Şunun için etiket arşivi: genç

Makale: Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN

Müzik, Konfüçyüs’ün deyimiyle; gök ve toprak arasında bir uyumdur. Yani birleştiricidir. İşte bu noktada, bu yazınında temel konusunu oluşturan şu soru beliriyor aklımda; Böyle birleştirici bir unsur olan müziğin bağlayıcı yönünden, son günlerde iyice yıpratılan ülkemiz demokrasisi de nasibini alamaz mı? Bin yıldır aşıklarımız, ozanlarımız; düşüncelerini, sevdiklerini, duygularını müzikle dile getirmişler. Tüm tepkilerini müzikle ortaya koymuşlar.

Sevdiklerine de, devlete de müzikle seslenmişler. Zaman zaman yasaklansalar da, müziklerinden dolayı alı da konulsalar, mahkumda olsalar, yılmamışlar ve müziği duyguların dili olarak yaşatmaya, düşüncelerini paylaşacakları özgür bir alan olarak görmeye devam etmişler. Çünkü müziğin karşı konulmaz gücüne inanmışlar.

Sanatın demokrasiye geçmişte olduğu gibi gelecekte de katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sanat, demokrasiden yana mucizevi bir yol…

Ülke gündeminin geldiği nokta ortada…

Yaşananlar gencinden yaşlısına, halkından siyasetçisine herkesin sinirlerini iyice geriyor. Bu gergin ortamdan en ağır hasarı alanlarsa, şüphesiz Mustafa Kemal’in “bütün ümidim” dediği gençler oluyor. Sokaklarda yaşanan ve ülkedeki olumsuz gidişin birer ürünü olan her olayda ne yazık ki baş rolü gençler, hatta çocuklar oynuyor.

Müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu.

Bu bağlamda ülkemiz gençlerinin müziğe yönelmelerini, ellerine taş sopa değil, enstrüman almalarını, savaşçı değil, sanatçı olmalarını ve kendilerini müzikle, sanatla ifade etmelerini öneriyorum.

Türkiye’nin tek çıkış noktası eğitimdir.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafya da yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuvarları da katarsak, bu anlamda ne kadar zengin olduğumuzu görebiliriz. Bu kurumlar kendi müziğimizi bize tanıtmanın yanında, başka kültürlerin müziklerini de aynı doğrulukta tanıtmak açısından önemli.

Müzik eğitiminin diğer bir önemi; bireyin yaratıcılığını arttırması, entellektüel ve sosyal yaşamını desteklemesi.

İnanıyorum ki sanat; geçmişte olduğu gibi gelecekte de demokrasiye yol gösterecek ve şiddetten uzak, yasa dışılıktan uzak, özgür ve yerinde ifadelerin ortak alanı olacaktır.

Sanatın her alanı birer zenginlik olarak görülmeli ve bizleri her zaman daha aydınlığa ulaştıracağı unutulmamalı.

 

Henkel’in Orta ve Doğu Avrupa çapında düzenlediği sanat ödülü Henkel Art.Award.’u bu yıl ilk kez Estonyalı bir sanatçı kazandı.

Henkel’in Orta ve Doğu Avrupa çapında düzenlediği sanat ödülü Henkel Art.Award.’u bu yıl ilk kez Estonyalı bir sanatçı kazandı. 7 bin euro para ödülü ve iki kişisel sergi ile toplamda 35 bin euro değerinde ödül sunan Henkel Art.Award.’a Marge Monko layık görüldü. Henkel Art.Award. heyecanında bu yıl, genç sanatçıların 931 çalışması değerlendirmeye alındı. Müze uzmanları, sanatçılar ve küratörlerden oluşan uluslararası jüri, bu yılın ödülünü 1976 yılında Talin’de doğan Estonyalı sanatçı Marge Monko’ya takdim etme kararı aldı. Viyana’da bulunan museum moderner kunst – mumok’ta (Modern Sanat Müzesi) Imperial Stables’da düzenlenen ödül töreninde konuşma yapan Henkel Orta ve Doğu Avrupa (CEE) Başkanı Günter Thumser, “Henkel, bu sanat ödülü ile Doğu Avrupa bölgesinin kültürel anlayışına katkıda bulunmayı hedefliyor. Son 11 yıl içinde, bölgede yer alan 20’nin üzerindeki ülkeden sayıları gün geçtikçe artan sanatçıların 25 binin üzerinde çalışmayı bu ödül için sunmuş olmasından dolayı mutluyuz” dedi.

