Şunun için etiket arşivi: müzik

Türkiye’nin ilk Uluslararası Sokak Sanatçıları Festivali 2-3 Haziran’da Marmara Forum ve Forum İstanbul’da başlıyor. Dünyanın dört bir tarafından,  12 farklı ülkeden gelecek olan uluslararası sokak sanatçıları bu festivalde buluşuyor. 

1.sokak festivali

Marmara Forum ve Forum İstanbul, sanatseverleri sokak festivalinde bir araya getiriyor. Londra Covent Garden’da, Paris’te Opera Meydanı’nda rastladığınız ve hayranlıkla izlediğiniz

sokak sanatçıları  2-3 Haziran’da İstanbul’da bir araya gelecek.

Marmara Forum ve Forum İstanbul renklenecek

Marmara Forum ve Forum İstanbul, farklı ülkelerden alanında profesyonel ve dünyaca ünlü sanatçılara ev sahipliği yapıyor. Gerçekleşecek 17 performanstan; 7 kez Guiness rekorlar kitabına giren, sokak performansları dünya şampiyonu Avustralyalı Space Cowboy; göz kapakları ile ağırlık kaldırıp, en fazla sayıda kılıcı yutacak. İspanya’dan gelecek olan Fabian Gaete Maurire ise 3 dakikada parmaklarıyla portre çizecek; cam bardakla müzik yapan dünyaca ünlü çek asıllı Petr Spatina muhteşem gösterisiyle misafirleri büyüleyecek. 1968’den beri kukla gösterileri gerçekleştiren İspanyol Daniel Loeza kurbağa piyanist ile farklı bir gösteriye imza atacak. İnternette milyonlarca kez tıklanma rekoru kıran aynı anda birçok müzik aleti çalan tek kişilik orkestra Cigo ise neşeli bir show gerçekleştirecek.

Meksika’dan Avustralya’ya, İsveç’ten İspanya’ya kadar dünyanın dört bir tarafından gelen sanatçıların 2 gün boyunca sergileyeceği performansların yanısıra, kabare gösterileri, karikatür çizimi ve pandomim gibi daha bir çok gösteri de bu festivalde olacak.

2-3 Haziran’da Forum İstanbul ve Marmara Forum’un açık otoparkında gerçekleşecek daha önce hiç görmediğiniz bu muhteşem performansları kaçırmayın!

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın ilk festivali olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl 40. yaşını kutluyor. Festival ilk hafta sonunda klasik müzik dünyasının yıldız isimlerini ağırlayacak.

Hüseyin Sermet

İKSV tarafından düzenlenen 40. İstanbul Müzik Festivali, 29 Haziran tarihine kadar 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un farklı mekânlarında ağırlayarak klasik müzikseverlere “Umut ve Kahramanlık” hikâyeleriyle dolu bir ayyaşatacak.

40. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs Perşembe akşamı saat 20.30’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek Açılış Töreni ve Konseri ile başlayacak.

Festivalin açılış töreninde, aralarında Diapason d’Or ve MIDEM Classical Award’ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görülen Hüseyin Sermet’e İstanbul Müzik Festivali’nin Onur Ödülü takdim edilecek.

Açılış Töreni’nin ardından İstanbul Müzik Festivali, Beethoven’ın görkemli 9. Senfonisi’nin seslendirileceği açılış konseriyle başlayacak.

Şef Sascha Goetzel

Yundi

Konserde, şef Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cem’i Can Deliorman yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, dünya sahnelerinde fırtına gibi esen solistlerimiz soprano Simge Büyükedes, alto Ezgi Kutlu, bas Burak Bilgili ve tenor Murat Karahan’a eşlik edecek.

Açılış Konseri’nde yer alacağı duyurulan tenor Cenk Bıyık ise rahatsızlığı nedeniyle konsere katılamayacak.

40. İstanbul Müzik Festivali’nin 31 Mayıs akşamı Haliç Kongre Merkezi’ndeki Açılış Töreni ve Konserini izlemek isteyen müzikseverler biletlerini Biletix ve İKSV’den alabilir.

Festival ilk hafta sonuna yıldız isimlerle giriyor

40. İstanbul Müzik Festivali, ilk hafta sonunda dünyaca ünlü isimleri ağırlayarak Festivale hızlı bir giriş yapacak.

1 Haziran Cuma akşamı, festivalin ilk konserinde, dünyanın en iyi orkestraları arasında sayılan Viyana ile Berlin Filarmoni orkestralarının üyelerinden oluşan, Viyana-Berlin Oda Orkestrası ile yıldız keman virtüözü Anne-Sophie Mutter, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda festival izleyiciyle buluşacak.

2 Haziran Cumartesi akşamı ise günümüzün en parlak Chopin yorumcularından, piyanist Yundi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Türkiye’deki ilk konserini verecek.

Anne-Sophie Mutter ile Viyana-Berlin Oda Orkestrası aynı sahnede

Dünyanın en iyi orkestraları arasında sayılan Viyana ile Berlin Filarmoni orkestralarının üyelerinden oluşan, Viyana-Berlin Oda Orkestrası, Elig Ortak Avukat Bürosu ve Enerjisa eş sponsorluğunda Festivalin konuğu oluyor.

1 Haziran Cuma akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda saat 20.00’de başlayacak konserde, orkestra, günümüzün en prestijli keman virtüözlerinden Anne-Sophie Mutter’e eşlik edecek.

2009 yılında 37. İstanbul Müzik Festivali kapsamında verdiği konseriyle İstanbullu müzikseverleri büyüleyen Anne-Sophie Mutter, Festivalin konuğu olarak bir kez daha İstanbul’a geliyor.

Anne-Sophie Mutter konserde, dünya prömiyerini Kasım 2010’da New York’ta gerçekleştirdiği, müzik eleştirmenleri kadar dinleyicilerin de beğenisini kazanan Wolfgang Rihm’in Lichtes Spiel isimli yapıtının Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek.

En parlak Chopin yorumcularından Yundi ilk kez Türkiye’de

Günümüzün en parlak Chopin yorumcularından Yundi, İstanbul Müzik Festivali kapsamında, 2 Haziran Cumartesi akşamı saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda ilk kez  İstanbullu müzikseverlerin karşısına çıkacak.

