Şunun için etiket arşivi: man

Nar sanat eğitim kursu olarak yeni eğitim dönemine (2016-2017) her yıl olduğu gibi bu yılda yaratıcı drama alanında  çocuklarımızın yaşam kalitesini yükseltmek için öğrenmede bilişsel, duyuşsal ve devinimsel gelişim alanları ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesini kolaylaştıran çağdaş  teknik ve yöntemlerle hazırlanmaktayız. Çocuklarımız bu yöntemlerle eğitimde yaratıcı drama ile kendilerinin merkezde olduğu drama çalışmalarının süreçlerinde yaşayarak çeşitli roller üstlenir, çevresini daha iyi tanır, algılar ve çeşitli öngörüler geliştirmeyi öğrenir.

yaratici_drama (14)

Çocuklarımızı yaş aralıklarına göre gruplandırdığımız derslerimiz; hafta sonu ve hafta içi olmak üzere velilerimizin talepleri doğrultusunda çoğunluk esas alınarak oluşturulmaktadır.

Eğitici ve yaratıcı drama derslerimizin sonunda 20 dk lık resim çalışmalarımız ile çocuklarımızın kendileri ve çevreleri ile ilgili duygularını, düşüncelerini, iç dünyalarını açığa çıkarmayı hedeflemekteyiz. Çocuklarımızın resimlerini okuyan çocuk gelişim uzmanımız gerektiği durumlarda ailelerimize rehberlik etmektedir.

Yaratıcı drama eğitmenimiz ile görüşmek ve tanışma dersimiz için bizimle iletişeme geçmeniz yeterli olacaktır.

sureyya-operasi5 Temmuz 2016 tarihinde Samsun Opera ve Bale’si Kadıköy Süreyya Operasında yapılacaktır. Nar Sanat misafirleri etkinliğe davetli olarak katılabileceklerdir.

ETKİNLİK PROGRAMI

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 7. Uluslararası İstanbul Opera Festivali bu yıl 2 – 16 Temmuz 2016 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

2 Temmuz Cumartesi Şef Borislav Ivanov’un yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası‘nın gerçekleştireceği Gala Konseri ile başlayacak olan festivalde 11 etkinliğin 8’i Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası‘nda gerçekleşecek, diğer gösteriler ise Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Bahçesi‘nde gerçekleşecek.

Festival Programı:

  • 5 Temmuz Salı – Samsun Devlet ve Opera Balesi tarafından sahnelenen ve rejisini Figen Ayhan Karakelle’nin üstlendiği, Tolga Taviş’in bestesi “Hekimoğlu Operası”
  • 8 Temmuz Cuma – Ankara Devlet Opera ve Balesi, 5 Tango’s ve Entre Dos adlı bale gösterisi.
  • 9 Temmuz Cumartesi – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘küçükler’ yarı finali
  • 10 Temmuz Pazar – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘büyükler’ yarı finali
  • 11 Temmuz Pazartesi – Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Danzon’; İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Birimi (MDTist) ‘Mantra’ ve İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Dansın Rengi’ baleleri
  • 12 Temmuz Salı – Bale Yarışması’nın finali
  • 13 Temmuz Çarşamba – Bale Yarışması’nın final töreni ve gala gecesi
  • 14 Temmuz Perşembe – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 15 Temmuz Cuma – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 16 Temmuz Cumartesi – Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek Mozart’ın “Zaide” operasıyla festivalin kapanışı.

 

çocuklar cimnastik

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 7. Nar Çiçekleri Festivali kapsamında 29-30 Haziran tarihlerinde her iki gün içinde saat 17:00 ‘da başlayacak etkinliklerimizde yıl boyuncu kursumuza katılan öğrencilerimiz kendi branşlarında gösterilerini sergileyeceklerdir.

Gösterimiz  Yunus Emre Kültür Merkezinde olacaktır. Gösteri tarihlerinin olacağı günler kurumumuz kapalı olacaktır. Gösteri günlerinde kurumumuza mobil hattımız üstünden ulaşabilirsiniz.  Gösterinin akışı şu şekilde olacaktır;

1

1

2

2

3

gosteri-3

4

4

5

5

6

6

 

 

Gösteri için biletleri Nar Sanat Eğitim Kursu ‘ndan ya da gösteri günlerinde kapıdan satın alabilirsiniz.

