Şunun için etiket arşivi: piyanist

tarihte-bugun-ne-oldu27 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 86. (artık yıllarda 87.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 279 gün vardır.

Olaylar

  • 425 – İmparator II. Theodosius zamanında, Konstantinopolis’te, Auditorium adıyla ilk yüksekokul açıldı. Okulda 31 profesör, Latince ve Grekçe hitabet ve gramer, hukuk ve felsefe dersleri vermeye başladı.
  • 630 – Tang Hanedanı Yin Dağları’nda (günümüzde İç Moğolistan) Doğu Göktürk Kağanlığını yendi.
  • 1692 – Bahadırzade Arabacı Ali Paşa sadrazamlıktan alınarak yerine Bozoklu (Bıyıklı) Mustafa Paşa atandı.
  • 1854 – Kırım Savaşı: Birleşik Krallık Rusya İmparatorluğuna savaş ilan etti.
  • 1890 – Louisville, Kentucky’de çıkan fırtınada 76 kişi öldü 200 kişi yaralandı.
  • 1891 – Servet-i Fünun dergisinin ilk sayısı çıktı.
  • 1918 – Besarabya ve Moldova Romanya’ya katıldı.
  • 1918 – Olur’un düşman işgalinden kurtuluşu.
  • 1958 – Nikita Khrushchev, SSCB’de başbakanlığa yükseldi.
  • 1969 – Koç Holding’e ait Aygaz tankeri Ege Denizi’nde alabora oldu, 15 kişilik mürettebattan 1 kişi kurtulabildi.
  • 1970 – Gediz, Kütahya’da deprem oldu, 1087 kişi hayatını kaybetti.
  • 1972 – Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi lideri Mahir Çayan ve arkadaşları Ünye Radar Üssü’nden 3 İngiliz teknisyeni kaçırdı.
  • 1976 – Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Washington, DC’de Savunma İşbirliği Anlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşmaya göre,Türkiye üslere izin çıkaracak, ABD de buna karşılık Türkiye’ye yardımda bulunacaktı.
  • 1977 – Kanarya Adaları’nın Tenerife Havaalanı’nda uçuşa geçmek üzere olan Hollanda Havayolları’na ait Boeing 747 tipi yolcu uçağı, yine havalanmak üzere olan Pan Am’a ait başka bir Boeing ile pistte çarpıştı. Kazada 575 kişi öldü, 70 kişi yaralandı.
  • 1986 – Hayali mobilya davasında 10 yıldır yargılanan Yahya Demirel tahliye edildi.
  • 1987 – ‘Hora’ (Sismik-1) gemisinin, petrol aramak için Ege’nin uluslararası karasularına açılmasının Yunanistan’ın petrol aramaları için açıkladığı tarihe rastlaması, iki ülkenin silahlı kuvvetlerini alarma geçirdi.
  • 1994 – Eurofighter Typhoon ilk test uçuşunu yaptı.
  • 1996 – ABD Başkanı Bill Clinton, eşi Hillary Clinton ve kızı Chelsea ile Türkiye’ye geldi.
  • 1999 – Nissan – Renault arasında güç birliği anlaşması imzalandı.
  • 2012 – Türkiye, Şam Büyükelçiliği’nin bütün faaliyetlerini askıya aldı.

Doğumlar

  • 1676 – Francis II Rákóczi, Macar bağımsızlık hareketinin önderi (ö. 1735)
  • 1797 – Alfred de Vigny, Fransız yazar ve şair (ö. 1863)
  • 1822 – Ahmet Cevdet Paşa, Türk devlet adamı (ö. 1895)
  • 1824 – Virginia Louisa Minor, kadınların oy hakkı mücadelesinin öncülerinden Amerikalı eylemci
  • 1845 – Wilhelm Conrad Röntgen, Alman fizikçi Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 1923)
  • 1871 – Heinrich Mann, Alman yazar (ö. 1950)
  • 1879 – Edward Steichen, ABD’li fotoğrafçı (ö. 1973)
  • 1886 – Ludwig Mies van der Rohe, Alman mimar (ö. 1969)
  • 1886 – Sergey Mironoviç Kirov, Bolşevik lider
  • 1889 – Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Anadolu Ajansı’nın kurucularından Türk yazar (ö. 1974)
  • 1891 – Lajos Zilahy, Macar yazar (ö. 1974)
  • 1893 – Karl Mannheim, Alman sosyolog
  • 1897 – Fred Keating, ABD’li aktör (ö. 1961)
  • 1899 – Gloria Swanson, ABD’li aktris (ö. 1983)
  • 1901 – Eisaku Sato, Japon siyasetçi, 3 dönem Japon başbakanı
  • 1912 – James Callaghan, İngiliz politikacı (ö. 2005)
  • 1923 – Louis Simpson, Jamaica asıllı ABD’li yazar
  • 1924 – Sarah Vaughan, ABD’li piyanist
  • 1927 – Mstislav Leopoldoviç Rostropoviç, Sovyet orkestra şefi ve piyanist
  • 1927 – Coşkun Kırca, Türk politikacı ve diplomat (ö. 2005)
  • 1941 – Ivan Gašparovič, Slovakyalı politikacı
  • 1946 – Zeliha Berksoy, tiyatro sanatçısı
  • 1953 – Adnan Yücel, Türk yazar (ö. 2002)
  • 1963 – Quentin Tarantino, ABD’li film yönetmeni ve oyuncu
  • 1967 – Talisa Soto, ABD’li aktris ve model
  • 1970 – Mariah Carey, ABD’li şarkıcı
  • 1970 – Elizabeth Mitchell, ABD’li oyuncu
  • 1971 – David Coulthard, İskoç formula yarışçısı
  • 1972 – Jimmy Floyd Hasselbaink, Hollandalı futbolcu
  • 1974 – Gaizka Mendieta, İspanyol futbolcu
  • 1975 – Fergie, R&B şarkıcısı
  • 1977 – Elías Larry Ayuso, Porto Rikolu basketbolcu
  • 1978 – Marius Bakken, Norveçli atlet
  • 1988 – Brenda Song, ABD’li dizi ve sinema oyuncusu
  • 1988 – Jessie J, İngiliz şarkıcı

Ölümler

  • 1770 – Giovanni Battista Tiepolo, İtalyan ressam (d. 1696)
  • 1945 – Halit Ziya Uşaklıgil, Türk yazar (d. 1866)
  • 1968 – Yuri Gagarin, Sovyet kozmonot (d. 1934)
  • 1972 – Maurits Cornelis Escher, Hollandalı ressam (d. 1898)
  • 1981 – Mao Dun, Çinli yazar (d. 1895)
  • 1986 – İhap Hulusi Görey, Türk grafik sanatçısı (d. 1898)
  • 1991 – Aldo Ray, ABD’li aktör (d. 1926)
  • 1998 – Ferry Porsche, Avusturyalı otomobil üreticisi (d. 1909)
  • 2002 – Billy Wilder, ABD’li yönetmen (d. 1906)
  • 2002 – Dudley Moore, İngiliz aktör (d. 1935)
  • 2006 – Stanislaw Lem, Polonyalı yazar (d. 1921)
  • 2007 – Paul Lauterbur, Amerikalı bilim adamı (d. 1929)

Tatiller ve özel günler

  • Dünya Tiyatrolar Günü: 1961 yılından beri 48 ülkede her yıl 27 Mart Uluslararası Tiyatro Birliği’nin ulusal merkezlerinin öncülüğünde kutlanıyor.

tarihte-bugun-ne-oldu24 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 83. (artık yıllarda 84.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 282 gün vardır.

Olaylar

  • 1394 – Timurlenk Şam’ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
  • 1721 – Johann Sebastian Bach Brandenburg Markizi Christian Ludwig için yazdığı ve daha sonraları Brandenburg Konçertoları olarak adlandırılan 6konçertolarını sundu.
  • 1882 – Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
  • 1923 – Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
  • 1923 – Yunanistan’da cumhuriyet ilan edildi.
  • 1926 – Türkiye’de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM’de kabul edildi.
  • 1938 – Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona’ya, İngiltere’nin Southampton Limanı’nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran’da İstanbul’a getirilen Savarona,Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
  • 1976 – Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti’den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
  • 1978 – Savcı Doğan Öz öldürüldü.
  • 1998 – Hindistan’da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
  • 1999 – NATO, Kosova’daki çatışmalar üzerine, Yugoslavya’ya karşı hava harekâtı başlattı. II. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’daki en yoğun bombardıman olan Müttefik Gücü Harekatı, Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılmasına neden oldu.
  • 2000 – Varan Turizm’e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36’şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
  • 2000 – Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir’in idamıyla sonuçlanan 1963’teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
  • 2001 – Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)’ı piyasaya sürdü.
  • 2006 – İspanya’daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
  • 2007 – Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
  • 2009 – Ergenekon davasında 21’i tutuklu 56 sanık hakkında hazırlanan 1909 sayfalık ikinci iddianame, davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, davanın bir ve iki numaralı sanıkları olarak geçiyor. Eruygur ve Tolon’un, 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor.

Doğumlar

  • 1494 – Georgius Agricola, Alman bilimadamı, “Mineralojinin babası” (ö. 1555)
  • 1607 – Michiel de Ruyter, Hollandalı amiral (ö. 1676)
  • 1834 – William Morris, İngiliz şair, ressam (ö. 1896)
  • 1874 – Harry Houdini, ABD’li illüzyonist (ö. 1926)
  • 1879 – Neyzen Tevfik, Türk neyzen ve şair (ö. 1953)
  • 1884 – Peter Debye, Hollandalı fizikçi (ö. 1966)
  • 1886 – Edward Weston, ABD’li fotoğrafçı (ö. 1958)
  • 1887 – Roscoe Arbuckle, ABD’li komedyen (ö. 1933)
  • 1897 – Wilhelm Reich, Avusturyalı-Alman-ABD’li psikiyatrist ve psikanalist (ö. 1957)
  • 1903 – Adolf Butenandt, Alman biyokimyacı (ö. 1995)
  • 1909 – Clyde Barrow, ABD’li gang (ö. 1934)
  • 1911 – Joseph Barbera, ABD’li çizgi film yapımcısı, animatör, senarist (ö. 2006)
  • 1917 – John Kendrew, İngiliz biyokimyacı (ö. 1997)
  • 1921 – Vasili Smislov, Rus satranç oyuncusu
  • 1926 – Dario Fo, İtalyan yazar Nobel Edebiyat Ödülü sahibi
  • 1930 – Steve McQueen, ABD’li sinema oyuncusu (ö. 1980)
  • 1944 – Vojislav Koštunica, Sırbistan başbakanı
  • 1944 – Han Myeong-sook, Güney Kore başbakanı
  • 1947 – Meiko Kaji, Japon şarkıcı ve aktris
  • 1956 – Steve Ballmer, ABD’li işadamı
  • 1960 – Nena, Alman müzisyen
  • 1965 – The Undertaker, ABD’li güreşçi
  • 1970 – Lara Flynn Boyle, ABD’li aktris
  • 1972 – Christophe Dugarry, Fransız futbolcu
  • 1973 – Jim Parsons, Amerikalı televizyon dizisi ve sinema oyuncusu
  • 1974 – Alyson Hannigan, ABD’li oyuncu
  • 1976 – İnci Türkay, Türk dizi oyuncusu
  • 1977 – Jessica Chastain, ABD’li oyuncu
  • 1978 – Tomáš Ujfaluši, Çek futbolcu
  • 1984 – Chris Bosh, ABD’li basketbolcu
  • 1990 – Keisha Castle-Hughes, Yeni Zelandalı aktris