2000’deki Uluslararası Chopin Piyano Yarışması’nda aldığı birincilik ödülüyle yıldızı parlayan piyanist Yundi, 2012 Çin Kültür Yılı kapsamında, Chopin’in eserlerinden oluşan bir program sunacak.

Festival biletleri nerede?

40. İstanbul Müzik Festivali’ndeki konserlerin biletleri Biletix satış kanalları,  İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerlidir.

Almanya’da yapılan bir kazı sonucunda dünyanın en eski müzik aletleri bulundu.

Almanya’nın güneyinde modern insanların yerleşimine dair kalıntıların bulunduğu yerde kaz kemiklerinden ve mamut dişlerinden yapılan flütler bulundu.

Bilim adamları karbon tarih saptama yöntemi ile flütlerin 42,000 ve 43,000 arası döneme ait olduğunu tespit etti.Araştırmanın bulguları İnsan Evrimi dergisinde yayınlandı.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Tom Higham’ın yönetimindeki ekip, Geissenkloesterle mağarasında flütlerin bulunduğu katmandaki hayvan kemiklerinin hangi döneme ait olduğu üzerine bir çalışma yaptı. Daha önce Tubingen Üniversitesi’nden Prof Nicholas Conard 2009 yılında en eski müzik aletini bulmuştu. Conard, yeni araştırmanın sonuçlarının kendi önermeleriyle uyumlu olduğunu ve Tuna nehrinin 40,000-45,000 seneleri arasında insanların ve teknolojik icatların Avrupa’nın merkezine doğru hareketliliğinde kilit bir rolü olduğunu söyledi.

“Geissenkloesterle bölgede takıların, figüratif sanatın, mitlerin ve müzik aletlerinin örneklerini barındıran sayılı mağaralardan biri”.

Bulunan Flüt

Araştırmacılara göre, mağaradaki kalıntılar, modern insanların Tuna nehrinin üst kısımlarına aşırı soğuklardan önce, yani 39,000-40,000 yılları arasında gelmiş olabileceğini gösteriyor.Uzmanlara göre müzik aletleri eğlence ya da dini ritüeller için kullanılmış olabilir.Bazı uzmanlar müziğin insanların 30,000 yıl önce Avrupa’da soyları tükenen Neandertallerden ayıran bir etken olduğunu düşünüyor.

Müzik, daha muhafazakar olan Neandertallere karşı insanların daha geniş toplumsal gruplar oluşturarak yayılmalarını sağlamış olabilir.

 

Kaynak :[-]

Artık okullarda sınavların sonuna doğru geliniyor ve yaz sezonu için hazırlıklar başlıyor…

Çocuklar, gençler ve çalışan yetişkinler… Yoğun çalışma yılının ardından, hepimiz baharın rehavetini üzerinden atıp  uzun yaz günlerine hazırlanıyoruz.

Bir çok sanat haberinde başlık olarak kullandığımız “Nerede olursan ol, Sanatla ol” sloganını haykırmanın zamanı! Uzun yaz günlerinden faydalanmak gerek. Değil mi? Çocuklarımız ve sizler için sanatın bir dalını  keşfetmenin tamda vakti!

Yaz sezonu için kayıtlarımız başladı.

Çalışan veya kendine vakit ayırmak isteyen velilerin çocukları için “Ders Yok Sanat var!” sloganı ile sunduğumuz haftanın 3 tam günü sürecek olan sanat yaz kampına çocuklarınızı dahil ederek onların sanatla iç içe olmalarını ve sosyal-kültürel gelişimlerine katkıda buluna bilirsiniz. Ya da uzun yaz günlerinde herhangi bir dalda örneğin; Piyano, Gitar, Resim, Dans,Bateri, Klarnet, Drama ve daha pek çok dalda bireysel veya grup olarak bir branşta eğitim almalarını sağlayarak sokaklardan kurtarmanın vaktidir.

Hava geç kararıyor, işten çıktınız yoğun iş stresinden uzaklaşmak ve farklı bir şeylerle uğraşmak istiyorsunuz. Yıllardır ertelediğiniz ve öğrenmeyi çok istediğiniz bir müzik aletini çalma arzunuzu gerçekleştirmenizin tamda vakti.

Nezih, güvenilir ve işinin uzman eğitmenleri ile sanata bir adım daha yaklaşmak için yapmanız gereken Nar Sanat’a uğramak. Uğrayın ve hobinizin ne kadar yakın olduğunu fark edin.

Unutmayın ne kadar erken uğrarsanız; istediğiniz gün ve saate dersinizi ayarlamamız o kadar kolay olacaktır.

Robert Moog 23 Mayıs 1934 yılında Queens, New York’ta doğdu ve bugün Robert Moog’ın 78 doğum günü.

Google'ın Doodle'ı

 Bir elektrik mühendisi olan babası George Moog ile bodrumlarında bulunan atölyede küçük radyolar, Termin cihazları ve  benzeri projelerde çalıştı. Bob, Queens Kolejinde ve adından New York Columbia Üniversitesi’nde okudu.

Robert Moog

1961 yılında “Electronics Word” adlı dergide makalesi yayınlandı. Taşınabilir gitar anfisi fikirlerinden yola çıkarak elektronik müziğin vazgeçilmezi olan synthesiserı 1964 yılında tasarladı. Bu çalışmalarında Herbert A. Deutsch ve Walter Carlos’tan da destek almıştır.

Walter Carlos’un başarılı albümünden sonra elektronik müzik avantgarde durumundan kurtulmuş ve ticari popüler müzik içerisindeki yerini almıştır. The Beatles ve Mick Jagger bu pahalı ürünü alanlar arasındadır.

bu elbetteki elektronik müzikte bir devrimdi. Fakat Analog synthesiserların gelecek standartlarını belirleyen bu cihaza rağmen şirket 10. yılını dolduramadan iflas etmiştir.

Goggle’ın Doddle’ı  “Moog synthesizer” dan esinlenerek hazırlanmış ve  Doodle’da “Moog synthesizer”la müzik çalıp, kayıt yapabiliyorsunuz ve sonradan dinleyebiliyorsunuz…

Devletin üst kademesinin DT oyuncuları ve Şehir Tiyatroları oyuncularına bakışı açısı anlamında “arpalık” olarak gördüğü sanat mecrasındaki tartışmaya sessiz sedasız Kapitalizm el attı!

