Şunun için etiket arşivi: narsanat

Cumhurbaşkanlığı, ödül töreninin daha sonra duyurulacak bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Çankaya yerleşkesinde yapılacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri bu yıl, eserlerinde gelenekle yeni arasında köprü rolü üstlendiği için Selim İleri’ye, Türk tarihini evrensel bir boyuta taşıması dolayısıyla Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’na ve Klasik Türk ve Tasavvuf müziğini geniş kitlelere ulaştırması dolayısıyla Ahmet Hatipoğlu’na verildi. Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini dünya mirasına sunulacak zenginlikte sergiledikleri için Zeugma Antik Kenti ve Müzesi de ödüle layık görüldü.

Cumhurbaşkanı Gül’ün, ödülün her yıl kültür ve sanatın farklı dallarında verilmesi talimatı verdiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ”Bu çerçevede, Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız, 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin Türkiye’nin arkeoloji alanındaki zengin birikimini akademik dünya, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel yönetimler işbirliği ile dünya mirasına sunulacak bir zenginlikte sergiledikleri için Zeugma Antik Kenti ve Müzesi’ne; edebiyat aşkını İstanbul tutkusuyla harmanlayıp kişisel anılarını şehrin geçmişiyle bir araya getirdiği eserlerinde gelenekle yeni arasında köprü rolü üstlendiği için Selim İleri’ye; güncel olayları zengin tarih birikimiyle yoğurup özgün bir tarih söylemi geliştirerek Türk tarihini evrensel bir boyuta taşıması dolayısıyla Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’na; Klasik Türk ve Tasavvuf müziğini kendine özgü icra tarzlarıyla zenginleştirip geniş kitlelere ulaştırması dolayısıyla Ahmet Hatipoğlu’na verilmesini uygun görmüşlerdir.”

 Selim İleri: Sürpriz oldu

Ödülle ilgili Radikal ’e konuşan yazar Selim İleri, “Benim için gerçekten sürpriz oldu. Bu sene edebiyat çalışmaları alanında 45. yılımı doldurdum. Hatırlanmak, üstelik de Cumhurbaşkanlığı kurumu tarafından hatırlanmak, beni gerçekten sevindirdi. Bu ödülde zannediyorum benim geçmişteki edebiyatımıza daima bağlı kalışım, yitirdiğimiz yazarları hep anmak isteyişim de etkili oldu. Sürekli değişen bir toplumda bir köprü olmak iyi bir şey diye düşünüyorum. Bilerek yaptığım bir şey değildi, yapabildiysem ne mutlu” dedi.

‘Zeugma’ya verilen ödül sevinçleri artırdı’

Gaziantep Kültür Turizm Müdür Vekili Mehmet Aykanat, arkeoloji alanında 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen Zeugma Antik Kenti ve Müzesi’nin sevinçlerini artırdığını söyledi. Aykanat, müzenin 3 ayda değerli 3 ödülle taçlandırıldığını belirtti.

Zeugma’nın 2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü almaya hak kazanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Aykanat, “2012 yılı Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nin yılı oldu. Son 3 ayda çok değerli 3 ödülle müzemiz taçlandırıldı. Temmuz ayında ‘En iyi Kültür ve Turizm Yatırımı’ ödülü, Ekim ayı içerisinde dünyada önemli seyahat sitelerinden olan ‘TripAdvisor Mükemmellik’ ödülüne layık görüldü. Son olarak da ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ ile sevincimiz ve övüncümüz katlandı.” diye konuştu.

Selim İleri kimdir?

30 Nisan 1949’da İstanbul’da doğdu. 1968’de Atatürk Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Öğrenimini yarıda bırakarak kendini tümüyle yazmaya verdi. İlk yazısı 1967’de Yeni Ufuklar dergisinde yayınlandı. Papirüs, Yeni Edebiyat, Yeni Dergi, Türk Dili, Türkiye Defteri, Milliyet Sanat, Gösteri gibi dergilerde yayınlanan yazılarıyla ünlendi. 1979’da Dünya gazetesinin sanat sayfasını yönetti. 1968’de yayınlanan ilk öykü kitabı “Cumartesi Yalnızlığı”nda sınırlı ilişkiler içinde sıkışan insaların yaşamlarını anlattı. “Pastırma Yazı” ve “Bir Denizin Eteklerinde” öykü kitaplarında uyarlı gençlerin tutkularını, sıkıntılı ilişkilerini, orta tabakadan insanların acılarını, yalnızlıklarını, kurtuluş arayışlarını anlattı. 1973’ten sonra romana yöneldi. “Her Gece Bodrum” romanıyla büyük başarı kazandı. İç konuşma tekniğini kullandığı bu romanda, toplumsal kargaşa içinde bunalıma düşen aydınların arayışlarını ve çıkmazlarını ele aldı. Roman ve öykülerinin yanısıra senaryolar, denemeler ve edebiyatla ilgili incelemeler de yazdı.

Hikayeleri:  Cumartesi Yalnızlığı, Bir Denizin Eteklerinde, Pastırma Yazı, Dostlukların Son Günü (1978 Sait Faik Hikaye Ödülü), Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler, Fotoğrafı Sana Gönderiyorum, Kötülük.

Romanları: İlkgençlik Çağına Öyküler(Derleme), Yarın Yapayalnız, Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak, Hayal ve Istırap, Destan Gönüller, Her Gece Bodrum (1977 TDK Roman Ödülü), Ölüm İlişkileri, Bir Akşam Alacası, Cehennem Kraliçesi (1980), Yaşarken ve Ölürken, Saz Caz Düğün Varyete, Ölünceye Kadar Seninim, Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın, Allahasmarladık Cumhuriyet (Oyun), İstanbul Lâle İle Sümbül, Kafes, Anılar;Issız ve Yağmurlu, Daha Dün, Oburcuğun Edebiyat Kitabı, Evimizin Tek Istakozu, Rüyamdaki Sofralar, Yaşadığım İstanbul.

Şükrü Hanioğlu kimdir?

 İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi mezunu. Tarık Zafer Tunaya’nın asistanı. “Bir Siyasal Düşünür Olarak dr. Abdullah Cevdet” başlıklı çalışmasıyla doktor, “Bir Siyasal Örgüt Olarak Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jöntürklük” başlıklı çalışmasıyla doçent oldu. “Young Turks in Opposition” ve “Preparation For a Revolution: The Young Turks” adlı çalışmaları Oxford Üniversitesi tarafından yayınladı. Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu, Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları bölüm başkanı olarak çalışmakta.

