Şunun için etiket arşivi: müzisyenler

Her zaman olduğu gibi sanat eğitimin çocuklar üzerinde ne gibi etkileri olacağı konusunda yazı yazmak için kaynak arayışındayken aşağıda yayınladığımız yazıyı bulduk. Böyle güzel anlatılmış bir yazı varken alıntı yerine olduğu gibi yayınlamanın daha doğru olacağına inanıyoruz.

Sayın Doç.Dr.Ayşe Cakır İlhan*’a teşekkür ederiz.

perküsyon eğitimi ve çocuk

müzik ve çocuk             Çocukları okulöncesi kurumlarda eğitime başlamadan önce oyun oynarken izlersek onlarda var olan yaratıcılık potansiyellerini ne kadar bilinçsizce ve amaçsızca tükettiklerini görürüz. Yetişkinler onlara zaman ve uygun ortam sağlayabilirse çocuklara bu gizil güçlerini ortaya koyma olanağı tanırlar ve onların çevrelerini oyun yoluyla tanıdıklarını ve kendi iç dünyalarını yansıtan hikayeler uydurduklarını, heykeller yaptıklarını, köprüler, barajlar kurduklarını, evler inşa ettiklerini, resimler çizip boyadıklarını hemen fark ederler.

Okulöncesi eğitim kurumları çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimine paralel eğitim veren ve vermesi gereken kurumlardır. Okulöncesi eğitiminin en önemli amaçlarından biri çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesidir. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat eğitimi programlarının önemli bir yeri vardır. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat programların hedef kitlenin gereksinimlerini doğrultusunda düzenlenmesi gerekmektedir.

çocuk gelişimi ve çocuk     Buna dayalı olarak okulöncesi çocuklar için düzenlenen sanat programları :

  •  Yaşantılara dayalı olmalı,
  • Uygulamaya olanak vermeli,
  • Sanatsal malzemeleri kullanacak beceri eğitimi sağlamalı,
  • Çocuğun estetik duyarlılığını geliştirmelidir.

Sanat Eğitiminin yukarıda sıralanan dört olmazsa olmaz koşulu okulöncesi sanat programının temel içeriğini oluşturur. Bu sıralanan koşullar birbirleri ile bağlantılı olmalarına karşın zaman zaman ağırlık birine veya ikisine verilebilir.

Çocuklar sanatsal çalışmalar yapmaya her zaman hazırdırlar. Resim, müzik, tiyatro, drama, dans v.b. sanat dalları çocuğun yaşantısında oyun alarak kendini göstermektedir. Sanat, oyunun bir parçası veya kendisi olarak çocuğun yaşamında hep önemli bir yere sahiptir.

Çocuklarla sanatsal çalışmalar yapabilmek için çevre, duyu, duyum, duygu , algı, algı alanı gibi önemli kavramların ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda bilgi sahibi olunmalıdır.

çocuk ve anneÖğrenmenin gerçekleşmesinde beş duyunun farkında olunarak kullanılması, duyumsanan şeylerin doğru ve sağlıklı algılanması önemlidir. Bunun için çocuğun farklı alanlarda yaşantılar geçirmesi gerekir. Çünkü çocuk sanat yaparken (resim, heykel, drama, tiyatro, dans v.b.) daha çok günlük yaşantılarından –bir olaydan, bir nesneden, bir duygu ya da etkilendiği bir kişiden- yola çıkar. Çocuğun çevresini gözlemlemesi ve kişisel yaşantıları öğretmene belli bir birikim sağlar.

Küçük çocuklar duygusal anlamda aç gözlüdürler. Şekillerden ve ayrıntılardan etkilenirler. Yerde yürüyen bir böcek, eriyen buzdan damlayan su tanelerini hayretle izlerler. Bu nedenle büyük heyecan yaşatan bu ve benzeri yaşantılar yetişkinler tarafından desteklenmelidir. Yetişkinlerin rolü çocuğun ayrıntıları fark etmesine, zengin obje kavramı oluşturmasına ve bütün duyuları kullanmasına yardımcı olmaktır.

erken dönem sanat eğitimiÇocuklar bu ve benzeri yaşantılardan yola çıkarak sanatsal çalışmalar yaparlar. Örneğin bir resim çalışması için öncesinde bir konu saptanıp, konuşulup canlandırılmadıysa çocuklar şu soru ve sorunları dile getirirler.

* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi.

  • Öğretmenim ne çizeyim?
  • Ne yapacağımı bilmiyorum.
  • Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Bunun için saptanan konu önceden konuşulmalı, drama yolu ile canlandırılmalı, resim yaparken kullanılacak teknik hakkında bilgi verilmeli daha sonra resim yapmaya geçilmelidir. Öğretmen ya da yetişkin çocuğun sanatsal çalışmalar yapmasını desteklemeli ona cesaret vermelidir.

Bunun yanında çocuklar, sanat, sanatçı, sanatçıların yapıtları konusunda bilgilendirilmelidir.

  •  Sanat nedir?
  • Sanat niçin yapılır?
  • Sanat yapıtı nedir? gibi sorular çocuklara çok soyut gelebilir, onları şaşırtabilir.

Bu bilgilendirme 5-6 yaşlarda daha etkili olmaktadır. Çünkü 5-6 yaşına gelmiş bir çocuk sanatçıların nasıl değişik insan, hayvan veya nesne çizdikleri konusunu algılayabilir. Sanatçıların sanatlarını üretirken değişik malzemeler kullandıklarını gözlemleyebilir, öğrenebilir. Burada amaç çocuklara sanat tarihi öğretmek değil, onları zengin sanatsal mirasla tanıştırmaktır.

Sanat kültürün bir parçasıdır ve insanlık hakkında bilgi verir.

  • Onlar kimdiler?
  • Nasıl yaşadılar?
  • Neler giydiler?
  • Neler kullandılar?
  • Nasıl iletişim kurdular? v.b.

Sanatı ve sanatçıları tanıyarak büyüyen çocuklar, ayrıca farklı sanat akımlarını da tanıyabilirler, kendi algıları çerçevesinde bu bilgileri kullanabilirler. (gerçekçi sanat soyut sanat, gerçeküstü sanat, kavramsal sanat v.b.)

bele ve sanatSanat ve sanatçılarla tanışan çocuklar hem kendi ürettiklerini, hem de sanatçıların yapıtlarını bir anlamda eleştirmeyi öğrenebilirler. Yetiştiriciler, sanat eleştirisi konusunda çocukları yönlendirebilirler. Örneğin :

 Bu gördüğünüz nedir? (Resim, heykel, fotoğraf, halı.v.b.)

  • Ne gibi biçimsel özellikleri vardır? (büyük, yuvarlak, kare, yumuşak, katı v.b)
  • Nelerden yapılmıştır? (kağıt, boya, metal, kil, kumaş, mermer, tahta v.b)
  • Sanatçı burada ne anlatmaya çalışmıştır?
  • Bu çalışmayı nasıl anlatabilirsin?
  • Sana neler hissettiriyor? (mutluluk, komik, üzüntü, acı v.b.)
  • Bu yapıtı sevdiniz mi? Neden?

Buradaki amaç çocuklara sanatsal bir bakış açısı kazandırmak, yaratıcılığı ve estetik duyarlılığı geliştirmek ve kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmektir.

Bilindiği gibi estetik güzelliğin bilmidir ve güzel olanla ilgilenir. Çocuklar güzellik arayışında duygularını ve bedenlerini kullanırlar. Gözleri görsel olarak sanatı araştırırken, kulaklar sesleri ve müzikleri dinleyebilir. Çocuklar sanatsal çalışmalara dokunabilir, güzel kokuları koklayabilir, yiyecekleri tadabilirler. Beden, dans ve hareket yoluyla kendilerini ifade edebilir. Böylece küçük yaştaki çocuğun beş duyusu erken dönemde güzele doğru, güzeli yeğleyecek bir yönde eğitilebilir.

resimle sanat adım adım4Çocuklara bu konuda hem zaman hem de ortam hazırlamak ve onlara fırsat vermek gerekir. Çevreleri estetik nesnelerle donatılmalı, bulundukları ortamlar kaotik, düzensiz, aşırı süslü değil, temiz, aydınlık ve renkli olmalıdır. Duyuları harekete geçirmeli, bakma, dinleme, dokunma, koklama ve tatma konularında onları kışkırtmalıdır. Çiçekler, bitkiler, hayvanlar, yumuşak yastıklar, sallanan sandalyeler, heykeller ortama öğretici ve estetik özellikler katarlar. Sergiler (doğal nesneler, kartpostallar, kolleksiyonlar, sanat kitapları, antikarlar, araç ve gereçler, makine parçaları, çömlekler, posta pulları, paralar v.b.) sanat merkezleri, dans alanları v.b. çocukların estetik imgeler, düşünceler, duygular yeni kavramlar üretmeleri için birer fırsat ortamlarıdır. Yarının estetik ortamıyla, zorlanmadan karşılaşabilecekleri ilk deneyim alanlarıdır.

