Yazılar

pariste çanakkale sergisi

paris-te-canakkaleFransa’nın başkenti Paris’te Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından Çanakkale Savaşları’nın 100. yıl dönümü nedeniyle Genelkurmay Askeri arşiv fotoğraflarından oluşan “Çanakkale – Savaştan Barışa Uzanan Yol” isimli fotoğraf sergisi açıldı.

Serginin açılışında Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Doktor Demir Fitrat Onger Çanakkale savaşı ile ilgili bilgi veren bir konuşma yaptı. Onger’in ardından konuşan Paris Büyükelçisi Hakkı Akil I. Dünya Savaşı’nın en ölümlü savaşlardan biri olduğunu belirterek, “Galatasaray Lisesi’ne ilk girdiğim zaman dikkatimi çeken ilk şey Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden öğrencilerin listesiydi. Savaşta lise öğrencilerinin sayısı on beş bindi” dedi

Büyükelçi Akil, savaş sonrası Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektuptaki “Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz” ifadeleri ile Çanakkale Savaşı’nın insani yönleri ağır basan bir yönü olduğunun da altını çizdi.

Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından düzenlenen sergiye Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ve eşi inci Akil, Paris Askeri Ataşesi Albay Turgut Çelebi ve eşi, Yarbay Cem Yılmaz ve eşi, Amerika, Kanada, Macaristan Askeri Ataşeleri, Avusturalya ve Yeni Zelanda Büyükelçilik diplomatları, Fransa Yurtdışı vatandaşlarından sorumlu Milletvekili Habib Meyer, Paris Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı Ali Onaner, müsteşar Selen Evcit ve çok sayıda konuk katıldı.

Sergi salonunda slayt gösterisi düzenlendi. Türk mutfağından örneklerin ikram edildiği bir kokteyl verildi. Konuklar açılan defteri imzaladı. Paris’te Anadolu Kültür Merkezi’ndeki sergi 28 Haziran’a kadar gezilebilecek.

Kaynak: Gerçek Gündem

43 bin yıllık Neandertal Flütü

Dünyanın en eski müzik aleti, Neandertal Flütünü dinlemez misiniz? 43 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu müzik aleti ile, atalarımızın sanatçı ruhlu olduğu anlaşılıyor.

2008 yılında arkeologlar, Almanya’nın güneyinde Hohle Fels adında bir Taş Çağı mağarasında flüt parçaları buldular. Bu flüt parçaları, akbaba ve mamut kemiklerinden yapılmıştı. Günümüzden önce yaklaşık 42.000 ila 43.000 yıllarına tarihlenen bu enstrümanlar, gelmiş geçmiş en eski enstrümanlar olarak kabul ediliyor. Daha önce en eski kabul edilen enstrümanlar ise 35.000 yıl öncesine tarihleniyordu.

neandertal-fülütü

Araştırmacılar, titizlikle oyularak yapılmış flütlerin, özellikle mamut kemiğinden yapılmış olanların bilhassa zorlu olduğunu düşünüyor. Keşif sırasında bazı araştırmacılar flütlerin, nesli tükenmiş neandertallere karşı, ilk Avrupalı modern insanlara avantaj sağlayan kültürel başarılarından biri olabileceğini iddia ettiler. Fakat Homo sapienlerle melezleşmeleri de dahil, Neandertallerle ilgili bilgilerimiz arttıkça bu iddiaların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

bone-fl

Uzun yıllar boyu yeteneksiz olarak görülen Neandertaller de kendi flütlerini yapıyordu. Ya da en azından 1995’te keşfedilen, mağara ayısının femur kemiğinden yapılmış bir flüt de bunu gösteriyor. Kuzeybatı Slovenya’da, Divje Babe adında bir neandertal bölgesinde Arkeolog Ivan Turk tarafından bulunan bu enstrüman, en az 43.000 yıllık. Hatta 80.000 yaşında bile olabilir.Müzikolog Bob Fink’e göre, flütün üzerinde bulunan dört delik, dört notayla eşleşiyor. Fink: “Flütün notaları kaçınılmaz şekilde diyatonik (ton dışı nota vermeyen) ve herhangi antik ya da modern standart diyatonik bir ölçekle mükemmele yakın bir uyum gösterebilir.” dedi.

neandertal-fülütü-2

Arkeologların, Turk’un iddia ettiği gibi enstrümanın Neandertaller tarafından yapılıp yapılmadığını hararetle tartışmasına rağmen, bulgular insanın yakın akrabalarının hiçbir müzik izi bırakmadan yok olduklarını yalanlıyor ve tarih öncesi müziğin kapısını aralıyor.