Tartışmanın bir yerinde olmak kararlılığı mı gösterirsiniz, ya da gazetelerin kenar köşesin de okuyup alkışlar mısınız bilemiyoruz?

Ama bazen küçük haberler büyük olaylara işaret edebiliyor. Bu büyüklük kavramı sizin nereden ve nasıl baktığınıza göre değişiyor elbette.

Yorumu sizlere bırakıyor ve belki gözünüzden kaçmıştır diye CNN’de yayınlanan haberi olduğu gibi aktarıyoruz. Canınız nereden bakmak istiyorsa oradan bakın. Nede olsa aydın ve sanatçı (!) dediğimiz bir takım zevat çıkarlarına ve kabına göre kıvrılmayı, eğilip bükülmeyi, şekil almayı iyi bilir!  Editör

 

“Nederlander Broadway’i İstanbul’a taşıyacak

Nederlander Broadway

(Alıntı Tarih ve Saati : 14.05.2012 12:22:48 – Güncelleme 51 dk. önce)

 

İstanbul’un en önemli arazisinde yükselen Zorlu Center, Türkiye’nin önemli bir sanat merkezi olmaya da aday. Zorlu Center’ın yöneticileri geçen hafta New York’ta imzaladıkları bir anlaşma ile Broadway’de çok sayıda tiyatroyu işleten Nederlander Grubu’nu Türkiye’ye getirmeyi başardı.

Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar’ın bugünkü yazısı şöyle:

“Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü 100 yıllık Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) Times Square’deki (New York) merkezindeyiz.

Masada NWE’nin ikinci kuşak patronu 80 yaşındaki Robert Nederlander, grubu yöneten oğlu Robert Nederlander (Jr), Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even var.

Emre Zorlu, 2.5 milyar dolara tamamlanacak İstanbul’daki Zorlu Center’ın 300 milyon dolarlık Performans Sanatları Merkezi’nin efsane işletmecisini anons ederken heyecanlı:

– Neder-lander Ailesi’yle 25 yıllık anlaşma yaptık. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’ni Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) işletecek. Bu, ünlü Broadway şovlarının dünyadaki önemli noktalarından birinin de İstanbul olacağı anlamına geliyor. Böyle bir işe imza attığımız için çok mutluyuz, gururluyuz.

Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’ne işletmeci belirlerken işe önce içerden başladıklarını belirtti:

Jimmy Nederlander Jr

– Türkiye’de 50 bin metrekarelik Performans Sanatları Merkezi’ni bir bütün olarak işletebilecek kimse çıkmadı. Bu konuda bir danışman firmayla anlaştık. Danışmanımız bize Broadway’i adres gösterdi. Böylece Nederlander Ailesi’yle görüşmelere başladık. 10 Mayıs 2012 itibariyle de anlaşmayı imzalamış olduk.

– İstanbul’da ilk büyük gösteri ne zaman gerçekleşecek?

– Projenin Mart 2013’te tamamlanması bekleniyor. Aynı dönemde Performans Sanatları Merkezi’mizin sürprizi de belli olur.

Mehmet Even araya girdi:

– Bugün New York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist programına müzikal veya tiyatroyu da ekliyorsa İstanbul’a gelenler de dünyanın en iyi gösterilerini Zorlu Center’da izleyebilecek.

– NWE’yi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmeye nasıl ikna ettiniz?

– 3 bin 70 kişilik merkezimiz sadece İstanbul’da değil, Avrupa’da da iddialı olacak. Bizim bu işe verdiğimiz önem Nederlander’la anlaşmamızda en önemli rolü oynadı.

– Tüm işletme Nederlander’a mı ait olacak? Orada etkinlik yapmak isteyen karşısında Nederlander’ı mı bulacak?

Emre Zorlu yanıtladı:

– Evet… 25 yıl boyunca işletmecimiz Nederlander olacak. Bu sürenin uzaması konusunda opsiyon da var.

– Broadway’deki en güçlü işletmeci ve yapımcı Nederlander’i ikna edebilmek için üstüne para ödemeniz söz konusu mu?

Mehmet Even anlaşmadan detay verdi:

– Nederlander’in genel giderlerini karşılayacağız o kadar. Onun dışında işletmeden sağlanacak geliri paylaşacağız. Bu işi önemli bir uluslararası zincirin gelip otelimizi işletmesi gibi düşünün.

– Kendilerine “doluluk” garantisi verdiniz mi? Yani hedeflenen izleyici sayısına ulaşılamazsa siz Nederlander’a bir ödeme yapacak mısınız?

– Hayır, doluluk garantisi vermedik. Aksine onlar getirecekleri veya yapımını üstlenecekleri gösterilerle izleyici çekip, sağlanan gelirden bize de pay verecekler. Gösterilerin hedeflenen ilgiyi göreceğini düşünüyoruz.

–  İstanbul’a ilk getirecekleri gösteri ne olacak?

– Anlaşmayı yeni yaptık. Önümüzde bir yıla yakın süre var. Üzerinde çalışacaklar, konuşup karar vereceğiz. Şimdiden gelecek şovun adını vermek mümkün değil.

Bu önemli işbirliğini öğrendiğimiz toplantının ardından Walt Disney yapımı Lion King’i Nederlander’a ait salonlardan birinde izledik… 15’inci yılını doldurmak üzere olan şov için salon tümüyle doluydu…

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dünya çapında işbirliği adımı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sanatçılara sinirlenip, “Şehir Tiyatroları’nı özelleştireceğim” kararını aldığı döneme denk geldi…

Türk tiyatro tarihinde büyük yeri bulunan Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilmesiyle ortaya çıkacak boşluk, Zorlu’nun Broadway’in güçlü işletme ve yapımcısı Nederlander’ı getirmesiyle dolabilir mi?

Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekiyor

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., Broadway’deki şov ve oyunların New York’a katkısına vurgu yaptı:

– New York’ta Broadway şovlarını izleyenlerin üçte ikisini turistler oluşturuyor. Yani, Broadway şovları New York’a milyonlarca turist çekmekte rol oynuyor. Bu şovlar New York’ta 10 milyar dolarlık bir ekonomi yaratıyor. 44 bin kişilik doğrudan istihdam alanı oluşuyor. Buradan en çok kazanan New York ve devlet oluyor.

