Şunun için etiket arşivi: İstanbul

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, kütüphane kullanıcılarının ve araştırmacılarının daha rahat ve sıcak bir ortamda çalışabilmeleri için kütüphane çalışma saatlerini yeniden düzenledi.

Atatürk_kitaplığı

Atatürk Kitaplığı arşivindeki kitaplara artık 7 / 24 erişim sağlanabilecek. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, kütüphane kullanıcılarının ve araştırmacılarının daha rahat ve sıcak bir ortamda çalışabilmeleri amacıyla yapılan düzenlemeyle “7 gün, 24 saat” hizmet verecek. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, modern çağın gerekliliklerine uygun ve dünyayla rekabet edebilir bir eğitim, öğretim ve araştırma altyapısı için çalışmalarını sürdüren, geliştirdiği projelerle bilgiye 7 gün, 24 saat sınırsız erişim hizmeti sunan Atatürk kitaplığı, 15 Eylül’den itibaren 7 gün, 24 saat açık olacak.

Proje kapsamında oluşturulan sayısal arşivde 4,5 milyon görüntü bulunuyor. Proje hizmete sunulduğu ilk altı aylık dönemde 2 bin 150 üye, 51 bin 140 toplam kullanıcı ve 103 bin 200 yayın indirme sayısına ulaştı. Sayısallaştırma çalışmaları çerçevesinde ise Atatürk Kitaplığı koleksiyonunda bulunan basılı ve yazılı kültürel miras eserlerini web üzerinden hizmete sunuyor.

Görüntü ve veriler internet sitesinde yayınlanıyor

Atatürk Kitaplığı, 2012’de İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından “İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’nde Bulunan Osmanlı Dönemi Nadir Eserlerin Kataloglanması, Dijital Ortama Aktarılması ve Elektronik Ortamda Kullanıma Sunulması”  adlı proje için desteğe hak kazandı.

Proje sonunda, İBB Atatürk Kitaplığı’nda bulunan kültür mirasımızın basılı ve yazılı bilgi kaynaklarına zaman ve mekana bağlı kalmadan erişilmesi sağlandı. Görüntü ve veriler “www.ibb.gov.tr” internet adresinden ve “http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/”  linki üzerinden internet ortamında hizmete sunuldu.

Kaynak :[-]

heybeliada-kutuphane“Kütüphane Şenliktir” temalı Kütüphane Şenliği 27 Eylül Cumartesi günü saat.09.00-20.00 saatleri arasında Heybeliada Şenlik Alanında (İskele Meydanı) gerçekleşecek

Heybeliada Kütüphanesi Koruma Girişimi, Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi, Okul Kütüphanecileri Derneği ve Okuma Ajansı’nın işbirliği ile düzenlenen “Kütüphane Şenliktir” temalı Kütüphane Şenliği 27 Eylül Cumartesi günü  saat.09.00-20.00 saatlari arasında Heybeliada Şenlik Alanında (İskele Meydanı) gerçekleşecek. Şenliğin çıkış nedeni kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sivil girişimlerin kütüphaneleri ve tüm kültür kurumları için işbirliği halinde çalışarak nitelikli çalışmaların ortaya çıkabilmesi olarak açıklandı. Birkaç ay sonra restarasyon ve onarım çalışmaları bitecek olan Heybeliada Halk Kütüphanesi yeniden açılmasına az bir zaman kala etkinlik düzenleniyor.

Şenlikte, farklı sanat dallarını ve farklı disiplinleri  performans ve atölyelerle yanyana getirilecek. Bu şekilde kütüphanelerin yaşayan mekanlar olduğunu, sadece kitap alışverişi ile sınırlı olmayan, insan yaşamında gereksinim duyulan sanatsal ve kültürel etkinlikerin, atölyelerin de kütüphanelerin bir parçası hatta olmazsa olmazı olduğunu modellemek planlanıyor.

Birinci, ikinci ve üçüncü bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü , 2.Bölümü , 3.Bölüm okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün üçüncü bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

ÇALGI EĞİTİMİNDE KURUMLARIN EĞİTMEN DIŞINDA ÖĞRENCİ VE VELİYE YÖNETİMSEL YAKLAŞIMI VE ÖĞRENCİ İLE İLETİŞİMİNİN ÖNEMİ

Genel anlamda Kursların yanı sıra  Halk Eğitim merkezleri, çeşitli sanat  merkezleri, bazı dernekler ve cemiyetler ile özel derslerde  eğitim alanların oransal anlamda % 85  gibi bir oranı (Nar Sanat Eğitim Kursu kayıt istatistikleri 2009-2014 yılı arası) 5-18 yaş aralığındadır.

Nar Sanat

 

Bu  açıdan bakıldığında özellikle 4-9 yaş aralığında genel karar vericilerin % 80 (Nar Sanat Eğitim Kursu kayıt istatistikleri 2009-2014 yılı arası)  gibi bir oranının velilerin talep ve istekleri ile çocuklarının çalgı eğitimine yönlendirildiğidir. 10 yaş ve üzeri yaşın büyümesiyle bu oran ters şekilde işleyip yaş büyüdükçe kendi talepleri ile oluştuğu gözlemlenmektedir.

Dolaysıyla tüm bilimsel veriler ve araştırmalar örgün eğitim ile ilişkili olarak (Güzel sanatlar Lisesi, Konservatuvar, veya Müzik Öğretmenlikleri)   yapılmasından dolayı kurslar ve benzeri genel algının “Hobi” ile çerçevelenmesi adeta incelemeye değer bulunmamasına yol açmaktadır.  Oysa Müzik eğitiminin pek çok zaman temelinin atıldığı veya  başlangıcının yapıldığı yer kurslar veya kabul etmek gerekir ki bittiği yer kurslar.  Bundan dolayı kurslar hakkında bilimsel araştırmaların artması gerektiğine inanmaktayım.

Elbette yazının başından sonuna kadar incelenen durum ve saptamalar doğru ve önemli olmakla birlikte kursiyerin eğitim alanına karşı sempati beslemesi  gerekmektedir.

Bu durum kurs alanının fiziki koşulları, ortam derslik, konum ve öğretmenler dışında veli ve öğrencinin muhatap olacağı çalışanlar ve yönetim kadrosu da dahildir.

çalgı eğitimi

Verilen çağlı eğitiminin “Hobi” olması eğitimin önemini azaltmamakta hatta daha da artırmaktadır.  Çalgı eğitimi alanların genel olarak “Okul” kavramı içerisinde zaten bir eğitim alıyor olması ve bunu bir görev olarak kabul etmesi ve zamanının çoğunu zorunlu olarak okulda geçiriyor olması benzer havayı bulacağı bir kursta ne oranda çalgı öğrencisinin kursa devam ettiği kursa sempati duymasını sağlar bunu anlamak zor olmasa gerekir.

Örgün eğitimde olduğu gibi aşırı kurallar ve resmi havanın benzer şekilde çalgı kursunda olması, ulaşılamaz idari ve serkreterya;  çocuk açısından bir süre sonra itici gelmesinin yanı sıra “görev” haline dönüşüp çocuk ve genç için bunaltıcı sıkıcı ve rutine dönüşür ki bu da çalgı eğitiminde öğrencinin motivasyonunu düşürmektedir.

Kapalı kapılar ardında müdür, yönetici ve sekreterlik görevi ile yürütülen halk eğitim ve ya özel kolej ve ilköğretim okulları ile Liselerde verilen kurslarda başarının iyi organize olmuş bir kurstan daha düşük olma sebeplerinden biridir.

Kursların pek çoğunun amacı sadece kursiyerin devamlılığını parasal kaygılar ile sürdürmektedir. Oysa çocuğun/gencin isteyerek geleceği motivasyonunu yükselteceği bir idari ve görelik çağlı eğitiminde ilk adım olan kursların  dikkat etmesi gereken bir konudur.

Her derslik yeterli ferahlık ve eğitime uygun, elverişli bir ortam sağlamanın yanı sıra gerek dersliğin gerekse kurumun sanat ile yoğrulmuş ferah ve tetikleyici görselliği içermesi gerektiği göz ardı edilmemelidir.

çalgılar

SONUÇ

Çalgı  eğitiminde başarıya odaklanma yaklaşımı oldukça önemlidir. Amaç, insanları harekete geçiren ve  motivasyonunu arttıran önemli bir güdüdür. Çalgı eğitimi çalışmalarındaki temel amaç, başarı ihtiyacından kaynaklandığı takdirde, eğitimin hızını ve kalitesini olumlu biçimde etkileyecektir.

Çalgı eğitiminin ilke ve yaklaşımları doğrultusunda belirlenecek yeni yapılanmalarla, eğitimde nitelik arttırılabilir. Genel anlamda çalgı eğitiminin sorunları giderilerek, bu eğitime yeni bir boyut kazandırılabilir.

