Yazılar

Küçük Deniz Kızı Heykeli dünyaca tanınmış ününe ün katmış bir heykeldir.  Avrupa Birliği üyesi Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da bulunan Küçük Deniz Kızı Heykeli, Avrupa’nın en değerli 5 eserlerinden biridir. Kopenhag’ın en önemli simgesi haline gelen Küçük Deniz Kızı Heykeli, Edvard Eriksen tarafından bronzdan yapılmıştır. Birçok bölgede kopyası yapılan Küçük Deniz Kızı Heykeli, Kopenhag’da yer alan kadar şöhreti yakalayamamıştır.

Dünyaca ünlü Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in aynı adlı eserinden esinlenerek yapılan bu yapı yapıldığı ilk yıllarda pek ilgi görmemiş olsa da zaman içerisinde kendi değerini hiç tahmin edilemeyecek kadar fazlasıyla bulmuştur.

Bu anlamda özellikle 1900’lü yılların ilk yıllarıyla beraber Küçük Deniz Kızı Heykeli, gerek Danimarka Krallığı’nın gerekse de Krallığın başkenti olan Kopenhag’ın en önemli markalarından biri haline dönüşmüştür. 1900’lü yıllarda şöhreti yakalayan Küçük Deniz Kızı Heykeli, 1913 yılına gelindiğinde artık turistlerin de ilgisine mazhar olmaya başlamıştır.

Küçük Deniz Kızı Heykeli’nin ifade ettiği anlamı anlatacak olursak, New York’un ünlü ”Özgürlük Anıtı” ve Belçika’nın başkenti Brüksel’de yer alan ”Manneken Pis”i örnek gösterebiliriz. Küçük Deniz Kızı Heykeli bu anlamda popülarite açısında bu iki eserle eş değerdedir. Bu yüzden Küçük Deniz Kızı Heykeli, dünyanın en değerli 20 eseri arasında yer almayı başarmıştır. Küçük Deniz Kızı Heykeli, 1909 yılında tasarlanmış ve bu tarihte yapımına başlanılmıştır.

Yaklaşık 4 yıl süren çalışma sonucunda Küçük Deniz Kızı Heykeli, 1913 yılında resmi bir törenle sergilenmiş ve bu tarihle beraber başta Kopenhaglılar olmaz üzere Avrupalıların ziyaretine sunulmuştur. Resmi açılış tarihi 23 Ağustos 1913 olan Küçük Deniz Kızı Heykeli, kısa sürede çok büyük popülarite yakalamıştır. Öyle ki, bazı devletler Küçük Deniz Kızı Heykelinin belirli bir süre için kendi ülkelerinde sergilenmesini teklif etmiştir.

İlk başlarda heykelin portatif olarak taşınabilir bir hale getirilip getirilemeyeceği tartışılmıştır. Ancak bunun gerek Kopenhag gerekse de Danimarka’daki yapısını ve popülaritesini tehlikeye atma ihtimali göz önüne getirilince bu fikirden vazgeçilmiştir. Bu fikrin hayata geçirilmemesi sonrasında yeni bir fikir üretilmiş ve bu da söz konusu eserin kopyalanması şeklinde olmuştur. Birebir kopyalar yapılarak Shanghai, California, Iowa, Calgary, Seul, Madrid gibi şehirlere de Küçük Deniz Kızı Heykeli kurulmuştur.

Bu şehirlere yapılan kopyalar sayesinde Küçük Deniz Kızı Heykeli, kısa sürede tüm dünyada tanınan bir yapı haline gelmiştir. Küçük Deniz Kızı Heykeli telif hakkı açısından 2029 yılına dek Eriksen ailesine bağlıdır. Eriksen’in 1959 yılında vefat etmesi ona otomatikman 70 yıllık bir telif hakkı kazandırmıştır. Bu anlamda tüm kopyalar için Eriksen ailesine telif ödenmesi 2029 yılına dek kanuni bir zorunluluktur. Küçük Deniz Kızı Heykeli, birçok Avrupa ve Hollywood yapımı filmde kullanılmasıyla da ün kazanmıştır.

Maltepe Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, heykeltıraş Ayhan Erdem’in 4. kişisel heykel sergisi açıldı.

