Şunun için etiket arşivi: man

İstanbul Gelişim Sanat tarafından 81 ilde sahnelenen ’Kazasız kul olmaz’ adlı Oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

İstanbul Gelişim Sanat tarafından 81 ilde sahnelenen ’Kazasız kul olmaz’ adlı Oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

Dünyada bir ilke imza atan İstanbul Gelişim Sanat, iş ve trafik kazaları ayrıca ilk yardıma dikkat çekiyor. Yazan Yöneten Zahrettin Çelik sanat danışmanlığını Vatan Şaşmaz, Cem Kılıç, Mehmet Ali Nalbant’ın Proje danışmanlığını Analitik Yaşam Grubu Ali Yücel Güler, Oktay Gündoğdu yaptığı 81 il kapsamlı ’’kazasız kul olmaz’’ adlı oyun seyircilerin beğenisine sunuldu.

Proje, Uluslararası Radyocular Birliği tarafından yılın alkışı hak edenler ödülüne layık görüldü.

Oyun kapsamında koltuklar da özel olarak tasarlandı anons geldikten sonra seyirciler emniyet kemerlerini taktı.

alternatif2,-Vok-sKjdkSCGLhYXogHdw

Pencere”de Haluk Bilginer ve Esra Bezen Bilgin yıllar önce yasak aşk yaşayan Tom ve Kyra rolünde. Oyunda Haluk Bilginer restoran zinciri sahibi Tom, Esra Bezen Bilgin ise idealist bir öğretmen olan Kyra rolünde. Orijinal adı “Skylight” olan İngiliz yazar David Hare’nin kaleme aldığı oyunu Bilginer dilimize çevirdi, Birkan Uz yönetti.

Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay’ın 1999’da Kadıköy – Moda’da kurduğu Oyun Atölyesi, iyi oyun izleme garantisiyle tanınır. “Nehir”, “Dolu Düşün Boş Konuş”, “Kim Korkar Hain Kurttan” gibi oyunlar aklıma gelen muazzam işlerden birkaçı. “Bir oyun izledim hayatım değişti” cümlesini şimdi değiştiriyor ve “Bir oyuncu izledim dengem değişti”ye dönüştürüyorum.

Oyunun ismi “Pencere”, oyuncunun ismi Haluk Bilginer. Oyunla başlayayım. Orijinal adı “Skylight” olan İngiliz yazar David Hare’nin kaleme aldığı Bilginer’in Türkçe’ye çevirdiği, Birkan Uz’un yönettiği oyun önce dekoruyla içine çekiyor seyirciyi. O dekor Esra Bezen Bilgin’in hayat verdiği idealist öğretmen Kyra’nın evini yansıtıyor perdeye.

Kyra, üniversite yıllarında zengin bir restorancı olan Tom’un mekanında iş bulmuş, zaman içince Tom’a, Tom’un karısına ve çocuğuna yakınlaşmış güzel bir kadın. Kadın güzel, adam zengin olunca aşk da oluyor haliyle. Ancak oyunun tadını kaçırmamak için burada paylaşmayacağım bir nedenden dolayı ayrılıyor ikilinin yolları. Kyra İngiltere’nin varoşunda öğretmenlik yapmaya, Tom ise yine zengin ama beyhude bir halde işlerini kovalamaya devam ediyor. Kader onları genç kadının salonunda bir araya getiriyor. İşte Haluk Bilginer faktörü de burada devreye giriyor.

Tom karakterine can veren Haluk Bilginer dekorun kapısından içeri girdiğinde ve oyuna ilk adımını attığında zihnimde şu cümle belirdi: Aman Allah’ım Haluk Bilginer bir devmiş. İşte “Sahnede devleşti” manşeti nasıl vücut bulur böylece anlamış oldum. Duruşu, bakışı, yürüyüşü, gülüşü ile tamamen sahneye hakim olduğu hissini seyirciye geçiren Bilginer, reaksiyonları da takip etmeyi ihmal etmedi. Esprisine güldük, bir espri daha yaptı, yine güldük. Ağlarken üzüldüğümüzü anladı, bu kez gözyaşlarıyla oynadı. Dolayısıyla oyunun sonunda alkışlar hiç susmadı.