Kastamonu Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Kılıç, TÜBİTAK destekli “Bas gör gitar” adını verdiği proje kapsamında bir gitar geliştirdi.

Kastamonu Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Abdulkadir Kılıç, TÜBİTAK destekli “Bas gör gitar” adını verdiği proje kapsamında, hangi perdeye basıldığını ve perdenin hangi notaya karşılık geldiğini gösteren gitar geliştirdi.

Orman Endüstri Mühendisliği dördüncü sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müziğe yeni başlayanlar, gitarı nota ile öğrenmek isteyenler ile pratiği olup da nota bilmeyenler için bir gitar geliştirmek fikriyle yola çıktığını anlattı.

Yapmayı düşündüğü gitarın projesini hazırlayıp TÜBİTAK’a sunduğunu belirten Kılıç, “Proje dersimizde projeyi yazdım ve hocalarımız vasıtası ile TÜBİTAK’a gönderdim. Projem kabul edilerek 2 bin 500 lira hibe aldım. Bu da yaptığım masrafları karşıladı.” dedi.

Projesinde, gitar klavyesindeki tele basılınca ana notaların hem led ışık hem de porte (Notaların üzerine yazıldığı eşit aralıklı beş çizgi ve dört aralıktan oluşan şekil) ile gitar üzerinde yerini gösteren bir cihaz bulunduğunu anlatan Kılıç, şunları kaydetti:

“Yedi yıldır müzikle uğraşıyorum. Notayı öğreniyorsunuz ama bunu gitara adapte etmek zor. Bunu kolaylaştırmak için ilk beş perdenin gitar üzerinde hem ışıkla hem de yazılımda nerede olduğunu görmek için bir gitar düşündüm. Klavyenin üzerinde tellerin altında raptiye ve sap ile klavye arasında ‘baskı devre’ adında elektronik bir devre oluşturdum. Bu raptiyeler baskı devreye ve led ışıklara bağlı. Led ışıklar ise gitarın gövdesinde çizilmiş porte üzerine notaya göre dizili. Hangi tele basarsak, o tel hangi notaya denk geliyorsa o led yanıyor. Böylelikle hem hangi notaya basıldığını hem de yazılımda yerini görmüş oluyoruz.”

Kılıç, “Bas gör gitar” adını verdiği projesi için patent başvurusunu yapmaya hazırlandığını, bir sponsor veya müzik aletleri firmasıyla projesini geliştirmek istediğini sözlerine ekledi.

thumbs_b_c_23da06e7bad232c3c099e7a0781b6aab

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

Kocaeli‘nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İzmit’in Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yaptığını, döneminin en görkemli saray heykellerinin yapıldığı bir liman kenti olduğunu söyledi.

Zamburkan, yaklaşık iki ay önce Çukurbağ Mahallesi’ndeki 3. derece sit alanında inşaat için bir vatandaşın sondaj yapmak istemesi üzerine müze müdürlüğü gözetiminde çalışma yapıldığını, bu sırada heykel bulunması üzerine de kazı başlatıldığını anlattı.

Kalıntıları ortaya çıkarıp turizmin hizmetine sunacaklarını vurgulayan Zamburkan, şöyle devam etti:

“Bölgedeki çalışmalar kapsamında 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden yapılmış 17 basamaklı tapınak merdivenlerine rastlandı. Bu kazının ilk aşamasında da burada bir ‘sağlık tanrıçası’ denilen heykel de çıkmıştı. Bu merdivenlerin yukarıya doğru devam ettiğini görüyoruz. Merdivenlerin alt tarafında da bir tünel kalıntısı var. Yapıların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Sahilden kaleye kadar birbiriyle tünellerle bağlantılı olduğunu tahmin ediyoruz. Burası Nikomedia’nın kurulduğu bir alan. Tarihi eserlerin bu bölgede olduğunu düşünüyoruz.”

thumbs_b_c_daa4316762433416c0be4c0a27783c6d

“Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

“Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’nden (İKOD) yapılan açıklamaya göre “Yeşilçam’a Saygı” temalı etkinliklerine bir yenisini daha ekleyecek olan İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği, Hababam Sınıfı’nın öğrencilerini yıllar sonra çok farklı bir organizasyonla bir araya getirecek.

