Şunun için etiket arşivi: Nazım Hikmet

10 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 100. (artık yıllarda 101.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 265 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

Olaylar

  • 1845 – Türk Polis Teşkilatı kuruldu.
  • 1912 – RMS Titanic ilk seferine çıktı.
  • 1919 – Meksikalı devrimci lider Emiliano Zapata, hükümet güçlerince öldürüldü.
  • 1926 – Türk uyruğunda bulunan her türlü şirket ve müesseselerde işlemlerin ve kayıtların Türkçe tutulması zorunluluğuna ilişkin yasa benimsendi.
  • 1927 – Binaların numaralandırılmasına ve sokakların adlandırılmasına ilişkin yasa kabul edildi.
  • 1928 – “Türkiye devletinin dini İslamdır.” cümlesi, Anayasa metninden çıkarıldı. Milletvekilleri ve cumhurbaşkanı, yemin ederken “Vallahi.” yerine “Namusum üzerine söz veririm.” diyecek.
  • 1931 – Ankara’da toplanan Türk Ocakları Olağanüstü Kurultayı, Türk Ocakları’nın feshine ve mallarının CHP’ye devredilmesine karar verdi.
  • 1941 – Zagreb’de Hırvatistan Bağımsız Devleti’nin kuruluşu ilân edildi. Ante Paveliç önderliğindeki Ustaşa rejimi, Ortodoks Sırplara karşı soykırım kampanyası başlattı.
  • 1950 – Bursa Cezaevi’nde açlık grevine başlayan Nazım Hikmet, sağlık durumu bozulunca gizlice İstanbul’a getirildi. Şair açlık grevini erteledi.
  • 1956 – Arjantin’de -38.4 dereceyle dünyanın en düşük 5. sıcaklığı seçildi.
  • 1972 – İran’da, 7 şiddetinde deprem meydana geldi. Yaklaşık 5.000 kişinin öldüğü depremde Firuzabat ve Cehrum kentlerinde binalar yerle bir oldu.
  • 1974 – Genel af yasa önerisi, TBMM’de kabul edildi.
  • 1982 – Kapatılan CHP’nin eski Genel Başkanı Bülent Ecevit, Norveç’te yayımlanan bir gazeteye verdiği demeç gerekçesiyle gözaltına alındı. Ecevit, 16 Nisan’da tutuklandı.
  • 1998 – Kuzey İrlanda’da 29 yıllık savaşı bitiren antlaşma Belfast’ta imzalandı. Antlaşma, 22 Mayıs’ta referandumla kabul edildi.
  • 1999 – Yedi TİP’linin ve DİSK genel başkanlarından Kemal Türkler’in öldürülmesi davalarında gıyabi tutuklu olarak yargılanan Ünal Osmanağaoğlu yakalandı.
  • 2002 – Danıştay 10’uncu Dairesi, “Devlet Sanatçılığı” unvanı verilmesine ilişkin düzenleme içeren yönetmeliği iptal etti.
  • 2003 – İzmir’in Urla ilçesinde 5.6 şiddetinde bir deprem meydana geldi.
  • 2007 – Pegasus Havayolları’na ait, içinde 178 yolcusu bulunan Boing 737-800 model Diyarbakır-İstanbul seferi yapan uçak, hava korsanı tarafından kaçırıldı.
  • 2010 – Polonya’nın başkenti Varşova’dan Rusya’nın Smolensk kentine giden Rus yapımı Tupolev Tu-154 tipi uçak, havaalanına 1.5 kilometre kala düştü. Uçaktaki 94 kişiden kurtulan olmadı. Uçakta Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve eşi de bulunuyordu.

Doğumlar

  • 1740 – José Basilio da Gama, Brezilyalı yazar (ö. 1795)
  • 1827 – Lewis Wallace, Amerikan İç Savaşı Birlik kuvvetleri generali, devlet adamı ve yazar (ö. 1905)
  • 1847 – Joseph Pulitzer, ABD’li gazeteci ve yayıncı (ö. 1911)
  • 1908 – Miguel de Molina, İspanyol Flamenko şarkıcısı, aktör (ö. 1993)
  • 1908 – Sezai Türkeş, 1990’da Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı da alan Türk mühendis (ö. 1998)
  • 1930 – Spede Pasanen, Finlandiyalı yazar (ö. 2001)
  • 1932 – Ömer Şerif, Mısır asıllı aktör
  • 1937 – Bella Ahmadulina, Tatar ve İtalyan kökenli şair (ö. 2010)
  • 1951 – Steven Seagal, ABD’li aktör
  • 1968 – Metin Göktepe, Evrensel gazetesi yazarı. 9 Ocak 1996’da polis işkencesi sonucunda öldü (ö. 1996)
  • 1973 – Roberto Carlos, Brezilyalı futbolcu
  • 1973 – Guillaume Canet, Fransız oyuncu ve yönetmen
  • 1979 – Rachel Corrie, ABD’li barış gönüllüsü (ö. 16 Mart 2003)
  • 1980 – Charlie Hunnam, İngiliz oyuncu
  • 1980 – John Baker, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1984 – Mandy Moore, ABD’li oyuncu ve şarkıcı
  • 1990 – Alex Pettyfer, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1813 – Joseph-Louis Lagrange, İtalya doğumlu matematikçi (d. 1736)
  • 1919 – Emiliano Zapata, Meksikalı devrimci (d. 1879)
  • 1920 – Moritz Benedikt Cantor, Alman matematik tarihçisi (d. 1829)
  • 1931 – Halil Cibran, Lübnan asıllı ABD’li ressam, şair ve filozof (d. 1883)
  • 1950 – Fevzi Çakmak, Kurtuluş Savaşı komutanlarından (d. 1876)
  • 1954 – Auguste Lumière, Fransız sinema öncüsü (d. 1862)
  • 1962 – Michael Curtiz, Macar asıllı ABD’li film yönetmeni (d. 1886)
  • 1966 – Evelyn Waugh, İngiliz yazar (d. 1903)
  • 1979 – Nino Rota, İtalyan film müziği bestecisi (d. 1911)
  • 1983 – Şevket Aziz Kansu, Türk Tarih Kurumu başkanı, Antropoloji profesörü (d. 1903)
  • 2004 – Sakıp Sabancı, Türk iş adamı (d. 1933)
  • 2010 – Lech Kaczyński, Polonya Cumhurbaşkanı (d. 1949)
  • 2014 – Gül Gülgün, Türk sinema dizi ve tiyatro oyuncusu (d. 1933)

tarihte-bugun-ne-oldu2 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 92. (artık yıllarda 93.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 273 gün vardır.