Ölümler

  • 809 – Harun Reşid, 5. Abbasi halifesi (d. 763)
  • 1455 – V. Nicholaus, papa (d. 1397)
  • 1603 – I. Elizabeth, İngiltere kraliçesi (d. 1533)
  • 1794 – Jacques-René Hébert, Fransız gazeteci ve siyasetçi (d. 1757)
  • 1869 – Antoine-Henri Jomini, Fransız asker (d. 1779)
  • 1882 – Henry Wadsworth Longfellow, ABD’li şair (d. 1807)
  • 1901 – İsmail Safa, Türk yazar (d. 1867)
  • 1905 – Jules Verne, Fransız yazar (d. 1828)
  • 1909 – John Millington Synge, İrlandalı oyun yazarı (d. 1871)
  • 1916 – Enrique Granados, İspanyol piyanist ve besteci (d. 1867)
  • 1946 – Alexander Alekhine, Rus satranç oyuncusu (d. 1892)
  • 1950 – Harold Joseph Laski, İngiliz siyaset bilimcisi ve siyasetçi (d. 1893)
  • 1953 – Mary Teck, Birleşik Krallık kraliçesi (d. 1867)
  • 1962 – Auguste Piccard, İsviçreli fizikçi (d. 1884)
  • 1968 – Alice Guy-Blaché, Fransız film yönetmeni ve yapımcısı (d. 1873)
  • 1969 – Joseph Kasavubu, Kongo Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı (d. 1910, 1913, 1915, 1917)
  • 1971 – Müfide Ferit Tek, Türk romancı (d. 1892)
  • 1971 – Arne Jacobsen, Danimarkalı mimar ve tasarımcı (d. 1902)
  • 1976 – Bernard Montgomery, İngiliz asker (d. 1887)
  • 1978 – Doğan Öz, Türkiye Cumhuriyet savcısı (d. 1934)
  • 1980 – Óscar Romero, El Salvadorlu katolik papaz (d. 1917)
  • 1984 – Sam Jaffe, ABD’li aktör (d. 1891)
  • 1986 – Ertuğrul Yeşiltepe, Türk gazeteci (d. 1933)
  • 1987 – Ekrem Zeki Ün, Türk besteci (d. 1910)
  • 1988 – Turhan Feyzioğlu, Türk hukukçu ve politikacı (d. 1922)
  • 2002 – César Milstein, Arjantinli biyokimyacı (d. 1927)
  • 2008 – Richard Widmark, ABD’li aktör (d. 1914)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Tüberküloz’la Mücadele Günü

karsu-donmezTürk geleneksel müziğini caz ve funk ile harmanlayarak kendine has bir tarz oluşturan “cazın prensesi” lakaplı Karsu DÖNMEZ 7 Mart’ta Zorlu sahnesinde!

Türk geleneksel müziğinin özünü kaybetmeden, caz ve funk arasında gidip gelen bir tarz oturtmaya çalışan, küçük yaşlarda piyano çalmaya başlayan ve eleştirmenlerden tam not alarak başarılı piyanistler arasına ismini yazdıran Karsu, 7 Mart’ta Zorlu’da hayranlarıyla buluşuyor.

Dünyanın en önemli sahnelerinden New York Carnegie Hall’da ve Karadeniz Caz Festivali’nde verdiği konserlerde ayakta alkışlanan Karsu; caz, blues, soul, funk ve Türk Müziği’ni harmanlayarak kendi deyimiyle ‘Karsu Müziği’ni sahneye taşıyor.

Avrupa ve dünyada sık sık konserler veren; Türkiye’de İstanbul, Alanya, Ankara ve Akbank Caz Festivalleri’nde sahne alan ve müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşan sanatçı konserinde önceki albümlerinin yanı sıra yeni albümünden şarkılara da yer verecek. Dünyanın en önemli sahneleri New York, Carnegie Hall ve Karadeniz Caz Festivali’ndeki konserleriyle ayakta alkışlanan, müzik yorumcuları tarafından ‘o konseri ben de izlemiştim’ dedirtecek kadar çok beğenilen sanatçı geçen yıl Zorlu’da verdiği iki konserinde de kapalı gişe sahne almıştı.

Türkiye’deki konserlerine özel olarak hazırlanıyor…

Caz, blues, soul, funk müziklerini Türk müziğiyle birleştirerek kendi tarzını yaratan Karsu sadece piyano çalmıyor; o aynı zamanda çok iyi bir şarkıcı, söz yazarı, besteci ve aranjör… Kendi besteleri olan İngilizce parçaların yanı sıra, “Divane Aşık Gibi”, “Gesi Bağları”, “Domates Biber Patlıcan”, “Neredesin Sen” gibi Türk parçalarını da yorumluyor. Amsterdam’da yaşayan, fakat Hataylı bir ailenin kızı olan sanatçı, Türkiye’deki konserlerine büyük önem veriyor ve bunlara özel olarak hazırlanıyor.

Kendi deyimiyle ‘Ezgilerimizi dünyaya taşımak gurur verici” diyen ‘Karsu Müziği’ni sahneye taşıyan ve eski albümlerinin yanı sıra yeni çıkacak albümünden şarkılarını da seslendirecek olan Karsu’nun 7 Mart saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki konserini kaçırmayın!

Etkinlik Tarihi: 7 Mart Cumartesi
Etkinlik saati: 21:00
Bilet Fiyatları: 52, 65, 79, 92, 110 TL

Malum hafta sonu.Hava soğuk, belki bir yerlere gitmeye üşeniyorsunuzdur. Miskin miskin otururken internete bakınmak isterde biraz edebiyatla ilgilenmek istersiniz diye size kısa ama vurucu Albert Camus’ya ait Aforizmalardan örnekler vermek biraz belki sıkılmanızı önler diye düşündük. Buyurun aforizmalara.

Not: Albert Camus kimdir diye merak ediyorsanız aforizmaların sonunda bulabilirsiniz.

Albert Camus

 

*    Adalet olmadan düzen olmaz.
*    Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
*    Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.
*    Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
*    Aslında zeki bir insan, bunu siz de pek iyi bilirsiniz, haydut olup topluma sadece şiddetle hükmetmenin hayalini kurar. Bu da birtakım romanlarda okuduğumuz kadar kolay olmadığından, genellikle siyasete girilir, en zalim partiye koşulur. Aklımızı ayak altına alıyormuşuz, ne önemi var, değil mi? Böylece dünyaya hükmedebildikten sonra… İçimde zulümle ilgili tatlı hayaller buluyordum.
*    Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır.
*    Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
*    Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.
*    Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
*    Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar
*    Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.
*    Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.
*    Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum
*    Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
*    Bilirsiniz ki;en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
*    Bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ‘Tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti.’ cümlesini okudum. Bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum.
*    Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleri ile de insanlaşır.
*    Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.
*    Bir insan söylediklerinden çok söylemedikleriyle insanlaşır.
*    Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.
*    Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.
*    Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım…
*    Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
*    Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?
*    Bugün annem öldü, veya dün, tam hatırlamıyorum.(“Yabancı-1942”
*    Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu.
*    Bugünü anlatan yapıtların yazarları, duygu incelikleri, sevgi gerçekleri üzerinde duracak yerde, yargıçlardan, mahkemelerden, davalardan, suçlama yollarından başka bir şey görmüyorlar. Pencereleri dünyanın güzelliklerine açacak yerde, yalnızların sıkıntılarına açılmış pencereleri kapıyorlar.
*    Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.
*    Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.
*    Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.
*    Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.
*    Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.
*    Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.
*    Düşüncenin haline ağlamak boşunadır. Onun için çalışalım yeter.
*    Eğer tanrı olmasaydı, bir insan aziz olabilir miydi; bu benim bugün bildiğim tek samimi problemdir.
*    Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.
*    Evrenimin gizi: İnsandaki ölümsüzlük isteğine kapılmadan Tanrı’yı düşlemek.
*    Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.
*    Geceler sonsuz değildir.
*    Geleceğe yönelik gerçek cömertlik ,şu an mevcut olan herşeyden vazgeçmeyi içerir.
*    Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.
*    Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.
*    Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.
*    Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınar!
*    Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.
*    Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.
*    Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.
*    Hayat ve ahlak hakkında bildiğim her şeyi futboldan öğrendim.
*    Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.
*    Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım.
*    Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluruz.
*    Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.
*    Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.
*    Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.
*    İnsan “ne ise o olmayı” reddeden tek yaratıktır.
*   İnsan insan olmadığı sürece insanlar insan gibi yaşayamaz.
*    İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.
*    İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
*    İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.
*    İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.
*    İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır.
*    İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.
*    İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.
*    İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
*    İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.
*    İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.
*    İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm.
*    İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.
*    İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
*    İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.
*    İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.
*    İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır.
*    İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.
*    Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.
*    Kendine bir anlam arayan tek varlık insandır.
*    Kısaca, mahkum idamına manen yardım etmek zorundaydı.İşlerin kolayca yürümesi kendi yararınaydı.
*    Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.
*    Korkunç bir bırakılmışlık duygusu. Dünyanın bütün varlıklarını göğsüme sarsam bile, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.
*    Kötülük cehaletten gelir.
*    Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.
*    Mutluluk şansı olmasaydı, adaletin hali ne olurdu.
*    Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.
*    Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.
*    Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.
*    Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırkmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.
*    Önümden gitme seni izleyemeyebilirim, arkamdan da gelme yol gösteremeyebilirim; yanımda yürü ve yalnızca dostum kal.
*    Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.
*    Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.
*    Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim.
*    Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.
*    Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.
*    Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
*    Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.
*    Sanat zorbalığa karşıdır.
*    Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.
*    Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.
*    Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.
*    Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.
*    Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.
*    Sevmenin sınırı olamaz.
*    Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
*    Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.
*    Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.
*    Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir.
*    Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.
*    ‘Yabancı’ saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
*    Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.
*    Yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur.
*    Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.
*    Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim.
*    Yazar, sanatını büyük yapan şu iki görevi yüklenmelidir; gerçeği ve özgürlüğü.
*    Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
*    Yazılan her şey yaşanamaz, ama insan bunu yapmayı deneyebilir.
*    Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.
*    Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.

