Şunun için etiket arşivi: genç

Malatya Valiliği ve Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından bu yıl 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasında üçüncü kez düzenlenecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali’nde kısa film heyecanı başlıyor!

Malatya Uluslararası Film Festivali, kısa film çekimini teşvik etmek; bu türde film çeken genç yetenekleri keşfetmek, nitelikli yapımları ödüllendirmek ve isimlerini ulusal alanda duyurma fırsatı sunmak için Ulusal Kısa Film Yarışması’nı düzenlemeye devam ediyor.

Tüm amatör ve profesyonel kısa filmcilerin katılabileceği Ulusal Kısa Film Yarışması’nın son başvuru tarihi 16 Eylül 2012.

Yarışmaya katılmak isteyen ve festivalin www.malatyafilmfest.org.tr adresli web sitesinden duyurulan Festival Yönetmeliği’nde belirtilen özelliklere uygun olan film sahiplerinin, 16 Eylül 2012 tarihine kadar Festival Merkezi’ne başvurmaları gerekmekte.

Kısa Metraj Film Yarışması’na başvuru için herhangi bir yaş, deneyim, tür ya da tema kısıtlaması bulunmuyor. Toplamda 15 filmin değerlendirileceği yarışmaya, 01 Ocak 2012 tarihinden sonra çekilmiş, süresi 30 dakikayı aşmayan filmler kabul edilecek. Yarışmacılar birden fazla filmle yarışmaya katılabilirler. Daha önce ulusal ya da uluslararası bir yarışmada ödül almış olmak katılmaya engel değildir.

Yarışmanın ön jürisi Festival yönetimi içinden ya da dışından seçilecek sanatçı, akademisyen ya da profesyonellerden oluşacak. 3 kişilik ön jürinin değerlendirmesi sonucunda yarışmaya kabul edilen filmler, Ekim 2012 döneminde festivalin web sitesinden ve medya aracılığıyla duyurulacak.

Ön elemeden geçerek, yarışmalı bölüme kabul edilen 15 film, isimleri ilerleyen günlerden ilan edilecek olan 5 kişilik ana jüri tarafından festival süresince değerlendirilecek. Ödüle değer görülen film sahipleri ödüllerini 15 Kasım 2012 Perşembe gecesi yapılacak Festival Ödül Töreni’nde alacak.

Kristal Kayısı Ödülü için yarışacak filmler arasından birinci gelen filmin sahibi 5.000 TL para ödülünün de sahibi olacak.

Katılımcılar Yarışma Katılım Formlarına, Festival Merkezi’nden ya da Festival’in yukarıda belirtilen web adresinden ulaşabilirler. Ayrıca Festival Merkezi’ni telefonla arayarak Kısa Film Yarışma Koordinatöründen ayrıntılı bilgi alabilirler.

 

Kaynak : [-]

İzmirli müzisyenler Ömer ve Nitsa Çukurel Kapancıoğulları’nın kurduğu Blue Monkey (Mavi Maymun) adlı müzik grubu, bir uluslararası yarışmasında ilk 10’a kaldı. Grubun bu başarısının ardında ilginç bir hikâye var.

Ömer Kapancıoğulları ve Nitsa Çukurel, daha ortaokulda tanıştı. İkilinin çocuk yaşta başlayan arkadaşlığı, 3 yıl önce evlilikle taçlandı. Ve bugün bu iki genç müzisyen 43 ülkeden 500 şarkıcıyı geride bırakarak ilk 10’a girmeyi başardı.

SÖZ VE MÜZİK KENDİLERİNE AİT

Geçen 15 yıl boyunca dönem dönem, genellikle Nitsa’nın Ömer’in gitar çaldığı grupları dinlemeye gitmesi ya da belli projeler üretmek için bir araya gelen ikili, evlendikten sonra da müzik ile ilgilenmeye devam etti.

Finale Kalan şarkı :

Yıllardır sürdürdükleri çalışmalarından bir albüm yapmaya karar verdiler ve 2011 yılında kayıtlara başladılar. Blue Monkey adını verdikleri grup altında kendi Türkçe bestelerini hazırlarken, İngilizce bestelerinden bir tanesi ile de Rode mikrofon firmasının düzenlediği uluslararası müzik yarışmasına katılmaya karar verdiler.

ANNE BABA KAYITTA DENİZ STÜDYODA

yarışma için hazırladıkları söz ve müziği kendilerine ait “60 Seconds” şarkısının kayıtları ve çekimleri sırasında şu an 7 aylık olan minik Deniz de stüdyoda onlara eşlik etti. Hayatının her anında müzikle büyüyen Deniz’e anne ve babasının şarkıları haliyle ninni oldu…

Başvuru yaptıkları sırada bu kadar ileriye gidebileceklerini düşünmediklerini söyleyen genç müzisyenler, şimdi finale kalan tek Türk grup olmanın gururunu ve şaşkınlığını yaşıyor. Deniz’e ninni olan o şarkı uluslararası müzik yarışmasında birincilik için yarışıyor. Yarışmayı kazanacak olan grup, bu aşamadan sonra internet üzerinden oylamayla belirleniyor.

OYLAMA DEVAM EDİYOR

Ömer ve Nitsa oylarınız için sizlerden destek bekliyor. Oy verme işlemi 31 Temmuz’a kadar http://rockro.de/bluemonkey adresinden yapılıyor. Siz de kalp işaretinin yanındaki ‘click to vote’ yazan yerden, Facebook hesabınız ile ya da e-mail adresiniz ile kayıt yapabilir, uluslararası alanda bir Türk grubunu destekleyebilirsiniz. Blue Monkey’in yarıymadıki en büyük rakibi ise Endonezya’dan Navicula.

JÜRİDE MÜTHİŞ İSİMLER

Blue Monkey’i ilk 10’a seçen jüri içerisinde Guns N’ Roses’ın eski davulcusu Matt Sorum, Queens of the Stone Age gitaristlerinden David Catching, Grammy adayı müzik mühendisi John Merchant, tanınmış prodüktör Alain Johannes gibi isimler var.

Kaynak:[-] Murat KIVANÇ

“Sanat yaşamın kendisi”

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın, genç sanatçı ve tasarımcıların profesyonel yaşamla bağlarının nasıl sağlamlaşacağını, 2013’te yapılacak Uluslararası Öğrenci Trienali’ni, İKSV’nin ilk Tasarım Bienali’ne katılımlarını anlattı.

5.Uluslararası Öğrenci Trienalinden bir kare

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, her yıl düzenlediği mezuniyet sergilerine bir yenisini daha ekledi. Acıbadem’deki sergi salonunda ve fakültenin bölüm koridorlarında açılan sergi, çağdaş sanat ve tasarımın en genç üretimini yaz sonuna kadar İstanbul’la paylaşacak. Sergi dolayısıyla Fakülte Dekanı Prof. Dr. İnci Deniz Ilgın ile görüştük.

– Bu sergi genç sanatçı ve tasarımcıların sanat piyasasına atılmadan yaptıkları son sergi. Bir yönetici ve tasarımcı olarak üretim heyecanını canlı tutmak ve sürekli kılmak için neler yapılmalı ?