Yetenekli genç sanatçılara sürdürülebilir destek

Henkel Art.Award., Doğu Avrupa ülkelerinde genç ve gelecek vaat eden sanatı desteklemek üzere önemli ve sürdürülebilir bir girişim olduğunu kanıtladı. Jüri Sözcüsü ve mumok Baş Küratörü Rainer Fuchs şunları söyledi:

“Henkel’in bu konudaki tutarlı bağlılığı, Avrupa ve uluslararası sanat çevresinin genişletilmiş bir perspektife sahip olmasına katkıda bulunuyor. Başvuruların ve aday çalışmaların da gösterdiği üzere, aynı zamanda toplumsal kalkınma ve sanatsal algılama arasındaki ilişkilere de daha derinlemesine bir ışık tutuyor. KulturKontakt Austria ile işbirliği içerisinde bu ödülü mumok’ta sunmaktan ve kazanan sanatçının çalışmalarını sergilemesini sağlayarak onurlandırmaktan son derece mutluyuz.”

Orta ve Doğu Avrupa Genç Sanatçı Ödülü de takdim edildi

KulturKontakt Austria’nın Artists-in-Residence programı çerçevesinde verilen Orta ve Doğu Avrupa Genç Sanatçı ödülü de tören sırasında takdim edildi. Son 11 yıldır verilen bu ödüle, Rus sanatçı Olga Jitlina layık görüldü. Olga Jitlina, Büyük Rus şehirlerinde yaşayan ve eski Orta Asya Sovyet cumhuriyetlerinden göç eden işçilerin durumu gibi Rus toplumundaki mevcut sorunlara gönderide bulunan videoları ve interaktif enstalasyonları ile jüriyi ikna etti.

Kaynak :[-]

Çağdaş Türk sanatının önde gelen isimlerinden Seçkin Pirim’in  “Disiplin Fabrikası”, Matraş ve TLS’nin destekleri ve MERKUR organizasyonuyla 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında Londra  Saatchi Gallery’de dünya sanatının vitrinine çıkacak.

Seçkin Pirim, Damien Hirst gibi modern sanatın yıldızlarını dünyaya kazandırmasıyla ünlü, dünyada sanata yön veren en önemli merkezlerden kabul edilen Saatchi Gallery’de kişisel sergi açan ilk Türk sanatçı olacak.

Modern sanatın genç, yeni ve inovatif temsilcilerinin eserlerini sergileyebilmesi ve dünya çapında sanatseverlerle buluşabilmesi amacıyla 27 yıl önce kurulan, o günden bu güne modern sanatın çekim merkezi haline gelen Saatchi Gallery, kuruluşundan bu yana ilk kez bir Türk sanatçısını kişisel sergisiyle ağırlıyor.

Seçkin Pirim’in son dönem heykel ve kağıt çalışmalarını kapsayan “Disiplin Fabrikası” başlıklı kişisel sergisi, 29 Ekim’de Saatchi Gallery’de açılacak ve 4 Kasım’a kadar izlenebilecek.

Seçkin Pirim’in, Saatchi Gallery’de kişisel sergi açacak olması, sanatçının dünya sanat çevrelerince daha yakından ve dikkatle izlenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Zira her yıl 1,2 milyondan fazla ziyaretçisi olan ve 2009, 2010, 2011 yıllarında Londra’nın en fazla gezilen 10 sergisinden 7’sine ev sahipliği yapan Saatchi Gallery, son derece özenli seçim kriterlerine bağlı olarak her yıl dünyanın dört bir yanından sınırlı sayıda sanatçıyı kişisel sergi açmak üzere kabul ediyor.

“Disiplin Fabrikası” heykelleri Pirim’in, içinde olduğumuz sosyolojik, toplumsal ve de kişisel yapıların, kontrol altına alınma çabasına karşı gösterilmiş tepkinin kendi sanatsal anlayışının çerçevesinde boyut bulmuş halleri olarak karşımıza çıkıyor. Pirim’in heykellerindeki formlar, dış sınırları belirlenmiş bir dünyanın içinde, sınırları görmezden gelerek hareket etmeye çalışan bireyin verdiği savaşı simgeliyor. Heykeller, hayatın biri daha kaygan ve özgür, diğeri daha düzenli ve sistematik iki tarafını temsil eden katmanlardan oluşuyor. Pirim’in eserleri doğaya referansta bulunmak yerine, insan hayatının makineler, bilgisayarlar ve robotlar üzerine kurulu olduğu endüstri sonrası dünya ile bağlar kuruyor.