Albert Camus Kimdir?

Ortada Köpekle ilgilenen kişi Albert Camus

Ortada Köpekle ilgilenen kişi Albert Camus

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz.[kaynak belirtilmeli] 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Çocukluğu ve gençliği

20. yüzyılın en güçlü Cezayirli yazarlarından biri olan Albert Camus, 1913’te Cezayir’in Mondovi kasabasında doğdu. Yoksul bir aileden gelen Camus’nün babası bir Alsaslı, annesi ise İspanyol’du. I. Dünya Savaşı sırasında, 1914’te babasını kaybetti. Annesi evlerde hizmetçilik yaparak oğlunu okutmaya çalıştı. Ancak Camus, daha bağımsız bir hayat sürebilmek için evinden ayrıldı. 1923’te liseye, ardından da Cezayir Üniversitesi’ne kabul edildi. Üniversite eğitimi sırasında sağlığı bozuldu ve 1930’da vereme yakalandı. Hastalığı yüzünden üniversite takımının kaleciliğini bırakmak zorunda kaldı. Bundan sonra çeşitli işlerde çalışmaya başlayan Camus, felsefe eğitimini ancak 1936’da tamamlayabildi.

1934’te Fransız Komünist Partisi’ne katıldı. Bu hareketinin kaynağı, Marksist-Leninist öğretisine (doktrinine) desteğinden ziyade, İspanya’da daha sonra iç savaşla sonuçlanacak politik duruma duyduğu kaygıydı. Ancak üç yıl sonra, Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı. Camus 1934’te Simone Hie’yle evlendi. Simone bir morfin bağımlısıydı ve Camus’yle evlilikleri, Simone’nun sadakatsizliğine bağlı olarak son buldu. 1935’te “İşçinin Tiyatrosu”nu (Théâtre du Travail) kurdu fakat bu tiyatro 1939’da kapandı. Aynı yıl, verem hastası olduğundan Fransa ordusuna kabul edilmedi.

1940’ta piyanist ve matematikçi Francine Faure ile evlendi ve 5 Eylül 1945’te Catherine ve Jean adlarında ikiz çocukları oldu. Aynı yıl Paris-Soir dergisi için çalışmaya başladı. Daha henüz “Sahte Savaş” olarak adlandırılan II. Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında bir pasifist olarak kaldı. Ancak bu tutumu Paris’in Alman ordusu tarafından işgali ve 1941’de, komünist gazeteci Gabriel Péri’nin gözleri önünde idam edilmesiyle değişti ve onun da başkaldırmasına neden oldu. Paris-Soir ekibiyle Bordeaux’ya gitti ve aynı yıl ilk kitapları olan “Yabancı” ve “Sisifos Söylencesi”ni tamamladı. Camus, Bordeaux’yu 1942’de terkedip Cezayir’in Oran şehrine gitti ve ardından Paris’e döndü.

Edebiyat kariyeri

Camus II. Dünya Savaşı sırasında Naziler’e karşı oluşmuş Fransız Direnişi’ne katıldı ve bu direnişin bir parçası olarak “Combat” adında bir gazete yayımlamaya başladı. 1943’te gazetenin editörü oldu; fakat 1947’de “Combat” ticari bir gazete olunca buradan ayrıldı. Jean-Paul Sartre ile tanışması burada gerçekleşmiştir.

Savaştan sonra, Sartre ve Beauvoir gibi kişilerin buluştuğu Boulevard Saint-Germain’deki Café de Flore’u ziyaret etmeye başladı. Bu yıllarda, aynı zamanda Amerika’yı turlayarakFransız varoluşçuluğu hakkında dersler verdi. Politik olarak sol görüşlere yatkın olmasına rağmen komünizme karşı çıkması, ona komünist partilerde arkadaş kazandırmadığı gibi Sartre’dan da uzaklaştırdı.

Camus, 1949’da vereminin tekrarlaması yüzünden iki yıl inzivaya çekildi ve “Başkaldıran İnsan”ı yayımladı. Bu kitap, Fransa’daki birçok sol görüşe sahip arkadaşı ve özellikle de Sartre tarafından hoş karşılanmadı ve Sartre’la bütünüyle yollarını ayırdı. Kitabının tatsız yorumlarla karşılanması Camus’yü kitap yazmaktan tiyatro oyunları çevirmeye itti.

Camus, 1950’lerde kendini insan haklarına adadı. 1952’de Birleşmiş Milletler, Francisco Franco diktatörlüğündeki İspanya’yı üye olarak kabul edince UNESCO’daki çalışmalarını durdurdu ve kurumdan ayrıldı. Ayaklanmalarda insandışı bir sertlik kullanan Sovyet metotlarını eleştirdi. Pasifistliğini koruyan Camus, İdam cezasına karşı savaşını sürdürdü.

Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954’te başladığında, Camus kendini ahlakî bir ikilem içinde buldu. Bunun nedeni, Cezayir doğumlu Fransızları tasvir ederken kullandığı sıfat olan “siyah ayak”tı. Ancak, sonunda, savaşta Fransa hükümetini savunuyordu. Kuzey Afrika’da başlayan isyanın, aslında Mısır önderliğindeki yeni-Arap emperyalizminin ve batıya saldıran Sovyetler Birliği’nin işleri olduğunu düşünüyordu. Cezayir’in özerk, hatta bir federasyon olmasını savunuyor; fakat bütünüyle bağımsızlığını desteklemiyordu. Öte yandan, Araplar’la “siyah ayak”ların beraber yaşayabileceğini düşünüyordu. Bu kriz sırasında ölüm cezasına çarptırılan Cezayirlilerin kurtulması için gizlice çalıştı.

Camus, 1955 ve 1956 yıllarında Fransız “L’Express” dergisinde yazdı. Bunların ardından 1957 yılında Camus Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Nobel ödülünü aldıktan sonra büsbütün genişleyen ünü, onu XX. yüzyıl dünya edebiyatının başköşesine yerleştirdi. Genel yaklaşım bu ödülün bir önceki yıl yayımlanan “Düşüş” için değil, idam cezasına karşı yazdığı “Réflexions Sur la Guillotine” makalesi için verildiğidir. Stockholm Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma esnasında Cezayir konusundaki hareketsizliğini savundu. Fakat daha sonra Cezayir’de yaşayan annesinin başına ne geleceği konusunda meraklandığını bildirdi. Çelişkili sayılan bu durum Fransız sol entelektüelleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Ölümü

Camus, 4 Ocak 1960’ta, Sens yakınlarındaki küçük Villeblevin kasabasında “Le Grand Fossard” isimli bir yerde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra mantosunun cebinde bir tren bileti bulunmuştur. Büyük bir olasılıkla, Camus gideceği yere trenle gitmeyi planlamıştı; fakat arkadaşıyla birlikte arabayla dönmeyi tercih etti. İronik biçimde, Camus daha önce en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda, araba kazasında ölmeyi bunlardan biri olarak nitelendirmişti. Kazanın gerçekleştiği Facel Vega marka otomobilin sürücüsü ve yayımcı dostu da Camus’yle birlikte hayatını kaybetti. Camus Lourmarin Mezarlığı, Lourmarin, Vaucluse, Provence-Alpes-Côte d’Azur’de gömülmüştür.

Camus’nün ölümünden sonra telif hakları Camus’nün çocukları olan, Catherine ve Jean Camus’ye devredildi. Ölümünden sonra 1970’te “Mutlu Ölüm”, 1995’te de öldüğünde hala bitmemiş olan “İlk Adam” yayımlandı.

Camus’ye göre “saçma”

Camus’nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık ne de anlam sunan dünyada bunları aramalarının sonucu olarak oluşan “absürt” fikridir. Filozof bu felsefesini “Sisifos Söylencesi”nde açıklayıp “Yabancı” ve “Veba” gibi romanlarında da işlemiştir.

Genelde varoluşçulukla birlikte ele alınan “Absürdizm” (Saçma, uyumsuzluk felsefesi) ile birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır, Camus “saçma”`nın kurucusu değildir fakat bu düşünce akımında önemli bir yer tutar.

Camus, makalelerinde okuyanı dualizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık.. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Sisifos Söyleni`de bu dualizm bir çelişki halini alır: Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte öte yandan eninde sonunda yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak “Absürt”`ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir? Camus saçma kavramını burada kurar: yaşamın beyhudeliğinin bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildir[1], yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğinin bilincindedir fakat bununla savaşmaktan kaçınmaz.

Varoluşçuluk ve absürdizm hakkındaki görüşleri

Bazı eleştirmenler Camus`yü kategorize etmeye çalışarak onun bir varoluşçu ya da absürdist olduğunu söyler. Eleştirmenlerin mi ya da Camus`nün kendi ifadesinin mi doğru olup olmadığı tartışılmakla birlikte, Camus etiketlenmeyi sevmediğini belirterek varoluşçu olduğu tanımına karşı çıkar: “Hayır, ben bir varoluşçu değilim. Sartre ile isimlerimizin yan yana anılmasına hep şaştık. Sartre ve ben kitaplarımızı birbirimizle gerçekten tanışmadan önce yayımladık. Birbirimizi tanıdığımızda ise ne kadar farklı olduğumuzu anladık. Sartre bir varoluşçudur, benim yayımladığım tek fikir kitabı Sisifos Söylencesi`dir ve sözde varoluşçu filozoflara karşı doğrultulmuştur. Camus felsefesini en iyi anlatan sözlerinden biri de; ‘hayat hiçbir şey değildir, itina ile yaşayınız.’dir. Hayatın bir anlam aramaya çalışmayacak kadar kısa olduğunu, nihayetinde bir anlamı olmadığı, anlamı olsa bile olmasının hiçbir şey değiştirmeyeceğidir. Bu yüzden insanın yapabileceği en iyi şey hayatını yaşamak olacaktır. Camus hayatın anlamsız olduğunu söylemiştir, fakat anlamsız bir şeyi anlamlı yaşamanın da bir sakıncası yoktur. Bu yüzden Camus’un felsefesi pesimist veya aşırı melankolik değildir.

Bir absürdist olup olmadığı hakkında da şunları söyler:

“Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt`ü Sisifos Söylencesi`de ele alırken, bir metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle “tabula rasa” yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.”