– Sanat ve tasarım yaşamın kendisi. Bugün yaşadığımız iç ve dış mekânlar ve bu mekânlarda düşünmemize yol açan sanat eserleri, elimizde tuttuğumuz kalemin formu, üzerimizdeki giysiler, oturduğumuz sandalye, okuduğumuz kitap, izlediğimiz sinema, reklam, bunların tümü sanatçı ve tasarımcıların eserleri. Bu eserler aynı zamanda disiplinlerarası bir aradalığın ürünleri. Sanat ve tasarımın bu yaşamsal niteliğini daha görünür kılmak ve bilinç yaratmak, eğitimci ve yönetici olarak bizlerin görevi. Bu bağlamda, eğitimle profesyonel yaşam arasındaki bağı daha çok güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

– Sergilenen işler diploma projeleri aynı zamanda, yani okulu bitirmek için proje yapmak gerekli. Bu üretimleri geçen yıllarla kıyaslarsak, biçim içerik ve malzeme açısından neyle karşılaşıyoruz?

Öğrencilerimizin işleri, aldıkları ayrıcalıklı eğitimin kalitesini ve çağın izlerini taşıyor. Son yıllarda, teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmelerin getirdiği yeni yaşam biçimlerinin projelere doğrudan yansıdığını gözlemliyoruz. Sosyal medyanın yaşamımızdaki güçlü varlığı projelerin içeriğine de yansıyor. Disiplinlerarası yaklaşım, çok işlevlilik, evrensel tasarım, sürdürülebilirlik gibi kavramlar projelere daha etkin biçimde entegre olmaya başladı.

– Fakültenizin, İKSV’nin Türkiye’de ilkini düzenlediği Uluslararası Tasarım Bienali’ne katılacağını biliyoruz. Hangi bölümler katılıyor?

Fakültemiz, bienalin “Üniversite Programı”na grafik, iç mimarlık ve tekstil bölümleri öğrenci projeleriyle katılıyor. Öğrencilerimiz bienalin belirlediği “Kusurluluk” teması ile ilgili projeler ürettiler. Ayrıca öğretim elemanlarımız bireysel projeleri ile “Adhokrasi” ve “Musibet” temalı sergilere katılmak üzere başvurularını yaptılar.

– 2010 yılında Uluslararası Çağrılı Afiş Bienali düzenlemiştiniz. Bu da sizin fakültenin ilklerinden biriydi.

Evet, grafik bölümü öğretim elemanlarımızın girişimi ile bir başka ilke daha imza atarak Uluslararası Çağrılı Afiş Bienali’ni başlattık. Kendi alanlarında isim olmuş, ülkemizden ve dünyadan çok sayıda afiş tasarımcısının yapıtları, üniversitemizin Cumhuriyet Müzesi’nde izleyicilerle buluştu. İkincisi Ekim 2012’de gerçekleşecek olan bienalin hazırlıkları ise tamamlanmak üzere.

– 2013, Trienal yılı. Bu konudaki hazırlıklarınız ne durumda?

2013 Haziran ayında gerçekleşecek olan 6. Uluslararası Öğrenci Trienali dünyadaki ilk ve tek örnek olarak eğitim sistemleri arasında bağ kurma, birlikte üretmeye dayalı ortak paylaşım alanları yaratma, kültürlerarası bağ kurma gibi önemli bir misyona sahip. Bu yıl başlığımız “Connecting the dots” sanatın ve tasarımın birleştiren gücünü görünür kılmayı hedefliyor ve bunu önemsiyoruz. 6. Trienal’le birlikte bir yenilik daha yapıyoruz ve daha önceki yıllarda sadece haziran ayında gerçekleşen sergi, workshop, sempozyum ve kısa film gösterilerinden oluşan etkinliklerin, workshop ayağını, yan etkinlik olarak tüm seneye yayıyoruz. Böylece ulusal ve uluslararası katılımcılarla gerçekleştireceğimiz yaratıcı paylaşımımızı daha çok güçlendirerek, süreklilik yaratmayı hedefliyoruz.

 

Kaynak : [-]   Nazlı Pektaş

 

 Moskova’dan da haberdar olalım…

11 Temmuz Çarşamba günü, Moskova Merkezi Ressam Evinde 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali açılıyor.

Yeni Berlin Sanat Derneği Video Forum’unun yöneticisi, küratör Katrin Bekker’in oluşturduğu konsepte göre seyircilere genç neslin sanatlarından bir kesit, çağdaş yaşamda sanatçıların duruşunu ve ayrıca nasıl bir ortamda çalıştıklarını resmeden projenin multimedya gösterimi gerçekleştirilecek.

Bekker, “Güneşin altındaki Yaldızlardan” adlı esas projeye 80 ülkeden 32 yazarın 81 çalışmasına yer verdi. Bienal’in özel programı içerisinde, 15 ülkeden 56 katılımcının yer aldığı açık yarışma sonucunda Bekker ve organizatörler tarafından seçilen 17 küratör projesi yer alıyor. “Bitmeyen Tahlil” adlı stratejik proje ise, çeşitli nedenlerle esas projede yer alamayan 72 sanatçının eserlerinden oluşuyor. Projeler, Moskova’nın çeşitli mekânlarında gösterime sunulacak. Forumun bilim- eğitim programı; uzman sınıflar, konferanslar, tartışmalar gibi farklı formatlarda sunulacak. Söz konusu etkinliğin programına, 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali Internet sitesinden ulaşılabilir. Sergi Ağustos ayı ortasına kadar devam edecek.

 Kaynak : [-]

İlki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenerek 65 bin izleyiciye ulaşan “İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali”nin ikincisi, 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşiyor. 

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen bienal, Beyoğlu’ndan Tuzla’ya, Kadıköy’den Sultanbeyli’ye 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.

2. İstanbul Çocuk ve Sanat Bienali; Plastik Sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor. Bin 500 adet öğrenci, öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5 bin öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapmayı amaçlayan projede çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.

Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde; şehir hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

Dünyada sayılı, Türkiye’de ise 2.’si yapılacak olan bienalin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Protokol Salonu’nda yapılan basın tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Bienal Direktörü Gazi Selçuk, “6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşecek olan İstanbul’un en büyük çocuk ve gençlik sanat organizasyonu olan II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin hazırlık çalışmaları devam ediyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bienalin, 2. sini gerçekleştiriyor olmaktan ötürü çok mutluyuz. İlk kez düzenlediğimiz ve 65 bin izleyiciyle buluştuğumuz bienalde 5000 öğrenci çalışmalarıyla yer aldı. II. bienale ise, İstanbul’da yer alan 3 bin üzerinde ki kamu ve özel okulun öğrencileriyle birlikte, ilçelerin dezavantajlı bölgelerinde okuyan öğrencilerin de katılımını hedefliyoruz. Özellikle STK’larla yaptığımız işbirliği neticesinde cezaevinde doğan, risk altında bulunan ve engelliler gibi dezavantajlı gruplarında bu bienalde yer almasını sağlıyoruz. Kısa vadede çocukların ve gençlerin kendilerini ve sanatlarını ifade edecekleri önemli bir mecra yaratırken, uzun vadede Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması planlanan Kültür Endüstrisinin önemli aktörlerinin yetiştirilmesine katkı sunuyoruz. Bienal, 1-18 yaş aralığında olan herkesin, öğretmen, veli veya sanatçı eşliğinde, video art, ses- görüntü enstalasyonları, heykel, seramik, atık çalışması, karışık teknik, resim, fotoğraf, dans, müzik, sahne performansı vb her türlü sanatsal üretimine açıktır. Ekim sonunda açıklanacak programla öğrenci, öğretmen, sanatçı, sanat takipçisi birçok kesimin dikkatlerini çekecek zenginliğe sahip içerik için hazırlık yapmaktayız. Bu sene mekanların seçiminde kamusal alanları tercih ettik. Türkiye Deniz İşletmeleri ile yaptığımız işbirliği neticesinde Bienal etkinlikleri, 10 şehir hatları vapuru ve Kadıköy’de yer alan Karaköy iskelesinde İstanbullularla buluşacak. Ayrıca Taksim meydanında kuracağımız diğer bir sahne ile Bienal çerçevesinde üretilen beden, müzik ve sahne performansları binlerce izleyiciye ulaşacak. Ayrıca 350 civarında atölye çalışması ve birbirinden farklı 41 panel ve söyleşi ile programı zenginleştirmekteyiz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienalinin; birbirinden faklı tür ve içeriklere sahip 1500 civarında etkinliğe de ev sahipliği yaparak, 70 bin kişiye ulaşılması planlanmaktadır” şeklinde duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