Etkinlikte, Özel Çamlıca Lisesi’ne Akil Öğretmeni’ni ziyarete gelen Bakan Bey’in 1957 model aracı da, flama ve resmi plakasıyla birlikte filmden görsellerle süslenmiş şekilde sergilenecek. Film, Hafize Ana’nın ders aralarında çaldığı orijinal zille başlayacak ve oyuncularla birlikte 41. yıl pastası kesilecek.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği ve Arzu Film iş birliğiyle Fenerbahçe Dalyan Club’da gerçekleştirilecek etkinlikte, Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz romanından uyarlanan ve 1975 yılında usta yönetmen Ertem Eğilmez tarafından sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı’nın 2. seri filmi “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, Hayta İsmail, Postal Rıza, Bacaksız gibi çeşitli lakapları olan birçok oyuncusunun ve 2000’li yıllarda çekilen Hababam Sınıfı devam filmlerinin yapımcı yönetmeni Ferdi Eğilmez’in katılımlarıyla, 1960’lı ve 1970’li yıllara ait bir döneme damgasını vurmuş klasik otomobillerden izlenecek.

Arzu Film’in yapımcılığını, Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini üstlendiği Hababam Sınıfı’nın İnek Şabanı Kemal Sunal, Hafize Anası Adile Naşit, Domdom Alisi Feridun Şavlı, Paşa Nurisi Sıtkı Akçatepe, Tulum Hayrisi Cem Gürdap ve artık hayatta olmayan diğer oyuncuları, 41 yıl sonra hayatta olan diğer oyuncularıyla anılacak.

thumbs_b_c_90fedffde8fb22188a48a498264bd7ff

Gizemi hâlâ çözülememiş olan kitaplar ve şifreleri yıllarca kafaları meşgul eden esrarengiz metinler.

Smithfield ya da Gregory Külliyatı

Bu kitabın esas gizemi metinlerinde değil de görsellerinde. Papa 9. Gregory tarafından dini hükümleri açıklamak için bastırılan bu kitapta, o zamanın modasına uygun olarak metinlere eşlik eden kaligrafiler ve illüstrasyonlar bulunuyor. İşte ilginçlik de burada başlıyor. Normalde Meryem Ana, İsa ve Azizlerin süslediği dini külliyat sayfalarının tersine bu külliyatta kılıçla kafa kesen dev tavşanlar, bir kurdu idam eden kazlar ve tek boynuzlu atlar gibi Hristiyan öğretileriyle (görselden de anlaşılacağı gibi) açıkça çelişen tasvirler bulunuyor. Bu metinleri inceleyen din adamları ve tarihçiler, Smithfield külliyatının gizemini hâlâ çözebilmiş değiller.1

Ripley Metinleri, 15. yüzyıl

Isaac Newton’ın bile bir dönem simyaya ve gizli bilimlere ilgi duyarak yakından takip ettiği büyük simyacı George Ripley, konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. Yazdığı metinlerde gizemli felsefe taşının nasıl yapılacağını tarif ediyor, sıradan metalleri altına çevirmenin yollarını anlatıyordu. Belirsiz, şifreli bir yazı dili kullanan Ripley’in metinlerinde ölümsüzlüğün sırrını verdiği dahi söyleniyor. Ripley’in en gizemli metniyse, 6 metre uzunluğundaki parşömen tomarı. İlginç illüstrasyonlar barındıran bu metnin ne anlatıyor olabileceğine dair gizem hâlâ çözülebilmiş değil.

2

 

Voynich El Yazması, 15. yüzyıl

Yale Üniversitesi’nin bir parçası olan Beinecke Nadir Kitaplar ve El yazmaları Kütüphanesi’nde, şimdiye kadar hiç kimsenin okumayı başaramadığı bir kitap bulunuyor. Adını kitabı 1912’de bir şekilde eline geçiren Polonyalı sahaf Wilifrid Voynich’den alan, daha önce görülmemiş bir dilde kaleme alınmış bu el yazması yıllar süren çabalara rağmen bir türlü çözülemiyor.