Kaynak :[-]   

Manchester Üniversitesi’nden Prof. Barry Cooper, ünlü bestecinin ölümünden 185 yıl sonra orta çıkarılan ilahinin ünlü “Missa Solemnis” eserinin taslaklarının yer aldığı bir defterde bulunduğunu söyledi.

Cooper, Beethoven’ın Gregoryen döneme ait bin yıllık “Pange Lingua” adlı ilahinin melodisini değiştirerek yeniden yorumladığını belirtti.

Cooper, ilahinin mart 1820’de o zamanlar 39 yaşında olan bestecinin hamisi Avusturya Arşidükü Rudolp’ün Olmutz başpiskoposu ilan edildiği törende çalınmış olabileceğini belirtti.

Ünlü besteciyle ilgili en önemli uzmanlardan biri olarak kabul edilen Cooper, iki dakikalık eserin Beethoven’ın diğer tüm eserlerinden çok farklı olduğunu söyledi.

Beethoven’in iki eser dışında dini müzik bestelemediğini işaret eden Cooper, “Beethoven’ın kilisede yapılan sıradan bir ayin için beste yapması kesinlikle olağanüstü. Bestecinin böyle bir esere imza atacağına kendi gözlerimle görmesem hayatta inanmazdım. Çok şaşırdım” dedi.

Eserin yer aldığı 1820 tarihli defter, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde saklanıyor.

Prof. Cooper, Beethoven’ın tamamlanmamış taslaklarından yola çıkarak 10. Senfoni’yi hazırlamış ve klasik müzik dünyasında büyük tartışmalara yol açmıştı.

Müzik tarihinde Klasik dönemden Romantik döneme geçişin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Alman besteci Beethoven, tüm zamanların en ünlü ve en etkili bestecilerden biri olarak tanınıyor.

Henüz küçük bir çocukken yeteneği keşfedilen ve ilk müzik eğitimini dönemin ünlü bestecisi Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası Leopold Mozart’a öykünen babası Johann van Beethoven’dan alan ünlü besteci, Bonn’daki öğrencilik yıllarının ardından Joseph Haydn ile çalışmak için Viyana’ya taşınmıştı.

1796 yılında henüz 26 yaşındayken işitme yetisini yitirmeye başlayan Beethoven, 1818 yılında tamamen sağır olmasına karşın beste yapmaya devam etmişti.

Tarihi ören yerinde yapılan kazılarda, yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulundu.

Hitit Uygarlığı’na başkentlik yapan Çorum’un tarihi ören yeri Alacahöyük’teki kazı çalışmalarında, bölgedeki yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulundu. Böylece, Alacahöyük’ün geçmişinin, günümüzden 8000-9000 yıl önceye, Geç Neolitik Çağ’a uzandığı anlaşıldı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi, Alacahöyük Kazı Alanı Başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, yaptığı açıklamada, Alacahöyük’teki kazı çalışmalarının 1935’te Atatürk’ün emriyle başlatıldığını ve 7 yıldır Yüksel İnşaat’ın desteğiyle sürdürüldüğünü belirtti.

Alacahöyük’teki kazı çalışmalarında tarihe ışık tutacak bir gelişme yaşandığını anlatan Çınaroğlu, bölgede yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulduklarını, bu bulguların höyüğün geçmişinin Geç Neolitik Çağ’a kadar dayandığını ortaya çıkardığını ifade etti.

Kazı çalışmalarıyla 2006’da Anadolu’nun bilinen en eski sulama barajı”Alacahöyük Hitit Barajı”nın yeniden su tutmaya başlayarak, yöre halkının tarımsal sulama amaçlı kullanımına açıldığını hatırlatan Çınaroğlu, şunları kaydetti:

”Kazı çalışmaları sonucunda bölgedeki ilk yerleşimin 7000-7500 yıl öncesine giden Kalkolitik Çağ’a dayandığı biliniyordu. Bu yıl yapılan kazı çalışmalarında bulunan üç yeni parçanın ise yapım tekniği, kaba işçiliği, hamuruna iri kum taneciklerinin karıştırılmış olması ve iyi fırınlanmamış haliyle, günümüzden 8000-9000 yıl öncesi Anadolu Neolitik Dönem seramik repertuvarı özellikleriniyansıttığı anlaşıldı. Böylece Alacahöyük’ün tarihi 1000-1500 yıl kadar geriye taşındı.

Kazı çalışmalarımızda bulunan bu parçalar, Urfa Göbeklitepe taş blokları üzerinde ve Burdur Kuruçay Höyük’teki tam benzerleri gibi Neolitik Dönem seramik repertuvarını yansıtmaktadır. Böylece Alacahöyük’teki ilk iskanın, Geç Neolitik Çağ’a kadar uzandığını anlamış olduk. Alacahöyük’ün geçmişinin günümüzden 8000-9000 yıl önceye dayandığının anlaşılmasısadece bu bölge için değil, Orta Anadolu’nun iskan tarihiaçısından da son derece önemlidir. Kazı çalışmalarında önümüzdeki dönemlerde de Anadolu’nun eski tarihine yenilik getirecek eserlerin bulunacağı kesin gözüküyor.”

Anadolu’nun en eski sulama barajı

Anadolu’nun bilinen en eski sulama barajı Alacahöyük Hitit Barajı, MÖ 1249’da Anadolu’da yaşanan büyük kuraklığın ardından Hitit Kralları tarafından yaptırılan barajlardan biri.

Bu barajlardan Alaca Höyük dışındakiler işlevini yitirdi. Alacahöyük Hitit Barajı ise kaynak suyu gövdesi içinden çıktığı için günümüze kadar akmaya devam etti. Bu barajın, bulunan hiyeroglif kitabeden Kral 3. Hattuşili’nin eşi Pudu-Hepa tarafından Tanrıça Hepat‘a atfen yaptırıldığı anlaşıldı.

Genişliği 15 metre, uzunluğu 135 metre olan barajın gövdesindeki kaya dolgusunun kille kaplandığı, taş dolgu seti inşaat tekniğinin ise bugünkü baraj inşaat tekniğiyle aynı olduğu belirlendi. Ancak Hititler’in çimento yerine kil kullandığı tespit edildi. Baraj tam dolduğu zaman 15 bin metre küp su aldığı tahmin ediliyor.

Saklı kalan tarih, dünya kültür mirasına kazandırılıyor

Hitit uygarlığına başkentlik yapan Alaca Höyük, Çorum’un Alaca İlçesi’ne bağlı Alacahöyük Beldesi’nde, Boğazköy Hattuşaş’ın 25 kilometrekuzeydoğusunda yer alıyor. Atatürk’ün emri, Türk Tarih Kurumu’nun desteğiyle 1935’te başlatılan kazı çalışmaları, Atatürk’ün vefatından sonra maddi ve manevi desteğin giderek azalmasıyla 1982’de durma noktasına geldi.