Çalgı eğitimcilerinin iyi yetiştirilmesi ve düzeylerine uygun eğitim ortamlarında hizmet vermeleri sağlanarak,  ülke genelinde eğitimin hızı ve niteliği arttırılabilir. Çalgı öğretmenlerinin sayıları çoğaltılarak, yurt genelinde görev yapma dağılımının oranlanması da eğitimdeki kalkınma açısından önemlidir. Eğitimde öğretmen  faktörünün önemi düşünüldüğünde; çalgı öğretmeninin teknik bilgisi, müzikalitesi ve öğretim yöntem ve  tekniklerindeki yeterliliği çalgı eğitiminin kalitesini büyük ölçüde belirlemektedir.

Düzgün yapılan ve bireylere çalgı eğitiminin temel davranışlarının kazandırıldığı yaygın eğitim

uygulamalarıyla, sosyo-kültürel gelişime katkı sağlanabilir. İyi yapılan ve sergilenen örnek uygulamaların, başkalarına da örnek teşkil edeceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda çalgı eğitimin her ortamdaki niteliğinin arttırılmasının gereği anlaşılmaktadır. Çalgı eğitimi aracılığıyla dengeli, sağlıklı ve kültürlü bireyler  yetiştirilmesi bakımından da nitelikli yapılan eğitimin önemi yadsınamaz. Mesleki  çalgı eğitimi ortamlarında yetişenlerin gelecek kaygısının giderilmesinin, eğitime yönelimde ve işine sahip çıkmada olumlu katkı sağlayacağı düşünülebilir. Var olan ya da yeni kurulacak müzik topluluklarına girebilme hedefi ve öğrenciyken bu şekilde motivasyon kurulması, mutlaka eğitimdeki istekliliği ve verimliliği yükseltecektir. Dolayısıyla uzun ve külfetli bir eğitimden geçen sanatçı gençlerin önünün açılması için, ilgili birey, kurum ve kuruluşlara görevler  düştüğü vurgulanabilir.

ÖNERİLER

  • Çalgı eğitimi, örgün ve yaygın eğitimde aynı derecede önemsenmeli, öğretimde nitelik ön planda tutulmalıdır.
  • Çalgı eğitimi ve öğretimi sırasında, öğrenci kazanımları öğretmenlerce önemsenmeli, her dersin hedefleri  önceden saptanmalı, planlanmalı ve yürütülmelidir.
  • Çalgı eğitiminde öğrencilere bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerin planlı ve aşamalı olarak kazandırılması hedeflendirilmeli ve sonuçlar yakından gözlemlenmelidir.
  • Çalgı eğitiminde yaparak ve yaşayarak ilkesi benimsenmeli, derslerde öğretmen-öğrenci denemeleriyle eğitim öğretim canlı tutulmalı, kazanımlar iyi değerlendirilmelidir.
  • Çalgı eğitimcileri, materyal bulma ve oluşturma konusunda öğrencilerine destek olmalı ve kendi materyallerini gerekirse onlarla paylaşmalıdırlar.
  • Eğitimde emeklerin boşa gitmemesi açısından, Çalgı eğitiminin disiplin ve çalışma gerektiren bir eğitim olduğu  bilinmeli, fakat bunun dozu eğitimcilerce iyi ayarlanmalıdır.
  • Özellikle amatörce yapılan çalgı eğitiminde, öğrencilerin beğenileri de dikkate alınmalı, zevk eğitimi aracılığıyla duygusal eğitimlerine katkı saylanmalıdır.
  • Çalgı eğitimcileri, kendilerini geliştirici ortamlardan yararlanmalı, bilgilerini başkalarına aktarmalı, kendileri  gibi uzman kişilerle de bilgi paylaşımı içerisinde olmalıdırlar.
  • Kurs içinde ve kurs dışında gerçekleştirilecek konserlerle çalgı  eğitimine nitelik ve hız kazandırılmalıdır.
  • Çalgı çalışmalarıyla dikkat çeken ve hızlı gelişme kaydeden öğrencilerin hedeflerine ulaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla, teşvik edilmeleri ve desteklenmeleri gerekmektedir.
  • Çalgı konusunda kariyer yapma amacı taşıyan ve solist (Çalgı)  olabilecek belirtileri gösteren çalgı öğrencilerinin, ulusal ve uluslar arası yarışmalara hazırlanmalarına ve katılmalarına yardımcı olunmalı, destek sağlanmalıdır.
  • Farklı amaçlarla işlevlerini sürdürmekte olan müzik ağırlıklı kurslarda görev yapacak çalgı eğitimcilerinin, o kursun yapısına uygun niteliklere sahip olması mutlaka önemsenmelidir.
  • Eğitimcinin yeterli eğitim ve deneyime sahip olması ve işini seviyor olması konusunda azami dikkat gösterilmesi gerekmektedir.
  • Yaratıcı yeteneği olan çalgı eğitimcileri tarafından kurslara yönelik yeni etüt ve eserler yazılarak, çalgı literatürüne katkı  sağlanmalıdır.
  • Çalgı eğitiminde, gerektiğinde öğrenciye göre program yaklaşımı uygulanmalıdır. Yavaş gelişme gösterenlerden hemen vazgeçilmemeli, hızlı gelişme gösterenlerin de hızı kesilmemelidir.
  • İleride müzik piyasasında varlık gösterebileceği ve daha çok ilerleme ihtimali olan çalgı öğrencilerine, uygun alt yapı hazırlayarak görev ve olanaklar sunulmalıdır.
  • Çalgı eğitiminde ulusal ve uluslar arası eğitim ve öğretim yaklaşımı ihmal edilmemeli, bu doğrultuda eğitim  sürdürülmelidir

 

 

Kaynak : 

*Ağırlıklı Kaynak : Doç. Dr. Mustafa Uslu, MÜ., Atatürk Eğitim Fakültesi,Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi , Nitelikli Keman Eğitimine Yönelik Yaklaşımlar. (1998). Türkiye’de Çalgı Eğitiminin Yaygınlaştırılması ve Geliştirilmesi. Yayımlanmamış doktora tezi, Marmara  Üniversitesi, İstanbul

*Öztosun, Ö. ve Barış,. D.A., Bireysel Çalgı Eğitimi I (Keman) Dersi Hedefl erinin Gerçekleştirme Düzeylerinin Belirlenmesi (A.İ.B.Ü. Örneği), 1924-2004 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öğretmeni Yetiştirme Sempozyumu . Bildirisi, S.D.Ü., 7-10 Nisan 2004, Isparta

* Günay, E. ve Uçan, A. (1980). Çevreden evrene keman eğitimi 1. Ankara: Yeni  dağarcık, s. 8.

* Yıldırım, K. (2010). Kodaly Yönteminin İlköğretim Öğrencilerinin Keman Çalma Becerisi Üzerindeki Etkileri. Batı Anadolu . Eğitim Bilimleri Dergisi (BAED), 1(2), s.140-149.

 

D.CANN

akbank-caz-festivali24. yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali belli ki yine Türkiye’nin her rengini, her şehrini kucaklayan bir festival olacak. 23 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında ülkemizde gerçekleşecek caz fırtınasının sorumlusu 24. Akbank Caz Festivali’nin programı,11 Eylül 2014, Perşembe günü Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’nın ev sahipliğinde Hilton ParkSA Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklandı.

Sadece İstanbul’un festivali olmadıklarını vurgulayan Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “İstanbul’un her an canlı, farklı zenginlikleri bir arada taşıyan, herkesi büyüleyen havası caz müziğine çok yakışıyor. Biz de İstanbul’un enerjisini, dinamizmini, o büyülü havasını cazın farklı renkleriyle daha da zenginleştirmek için bir kez daha yola çıktık. Ancak festival İstanbul’la sınırlı kalmıyor. Etkinliklerimizi İstanbul dışındaki şehirlerimizde de yaygınlaştırıyoruz. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz ile, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyoruz.” dedi.

Ekonomi, bilim, eğitim gibi alanlardaki başarıların yanında kültür ve sanat alanındaki atılımların da bir ülkenin zenginliğini pekiştiren öğeler olduğunun altını çizen Binbaşgil, “Kültür ve sanat eserleri ülkelerin gelecek kuşaklara bırakacağı en önemli, en kalıcı miras. Kültür ve Sanat alanında gerçekleştirdiğimiz uzun soluklu projeler Akbank olarak bu alanlara verdiğimiz önemin de en büyük göstergesi.” dedi.

