hikayesi anlatılıyor. Oyun, bugün ve yarın saat 20.00’de, 26 Ocak Cumartesi saat 15.00 ve 20.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.
  • Mizah Sanatı Derneği (MİZAHDER) bünyesinde faaliyet gösteren Gugulumdakiler Tiyatro Grubu tarafından hazırlanan, “Biz Bunu Hiç Düşünmemiştik” adlı oyun sahnelenecek. Ali Kemal Yılmaz ile Tamer Küçük’ün yazdığı, Yılmaz’ın yönettiği oyunda Murat Aşar, Ali Kemal Yılmaz, Ayşe Songül Nadir, Hüseyin Sabri Kurtuldu, Tamer Küçük, Şükrü Üçüncü, Yıldıray Yıldırım rol alıyor.
  • Kırsaldan Trabzon’a göç eden ve kentin kenar mahallelerinin birinde yerleşik insanların ortak buluşma noktası olan kıraathanede yaşananların konu edildiği iki perdelik komedi, 26 Ocak Cumartesi saat 20.00’de Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.
  • Trabzon Büyükşehir Tiyatrosu, Turgut Özakman’ın yazdığı, Muzaffer Aktav’ın yönettiği “Bir Şehnaz Oyunu” adlı tiyatro oyununu sahneleyecek. Oyun, 29 Ocak Salı günü saat 20.00’de Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.
  • Trabzon Büyükşehir Tiyatrosu ayrıca, “Masanın Altında” adlı oyunu da sahneleyecek. Roland Topor’un yazdığı ve Esen Özman’ın Türkçeye çevirdiği oyunu, İbrahim Gürsoy yönetiyor. Adnan Akyüz, Zeki Kanber, Çağla Karamehmet, Ahmet Parmak ve Nil Sönmez’in rol aldığı oyunda, giderek küçülen ve yalnızlaşan bireyin sıkışmışlığı, kadın-erkek ekseninde anlatılıyor.  Oyun, 28 Ocak Pazartesi saat 20.00’de Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.
  • Trabzon Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde ise Atölye Göznuru tarafından hazırlanan resim sergisi yer alıyor. Sergi, 5 Şubat Salı gününe kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.

 Erzurum’da Kültür Sanat

  • Erzurum Devlet Tiyatrosu (EDT) “Çıkmaz Sokak Çocukları” ve “Yürüyen Taşlar” adlı oyunları sahneleyecek.
  • EDT’nin bugün prömiyerini yapacağı Lylee Kessler’ın yazdığı, Kuvvet Yurdakul’un yönettiği “Çıkmaz Sokak Çocukları” adlı oyunda, Emrah Keskin, Levent Aras, Sezai Yılmaz rol alıyor. Dekor tasarımını Murat Gülmez, giysi tasarımını Funda Çebi Bozdoğan, ışık tasarımını Eser Dursun’un üstlendiği oyunda, sisteme rağmen hayata tutunmaya çalışan 3 yetim ve “Amerikan Rüyası”nın trajikomik halleri anlatılıyor.   Oyun, bugün ve yarın saat 19.30’da, 26 Ocak’ta 14.00 ile 19.30’da tiyatroseverlerle buluşacak.
  •  Mike Kenny yazdığı, Ebru Aytürk Evren yönettiği “Yürüyen Taşlar” adlı çocuk oyununda ise Merve Gül, Melike Durak, Kübra Tığtepe rol alıyor.Oyunda, gökyüzünden uzaklardaki bir dağın arkasına düşen yıldızı bulmaya giden küçük kız “Cnthy”nin macera dolu hikayesi anlatılıyor. Oyun, 27-30 Ocak’ta saat 14.00’de minik seyircileriyle buluşacak.

Kocaeli’n de Kültür  Sanat

  • Kocaeli Kent Konseyi tarafından 25 sanatçının tezhip, ebru, resim ve karikatürden oluşan 55 eserinin yer aldığı “Sanatla Dostluk Yelpazesi” isimli karma sergi açıldı.Kocaeli Kent Konseyi tarafından 25 sanatçının tezhip, ebru, resim ve karikatürden oluşan 55 eserinin yer aldığı “Sanatla Dostluk Yelpazesi” isimli karma sergi açıldı.  Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ndeki açılışta konuşan İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, İzmit’in sanatla daha fazla iç içe olması için çalışmalar yaptıklarını belirterek, İzmit’i sanayi kenti kimliği ötesinde kültür, sanat ve turizm kenti hedefine koşturduklarını söyledi.
  •  İzmit’in 2023 hedefinin turizm, kültür ve sanat kenti haline gelmek olduğunu vurgulayan Doğan, bu hedefi sadece Türkiye çapında değil, dünya çapında tanınan bir İzmit olarak hayal ettiklerini kaydetti. Kocaeli Kent Konseyi Kültür ve Çalışma Grubu Başkanı Hüseyin Sert ise serginin farklı sanat kategorilerinden 25 sanatçının 55 eserinin katılımıyla hazırlandığını dile getirerek, Kocaeli’nin her neresi olursa olsun sanat adına ne varsa ortaya çıkarmak için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Konuşmaların ardından, Kartepe Kaymakamı Mustafa Ünaldı, İzmit Kaymakamı Sabit Kaya, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan ve Kocaeli Kent Konseyi Genel Sekreteri Gültekin Görüm serginin açılış kurdelesini kesti.   Sergi, 25 Ocak Cuma gününe kadar açık kalacak.

Şanlıurfada Kültür Sanat

  • Şanlıurfa bu hafta iki konser ve iki tiyatro oyununaev sahipliği yapacak.
  • Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu, yarın saat 19.30’da Şair Nabi Kültür Merkezi’nde, “Divandan Hicaza Urfa Müzik Keyfi” adlı bir konser verecek.
  • Belediye Şehir Tiyatrosu ekibi, çocuklara yönelik “Masal İçinde Masal” adlı çocuk oyununu, 26 Ocak Cumartesi günü 13.00’da Şair Nabi Kültür Merkezi’nde son defa sahneleyecek. Ekip, aynı günde ve yerde saat 19.00’da Yıldırım Keskin’in yazdığı “Karılarından Hangisi -” adlı sezonunson oyunuyla sanatseverlerin karşısına çıkacak.
  • Şanlıurfa Belediyesi’nce organize edilen ayın konseri etkinliğin de ise sanatçı Oğuz Aksaç, Belediye Nikah ve Konferans Salonu’nda 28 Ocak Pazartesi günü 19.00’da bir konser verecek.

 

İzmir Devlet Opera ve Balesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini eleştirmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşamını ‘Muhteşem Süleyman’ adıyla sahneleme kararı aldı. Eser, 15 Ocak 2013’te dünya prömiyeri yapacak.

İZMİR Devlet Opera ve Balesi’nin 15 Ocak 2013’te dünya prömiyeri yapacak ‘Muhteşem Süleyman’ eseri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini eleştirmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşamını anlatacak.

BİZDE ÇIPLAK YOK

Bestesi Tevfik Akbaşlı’ya ait iki perdelik ‘sahne kantantı’ formundaki eseri, Mehmet Balkan sahneye koyuyor. Librettosu Işık Noyan’a ait eserin orkestra şefliğini ise Tulio Gagliardo Varas üstleniyor. Eser, Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar seferinde, otağındaki ölüm döşeğinde başlayacak ve geri dönüşlerle anlatılacak. Şehzade Selim ve Hafza Hatun’un oğulları Süleyman’ın, başarılı saltanat dönemi ve kazandığı başarılar işlenecek.