Kazı çalışmaları, 1997’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu başkanlığındaki ekip tarafından yeniden başlatıldı. Proje, 2005’te yine maddi sıkıntılar yaşanması nedeniyle durma noktasına geldi. Bu tarihte Yüksel İnşaat, tarihin gün ışığıyla buluşturulmasına destek vermeye başladı.

Projeye verilen uzun soluklu maddi ve manevi desteklerle bugün Alaca Höyük’te saklı kalan pek çok tarihi eser gün yüzüne çıkarılarak, dünya kültür mirasına kazandırılıyor.

Denizli Belediyesi, İssimo Home Tekstil ve Karikatürcüler Derneği Denizli Şubesi, Ekoloji ve Teknoloji konulu karikatür yarışması düzenliyor.

Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan, Karikatürcüler Derneği Denizli Temsilcisi Mehmet Selçuk, İssimo Home Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yılmaz, Ekoloji ve Teknoloji Ulusal Karikatür Yarışması için basın toplantısı düzenledi. Başkan Zolan toplantıda yaptığı konuşmada, çevre bilincinin önemine dikkat çekmek adına bu yarışmanın düzenlendiğini söyledi.

Karikatürün anlattığıyla, belki bir cilt kitap yazılabileceği ifade eden Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan, ‘Karikatürün etkisi çok büyüktür. Bu etkinin ekoloji ve teknoloji anlamında dikkat çekmek için kullanılması gerekir düşüncesindeyiz. Sadece üretmek ve günün ihtiyaçlarını karşılamak adına, çevremize, doğamıza ve birçok canlı yaşam alanlarına maalesef arzu edilmeyen boyutlarda kirliliğe yol açılmıştır. Dünyada son 50 yılda sadece üretmek üzerine o günkü rahatlık üzerine yoğunlaşma oldu. Son 10 yılda gelinen noktada ise çevre bilinci daha da önem arz etmektedir. Artık bugünkü kazançtan ziyade geleceğe nasıl bir çevre nasıl bir ortam bırakılması gerektiği tartışılır ve uygulamada yapılır hale gelmiştir. Denizli Belediyesi projelerimizde çevre hassasiyeti ilk önceliğimizdir. Atık su arıtma, katı atık tesisi, yeşil alanların artırılması ve yerinde ayrıştırılması gibi birçok projede çevreyi korumak adına olağan üstü gayret gösterdik. Daha yaşanabilir çevre için bunları yaptık. Sonucunda da en temiz kent ödülünü aldık. Hem üretme hem de çevreyi koruma adına ikisini birlikte yürütmek gerekiyor. Bunun beraber yürütülmesi için de ne yapabiliriz diye düşündük. Bu nedenle 3 kurum karikatür yarışmasını düzenledik. Bir çizgi belki bir ciltlik anlatımı ortaya koyuyor. Etkisi çok büyüktür. Bu nedenle ekoloji ve teknoloji konusunda yarışmayı düzenledik’ dedi.

Karikatürcüler Derneği Denizli Temsilcisi Mehmet Selçuk, da dernek temsilciliği olarak böyle bir yarışmanın faydalı olacağını düşündüklerini kaydederek, ‘Denizli Belediyesi’nin bu yıl aldığı temiz kent ödülüne katkı koyacağını düşündük. 17 yıldır burada karikatürcüyüm. İlk kez böyle büyük çaplı bir yarışma düzenleniyor. Ulusal anlamda ilk yarışmadır. Çok katılan olacağını düşünüyoruz. Seçici kurulda dünya çapında yarışmalara katılmış ağabeylerimiz var. İnşallah gelecekte uluslararası karikatür festivalimiz de olur’ dedi.

İssimo Home Tekstil İsmail Yılmaz ise ‘her sene bir benze nitelikte bir konuyu değerlendirip o konu hakkında projede yer alıyoruz. Denizli’nin markaya ihtiyacı olduğunu hepimiz biliyoruz. Marka olarak sosyal kimliği de olmalı düşüncesiyle bir şeyler yapmaya çalıştık. Belediyemizle Laodikya da 5 yıllık gönüllü kazı sponsorluğu da yapıyoruz. Ekoloji ve teknoloji söz konusu olduğunda bu projede yer almak istedik’ dedi.

Yarışmanın konusu, insanları ve kurumları ekoloji ve teknolojinin dengeli uyumuna dikkatlerini çekmek için karikatür yarışmasının konusunu ‘Ekoloji ve Teknoloji’ olarak belirlendi. Yarışma ulusal ölçekte düzenlendi ve amatör, profesyonel tüm karikatürcülere açık. Çizim tekniği serbest. Karikatürler bilgisayar çıktısı olarak gönderilecekse orijinal imzalı (ıslak imza) olması gerekiyor. Karikatür boyutları en az A4 ( 21 x 29.7 cm ) en fazla A3 ( 29.7 x 42 cm ) olmalı ve herhangi bir zemine yapıştırılmamalı. Gönderilecek karikatürler daha önce hiçbir ulusal ve uluslararası yarışmada ödül almamış olmalı. Seçici kurulun aynı ya da benzer saydığı veya başka bir karikatürcüye ait olduğunu bildiği karikatürler değerlendirilmeyecek. Her türlü olası tartışmalar, çalıntı ve benzer iddiaların sorumlusu katılımcı olacak. Yarışmacılar karikatürleriyle birlikte fotoğraflı özgeçmişlerini, adres, telefon ve e-posta bilgilerini de göndermeli. Yarışmacılar en fazla 3(üç) adet karikatür gönderebilecek. Her bir eserin arka yüzünde katılımcıların bilgileri yer alacak. 10-18 yaş arası genç katılımcılar için özendirme ödülleri verilecek. Karikatürlerin hasar görmemesi, kesinlikle katlanmaması, şartnameye uygun olarak; adrese kargo, iadeli taahhütlü posta veya elden ulaştırması gerekiyor. Katılımcılar eserlerini yalnızca belirlenmiş olduğu adrese gönderecek. Bu adrese gönderilmeyen eserler değerlendirmeye alınmayacak. Eserin gönderileceği zarfın üzerine ‘Denizli Belediyesi – İssimo Home Karikatür Yarışması’ yazısı ile sanatçının adı ve soyadı yazılarak zarf, eserle birlikte, belirtilen adrese 23 Kasım 2012 Cuma mesai bitimine kadar gönderilmese gerekiyor. Jürinin toplanma tarihi 24 Kasım 2012 Cuma. Yarışma sonuçları ise 26 Kasım 2012’de açıklanacak. Ödüller, 7 Aralık 2012 Cuma günü hak sahiplerine verilecek. Yarışma Jürisi’nin sergilenmeye değer bulduğu karikatürler, 7 – 14 Aralık 2012 Denizli Belediyesi Turan Bahadır Sanat Merkezi’nde sergilenecek.