Karbon 14 testi sonucunda 15. yüzyılda yazıldığı anlaşılan kitap, bulunmasının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ gizemini koruyor.

İçinde, astronomi ve botanik bilimleriyle ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi görünen garip illüstrasyonlar bulunan kitap, kimi akademisyenlere göre bir aldatmacadan ibaretken, kimilerine göre dünya ve evrenle ilgili hâlâ çözülmeyi bekleyen büyük sırlar taşıyor.3

 

Prodigiorum Ac Ostentorum Chronicon, 1557

Latince’den Alametler ve Kehanetler Kronolojisi olarak çevrilebilecek olan bu kitap Adem ve Havva’dan beri yaşanan bütün doğa üstü olayları anlatan bir ansiklopedi. Fransız hümanist Conrad Lycosthenes tarafından kaleme alınan kitapta, meteor yağmurlarından (Halley kuyruklu yıldızının belirişi de de dâhil), sellere ve depremlere kadar kehanet olarak görülmüş tüm doğa olaylarından kronolojik olarak bahsediliyor.

Bazı sayfalarında UFO benzeri çizimlere ve deniz canavarı tasvirlerine de rastlanan bu garip kitap, gizem avcılarını hâlâ hayrete düşürmeyi başaran nadir el yazmalarından biri.

4

 

 

Soyga Kitabı, 16. yüzyıl

6. yüzyılda yaşamış olan matematikçi, astrolog, simyacı ve okültist olan John Dee’ye atfedilen bu kitabın büyü tarifleri içerdiğine inanılıyor. İçindeki çizimlerin ve yazıların sırrı hâlâ çözülememiş olan kitap, bir dönem Kraliçe Elizabeth’e de danışmanlık yapmış olan Dee’nin geniş kütüphanesinin bir dönem en önemli parçasıydı.
Kitap, Dee’nin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş, ardından şaşırtıcı bir biçimde 1994’de Deborah Harkness adlı bir akademisyen tarafından Britanya Ulusal Kitaplığı’nda bulunmuştu. Bazı din bilimcileri Soyga Kitabı’nın, Eski Ahit’ten önce şeytan tarafından indirilmiş olduğunu iddia ediyor. ‘Soyga’ antik Yunanca’da ‘kutsal’ anlamına geliyor.

5

 

Popol Vuh, 1701

Guatemala’da misyonerlik yapan Dominikan rahip Francisco Ximénez’in bulduğu bu metinler, Maya uygarlığının kullandığı Kiçe alfabesiyle yazılmış bir el yazmasıydı. “İnsanların Kitabı” anlamına gelen Popol Vuh yazması, rahip Ximénez tarafından İspanyolca’ya aktarıldı.

Mayaların binlerce yıllık sözlü geleneğinin yazıya aktarılmış hali olan bu el yazması dünyanın yaratılış hikâyesini ve diğer Orta Amerika mitolojilerinden örnekleri içeriyordu. Ximénez’in bu kitabı nasıl bulduğunu tam olarak açıklamaması kitabı daha da gizemli kılıyordu. Üstelik kitabı İspanyolca’ya çevirmek için kimden yardım aldığı da bilinmiyordu. Altın değerindeki bu yazıtlar, bugün Maya kültürüne ışık tutan en önemli belgeler olarak kabul ediliyor.

6

 

Rohonc Metinleri, 19. yüzyıl

Tartışmasız gelmiş geçmiş en gizemli el yazmalarından biri olan Rohonc Metinleri’nin ne anlattığı ya da nereden geldiği bilinmiyor. 19. yüzyılda kimliği belirsiz biri tarafından Macar Bilim Akademi’sine bağışlanan bu kitabın izi de sürülemiyor.

Birçok dilbilimci tarafından incelenen ve bir türlü çözülemeyen metin, alışılmışın çok dışında olan 200 farklı sembolden oluşan alfabesiyle günümüz dillerinden hiçbirine uymuyor. Ayrıca kitaptaki çizimlerden kitabın yazıldığı coğrafyaya dair de bir ip ucu yakalanamıyor. Sonunda çoğu dilbilimci ve tarihçi tarafından bir aldatmacadan ibaret olduğuna karar verilen kitabın tüm sayfalarına şuradan ulaşabilirsiniz. Olur da çözerseniz bize de haber verin.