Küratörler adına söz alan Esra Çelikkanat; “II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin küratörleri Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Gülçin Aksoy, sanatçı ve eğitimciler, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Özcan Yurdalan ve benden oluşuyor. Küratörler olarak yaklaşık dört aydır düzenli yaptığımız toplantılarda 2. bienalin konsepti ve işleyişi gibi konularda çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere yaratıcılığın geliştirilmesinde sanatın önemli bir yeri olduğu artık kanıtlanmıştır. Sanat, hayatı farklı bir biçimde anlamayı, sorgulamayı ve farkındalığı sağlar. Bu doğrultudan yola çıkarak ve ilk bienalden edinilen deneyimleri de göz önünde bulundurarak, çocuklarımızın keyifle ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir konsept ortaya çıkarmaya çalıştık. Düş aslında her yaşta kurulur, belki de en yoğun olarak çocuk ve gençlik yıllarında. Düş, gerçeğin kaynağı ve başlangıcıdır. Gerçek olmayan ama çoğu zaman gerçekleşmesi istenen bir umuttur düş. Gerçek düşten, düş gerçekten beslenir. Çocuk düşleriyle keşfeder, hayatına yön verir ve kendi dünyasını kurmaya başlar. Yaratmanın temelinde her zaman düş vardır. Bizde gitgide mekanikleşen bir çağda çeşitli ve zengin yorumlara açık olan “Düş mü? Gerçek mi?” temasından yola çıkarak 2012 yılı için planlanan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin konseptini “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk” olarak belirledik” şeklinde konuştu.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise yaptığı konuşmada; çocuklara yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir sanat platformu kazandırdıkları için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Sanat çalışmalarının temellerinin daha çocuk yaşlarda atılmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizen Yıldız; ülkemizde bu tür etkinliklere daha fazla destek vermeliyiz. Bienal kapsamında hem çocuklarımız hem de geçlerimiz yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyma şansını yakalayıp, performans ve ürettikleri eserleri pek çok izleyici ile buluşturacaklar” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini ifade etti.

“Sanat Dünyasında Yedi Gün”, “Nemesis”, “Sahte”, “Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık”, “Red Kit Toplu Albümleri 4”, “Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı”, “Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar” ve aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın haziran sayısı raflarda yerini aldı.

Sanat Dünyasında Yedi Gün

Sanat Dünyasında Yedi Gün

Sanat tarihçisi ve sosyolog Sarah Thornton, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabında New York, Los Angeles, Londra, Basel, Venedik ve Tokyo gibi çağdaş sanat merkezlerinde geçirdiği yedi günü anlatıyor.

Müzayede’de Christie’s müzayede evinde bir akşam satışına, Eleştiri Dersi’nde CalArts’ta bir seminer dersine konuk oluyor, Fuar’da Basel Sanat Fuarı’ndaki seçkin müşterileri izliyor, Ödül’de Tate’in düzenlediği Turner Ödülü’nün arkasındaki rekabeti anlatıyor, Dergi’de Artforum dergisi ve eleştirmenlerini tanıtıyor, Atölye Ziyareti’nde Takashi Murakami’nin atölyesindeki eğlenceye katılıyor ve Bienal’de Venedik Bienali’ndeki küratörlerin ve sanatçıların dünyasını gözler önüne seriyor.

Sanatı lüks bir tüketim ürünü ya da eğlence aracı olarak gören insanlara, entelektüel bir eylem, bir iş, hatta alternatif bir din olarak tanımlayanların katılımıyla kitap renkli karakterlerle dolu bir dünya gezisine dönüşüyor.

Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabı, çağdaş sanat dünyasındaki yaratıcılık, zevk, karar, statü, para ve güzellik arayışının dinamiklerini anlamanın en eğlenceli yolu!

Çeviren: Mine Haydaroğlu
21 TL, 277 Sayfa

Nemesis

Nemesis

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Nemesis’te Philip Roth, insanın varoluşuna dair söyledikleriyle Yunan trajedilerini hatırlatan sarsıcı bir hikâye anlatıyor.

1944 yazında, polio salgını Newark sakinlerinin, ama özellikle de çocukların hayatlarını cehenneme çevirirken, gözleri yeterince iyi görmediği için orduya alınmayan genç beden eğitimi öğretmeni Bucky Cantor, şehrin Yahudi mahallesindeki bir okulun bahçe sorumluluğunu yapmakta ve orada oynayan çocukları hastalıktan korumaya çalışmaktadır. Şehirden ve salgından uzaktaki bir yaz kampında çalışan sevgilisi Marcia’yı bir mutluluk hayali olarak hep aklında bulunduran Bucky, bu hayale bir an önce ulaşmak için acele ettiğinde, bütün hayatını değiştirecek bir seçim yaptığının farkında değildir.

Nemesis, gençlik heyecanları, ölüm korkusu, sorumluluk ve inanç üzerine unutulmayacak bir roman.

Çeviren: Deniz Koç
171 Sayfa, 12 T

Sahte

Sahte

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sahte kitabında Erte, haşarı bir çocuk olarak büyük
yazarların ‘anlatı laboratuvarı’na giriyor ve her şeyi birbirine karıştırıyor.

Sahte kendisini temsil etmek üzere kurulabilecek bütün cümleleri önceden tasarlayarak yalanlayan, roman olduğunu iddia ederken bir türün altında konumlandırılmamak için her türlü kurgusal düzenlemeden kaçan ve zaaflarının farkına vardığı anda onları silmek, ortadan kaldırmak yerine alay konusu yapan bir metin.

“Bütün fikirler bayağıdır. Geriye sadece üslup kalır. Kalırsa.” diyen bir yazardan.

140 sayfa, 10 TL

Yeraltına Mektuplar

Yeraltına Mektuplar

Yapı Kredi Yayınları’nın aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın Haziran sayısı “Yeraltına Mektuplar” başlıklı bölümle açılıyor.