Caz tutkunları için usta müzisyenlerin yanı sıra Avrupa caz sahnesinin yükselmekte olan genç yıldızlarının da yer aldığı cazın farklı renklerini yansıtan zengin bir program hazırladıklarını söyleyen Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, “Festival kapsamında, aralarında özellikle ülkemizde büyük merakla beklenen isimlerin olduğu dört usta caz sanatçısını ağırlayacağız. Cazın dahi isimleri arasında gösterilen Jamie Cullum, Festival’in en önemli isimleri arasında. Bu sene, iki önemli ustayı birlikte aynı sahnede izleyeceğiz, Kenny Barron & Dave Holland ikilisi cazseverlere unutamayacakları bir konser verecek. Bununla birlikte, caz müziğinin yaşayan en iyi kontrbasçılarından biri olarak kabul edilen Christian McBride grubu ile 24. Akbank Caz Festivali’nin konuğu olacak. Son olarak, ülkemizde merakla beklenen cazın parlak sesi Chet Faker da müzikseverlere unutulmaz bir konser verecek.

Ayrıca Festival programımızda Türkiye-Polonya diplomatik ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü olması sebebiyle Leszek Mozdzer, Marcin Masecki gibi önemli Polonyalı müzisyenler de yer alıyor. Artık bir Festival klasiği haline gelen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “Kampüste Caz”, 3-14 Kasım tarihleri arasında 9 farklı şehirde gerçekleştirilecek konserlerle cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturacak. Büyük ilgi gören “Liselerde Caz Atölyeleri” ile gençlere caz müziğini ve enstrümanlarını daha da yakından tanıma fırsatı sunmaya devam edeceğiz. Bu yıl festival kapsamındaki yeniliklerimizden biri de Deezer üzerinden kurmuş olduğumuz Akbank Caz radyomuz ve çalma listelerimiz. Bu platformda sanatçıların seçkileri yer alıyor. Mehmet Uluğ için de özel bir çalma listesi oluşturduk. 24. Akbank Caz Festivali’nin her yıl olduğu gibi bu yıl da caz severlere yeni keşifler sunmasını diliyorum” dedi.

Şehri caza boyayan program!

Şehrin en heyecan verici festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali’nin genel programını açıklayan Pozitif Live Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uluğ, “Türkiye’nin en uzun soluklu ve en eski festivali Akbank Caz Festivali 24. yılında olmanın yanında seneye çeyrek asırlık bir birlikteliğe adım atıyor olmanın mutluluğu içindeyiz.” dedi. Bunun yanı sıra bu yılki festivalin geçtiğimiz sene kaybettiğimiz, festivalin yaratıcısı ve 23 yıl boyunca direktörlüğünü üstlenen Mehmet Uluğ anısına yapılacak olduğunu vurgulayan Ahmet Uluğ “24. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri arasında Jamie Cullum, Kenny Barron & Dave Holland, Christian McBride Trio, Chet Faker, İbrahim Maalouf, Mario Biondi, China Moses, Dillon yer alıyor. Festival boyunca aralarında cemal reşit rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, The Seed, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Nardis ve Zorlu Center Performans Sanatları Merkezinin bulunduğu 17 ayrı mekanda 44 konser, 2 panel, 13 atölye gerçekleştirilecek ve yaklaşık 300 müzisyen ağırlanacak. Ayrıca 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ anısına özel bir gece düzenlenecek ve gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak” dedi.

24. AKBANK CAZ FESTİVALİ PROGRAMI
•  Yıldızlar Geçidi 
24. yılında da caz dünyasının usta isimlerini ağırlayan Akbank Caz Festivali takipçilerine  yıldızlar geçidi yaşatıyor.
Genç yaşında kariyerine sığdırdığı biri Grammy, ikisi Altın Küre olmak üzere  sayısız ödülleri, dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerdeki müthiş enerjisi ile izleyenleri kendisine hayran bırakan Jamie Cullum, Festival kapsamında  30 Ekim Perşembe günü Zorlu Center’da sahne alacak.
Rocktan caza onlarca farklı türü ustaca bir araya getiren başarılı trompetçi Ibrahim Maalouf ise 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Festival takipçileri ile birlikte olacak.
Sahne ismini Kaybedenler Kulübü’nün gerçek üyelerinden efsanevi caz trompetçisi Chet Baker’dan alan, günümüzde elektronik müziğin en özgün sanatçılarından biri olarak kabul edilen Avustralyalı besteci ve şarkıcı Chet Faker da 24. Akbank Caz Festivali’nde bir konser verecek.  “Rolling Stone” dergisi tarafından 2013 yılında “En İyi Bağımsız Sanatçı” seçilen Chet Faker, 2014 yılında kaydettiği albümü “Built On Glass”ın dünya turnesi kapsamında 1 Kasım 2014, Cumartesi günü gerçekleştireceği Babylon’da gerçekleştireceği konserde, caz ve dans tutkunlarına unutamayacakları bir gece yaşatacak.
İtalyan cazının müzik dünyasına en önemli katkılarından biri olan Mario Biondi de 24. Akbank Caz Festivali’nde. Dört platin müzik ödüllü ilk albümü “Handful of Soul” eleştirmenler tarafında çok beğenilen, duygusal ve sıcak ses rengiyle dinleyicileri derinden etkileyen Biondi, geçtiğimiz yıl yayınlanan “Sun” isimli son albümünün dünya turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Babylon sahnesinde olacak.

Dünyanın yaşayan en önemli caz vokalistlerinden Dee Dee Bridgewater’in kızı olan ve etkileyiciyle ses renginin yanı sıra sahne performanslarıyla da izleyenleri büyüleyen China Moses, Festival kapsamında 23 Ekim 2014, Perşembe günü The Seed’de piyanist Raphael Lemonnier ile kaydettikleri son albümü “Crazy Blues”dan besteler seslendirecek.

Brezilya doğumlu Alman şarkıcı ve piyanist Dillon, 2014 yılında yayınlanan ikinci albümü “The Unknown”nun dünya turnesi kapsamında Festival’de yer alacak. Elektronik müzikseverlerin yanı sıra melankolik besteleriyle pop ve folk tutkunlarını da etkileyen Dillon, 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da vereceği konserde özlem, aşk, kayıp, korku ya da arzu gibi “Bilinmeyenler” üzerine odaklandığı bestelerini seslendirecek.

• Cazın Ustaları

24. Akbank Caz Festivali, “Cazın Ustaları” bölümünde ise Kenny Barron, Dave Holland ve Christian McBride’ı ağırlayacak.

Birçok kez Grammy ödülüne aday gösterilen, Dizzy Gillespie ve Miles Davis gibi caz tarihinin efsaneleri tarafından keşfedilen piyanist Kenny Barron ve kontrbascı Dave Holland, 31 Ekim 2014, Cuma günü Zorlu Center’da Festival tutkunlarıyla bir araya gelecek.

Festival’in bir diğer konuğu ise kontrbas sanatçılarının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden Grammy ödüllü Christian McBride. Ünlü sanatçı, piyanist Christian Sands ve Grammy ödüllü davul sanatçısı Ulysees Owens Jr ile yayınladıkları son albümleri “Out Here”in turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda caz tutkunlarıyla buluşacak.

• Özel Projeler

Tasavvuf muziğinin ana enstrümanı ney’i caz enstrümanları arasına sokan neyzen Kudsi Erguner, “Alman cazının kuyruklu yıldızı” olarak tanımlanan piyanist Michael Wollny ve perküsyon ustası Hamdi Akatay ile 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda olacak.

Geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan, 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında özel bir gece ile anılacak. İlhan Erşahin’in ev sahipliğinde 28 Ekim 2014, Salı günü Babylon’da gerçekleştirilecek bu özel gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak.
•  Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi 
The New Yorker dergisinin, “Sadece heyecan verici bir trompetçi değil, aynı zamanda zeki bir grup lideri” olarak tanımladığı, günümüzün en önemli trompetçilerinden Ambrose Akinmusire, Festival’in  “Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi” bölümünde caz tutkunlarıyla buluşacak. Caz dünyasının en saygın ödullerinden “Thelonious Monk Uluslararası Caz Trompet” ödülü sahibi sanatçı sadece müzikal açıdan değil, şarkı sözleri ve değindiği temalar nedeniyle sanat değeri en yüksek çalışması olarak nitelendirilen son albümü “The imagined savior is far easier to paint”den besteler ile 23 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde olacak.
Eleştirmenlerin 21. yüzyılın söz yazarlığı tanımını değiştiren isim olarak nitelendirdiği  “Şair Müzisyen” Patricia Barber, dünyaca ünlü caz dergilerinde 2013’ün en iyi albümü olarak yer alan “Smash”ın dünya turnesi kapsamında hem en yeni besteleri, hem de caz literatürüne girmiş ve klasikleşmiş eserleriyle 26 Ekim 2014, Pazar günü Babylon’da unutulmaz bir gece yaşatacak.
80’li yıllarda pop şarkıcısı olarak tanınan, 90’lı yıllardan itibaren cazın çekiciliğine kapılan ve Chiago Tribune’un “Cazın en çekici seslerinden biri” olarak tanımladığı Amerikalı sanatçı Kathy Kosins, 31 Ekim 2014, Cuma günü Nardis’te vereceği konser ile Festival’e renk katacak.
Cazı, çocuk yaşlarda radyo kanalları arasında gezinirken keşfeden, modern caz, hip hop, soul ve drum’n’bass’ı ustalıkla birleştiren Jose James, günümüzde dünyanın en önemli vokalist ve şarkı yazarları arasında yer alıyor. 2010 yılında yayınlanan “No Beginning No End” albümü ile müziğin Cannes’ı kabul edilen “L’Academie du Jazz Grand Prix”  ödüllerinde ‘en iyi vokal caz albümü’ ödülüne layık görülen Jose James, Festival kapsamında 29 Ekim 2014, Çarşamba günü Babylon’da gerçekleştirilecek konserde son albümü “While You Were Sleeping”den parçalar seslendirecek.
•  Avrupa Cazından Farklı Sesler & Başka Renkler
İtalyan cazının yeni “harika cocuğu” olarak tanımlanan piyanist Claudio Filippini, basta Luca Bulgarelli ve davulda Marcello Di Leonardo’dan oluşan triosu ile 01 Kasım 2014, Cumartesi günü Akbank Sanat’ta olacak.
Rock grubu Radiohead’den ilham alan Hollandalı müzisyenlerden oluşan Zapp4’ün tüm üyeleri yaylı çalgılar çalıyor. Caz formunda altı albüme imza atan ve eleştirmenlerin “doğaçlama ve melodiyi tutkulu sololarla birleştiriyor, zaman zaman korkunç bir enerji, zaman zamansa oldukça durgun bir edayla çalsalar da müziklerinde her zaman şiirsel bir yan görünüyor” diye tanımladığı Zapp4’ün Festival kapsamında 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Akbank Sanat’ta vereceği konserden yüzünüzde büyük bir gülümseme ile ayrılacaksınız.
Polonya cazının Tomasz Stanko sonrası yetiştirdiği en önemli caz müzisyeni kabul edilen piyanist ve film müziği bestecisi Leszek Mozdzer, muhteşem performansı ile Festival seyircisiyle buluşuyor. Konserlerinde ince ve mistik bir atmosfer yaratmakta usta olan Mozdzer, 23 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta olacak.
Henüz 24 yaşında olan ve dünyanın en önemli sahnelerinde konserler veren Amsterdam doğumlu piyanist, vokal, besteci, söz yazarı ve aranjör Karsu, 26 Ekim 2014, Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak. Burdur gölündeki kurumaya dikkat çektiği müzik videosu ile takdir toplayan ve Hollanda’da önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak on isim arasına seçilen Karsu, konserde 2012 yılında yayınlanan ve eleştirmenlerce oldukça beğenilen ilk albümü “Confession”dan eserler seslendirecek.
Kendilerine has müzikal stillerini eşsiz bir karışımla yeniden üretmek için bir araya gelen Amsterdamlı dokuz genç müzisyenden oluşan Jungle By Night, hip hop’dan caza, Psychedelic Rock’dan reggae ve latin müziklerine kadar çok çeşitli bireysel ilgi ve zevklerini, Afrika odaklı funk ekseninde birleştiriyor. Etiyopya’nın efsanevi müzik adamı Mulatu Astatke’yi müzikal fikir babaları kabul eden Jungle By Night, neşeli ve enerji dolu performanslarını  30 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde sergileyecek.
• Kültürlerarası Buluşmalar

İstanbul’un kaotik atmosferini “harikalar diyarı” olarak gören müzisyenlerin bir araya gelmesiyle oluşan “Wonderland” projesi 24. Akbank Caz Festivali’nde. Usta sanatçı İlhan Erşahin’in klarnet üstadı Hüsnü Şenlendirici ile kurduğu topluluk, geleneksel ile modern arasındaki ses dünyasını İstanbul ekseninde kaynaştırıyor. Erşahin’in İstanbul ile olan ilişkisinin yanı sıra Türk müziğine dair ilgisinin bir ifadesi olan Wonderland projesi dub, trip-hop, elektronik caz, Balkan ve Roman müziklerini melodik bir çizgide bir araya getiriyor. Arabesk, dub, trip-hop, elektronik caz, drum’n’bass, Balkan ve Roman ezgilerinin bütünleşmesine şahit olmak için 31 Ekim 2014, Cuma günü Moda Sahnesi’nde gerçekleşecek İlhan Erşahin’s Wonderland konserini kaçırmayın.

Ortadoğulu kadın şarkıcıların duygu yoğunluğundan ve ince toplumsal eleştirilerinden ilham alsa da, sıradışı vokal anlayışı ile kendi müzik tarzını yaratan, “Tanrıça” lakaplı Yasmine Hamdan, 30 Ekim 2014, Perşembe Günü Moda Sahnesi’nde.

• Bizden Sesler

24. Akbank Caz Festivali’nin “Bizden Sesler” bölümünde Sarp Maden, Engin Recepoğulları Trio, J’ZZ-XPR’SS, İstanbul Gençlik Orkestrası, Islandman caz tutkunları ile buluşacak.

Gitar tonu ve tekniğiyle kendi özgün tarzını oluşturan, cazın sadece duygu değil entelektüel birikim de barındırdığını albümlerinde gösteren Sarp Maden, solo projesiyle Festival’de dinleyiciler ile olacak. Sarp Maden, 24 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde doğaçlamalanın sakin atmosferini dinleyenleri ile paylaşacak.

Claudio Fasoli ve Antonio Zambrini’nin oluşturduğu Open Jazz Orkestra ile 12. Avrupa Caz Festivali’nde sahne alan ve bu performanslar sonrası kazandığı burs ile İtalya’da SienaMasterclass Summer Course’da eğitimini tamamlayan Engin Recepoğulları, 25 Ekim 2014, Cumartesi günü triosu ile Akbank Sanat sahnesinde olacak.

Trompet sanatçısı İmer Demirer’in girişimiyle 2013 yılında kurulan J’ZZ – XPR’SS, 2 Kasım 2014, Pazar günü Babylon sahnesindeki konserinde Türk caz sahnesinde önemli bir yere sahip olan Emin Fındıkoğlu, Ali Perret, Aydın Esen, Çağlayan Yıldız ve Can Çankaya gibi enstrümantalist ve bestecilerin özgün beste ve arajmanlardan oluşan bir repertuar seslendirecek. Farklı caz stillerine sahip bestecilerimizin eserlerini bütünlükçü bir atmosferde izlemek için J’ZZ – XPR’SS’in bu özel konserinde yerinizi ayırın.

Türkiye’de cazın en eski kurumsal destekçilerinden biri olan Akbank’ın desteği ile hayata geçirilen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası, piyanist, besteci ve eğitmen Baki Duyarlar’ın şefliğinde yolculuğuna devam ediyor. Türk cazının gelişimi için yeni kapılar aralamayı, genç yetenekler için farklı olanaklar sağlamayı ve Türk bestecilerinin özgün bestelerini caz dinleyicileriyle buluşturmayı amaçlayan, cazın en temel grup formatlarından biri olan ‘big band’ oluşumu üzerine şekillenen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası’nda yer alan yaşları 19 ile 25 arasında değişen 17 genç müzisyen 24. Akbank Caz Festivali kapsamında, 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak.

Adını Farfara grubuyla duyurmuş Tolga Böyük’ün solo projesi Islandman adı altında 24. 1 kasım 2014, Cumartesi günü Babylon’da sahne alacak.

Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi
24. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl, Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. Yıldönümü nedeniyle 2014 yılı kültür programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliğiyle “Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi” başlığı altında özel projeler yer alıyor.
Yayınladıkları iki albüm ile Avrupa caz çevrelerince oldukça beğeni toplayan ve çok sayıda festivalde sahne alan Obara International, 30 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta vereceği konser ile Festivalciler ile buluşacak. Alto saksafonda  Maciej Obara, piyanoda Dominik Wania, basta Ole Morten Vagan ve davulda Gard Nilssen’den oluşan topluluğun caz piyanisti Krzysztof Komeda için yaptıkları saygı albümü “Komeda” müzik otoritelerince topluluğun en önemli kaydı olarak kabul ediliyor.
Polonyalı müzisyenler arasında önemli bir yere sahip olan caz piyanisti, besteci ve yapımcı Marcin Masecki, Festival kapsamında cazseverler ile buluşuyor. Yaratıcılığını belli bir müzik türü ile sınırlamayan, tarzı caz, klasik ve deneysel müzik arasında gidip gelen, çok yönlü sanatçı 26 Ekim 2014, Pazar günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde “vahşi doğaçlamalar”ı ile dinleyenleri büyülemeye hazırlanıyor.
Avrupa’nın doğaçlama müzik dünyasında kendisine şimdiden saygın bir yer edinen, müziğindeki yoğun avangard unsurlara rağmen ülkesinin zengin halk müziği geleneğinden oldukça yararlanan Polonyalı besteci ve klarnet sanatçısı Waclaw Zimpell, 24. Akbank Caz Festivali’ne “HERA” adını verdiği proje ile katılıyor. Zimpell’in Polonyalı üç arkadaşıyla hayata geçirdiği HERA, sahne ve izleyici arasındaki görünmeyen bariyeri yıkmayı amaçlıyor. Müzik otoritelerinin konser performanslarını “ateşli ve her an patlamaya eğilimli” olarak tanımladığı HERA, 31 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta vereceği konserle dinleyenlere  unutulmaz dakikalar yaşatacak.
•  Eğlence Kapıyı Çalıyor  
Hollanda’nın en ünlü caz DJ’i olarak tanınan Maestro, efsanevi caz plak şirketi Blue Note imzalı sekiz albüm çıkardı ve altı tanesi platin ünvanını kazandı. Dünyanın bir çok festivalinde yer almış Maestro, funk, caz, latin ve elektronik müziği harmanlayan tarzıyla bu sene 24. Akbank Caz Festivalinde Babylon’da 24 Ekim 2014, Cuma günü sahne alacak.
‘Electro Swing’ tarzını bize tanıtan White Mink Swing’i yeniden yorumlayarak 20’ler ve 30’ların ruhunu günümüz modern dünyasına uyarlamayı başardı. Caz ve swing severler arasında büyük popülariteye sahip White Mink, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da dinleyicileriyle buluşacak.
PANEL ve ATÖLYE ÇALIŞMALARI
24. Akbank Caz Festivali her yıl olduğu gibi bu yılda pek çok panele ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapacak.
PANEL: Anayoldan Çıkanlar
Tüm dünyada toplumsal ve kültürel alanda yoğun değişimlerin yaşandığı 60’lı yıllar, ABD’de ikamet eden Afro-Amerikan toplumunda eşitlik ve özgürlük konularında Radikal yapıları doğurduğu gibi, cazı da derinden etkiledi. Bu dönemin öfkeli ama son derece yaratıcı müzisyenleri, ana akım cazının beyaz Avro-Amerikan kültürünün hegemonyasına girdiğini savunmuş, devrin muziğine ve ekonomik koşullarına küçük çapta bir başkaldırı başlatmışlardır. Cazda Afrika müziğinden uzaklaşıldığını ve köklerden kopmanın politik alanda savunulan eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla ters düştüğünü söyleyerek özgür cazın ilk örneklerini veren bu eşsiz sanatçıların anayolu terk etme öykülerinin siyasal, sanatsal ve ekonomik boyutları caz programcısı Hakan Rauf Tüfekçi moderatörlüğünde Sevin Okyay, Tolga Tüzün ve Çağatay Yıldız tarafından masaya yatırılacak.
25 Ekim 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Müziğinde Kadın Olmak
Çoğunlukla “vokalist” olarak kendisine sahne bulan kadın caz müzisyenlerinin tarihsel açıdan kazanımları ve kayıpları usta yazar, çevirmen ve radyo programcısı Sevin Okyay moderatörlüğünde, ceylan ertem, Karsu Dönmez ve Selen Gülün tarafından değerlendirilecek.
27 Ekim 2014, Pazartesi Saat:14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Hakkında Yazmak
“Müzik sadece müzik değildir” sözüne “caz” kadar örnek gösterilebilecek pek az müzik türü vardır. Akademisyenler tarafından siyasal, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik açılardan defalarca incelenen caz, sinemadan fotoğrafa, resimden edebiyata kadar pek çok sanat türüyle karşılıklı etkileşimde bulunmuştur. Caz müzisyenleri ile röportajlar yapan, sanatçıların biyografilerini yazan, son çıkan albümleri tanıtan, izledikleri konser ve festivalleri eleştiren bu yazarların keyifli ve gizemli dünyası “Jazz Dergisi”nin editorü Zuhal Focan moderatorlüğünde, günümüzün caz yazarları ile açığa çıkacak. Kimbilir, caz hakkında yazı yazmak icin ilham alacağınız, cesaret bulacağınız gün bugündur.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Caz 
Orff Yaklaşımı’na dayalı olarak yapılacak “Çocuklarla Caz” atölye çalışmasında, en temel caz ritmi olan swing, beden perküsyonu, tekerlemeler ve oyunlarla çocuklara tanıtılacak. Bu ritmin üzerine Orff Çalgıları (Ksilofon, metalofon, vurmalı çalgılar) kullanılarak basit eşliklerle birlikte
çocuklarla beraber melodik doğaçlamalar yapılacak ve ortaya çıkan parçalar düzenlenerek çocuklardan renkli bir caz orkestrası oluşturulacak.
25 kim Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi 
Festivalin küçük cazseverlere yönelik etkinliklerinden biri de “Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi”. Sesin, sessizliğin, elin, parmakların, ayakkabının, rüzgarın, bakışların, kısacası her şeyin müziğe ve ritme dönüştüğü, çocukların hayal gücü ve yaratıcılıklarının yardımıyla müziğin büyülü dünyasına gerçekleştirecekleri bu yolculukta kılavuzumuz uzman psikolog, eğitimci, yazar ve oyuncu Burcu Tekin. Sonunda çocukların “doğaçlama” olarak hazırlayacağı kısa bir gösteri gerçekleştirilecek olan  atölye çalışması çocuklar ve ebeveynleri için yeni algı kapıları açacak.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Drum&Bass Magazine // Gitar Dergisi Atölyeleri
Bu sene 24. Akbank Caz Festivali kapsamında ikinci kez gercekleştirilecek Drum&Bass Magazine – Gitar Dergisi Atölyeleri, enstrümanlara ve müziğe ilgi duyan her yaştan amatör ve profesyonel katılımcıları bekliyor. Atölyeler sayesinde katılımcılar müzik bilgilerini arttırırken hem iyi vakit gecirecekler, hem de deneyimli eğitmenlerle tanışma imkanı bulacaklar.
02 Kasım 2014, Pazar Saat: 11.00- 21.30 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE:Tap Away
Atölye Dans’ta canlı piyano eşliğinde gerçekleştirilecek “Tap Away” atölye çalışmasında, katılımcılar, 19. yüzyılda ABD’de ortaya çıkan ve daha sonra tüm dünyaya yayılan tap dansının tüm inceliklerini eğitmenlerle beraber pratik etme şansı yakalayacak. Etkinlik ile tap dansının çeşitli  kombinasyonlarından faydalanarak, katılımcıların günlük hayatın stresinden kurtulmaları ve “Singing in the Rain” gibi  eski  müzikallerde hissedilen neşeli atmosferin günümüzün zor şehir hayatında yeniden yakalanması amaçlanıyor.
25 Ekim 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
1 Kasım 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
• CAZLI BRUNCH
Festival’in kulağa olduğu kadar damak zevkine de hitap eden ve büyük ilgi gören Cazlı Brunch’ları 24. yılda da devam ediyor. Haftaya caz müziği eşliğinde keyifli başlangıç yapmak isteyenler için, ilk olarak 26 Ekim 2014, Pazar günü tasarımıyla büyük beğeni toplayanBeyoğlu’nun konsept otellerinden Mama Shelter’de düzenlenecek Cazlı Brunch’da Uninvited Jazz Band sahne alacak. Grup, 1920’lerin swing ve blues klasiklerinden oluşan repetuarıyla hafta sonu keyfinize renk katacak.
Uninvited Jazz Band, 2 Kasım 2014, Pazar günü ise bu yıl üçüncü kez Cazlı Brunch’a ev sahipliği yapacak olan Hilton ParkSA’da sahne alacak. Hilton ParkSA’nın nefes kesen boğaz manzarası ve caz muzik eşliğinde gercekleşecek brunch’ta lezzetli açık büfe ve cazın en ateşli dönemlerinden gelen melodiler duygularınızı ele geçirecek.
Akbank Sanat Kafe’nin 25 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde  evsahipliği yapacağı “Akbank Sanat Kafe’de Akşam Üstü Caz” kapsamında Türk cazının genç yeteneklerini dinleyebilir, kendinizi caza bırakıp günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
•   LİSELERDE CAZ ATÖLYELERİ
Müzik ile ilgili olsun ya da olmasın, lise çağındaki birçok gence ulaşmayı, onlara caz müziğini tanıtmayı ve  sevdirmeyi amaçlayan ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan “Liselerde Caz Atölyeleri”, yine Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olmaya aday. Soru ve cevap şeklinde gerçekleşecek sohbetler boyunca gençler, M. Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Ediz Hafızoğlu ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını yakından tanıma fırsatı bulacaklar.
“Liselerde Caz Atölyeleri”, 22 Ekim Çarşamba günü Üsküdar Amerikan Koleji ve Alman Lisesi, 23 Ekim Perşembe Özel Şişli Terakki Lisesi ve Özel ENKA Lisesi, 24 Ekim Cuma Avusturya Lisesi ve Galatasaray Lisesi, 27 Ekim Pazartesi kabataş Anadolu Lisesi ve İstanbul Amerikan Robert Lisesi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.
•   KAMPÜSTE CAZ
Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren, artık bir Festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” bu yıl da yoluna devam ediyor. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyor.
1850’lerden sonra Orta ve Doğu Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini biraraya getiren müzisyenlerin, daha sonraları Amerika’da sınırlı ölçüde de olsa cazla beslenmeleriyle birlikte temelleri atıklan ve günümüzde “klez jazz” olarak adlandırılan yeni bir caz türünün en özgün topluluklarından Cukunft, Kampüste Caz kapsamında Anadolu’yu dolaşacak.
Polonya-Turkiye diplomatik ilişkisinin 600. yıldönümü nedeniyle 2014 Kültür Programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliği ile gerçekleştirilecek proje ile Cukunft, Kampüste Caz boyunca gençlere görsel ve işitsel bir şölen yaşatacak.

