Yazılar

Beyoğlu Belediyesi, düzenlediği “Beyoğlu” konulu kısa film yarışması için, Beyoğlu’nu anlatan, teması Beyoğlu olan, Beyoğlu’nu mekan, oyuncu ya da konu olarak seçtiğiniz kısa filminizi bekliyor.

”Beyoğlu” Kısa Film Yarışması

Dereceye giren ve izlenmeye değer görülen kısa filmler, Kültürlerarası Sanat Diyalogları kapsamında Mannheim Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilecek kısa film günlerinde Beyoğlu Belediyesi adına gösterilecektir.
Jüri değerlendirme sonucu yarışmayı kazanan en iyi kısa filmin yönetmeni Beyoğlu Belediyesi Gençleri Dünyayı Dolaşıyor Projesi kapsamından yurt dışı gezisi kazanacaktır. İlk üç dereceye giren filmlerin yönetmeni de, T20 cep telefonu ile ödüllendirilecektir.

Bir kameranız ve “Beyoğlu” için bir senaryonuz varsa, 14 Mayıs 2012’ye kadar da vaktiniz var. Beyoğlu’nu kısa film yapın, yurt içi ve yurt dışında izleyicilere ulaşma şansı yakalayın.

Başvuru için Tıklayınız

 

Kaynak :[-]

Bosnalı ”Çocuklar”ı Cannes Film Festivali’ne gidiyor.

 

Çocuklar-Djeca -yönetmen Aida Begiç

Bosnalı savaş çocuklarının hikayelerini anlattığı ”Çocuklar” (Djeca) adlı filminin dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nin resmi bölümlerinden “Un Certain Regard”da yapılacak olan yönetmen Aida Begiç, ”Korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Cannes Film Festivali’nde 2008 yılında ”Kar” (Snijeg) filmiyle Semaine de la Critique Bölümü’nün ”büyük ödülü”nü (Grand Prix) alan ve daha sonra bu filmi ABD’li ünlü yönetmen Angelina Jolie’ye ilham olan Bosnalı genç yönetmen Aida Begiç, 16-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Cannes Film Festivali’nde ”dünya prömiyeri” yapılacak ”Çocuklar” filmiyle ilgili AA’ya açıklama yaptı.

Bir filmin gösterime gireceği en iyi yerin ”Cannes Film Festivali” olduğunu vurgulayan Begiç, bu nedenle kendi adına ve Bosna-Hersek adına çok mutlu olduğunu söyledi.

Begiç, bir önceki filmi olan ”Kar”da Boşnakların hayallerini ele aldığını ve yeni filmi için araştırma yaparken ”Boşnakların hayallerine ne olduğunu?” kendi kendine sorduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

”Hayallerimizi, hatıralarımıza değiştirdiğimizin düşüncesine vardım. Sanki cesaretimizi kaybetmiş ve bir şekilde hayal kurmayı bırakmışız gibi. ‘Kar’ filmindeki olaylar savaş sonrası, 1996 yılında, hala bu ülkede güzel şeyler olabileceğine inandığımız zamanlarda geçiyor. Fakat 16 yıl sonra, sonsuz bir şimdiki zamanı yaşıyoruz sanki. Sanki geleceğe artık inanmıyoruz, 2-3-10 sene sonra ne yapacağımızın bile hayallerini kurmuyoruz. Bu tür düşünceler ‘Çocuklar’ filmi için ana fikir oldu.”

Filmin başrol oyuncusu Rahima’nın, 1992 yılında savaş başladığında 5 yaşında, erkek kardeşi Nedim’in ise savaşta doğduğunu dile getiren Begiç, ”Böyle korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Aida Begiç, ”Çocuklar” filminin çekimlerinin Saraybosna’nın Otes bölgesinde yapıldığını ifade ederek, bu bölgenin hikayesinin de trajik olduğunu kaydetti.

Otes’in savaş öncesi yapıldığını ve savaş sırasında ilk cephe hattında olduğu için tamamen yıkıldığını anlatan Begiç, ”Otes’te şimdi büyük bir çelişki var. Savaş zamanında harabeye dönmüş ve hala kurşun izleri taşıyan binaların yanı sıra, yepyeni, inanılmaz güzellikte villaları da burada görebilirsiniz” diye konuştu.

-”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır”-

Begiç, sanatın, birisinin yargılanması ya da sonuçlara varılması için var olmadığını, aksi takdirde böyle bir sanatın propaganda olacağını belirterek, profesyonel anlamda sanatın gerçeklerden oluşması gerektiğini dile getirdi.

”Günlük hayatımızda savaş var olduğu takdirde, sanat da var olacaktır” diyen Begiç, ”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır. Eğer bu filmi izleyen insanlar, çocuklarımıza, yeni nesillere nasıl bir dünya bıraktığımız hakkında kendilerine soru soruyorlarsa, bu benim için işimi başarıyla tamamlamışımdır demek” diye konuştu.

-Ünlü yönetmen Kaplanoğlu ile ortak yapım-

Begiç, TRT’nin de desteklediği filmin uluslararası ortak yapımcılarından birinin de Semih Kaplanoğlu olduğunu vurgulayarak, ”Semih Kaplanoğlu saygı duyduğum bir yönetmen. Kendisiyle İstanbul’da tanıştım ve ilk toplantımızdan sonra beraber çalışmaya karar verdik. İşbirliğimiz çok ilginçti. Yapımcı olan bir yönetmenle çalışmak çok farklı” dedi.

Aida Begiç, başörtüsü takmasıyla ilgili de ”başörtüsünün bir kadının kişisel tercihi olduğunu” belirterek, şöyle konuştu:

”Bu işte (yönetmenlik) kadın olarak başarılı olmak zaten çok zor. Bir kadın için otoriter ya da yönetmen gibi davranmak, bir erkeğe göre çok daha zor. Özellikle başörtülü olduğunuz zaman, çünkü o zaman herkesin kafasında, pozitif ya da negatif olsun, hakkınızda belli bir düşünce oluşuyor. İnsanlar cahilliklerinden dolayı sizi yargılıyorlar. Bizim sorunumuz da genelde onlara karşı iç dünyamızı açmamak, onların sorunu ise bizim dünyamızı tanımak istememeleri.”

Başrollerini Marija Pikiç ve Ismir Gagula’nın paylaştığı ”Djeca”, Bosna’daki savaşta yetim kalan 5 yaşındaki Rahima ile savaş yıllarında doğan kardeşi Nedim’in hayat hikayesini ve mücadelesini anlatıyor.