Çocuklar, sanat merkezlerinde sergi açılışlarına, müze gezilerine, konserlere, performanslara katılabilirler. Sanatçılar (ressamlar, heykeltraşlar, müzisyenler, grafikerler v.b.) çocuklarla çalışarak onların yaşantı dünyalarını zenginleştirebilirler.

Sonuç olarak okulöncesinde sanat eğitimi çalışmaları yapılırken çocukların duygularını geliştirici ortamların önemsenmesi gereklidir. Duyumsama, sanatsal çalışmalar yapma, sanat hakkında bilgi sahibi olma, sanatçıları tanıma ve sanatçıların yöntemlerini öğrenme estetik yaşantılar için ön plana çıkmaktadır. Küçük çocuklar elbetteki sanat tarihçileri gibi eğitilemez, ama sanatçılar ve onların yapıtları ile tanışabilirler. Değişik sanat akımlarını tanıyarak bu doğrultuda çalışmalar yapabilirler. Sanatsal eleştiri konusunda da bilgilendirilebilirler.

Bu konuda yapılabilecek bazı çalışma örneklerini şöyle sıralayabiliriz :

* Bir sanat sergisi, müze veya tıpkı basım sergisi gezilebilir. Bu mekanlarda en fazla iki ya da üç ayrı sanat akımına ait çalışmalar, karşılaştırılabilir. Çocuklar farklı sanat akımlarına ait uygulamalı çalışmalar yapabilirler.

Örneğin belli bir çizim (bu insan, ağaç, ev, meyve v.b. olabilir) iki ya da üç farklı sanat akımında nasıl ele alınmış, akımlar arasında ne gibi farklar ve benzerlikler bulunmaktadır? gibi. Her sanatsal yapıt tek tek ele alınır, üzerinde konuşulur, drama yöntemleri ile canlandırılır, daha sonra uygulamalı çalışmalara geçilebilir.

* Bir sanatçıyla çocuklar tanıştırılabilir. Sanatçının çalıştığı, yaşadığı mekan, giyim tarzı, kokusu, duyguları (nasıl gülüyor, neye kızıyor v.b.) düşünceleri, çocuklara farklı bakış açıları kazandırabilir.

Amaç okulöncesi çocuğunun yaşantılarını, imge dünyasını olanaklar ölçüsünde ve zorlama yapmadan zenginleştirmektir. Sanat; duyu, duyum, duygu, algı eğitiminde vazgeçilmemesi gereken hem zevkli, hem eğlendirici, hem de öğretici, belki de en önemlisi çocuğun yaratıcılığını geliştirici olmazsa olmaz bir alandır.

Kaynak : Robert Schırrmacher. Art and Creative Develepment for Young Children. Çev: Suna Karaküçük Delmar Publishers İnc. New York. 1998

 

Kaynak :[-]

Hollandalı kemancı, besteci, orkestra şefi ve Johann Strauss Orkestrası’nın kurucusu Andre Rieu, 29 Kasım’da İstanbul’da konser verecek.

Andre-RieuDünya müzik otoritelerince yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen ve her birine 50-60 bin kişinin katıldığı konserlerinin biletleri aylar önce tükenen Andre Rieu, İstanbul’daki konserinde Sinan Erdem Spor Salonu’nda sevenleriyle buluşacak.

“Statlarda konser veren tek klasik müzik sanatçısı” olma özelliği taşıyan Rieu, bugüne kadar dünya müzik listelerinde 30 kez liste birinciliği, 355 Platin Albüm Ödülü, 35 milyon DVD satışı, 2012 dünyanın en çok satan erkek sanatçısı, 2009-2011 Yılın Tur Sanatçısı Top 10 gibi başarıları elinde tutuyor.

Rieu, Pollstar listelerinde de 2012 yılının en çok kazanan müzisyenler listesinde 12. sırada yer aldı.

Rieu hakkında

Andre Rieu, 1949’da Hollanda’nin Maastricht kentinde doğdu. Babası Limburg Senfoni Orkestrası’nda ve Leipzig Operası’nda şef olan sanatçının kardeşleri de müzisyen.

Babasından aldığı keman eğitiminin ardından, Lüttich, Maastricht ve Brüksel konservatuarlarında eğitimine devam eden sanatçı, on yıl boyunca Limburg Senfonu Orkestrası’nın üyesi oldu.

Franz Lehar’ın “Gold and Silver”ını icra eden bir salon grubuna katılması, Rieu’nun müzikal kariyerini bu yönde çizmesinde etkili oldu. Kendi salon orkestrası Maastricht Salon Orkestrası’nı 1978’de kuran sanatçı, 1987’ye kadar çalıştığı bu orkestrası ile albümler yayınladı.

Sanatçı, 1980’lerin başında kurduğu Maastricht Salon Orkestrası ile adını duyurdu.

Özellikle Strauss’un valslerine getirdiği yorumlarıyla “Waltz King” olarak adlandırılmaya başlanan Andre Rieu, 1987’e yılında Johann Stauss Orkestrası’nı kurdu ve başlarda on kişiden oluşan, bugün elliyi aşkın müzisyenin üyesi olduğu bu orkestra ile Strauss’un valslerini 19. yüzyıl ruhu ve atmosferi içerisinde icra ettiği gösterisini, dünyanın büyük kentlerinde sunmaya devam ediyor.

İş Sanat’ta mayıs ayında ses getirecek konser ve etkinlikler

iş sanat Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak. İSTANBUL (ANKA)- Klasik, caz ve dünya müziğinin seçkin ve beğenilen isimlerini sahnesinde ağırlayan İş Sanat 13’üncü sezonunu kapsamlı bir etkinlik serisi ile tamamlıyor. Genç kemancı Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği Macar Oda Orkestrası, Mischa Maisky, Lily Maisky ve Sascha Maisky ile ayın ilk konserini gerçekleştirecek olan İş Sanat sezonu Mariza, L.A. Dance Project, Şemsa İdil Ural, Michel Camilo ve Tomatito ile Senfonik Buika konserleriyle kapatacak.

10-25-06 Kristof Barati PortraitsTutkuyla yorumladığı aşk şarkılarıyla tüm dünyada seyirci ve eleştirmenleri cezbeden ve “Flâmenko Kraliçesi” olarak adlandırılan Buika, Toni Cuenca yönetimindeki İstanbul Opera Orkestrası eşliğinde unutulmayacak bir senfonik konsere imza atacak.Buika’nın Türkiye’deki ilk konserine 2009 yılında ev sahipliği yapan İş Sanat, 13’üncü sezonunu da Buika’nın yeni senfonik projesi ile sonlandıracak. Müzik severlerin kaçırmaması gereken konser 24 Mayıs Cuma günü gerçekleşecek.

-MAİSKY AİLESİ İLE SEZONUN SON KLASİK MÜZİK KONSERİ-

Mischa-Maiskyİş Sanat, klasik konserler serisini ise çok özel bir etkinlikle kapatıyor. Bu yıl 65’inci yaşını kutlayan efsanevi çellist Mischa Maisky, kızı Lily Maisky ve oğlu Sascha Maisky ile İş Sanat’ta konser vermeye hazırlanıyor. 2 Mayıs’ta gerçekleşecek konserde Maisky ailesine Kristóf Baráti’nin konzertmeisterliğini üstlendiği genç ve dinamik topluluk Macar Oda Orkestrası eşlik edecek.Öte yandan tüm dünyada Fado’nun en güçlü yorumcularından biri olarak kabul edilen Mariza duygu yüklü sesiyle İş Sanat’ın konuğu oluyor. Mariza, bu yıl çıktığı dünya turnesiyle 7 Mayıs Salı akşamı İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. 