Olaylar

  • 1453 – Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u kuşatma harekâtına başladı.
  • 1917 – ABD fiilen I. Dünya Savaşı’na girdi.
  • 1918 – Van ve Muradiye’nin düşman işgalinden kurtuldu.
  • 1930 – Haile Selassie kendini Etiyopya imparatoru ilan etti.
  • 1948 – Yazar Sabahattin Ali, Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken, kılavuzu Ali Ertekin tarafından öldürüldü. 28 Aralık’ta tutuklanan Ertekin’in cezası indirime uğradı. Aynı yıl çıkan af yasasıyla da serbest bırakıldı.
  • 1948 – Ankara’da Opera binası, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katıldığı törende, Adnan Saygun’un ‘Kerem ile Aslı’ operasıyla perdelerini açtı.
  • 1950 – Bursa Cezaevi’nde bulunan şair Nazım Hikmet’in affı için tanınmış sanatçı ve düşünce insanları bir dilekçeyle İsmet İnönü’ye başvurdu.
  • 1960 – Kayseri’ye giden CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bulunduğu tren, valinin emriyle durduruldu. Zorlukla yoluna devam eden İnönü, Kayseri’de 50 bin kişi tarafından karşılandı.
  • 1965 – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri U-Thant, Türkiye’nin Kıbrıs özel temsilcisi Golo Plaza’nın görevine son verilmesi isteğini reddetti.
  • 1971 – Başbakan Nihat Erim, reform programını TBMM’ye sundu.
  • 1972 – Aktör Charlie Chaplin, Komünist sempatizanı olduğundan kuşkulanıldığı McCarthy döneminde, 1952’de terkettiği ABD’ye onca yıl sonra ilk kez ayak bastı. Eski ülkesineOscar özel ödülünü almak için gelmişti.
  • 1975 – Toronto’daki (Ontario-Kanada) CN Binası tamamlandı: 553,33 m ile dünyanın en yüksek binası.
  • 1975 – SSCB vatandaşı satranç ustası Anatoli Karpov, ABD’li Bobby Fischer’in kendisiyle oynamayı reddetmesi üzerine 23 yaşında Dünya satranç şampiyonu oldu.
  • 1976 – İlk Türk Turizm Kurultayı İstanbul’da toplandı.
  • 1976 – Doğubeyazıt ve çevresindeki 4,8 büyüklüğündeki depremde beş kişi öldü, 80 ev yıkıldı.
  • 1978 – Dallas dizisi CBS (ABD) televizyonunda ilk kez yayımlandı.
  • 1982 – Arjantin, Falkland Adaları’nı işgal etti.
  • 1984 – Soyuz T-11 uzay aracının ekip lideri Rakesh Sharma, uzaya gönderilen ilk Hint unvanını kazandı.
  • 1987 – İstanbul’da yapılan ECO toplantısında, Türkiye, Pakistan ve İran uzaya ortak bir haberleşme uydusu fırlatmayı kararlaştırdı.
  • 1989 – Mihail Gorbaçov, bozuk ilişkileri düzeltmek için, Fidel Castro ile görüşmek üzere Küba’ya gitti
  • 1992 – Mafya patronu John Gotti, adam öldürme ve zorla haraç alma suçlarından New York’ta tutuklandı.
  • 1992 – Ermenistan Kelbecer’i işgat etti.
  • 2001 – Yasadışı İBDA/C örgütünün elebaşı ‘Salih Mirzabeyoğlu’ takma adlı Salih İzzet Erdiş, anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak suçundan idam cezasına çarptırıldı.
  • 2006 – ABD’de kasırga ölüm saçtı: yalnızca Tennessee’de 29 kişi öldü.
  • 2007 – Büyük Okyanus’da meydana gelen 8,1 büyüklüğündeki depremin oluşturduğu tsunami, Solomon Adaları’nı vurdu: 28 kişi öldü.

Doğumlar

  • 742 – Şarlman, Alman kralı (ö. 814)
  • 1725 – Giacomo Casanova, İtalyan yazar (ö. 1798)
  • 1805 – Hans Christian Andersen, Danimarkalı masal yazarı (ö. 1875)
  • 1840 – Émile Zola, Fransız yazar (ö. 1902)
  • 1862 – Nicholas Murray Butler, Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1947)
  • 1875 – Walter Chrysler, ABD’li otomobil üreticisi (ö. 1940)
  • 1914 – Alec Guinness, İngiliz tiyatro ve sinema oyuncusu (ö. 2000)
  • 1927 – Ferenc Puskás, Macar futbolcu (d. 2006)
  • 1939 – Marvin Gaye, ABD’li şarkıcı (ö. 1984)
  • 1948 – Ayşin Atav, Oyuncu
  • 1962 – Clark Gregg, ABD’li aktör, yönetmen, senarist
  • 1972 – Ashraf Saber, İtalyan atlet
  • 1974 – Tayfun Korkut, Türk futbolcu
  • 1976 – Pattie Mallette, Kanadalı şarkıcı Justin Bieber’ın annesi.
  • 1977 – Michael Fassbender, Alman-irlandalı aktör.
  • 1979 – Aslı Tandoğan, Türk dizi ve sinema oyuncusu.
  • 1979 – Grafite, Brezilyalı futbolcu
  • 1982 – Marco Amelia, İtalyan futbolcu
  • 1984 – Engin Atsür, Türk basketbolcu
  • 1986 – Selen Seyven, Türk dizi, tiyatro ve sinema oyuncusu.