Kaynak: [-]


“Can”, “İkizler Firarda”, “Can Dostum”, “Koruyucu”, “Aşk ve Para” ve “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” bu hafta vizyona girecek filmler…

İkizler FirardaBu hafta üçü yerli olmak üzere toplam 6 yeni film vizyona girecek.

Can

Raşit Çelikezer’in yazıp yönettiği “Can” filmi, anne-baba olmayı, sabretmeyi, sevgiyi, gururu ve pişman olmayı anlatıyor.

Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ, Erkan Avcı, Zeynep Yalçın, Cengiz Bozkurt ve İdil Yener’in oyuncuları arasında yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Mutlu bir evlilik yapan Ayşe ve Cemal, normal yollardan çocuk sahibi olamayınca Cemal’in zoruyla illegal yollara başvururlar. Başından beri bu duruma karşı tavır alan Ayşe, çocuğu bir türlü bağrına basamaz ve çocuk 1 yaşına gelirken Cemal evi terk eder. Çocukla bir başına kalan Ayşe, ondan kurtulmak için her yolu dener, ancak başarılı olamaz. Cemal’in ise artık bambaşka bir hayatı vardır.”

 

İkizler Firarda

Yönetmenliğini Yusuf Füven’in yaptığı bir aile komedisi olan “İkizler Firarda” filmi, iki kızın annelerini arama maceralarını beyaz perdeye taşıyor.

Bir sohbet sırasında babalarının konuşmalarını yanlış anlayan ikiz kardeşler, yıllar önce ölen annelerinin yaşadığını zannederek, Bursa’ya onu aramaya gider. Muhtardan aldıkları adresleri gezerken başlarından pek çok olay geçer.

Çekimleri Bursa’da gerçekleştirilen filmde, Necmi Yıldırım, İkranur Demirtaş, Ferganur Demirtaş, Nagehan Başer, Sümer Tilmaç, Cengiz Küçükayvaz, Oya Aydoğan ve Seda Sayan rol alıyor.

Can Dostum

Bugüne kadar gösterildiği ülkelerde elde ettiği yüksek gişe hasılatı ile dikkati çeken Fransız yapımı “Can Dostum” (Intouchables), hikayesini gerçek bir olaydan alıyor.

Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden henüz salınmış genç göçmen Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe ona inanır ve bir şans vermek ister.

Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin komik, duygusal ve insanı derinden etkileyen hikayesini anlatan film, hayatın daha önce görmezden gelinmiş olan güzelliklerinin fark edilmesini sağlıyor.

Yönetmenliğini Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun üstlendiği filmde François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny ve Audrey Fleurot rol alıyor.

Koruyucu

Haftanın tek aksiyon filmi, Boaz Yakin’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği “Koruyucu” (Safe).
Jason Statham, Chris Sarandon, James Hong, Anson Mount, Robert John Burke, Reggie Lee ve Catherine Chan’in rol aldığı filmin konusu şöyle:
“Çinli yeraltı suç örgütü Triadlar, 10 yaşındaki Çinli matematik dahisi Mei’yi memleketi Nanjing’den kaçırarak, örgütün rüşvet ve haraç çarkının kasası olarak kullanılmak üzere Amerika’ya gönderir. Böylece örgüt tek bir bilgisayar ya da yazılı belge kullanmayacak, bütün sayılar küçük kızın aklında olacaktır.

Rus mafyasıyla başı derde giren ikinci sınıf bir kafes dövüşçüsü olan Luke Wright, evsiz, beş parasız ve toplumdan soyutlanmış halde New York sokaklarında yaşamaktadır. Olaylar sonucu Rus mafyası, polis ve Triadlar arasında kalan Mei’yi, Luke Wright kurtarır ve kendi yok edilen hayatını da geri almak için şehrin altını üstüne getirir.”

Aşk ve Para

“Aşk ve Para” filminin (One for the Money) başrolünde oynayan Katherine Heigl, Janet Evanovich’in on sekiz ciltlik polisiye romanının sevilen kadın kahramanı Stephanie Plum’ı canlandırıyor.

Yönetmenliğini Julie Anne Robinson’ın yaptığı filmin konusu şöyle:
“New Jersey’de doğup büyüyen, gururlu bir kadın olan Stephanie, acilen nakit paraya ihtiyaç duymaktadır. Son çare olarak kefalet senedi veren şirketinde tahsilat ajanı olarak çalışmak için kuzenini ikna eder.

İlk olarak Vinny’nin en büyük borçlusu olan eski polis memuru, cinayet zanlısı ve geçmişte sonu kötü biten bir aşk macerası yaşadığı Joe Morelli hedefindedir. Ancak işin içine girdikçe Morelli’ye yöneltilen suçlamaların sağlam temelli olmadığını anlayan Stephanie, işine burnunu sokan ailesi, cinayete meyilli bir boksör, arka arkaya ölen tanıklar ve Morelli’yi bulduğunda ondan etkilenmesi gibi sorunların da devreye girmesiyle, yeni işinin düşündüğü kadar kolay olmadığını görür.”

Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi

Mustafa Erdoğan’ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı ve 85’den fazla ülkede 30 milyon kişi tarafından izlenen “Anadolu Ateşi” gösterisi, “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” adıyla üç boyutlu olarak beyaz perdeye aktarıldı.

Çekimleri geçen yıl ağustos ayında Aspendos’ta yapılan dans gösterisinin 3D sinema filmi, detaylı ve titiz çalışmalar sonucunda 100 kişilik bir animasyon ve profesyonel 3D çekim ekibi tarafından 6 ayda gerçekleştirildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu

Bitlis Kültür Sanat Derneği’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Sanat Tiyatrosu ekibi kentteki 500 yıllık tarihi Hatibiye Medresesi’nde…

Bitlis Kültür Sanat Derneği’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Sanat Tiyatrosu ekibi, kentteki 500 yıllık tarihi Hatibiye Medresesi’nde uluslararası tiyatro festivallerine hazırlanıyor. Ekip, 11 Mayıs’ta İzmir’de ve 15 Mayıs’ta Denizli’de yapılacak festivallere katılacak.