Neandertal-flütü

Flütten çıkan sesleri duyabilmek için Slovenya Ulusal Müzesi Küratörü, flütün kilden bir kopyasını yaptı. Prehistorik enstrüman diyatonik ölçülerden tam ve yarım tonları çıkarabiliyor. Müzisyen Dimkaroski de bu flütle, Beethoven, Verdi, Ravel, Dvorak ve diğer sanatçıların eserlerinden birkaç parça çalmayı başarabilmiş. Aynı zamanda birkaç hayvan sesi de çıkartabilmiş. Slovak Müzisyen Ljuben Dimkaroski’nin çaldığı Neandertal flütünü buradan dinleyebilirsiniz:

Kaynak: Press Haber

anneler günü nar sanat

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin, Kadın eğitmenlerimizin ve velilerimizin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]

sehrin-tiyatrosu-sehrin-cocuklari-ile-bulustu100. yılını kutlayan Şehir Tiyatroları’nın bu yıl otuz birincisini düzenlediği “Çocuk Şenliği”, 20 Nisan 2015 Pazartesi günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılan coşkulu bir açılış töreniyle başladı.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde çocukların ilgiyle izlediğiBisküvi Adam adlı çocuk oyunu sahnelendi. Ayakta alkışlanan oyunun ardından Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Şehir Tiyatroları’nın çeşitli çocuk oyunlarından kostümlü oyuncular dans ederek şarkılar söyledi. İTÜ Dağcılık Kulübü dağcıları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin çatısından Çocuk Şenliği afişini aşağı indirdiler.

Etkinlikler, 20-24 Nisan 2015 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa, Kağıthane Sadabad ve Ümraniye Sahnelerinde gerçekleştirilecek.

 

31. Çocuk Şenliği’nde 16 tiyatro ekibi 32 seans çocuk oyunu sergileyecek. Ayrıca;

Çocuklara yönelik resim, heykel, dans, rap, yoga, pantomim gibi konularda 20 atölye;

Yetişkinler için alanında uzman pedagog ve psikologlarla 12 söyleşi;

Orf, klasik müzik, rap, engelli mehteran takımı gibi 5 konser gerçekleşecek.

Şenlikte ayrıca tiyatromuzun “ünlü” simaları masal okuma etkinliklerinde çocuklarla bir araya gelecek.

Çocukları tiyatroyla ve sanatın diğer dallarıyla buluşturmayı hedefleyen şenlikte, tüm oyunlar ve etkinlikler ücretsizdir.

Kaynak: Mürekkep Haber

altin-palmiyeBu yıl 68’incisi düzenlenecek Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye için yarışacak filmler açıklandı. Aday listesine Fransız filmleri damgasını vurdu.

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak 17 aday film açıklandı. Bunlardan dördünü ise Fransız filmleri oluşturuyor.

Paris’te festivalin programını tanıtan Festival’in Sanat Yönetmeni Thierry Frémaux, “Bu yıl Fransa için güzel bir yıl” diye konuştu.

13-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek festivalde Fransız yönetmenler, Jacques Audiard “Dheepan” adlı filmi ile, yönetmen Maïwenn Le Besco ise “Mon Roi” adlı filmi ile büyük ödül için yarışacak. Maïwenn Le Besco, 2012 yılında “Polis” adlı filmi ile Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmıştı.

Fransız yönetmenlerin yanı sıra yarışma bölümünde büyük isimler de bulunuyor. ABD’li yönetmen Gus Van Sant’ın “The Sea of Trees” adlı filmi, Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ün “Sicario” adlı filmi ve İtalyan usta yönetmen Nanni Moretti’nin “Mia Madre” adlı filmi bu yılın en iddialı filmleri arasında sayılıyor.