İbrahim Yıldırım, Haydar Ergülen, Fatih Özgüven, Müge İplikçi, Ömer Erdem, Behçet Çelik ve Mine Söğüt, bugün hayatta olmayan sevdikleri yazarlara birer mektupla seslendiler. Bu ilginç bölümde Beckett’den Tanpınar’a, Cemal Süreya’dan Nabokov’a, Metin Altıok’tan Thoreau’ya birbirinden farklı yazarlara yazılmış mektuplar yer alıyor.

Thierry Orfila’nın “Baudelaire’de Hastalık İmgesi” başlıklı incelemesi ve Demir Özlü’nün “Çıplak kadın gövdesi görmekten korkan yazarlar roman yazamazlar” savlı yazısı bu sayının dikkat çeken yazıları. Mehmet Müfit, Mehmet Yaşın, Necmi Zekâ, Ali Asker Barut, Elif Sofya, Süleyman Unutmaz şiirleriyle; Tuncer Erdem, Saliha Yadigâr, Ferhat Özkan, Hasan Türksel, Cengiz Kara, Pınar Sönmez ve Ali Teoman öyküleriyle; Uğur Kökden, Mehmet Serdar, Necmi Sönmez, Fazlı Can, Hande Öğüt, Hasan Turgut, Selçuk Uygur, Mustafa Yılmaz yazılarıyla Kitap-lık’talar.
Kitap-lık iyi edebiyatın ve nitelikli okurun adresi olmayı sürdürüyor.

Kitap-lık 161 (Haziran 2012)
7,5 TL

Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Garfield serisinin ikinci mini macerası Odie Âşık, tembel ve obur olduğu kadar bencil de bir kedi olan Garfield’in suçluluk duyarak hatasını telafi etmeye çalıştığı ender olaylardan birini konu alıyor.

Dünyanın en ünlü sarmanı, Jon’un aldığı fırçaya âşık olan ev ve oyun arkadaşı saf köpekçik Odie’nin artık kendisiyle oynamamasına bozularak fırçayı gizlice çöpe atar. Ancak kendisinin “cinayet gecesi” olarak tanımladığı o geceden sonra hiçbir şey eskiye dönmez. Bir yandan pişmanlık, bir yandan da güzeller güzeli kız arkadaşının bile kendisini ayıplaması Garfield’e fırçayı bulmaktan başka seçenek bırakmaz. İşte o an heyecan başlar: Odie’yle birlikte arkasına takıldıkları çöp arabası onları büyük ve korkulu bir maceranın kucağına atacaktır…

Çeviren: Elif Gökteke

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar

Macar yazar Erika Bartos’un yazıp resimlediği, Yapı KrediYayınları’nın yayımladığı Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un maceraları devam ediyor.

Önceki maceralar: Arkadaş, Gökkuşağı, Noel Baba, Uçurtma başlıklarını taşıyordu. Yeni maceranın yer aldığı beşinci kitapise: Cadılar.

Bir yaz akşamı gökyüzünde cadıların uçuşmaya başladığını gören Sevecen ile Tomurcuk çok korkarlar. Sonra o cadıların, şaka yapmaya çalışan arkadaşları olduğunu anlayıp onlara güzel bir ders vermeye karar verirler. Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un arkadaşları Kelebek Peri ile Arıcık Baltazar’ın eşlik ettiği bu okul öncesi kitabına çocuklar yine bayılacaklar.

5 TL

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı, Yalvaç Ural’dan yine çok sevilecek bir kitap… Bu güzel kitabın resimleri ise Feridun Oral’a ait.

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı kitabı, Küçük Ayının Uzun Yolculuğu’nun ardından çıkan bir macera. Annesinin sözünü dinlemeyen Küçük Ayı koşarken düşer ve hızla yuvarlanarak gidip bir ahlat ağacına çarpar. Derdi bu kadarla da bitmez. Çarpmasının hızıyla, olgun ve kocaman bir ahlat düşer kafasına. O sinirle bir tekme sallar ağaca Küçük Ayı. Başının zonklamasına mı yansın, ayağının acıdığına mı?

Yalvaç Ural’ın ilk kez yayımlanan bu güzel okul öncesi kitabını Feridun Oral resimledi.

Resimleyen: Feridun Oral
12 TL

Red Kit Toplu Albümleri 4

Daltonlar dönüyor… Öldükleri ve gömüldükleri sanılan Daltonlar, Goscinny tarafından yeniden canlandırılıyor. Ancak bu defa Yeğen Daltonlar olarak karşımızdalar…

Red Kit ise yine Batı’nın en kötü, en aptal, en komik Kızılderili, haydut, çete reislerine karşı mücadele veriyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Red Kit Toplu Albümler’in dördüncüsünde Red Kit Mavi Ayaklara Karşı, Red Kit Joss Jamon’a Karşı ve Red Kit Daltonların Yeğeni maceraları yer alıyor.

Çizen: Morris
Çeviren: Eray Canberk

Artık okullarda sınavların sonuna doğru geliniyor ve yaz sezonu için hazırlıklar başlıyor…

Çocuklar, gençler ve çalışan yetişkinler… Yoğun çalışma yılının ardından, hepimiz baharın rehavetini üzerinden atıp  uzun yaz günlerine hazırlanıyoruz.

Bir çok sanat haberinde başlık olarak kullandığımız “Nerede olursan ol, Sanatla ol” sloganını haykırmanın zamanı! Uzun yaz günlerinden faydalanmak gerek. Değil mi? Çocuklarımız ve sizler için sanatın bir dalını  keşfetmenin tamda vakti!

Yaz sezonu için kayıtlarımız başladı.

Çalışan veya kendine vakit ayırmak isteyen velilerin çocukları için “Ders Yok Sanat var!” sloganı ile sunduğumuz haftanın 3 tam günü sürecek olan sanat yaz kampına çocuklarınızı dahil ederek onların sanatla iç içe olmalarını ve sosyal-kültürel gelişimlerine katkıda buluna bilirsiniz. Ya da uzun yaz günlerinde herhangi bir dalda örneğin; Piyano, Gitar, Resim, Dans,Bateri, Klarnet, Drama ve daha pek çok dalda bireysel veya grup olarak bir branşta eğitim almalarını sağlayarak sokaklardan kurtarmanın vaktidir.

Hava geç kararıyor, işten çıktınız yoğun iş stresinden uzaklaşmak ve farklı bir şeylerle uğraşmak istiyorsunuz. Yıllardır ertelediğiniz ve öğrenmeyi çok istediğiniz bir müzik aletini çalma arzunuzu gerçekleştirmenizin tamda vakti.

Nezih, güvenilir ve işinin uzman eğitmenleri ile sanata bir adım daha yaklaşmak için yapmanız gereken Nar Sanat’a uğramak. Uğrayın ve hobinizin ne kadar yakın olduğunu fark edin.

Unutmayın ne kadar erken uğrarsanız; istediğiniz gün ve saate dersinizi ayarlamamız o kadar kolay olacaktır.

Devlet Tiyatroları, 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da ”Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali düzenlemektedir.

Küçük Hanımlar Küçük Beyler festivali

Devlet Tiyatroları’ndan…

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na tiyatro sanatı ile katkıda bulunmak, Türk tiyatrosunun dünya çocukları yoluyla yurt dışına açılımını sağlamak, tanıtmak ve yurt dışında bu daldaki gelişmeleri takip ederek kültürler arası gelişim ve değişime hizmet etmek amacıyla, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2005 yılından beri her yıl 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da “Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali’ni düzenlemektedir.