Ölümler

  • 1791 – Mirabeau, Fransız devlet adamı (d. 1749)
  • 1872 – Samuel Morse, ABD’li kaşif (d. 1791)
  • 1891 – Ahmet Vefik Paşa, Osmanlı devlet adamı ve sadrazamı (d. 1823)
  • 1923 – Topal Osman Türk asker (d. 1883)
  • 1948 – Sabahattin Ali, Yazar (d. 1907)
  • 1966 – C. S. Forester, İngiliz yazar (d. 1899)
  • 1974 – Georges Pompidou, Fransa cumhurbaşkanı (d. 1911)
  • 1987 – Buddy Rich, ABD’li müzisyen (b. 1917)
  • 2003 – Edwin Starr, ABD’li şarkıcı (d. 1942)
  • 2005 – Papa II. John Paul (d. 1920)
  • 2008 – Yakup Satar, Son İstiklal Savaşı Gazisi (d. 1898)

Tatiller ve Özel Günler

  • 2 Nisan: Otizm Farkındalık Günü

Sanat Makaleleri, Sanat Haberleri, Aforizmalar, Bugün tarihte ne oldular, derken şiiri unutmamalıyız değil mi?

şiir yazmak

Bugün Pazar

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…

Nazım Hikmet Ran

****

Şikayet

Ne garip adamım ben.

İçinde hazzım bulunan ızdıraptan

şikayet edip duruyorum.

Halil Cibran

****

RUBAİ

Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Ömer Hayyam

 ****

Bensiz seni senden
Başkası anlamaz
Sensiz beni benden
Başkası anlamaz
Senden benden bize
Olanca varmadan
Bizsiz bizi bizden
Başkası anlamaz

Özdemir Asaf

*** 

Konuşsam sessizlik Sussam ayrılık

Resmin rehindir gurbetimde
Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
Ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
Konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana…

Ve akşam, bir kez daha
Saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
?Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır?

Çekmiyorsun!

Akarsuları imrendiren yüzün de
Sabahçı kahveler de biliyor
Görüşmeyeli yorgunum
Yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
Görüşmeyeli ya sen nasılsın
Adım, adresim durur mu defterinde?
Şimdi siirt’te koyun kokulu bir gecedeyim
Beynimde iklimsiz papatyalar
Ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

Sokakların gün batınca neden boşaldığını
Ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
Konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
Al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
Gurbetini rehnetme özlemimde?

Yılmaz Odabaşı

***

Anayasası İnsanın

Paul Eluard için yazılmıştır

Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!

Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!

Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!

Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman

Can Yücel

***

Aramızda

Sevgilim sevgilim
Kuzey sanrısı gibidir
Geceyi beşe filan böler
Sonra ayılar hüzünden ölmez
Sevgilim sevgilim
Açlıktan ölür onlar

İşte bundan ötürü
Hüznü artık bir ayıya bıraktım
Sevgilim sevgilim
Bir ayıya
İster ormanda kullansın
İster buzdağında

Hayatın kutlu olsun sevgilim
Ki sana değişe değişe aktım
Kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-Uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında-
Sevgilim sevgilim
Bir orman gibi çoğal aramızda
Şehirden bir çocuk olarak şurda burda
Bir sabuntozu markasında köpürerek
Çınarın tutsaklığını
Ve menekşenin tutsaklığını
Ve menekşenin sevincini yaşa
Sevgilim sevgilim
Hüzüne yer var hayatımızda

Turgut Uyar

***

Seni günlere böldüm

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi
Durduracağım karşında.
Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.
Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapısını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.
Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.
Edip Cansever

***

…

…

dokunmasam parmağına
beni unutacak
sanırsın

oysa artık hiç düşünmüyorum
kaç kişinin pulun tadını
ki
kaç kişinin cizlavetin adını bildiğini

düşünmeden sadece
yumuşak bir bantla bağlayın gözlerimi

biliyorsun
hâlâ intiharın  yaşlanmış haliyim
bana aldırmayın
şakaydı hepsi

hiç görmedim rusların
aystafenosa girdiğini
ama iyi bilirim
bir ülkenin üç kuruşa satıldığını
bir çocuğun yalnızlığını
bir babanın yoksunluğunu
dini kurgulayıp
annesini cennete almamayı
ah ulan ah
kör sessizlikler
kaç cümle ile yazıyorum
bir bilseniz
yağmurun tavanda dağılmasını
kaç cümle
ile ağacın
ormana küsmesini
ben seni değil
sessizliğini
özlüyorum
desem
çığlık

çığlık çığlık
sevişmek istersin
bir yalnız bırak hele
bir yalnız bırak beni
yapmam gereken işler var daha
daha şiir yazmalı
seni sevmeli
küfretmeli
çay içmeli
rakının dibini görmeli
anneme gitmeli
dünyayı kurtarmalı
ve
savaşları bitirmeliyim
yok yapamıyorsam
muhakkak
intihar etmeliyim

bir yalnız bırak
bana  beni
hele bak
bi’bak neler olacak

Naci Özcan – A.Cann

***

ve daha niceleri… devam edelim istiyorsanız [email protected] a mail atın her hafta seçki yapalım veya kendi şiirinizi gönderin yayınlayalım.

Türkiye’de görme, işitme ve ortopedik engellilerin erişebildiği ilk film festivali olan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl üçüncü kez düzenleniyor.

21-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek gösterimlerde sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı mevcut olacak.

Festival kapsamında yönetmen ve film ekipleriyle yapılacak atölye çalışmaları da işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleşecek. Ayrıca festival kapsamında gösterim ya da başka bir etkinlik yapılacak mekanlar ortopedik engeli olanlar için erişilebilir olanlardan seçilmiş.

Ankara Engelsiz Filmler Festivali’ne bu yıl Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu evsahipliği yapacak. Yaşar Kemal, Nazım Hikmet, Yılmaz Güney ve Deniz Gezmiş gibi edebiyat ve siyaset dünyasından birçok ismin mahkum olarak kaldığı Ulucanlar Cezaevi dört yıl önce bir kültür sanat merkezi ve müze olarak kullanılmaya başlanmıştı.

Festivalde tüm gösterimlerin ücretsiz yapılacağını hatırlatalım! 33 filmden oluşan festival programı “Engelsiz Yarışma”, “Türkiye Sineması”, “Dünyadan”, “Engel Tanımayan Filmler”, “Uzun Lafın Kısası”, “Çocuklar İçin” ve “Sinema Tarihinden” başlıklarına ayrılıyor. Festivalde İtirazım Var, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Sivas, Toz Ruhu gibi yerli yapımların yanısıra Grand Budapest Hotel, 12 Years A Slave gibi bol ödüllü yabancı filmler de gösterilecek.

engelsizfilm

Ankara Engelsiz Filmler Festivali hakkında detaylı bilgi almak ve film programını görmek için buraya tıklamanız yeterli.