-SIRA DIŞI BİR DANS TOPLULUĞU: L.A. DANCE PROJECT-

İş Sanat, deneyselliğe kendini adamış birinci sınıf bir çağdaş bale topluluğunun doğuşuna tanıklık ediyor. Ünlü Fransız koreograf ve dansçı Benjamin Millepied tarafından kurulan ve yönetilen L.A. Dance Project bambaşka bir dans deneyimiyle 10 Mayıs Cuma akşamı İş Sanat’ta sahne alacak. Geleneksellikten uzak, deneyselliğe açık topluluk, Millepied’in besteci Nico Muhly, sanat danışmanı Matthieu Humery, yapımcı Charles Fabius ve film yapımcısı Dimitri Chamblas gibi eski arkadaş ve dostları bir araya getirdiği bir “sanat kolektifi” olma özelliği taşıyor.

-CAZ VE FLÂMENKO RÜZGÂRLARI ESECEK-

Farklı müzikal dünyalara ait olmalarına rağmen pek çok ortak noktada buluşarak caz ve Flâmenko’yu bir arada ustalıkla icra eden Michel Camilo ve Tomatito İş Sanat’ta merakla Michel-Camilo-Tomatitobeklenen bir performansa hazırlanıyor. Kendi alanlarında usta olan ikili Spain Forever adlı göz kamaştıran bir müzikal diyalog ile yeniden bir araya geliyor. İşbirlikleriyle her zaman olay yaratan muhteşem ikili Michel Camilo ve Tomatito, Spain Forever projesiyle 16 Mayıs’ta İş Sanat’ta müzikseverlerin karşısına çıkacak.
Yetenekleriyle gelecek vaat eden genç müzisyenlerin Milli Reasürans konser salonunda sanatseverlerle buluştuğu İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisinin son konuğu Şemsa İdil Ural olacak. Genç yetenek Şemsa İdil Ural, İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar serisi ile 14 Mayıs Salı akşamı Milli Reasürans’ta bir resital verecek.

 “Meeting of Darbuka and Greek Folk” konseri 25 Nisan 2013 tarihinde.

 Grup hakkında Türkçe ve İngilizce yayınlanan bülten şöyle;

meeting-of-darbuka-and-greek-folkBatılı köklerine rağmen Türk Ritimleri ve darbuka konusunda kendine özel bir yer edinmiş olan Raquy Danziger; 25 Nisan Perşembe Günü Saat:22.00’da “Meeting of Darbuka and Greek Folk”’da. İstanbul Taksim, Mask Live Music Club’da, Plan Ada’nın proje tasarımıyla gerçekleştirilecek etkinliğe konuk sanatçı olarak, Manos Achalinotopoulos (Klarnet), Andreas Pappas (Perküsyon), Nick Chaldeakis (Vokal), Bünyamin Olguncan (Perküsyon), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vokal) katılacak.
Nefesli enstrümanları etnik bir yorumla sahneye taşıyan ve ataları Orta Anadolu’dan Atina’ya göç etmiş olan Yunanistan’ın ünlü klarnet virtüözü Manos Achalinotopoulos, Raquy Danziger konserinde klarneti ile perküsyonu buluşturacak. Raquy’e eşlik edecek diğer müzisyenler hem Yunan müzikleri hem de perküsyonun farklı renklerini sunacaklar.

Raquy Danziger,who took a special place on turkish rhythms and the darbukka despite her western origin, will perform at Mask Live Music Club on April the 25th under the title of ‘Meeting of Darbuka and Greek Folk’ . Manos Achalinotopoulos (Clarinet), Andreas Pappas (Percussion), Nick Chaldeakis (Vocal), Bünyamin Olguncan (Percussion), Mehmet Özer (Bağlama), Sadettin Akay (Buzuki) ve Beste Yoltay (Vocal) are the guest musicians on this project designed by Planada.
Manos Achalinotopoulos the famous clarinet virtuoso displaying wind instruments with an ethnic style whose ancestors imigrated from the middle Anotolia to Athens will bring clarinet and percussion together at Raquy Danziger concert.Other musicians ac differentcompanying to Raquy Danzigerwill perfor m both Greek music and the different shades of percussion.

“RAQUY DANZİGER”
İstanbul’da yaşayan Raquy Danziger; Kahire Operası, İskenderiye Operası, Kahire Kalesi, Kahire’nin merkezindeki tarihi, Ewart ve İskenderiye Kütüphanesinde, Said El Artist ve orkestrasıyla birlikte sahne alma onuruna erişmiştir. Good Morning Egypt, Leila Kebira, çeşitli televizyon programlarına da katılan Raquy, ayrıca Al Cazeera’ya da röportaj vermiştir. Raquy darbukanın dışında İran kökenli eski bir çalgıdan esinlenerek yapılan on iki telli kemençe, “Tarhu” da çalmaktadır. Yenilikçi performanslarına farklı bir boyut kazandıran Moğol gırtlak tarzı şarkı türünde de çalışmaları vardır. Daha önce Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Arap Ritimleri dersi veren Raquy, öğrencilerine New York, Mısır ve Türkiye’de perküsyon ziyafeti sunmaktadır.

Raquy Danziger is a celebrated performer, teacher and composer known worldwide for her expertise on the dumbek, the Middle-eastern hand drum. Hailing from unlikely Western roots, Raquy has distinguished herself as a unique phenomenon and earned a place of renown in the genre. Raquy has had the honor of performing in Egypt as a soloist with Said El Artist (The Egyptian “King of Tabla”). Raquy has appeared on Good Morning Egypt, Leila Kebira, O TV, the Culture Channel, and Turkish Television, and has been interviewed on Al Gezira.
In addition to the dumbek, Raquy also plays the twelve- string Kemenche Tarhu, a rare and exotic bowed instrument designed after the Iranian spike fiddle. Both Raquy and Liron have recently begun Mongolian Throat Singing, which they do in harmony, adding yet another dimension to their innovative performances. Now based in Istanbul, Turkey, Raquy specializes in a style know as the Turkish Split Hand technique she teaches darbooka and makes workshops.

“MANOS ACHALINOTOPOULOS”
Atina’da doğan Manos Achalinotopoulos genç yaşından itibaren geleneksel müzik performansları konusunda araştırmalar yapmaya başladı. Bu müzik türünde Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos gibi müzisyenlerle çalıştı. Manos Achalinotopoulos, dünyanın 35’den fazla ülkesinde büyük prestije sahip konser ve festivallerde klarnet, kaval, zurna ve flüt çalarak sahne aldı. Achalinotopoulos, 1994’ten beri Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi Müzik Teorisi ve Müzikoloji Bölümlerinde eğitim vermekte ve araştırmalarda bulunmaktadır.

Manos Achalinotopoulos who was born in Athens started doing searches on traditional musical performance beginning from his youth.He worked with musicians like Tassia Verra, Chronis Aidonides, George Koros, Aristidis Moschos on this type of music. Manos Achalinotopoulos took the stage at prestigious concerts and festivals in more than thirty-five countries in the world playing the Clarinet, Saury and Flute. Achalinotopoulos has been giving lectures at Athens University defaculty of philosophy musical theory and department of musicology.

Bu yıl 20. yaşını kutlayan İstanbul Caz Festivali, 14 farklı mekânda 400’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçının katılımıyla gerçekleştirilecek 40’ı aşkın konserle, 2–18 Temmuz tarihleri arasında cazın yıldızlarını müzikseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.

iksv-20-caz-festivaliFestivalin programı Salon İKSV’de yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıda, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’in açılış konuşmasının ardından Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere bir konuşma yaptı. Nafiz Karadere “İnançla, tutkuyla ve sabırla sürdürülen İstanbul Caz Festivali bu sene 20. yaşını kutluyor. Biz de Garanti Bankası olarak 16 yıldır İKSV ile birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bundan sonra da ‘Garanti Caz Yeşili’ markamızla, caz kültürünün Türkiye’de gelişmesi ve yaygınlaşmasında büyük rol oynayan festivali gönülden desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Toplantıda daha sonra söz alan İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin, festivalin programında yer alan konserler ve 20. yıla özel projelerle ilgili bilgi verdi. Caz dünyasından da önemli isimlerin katıldığı toplantı, X Restaurant & Bar’daki davetle devam etti.

Davetin ardından, konuklar Salon İKSV’de Branford Marsalis ve Joey Calderazzo ikilisinin festivalin 20. yılı kapsamında verdiği konseri izlediler. Caz dünyasının en önemli saksafon virtüözleri arasında gösterilen Branford Marsalis ve 1990’ların başında tanışarak uzun yıllardır birlikte çalıştığı usta piyanist Joey Calderazzo, İstanbul Caz Festivali’nin yirminci yıl konseri için Salon İKSV’de ilk kez İstanbullu müzikseverlerle buluştu.