Emekli olduktan sonra heykel çalışmalarına başlayan Erdem, sekiz yıllık çalışmalarından eserlerin bulunduğu sergisini Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde açmaktan mutluluk ve heyecan duyduğunu belirterek, “Maltepe Belediyesi’ne teşekkür ederiz. Bu bize cesaret verdi” dedi. Sergide, alçı, kil, taş ve gaz beton ile üretilen eserler yer aldı. Eserlerinde toplumsal mesajlara da yer veren Erdem, “En çok yaşadığım duygu öfke ve isyan. Sivas Madımak Katliamı’nda katledilenleri, dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet’i, Türkiye devrimci hareketinin önder isimlerinden Deniz Gezmiş’i andım. Erkek egemen toplumda yaşayan kadını, kadınlara yönelik saldırgan tutumu, kadın cinayetlerini, çocuk gelinleri ele aldım. Annelik içgüdüsünü, masum hallerini yansıttık. Bir eserimde parmakların ucunda hayata tutunuyorum. Bu eserim beni ifade ediyor” diye konuştu.

Erdem’in, sergide yer alan ve Türkiye haritası üzerinde 130 adet kadın ve erkek heykeline yer verdiği eseri de, büyük ilgi gördü. Farklı konseptlerin ele alındığı sergide sanatçının, Anadolu’daki medeniyetler buluşmasına vurgu yaptığı heykel ve rölyef çalışmaları da ilgi topladı. Sergi, 14 Ekim’e kadar Galeri Maltepe’de sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Disk Atan Adam veya Discobolus antik çağın en bilinen eserleri arasındadır. Bu heykel Yunanların Geç Klasik döneminde bronzdan yapılmıştır. Heykelin orijinali artık mevcut değil; fakat birçok meşhur mermer Roma kopyası bulunmaktadır.

Heykelin yaratıcısı olarak bilinen Myron (MÖ 480-440 arası faal) Attika ve Boeotia arasında bulunan Eleuherae’de doğmuştur. Myron , çalışma hayatının büyük bir kısmını Atina’da geçirmiş ve atlet betimlemeleriyle tanınmıştır. Myron temel olarak bronz ile çalışmıştır. Çünkü bronz yapısı gereği sanatçıların daha hareketli duruşları ve gerçekçi ince detayları görme konusunda mermerden daha üstün daha çok tercih edilen bir malzemedir. Bir diğer avantajı ise bronz heykeller , mermer heykellerden  daha hafif olması nedeniyle taşınması daha kolaydır. Bunların sonucu olarak Yunan heykelciliği tüm Akdeniz’e yayılmıştır.

Disk atma antik pentatlonda atletlerin discus adında ağır bir diski olabildiğince uzağa fırlattıkları bir etkinliğin adıdır. Burada Myron, atletin anlık hareketsizliğini yakalamıştır. Yunanca da bu anın karşılığı ‘ rhythmos’tu ve bu sözcük , ince bir harmoni ve denge durumunu anlatır. Bu figür , heykeltıraşların hareket hissi yaratma istediklerini anatomik olarak mükemmel olanı tasvir etme arzularını tatmin etmektedir.

Myron rhythmos  durumunu temsil eden ilk heykeltraş olarak kabul edilir ve hareketli duruşlar üzerine çalışmalarıyla bilinir. Myron ‘un bu zikzaklı atlet heykeli , figürü ; kolu arkada , ağırlığı sağ ayağı üzerinde ve elinde tuttuğu diski fırlatmak için vücudunu döndürmek üzereyken gösterir.

Hindistan’ın Gujarat eyaletine bağlı olan Ahmedabad kentinde dikilmiş 182 metre boyundaki dünyanın en büyük heykeli tamamlanma aşamasına geldi.

Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinin en büyük simgelerinden biri olan  Sardar Vallabhbhai Patel’in heykeli tamamlandığında New York’taki Özgürlük heykelinden yaklaşık iki kat daha uzun olacak.

Yapımı beş yıldır devam etmekte olan heykelin açılışının 31 Ekim’e yetiştirilmesi için 2500 kişi çalışıyor. 430 milyon dolara mal olacak heykelin inşaatı için Çin’den yüzlerce işçi getirildi.

Şu an dünyanın en büyük heykeli, 128 metre uzunluğuna sahip Çin’deki Buda İlkbahar Tapınağı. Heykelin altında bir Budist tapınağı yer alıyor.