Leyla Gencer Anısına 17. Türk Dünyası Opera Yıldızları Konserleri Leyla Gencer Opera Ve Sanat Merkezinde Başlıyor.

17ç. türk dünyası opersası konseri

Türk halkları arasında kültürel ve sanatsal işbirliğini geliştirmek amacıyla Türk dünyasının önemli opera sanatçılarının katılımıyla Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından düzenlenen Leyla Gencer Anısına 17. Türk Dünyası Opera Yıldızları konserleri Türk dünyasının önemli opera sanatçılarının katılımıyla ve Bakırköy Belediyesi’nin katkılarıyla Leyla Gencer’in adını taşıyan Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde 15 Eylül-Pazartesi saat 20.00’de şefliğini Murat Kodallı’nın yaptığı Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Operası eşliğinde başlıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Hakas (Rusya Fed.), Saka Yakut (Rusya Fed.), Tataristan(Rusya Fed.), Çuvaşistan (Rusya Fed.), Kabardin Balkar (Rusya Fed.), Moğolistan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Çin), Tacikistan’tan opera sanatçılarının katılacağı konserler Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer ve Sanat Merkezi’nin ardından Bursa, Ayvalık, Bodrum, Marmaris, Ödemiş ve Girne’de devam edecek.

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ve TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, ücretsiz gerçekleştirilecek konsere bütün İstanbulluları davet etti.

14. İstanbul Bienali’nin başlığı ve kavramsal çerçevesi bugün Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu. Fakat alışılmışın aksine bu toplantıda sahnede basın toplantısını düzenleyenler değil seyirciler bulunuyordu. Konuşmacılar seyirci koltuklarına oturmuş açıklamalarını yaparlarken, basın mensupları sahneye dizilen sandalyelere oturmuş dinliyorlardı.

14. istanbul tasarım bienali

5 Eylül – 1 Kasım 2015 tarihleri arasında geçen seneki gibi ücretsiz olarak gerçekleştirilecek ve şehrin farklı mekanlarına yayılacak bienali “şekillendiren” Carolyn Christov-Bakargiev başlığı “Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori” olarak açıkladı. Bienalin kavramsal çerçevesi ise şöyle:

“Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori. 14. İstanbul Bienali çizginin nerede çekileceğini, nerede geri çekilmek gerektiğini, nelerden faydalanılabileceğini ve neyin öne çıkarılabileceğini aramak üzere yola çıkıyor. Bienal bunu ‘açık bir denizde, yüzey düzken parmak uçlarıyla, derinlere inildiğinde, katlanmış kodlama katlarını açmadan’ yapıyor. Bu uluslararası sanat sergisi, elliden fazla görsel sanatçının yeni işlerinin yanı sıra, içlerinde denizbilimci ve nörobilimcilerin de bulunduğu farklı alanlardan profesyonellere yer veriyor. Boğaziçi ekseninde şehrin geneline yayılan sergi, şiirsel ve siyasi olarak dünyayı şekillendiren ve dönüştüren, görünen ve görünmeyen farklı dalga sıklığı ve biçimlerini, su akıntıları ve yoğunluklarını ele alıyor. Sanatla ve sanat aracılığıyla yas tutuyor, hatırlıyor, kınıyor, iyileşmeye çalışıyoruz. Kendimizi formdan giderek zenginleşen yaşama yansıyan neşe ve canlılık ihtimaline adıyoruz.” (Christov-Bakargiev)

Balestrini’nin kısa romanı Carbonia’dan bir bölüm okundu

Christov-Bakargiev’in yanı sıra İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Genel Müdürü Görgün Taner ve İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer’in katıldığı toplantıda, William Kentridge’in Tide Table (Gelgit Çizelgesi- 2003) adlı işi gösterildi ve Füsun Onur’un Pembe Bot (1993/ video 2014) adlı videosundan bir bölüm izletildi. Etkinlikte ayrıca Nanni Balestrini’nin 2012’de yayımlanan kısa romanı Carbonia ‘dan bir bölüm okundu.

Carbonia ‘nın tam metninin okuması yine bugün (10 Eylül) 21.00’den itibaren yazarın da katılımıyla, kitabın Türkçe baskısını okurla buluşturan Otonom Yayıncılık’ta yapılacak. Bir Zamanlar Hepimiz Komünisttik alt başlığıyla, noktalama işaretleri olmaksızın yazılan ve yayınlanan kitapta şu ifadeler yer alıyor:

“insanlar Carboniadaki mücadeleleri kazanıyorlardı çünkü insanlar birlikti ve cumhurbaşkanını da başka bir şeyi de düşünmeksizin şöyle dediler silahlı güçlerini bize karşı kullanan patronlar kapitalistler bizim düşmanımızdır dediler ve bunun için hepimiz onlara karşı mücadele etmek ve kazanmak zorundayız işte bunu yaptık yirmi yıl önce Carboniada orada fitili tutuşturmak için sadece bir kibrit gerekiyordu orada hepimiz komünisttik birbirine bağlı bir işçi sınıfıydık çünkü orada herkes madende yaşıyordu”

14. İstanbul Bienali için Carolyn Christov-Bakargiev kavramsal çerçeveyi oluşturma sürecinde Cevdet Erek’in “sanatsal tavsiyeleri”nden, Griselda Pollock’un “keskin entelektüel zeka”sından, Pierre Huyghe’un “duyarlılığı”ndan, Chus Martínez’in “küratöryel hayalgücü”nden, Marcos Lutyens’in “dikkati”nden, Füsun Onur’un “keskin bakış”ından, Anna Boghiguian’ın “siyasi felsefesi”nden, Arlette Quynh-Anh Tran’ın “gençlik dolu heyecanı”ndan, William Kentridge’in “bilgelik yüklü tereddütleri”nden yararlanıyor.

Carolyn Christov-Bakargiev, süreç ilerledikçe belirecek başka nitelik ve aracılıklardan da beslenecek. Yakın zamanda başlayan işbirlikleri arasında Elvan Zabunyan’ın “sıradışı okumaları”, Emin Özsoy’un “okyanus üzerine derin bilgisi”, Aslı Çavuşoğlu’nun “anlatıda kurduğu çeşitlilik”, Emre Hüner’in “sürekli çoğalan koleksiyonları”, Merve Kılıçer’in “samimi ilişkileri” ve Russell Storer’in “güzellik algısı” yer alıyor.

İstanbul Bienali’nin Danışma Kurulu’nda Adriano Pedrosa, Başak Şenova, İnci Eviner, Iwona Blazwick ve Ute Meta Bauer bulunuyor

Acil Tıp Uzmanları Derneğinin (ATUDER) düzenlemiş olduğu “Acilin Öyküsü” adlı öykü yarışmasına başvurular baladı. Ağa yarışmanın şartnamesini ve afişini görebilirsiniz.

atuder-oyku-yarismasi

YARIŞMA KURALLARI

1. Yarışmamız uluslararası katılıma açıktır. Her yaş ve meslek kümesinden ilgililer yarışmaya katılabilir.

2. Öykülerin konusu acil tıp (eğitim, acil servisler, 112’lerde yaşananlar, vb.) ile ilgili olmalıdır.

3. Yarışmaya katılan öyküler hiçbir yerde yayımlanmamış olmalıdır.

4. Başvuru için öykü ve kimlik dosyası olmak üzere elektronik ortamda iki dosya [email protected] adresine gönderilmelidir. Başvurular sadece elektronik ortamda kabul edilecektir.

5. Öykü dosyası: Öyküler Microsoft Office Word programıyla A4 kâğıt boyutunda, bir buçuk satır aralığıyla, 12 punto, Times New Roman karakteriyle beş sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. Gönderilecek öyküyü içeren MS Word dosyasını adı öykünün adı olmalıdır.

6. Kimlik dosyası: Öykü Yazarının “adı-soyadı, yaşı, cinsiyeti, mesleği, telefon numarası, e- posta adresi ve yaşadığı il” bilgilerini içermelidir.