İki yıl önce kurulan Bitlis Sanat Tiyatrosu, bugünlerde “Cibali Karakolu” oyunuyla halkın gönlünde taht kurdu. Davet edildikleri ulusal ve uluslararası festivaller için hummalı bir çalışma sürdüren tiyatro ekibi, 4 bayan ve 8 erkek olmak üzere toplam 12 kişiden oluşuyor.

Bitlis Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökmen Okdayan, Bitlis tarihinde bir ilki gerçekleştirerek uluslararası ölçekte düzenlenen tiyatro festivallerine katılan ilk ekip olduklarını söyledi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, İzmir ve Denizli’deki festivallere davet edilen tek tiyatro ekibi olmanın gururunu yaşadıklarını kaydeden Okdayan, “Bu büyük bir başarı. Bu, ekibimizin ve oyuncularımızın başarısıdır. Bu anlamda oyuncularımızın hepsini tek tek tebrik ediyor, hepsine teşekkür ediyorum. Ekip arkadaşlarımız kısa sürede büyük işler başararak Bitlislilerin gönlünde taht kurmayı başardılar. İnşallah bu başarımızı diğer illerde de sürdüreceğiz” dedi. Kısıtlı imkanlarla başarıyı yakaladıklarını da vurgulayan Okdayan, Bitlis’te tiyatro faaliyetlerini sürdürmenin çok kolay olmadığını, ancak ulusal ve uluslararası festivallerin hazırlıklarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.

Bitlis Sanat Tiyatrosu, daha büyük başarılara imza atmak için şehirdeki iş adamlarından ve bürokratlardan destek bekliyor.

 

Kaynak : [-]

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sinematek gösterimleri, cuma akşamı başlayacak 

İzmir'de Macera Filmleri

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 yıldan bu yana sürdürdüğü ve gelenekselleşen, “Yeniden Sinematek” etkinliklerine “macera filmleri klasikleri” temasıyla devam ediyor. Gösterimler, her cuma akşamı saat 20.00’de İzmir Sanat’ta başlayacak ve yine ücretsiz olacak.


İlk olarak 4 Mayıs cuma akşamı, 1959 yılı ABD yapımı “Gizli teşkilat” (North by NorthWest) isimli film gösterilecek. Alfred Hitchcock tarafından yönetilen filmde, Cary Grant, Eva Marie Saint ve James Mason gibi dönemin ünlü isimleri rol alıyor.

11 Mayıs cuma akşamı, 1948 ABD yapımı “Sierra Madre hazineleri” (The Treasure of the Sierra Madre) İzmirlilerle buluşacak. Humphrey Bogart’ın başrolde olduğu film, yönetmen John Huston ve babası Walter Huston’a birer Oscar Ödülü kazandırmıştı. Başarılı konusu ve Bogart’ın olağanüstü oyunculuğuyla ses getiren film, sinema tarihinde aynı filmle bir baba-oğla Oscar kazandıran tek film olma özelliğini taşıyor.

18 Mayıs cuma akşamı ise 1961 yılı Japonya yapımı “Yojimbo” isimli film gösterilecek. Japonlar’ın dünyaca ünlü başarılı yönetmenleri Akira Kurusawa’nın yönettiği film, 1800’lerin Japonyası’nda “Sanjuro” adındaki gezgin bir samurayı ve yaşadıklarını anlatıyor.

İzmirliler “Sinematek” sayesinde; Ekim-Kasım ayında “Komedi Filmleri”, Aralık ayında “Fantastik Filmler”, ocak ayında “Japon Sineması”, şubat ayında “Müzik ve Dansın Büyüsü” ile buluşan İzmirliler, mart ayında “Şehir hikayeleri”, nisan ayında ise “Sesin gölgesinde” temalı filmleri ücretsiz olarak izleme şansı bulmuştu

İBB’nin, Şehir Tiyatroları yönetmeliğinde yaptığı değişikliği protesto eden sanatçılar, Galatasay Lisesi önünden Tünel’e yürüdü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir TiyatrolarıGörev ve Çalışma Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler ve repertuar belirleme yetkisinin genel sanat yönetmeninden alınması sanatçılar tarafından protesto edildi.

Beyoğlun'da sanatçı eylemi 24 nisan 2012

“İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU EHLİLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetmeliğini protesto eden onlarca tiyatro sanatçısı, İstiklal Caddesi’ndeki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. Sanatçılar ellerindeki “Muhafazakar Sanat”, “Şehir Tiyatroları Yok Edilemez”, “Korkuya Karşı Özgür Tiyatro” dövizlerle protesto gösterisine destek verdi. Aralarında Halil Ergün, Tarık Akan, Bülent Kayabaş, Ayşe Nil Şamlıoğlu, Erkan Can, Mehmet Ali Alabora, Mustafa Alabora, Rutkay Aziz, Fırat Tanış, Perihan Savaş gibi sanatçıların bulunduğu gruba CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP İstanbul milletvekili Süleyman Çelebi de destek verdi.

Grup adına basın açıklamasını tiyatro sanatçısı Engin Alkan yaptı. Alkan, “Herşeyin farkındayız. 1914’ten beri ehil ellerde olan İstanbul Şehir Tiyatrosu göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada herhalde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden sanatçı kovuluyor. Tüm bunlar sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünden küçük düşürme gayretleridir. Gerçekleri eğip bükerek hiçkimse sanatçı ve sanatçıyla halkın arasına nifak sokamaz. Hedefin ne olduğunu görüyoruz. Özgür düşünceden korkmayan herkes görüyor. Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek olan muhafazakar sanat gibi söylemler demokratiktirleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, siyasi iradeye teslim edliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi sanata asıl ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapı oluşturmaktır” dedi.

24 nisan 2012 Şehir Tiyatroları için eylem

“HUKUKİ ZEMİNDE HAKKIMIZI ARAYACAĞIZ”
Sessiz kalmayacaklarını söyleyen Alkan, “Öncelikle dayatılan yeni yönetmeliğe karşı hukuki zeminde hakkımızı arayacağız. Yüz yıllık şehir tiyatrosu mirasını her zeminde savunacağız. Ustalarımıza, gelecek kuşaklara karşı üstlendiğimiz bu sorumluluğu ülkemizdeki, dünyadaki tüm sanat emekçileriyle paylaşıyoruz. Hedefimiz çağdışı yönetmelik dayatmaları yerine çağdaş ve özerk bir İstanbul Şehir Tiyatrosu yasasıdır” diye konuştu. Alkan, “Sayın belediye başkanının bir canlı yayında kurum sanatçılarına sunduğu öneriyi düstur kabul ediyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Bizim işimiz tiyatro” dedi. Basın açıklamasının ardından tiyatro sanatçıları bağırarak yeni yönetmeliği protesto etti.