17 Kasım 2012 Cumartesi günü kapılarını açmaya hazırlanan 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı etkinlik programı açıklandı

TÜYAP tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 17-25 Kasım 2012 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de düzenlenecek olan 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, 200 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor.  Bugünden itibaren yayınlanacak etkinlik programına www.istanbulkitapfuari.com sitesinden ulaşılabilir.

Onur yazarının Gülten Dayıoğlu olduğu ve ana temanın “Çocukluğum Yurdumdur-Çocuk ve Gençlik Edebiyatı” olarak belirlendiği kitap fuarı birbirinden renkli çocuk etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fuar süresince Gülten Dayıoğlu’nun katılımıyla çocuk edebiyatı üzerine panel ve söyleşiler düzenlenecek.

Bu sene fuarın ilk dört günü, 17-20 Kasım 2012, açık kalacak Uluslararası Salon kapsamında HollandaOnur Konuğu olarak yer alacak. Hollanda’dan yayınevlerinin katılımıyla düzenlenecek konuk ülke etkinlikleri kapsamında modern Hollanda edebiyatının önemli isimleri fuarın konuğu olacak. Bunlar arasında Kader Abdollah, Muhsin Kızılkaya ile  birlikte 17 Kasım Cumartesi günü, Henk Boom 18 Kasım Pazar günü Ahmet Ümit ile birlikte bir söyleşiye katılacak. Ayrıca Hollanda’nın önemli illüstratörlerinden Marit Tornqvist 17-20 Kasım tarihlerinde  çocuklara yönelik olarak illüstrasyon atölyeleri düzenleyecek. Modern Türkiye’nin kuruluşu üzerinde yaptığı araştırmalarıyla tanınan akademisyen-tarihçi Erik Jan Zürcher 18 Kasım Pazar günü Mete Tunçay, Mehmet Ö. Alkan ve Ahmet Demirel’in katılacakları panelde konuşmacı olarak yer alacak.

Sanat dünyasında kural tanımaz tavırlarıyla en yaramaz ve en çok tartışılan sanatçılarından olanİngiliz sanatçı Damien Hirst ses getirecek bir yapıta daha imza attı. 47 yaşındaki Hirst karnının bir kısmında ana rahmindeki bebeğin de görüldüğü, elinde kılıç tutan çıplak bir hamile heykeli yaptı. 20.5 metre yüksekliğindeki heykel, sanatçının evinin ve bir restoranının olduğu Devon’da, denize
bakan bir tepeye konuldu. Hirst’ün 20 yıllığında yerel yönetime verdiği “Verity” adlı bronz heykeli kimileri kamu içinde sergilenmek için uygunsuz buldu, kimileri ise “Güzel ama martıların hedefi olacağı kesin” dedi.

Belediyeye heykele karşı çıkan 100 kişi “itiraz mektubu” gönderildi. Yerel yöneticiler ise heykelin turizme katkısı olacağını düşündüklerini söyledi.

“Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması” sonuçlandı!

22. Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenen “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”nı kazanan isimler, 15 Ekim 2012, Pazartesi günü usta cazcılarla birlikte Babylon’da sahne a

“Nefesli, “Vurmalı”, “Telli”, “Tuşlu” ve “Vokal” olmak üzere beş ayrı kategoride 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklerin başvurularının alındığı yarışma, Türkiye’nin dört bir yanından büyük ilgi gördü. Organizasyonu Pozitif Live tarafından gerçekleştirilen 22. Akbank Caz Festivali’nde gençlere Festival’in bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede Jam Session yapma imkanı sunan yarışmaya 54 aday başvurdu.

Finale kalan 12 aday, 14 Ekim 2012, Pazar günü cazın Türkiye’deki öncü isimlerinden İmer Demirer, caz vokalisti ve Ayten Alpman’ın kızı Ayşe Gencer, Duman grubu bateristi Cengiz Baysal, ünlü kontrbas sanatçısı Volkan Hürsever, ünlü piyanistAydın Esen ve radyo programcısı Hakan Tüfekçi’den oluşan yarışma jürisi karşısında sahne aldı. Performansları ile jüri üyelerini büyük beğenisini toplayan adaylar arasında yapılan değerlendirme sonucu; Olgun Acar (davul)-EN İYİPERFORMANS, Gürtuğ Gök (alto saksafon)-EN İYİ DOĞAÇLAMA ve Melisa Kıral (vokal)-EN İYİ YORUM kategorilerinde birinci oldu. Üç farklı dalda kazanılan birinciliklerin yanı sıra jüri gösterdikleri başarı sonucunda; Paşa Çelik (elektro gitar), Sanat Deliorman (vokal) ve Fulya Akça (vokal) de mansiyon ödülüne değer buldu.

JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması birincileri, 15 Ekim 2012, Pazartesi günü Aydın Esen, Cengiz Baysal, İmer Demirer, Ayşe Gencer ve Volkan Hürsever’den oluşan yıldız bir kadro eşliğinde Babylon sahnesinde düzenlenen özel Jam Session’da sahne aldılar.

Yarışmada dereceye giren genç yetenekler ayrıca Venedik Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek olan atölye çalışmalarına katılarak, sekiz gün boyunca New York’taki New School for Jazz ve Contemporary Music Akademisi eğitmenlerinden teorik bilgiler, kulak eğitimi ve ritm gibi birçok alanda dersler alacaklar.

 

Türkiye’nin ilk ve tek Blues festivali “Efes Pilsen Blues Festival”, bu yıl 23. kez Türkiye yollarına çıkıyor. 20 farklı şehirde, 24 konserle unutulmaz bir Blues deneyimi daha yaşatacak festival, 2 Kasım’da Antalya’da başlıyor ve 8 Aralık’ta İzmir’de son buluyor.

 Efes Pilsen tarafından Pozitif Live organizasyonuyla gerçekleştirilen, ülkemizin ilk ve tek blues festivali Efes Pilsen Blues Festival, 23. yılında yine tüm Türkiye’ye unutulmaz bir Blues deneyimi yaşatacak. 2 Kasım – 8 Aralık 2012 tarihleri arasında, 20 farklı şehirde, 24 konserle gerçekleştirilecek olan Efes Pilsen Blues Festival 23, bu yıl da Blues müziğin güçlü isimlerini ağırlayacak.