7. Son Başvuru tarihi 01 Ocak 2015 tarihidir.

8. Sonuçların resmi duyurusu Mayıs 2015 tarihinde yapılacak olan Acil Tıp Uzmanları Derneği Kongresi’nde ilan edilecek ve ödüller verilecektir.

9. Kişiler sadece bir öykü ile katılabilir.

10. Ödül olarak:

Birinciye : 2.000 TL

İkinciye : 1.500 TL

Üçüncüye: 1.000 TL verilecektir.

11. Şartnameye uymayan katılımcıların eserleri değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır.

12. Yarışmaya katılan öyküler, gerek görüldüğü takdirde, telif hakları Acil Tıp Uzmanları Derneği’nde olmak kaydıyla yazarın adıyla yayımlanabilecektir.

13. Yarışmaya katılan yazarlara (yayınları bastırılıp çoğaltılmış olsa da) telif ücreti veya ücret yerine geçecek herhangi bir karşılık ödenmeyecektir. Yalnızca öyküleri kitaplaşanlara, kargo bedeli tarafımızca karşılanmak kaydıyla üç adet kitap hediye edilecektir. Yarışmaya katılan yazarlar eserleriyle ilgili telif haklarını Acil Tıp Uzmanları Derneğine devredeceklerdir.

14. Değerlendirme jürisinde görev alan kişiler, bu kişilerle birinci dereceden kan bağı olanlar ile onların yakınları yarışmaya katılamazlar.

15. Eserlerin yazımında TDK Yazım Kılavuzu’na uyulmalıdır.

16. Eserler milli ve manevi değerlere, genel ve evrensel ahlak ile insanlık ilkelerine uygun olmalıdır.

17. Yarışmaya katılan eserlerin, intihal (çalıntı) veya suç unsuru içermesi vb. durumlarda (yayınların) içindeki tüm bilgilerin hukuki ve cezai sorumluluğu yazara aittir.

18. İhtilaf halinde Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri yetkilidir.

19. Yarışmaya katılanlar yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılacaktır.

Jüri Üyeleri

Prof. Dr. Başar Cander Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Cuma Yıldırım Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Mehmet Gül Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Doç. Dr. Zeynep G. Çakır Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Hasan Kavruk İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü

Prof. Dr. Cengiz Yakıncı İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü

Dr. Sema Selvioğlu İl Ambulans Servis Komuta Merkezi Şefi İstanbul

 

Detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ

 Güzel sanatların tüm bölümleriyle ve sporla ilgilenen ve Y.G.S. sınavlarına giren  gençler şu sıralar büyük bir heyecan içindeler.Yetenek sınav tarihleri açıklanan üniversite güzel sanatlar veya spor bölümleri ya sınavlara başladılar yada hazırlık içindeler sınavlar aşamalı olarak yapılıyor birinci aşamada eleme, arkasından da kesin kabul sınavları ile sonuca varılıyor.

coskun-nehir-2            Sınava hazırlanan öğrenciler ise şanslarını biraz daha yükseltmek ve açıkta kalmamak için ülkemizin çeşitli illerindeki üniversitelerin eğitim fakültesi  müzik, resim , beden eğitimi bölümlerine ; konservatuarlarına koşturup duruyorlar. Sınav tarihleri birbirine çok yakın olan bu okullar en iyi öğrenci bizim olsun ,başka okullarda sınava girip de elenen öğrenci bize kalmasın diye onlar da kendi aralarında bir mücadele veriyorlar ; birbirlerinin sınav tarihlerini çok iyi takip ediyorlar hata ve hata aynı güne sınav tarihi koyup iyi öğrenci kapma yarışına giriyorlar.Olan bu bölümlere girmek isteyen öğrenci adaylarına oluyor.

Örneğin; yetenek sınavlarına giren yakın bir tanıdığımın kızı, önce Samsun Eğitim Fakültesine sonra,  Trabzon; (KTÜ)   Karadeniz  Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesine arkasından, İstanbul Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Müzik bölümü sınavlarına en son da Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü sınavlarına girecek.

Diğer bir arkadaşımın Opera Sanatçısı olmak isteyen kızı;  İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet konservatuarı Sınavına girdikten sonra İstanbul’a gelip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,  Devlet Konservatuarında sınava girdikten hemen sonra İzmir’e gidip oradaki üniversitesinde sınavı tamamlayacak. Bir düşünecek olursanız ne büyük yorgunluk, ne büyük masraf ve ne büyük bir stres .

       Bir de olayın diğer yönüne bakalım. Yüzlerce öğrenci üniversitelere müracaat ediyor alınacak öğrenci sayısı ise  Konservatuarlarda 10-20 kişi arasında; Eğitim fakültelerin de ise 40-50 kişi arasında  değişiyor. Üniversitelerdeki öğretim üyeleri ise zor durumda hak yememek için sağlıklı bir sınav yapmak zorundalar . Sınavları birkaç güne yayıyorlar ama öğrenci sayısı o kadar fazla ki  sabah 08 de başladıkları sınavı gece yarılarına kadar sürdürüyorlar.

Zamanı kısaltmak için 2-3 komisyona bölünseler de  komisyonlar arasındaki ufak görüş farklılıkları bazen sınava giren çocukları olumsuz olarak etkiliyor. Bir komisyon sınavında başarısız olan bir öğrenci diğer komisyonda sınava giren kendisinden başarısız bir öğrencinin kazandığını görünce çok üzülüyor.

yetenek sınavları

         Sınava girecek öğrenciyi sabah sınava çağrılıyor ve çok uzun bir süre sonra örneğin; akşam öğrenci  sınava alınıyor. Yorgun , bitkin stres içindeki bu öğrencinin nasıl verimli olacağını düşünebilirsiniz?

       Bir de  olayı diğer yönden düşünelim.İçeride sınav komisyonundaki öğretim üyelerini.   Öğrencilerin biri gidip diğeri geliyor sınava her öğrenciye aynı kalıptaki sorular soruluyor. Bir müddet sonra dikkat dağlıyor ve monotonluk başlıyor. Hele de çok geç zamanda biten sınavlarda bu daha da belirginleşiyor. Dikkat dağınıklığı ve yorgunluk belirtileri başladığı için iyi dinlenemeyen öğrencilerde az da olsa kulağı zayıf olan öğrenciler sınavı kazanıyorlar. Ondan sonra okulda öğrenime başlayan bu öğrenciler hem başkalarının hakkını yiyorlar hem de okulda çok zorlanıyorlar. Zaman zaman bu öğrenciler uzun senelerini mezun olmak için heba oluyor, öğretmenlerini üzüyorlar, büyük bir çoğunluğu da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

                     Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi (Önceki yazı için TIKLAYINIZ)sınavlardaki soru tipleriyle sınav uygulamalarıyla yetenek sınavları adı altında yapılan bu sınavlar maalesef yeterli ve ölçülü değildir. Bir çok gencimiz bu sınavlar sonucu spordan ve müzikten uzaklaşmaktadırlar.

           Öğleyse bu sınav sistemleri acilen değiştirilmelidir.Üniversitelerimizin sanat kurumlarının ülkemizde bulunan DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, OPERA VE BALELERİ,TİYATROLARI VE SPOR KURULUŞLARI VE RESİM, FOTOĞRAF V.B. DALLARDA UZMAN KİŞİLERLE işbirliği içine girip bu soruna çare bulacağı inancını taşımaktayım.

Sevgi ve saygılarımla……

COŞKUN  NEHİR

İST. DEV. OPERASI SAN. VE MARMARA ÜNİV. ATATÜRK EĞ. FAK. MÜZİK BÖL. ÖĞ. ÜYESİ.

Nar Sanat Kursu Ses Terapisti ve Şan Eğitmeni (Özgeçmiş İçin Tıklayınız)

Eğitmen ve Sanatçının sitesi için lütfen www.coskunnehir.com.tr tıklayınız.