Festival, adını ve içeriğini büyük önder Atatürk’ün çocuklara yönelik şu cümlelerinden almıştır; “Küçük Hanımlar Küçük Beyler, Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, Ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!” Devlet Tiyatroları, başlangıcından itibaren festivalin kurumsallaşarak, dünyada düzenlenen çocuk ve gençlik tiyatrosu festivalleri arasında saygın bir yer edinebilmesi için çalışmaktadır. Bu amaçla günümüze değin ülkemiz çocuklarını çocuk tiyatrosunun farklı alanlarında uzman ve tanınmış ekiplerle buluşturmuş, çocuk tiyatrosunun çok farklı türlerini festival bünyesine katmış, profesyonel tiyatro yaşamını desteklemiştir.

Festivalde; kukla, gölge oyunu, kara tiyatro, dans tiyatrosu, opera, bale ve sokak tiyatrosu gibi farklı tekniklerin kullanıldığı çocuk oyunları; seminer ve söyleşi gibi etkinlikler yer almaktadır. Eğitim ve öğretimin en önemli parçası olan “SANAT”, çocukların ve gençlerin hayal dünyalarını geliştirip, yaratıcılıklarını ortaya koymaları için onlara sınırsız alan tanır. İlerideki büyük başarıların temelleri, küçük yaşlarda kurulan hayallerde atılır çoğu zaman. Bu nedenle çocukların ve gençlerin sanata yönlendirilmeleri, cesaretlendirilmeleri gerekir. Geniş ufuklara sahip bireylerin oluşturduğu bir toplum yaratmak da ancak bu yolla mümkündür. Özgür düşünebilmenin yollarından biridir sanat aynı zamanda… Bütün sanat dalları gibi tiyatro da insana, özgür düşünebilmenin yanı sıra kendini ifade edebilme olanağı verir. İster izleyici olsun ister sahnede yer alsın, her çocuk ve her genç tiyatronun renkli dünyası sayesinde keyifli bir yolculuğa çıkar ve bu çok özel sanat dalı, yarattığı her bir “cesur yürek”e, büyüme kaygısıyla geçen yıllar boyunca yaşama sevincinin, güzel ve dürüst dostluklar ile tatlı heyecanların eşlik etmesini sağlar. Bu desteğin en güzel yanı, yarının büyük izleyicilerinin tiyatroyla sımsıkı ve son derece güçlü bir bağ kurmalarını sağlamasıdır.

Festival Programı İçin Tıklayınız.

 

 

Genç ve yetenekli sanatçıların eğitimlerine, kariyerlerine, tanıtımlarına destek olmayı amaçlayan İstanbul Rotary Sanat Ödülü yarışmasında bu yıl büyük ödül Marmara Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak’ın (25) oldu.

İstanbul Rotary Sanat

Genç ve yetenekli sanatçıların eğitimlerine, kariyerlerine, tanıtımlarına destek olmayı amaçlayan İstanbul Rotary SanatÖdülü yarışmasında bu yıl büyüködül Marmara Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak’ın (25) oldu. Oturmak, 15 bin liralık büyük ödülü’Üniformite’ adlı toplu şekilde poz veren ilkokul öğrencilerinin olduğu tuval üzerine yağlı boya eseriylekazandı.

Haber Taner YENER Kamera Ali TİNBEK İstanbulDHA İstanbul Rotary Kulübü’nün genç sanatçılara destekkapsamında geçen yıl başlattığı Sanat Ödülü Yarışmasında derece giren genç eser sahipleri için Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Vehbi Koç Vakfı, Merkez Han Galerisi’ndeödül töreni düzenledi. Törene, İstanbul Rotary Kulübü 2011-2012 Dönem Başkanı Turgay Ağralı, geçmiş dönem başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve öğrencilerin bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Kokteylinin ardından İstanbul Rotary Kulübü 2011-2012 Dönem Başkanı Turgay Ağralı açılış konuşması yaptı.

200’DEN FAZLA ESER KATILDI

İstanbul Rotary Külübü’nün uzun yıllardır sanata da destek verdiğini belirten Ağralı, Bu doğrultuda İstanbul Rotary Kulübü’nün geçmiş dönem başkanı Nural Denker, geçen sene birinci düzenlenen bu yarışmayı başlattı. Bu senede ikincisini burada düzenlemiş olmaktayız. Buradaki amacımız genç yeteneklerin eğitimlerini kariyerlerine ve tanıtımlarına destek vermek. Türkiye’deki sanatın gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu sene yarışmamıza 200’den fazla eser iştirak etmiştir. Jürimiz bunları seçmekte zorlandı. Kataloğumuza girmeye hak kazanan 20 eserimizin sanatçıları Abdulkerim Bozan, Batural Cırık, Bahadır Çolak, Meryem Denizkıran, Özge Enginöz, Çiğdem Gökçen, Engin Konuklu, Ezgi Nadir, Mehmet Örs, Serenay Özen, Gülfidan Özmen, Derya Özparlak, M.Cevdet Tekşen, Işıl Ulaş, Y.Bahadır Yıldız, Ezgi Yüksel’dir. Ödüle hak kazanan 4 arkadaşımız ise Neda İsmail Atar, Çağdaş Erçelik, Çınar Eslek ve İhsan Oturmak.

BÜYÜK ÖDÜL İHSAN OTURMAK’IN OLDU

Dereceye girenleri açıklayan Ağralı, Jürimiz bugün 4 arkadaşımız arasından birinciyi seçti. Bu yarışmanın birincisi İhsan Oturmak. Bu vesileyle genç sanatçılarımızı gönülden kutluyor. Değerli jürimize, Vehbi KoçVakfı ve Koç Üniversitesine İstanbul Rotary Kulübü olarak teşekkür ediyorum dedi. Konuşmanın ardından yarışmanın birincisi İhsan Oturmak ödülünü başkan Turgay Ağralı’nın elinden aldı. 5’er bin liralık ödülleri kazanan Çağdaş Erçelik’e ödülünü Geçmiş Dönem Başkanlarından Nural Denker, Çınar Eslek ödülünü Geçmiş Dönem Başkanlarından Yönetim Kurulu Üyesi Can Elgiz, Neda İsmail Atar’a ise ödülünü Gelecek Dönem Başkanı Haluk Tansel takdim etti. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından dereye girenlerin eser sahiplerinin yapıtlarının bulunduğu serginin gezilmesinin ardından son buldu. Davetlileri çıkışta İstanbul Rotary Külübü’nün kurduğu Ataşehir Engelliler Merkezi’nde Düşler Akademisindeki kursiyerler tarafından üretilen yıldız şeklindeki kurabiyelerden dağıtıldı.

TEKLEŞME VE AYNILAŞMA KONUSUNU İŞLEDİM

‘Üniformite’ adlı toplu şekilde poz veren ilkokul öğrencilerinin olduğu tuval üzerine yağlı boya eseriyle 15 bin liralık büyük ödülü kazanan Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak, üç parçadan oluşan bir eserle yarışmaya katıldığını söyleyerek, Eserimde tekleşme ve aynılaşma konusunu işledim. İnsanlara söylemek istediklerim vardı. Bunları fiziksel bir yolla insanlara ulaştırmak istiyordum. Çünkü bazen söylemek istediklerinizi sözle ifade edemiyorsunuz. Bende resimlerim sayesinde insanlara bir şeyler söyleme imkanı buldum dedi.

