Yazılar

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması düzenleniyor.

RESİM – HEYKEL – SERAMİK – ÖZGÜNBASKI
YARIŞMASI
ŞARTNAMESİ 2012

AMAÇ

● Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca “71. Devlet Resim ve Heykel Yarışması” kapsamında;
“Resim Yarışması”
“Heykel Yarışması”
“Seramik Yarışması”
“Özgünbaskı Yarışması” düzenlenmiştir.
● Yarışmanın amacı; Türk sanatçılarının son eserlerini bir arada sergilemek, sanat ortamımıza yeni eserler kazandırmak ve buna bağlı olarak da sanatçılarımızın verimini artırmaktır.
 
KONU
● Serbesttir.
 
KATILIM
● Her sanatçı yarışmaya, daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş bir (1 adet) eseriyle katılabilir.
● Yarışma, Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları dışında, Bakanlığımız merkez ve taşra örgütü çalışanları dahil, yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Uyruklu tüm sanatçılara açıktır.
● Yarışmaya eser verecek olan sanatçılar, kendi anlatım biçimlerine uygun her türlü teknik ve malzemeyi kullanmakta serbesttirler. Ancak eserlerin dayanıklı malzemeden üretilmesi önerilir.
● Yarışmaya verilecek eserlerin uzun kenarı 200 cm’den fazla olamaz.
● Eserler, sergilenmeye hazır, sanatçısı tarafından imzalı olarak elden teslim edilmelidir. (Kargo ve posta ile gönderilenler kabul edilmeyecektir.)
● Yarışmaya 18 (onsekiz) yaşını doldurmuş olanlar katılabileceklerdir.
● Ekteki Form-2 doldurulacak ve eserlerin arkasına iliştirilecektir.
● Form-1 ise eksiksiz olarak doldurulup; üzerinde “………..……………Yarışması 2012” rumuzu, sanatçının adı ve soyadının yazılı olduğu bir zarfa konularak, eserle birlikte; toplama merkezlerine 01-09 Ekim 2012 tarihleri arasında (Pazar günü hariç) saat 17.00’ye kadar, makbuz karşılığında elden teslim edilecektir.
● Sanatçısı tarafından kurulması gereken eserler, aşağıda belirtilen seçici kurul toplantı tarihlerinden 2 gün önce toplama merkezleri ile iletişim sağlanarak sanatçısı tarafından kurulmalıdır. (Demonte eserlerin Bakanlık ilgililerince kurulabilmesi için eserlerin anlaşılabilir bir fotoğrafı ya da projesi eklenecektir. Aksi halde Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumluluk yüklenemez.)
 
TOPLAMA MERKEZLERİ
● Ankara’da, Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü
Opera-ANKARA
Tel: 0312 310 20 94
● İstanbul’da, Güzel Sanatlar Galerisi
Ergenekon Cad. Ahmetbey Plaza No: 10 Kat: 5
Pangaltı-Şişli-İSTANBUL
Tel: 0212 247 67 67
● İzmir’de, Resim Heykel Müzesi ve Galeri Müdürlüğü
Mithatpaşa Cad. No:94
Konak –İZMİR
Tel: 0232 482 03 93
 