İSTİFA EDEN ESKİ SANAT YÖNETMENİNDEN ‘HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSIN’ MESAJI
Protesto gösterisine katılan tiyatro sanatçısı Cem Davran, “Hayatımın tamamını şehir tiyatrolarında geçirdim. Şehir tiyatrosuna dayatılan yönetmelik asla ve asla bir sanat kurumunda uygulanamaz. Bu vandalca ve garabet bir yönetmelik. Bir an önce ilgili kişiler tarafından değiştirilmesi lazım” diye konuştu.Mehmet Ali Alabora da “Burada yapılacak şey çok net. Şehir tiyatro sanatçılarının diyalog için muhatap alınmaları. Bir yönetmelikle değil bir yasayla şehir tiyatrolarının özerk yapısının koruma altına alınması gerekiyor” diye konuştu.
Yönetmeliğin değiştirilmesine tepki olarak Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’nden istifa eden Ayşe Nil Şamlıoğlu, “Herkesin uzmanlaştığı alanda işini yapması lazım. Eğer herkes kendi bildiği işi yaparsa bu ülkenin çağdaş bir geleceği çok daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inanıyorum. Onun için ne olur herkes kendi işini yapsın” dedi.

“BUNLAR HEP GERİYE TEPTİ, YİNE TEPECEKTİR”
Sanatçı Halil Ergün, “Bu uygulamayı yapanlar bunu düşünsünler. Bu 28 Şubat müdahalesinden farklı bir şey değildir. Sanatsal kurumlara sanata toplum mühendisliği dayatmak çok görüldü bu ülkede. Bunlar hep geriye tepti, bu da tepecektir. Yazarın bir tanesi parayı veren düdüğü çalar demiş. Kimin parasını kime çalıyorlar ? Belediyenin orada harcadığı para halkın kültürel ihtiyaçlarının parasıdır ” dedi. Sanatçı Rutkay Aziz “Öncelikle tiyatroyu tiyatrocular yönetecektir. Gelip giden belediye başkanlarının tiyatrosu değildirşehir tiyatroları. İstanbul’un ve Türkiye’nin tiyatrosudur. Bırakacaksın tiyatroyu da tiyatrocular yönetecektir” diye konuştu. Ardından onlarca tiyatr sanatçısı Galatasaray Lisesi önünden Tünel Meydanı’na kadar alkışlar, sloganlar ve ıslıklar eşliğinde yürüdü.

 

Sanatçıların tepkisi

ADANADA TİYATROCULARDAN İSTANBUL’DAKİ MESLEKTAŞLARINA DESTEK EYLEMİ
ADANA’da tiyatro oyuncuları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda repertuvarı belirleme yetkisinin, genel sanat yönetmeninden alınıp, belediye bürokratlarına verilmesini prostesto edip, meslektaşlarına destek verdi.
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nun önünde bir araya gelen Adana’daki devlet ve şehirtiyatrolarında çalışan oyuncular, Çukurova Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencileri ve çok sayıda sanatsever “Şehir tiyatroları yok edilemez” sloganları attı.

Eyleme ünlü tiyatro sanatçıları, Şebnem Sönmez, Güler Ökten, Zerrin Sümer, Tilbe Saran Eda Çatalçam, Evren Ercan, Serpil Göral ve Maria Akgüllü de katıldı. Tiyatro oyuncusu Şebnem Sönmez, gerçekleştirdikleri eylemin 71 ilde eş zamanlı yapıldığını ve 10 bine yakın tiyatro oyuncusu ve tiyatroemekçisinin İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki kabul edilemez uygulamalara ortak tepki gösterdiğini söyledi.

Şebnem Sönmez, “İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yönetmeliği bir gecede değiştirildi. Genel sanat yönetmenin bütün yetkileri elinden alındı, yerine belediye atanan bir bürokrat yönetim kurulu başkanı oldu. Bunun üzerine Genel Sanat Yönetmenimiz olan Ayşenil Şamlıoğlu ve tüm yönetim kurulu üyeleri istifa etti.Tiyatrocu arkadaşlarımız, ortak bir tavır gösterip, dayanışma sağladı. Anadolu’nun dört bir yanındaki meslektaşlarımız da bu dayanışmaya destek veriyor olması bizleri gururlandırdı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ABD’ye gitmeden birkaç saat önce “Eğer memnuniyetsiz bir durum varsa, tekrar revize edebiliriz” dediğini iddia eden Sönmez, “O açıklamanın ardından 5 günde 15 bin imza toplandı ve eylemler düzenlendi. Amacımız Kadir Topbaş, Türkiye’ye geldiğinde toplanan imza ve sosyal medyadaki mesajları iletilerek, bizlerle yani şehir tiyatrosu oyuncularıyla buluşmasını sağlamak. Bu buluşmada bizler kendisine bu konuyla ilgili yeni öneriler sunarak yönetmeliğin kaldırılmasını isteyeceğiz” diye konuştu.
Bir süre daha alkışlarla tempo tutup, protestolarını sürdüren tiyatrocular, olaysız dağıldı.

DHA

ANKARALI TİYATROCULARDAN DA YÖNETMELİK PROTESTOSU 
Tiyatro sanatçıları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yapılan yönetmelik değişikliğini, Ankara’da yaptıkları eylemle protesto etti.

Büyük Tiyatro önünde toplanan ve tiyatro sanatçılarından oluşan kalabalık, ”Korkuya karşı özgür tiyatro”, ”Şehir tiyatroları yok edilmez” yazılı pankartlar açarken, bir tiyatro oyuncusu da adalet heykeli gibi giyinerek hiç hareket etmeden açıklama süresince bekledi.

Kültür Sanat-Sen, Detis, Tobav, Tomeb, Işık-Der, Santekder, Kültür-İş, Nazım Hikmet Kültür Merkezi,Ankara Halk Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, DTCF Mezunları Derneği ve ASSA adına basın açıklamasını okuyan tiyatro sanatçısı Şahin Ergüney, İstanbul Şehir Tiyatroları yönetimliğinde yapılan değişikliğin, sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünde küçük düşürme gayreti olduğunu öne sürdü.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 1914’ten beri ehil ellerde olduğunu belirten Ergüney, ”Tiyatro göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada her halde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden, sanatçı kovuluyor. Bilinsin ki gerçekleri eğip bükerek hiç kimse halkla sanatçı arasına nifak sokamaz” diye konuştu.