Büyük ödülü 15 bin lira olan ve seçilen üç genç sanatçının, kişi başı 5 bin lira başarı ödülü aldığı yarışmanın sergisi 26 Nisan-12 Mayıs 2012 tarihleri arasında, Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Vehbi KoçVakfı, Merkez Han Galeri’sinde sanatseverlerle buluşacak.

GEÇEN YIL SEYİT MEHMET BUÇUKOĞLU KAZANMIŞ

2011 yılındaki ilk yarışmada, Elif Aydoğdu Ağatekin, Ozan Gezer, Seçkin Pirim, Seyit Mehmet Buçukoğlu ilk dört sanatçı olarak seçilmiş, bu sanatçıların yapıtları sergilenmiş, Seyit Mehmet Buçukoğlu büyük ödülü, diğer üç sanatçı ise başarı ödüllerini kazanmışlardı. Ayrıca, Armağan Ekici, Banu Çolak, Cansu Gürsu, Engin Beyaz, Fulden Aran, Işıl Ulaş, İsmet Yüksel, Kadir Tavaz, Kerem Güman, Müge Ceyhan, Seda Aytar, Sevgi Kesmen ve Soner Çakmak’ın yarışmaya katılan yapıtları, ilk dört sanatçının yapıtlarıyla birlikte, yarışma sergisi kataloğunda yer almışlardı.

Kaynak: [-]

İKSV tarafından 10 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek ’18. İstanbul Tiyatro Festivali’ yurt içinden ve yurt dışından çeşitli tiyatro ve dans gruplarını seyirciyle buluşturacak

İstanbul Kültür Sanat Vakfınca (İKSV) düzenlenen ”18. İstanbul Tiyatro Festivali”, 10 Mayıs-5 Haziran 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
İKSV açıklamasına göre festival, bu yıl da yurt içinden ve yurt dışından çeşitli tiyatro ve dans gruplarını seyirciyle buluşturacak.

Festivalde, Kutluğ Ataman da ”Sılsel” adlı performansla ilk kez yer alacak.

Çeşitli atölye çalışmaları ve konferanslarla zengin bir program sunan festivalden önce 2-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek ”Türkiye’de Çin Kültürü Yılı” etkinlikleri de festivale eklenecek.

Festival programı ise 20 Mart’ta basın toplantısıyla açıklanacak.

İstanbul Tiyatro Festivali Tarihçesi

 Yerli ve yabancı tiyatro ve dans topluluklarının iki yılda bir Mayıs ayında, üç hafta boyunca izleyiciyle buluştuğu uluslararası bir etkinlik olan İstanbul Tiyatro Festivali ilk kez 1989 yılında gerçekleştirildi. 2002 yılından bu yana iki yılda bir düzenlenen festival kapsamındaki yapımlar ve topluluklar, hem izleyiciye hem de sanat dünyasına farklı açılımlar kazandırıyor; ulusal ve uluslararası, klasik ve çağdaş yorumlar, her iki yılda bir İstanbul Tiyatro Festivali merceğinden sahnelere yansıyor.

2002 yılında, Nâzım Hikmet’in doğumunun 100. yılında, Genco Erkal’ın tasarladığı ve yönettiği nazım’a Armağan adlı yapımla festival ilk prodüksiyonunu gerçekleştirdi. Atılan bu adım, izleyen yıllarda yerli toplulukların İstanbul Tiyatro Festivali’ne yeni projelerle katılmaları için zemin oluşturdu. Bu gelişme festivale her anlamda ivme kazandırdı ve bugün de kazandırmaya devam ediyor.

Farklı kültürler ve ülkeler arasında sanatsal anlamda kesişmelerin, benzerliklerin ve ayrılıkların altını çizmek amacını güden festival uzun süredir ortak yapımlara ağırlık veriyor ve bu anlamda yöneldiği alanları genişletiyor. Festivalin bu bağlamda hayata geçirdiği çalışmalardan biri Tanztheater Wuppertal Pina Bausch ile 2003 yılında özel proje olarak gerçekleştirilen ve bugün hâlâ dünyayı dolaşan nefes. 2006 yılında festival kapsamında gerçekleştirilen ve birçok topluluğu İstanbul’da buluşturan 4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları da yine bu doğrultuda yürütülen çalışmalar arasında.

İstanbul Tiyatro Festivali, 2009 yılında Avignon Festivali, Atina & Epidaurus Festivali, Barcelona Grec Festivali ile birlikte Akdeniz Festivalleri Birliği Kadmos’u kurdu. Kadmos, yalnızca ortak prodüksiyonları değil, ortak eğitim alanlarını da destekleyen bir birlik olarak çalışmalarına devam ediyor. Yine bu kapsamda yürütülen “Kadmos Seyahat” ise çeşitli ülkelerin genç sanatçılarına ve dramaturglarına farklı festivalleri izleme olanağı tanıyan bir eğitim projesi olarak sürdürülüyor. İstanbul Tiyatro Festivali’nin çalışmalarını yürüttüğü bir diğer eğitim programı da ilk adımları Piccolo Teatro di Milano ile birlikte atılan “Mediterranean Project”.

1997 yılından bu yana her yıl bir Türk ve bir yabancı sanatçıya Yaşam Boyu Başarı Ödülü sunan İstanbul Tiyatro Festivali, eğitim projeleri, ortak yapımları ve günümüz toplumsal sorunlarına dair temalara değinen programıyla her iki yılda bir gösteri sanatları alanında ulusal ve uluslararası düzeydeki yeni yönelimleri ve çalışmaları İstanbul’a taşımaya devam ediyor.

Rock’n Dark ’ın 4 yılından 5 yılına !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Efes Dark’ın genç müzisyenlere yeteneklerini sergileme ve müzik dünyasında yer edinme fırsatı sunmayı amaçlayan müzik yarışması Rock’n Dark 5 müzikseverlerle buluşuyor.

ock’n Dark 5 kapsamında bu yıl 8 ilde gerçekleştirilecek bölge finallerinin üçüncüsü3 Mart gecesi Garaj İstanbul’da yapılacak. Amatör grupların performansları sonrasında rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Gece Production organizasyonu ile Efes Dark tarafından düzenlenen Rock’n Dark Müzik Yarışması 5, son hızıyla devam ediyor. Genç müzisyenlere yeteneklerini keşfetme ve müzik dünyasında yer edinme imkânı sunan yarışmanın üçüncü bölge finali 3 Mart Cumartesi günü Garaj İstanbul’da gerçekleştirilecek. Bölge finalinde rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Bölge finallerinde sahnede canlı performanslarını sergileyecek gruplar arasından jüri ve halk oylaması sonucunda bölge birincileri seçilecek ve birinciler yarı finalde ilk üçe girmek için yarışacak. Mayıs ayında yine İstanbul’da gerçekleştirilecek finalde de Rock’n Dark 5’in birincisi belirlenecek. Rock’n Dark 5’in üçüncü durağı olan İstanbul’da yarışacak olan gruplardan Dilan Kara, Meriva ve Neva İstanbul bölge finalisti olmak için sahnede boy gösterecek.