1870

İlk öykümüz: Kıssadan Hisse

Ahmet Mithat Efendi

İlk öykümüzün Ahmet Mithat Efendi’nin Kıssadan Hisse’si olduğu kabul edilir.
1890  
İlk uzun öykü: Karabibik
Nabizâde Nazım
Nabizâde Nazım’ın Karabibik adlı uzun öyküsü, öykücülüğümüzde değişimin başlangıç noktasını oluşturur. Nabizâde Nazım, gerçekliğe yaklaşan, tarihsel akışı kavramaya odaklı öyküler vererek bir ilke imza atar.
1892
Latin harfleriyle yayınlanan ilk öykü: Küçük Şeyler
Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai’nin “Küçük Şeyler” adlı öyküsü kısa öykünün bir tür olarak tanınmasını sağlar. “Küçük Şeyler”öyküsü ilk defa doğaüstü güçlerden, rastlantılardan arınmış, kişiselliği vurgulamasıyla dönemin ruhunu da ortaya serer. Öykünün ilk günden itibaren Latin harfleriyle yayımlanmış olması bir başka özelliğidir.
1902
Çağdaşlaşmanın başlangıcı: İhtiyarın Tenezzühü
Ömer Seyfettin
Ömer Seyfettin’in ilk öyküsü “İhtiyarın Tenezzühü”yayımlanır. Ömer Seyfettin, öyküye gerekli ağırlığı tanıyan ilk yazarımızdır. Çağdaşlaşma/modernleşme çizgisinin başlangıcı Ömer Seyfettin olarak kabul edilir. Ömer Seyfettin, Türkçülük akımını savunurken, İslamcılık, Osmancılık, Batıcılık akımlarını yermiş, kimi zaman şovenizme yakın bir üslup kullanmıştır.
1918
Selahattin Enis mahkemelik
Selahattin Enis
Selahattin Enis, Fağfur dergisinde yayımlanan“Çingeneler” adındaki öyküsünden dolayı, “eserin gayr-i ahlaki olduğu” gerekçesiyle mahkemeye verilir.
1922
‘Gençliğimiz’
Peyami Safa
Peyami Safa’nın Batılılaşmanın yanlışlığı, doğunun güzelliğine övgü niteliğindeki “Gençliğimiz” adlı uzun öyküsü yayımlanır.
1925
Halikarnas Balıkçısı’nı sürgün ettiren öykü
Halikarnas Balıkçısı
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir), Hüseyin Kenan müstear adıyla kaleme aldığı “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” adlı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanır, “Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak”tan suçlu bulunur. Bodrum’a sürülür. Halikarnas Balıkçısı, Cumhuriyet dönemi öykücülüğüne denizi, balıkçıların yaşamını, Ege’yi anlatan yeni bir soluk getirmiştir.
1928
İlk korku öyküsü
Kenan Hulusi Koray
Kenan Hulusi Koray, ilk korku öyküsünü yazar.
1930
Sabahattin Ali’nin yayımlanan ilk öyküsü
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali’nin ilk öyküsü “Bir Orman Hikâyesi”,Resimli Ay dergisinde yayımlanır. Bu öykü toplumsal sorunları ele alış şekliyle de çok önemlidir. Sabahattin Ali 1948’de ÖLDÜRÜLECEKTİR.
1935
Madencileri anlatan ilk öykü
Ahmet Naim Çıladır
Fotoğraf: Ahmet Naim Çıladır ve Tahir Akın Karauğuz, 1950.
Ahmet Naim Çıladır, Türk edebiyatında ilk kez bir öyküde madencilerin dramını, korunmasız yaşamını konu eder.
1938   
Orhan Kemal’e tutuklama
Orhan Kemal
Orhan Kemal, Maksim Gorki ve Nazım Hikmet okuduğu için tutuklanır.
1943   
Abdullah Efendi’nin Rüyaları
Abdullah Efendi
Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdullah Efendi’nin Rüyaları ile kişisel kargaşayı dile getirir.
1945
Haldun Taner’in yayımlanan ilk öyküsü
Haldun Taner
“Fikirlerden olay değil, olaylardan fikir çıkaran” Haldun Taner, ilk öyküsü “Töhmet”, Haldun Hasırcıoğlu müstear adıyla yayımlanır.
1946
Mizah dergisi Marko Paşa ve Esendal’ın ilk kötü kitabı yayında
Marko Paşa
• Aziz Nesin, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz ile birlikte mizah dergisi Marko Paşa’yı çıkarır.
Öykücülüğümüzün kökten bir değişiklik yaratan yazarı Memduh Şevket Esendal’ın ilk öykü kitabı yayımlanır. Memduh Şevket Esendal’ın öykülerinde dil, ilk kez yalın bir şekilde kullanılmış, günlük konuşmalarla sade ve gerçek bir temele yaslamıştır.
1952 
Dost
Vüs at O Bener
Çağdaş Türk öykücülüğünün en önemli yazarlarından biri olan Vüs’at O Bener’in Dost adlı kitabı yayımlanır.
1954 
Alemdağ’da Var Bir Yılan
Sait Faik
Günümüzde bile en sevilen öykü kitabı kabul edilen, Türk öyküsünün baş tacı Alemdağ’da Var Bir Yılan yayımlanır. Bu kitap Sait Faik’in ölümünden önce yayımlanan son kitabıdır.
1955
İlk Sait Faik Öykü Armağanı
Sait Faik1
Fotoğraf: Sait Faik Abasıyanık
Sait Faik Öykü Armağanı ilk kez verilir. Ödülü; Haldun Taner, On İkiye Bir Var ve Sabahattin Kudret Aksal,Gazoz Ağacı ile alır.
1955
Kemal Tahir’in tek öykü kitabı: Göl İnsanları
Kemal Tahir
Kemal Tahir’in tek öykü kitabı Göl İnsanları yayımlanır. Göl İnsanları, edebiyatımızda o güne dek dile getirilmemiş olanı kurcalar. İçindeki öyküler, cinsel eğilimlerle ekonomik yapı arasındaki bağlantıyı da sorgular.
1959
Bırakılmış Biri
Orhan Duru
Orhan Duru (1933) ilk öykü kitabı Bırakılmış Biri ile öykücülüğümüzde yeni bir açılım sağlar.
1960
Hallaç
Leylâ Erbil
Leylâ Erbil ilk kitabı Hallaç ile alışılmış öykü yazımını farklılaştırır. Yazıya yeni bir biçim getirir.
1956
Yanık Saraylar
Sevim Burak
Sevim Burak’ın Yanık Saraylar’ı yayımlanır. Kurgusuyla, dünyayı anlamaya yeni bakış açıları getirmesiyle, diliyle oldukça farklı bir duruşu vardır öykülerin. Osmanlı İmparatorluğu’ndan o güne kadar gelen azınlık olma sorununun bireye yansımaları Yanık Saray’da gün yüzüne çıkar.
1971
Parasız Yatılı
Füruzan
Füruzan’ın en önemli eserlerinden biri olan Parasız Yatılı yayımlanır. Öyküler, ekonomik düzenin insan hayatına olan etkilerini, yoksulluğu gözler önüne serer.