BLUES’UN YILDIZLARI EFES PİLSEN BLUES FESTİVAL 23’TE 
Grammy ve Emmy başta olmak üzere pek çok uluslararası prestijli organizasyonda ödüle layık görülmüş olan armonika Blues üstadı Billy Branch ve grubu The Sons of Blues 23. Efes Pilsen Blues Festival için ülkemize geliyor. Billy Branch’ın özel bir konuğu da olacak. Genç yaşlarda Blues ve R&B seslendirmeye başlayan, kariyerinde Junior Wells, Jimmy Dawkins, Bobby Rush, Buddy Guy, Albert King, Professor Eddie Lusk ve B.B. King gibi önemli isimlerle beraber aynı sahneyi paylaşan, Mississippili Blues sanatçısı Zora Young.

Festival kapsamında ayrıca Teksas Blues tarzının en önemli temsilcilerinden olan elektronik Blues gitaristi Smokin’ Joe Kubek & Bnois King ile 2009 Blues Müzik Ödülleri’nde “En İyi Yeni Sanatçı” ödülü, 2010 ve 2011’de “En İyi Baterist” ödülüne layık görülen, Legendary R.L. Burnside’ın torunu ve dünyanın en iyi davulcularından Cedric Burnside yer alıyor.

Festival, 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik doğrultusunda bu yıl, 24 yaş ve üzeri müzikseverlerin katılımına açık olarak gerçekleştirilecek.

Bilet fiyatları ise; İstanbul, Ankara ve İzmir için ön satışta tam 35 TL, indirimli 25 TL (kapıda tam 40 TL, indirimli 30 TL), Adana, Mersin, Antalya, Bursa, KKTC 25 TL, Hatay, Denizli, Eskişehir, Edirne, Çanakkale,Trabzon 20 TL, Kayseri, Konya, Gaziantep, Diyarbakır, Erzurum, Balıkesir 15 TL.

Efes Pilsen Blues Festival, 1989 yılından bu yana Türkiye’yi Blues müziği ile tanıştırmaya devam ediyor. Gelenekselleşen ve heyecanla beklenen bir etkinliğe dönüşen Efes Pilsen Blues Festival kapsamında 22 yılda 87 grup ve 267 sanatçı sahne aldı; toplam 355 konser gerçekleştirildi. Bu konserlere 424 binin üzerinde müziksever katıldı.
Efes Pilsen Blues Festival 23 Programı

Efes Pilsen Blues Festival 23 kapsamında  Antalya, Denizli, Konya, Kayseri, Mersin, Adana, Hatay, KKTC, Gaziantep, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon, Ankara, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, İstanbul, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de toplam 24 konser gerçekleştirilecek.

2 Kasım 2012, Cuma Antalya Ramada Plaza Antalya

3 Kasım 2012, Cumartesi Denizli Richmond Pamukkale SPA Hotel

4 Kasım 2012, Pazar Konya Konya Dedeman Otel

6 Kasım 2012, Salı Kayseri Hilton Kayseri

8 Kasım 2012, Perşembe Mersin Mer-Yat Merada Center

9 Kasım 2012, Cuma Adana HiltonSA

11 Kasım 2012, Pazar Hatay Anemon Antakya Otel

13 Kasım 2012, Salı KKTC Jasmine Court Hotel – Disco

14 Kasım 2012, Çarşamba Gaziantep Kalender Plaza

16 Kasım 2012, Cuma Diyarbakır The Green Park Hotel

18 Kasım 2012, Pazar Erzurum Polat Renaissance Hotel

20 Kasım 2012, Salı Trabzon Zorlu Grand Hotel

22 Kasım 2012, Perşembe Ankara Bilkent Otel

23 Kasım 2012, Cuma Ankara Bilkent Otel

24 Kasım 2012, Cumartesi Ankara Bilkent Otel

26 Kasım 2012, Pazartesi Eskişehir 222 Park

27 Kasım 2012, Salı Bursa Bursa Suare

28 Kasım 2012, Çarşamba Balıkesir Asya Pamukçu Termal Otel

30 Kasım 2012, Cuma İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Rumeli Salonu

1 Aralık 2012, Cumartesi İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Rumeli Salonu

4 Aralık 2012, Salı Edirne RYS Otel

5 Aralık 2012, Çarşamba Çanakkale Kolin Hotel

7 Aralık 2012, Cuma İzmir İzmir Arena

8 Aralık 2012, Cumartesi İzmir İzmir Arena

 

Kaynak: [-]

Bakırköy için ilkleri gerçekleştiren NAR SANAT ‘tan bir ilk daha

Kuruluşundan bugüne kadar pek çok ilklere imza atan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğinin sahibi oluğu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sizler için M.E.B. Onaylı Bateri ( Davul) dersleri vermeye başladı.  Bakırköy’ün ilk ve tek sertifikalı ve Bateri Hocası yetiştirmeye yönelik dersler başladı. Bateri dersleri için artık nerede, nasıl ve kim sorularından ne gençlerimiz ne de aileleri korkmayacak. Çünkü belirli bir düzen ve disiplinle çalışan bir Nar Sanat bir adım ötenizde.

Sizler ve çocuklarınız hem sevdikleri müzikten uzak kalmayacak, hem de tüm bu çabaların sonunda M.E.B. Onaylı sertifika sahibi olacaklar. Hatta eğitimi yönetmelikler doğrultusunda tamamladıkları taktirde bir meslek edinip, bateri hocalığı yapabilecekler.

Kısa bir süre önce sizler için Bakırköy’ün ilk ve tek London College of Music Eğitim ve sınav merkezi olan Nar Sanat Eğitim KursuWest London Üniversitesi” ‘ne akredite olan kursumuz bir ilke daha imza atarak; M.E.B Onaylı BATERİ ( Davul) kurs kayıtlarına da başlamıştır. (KAYIT İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ)

Tüm müzik dallarında olduğu gibi Bateri (Davul) dersinde de kaliteli ve sanat dolu bir ortamda siz veya çocuğunuz gönül rahatlığıyla sanata bir adım daha yaklaşacak.

Davul derslerimiz Eğitmenimiz Erhan KARACA yönetiminde devam etmekte. Erhan KARACA hakkında Eğitmenler sayfamızda (TIKLAYINIZ) detaylı bilgi edinebilirsiniz. Eğitmenimizin Drum and Bass adlı dergide yayınlanan röportajını aşağıda bulabilirsiniz.