Kaynak :* http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Camus

              *  http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1010/12254.pdf

             *   http://www.dmy.info/hayat-sacma-mi/

             *   Modern bakış açısıyla Camus

                ve muhtelif kaynaklar

 

 Bu yıl 31 Mayıs – 29 Haziran tarihleri arasında 43. kez düzenlenecek İstanbul Müzik Festivali’nin tanıtım toplantısı, dün sabah Martı İstanbul Otel’de gerçekleşti. Basın toplantısına konuşmacı olarak, İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak ve 2006 yılından beri festival sponsoru olan Borusan Holding adına Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Sekreteri Canan Ercan Çelik katıldı.
Haber :SELAY SARI
Folklorik öğelere vurgu
Sol Gabetta

Sol Gabetta

Festivalin bu yılki teması ‘Kültürel Manzaralar’, 19. YY Avrupasında milliyetçiliğin güçlenmesiyle klasik müzikte vurgu kazanan folklorik öğelere atıfta bulunuyor. Programda ‘İspanyol Manzaraları’, ‘Rus Mevsimleri ve Amerikan Mevsimleri’ gibi coğrafi başlıklara sahip konserlerin yanı sıra, Macar piyano virtüözü ve besteci Franz Liszt, Çek besteci Antonin Dvorak ve Macar halk müziği üzerine çalışmalarıyla etnomüzikolojinin kurucularından sayılan Bela Bartok’un eserlerine özel olarak yer veriliyor.
Festivalde sahne alacak önemli isimler arasında yıldız mezzosoprano Magdalena Kozena, Berlin Filarmoni’nin 12 Çellisti, keman virtüözü Patricia Kopatchinskaja ve çello virtüözü Sol Gabetta, Fazıl Say ve festivalin yerleşik konuk orkestrası Deutsche Kammerphilharmonie Berlin yer alıyor.
Patricia Kopatchinskaja

Patricia Kopatchinskaja

Bu yıl festival tarafından ısmarlanan iki eser de, aynı döneme ait iki tarihi olayı anma niteliği taşıyor. Besteci Hasan Niyazi Tura’ya, Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı sebebiyle sipariş edilen senfonik şiirin dünya prömiyeri, 31 Mayıs Pazar akşamı Lütfi Kırdar UKSS’deki açılış konserinde Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirilecek. Saygın Ermeni besteci Tigran Mansurian’a sipariş edilen eser ise dünyada ilk kez, viyola virtüözü Kim Kashkashian ve piyanist Peter Nagy tarafından 10 Haziran Çarşamba akşamı Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nde icra edilecek. Yeşim Gürer Oymak, eseri tanıtırken, “Bu eserin, 1915’te kaybettiğimiz Ermeni kardeşlerimizi anmamıza yardımcı olmasını diliyoruz,” şeklinde konuştu.
Onur Ödülü Filiz Ali’ye
Prof.Dr. Filiz Ali

Prof.Dr. Filiz Ali

Festivalin Onur Ödülü bu yıl, hem müzisyen hem de eğitimci kimliğiyle Türkiye’de çok sesli batı müziğinin yaygınlaşmasına yaptığı katkılar sebebiyle Prof.Dr. Filiz Ali’ye sunulacak. Eğitimci kimliğiyle kurduğu Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nin yanı sıra müzik eleştirileriyle de klasik Batı müziği alanında Türkiye’de en önemli isimlerden biri olan Ali’ye ödülü, 31 Mayıs günü festivalin açılış konserinde takdim edilecek.
Festival biletleri 14 Şubat’ta İKSV ana gişesi, Biletix satış noktaları, çağrı merkezi ve www.biletix.com web sitesinde satışa çıkacak.

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Rus piyanist Evgeny Grinko, 12 Aralık 2014 gecesi garaj istanbul’da!

Evgeny_Grinko

“Vals” adlı şarkısı ile gönüllerde taht kuran Evgeny Grinko ilk uzun albümü Ice For Aureliano Buendia’nın tanıtımı için çıkacağı Türkiye turnesi kapsamında 12 Aralık 2014 gecesi garajistanbul’da!

Dünyanın her yerinden önemli müzisyenleri Türk seyircilerle buluşturacak olan GOLDNIGHTS serisinin yeni misafiri Rus besteci, piyanist Evgeny GrinkoAnkara, Konya, İzmir, Eskişehir ve İstanbul’u kapsayan turnesinde hayranlarıyla buluşacak.

Moskova’nın yakınında Zhukovsky adlı küçük bir kasabadan çıkan fakat kısa sürede adını tüm dünyaya duyuran genç piyanist, ilk kez Türkiye turnesine çıkıyor….

Daha önceden yayımladığı iki kısa albümden sonra ilk uzun albümünü Ice For Aureliano Buendia adıyla Aralık 2014’te yayımlayacak olan Evgeny Grinko, duygulara hitap eden, dinleyenleri düşsel yolculuklara çıkaran tarzı ile “Cinematic Melodies” ve “Winter Sunshine” isimli albümleriyle kazandığı ünü, “Vals” adlı şarkısıyla pekiştirdi.

İlk uzunçalarında sanatçının YouTube’da 2.600.000 kereden fazla izlenen “Vals” şarkısının yanı sıra “Serenade”, “Rumba”, “Faulkner’s Sleep” gibi şarkılar da yer alıyor.

Sanatçının ilk uzunçaları Ice For Aureliano Buendia CD olarak ilk kez bu turnede satışa çıkacak.

Türkiye’de çok sıkı bir dinleyici kitlesine sahip olan ve yanında çellocu, kemancı, violacı ve akordeoncu 5 müzisyen ile sahne alan Evgeny Grinko, konserlerinde piyano haricinde gitarda ve davulda da hünerlerini gösteriyor.

Daha önceden 2 kere İstanbul’da kapalı gişe konser veren Evgeny Grinko’nun GOLDNIGHTS kapsamında gerçekleşecek bu turnesi 2014 yılının en son büyük turnesi olacak.

Birbirinden yetenekli müzisyen ve grupları izleyeceğimiz Goldnights serisinin bir parçası olarak gerçekleşecek Evgeny Grinko turnesi daha önceden Mr. Big, Asaf Avidan, Paul Gilbert, Richie Kotzen, God Is A Astronaut, Marty Friedman, Marillion, Marky Ramone, Rainbow, Leon Hendrix, Wardruna gibi isimlerin Türkiye konserlerini düzenleyen MOODLive organizasyonunda gerçekleşecek.

12 Aralık 2014, garajistanbul

Kapı Açılış : 22:00

Sahne : 23:00

Bilet Fiyatları : Tam 60 TL,

Öğrenci 40  TL

Piyanist İdil Biret, Cumhuriyet’in kuruluşunun 91. yıl dönümü dolayısıyla Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliği’nin düzenlediği programda resital verdi.
İdil Biret, başta Chopin ve Liszt olmak üzere birçok bestecinin piyano repertuvarını tamamlamış durumda. 

İdil Biret, başta Chopin ve Liszt olmak üzere birçok bestecinin piyano repertuvarını tamamlamış durumda.

UNESCO’nun Paris’teki merkez binasında gerçekleşen resitale, UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, Paris Büyükelçisi Hakkı Akil, UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı, OECD Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mithat Rende ve birçok davetli katıldı.

Piyanist İdil Biret, resitalinde Beethoven ve Chopin’ın yanı sıra Adnan Saygun’un eserlerine de yer verdi. Davetlilerden büyük alkış alan Biret, yoğun istek üzerine Chopin’ın bir başka bestesini yorumladı.

Kaynak : Al Jazeera Türk

Piyano satınalma ve piyano eğitimi alma rehberi. Hangi piyanoyu almalıyım. Nasıl bir piyano almalıyım.

Sizler uzun yıllardır sanat eğitimi veren kurumumuzu süreç içerisinde pek çok kişi piyano ve piyano eğitimi konusunda bilgilenmek için ziyaret ediyor veya arıyor. İster öğrenci adayımız olsun isterse uzak yerlerde olup öğrencimiz olamayacak kişiler olsun pek çoğumuz;  “Piyano ve piyano eğitimi konusunda” bir takım merak edilen konular hakkında sağlıklı bilgi edinemediklerini dillendiriyor. Bizde sizler bir nebzede olsa yardımcı olmak amacıyla  aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.

SONY DSC

Hayatınızın herhangi bir döneminde piyano ile tanışma fırsatı bulamamış olabilirsiniz. Ve bir gün siz veya yakınınıza  piyano dersi almaya karar verince sizin uzmanlık alanınız piyano olmadığı için, piyanoları birbirlerinden ayırt etmekte zorlanıyor ve “hangi piyanoyu almalıyım?” diye kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa…  Elbette ki çaresiz değilsiniz…

Piyano eğitimini hangi kurumdan ve hangi öğretmenden almalıyız.

Etrafınızda çeşitli kurum ya da kuruluşlardan birinde,  değerli piyano hocası/eğitmeni/öğretmeni ile çalışma fırsatını yakaladınız. Tebrikler.. Ders alacağınız eğitmen hakkında bilgi sahibi olunuz. Tecrübesi, iş deneyimi, pedagojik bilgisi ve enstrüman hakimiyeti hakkında emin olunuz..( Enazından kuruma uğrayınız ve birkaç dakika eğitmenlerle sohbet ediniz hiçbir kurum buna hayır demez) Unutmayın!… Enstrüman eğitiminde yanlış alınan eğitimin düzeltilmesi çok uzun zaman alır ve bazen de öğrenme süreci kadar emek vermek gerekir. Dolaysıyla eğitim alacağınız eğitmen, kurumun motive etme ve donanımları ile sanata yaklaşımını da göz önüne almak gerekir.

Özellikle daha küçük yaştaki çocuklarda bu durum daha önem taşır lütfen eğitmenleri ve kurumu inceleyiniz. Yeterliliklerini ve kuruma çocuğunuzun ilk geldiği andaki intibasını önemseyiniz.

(Çocuğunuza eğitim verecek bir piyano eğitmeni ona sadece notasyon bilgisi vermeyecek, ona hayatı boyunca sahip olacağı bir değeri fark ettirecektir. Piyano çalmak, ciddi sabır gerektiren bir iş olduğu gibi küçük çocuklara piyano öğretmek de bir o kadar sabır gerektirir ve bu alanda öğretmen olmak ayrı bir sanat‘tır.)

Doğru piyano eğitmenini ve kurumu buldunuz, kayıt yaptırdınız. Ya şimdi?

Piyano dersine başladınız. İlk derste nota bilgisi ve piyanoya oturuş ve tuşlar hakkında bilgiler aldınız. Çoğu eğitmen ilk bir kaç ay evde piyano olmamasına pek ses çıkartmaz. Eğitime devam edilip edilmeyeceği konusunda öğrencinin kesin karar vermesini bekler.

– Hocam evde orgum var, tuşları zaten aynı, ne zaman piyano alabilirim bilmiyorum. Acaba piyano alana kadar orgla çalışsam olur mu?

Piyano yok org verelim?