Biletix’ten satışa sunulan Rock’n Dark 5 İstanbul Bölge Finali’nin bilet fiyatı ise 23 TL.

Genç Müzisyenler Profesyoneller Tarafından Değerlendirilecek
Bu yıl da Rock’n Dark’ta birbirinden önemli isimler jüri koltuğunda yer alacak. Amatör rock gruplarının performanslarını; Müzik yapımcısı Selim Serezli, müzik prodüktörü Haluk Kurosman, Dream TV Genel Yayın Yönetmeni Şafak Ongan, Rock FM Yayın Direktörü Metehan Mert Çakır, Hürriyet Gazetesi müzik yazarı Barış Akpolat, menajer Can Sertoğlu, Gece Yolcuları grubunun solisti Edis İlhan, müzisyen ve yazar Melis Danişmend değerlendirecek.

Dereceye Giren Grupları Önemli Fırsatlar Bekliyor!
Rock’n Dark Müzik Yarışması 5’te birinci seçilen grubun şarkısı dijital single olarak piyasaya çıkacak ve şarkının video klibi de çekilerek Dream TV’de yayınlanacak. İkincilik ödülünü alan grup uluslararası bir müzik festivalini izleme fırsatını yakalarken, üçüncü seçilen grup ise kendi şehrinde tam bir yıllık prova stüdyosu kullanımı hakkı elde edecek.

Rock’n Dark Müzik Yarışması 5 Etkinlik Takvimi
27.01.2012 Ankara Bölge Finali J.J.Balans
24.02.2012 Eskişehir Bölge Finali Hayal Kahvesi
03.03.2012 İstanbul Bölge Finali Garaj İstanbul
17.03.2012 Adana Bölge Finali Seyhan Otel-Adres Bar
24.03.2012 Antalya Bölge Finali Dedeman Otel
06.04.2012 İzmir Bölge Finali İzmir Arena
04.04.2012 Bursa Bölge Finali Bursa Suare
27.04.2012 Konya Finali Rixos Otel
Mayıs 2012 Büyük Final – İstanbul

 

Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilen İzmir Kukla Günleri Festivali, bu yıl en iyi olmak için perdelerini açtı

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

Uluslararası arenada ses getiren kukla sanatçılarını, İzmirli kukla severlerle bir araya getiren ve bu yıl altıncısı düzenlenen İzmir Kukla Günleri, 3 gündür izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Sözü fazla uzatmadan festivalin yaratıcısı Selçuk Dinçer ile festivalin tüm detaylarını konuştuğumuz söyleşimize geçmek istiyorum.
* İzmirli sanatseverlerin sabırsızlıkla beklediği İzmir Kukla Günleri Festivali nihayet başladı. Eminim geçen seneye göre çok daha büyük bir ilgi söz konusu..
– Kesinlikle… Hatta geçen seneyle kıyaslarsak iki katına çıkan bir ilgiden söz etmek mümkün. Tartışmasız her gün artan bir ilgiyle karşı karşıya festivalimiz. Örneğin bu seneki birçok oyunumuzun biletleri çok erken bitti, bir kısmının da biletleri önemli oranda tükenmek üzere…
Öyle görünüyor ki festivali kaçırmak istemeyenlerin sayısında bir hayli artış var. Biletler erkenden sanatseverlerle buluştu…
Tabi bunun ötesinde sadece biletlerle değerlendirmemek lazım bu ilgiyi. Soranların, ilgilenenlerin, festival içinde bir şeyleri merak edenlerin, kısacası festivalle ilgili her detayı öğrenmek isteyenlerin sayılarında da ciddi bir artış söz konusu. Bu tabii ki çok sevindirici.
Çünkü bu durum İzmir’in tam anlamıyla festivalimize sahip çıktığı anlamına geliyor. Zaten bir festival ancak kent ona sahip çıkarsa, yaşar, büyür ve gelişir. İzmir, bu festivali benimsedi ve sonuna kadar sahip çıkacağının sinyallerini veriyor.

İLGİ KATLANARAK ARTIYOR
* Festivalin uluslararası tanınırlığı da artmış olmalı…

– Hem de çok… Uluslararası arenadaki festivalin tanınırlığı, bilinirliği, her yıl çok süratle artıyor. Hatta katlanarak artıyor demek daha doğru… Uluslararası alandan da çok ciddi geri dönüşler alıyoruz. Bu da İzmir’in adını markalaştırmak adına büyük bir artı.
* Geçen yıl bu zamanlar yaptığımız söyleşimizde festival için ‘henüz bebek’ yakıştırması yapmıştınız… Görünen o ki bebeğiniz hızla büyümüş, hatta ilkokula başlamış…
– Gerçekten de öyle oldu… O kadar hızla öğreniyor ve büyüyor ki, bu yıl ilkokula başladı diyebiliriz… (gülüyor) Çünkü özenle büyütüyoruz ve eğitiyoruz… Bakın festivallerde eğitim kısmı çok önemlidir. 6 yıllık genç bir festival olmamıza rağmen hızlı ama emin adımlarla ilerliyoruz. Her festivalde farklı şeyler öğreniyoruz, öğrenmeye de devam edeceğiz.
* İzmir Kukla Günleri, geçen yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilmişti. Bu sene birinciliği alır mıyız?
– Evet, geçen sene Avrupa’daki en büyük ikinci kukla festivali seçildik. Belki bu yıl Avrupa’nın en büyük kukla festivali olacağız. Çünkü dünyanın en büyük kukla festivali Fransa’nın Sarnafil kasabasında düzenleniyor ve iki yılda bir yapılıyor. Geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutladı. Bu sene festival kapsamında yer almıyor. Bundan dolayı da bu sene büyük ihtimal İzmir Kukla Günleri Festivali, Avrupa’nın belki de dünyanın en büyük kukla festivali olacak. Bu da ayrı bir heyecan bizim için…

ÖNEMLİ FARKLILIK
* Geçen seneye göre ne gibi farklılıklar var?