Muhteşem Süleyman’ın koreografı Balkan, projeye dair şunları söyledi: “Tevfik Akbaşlı altı yıl önce yazmaya başlamış. O zaman dizi yoktu. Diziyle hiçbir bağlantısı yok. Zamanlaması sadece tesadüf. Dizi gündeme gelmeseydi de seyirci mutlaka izlerdi bizi. Çünkü dünyada ilk. Eserde harem sahnesi sadece 3-4 dakika. Harem diye de çıplak kadınların dolaştığı bir yer değil. Tarih kitaplarını okuyarak reel bir eser sahneye koydum.”

Kaynak :[-]

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Ocak ayında piyano dünyasında enerjik ve uyumlu birliktelikleriyle bilinen, kariyerlerinin zirvesindeki piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque kardeşleri ağırlıyor.

BİFO’nun konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelen Labèque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetimindeki “Kentin Karmaşasında İki Piyano” konserinde, Poulenc’in “İki Piyano için Konçerto”sunu seslendirecekler. Gecede BİFO ayrıca Borusan Kültür Sanat tarafından ZeynepGedizlioğlu’na sipariş edilen yeni eserin de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

İstanbullu müzikseverlerin de yakından tanıdığı, birbirlerini ying ve yang gibi tamamlayan karakterleri ve müzikaliteleri ile tüm dünyada ayakta alkışlanan Katie ve Marielle Labeque kardeşler, BİFO’nun konuğu olarak 17 Ocak Perşembe akşamı ilk kez İstanbul’da konser verecek. Labeque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetiminde, 20. yüzyılın dinamizmi ve heyecanını taşıyan, Poulenc’in İki Piyano için Konçertosu ile dinleyenleri büyüleyecek. Ardından özgün yapıtlarıyla dünyada adını başarıyla duyuran çağdaş bestecilerimizden Zeynep Gedizlioğlu’nun, Borusan Kültür Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği yeni yapıtının dünya prömiyeri, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirecek. Konserin ikinci yarısında BİFO, Çaykovski’nin “Polonyalı” olarak bilinen 3. Senfoni’sini seslendirecek.

Katia & Marielle Labèque hakkında:

 Küçük yaştan bu yana tutkunu oldukları müziğin peşinden giden piyano ikilisi Katia & Marielle Labèque kardeşler, Semyon Bychkov, Sir Colin Davis, Charles Dutoit, Sir John Eliot Gardiner, Kristjan Järvi, Paavo Järvi, Zubin Mehta, Sir Simon Rattle ve Esa-Pekka Salonen gibi dünya çapında şeflerin yönetiminde, düzenli olarak Berlin Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni, BostonSenfoni, Chicago Senfoni, Cleveland Orkestrası, Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni gibi saygın orkestralarla çalıyorlar.  Yakın zamanda Gershwin’in Rhapsody in Blue’su ve Bernstein’ın Batı Yakası’nın Hikâyesi  kayıtlarını yayımlayan Labèque’ler, kurdukları KML Vakfı aracılığıyla iki piyano repertuarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüyorlar. 2012 yılında Pedro Almodovar’ın yapımcılığını üstlendiği, Felix Cabez imzalı The Labèque Way müzikal-belgeseli büyük ilgi gören piyano ikilisi, solo kariyerleriyle de dikkat çekiyor. Katia Labèque, 2009 yılında yayınlandığı solo albümü Shape Of My Heart için Sting, Herbie Hancock, Chick Korea ve Gonzalo Rubalcaba gibi efsanevi müzisyenlerle çalışmıştı.

KENTİN KARMAŞASINDA İKİ PİYANO

Gürer Aykal şef

Katia & Marielle Labèque iki piyano

Program:

Gedizlioğlu: Yeni sipariş edilen yapıtın dünya prömiyeri

Poulenc: İki Piyano için Konçerto, Re minör

Çaykovski: 3. Senfoni, Re Majör, Op. 29, “Polonyalı”

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konserlerinin biletleri tüm Biletix satış kanallarından temin edilebilir.

 Kaynak :[-]

Turgut Özakman’ın en çok satan romanı “Şu Çılgın Türkler”den uyarlanan aynı adlı opera eserinin dünya prömiyeri, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nce yapıldı.

Türkiye’de en çok satılan kitaplar listesinde yer alan Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı destanını anlattığı “Şu Çılgın Türkler” adlı romanı, Sıtkı Türkmen’in librettosu, Çetin Işıközlü’nün bestesiyle aynı adla iki perdelik opera eserine dönüştü.
Haldun Özerten’in rejisiyle İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) tarafından sahneye konulan operanın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 74. yılında yapılan dünya prömiyeri öncesi, İZDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç, eserin libretto yazarı Tekmen, bestecisi Işıközlü ve rejisörü Haldun Özörten ile Elhamra Sahnesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Büyüksaraç, Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına büyük değer verdiklerini belirterek, “10 Kasım Atamız’ı kaybettiğimiz gündür, ama biz bu eserle yeniden doğuşu görmek istiyoruz. Bu eseri sunmaktan büyük gurur duyuyor ve sorumluluk hissediyoruz” dedi.

Besteci Çetin Işıközlü de çok büyük zorluklarla çok kısa zamanda eserin sahnelenmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Operanın, Kurtuluş Savaşı’nın esasını anlattığını ifade eden Işıközlü, “Asıl büyük eser, bu vatanı bize veren o kahramanların, Türk ordusunun başardığıdır” dedi.

Eserin libretto yazarı Sıtkı Tekmen de Kurtuluş Savaşı’nın bugüne kadar “herkesin diline dolanmış ve içi boşaltılmış” kelimelerle anlatıldığını savunarak, “Binlerce belgeye dayanan ve müthiş öykülerden oluşan bu eserde görüyoruz ki, bu mücadeleye katılanlar imkansızı zorlamış ve başarmışlar” diye konuştu.

Rejisör Haldun Özörten ise operada sahnenin sürekli değişeceğini, eserin sahnelenmesinde barkovizyona dayalı sahneleme yöntemini seçtiklerini belirterek, “Gerçek kesitlerden sahneler sunacakları eserde, sanatseverlerin o dönemde yaşanan acıları hissedeceğini” söyledi.

Salon yetmedi ayakta izlendi

İZDOB Elhamra Sahnesi’nde dünya prömiyeri yapılan “Şu Çılgın Türkler” operası, sanatseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

Sadece davetlilerin izleyebildiği prömiyerde, sanatseverlerin aşırı ilgisi nedeniyle salonda ayakta izleyici alınmak zorunda kalındı.

Kurtuluş Savaşı Destanı’nı konu edinen iki perdelik opera, büyük beğeni topladı ve seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

Opera eseri, prömiyerin ardından sezonda 12 Kasım’dan itibaren sahnelenmeye devam edilecek.