Saatchi Gallery’deki sergide bu konsepte ek olarak, zaman, değişim ve bütünleşme kelimelerinin sonucu olan eserler de yer alacak. 12’li bir seriden oluşan ve zamanın insana yaptıklarının sonucunu gösteren bir kağıt iş, sistemdeki yumuşatılma ya da tam tersi sert bir ruha dönüştürülme halini yansıtan triptik bir duvar heykeli, insanın yasam boyunca içinde savaş verdiği diğer yarısı ile olan sorgulamalarının karşılığını bulduğu 3 boyutlu akrilik 2’li bir heykel bunlardan bir kaçı.

Seçkin Pirim Hakkında:

1977 Ankara doğumlu sanatçı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü mezunu. İstanbul, Frankfurt, New York, Şangay başta olmak üzere farklı şehirlerde 20’nin üzerine kişisel ve karma sergiyle sanatseverlerle buluşan, müze koleksiyonlarında yer alan Pirim, çağdaş tasarımları ve heykelleriyle günümüzün en önemli heykel sanatçılarından kabul ediliyor. Pirim, çalışmalarını Beyoğlu’ndaki atölyesinde sürdürüyor.

MERKUR hakkında:

Galeri Merkur, İstanbul Nişantaşı semtinde Sabiha Kurtulmuş tarafından 2010 yılında kurulmuştur. Merkur özellikle resim, fotoğraf, heykel, video başta olmak üzere uluslararası güncel ve çağdaş sanatı desteklemektedir. Merkur, Türkiye’nin en önemli sanatçılarıyla çalışmaktadır. Aynı zamanda genç sanatçıların eserlerini sergileyerek Türk ve dünya çağdaş sanat ortamına yeni soluklar kazandırmayı hedefle hedefliyor.

 

Kaynak : [-]

Denizli Belediyesi, İssimo Home Tekstil ve Karikatürcüler Derneği Denizli Şubesi, Ekoloji ve Teknoloji konulu karikatür yarışması düzenliyor.

Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan, Karikatürcüler Derneği Denizli Temsilcisi Mehmet Selçuk, İssimo Home Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yılmaz, Ekoloji ve Teknoloji Ulusal Karikatür Yarışması için basın toplantısı düzenledi. Başkan Zolan toplantıda yaptığı konuşmada, çevre bilincinin önemine dikkat çekmek adına bu yarışmanın düzenlendiğini söyledi.

Karikatürün anlattığıyla, belki bir cilt kitap yazılabileceği ifade eden Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan, ‘Karikatürün etkisi çok büyüktür. Bu etkinin ekoloji ve teknoloji anlamında dikkat çekmek için kullanılması gerekir düşüncesindeyiz. Sadece üretmek ve günün ihtiyaçlarını karşılamak adına, çevremize, doğamıza ve birçok canlı yaşam alanlarına maalesef arzu edilmeyen boyutlarda kirliliğe yol açılmıştır. Dünyada son 50 yılda sadece üretmek üzerine o günkü rahatlık üzerine yoğunlaşma oldu. Son 10 yılda gelinen noktada ise çevre bilinci daha da önem arz etmektedir. Artık bugünkü kazançtan ziyade geleceğe nasıl bir çevre nasıl bir ortam bırakılması gerektiği tartışılır ve uygulamada yapılır hale gelmiştir. Denizli Belediyesi projelerimizde çevre hassasiyeti ilk önceliğimizdir. Atık su arıtma, katı atık tesisi, yeşil alanların artırılması ve yerinde ayrıştırılması gibi birçok projede çevreyi korumak adına olağan üstü gayret gösterdik. Daha yaşanabilir çevre için bunları yaptık. Sonucunda da en temiz kent ödülünü aldık. Hem üretme hem de çevreyi koruma adına ikisini birlikte yürütmek gerekiyor. Bunun beraber yürütülmesi için de ne yapabiliriz diye düşündük. Bu nedenle 3 kurum karikatür yarışmasını düzenledik. Bir çizgi belki bir ciltlik anlatımı ortaya koyuyor. Etkisi çok büyüktür. Bu nedenle ekoloji ve teknoloji konusunda yarışmayı düzenledik’ dedi.