FESTİVAL PROGRAMI 

20. YIL AFİŞİNDE ORHAN PAMUK VE BÜLENT ERKMEN İMZASI
2013 yılında düzenlenecek İstanbul Festivalleri’nin afişlerinde farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri ve el yazıları, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen tasarımlarıyla bir araya geliyor.

20. İstanbul Caz Festivali’nin afiş görseli bu yıl Orhan Pamuk tarafından oluşturuldu. Orhan Pamuk’un resim ve desenlerinde yer alan martı ve yazarın el yazısı, Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştürüldü. Basın toplantısında, Bülent Erkmen’in festival afişiyle ilgili hazırladığı özel video mesajı da salondaki katılımcılarla ekrandan paylaşıldı. Bülent Erkmen, yaptığı seçimle ilgili olarak “Orhan Pamuk yazarlığından önce resimle ilgilenmiş, yazarlığı sırasında da resimle ilgisini koparmamış bir yazar. Romanlarını yazdığı defterlerde aralara sızmış desenler, yaptığı resimlerin içine sızmış yazılar var. Resimlerinde ve desenlerinde İstanbul’la birlikte karga ve martılara ağırlık vermiş. Martı’yı, varlığıyla İstanbul’u simgelemesi, sesiyle de cazla kurduğum kişisel bağlantı nedeniyle seçtim. Seçtiğim resmin Martı ayrıntısını resmin bütününden kopardım. Böylece afişin beyaz boşluğu üstünde bütün hızıyla uçan Martı, çırptığı kanatları, attığı çığlıkları ve aralarına sızmış Orhan Pamuk’un uçuşan el yazısı ile İstanbul’u peşinden sürüklüyor” dedi.

20. YILA ÖZEL YAYINLAR
Festivali 20. yılına özel bir yayınla müzikseverlerle buluşuyor. Festivalin bu yılki programına dair bilgilerin bulunacağı dergide, Türkiye’den sanatçıların ve eleştirmenlerin yazıları ve görüşleri de yer alacak. Dergi, Haziran ayında müzikseverlere sunulacak.

İstanbul Caz Festivali ve EMI Türkiye işbirliğiyle hazırlanacak festival CD’si ise festivale gelecek yıldızların seçme çalışmalarını içerecek. Sanatçıların da görüşleri alınarak seçilecek eserlerden oluşacak CD, Haziran ayında müzik marketlerdeki yerini alacak.

Festivalin 20. yılında bir diğer önemli yayın da festivalin başından bu yana çeşitli konser fotoğrafları ve kayıtlarını da içeren özel bir fotoğraf albümü ve DVD projesi olacak. Sınırlı sayıda üretilecek bu özel set yıl sonunda  yayımlanacak.

FESTİVAL 14 FARKLI MEKÂNLA TÜM ŞEHRE YAYILIYOR
Programında sunduğu çeşitliliğin yanı sıra kullandığı konser mekânlarıyla da izleyiciler için yeni keşif olanakları sağlayan İstanbul Caz Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da konser mekânı olarak görmeye alışık olmadığımız, farklı mekanlara yayılarak müzikseverlere ilkler yaşatmaya devam edecek.

Bu yıl festivale ev sahipliği yapacak Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, Haliç Kongre Merkezi, İstanbul Modern, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi ve Salon İKSV gibi festival mekânlarına Almanya Sefareti Tarabya Yazlık Rezidansı, Avusturya Başkonsolosluğu / Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi, Feriye Lokantası, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü Mustafa Kemal Amfisi, KüçükÇiftlik Park, Rahmi M. Koç Müzesi ve Yıldız Sarayı Hasbahçe gibi farklı mekânlar da eklenecek.

İSTANBUL CAZ FESTİVALİ “ULUSLARARASI CAZ GÜNÜ”NÜN YEREL ORTAĞI
UNESCO ile Thelonious Monk Caz Enstitüsü (Thelonious Monk Institute of Jazz) tarafından, geçen yıl tüm dünyada ilk defa düzenlenmeye başlayan 30 Nisan “Uluslararası Caz Günü” kutlamalarının bu yılki merkezi İstanbul olacak. 30 Nisan Salı günü gerçekleştirilecek “Uluslararası Caz Günü” kutlamaları, Türkiye Cumhuriyeti işbirliği ve İstanbul Caz Festivali’nin yerel ortaklığı ile İstanbul’da düzenlenecek. Etkinliğin sponsorları arasında, İstanbul Caz Festivali’nin sponsoru Garanti Bankası da yer alıyor.

“Uluslararası Caz Günü” kutlamaları kapsamında 30 Nisan Salı akşamı Aya İrini Müzesi’nde düzenlenecek gala konserinin yanı sıra gün boyu farklı mekanlarda konferanslar, yuvarlak masa söyleşileri, ustalık dersleri, caz vokal atölyeleri, film gösterimleri  ve çeşitli konserler de düzenlenecek. Konser, UNESCO, ABD Dışişleri Bakanlığı ve “Uluslararası Caz Günü”nün resmî internet sitelerinden canlı yayımlanacak. Bu unutulmayacak konser ayrıca dünyanın dört bir yanındaki televizyonlarda yayımlanmak üzere kaydedilecek.

YAŞAM BOYU BAŞARI ÖDÜLÜ DURUL GENCE VE HASAN KOCAMAZ’A TAKDİM EDİLİYOR

 
İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü, caz müzisyeni ve orkestra şefi Durul Gence ile Türkiye’nin ilk caz kulübünü açan müzisyeni, ağız armonikacısı Hasan Kocamaz’a takdim edilecek. Durul Gence ve Hasan Kocamaz, ödüllerini festivalin 1 Temmuz Pazartesi akşamı Avusturya Başkonsolosluğu /  Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi’nde gerçekleştirilecek açılış töreninde alacaklar.

Durul Gence, müzik hayatına 1954 yılında girdiği Deniz Harp Okulu’nda davul çalmaya başlayarak atıldı. 1970 yılında yaptığı Şeyh Şamil plağı ile ünlenen Gence, “İstanbul Express” ve “Asia Minor Mission” gibi topluluklarla çalıştı. Ajda Pekkan, Rüçhan Çamay, Gönül Yazar, Alpay, Tanju Okan, Ertan Anapa gibi sanatçılara eşlik eden Gence’nin yurt dışında birlikte çalıştığı müzisyenler arasında Herb Geller, Sonny Sharock, Bertice Reading, Four Pennies, Lili Ivanova, Mads Vinding, Peter Bastian, Anders Koppel, Herbie Mann gibi isimler yer alıyor. ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde insan, müzik ve caz üzerine dersler veren Gence’nin, “DG-4” adında bir topluluğu bulunuyor.

1928 yılında İstanbul’da doğan Hasan Kocamaz, caz müziğiyle Galatasaray Lisesi’ndeki öğrenimi sırasında tanıştı. Ağız armonikası ile müziğe başlayan Kocamaz, 1959 yılında Paris’te yapılan ağız armonikası yarışmasında birincilik ödülü kazandı. Ayrıca, 1950’li yılların sonunda Cüneyt Sermet’in de desteğiyle trompet çalmaya başladı. Kocamaz, Yavuz Özışık, Tülay German, Erol Büyükburç, Necdet Karar gibi dönemin ünlü caz müzisyenleriyle çalıştı. Swing müziğinin Türkiye’de gelişimine büyük katkılarda bulunan armonika ustası Kocamaz, aynı zamanda İstanbul Bebek’te Türkiye’nin ilk caz kulübünü de açtı.

Program akışı için lütfen aşağıdaki yazılara tıklayınız.