Hindistan’ın bağımsız adamı

Başbakan Narendra Modi’nin Hindistan’ın birlik ve beraberini simgelemesi için yaptırdığı bronz kaplı heykelin çok sayıda turist çekmesi bekleniyor.

Hindistan’ın Demir Adamı olarak bilinen Patel, 1947’deki bağımsızlıktan sonra başbakan yardımcısıydı. Birbirleriyle savaşan eyaletleri barıştırarak, Hindistan devletinin parçası olmalarında büyük çaba harcadı.

Birçok Hindu milliyetçisi Patel’in Hindistan siyasetine hakim olan Nehru hanedanının gölgesinde kaldığını ve hakettiği değeri bulamadığını vurguluyor.

Modi, 2013’teki seçim kampanyası sırasında “Her Hindistanlı Patel’in ilk başbakan olmamasından üzüntü duyuyor” demişti.

İstanbul Modern, dünyaca ünlü heykel sanatçısı Anthony Cragg sergisi ve bugüne kadar sanatseverlerin karşılaşmadığı pek çok yapıtın yer aldığı Şimdinin Peşinde ve Bakış Açıları adlı koleksiyon sergileriyle izleyicisiyle buluşuyor.

Yaşayan en önemli heykel sanatçı Anthony Cragg ile “İnsan Doğası”

23 Mayıs – 11 Kasım 2018

Çağdaş heykel sanatının en özgün, en yenilikçi sanatçılarından Anthony Cragg’in kültür ve sanata verdiği destekle dikkat çeken Ferko’nun sponsorluğunda gerçekleşen “İnsan Doğası” başlıklı sergisinde sanatçının kariyerinin farklı dönemlerini yansıtan 50’nin üzerinde yapıtı sergileniyor. Heykelleri dünyanın en saygın müze ve kurumlarının koleksiyonlarında yer alan Cragg, biçim, renk ve malzemenin sınırlarını zorlayarak yeniden tanımladığı heykel sanatına getirdiği çeşitlilikle çok katmanlı bir zenginlik sunuyor.

Küratörlüğünü İstanbul Modern Genel Direktörü Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği sergide Anthony Cragg’in 1980’li yıllardan bu yana heykel sanatına dair sürdürdüğü denemeler, kapsamlı ve kronolojik bir bütünlükle bir araya getiriliyor. Sergide, sanatçının erken dönem yapıtlarından duvar rölyefleri ve Cragg’in yıllardır çeşitli malzeme ve tekniklerle deneyimlediği “Erken Biçimler” ve “Akılcı Varlıklar” serilerinden örnekler sunuluyor. Ayrıca, malzemeye farklı bağlamlar kazandırdığı, sanatçıyla özdeşleşmiş eğilimleri yansıtan yapıtların yanı sıra, Cragg’in üretim sürecinin bir parçası olarak tanımladığı desenleri de yer alıyor.

İstanbul Modern Koleksiyonu’nda “Şimdinin Peşinde”

İstanbul Modern, “Şimdinin Peşinde” adlı koleksiyon sergisiyle günümüz dünyasında insanlık hallerine odaklanıyor. İstanbul Modern’in geçici mekânının iki katına yayılan sergi, günümüz insanını serginin merkezine yerleştiriyor. İnsanın kentle, doğayla, kendi benliğiyle olan ilişkisini; tarihsel, toplumsal ve kişisel bağlamda irdeleyen yapıtları bir araya getiriyor. Sergide yer alan 37 sanatçının resim, heykel, yerleştirme, video ve desenlerden oluşan çalışmaları, insanın fiziki çevresiyle kurduğu ilişkinin dinamiklerini konu ediyor.

Birbiriyle kesişen ve ilişkiye geçen çeşitli tematik duraklarla örülen “Şimdinin Peşinde”, odak noktasına insanı yerleştiriyor ve sergideki yapıtlar aracılığıyla kimlik, beden, toplumsal cinsiyet politikaları, yapım ve yıkım süreçleri, doğa ve insan ilişkisi gibi tali yollara açılıyor.