Karikatürcüler Derneği Denizli Temsilcisi Mehmet Selçuk, da dernek temsilciliği olarak böyle bir yarışmanın faydalı olacağını düşündüklerini kaydederek, ‘Denizli Belediyesi’nin bu yıl aldığı temiz kent ödülüne katkı koyacağını düşündük. 17 yıldır burada karikatürcüyüm. İlk kez böyle büyük çaplı bir yarışma düzenleniyor. Ulusal anlamda ilk yarışmadır. Çok katılan olacağını düşünüyoruz. Seçici kurulda dünya çapında yarışmalara katılmış ağabeylerimiz var. İnşallah gelecekte uluslararası karikatür festivalimiz de olur’ dedi.

İssimo Home Tekstil İsmail Yılmaz ise ‘her sene bir benze nitelikte bir konuyu değerlendirip o konu hakkında projede yer alıyoruz. Denizli’nin markaya ihtiyacı olduğunu hepimiz biliyoruz. Marka olarak sosyal kimliği de olmalı düşüncesiyle bir şeyler yapmaya çalıştık. Belediyemizle Laodikya da 5 yıllık gönüllü kazı sponsorluğu da yapıyoruz. Ekoloji ve teknoloji söz konusu olduğunda bu projede yer almak istedik’ dedi.

Yarışmanın konusu, insanları ve kurumları ekoloji ve teknolojinin dengeli uyumuna dikkatlerini çekmek için karikatür yarışmasının konusunu ‘Ekoloji ve Teknoloji’ olarak belirlendi. Yarışma ulusal ölçekte düzenlendi ve amatör, profesyonel tüm karikatürcülere açık. Çizim tekniği serbest. Karikatürler bilgisayar çıktısı olarak gönderilecekse orijinal imzalı (ıslak imza) olması gerekiyor. Karikatür boyutları en az A4 ( 21 x 29.7 cm ) en fazla A3 ( 29.7 x 42 cm ) olmalı ve herhangi bir zemine yapıştırılmamalı. Gönderilecek karikatürler daha önce hiçbir ulusal ve uluslararası yarışmada ödül almamış olmalı. Seçici kurulun aynı ya da benzer saydığı veya başka bir karikatürcüye ait olduğunu bildiği karikatürler değerlendirilmeyecek. Her türlü olası tartışmalar, çalıntı ve benzer iddiaların sorumlusu katılımcı olacak. Yarışmacılar karikatürleriyle birlikte fotoğraflı özgeçmişlerini, adres, telefon ve e-posta bilgilerini de göndermeli. Yarışmacılar en fazla 3(üç) adet karikatür gönderebilecek. Her bir eserin arka yüzünde katılımcıların bilgileri yer alacak. 10-18 yaş arası genç katılımcılar için özendirme ödülleri verilecek. Karikatürlerin hasar görmemesi, kesinlikle katlanmaması, şartnameye uygun olarak; adrese kargo, iadeli taahhütlü posta veya elden ulaştırması gerekiyor. Katılımcılar eserlerini yalnızca belirlenmiş olduğu adrese gönderecek. Bu adrese gönderilmeyen eserler değerlendirmeye alınmayacak. Eserin gönderileceği zarfın üzerine ‘Denizli Belediyesi – İssimo Home Karikatür Yarışması’ yazısı ile sanatçının adı ve soyadı yazılarak zarf, eserle birlikte, belirtilen adrese 23 Kasım 2012 Cuma mesai bitimine kadar gönderilmese gerekiyor. Jürinin toplanma tarihi 24 Kasım 2012 Cuma. Yarışma sonuçları ise 26 Kasım 2012’de açıklanacak. Ödüller, 7 Aralık 2012 Cuma günü hak sahiplerine verilecek. Yarışma Jürisi’nin sergilenmeye değer bulduğu karikatürler, 7 – 14 Aralık 2012 Denizli Belediyesi Turan Bahadır Sanat Merkezi’nde sergilenecek.

Bakırköy için ilkleri gerçekleştiren NAR SANAT ‘tan bir ilk daha

Kuruluşundan bugüne kadar pek çok ilklere imza atan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğinin sahibi oluğu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sizler için M.E.B. Onaylı Bateri ( Davul) dersleri vermeye başladı.  Bakırköy’ün ilk ve tek sertifikalı ve Bateri Hocası yetiştirmeye yönelik dersler başladı. Bateri dersleri için artık nerede, nasıl ve kim sorularından ne gençlerimiz ne de aileleri korkmayacak. Çünkü belirli bir düzen ve disiplinle çalışan bir Nar Sanat bir adım ötenizde.