Farklı ülkelerde iştirakleri olduğunu, bunlara son örneği Çin’in oluşturduğunu belirtip, ekledi:

– İstanbul, bu konuda dünyanın sayılı örnekleri arasına girecek. Broadway şovları İstanbul’a da ekonomik anlamda olumlu katkı yapacak. Tiyatro mıknatıs etkisi yapar, turist çeker. İstanbul’da da bunu göreceğiz.

Emre Zorlu

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni 25 yıllığına işletmeye sizi ikna eden ne oldu?

– Bir kere Türkiye’nin tarihsel derinliği var. Ayrıca Zorlu Ailesi’nin vizyonu, cesareti ve kararlılığı bizi etkiledi. Çünkü bu iş süreklilik ister.

Türkiye’nin ve İstanbul’un ekonomik gelişimine dikkat çekti:

– Performans Sanatları Merkezi gibi bir iş, iyi bir alım gücüyle süreklilik kazanır. Türkiye’nin büyümesini, İstanbul’un ekonomik gücünü biliyoruz.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi projesinin iddiasının altını çizdi:

– Zorlu’da ortaya çıkacak kapasite Çin’de bile yok…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni işletmek üzere heyecanla kollarını sıvıyor… Bakalım aynı heyecan, İstanbul’daki izleyici kitlesini sarıp, oraya çekecek mi?

Broadway şovları İstanbul’da başarıya ulaşır

Nederlander Worldwide Entertaintment’in (NWE) ikinci kuşak patronu Robert Nederlander, söze 300 milyon dolarlık Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ni överek girdi:

– Dünyanın en harika kentlerinden İstanbul’da harika bir proje ortaya çıkıyor. Böyle bir projenin parçası olmak bize gurur veriyor. Şirketimizin 100 yıllık geçmişinde böyle gurur verici işbirlikleri çok sık yaşanmış değildir.

Tiyatronun yaşadığı güçlüklere dikkat çekti:

– Tiyatro, meşakkatli iştir. Zorlu Ailesi’yle çıktığımız bu meşakkatli yolculukta büyük işler başaracağız.

Türkiye’nin tarihine vurgu yaptı:

– Türkiye, binlerce yıllık tarih, zengin kültür ve geleneklerin egemen olduğu bir ülke. Broadway’in en iyi şovlarının gerçekleşeceği Zorlu Performans Sanatları Merkezi, bu konuda uluslararası güce ulaşacak.

Baba Robert Nederlander, mükemmeliyet sözü verdi:

– Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin bu alanda mükemmeliyetin yeni merkezi haline gelmesine katkıda bulunmaya çalışacağız. İstanbul, sofistike bir izleyici kitlesine sahip. Broadway şovları hem artistik, hem de ticari yönden İstanbul’da başarıya ulaşacak.

Türkiye’de yerli yapım için de planlarımız var

Nederlander Worldwide Entertaintment (NWE) Başkan ve CEO’su Robert Nederlander Jr., İstanbul’u Broadway şovlarının turne listesine koymakla yetinmeyeceklerini vurguladı:

– Biz sadece işletmeci değil, aynı zamanda yapımcıyız. Gittiğimiz ülkelerde yerli yapımlara da imza atıyoruz. Bunun son örneğini Çin’de ortaya koyduk.

– Türkiye’de de bunu yapacak mısınız?

– Elbette… Önümüzdeki dönemde bunu göreceksiniz.

– Bu iş için Türkiye’de ne kadar harcama yapmayı göze alırsınız?

– Projeye göre değişir.

– Bir oyun veya şovun sahnelenmeye hazır hale gelmesi ne kadarlık yatırım gerektirir?

– 15-20 milyon dolar olabiliyor…

Walt Disney, Umutsuz Ev Kadınları dizisinin yerli versiyonunun Körfez ülkelerine ihracatbaşarısını görünce, “Türk filmi de yapabiliriz” noktasına geldi…

Nederlander Ailesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hedefine ulaştığını görürse, yerli yapımı daha hızlı şekilde gündemine alır…

Bu da Türk sanatçılar için yeni bir fırsat kapısı açar…

Yabancı gösterilerde tercüme de yapılacak

Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Performans Sanatları Merkezi’nin en son teknolojik altyapıya sahip olacağını vurguladı:

– Örneğin Broadway şovları geldiğinde İngilizce bilmeyen izleyiciler için elektronik tercüme mümkün olacak.

Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even araya girdi:

– Simultene tercüme de yapılacak. Yani, izleyici kulaklığı takıp, sahnedeki oyunu, şovu Türkçe izleyebilecek.

– Nederlander’la anlaşma olasılığı belirdikten itibaren projenizde onların istediği yönde değişiklikler oldu mu, olacak mı? Bu, maliyeti artırır mı?

– Elbette bazı yönlendirmeleri olacak. Ancak, 300 milyon dolarlık bir projede 1-2 milyon dolarlık maliyet artışı çok da maliyet büyütücü sayılmaz.

– Performans Sanatları Merkezi yıllık ne kadar bütçeyle faaliyet gösterecek?

– İki haneli milyon dolardan aşağı olmaz…

– Nederlander, işletme için Türkiye’de bir şirket mi kuracak?

– Şimdilik işletmeyi bizim şirket üzerinden yapacaklar. Sonra belki birlikte yeni şirket kurulabilir…”

Kaynak :[-] 

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği 3. Antalya Televizyon Ödülleri sahiplerine verildi.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Antalya Kundu Turizm Bölgesi’ndeki Mardan Palace Otel’de düzenlenen ödül törenine sanatçılar kırmızı halıdan geçerek geldi. Şıklıklarıyla dikkati çeken sanatçılar, basın mensuplarına poz verdi.
Melike Öcalan ve Caner Cindoruk’un sunduğu gecede bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay için hazırlanan film gösterildi. Filmin gösterimi sırasında bazı sanatçıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, yaptığı konuşmada, bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay, Ayten Alpman, Ekrem Bora ve Ümit Usta’yı andı. Televizyon sektörünün sadece Türkiye’de değil, artık uluslararası alanda da adını dünyaya duyurduğuna dikkati çeken Akaydın, ”Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yarışmanın sonuçları ne olursa olsun, bütün sanatçıları ve arkasındaki teknik elemanları alkışlıyoruz. Onlar bizim kalbimizde taht kurmuş olarak Antalya’dan ayrılacaklardır” dedi.