Ergüney, yeni yönetmeliğe karşı huhuki zeminde de haklarını arayacaklarını ifade ederek şunları kaydetti:

”Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek ‘muhafazakar sanat’ gibi söylemler, demokratikleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, sanatsal iradeye teslim ediliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi, sanata ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapıyı oluşturmaktır. Onlar bunu sadece sanatçı için değil, halk için yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa sanat sessiz kalır”

Topluluk, açıklamanın ardından sloganlar atarak dağıldı.

NE OLMUŞTU?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Komisyonu’ndan çıkan kararla Şehir Tiyatroları Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmış, Şehir Tiyatroları’nın bundan sonraki repertuarını tamamı edebiyatçılardan oluşan bir kurulun belirlemesi kararlaştırılmıştı.

Kaynak :  [-]  

Zeki Demirkubuz, Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notları’ndan serbest uyarladığı filmini anlattı.

Zeki Demirkubuz

Demirkubuz’un İstanbul Film Festivali’nden 5 ödülle dönen filmi şimdi sinemalarda. Demirkubuz, “Benim filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok” diyor. “Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor.”

Lermontov’un “Çağımızın Kahramanı” kitabını anlatırken söylediği sözleri hatırlatıyor Zeki Demirkubuz: “Tatlı yediğiniz yeter. Mideniz bozuldu. Biraz da acı yiyin.” Başrollerinde Engin Günaydın’ın yer aldığı ve İstanbul Film Festivali’nden beş ödülle dönen yeni filmi “Yeraltı”nda yönetmen, yine hiçbirimizin inkâr edemediği karanlık noktalarımıza iniyor.

Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” kitabından esinlenen Demirkubuz filmin baş karakteri Muharrem’le benzeştiğini söylüyor. Film, insanın kötüden de pekâlâ beslendiğini, dibe vurmanın dayanılmaz bir zevke dönüştüğüne odaklanıyor: “İnsan zararına olan bir şeyi yapmaz diyorsak, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz?”

– Murathan Mungan’ın en iyi filmi size vermek için çok çabaladığı konuşuldu. Bu jüriden ödül bekliyor muydunuz?

Yıllar yılı sinemacılardan sıtkı sıyrılmış biri olarak İstanbul Film Festivali’ne, jüride Murathan Mungan’ı görünce katıldım. Özel bir ahbaplığımız yok. Tek kriterim bana garezi olmayan birilerinin olması jüride. İnsanlarda filmlerimden çok kişiliğimle bir etki uyandırıyorum. Özellikle sinema çevresinde (gülüyor). Türk toplumunda adalet duygusu yaratılmış değil. Türk insanı ihtirastan, gizlenmiş “ben” duygusundan hareketle kendini var ediyor. Bunun da en somut karşılığı biraz sanatçılarda, biraz da ‘Yeraltı’ndaki gibi mürekkep yalamışlarda.

– Filmde geçen “Mürekkep yalamışların arasındaki husumet kan davasından daha beterdir” sözü filmin ana cümlelerinden biri mi sizin için de?

Bütün Cumhuriyet tarihi aydınlarının özetidir o cümle. Bir cümle daha var, bulduğumda ve yazdığımda yağlarımı eriten: “Aklın i..leştirdiği insan tipi.” Cinsiyetçilik olarak algılanmasın bu tabii. Bu bir dil. Ahlaktan, gururdan, şereften yoksun bir akıl insanı i..leştirir. Adam çok zekidir. Atom bombasını yapar, gider insanların kafasına atar.

– Muharrem için ne kötü, ne iyi diyebiliyoruz. Herkes gibi karmaşık, biraz da acılarından da beslenen bir tip.

Benim hiçbir filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok. Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor. Bu ülkedeki dünyayı anlama çabasının, muhakeme etme

Yeraltı - Zeki Demirkubuz Film Afişi

gücünün, aydın duygusunun en aşağılık yanı bu. Her şeyi karşıtlarla anlatmak. Yoksa Muharrem’e biri sapık der, biri kıskanç der. Zaten sistem bizim böyle düşünmemizi istiyor.

– Filmi izlerken ne zaman Muharrem gibi olacağım acaba diye düşünenler çok oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir mesaj aldım geçen gün. “Senin Allah’ın yok mu? Ben bundan sonra nasıl yaşayacağım. Kendimi kandırıyordum, hayat ne güzel gidiyordu” demiş (gülüyor).

– Diğer filmlerdeki karakterlerinizle çok karşılaştırılıyor Muharrem. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Aksine çok hoşuma gidiyor. 18 senedir aynı şeyi sayıklayıp duran bir adamım. İnsanın muğlaklığı ve belirsizliği. İnsan akılcı bir varlıktır, yararına olmayan bir şeyi yapmaz diyorsak zararına gibi gözüken, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz? Dostoyevski’nin “Ye-raltından Notlar”ı yazmasına neden olan şey de bu. Ben insanları kendileriyle barıştırıyorum. Yoksa ben de insanların gözlerini doldurarak hikâye anlatmasını bilirim. Sen de sıkılmadın mı bu kadar mıymıntılıktan?

Yeraltı’nın Muharrem’i Engin Günaydın, İstanbul FilmFestivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülüne değer görüldü.

Kaynak: Cumhuriyet – AYŞEGÜL ÖZBEK

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği 3. Antalya Televizyon Ödülleri sahiplerine verildi.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Antalya Kundu Turizm Bölgesi’ndeki Mardan Palace Otel’de düzenlenen ödül törenine sanatçılar kırmızı halıdan geçerek geldi. Şıklıklarıyla dikkati çeken sanatçılar, basın mensuplarına poz verdi.
Melike Öcalan ve Caner Cindoruk’un sunduğu gecede bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay için hazırlanan film gösterildi. Filmin gösterimi sırasında bazı sanatçıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, yaptığı konuşmada, bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay, Ayten Alpman, Ekrem Bora ve Ümit Usta’yı andı. Televizyon sektörünün sadece Türkiye’de değil, artık uluslararası alanda da adını dünyaya duyurduğuna dikkati çeken Akaydın, ”Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yarışmanın sonuçları ne olursa olsun, bütün sanatçıları ve arkasındaki teknik elemanları alkışlıyoruz. Onlar bizim kalbimizde taht kurmuş olarak Antalya’dan ayrılacaklardır” dedi.