– Festivalimizin en büyük farkı workshop’lar bu sene… Sadece profesyonel sahne sanatçılarına yönelik workshop’lar bunlar. Geçen sene 1 olan atölye çalışmalarını 3’e çıkardık. Çünkü büyük oranda kalıcı yarar sağladığımızı gördük. Şöyle ki; İzmir’i kültür başkenti, marka kent yapmak adına, kentin içindeki sanatsal üretimlerin fazlalaşmasına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bu anlamda kentin içindeki kültürel, sanatsal üretim de ancak o üretimi yapacak insanları beslemekle mümkün. İşte bu anlamda çok ciddi ve kalıcı yararlar söz konusu. Festivale oyun oynamaya gelen aynı zamanda eğitimci niteliği taşıyan sanatçılardan da yararlanabiliriz diye düşündük ve dünyanın en önemli kukla sanatçılarına bu teklifte bulunduk. Örneğin sanatçılarından biri Neville Tranter…
Tranter’in Türkiye’ye ilk gelişi. 5-7 Mart’ta kukla oynatma teknikleri üzerine bir atölye çalışması olacak. Bir diğer sanatçımız Amerika’dan Larry Hunt& Adelka Polak… O da 6-8-9 Mart tarihlerinde mask atölyesi üzerine bir workshop düzenleyecek. Son workshop sanatçımız ise
Japon Noni Sawa… Sawa’nın 13-15 Mart’ta gölge oyunu konusunda bir workshop çalışması söz konusu. Hepsi master class niteliğinde atölye çalışmaları olacak. Festivalin büyük oranda artan ve en önemli farklılığı bu.
* İki önemli konferans ve sergi de var festival kapsamında… 
– Evet… Özellikle çok önemli iki konferansımız var. Biri 10 Mart’ta ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferans, bir diğeri ise 14 Mart’ta ise ‘Çağdaş Kuklacılıkta Yeni Bir İtici Güç’… Özellikle ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferansa yoğun katılım olacağını düşünüyorum. Çünkü eğitim alanına hitap ediyor. Amerika’dan Jennifer Hunt, kendi alanında uzman bir isim.. Önemli bir konferans olacak… Bu konferansı eğitimcilerin kaçırmaması gerekiyor. Sergilere gelince… Festival boyunca sürecek sergilerimizden biri Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde sergilenen Kukla Afişleri, diğeri ise Fransız Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşan Fotoğrafçı Gözüyle Kukla…
* Festivalin süresi 11 günden 25 güne çıkarıldı… Eminim kukla severler bu duruma çok sevinmiştir
– Gelen tepkiler o yönde gerçekten de… Geçen sene oyun sayımız 120’ydi, bu sene 132 oldu. Gösteri mekanı 25’ti, bu sene 35 oldu. Ama aşağı yukarı festivalin hacmi aynı. Festivali yayma gereği duyduk çünkü, böylece seyirciler daha fazla etkinliği izleyebilecekler. Bu da kukla severlerin bu sene dolu dolu bir festival geçirmesi anlamına geliyor. Sindire sindire, yetişme telaşı olmadan geçecek 25 gün… Biletler de geçen seneyle aynı… 15-20 TL… Bilet satışları AKM’deki gişelerden ve Biletix’ten sağlanıyor.

SAKIN KAÇIRMAYIN!
* Peki okurlarımıza özellikle de yetişkinlere ‘mutlaka kaçırmayın’ diye önerebileceğiniz oyunlar var mı?

– Olmaz mı… Toplamda 36 oyun, 132 gösteri sahnelenecek bu sene. Biri hariç hepsi ilk kez sahnelenecek oyunlar. Hepsi kaçırılmaması gereken oyunlar bana göre. Ama ‘mutlaka kaçırmayın’ diyebileceğimi birkaç oyun var elbette.
Örneğin Hollanda’dan Neville Tranter’ın ‘Punch&Judy Afganistan’da’ isimli politik güldürü (5-7 Mart), Fransa’dan La Compagnie Azhar’ın ‘Büyülü Toz’ (8-9 Mart), Japon sanatçı Nori Sawa’nın ‘Vişne Bahçesinin Gölgeleri’ (14-17 Mart), İspanya’dan El Retrete de Dorian Gray’in ‘Hava Boşluğu’ (15-16 Mart), yine İspanya’dan Angelico Musgo’dan ‘Ros’un Minyatür Yolcuyuğu’ (12-13-14-15-17 Mart), İtalya’dan Laura Kibel’in ‘Ayakların İzinde'(8-9-10-11-12 Mart)oyunu mutlaka izlenmeli. Arjantin’den Valeria Guglietti’nin ‘Ellerime Dokunma'(20-21-23-24 Mart) ve Bulgaristan’dan Varna Devlet Kukla Tiyatrosu’nun 16 kişilik dev ekibinin sahneleyeceği ‘Kukla Tiyatrosu Hakkında Bazı Sırlar’ (bugün-5 Mart) da kaçmaması gereken oyunlardan…

MİNİKLERE ÖZEL
* Ya çocuklar için…

– Değişik yaş gruplarına hitap eden oyunlar var bu yıl. Örneğin 2-5 yaş grubu çocuklar için Almanya’dan Angelika Müler’in sahneye taşıdığı ‘Aç Tırtıl'(5-6-7-8 Mart); 5-12 yaş çocuklar için ise Avusturya’dan Karin Schafer’in ‘Ejder Gemiler Geldiğinde’ (23-24 Mart); 13 yaş ve üzeri için ise Danimarka’dan Astrid Kjaer Jensen’in ‘Lilith Lilith’ (16-17 Mart)ve İspanya’dan Descamada Senorita’nın ‘Poşet Hanım’ (8-9-10-12 Mart) oyunu miniklerin severek izleyeceği oyunlardan sadece birkaçı.

Gönüllü desteğine ihtiyacımız var!
* Hep görünen kısımlardan bahsettik. Biraz da işin mutfağına girelim… Uluslararası başarı gösteren bu festival, kaç kişilik bir ekibin eseri…

– Küçücük bir ekibiz aslında biz. Sabit ve gönüllüler dahil toplam 12 kişiyiz. Festivalin ilerleyen zamanlarında bu sayının artmasını bekliyoruz. Aslında bu sayının normal şartlarda 20 ve üzeri olması gerekiyor. Sizin aracılığınızla İzmirlilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakın tüm dünya festivallerinde bu ölçekte belki de daha küçük festivallerde bile, düzenlendiği kente bağlı olarak çok sayıda gönüllü desteği söz konusu. Bu gönüllüler bir anlamda festivalin yükünü ortadan kaldırırlar. Aslında her biri birer gönüllü değil birer kültür elçisi, turizm elçisi konumunda… Maalesef İzmir’de gönüllü bulmakta çok zorlanıyoruz. Halbuki değişik yaş gruplarından gönüllülere çok ihtiyacımız var.
Sonuçta kentin sahip olduğu bir değerdir festivaller. Kentle bütünleşmek noktasında da bu kentin içinde yaşayan insanların desteklerine çok ihtiyaç oluyor. Eğer bu çağrımızdan sonra gönüllü olmak isteyenler olursa lütfen festival ofisimizden bizlerle bağlantıya geçsinler… Unutmasınlar ki bu hepimizin festivali…

Türkiye’de bir ilk
* Ülkemizde hala bir kukla eğitimi veren okul yok öyle değil mi?

– Bu anlamda güzel bir gelişme var aslında… Ama öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bakın Türkiye’de modern kukla sanatının gelişmediğini hepimiz biliyoruz. Ama şöyle bir saptama yapmakta yarar var. Türkiye’de modern kukla sanatı eğitimsizlik yüzünden gelişmiyor. Ama çok yakında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü içersinde bir Kukla Bölümü’nün hayata geçirilmesi söz konusu. Hatta çok yakında eğitim hayatına başlayacak. Aslında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nün kuruluş tüzüğünde bir kukla bölümü var. Bölüm açılmayacak, sadece bölüm hayata geçirilecek. Bu da işleyişi hızlandırıyor tabi. Ders programları çıkarılıyor şuan okulda. Kuklacı yetiştiren ilk, kukla okul olacak. Bu çok güzel bir gelişme… Eğer bu olursa İzmir’den Türkiye’ye kukla sanatını yayacağız…

Kaynak : http://www.yeniasir.com.tr