AN EVENING WITH BRYAN FERRY

DEE DEE BRIDGEWATER and RAMSEY LEWIS

DAVID SANBORN BOB JAMES FEAT. STEVE GADD JAMES GENUS “QUARTETTE HUMAINE”

MELODY GARDOT

CHINA MOSES & RAPHAEL LEMONNIER / ANAT COHEN QUARTET

“USTALARLA BULUŞMALAR” LENA CHAMAMYAN FEAT. GÖKSEL BAKTAGİR ÖZER ARKUN, TULUĞ TIRPAN TRIO

TEATIME AT THE SAVOY DEUTSCHE PHILHARMONIE MERCK FEAT. KEREM GÖRSEV

CHANO DOMINGUEZ “FLAMENCO SKETCHES”

STEFANO BOLLANI & HAMILTON DE HOLANDA DUO

LÒPEZ – NUSSA FAMILY PROJECT

“CAZ İÇİN TUHAF BİR YER” KAIROS 4TET / BOJAN Z

ANTHONY STRONG

THE SANLIKOL HYBRID JAZZ ORCHESTRA FEAT. ERKAN OĞUR

TÜNEL ŞENLİĞİ

ALICIA KEYS

TÜRKİYE’DE CAZIN İLK SESİ SEVİNÇ TEVS ANISINA
ŞEHRAZAT, FATİH ERKOÇ, SİBEL KÖSE, AYŞE GENCER, ELİF ÇAĞLAR VE ISTANBUL SUPERBAND

JOHN LEGEND

E.S.T. SYMPHONY JACKY TERRASSON MICHAEL WOLLNY MARIUS NESET DAN BERGLUND MAGNUS ÖSTRÖM FILARMONIA İSTANBUL

“EUROPEAN JAZZ CLUB” Salon

URAZ KIVANER QUINTET FEAT. MARCO TAMBURINI
EVRİM DEMİREL ENSEMBLE FEAT. DAVID KWEKSILBER
OZAN MUSLUOĞLU TRIO FEAT. IVO NEAME
ŞENAY LAMBAOĞLU FEAT. MÉDÉRIC COLLIGNON
LLOYD CHISHOLM SEXTET FEAT. LUIGI GRASSO AND NICOLAS DARY
ECE GÖKSU ‘MASAL’ FEAT. GREGOIRE MARET

 

 

58- Eurovision Şarkı Yarışması’nda, İrlanda’yı temsil edecek şarkıyı belirlemek amacıyla yapılan yarışmada, 3 Türk ve 2 İrlandalı müzisyenden oluşan Inchequin adlı grubun seslendireceği “Son Kez” adlı şarkı, finale kalan 5 şarkı arasına girmeyi başardı.

Inchequin grubu Sinead Bradley, Hugh O’Neil ile Ayda Tunçboyacı, Tevfik Kulak ve Selin Türkoğlu’ndan oluşuyor.

İrlanda’dan Eurovision’a Türkçe şarkı: Son Kez

Şarkının adı Türkçe olsa da büyük bir bölümü İngilizce seslendiriliyor.

Buna karşılık şarkının nakaratlarında yer alan “Son kez, son kez” ve “Son kez yağmur yağacak”şeklindeki sözleriyse şarkıda bir çok kez tekrarlanıyor.

“Son Kez” parçası finale kalmayı başarırsa finalleri 14 ve 16 Mayıs’ta, büyük finali ise 18 Mayıs’ta İsveç’in Malmö kentinde yapılacak 58. Eurovision Şarkı Yarışması’nda İrlanda’yı temsil edecek.

Eurovision şarkı yarışmalarına ilk kez 1965’te giren ve 1983 ile 2002 yıllarında yapılanlar hariç tüm Eurovision şarkı yarışmalarına katılan İrlanda, bu önemli müzik etkinliğindeki en başarılı ülke.

İlk kez 1970’de birincilik elde eden İrlanda, 7 kez birinci olma başarısı gösterdi. Ayrıca İrlanda, 1992, 1993 ve 1994’te Eurovison şarkı yarışmalarında peşpeşe birincilikler elde ederek, şimdiye kadar yarışmaya katılan hiçbir ülkenin elde edemediği bir başarıya da imza attı.

Eurovison yarışmalarına genellikle İngilizce parçalarla katılan İrlanda, daha önce yalnızca bir kez, 1972 yılında İrlandaca bir şarkıyla sahneye çıktı.

Türkiye’de yaşamaya karar vererek, 2009’da Bodrum’un Gümüşlük beldesine yerleşen İrlandalı müzisyenler Bradley ile O’Neil’in, burada tanıştıkları Türk sanatçılarla bir grup kurmak istemeleri üzerine Inchequin grubu ortaya çıktı.

Önce Türk ve İrlanda folk müziğini harmanlayarak Bodrum’da çalışmalarını yürüten grup, halen bir Türk-İrlanda ortak filmi The Famine’in film müziği üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Film, 1845 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan, yaşanan kıtlık nedeniyle İrlanda’ya gönderilen 3 gemi dolusu gıda yardımı ile 10 bin İngiliz sterlininden oluşan maddi yardımın hikayesi anlatılıyor.

Gruptaki Türk müzisyenler arasında yer alan keman sanatçısı Tunçboyacı, ünlü Türk müzisyen ve besteci Onno Tunç’un kızı.

Grubun diğer üyesi Türkoğlu ise asıl tutkusu şarkı söylemek olsa da, uzun yıllar televizyon sunuculuğu da yapmış bir sinema sanatçısı.

İrlanda ile de bağları bulunan Türkoğlu’nun üvey babası ile 2 üvey kardeşi İrlandalı.

Grubun son Türk üyesi trompet ve piyano sanatçısı Kulak ise İstanbul Devlet Orkestrası’nda yer almasının yanısıra, Diana Ross, Whitney Houston, Pavarotti, Jose Carreras, Montserrat Caballe and Sarah Brightman gibi müzik dünyasının önde gelen isimleriyle birlikte canlı müzik yapmış usta bir müzisyen.

Kulak, aynı zamanda “Son Kez” adlı parçanın aranjmanını da yapan isim.

Gruptaki İrlandalı müzisyenler olan Bradley ve O’Neil ise 19 yıldan bu yana çalan ve şarkılar yazan iki müzisyen. Dünyada 19’u aşkın ülkede geniş çaplı turnelere katılmış sanatçıların yaptıkları, orjinal şarkı ve ezgilerden oluşan 6 albümü bulunuyor.

Bradley gruba üflemeli çalgı, vokal ve mandolin ile katkı verirken baş vokalist O’Neil ise aynı zamanda elektro ve akustik gitar ve mandolin çalıyor.

Inchequin grubunun akıl hocalığını ise İrlanda’ya 1980 yılında birincilik kazandırmış “What’s Another Year” adlı parçanın bestecisi Shay Healy yapıyor.

Healy, “Son Kez” adlı parça hakkındaki görüşlerini şöyle dile getiriyor:

“Hemen her toplantıda söylenebilecek kadar sade bir şarkı arıyordum ve “Son Kez” bu amacı kusursuzca yerine getiriyor. U2’yi andıran gitar tıngırdamalarının olduğu açılışından, Türk ve İrlanda üflemeli çalgısı ve kemanlarının Riverdance tarzı hoş kombinasyonuna kadar şarkı dinleyicilere İrlanda ve Türk kültürlerinin en örneğini veriyor. Çok güçlü bir hikayesi olan sözleriyse şarkıya, hareketli bir İrlanda baladında olduğu gibi kolayca yayılan bir güç ve ritim kazandırıyor”

“Son Kez” parçası, 22 Şubat’ta İrlanda’da yapılacak finalde, Kase grubunun seslendirdiği “Kiss” , Aimée Marguerite Fitzpatrick’in seslendirdiği “Crashing Down” , ZoeAlexis Bohorquez’in seslendirdiği “Fire”ve Ryan Dolan’ın seslendirdiği “Only Love Survives” adlı parçalarla yarışacak.

 

Kaynak : [-]

Bu yıl 16. kez düzenlenen Uluslararası Ankara Caz Festivali’nin konser programı belli oldu.

 

‘Cazın gitarla dansı için Türkiye’den ve dünyadan caz ustaları Ankara’da buluşuyor” sloganıyla yola çıkan fesvivaldeTürkiye’den Bülent Ortaçgil, Kerem Görsev Trio, Sarp Maden gibi isimlerin yanısıra ve dünyanın başarılımüzisyenlerinden ”Dhafer Youssef Quartet”, ”Nguyen Le-Saiyuki”, ”Philipp van Endert Trio”, ”NEKO-Francesko Diodati” sahne alacak.

Ankara Caz Derneği’nin düzenlediği, ”Gitar ve Caz” temalı festival, 1 Şubat-14 Mart tarihlerinde gerçekleşecek.