örnek Org/Keybord

Örnek Org/Keybord

 

Çoğu piyano eğitmeni bu gibi sorularla hep karşılaşır. Aslında verilmesi gereken cevap kesinlikle HAYIR dır. (Unutmayınız ki dijital piyano veya klavye asla bir orgla kıyaslanamaz  gayet basit org farklı bir işlevselliğe sahiptir) Ama maddi imkansızlıklar, evin müsait olmayışı, komşuların rahatsız olmaları v.s. gibi bahaneler yüzünden çoğu eğitmen esnek davranmaya çalışır. Cevabın hayır olmasının aslı şudur: Piyano ve org arasında aslında çok fark vardır. Tek benzerlikleri tuş şeklidir. Standart bir piyano 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşmaktadır. Orgların ise oktav ve tuş sayısı değişmektedir. Piyanolarda tuş hassasiyeti denilen bir özellik vardır. Eserleri seslendirirken nüans terimlerini bu özellik sayesinde uygulayabiliyoruz. Piyanoların tuşlarının dışı kaplamadır ama içi tamamen ağaçtır, bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü hem tuşların bir mekanizmaya bağlı oluşu ve bu mekanizma ile hareket edişi, hem de içlerinin ağaç olmasından dolayı, tuşlar olması gereken ağırlığa sahip olurlar. Ve bu ağırlık da parmaklarımıza zamanla bir güç ve esneklik kazandırır, bizi geliştirir.  Birkaç marka dışında orgların çoğunda bu özellik olmadığı gibi, çoğu orgların çıkardıkları piyano sesi oyuncağı andırmaktadır. Bu da piyano eğitimi alırken geliştirebileceğimiz kulak eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir. Org eğitimi ve piyano eğitimi birbirinden farklı teknik ve metod gerektirir. İleri düzeylerde piyano çalarken işin içine pedal da girecektir ki, orgda pedal yoktur… Piyanolarda üç pedal vardır. Bunlardan en sağdaki sesi açan, yayan bir etki yaratan, tabiri caizse yankılandıran  pedal, ortadaki pedal, sesi %50-60 oranında azaltmaya yarayan susturucu bir pedaldır, en soldakiyse, bazı eserlerde nüansı (yorumu) etkileyen tuşeyi ve hissiyatı yumuşatan pedaldır.

İşin özü şu: Piyano eğitimi almaya kesin karar veren bir kişi en geç bir iki ay içerisinde özellikle kurum çalışma imkanı sunmuyor veya sizin çalışma imkanı sunan kuruma gidip çalışma için vakit ayıramıyorsanız evinize piyano almanız eğitimin ilerlemezsi anlamında gerçekten önemlidir.

Dijital Piyano alınır mı?             

dijital piyano örneği

Örnek dijital piyano

 

Piyano eğitimi alanların sıkça karşılaştığı bu soruna değinmeden geçemeyeceğiz. Elbette konum, maddi olanaklar ev ve gürültü ile bakım gibi konular devreye girince dijital piyano önplana çıkmaktadır. Tüm bu olanaklar değerlendirilip bakıldığında imkanlar el veriyorsa akustik piyano tercih edilebilir fakat akustik piyanoların fiyatının daha yüksek olması, akort, taşınma v.s. gibi sorunlar (bir sonraki paragraflarda detaylı olarak değineceğiz) bir çoğumuz için dijital piyano ön plana çıkmaktadır.

Dijital piyano alırken neye dikkat etmeliyiz :

Artık bir çok piyano satan galeri sahipleri, alıcıları için kolaylıklar sağlamaktadırlar. Yeni başlayanlar için ya da maddi durumları açısından çok temiz ikinci el piyanolar, komşuları rahatsız olanlar için kulaklıkla çalışılacak dijital piyanolar ( ki bu tarz piyanolar çok rağbet görüyor) mevcuttur. Hatta teknoloji o kadar gelişti ki tellerin üzerine yapılan küçük bir mekanizma ile akustik piyano, dijital hale getirilebiliyor. Yani bu sayede gecenin üçünde bile kulaklıkla akustik piyano çalışabiliyoruz… . (Unutmayınız; Nar Sanat, öğrencilerine  derslikler müsait olduğu sürece sabah 09:00-akşam 21:00 saatleri arsında hiçbir ücret almaksızın piyano ve derslikleri kullanıma açmaktadır.)

Dijital piyanolarda da akustiklerde olduğu gibi fiyat yelpazesi oldukça geniştir. Öncelikle elbette piyano eğitmeninizin önerisini dikkate alın fakat bunun yanı sıra satın alma sonrası teknik destek, tuşelerin sağlamlığı ve basma gücü, bilinirlilik ve daha önce alıp denemiş olanların tavsiyesine kulak asın. Gereksiz düğme kalabalığından uzak durmaya çalışın. (Çok düğme özellikle çocuklarda dikkatin tuşelerden uzaklaşmasına yol açabiliyor)  “Fiyatı daha yüksek olan daha iyidir” mantığının yanlış olabileceğini göz önüne alın. En son teknoloji en uygunu olmaya bilir hatta bazen son modelden öncekiler fiyat/kazanç oranına göre daha uygun bile olabilir. Önemli olan ses ve dokunuşta akustik piyanoya yakınlıktır. Kaldı ki özellikle çocuk öğrenci söz konusuysa piyano eğitiminden vazgeçmeyecek durumunda ise dah üst model veya akustiğe yönelmenizi tavsye ederiz malumunuz piyano gitar değildi çocuğumuz vazgeçerse duvara asalım.

Piyano almadan önce iyice araştırma yapın, marka, model ve fiyat karşılaştırması yapın. Bu işe yıllarını vermiş çok uzman galeriler var. Eğitmeninizin ve galeri sahiplerinin tavsiyelerine kulak verin. Size en uygun piyano elbette vardır.

Akustik piyano, yalnızca piyano çalmayı, olması gereken performansı elde etmeyi, el ve parmak gelişimini doğru düzeyde sağlamayı, gerçekten bir klasik piyanist yaratmayı amaçlar. Tek amaç doğru bir performans, doğru bir tuşe, doğru bir gelişimdir. Akustik bir piyanoda yapılabilecek tek şey çalmak ve çalışmaktır. Çok fazla boşa vakit geçirmezsiniz. Daha önceden öğrendiğiniz bir parçayı o anda çalmak bile parmaklarınızı çalıştırır, size pratik yaptırır.

Org da ise her şey çok farklıdır. Çünkü Org; tuşları son derece hafif olan ve popüler müzik yapmak için tasarlanmış bir enstrümandır. Piyano eğitiminde olduğu gibi 10 parmakla nota çalınmaz! Sağ elimiz notanın ana ezgisini çalarken, sol elimiz de orgun içerisindeki ritimlerle ana ezgiye eşlik edecek akorlara basar. Burada amaç tamamen eğlence müziği yapmaktır. Orgların bol bol düğmesi vardır çünkü içinde çeşitli enstrüman sesleri, çeşitli fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonların hiç birini piyano dersi alırken kullanmadığımızı tekrar hatırlatmak isterim.

Çalış stilleri de, teknik yapıları da, öğrenme şekilleri de birbirinden farklı olan bu iki alet nasıl olur da başlangıç aşamasında birbirlerine alternatif olabilirler? Nasıl çocuğunuz voleybolu basketbol topu ile oynayamazsa, piyano dersini de orgla çalışmak onu son derece yanlış yerlere sürükler. Yanlış teknik oturur, yerleşir ve bu çalışma şeklinin devamlılığı sürdükçe de, ya kolu sakatlanır, ya da bu işi doğru bir şekilde öğrenemez ve zamanla da bir şeyler öğrenemediği için piyano dersinden soğur. 

Orgla piyano çalışmanın sonucunda, yanlış oturmuş ve yerleşmiş bir tekniğe sahip olup, sonrasında onu değiştirmek ve düzeltmekle uğraşmaktansa, ya da çocuğunuzun bu işten soğuyup uzaklaşmasındansa, piyano alabileceğiniz süreye kadar, çocuğunuza piyano dersi aldırmayın, inanın bana çok daha doğru bir şey yapmış olursunuz.  Çünkü piyano çalmayı öğrenirken edinilmesi gereken bazı teknik bilgiler var. Öğrenilmesi ve alışılması gereken bazı temel kurallar var. Bunlar baştan doğru sağlanamazsa , sonrasında yanlışı düzeltmek ya da o yanlış teknikle piyano çalmak çok daha zor.

Akustik piyano alırken nelere dikkat etmeliyim, Nasıl bir piyano almalıyım?

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Akustik piyanolar konsol ve kuyruklu olmak üzere ikiye ayrılır. Öncelikle konsol piyanolardan bahsedelim:  Konsol Piyano; duvar tipi piyanolara, yani sırtı duvara dayanan piyanolara denir. Tel boyları daha kısa oldukları için, kuyruklu piyanoların aksine dik bir şekilde durur ve daha az yer kaplarlar, sesleri de kuyruklu piyanolar gibi rahatsız edici yükseklikte değildir, ev ortamında rahat çalışabilmeniz için tasarlanmışlardır. Konsol Piyanoların Tel boyları/uzunlukları 108cm den başlar 135cm ye kadar çıkar. Zaten 135cm den sonra da, hem görsel açıdan gözü yormaması adına, hem de mekanizmanın daha sağlıklı işleyebilmesi için yatırılarak, kuyruklu piyano olarak üretilirler. Konsol piyanoların oldukça zengin çeşitleri vardır, her amaca uygun ölçüde ve fiyatlarda üretilmişlerdir. Eğer piyano eğitimini amatör olarak alacaksanız, ya da sadece hobi amaçlı devam ettirecekseniz, çok büyük ölçülerde ve profesyonel bir piyanoya ihtiyacınız olmadığını hatırlatalım. 108 ila 118cm arası konsol piyanolar size yeterli olacaktır. Ama ilerde bir ihtimalde olsa bu eğitimi profesyonel olarak devam ettirme durumu söz konusu ise, bir daha masraf yapmamanız için minimum 118cm lik bir piyano almanızı öneririz. Tabi bu durum piyanonun markasına ve modeline göre de değişiklik gösterecektir. Şöyle düşünün, her 1600 motorluk araba aynı performansı vermiyor öyle değil mi?

Konsol piyanonun seçimi aşamasında, ne kadar zamandır piyano  dersi aldığınızı, ya da bu işte ne kadar hevesli olduğunuzu, yaşınızı ve bu işe ayırdığınız bütçeyi vb. gibi detayları satış elemanlarına ya da piyano öğretmenlerimize anlatırsanız, sizi çok daha iyi yönlendireceklerdir ve sizin için en doğru seçimi göstereceklerdir.  Çünkü konsol piyanolar da kendi aralarında gruplanmaktalar. Sizin için en doğru yolu ancak bu şekilde gösterebiliriz. Bir kuyruklu piyanonun performansını veren konsol piyanolar bile bulunmakta. Amacınız sadece bir hobi eğitimi almak ise, yanlış ürüne yanlış yatırımlar yapmayınız. Apartmanda ses problemi yaşıyorsanız, akustik bir piyanoya silent sistem dediğimiz tamamen sessiz ve kulaklıkla çalışılabilen bir mekanizmayla da sahip olabilirsiniz. Değişik marka piyanolarını incelerken, aynı piyanoların silent olan versiyonlarını da inceleyebilirsiniz. Apartmanlardaki piyanodan kaynaklı ses problemleri silent piyanolar sayesinde artık yaşanmamaktadır. Türkiye’de akustik piyanolara sonradan silent piyano sistemi için makina takan firmalar da var, ama sakın sonradan bu işlemleri yaptırmayınız. Fabrika ortamında değil de sonradan takılan silent sistemlerde, hem piyanonuzun ana garantisini kaybedersiniz hem de piyanonuzun tamamen sökülüp baştan takılması gibi bir durum söz konusu olacağı için, bu aşamada yapılan hatalarda piyanonuzdan çalarken garip sesler (rezonans) elde edersiniz.