Radyo Onur Ödülü Boran’a, Onur Ödülü Bugay’a

3. Antalya Televizyon-Ödülü töreni

Gecede bu yıl ”Radyo Onur Ödülü”ne layık görülen, ancak rahatsızlığı nedeniyle törene katılamayan Orhan Boran ile telefon bağlantısı kuruldu. 60 yıllık çalışma hayatında çeşitli vesilelerle ödüllerle onurlandırıldığını anlatan Boran, ”Fakat bu gece lütfedilen ödülün bambaşka bir değeri var. Beni davet etme lütfunda bulunarak, 10 küsür senedir gözlerden ırak ama gönüllerden uzak olmadığımı gösterdi, bu beni çok mutlu etti. İkincisi zor bir sağlık savaşından geçiyorum. Bu ödülün bana verilmesi de moralimi son derece yükseltti. Bu ödül için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Orhan Boran’ın ödülünü teslim alan Beyazıt Öztürk de, ”Şu an buraya çıkınca anladım, ödül almaktan çok bir ustaya ödül götürmek acayip bir duyguymuş” diye konuştu.

”Onur Ödülü” ise Türk televizyonlarının beğenilen dizisi ”Bizimkiler”in yapımcısı Umur Bugay’a verildi. Bugay ödülünü, ”Bizimkiler” dizisinde ”Ali” karakterini canlandıran Atılay Uluışık’tan aldı. Umur Bugay, kendileri gibi yıllarını sanata ve yazıya adamış kişilerin anılmasının ve ödüllendirilmesinin çok hoş bir duygu olduğunu dile getirdi. Bugay, televizyon yapımlarında çalışanların çok güç koşullarda görev yaptıklarına dikkati çekerek, ”Sanatımızın onuru adına insanlık dışı maddi manevi sömürüye son vermek için yapacağınız her türlü mücadelede yanınızda olacağımı bilmenizi isterim” dedi.

”Jüri Özel Ödülleri” ise oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile spor programı dalında yarışan ”Bay Tahmin” programına verildi. Jüri Başkanı Faruk Bayhan da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan ”Onur Ödülü” aldı. ”Toplumsal sorumluluk ödülü” ise Mahsun Kırmızıgül’ün oldu. Kırmızıgül’ün ödülünü Onur Tuna aldı.

Dizilere ödül yağdı!

Gecede ”En iyi dram kadın oyuncu” ödülü, ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisindeki performansıyla Ayça Bingöl’ün oldu. ”En iyi dram erkek oyuncu” ödülünü ”Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi”ndeki rolüyle Erdal Beşikçioğlu aldı.

Yalan Dünya dizisi, komedi dalında verilen ödüllerin 5’ini alarak, en çok ödül alan dizi oldu. ”En iyi komedi dizisi”, ”En iyi komedi erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yönetmeni” dalında ödüle layık görülen Yalan Dünya’nın Senaristi Gülse Birsel, ”Bir gün 45 dakikalık bir komedi dizisi yapmak istiyorum. Tek hayalim bu” dedi.

Öyle Bir Geçer Zaman ki, ”En iyi drama kadın oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi dizi film müziği”, Muhteşem Yüzyıl ise ”En iyi dizi film görüntü yönetmeni”, ”En iyi dizi film sanat yönetmeni”, ”En iyi drama dizisi senaryo”, ”En iyi dönem dizisi” olmak üzere 4’er dalda ödüle layık görüldü.

Bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay’ın senaryo dalıda ödül alması, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Salonda bulunanlar gözyaşlarına hakim olamazken, Okay, uzun süre ayakta alkışlandı.

Gecede Fırat Tanış da söylediği parçalarla izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Ödüller

Jüri başkanlığını Faruk Bayhan’ın yaptığı 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde ödül alan isimler şöyle oldu:

En iyi Dram Dizisi: Hayat Devam Ediyor

En İyi Komedi Dizisi: Yalan Dünya

En İyi Gençlik Dizisi: Elde Var Hayat Sınav

En İyi Dönem Dizisi: Muhteşem Yüzyıl

En İyi Dram Dizisi Kadın Oyuncu: Ayça Bingöl (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Meral Çetinkaya (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Hüseyin Avni Danyal (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yönetmen: Yıldız Hülya Bilban (Hayat Devam Ediyor)

En İyi Dram Dizisi Senaryo: Meral Okay (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Komedi Dizisi Kadın Oyuncu: Demet Evgar (1 Kadın 1 Erkek)

En İyi Komedi Dizisi Erkek Oyuncu: Olgun Şimşek (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Gupse Özay (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bartu Küçükçağlayan (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yönetmen: Jale Atabey Özberk (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Senaryo: Burak Aksak (Leyla ile Mecnun)

En İyi Dizi Film Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Sanat Yönetmeni: Nilüfer Giritlioğlu (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Müzik: Nail Yurtsever, Cem Tuncer (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Ana Haber Bülteni Sunucusu: Cem Öğretir (ATV)

En İyi Çocuk Programı: Pepee (TRT Çocuk)

En İyi Ekonomi ve Sektör Programı: Finans Cafe (CNBC-E)

En İyi Güncel Sanat Programı: Gece Gündüz (NTV)

En İyi Haber/Tartışma Programı: Haberaktif (TV 8)

En İyi Kadın Programı: Derya’nın Dünyası (Kanaltürk TV)

En İyi Komedi Programı: Koca Kafalar İle Baba Haber Bülteni (Kanal D)

En İyi Kültür İçerikli Program: Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler (Star TV)

En İyi Magazin Programı: Show Kulüp (Show TV)

En İyi Sağlık Programı: Doktorum (Kanal D)

En İyi Sohbet Programı: Muhabbet Kralı (TV 8)

En İyi Spor Programı: Bizim Stadyum (TV 8)