Sanatçılar: Sabri Berkel, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Mehmet Güleryüz, Sarkis,Nil Yalter, Alaettin Aksoy, Hüsamettin Koçan, Balkan Naci İslimyeli, Azade Köker, Kemal Önsoy, Canan Tolon, İnci Eviner, Peter Anders, İrfan Önürmen, Zhan Wang, Tracey Emin,Ramazan Bayrakoğlu,Taner Ceylan, Olafur Eliasson, Maro Michalakakos, Sarah Morris, Hans op de Beeck, Murat Akagündüz, Erdoğan Zümrütoğlu, Mehtap Baydu, Necla Rüzgar, Bengü Karaduman, Ebru Uygun, Jerome Zonder, Angel Otero, Güneş Terkol, Burcu Yağcıoğlu,TUNCA, Ahmet Doğu İpek,Rasim Aksan, Deniz Aktaş

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde “Bakış Açıları”

23 Mayıs – 11 Kasım 2018

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin koleksiyon sergisi, 1960’lı yıllardan itibaren fotoğraf alanındaki deneysel üretimleri içeriyor. Sergi, müze koleksiyonunda yer alan farklı kuşaklardan altı sanatçıyı kompozisyon, malzeme ve ele aldıkları konuları yeniden düşündükleri çalışmalarıyla bir araya getiriyor.

25 çalışmanın yer aldığı seçki, İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu üzerinden günümüz fotoğrafına dünü ve bugünü içeren bir perspektiften bakmayı hedefliyor.

Sanatçılar: Ali Alışır, Ani Çelik Arevyan, Orhan Cem Çetin, Murat Germen, Şahin Kaygun, Boris Mikhailov

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun kurucularından olan Resim ve Heykel sanatçısı, aynı zamanda Resim ve Heykel Eğitmenimiz Hale Şakar Ürkmezgil’in Heykel Sergisi 19 Nisan’da açılacak.

19 Nisan’da İstanbul Teşvikiye’de bulunan Doku Sanat Galerisi’nde açılışı yapılacak olan sergi, 8 Mayıs’a kadar gezilebilecek.

Türkiye’nin en iyi heykeltraşlarından olan Hale Şakar Ürkmezgil’in heykel sergisini kaçırmak istemeyenler 19 Nisan – 8 Mayıs tarihleri arasında Doku Sanat Galerisi’nde sergiyi gezebilirler.

Sergi Türü: Heykel Sergisi
Tarih: Açılış 19 Nisan – Kapanış 8 Mayıs
Yer: Doku Sanat Galerisi
Adres: Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. (Ihlamur Teşvikiye Yolu ) No:10/10D, Teşvikiye İstanbul Türkiye

      

Sarıkamış Harekatı’nın 103. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen Kardan Heykeller Sergisi Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi akınına uğruyor.

Bölgeye yaklaşık 100 kamyon kar sevk edilerek düzenlenen sergide kardan yapılmış heykeller, hava karardıktan sonra kurulan ışıklandırma sistemiyle de büyük ilgi topluyor.

Birçok üniversitenin öğretim görevlilerinin katılımıyla açılışının yapıldığı sergi, Sarıkamış Cıbıltepe’de ziyaretçilerini bekliyor.

Şair Ahmet Telli, Eskişehir’de Çağdaş Sanatlar Galerisi tarafından düzenlenen “Renkler-İmgeler-Sözcükler” adlı resim ve heykel sergisiyle sanatseverler ile buluşacak.

Eskişehir’deki Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde gerçekleşecek olan ‘Renkler-İmgeler-Sözcükler’ isimli resim ve heykel sergisini görmeye gelen sanatseverler, 1980 yılında Ahmet Telli ile birlikte Toprak Şiir Ödülünü alan şair-ressam Metin Altıok, Ülkü Tamer, Metin Yurdanur, Doğan Örs, Asaf Koçak’ında aralarında yer aldığı 82 sanatçının gözünden Ahmet Telli’yi izleyebilecek.

Şair Ahmet Telli’nin 70’inci yaşı nedeniyle Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde “Renkler-İmgeler-Sözcükler” isimli resim-heykel sergisi düzenliyor. Serginin açılışı 6 Ocak Cumartesi günü yapılacak. Sergisinin küratörlüğünü sanat eleştirmeni ve yazar İbrahim Karaoğlu yapacak.

Koordinatörlüğünü ise Füsun Demiray’ın üstlendiği sergiside, Ahmet Telli şiirleri 82 sanatçının estetiğinde yankılanacak.