Woody Allen’ın “Irrational Man” adlı filmi de yarışma dışı bölümde izleyici ile buluşacak.

Bu yıl 68’incisi düzenlenecek festivalin jüri başkanlığını ise “The Big Lebowski”, “Fargo”, “No Country for Old Men” adlı filmleri ile sinema tarihine adını kazıyan Coen Kardeşler yapacak.

Cannes Film Festivali’nde geçen yıl Altın Palmiye Ödülü’ne Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” adlı filmi layık görülmüştü.

Kaynak: Deutsche Welle

roma-turk-film-festivaliBu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali, Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı “Unutursam Fısılda” filminin gösterimi ve ardından düzenlenen basın toplantısı ile başladı.

Onursal Başkanlığını Ferzan Özpetek’in yaptığı festivalde Hümeyra “Festival Onur Ödülü”ne layık görüldü. Sanatçı ödülünü bu akşam Roma’nın en eski sinema merkezlerinden biri olan Barberini sinemalarında gerçekleştirilecek olan gala gecesinde alacak.

Hümeyra, basın toplantısında yaptığı konuşmada gençliğinde İtalyan filmleri ve şarkıcılarına bakarak bir gün onlar gibi olmayı hayal ettiğini dile getirerek, “Roma benim için çok anlamlı bir şehir, Antonioni’nin, Fellini’nin şehri. Onlar benim akrabalarım, ailem” şeklinde konuştu.

Festivalin açılış filmi “Unutursam Fısılda”nın yönetmeni Çağan Irmak ise, Türk seyircisine en yakın tepkileri Yunan ve İtalyan seyircilerin verdiğini belirtti ve filmi hakkında, “Bu 10 önce yazmaya başladığım bir filmdi. Her zaman müzikal ya da müzikle ilgili bir film yapmak istemiştim. Hatta itiraf etmeliyim ki müziği sinemadan daha çok seviyorum” yorumunda bulundu. Irmak, gelen bir soru üzerine ise Türk sinemasının son durumunu “Türkiye’de ya kişisel filmler ya da gişe filmleri çekiliyor. Bu açıdan tek kaygım ana akım film çekilmesi konusunda eksiklik olması. Ferzan Özpetek bu alanda çok başarılı işler yapıyor” dedi.

Türkiye Roma Büyükelçisi Aydın Sezgin ise, 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali’nin gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “Türk sinemasının geldiği yer ile iftihar ediyorum. Festival de Ferzan Özpetek sayesinde kurumsal bir hale geldi. Festivali gelecek yıllarda diğer İtalyan şehirlere de taşımayı umuyoruz. İki toplumdan seyircilerin sinema salonlarında bir araya gelmesi iki toplum arasındaki dostuğun pekiştirilmesi açısından da çok önemli” ifadesinde bulundu.

Festival Onursal Başkanı Ferzan Özpetek ise, Türk filmlerinin ulaştığı gişe rakamlarının İtalyan sinemacıların hayallerini süslediğini belirtti. Özpetek “Türkiye’de yabancı filmler altyazı ile gösteriliyor, İtalya’da ise dublajlı. Türkiye’de kimseye dublajlı bir yabancı film izletemezsiniz. Bu durumun da Türk filmlerine talebi arttırdığını düşünüyorum. Türk filmleri gişede 6-7 milyona ulaşabiliyor” dedi.

Festival Başkanı Serap Engin de festivale her yıl ilginin arttığının altını çizerek, “İlk sene daha küçük salonlarda gösterim yapıyorduk. Seyircilerin salona sığmaması bizi hem sevindiriyordu hem de bir yandan üzüyordu. İkinci seneden itibaren daha büyük salonlara geçtik” ifadesini kullandı.

Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Filmleri Festivali Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun katkıları, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nin desteği ve SRP İstanbul’un organizasyonuyla gerçekleşiyor.

Kaynak: Oku.net

arel-uniArel Üniversitesi akademisyenleri, Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi İbrahim Çallı Salonu’nda 24 Nisan – 06 Mayıs 2015 tarihleri arasında Arel’li akademisyenler başlığı altında bir karma sergi düzenliyor.

İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı öncülüğünde, Güzel Sanatlar Fakültesi (Grafik Tasarımı ve Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü) ve Meslek Yüksekokulu (Grafik Tasarımı ve Moda Tasarımı Programı) tam zamanlı öğretim elemanlarının ürettikleri eserleri ortak bir başlıkta bir araya getiren sergi, karşılıklı fikir ve sanat paylaşımını sağlamasını amaçlamasının yanı sıra; İstanbul Arel Üniversitesi ve Büyükçekmece Belediyesi arasında kurulmuş olan kültürel ve sanatsal ilişkileri güçlendirerek,  gelecekte Üniversite / Belediye işbirliğinde gerçekleştirilecek daha büyük projeler için bir adım oluşturmak niyetindeler.

Öğretim elemanlarının kişisel görsel dil ve tasarım anlayışları doğrultusunda oluşturdukları eserlerini izleyici ile buluşturacak olan sergi,   Sema Abakay, Candan Akpınar, Cihat Aral, Duygu Atalay, Murat Atukeren, M. Taragay Ayçe, Nesrin ÇEtiner, Evrim Demir, Pınar Eren, Selahattin Ganiz, Ahmet Öner Gezgin, Ahmet Süreyya Koçtürk, Bahattin Odabaşı, Erol Özden, F. Gülnur Özer, Mehmet Özet, Elif Sabancı, Ayten Sürür, Ecehan Toprak, Nilüfer Yeşilyurt, Vural Yıldırım, Simge Yücel’in katılımlarıyla gerçekleşecektir.

Sergi Tarih Aralığı: 24 Nisan- 06 Mayıs 2015

Açılış ve Kokteyl: 24 Nisan 2015, Cuma, Saat 18:00

Sergi Yeri: Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi İbrahim Çallı Salonu,
Büyükçekmece – İstanbul

NOT: Sergi, Pazar günleri dışında 09:00-17:00 saatleri arasında gezilebilir.

Kaynak: Medya

Hani bazı sözler vardır insanın aydığı veya yeni bir başlangıç veya sona erdiren ya da hayatı tekrarlatan.  Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması ile dikkat çekmek için zaman zaman beylik sözcükler paylaşılır ya bazıları değerli bazıları ise size göre değerli ama aslında komik. Bahsettiklerimi ise sorgulatma üzerine. Buyrun birlikte okuyalım yazar Jack London’ın sözlerini.

Jack-London-1

1. Ölüm acı vermez; acı veren şey, yaşamdır.

london-jack-older

2. Yaşama sevgi beslemeyen varlık, yok olma yoluna girmiş demektir.

london

3. Belki de hiçbir şeyde gerçek yoktur; gerçeklikte gerçek yoktur.

london (1)

4. Bir gemi filosunun hızı, içindeki en yavaş geminin hızıdır.

Jack-London-006

5. Gözlerinde gördüğü ışıltı ve sevginin, aslında onun kendi gözlerinde gördüğü şeyle arttığını bilemezdi.

jack-london5

6. Açlık çekerken, düşünceleri sık sık dünyada açlık çektiğini bildiği binlerce kişi üzerinde duruyordu, ama şimdi karnı doymuşken beyni artık açlık çeken bu kişilerin düşüncesiyle dolu değildi.

jack-london

7. Dişisine kötü davranan tek hayvan insanoğludur.

jack_london1

8. Köpeğe verilen bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, siz de köpek kadar açken onunla paylaşılan kemiktir.

Jack_London_yaş_9

9. Yaşam, yaradılış amacına uygun hareket etmeyi hedefleyenleri, başarının doruğuna çıkarır.

jack_london_6

10. Bu dünyada yapılacak, öğrenilecek o kadar çok şey vardı ki, yedi saat uyuyunca kendimi suçlu hissediyordum.

jack london2

11. Beni ben olduğum için istemiyorlar, çünkü ben, hâlâ istemedikleri eski benim.

jack london

12. Yüksek sınıfın devamı ancak başka sınıfların ezilmesi ve yıkılmasıyla mümkündür.

jack london3

 

13. Yoksulluk, yoksul olmayan bazıları için, varoluşun iyi olmadığı durumu simgeleyen bir sözcüktür.

jacklondon

 

 