Esra Bezen Bilgin.. Ödüllü oyuncularımızdan. Öyle rahat, öyle doğaldı ki. Sanki biz seyirciler olarak oyunun içindeyiz o Kyra olarak kendi hayatının içindeydi. Daha önce röportaj yapma ve sohbet etme imkanı bulduğum Bilgin sahnede de gündelik hayatındaki gibi olağan, çabasız ve samimi bir performans sergiledi.

3 kişilik oyunun diğer köşe taşıysa Kürşat Demir. İngiltere’de oyunculuk eğitimi alan Demir, Oyun Atölyesi’nin titiz elemeleri sonucunda kapmış rolü. Dolayısıyla o da işin hakkını veriyor sahnede.

“Pencere” sezon boyunca ve kış sezonunda sahnelenmeye devam edecek. Hayata ve ilişkilere farklı bir pencereden bakmak isteyenler, gişeden biletlerini ısrarla isteyebilir. haluk-bilginer-baska-bir-dunyadan-esra-bezen-bilgin-oyunculugun-en-dogal-hali,tYRQssN930ytatevmWIiCw

Türkiye kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın uyuma katkılarından dolayı ödüle layık bulundu. Fatih Akın’a Norderney Adası’nın uyum ödülü verilecek.

Türkiye kökenli film yönetmeni, senarist ve prodüktör Fatih Akın, Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti’ne bağlı Doğu Frizon adalarından Norderney’in uyum ödülüne layık bulundu. 5 bin euro tutarındaki ödül Fatih Akın’a 4 Haziran’da 27. Uluslararası Emden-Norderney‘ Film Festivali’nde verilecek. Ödül konuşmasını Almanya’nın eski cumhurbaşkanlarından Christian Wulff yapacak.

Jüri, Fatih Akın’ın doğu ile batı arasında git-gel yaşayan insanları filmlerinin odak noktasına alması dolayısıyla bu ödüle layık bulunduğunu açıkladı. Akın’ın yeni bir topluma ayak uydurmanın ne kadar sancılı bir süreç olduğunu çok etkili bir biçimde beyaz perdeye yansıttığı da vurgulandı. Türkiye kökenli yönetmenin filmlerinde ayrıca hoşgörü ve merhamet duygularını da içeren insanî bir dünya görüşünün yansıtıldığının da altı çizildi.

Fatih Akın 1973 yılında Hamburg kentinde Türk göçmen bir ana babanın çocuğu olarak dünayaya geldi. 2004’te çektiği „Gegen die Wand“ (Duvara Karşı) ya da 2007’de çektiği „Auf der anderen Seite“ (Yaşamın Kıyısında) ödüllü filmleri onu uluslararası üne kavuşturdu. Norderney’da 4 Haziran’daki ödül töreninin ardından Fatin Akın’ın 2009’da çektiği „Soul Kitchen“ (Aşka Ruhunu Kat) adlı filmi gösterilecek.

fatih-akina-almanyadan-uyuma-katki-odulu,_DaHkri7FEu7ilma6O4mzA

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla 21 Mayıs 2016 Cumartesi günü saat 19:00 ‘da öğrenci dinletisi etkinliğimiz bulunmaktadır. Etkinliğimize herkes davetlidir. Etkinlikte yer alıcak öğrencilerimiz;

MURAT HASGÜN

Sümeyra Arslan Çıkı  – İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım , Güneş Topla Benim İçin

ERKAN BAŞA

Ezgi Fırat – Aynalara (Şan) – Eşlik Reşat,

Gabriella Özcan – Sevdim Bir Genç Kadını (Şan),

İdil Deniz Bakır (Piyano)

ZUHAL SEVİM

Bethany Turley – Saraydan kız kaçırma operası

Ebru Aysoysal – Kalbin Sesi

Gülcan Atalay – Fikrimin İnce Gülü

REŞAT TOKATLI

Berdan Yıldız – Menuet

Berkin Ay – Vals

SENA SEVİM

Busenur Ulak – Chorale (flüt)