14 Şubat Sevgililer Günü için İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Sakıp Sabancı Müzesi, güne özel sergi, film ve konser etkinlikleri düzenliyor

14 subat

Haber: FisunYALÇINKAYA
Kaynak : cumhuriyet.com
14 Şubat Sevgililer Günü için hala bir program yapmamış olanlara İstanbul’un üç müzesinde üç ayrı etkinlik var. İstanbul Modern Müzesi, 14 ve 15 Şubat’ta sevgililer için özel bir tur tasarladı. Çiftlerin baş başa gezebileceği bir tur olarak düşünülen bu minik gezide aşkla ilgili beş yapıt özel olarak incelenebilecek. Müzenin Geçmiş ve Gelecek koleksiyon sergisinde aşka dokunan yapıtlardan oluşan bir seçki danışmadan alınacak tur planı eşliğinde gezilebiliyor. Bu özel sergi turundan sonra sevgililer, sosyal medyada #istanbulmoderndeaşkvar etiketiyle ve sergide çektikleri bir fotoğrafla check-in yaptıklarında, İstanbul Modern Mağaza’dan bu özel günü anımsatacak sürpriz birer hediyeye sahip olacak. Seçkide dört sanatçının aşkla ilgili hikayeleri yer alıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun hikayesi Eyüboğlu’nun resimleri üzerinden, Aliye Berger’le Carl Berger’in aşkı Aliye Berger’in yaptığı portre üzerinden, Semiha Berksoy’la Nazım Hikmet’in aşkı da yine Berksoy’un bir eseri üzerinden ziyaretçilere bugün için özel olarak hazırlanıp verilen kitapçıklarda anlatılıyor. Kitapçıklarda sanatçı çiftlerin tanışmaları aşık olmaları ve hayatlarında birbirine dair önemli kesitlere yer veriliyor. Seçkide yer alan son sanatçı Nezaket Ekici. Ekici’nin ilkini 2002 yılında gerçekleştirdiği ‘Devinim İçinde Duygu’ isimli performansının videosu çiftlere öneriliyor. Performansta sanatçı, bir galeri odasının duvarlarından tavanına, yerdeki halıdan dolap kapağına kadar uzanan tüm yüzeylerini üç gün boyunca öpücüklerle donatıyor.
Pera Müzesi’nde sinema, Sabancı’da konser aşkı
Pera Müzesi ise dünyaca ünlü heykeltraş Alberto Giacometti’nin eserlerine yer veren yeni açılan sergisinin yanı sıra sevgililer gününe sinema aşkıyla yaklaşan programını sunuyor. ‘Sinema Seni Seviyorum’ programı kapsamında 14 Şubat’ta Godard’ın ‘Nefret’ filmi ve Brigitte Bardot hakkında bir belgesel gösterilecek. Çin’in ilk uluslararası kadın gitaristi Xuafei Yang, İstanbul Resitalleri kapsamında 14 Şubat’ta 20:00’de The Seed’de müzikseverlerle buluşacak. Resitale gelen dinleyiciler, 19:30’a kadar müzeyi ücretsiz ziyaret ederek, devam etmekte olan ‘Joan Miro Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’ sergisini gezebilecekler.

Ustalara Saygı geceleri kapsamında 12 Ocak’ta şairin doğum günü kutlanıyor. Gecede kendi sesinden şiirler dinlenecek, onu ve dostlarını tanımış Hıfzı Topu anılar anlatacak.

Nazım Hikmet

Beşiktaş Belediyesi tarafından 10 senedir düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, yeni yılda geleneksel Nâzım Hikmet gecesiyle devam ediyor. Şairi 15 Ocak’ta kutlanacak 113. doğum günü dolayısıyla anmayı hedefleyen etkinlik, 12 Ocak Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek. Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve moderatörlüğünü üstlendiği “Ustalara Saygı” toplantısı, saat 20.00’den itibaren Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) takip edilebilir.

Yapıtlarıyla edebiyat, tiyatro, sinema , müzik ve resmi de besleyen Nazım Hikmet, gecede sanatın farklı dallarından örneklerle anılacak.

Nâzım Hikmet’le ilgili yaşamından görüntülerin gösterileceği, kendi sesinden şiirlerin dinletileceği gecede Vedat Sakman, şairin şiirlerinden bestelediği 5 yapıtıyla mini bir konser verecek.

Nâzım Hikmet’i ve dostlarını yakından tanımış olan Hıfzı Topuz’un anılarını anlatacağı gecede edebiyatçı Osman Şahin, ustanın “Kadınlarımız” şiirini seslendirecek.

Türkiye televizyonlarında yasaklı olduğu dönemde Korkut Akın’ın hazırladığı bir programda ilk kez gösterilen Nâzım Hikmet görüntülerinin de yansıtılacağı gecede, Salkımsöğüt şiirinden Ethem Onur Bilgiç’in yaptığı animasyon da yer alacak.

Nâzım Hikmet’in Türkçede yayımlanmamış ve/veya yitik sanılan eserlerini bulan, yayınlanmasını sağlayan, ustanın yurtdışındaki fotoğraflarından oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” sergisinin de aralarında bulunduğu çok sayıda etkinlik düzenleyen M. Melih Güneş’in ustayı anlatacağı gecenin diğer konuşmacıları Atilla Birkiye, Göksel Aymaz, Işık Öğütçü, Turgay Fişekçi olacak…

nazim-hikmetÇağdaş Türkçe şiirin kurucularından biri olan Nazım Hikmet’in kültür mirasını devam ettirmek adına Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ açıldı. Açılışa Orhan Pamuk görüntülü bir konuşma ile katıldı.