14. Hayat iyi kartlara sahip olma değil, bazen kötü bir eli iyi oynama meselesidir.

Jack_london_nd_2

 

Kaynak :onedio

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com

Bilimle ilgilenen ve popüler bilim yayınlarını takip edenler Escher’i ve onun eserlerini yakından tanır. Escher’in farklı kişiliği bu ilgiyi hak ediyor doğrusu.

mc_escher

Cornelis Escher veya daha çok kullanılan şekliyle M.C. Escher 1898 yılında Hollanda’da doğdu. 1918 yılına kadar, inşaat mühendisi olan babası George Escher, annesi Sarah ve dört erkek kardeşiyle birlikte, doğduğu kent olan Arnhem’de yaşadı. Okul hayatı hiçbir zaman iyi olmayan M.C. Escher, çizimlerini gösterdiği grafik öğretmeni Samuel Jessurun de Mesquita’nın da tavsiyeleriyle grafik üzerine çalışmayı uygun gördü. Grafik eğitiminden mezun olduktan sonra hayatının her zaman önemli bir kısmını oluşturacak olan seyahat zevkinin etkisiyle İtalya’ya gitti ve burada birçok çizim yaptı.

1922’de İspanya’yı ziyaret edip birkaç yıl sonra tekrar İtalya’ya gitti. 1924 yılında burada Jetta Umiker ile evlendi ve çift uzun süre Roma’da yaşadı. İtalya’nın etkisi çizimlerinden eksilmeyecek, birçok çalışmasında İtalya’ya dair şeyler yer alacaktı. 1935 yılında çok sevdiği İtalya’dan, yükselişteki faşist hareket yüzünden, ailesiyle beraber İsviçre’ye taşındı. Başlarda İsviçre’yi pek sevemeyen aile, uzun Akdeniz gezilerine çıktı, bu geziler Escher’in eserlerini etkiledi.

1937’de eserlerinin birkaçını gösterdiği kardeşi Berend, onu matematiğe yönlendirdi ve Escher’i matematikle tanıştıran kişi oldu. Escher simetri üzerine çalışmaya okuduğu bazı makalelerin tesiriyle başladı. 1937’nin sonlarına doğru ailesiyle Belçika’ya taşındı. 1941’de Alman işgali yüzünden ailesiyle beraber Belçika’dan Hollanda’ya kaçmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda gelecekte çok ünlü olacak birçok çalışmasını yaptı. 1950’lerin ortalarında ilgisi sonsuzluğun (2 boyutlu bir düzlemde) tasvirine kaydı. Daha sonra 1958’de tanıştığı Coxeter ile ömür boyu arkadaş kaldı ve Coxeter’in çalışmaları Escher’in birçok eserine ilham kaynağı oldu. Aynı yıllarda büyük bir üne de kavuşmuştu Escher, 2 boyutlu ve 3 boyutlu öğeleri aynı anda içeren birçok çalışmaya imza attı. 1962’de hastalanıp hastaneye kaldırıldı, 1964’de yeniden hastalandı. 1970’de bir kez daha hastahaneye kaldırıldı ve 1972 yılının 27 Martında, Hilversum’da kaldığı hastahanede vefat etti. Son çalışması, yaklaşık altı ayını almış olan, ve 1969’da sergilediği “Yılanlar” idi.

escher-snakes

 

Daha önce de dile getirildiği gibi aslında kendisinin okulda matematikle arası asla iyi olmadı, ancak kendisi matematiğe yakınlığını şöyle ifade etmiştir:

” Bilim eğitiminden yoksun olmama rağmen kendimi sanatçı arkadaşlarımdan daha çok matematikçilere yakın hissettim”.