6 Ocak Cumartesi günü saat 17: 00’de sanatseverler ile buluşacak olan sergide ayrıca özel bir program yer alacak. Açılışta Türkiye’nin önemli gitar virtüözlerinden Ahmet Kanneci ve şair Ahmet Telli gitar-şiir dinletisi gerçekleştirecek. Açılış programında ayrıca yönetmenliğini Mahir Karayazı’nın yaptığı ‘Şairini Bekleyen Sandalye’ isimli belgesel filmin gösterimi de yapılacak.

2017 yılının sonlarına geldik. Yarın yeni yıla giriyoruz. Peki 2017 yılında en pahalı eserlerini merak ediyor musunuz? Bu haberimizde sizler için 2017 yılının en pahalı eserleri derledik.

Listenin ilk sırasında; 16. yüzyılda yaşamış olan ünlü İtalyan ressam ve bilim adamı Leonardo da Vinci’nin Salvator Mundi (Dünyanın Kurtarıcısı) adlı İsa Peygamber tablosu yer alıyor. ABD’nin New York kentinde 15 Kasım’da düzenlenen müzayedede 450.3 milyon dolara satılarak rekor kıran bu tablo 2017 yılının en pahalı eseri olarak ilk sıradaki yerini aldı.

Listenin ikinci sırasında ise; aynı zamanda grafiti sanatçısı olan ressam Jean-Michel Basquiat’ın ‘Untitled’ isimli eseri yer alıyor. New York’ta 18 Mayıs 2017’de düzenlenen bir müzayedede 110.5 milyon dolara alıcı bularak listenin ikinci sırasına yerleşti.

Listenin üçüncü sırasında; Hollandalı dünyaca ünlü ressam Vincent Van Gogh’un ‘Laboureur dans un champ’ isimli tablosu yer aldı. Yine New York’ta 13 Mayıs 2017 tarihinde düzenlenen müzayedede 81.3 milyon dolara alıcı bulan bu tablo 2017’nin en pahalı eserleri listesinde üçüncü sıraya yerleşti.

Listenin dördüncü sırasında; 20. yüzyıl Paris Ekolü sanatçılarının başında gelen ressam, heykeltıraş, seramikçi ve film yapımcısı Fernard Léger’in ‘Contraste de formes’ isimli tablosu yer aldı. New York’ta 13 Mayıs tarihinde düzenlenen bir müzayedede 70 milyon dolara alıcı bulan bu tablo 2017 yılının en pahalı eserleri sırasına dördüncü sıradan girdi.

Listenin beşinci sırasında; aynı zamanda film yapımcısı ve yayıncısı olan Amerikalı ressam Andy Warhol’un ‘Sixty Last Suppers’ isimli tablosu yer aldı. New York’ta 14 Mayıs 2017 tarihinde düzenlenen bir müzayedede 60.9 milyon dolara alıcı bulan bu tablo 2017 yılının en pahalı eserleri sıralamasında beşinci sıradaki yerini aldı.

Listenin altıncı sırasında ise; Tablolarının yanı sıra duvar resimleri, eskizleri ve diğer eserleriyle de tanınan Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in ‘Bauerngarten’ isimli eseri yer aldı. Londra’da 1 Mart 2017 tarihinde düzenlenen müzayedede 59.6 milyon dolara satılan bu eser 2017 yılının en pahalı eserleri listesinde altıncı sırada yer aldı.

Listenin yedinci sırasında; Romanya asıllı, fakat önemli çalışmalarını Paris’te yapan ve Fransız vatandaşlığına geçen, uluslararası modernizm akımının başta gelen heykeltıraşlarından biri olan Constantin Brancusi’nin ‘La muse endormie’ isimli eseri yer aldı. Londra’da 15 Mayıs tarihinde gerçekleşen bir müzayedede 57.4 milyon dolara alıcı bulan bu eser, 2017’nin en pahalı eserleri listesinde yedinci sırada yer aldı.

Listenin sekizinci sırasında; dünyaca ünlü ressam Cy Twombly’ın ‘Leda and the Swan’ isimli tablosu yer aldı. New York’ta 17 Mayıs 2017’de düzenlenen bir müzayedede 52.9 milyon dolara satılan bu tablo, 2017 yılının en pahalı eserleri listesinde sekizinci sırasında yer aldı.