Türkiye’de bir üniversite bünyesinde ilk kez Nazım Hikmet adına bir merkez kuruldu. Yazar Murat Gülsoy’un öncülüğünde başlatılan proje, uzun bir araştırma ve ön çalışma sürecinin sonunda tamamlandı ve 15 Aralık’ta hayata geçirildi.

Buna göre Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nde özgün araştırmaların desteklenmesi planlanıyor. Ayrıca baraşırılı çalışmalar Nazım Hikmet Tez Ödülü ile onurlandırılacak.

Pamuk video konferansla katıldı

Merkezin açılışında görüntülü konferans yoluyla katılan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Nazım Hikmet’i şu sözlerle anlattı:

“Nâzım Hikmet’i anlamak onu tabu ve yasaklarla korunan bir başka put haline getirmek değil; onun bu olağanüstü yeteneğini nasıl büyük bir edebiyat haline getirdiğini adım adım görmektir.”

Ayrıca Nazım Hikmet’in kişiliğinden de etkilendiğini ve 1970’li yıllarda onun gibi şiirler yazmayı denediğini de belirten Pamuk konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim şiirlerim çok kötüydü ama onun gibi olmak heyecanı vardı bende. Ben Lise 2’de okurken yayınlanan, Nâzım Hikmet’in hapishaneden Kemal Tahir’e gönderdiği mektuplar hayat yolunda bana çok yardımcı olmuştur. Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e yazdığı mektupları da aynı heyecanla okurdum. Bu mektuplar beni toplumsal, eleştirel Türk edebiyatına da açmıştır.”

Nazım Hikmet’in kahramanlaştırılmasından da bahseden Pamuk bu konuya dair düşüncelerini şöyle aktardı:

“Biz kahramanlarımızı anlamak değil; onlara hayran olmak isteriz. Çoğumuzun menkıbename’leri tercih etmesi bu nedenledir. Kahramanlarımız hakkında tabular icat ederiz. Nâzım Hikmet’in hayatı da eserleri de bu türden tabu ve yasaklarla doludur. Atatürk döneminde Nâzım Hikmet hakkında açılan davalar, şairin çeşitli defalar sürgüne veya hapse gönderilmesine rağmen Atatürk’ü sevmeye devam etmesi; ancak hapisten çıkar çıkmaz Kuvayı Milliye Destanı’nı yarım bırakması böyle tabu bir konudur.”

Tarık Akan, Rutkay Aziz, Oya Baydar, Altan Öymen gibi tanınmış isimlerin yanı sıra akademik dünyadan, yayınevlerinden ve basından da pek çok kişi merkezin açılışında hazır bulundu.

Merkezde neler yapılacak?

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, edebiyat, tarih, sanat ve sosyal bilimler alanlarında disiplinler arası çalışmalar yapmak ve çağdaş Türkçe şiirin kurucu şairi şair Nazım Hikmet’i tanıtmayı planlıyor. Bu kapsamda Merkez, Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi üzerine yapılacak özgün çalışmaları destekleyecek, araştırmacılar için uygun bir ortam hazırlayacak, ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi paylaşımını sağlayan bir yapı oluşturacak. Ayrıca Türkiye’nin son iki yüzyıllık kültür ve sanat birikimi üzerine yapılan özgün akademik çalışmaları desteklemek üzere ‘Nâzım Hikmet Tez Ödülü’nün de her yıl verilmesi planlanıyor.

Kaynak: Al Jazeera

Yıldız Sarayı’ndaki Edebiyat Müzesi, yarın kapatılıyor. Bakanlık yeni yer göstermezken, müze de artık depo olarak kullanılacak. Yazarlar Sendikası, karara tepki gösteriyor.

edebiyat-müzesi

Cemal Süreya’dan Nazım Hikmet’e birçok şair ve yazarın şahsi eşyalarının sergilendiği Edebiyat Müzesi’ni boşaltıp depo yapmak isteyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na müzenin kurucusu Yazarlar Sendikası direniyor. Müzeyi boşaltmak için yarın son gün ancak Taraf’a konuşan Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz, kendilerine yeni bir yer gösterilmeden müze binasını terk etmeyeceklerini açıkladı.

edebiyat_müzesiTürkiye edebiyatının önemli isimlerinin tarihi belge ve eşyaları ise müze binasının bulunduğu Yıldız Sarayı’nda kolilere kaldırıldı. Köz “Burası Türkiye’nin iki edebiyat müzesinden biri. Kavga gürültü istemiyoruz ama bizim canımız yanıyor. Emeğimizin çarçur edilmesini istemiyoruz.” diye konuştu.Bakanlıktan defalarca randevu istemelerine rağmen bir geri dönüş alamadıklarını belirten Köz, “Kimse bizimle diyaloğa geçmedi. Bir tek Ertuğrul Günay, Tanpınar Müzesi’nin açılışında kendisinden yer istediğimizde ‘buraya alalım’ dedi. Ancak onunla ilgili de bakanlıktan somut bir adım atılmadı. Bir müze binası nasıl depoya dönüştürülür aklımız almıyor” dedi.

Nâzım Hikmet, Aziz Nesin, Cemal Süreya, Asım Bezirci gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin daktilo, gözlük, kalem gibi eşyalarının ve mektuplarının yer aldığı müze Yıldız Sarayı içindeki eski Arabacılar Dairesi’nde 2002 yılında dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın onayıyla kuruldu. Türkiye Yazarlar Sendikası Yıldız Sarayı’nda depo olarak kullanılan mekânı müzeye dönüştürdü. Bakanlıkla sendika arasında yapılan müze protokolünün ise beş yılda bir yenilenmesine karar verildi. Aradan geçen sürede protokol iki kez yenilendi ancak 19 Aralık 2011’de Bakanlık protokolün iptal edildiğini belirterek, müzenin boşaltılmasını istedi. Gerekçe bakanlığın, müze alanını depo olarak kullanmak istemesiydi.

Bakanlığın yer tahsisi için kendilerine yardımcı olmadığını anlatan Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz, sendika olarak müzeye yer bulmak için kendi imkânlarıyla Kadıköy, Beşiktaş ve Kartal Belediye’siyle görüştüklerini anlattı. Sendika yarın yapacağı basın toplantısıyla Bakanlığın “Boşaltın” talimatına tepki göstermeye hazırlanıyor.