Sanatçının çalışmalarını birer ilk yada önder olarak kabul edebiliriz. Kısa bir bakışla  Escher’in işlerini birkaç grupta ele alabiliriz:

Düzlemi düzenli olarak bölmek:

Bu teknikle yaptığı resimlerinde sanatçı bir ya da birkaç motifi hiçbiri birbirinin üstüne gelmeyecek ve aralarında boşluk kalmayacak şekilde birbirlerini nasıl çevreleyebileceklerini araştırır. Bu yöntem matematikte düzlem doldurma problemi ile çakışır.Escher bu işlemi çeşitli hayvan figürleri kullanarak fantastik bir şekilde icra eder. Bu grupta topladığımız çalışmaları arasında en etkileyici olanları hiperbolik düzlem kullandığı Circle Limit (Çember Limiti) serisidir. Hiperbolik düzlem Öklid olmayan geometrilere örnek olarak Poincare tarafından geliştirilmiştir.

circle_limit_iii_in_fractal_circle_by_vladimir_bulatov-d4nxqvz

 

Metamorfozlar

Escher-795501

Bu seride yüzey figür ilişkisi çarpıcı şekilde vurgulanırken, imkansız olan boyutlar arası yolculuk da resmedilir. Doğada değişim anlamına gelen metamorfozlarda, düzlemdeki düzenliliği bozmadan sürekli deforme edilen şekiller birbirine dönüşür, gece gündüze, balıklar kuşa evrilir.

Paradokslar

tumblr_ljmzkmwcXK1qhxnezo1_1280

Escher’in en vurucu işleri paradoks (çelişki) ve sonsuzluk kavramını işlediği resimleridir. İmkansız figürleri kullanarak inşa ettiği dünyalar bizi çelişkiye götürür. Döngüsel paradoksları yaratmak için kurduğu hiyerarşik düzenlerde sürekli yukarı ya da aşağı hareket etseniz de, hiyerarşinin gereğine rağmen, yine başlangıç noktasına gelirsiniz. Bu gibi döngüler Bach’ın müziğinde de yer alır.

D.R. Hofstadler ünlü Escher Gödel ve Bach adlı kitabında bu üç şahsiyeti döngüsel paradokslarda buluşturur.

Escher’in eserlerinin açıklığı, kolay okunurluğu, akıcı anlatımı, iyi kurgulanmış güçlü yapısı iz bırakıcıdır. Dikkatli bir göz sanatçının resimlerinde tanık olduğu gariplikleri kolay kolay unutmaz. Escher oldukça sofistike ve detaycı işçiliğiyle matematiğin örgüsüyle çakışır. Yaşamı süresince ve sonrasında çok tartışılmış bir sanatçı olan Escher, matematikçi olmasa da çalışmaları pek çok matematikçiyi etkilemektedir.

Escher bir dahidir. Kendisiyle ilgili ciltler dolusu resim ve yazı vardır. Araştırmanız size çok büyük keyif verecektir.

Kaynaklar:
1- Bool F.H… Escher Complete Graphic Work, Thames and Hudson, 1993
2- Cannon J.W., “Mathematics in Marble and Bronze: Sculptures of Heleman R.P. Ferguson”, Mathematical Intelliger, cilt: 13, sayı: 1, kış 1991
3- Coxeter H.S.M, Escher: Art and Science, Elsevier Science Publishers, 1986
4- Fomenko A., Mathematical Inspirations, American Mathematical Society Press, 1990.
5- Hofstadler D.R, Gödel esher and Bach: The Eternal Golden Braid, Vintage Books Edition, 1980.
6- Kappraff J., Conecttons: The Geometric Bridge between Art and Sciences, Mc GrawHill Pub. Co., 1991.
7- Nargel E., Newman J.R., çev: Gözkan B., Gödel Kanıtlaması, Sarmal yayınevi, 1994.

Kaynak : Dunyalilar

Edvard Munch özellikle Çığlık isimli tablosuyla tanınmış Norveçli ressamdır. Ruhsal ve duygusal konuları işlediği resimleriyle tanındı. Alman dışavurumculuk akımının gelişmesine önemli katkıları oldu.

Edvard Munch

Edvard Munch

Doğum: 12 Aralık 1863, Ådalsbruk, Norveç
Ölüm: 23 Ocak 1944, Oslo, Norveç

120 milyon dolara satılan “çığlık” ın hikayesi…
Edvard Munch’ın “Çığlık” isimli tablosu “modern sanatın simgesi ve çağımızın Mona Lisası” olarak adlandırılıyor. Pek çok yerde karşımıza çıkan bu eser, yetişmekte olan dışavurumculuğa meraklı pek çok ressam için ilham kaynağı.