Listenin dokuzuncu sırasında; İngiliz ekspresyonist ressam olan Francis Bacon’un ‘Three Studies for a Partrait of George Dyer’ isimli eseri yer aldı. New York’ta 17 Mayıs’ta düzenlenen bir müzayedede 51.8 milyon dolar’a alıcı bulan bu eser 2017’nin en pahalı eserleri listesinde dokuzuncu sırasında yer aldı.

Listenin onuncu sırasında ise; Çinli ressam Houang Binhong’un ‘Yellow Muntain’ isimli eseri yer aldı. Çin’de 19 Haziran 2017’de düzenlenen bir müzayedede 50.6 milyon dolara satılan bu eser, 2017 yılının en pahalı eserleri listesinde onuncu sırada yer aldı.

Türkiye’nin yeni nesil sanatçılarını İstanbul’da toplayan BASE sergisini 5 günde 10 binden fazla kişi ziyaret etti.

Galata Rum Okulu’nda yapılan BASE sergisinde toplam 20 ilden 31 üniversiteden 108 sanatçıya ait 116 yapıt yer aldı.

Serginin haricinde sanat dünyasının ünlü isimlerinden 75 ayrı kişiyi konuşmacı olarak ağırlayan BASE, büyük ilgi ile takip edildi.

Bu yıl mezun olan sanatçı adaylarının eserlerinin 23 kişiden oluşan uluslararası seçici kurulun değerlendirmesiyle, oluşturulan sergi 21-24 Aralık tarihleri arasında sergilendi.

Aralarında Agah Uğur, Alev Ebuüziya, Ali Kazma, Banu Çarmıklı, Gülsün Karamustafa, Hale Tenger, Mehmet Güleryüz, Murat Germen, Mustafa Taviloğlu, Refik Anadol, Taner Ceylan gibi isimlerin de arasında 75 konuşmacı izleyicilerle buluştu.

BASE’te baskı, cam, enstalasyon, fotoğraf, görsel iletişim tasarımı, grafik tasarımı, heykel, resim, seramik, Türk el sanatları ve video kategorilerinde, Türkiye’nin dört bir yanından 31 üniversiteden 108 sanatçı adayının 116 yapıtı BASE’de sergilendi.

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

sanat-zanaat

Telaffuzu birbirine bu kadar benzemesine ve birçok kişi tarafından aynı anlamlara geldiği düşünülmesine rağmen aslında sanat ve zanaat aynı şeyler değildir. Birbirleri ile benzerlikleri olmasına karşın ikisi de farklı şeylerdir. Bu yazımızda sizlerle sanatın ve zanaatın ne anlama geldiğini paylaşacak, ardından sanat ile zanaat arasındaki farklara değineceğiz. Ardından sanat ve zanaat hakkında bilinmesi gerekenleri sizlerle paylaşıp, yazımızı dünyaca ünlü sanat eseri örnekleri ile sonlandırcağız.

Sanat Nedir?

Öncelikle sanatın ne anlama geldiği ile başlayalım. Sanat, insanların hayal dünyasında yer alan güzellikleri, duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını ya da hissettiklerini görsel, biçimsel ve sözel yöntemlerle ifade etmesidir. Şiirler, resimler, opera parçaları ya da heykeller sanat eserleri arasında sayılabilir. Günümüzde birkaç şarkısı olan kişilere de sanatçı denilmektedir. Ancak elbette bir sanat eseri ortaya çıkarmak ve sanatçı olarak anılabilmek bu kadar kolay değildir.

Zanaat Nedir?

İnsanların maddeye olan ihtiyaçlarını gidermek için yapılan, eğitim, beceri, deneyim ve ustalık gerektiren işlere ise zanaat denilmektedir. Mobilya ustalığı, ayakkabı ustalığı, kuyumculuk, terzilik, marangozluk, bakırcılık ve çömlekçilik zanaata örnek olarak verilebilir. El becerileri ve ustalıkları sebebiyle tarih boyunca önemli bir yere sahip olan zanaatkârların sayısı, seri üretimin bu denli arttığı günümüzde ne yazık ki azalmıştır.

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sanat ve zanaatın anlamlarından sonra sıra geldi bu iki kavram arasındaki farkların neler olduğuna. Aşağıda sizin için derlediğimiz farkları okuduktan sonra sanat ve zanaatı kolaylıkla ayırt edebileceksiniz.