En İyi Talk Show/Müzik-Eğlence Programı: Disko Kralı (TV 8)

En İyi Bilgi/Kültür İçerikli Yarışma Programı: Kim Milyoner Olmak İster (ATV)

En İyi Şov İçerikli Yarışma Programı: Survivor Ünlüler-Gönüllüler (Show TV)

En İyi Belgesel Yapım: Yüz Karası Değil, Ekmek Parası (İz TV)

Kaynak : [-]

İKSV’nin 2012 sürprizleri devam ediyor: Indie-folk müziğin dünyada en sevilen isimlerinden, Kanadalı şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, Türkiye’deki ilk konserini vermek üzere 25 Ağustos’tasantralistanbul Kıyı Amfi’de olacak.

feist

İpeksi sesi, güçlü gitarı ve şarkı yazarlığı ile dinleyenleri ve müzik piyasasını kendine hayran bırakan Feist, İKSV’nin konuğu olarak 25 Ağustos Cumartesi akşamı santralistanbul Kıyı Amfi’deki konseriyle hayranlarının uzun süren bekleyişine son verecek.

Indie folk müziğin dünyada en sevilen solistlerinden biri olan Leslie Feist, şimdiye kadar 4 defa Grammy Ödülleri’ne aday gösterildi. Feist, 2012 yılında Juno Ödülleri’nde Yılın Sanatçısı Ödülü de dâhil olmak üzere 3 Juno alarak, bu ödüllerinin sayısını toplam 11’e çıkardı. Başarılı solo kariyerinin yanı sıra halen bir üyesi olduğu indie müzik grubu Broken Social Scene ve Norveçli ikili Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla kendine büyük bir hayran kitlesi edinen Feist uzun zamandır beklenen isimlerden biri.

Konser Biletleri
Feist konserinin biletleri 20 Nisan Cuma gününden itibaren Biletix satış kanalları (BİLETİX satış noktaları, BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00), biletix.com) ve İKSV merkezinden satışa çıkacak. Lale Kart sahipleri için indirimli ön satış dönemi Siyah ve Beyaz Lale Üyeleri için 18 Nisan, Kırmızı ve Sarı Lale Üyeleri için 19 Nisan.

Feist konserinin bilet fiyatları ise 90 TL, 70 TL, 60 TL ve 50 TL olacak.

Kings of Convenience’tan Beck’e Herkes Feist’a Hayran
Jane Birkin, Republic of Two, Beck ve Wilco gibi önemli sanatçıların albümlerine konuk olan Feist’in özellikle Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla da kendine büyük bir hayran kitlesi edindi. Feist, Kings of Convenience’ın 2004 yılında yayınladığı ikinci albümü Riot on an Empty Street de yer alan “Know-How” ve “The Build-Up” parçalarına yaptığı vokallerle büyük beğeni topladı.

Peaches’dan Broken Social Scene’e

feist

Şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, ressam bir baba ve seramik sanatçısı bir annenin çocuğu olarak 1976 yılında Kanada’da dünyaya geldi. Müzik hayatına 15 yaşındayken kurduğu Placebo adındaki punk grubuyla başlayan Feist grubuyla Battle of the Bands yarışmasına katıldı ve Ramones’un ön grubu olarak konser verdi. Bir süre Noah Mintz’in solo projesine basgitar ile eşlik eden Feist ardından dünyaca ünlü Kanadalı indie grubu The Divine Right’a katılarak üç yıl boyunca dünya turnelerine katıldı. Feist, bir sonraki yıl ise aynı zamanda ev arkadaşı olan elektro punk sanatçısı Peaches adıyla tanınan Merrill Nisker’le ile turne gerçekleştirdi. Peaches konserlerinde sahne arkasında çalışan Feist, The Teaches of Peaches albümünde de yardımcı vokal olarak yer aldı.

Feist, 1999 yılında Toronto’da kurulan, Kanadalı sevilen indie rock grubunun da bir üyesi. 2001 yılından beri Broken Social Scene’in konserlerinin yanı sıra albümlerinde de vokal olarak yer alan Feist, 2009 Haziran ayında, Broken Social Scene’in biyografisi This Book Is Broken’ın piyasaya çıkması şerefine eski ekip arkadaşlarıyla bir konser verdi.

Solo Kariyeri
Feist, ilk solo albümü Monarch (Lay Your Jewelled Head Down)’ı 1999 yılında yayımladı. 2004 yılında ise dünya çapında 500 bin satış rakamına ulaşan ikinci solo albümü Let it Die’ı yayımladı. Bu albümü ile pek çok ödül alan Feist, dünya çapında tanınan bir isim oldu. Let It Die’daki şarkıların remixlerinin bulunduğu albüm; Gonzales, Jamie Lidell, The Postal Servis ve King of Convenience’ın katkılarıyla Open Season adıyla 2006 yılında yayınlandı.

Feist, The Reminder adlı üçüncü albümünü 2007 yılında piyasaya çıkardı. Bu albümde yer alan “1234” isimli şarkısı bir reklam filminde kullanıldı ve internetten en çok indirilenler listesinde ilk 10’a yerleşti; Amerika müzik listelerine ise 8 numaradan giriş yaptı. Şarkı aynı zamanda The Times tarafında yılın en iyi ikinci şarkısı seçildi. The Reminder albümü dünyada bir milyon kopya sattı ve Amerika’da altın plak, Kanada’daki Juno ödüllerinde ise Yılın En İyi Albümü ödülünü aldı.

Feist’in geçtiğimiz yıl yayınlanan dördüncü stüdyo albümü Metals US Billboard listelerine 7 numaradan giriş yaptı. İlk haftasında 38 bin kopya satan albüm müzik eleştirmenlerinden de tam not aldı.

 

İngiliz müzisyen Morrissey geliyor

Steven Patrick Morrissey1

İngiliz alternatif rock müziğinin efsane ismi Steven Patrick Morrissey, İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak 19 Temmuz’da Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde sahne alacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’dan yapılan açıklamaya göre, 3-19 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek 19. İstanbul Caz Festivali, bu yıl da cazın önde gelen isimlerinden güncel müziğin yıldızlarına kadar birçok sanatçıyı ağırlayacak ve iki hafta boyunca İstanbul’u caz kentine dönüştürecek.
İngiliz alternatif rock müziğinin efsane ismi Morrissey de İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak 19 Temmuz’da Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde festivalin kapanış konserinde sahne alacak.