Peki, bu resimde neler oluyor? Mesela gökyüzü neden bu halde ve erimekte olan bir muma benzeyen bu kişi neden dehşet içinde?

Munch bunları günlüğünde yanıtlıyor: “Yolda iki arkadaşımla birlikte yürüyordum; sonra güneş battı, bir anda gökyüzü kıpkırmızı kesildi ve üzerime bir hüzün çöktü. Korkuluğa yaslı bir biçimde kıpırdamadan duruyor, çok bitkin hissediyordum; kan kırmızı bulutlar ve ateşten diller mavi-siyah fiyord ve şehrin üzerinde asılı duruyordu. Arkadaşlarım yola devam ettiler, ben tek başıma sıkıntıdan titreyerek orada dikildim. Doğayı delip geçen, bitmek tükenmek bilmez müthiş bir çığlık sezinledim.” Bu da Munch’ın, tablosunu bir ‘gün batımı’ndan esinlenerek yaptığı anlamına geliyor.

edvard-munch-çığlık

Gün batımının neden Munch tarafından böyle ürpertici bir şekilde karşılandığını anlamak için, resmin yapıldığı zaman dilimine dönmek şart. Munch’ın iş alışkanlıklarını (resimleri genellikle yıllar önce yaşanmış olaylardan ilham alıyordu) ve “Çığlık” tablosunun da bir parçası olduğu “The Frieze of Life” üçlemesi ile ilgili konuşmalarını inceleyen üç gökbilimcinin karşısına şu tarih çıktı: 1884.

Pek çoğumuz bugün bunu bilmiyoruz ama 27 Ağustos 1883’te dünya üzerindeki en büyük yanardağ patlamalarından biri gerçekleşti. Endonezya’daki Krakatoa Yanardağı’nın art arda yaşanan patlamaları o denli sarsıcıydı ki, atmosfer sıcaklığının bir derece düşmesine sebep oldu. Yanardağın gökyüzüne püskürttüğü toz ve küller yerkürenin her tarafına dağıldı, bu da gökyüzünün gün batımı sırasında yanıyormuş gibi gözükmesine neden oluyordu. 1883’ün sonuna kadar, bu toz ve küller Endonezya’dan Norveç’e dek ulaştı ve Munch’a “Çığlık” için ilham kaynağı oldu.

Kaynak : dunyalilar.org

29 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 88. (artık yıllarda 89.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 277 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

 

Olaylar

  • 1430- Osmanlı orduları Selanik ve İyonya’yı fethetti.
  • 1461- İngiltere tahtı için yapılan Güller Savaşı’ında, York Hanedanı’ından  Edward, Lancaster ailesinden VI. Henry’yi Towtonsavaşında yendi.
  • 1903- Marconi’nin telsiz sistemi aracılığıyla Londra ve New York arasında düzenli haber akışı başladı.
  • 1938- Harp Okulu Mahkemesi, Nazım Hikmet’i 28 yıl hapse mahkûm etti.
  • 1950- Nazım Hikmet, Bursa Cezaevinde açlık grevine başladı.
  • 1957- Kıbrıs’ta gerginliğin tırmanması üzerine Ada’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
  • 1966- Leonid Brejnev, Sovyetler Birliği Komünist Partisi birinci sekreterliğine getirildi. Brejnev, ABD’nin Vietnam politikasını kınadı.
  • 1968- Türkiye’de ilk böbrek nakli, İstanbul’da Doktor Atıf Taykurt ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.
  • 1973- Vietnam Savaşı: ABD’nin son birlikleri de Güney Vietnam’dan ayrıldı.
  • 1979- Uganda’da İdi Amin rejimi askeri darbeyle devrildi. İdi Amin kaçtı.
  • 1982- Kanada Yasası ile Kanada bağımsızlığını aldı.
  • 1989- Londra’da dünyanın ilk tüp beşizleri doğdu.
  • 1989- DYP Siirt Milletvekili Abdülrezzak Ceylan, TBMM’de bir tartışma sırasında vurularak öldürüldü. ANAP Siirt Milletvekili İdris Arıkan olayın zanlısı olarak tutuklandı.
  • 2004- Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya NATO’ya kabul edildiler.
  • 2005- Isparta’nın Sütçüler Kaymakamı Mustafa Altınpınar’ın, ilçedeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarına Orhan Pamuk’un kitaplarının kütüphane ve kitaplıklardan ayıklanarak imha edilmesi talimatı verdiği ortaya çıktı. Isparta Valiliği talimatı iptal etti.
  • 2006- Dünya’nın büyük bir bölümünde gözlemlenen tam güneş tutulması gerçekleşti.
  • 2009- Türkiye’de yerel seçimler gerçekleşti.
  • 2015 – Alex De Souza, Sao Paulo Alianz ParkStadı’nda Jübilesini Yaptı.