Selinsu Ökdemir – Ah bir ataş ver (piyano)

Elif Ergün (flüt) & Selinsu ökdemir (piyano) – Lal (Sertab Erener)

BURCU IŞIL OĞUZ

Merve Ayanoğlu – Nasıl Geçti Habersiz (zeki müren) – Samanyolu (müjde ar)

Aslıhan Şen – Greensleeves (mozart) – Fırtına (cornelius gurlitt)

Aysara Özenç – Eski Fransız Şarkısı (Chaykovski) – Theme From Symphony No 40 (Mozart)

ÖZGÜR YAHYA ORUÇOĞLU

Rümeysa Demirhan – Milongo Del Ayer

Tuğba Seher Karanfil – Clodoaldo Bornero

UMUT OKTAY DORUK OKTAY – Aeo (Sarp Maden) – Maracatu (Egberto Gismonti)

COŞKUN NEHİR

Egemen NAKİPLER

Etkinlik programımız ise şu şekilde;

19 mayis etkinlik

program-kapak

Yer bilgisi için buraya tıklayınız.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak yaratıcı drama derslerimize her hafta başka bir oyun ile bilinçaltı eğitimimize devam etmekteyiz. Oyunların yanı sıra gruplarımızda enstruman destekli  şarkı söyleme, ritim tutma vb. uygulamalar ile çocuklarımızın gelişimlerine katkıda bulunmaya çalışmaktayız. İşte derslerimizden görüntüler;

35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.

35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.

Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.

Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Ulusal yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:

En İyi Film: Toz Bezi

En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)

En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)

En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)

En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)

Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)

Uluslararası Yarışma

Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.

Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.

Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.

Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

 istanbul-film-festivali-nde-odulleri-toz-bezi-topladi-128713-5 (1)
Çağdaş Sanat Günleri, 5 Mayıs’ta Londra A capella Festivali’nden de davet alan Mensemble’nin, Latin müziğinden Türk müziği aranjmanlarına, caz standartlarından klasik pop düzenlemelerine uzanan geniş bir repertuar seslendireceği konser ile başlayacak.
Yunanlı şarkıcı ve söz yazarı Vassiliki Papageorgiou ve Yunanistan’ın ünlü antik lir sanatçısı Aliki Markantonatou’nun “The Blue Chords of the Lyre ” projesiyle 10 Mayıs’ta devam edecek Akbank Sanat Çağdaş Vokal Günleri, İstanbul’da yaşayan besteci, perküsyon ustası Yinon Muallem ve genç caz piyanisti Guy Mintus’un 27 Mayıs günü gerçekleştireceği konser ile sona erecek.akbank

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, Kadıköy’deki tiyatrocular bir araya geldi.

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun çağrısıyla sabahın erken saatlerinde Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde toplanan tiyatro grupları burada yürüyüş hazırlıklarını tamamladı. Saat 13:00’te NHKM’den başlayan yürüyüşe plartform bünyesindeki kırka yakın tiyatro grubu katılım gösterdi. Tiyatrocular yürüyüşe, müzik aletleri, kostüm ve aksesuarlarıyla yerlerini aldı.

Kadıköy sakinlerinin de büyük ilgi ve destekle karşıladığı yürüyüş korteji, Bahariye’den başlayarak Süreyya Operası, Ayvalıtaş Parkı ve Barlar Sokağı’ndan geçip açıklamanın okunacağı Kilise Meydanı’na ulaştı. Meydanda geniş bir kitleyle basın açıklaması yapıldı.

Uluslararası Tiyatro Bildirgesi Onur Tanyeri tarafından, Kadıköy Tiyatroları Bildirisi ise Enis Fosforoğlu tarafından okundu.

Kadıköy Tiyatroları Platformu’nun bildirisinin tam metni şöyle:

el-ilani-bildiri_01

Concert du musÈe Guimet, samedi 9 dÈcembre Raghunath Manet ´ Nocturne indien ª concert de Sarasvati veena et percussions de líInde du sud : mridangam, tabla, tavilÖ ì Raghunath Manet is an accomplished veena player. He is an artist of extraordinary talent and caliber. He has mastered the intricacies of handling this instrument and I wish him the very best in all his future endeavorsî. Dr Balamurali Krishna

Hint müziği birbirine görece bağlı üç dönemi sergiler.

1-M.Ö 3000 yıllarında yükselmeye başlayan eski  kültür.

2-M.Ö 1500 yıllarında kök salan veda kültürü.

3-M.Ö 1000 yıllarında başlayıp günümüze uzanan  geleneksel Hint Kültürü.

M.Ö 3000 yıllarında kuzeybatı Hindistan’da ilk hint  kültürü yeşermiştir.Bu kültürün gelişim koşulları Mezopotamya ve Mısır benzeridir. Bu erken dönem hakkında pek bir bulgu yoktur ve 3000 yıl öncesi için sadece bazı tahminler yapılmaktadır.

İkinci temel evre olan veda kültürü M.Ö 1500 yıllarında Hindistan’a gelen ve Ari dilini konuşan boyların toplumsal tabakalaşmayı yerleştirmesiyle başlar

Veda kültürü kast sistemiyle özdeşir: Kastların müzikleri vardır.

Veda Sanskrit dilinde “bilgi” anlamına gelir.Tanrının adı “Brahma”’dır.

Veda kültürünün müziği teksesli vokallerdir.İlk kez  Bhrata tarafından açıklığa kavuşturan melodiler,ton bilgisinin dayanaklarıdır.Hinduizm Veda geleneklerini ağırlıklı olarak içeren Hindistan’ın başlıca dinidir.Ancak eski çağlarla günümüz öğretisi arasında farklar vardır.

Hint Müziğin üçünü evresi M.S 1000 yıllarında başlar.Böylece Hint makamlarını belirleyen “RAGA” sistemi ile usulleri belirleyen “TALA” adlı ritmik sistem günümüze kadar uzanan geleneksel Hint Müziğini tarihteki yerine oturtmuştur.

ARAŞTIRMA KAYNAK:AHMET SAY MÜZİK TARİHİ

Hazırlayan: Sena Sevim

Antonio Tabucchi’den düş ile gerçeğin, şimdi ile geçmişin birbirine karıştığı öyküler: Tersyüz Oyunu

 O koskocaman yakışıklı gülümseyişiyle ölümü nasıl anlayabilirdi? Ölümü sen de anlayamazdın, menzilinden uzaktaydın, şimdilik. Sen bir ölüyü anlayabilirdin ama ölüm başka şeydir, ceset başka. Ölüm, yoldaki o dönemeçtir; ölmekse sadece görünmemektir, bu dizeleri anımsıyor musun? 

Tabucchi’nin Tersyüz Oyunu’nu oluşturan öyküler ilk bakışta birbirinden bir hayli farklı gibidir. Öykü kişileri farklı mekânlarda, farklı zamanlarda, farklı güzergâhlarda hareket eder. Ancak yan yana getirilmiş bu dünyaların “kahraman”larını birleştiren bir nokta vardır: Bu kişilerin kendilerini çevreleyen dünyayla kurdukları ilişki; geçmişleri, bellekleri, sanrıları, hayal güçleri, düş kırıklıkları tarafından belirlenir. Tam da bu ilişki biçimi nedeniyle perspektifler yer değiştirir, görünen şeyler görmezlikten gelinir ya da olmayan şeyler varmışçasına hareket edilir.

“Hayatın önceden kestirilemeyen koşulları sonucu, belli bir şeyin ‘öyle’ olmakla birlikte, aynı anda başka türlü de olduğu” bir evrendir anlatılan. Yazarın bir öykü kişisine söylettirdiği gibi bir “tersyüz oyunu”dur bu: “Gerçek” denilen şeye dair bir arayışın usulca eşlik ettiği, okurun da dahil edildiği bir oyun. Ne var ki Tabucchi’nin ustaca kurguladığı belirsizlikler evreninde, bilinçli ya da bilinçsizce gerçekleşen bu arayışlarda somut ile soyut, şimdi ile geçmiş, “sen” ile “ben” giderek daha fazla birbirine doğru akar; ta ki “gerçek”, çoğul olasılıklar evrenindeki ulaşılmaz konumunu alana dek.