Eğitimlerimiz için detaylı bilgi edinmek ve adresimizi öğrenmek için lütfen tıklayınız. İLETİŞİM

 

 

 

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkarıldı.

Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, yaptığı açıklamada, tiyatroların antik dönemin en önemli eğitim ve kültür mekanları olduğunu söyledi.

Eski dönemlerde antik tiyatrolarda gösteriler yapıldığını ve Stratonikeia’daki antik tiyatroda bulunan yazıtlardan trajedi, komedi gibi oyunların oynandığıyla ilgili bilgiler aldıklarını anlatan Söğüt,Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkardıklarını kaydetti.

Buldukları masklarla yazılı belgeleri desteklediklerini vurgulayan Söğüt, ”Maskların yaklaşık 5 metrelik sütunların üzerinde görünen üst yapıya ait elemanlar olduğunu tahmin ediyoruz. Bunların özelliği, trajedi ve komediyle ilgili farklı tanrı, tanrıça ve antik dönemin töresiyle ilgili olmaları. Bulunan maskların arasında Dionysos, tanrı Men, Apollon, Artemis ve Dionysos’un alayında yer alan Satyr ve Silenos var” dedi.

Masklarda farklı kültürlere ait betimlemelerin yer aldığını anlatan Söğüt, ”O dönemde Anadolu’dan tanrı Men ile ilgili oyun sergilenmek istenildiğinde tanrı Men’in pişmiş topraktan yapılmış maskı takılıyordu. Tanrı Dionysos’u canlandıran bir oyun sergileneceği zaman ise Dionysos’un maskı takılıyordu. Kazı çalışmalarımızda o dönemdeki sosyal hayatın ve kültürel faaliyetin taşa yansıyan, değişmeyen izlerini bulduk” diye konuştu.

Bilal Söğüt, antik kentin sosyal yaşamı kadar mimari özelliğinin de önemli olduğunu, bulunan eserler sayesinde yaklaşık 2 bin 300 yıl önce bir mimarın düzenlemesini de kesin olarak tespit ettiklerini belirtti.

Önceki kazılarda maskların pişmiş topraktan yapılmış küçük figürlerini bulduklarını anımsatan Söğüt, şöyle devam etti:

”Onlar oyun sırasında kullanılan masklardı. Ama son bulduğumuz bu masklar tiyatro gösterilerinde kullanılan maskların kabartmaları. O dönemin heykel sanatını, mimarisini ve kültürünü bize açık bir şekilde gösteriyor. Bu eserler konservasyon ve restorasyon süreçleri tamamlandıktan sonra tiyatrodaki yerlerine konulacaklar. Bu uzun bir süreç olduğu için antik kenti ziyarete gelen vatandaşlarımıza bu maskları uygun bir yerde gösteriyoruz.”

ANTİK TİYATRO AYAĞA KALDIRILIYOR

Stratonikeia’nın diğer kentlerden farklı, yaşayan bir arkeoloji kenti ve yerin altıyla üstünün barışık bir kent olduğunu vurgulayan Söğüt, bu barışıklılığı devam ettirmek istediklerini kaydetti.

Söğüt, antik tiyatronun basamaklarının geçmiş yıllarda yaşanan depremler ve yağışlar nedeniyle zamanla kaydığını da anlatarak, şöyle konuştu:

”Çok büyük depremler olmasa antik kentler çok hasar görmez. Bu depremler sırasında oynamalar oluyor, oynamalara bağlı olarak yağmur suları toprağı kaygan hale getiriyor ve taşları yerinden oynatıyor. Biz de burada kaygan toprakları düzenleyerek blokları vinç yardımıyla yeniden yerlerine yerleştiriyoruz.”

Antalya Piyano Festivali’nden muhteşem program.