Sümeyra Tansel | Taraf

25 Nisan’a kadar Kadıköy Belediyesi CKM Sanat Galerisi’nde sergilenecek olan Nazım Hikmet’in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi, Nazım Hikmet’in ‘rüyalarımın memleketi’ diye adlandırdığı Moskova’ya üçüncü gidişinden sonraki 1951-1963 yılları arasındaki fotoğraflarını kapsıyor.

nazım hikmet

NAZIM’IN İLK BASILAN KİTABI SERGİDE

Avni Arbaş, Güzin Dino, Nazım Hikmet, Abidin Dino, Vera Tulyakova Paris’te (Nisan 1961)

Avni Arbaş, Güzin Dino, Nazım Hikmet, Abidin Dino, Vera Tulyakova Paris’te (Nisan 1961)

Sergideki bu fotoğraflar ve diğer materyaller, Nazım Hikmet üzerine çalışmalarıyla tanınan M. Melih Güneş tarafından, Vera Tulyakova Hikmet Arşivi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi ile başka ülkelerdeki arşivlerden bir araya getirilerek oluşturuldu. Nazım Hikmet’in yurt dışı ağırlıklı bazıları imzalı fotoğraflarıyla birlikte, 1928 tarihli ilk kitabı ile 1932 yılında SSCB’de ilk basılan kitabı dahil olmak üzere Türkiye dışında basılan bazı kitapları, plakları, ses bantları, bazı gazete küpürleri ve M. Melih Güneş’in hazırladığı ‘Bir Yitik Miras Nazım Hikmet’ başlıklı bir video çalışması da bu sergide bulunuyor.

Kaynak :[-]

Garip akımının kurucusu şair Orhan Veli Kanık, 1950’de hayata veda etti. Orhan Veli’nin ölüm şekli, O günden bu yana Türkiye’de bazı konularda değişen bir şey olmadığını ortaya koyuyor çünkü hala belediye çukurlarına düşerek ölenler oluyor…

orhan

Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde başladığı öğrenimini Ankara’da sürdürdü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne devam etti (1932-36). Ankara PTT Genel Müdürlüğü’nde memur olarak görev yaptı.

Askerliğini yaptıktan sonra MEB Tercüme Bürosu’nda çalışmaya başladı (1945). Ancak kurumda esen anti demokratik hava nedeniyle görevinden istifa etti (1947). İlk yazıları lise yıllarında çıkardığı ‘Sesimiz’ adlı okul dergisinde, daha sonraki şiir ve şiir yazıları ‘İnsan’, ‘Ses’, ‘Gençlik’, ‘Küllük’, ‘İnkılapçı Gençlik’ dergilerinde yayımlandı.

1947 yılından itibaren çeviriye ağırlık veren Orhan Veli, Mehmet Ali Aybar’ın çıkardığı ‘Hür’ ve ‘Zincirli Hürriyet’ adlı gazetelerde eleştiriler, ‘Ulus’ta ‘Yolcu Notları’ başlıklı yazılar yayımladı.1941’de liseden arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte ‘Garip’ adlı şiir kitabını yayınlayarak, o güne dek Türkiye’de bilinen şiirin her formuna karşı çıktı.

orhan veli kanık1 Ocak 1949 tarihinden itibaren 15 günde bir yayımlanan ‘Yaprak’ dergisini çıkarmaya başladı. 15 Haziran 1950’ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara’dan ayrılıp, İstanbul’a döndü. Oktay Rifat ve Melih Cevdet’le birlikte Nazım Hikmet’in yaptığı açlık grevine destek verdi ve iki günlük sembolik bir açlık grevi yaptı. Nazım’ın hapisten çıkmasından sonra da onu desteklemeye devam etti.

Orhan Veli, eserlerinde sınıfsal çelişkilere de yer verdi. “Ciğercinin Kedisi ile Sokak Kedisi” adlı şiirinde bu çok açık bir şekilde ortaya çıkar. Sokak kedisi, ciğercinin kedisine şöyle seslenir:

Uyuşamayız yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı
kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil hani,
Böyle kuyruk sallamak tanrının günü…

Ciğercinin kedisi ise şöyle karşılık verir:

Açlıktan bahsediyorsun;
Demek ki sen komünistsin.
Demek bütün binaları yakan sensin.
İstanbul’dakileri sen,
Ankara’dakileri sen…
Sen ne domuzsun sen!

Orhan Veli, Ankara’da bir gece sokakta bir belediye çukuruna düştü ve başından yaralandı (10 Kasım 1950). İki gün dinlendikten sonra İstanbul’a gitti. İstanbul’da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirdi ve hastaneye kaldırıldı (14 Kasım 1950) . Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edildi, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20’de hayata gözlerini yumdu. Şiirlerinden yapılan seçmeler İngilizce, Fransızca, Rusça, Yunanca gibi çeşitli dillere çevrildi.

 20’nci Altın Koza Film Festivali’nde geleneksel olarak verilen Yaşam Boyu Onur Ödülleri, bu yıl ünlü oyunculardan Çolpan İlhan, İzzet Günay ve Demir Görgün Karahan ile yapımcı Necip Sarıcı’ya verildi.

altın-koza-onur-odulleriŞarkıcı Şevval Sam, sevilen şarkılarıyla geceyi renklendirdi. Seyhan Baraj Gölü manzaralı Park Zirve Zaimoğlu Tesisleri’nde organize edilen ödül törenine festival konuğu beyazperdenin emekçileri ile kent protokolü ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Oyuncu Çolpan İlhan ile İzzet Günay ödülünü Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’dan Demir Karahan CHP Genel Başkan Yardımcısı Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu’dan Yapımcı Necip Sarıcı ise ödülünü CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün elinden aldı.

ADANALILARA TEŞEKKÜR ETTİLER

Ödül alan sanatçılar, Altın Koza’nın Türk Sineması’nda çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayıp, bu ödüle layık görüldükleri için Adanalılara teşekkür etti.

Ödülünü almak için Zihni Aldırmaz’ın elinden tuttuğu Çolpan İlhan, çok mutlu olduğunu vurgulayıp. “Daha nice ödüllereö dedi.