Radyo Onur Ödülü Boran’a, Onur Ödülü Bugay’a

3. Antalya Televizyon-Ödülü töreni

Gecede bu yıl ”Radyo Onur Ödülü”ne layık görülen, ancak rahatsızlığı nedeniyle törene katılamayan Orhan Boran ile telefon bağlantısı kuruldu. 60 yıllık çalışma hayatında çeşitli vesilelerle ödüllerle onurlandırıldığını anlatan Boran, ”Fakat bu gece lütfedilen ödülün bambaşka bir değeri var. Beni davet etme lütfunda bulunarak, 10 küsür senedir gözlerden ırak ama gönüllerden uzak olmadığımı gösterdi, bu beni çok mutlu etti. İkincisi zor bir sağlık savaşından geçiyorum. Bu ödülün bana verilmesi de moralimi son derece yükseltti. Bu ödül için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Orhan Boran’ın ödülünü teslim alan Beyazıt Öztürk de, ”Şu an buraya çıkınca anladım, ödül almaktan çok bir ustaya ödül götürmek acayip bir duyguymuş” diye konuştu.

”Onur Ödülü” ise Türk televizyonlarının beğenilen dizisi ”Bizimkiler”in yapımcısı Umur Bugay’a verildi. Bugay ödülünü, ”Bizimkiler” dizisinde ”Ali” karakterini canlandıran Atılay Uluışık’tan aldı. Umur Bugay, kendileri gibi yıllarını sanata ve yazıya adamış kişilerin anılmasının ve ödüllendirilmesinin çok hoş bir duygu olduğunu dile getirdi. Bugay, televizyon yapımlarında çalışanların çok güç koşullarda görev yaptıklarına dikkati çekerek, ”Sanatımızın onuru adına insanlık dışı maddi manevi sömürüye son vermek için yapacağınız her türlü mücadelede yanınızda olacağımı bilmenizi isterim” dedi.

”Jüri Özel Ödülleri” ise oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile spor programı dalında yarışan ”Bay Tahmin” programına verildi. Jüri Başkanı Faruk Bayhan da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan ”Onur Ödülü” aldı. ”Toplumsal sorumluluk ödülü” ise Mahsun Kırmızıgül’ün oldu. Kırmızıgül’ün ödülünü Onur Tuna aldı.

Dizilere ödül yağdı!

Gecede ”En iyi dram kadın oyuncu” ödülü, ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisindeki performansıyla Ayça Bingöl’ün oldu. ”En iyi dram erkek oyuncu” ödülünü ”Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi”ndeki rolüyle Erdal Beşikçioğlu aldı.

Yalan Dünya dizisi, komedi dalında verilen ödüllerin 5’ini alarak, en çok ödül alan dizi oldu. ”En iyi komedi dizisi”, ”En iyi komedi erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yönetmeni” dalında ödüle layık görülen Yalan Dünya’nın Senaristi Gülse Birsel, ”Bir gün 45 dakikalık bir komedi dizisi yapmak istiyorum. Tek hayalim bu” dedi.

Öyle Bir Geçer Zaman ki, ”En iyi drama kadın oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi dizi film müziği”, Muhteşem Yüzyıl ise ”En iyi dizi film görüntü yönetmeni”, ”En iyi dizi film sanat yönetmeni”, ”En iyi drama dizisi senaryo”, ”En iyi dönem dizisi” olmak üzere 4’er dalda ödüle layık görüldü.

Bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay’ın senaryo dalıda ödül alması, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Salonda bulunanlar gözyaşlarına hakim olamazken, Okay, uzun süre ayakta alkışlandı.

Gecede Fırat Tanış da söylediği parçalarla izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Ödüller

Jüri başkanlığını Faruk Bayhan’ın yaptığı 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde ödül alan isimler şöyle oldu:

En iyi Dram Dizisi: Hayat Devam Ediyor

En İyi Komedi Dizisi: Yalan Dünya

En İyi Gençlik Dizisi: Elde Var Hayat Sınav

En İyi Dönem Dizisi: Muhteşem Yüzyıl

En İyi Dram Dizisi Kadın Oyuncu: Ayça Bingöl (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Meral Çetinkaya (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Hüseyin Avni Danyal (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yönetmen: Yıldız Hülya Bilban (Hayat Devam Ediyor)

En İyi Dram Dizisi Senaryo: Meral Okay (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Komedi Dizisi Kadın Oyuncu: Demet Evgar (1 Kadın 1 Erkek)

En İyi Komedi Dizisi Erkek Oyuncu: Olgun Şimşek (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Gupse Özay (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bartu Küçükçağlayan (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yönetmen: Jale Atabey Özberk (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Senaryo: Burak Aksak (Leyla ile Mecnun)

En İyi Dizi Film Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Sanat Yönetmeni: Nilüfer Giritlioğlu (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Müzik: Nail Yurtsever, Cem Tuncer (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Ana Haber Bülteni Sunucusu: Cem Öğretir (ATV)

En İyi Çocuk Programı: Pepee (TRT Çocuk)

En İyi Ekonomi ve Sektör Programı: Finans Cafe (CNBC-E)

En İyi Güncel Sanat Programı: Gece Gündüz (NTV)

En İyi Haber/Tartışma Programı: Haberaktif (TV 8)

En İyi Kadın Programı: Derya’nın Dünyası (Kanaltürk TV)

En İyi Komedi Programı: Koca Kafalar İle Baba Haber Bülteni (Kanal D)

En İyi Kültür İçerikli Program: Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler (Star TV)

En İyi Magazin Programı: Show Kulüp (Show TV)

En İyi Sağlık Programı: Doktorum (Kanal D)

En İyi Sohbet Programı: Muhabbet Kralı (TV 8)

En İyi Spor Programı: Bizim Stadyum (TV 8)

En İyi Talk Show/Müzik-Eğlence Programı: Disko Kralı (TV 8)

En İyi Bilgi/Kültür İçerikli Yarışma Programı: Kim Milyoner Olmak İster (ATV)

En İyi Şov İçerikli Yarışma Programı: Survivor Ünlüler-Gönüllüler (Show TV)

En İyi Belgesel Yapım: Yüz Karası Değil, Ekmek Parası (İz TV)

Kaynak : [-]

Almanya’da yaşayan bazı Türk kökenli vatandaşlar ‘Mevsim Çiçek Açtı’ya gitmeyin çağrısı yaptı!

mevsim cicek acti filmi

Ali Levent Üngör’ün senaryosunu yazıp, yönettiği ‘Mevsim Çiçek Açtı’ Almanya’da bazı çevreler tarafından tepkiyle karşılandı.