Kaynak :[-]

Malatya Film Festivali’ne zengin program

Kerem Akça, bu yıl üçüncü kez düzenlenen Malatya Film Festivali’nin programını değerlendirdi

Malatya Film Festivali, 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasına denk gelen üçüncü yılında bambaşka bir temanın yanında Kristal Kayısı ödüllü ulusal ve uluslararası yarışmalarıyla da işlevlerini sürdürüyor. 140 filmi bulan programda özellikle Türkiye prömiyerini yapacak yabancı eserlerle dikkat çeken etkinlik, Antalya’da yarışmayan filmlerle de ‘ulusal yarışma’ rekabetini kızıştıracak gibi. Üzerine tuğlalar koyarak festival çatısı adına doğru adımların festivali olan organizasyon için ilerisi açık. Amerikan bağımsız sinemasının ustalarından John Sayles’in özel konuk olarak şehre gelip 9 Kasım’daki açılış töreninde onur ödülü alacak olması ise bir başka önemli detay.

Her geçen yıl program kalitesi açısından çıtayı daha da yükseklere koyan Malatya Film Festivali, bu sene ‘Orta Doğu ve Barış’ teması eşliğindeki etkinliklerle de ağını genişletecek. Bu klasik eğilimin yanında esasen ulusal ve uluslararası programın yoğunluğu konusunda bir dikkat çekicilik görmek mümkün. Elbette seminer, sergi ve atölye etkinliklerinin yanında önemsenmeyen ‘sinema tekniği’ üzerine İngilizce kitaplardan biri daha Türkçe’ye çevrilmiş haliyle basılıp dağıtılacak. Böylece tabiri caizse bütçe ‘boş’a gitmemiş olacak.

Üç önemli filme Türkiye prömiyeri

Uluslararası programa baktığımızda ana danışman Alin Taşçıyan’ın katkılarıyla oluşturulan seçki bir hayli kuvvetli. 140 filmlik program, ‘yok artık!’ tepkilerine de yol açabilir. Hatta daha da ileri gidersek, beş salondaki gösterimlere nasıl bu kadar filmin sığabileceğini de düşünmeden kendimizi alamıyoruz. Zira programa bakınca hem 11. Filmekimi veya 19. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapan sevdiğimiz yönetmenlerin vizyona girecek filmleri, hem 31. İstanbul Film Festivali’nde beğeni toplayan eserleri, hem de Türkiye prömiyerini Malatya’da yapacak yapımlara rastlamak mümkün.

Özellikle Demián Bichir’e Oscar adaylığı getiren, Chris Weitz imzalı “A Better Life”, farklı bir gelenek geliştirmesiyle dünyada yankı uyandıran Çek animasyonu “Alois Nebel” ve Kanada’nın ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisinde iddialı Oscar aday adayı “Savaş Cadısı” (“Rebelle”) bu konuda en dikkat çekenler. Elbette “Düşler Diyarı” (“Beasts of the Southern Wild”) ve “Yas” (“Soog”) gibi ilk filmlerle, ya da Michael Haneke, Bernardo Bertolucci, Abbas Kiarostami, Christian Petzold gibi yönetmenlerin son işleriyle zenginleşen programın diğer nadide örneklerinin arasında da kaybolabilirsiniz.

Yarışmalarda çetin rekabet

Uluslararası yarışmanın ‘büyüme hikayesi’ni odağına alan film listesi ise iddialı ve çetin bir rekabete sahne olacak gibi. “Düşler Diyarı”nın bana kalırsa 2012’nin en iyi filmlerinden biri olma özelliğiyle, “Taş Kafa”nın (“Rundskop”, 2011) Hollanda’nın “Yeraltı Peygamberi” (“Un Prophète”, 2009) kimliğiyle, “Hayır”ın (“No”) Pinochet katmanlı politik tabanıyla dikkat çekici bir incelemeye tabi tutulması, bunların yanında ‘rahat izlenir, sıkmayan Avrupa sineması örnekleri’nin de kafasını uzatmasıyla zor bir süreç ortaya çıkacak.

Ulusal yarışmada ise Antalya’nın ‘ilk film yarışması’nın aksine “Devir”, “Yük” gibi Derviş Zaim ve Erden Kıral’ın, “Tepenin Ardı” ve “Zerre” gibi yılın en önemli ilk filmlerinin bulunduğu toplamdan bir yarışma algısı oluşacak. Bu da hem Malatya halkı, hem de festivalcilik adına önemli bir gelişme. Zira bu kategoride çekişme Antalya’dan daha keskin yaşanacak orası kesin.

Genel anlamda bakınca ise Malatya’nın kalkınması gereken portföyünü sinemayla dolduran süreç, devam ediyor. Belli ki etraftaki filmlerin durumu incelenip nokta atışı eserlerden bir program ‘danışmanlar kurulu’nun katkısıyla oluşturulmuş. Kristal Kayısı ödülünün de içeriye dahil edilmesi ise belli miktarda maddi ödülleri devreye sokuyor. Lafın özü hiçbir zahmetten kaçınılmamış bu sene. Bu noktadan sonra Malatya halkının 2011’de azalan ilgisinin 2012’de geri dönmesi ve organizasyonun kulaktan kulağa yayılma sürecinin hızlanması kalıyor.

 Malatya Film Festivali’nden örnek bir kaç film:

1-Sevmek Zamanı

2-Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild)

3-Yalnız Kovboy (Lone Star)

4-Çocuklar (Djeka)

5-Azrail’i Beklerken (Poulet aux Prunes)

6-Barbara

7-Tepenin Ardı

8-Savaşın Gölgesinde (Lore)

9-Elena

10-Tepelerin Ardında (Dupa Delauri)

11-Yas (Soog)

12-Amigo

13-Alois Nebel

14-A Better Life

15-Savaş Cadısı (Rebelle)

16-Yük

17-Devir

Kaynak : [-]     Haber : Kerem AKÇA

 

Sanatseverleri resmin içinde bir yolculuğa davet eden “Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi”, kapılarını 16 Ekim’de Ankara’da açacak.

Cer Modern Sanatlar Merkezi’nde izlenime sunulacak sergi, sanat, bilim ve teknolojiyi yenilikçi bir şekilde harmanlayarak, izleyiciye Van Gogh’un ünlü eserlerinin “içindeymiş” gibi hissettirecek.

Singapur’daki dünya prömiyerinin ardından ilk kez Türkiye’de sanatseverlerin beğenisine sunulan, geleneksel sanat ve modern teknolojinin sentezlendiği sergi, ressamın en ünlü eserlerini 3 binin üzerinde dijital imajla çerçevenin içinden çıkararak, resmin hikayesini yaşatıyor.

“Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi”, 16 Ekim 2012– 3 Ocak 2013 arasında ziyaret edilebilecek.

“Çerçeve yok, içindesin”

Güçlü görüntü ve ses sistemleriyle resim tutkunlarını cezbetmeyi amaçlayan sergide, klasik müzikle senkronize olarak değişen dev boyutlardaki 3 binden fazla Van Gogh görüntüsü, ekranları, duvarları, kolonları, tavanı, yeri dolduran heyecan verici bir gösteri ortaya çıkarıyor.

“Van Gogh Alive”, sanatçının çalışmalarını ve hayat deneyimlerini keşfetme, düşüncelerini, duygularını ve ruh halini yorumlama fırsatı sunuyor.

Sergide sanatçının “Çalışan Adam”, “Yeşilimsi Bir Başlık Giymiş Yaşlı Köylü Kadını”, “Çiçek Açmış Erik Ağacı”, “Gri Şapkalı Otoportre”, “Vazoda 12 Ayçiçeği”, “Vincent’ın Yatak Odası”, “Teras Kafe”, “Sandalye ve Pipo”, “Ren Nehrinde Yıldızlı Bir Gece”, “Süsen Çiçekleri”, “Buğday Tarlası ve Kargalar”, “Kırmızı Üzüm Bağı”, “Sargılı Kulaklı Otoportre” gibi tanınan eserleri yer alıyor.