Steven Patrick Morrissey

İsmini kurucusu ve vokalisti olduğu, 1980’li yılların en önemli müzik gruplarından “The Smiths” ile duyuran Morrissey, “This Charming Man”, “Heaven Knows I’m Miserable Now”, “Bigmouth Strikes Again” ve “There Is A Light That Never Goes Out” gibi unutulmaz şarkılara imza attı.
Gruptan ayrılmasıyla müzik kariyerine solo olarak devam eden Morrissey, 1988 yılında “Viva Hate” adında ilk solo albümünü yayınladı. İngiltere’nin yanı sıra birçok ülkenin müzik listelerinde de ilk sıralarda yer alan “Viva Hate”, bu ay içinde İngiltere’de tekrar çıkacak.
“VauxhallveI”, “You Are The Quarry”, “Ringleader Of The Tormentors” ve “Years Of Refusal” albümleriyle büyük başarılara imza atan sanatçı, solo kariyerinde “Everyday Is Like Sunday”, ‘The More You Ignore Me, The Closer I Get”, “Let Me Kiss You”, “First Of The Gang” ve “You Have Killed Me” gibi hit şarkılarla adını rock dünyasının unutulmayacak isimleri arasına yazdırdı.
19. İstanbul Caz Festivali’nin tüm programı, 26 Nisan tarihinden itibaren “caz.iksv.org” adresinde yer alacak.
Morrissey konseri ile İstanbul Caz Festivali programında yer alan tüm konserlerin biletleri ise 28 Nisan’dan itibaren satışa sunulacak.

Kaynak : http://www.turkiyegazetesi.com.tr

15 yaşındaki kemancımız İspanya’da birinci oldu!

Elvin Hoxha

Genç Keman Virtüözü Elvin Hoxha, klasik müziğin en prestijli festivallerinden biri olan “Noche en Madrid “festivalinde yaşları 7-27 arasında değişen 53 rakibini geride bırakarak birinciliği kazandı.

Elvin Hoxha,  Güher-Süher Pekinel tarafından başlatılan ve Onduline Avrasya tarafından desteklenen “Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler” projesi kapsamında seçilen ve burs alan yetenekli gençlerden biri…

Türkiye’nin müzik alanında üstün yetenekli gençlerini keşfetmek amacıyla Güher-Süher Pekinel tarafından başlatılan ve Onduline Avrasya tarafından desteklenen “Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler” projesi, Türkiye’ye gurur yaşatmaya devam ediyor. Bilkent ÜniversitesiMüzik ve Sahne Sanatları Lisesi, Keman SanatDalı öğrencisi olan Elvin Hoxha, Madrid’de gerçekleşen 2.Uluslararası “Noche en Madrid “festivali yarışmasında  53 yarışmacıyı geride bırakarak birinci oldu. Genç keman virtüözü Elvin Hoxha, dünyanın en saygın müzik festivallerinden biri olan ve İspanya, İsrail, İtalya, Yeni Zelanda,Romanya, Meksika, Yunanistan, Sırbistan, Rusya,Ukrayna, Belarusya, Azerbaycan, Türkiye, Çin gibi dünyanın her yanından yarışmaya katılan 7-27 yaşları arasındaki rakiplerini geride bıraktı.

Elvin Hoxha Konserde

1997 yılında dünyaya gelen Elvin Hoxha, 2006’daMoskova’da düzenlenen ‘Uluslararası Klasik Kültür Mirası Yarışması’nda birincilik, 2007’de ‘2. Gülden Turalı Keman Yarışması’nda birincilik ve ‘Türk Bestecisi Özel Ödülü’ sahibi. 2009’da Polonya’daki ‘Uluslararası 11. Lipinski-Wieniawski Genç Kemancı Yarışması’nda dünya ikincisi ve Andante2010 Klasik Müzik Ödülleri’nden ‘Yılın Çıkış Yapan Genç Müzisyeni’ de seçilen Elvin Hoxha Ganiyev, 2008’de Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Bursu ile de ödüllendirildi.  Elvin Hoxha yeni hedefi olan Eylül 2012’de İsviçre’de yapılacak ‘Young Musicians Tchaikovsky Keman Yarışması’na hazırlanıyor.

Dünyanın en saygın piyano virtüözleri arasında yerlerini alan Güher&Süher Pekinel’in vizyonları ışığında ve Onduline Avrasya’nın desteğiyle, Türkiye’nin müzik alanında “üstün yetenekli gençlerini keşfetmek”  için başlatılan proje, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin veEskişehir’de bulunan konservatuvarlarda gerçekleştirilmişti. Konservatuvarların piyano, keman, çello, flüt, klarinet ve kompozisyon bölümü öğrencileri arasında yapılan seçimler aralarında Elvin Hoxha bulunduğu yetenekli gençleri belirlenmiş ve bu gençlere çeşitli burslar verilerek enstrüman desteği sağlanmıştı.

Milliyet.com.tr

Gülsin Onay’dan Ahmet Kanneci’ye, Pelin Körmükçü’den Bahar Yanılmaz Emre Kınay’a; bir ay sürecek festival

13.odtu festivali

“ODTÜ 13. Sanat Festivali” başlıyor 

ODTÜ’de bugün başlayıp 20 Nisan’a kadar sürecek “ODTÜ 13. Sanat Festivali”nin programı şöyle:

n 25 Mart Pazar: Saat 18.00: “Aksak Duo” konseri. (Keman: Cihat Aşkın, gitar: Mesut Özgen)

* 26 Mart Pazartesi: Saat 20.00: “Gülsin Onay piyano resitali.”

* 27 Mart Salı: Saat 20.00: Ankara Sanat Tiyatrosu “Giderayak” adlı oyunu sahneleyecek.

* 29 Mart Perşembe: Saat 20.00: Hava Kuvvetleri Bando Komutanlığı Bahar konseri. (Etkinlik ücretsiz.)

* 30 Mart Cuma: Saat 20.00: Çellistanbul Çello Dörtlüsü konseri.