Elbette unutmayınız ki her taşınmanızda veya yer değiştirmenizde piyanonuzun akordu değişebilir veya zarar görebilir.  Uzman taşıyıcılardan yardım almanız gerekmektedir.

Akustik piyano çeşitleri hakkında da bilgi sahibi olalım :

Duvar (Konsol) piyanoları boyutlarına göre ayrılır:

  • Küçük piyano:

Küçük boyutlardaki spinet piyanoların boyutu 91.4 cm’dir.

  • Konsol piyano:

Uzunluğu yaklaşık 101.6 cm’dir.

  • Stüdyo piyano:

Uzunluğu yaklaşık 114.3 cm’dir.

  • Profesyonel piyano:

Profesyonel piyanolar 121.9 cm uzunluğunda ve yüksekliğindedir.

Kuyruklu piyano

  • Tam kuyruklu:

Tam kuyruklu piyanolar genellikle tavanı yüksek yerlerde, örneğin otellerde veya büyük sahnelerde kullanılır.

  • Yarım kuyruklu:

Tam kuyruklu ile benzerdir.

  • Çeyrek kuyruklu:

Çeyrek kuyruklu piyano ise evlere girebilir. Ancak kuyruklu piyanolar duvar piyanolarına göre sesi daha iyi ve kuvvetli verdiği için apartman dairelerinde tercih edilmemelidir.

kuyruklu piyano örneğiArtık bir piyanomuz var. Şimdi ne olacak?

(Akustik piyano  nereye nasıl yerleştirmeliyim, nasıl taşımalıyım, nasıl bakım yapılmalı)

Akustik  piyanoyu evde yerleştireceğimiz alana çok dikkat etmeliyiz.  Akustik Konsol Piyanoların ses tahtaları duvara dayandıkları yerde bulunduğundan, piyanonuzu aldıktan sonra duvara çok fazla sıfır gelecek şekilde dayamayınız. Piyanoyu dayadığınız duvarın içinden su borusu geçmemesine dikkat edin, rutubetten, sıcaktan ve soğuktan etkilenmemeleri içinde lütfen piyanonuzu binanızın dış cephe duvarına dayamayınız, iç cephe duvarı olmasına dikkat ediniz. Piyanonuzu peteklerin yada şöminelerin yanına koymayınız ve üstlerine klima çalıştırmayınız.  Piyanoyu, olanaklarınız el verdiği ölçüde yerinde tutun ve çok sık yer değiştirmeyiniz. Her taşınma ve yer değişikliği piyanonuz için bir risk oluşturur. Ama ille de taşınması gerekiyorsa, alanında uzman kişiler tarafından taşınmasına dikkat ediniz. İlk akort kısa sürede düşebilir. Bu akordu yapan kişinin yada galerinin hatası değildir, endişelenmeyin, bu piyanonun kalitesizliğini de göstermez. Sadece çalgının çok ince ayarlanması gereken tellerinin, henüz yerlerine alışamadıklarını gösterir. İlk dönemlerde piyano akordunuzu yılda 2 kere yaptırmanız piyanonuzun markası ne olursa olsun akort ömrünü uzatacaktır. Bir kaç yıl sonra akortlanmaya alışan piyano, daha uzun süre akortlu kalmaya başlayacaktır. Tüm bunlara dikkat ettikten sonra, piyanonuz da kesenize dikkat edecek ve sizi hiç üzmeyecektir.

Hayırlı olsun. Haydi şimdi piyano çalışmaya…

Not: Ürünleri alırken biliyoruz ki satış sonrası desteği de göz önüne alacaksınız.

Bu arada eğitimle ilgili sorularınız olursa istediğiniz zaman kurumumuzu ziyaret ederek destek alabilirsiniz. Yeter ki siz sanatla ilgilenin.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu

Ersin SARACİK

Piyano Öğretmeni

 

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfınca (İKSEV) bu yıl 28’incisi düzenlenen “Uluslararası İzmir Festivali”, 14 Haziran’da başlayacak.

izmir-fest-2014

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfınca (İKSEV) bu yıl 28’incisi düzenlenen “Uluslararası İzmir Festivali”, 14 Haziran’da başlayacak.

Efes Antik Tiyatro’daki açılış töreninin ardından besteci şef Krzysztof Penderecki yönetimindeki Varşova Senfoni Orkestrası, piyanist Hüseyin Sermet solistliğinde sahne alacak.

Orkestra, Ludwig van Beethoven’ın “Prometheus Overture” ve “Piyano Konçertosu No.5” ile Krzysztof Penderecki’nin “Senfoni No.2” adlı eserlerini seslendirecek.

18 Haziran’da ise Arte dei Suonatori orkestrası, Efes Celsus Kütüphanesi’nde, kemancı Rachel Podger solistliğinde sahne alacak.

Festival, 3 Eylül’de Silk Road Ensemle konseriyle sona erecek.

İZDOB

İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), geçen yıl prömiyeri yapılan Tevfik Akbaşlı’nın “Muhteşem Süleyman” adlı eserini 17 Haziran’da sahneleyecek.

Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu operada, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğumundan, Zigetvar seferinde otoğındaki ölümüne kadar geçen sürede yaşadıkları, hasta yatağında çektiği acılar, pişmanlıklar ve üzüntüleri konu ediliyor.

Orkestra şefliğini Gagliardo Vargas’ın, koro şefliğini Zdravkov Dimitrov yaptığı, librettosunu Işık Noyan’ın yazdığı operanın, dekor tasarımı Tayfun Çebi’ye, kostüm tasarımı Sevda Aksakoğlu’na, ışık tasarımı ise Müfit Özbek’e ait.

İZDOB Çocuk Balesi, 12-14 Haziran’da gösteri sunacak.

İZDOB etkinlikleri, Elhamra Sahnesi’nde gerçekleştirilecek.

Diğer etkinlikler

Zuhal Olcay, Zülfü Livaneli ve Güvenç Dağüstün, bu akşam “Camerata İzmir Nazım Şarkıları” konserinde sahne alacak.

Şef İbrahim Yazıcı’nın yönetimindeki konserde, ayrıca Gustav Holst’un “St. Paul’s Suite Op. 29 No. 2” ve Leopold Mozart’ın “Mi Bemol Maj. İki Korno Konçertosu” adlı eserleri seslendirilecek, İzmir Wheelchair Dance Project’in engelli sanatçıları da Banu Dağcıoğlu’nun koreografisiyle bir dans gösterisi sunacak.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ndeki konserin başlama saati, 20.00.

Kültür Modern Sanat Akademisi, bu akşam Uğur Sayınbatur şefliğinde, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde film müzikleri konseri verecek. Konser, saat 21.00’de başlayacak.

Türk Halk Müziği yorumcularından Vildan Turan, yarın saat 20.30’da İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde başlayacak albüm tanıtım konserinde, müzikseverlerle buluşacak.

Moda Sahnesi oyuncuları, William Shakespeare’ın eseri Hamlet’i 14 Haziran’da İzmir Sanat’ta sahneleyecek. Kemal Aydoğan’ın yönettiği oyunda, Onur Ünsal, Esra Kızıldoğan, Kübra Kip, Murat Tüzün, Timur Acar, İnan Ulaş Torun, Çağlar Yalçınkaya, Hasan Demirtaş ve Alper Baytekin rol alıyor.

Gamze Aksoy ve Demet Küçüktürk’ün yönettiği “Pinokyo” adlı çocuk oyunu, 15 Haziran Pazar günü, 11.00 ve 14.00 saatlerinde İzmir Sanat’ta sahnelenecek.

Çağırhan Erkan’ın piyanoda, Seher Erkan, Atabey Aydın, Çiçek Bilen ve Ersin Kuşkanat’ın vokalde olduğu “Siyah Beyaz Tuşlar Eşliğinde Türküler ve Şarkılar” dinletisi, 16 Haziran’da İzmir Sanat’ta gerçekleştirilecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Konseri, 17 Haziran’da İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde düzenlenecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatrosu’nda düzenlediği “Aşık Veysel Sanat Günleri” etkinliği çerçevesinde, 17 Haziran’da Şükriye Tutkun sahne alacak.

Sergiler

Sunay Özel’in resim sergisi, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde 19 Haziran’a kadar açık kalacak.

Aslıhan Akyel’in yarın İzmir Sanat’ta açılacak resim sergisi, 18 Haziran’a kadar gezilebilir.

Hayatın farklı yollarından yürüyen, farklı yerlerden gelen, farklı yeteneklere sahip dört adamın bir tesadüfle birleşip kurdukları The Piano Guys grubu, 11 Nisan’da Zorlu Center PSM’de İstanbul seyircisine unutulmayacak bir konser deneyimi yaşatmaya geliyor!

The-Piano-Guys

 İsmini, Utah’daki bir piyano mağazasından alan The Piano Guys grubu, bir piyano mağazası sahibi, bir video-grafiker, bir piyanist ve bir çellistten oluşuyor. Eski şarkılara yeni bir ekleme, yeni şarkılara klasik bir dokunuş yapmayı seven grup, klasik müzik, film notaları, rock ve pop müziğin eklektik bir karışımı olan ve kıyas kabul etmeyen, kendilerine özgü bir stil yaratıyor.

İnternetin son fenomenleri

The Piano Guys grubu, hobi amacıyla yaptıkları videolarını internete yükledi ve kısa zamanda bir fenomen haline geldi. Grubun videoları, 1 milyon 800 binden fazla abonesi olan Youtube kanalından, bugüne kadar 90 milyondan fazla görüntülendi.

Sahnede sürprize hazır olun…

Facebook’ta da 600 bini aşkın takipçiye ulaşan The Piano Guys, kitleleri etkisi altına alan özgün stilini 11 Nisan akşamı Zorlu Center PSM’de İstanbullularla paylaşmaya geliyor. Grup ayrıca, Türkiye’deki dinleyicilerine bir sürpriz yapmaya hazırlanıyor.