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Antalya Piyano Festivali, muhteşem bir programla Kasım ayında başlıyor. 13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festival, renkli ve dopdolu içeriği ile dikkat çekiyor. Sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 16 Kasım – 08 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek. Efsane caz sanatçısı Chick Corea bu yıl festivalin sürpriz isimlerinden. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları bir araya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 13’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Festival açılışında Say’ın “Mezopotamya” Senfonisi
Festivalin bu yılki açılış konserlerinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın “Bugüne kadar yazdığım en iyi eser” olarak nitelediği ve 2012 yılında bestelediği, “Mezopotamya” başlıklı ikinci senfonisi seslendirilecek. Şaşırtıcı yeniliklerle dolu olan eser “Ovada iki çocuk”, “Dicle”, “Ölüm kültürü üzerine”, “Melodram”, “Ay”, “Güneş”, “Kurşun”, “Fırat”, “Savaş üzerine”, “Mezopotamya Türküsü” başlıklı on farklı bölümden oluşuyor. 130 kişilik dev bir orkestra için kurgulanan senfonide Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı şef Gürer Aykal yönetecek. Antalya’da ilk kez yorumlanacak eserde solist Carolina Eyck Theremin isimli elektronik çalgısı ile Mezopotamya’daki bir meleği canlandıracak. Bas Blok Flütü ile Çağatay Akyol ve Bas Flütü ile de Bülent Evcil orkestraya eşlik edecek. Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 16 Kasım Cuma ve 17 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Sahne genç yeteneklerin…
Türkiye’deki birçok sanatçıyı yetiştiren ve 2006 yılında hayata veda eden piyanist Kâmuran Gündemir anısına her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Genç Yetenekler” konseri, bu yıl da başarılı gençleri ağırlamaya devam ediyor. Bu senenin solistleri Cem Esen, Can Çakmur, Victor Maslov ve Merve Akyıldız. Genç piyanistlerin performanslarını sergileyeceği konser 18 Kasım Pazar günü saat 14:30’da Antalya Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek.
Andante Gecesi’nde “Midori & Özgür Aydın” 
Klasik müzik dergisi ‘Andante’ adına yapılan gecede, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil eden piyanist Özgür Aydın ve dünyaca ünlü Japon keman sanatçısı Midori Gato birlikte sahne alacak. 2009 yılından bu yana dünyanın farklı şehirlerinde sahne alan ikili için New York Timesgazetesinin ünlü müzik eleştirmeni Vivien Schweitzer “İkilinin sahnedeki uyumu izlemeye değer” yorumunu yapıyor. 20 Kasım Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek “Andante Gecesi”nde ikili, çok özel bir repertuvar sunacak.
Sıra dışı “Diabelli” yorumuyla “Andreas Staier”
Alman piyanist Andreas Staier bu yıl festivalde sahne alacak bir diğer isim. Dünyanın önde gelen orkestralarıyla birlikte solist olarak sahne alan Staier, konser gecesinde izleyicilere özel bir repertuvar sunacak. Sanatçı, Beethoven’ın Viyanalı müzik yayıncısı ve besteci Anton Diabelli’nin bir valsi üzerine yazdığı Diabelli Çeşitlemeleri’ni seslendirecek. Beethoven’ın son dönem eserlerinden olan ve çeşitleme tekniğinin en kusursuz örneklerinden sayılan 33 Çeşitleme’nin seslendirileceği konser, 22 Kasım Perşembe günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi “Buika”
Festivalin bu yılki sürprizlerinden biri de İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika… “En mi Peil” albümü ile tüm dünyada büyük beğeni toplayan Buika Antalya’da ilk kez festival kapsamında hayranlarıyla buluşacak. Flamenko ile cazı bir araya getiren, flamenkoyu farklı boyutlara taşıyarak dünya müziğine yepyeni bir tarz kazandıran Buika, sahnedeki enerjisi ile de seyirciyi adeta büyülüyor. 24 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek konserde İspanyol şarkıcıya dünyaca ünlü piyanist Ivan Melon (piyano), AntonioCuenca (kontrabas) ve Ramon Porrina (vurmalılar) eşlik edecek. Seal ve Nelly Furtado gibi dünyaca ünlü pop yıldızları ile yaptığı düetlerle de dünya listelerine giren Buika, gecedeyönetmen Pedro Almadovar’ın filmlerinde yer alan enfes şarkılarını da seslendirecek.
Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay
Dünyaca ünlü Türk piyanist Gülsin Onay bu yıl festivalin en önemli konukları arasında yer alıyor. Hocası Ahmed Adnan Saygun’un dünya çapında en güçlü yorumcusu olarak kabul edilen Onay, önemli orkestralar eşliğinde sayısız ülkede bestecinin eserlerini seslendirdi. Özellikle romantik dönem bestecilerinin eserlerindeki usta yorumuyla tanınan sanatçı bu konserde Saygun ve Beethoven’ın eserlerinin yanı sıra 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olan ve bu yıl 150. doğum yılı kutlanan Fransız besteci Claude Debussy‘nin eserlerini de yorumlayacak. Kaçırılmaması gereken bu konser 26 Kasım Pazartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Cazın efsanesi ismi Chick Corea ‘Trio’su ile festivalde…
Caz müziğin yaşayan efsanesi Chick Corea, festivalin en heyecanlı gecelerinden birine imza atacak. 18 Grammy ödülü olan Amerikalı besteci ve piyanist Chick Corea festival kapsamında trio’suyla birlikte ilk kez konser verecek. Gecede piyanosuyla etkileyici bir şov sunacak olan efsane sanatçıyla birlikte iki ünlü isim daha sahne alacak: basta kendi kuşağının en üstün yeteneklerinden biri olarak kabul edilen ve Sting, Pat Metheny, McCoy Tyner gibi ünlü isimlere eşlik eden Christian McBride ve vurmalılarda, Herbie Hancock, Bob Dylan, Joni Mitchell ve The Wayne Shorter Quartet ile çalışan sıradışı yetenek Brian Blade. Muhteşem performansları ile izleyicilere unutulmaz bir caz gecesi yaşatacak olan Chick Corea Trio’nun heyecanla beklenen konseri 28 Kasım Çarşamba günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Atlantik’in öbür yanından “Tzimon Barto” geliyor
Amerikalı piyanist Tzimon Barto, çok özel bir repertuvar ile sanatseverlerin karşısında olacak. Güçlü yorumu ve sahne performansı ile beğeni toplayan piyanist, Atlantik’in diğer yakasından festivale konuk oluyor. New York Filarmoni, Chicago Senfoni ve Houston Senfoni gibi birçok uluslararası orkestra ile birlikte konserler veren Barto, özellikle Chopin, Schumann ve Gershwin yorumlarıyla dikkat çekiyor. Tzimon Barto konseri 30 Kasım Cuma günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Brad Mehldau Trio ile “caz”a doyacaksınız
Dünyanın farklı sahnelerinde verdiği konserlerin yanı sıra Stanley Kubrick’in efsane filmi “Eyes Wide Shut” gibi birçok film müziğinde de ismini sıkça gördüğümüz ünlü piyanist Brad Mehldau da, triosuyla birlikte festivale konuk olan isimler arasında yer alıyor. 2 Aralık Pazar günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek bu keyifli caz gecesinde Mehldau’ya Larry Grenadier (bas) ve Jeff Ballard (vurmalılar) eşlik edecek.
Yunan piyanist Anastasios Pappas da festivalde…
New York basınının “Enstrümanıyla akıllarda kalan gerçek bir müzisyen” olarak yorumladığı Yunan piyanist Anastasios Pappas festivalde izleyicilere unutulmaz bir gece yaşatacak. Pappas 4 Aralık Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceği resitalde, Modest Musorgski, Arjantinli besteci Alberto Ginastera ve Franz Liszt’in eserlerinin yanı sıra Fazıl Say’ın “Kara Toprak” başlıklı eserini de yorumlayacak.
Baltıklardan “Gidon Kremer Trio” rüzgarı
Festival sona yaklaşırken sahne alacak gruplardan biri de “Gidon Kremer Trio” olacak. Letonyalı ünlü keman sanatçısı ve orkestra şefi Gidon Kremer, Gürcü piyanist Khatia Buniatishvili ve Litvanyalı viyolonsel sanatçısı Giedre Dirvanauskaite’den oluşan grup farklı tarzları ve yorumlarıyla dikkat çekiyor. “Gidon Kremer Trio” konserde, Franck ve Çaykovski’nin eserlerinin yanı sıra Gidon Kremer’in geçtiğimiz yıl kaybettiği annesi Marianne Kremer’in anısına yazılan ve Kovacs Tickmayer’in Monteverdi’nin aynı isimli aryasından uyarladığı Lasciatemi Morire isimli eserini de seslendirecek. Konser 6 Aralık Perşembe Günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Festival Kapanışı “Spivakov ve Moskova Virtüözleri” ile…
Festivalin son konserinde ise gelenek yine bozulmuyor. Sanat kalitesi ile iddialı bir isme sahip olan ve dünyanın en önemli toplulukları arasında gösterilen Moskova Virtüözleri bu yıl da festival kapanışını gerçekleştirecek. Aynı zamanda festivalin daimi orkestrası olan topluluğu, yine güçlü bir isim olan şef Vladimir Spivakov yönetecek. Geceye solist olarak piyanist Philipp Kopachevsky, flütçü Julia Schasnovich, viyolonselci Dmirtry Prokofiev ve saksafoncu Matvey Sherling katılacak. Sanatseverlere müziğin farklı renklerini sunan festivalin kapanış konseri 8 Aralık Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Halk Konserleri ve Workshop’lar
Halk konserleri devam ediyor
13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festivalin yelpazesi bu yıl daha da genişledi. Ücretsiz halk konserleriyle Antalya’nın farklı noktalarında sanatseverlerle buluşan festival, bu yıl ilçelere kadar uzanan bir programla hazırlandı. Programda Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenecek üç halk konseri de yer alıyor. Konserlerden ilki festivalin sanat yönetmeni olan Fazıl Say konseri. Say, 18 Kasım’daAlanya’da izleyicilerle buluşacak. Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay 23 Kasım’da Kepez’de, Yunan piyanist Anastasios Pappas ise 5 Aralık’ta Akdeniz Üniversitesi’nde bir konser verecek. Şehrin uzak bölgelerinde yaşayan ve konserlere gelme şansı olmayanlar, dopdolu bir programa sahip bu üç konserle festivali takip etme şansı yakalayacak.
Sanatçılar festival boyunca öğrencilerle
Festival bu yıl da sanatçıları ve öğrencileri farklı atölye çalışmaları ile bir araya getirmeye devam ediyor. Kalitesi kadar atölye çalışmalarıyla da eğitim alanında güç kazanan festivalde, bu yıl çalışmalar daha da arttırıldı. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçıların gerçekleştireceği atölye çalışmalarında, öğrenciler sanatçılarla çalışma olanağı yakalayacak. Festival boyunca devam edecek olan atölye çalışmaları Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Antalya Koleji ve ATSO Güzel Sanatlar Lisesi’nde gerçekleşecek.
Biletler 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta
16 Kasım-08 Aralık tarihleri arasında Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek 13’üncü Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin biletleri yurtiçinde ve yurtdışında, 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta olacak. Festival biletleri Biletix gişelerinden ya da www.biletix.com adresinden alınabilir.
Festivalin Bilet Fiyatları
Balkon    : 35 TL
Salon      : 45 TL
Kombine:  250 TL (Tüm etkinlikleri kapsar)