Kaynak :[-]

 19. İstanbul Caz Festivali bu akşamki açılış konseriyle başlıyor. Dünya cazının yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak festivalin ağır topları Marcus Miller, Till Brönner, Morrisey ve Jamaikan Legends…

Marcus Miller

Bu yıl 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın sanatçıyı ağırlayacak olan 19. İstanbul Caz Festivali, bu akşam Esma Sultan Yalısı’nda Elif Çağlar Beşlisi’nin vereceği açılış konseriyle başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nca (İKSV) düzenlenen festival, ilk haftasında cazseverleri birbirinden güzel konserlerle karşılıyor.

Yarın akşam The Marmara Esma Sultan’da Jamaika’nın reggae efsaneleri müziksevelerle buluşurken, saat 22.30’da European Jazz Club serisinin ilk buluşmasında Tamer Temel Quintet, Matthias Pichler ile birlikte İKSV Salon’da konser verecek. Festival ilk haftada bir dünya prömiyerine de ev sahipliği yapacak: Marcus Miller’ın, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine Okay Temiz, Burhan Öçal, Hüsnü Şenlendirici, İmer Demirer ve Bilal Karaman ile gerçekleştirdiği “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, 5 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde yapılacak. İngiliz şarkıcı Morrisey ve Esperanza Spalding’in de sahne alacağı festival, 7 Temmuz Cumartesi günü artık gelenekselleşen etkinliği Tünel Şenliği ile müzikseverlere “festival içinde

festival” sunmaya devam edecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden, popüler tınıları caz müziğinin sofistike yapısı ile ustaca birleştirebilen nadir sanatçılardan biri Till Brönner ise 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri avlusunda İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak. Dave Brubeck, James Moody, Natalie Cole ve Tony Bennett gibi cazın önde gelen isimleriyle aynı sahneyi paylaşan virtüöz Till Brönner’e saksofonda Magnus Lindgren, davulda Wolfgang Haffner, basta Christian V. Kaphengst ve piyanoda Jasper Soffers eşlik edecek.

Jamaikalı efsaneler festivalde

istanbul Caz Festivali Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında özel bir projeye ev sahiliği yapıyor. Buna göre Jamaika’nın önde gelen müzisyenleri festivale konuk olarak aynı sahneyi paylaşacaklar.  1950’li yıllarda ‘ska’ türüne şekil veren önemli isimlerden Ernest Ranglin, The Wailers’ın piyanisti Tyrone Downie ve Jamaika’nın önde gelen reggae ekiplerinden Sly&Robbie’nin liderleri davulcu Sly Dunbar ile basçı Robbie Shakespeare İstanbul’da Jamaika rüzgarı estirecek. Topluluğa, vokallerde Bitty McLean eşlik edecek. Reggae efsanelerinin The Marmara Esma Sultan’da bir araya geleceği bu çok özel konserin biletleri 50 TL ve 40 TL (öğrenci).

Kaynak : [-]

 

Müzikseverlerin dört gözle beklediği “19. İstanbul Caz Festivali”, bu yıl 3-19 Temmuz tarihleri arasında 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı ağırlayacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) yapılan açıklamaya göre, “19. İstanbul Caz Festivali” 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle

19.istanbul caz festivali

başlayacak.

Festivalin bu yılki “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” de açılış töreninde verilecek.

Ödül, gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek.

“19. İstanbul Caz Festivali”nde, klasik ve modern cazdan rock, dünya müziği ve folka uzanan geniş bir yelpazedeki konserler, kentin tarihi, kültürel ve doğal dokusunu yansıtan birbirinden etkileyici mekanlarda izleyiciyle buluşacak.

Morrissey, Erykah Badu, Keith Jarrett, Marcus Miller, Antony & The Johnsons, Esperanza Spalding, Ernest Ranglin, Tyrone Downie, Sly and Robbie, Billy McLean, Till Brönner, Caro Emerald, Sharon Jones, Gretchen Parlato, Ambrose Akinmusire, Lars Danielsson, The Dears, Okay Temiz, Burhan Öçal, İmer Demirer, Hüsnü Şenlendirici gibi heyecan verici birçok usta müzisyen ve topluluk festivalin konuğu olacak.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller,İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak.

Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek.

19 istanbul caz festivali afiş

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a gelecek. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren “Antony and the Johnsons”, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde buluşacak.

“Antony and the Johnsons”, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul Orkestrası eşliğinde seslendirecek.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald, samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 1940-1950’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından olacak.

Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kıyı Amfi’de dinleyicileriyle bir araya gelecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelecek. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde grup,İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek.

“Neo-Soul’un kraliçesi” Badu hayranlarıyla buluşacak

“Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak.

Festival kapsamında gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören “Tünel Şenliği”, yine festivalin ilk hafta sonunda müzikseverlerle buluşacak.

Tünel ve Galata meydanlarında kurulacak ana sahnelerin yanı sıra Beyoğlu, Şişhane, Galata, Asmalımescit bölgelerinde sokaklarda ve birçok farklı mekanda gerçekleştirilecek konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler, ikramlar ve etkinliklerle “festival içinde festival” geç saatlere kadar devam edecek.

Bu yıl ikinci kez düzenlenen “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” konseri ise Sakıp Sabancı Müzesi’nde Bugge “N Friends feat. Erik Truffaz, İlhan Erşahin, Joe Claussell, Ninety Miles ve Magnus Öström”ü ağırlayacak.

Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak.

Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve arkadaşları Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak.

İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam edecek.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde hayranlarıyla buluşacak.

İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk “The Smiths”in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek.

Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı, 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak.

Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, dünyaca ünlü dans topluluğu Nederlands Dans Theater II’yi 15 Haziran Cuma akşamı saat 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturuyor.

Çağdaş dansın Avrupa’daki en önemli ve dünyadaki en başarılı temsilcilerinden biri olarak kabul edilen ve daha önce 32. İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki gösterileriyle seyredenleri kendilerine hayran bırakan Nederlands Dans Theater, Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 400. yıldönümü kutlamaları kapsamında bir kez daha İstanbul’da. Bu kez, Hollanda Kraliçesi Beatrix’in Türkiye ziyareti vesilesi ile İstanbul’a gelecek 16 genç ve dinamik dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II, dünyaca ünlü koreograflar Jirí Kylián, Hans van Manen, Alexander Ekman ve Sol León & Paul Lightfoot’un yapımlarından oluşan bir programla seyirciyle buluşacak. Hollanda Kraliyeti tarafından desteklenen gösterinin eş sponsorluğunu Ant Kalıp ve Organik Holding üstleniyor.