Doğumlar

  • 1790- John Tyler, ABD’li politikacı (ö. 1862)
  • 1824- Ludwig Büchner, Alman filozof ve fizikçi (ö. 1899)
  • 1826- Wilhelm Liebknecht, Alman gazeteci ve politikacı (ö. 1900)
  • 1869- Kalust Sarkis Gülbenkyan, Ermeni iş adamı (ö. 1955)
  • 1884- Memduh Şevket Esendal, Türk yazar (ö. 1952)
  • 1902- Marcel Aymé, Fransız yazar (ö. 1967)
  • 1916- Eugene McCarthy, Amerikalı politikacı (ö. 2005)
  • 1918- Sam Walton, Amerikalı işadamı (ö. 1992)
  • 1937- Gordon Milne, İngiliz futbol adamı
  • 1939- Terence Hill, İtalyan aktör
  • 1940- Astrud Gilberto, Brezilyalı şarkıcı
  • 1943- Sir John Major, İngiliz devlet adamı ve Britanya başbakanı
  • 1943- Vangelis, Yunan bestecisi ve müzik adamı
  • 1945- Walt Frazier, Amerikalı basketbolcu
  • 1949- Kayahan Açar, Türk besteci ve şarkıcı
  • 1950- Mory Kanté, Malili müzisyen
  • 1953- Süher Pekinel, Türk piyanist
  • 1953- Güher Pekinel, Türk piyanist
  • 1954- Ahmed Doğan, Bulgaristanlı politikacı
  • 1957- Christopher Lambert, Fransız aktör
  • 1963- Elle Macpherson, Avustralyalı model, oyuncu, yardımsever ve işkadını
  • 1968- Lucy Lawless, Yeni Zelandalı aktris ve şarkıcı
  • 1972- Rui Costa Portekizli futbolcu
  • 1973- Marc Overmars, Hollandalı futbolcu
  • 1976- Jennifer Capriati, Amerikalı tenis oyuncusu
  • 1981- Nihal Yalçın, Türk tiyatrocu

Ölümler

  • 1772- Emanuel Swedenborg, İsveçli bilim adamı (d. 1688)
  • 1912- Robert Falcon Scott, İngiliz kâşif (d. 1868)
  • 1939- Hafız İbrahim Demiralay, Türk politikacı ve din adamı (d. 1883)
  • 1956- Fuat Uzkınay, İlk Türk sinemacılardan (d. 1888)
  • 1966- Abdullah Ziya Kozanoğlu, Popüler tarihsel roman yazan Türk yazar (d. 1906)
  • 1970- Ayşe Şekibe İnsel, Türk politikacı (d. 1886)
  • 1972- Joseph Arthur Rank, İngiliz sanayici ve film yapımcısı (d. 1888)
  • 1980- Mantovani, İtalyan asıllı besteci (d. 1905)
  • 1982- Carl Orff, Carmina Burananın Alman bestecisi (d. 1895)
  • 1984- Ömer Sami Coşar, Türk gazeteci ve yazar
  • 1984- İlhami Bekir Tez, Türk şair
  • 1985- Marc Chagall, Fransız ressam
  • 1992- Paul Henreid, Avusturyalı aktör (d. 1908)
  • 1993- Alfred Preis, Avusturyalı mimar (d. 1911)
  • 1995- Jimmy McShane, Kuzey İrlandalı şarkıcı, Baltimora (d. 1957)
  • 1999- Joe Williams, Amerikalı şarkıcı (d. 1918)
  • 2009- Maurice Jarre, Fransız besteci (d. 1924)

 

 

Kaynak : wikipedia.org