7

 

Zodyak Katili’nin Mektupları, 1960-1970

1960 ve 1970 yılları arasında 20 ila 28 kişiyi öldürdüğü düşünülen seri katil Zodyak, cinayetlerden sonra gazetelere garip mektuplar gönderiyordu. Şifreli olan bu mektuplardan yalnızca bir tanesi çözülebildi. Mektuplarda katilin kurbanlarından bahsettiği ve kendi kimliği hakkında ipuçları verdiği düşünülüyor.

8

 

Vivian Kızlarının Hikâyesi, 1973

Henry Darger adında münzevi bir hastane hademesinin evinde bulunan bu kitap, benim gördüğüm en ürkütücü işlerden biri. Vivian Kızlarının Hikâyesi adlı bu eser, 40 yıl boyunca tek odalı bir apartman dairesinde yaşayan ve hiç kimseyle konuşmayan Henry Darger öldükten sonra, ev sahibi tarafından bulundu. Kitap, çoğu gazete ve dergilerden kesilen resimlerden yapılan kolajlardan oluşuyor. Sulu boyayla renklendirilen bu kolajların üzerine eklenen metinlerde anlatılan hikâyelerin fazlasıyla fantastik olduğu söyleniyor.

Tamamı 15.000 sayfa olan eserin çocuk köleliğini sona erdirmek için mücadele veren yedi küçük kızın hikâyesini anlattığı düşünülüyor. Bazı sayfalarda kırlarda koşuşan mutlu çocuklar tasvir edilirken, bazı sayfalarda işkence ve şiddet betimlemeleri yapılıyor. Çoğu hâlâ çözülemeyen metinler ve illüstrasyonlar kimilerine göre Art Brut (ham sanat) akımının en iyi örneklerinden biriyken, kimilerine göre düpedüz akıl hastalığının nişanesi.

9

 

Codex Seraphinianus, 1981

Hiç kimsenin çözemediği bir dilde yazılan bu kitap, gerçek dışı figürler ve garip illüstrasyonlarla dolu. Bir ansiklopedi formatında yazılmış olan kitabın yazarı İtalyan mimar Luigi Serafini, kitabın verilere dayalı, bilimsel bir çalışma olduğunu iddia ediyordu.

Çizimler de dâhil tamamı el yazması olan bu kitabı inceleyen akademisyenler ve bilim insanları fantezi ürünü olduğu çok aşikar bir işle karşılaşmışlardı. Yine de bazı dilbilimciler, şifreli yazılmış olduğunu düşünerek kitabın anlamını çözmeye gayret gösterdi. Sonunda çoğu eve eli boş dönmüş, ne yazılar, ne de garip illüstrasyonlardan bir anlam çıkarılabilmişti. Yine de bazı şifreciler, kitabın ve çizimlerin şifreli bir anlamı olduğu konusunda ısrarcı.

10

 

 

Mersin’de düzenlenen 5. Atıf Yılmaz Kısa Film Şenliği Cuma akşamı yapılan törenle sona erdi. Festivalde kurmaca, belgesel ve animasyon dallarında yarışma düzenlendi. Ayrıca çeşitli workshop’lar ve söyleşiler yapıldı. Sinema Yazarları jürisinde Şenay Aydemir ve Ayça Çiftçi ile birlikte görev aldım. Kurmaca dalında birincilik ödülünü paylaştırdık. Emrah Erkanı’nın yönettiği ve travesti bir seks işçisini anlatan Tuhaf Zamanlar ile Süleyman Demirel’in yönettiği ve bir çiftin dramatik bir gününü anlatan Asfalt ödülü paylaştılar.