NEDERLANDS DANS THEATER II ÜNLÜ KAREOGRAFLARIN DANSLARIYLA SAHNEDE

Nederlands Dans Theater II’nin İstanbul’daki gösterilerindeki ilk eser, 1982 yılına ait bir Jirí Kylián koreografisi olan “Songs of a Wayfarer”. Bu performansta, Gustav Mahler’in “Lieder eines fahrenden Gesellen” adlı eseri beş çiftin dansıyla sahneye aktarılacak. Topluluk, “Songs of a Wayfarer”in ardından, Hans van Manen’in Nederlands Dans Theater II’nin genç dansçıları için 2001 yılında yaptığı ve iki kişi arasındaki ilişkiyi betimleyen “Simple Things” adlı eseri sunacak. Koreografisi, Sol León ve Paul Lightfoot’a ait “Shutters Shut” eserinde ise dansçılar kendi işaret dilinde modern edebiyatın öncülerinden ABD’li yazar Gertrude Stein’ın oldukça özgün olan “If I told him” şiirini dört dakikalık özel bir dansla sergileyecek. 2003 yılında prömiyerini yapan çalışmayı ilginç kılan, müziğin yerini tamamıyla konuşulanın sıra dışılığının alması. Nederlands Dans Theater II’nin programında yer alan son eser; Alexander Ekman’ın ilk kez 2010 yılında sahnelenmiş olan “Cacti” adlı koreografisi olacak. “Cacti”de, sahnedeki 16 dansçı ile 4 müzisyen, Haydn, Beethoven ve Schubert’in müzikleri eşliğinde, bedenleri ve enstrümanlarıyla bir senfoni oluşturacak.

NEDERLANDS DANS THEATER

Paul Lightfoot’un sanatsal önderliğinde 1959 yılında Nederlands Balesi’nden ayrılarak kendilerine yeni bir tarz yaratmayı amaçlıyan 22 dansçı tarafından kurulan Nederlands Dans Theater, 600’den fazla bale prodüksiyonunun oluşturduğu zengin bir repertuara ve yarım asrı aşkın tecrübesiyle çağdaş dansta çığır açan bir topluluk. Bugüne kadar topluluk, büyük ustalar Jir(í Kylián ve Hans van Manen, yerleşik koreograflar Sol León ve Paul Lightfoot, yardımcı koreograflar Crystal Pite, Johan Inger, Alexander Ekman ve Nacho Duato, Mats Ek, William Forsythe, Marco Goecke, Wayne McGregor, Ohad Naharin gibi konuk koreograflarla büyüdü ve gelişti. Nederlands Dans Theater’in dansçıları arasından, yaşları 17 ile 23 arasında değişen 16 başarılı dansçının yer aldığı Nederlands Dans Theater II topluluğu ise kurulduğu 1978 yılından bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, Güney Kore, İsviçre, İtalya, İsveç, Danimarka, Norveç gibi pek çok ülkede etkileyici gösteriler gerçekleştirerek adını duyurdu. Tarzı, gücü, olağanüstü esnekliği ve tutkuyu, inandırıcılık ve sınır tanımaz bir yetenekle birleştiren bir ekip olan Nederlands Dans Theater II, Jirí Kylián, Hans van Manen, Ohad Naharin, Sol León & Paul Lightfoot ve Johan Inger gibi koreografların yanı sıra, genç ve yetenekli koreograflarla da çalışıyor.

Nederlands Dans Theater II gösterisinin 120 TL, 90 TL ve 60 TL üzerinden satılan biletleri Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com ve İKSV’den (10.00–19.00 saatleri arasında; Pazar günleri hariç) alınabilir.

Bosnalı ”Çocuklar”ı Cannes Film Festivali’ne gidiyor.

 

Çocuklar-Djeca -yönetmen Aida Begiç

Bosnalı savaş çocuklarının hikayelerini anlattığı ”Çocuklar” (Djeca) adlı filminin dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nin resmi bölümlerinden “Un Certain Regard”da yapılacak olan yönetmen Aida Begiç, ”Korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Cannes Film Festivali’nde 2008 yılında ”Kar” (Snijeg) filmiyle Semaine de la Critique Bölümü’nün ”büyük ödülü”nü (Grand Prix) alan ve daha sonra bu filmi ABD’li ünlü yönetmen Angelina Jolie’ye ilham olan Bosnalı genç yönetmen Aida Begiç, 16-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Cannes Film Festivali’nde ”dünya prömiyeri” yapılacak ”Çocuklar” filmiyle ilgili AA’ya açıklama yaptı.

Bir filmin gösterime gireceği en iyi yerin ”Cannes Film Festivali” olduğunu vurgulayan Begiç, bu nedenle kendi adına ve Bosna-Hersek adına çok mutlu olduğunu söyledi.

Begiç, bir önceki filmi olan ”Kar”da Boşnakların hayallerini ele aldığını ve yeni filmi için araştırma yaparken ”Boşnakların hayallerine ne olduğunu?” kendi kendine sorduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

”Hayallerimizi, hatıralarımıza değiştirdiğimizin düşüncesine vardım. Sanki cesaretimizi kaybetmiş ve bir şekilde hayal kurmayı bırakmışız gibi. ‘Kar’ filmindeki olaylar savaş sonrası, 1996 yılında, hala bu ülkede güzel şeyler olabileceğine inandığımız zamanlarda geçiyor. Fakat 16 yıl sonra, sonsuz bir şimdiki zamanı yaşıyoruz sanki. Sanki geleceğe artık inanmıyoruz, 2-3-10 sene sonra ne yapacağımızın bile hayallerini kurmuyoruz. Bu tür düşünceler ‘Çocuklar’ filmi için ana fikir oldu.”

Filmin başrol oyuncusu Rahima’nın, 1992 yılında savaş başladığında 5 yaşında, erkek kardeşi Nedim’in ise savaşta doğduğunu dile getiren Begiç, ”Böyle korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Aida Begiç, ”Çocuklar” filminin çekimlerinin Saraybosna’nın Otes bölgesinde yapıldığını ifade ederek, bu bölgenin hikayesinin de trajik olduğunu kaydetti.

Otes’in savaş öncesi yapıldığını ve savaş sırasında ilk cephe hattında olduğu için tamamen yıkıldığını anlatan Begiç, ”Otes’te şimdi büyük bir çelişki var. Savaş zamanında harabeye dönmüş ve hala kurşun izleri taşıyan binaların yanı sıra, yepyeni, inanılmaz güzellikte villaları da burada görebilirsiniz” diye konuştu.

-”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır”-

Begiç, sanatın, birisinin yargılanması ya da sonuçlara varılması için var olmadığını, aksi takdirde böyle bir sanatın propaganda olacağını belirterek, profesyonel anlamda sanatın gerçeklerden oluşması gerektiğini dile getirdi.

”Günlük hayatımızda savaş var olduğu takdirde, sanat da var olacaktır” diyen Begiç, ”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır. Eğer bu filmi izleyen insanlar, çocuklarımıza, yeni nesillere nasıl bir dünya bıraktığımız hakkında kendilerine soru soruyorlarsa, bu benim için işimi başarıyla tamamlamışımdır demek” diye konuştu.

-Ünlü yönetmen Kaplanoğlu ile ortak yapım-

Begiç, TRT’nin de desteklediği filmin uluslararası ortak yapımcılarından birinin de Semih Kaplanoğlu olduğunu vurgulayarak, ”Semih Kaplanoğlu saygı duyduğum bir yönetmen. Kendisiyle İstanbul’da tanıştım ve ilk toplantımızdan sonra beraber çalışmaya karar verdik. İşbirliğimiz çok ilginçti. Yapımcı olan bir yönetmenle çalışmak çok farklı” dedi.