* 31 Mart Cumartesi: Saat 18.00: “Geriye Kalan” filmi gösterilecek. Filmin yönetmeni Çiğdem Vitrinel Özcan ve oyuncuları Şebnem Hassanisoughi ile Erkan Bektaş söyleşiye katılacak.

* 3 Nisan Salı: Saat 20.00: “Can” adlı tiyatro oyunu sahnelenecek. (Can Yücel’den uyarlayan: Genco Erkal, yöneten ve oynayan: Kemal Kocatürk.)

* 4 Nisan Çarşamba: Saat 20.00: “Aşk Her Yerde” adlı oyun sahnelenecek. (Oyuncular: Emre Kınay, Pelin Körmükçü, Sait Genay, Bahar Yanılmaz, Cem Yanılmaz.)

* 5 Nisan Perşembe: Saat 14.00: Hasan Pekmezci Atölye Çalışması. (Etkinlik ücretsiz.)

* 6 Nisan Cuma ve 13 Nisan Cuma: Saat 20.00: “Ahmet Kanneci gitar resitali.” Resitale Özcan Dal eşlik edecek.

* 7 Nisan Cumartesi: Saat 15.00 ve 20.00: Ankara Devlet Tiyatrosu “Soğuk Bir Berlin Gecesi” adlı oyunu sahneleyecek.

* 8 Nisan Pazar: Saat 19.00: “Akdeniz Flamenko Topluluğu” konseri.

* 9 Nisan Pazartesi: Saat 20.00: Ankara Devlet Opera ve Balesi “Seslerle Anadolu” adlı müzikli dans tiyatrosunu sahneleyecek.

* 10 Nisan Salı: Saat 20.00: “Borusan Quartet” konseri.

* 11 Nisan Çarşamba: Saat 20.00: “Julio Almeida gitar resitali.”

* 15 Nisan Pazar: Saat 18.00: “Adamas Quartett” konseri. (New Austrian Sound of Music/Keman: Claudia Schwarzl ve Maria Wahlmüller; viyola: Anna Dekan; viyolonsel: Jakob Gisler.)

* 17 Nisan Salı: Saat 20.00: “Ferhangi Şeyler” adlı oyun sahnelenecek. (Oynayan: Ferhan Şensoy.)

* 18 Nisan Çarşamba: Saat 20.00: “Türk Armoni Yıldızları Orkestrası” konseri. (Şef: Tarık Tal.)

* 19 Nisan Perşembe: Saat 20.00: “Can Çakmur piyano resitali.”

* 20 Nisan Cuma: Saat 20.00: “Emrehan Halıcı & Ankara Müzisyenleri” 50 Yılın Rock Konseri, 7. Yıl.

13.odtu festivali

Kars Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek kültür ve sanat festivalinin son hazırlıkları tamamlandı.

Gottlieb Wallisch

Kars Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek kültür ve sanat festivalinin son hazırlıkları tamamlandı.

Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’un, ‘Türkülerin Kardeşliğe Çağrısı’ şeklinde nitelendirdiği festivalin bu yıl ikincisi düzenlenecek. Başkan Bozkuş, “Bu yıl daha düzeyli, daha eğitici, daha paylaşımcı, izleri daha kalıcı ve geleceğin daha bir şekilleneceği biçimde organizasyon hazırlandı. Bu etkinliğimiz, değerli konuklar ve Karslı hemşehrilerimiz ile ortak bayramımız olan Nevruz ertesinde bu kez türküler söyleyerek, halaylar çekerek, güzel, mutlu, aydınlık ve umutlu günlerimizi en iyi şekilde ve yürekten paylaşarak ele ele gönül gönüle birlikte olacağız.” dedi.

Müzikten resime, şiirden edebiyata, danstan futbola geniş bir yelpaze vaat eden festival, 22 Mart’ta başlıyor. Kars Belediyesi’nin düzenlediği, Hilal Doğanay’ın sanat yönetmenliğini yaptığı 2. Kars Kültür ve Sanat Festivali, ismini Cemal Süreyya’nın Kars’ı görmeden Paris’te yazdığı şiiri ‘Beyaz uykusuz uzakta’dan alıyor.

Pek çok yazar, şair, edebiyatçı ve ressam ağırlayacak festival paneller, konserler, atölye çalışmaları, kitap okumaları ve konferanslarla 25 Mart’a dek sürecek. Festivalde Kubat, Kardeş Türküler ve Dans Grubu, Seksendört, Cihat Aşkın, Mehru Ensari ile Minyatürler ve Mesut Özgen’le Aksak Duo sahneye çıkacak. Avustralyalı piyanist Gottlieb Wallisch de festivalin uluslararası yüzü olarak hazır bulunacak.

‘Gelenekten Çağdaşa Kültür ve Sanat’taki süreçleri yazar Fatih Türkmeoğlu moderatörlüğünde Balkan Naci İslimyeli, Mehmet Günyeli, Cihat Aşkın ve Mesut Özgen tartışırken, oyuncu Buket Dereoğlu kitap okumalarıyla Karslıların karşısında olacak. Mehmet Günyeli’nin katılacağı ve Bejan Matur’un, dia gösterimi ile fotoğraflar üzerine şiir okumaları gerçekleştireceği festivalde ortaöğretim ve lise öğrencileri kitaplarını okudukları yazarlarla ilk kez bir araya gelecek. Faruk Duman, Cemil Kavukçu, Sevim Ak ve Esra Yalazan, öğrencilerle hem deneyimlerini paylaşacak hem kitap okuma üzerine söyleşiler yapacak.

Festivalin bir başka önemli konusu ise futbol. ‘Futbol Her şeydir’ adıyla Özgür Özgülgün moderatörlüğünde İlhan Mansız, Ümit Sezgin, Yılmaz Vural ve İlknur Ertugay, bir araya gelerek futbolu Kars’a taşıyacak.

Başkan Bozkuş, “Böylesine renkli ve geniş katılımlı bir festivalde hemşehrilerim ve ben konuklarımız ile bir arada olmaktan mutlu olacağız. Hemen herkese, her yaşa ve kültüre hitap edecek ‘Beyaz Uykusuz Uzakta’ başlıklı festivalimizde buluşmayı dilerken, konuklarımız ve emeği geçen herkese şahsım ve Kars halkı adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu.