Şunun için etiket arşivi: kütüphane

Osmanlı döneminden günümüze Türk sineması bir arşivde toplanıyor. Proje tamamlandığında en kapsamlı veri tabanı ortaya çıkacak. Türk Sineması Araştırmaları projesinin bir uzantısı olarak gerçekleştirilen, Türk sinemasına dair yazılı, görsel ve işitsel bir hafıza oluşturmak adına hazırlanan arşiv çalışması, Haziran 2014’te bir internet sitesi üzerinden yayına girecek.

Sevmek_ZamaniBaşlangıcından bugüne Türk sinemasına dair neredeyse tüm materyallerin incelenerek hazırlandığı internet sitesi, www.tsa.org.tr adresinden yayın yapacak. Herkesin erişimine ücretsiz olarak sunulacak veri tabanında, telif hakkı problemi olmadan on binlerce filme, görsel dokümana, bilgiye, kitap, gazete ve dergi röportajlarına, tez çalışmalarına erişmek mümkün olacak. Bilim Sanat Vakfı (BİSAV) tarafından yürütülen ve İstanbul Şehir Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü ile birlikte İstanbul Kalkınma Ajansı’nın katkılarıyla hazırlanan internet sitesi için tasnif ve tespit çalışmaları hâlâ devam ediyor.

Proje koordinatörlüğünü sinemacı Murat Pay’ın yaptığı arşiv uygulaması sayesinde kültür zinciri içerisinde büyük bir yer tutan Türk sinemasının gelecek kuşaklara aktarılması da sağlanacak. Pay konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘Bugüne dek 8 özel, 2 devlet arşivi bu anlamda elden geçirildi. Meslek birlikleri, dernekler ve sektördeki firmalarla iletişime geçip, bilgi paylaşımında bulunmaya başladık. Yurt dışında 15 civarı sinematekle iletişim kurarak erken dönem Türk sinemasının izlerini araştırıyoruz. Bu kapsamda Taksim Atatürk Kitaplığı ve Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nden Osmanlı’dan günümüze sadece sinema konulu 60 farklı derginin 3 bin sayısı dijitalize edildi. Yine Beyazıt Devlet Kütüphanesi arşivinden yaklaşık 5 bin 300 afiş, 3 bin lobi fotoğraflandı’ dedi.

Haziran ayı içerisinde test yayınına başlayacak internet sitesinin danışma kurulunda, Giovanni Scognamillo, Burçak Evren, Semih Kaplanoğlu, Peyami Çelikcan, Yalçın Yelence, Abdülhamit Kırmızı, Celil Civan gibi isimler yer alıyor. Proje kapsamında, Agah Özgüç ve Vadullah Taş gibi koleksiyonerlerin arşivlerinden istifade ediliyor. 8 kişinin tam, 5 kişinin ise yarı zamanlı çalıştığı proje, birçok gönüllü tarafından da destekleniyor.

Kaynak :[-]

Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez.

 sanat magazin

1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı.

2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti.

3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı.

4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı.

5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu.

6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi.

7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı.

8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi.

9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti.

10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu.

11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı.

12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü.

13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor.

14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri.

15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı.

16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli.

17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı.

18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı.

19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı.

20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di.

21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü.

22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı.

23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu.

24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap.

25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır.

26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti.

27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı.

28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor.

29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı.

30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı.

31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı.

32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap.

33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu.

34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı.

35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di.

36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir.

37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı

38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor.

39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede.

40- Rapçi Common da.

41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor.

42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı.

43- Süpermen aslında kel ve megaloman.

44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı.

45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü.

46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı.

47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi.

48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır.

49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi.

50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü.

Kaynak: BuzzFeed, Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir

 

 

Bu yıl 19’uncusu düzenlenen Sidney Bienali, aralarında Türkiye’den Meriç Algün Ringborg’un da bulunduğu 90 sanatçıya ev sahipliği yapıyor.

Avustralya’nın Sidney şehrinde düzenlenen 19. Sidney Bienali ‘You Imagine What You Desire (Ne istersen onun hayalini kurarsın)’ teması ile 21 Mart’ta başlıyor. Sanat yönetmeni Juliana Engberg bu yılki bienal programını ‘Prometheus’un ateşi için çarpan kalpler’ ifadesiyle açıkladı.

'Ödünç Alınmamış Kitaplar Kütüphanesi' Meriç Algün Ringborg'un bienalde yer alan çalışması.

‘Ödünç Alınmamış Kitaplar Kütüphanesi’ Meriç Algün Ringborg’un bienalde yer alan çalışması.

19.sidney bienali1976 yılından bu yana gerçekleştirilen Sidney Bienali’nde NSW Galeri (New South Wales) içerisinde sergilenecek 17 sanatçının 39 işinin bienal teması ile örtüşmesinin yanında, ana salonda sergilenen Afganistan hazineleri ile de ilişkilendirildi. Afganistan’ın başkenti Kabil’den getirilen altın eserler arasında çalışmaları bulunan bu 17 sanatçı arasında İsveç’te yaşayan Türk sanatçı Meriç Algün Ringborg da bulunuyor.

‘Ödünç alınmayan kitaplar kütüphanesi’ adını taşıyan enstalasyon çalışmasında Ringborg, Sidney Teknik Üniversitesi kütüphanesinde bulunan ve bugüne dek hiç kimsenin ödünç almadığı ve kütüphaneden çıkarmadığı sanat kitaplarını sergiliyor. İnsanların eğitim ve iş yaşamındaki eğilimlerine odaklanan ve bu odak noktası çerçevesinde sanatla aralarına koydukları mesafenin de altını çizen çalışması, bienal izleyicilerinden bu kitapları ödünç almalarını istiyor.

Bienalde yer alan diğer sanatçıların çalışmaları da insan çeşitliliği, jeopolitik ve kültürel davranışlar, metaforlar, fabllar ve biriktirme kültürü üzerine yoğunlaşıyor.

Mel O’Callaghan, Parade, 2014 (artist model)

Mel O’Callaghan, Parade, 2014 (artist model)

19. Sidney Bienali

Bu yıl 31 ülkeden 90 sanatçının çalışmalarının sergileneceği 19. Sidney Bienali, 9 Haziran tarihine dek devam edecek. Asya-Pasifik ülkelerinde düzenlenen ilk bienal olmasının yanında, en uzun süre açık kalan sanat etkinliklerinden de biri. Yan etkinlikleriyle birlikte yaklaşık yüz ülkeden 1600 sanatçının işlerini gösterebilmesini sağlayan bienal, bağımsız bir sanat oluşumu.

Kaynak: Al Jazeera

Bir gecede 1.200 şişe şampanya nerede içilir? Veya sadece oturarak, hatta belki de dünya çapında ekrana çıkarak 125 dolar nasıl kazanılır? İşte 2 Mart’ta düzenlenecek Oscar Ödül Töreni öncesinde bilmeniz gereken dokuz ilginç gerçek…

oskar ödülü

Buzzfeed’in hazırladığı videoya göre Oscar’lar hakkında şaşırtıcı gerçekler şunlar;

1- Ödül kazananlar tam anlamıyla Oscar heykelciğinin sahibi olamıyor. Daha önceden ödüller satılabiliyordu, şimdiyse heykelcik sahibi isimler imzaladıkları anlaşma gereği Oscar’ı ilk olarak Akademi’ye satmak zorunda. Ve sadece bir dolara…

2- Oscar Ödülleri için yaklaşık olarak 6 bin Akademi üyesi oy kullanıyor.

3- Jüri üyeleri sadece kendi branşındaki isimler için oy kullanıyor. Örneğin, aktörler aktörler, yönetmenler de yönetmenler için oy kullanıyor. En iyi film içinse herkes oy verebiliyor.

4- Kazananların yer aldığı ‘posta’ ocak ayı sonunda Akademi’ye gönderiliyor ve son haftaya kadar kapalı kalıyor. Kazanan isimleri, törenden önce sadece iki kişi biliyor.

5- Ödül töreni sırasında salonun her zaman dolu gözükmesinin sebebi ilginç: Törene katılanların yerlerinde oturmadığı ya da tuvalete gittikleri sırada, sadece orada oturması için tutulan kişiler var. Salonun dolu gözükmesi için masalara oturan bu kişiler gecede 125 dolara yakın para kazanıyor.

6- Oscar Ödül Töreni’nin resepsiyonunda yaklaşık 1000 ıstakoz, 18 kilo havyar, 1200 şişe şampanya, 1200 istiridye ve altın tozlarıyla yapılmış, Oscar heykeli şeklinde 4 bin çikolata tüketiliyor.

7- İlk Akademi Ödül Töreni 1929′da yapıldı, 15 dakika sürdü ve videoya kaydedilmedi.

8- Oscar ismi Akademi’den bir kütüphanecinin, amcası Oscar’a benzemesinden dolayı verildi.

9- ‘ Akademi ‘ lakabıysa ilk kez 1939′da kullanmaya başladı.

Kaynak : [-]

Çıtır Çıtır Felsefe’nin yazarı Brigitte Labbé 1 Mart’ta İstanbul’da katılacağı Eğitimde Edebiyat Seminerleri’nde çocuk ve felsefe ilişkisi üzerine konuşacak.

Brigitte Labbe

Çıtır Çıtır Felsefe kitap dizisinin yazarı Brigitte Labbé İstanbul’da düzenlenecek Eğitimde Edebiyat Seminerleri’ne katılacak.

Günışığı Kitaplığı’nın düzenlediği seminerde kapanış konuşmasını yapacak olan Labbé çocuk ve felsefe arasındaki hassas ilişkiyi anlatacak.

Seminerde çocuk ve gençlik edebiyatının ana başlıkları, eğitim ve edebiyatın buluşma noktaları, kütüphanelerin eğitimde yaratıcı kullanılması gibi konular konuşulacak.

Eğitimin edebiyat karnesi

Katılımın ücretsiz olduğu seminerde Labbé’nin yanısıra öğretmenler, kütüphaneciler, eğitim yöneticileri ve ilgili akademisyenler de konuşacak.

Doç. Dr. Nermin Yazıcı, edebiyatın eğitimde nasıl konumlanabileceğine ilişkin yeni yaklaşımları; şair, yazar, çevirmen ve yayıncı Turgay Fişekçieğitimcinin öğrencilerini edebiyatla dönüştürme gücü üzerine konuşacak.

Yazar Mine Soysal ve eğitimci Mehmet Aksoy eğitimin edebiyatla temas ettiği noktaların üzerinden geçerek “eğitimin edebiyat karnesi”ni değerlendirirken Prof. Dr. Bülent Yılmaz öğretmen ve kütüphanecinin işbirliğini ve yenilikçi uygulamaları aktaracak.

Seminerde öğrencileriyle yaratıcı okuma uygulamaları gerçekleştiren öğretmenlerin özel sunumları da yer alacak.

400 eğitimci

Farklı şehirlerden 400’e yakın eğitimcinin katılacağı seminer 1 Mart’ta Şişli Terakki Ortaokulu’nda gerçekleşecek.

Seminere katılmak isteyenler için Bakırköy, Levent ve Beşiktaş’tan servisler kaldırılacak.  (YY)

Program ve seminerle ilgili diğer bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak : [-]

Mart ayında, İstanbul’da yeni bir fuar var. CNR Holding kuruluşu Sine Fuarcılık ile Basın Yayın Birliği işbirliğinde 250 marka ve 150’nin üzerinde yayınevinin ve sivil toplum kuruluşun katılımıyla 1-9 Mart tarihlerinde Yeşilköy’deki CNR EXPO’da CNR Kitap Fuarı düzenlenecek.

çocuk-kitap

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, ana teması “Sosyal Medya ve Çocuk” olarak belirlenen fuar, 20 bin metrekare alanda gerçekleştirilecek.

CNR EXPO’da ilk kez düzenlenecek fuarla ilgili bilgi veren Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün, sektörün ve özellikle İstanbul’un yeni bir kitap fuarına ihtiyacı olduğunu söyledi.

Üstün, İstanbul için bir kitap fuarının yeterli olmadığını belirterek, “Nihayet Basın Yayın Birliği’nin de çabalarıyla şehrin özlemi sona eriyor. İstanbul’un yeni kitap fuarı, CNR EXPO Yeşilköy’de, şehrin neredeyse kalbinde metro, metrobüs, tramvay, Marmaray gibi tüm majör ulaşım araçlarına yakın bir lokasyonda düzenlenecek” ifadelerini kullandı.

Fuarın çocuk ve yetişkinler için sürpriz etkinlikleri olduğunu aktaran Üstün, şunları kaydetti:

“CNR Kitap Fuarı, her görüşten yayıncının ve kitapseverin buluşacağı tam bir kitap karnavalı halinde geçecek. Kültür dünyamızın pek çok resmi ve gayrı resmi öğesinin içten destekleriyle yayıncıların, kitapseverlerin, İstanbul’un ve İstanbullunun fazlasıyla memnun kalacağını umduğumuz bir fuar düzenleyeceğiz.”

 CNR Kitap Fuarı

okuyan-çocuk Fuar, ziyaretçi ve katılımcılarına imza günleri, tiyatro gösterileri, konferanslar, söyleşiler ile zengin bir içerik sunacak. Fuarın en ilgi çekici etkinlikleri ise ana teması “Okullar Yarışıyor” ve “buhangikitap.com” üzerinden gerçekleştirilecek yarışmalar olacak. Öğrencilerin sosyal medya üzerinden katılacağı yarışmada çeşitli ödüller dağıtılacak. Telif hakkı ihlallerine ilişkin öğretmelerin geliştireceği projelerin katılabileceği yarışma ise “buhangikitap.com” üzerinden gerçekleşecek

Fuara 250 marka ve 150’nin üzerinde yayınevi katılacak. Fuarda çocuk, eğitim, dini ve dünyaca ünlü yayınevlerine ait kitaplar sergilenecek. Öğretmenler, öğrenciler, yayıncılar, kitabevleri, kütüphaneciler, tercüme büroları, gazeteciler, yazarlar, editörler, yayınevi, yazar telif ajansları ve okurların hedef ziyaretçi olarak belirlendiği fuara giriş ücretsiz olacak.

İTEF 2013-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 5′inci yılında beş şehre; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum ve Konya’ya uğrayacak. 30 Ekim-10 Kasım tarihlerinde düzenlenecek festivalin bu yılki teması “Şehir ve Oyun”.

Tanpınar-edebiyat-festivali

Her yıl olduğu gibi bu yıl da okuma ve söyleşiler, sektörel buluşmalar, çocuklarla etkinlikler ve Türkiye edebiyatının uluslararası edebiyat çevrelerine tanıtılmasını amaçlayan edebiyat söyleşilerine ev sahipliği yapacak festival, bu yıl 15 ülkeden 45′i aşkın yazarı ağırlayacak.

İTEF 2013 – Şehir ve Oyun İstanbul’da, çeşitli yerli ve yabancı kurumların işbirliğinde tematik yazar söyleşileri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Yazarlar Okullarda programına dahil olan yabancı yazarların okul etkinlikleri, Café Amsterdam programları, edebiyat-performans geceleri, özel bir masa oyunu turnuvası, Fabisad işbirliğinde gerçekleştirilen tematik etkinlikleri, Profesyonel Buluşmalar Fellowship Programı, Dergah Yayınları işbirliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi’nde Türk edebiyatı etkinlik serisi ve daha pek çok programla takipçilerine bu yıl da unutulmaz bir edebiyat deneyimi yaşatacak. Bütün etkinlikler Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde düzenlenecek.

İTEF 2013 TEMASI: ŞEHİR VE OYUN

itef-yazarİTEF 2013-Şehir ve Oyun’da Türk ve yabancı yazarların okuma ve söyleşi etkinliklerine, fantastik edebiyat panellerine ve masa oyunlarına, festival mekânlarını birer Amsterdam kahvesine dönüştüren Café Amsterdam gecelerine, Cezayir Restaurant konferans salonu, KargArt ve Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak katılmak mümkün olacak.

Vehbi Koç Vakfı’nın ana destekçisi olduğu festival İTEF etkinliklerinde bu yıl, can sıkıntısı, oyun, edebiyat üçgeninde yazar ile okurun ilişkisinden, edebiyatın diğer mecralara taştığı örneklere, edebi kurgunun oyunla ayrılmaz birlikteliğinden, insanca, pek insanca olan hikâye anlatıcılığın ilkel kökenlerine çeşitli konular seçkin yazarlar tarafından ele alınacak.

AVUSTURYA EDEBİYATI MERCEK ALTINDA

Avusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, Andrea Winkler, Thomas Stangl, Teresa Präauer, Avusturya Kültür Ofisi’nde festivalin açılış okumasını gerçekleştirecekler, açılış programında Türk edebiyatının önde gelen iki sürpriz ismi de eserlerinden bölümler okuyacaklar. Yazarlar aynı zamanda İstanbul’da çeşitli ilk ve orta öğretim kurumlarını ziyaret ederek öğrencilerle söyleşilerde bulunacaklar.

“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” etkinlikleri, dünyaca ünlü yazar Alberto Manguel’in Türkiye’nin 5 kentine ikişer günlük ziyaretlerde bulunacağı ve izlenimlerinin proje kapsamında kitaplaştırılıp yayınlanacağı bir edebiyat turudur.

Dünyaca ünlü yazar Manguel’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’ eserinde yer alan İstanbul, Ankara, Bursa ve Erzurum ve Konya’yı Tanpınar’ın ayak izlerini takip ederek ziyaret edecek ve yazarın katılımıyla söz konusu şehirlerde birer söyleşi düzenlenecektir. Bu projenin İstanbul’da Divan Otelleri desteğiyle, Ankara’da Hotel Samm katkılarıyla, Bursa’da Bursa Nilüfer Belediyesi desteğiyle, Konya’da Konya Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla gerçekleşmektedir. Yapı Kredi Yayınları ve Kalem Ajans genel katkılarıyla projeye destek vermektedir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır” diye yazmasından 70 yıl sonra adım adım izinden giderek, yeni bir Beş Şehir denemesi yazacak olan Manguel, doğunun batıdaki izlerini arayacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’a uluslararası bir saygı duruşu niteliğindeki proje kapsamında İstanbul’da başlayıp yine İstanbul’da tamamlanacak olan bu kültürel okuma denemesi 2013 Ekim ayında İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali sırasında gerçekleşecek. Proje kapsamında söz konusu şehirlerdeki önemli kütüphaneler, üniversiteler, kitabevleri ve kültür merkezleri de ziyaret edilecek.

2013′ÜN İTEF YAZARLARI

itef-etkinlikAvusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, birçok edebiyat ödülüne sahip Andrea Winkler, 2004 Aspekte-Pres ödüllü Thomas Stangl, ve yazar kimliğinin yanı sıra başarılı bir çizer olan Teresa Präauer, okurlarıyla buluşacaklar.

İTEF – British Council işbirliği ile İstanbul, Türkiye’de ilk defa yapılacak literary salon etkinliğinde salon etkinliklerin yıldızı Damian Barr okuyucularının karşısına çıkacak. Dünyada ilgiyle karşılanan ve sinemaya da uyarlanan Lanet Takım adlı romanıyla tanınan David Peace, Cartoon Arts Trust Political Cartoonist of the Year ödülüne sahip karikaturist, illustrator ve yazar Martin Rowson bu seneki İngiliz yazarlardan sadece birkaçı.

Hollanda Edebiyat Fonu-Café Amsterdam programı ile Cezayir Restaurant ve Karga Bar bu sene de birer Amsterdam kahvesine dönüşecek. Café Amsterdam etkinliklerinde Hollandalı yazarlar, Türk yazarlarla birlikte okuma ve söyleşilerde yer alacaklar. Barbara Stok, Bibi Dumon Tak, Jan van Mersbergen ve Murat Işık Café Amsterdam programı ile okuyucularıyla buluşacak yazarlar arasındalar.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesi ile Bibi Dumon Tak öğrencilerle okuma ve söyleşilerde buluşacak. Festivalin dikkat çeken yazarları arasında, Macar Edebiyatı’nın son yıllardaki en iyi isimleri arasında yer alan ve 2012 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Viktor Horvath var. Israel Cultural Excellence Foundation tarafından sanatta mükemmeliyetin en yüksek ödüllerinden birine layık görülen Eskhol Nevo ile İrlandalı Yazarlar Birliği Başkanı Conor Kostick de ITEF 2013’te bulunacak.

YABANCI YAZARLAR OKULLARDA

itef-etkinlik-yabancı-yazarlarİTEF 2013 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesine festivalin yabancı konuklarını dâhil ediyor.

İTEF yazarları İstanbul’un 9 ilçesindeki öğrencilerle buluşacak. İTEF yazarları öğrencilerin yaş gruplarına göre okullarla eşleştirilecek ve festival boyunca toplam 100’ü aşkın etkinlik ile bir ilk yaratarak binlerce ilk ve ortaöğretim öğrencisiyle buluşacaklar.

ASSASIN’S CREED’IN YARATICISI PATRICE DESILETS, AHMET ÜMİT İLE BULUŞACAK

İTEF kapsamında dünyayı kasıp kavuran bilgisayar oyunu Assasin’s Creed’in yaratıcısı Patrice Désilets ve polisiye romanların usta yazarı Ahmet Ümit, İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle bir araya geliyor. Bilgisayar oyunu alanında uzmanlaşmış siyaset bilimci ve oyun tasarımcısı Olivier Mauco’nun moderatörlüğünde gerçekleşecek bu buluşmada her iki yazar kent ile ilişkilerini anlatırken izleyicileri İstanbul’u roman ve video oyunlarında (yeniden) keşfetmeye davet edecekler.

DÜNYA YAYINCILIK PROFESYONELLERİ BİR ARADA

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Fellowship programı, dünyanın dört bir yanından yayıncılar, festival organizatörleri, gazeteciler dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 20 yayıncılık profesyoneline Türk yayıncılık sahnesi tanıtılacak.

Ülkenin önde gelen uluslararası edebiyat festivali olan İTEF – İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, yazarlar, yayıncılar, ajanslar, çevirmenler, gazeteciler, edebiyat fonu yöneticileri, edebiyat festivali koordinatörleri ve yayıncılık ateşine kapılmış olan herkes için bir buluşma noktası olma özelliğini Profesyonel Buluşmalar Programıyla perçinliyor.

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Programı, 2013 yılında yurtdışından gelecek olan 20 edebiyat profesyonelini Türkiye’deki meslektaşlarıyla buluşmak üzere Yunus Emre Enstitüsü, Timaş Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları’nın destekleriyle İstanbul’da ağırlayacak. Açık çağrı yöntemiyle belirlenen katılımcılarına Türk edebiyat sahnesinin geniş bir panoramasını sunmayı amaçlayan program çerçevesinde festivalin ilk iki günü boyunca grup toplantıları, ofis ziyaretleri ve edebiyat partileri düzenlenecek.

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 5. yılındaİTEF 2013 FESTİVAL RESMİ KİTABEVLERİ

Kırmızı Kedi Kitabevi, Aziz Kedi Kitabevi, İnsan Kitap, Robinson Crusoe 389 kitabevlerindeki özel İTEF köşelerinde festival yazarlarının kitaplarını %10 indirimle edinmek mümkün olacak. İstanbul’un bağımsız kitabevlerine uğrayan festival takipçileri 25 Ekim tarihinden itibaren İTEF köşelerinde en sevdikleri yazarların kitaplarını karıştırabilecek, festival etkinliklerinden sonra kitaplarını imzalatabilecekler.

‘SINIF MÜCADELESİ’ TURNUVASI

Festival kapsamında Yordam Yayınları işbirliğiyle, Amerikalı Siyaset profesörü Bertell Ollman’ın masa oyunu, “Marxist Monopoly” diye anılan Sınıf Mücadelesi turnuvası oynanacak.

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ’NDE ÖZEL ETKİNLİKLER

İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali çerçevesinde, 2010 yılında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu’ndan sonra, 2012’de Ahmet Hamdi Tanpınar, yapıtlarına odaklanan özel bir etkinlikler serisi ile anılmış, festival, Dergâh Yayınları’nın değerli katkılarıyla yazarın eserleri üzerine söyleşiler düzenlemişti. Türk yazar, yayıncı ve akademisyenlerin katılımıyla yalnızca Türk edebiyatının masaya yatırıldığı paneller yapılacak.

FABİSAD ETKİNLİKLERİ SERİSİ

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatçıları Derneği işbirliğinde düzenlenen etkinlik serisi, festival boyunca 4 akşam boyunca fantastik edebiyat ve bilimkurgu alanında ürünler veren yazar, çizer, oyun yazarı gibi sanatçıların yer aldığı, yalnızca Türk bilimkurgu ve fantastik edebiyatına odaklanarak, dünya edebiyat sahnesine tanıtma amacıyla düzenlenen söyleşiler yapılacaktır.

YAZARLAR BULUŞUYOR

Yalnızca sektör profesyonellerini değil aynı zamanda yerli ve yabancı yazarları da bir araya getirmek ve fikir alışverişine platform sağlamak isteyen İTEF, Yazar-Yazar Buluşması’nı halka kapalı, yalnızca dileyen yazarların katıldığı ve belirlenen tema çevresinde, bir moderatör eşliğinde fikir, deneyim ve yazarlık mesleğinin çeşitli yönlerini tartıştığı oturumlar olarak tasarladı. Festivalin 2014 teması Şehir ve Yolculuk, Yazar-Yazar Buluşması’nda masaya yatırılacak.

Ayrıca, İTEF kapsamında bu yılki paralel etkinlik Cervantes Enstitüsü’nde yapılacak olan film gösterimleri de festival takipçilerinin kaçırmaması gereken programlar arasında. İspanyolca Edebiyatın seçkin örneklerinden uyarlanmış filmlerin gösterileceği program festival süresince ücretsiz olarak Cervantes Enstitüsü’nde takip edilebilir.

 Kaynak :[]

 Uzun uzadıya laflar yazarak övgüler yağdırmak değil amacımız fakat her meslek kutsal özel ve değerlidir.

öğreetmen-ve-köy-okulu Fakat özellikle öğretmenlik zor ve güzel bir meslektir. Elbette bunu hepimiz biliyoruz. Hele bu mesleği metropollerden uzak bir yerlerde yapıyorsanız ve de yapmaya çalıştığınız dal “sanat” ise daha da zor ve kutsal bizim için.

Bugün bir mail aldık hem üzüldük hem de kurumumuza yazılmasından dolayı çok sevindik. Biliyoruz her yere yetmemiz mümkün değil. Fakat en azından bu güzel isteğe de duyarsız kalmamız da mümkün değil. Çünkü genel olarak sanatın önemsenmediği, umursanmadığı şehirlerde dahi bir çok okulda müzik, resim gibi derslerin boş geçtiği bir dönemde Anadolu’dan bir sesin sanat yapabilmek için destek istemesini görmek bizleri nekadar mutlu etti bilemezsiniz.

Elbette biz kurum olarak elimizden geldiğince destek olacağız ya siz?

Yardım etmek isterseniz evinizde, kütüphanenizde atıl olarak duran sanat ile ilgili katalog, doküman var ise lütfen bize ulaşın bu güzel sese birlikte karşılık verelim. Kim bilir içlerinden büyük sanatçılar çıkar ya da enazından sanat seven bir neslin yetişmesine katkıda bulunuruz. özellikle şu sıralar buna çok ihtiyacımız var.

Sizler gelen e-maili değiştirmeden adı gizli tutarak yayınlıyor ve denizde damla olmaya davet ediyoruz. Elinizde bulunanları bize ulaştırın sizlerin adı ile bizde ilgili Öğretmenimize ve daha başka imtiyazı olan öğretmenlerimize yollayalım.

Adresimizi biliyorsunuz! Bilmiyorsanız lütfen TIKLAYINIZ (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği-Dernek sitemiz  http://www.narsanat.org.tr)

“Merhaba,

 Erzincan’dan yazıyorum.

kasabada-sanat Küçük bir doğu şehrinin bağrından. Resim öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Her ne kadar dağların ortasındaki bağlardan ilham almaya çalışsak da sanat adına maalesef olanaklarımız kısıtlı. Başta sanatı sevdirmekle işe başlanmalı diye düşünerek elimden geleni yapmaya ve öğrencilerime fayda sağlamaya çalışıyorum. Ancak  doküman kısmında da sıkıntı yaşıyoruz.

 Eğitim ve sanat adına bize destek vereceğinizi düşünerek  ve  naçizane   samimiyetinize güvenerek sizden  kataloglar talep ediyorum.

 En kısa zamanda cevap bekliyorum.

 Saygılarımla…

 Ayşenur Ba…  “

 

Pek çok çevrede olduğu gibi sanat çevrelerinde ve özellikle edebiyat çevrelerinde sıkça dile getirilen bir terim olan “Sen, ben, bizim oğlan” terimini hatırlatan bu durum aslında gülünesi bir durumdur. İyi olmak, büyük olmak için “Nobel sahibi mi olmak gerekiyor?  Malum olanları da görüyoruz kimi zaman” demeden geçemedim ve bu haberi yayınladım. Buyurun bizim oğlanlarının düşüncelerini okuyalım. (Editör)

İlber Ortaylı geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada Türk edebiyatının Nobel’i, romanla değil şiirle hak ettiğini söyledi ve bir tartışmanın fitilini ateşledi. Ertuğrul Özkök de köşesinde Ortaylı’ya yüzde 100 katıldığını yazarak tartışmayı alevlendirdi.

Akşam gazetesinden Eyüp Tatlıpınar, Ortaylı’nın bu iddialı açıklamasını edebiyatçılara ve konuyla ilgili kişilere sordu..

İşte “Nobel, Türk şiirine verilse hangi şaire yakışır?” sorusunun yanıtları

“NOBEL ADAYI ŞAİR BİZDE ÇOK”
Şair Ataol Behramoğlu
× Şiirin, Nobel’i daha çok hak ettiği görüşüne katılıyorum. Nedeni çok açık; bizdeki edebiyat geleneğinin en birikimli, en gelişmiş, dünya ölçeğindeki türü şiirdir.
× 19. yüzyılda Tevfik Fikret, biçimi ve ses tonuyla, büyük dünyasıyla Nobel’i hak ediyordu.
× 20. yüzyıl başlarında Yahya Kemal, divan edebiyatı, İstanbul Türkçesi ve Fransız şiirini sentezlemesiyle hak ediyordu.
× Nazım Hikmet, herkesçe bilindiği gibi dünyanın en iyi şairlerinden. Yaklaşık olarak aynı şeyler Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet Anday için de söylenebilir.
× Nobel, özellikle son yıllarda postmodern yaklaşımlara, siyasi dalgalanmalara göre veriliyor. Nobel’i Türkiye’ye veren ekibin Türk edebiyatını tanıdığını hiç zannetmiyorum.
× Türkiye’de şiirin günümüzdeki durumu dünyayla paralel gidiyor. Dünyada şiir, deyim yerindeyse moda değil. Edebiyatı gerçekten seven okurun ilgi alanında kalıyor. Dünyada hakim olan değerler parayla, eğlenceyle, hızlı tüketimle ilgili. Şiir de bu dünyaya yabancı.

“İLBER’E KATILMIYORUM”
Yazar, Eleştirmen Necmiye Alpay
× Genel olarak ödül mekanizmalarına karşı olduğum için, Nobel adaylarım yok.
× Sevgili sınıf arkadaşım İlber Ortaylı’nın sözüne gelince. ‘Nobel’i hak etmek’ sözünü ‘değerli olmak’ diye anlayacaksak İlber’e pek katılamıyorum. Türkçe şiir ile roman arasında çok temel bağlar var. Her ikisinin de okuru olan bir kimsenin, yani roman yazarının, şiirdeki duygudan beslenmemiş olması düşünülemez. İlber’in kurduğu bağ bu yönüyle önemli.
× En büyük roman ve öykü yazarları şiirden beslenmiştir, bugün de beslenmektedir: Hayatta olanlardan, Leyla Erbil, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Tahsin Yücel… Öte yandan, özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar’ın o müthiş hesaplaşmasından bu yana, roman olsun, düşünce yazısı olsun Türkçe düzyazıyı şiirden (siz bunu ‘dünya edebiyatından’ diye anlayınız) geri saymanın uzun uzadıya savunulacak bir yanı yok.
× İlber Ortaylı işin bu yanını değil de, Türkçe şiirin değerini vurgulamak istemiş olabilir. Ama bunun için de ödül temelli değer yarıştırmasına girmekten daha iyi yöntemler bulunabilir.

“NOBEL HAK EDENE VERİLMİYOR”
Yazar İnci Aral
× Nobel’e inanmıyorum. Zaten romanda da iyi edebiyata verildiğini düşünmediğim için, hangi türün daha çok hak ettiği tartışması biraz anlamsız. Politik kaygılar, iyi edebiyattan daha önemli bir kriter mesela.
× İyi edebiyata verilecek bir Nobel’den söz edersek Turgut Uyar’a verilebilirdi. Günümüzde Adonis’e verilebilir, ama Türkiye’den yaşayan bir şair ismi veremem.

“TÜRK ŞİİRİNİN NOBEL’DE GÖZÜ YOK”
Şair Ömer Erdem
× Pek katılamıyorum bu görüşe. Türk şiirinin Nobel’de gözü yok bence. Nobel’i dağıtan küresel düzenin karşısında bir yerde konumlandığını düşünüyorum.
× Türkiye’de şiirin geliştiği bir hakikattir ama 2000’lerden itibaren yerini romana terk etti. Şiir, bu dönemde gelişen tüketim kültürüne uygun değil çünkü. Edebi etkinliğin merkezinden uzaklaşmaya devam edecek. Yalnızca Nobel’cilerin değil, Türkiye’de yaşayanların gözünden de uzaklaşacak.
× Nobel için şair adayı istiyorsanız, yılların bir şeyler kattığı yazarları önerebilirim; Sezai Karakoç, Ülkü Tamer, İsmet Özel…

“NOBEL ADAYIM: TURGUT UYAR”
Şair Kaan Koç
× Hem coğrafi, hem sosyolojik olarak Nobel en çok şiire yakışırdı; evet. Bu coğrafyanın dalgalı, çatışmalı halini en iyi şiir yansıtıyor. Yine de şairlerin bir özeleştiri yapması gerekiyor; kendi buhranlarıyla, şairlik unvanıyla daha çok ilgileniyorlar. Doğu’nun kolaycı toplum olmasından… Şairlerin bulunduğu toplumun edebiyat kültürünü, kelime üretimini zenginleştirmesi lazım. Bizde bu eksik.
× Nobel adayım İkinci Yeni’den bir isim olabilir. Mesela Turgut Uyar…

“ŞİİR ROMANA GÖRE DAHA ÖZGÜN”
Tiyatrocu Kenan Işık
× Bizde şiir romana göre daha özgün. Bu coğrafyada binlerce yıl boyunca yer almış uygarlıklarla onların edebi, kültürel üretimleriyle ilişki kurabildiği için. Gazellerle, kasidelerle, rubailerle örneğin…
× Roman için bu durum geçerli değil. Batı’yı model aldı bizim romancılarımız. Roman Batı’da gelişen bir tür olduğu için bu doğaldı. Ama geleneksel metinlerle ilişki kurmayı, özgün olmayı, yerli olma özelliğini kazanamadı.
× Şiir daha özgün ve bu nedenle değerlidir. Nobel’i de çok daha önceden hak etmiştir. Adaylarım, geleneği sürdüren şairler olurdu. Ahmed Arif, Cemal Süreya, Edip Cansever. Değerli şairlerimiz çok. Günümüzden Bejan Matur olurdu.

“KESİNLİKLE FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA”
Şair Küçük İskender
Öncelikle sevgili Orhan Pamuk’un bu ödülü kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum. Şiir de, roman da aynı ailenin çocukları, onları birbiriyle tokuşturmamak lazım. Bunun haricinde şiirin de aynı ödülle dönmesi tabii ki güzel bir şey olur. Bu şairi sevindirecek bir şey olmasa bile. Eğer şiirde Nobel’i alacak biri varsa o benim için kesinlikle Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır.

“45 YILDIR AYNI SORUYLA KARŞILAŞIYORUM”
Şair Haydar Ergülen
× Nobel, romanla da hak edilerek alındı. Orhan Pamuk’tan önce Yaşar Kemal de almalıydı. Fakat şiir bizim en eski edebi geleneğimizdir. Roman Batı’da, şiir Doğu’da doğan bir tür. Bizde, bir ‘Nobel’i hak etme’ meselesi söz konusuysa en az roman kadar hak ettiği doğrudur.
× Nazım Hikmet ve Fazıl Hüsnü Dağlarca alabilirdi bu ödülü. Günümüzde Gülten Akın önemli bir şair. İnsan hakları konusundaki hassasiyetlerin Nobel jürisi tarafından gözetildiğini görüyoruz. 1980’lerde hapiste yatan oğlu için çabalamış biri Akın. Politik hassasiyetlere sahip…
× 45 yıldır aynı soruyla karşılaşıyorum; ‘Şiir öldü mü?’ Ölmüyor ama biçim değiştiriyor. Şiir organik bir edebi tür. Başka şeylerin içine sızabilir. Günlük konuşma dilinde de şiir kullanabiliriz, sinema filmi çekerken de…

“ANA DİL İKİ DURUMDA ÇOK ÖNEMLİ: SEVİŞME VE ŞİİR”
Gazeteci Ertuğrul Özkök
× Kendimi, geride bıraktığımız 10 yıllık her kuşağa ait hissediyorum aslında. 1970’lerin özelliği şiirle yaşamış olmamızdı. Şimdi Twitter’da kurulan ilişkileri şiirle kuruyorduk. Cemal Süreya’nın bir şiiri kadın-erkek ilişkilerinde bizim için bir parolaydı.
× Şiirin yaşamımızdaki etkisi büyüktür. Hala şiirle konuşuyoruz. Türk müziğinde şiirselliği kuvvetli buluyorum. Doğuş’un, Sezen Aksu’nun şarkı sözlerinde şiirselliğin kuvvetli etkisi var örneğin.
× Ana dil iki durumda çok önemlidir; sevişmede ve şiirde.
× Türk şiirinin insanlar arası ilişkileri açan maymuncuk olduğunu düşünüyorum.
× Romanı çok severim ama bana, ‘Nobel değeri en yüksek edebi ödüldür, kime verelim?’ deseler hiç düşünmeden şairleri gösteririm. Bir isim vermemi istiyorsan benim için Ece Ayhan önce gelir. Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Sezai Karakoç, Enis Batur, Küçük İskender gibi şairler onu takip eder.
× Nobel jürisinin gözünde politik tavır önemli bir kriter. İnsanların politik tavırları olması elbette gerekli bir şey ama bir edebiyat ödülü için bu kriterin öne çıkarılmasını pek anlamlı bulmuyorum. Şairler politize oldukları ölçüde şiirleri değer kaybediyor. Nazım Hikmet’in en güzel şiirlerinin, kendisiyle hesaplaştığı, sevdiği kadın lara yazdığı şiirler olduğunu düşünüyorum.

“TÜRKİYE’DEN BİRİ ALACAKSA ATAOL BEHRAMOĞLU OLMALI”
Yazar Nazlı Eray
İlber Ortaylı’ya kesinlikle katılıyorum, çok doğru söylemiş. Çok iyi şairlerimiz var. Ama şairler romancılar gibi değiller. ‘Şiirim çok okunsun, çok satsın’ derdine girmez ve halkla ilişkiler çalışması yapmazlar. Zaten çok az yayınevi şiir kitabı yayınlamaya yanaşıyor. Buna rağmen onlar yazdıklarıyla mutludur ve hayranları onları takip eder, onlar hayranlarını değil.
Nobel, genellikle politik görüşlü kişilere veriliyor. Bunun değişmesi gerek. Ayrıca ‘İlla çok kalın bir kitap Nobel alır’ anlayışını da yanlış buluyorum. İncecik bir şiir kitabı birçok kalın romandan çok daha büyük duygular ifade eder. Zaten bu yüzden ‘Şiir almalı’ diyorum. Türkiye’den biri alacaksa bu kişi Ataol Behramoğlu olmalı.
Tabii şunu da unutmamak gerek, Nobel bir kitabın iyi olduğunun kanıtı değildir. Kesinlikle Nobel alması gereken ama almayan değerli edebiyatçılar olduğu gibi, Nobel aldığına kendi bile şaşıran edebiyatçılar var. Nobel’in seçim kriterlerini doğru bulmayan Sartre, Nobel Ödülü’nü geri çevirmiştir. Bunun hem yapıtlarına, hem de politik konumuna zarar vereceğini düşündüğü için.

YAŞAYAN ŞAİRLERDEN BİR ADAY GÖSTERMEK ZOR”
Şair Utku Özmakas
× Türkiye’de şiir geleneğinin güçlü olduğunu ispat etmek zor değil. Dünya kütüphanelerine bakın; romancılarımız nadir bulunur ama bir Nazım Hikmet dünyanın tüm kütüphanelerinde vardır.
× Roman şiire göre daha hızlı tüketiliyor, ortalama okura hitap etme avantajı var. Şiir, özellikle İkinci Yeni akımından sonra daha fazla kültürel birikim talep eden bir tür haline geldi.
× Yaşayan şairlerden bir aday göstermek kolay değil. Metin Kaçan’ın ‘Ağır Roman’ı örneğindeki gibi, roman alanında bir iyi eser vermen yetebiliyor ama şiirde iyi olmak, istikrarla ilgili bir şey. Bir şair hakkında konuşmak için üzerinden zaman geçmesi lazım. İsim istiyorsanız Nazım Hikmet ve Turgut Uyar’ı söyleyebilirim.
× Bir ara araştırdığımda 1975 ve sonrasında doğan 146 şair saymıştım. Bu sayı, zengin üretimin halen sürdüğünü gösteriyor.

Kaynak :[-]

Piri Reis Haritası 500 yaşında

Piri Reis’in 1513 yılında hazırladığı, Orta ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarını gösteren dünya haritasının 500. yıl dönümü münasebetiyle, UNESCO 2013’ü dünyada ”Piri Reis Yılı” ilan etti.

Piri Reis’in hazırladığı ve Mısır seferi sırasında Yavuz Sultan Selim’e sunduğu dünyaca ünlü harita aylık tarih ve kültür dergisi Yedikıta’nın Şubat sayısında geniş yer buldu.
Piri Reis Haritası’nın 500. yıl dönümü ve 2013’ün UNESCO tarafından ”Piri Reis Yılı” ilan edilmesi dolayısıyla, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeniçağ Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından derlenerek, Yedikıta Dergisi’nde yayınlanan makale, Piri Reis’in haritasıyla ilgili dikkati çekici bilgiler içeriyor. Piri Reis’in 1513’te Gelibolu’da hazırladığı harita, Topkapı Sarayı Müzesi, Revan Kitaplığı, Numara 1633’e kayıtlı olarak muhafaza ediliyor.

Deve derisi üzerine çizip Yavuz Sultan Selim’e sundu

Deve derisi üzerine 9 renk ile resmedilmiş ve üst kısmı koparılmış olan haritada üçü küçük, ikisi büyük 5 rüzgar gülü bulunuyor. Piri Reis çizdiği haritasında pek çok yenilikler ortaya koyduğunu, Hind ve Çin Denizlerinin şimdiye kadar Anadolu’da kimsede bulunmayan yeni haritalarını çıkardığını ve bunu Mısır’da Yavuz Sultan Selim’e sunduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in haritasının mevcut kısmında, Atlas Okyanusu’nun iki yakasını ihtiva edecek şekilde, Batı Afrika kıyıları, Asor, Kanarya ve Yeşilburun takımadaları, Atlas Okyanusu, Güney Amerika ile Orta Amerika’nın bilinen kısımları, Florida ve Antiller’in yer aldığını anlatıyor. Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in, haritada şekillerin yanı sıra, çizilen yerlerin özelliklerini, ne zaman kim tarafından keşfedildiğini ve kimlerden faydalandığını eklediğini hatırlatıyor. Prof. Dr. Ak’ın verdiği bilgiye göre Piri Reis, çalışmasında Kristof Kolomb’un haritasınıkullanmış, onun 3. seferine katılmış ve daha sonra Kemal Reis’e esir düşmüş olan bir yardımcısının anlattıklarından yararlanmış. Piri Reis’in haritasının en önemli özelliği, çeşitli ölçeklerdeki haritaları tek ölçeğe indirerek, birbirlerinin eksik taraflarını diğerleriyle tamamlamış olması. Harita, günümüze kadar ulaşmayan Kristof Kolomb’un keşiflerine dair en eski eser olması bakımından değer kazanıyor.

”Çağımızda bu haritanın bir benzeri kimsede yoktur”

Prof. Dr. Mahmut Ak, haritanın eşsiz oluşunu şu satırlarla anlatıyor:

”Piri Reis, 1528’de Gelibolu’da bir harita daha çizer ki, bu da Topkapı Sarayı Kütüphanesi Hazine Kitaplığı Numara 1824’te kayıtlıdır. Ceylan derisi üzerine ve 8 renkle çizilen ikinci harita birincisinden daha itinalıdır. Piri Reis bu muhteşem dünya haritasını nasıl yaptığını anlattığı satırlara ”İşte bu harti misalinde harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyad oldu” diye başlar. (Çağımızda bu haritanın bir benzeri kimsede yoktur. Bu harita benim elimde şekillendi ve gün yüzüne çıktı.)Bu harita Kuzey Amerika’nın, aslı günümüze ulaşan ilk ilmi haritası olma özelliğini taşıyor.”

Kitab-ı Bahriye’nin de yazarı

Piri Reis’in çizdiği haritaların yanı sıra, bir Akdeniz seyahatnamesi konumunda olan Kitab-ı Bahriyesi’ni de zikretmek gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ak, şunları belirtiyor:

”Genel anlamda bir Akdeniz seyahatnamesi olan Kitab-ı Bahriye, bütün Akdeniz için bir rehber olması yanında, özellikle henüz fethedilmemiş yerler hakkında Osmanlı idarecilerini bilgilendiriyor. Piri Reis’in en kalıcı hizmeti şüphesiz Osmanlı’nın Akdeniz’deki hakimiyetini kalıcı kılacak mahiyette olan, bütün limanları ve buralardaki ikmal noktalarını tanıtan Kitab-ı Bahriye’yi yazmış olmasıdır.”

Prof. Dr. Ak, Piri Reis’in çizdiği haritalar ve katıldığı seferlerde gördüğü yerler hakkında verdiği bilgilerle, Akdeniz’deki Türk varlığının pekişmesi, Kızıldeniz’in Portekiz tecavüzlerinden korunması ve Osmanlı nüfuzunun Hint sularına taşınmasında büyük hizmetleri olduğunu ifade ediyor. Ak, haritacılık ve coğrafya alanında ünlenen Piri Reis’in çizdiği haritaların, Osmanlı devlet ve ilim adamlarının dünyadaki yenilikleri takiplerine tanıklık ettiğini dile getiriyor.
 Kaynak :[-]

Atatürk Kitaplığı’ndaki gazete ve dergi arşivinin görülebileceği ”Havadis Yüz Yıl Önce” sergisi, bugün Taksim Maksem Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde açılacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Atatürk Kitaplığı’nın 530 başlıkta 12 bin 139 cilt gazete ve 4 bin 946 başlıkta 39 bin 981 cilt dergiyi içeren arşivini kültür hayatına kazandırmak için sergi hazırlandı.

Sergi için, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi gazetesi olan ”Takvim-i Vekayi”den ilk özel teşebbüs gazetesi olan ”Ceride-i Havadis”e kadar birçok Osmanlıca gazete ve dergi 100 yıl geriye gidilerek tarandı.

Sergiyle, 100 yıl öncesinin denk geldiği 1912 yılında yayınlanan gazete ve dergilerde o dönemde insanların ne konuştuğu, ne düşündüğü, ne ürettiği, ne tükettiği, devrin siyasi ve ilmi olayları, sanat ve modası bugüne taşınmaya çalışıldı.

Proje ekibi tarafından 1912 yılında yayınlanan ve Atatürk Kitaplığı’nın arşivinde bulunan ”İkdam”, ”Tanin”, ”Teminat”, ”Sabah”, ”Vazife”, ”Hikmet”, ”Tasvir-i Efkar”, ”Serbesti”, ”Alemdar” gibi gazetelerden dönemi bütün yönleriyle yansıtabilecek haberler tespit edildi.

Ayrıca bu haberleri desteklemek için o dönemde yayınlanan ”Karagöz”, ”Sebilurreşad”, ”Djem”, ”Eşek”, ”Hilal-i Osmani”, ”Nana”, ”Kadın”, ”Muallimler”, ”Meşrutiyet”, ”Kelniyet” ve ”Faruk” dergileri de elden geçirildi.

Sergide, kişileri, olayları ve yerleri daha iyi görünür kılmak için görsel malzeme sunan ”Şehbal” ve ”Servet-i Fünun” gibi dergilerden ve Atatürk Kitaplığı kartpostal ve fotoğraf arşivinden yararlanıldı.

Proje yürütücülüğünü Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder‘in, küratörlüğünü Cavide Pala ve Hanife Öztürk‘ün yaptığı sergi, 31 Aralık‘a kadar ziyaret edilebilecek.

 Kaynak :[-]

Manchester Üniversitesi’nden Prof. Barry Cooper, ünlü bestecinin ölümünden 185 yıl sonra orta çıkarılan ilahinin ünlü “Missa Solemnis” eserinin taslaklarının yer aldığı bir defterde bulunduğunu söyledi.

Cooper, Beethoven’ın Gregoryen döneme ait bin yıllık “Pange Lingua” adlı ilahinin melodisini değiştirerek yeniden yorumladığını belirtti.

Cooper, ilahinin mart 1820’de o zamanlar 39 yaşında olan bestecinin hamisi Avusturya Arşidükü Rudolp’ün Olmutz başpiskoposu ilan edildiği törende çalınmış olabileceğini belirtti.

Ünlü besteciyle ilgili en önemli uzmanlardan biri olarak kabul edilen Cooper, iki dakikalık eserin Beethoven’ın diğer tüm eserlerinden çok farklı olduğunu söyledi.

Beethoven’in iki eser dışında dini müzik bestelemediğini işaret eden Cooper, “Beethoven’ın kilisede yapılan sıradan bir ayin için beste yapması kesinlikle olağanüstü. Bestecinin böyle bir esere imza atacağına kendi gözlerimle görmesem hayatta inanmazdım. Çok şaşırdım” dedi.

Eserin yer aldığı 1820 tarihli defter, Berlin Devlet Kütüphanesi’nde saklanıyor.

Prof. Cooper, Beethoven’ın tamamlanmamış taslaklarından yola çıkarak 10. Senfoni’yi hazırlamış ve klasik müzik dünyasında büyük tartışmalara yol açmıştı.

Müzik tarihinde Klasik dönemden Romantik döneme geçişin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Alman besteci Beethoven, tüm zamanların en ünlü ve en etkili bestecilerden biri olarak tanınıyor.

Henüz küçük bir çocukken yeteneği keşfedilen ve ilk müzik eğitimini dönemin ünlü bestecisi Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası Leopold Mozart’a öykünen babası Johann van Beethoven’dan alan ünlü besteci, Bonn’daki öğrencilik yıllarının ardından Joseph Haydn ile çalışmak için Viyana’ya taşınmıştı.

1796 yılında henüz 26 yaşındayken işitme yetisini yitirmeye başlayan Beethoven, 1818 yılında tamamen sağır olmasına karşın beste yapmaya devam etmişti.