Barış İçin Müzik, İstanbul Kültür Sanat Vakfı desteğiyle, ilki geçen yıl Salzburg Festivali kapsamında gerçekleştirilen Sistema Europe Orkestra Kampı’nın ikincisini 14-22 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenleyecek.

sistema-europe-orkestra-kampi-istanbul-da-bulusuyor

Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde yapılacak Sistema Europe Orkestra Kampı’na, 9 ülkeden katılacak 200 çocuk ve eğitmen, bir hafta boyunca provalar yaparak birlikte çalışma imkânı bulacaklar. Barış için Müzik’in müzik direktörlüğünü yürüten Bruno Campo ile MozartBologna Orkestrası ve Lucerne Festival Orkestrası üyesi Etienne Abelin’in müzikal liderliğiyle gerçekleştirilecek Sistema Europe Orkestra Kampı’na Türkiye’den Barış İçin Müzik Orkestrası’yla birlikte, Avusturya, Danimarka, Hırvatistan, İngiltere, İsveç, İsviçre, İtalya ve Portekiz’den yaşları 10-19 arasında değişen 200 çocuk katılacak.
İstanbul’da gerçekleştirilecek Sistema Europe Orkestra Kampı’nın en önemli etkinliklerinden biri de geleceğin El Sistema eğitmenlerinin yetişebilmesi için düzenlenecek “El Sistema Modeli eğitimKampı” olacak. İlk kez düzenlenecek eğitim kampında, Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra Avusturya, Hırvatisyan, İngiltere, İran, İsviçre, İsveç, İtalya, Macaristan, Peru, Portekiz ve Venezüella’dan 50’nin üzerinde eğitmen yer alacak. El Sistema modeli eğitimin öğretileceği çalışmalara Barış için Müzik Orkestrası’nın gelecekteki öğretmenleri de katılacak.
200 kişilik Sistema Europe Gençlik Orkestrası’nın konseri 
21 Ağustos Perşembe akşamı 20.00’de 
Leyla Gencer Opera ve Kültür Merkezi’nde 
Bir hafta boyunca birlikte prova yapan 200 çocuğun aynı sahnede buluşacağı Sistema Europe Gençlik Orkestrası, 21 Ağustos Perşembe akşamı 20.00’de Bakırköy Belediyesi Leyla GencerOpera ve Kültür Merkezi’nde ücretsiz bir konser verecek. Şef Bruno Campo yönetimindeki Sistema Europe Gençlik Orkestrası konserde, Tchaikovsky’nin Slav Marşı, Arturo Marquez’in Danzon no.2, Rossini’nin William Tell Uvertürü, Elgar’ın Enigma Varyasyonları’ndan Nimrod, Mozart’ın Küçük Bir Gece Müziği ve Grieg’in Holberg Suit’inden 1. Bölüm’ü seslendirecek.
Sistema Europe Orkestra Kampı İstanbul 2014, Barış için Müzik Vakfı tarafından, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın desteği ve Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Hilti Foundation, Canan Pak İmregün, Liv Hospital, Berrin Erengül, Twist, Nestlé ve Turyol sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Sistema Europe Orkestra Kampı’nın üçüncüsü 2015 yılında Barış için Müzik’in de katılımıyla İsveç’te düzenlenecek.
Barış için Müzik hakkında
Mimar Mehmet Selim Baki ve Yeliz Baki tarafından 2005 yılında başlatılan Barış İçin Müzik mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamayı ve sanata katılım önündeki engelleri kaldırmayı amaçlıyor. Bugüne kadar 4 binin üzerinde çocuğa ücretsiz müzik eğitimi veren Barış İçin Müzik, 2012’de 29 Avrupa ülkesinin içinde yer aldığı Sistema Europe’un üyelerinden biri oldu ve çalışmaları Sistema Europe’un “en iyi uygulamalarından” biri olarak değerlendirildi. Barış İçin Müzik, Haziran 2014 tarihinde El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu ve Fundamusical Simón Bolívar Müzik Vakfı direktörü Eduardo Méndez ile imzalanan “dostluk” anlaşmasıyla resmen El Sistema’nın bir parçası olarak kabul edildi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı, 2013 yılından bu yana Barış İçin Müzik Vakfı’nın kurumsal destekçiliğini üstleniyor ve Lale Kart Üyelik Programı ile de bu oluşuma eğitim desteği veriyor.
Kaynak:Milliyet

Bu yıl 14-28 Kasım tarihleri arasında Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenecek II. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali kapsamında yapılacak olan Ulusal Kısa Film Yarışması’na başvurular başladı. 

boğaziçi-film-festivali


Başta sinema olmak üzere, ülkemizin önemli kültür sanat etkinlikerinden birisi olacağını henüz ilk yılında yaptığı, dünya sineması seçkisi, özel gösterim bölümleri, söyleşiler, atölye çalışmaları ve özellikle kısa filme verdiği yapım destek fonu ile göstermiş olan, Uluslararası Boğaziçi Film Festivali ikinci yılına hazırlanıyor. Bu sene İstanbul Medya Akademisi koordinatörlüğünde Türk Sinemasının 100.Yılına özel olarak alanında yetkin yerli ve yabancı ünlü isimlerin katılımlarıyla, akademik tartışmalar, özel program ve seminerler, workshoplar ve çeşitli organizasyonlar ile hem teorik hem de pratik tartışmaların gündeme getirilmesi planlanıyor. Son başvuru tarihi 26 Eylül 2014 olarak belirlenen Ulusal Kısa Film Yarışması hakkında detaylı bilgi, başvuru formları ve şartnamelere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.

2014 yılında çekilen en iyi basın fotoğrafları ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları 2014’ adı altında İstanbul’da sergilenecek.

JohnStanmeyer

John Stanmeyer’e ait fotoğraf Cibuti’de çekildi. Somali’deki yakınlarına ulaşmaya çalışan yerliler.

Bu yıl altıncısı gerçekleşen ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları’ sergisi, dünya çapında çekilmiş basın fotoğraflarından hazırlanan bir seçkiden oluşuyor. İnsanlığın 2014 yılı içerisindeki ortak hafızasını ve spordan ekonomiye, sanattan siyasete tüm gelişmelere dair bir kronoloji niteliğinde.

Bir yarışma ile hazırlanan sergi koleksiyonu, 98 bin 671 fotoğraf arasından 19 jüri üyesinin seçtiği 140 fotoğrafı görme imkanı veriyor. 132 ülkeden 5.754 katılımcının yer aldığı yarışmanın seçkisi 12 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında Forum İstanbul’da görülebilecek.

Kenya’daki alışveriş merkezi katliamından, albino oldukları için Hindistan’da özel bir eğitime tabi tutulan görme engelli çocuklara, Cibutili yerlilerin Somali’deki akrabalarına ulaşmak için deniz kenarlarında telefonlarının sinyali çekmesini beklemeleri gibi 2014’e dair birçok çarpıcı an bu sergide yer alıyor.

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

 

Daha Fazlası için lütfen LİNKE tıklayınız.

 

Bu yıl 26-28 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek uluslararası sanat fuarı ArtInternational, geçen yıl olduğu gibi ziyaretçileri Haliç Kongre Merkezi’nin terasında karşılayacak.

jaume-plensa

Fuarın “By The Waterside” bölümünde sergilenecek heykeller arasında ünlü Katalan sanatçı Jaume Plensa’nın işi de bulunuyor.
Uluslararası sanat fuarı ArtInternational’ın Haliç Kongre Merkezi’nin terasına özel hazırlanan açık hava heykel galerisi “By The Waterside”, bu yıl da dünyaca ünlü sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor.
Birbirinden etkileyici 9 heykeli Haliç’in eşsiz görüntüsüyle bütünleştirecek “By The Waterside”da yer alacak sanatçılardan biri de Katalan sanatçı Jaume Plensa olacak. Kamusal alanlara yerleştirilen devasa heykelleriyle çok konuşulan Plensa’nın, meditasyon yapan ve harflerden oluşan bir insan figüründen oluşan heykeli “TRIPTYCH”, Mario Mauroner Gallery ile İstanbul’a gelecek ve fuarın terasında sergilenecek.
Harflerin büyücüsü Plensa
Görenleri adeta büyüleyen ve şoke eden işlere imza atan Piensa, Latinceden Yunancaya, İbraniceden Arapça ve Japoncaya, dünyanın tüm dillerini insan bedeninde topladığı heykelleriyle de tanınıyor. Çocukluğundan beri edebiyata düşkün olan sanatçı, bu çalışmalarında Shakespeare, Oscar Wilde, Baudelaire, Edgar Allan Poe gibi hayran olduğu şair ve yazarların cümlelerini kullanıyor.
Piensa’nın ArtInternational’ın terasında sergilenecek “TRIPTYCH” adlı 3 metre uzunluğundaki heykeli de harflerden oluşuyor. İnsanların esas iletişim aracı olan harflerin ülkeler ve sınırlar üstü olduğunu ve onları bir arada kullanmanın barış için bir umut taşıdığını düşünen sanatçı, insan bedeninin umutlarımız, rüyalarımız ve arzularımızı toplayan ideal bir kap, mimari için de ideal bir biçim olduğunu söylüyor.
Sanatseverler “By The Waterside”da ayrıca; Galerie Lelong’dan Joan Miró, PİLOT Galeri’den Ali Miharbi, waterside contemporary’den Libia Castro ve Ólafur Ólafsson, Weingrüll’den Benjamin Appel, Lisabird Gallery’den Karl Karner, Rosenfeld Porcini’den Keita Miyazaki, Louise Alexander’dan Laurent Bolognini, Leila Heller’dan Steven Naifeh’ın heykellerini görme şansı yakalayacak.
ArtInternational sanat fuarı 26-28 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.