İzzet Günay ise sanat yaşamı boyunca kendisini el üstünde tutan Türk sinemaseyircisine minnet duyduğunu dile getirdi. Bu ödülde rol aldığı filmlere emek veren kişilerin de payı olduğunu kaydeden İzzet Günay, “Bu güzel ödülle birlikte beni en çok sevindiren hayatımı anlatan kitabın çıkmasıdır. Ödül kadar kitabı da çok önemsiyorum. Çünkü insanlar çabuk unutulur. Ama kitaplar oldukça içindeki insanlar da yaşıyor. Kitaplar içindeki insanları saklıyorö deyip kitabı kaleme alan Burçak Evren’e teşekkür etti.

Demir Karahan, Adanalı olduğunu hatırlatıp, buğday ve pamuk gibi bu topraklardan çıkan biri olduğunu kaydetti. Onur’un başucu kitabı olduğununun altını çizen Demir Karahan, aldığı ödülü torunu Eylül’ün başucuna koyacağını söyledi. Karahan, eşine de Nazım Hikmet’in ‘Karım’ adlı şiirini sahneden okudu.

Yapımcı Necip Sarıca ise Altın Koza’da 6 ödül aldığını, kendisi için bu festivalin çok özel yeri olduğunu ifade etti. Yılmaz Güney başta olmak üzere Adanalı sinemacılara ve Altın Koza’yı yaşatanlara teşekkür etti.

Törenin sonunda söz alan festivalin ev sahibi Zihni Aldırmaz ise önümüzdeki yıl Türk Sineması’nın 100 yılını kutlayacaklarını, buna kutlamalar gerçekleştirmek için çaba göstereceklerini söyledi.
Gecenin devamında sahne alan ünlü şarkıcı Şevval Sam, Türk Sanat Müziği’nin sevilen eserlerini seslendirdi.

20-altın-koza

ÇOLPAN İLHAN – ROL SEÇEN OYUNCU

77 yıllık hayatının 56 yılını sinema ve tiyatro sanatının içinde geçiren Çolpan İlhan, 200’e yakın filmde oyunculuk yaptı. 1970’e kadar bir çok filmde boş rol oynayan Çolpan İlhan, ‘rol seçen oyuncu’ unvanıyla tanındı. ‘Karakter oyuncusu’ sıfatıyla bilinen, farklı bir ‘Yeşilçam Starı’ çizgisi taşıyan Çolpan İlhan, sanat eğitiminin duyarlılığını beyazperdeye başarıyla yazdırdı. Çolpan İlhan, 1997’de Sadri Alışık Tiyatrosu’nu açarak tiyatro sanatına önemli katkılar sağladı. Halen oğlu Kerem Alışık ile Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde gençlere tiyatro dersleri vermeyi sürdüren sanatçı, şu sıralar aynı tiyatroda sahnelediği ‘Sonbaharı Beklerken’ adlı oyunda Alzheimer hastalığından ölen İrlandalı filozof Iris Murdoch’ı canlandırıyor. Çolpan İlhan, şair Attila İlhan’ın kız kardeşi, sinema sanatçısı Sadri Alışık’ın karısıdır. Çolpan İlhan, tiyatro ve sinema oyunculuğunun yanı sıra moda tasarımcısı ve tiyatro eğitmeni olarak birçok alanda başarılara imza attı.

DEMİR KARAHAN – YAZDI, YÖNETTİ, OYNADI

69 yıl önce Adana’da dünyaya gelen Demir Karahan, tıp fakültesini okurken yönetmen ve senarist Duygu Sağıroğlu ile tanışınca okulu bırakıp, sinemaya gönül verdi. 40 yıllık sanat hayatında 59 yapımda roller aldı. Türk – Fransız ortak yapımı bir filmde oynamak üzere gittiği Fransa’da 4 filmde rol aldı, yönetmen asistanlığı yaptı. Sinemanın krize girdiği süreçte ticaret ve çiftçilikle uğraştı, politikayla ilgilenerek Adana DSP İl Başkanlığı görevinde bulundu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Demir Karahan, sanat hayatında oyunculuk dışında ‘Çark’ adlı bir filmin senaryosu yazıp, aynı filmin yönetmenliğini de üstlendi.

İZZET GÜNAY: SİNEMA SEVDASI KIRIK PLAK’LA BAŞLADI

Türk Sineması’nın çınarlarından 79 yaşındaki İzzet Günay, lise yıllarında tiyatroya merak sardı, 1958’de Kemal Film yapımı ‘Kırık Plak’ adlı filmde, Zeki Müren’in şoförü rolüyle sinema oyunculuğuna başladı. 55 yıllık sanat hayatını 120 film sığdırdı. 1964’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde baş rolünü oynadığı ‘Ağaçlar Ayakta Ölür’ filmiyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldı. Türk sanat müziği solistliği yapan, televizyon dizilerinde de oynayan İzzet Günay, pul, para, madalya ve madalyon koleksiyonculuğu ilgi alanı içine girdi. 1985’te antika üzerine dükkan açan, İzzet Günay, uzmanlık alanı olan koleksiyonculuk ve antika konusunda danışmanlık yaptı.

NECİP SARICI – SİNEMANIN HAFIZASI

Necip Sarıcı, sinema sanatına 1949’da İzmir’deki sinema makineleri tamir atölyesinde çıraklık yaparak girdi. Üç yıl sonra ustalığa geçen Necip Sarıcı, İstanbul’da 1957’de Lale Film Stüdyosunda ‘ses mühendisi’ olarak işe alındı. Arzu Film, Erman Film, Uğur Film, Akün Film, Erler Film gibi Yeşilçam’ın önemli kuruluşlarıyla çalıştı. 1979’da Filmer ailesinin stüdyoculuğu devretmesiyle Lale Film Stüdyosu’nu Yeni Lale ismiyle devralarak seslendirme, emisyon, telesine, montaj gibi laboratuar çalışmalarını yeni bir düzenlemeyle işletmeye açtı. 64 yıldır sinema ve sanatın içinde yaşayan ve belgesel ve sinema film yapımcılığı da yapan Necip Arıcı, ‘önemli bir arşivci’ diye anılıyor. Sarıcı’nın arşivinde 65 bin fotoğraf negatifi, 5 bin’e yakın edebiyat, tarih, sanat, sinema ve mesleki kitaplar ile Türk sinema tarihinin önemli filmlerinin negatifleri, pozitif görsel kopyaları ve 5 bin adet orijinal Türk filmi afişi bulunuyor.