Üngör’ün filmi Almanya’da artan Türkiyeli ailelerin aile içi şiddetini konu alıyor. Küçük yaşta evledirilerek gurbete gelin olarak gönderilen Mevsim’in eşinden gördüğü şiddet ekseninde gelişen olayları anlatan filmde ayrıca bazı politik imgeler de yer alıyor.

Ntvmsnbc’nin haberine göre; ‘Mevsim Çiçek Açtı’nın gösterildiği sinemalara giden bazı Türkiyeli sinemaseverlerin filmin başrol oyuncusunun karısına uyguladığı şiddetin gerçekle yakından uzaktan alakası olmadığını söylerek sinemadan kaldırılmasını talep ettikleri öğrenildi.

Ayrıca filmin bazı sahnelerinde yer alan Ahmet Kaya fotoğraflarının Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı gibi algılanması da eleştirilerin diğer odak noktası. Filmdeki Mahir Çayan, Deniz Gezmiş fotoğafları da tepki çektiği için protesto ediliyor.

Ali Levent Üngör’ün bu tepkilere karşı yorumu ise: 

Mevsim Çiçek Açtı özünde bir sevgi filmidir, şiddetin karşısına çıkan sevgidir. Ve her türlü şiddeti birbirimiz anlayarak, hoşgörerek ve sevgiyle yenerizin filmidir. Film iyi ve kötünün savaşıdır ki; filmde dini bütün Veysel dayı nasıl iyiye bir örnekse sosyalist Musa’da iyinin bir başka örneğidir. Filmimize yapılan bu yakışıksız sataşma ve eleştiriler art niyetli olup sevgi toplumunu bozmaya yönelik’ nifak tohumları’ dır.

 

Film Hakkında :

mevsim çiçek açtı afiş

Vizyon tarihi: 6 Nisan 2012

Yönetmen: Ali Levent Üngör
Oyuncular: Feriha Ecem Çalık, Yavuz Bingöl, Mehtap Bayrı, devamı…

uzun metrajlı film Türkiye . Tür Dram
Süre: 98 dk Yapım yılı: 2012
Dağıtımcı: Medya Vizyon

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: (-)

 

Şehir Tiyatrolarında istifa depremi

İstanbul Şehir Tiyatroları protesto

İstanbul Şehir Tiyatroları’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müdahalesine karşı istifalar geldi. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve yönetimdeki 6 kişi istifa ettiğini açıkladı. Belediye Meclisi’nden jet hızıyla geçen yeni yönetmeliğe göre; şehir tiyatrolarıyla ilgili oyun seçiminden sahnelemeye kadar her şeye belediye bürokratları karar verecek.

Tiyatroda sansüre istifalarla yanıt geldi. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda belediye bürokratlarını yetkili kılan yeni yönetmeliği kabul etmeyen Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve yönetimdeki 6 kişi istifa ettiğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sanat danışmanlığı yapan Kenan Işık’ın da istifa etmesi bekleniyor.
Belediye Meclisi’nden jet hızıyla geçen yönetmeliğin uygulamaya geçmesi için Topbaş’ın imzası gerekiyor.

Ayşe nil Şamlıoğlu

Yeni yönetmenliğe göre; Genel Sanat Yönetmeni’nin yetkileri belediyenin genel sekreterine devrediliyor. Böylece; tiyatronun yönetim kuruluna Belediye Genel Sekreteri başkanlık edecek. Bu kararla Şehir Tiyatroları’nda oyun seçiminden, repertuvara alınan oyunların hangi yönetmen ve oyuncu kadrosuyla sahneye konulacağına kadar bir dizi sanatsal işleme, bürokratlar karar verecek.

Şehir Tiyatroları oyuncuları ve tiyatro meslek birlikleri; 13 Nisan günü yeni yönetmeliği protesto etmişti. Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde yapılan açıklamada, karar “kültür ve sanat ortamının muhafazakarlaştırılması” olarak değerlendirildi.

Bir süre önce aralarında İskender Pala’nın olduğu köşe yazarları, “müstehcen oyunlar” sahnelemekle suçladığı Şehir Tiyatroları’nı hedef gösteriyordu. Hatta hedef gösterilen 3 oyundan biri olan Rosenbergler Ölmemeli” adlı oyun programdan kaldırılmıştı.

 

 

Kaynak: ulusalkanal.com.tr

Menemen Belediyesi “4.İNADINA TİYATRO FESTİVALİ” programı belli oldu.

4.İNADINA TİYATRO FESTİVALİ

 10.MAYIS.2012(1.Gün) Saat:17.30__ Festival  Korteji  (Belediye Önü_Kültür Merkezi) Saat:18.oo__Açılış Etkinlikleri İSTANBUL Yine mi Tiyatro(Vedat Zar__Mim Gösteri) Kuşadası Elifname Tiyatrosu(Kavuklunun Edep dersi__Orta Oyun) Urla Toprak Sahne Tiyatrosu(Madalyalı Eşek__Sokak Oyunu)…

10.MAYIS.2012(1.Gün)

Saat:17.30__ Festival  Korteji  (Belediye Önü_Kültür Merkezi)

Saat:18.oo__Açılış Etkinlikleri

İSTANBUL Yine mi Tiyatro(Vedat Zar__Mim Gösteri)

Kuşadası Elifname Tiyatrosu(Kavuklunun Edep dersi__Orta Oyun)

Urla Toprak Sahne Tiyatrosu(Madalyalı Eşek__Sokak Oyunu)

Saat:19.oo__ Festival Kokteyli

Saat:2o.oo__Samsun Sanat Tiyatrosu

(Biz Adam Olmayız)

 

11.MAYIS.2012(2.Gün)

Saat:11.oo__Salihli Belediyesi Şehir Tiyatrosu

(Çocuk Oyunu_Soytarılar Okulu)

Saat:13.30__Söyleşi :Altan GÖRDÜM ( Tiyatro Sanatçısı)

Saat:16.00__Bitlis Sanat Tiyatrosu

(Cibali Karakolu)

Saat:20.oo__Ayvalık Objektif Tiyatro

(Aşk Grevi)