Aida Begiç, başörtüsü takmasıyla ilgili de ”başörtüsünün bir kadının kişisel tercihi olduğunu” belirterek, şöyle konuştu:

”Bu işte (yönetmenlik) kadın olarak başarılı olmak zaten çok zor. Bir kadın için otoriter ya da yönetmen gibi davranmak, bir erkeğe göre çok daha zor. Özellikle başörtülü olduğunuz zaman, çünkü o zaman herkesin kafasında, pozitif ya da negatif olsun, hakkınızda belli bir düşünce oluşuyor. İnsanlar cahilliklerinden dolayı sizi yargılıyorlar. Bizim sorunumuz da genelde onlara karşı iç dünyamızı açmamak, onların sorunu ise bizim dünyamızı tanımak istememeleri.”

Başrollerini Marija Pikiç ve Ismir Gagula’nın paylaştığı ”Djeca”, Bosna’daki savaşta yetim kalan 5 yaşındaki Rahima ile savaş yıllarında doğan kardeşi Nedim’in hayat hikayesini ve mücadelesini anlatıyor.

Kaynak: [-]

19 istanbul caz festivali afiş

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Garanti Bankası’nın sponsorluğunda düzenlenen 19. İstanbul Caz Festivali, yaklaşık 50 konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla 3 – 19 Temmuz 2012 tarihleri arasında yine cazın yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak. İstanbul Caz Festivali konserlerine bu yıl ev sahipliği yapacak 20 mekan arasında Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul Modern, Salon ve The Marmara Esma Sultan’ın yanı sıra geçen yıl ilk kez bir konser mekanı olarak kullanılarak büyük ilgi gören Bilgi Üniversitesi santral istanbul Kıyı Amfi’nin yanı sıra bu yıl festival kapsamında ilk kez kullanılacak Haliç Kongre Merkezi ve Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi yer alıyor.

19. İstanbul Caz Festivali’nin programı 26 Nisan 2012 tarihinde SALT Galata’da yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin katıldı.

Bülent Eczacıbaşı “19. yılında festival, dünyanın dört bir yanından güncel müziğin öncü temsilcilerini İstanbul’da ağırlamanın ötesine geçen bir misyonu yükleniyor. Farklı ülkelerden ve geleneklerden sanatçıları özgün üretimler sergileyecekleri konserlerde bir araya getiriyor, genç caz müzisyenlerinin gelişimine katkıda bulunuyor. Festival aynı zamanda cazın yeni ufuklarını keşfetmeye yönelik konserler, bu müziğin yarattığı coşkuyu kent sokaklarına taşıyacak etkinlikler düzenliyor. (…) İKSV’nin 40. yılında, İstanbul Caz Festivali takipçilerinin yakından tanıdığı dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İstanbul Caz Festivali için, Türkiye’den usta müzisyenlerle birlikte ‘The Istanbul Project’ adlı yeni bir çalışma hazırladı. İzleyiciyle ilk kez festivalimizde buluşacak bu performansın daha sonra birçok ülkede yeniden sergilenmesini umuyoruz. Böylece vakfımızın dünya kültür-sanat birikimine katkıda bulunma yolunda önemli bir adım daha atacağına inanıyoruz” dedi. Ergun Özen “Bu sene 40. yaşını kutlayan İKSV, düzenlediği festival ve etkinliklerle İstanbulluları ve tüm Türkiye’yi sanatın, kültürün vazgeçilmezliğiyle buluşturdu. Kentimizi, dünya çapında bir kültür sanat merkezi haline getiren önemli çalışmalara imza attı. Bugüne dek, birçok projede birlikte çalıştığımız İKSV ile İstanbul Caz Festivali’ndeki uzun soluklu işbirliğimizin 15. yılına ulaşmasından ise mutluluk duyuyoruz. Bu toplantıyı, kültür kurumumuz SALT Galata’da yapmak ise bizim için ayrı bir övünç kaynağı. (…) 19 yıldır devam eden festival Türkiye’de bir caz kültürü oluşmasını sağladı. Biz de Garanti Bankası olarak ‘Garanti Caz Yeşili’ sloganıyla Türkiye’de caz müziğinin sevilmesine ve yaygınlaştırılmasına uzun yıllardır destek veriyoruz. Bu kapsamda, İKSV ile aynı amaç doğrultusunda 15 yıldır devam eden işbirliğimiz her sene daha da güçleniyor” dedi. Toplantıda daha sonra söz alan İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin, festival programında yer alan konserlerle ilgili bilgi aktardı.

19.istanbul caz festivali

19. İstanbul Caz Festivali 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri, 28 Nisan Cumartesi gününden itibaren Biletix satış kanalları ile İKSV’de (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane) satışa sunulacak. 19. İstanbul Caz Festivali bu yıl 30’un üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştiriliyor. Destekçiler arasında Festival Sponsoru Garanti Bankası’nın yanı sıra 7 gösteri sponsoru yer alıyor: Matraş (Erykah Badu konserinin gösteri sponsoru), Coca-Cola (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Vodafone Freezone (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Volvo Car Türkiye (Caz için Tuhaf Bir Yer konserinin gösteri sponsoru), Passion Travel (Gretchen Parlato / Ambrose Akinmusire konserinin gösteri sponsoru), Türk Pirelli (Lars Danielsson “Libretto” konserinin gösteri sponsoru), DHL (Jamaican Legends konserinin gösteri sponsoru). Festival kapsamındaki çeşitli konserler, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Avusturya ve Finlandiya büyükelçilik, konsolosluk veya kültür merkezlerinin ve Dore Müzik’in (Yamaha) katkılarıyla gerçekleşiyor. Festivale bu yıl katılan Hollandalı sanatçıların konserleri, Hollanda ve Türkiye Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 400. Yılı Kutlamaları kapsamında Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ve Fonds Podium Kunsten’in desteği ile düzenleniyor. Tünel Şenliği ise Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yıl ayrıca The Marmara İstanbul Caz Festivali’ne konaklama desteği veriyor. 19. İstanbul Caz Festivali, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi tarafından da destekleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı, Resmi Havayolu Turkish Airlines, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL Express ile Servis Sponsorları Ergo Sigorta ve GFK da destek veriyor. İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki tanıtım kampanyasını, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın kırkıncı yılı için, İstanbul Film, Müzik ve Tiyatro Festivalleri’nin de tanıtım kampanyalarını hazırlayan Alametifarika yaptı.

İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek. Neşet Ruacan’a ödülü festivalin, 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreninde takdim edilecek. Yaşayan en önemli caz piyanistlerinden, Amerikalı besteci ve müzisyen Keith Jarrett, yıldız ekibiyle 18 Temmuz Çarşamba akşamı İstanbul Caz Festivali’nde! Muhteşem doğaçlamaları ile caz standartları ve klasik müzik eserlerine getirdiği benzersiz yorumuyla tanınan Jarrett, 1996 yılında 3. İstanbul Caz Festivali’nde verdiği konserden sonra ilk kez yine festival için İstanbul’da. Jarrett, 1996’da birlikte çaldığı efsane ekip Jack DeJohnette ve Gary Peacock ile birlikte saat 20.00’de Haliç Kongre Merkezi’nde sahneye çıkacak.