Mekan: Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, Ana Tiyatro

Bilet Fiyatları: 50 TL, 69 TL, 90 TL, 105 TL, 125 TL

Venezuella’dan Rusya’ya, İspanya’dan Japonya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan seçkin solist ve topluluklar Nisan’da Ankara’da… Biletler 7 Mart’ta satışta!

31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali AFİŞ

Her yıl Ankara baharını müzik ve dansla renklendiren, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca düzenlenen Uluslararası Ankara Müzik Festivali 31. kez 4-30 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. Venezuella’dan Rusya’ya, İspanya’dan Japonya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan seçkin solist ve topluluklar, senfonik müzik, oda müziği, dünya müziği ve dans alanında festival programını zenginleştiriyor. Türkiye’nin yetiştirdiği ve sanatlarını uluslararası alanda sürdüren önemli değerler de festivalde yer alıyor. Etkinliklerin 7 Mart’ta satışa sunulacak olan biletlerinin fiyatları 25 ile 150 TL arasında değişiyor. Öğrenciler için bilet başına 10 TL indirim yapılacak.

Festivalin açılışı 4 Nisan akşamı MEB Şura Salonunda Fazlı Orhun Orhon yönetimindeki Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası tarafından yapılacak. Çaykovski ve Frank’ın orkestra eserlerinin yer aldığı konserde genç obuacı Demre Erdem, Haydn’ın obua konçertosunu seslendirecek. Ayrıca genç bestecilerimizden Onur Nurcan‘ın “Fantasia” adlı eserinin Ankara prömiyeri yapılacak.
Klasik müzik alanında festivalde yer alan orkestralar Bilkent Senfoni, Kazakistan Oda Orkestrası ve Orkestra Akademik Başkent. Orkestraların Işın Metin, Pavel Tarasevich, ve Ertuğ Korkmaz’ın şefliklerindeki konserlerinde solist olarak Japon kemancı Akiko Suwanai, ünlü piyanistimiz İdil Biret, Kazak kemancı Gaukhar Murzabekova ve flütçü Nikolai Popov yer alacak.

Bach’ın yapıtları üzerinde uzmanlaşmış Alman çellist Pieter Wispelwey, Avrupa’daki festivallerin aranan topluluğu Borodin Quartet ve piyanist Alexei Volodin, Venezuella varoşlarından müzikle fışkıran Simon Bolivar Quartet, bir Türk ve üç Yunan müzisyenden oluşan Atina’nın aranan dörtlüsü Tetraktys Quartet, vokal, çello ve gitarı buluşturan Trio Anka, Hollanda’dan Duo Pehlivanlı-Safonova viyola-piyano ikilisi festival programını oda müziği dalında zenginleştirip renklendiren topluluklar. Bu bağlamda Amerika’da yaşan genç bestecimiz Erberk Eryılmaz‘ın Viyola Konçertosu’nun da Türkiye prömiyeri Esra Pehlivanlı tarafından, seçkin müzisyenlerin oluşturduğu topluluk eşliğinde yapılacak.

Pink Floyd, Liszt ve Piazzola sevenler için, üç konsepti aynı konserde Londra merkezli çalışan genç piyanist AyşeDeniz Gökcin buluşturuyor. Pink Floyd uyarlamalı topluluğun da beğenisini kazanarak internette tıklanma rekorları kıran AyşeDeniz Gökcin, Güney Amerika ve Avrupa’dan peşpeşe aldığı davetlerle verdiği konserlerden sonra, bu düzenlemelerini ilk kez Ankara’da seslendirecek. Festivalin bir başka genç yıldızı da, Amerika’da giderek ünlenen klasik gitarcımız Celil Refik Kaya.

Polonya’yla diplomatik ilişkilerin 600. yılında bir Türk-Polonya ortak projesi de “Karol Şimanovski Re-Oriented” başlığıyla festivalde yer alıyor. Bu çalışmanın özelliği, tambur, ney, kemençe, ud, kanun, bağlama gibi geleneksel Türk sazları ile keman, çello, viyola, gitar gibi Batı sazlarını bir araya getirmesi ve hazırlanan bestelerin dünya prömiyerinin yapılacak olması.

Geniş kitlelerin beğenisini kazanmış ünlü gitarist Al di Meola da, yepyeni konseptiyle 31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nin dikkati çeken konuklarından biri. Al di Meola,“Beatles§More” adını verdiği konserinde Beatles parçalarını bir yaylı çalgılar dörtlüsü ve kendi triosuyla birlikte 3000 kişilik Congresium salonunda seslendirecek. Ankara’nın bu yüksek kapasiteli salonu Festivalde, Türkiye’de ilk kez “Ballet Nacional de Espana / İspanya Devlet Balesi”ninFlamenko gösterisine de sahne olacak. Festivalin kapanışı da gene Congresium’da, dünyanın en ünlü Rus topluluklarından biri olan Vladimir Ponkin şefliğindeki büyük Ossipov Balalayka Orkestrası ile yapılacak. Konserde senfonik balalayka orkestrası bazı parçalarda mezzosopranoIrina Dolzhenko ile tenorAlexander Zakharov’a da eşlik edecek.

Festivalin sokaktaki insana sürprizi ise, 5-9 Nisan arasında beş gün süreyle her akşam 19.30-21.30 arasında Kuğulu Park’ta düzenlenecek olan Alman sanatçıların Işık Gösterisi…

Program ve Fiyatlar için Lütfen TIKLAYINIZ

 

Sizler için 2014 yılında ülkemizi ziyaret edecek ve konserler verecek bazı müzisyenlerin programlarını derlemeye çalıştık. 

Frodo İstanbul’a Geliyor

dj frodo

Frodo

“Yüzüklerin Efendisi” serisinde canlandırdığı Frodo Baggins rolüyle tanınan Elijah Wood, Türkiye’ye geliyor.

Ünlü oyuncu Wood ve San Francisco’lu DJ Turquoise Wisdom’ın biraraya gelerek oluşturduğu Wooden Wisdom, yarın akşam İstanbul Blue Night Presents: “Bnat Mag. Bonanza” gecesine konuk olacak.

Steve Vai 28 Mart’ta Küçükçiftlik Park’ta

Müzik dünyasının yaşayan efsanelerinden Steve Vai, Gold’N Strings dahilinde unutulmaz performansı ile 28 Mart’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

İstanbul’a daha önce de gelen ve her konseriyle hayranlarını coşturan Vai, henüz 12 yaşındayken Joe Satriani’den gitar dersleri Steve Vaialarak müziğe başladı ve 18 yaşına geldiğinde efsanevi müzisyen Frank Zappa ile beraber çalışıyordu.

30 yıllık müzik hayatına, 15 milyonu aşkın albüm satışı ve 3 Grammy ödülü sığdıran Vai TEC Foundation tarafından “En üst düzey müzik simyacısı” olarak anılıyor.

Ünlü Piyanist David Helfgott da İstanbul’a Geliyor!

David Helfgott

David Helfgott

Dünyanın en önemli piyanistlerinden ve hayatı Oscar ödüllü “Shine” filmi ile beyaz perdeye aktarılan David Helfgott, çıkacağı son dünya turnesi kapsamında Türkiye’ye geliyor. David Helfgott, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda, Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 15 Nisan 2014 tarihindeİstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği çok özel konser ile hayranlarıyla buluşacak.

Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan David Helfgott’ın konser biletlerine Biletix’ten ulaşılabiliyor.

Albümü 4 milyondan fazla sattı!

Helfgott’ın ‘TheLast Great Romantic, Rahmaninov’ albümü 4 milyondan fazla sattı ve ‘Billboard’ dergisi tarafından en başarılı klasik müzik albümü seçildi.

The Guardian gazetesi Helfgott’dan şu cümlelerle bahsediyor: “Pavarotti futbol fanatiklerine operayı sevdirdi, David Helfgott da hayatı boyunca hiç klasik müzik konserine gitmeyecek olan insanlara piyanoyu ve klasik müziği sevdiriyor.”

David Helfgott kimdir?

David Helfgott, Melbourne’de Polonya asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz beş yaşındayken, babasının öğretmenliği sayesinde başladığı piyanoda gösterdiği performans ile “harika çocuk piyanist” olarak tanındı.

On yaşına geldiğinde Perth’li piyano öğretmeni Frank Arndt’dan ders almaya başladı ve ablası Margaret ile katıldığı birkaç yerel yarışmada ödül kazandı. Genellikle romantik müzik yapan Helfgott, en zor eserlerden sayılan Rahmaninov’un 3. piyano konçertosunu icra edebilen sayılı sanatçılardan biri.

David Helfgott’ın gerçek hayat hikâyesinden senaryolaştırılan ve Aktör Geoffrey Rush’a “En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü” kazandıran “Shine” filminde, ruh sağlığı yerinde olmayan müzik aşığı bir babanın, sahip olamadığı müzisyen kimliğini oğluna kazandırmaya çalışması ve bu süreçte yaşanan dram konu edilmişti.

color tango

Color Tango

Dünya genelinde yaşayan “En İyi Tango Orkestrası” kabul edilen efsanevi “Color Tango”, 7 ve 10 Mart’ta İstanbul’da unutulmaz bir performans sunacak.

Avrupa’nın en büyük Tango festivali kabul edilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “tanGO TO İstanbul” dahilinde Color Tango, Türkiye’ye geliyor.

Tüm dünyada tanınan Arjantinli ve Türk dansçıların gösterileriyle zenginleştirilmiş repertuarıyla sahne alacak olan orkestra, 7 Mart’ta Şişli Kent Kültür Merkezi ve 10 Mart tarihinde Türker İnanoğlu Show Center’da sahne alacak.

İstanbulTANGO okulunun kurucuları Murat Elmadağlı ve Eşref Tekinalp’in 6 yıl evvel ilkini organize etttiği ve bu yıl Avrupa’nın en büyük tango festivali haline gelen “tanGO TO İstanbul 2014” dünya şampiyonu Arjantinli ve Türkiye’nin en iyi yerli çiftlerini konuk edecek.

‘Beirut’ İstanbul’a Geliyor

Beirut

Beirut

Batı Avrupa ve Balkan müziğini kendi yorumlarıyla harmanlayan ‘Beirut’ 17 Ağustos’ta Küçükçiftlik Park’ta performans sunacak.

Daha önce 2 kez ülkemizde sahne alan, grup farklı enstrümanları ve müzikleriyle İstanbullularla bir kez daha buluşacak. Zach Condon, Perrin Clouiter, Jason Poranski, Nick Petree, Kristin Ferebee, Paul Collins, Jon Natchez, Kelly Pratt ve Ben Lanz ile cello, akordiyon, gitar, keman, bateri, tef, ukulele, saksafon ve mandolin gibi bir çok entstürman performansını 17 Ağustos akşamı sahnede buluşturacak olan Beirut, İstanbulluların kulaklarının pasını silecek.