 
SEÇİCİ KURUL
71.Devlet Resim Heykel Yarışması kapsamında düzenlenen;
“Resim Yarışması, Heykel Yarışması, Seramik Yarışması, Özgünbaskı Yarışması Seçici Kurul”u aşağıda isimleri belirtilen üyelerden oluşur:
– Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi
– Prof. Dr. Güler AKALIN
– Prof. Dr. Süleyman Aydan BELEN
– Prof. Devrim ERBİL
– Filinta ÖNAL
– Prof. Dr. Süleyman Saim TEKCAN
– Yunus TONKUŞ
– Prof. Dr. Tansel TÜRKDOĞAN
– Prof. Dr. Jale YILMABAŞAR
● Seçici Kurul üyelerinin isimleri soyadı alfabetik sırasına göre yazılmıştır.
● Seçici Kurul toplantısı için en az yedi üyenin katılımı gereklidir.
● Değerlendirme toplantısı için yeterli sayıda Seçici Kurul üyesi bulunmaması halinde yeterli sayıda yedek üye çağırılabilir.
DEĞERLENDİRME
● Seçici Kurul;
-11  Ekim 2012 Perşembe günü İzmir’de
-12 Ekim 2012 Cuma günü İstanbul’da toplanarak bu toplama merkezlerine verilen eserlerin birinci elemesini yapar,
-19 Ekim 2012 Cuma günü ise Ankara’da toplanarak bu toplama merkezlerine verilen eserlerin birinci elemesini yapar. Aynı gün yapılacak ikinci elemede, bütün toplama merkezlerinde birinci elemeyi geçen eserleri birlikte değerlendirerek sergiyi oluşturur.
-Sergilenmeye değer bulunan eserler içinden ödüle değer bulunanları belirler.
ÖDÜLLER
● 71.Devlet Resim Heykel Yarışması kapsamında düzenlenen “Resim Yarışması”, “Heykel Yarışması”, “Özgünbaskı Yarışması” ve “Seramik Yarışması”nda dağıtılacak ödüller;
            Her yarışma için ayrı ayrı olmak üzere;
Başarı ödülü (3 adet) 12.000.- TL.+Başarı Belgesi
● Seçici Kurul, ödüllerin tümünü ya da bir kısmını dağıtıp dağıtmamakta serbesttir.
● Ödüller birden fazla katılımcı arasında paylaştırılabilir.
SERGİLEME
● 71.Devlet Resim Heykel Yarışması, 2012 yılı Kasım ayında Ankara’da açılacaktır.
 
 
ESERLERİN İADESİ
● Sergiye giremeyen eserlerin iadeleri, teslim edildikleri toplama merkezindeki Seçici Kurul toplantısından bir gün sonra yapılacaktır.
● Sergilenmeye ve ödüle değer bulunan eserlerin iadeleri ise, sergi bitiminde yapılacaktır. İade işlemlerinin başlama tarihi, toplama merkezlerince ve Bakanlığımız web sitesi www.kulturturizm.gov.tr veyawww.guzelsanatlar.gov.tr adreslerinden duyurulacaktır.
● Yarışmaya katılan tüm sanatçılar iade işlemlerinin başladığı tarihten itibaren, eserlerini onbeş (15) gün içinde teslim alacaklarına dair taahhüt içeren bir belgeyi toplama merkezlerine ibraz etmek zorundadırlar.
● İade işlemlerinin başladığı tarihten itibaren onbeş (15) gün içinde, teslim edildikleri toplama merkezlerinden geri alınmayan eserlerin kaybından veya uğrayabileceği hasardan Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumlu tutulamayacaktır.
DİĞER
● Katılım Formları ve Şartnameler Valiliklerden (Kültür ve Turizm Müdürlükleri), ilgili Fakülte ve Dernekler ile Toplama Merkezlerinden ve Bakanlığımız web sitesi www.kulturturizm.gov.tr. veya www.guzelsanatlar.gov.tradreslerinden temin edilebilir.
● Kültür ve Turizm Bakanlığı, ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan eserleri, afiş, katalog, broşür vb. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına sahip olacaktır.
● Kültür ve Turizm Bakanlığı, yarışmaya teslim edilen eserlerin taşınma ve sergilenmesi sırasında gereken tedbirleri alır. Buna rağmen sözkonusu eserlerle ilgili olarak doğabilecek her türlü aksaklıklarda “Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Plastik Sanat Eserleri Seçme ve Değerlendirme Kurulu”nun kararı geçerlidir.
● Yarışmaya katılan tüm sanatçılar, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.
● Şartnamede belirtilmeyen hususlarda veya tereddüt halinde Kültür ve Turizm Bakanlığının kararları geçerlidir.
KATILAN TÜM SANATÇILARIMIZA BAŞARILAR DİLERİZ.
 

Bugün Nar Sanat’ın dolu dolu 4 .yılı ve istedik ki bu heyecanımızı sizinle paylaşıp kısaca duygularımızı aktaralım. Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği, Hale Şakar Ürkmezgil, Naci Özcan, Ersin Saracik, Cem Cücenoğlu, Bahadır Elal, Neslihan Erdoğdu, Aynur Özcan, Melike Türker ve diğer arkadaşlarımızında dayanışmasıyla 4 yıl önce kuruldu. Sanat sevgisi ve düşüncesi ile kurulan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursunun kurucusu Naci Özcan ya da genel hitap şekliyle ”Naci Hoca” sizlere şunları anlatmak istedi;

4 yıl önce bugün başladı; resimdeki nokta, müzikte nota, figür, stil, renk, ahenk, tını…

Bugün yola çıkıldı.

Hiçbir şeyin garantisi olmayan bir yoldu üstelik zor bir yol, çoğunun tabiriyle bir dönem sonra bıkıp usandıracak, vazgeçilecek bir yol…

Sırt çantamızda neler vardı?

Azim, inanç ve iyi niyet

İlk başlarda ön yargı ile bakan gözlere cevap geldi farkımızla, bıktıran çarkın sisteminden bağımsız samimiyet eklendi senfoniye,’’evim gibi burası’’ denilen o mekanda ‘’eğitim’’ kelime karşılığını tam anlamı ile doldurdu.

Memnun kalındı ki ‘’falancanın tanıdığı’’ olanlar yeni falancalarla eklendi ailemize…

Saygı, sevgi ile 4 yıl gitti zaman çizgisinden

4 bin asır başarı getirdi bize, 4 milyon güven sundu.

Hiç yandaş olunmadı, onurlu dümdüz adamlardık biz, dansımızı gösterilerde sunduk, saygınlığımızda asla !

Sizlerin güveniyle daha da güçlendik, daha da güzel işleri çağırdık ve başardık.

Daha güzel yıllar bekler bizi… Hepimizi

 

İyi ki varsınız. Nice siz’li yıllara…

 


 Efsanevi İngiliz rock topluluğu Jethro Tull, rock müziğin altın çağını simgeleyen albümlerden “Thick As A Brick”i 10 Eylül’de kırk yıllık bir süreden sonra ilk kez canlı çalacak.

İstanbul Rock tarihindeki ilklerden birine tanıklık ederken Jethro Tull’ın beyni Ian Anderson ve arkadaşları Tuborg Gold sponsorluğunda 10 Eylül’de Küçük Çiftlik Park’ta sahne alacak.

Rock altyapısının sağlamlığı, melodik yapısı ve konseptiyle piyasaya sunulduğunda büyük satış rakamlarına ulaşan albüm zaman içinde rock müziğin kült yapıtlarından birine dönüştü.

Yaklaşık iki saat sürecek olan konserin albümün diğer bölümünde 2012’de yayınlanan Thick As A Brick Pt.2’den parçalar ve unutulmaz Jethro Tull klasikleri de seslendirilecek.

1972’den bu yana ilk kez

İngiltere’nin dünya müziğine en büyük katkılarından Jethro Tull’ın “Thick As A Brick”i 1972 yılında yayınlandı ve 44 dakikalık tek bir parçadan oluştu.

Albüm çıktığı hafta Melody Maker, Cashbox, Billboard gibi birçok müzik dergisi tarafından en iyi “progressive rock” yapıtlarından biri olarak ilan edildi ve yılın albümü olarak gösterildi. Albüm ABD ve Almanya dahil birçok ülkede 1 numaraya kadar yükseldi.
 
Ne anlatıyor?

“Thick As A Brick” sözlerini Gerald Bostock (nam-ı diğer “Küçük Milton” ya da Ian Anderson’ın ta kendisi), adındaki hayali bir çocuğun büyümenin zorluklarına ilişkin yazdığı şiirden alıyor.

Ian Anderson’ın hayalinde canlandırdığı Gerald Bostock 40 yıl sonra yeniden ortaya çıktı ve bu yıl “Thick As A Brick Pt.2 – What Happened to Gerald Bostock” adıyla yayınlandı.

“Thick As A Brick” son olarak 1972 yılında Jethro Tull tarafından verilen konserlerde çalındı. Albüm daha sonra bir bütün olarak seslendirilmedi. Yaklaşık 50 yıldır kısa bölümlerle çalınan “Thick As A Brick” ilk kez canlı olarak İstanbul’da dinlenecek.

Konser için bilet satış noktaları, Troya Turizm (Beşiktaş), Mephisto (Taksim)- Mephisto (Kadıköy)- Hammer (Kadıköy) olarak belirlendi.

 

Kaynak :[-]

152 ülkeden 6 bin 615 fotoğrafçının, 12 binden fazla fotoğrafın yarıştığı 2012 National Geographic Traveler Fotoğraf Yarışması sonuçlandı.

Cédric Houin

Yarışmanın birincisi ise New Yorklu fotoğrafçı Cédric Houin tarafından çekilen ‘Butterfly’ isimli fotoğraf oldu. Kırgız bir anne ve kızının çadırlarında dikiş makinesini kullanırken görüntülendiği kare, fotoğrafçıya Galapagos Adaları’nda 10 günlük bir fotoğraf sergisi açma ve bir yıllık NatGeo Traveler dergisi aboneliği kazandırdı. Houin deklanşöre bastığı o anı şöyle anlatıyor: “Bu fotoğraf Kırgız topraklarında çekildi. Çadırın içindeki bu anın samimiyeti, göçebe halkların yaşadığı sert koşullara bir tezat oluşturuyor. Sağda bir televizyon var. En yakın köyden yürüyerek haftalar boyu uzakta yaşamayı tercih eden göçebe aileler için lüks bir eşya gibi geliyor ilk bakışta. Fakat uzak köşelerde yaşamalarına rağmen uydu alıcıları ve cep telefonları var. Geçmişteki yaşam tarzına modern dokunuşları eklemişler.”

Diğer fotoğraflara aşağıdan bakabilirsiniz.

Kaynak : [-]

 

1950 yılında İstanbul’da doğdu.1975’de Devlet Tatbiki Güzel  Sanatlar Y.O  Grafik Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu.(Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi)

 

Öğrencilik yıllarından askere gittiği 1977 yılı sonuna kadar,çocukların hayal dünyasını güzelleştiren eserlerle illüstrasyonlar çizerek güzel işlere imzasını attı.Bu çalışmalarla ödüller kazandı.

 

İlk kişisel sergisini,’’Doğa ile Haşır,Neşir’’ Taksim’de açtı.

 

Hep öğretti,öğrendi üstelik, öğrendiklerini paylaştı eşsiz kalemiyle…

59 kişisel sergi ve 100’ün üzerinde karma sergiyle paylaştı sevgisini,1989 yılında çocuklara televizyondan resim sevgisini aşıladı.Unicef kartpostalları eklendi sonra başarısına,hayallerini ve o hiç büyümeyen çocuğu anlattı eserlerinde.

 

1992 yılında ‘’Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü’’ verildi Çocuk Vakfı tarafından,

 

2001 yılı INEPO’nun  ilk kez dağıttığı ‘’Çevre Sanat ‘’ ödüllerinden,Resim ödülüne layık görüldü.60.Sergi ‘’İŞİM,AŞKIM,HOBİM’’ ile özetledi belki de hayatını,

Resim ile ihtiyacımız olan ve unutmaya yüz tutmuş,’’çevre’’,’’barış’’ olgusunu yaşattı bizlere,Özgün sanat anlayışı ile geleneksel hat sanatı arasında grafiksel ilişkiler aradığı kompozisyon çalışmalarını illüstrasyon  çalışmalarıyla birleştirdi.

 

Kızı Perincan Yalnızcık ,sanat ile yoğrulan ruhuyla babasının yolunda ilerlemekte ,

 

İyi ki varsınız Reha Yalnızcık…

 

Mutlu Senelere …

 

21. yüzyılın başlarında giderek gelişen iletişim teknolojileri, özellikle sanat gibi medyalar üzerinde kaçınılmaz ve geriye dönüşü olmayan bir etkide bulunmaktadır. Bazı çevreler hala daha heykelin yerleştirmeye dönüşmesini yadırgarken, bugünün sanatı video-artlar, ses enstalasyonları, ışık enstalasyonları ile şekillenmektedir. Sanatçıların teknolojiye başvurması yeni değil. 19. yüzyılda fotoğraf makinesi ortaya çıktığında sanat camiasında yarattığı etki ve tartışmalar uzun bir zaman sürmüştür.

Teknolojinin olumlanması ve içselleştirilmesi, sanatçının düşünsel temeline dayanan bir dayanıklılık unsuruyla desteklendiğinde ortaya konulan işler, üretim biçimi ve süreci ne olursa olsun, daha güçlü anlam ve mecaz unsurları içermektedir. Bir yandan üretenin ele geçirdiği olanakların giderek klasik sınırları zorlaması, öte yandan iletişim teknolojilerinin tüketim olgusunu koşullandıran ve sanatı seçkinci bir yapıda tutmaya çalışan müze, galeri, koleksiyon gibi mekan kavramlarını yeniden sorgulamaya bırakması –üretenin yeniden mekan yapılandırmasını öngörmesi ve düzenlemesi dışında- ve sanatçının bunlara ilişkin bilinç altına sinmiş değer yargılarını giderek yitirmesi sanatın kavramsal değişimler yaşamasına sebep olmaktadır.

Günümüzün yeni medyası internet, bilginin yönetiminin ele geçirilerek yönetilip yönlendirilmesi tehlikesi bir yanda tutulduğunda, belki de paylaşım ve sanatsal tüketim olgusunun en yoğun var olduğu bir alan olarak belirmektedir.  Nasıl ki ortaya çıkışıyla birlikte yeni sanat akımlarını doğuran fotoğraf, sanayi çağının göz bebeği ve popüler kitle sanatlarından en önemlisi olduysa, belki de “fotoğraf sonrası” (post-photographic) çağın göz bebeği de bilgisayar ve internet olacaktır.Bilgisayar teknolojisinin bu denli önem kazanması, bazı sanatçıların tekniklerine yardımcı olması için bilgisayar programlarını tercih etmelerine, bazılarının ise sanatsal üsluplarını teknoloji üzerine inşa etmelerine neden olmuştur. Bu noktada karşımıza “Dijital Sanat” kavramı çıkmaktadır.Dijital sanat veya sayısal sanat, genel anlamda üretilişinde bilgisayarın rol aldığı, fiziksel olmayan nesnelerin üretilmesiyle gerçekleşen sanat biçimine denmektedir. Bu süreçte bilgisayar geleneksel anlamda bir yardımcı araçtan, vazgeçilmez bir ortak yaratıcı konumuna kadar uzanan tayfın herhangi bir yerinde bulunabilmektedir. Sürecinde bilgisayarın sadece alışılageldik kullanımının rol aldığı işler genelde bu sınıflandırmaya alınmamaktadırlar. 1990’lardaki dijital devrim sonrasında artış gördüğümüz dijital sanat üretimi, sanat çevreleri ve müzeleri tarafından kabul görmüş, internet sanatı ve yazılım sanatı gibi dallar sanat müzelere girmiştir. Dijital sanat, ‘yeni medya sanatı’ olarak adlandırılmaktadır.
Dijital tekniklerin sağladığı imkânların çeşitliliği, sanatçılara bunları araç, ortam veya konu olarak kullanabilme seçimi yaratmıştır. Dijital sanat eseri, dijital olarak kaydedilmiş bir resim verisi, bir hiper-metin (hypertext), bir veritabanı veya bir program olabilir. Geleneksel sanat eserinin aksine, insan tarafından algılanan biçimiyle sanat objesi aynı şey değildir. Temel biçim, teknik bir ortam yoluyla insan tarafından görülür/duyulur/hissedilir hale getirilir. Bu “yeniden sunum”un biçimi sanat eseriyle değil, onu insana ileten teknik ortamla bağlantılıdır. Günümüzün dijital sanatüretimindeki en önemli isimlerden biri Amerikalı Shawn Brixey’dir. 1961 doğumlu Brixey, 1998 yılında Japonya’daki Nagano kentinde gerçekleşen Kış Olimpiyatları için “Alchymeia” adlı işini yapmıştır. Video bioart enstalasyonunda, kanda meydana gelen steroidler ve Olimpik atletlerin idrarlarına etki eden dopingi kar tanelerine empoze ederek, doğada bulunamayacak nitelikte kar taneleri meydana getirmiştir. Bu sayede, yarattığı kar tanelerini milyonlarca kez kopyalayarak farklı büyüklüklerde ve renklerde buz kristalleri elde etmiştir. Biyolojik materyallerle kristallerin atomik yapılandırmalarının nasıl şekillendirilebileceğini ve onların gözle görülemeyecek hareketlerini videosunda göstermiştir.Brixey’in bir diğer çarpıcı eseri ise “Chimera Obscura”. Chimera Obscura, Berkeley Museum’un küratörü Richard Rinehart ile beraber yürütülen bir çalışma sonucu yaratılmış ve 2002 yılında “Genesis – Contemporary Art Explores Human Genomics” sergisinde yer almıştır. Chimera Obscura, organizmaların multi-user data sürücüsü ile genomik araştırmaların yapımını inceleyen bir eserdir. Eser, bir tele-robot sayesinde izleyicinin parmak izini almaktadır. Shawn Brixey, eserlerinin çoğunu yüksek enerji, ultrases, sonokimyasal ve plazma fizik gibi unsurları kullanarak, şiirsel bir metaryal yaratma arayışına girmektedir.H.G. Hovagimyan ve Peter Sinclair’in “Shoot” adlı interaktif, üç boyutlu ses entalasyonu ise dijital sanat için diğer bir ilginç örnek… “Shoot” adlı enstalasyonla, sanatçılar izleyiciyi video oyunlarındaki kazanma – kaybetme hırsı duygularını yeniden deneyimletmek için tasarlamış. Özellikle yeni neslin video oyunlarına olan düşkünlüğü ve bu oyunların çoğunluğunun savaş, öldürme – yaralama gibi şiddetten beslenmesi, sanatçıların altını çizmek istedikleri asıl noktayı oluşturuyor çünkü Shoot savaş karşıtı bir iş. Hata yapmamaya dayalı video oyunlarının insanın üstünde yarattığı fiziksel ve duygusal baskıyı, bu eserin içine girdiğinizde de hissedebiliyorsunuz. Kırmızı ışığın sizi sürekli takip etmesi ve üstünüze gelmesi, size engel teşkil ediyormuş hissi, surround ses sistemi bu gerilimi daha da arttıran bir unsur.Sosyal davranışlarla şekillenen yapı sistemlerine ilgi duyan Angela Bulloch’un enstalasyonları, ışık ve ses gibi yan unsurlarla şekilleniyor. Bulloch’un işlerini okumak için sanattan, edebiyattan, sinemadan ve müzikten faydalanmak gerekir. Onun multidisipliner enstalasyonlarındaki, şiddet, duygusallık ve mizah izleyiciyi enstalasyonun içine çeker. Tam da bu noktada sanatçı, biyogeribildirim sistemlerine başvurur. Onun içi önemli olan eser ile izleyicinin interaktif bir bağ kurması ve birbirlerini şekillendirmesidir. 1997 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilen Bulloch, işlerini meydana getirirken yapı taşı olarak, günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkan, dijital imajın en küçük görsel elementi olan pikselleri kullanmaktadır. Sanatçının son yapıtlarından biri olan “Progression of 8 Perverted Pixels” Eylül ortasında Akbank Sanat’ta açılacak olan sergide yer alacak. “Progression of 8 Perverted Pixels” adlı işinde pikselin form değiştirirken yani başka bir görüntü yaratmak için geçiş yapan hali yansıtılıyor.*Enstalasyon nedir?

Yerleştirme ya da enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türü. Kapalı veya açık mekânlarda yapılabilir.

Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir.

1960’ların ABD ve Avrupa’sında asamblaj (‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu. Zamanla galeri mekânının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır.

1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer-olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir.

Teknoloji ve sanat aşkının gösterdikleri;

 Tokyo’da yaşayan Japon sanatçı Xhxix’in eserleri, teknoloji ve sanatın doğru noktada buluşmasının harika birer örneği.Xhxix’in Photoshop’tan yararlanarak oluşturduğu dijital çizimlerinde kullandığı figürler, genellikle genç erkeklerden oluşuyor.Sanatçı, etkileyici detaylara sahip bu figürleri yaralar, geometrik desenler ve çiçeklerle donatıyor.Yapıtları üzerinde fazla konuşmayan Xhxix, onları yoruma açık bırakmayı tercih ediyor.
 
Kaynak(…)