Top of Form Bottom of Form Festival kapsamında bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek Tünel Şenliği müzikseverlere “festival içinde festival” sunmaya devam edecek. Farklı mekânlarda ve açık hava sahnelerinde düzenlenecek birçok konser, etkinlik ve atölye çalışmasıyla müziğin coşkusunu kentin kültür-sanat yaşamının nabzının attığı Tünel-Galata-Şişhane hattına yayan Tünel Şenliği, bu yıl da festivalin ilk hafta sonunda önde gelen sanatçı ve topluluklara ev sahipliği yapacak. Coca Cola ve Vodafone Freezone eş sponsorluğu, Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle 7 Temmuz Cumartesi günü saat 18.00’de başlayacak şenlik, Beyoğlu ve Galata bölgesinde sokaklarda ve değişik mekanlarda konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler ve ikramlarla gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek. Tünel Şenliği’nin ayrıntılı programı, etkinlik haritası üzerinden takip edilebilecek. Galata ve Tünel’de kurulacak iki ana sahnedeki ücretsiz konserlerle bütün bölgede bir festival atmosferi yaşanırken gece boyunca seyirciler değişik mekanlar ve sahneler arasında mekik dokuyarak, birbirinden farklı etkinliklere katılacaklar. Salon, Nardis, SALT Beyoğlu, Alt, Pera Palace Oteli Balo Salonu, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi gibi Beyoğlu bölgesinin renkli mekanlarında gece boyunca sahne alacak sanatçılar arasında Phronesis, Jo Stance, Jülide Özçelik, Gevende, Daniel Zamir ile Hollanda ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. yılı kutlamaları kapsamında festivale konuk olacak Eric Vloeimans, New Cool Collective, Lefties Soul Connection, Jungle By Night ve Ntjam Rosie de bulunuyor. Şenliğin en özel mekanlarından, sınırsız biletle girilebilecek Hollanda Konsolosluğu bahçesi de etkinliğe renk katacak.

Her yıl etkileyici programı ile olduğu kadar, sıra dışı mekan seçimleri ve farklı etkinlikleri ile gündeme gelen İstanbul Caz Festivali, geçen yıl başladığı “Strange Place for Jazz” / “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” etkinliğine bu yıl yeni bir mekanda hayat veriyor. Adını ünlü caz topluluğu E.S.T’ye ait bir albümden (Strange Place For Snow) alan “Strange Place for Jazz – Caz için Tuhaf Bir Yer”, bu yıl 14 Temmuz Cumartesi akşamı Emirgan’daki Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde Volvo Car Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Saat 20.00’de başlayacak gecede, yenilikçi ve yaratıcı projeleri ile caz müziğine yeni ufuklar kazandıran dünyaca tanınmış gruplar arka arkaya sahne alacak. Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak. Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve “arkadaşları” Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak. Üç konserin bir arada gerçekleşeceği bu gece Boğaz kıyısında eşsiz bir konumda yer alan Sakıp Sabancı Müzesi’nin güzel atmosferinde gerçekleşecek. Müzikseverler için son dönemlerin en ilginç ve etkin topluluklarını dinleme veya keşfetme imkanı sağlayan, unutulmayacak bir gece olmaya aday.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak. Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek. İstanbul Caz Festivali’nin eser siparişi vererek, dünya yıldızları ile Türkiye’den sanatçıların buluşturacağı prömiyerler serisi önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Marcus Miller’a bu konserde Türkiye’den önde gelen klarnet virtüözlerinden Hüsnü Şenlendirici, vurmalı çalgılar ustası Burhan Öcal, en basit ritimleri çarpıcı bir anlatıma dönüştüren usta sanatçı Okay Temiz (vurmalı çalgılar), ülkenin yetiştirdiği en iyi caz trompet sanatçılarından İmer Demirer (trompet) ve kendine has tekniği ve ileri seviyedeki müzikal bilgisiyle gitar virtüözü Bilal Karaman (gitar) eşlik edecek. Ekibin diğer üyeleri ise üstün yetenekleri sebebiyle Marcus Miller tarafından desteklenen genç müzisyenler Louis Cato (davul), ve Alex Han’ın (saksafon), yanı sıra Miller’ın üyesi olduğu bir başka topluluk SMV ile birlikte birçok konser veren önemli müzisyen Federico Gonzalez Peña (tuşlu çalgılar).