Festival kapsamında sahne alacak isimler ve tarihler ise şöyle:

1 Şubat’ta ”Türk Armoni Yıldızları Orkestrası” Melis Sökmen’in solistliğinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
2 Şubat’ta”Jülide Özçelik” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
6 Şubat’ta ”Bora Çeliker Quartet ‘borabook” Türk Amerikan Derneği’nde;
7 Şubat’ta ”Alp Bora Qartet” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
8 Şubat’ta ”Guitar Summit Şinasi Celayirlioğlu Dörtlüsü Bilal Karaman-Patika, Akın Eldes Trio” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
9 Ocak’ta ”Murat İşbilen Quintet” ile ”Önder Focan Group feat. Meltem Ege” ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda;
13 Ocak’ta ”Onur Aymergen Trio feat. Cenk Erdoğan” Başkent Konser Salonu’nda;
15 Şubat’ta ”Bülent Ortaçgil” MEB Şura Salonu’nda;
17 Şubat’ta ”TRİO MRİO Sarp Maden, çağlayan Yıldız, Volkan Öktem” Cermodern’de;
18 Şubat’ta ”NEKO-Francesko Diodati” Cermodern’de;
19 Şubat’ta ”Nguyen Le-Saiyuki” Cermodern’de;
20 Şubat’ta, ”Karsu Dönmez Trio” Cermodern’de;
21 Şubat’ta ”Philipp van Endert Trio” Cermodern’de;
22 Şubat’ta ”Dhafer Youssef Quartet” MEB Şura Salonu’nda;
23 Şubat’ta ”Ahmet Kanneci Project” MEB Şura Salonu’nda;
7 Mart’ta ”THERAPY Kerem Görsev Trio, Alan Broadbent&Ernie Watts ve Başkent Üniversitesi Yaylı Çalgılar Orkestrası” MEB Şura Salonu’nda;
9 Mart’ta ”Antonio Forcione” Bilkent Konser Salonu’nda;
14 Mart’ta ise ”Jazzybeatz-DJ Tarık Koray” Hayal Kahvesi’nde.

 

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Ocak ayında piyano dünyasında enerjik ve uyumlu birliktelikleriyle bilinen, kariyerlerinin zirvesindeki piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque kardeşleri ağırlıyor.

BİFO’nun konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelen Labèque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetimindeki “Kentin Karmaşasında İki Piyano” konserinde, Poulenc’in “İki Piyano için Konçerto”sunu seslendirecekler. Gecede BİFO ayrıca Borusan Kültür Sanat tarafından ZeynepGedizlioğlu’na sipariş edilen yeni eserin de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

İstanbullu müzikseverlerin de yakından tanıdığı, birbirlerini ying ve yang gibi tamamlayan karakterleri ve müzikaliteleri ile tüm dünyada ayakta alkışlanan Katie ve Marielle Labeque kardeşler, BİFO’nun konuğu olarak 17 Ocak Perşembe akşamı ilk kez İstanbul’da konser verecek. Labeque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetiminde, 20. yüzyılın dinamizmi ve heyecanını taşıyan, Poulenc’in İki Piyano için Konçertosu ile dinleyenleri büyüleyecek. Ardından özgün yapıtlarıyla dünyada adını başarıyla duyuran çağdaş bestecilerimizden Zeynep Gedizlioğlu’nun, Borusan Kültür Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği yeni yapıtının dünya prömiyeri, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirecek. Konserin ikinci yarısında BİFO, Çaykovski’nin “Polonyalı” olarak bilinen 3. Senfoni’sini seslendirecek.

Katia & Marielle Labèque hakkında:

 Küçük yaştan bu yana tutkunu oldukları müziğin peşinden giden piyano ikilisi Katia & Marielle Labèque kardeşler, Semyon Bychkov, Sir Colin Davis, Charles Dutoit, Sir John Eliot Gardiner, Kristjan Järvi, Paavo Järvi, Zubin Mehta, Sir Simon Rattle ve Esa-Pekka Salonen gibi dünya çapında şeflerin yönetiminde, düzenli olarak Berlin Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni, BostonSenfoni, Chicago Senfoni, Cleveland Orkestrası, Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni gibi saygın orkestralarla çalıyorlar.  Yakın zamanda Gershwin’in Rhapsody in Blue’su ve Bernstein’ın Batı Yakası’nın Hikâyesi  kayıtlarını yayımlayan Labèque’ler, kurdukları KML Vakfı aracılığıyla iki piyano repertuarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüyorlar. 2012 yılında Pedro Almodovar’ın yapımcılığını üstlendiği, Felix Cabez imzalı The Labèque Way müzikal-belgeseli büyük ilgi gören piyano ikilisi, solo kariyerleriyle de dikkat çekiyor. Katia Labèque, 2009 yılında yayınlandığı solo albümü Shape Of My Heart için Sting, Herbie Hancock, Chick Korea ve Gonzalo Rubalcaba gibi efsanevi müzisyenlerle çalışmıştı.

KENTİN KARMAŞASINDA İKİ PİYANO

Gürer Aykal şef

Katia & Marielle Labèque iki piyano

Program:

Gedizlioğlu: Yeni sipariş edilen yapıtın dünya prömiyeri

Poulenc: İki Piyano için Konçerto, Re minör

Çaykovski: 3. Senfoni, Re Majör, Op. 29, “Polonyalı”

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konserlerinin biletleri tüm Biletix satış kanallarından temin edilebilir.

 Kaynak :[-]

22. Akbank Caz Festivali, ”The Three Ladies of Blues”un 3 Ekim’de Babylon’da vereceği açılış konseriyle başlayacak

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği, Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden 22. Akbank Caz Festivali, ”The Three Ladies of Blues”un 3 Ekim’de Babylon’da vereceği açılış konseriyle başlayacak.

Dopdolu bir programla 3-21 Ekim tarihleri arasındasanatseverlerle buluşacak festival, dünyaca ünlü cazsanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.

Festival kapsamında 3 Ekim’de ”The Snow Owl 5tet” Akbank Sanat’ta, ”Nik Bartsch’s Ronin” ise 4 Ekim’de Babylon’da konser verecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), yeni sezonu 29 Eylül’de Aya İrini Müzesi’nde 200. doğum yılı dolayısıyla Giuseppe Verdi’ye ayrılan konserle açacak.

Konserde, ”Nabucco” operasıyla hayata dönen Giuseppe Verdi’nin, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerine ait eserleri seslendirilecek. İtalyan şef Gianluca Bianchi’nin orkestrayı, Gökçen Koray’ın koroyu yöneteceği konserde, İDOB solistlerinin yanı sıra İstanbul dışından konuk sanatçılar da yer alacak.

Dünyada izlenme rekorları kıran ”Açlık Oyunları” filminin başrol oyuncularından Lenny Kravitz, 4 Ekim’de Turkcell Kuruçeşme Arena’da sevenlerinin karşısına çıkacak.

”En iyi erkek rock vokal performansı” dalında 4 yıl üst üste Grammy kazanan ve dünya çapında 20 milyon albüm satışına ulaşan Kravitz, 2008’den sonra 2. kez geleceği İstanbul’da hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.

İstanbul’un ilk şehir temalı festivali olan ”Urban Festival İstanbul 2012”, 30 Eylül’de Küçükçiftlik Park’ta Kuzey Avrupa müziğinin önemli temsilcilerinden Röyksopp ile Danimarkalı elektronik müziksanatçısı Trentemoller’i aynı sahnede buluşturacak.

Festivalde performans gösterecek sanatçılar arasında Mehmet Garan, Low Earth, Doğan Aktay, Altan Balgır, Yeşim Unan ve Tufan Demir de yer alıyor.

Ferhat Göçer, yarın ”Symphonie D’orient” projesiyle Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde hayranlarıyla buluşacak.

Göçer, konserde yeni albümünden ve klasikleşmiş repertuvarından seçtiği şarkıların yanı sıra Amy Winehouse, Sting, Adele, Pink Floyd coverlarını Metropol Senfoni Orkestrası’na etnik tınılarıyla eşlik edecek olan İstanbul Strings eşliğinde yorumlayacak.

Şevval Sam, 29 Eylül’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde, aynı gün Levent Yüksel Jolly Joker Beyoğlu’nda sahne alacak.

Avrupa’nın en iyi konser gruplarından biri kabul edilen Moonspell, 5 yıl aradan sonra 30 Eylül’de ”2012 Venue”de Türkiye’deki 3. konserini verecek. Bu yıl 20. yılını kutlayan Moonspell, ilk büyük çıkışını 1996 yılında ”Irelligious” isimli 2. albümüyle yaptı.

FİLMEKİMİ YARIN BAŞLIYOR

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) daha önce 29 Eylül’de başlayacağını duyurduğu Filmekimi, yoğun talep üzerine yarın başlayacak.