Metallica’nın henüz kesinleşmeyen Türkiye Konseri Hakkında Merak Edilenler

Metallica

Metallica

Metallica’nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık.

Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica’nın 13 Temmuz’da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz.

Soru: Metallica’nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?
Cevap: Metallica’yı 2008 yılında Türkiye’ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz’da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.

Soru: Metallica’dan resmi bir açıklama geldi mi?
Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica’nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: “Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz”. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi…

Soru: Metallica’nın gelme ihtimali yüksek mi?
Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts’in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.

Soru: Konser nerede yapılacaktır?
Cevap: 2008’deki son konser Ali Sami Yen’de yapılmıştı. 2010’da yapılan ve Metallica’nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı’nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park’da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.

Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?
Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica’nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın.

Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?
Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist’lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.

Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?
Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var… Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.

Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?
Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisinde konser resmiyete kavuşacaktır.

Metal All Stars Türkiye’ye Geliyor!

metalallstarsZakk Wylde, Phil Anselmo, Joey Belladona ve daha bir çok ünlü metalcinin yer aldığı Metal All Stars İstanbul’a geliyor.

Headbang’in geçtiğimiz sayısında bu haber verilmişti fakat netlik kazanan bir bilgi olmadığı için pek fazla etrafta lanse edilmedi. Metal All Stars’ın Facebook sayfasında önümüzdeki dönemin turne takvimi yayınlandı ve takvimde Türkiye de yer alıyor.

29 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan organizasyon, metal dünyasından bir çok ünlü ismin tek bir sahnede olması anlamına geliyor. Aşağıda grupta yer alanların tam listesi bulunuyor. Müziği bırakacağını açıklayan Motley Crüe’nun Vince Neil, bu etkinlikte özel konuk olarak yer alacak.

Rock Off Festivali Biletleri Satışta!

Megadeth, Amon Amarth ve WASP’ın sahne alacağı Rock Off Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

3-4 Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Rock Off Festivali’nin indirimli ön satışlarıbaşladı. 3 Ağustos günü WASP ve Amon Amarth, 4 Ağustos günü ise Megadeth’in sahne alacağı festivalin biletleri SOSYOTIX üzerinden satışa çıkarıldı.

Sahne önü kombine bileti 200 lira, genel giriş kombine bileti ise 125 liradan satışa çıktı. Bu fiyatlar adından da anlaşılacağı üzere 2 günlük. Tek günlük bilet satışı yapılmayacak. Buraya tıklayarak bilet satın alabilirsiniz.

2 gün önce biletlerin 185 ve 115 liradan satılacağı duyurulmuştu fakat bugün görüldüğü üzere daha pahalı bir fiyat ile biletler karşımızda. Hakikaten çok ilginç şeyler dönüyor. Açıklanan fiyatların indirimli ön satış fiyatı olduğunu unutmayın, yakın bir zamanda biraz daha pahalılaşacak.

New Age’in Efsane İsmi İlk Kez Türkiye’ye Geliyor

kitaro

Kitaro

New age ve dünya müziğinin önemli isimlerinden Japonyalı Kitaro, dev orkestrası eşliğinde 4 Mart’ta Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek.

Etnik ve elektronik öğeleri bir araya getiren, dünyanın dört bir yanında dinleyenleri felsefi ve derin yolculuklara çıkaran efsanevi müzisyen Kitaro , 4 Mart akşamı Haliç Kongre Merkezi sahnesine konuk olacak.

Pozitif Live tarafından gerçekleşecek gecede, Kitaro’ya 36 kişilik dev bir orkestra eşlik edecek.

Kapıların 17.00’da açılacağı konserin biletleri 3 Şubat Pazartesi günü tüm Biletix gişeleri ve biletix.com’dan satışa sunulacak.

“Gitarın Büyülü Elleri” Türkiye’ye Geliyor

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Enno Voorhorst, sanat yaşamında ilk defa geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Ortaya koyduğu performansla “gitarın büyülü elleri” tanımlamasını elde eden dünyaca ünlü Hollandalı virtüöz Enno Voorrhorst, sanat yaşamında ilk kez geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Voorhost, Ensemble Feverish Music (EFM) Uluslararası Kültür Ajansının Yaşar Ünivesitesi işbirliğiyle düzenleyeceği “Uluslararası Gitar Günleri 2014” etkinliğine katılacak.

EFM Uluslararası Kültür Ajansı Kurucusu Zafer Yümlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ajanslarının 2014 yılı faaliyetleri kapsamında dünyaca ünlü Enna Voorhost’un ilk defa Türkiye geleceğini ve burada genç gitaristlerle “master class” çalışması yapacağını bildirdi.

450 Yıllık Orkestrayla Geliyor

daniel

Daniel Barenboim

Hem piyanist hem de şef olarak klasik müziğin zirvesinde yer alan Daniel Barenboim, 450 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ve saygın orkestralarından Staatskapelle Berlin’le birlikte İstanbul ’a geliyor. 9 Grammy ödüllü Barenboim yönetimindeki Staatskapelle Berlin, İKSV organizasyonuyla 15 Mayıs Perşembe akşamı Zorlu Center PSM’de sahneye çıkacak.

Staatskapelle Berlin, İstanbul konserinde iki bölümünü seslendireceği Wagner’in ‘Tristan ve Isolde’sini ilk kez 1876’da bestecisinin yönetiminde çalmıştı. Wagner’in Tannhauser kaydıyla Grammy ödülü kazanan Staatskapelle Berlin, konserde yine Wagner’in ‘Nürnbergli Usta Şarkıcılar Uvertürü’nü de yorumlayacak.Konser programında ayrıca, Elgar’ın 2. Senfonisi de yer alacak. Prestijli The Guardian gazetesinin “Daniel Barenboim ve Staatskapelle Berlin yüksek beklentileri karşılamakla kalmıyor, onların çok ötesine geçiyorlar” yorumu konserin bu yılın unutulmaz İstanbul konserlerinden biri olacağına dair ipuçları veriyor.

Theodore Kuchar Konseri

Theodore Kuchar yönetiminde 21 Şubat’ta Lütfi Kırdar Auditorium’da gerçekleşecek olan konserde müzikseverler bir araya gelecek.

Dünyanın Kemanları Festivali İstanbul’da Dört Mevsim

Dünyanın Kemanları Festivali kapsamında, İstanbul’da Dört Mevsim CRR Konser Salonu’nda..

Steps Trio Caz

Tenor ve soprano saksofonda Gürtuğ Gök, klavyede Barış Mert Peker ve perküsyonda Riccardo Marenghi. Bu üç yetenekli müzisyenin müzik kimyalarının eksiksiz uyumu hemen göze çarpıyor. Klasik caz repertuarını avangard bir anlayışla ve ilham verici şekilde yorumlayan Steps Trio, 21 Şubat akşamı hakiki bir caz deneyimi yaşatacak.

Istanbul Soul Nights

Istanbul Soul Nights partisi soul, funk ve R&B rüzgarlarıyla ile birlikte 21 Şubat’ta Babylon Lounge’ta. Hustle, 45, Dance Electrik, Bus Stop, Boogaloo, Funky Chicken, Crazy Robot, Shing-a-Ling ve Soul Street Line Dance’in danslarıyla eğleneceğiniz bu partiye görselleri ve müzikleriyle beraber Soul Sendikası ve Vj De-Mode eşlik ediyor.

Jan Blomqvist Konseri

Jan Blomqvist

Jan Blomqvist

Berlin’in son dönemlerdeki en merak uyandıran ve gelecek vadeden isimlerinden olan Jan Blomqvist unutulmayacak bir performans sergilemek için 21 Şubat’ta Cue İstiklal’de! Jan Blomqvist’in müzik serüveni oldukça ilginç. Elektronik müzikle tanışmadan önceki 7 seneyi aşkın bir süre zarfında karanlık ve melodik sounduyla Kuzey Almanya’yı sallayan bir grunge-rock grubunda şarkıcı, bas gitarist ve şarkı sözü yazarı kimliği… Ta ki Berlin’e taşınıp elektronik müziğe olan tutkusunu keşfedene kadar. Bundan sonraki süreç Jan’ın grubu iddialı bi karar vererek bırakması ve elektronik müzik odaklı kariyerine tek başına devam etmesiyle sonuçlanıyor. Şimdiki sound’unu ise Radiohead, Muse, Bodi Bill, Stephan Bodzin ve James Holden’ın müziğinin bir karışımı olarak tarif edilebilir melankolik, melodik elektro-pop ve minimal teknonun müthiş ahengi.

Electropol

Ξlectropol | Istanbul 2014 elektronik dans müziğin en gözde isimlerini İstanbul’da hayranlarıyla buluşturuyor; dünyaca ünlü festivallerin ana sahne DJ’leri 4000 kişilik dev Maslak Arena Festival Çadırı’nda konuk ediliyor.

!f Gökkuşağı Partisi

!f music’in gelenekselleşen Gökkuşağı Partisi bu yıl iki sahneye yayılıyor. ‘Asrın drag queen’i olarak anılan şarkıcı ve oyuncu Divine’ı sık sık hatırlayacağımız geceye drag kostümü ile bekleniyorsunuz. Ortamı kadar müzikleriyle de eşsiz geçecek gecenin yıldızları, kariyerindeki zirveye son hızla tırmanan İngiliz DJ Anthea ve Berlin’in en meşhur underground mekanı Berghain / Panorama Bar’ın resident DJ’i nd_baumecker. Ana sahneyi, Gökkuşağı Parti serisinin vazgeçilmez ikilisi DearHead, alternatif sahneyi ise Duygu Dönmez nam-ı diğer Just-D hareketli house setleriyle ısıtacak. Anthea kim? Yüksek enerjisi ve eşsiz prodüksiyon kabiliyeti sayesinde, en meşhur kulüplerin DJ kabinine girmeyi başaran Anthea, Loco Dice, Guti, Alex Celler, Werner Niedermeier gibi minimal müziğin sınır tanımayan isimleriyle ortaklaşa işlere imza attı. nd_baumecker kim? Yolu Almanya’da pek çok şehirden geçen Baumecker’in şu anki durağı Berlin. Deney alanı olarak tanımladığı dans pistini disco, house, techno, electro, pop ile coşturmayı başaran ND, partneri Sam Barker ile 2010 yılından beri birlikte müzik üretiyor. DearHead kim? Birlikte ilk kez 2009 !f Gökkuşağı Partisi’nde çalan, İstanbul müzik endüstrisinin başarılı iki ismi Bengi Ünsal ve Evrim Tüfekçioğlu bugüne dek festival ve kulüp etkinliklerinde çaldıkları büyüleyici setleriyle dans severlerin favori ismi haline geldi. Just D kim? İstanbul dans ortamlarının neşeli karakteri Duygu Dönmez nam-ı diğer Just D, eski-yeni en güzel house parçalarından oluşturduğu setleriyle dans pisti aşıklarının