Belgesel dalında en iyi film ödülünü Ömer Akbaş’ın yönettiği Son Nefes’e verdik. “Son Nefes”, 3 yıl önce Soma’da yaşanan büyük maden kazasını konu alıyordu. Geliyorum denen kaza sırasında ve sonrasında yaşananların unutulmaması ve sorumluların cezalandırılması gerekiyor ki bir daha bu tür kazalar ya da cinayetler yaşanmasın. Animasyon daalında birincilik ödülünü ise Hüseyin Gülgen’in yönettiği “Zirve”ye verdik. Zirve, bir dağ tırmanışı eşini ve bir bacağını kaybeden bir dağcının, protez bacağıyla o zirveye yenideen tırmanışını başarılı bir sinema diliyle anlatıyordu.

Ana jürilerin ödülleri ise şöyle oldu: Kurmaca dalında Azad (Yakup Tekintangaç) ve 7 Santimetre (Methan Şereflioğlu) birinciliğ paylaşırken, Asfalt da mansiyon aldı.

Belgesel dalında Bulut Renas Kaçan’ın “Gezgin”i birinci oldu. Animasyon dalında ise birinciği Metin Vatansever’in “Nefretin Üvey Evlatlarıyız” adlı filmi kazandı.

5-atif-yilmaz-kisa-film-festivalinde-isbirligi-13050

Ilısu Barajı’nın tamamlanması ile su altında kalacak Hasankeyf’teki tarihi eserler yeni yerleşim birimine taşınmaya hazırlanılıyor.

hasankeyf

Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla suyun altında kalacak Hasankeyf’teki tarihi eserler, yeni yerleşim birimine taşınarak ilçenin tarihi ve kültürel dokusu korunacak.
Ilısu Baraj Gölü altında kalacak tarihi Hasankeyf’in yeni yerleşim yeri ile ilgili çalışmalar sürüyor. Belediye ve İlçe Jandarma Komutanlığı dışında bütün kurumların taşındığı yeni yerleşim yerine Ilısu Barajı ve HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma ve Kurtarma Çalışmaları kapsamında getirilecek tarihi ve kültürel eserler, buradaki Kültür Parkı’nda sergilenecek.
Çalışmalarda El-Rızk Cami minaresi, Kızlar Cami, Sultan Süleyman Han Cami giriş kapıları, Koç Cami, İmam Abdullah Türbesi ve Zaviyesi, Zeynel Bey Türbesi, hamam, kale kapısı gibi tarihi yapılar parça ve bütünsel olarak taşınacak. Taşıma işine ilk olarak kasım ayında Zeynel Bey Türbesi ile başlanacak.
Hasankeyf Kaymakamı Faruk Bülent Baygüven, Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasına ilişkin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi.
Taşınacak eserlerin yeni yerleşim birimindeki Kültür Parkı içerisine veya çevresine yerleştirileceğini kaydeden Baygüven, şöyle konuştu:
“Yeni ilçe de tarihi eserleri bünyesinde barındıracak. Ziyaretçiler gelip, görebilecek. Bu eserler, barajda su tutulmasıyla oluşacak göl havzası kıyısında kalacak. Olayın kültürel ve tarihi boyutu dışında turizm boyutu da olduğu için el sanatlarına yönelik projeler de hayata geçirilecek. Keçe, kilim, kök boya yeniden canlandırılacak. Bununla ilgili esnafımızla görüşüyoruz. Üretilecek yöresel ürünler de satışa sunulacak.”

Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 5’i yerli 10 film vizyona girecek.