12.Mayıs. 2012(3.Gün)

Saat:12.oo__Kayseri Tiyatro Rahatsızlar

(Çocuk Oyunu__Çıtır ile Kıtır)

Saat:15.oo__Mersin Anadolu Oyuncuları

(Yobaz)

Saat:18.oo__Dikili Belediye Tiyatrosu(Palto__Sokak Oyunu)

Menemen Belediye Tiyatrosu(Kurnaz__Sokak Oyunu)

Yer: Şehir Parkı

Saat:20.oo__Antalya Bölge Tiyatrosu

(Deli Orman)

 

13.Mayıs.2012(4.Gün)

Saat:11.oo__Oyunculuk Atölyesi

Saat:14.oo__Bolu Abant İzzet Baysal Ünv.Genç Sanatlar Topluluğu

(Ayrılık)

Saat:18.oo__Konser__Zafer GÜLER

Yer: Taşhan

Saat:19.30__Yeni Kapı Tiyatrosu (Bir Varmış Bir Yokmuş__Sokak Oyunu)

Yer: Kültür Merkezi Önü

Saat:20.oo__Çanakkale Sanat Tiyatrosu

(Yaşasın Komedya)

NOT: Yer belirtilmeyen bütün etkinlikler Menemen Belediye Kültür Merkezi’nde yapılacaktır. 

 

Kaynak : http://www.tiyatronline.com

Tiyatro sanatçılarının tepkisiİstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Komisyonu’nda İstanbul Şehir Tiyatroları yönetiminin sanatçılardan alınarak belediyenin bürokratlarına devredilmesi kararı bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde protesto edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis komisyonunda dün alınan karar uyarınca İstanbul Şehir Tiyatroları yönetimi sanatçılardan alınarak belediyelere devredilecek.

Bu kararın sanatın ve sanatçının özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünen tiyatro sanatçıları ve tiyatroseverler bugün Muhsin Ertuğrul sahnesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklaması öncesinde okunan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği tarafından kaleme alınan, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a gönderilen mektupta, Topbaş’ın yeni yönetmeliği imzalamamasını istediler.

Öngören: “Şehir Tiyatrosu bir sanat kurumu olmaktan çıktı”

İstanbul Büyük Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği adına Aslı Öngören tarafından okunan basın açıklamasında, bir kısım medyanın şehir tiyatrolarına yönelik anlamlandıramadıkları saldırıların nedeninin şimdi daha açık anlaşıldığını vurguladı. “Amaç 98 yıldır sanatçıları tarafından yönetilen Şenir Tiyatromuzun, tüm sanatsal işleyişinin, belediye bürokratlarına teslim edilmesiymiş.

Şehir Tiyatrolarının Genel Sanat Yönetmeninin başkanlığını yürüttüğü ve sanatçıların çoğunlukta olduğu yönetim kurulu tarafından yönetitildiğini hatırlatan Öngören, “Yıllık repertuarımızı belirlemek, bu repertuar doğrultusunda sahnelenecek oyunları seçmek, bu oyunların hangi yönetmenler ve ekipler tarafından sahneleneceğine karar vermek gibi pek çok sanatsal işleyiş, olması gerektiği gibi sanatçıların iradesiyle belirleniyordu.

Bu yeni yönetmeliğe göre artık Şehir Tiyatrosu bir sanat kurumu olmaktan resmen çıkarılarak, basit bir şube müdürlüğüne dönüştürülecek. Yönetim kurulumuza genel sanat yönetmeni yerine, belediye genel sekreter yardımcısı başkanlık edecek. Tüm sanatsal kararlar belediye bürokratlarının çoğunlukta olacağı yeni bir yönetim kurulu tarafından verilecek” dedi.

tiyatroculardan-yonetmelik-tepkisi- muhsin ertuğrul

“Muhafazakarlaşma harekatı”

Yönetmelik hazırlığından kurumlarının, genel sanat yönetmenlerinin, yönetim kurullarının, belediye başkanı sanat danışmanlarının haberlerinin olmasının manidar olduğunu söyleyen Öngören, tiyatrolarının tependen inme bir anlayışla yol edilmek istendiğini vurguladı.

Yapılanların sanat kurumlarının sonu olduğunu ifaade ede Öngören, “Aynı zamanda ülkemizin tüm kültür ve sanat ortamını muhafazakarlaştırma harekatıdır” dedi.

Aydın: “Bu bir ele geçirme operasyonu”

Konuyla ilgili Bianet’e konuşan, tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, “Bu bir ele geçirme operasyonudur. Cumhurbaşkanı sekreteri Mustafa İsen’in ‘muhafazakâr sanat ve sanatçı yaratmalıyız’ konusundaki düşüncesinin hayat bulmuş halidir. Sanat alanı içerisinde var olan yaratıcılar o işin yönetiminde yoksa orası güdülen bir yer haline gelir. Amaçta zaten güdülen bir hal haline getirmek. Bizler bu işi danışarak aşabiliriz. Geç olmadan bütün sanat alanları ellini taşın altına sokmalı” dedi.

Danış: “Karanlık Türkiye kaygısı”

Oyuncu Fırat Danış ise, burada gördüğümüz bu insan topluluğu son dönemde üstlerine çullanan karanlık bir Türkiye projesinden duydukları kaygı için buradalar. Şehir tiyatrosunun kadrosunun bürokrasiye devredilmesi kararı da karanlık Türkiye projesinin bir parçasıdır” dedi.

Sever: “Sanat sanatçılara bırakılmalı”

Oyuncu Erkan Sever ise, “Bir sanat kurumunu bürokratlar ve belediye çalışanları yönetirse orası sanat kurumu olmaktan çıkar. Parklar, bahçeler, mezarlıklar gibi bir belediye kurumu haline gelir. Türkiye’de sanatın sanatçılara bırakılmasını istiyoruz.

Her konuda ve her yerde bir sivil darbe söz konusu. Ufak ufak her yer ele geçirilmek isteniyor.  Bu durum şimdi de tiyatrolara yönelmiş durumda. Bizden olmayan yaşamasın, mahvolsun, istemiyoruz gibi bir anlayış var. Bu gün biz bunun için buradayız. Tiyatromuza, sanatçımıza, ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmak için buradayız” dedi. (RDY/HK)

Kaynak : http://www.bianet.org

Rojda Duygu YEŞİLGÖZ

İstanbul – BİA Haber Merkezi