Doğan Arslan, “Sanat dijital platformlarda üretilmeye başlandı. Facebook ulusal bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da daha rahat ulaşılan bir şey haline geldi” diyor.

Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birinciliği paylaşan Doğan Arslan, görsel sanatlarla ifade gücünün arttığını söylüyor. “ Türkiye ekonomik durumu düzelir düzelmez, tasarımı keşfetti” diyen Arslan’a göre, ‘‘Gelecek dünyanın tasarım hayatı da dijital ortamda şekillenecek.’’

ABD ’ye giderek orada tasarımcı olarak hayatınızı sürdürdünüz, dışardan Türkiye nasıl görünüyor?

Türkiye’de son dönemde gözle görünür bir iyileşme var. Çeşitli festivallere merkez, bienaller burada. Bu da bir enerji oluşturuyor. Türkiye’deki gelişim yurtdışındaki eğitimli insanları da çekmeye başladı. Kendimizi daha rahat hissettiğimiz bir yer Türkiye.

Siz nasıl gittiniz?

1995’te Marmara Güzel Sanatlar Grafik Bölümü’nde master yapıyordum. Milli Eğitim Bakanlığı ’nın yurtdışı sınavına girdim. New York ’a gittim, orada mastırımı yaptım. Doktora için de Londra ’da bulundum. Tasarım, sanat, fotoğraf gibi farklı alanlarda çalıştım. Doktoram bitince New York’a geri döndüm, art direktör olarak çalıştım. Türkiye’den teklif gelince, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde İnteraktif Tasarım Bölümü’nü kurmak için geri döndüm.

Tasarım Türkiye’de yeni bir kavram. İnsanlar tasarımın neleri değiştirdiğini yeni yeni fark ediyor…

Tasarım bence estetik ifadedir. Tasarımda her eğitim ufak objelerle başlar. Tasarım sizi yeni bir sandalye almaya sevkeder. Kendini iyi ifade eden bir bardak, fincan, elbise tasarımın bir parçasıdır. Moda da bir tasarımdır. Tasarımı bu şekilde düşünürsek, bu bir endüstridir. Farklı tasarımcılar her alanda yeni bir şeyler yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de bu çok yeni. Türkiye ekonomi alanında kendisini düzelttikçe, estetikle, sanatla uğraşmaya başladı. Ben Türkiye’den ayrıldığımda Türkiye’de birtakım semboller vardı. Nazar boncuğu gibi. Son zamanlarda daha farklı işler yapılmaya başlandığını görüyorum.

 

“Aydın Doğan ödülleri globalleşti”

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri’nde birincilik aldınız…

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri artık globalleşti. Karikatür sanat mıdır değil midir tartışmaları sürerken bu tür yarışmalar karikatürü merkeze getiriyor. Karikatür söze gerek kalmadan, mizah, sanat, felsefenin girdiği bir alan. Sembolleri bilmeniz gerekiyor, düşünmeye sevk ediyor sizi. Bu yarışma dolaylı yönden felsefe ve eleştiriye, demokrasiye kapı açıyor.

Karikatür Türkiye’de sansür dönemlerinin en etkin muhalefet aracı…

Daha çarpıcı şekilde ifade eder. Karikatür aynı zamanda bir konuyu görsel olarak sunar. Karikatür zor bir sanattır, sorumluluğu vardır. Son zamanlarda karikatürün Hz. Muhammed’e hakaretle gündeme gelmesi de bunun devamı. Espri kalbe dokunur. Provokasyon oluşturan karikatürler o yüzden insanları üzebilir, riski vardır. Edebiyatla da, şiirle de provoke edebilirsiniz. İnsanın damarına dokunduğunuz gibi kalbine de dokunursunuz.

‘O an’ artık çok önemli “Kâğıt bitmez ama formlar değişiyor. ABD’de, İngiltere ’de gazetelerin satışı düştü. Dergiler dijital platformalara geçmeye başladı. İster istemez sanat da dijital platformlarda üretilmeye başlandı. (Üniversitede) İnteraktif tasarım bölümünü kurma sürecinde de biz oraya yöneleceğiz. Bu yeni trend. ‘O an’ çok önemli artık. Haberin de sanatın da hızlı olması da önem taşıyor artık. Facebook global bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da bu platformlar üzerinden daha rahat ulaşılan bir şey hale geldi. Ben de çalışmamda yeni teknolojiyi gösterdim.”

 Kaynak : [-]