vizyondaki-filmler

“Para Tuzağı”
Jodie Foster’ın yönettiği ve başrollerini George Clooney, Julia Roberts, Jack O’Connell, Dominic West, Caitriona Balfe ile Giancarlo Esposito’nun paylaştığı “Para Tuzağı”, izleyici ile buluşacak.
Senaryosu Jamie Linden, Alan DiFiore ve Jim Kouf tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Daniel Dubiecki, Lara Alameddine ve George Clooney üstlendi.
Risklerin büyük olduğu, gerçek zamanlı gerilim filminde, oyuncular George Clooney ve Julia Roberts finans televizyonu sunucusu Lee Gates ve yapımcısı Patty Fenn’i canlandırıyor. Gerilim türündeki filmde, televizyonda canlı yayın sırasında Clooney ve Roberts’ın, her şeyini kaybetmiş kızgın bir yatırımcının stüdyoyu zorla ele geçirmesiyle yaşadıklarını konu alıyor.
“Rüzgarın Oğlu” 
Stephan James, Jason Sudeikis, Jeremy Irons ile William Hurt’un oynadığı “Rüzgarın Oğlu”, filminin yönetmen koltuğunda Stephen Hopkins oturuyor.
“Rüzgarın Oğlu”, tarihin en iyi atleti olmak için çıktığı yolda efsanevi bir yıldız olan Jesse Owens’ın gerçek hikayesini anlatıyor.
Dram türündeki film, asıl adı James Cleveland olan Jesse Owens’ın olimpiyat efsanesi olma mücadelesini aktarırken, tipik bir spor filmi sınırlarının ötesine geçerek, o dönemin sosyal ve siyasi ortamını gözler önüne sermeyi amaçlıyor.
“Kronik” 
Michel Franco’nun yönettiği “Kronik” adlı filmde, Tim Roth, Robin Bartlett, Michael Cristofer, Bitsie Tulloch ve Sarah Sutherland rol aldı.
Meksika ve Fransa ortak yapımı film, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor.
“Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” 
James Bobin’in yönetmenliğini yaptığı animasyon türündeki “Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” filminin seslendirmelerini Johnny Depp, Anne Hathaway, Mia Wasikowska ve Helena Bonham Carter yapıyor.
Disney’in yeni yapımında, Lewis Carroll’un sevilen hikayeleriyle unutulmaz karakterlerinin yepyeni ve benzersiz maceraları anlatılıyor. Yeni seride, yeraltının tuhaf dünyasına dönen “Alis”, “Çılgın Şapkacı”yı kurtarmak için zamanda geçmişe yolculuk edecek.
“Kahraman Koala” 
Deane Taylor’un yönettiği “Kahraman Koala” filminin Türkçe seslendirmelerini Yekta Kopan, Elif Acehan ile Ziya Kürküt yaptı.
Klasik Avustralya kitap serisinden “Arı Maya”nın uyarlaması film, Green Patch adında küçük bir kasabada yaşayan bir koalanın, uzun süre önce evden ayrılıp geri dönmeyen babasının hayatta olduğuna ısrarla inanmayı sürdürüp, bulduğu bir ipucunun ardından Avustralya’nın uçsuz bucaksız çöllerinde zorlu bir arayışa girme macerasını konu alıyor.
“Memleket”
Şerif Sezer, Mesut Akusta, Mehmet Karagöz, Osman Sonant ile Melike Zeynep Atış’ın oynadığı “Memleket” filminin yönetmenliğini Murat Saraçoğlu üstlendi.
Anadolu toprağının hikayesini anlatmayı amaçlayan film, ölüm duygusunun ruhlarını giderek daha çok kavradığı iki yaşlı insanın insanlardan uzak küçük evlerinden dünyaya bakışını beyaz perdeye yansıtıyor.
“Abbas’ın Melekleri”
Yusuf Atıcı’nın yönettiği “Abbas’ın Melekleri” filminde Doğan Akkaya, Sinan Bengier, Kayra Şenocak, Dost Elver, Sevil Uyar, Berrak Deniz, Seda Mutlu, Şenol İpek, Bircan İpek, Ferdi Atuner, Aziz Özuysal ile Müjde Beyoğlu gibi isimler rol aldı.
Komedi türündeki film, köşeye sıkışmış pısırık bir mafya babasının başından geçen komik olayları konu alıyor. Aysel Göksu’nun yapımcılığında çekilen ve senaryosu Ahmet Başımoğlu tarafından kaleme alınan filmin sanat yönetmenliğini Zeynep Tekin yaptı.
“Nasıl Yani”
Aykut Elmas, Halil İbrahim Göker, Uğur Can Akgül ile Ferdi Sancar’ın oynadığı “Nasıl Yani” filminin yönetmen koltuğuna Ayhan Özen oturdu. Film, dedelerine Da Vinci’den miras kalan Mona Lisa tablosunu satıp, zengin olma hayalleri kuran üç kardeşin komik hikayesini anlatıyor.
Filmin senaryosu, sosyal medya fenomenleri ve kısa filmleri sayesinde tanınan Aykut Elmas, Uğur Can Akgül ve Halil İbrahim Göker’e ait.
“1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında”
Cenk Çelik’in yönetmenliğini yaptığı “1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında” adlı filmde Sinan Bengier, Esin Yıldız, Ercan Zincir, Cenk Hakan Köksal ve Necla Özay rol aldı.
Komedi türündeki film, İstanbul’da öğrencilik hayatı yaşayan iki yakın arkadaşın Mersin’den Adana’ya uzanan kız kaçırma hikayesini konu alıyor.
“Cinni: Uyanış”
Yönetmenliğini Müzisyen Emre Aydın’ın yaptığı korku ve gerilim türündeki “Cinni: Uyanış” filmde Eda Köksal, Gökçen Gökçebağ ve Merve Deniz kamera karşısına geçti.
Emre Aydın’ın ilk sinema yönetmenliği denemesi olan ve müzikleri de sanatçının kendisine ait olan film seri olarak devam edecek.