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a geliyor. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren Antony and the Johnsons, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Açık Hava’da buluşacak. Antony and the Johnsons, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul eşliğinde seslendirecek. Uzun zamandır beklenen bir ilk, 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek. “Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle Matraş sponsorluğunda 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak. Açılışını caz standartları ve özgün besteleri, ipeksi vokaliyle seslendiren Lyambiko’nun yapacağı konserin ikinci yarısında kontrbasın genç dahisi, vokalist ve besteci Esperanza Spalding sahneye gelecek. Bu mükemmel caz gecesi 16 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleştirilecek. Gecenin açılışını yapacak, 2003 yılında Boston Globe tarafından “Caz müziğinin uzun zamandır gördüğü en büyük vokal” olarak nitelendirilen Lyambiko, Echo Jazz 2011’de de yılın en iyi kadın şarkıcısı seçildi. Lyambiko’ya piyanoda Marque Lowenthal, bas gitarda usta basçı Robin Draganic ve davulda Heinrich Koebberling eşlik edecek. İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk The Smiths’in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek. Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar ülkemizde de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 40’lı ve 50’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından. Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kıyı Amfi’de olacak. Soul ve funk’ın efsanevi ismi, James Brown’ın en önemli mirasçısı, Mark Ronson ve Amy Winehouse gibi sanatçıların temsil ettiği sound’un öncüsü Sharon Jones, birlikte muhteşem sahne performanslarını gerçekleştirdiği grubu The Dap-Kings ile İstanbul’u hareketlendirecek. 17 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de santralistanbul Kıyı Amfi sahnesinde olacak olan Sharon Jones & The Dap Kings coşkulu ve dans dolu bir gecede ilk kez İstanbullu hayranlarıyla buluşacak. Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında gerçekleştirilen bu özel proje ülkenin efsane isimleri Ernest Ranglin, Monty Alexander, Sly & Robbie ve Jamaika kökenli İngiliz reggae sanatçısı Bitty McLean 4 Temmuz Çarşamba akşamı saat 21.00’de DHL sponsorluğunda The Marmara Esma Sultan’ın etkileyici atmosferinde bir araya getirecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden Till Brönner 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak İkinci albümü When The Heart Emerges Glistening’i ünlü Blue Note plak şirketinden yayımlayan Ambrose Akinmusire ve onun ardından tutkulu ve berrak sesiyle modern cazın en yaratıcı genç yorumcularından, besteci ve söz yazarı Gretchen Parlato, Passion Travel sponsorluğunda 11 Temmuz Çarşamba akşamı saat 20.45’te Arkeoloji Müzesi sahnesinde dinleyenlere her yönüyle cazın ruhunu yansıtacak bir gece yaşatacak. Çıkışta olan yeteneklere üye festivallerde yer alma imkanını veren Uluslararası Caz Festivalleri Birliği’nin (IJFO) düzenlediği “Talent Opportunity Program” kapsamında ve Passion Travel sponsorluğunda düzenlenecek konser, isimlerini şimdiden geniş kitlelere duyurmaya başlayan, “geleceğin Norah Jones’ları, Joshua Redman’ları” olma yolunda ilerleyen “genç usta”ları gecikmeden tanımak için eşsiz bir fırsat olacak. Kuzey cazının en önemli isimlerinden ünlü kontrbasçı Lars Danielsson festivalin bu yılki konukları arasında. Türk Pirelli sponsorluğunda düzenlenen bu konser 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşecek. Lirik yorumlarla güçlü ve nefes kesici bir virtüözlüğü bir araya getiren Lars Danielsson’un Anadolu ezgilerinden izler taşıyan son albümü Liberetto sonrasında İstanbul’da vereceği konserde kendisine ünlü Fransız piyanist Yaron Herman ve Magnus Öström de eşlik edecek. İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam ediyor. 19 Temmuz Perşembe akşamı, saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde, kendi deyimiyle “İstanbul’a aşkını ilan edecek.” Gecede Dhafer Youssef’a, kendi jenerasyonunun en önemli piyanistleri arasında kabul edilen Kristjan Randalu (piyano), Norveç’in en önde gelen gitaristi Eivind Aarset (gitar), bas virtüözlüğünün yanı sıra besteci, aranjör ve eğitimciliğiyle öne çıkan Chris Jennings (bas) ve dünyanın adı en önemli vurmalı çalgılar virtüözleri arasında sayılan Amerikalı Marilyn Mazur eşlik edecek. Türkiye’de klarnet denince akla gelen ilk isim olan, yerel müziği yurtdışına taşıyan isimlerden Hüsnü Şenlendirici ve mükemmel tekniği ve kompozisyonlarıyla dünya çapında tanınan kanun ustası Aytaç Doğan da ayrıca projeye eşlik edecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a geliyor. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde The Dears, İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek. 6 kişilik grubun üyeleri, vokal ve gitardaki Murray Lightburn, klavyede Natalia Yanchak ve Robert Benvie, gitarist Patrick Krief, bas gitarist Roberto Arquilla ve perküsyoncu Jeff Luciani’den oluşuyor. The Dears’in zaman zaman kabareye varan sahne şovuyla bu konser, kaçırılmaması gereken bir gece vaat ediyor. Festivalde Türkiye caz sahnesinin başarılı isimlerini Avrupalı ustalarla özel projelerde buluşturan “European Jazz Club” serisi festival boyunca Salon’da devam edecek ve konserler saat 22.30’da başlayacak. European Jazz Club konserleri kapsamında 09 Temmuz Pazartesi akşamı Baki Duyarlar Quartet feat. Eric Vloeimans, 10 Temmuz Salı akşamı Oğuz Büyükberber feat. Simon Nabatov, Wolter Wierbos & Tobias Klein, 11 Temmuz Çarşamba akşamı Bilal Karaman feat. Lars Danielsson ve 17 Temmuz Salı akşamı Ayşe Gencer Band feat. Dimitri Baevsky’in konserleri yer alıyor. Tamer Temel ve Yahya Dai konserlerinin tarihleri ise daha sonra açıklanacak. Son dokuz yıldır genç caz müzisyen ve topluluklarına İstanbul Caz Festivali programında yer alabilecekleri bir platform oluşturan “Genç Caz” Konserler Dizisi, bu yıl da devam ediyor. Bu yıl onuncu kez düzenlenen Genç Caz konserleri 7 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilecek Tünel Şenliği kapsamında ücretsiz olarak izlenebilecek. “Genç Caz” Konserler Dizisi’ne katılacak gruplar, Salon’da yapılacak değerlendirme konseri ile belirlenecek. 27 Mayıs Pazar günü 13.00’de başlayacak ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Genç Caz Değerlendirme Konseri’ne tüm cazseverler davetli. Festival kapsamında gerçekleştirilecek Genç Caz konserlerine katılacak grupları seçecek olan kurul, Hülya Tunçağ, Kerem Görsev, Önder Focan, Pelin Opcin, Sevin Okyay, Elif Çağlar ve Ferit Odman’dan oluşuyor. “Genç Caz” Konserler Dizisine 9 yıl içerisinde 100’ün üzerinde caz sanatçısı ve topluluk başvurdu ve 30’un üstünde dünyaca ünlü caz sanatçılarıyla aynı festivalde yer alma imkanı sağlandı. İstanbul’un sevilen caz kulüplerinden Nardis Jazz Club bu yıl festival heyecanına, festivale paralel olarak düzenleyeceği konserlerle dahil olacak. Nardis’te festival süresince tarihleri arasında Türkiye caz sahnesinin önemli isimleri konser verecek.

9. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri 28 Nisan Cumartesi günü saat 10.00’da satışa çıkıyor. Festival biletleri: – BİLETİX satış noktaları, – BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00)

İKSV’den (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) alınabilecek.

19. İstanbul Caz Festivali’nin bilet fiyatları 20 TL ile 350 TL arasında değişiyor. Bilet alımlarına kredi kartı geçerli olacak. Festival boyunca konserleri en ucuza dinleme şansı yine Lale Kart sahiplerinin olacak. Lale üyeleri biletlerini öncelikli olarak %25’e varan özel indirimlerle alabilecek.

Lale Kart ve üyelikle ilgili ayrıntılı bilgi için   :  http://www.lalekart.org  
Ayrıntılı bilgi için                                              :  http://caz.iksv.org 

Kaynak : [-]

Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, 100’üncü kuruluş yıldönümünü, dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Van Gogh’un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yepyeni bir formatta sunan Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi ile kutluyor.

van gogh alive

100. yılında yenilikçi bir projeye imza atan Abdi İbrahim’in önderliğinde Singapur’daki dünya prömiyerinin ardından ilk kez Türk sanatseverlerle buluşan, geleneksel sanat ve modern teknolojinin sentezlendiği Van GoghAlive, dahi ressamın en ünlü eserlerini 3,000’in üzerinde dijital imaj ile çerçevenin içinden çıkararak izleyicilerine klasik müze gezisinin çok ötesinde bir deneyim yaşatıyor.

Abdi İbrahim’in 100 yıllık bakış açısını yenilikçi çizgisiyle yansıtan Van GoghAlive, dev ekranlar, duvarlar, kolonlar, zemin ve hatta tavanı kaplayan 3000’den fazla dev boyuttaki Van Gogh görseliyle, ziyaretçilerine geleneksel müze ziyaretlerinde bildiklerini unutturarak sanatla olan bağlarını değiştiriyor. Van Gogh Alive, ışık, renk ve seslerin etkileyici uyumunu kullanarak duyuları uyarırken, bir serginin nasıl olabileceğine dair oluşan tüm düşüncelere meydan okuyor.

Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan ve çerçevesi olmayan sergi Van GoghAlive’da, ünlü sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları ve hayat deneyimlerinden oluşan coşkulu ve canlı detaylara sahip yapıtları; SENSORY4 teknolojisiyle donatılmış yüksek çözünürlüklü 40 projektör aracılığıyla dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, tavana yansıtılıyor.

Geleceğini, insan kaynağı, teknolojik alt yapısı, yatırımları ve köklü geçmişinden aldığı güçle şekillendiren Abdi İbrahim, “Van Gogh Alive” Digital Sanat Sergisi’ni, 10 Şubat – 15 Mayıs 2012’de İstanbul Karaköy, Antrepo 3 ve 15 Ekim – 30 Aralık tarihleri arasında ise Ankara Cer Modern’de ziyaretçileriyle buluşturuyor.

Sergi Pazartesi günleri hariç saat 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyaretçilere açıktır. Bilet satışları Biletix ve Antrepo 3 gişelerinden yapılmaktadır.