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Filmekimi kapsamında yarın Atlas Sineması’nda ”Düşler Diyarı”, ”Havana’da 7 Gün”, ”No”, ”Acı” ve ”Aşk”, Beyoğlu Sineması’nda ”Sevmek Gibi”, ”Meleklerin Payı”, ”Aşk” ve ”Tepelerin Ardında” ile Nişantaşı City’s’de ”Onur Savaşı” ve ”Hayalimdeki Aşk” isimli fimler izlenebilecek.

ŞEHİR TİYATROLARI PERDELERİNİ 3 EKİM’DE AÇIYOR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları perdelerini 3 Ekim’de açacak.

Şehir Tiyatroları’nda bu hafta, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde ”Ateşli Sabır”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Zırhlı Kurt (Kösem Sultan ile Avcı Mehmed)”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Arka Bahçe”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Doğum Günü Partisi”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Sevgili Doktor”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Vişne Bahçesi”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak” adlı oyunlar sahnelenecek.

Philip Ridley’in yazdığı, Sami Berat Marçalı’nın yönettiği mahalle baskısının bireylerdeki psikolojik ve fizyolojik sonuçlarını sorgulandığı ”Uğrak Yeri” adlı oyun, yarın Craft Tiyatro’da sergilenecek.

Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği ”Yalnızlar Kulübü” adlı oyun yarın İkinci Kat’ta izlenebilecek. Hasibe Eren, Heves Duygu Tüzün, Tevfik Şahin, Bedir Bedir, Pınar Çağlar Gençtürk ve Güçlü Yalçıner’ın rol aldığı oyun, günümüz insanının sosyalleşme problemine değiniyor.

Neil Labute’nin kaleme aldığı ve Çağ Çalışkur’un yönetmenliğini yaptığı ”Kayıp” adlı oyun, 29 Eylül’de Craft Tiyatro’da izleyiciyle buluşacak. Şenay Gürler ve Deniz Karaoğlu’nun rol aldığı oyun, başkalarının yaşadığı felaketler, birilerinin acıları, dünyanın öbür ucundaki savaşlar, bombalanmalar, ”öteki olanlar”ın maruz kaldığı doğal afetler gibi konularda duyarsızlık, ben merkezcilik ve mağduriyet hikayesi anlatılıyor.

Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da 30 Eylül’de ”Godot Öldü mü?” adlı oyun sergilenecek. Oyunda, birbirini hiç tanımayan iki adamın bir tiyatro sahnesinde amaçsızsa bekleyişleri sırasında yaşadıkları olaylar anlatılıyor.

SERGİ

BAE Kültür, Gençlik ve Toplumsal Kalkınma Bakanlığı, ”BAE Kültür Günleri” kapsamında hat ve tezhipsanatının nadide örneklerinin sergilendiği ”El-Bürde” ve Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un hususi koleksiyonundan ”Süvarinin Rüyası” adlı sergileri sanatseverlerle buluşturacak.

BAE Kültür, Gençlik ve Toplumsal Kalkınma Bakanlığı’nın Hz. Muhammed’in doğum yıl dönümü dolayısıyla her yıl düzenlediği ”El Bürde” yarışmalarında dereceye giren eserlerden oluşan ”El Bürde Sergisi”nde, 70 civarında eser yer alacak.

Hat tarihçisi ve uzmanı Prof. Dr. Uğur Derman, hattat Mehmed Özçay ve müzehhib Necati Sancaktutan’ın Türkiye’yi jüri üyesi olarak temsil ettikleri yarışmalarda ödül alan eserler, Türkiye’de ilk defa sergilenecek.

Sergi, Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde 1-14 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

BAE Kültür Günleri kapsamında, 1-10 Ekim tarihleri arasında İstinye Park’ta sergilenecek ikinci sergi ise Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un hususi koleksiyonundan ”Süvarinin Rüyası” olacak. Serginin konusunu BAE Devlet Başkan Yardımcısı, Başbakanı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Mektum’un ”Metalib” isimli kasidesi oluşturacak.

Konularını daha çok Anadolu coğrafyasına özgü yöresel kadın başlıkları ve kırsal kesim yaşamından kesitler alarak oluşturan ve kendine has üslubuyla İstanbul görünümlerini tuvaline aktaran Remzi İren’in resim sergisi, 2 Ekim’de Galeri Oda’da açılacak.

İren’in, son dönemlerde yaptığı güvercin temalı resimlerini sevenleriyle paylaşacağı sergi, 2 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

SAHNE SANATLARI

Dünyaca ünlü gösteri topluluğu Cirque Du Soleil, ”Alegria” şovuyla yarın, 29 ve 30 Eylül Ülker Arena’da, 2, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde Ora Arena’da sahne alacak.

İspanyolca’da neşe, gurur ve coşku anlamına gelen Alegria ekibi, 15 ülkeden 55 sanatçı ve müzisyenden oluşuyor. Şov, barok ve opera tarzı, gösterişli kostümleri, canlı müziği ve her ayrıntısı düşünülerek hazırlanmış sahnesiyle, atletik ve artistiğin göz kamaştıran uyumunu gözler önüne seriyor.

Şovda, tüm duyulara hitap eden senkronize trapezcilerin yerden 12 metre yükseklikte kurulan barların üzerinde gerçekleştirilen performansları, kıvrak alevli bıçak dansı, inanılmaz yüksekliklerde ve hızda sergilenen jimnastik ve cambazlık gösterileri gibi nefes kesici akrobatik etkinlikler sunuluyor.

”Disney Live Mickey’nin Müzik Festivali”, yarın, 29 ve 30 Eylül tarihlerinde Trump Towers Mall’da çocuklarla buluşacak.

Koreografisi Madonna’nın koreografı tarafından yapılan ve dünyada izlenme rekorları kıran gösteride, Mickey Mouse ve dostları, izleyenleri, ışıltılı kostümler, hareketli ve yüksek enerjili şarkılarla dans ederek eğlendiriyor.

Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenecek olan “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması” sunduğu yurtdışı eğitim fırsatı ve saygın jürisi ile genç yetenekleri bekliyor.

 Son Başvuru:  22 Eylül 2012, Cumartesi Akbank Sanat/ Beyoğlu

Bu sene ikincisi düzenlenen “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması” ile amatör caz müzisyenlerini ustalarla buluşturuyor. Yarışmada “en iyi performans”, “en iyi doğaçlama”, ve “en iyi yorum” kategorilerinde , aralarında Ayşe Gencer, Aydın Esen, İmer Demirer, Cengiz Baysal ve Volkan Hürsever’in olduğu jüri üyeleri tarafından seçilerek, dereceye giren finalistler Venedik Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek atölye çalışmalarına katılma şansı elde edecekler. Lale Plak ve Zuhal Müzik’ten hediye çeki sahibi olacaklar. Aynı zamanda kazananlar Amerikan Konsolosluğu Kültür Ofisi’nden Caz İkonları Serisi ile efsane cazcıların performanslarının yer aldığı 9 DVD’lik setin sahibi olacaklar.

Jamzz kazananları, festivalin bir parçası olup profesyonel sanatçılarla ve birbirinden değerli jüri üyeleri ile birlikte Babylon sahnesinde özel jam session sunacaklar.

 CAZIN USTALARI İLE GENÇ YETENEKLER JAmZZ’DE BULUŞUYOR

30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, Festival’in bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede “Jam Session” yapma imkanı sunan yarışmaya katılmak için adayların, hazırladıkları bir demo CD, kısa öz geçmişleri, müzik tarzlarını anlatan ön yazı ve bir fotoğraf ile Akbank Caz Festivali/JAmZZ konu başlığını ekleyerek 22 Eylül 2012, Cumartesi  gününe kadar Akbank Sanat / Beyoğlu adresine ulaştırmaları gerekiyor.

 

Katılım Şartnamesi için  tıklayınız.

Başvuru Formu için  tıklayınız.

Poster için tıklayınız. 

 

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden 22. Akbank Caz Festivali’nin 3-21 Ekim tarihleri arasındaki programı açıklandı

Bu sene 22. yılını kutlayacak olan Akbank Caz Festivali, geride bıraktığı 22 yıl boyunca dünya çapında pek çok müzisyeni ağırladı ve unutulmaz performanslara sahne oldu. Festival, zengin konser programının yanı sıra atölye çalışmaları, paneller, yarışmalar, ‘cazlı brunch’ gibi aktivitelerle bu yıl da dopdolu olacak.

Bu sene dördüncüsü düzenlenecek olan “Kampüste Caz Etkinliği” ile festival ritmi Anadolu’ya ulaşacak. Bu etkinliklerle lise ve üniversite çağındaki gençlere ulaşmak, onlara caz müziğini tanıtmak ve sevdirmek festivalin esas hedeflerinden.

Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı ise festivalin 22. yılında da dünyaca ünlü caz sanatçılarını ülkede ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacaklarını vurguladı.

22. Akbank Caz Festivali, klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine geniş bir çeşitlilik sunuyor. Diğer yandan, festival kapsamında iki yarışma da düzenleniyor. Bunlardan biri ‘JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması’ diğeri de Akbank Sanat facebook sayfası üzerinden gerçekleştirilen ‘Tişört TasarlıCAZ!’ yarışması. Bu yarışmalarla hem caz severlere içlerindeki sanatçı ruhu ve yaratıcılığı yansıtma fırsatı sağlanıyor.

22. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri; Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porter ve The ACT Jubilee Night olacak.

Festivalin bu yılki mekanları arasında ise İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Akbank Sanat, Babylon, Babylon Lounge, The Seed, Nardis, Salon, Garajistanbul ve Caddebostan Kültür Merkezi bulunuyor.

22. AKBANK CAZ FESTİVALİ’NDEN SEÇMELER

22. Akbank Caz Festivali, ”Cazın Ustaları” bölümünde bu yıl okyanusun her iki yakasından caz tarihinin büyük seslerini bir araya getiriyor. Amerikan cazının yanı sıra Avrupa caz sahnesinin saygın isimlerinin yer aldığı bu bölümde, cazın kilometre taşları Miles Smiles, The ACT Jubilee Night ve Anthony Braxton Diamond Curtain Wall Quartet yer alıyor.

Amerikan caz müziği geleneğinin gelişmesinde çok etkin bir rol oynayan 20. yüzyılın en etkili caz müzisyenlerinden Miles Davis’in mezunlarından Larry Coryell’in, Rolling Stones’un basçısı Darryl Jones, Joey DeFrancesco, Omar Hakim, Bill Evans ve Miles Davis’in tek trompet öğrencisi Wallace Roney gibi tüm yıldızlarını bir araya getirdiği Miles Smiles, 7 Ekim Pazar günü İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştireceği konserle müzikseverleri caz müziğinin sınırlarında bir yolculuğa çıkaracak.

AA

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği Akbank Caz Festivali, Anthony Braxton’dan Eleni Karaindrou’ya, İbrahim Maalouf’tan Gregory Porter’a önemli isimleri ağırlayacak.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, 22. yılında dopdolu bir

Eleni Karaindrou

programla 3-21 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 22. Akbank Caz Festivali, bu yıl dünyaca ünlü caz sanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.
Klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine oldukça geniş bir çeşitlilik sunan festivalin, bu yıl öne çıkan isimleri arasında Anthony Braxton & Diamond Curtain, Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porterve The ACT Jubilee Night bulunuyor. İlerleyen günlerde birçok önemli sanatçının katılımıyla hız kazanacak festival, “Kampüste Caz”, “Jamzz Genç Yetenekler Yarışması” ve sürpriz etkinliklerle devam edecek.

Avrupa cazının ustaları festivalde çok özel bir konser için bir araya gelecek. İsveç’in caz dünyasına önemli katkılarından trombon virtüözü ve vokalist Nils Landgren, postmodern cazın yenilikçi isimlerinden ECHO Jazz Ödülü sahibi Alman piyanist Michael Wollny, İskandinav gitarist Johan Norberg, enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen

İbrahim Maalouf

İsveçli Lars Danielsson, Alman baterist Wolfgang Haffner, Danimarka’nın caz divası

Cæcilie Norby, bariton saksafonun Fransa’dan çıkan önemli isimlerinden Celine Bonacina ve lirizm yüklü sololarıyla dinleyenleri kendine hayran bırakan Finlandiyalı trompetçi Verneri Pohjola’dan oluşan “The ACT Jubilee Night”, festival kapsamında 6 Ekim Cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda unutulmaz bir caz ziyafeti yaşatacak.

Festivalin bir diğer konuğu, günümüzün en önemli film ve tiyatro müziği bestecilerinden biri olan Yunan piyanist & besteci Eleni Karaindrou olacak. Her biri ayrı bir başyapıt olarak değerlendirilen “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Ağlayan Çayır” gibi Theo Angelopoulos filmleri için bestelediği müziklerle dünya çapında bir hayran kitlesine sahip olan Eleni Karaindrou, bugüne kadar kaydettiği 20 civarında albüm ile önemli satış başarılarına da imza attı. Akdeniz ve Balkanlar’ın yerel enstrümanları ile klasik batı müziği enstrümanlarını birlikte kullanarak kendine has müzikal renkler yaratmayı başaran Eleni Karaindrou, Türkiye’de en çok sevilen yabancı sanatçı arasında yer alıyor.
Ender Sakpınar yönetiminde 31 kişilik orkestra eşliğinde 7 Ekim Pazar günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek Eleni Karaindrou konseri, 24 Ocak’ta vefat eden yönetmen Theo Angelopoulos’un anısına düzenlenecek. “Ulis’in Bakışı”, “Ağlayan Çayır”, “Leyleğin Geciken Adımı”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Puslu Manzaralar”, “Kitera’ya Yolculuk” gibi filmlerin müziklerinden oluşan bir performans sunacak olan Eleni Karaindrou, festival tarihindeki unutulmaz konserlerden birine imza atacak.

İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de sahne alacak 

Caz trompete yepyeni bir boyut kazandıran günümüzün en yenilikçi müzisyenlerinden Lübnanlı İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de Garajistanbul’da sahne alacak. Kuzey ülkelerine has lirizm duygusunu doğuya özgü renklerle bir araya getiren sanatçının müziği cazdan rock müziğine, Arap ezgilerinden usta işi doğaçlamalara kadar onlarca farklı rengi barındırıyor.

Müzik otoritelerinin “bir sonraki en büyük erkek caz vokali” olarak nitelendirdiği Gregory Porter, caz, funk, R&B, blues ve gospel tınıları üzerine kurduğu büyüleyici vokaliyle 22. Akbank Caz Festivali’nin kaçırılmayacak performanslarından birini vaat ediyor. 2010 yılında yayınladığı çıkış albümü, “Water” ile 53. Grammy Ödülleri’nde “En İyi Caz Vokali” dalında aday olan Gregory Porter, 2011 yılında ise Fransızların saygın caz kurumu L’Academie du Jazz tarafından düzenlenen Django Reinhardt ödüllerinde “En İyi Caz Vokali” ödülünü aldı. Sanatçı 2012 yılında müzikseverlerle buluşan “Be Good” albümünün tanıtım turnesi kapsamında 11 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak.

Amerikan caz sahnesinin efsane isimlerinden müzisyen, besteci, filozof ve eğitmen Anthony Braxton, 17 yıl aradan sonra yeniden Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak. 1970’lerde 400’ün üzerinde besteye ve 70’i kendi gruplarıyla olmak üzere 120’nin üstünde albüme imza atan cazınkilometre taşlarından biri olan Anthony Braxton, bu kez Diamond Curtain Wall

Anthony Braxton

Quartet ile festival kapsamında sahne alacak. Alto saksafon ve diğer üflemeli çalgılarda Anthony Braxton, sopranino, soprano ve alto saksafonda James Fei, kornet ve diğer nefesli çalgılarda Taylor Ho Bynum, kemanda Erica Dicker’den oluşan Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet projesi, 17 Ekim’de The Seed’de olacak.

Etkinlikler

22. Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenecek “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”, sunduğu yurt dışı eğitim fırsatı ve saygın jürisi ile genç yetenekleri bekliyor. 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, festivalin bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede “Jam Session” yapma imkanı sunan yarışmaya katılmak isteyenlerin hazırladıkları demo CD’yi ile gerekli belgeleri 22 Eylül’e kadar Akbank Sanat’a ulaştırmaları gerekiyor.

Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren “Kampüste Caz” konserleri bu yılda cazın mavi notalarını ve onlarca farklı rengini üniversite öğrencileriyle buluşturacak. Kampüste Caz, sürpriz isimlerin performanslarıyla İstanbul’un yanı sıra 9 farklı şehirde üniversiteli gençlerle bir araya gelecek.

 

Kaynak :[-]