“16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.

matrakci-nasuh

 

Cumhurbaşkanlığının himayesinde gerçekleşen ve Anadolu Ajansı’nın  global iletişim ortağı olduğu “16. Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh” sergisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da sanatseverlerle buluştu.
İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları Derneği (İKASD) tarafından projelendirilen sergi, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği ve Viyana Yunus Emre Enstitüsü’nün ev sahipliğinde, Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde düzenlenen törenle açıldı.
Açılış töreninde mimar Sinan Genim, “Matrakçı Nasuh ve Haritaları” konulu kısa bir konferans verdi. Matrakçı Nasuh’un asıl isminin “Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Bosnavi” olduğunu belirten Genim, Nasuh’un Enderun’da yetiştiğini ve Boşnak asıllı minyatürcü, hattat, tarihçi ve matematikçi olduğunu anlattı. Nasuh’un genç yaşta yazdığı matematik kitabı ile dikkat çektiğini vurgulayan Genim, Kanuni Sultan Süleyman’ın seferlerine katılarak gittiği yerlerde kale ve sarayların minyatürünü yaptığını ve 70 yaşında vefat ettiğini aktardı.
Viyana Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Mevlüt Bulut ise 16. yüzyıl dahisi Matrakçı Nasuh’un eserlerinin Avrupa’nın kültür başkenti Viyana’da sergilemekten onur duyduğunu söyledi.
Küratör Beste Gürsu ise Türkiye’nin kültür ve sanatını uluslararası platformlara taşıyacak kapsamlı bir proje gerçekleştirdiklerini ve bu projeyi 12 kadın sanatçının Nasuh’un eserlerinden esinlenerek hazırladıklarını ifade etti. Projenin ilk sergisini Nasuh’un doğduğu Bosna’da başlattıklarını kaydeden Gürsu, 2016 sonunda “Matrakçı Nasuh” belgeselinin vizyona gireceğini aktardı.
Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş de Matrakçı Nasuh’un hem sanatçı hem de bilim adamı olduğunu belirterek, “Matrakçı Nasuh, Osmanlı döneminde yetişmiş ve çağdaş sanatçılara ilham kaynağı olmuş ve dünya kültür mirasına önemli katkılar sağlamıştır” dedi.

Avustralya’nın Sydney kentinde bu yıl sekizincisi düzenlenen, ülkenin en büyük görsel şöleni “Vivid Sydney Festivali”, renkli görüntülerle başladı.

sydney

Kentin önemli tarihi ve turistik mekanları ile sokaklar, ışık, ses ve fikir temalı festivalle renklendi.
Festival kapsamında Avustralya’nın sembolik eserlerinden Sydney Opera Binası’na müzik eşliğinde yansıtılan 3D görüntüler, gece boyunca on binlerce kişi tarafından ilgiyle izlendi. Yelkenleri andıran Opera Binası’nın çatısına Avustralya yerlileri Aborjin sanatçıların eserleri yansıtıldı.
sydney 2
İzleyiciler, aynı zamanda konser alanlarını da doldurdu.
Sydney’de 27 Mayıs-18 Haziran geceleri devam edecek görsel şöleni, bu yıl 1,7 milyon kişinin izlemesi bekleniyor. Avustralya’nın en fazla ilgi çeken festivali Vivid Sydney, ilk olarak 2009 yılında düzenlenmişti.