  • Sanat eserleri genellikle tektir ve eşi yoktur. Leonardo Da Vinci birden fazla Mona Lisa çizmemiş ya da Orhan Veli iki tane İstanbul’u Dinliyorum şiiri yazmamıştır. Zanaat eserleri ise birden fazladır ve istendiği zaman sayısı arttırılabilir. Hatta bir zanaatkârın yaptığı şeyi bir başka zanaatkâr da kolaylıkla yapabilir. Bu sebeple de zanaatte pek de fazla özgünlükten söz edilemez ve birbirinin tamamen aynı olan eserler seri bir şekilde üretilebilir. Dolayısıyla sanatta önemli kavramlar olan orijinal ve kopyadan, zanaatte bahsedilmez.
  • Sanatta yaratıcılık önemli rol oynarken, zanaatte yaratıcılığa gerek yoktur ama eğitim ve ustalık önemli role sahiptir.
  • Sanat eserleri kendine özgüdür ve her sanatçının kendine has bir tarzı vardır. Zanaatte ise aynı şeylerin sürekli olarak yenileri yapılır. Mesela Gaziantep’teki bakırcılara farklı senelerde gittiğinizde aynı ürünleri bulabilirsiniz. Çünkü zanaatkârlar ürünler satıldıkça aynılarını tekrar yapmaktadırlar.
  • Sanatçı eserlerini meydana getirirken hislerine göre hareket eder ve gerekirse eserini değiştirir. Zanaatkar ise belirli bir plan ve program dahilinde eserlerini meydana getirir.
  • Sanat eserinin yapılmasının ana amacı güzellik ve estetikken, zanaatçı eserini bir fayda sağlamak ve para karşılığı satmak için meydana getirir.
  • Sanat eseri para için yapılmaz, ancak zanaat eserinin yapılış amacı para kazanmaktır. Zaten zanaatkârlık bir meslektir ve bu sebeple de zanaatçı doğal olarak para kazanmayı hedefler.

Tüm bu farklılıklara karşın sanat ve zanaat arasında benzerlikler de vardır. Bilinen en önemli benzerlik ise her ikisinin de yetenek gerektirmesi ve el emeği olmasıdır. Ayrıca hem sanat hem de zanaat beceri gerektirir ve yine her ikisinin de temelinde tasarım yatmaktadır.

Sanat ve Zanaat Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Bir kişinin zanaatkâr olarak adlandırılabilmesi için el becerisi gerektiren bir ürünü üretmesi gerekir. Yani böyle bir ürünü sadece satan ama üretmeyen kişiye zanaatkâr denilemez.
  • Ahşap oyma ustası, kumaş boyacısı, taş ustası, terzi, demirci ve silah ustası zanaatkârlara örnek olarak gösterilebilir.
  • Zanaatkârlık insanoğlunun ilk taş aletlerini yapması ile başlamıştır.
  • Sanat anlık bir şöhret elde etme işi değildir ve bir kişinin sanatçı olarak anılabilmesi için kalıcı olması gerekmektedir. Bu anlamda sanatçı denildiğinde bizim ilk aklımıza gelen isimlerden bazıları Pablo Picasso, Fikret Mualla, Mimar Sinan, Abidin Dino, İbrahim Çallı, Van Gogh, Salvador Dali, Auguste Rodin, Leyla Gencer, Pavarotti ve Maria Callas’tır. Peki, sanatçı denildiğinde sizin ilk aklınıza gelen isimler hangileri? Ya da medyada sıkça gördüğümüz isimlerden bazılarına sanatçı diyebilir miyiz?

Dünyaca Ünlü Sanat Eserlerinden Bazıları

  • Mona Lisa – Leonardo Da Vinci
  • Nilüferler – Claude Monet
  • İnci Küpeli Kız – Jan Vermeer
  • Gece Devriyesi – Rembrandt
  • Hz. Davud Heykeli – Michelangelo
  • Son Akşam Yemeği – Leonardo Da Vinci
  • Düşünen Adam – Auguste Rodin
  • Öpücük – Gustav Klimt
  • Belleğin Azmi – Salvador Dali
  • Gold Marilyn Monroe – Andy Warhol
  • Pleta – Müchelangelo
  • Kaplumbağa Terbiyecisi – Osman Hamdi Bey
  • Adada Gezintiye Çıkan Kadınlar – İbrahim Çallı