ANTONIO TABUCCHI KİMDİR?

Antonio Tabucchi, 1943’te İtalya’nın Pisa kentinde doğdu. Romanları, öyküleri, denemeleri ve oyunlarıyla Avrupa edebiyatının en seçkin yazarları arasında yer aldı. Fernando Pessoa’nın yapıtlarının İtalyanca basımlarının editörlüğünü de üstlendi. Kitapları kırktan fazla dile

çevrildi. Bazı romanları beyazperdeye ve sahneye uyarlandı. Tabucchi, İtalya’da “Pen Kulübü”, “Campiello” ve Viareggio-Répaci”, Fransa’da “Prix Méditerranée”, Yunanistan’da “Aristeion”, Almanya’da Leibniz Akademisi’nce verilen “Nossack”, Avusturya’da “Avrupa Edebiyatı için Avusturya Devlet Ödülü”, İspanya’da “Hidalgo” ve Asturias Prensi’nce verilen basın özgürlük ödülü “Fransisco Cerecedo” gibi saygın ödüllere değer görüldü. Avrupa’nın önde gelen gazeteleri ve kültür dergilerine yazılar yazdı. Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun kurucuları arasındadır. 2012’de Lizbon’da öldü.

Antonio Tabucchi’nin  Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Damasceno Monteiro’nun Kayıp Başı, 1998

Hint Gece Müziği, 2000

Ufuk Çizgisi, 2000

Gittikçe Geç Olmakta, 2002

Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü, 2005

Pereira İddia Ediyor, 2005

Düşler Düşü, 2006

Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, 2006

Tristano Ölürken, 2006

Requiem, 2007

Zaman Hızla Yaşlanıyor, 2011

Isabel İçin: Bir Mandala, 2015

Yolculuklar ve Öteki Yolculuklar, 2016

antonio-tabucchiden-tersyuz-oyunu,ySexMtyFjU6MsjU43Amo2w

Dünyaca ünlü İngiliz oyun yazarı Shakespeare’in doğum yeri olan Stratford-upon-Avon’da öğrenim gördüğü sınıf ziyaretçilere açılacak.

BBC’nin haberinde, Shakespeare’in 1570’lerde öğrenim gördüğü sınıfın günümüzde Kral 6’ıncı Edward Okuluna ait olduğu ve onarımı için 1,8 milyon sterlin harcandığı belirtildi.

Stratford-upon-Avon kasabasında, Ortaçağ’dan kalma ve yarısı ahşap belediye binasının üst katında bulunan sınıfın, Shakespeare’in 400’üncü ölüm yıl dönümü olan cumartesi günü ziyaretçilere açılacağı kaydedildi.

Shakespeare’in 7 yaşından itibaren bu sınıfta dil bilgisi öğrenimi gördüğü sanılırken, 16. yüzyılda öğrencilerin bilgilerini içeren herhangi bir belge bulunmadığı ifade edildi.

Warwick Üniversitesinden Profesör Ronnie Mulryne, sınıfın, “neredeyse kesinlikle” Shakespeare’in okulu olduğunu belirterek ünlü oyun yazarının 14 ya da 15 yaşına kadar burada öğrenim gördüğünü söyledi.

Yazarın iş adamı ve belediye meclisi üyesi babası John Shakespeare’in de binanın alt katında çalıştığı tahmin ediliyor.

Sınıfta o dönemde 7’den 15 yaşına kadar 40 erkek çocuğuna bir öğretmen tarafından dil bilgisi eğitimi verildiği, derslerin sabah 6’dan öğleden sonra 6’ya kadar sürdüğü sanılıyor.

Üniversiteye gitmediği bilinen Shakespeare’in tüm eğitiminin bu sınıftan ibaret olduğu, ünlü oyun yazarının aynı zamanda turneye çıkan oyuncuların sahnelediği bir oyunu ilk kez burada izlemiş olabileceği belirtildi.

shakespearein-sinifi-ziyaretcilere-aciliyor,Xh5lQ-jeb0iWTbc_YSl6dw

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi’mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı’mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.çocuk bayramı