Sizler ve çocuklarınız hem sevdikleri müzikten uzak kalmayacak, hem de tüm bu çabaların sonunda M.E.B. Onaylı sertifika sahibi olacaklar. Hatta eğitimi yönetmelikler doğrultusunda tamamladıkları taktirde bir meslek edinip, bateri hocalığı yapabilecekler.

Kısa bir süre önce sizler için Bakırköy’ün ilk ve tek London College of Music Eğitim ve sınav merkezi olan Nar Sanat Eğitim KursuWest London Üniversitesi” ‘ne akredite olan kursumuz bir ilke daha imza atarak; M.E.B Onaylı BATERİ ( Davul) kurs kayıtlarına da başlamıştır. (KAYIT İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ)

Tüm müzik dallarında olduğu gibi Bateri (Davul) dersinde de kaliteli ve sanat dolu bir ortamda siz veya çocuğunuz gönül rahatlığıyla sanata bir adım daha yaklaşacak.

Davul derslerimiz Eğitmenimiz Erhan KARACA yönetiminde devam etmekte. Erhan KARACA hakkında Eğitmenler sayfamızda (TIKLAYINIZ) detaylı bilgi edinebilirsiniz. Eğitmenimizin Drum and Bass adlı dergide yayınlanan röportajını aşağıda bulabilirsiniz.

Eğitimlerimiz için detaylı bilgi edinmek ve adresimizi öğrenmek için lütfen tıklayınız. İLETİŞİM

 

 

 

Ekim 2012-Mayıs 2013 arasında gerçekleşecek 6. iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin merakla beklenen sahne performansları başlıyor. Festivalin ilk haftası aynı zamanda Ekim ayı programının en can alıcı performanslarını ağırlıyor.

iDANS bir kez daha çağdaş dansın çok çeşitli ifadelerini sunmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası alanda kendini ispatlamış, tiyatro ve performans sanatlarının jenerik kategorilerini altüst eden en yenilikçi örnekleri de ön plana çıkarıyor. Festival programı canlı performansların, iDANS’ın kendi ortak yapımlarının, film gösterimleri, konuşmalar ve bir fotoğraf sergisinin de yer aldığı çok sayıda etkinlik sunuyor.

 Çağdaş bir İpek Yolu olarak iDANS 06

iDANS 06, Doğu, Güney ve Batı Asya’yı Kuzey ve Doğu Afrika’nın yanı sıra Akdeniz ve Avrupa dünyasıyla birleştiren, Afro-Avrasya kıta parçası üzerindeki ticaret yollarını birbirine bağlayan 6500 kilometrelik tarihi kervan yolundan esinlenerek, “İpek Yolu” metaforu etrafında şekilleniyor. Çok çeşitli sanatsal yaklaşımları bir araya getiren program, farklı hareket biçimlerinin ve ifadelerin göçü, evrimi ve karşılıklı etkileşimini keşfe çıkarak zaman ve mekân içinde hareketlerin dönüşümüne de dikkat çekmeyi hedefliyor.

iDANS 06’nın sahne performansları bir iklim zirvesiyle başlıyor!

Avusturya’da yaşayan tiyatro yönetmeni ve oyuncu Anna Mendelssohn, Cry Me A River (Gözyaşların Sel Olsun) adlı eseriyle içsel ve dışsal iklim felaketleriyle ilgili bir çalışma sunuyor. Adeta kişisel meselelerle politik davalar arasındaki kırılgan buz parçası üzerinde yürüyen bu eser, iklim değişikliği hakkındaki iletişimin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Sanatçı birçok sesi kendi bedenine mal ettiği ilginç bir monologla karşımıza çıkıyor.

Anna Mendelssohn bu performansıyla 2011’de Almanya’nın Dietmar N. Schmidt Oyunculuk Ödülü’ne layık görüldü. Jüri bildirisinde belirtildiği gibi, Anna Mendelssohn ustaca sergilediği performansında büyük bir empati ve incelikle farklı duyarlılıkların klavyesinde hep doğru tonu yakalıyor. Keskin bir hassasiyet ve kıvraklıkla, birçok ses için tasarlanmış bir skoru tek başına icra ediyor.

Anna Mendelssohn’un Cry Me A River adlı solo “iklim zirvesi” 2 ve 3 Ekim tarihlerinde garajistanbul’da saat 20:00’de izlenebilir. Performans İngilizce olup Türkçe eşzamanlı çeviri ile sahnelenecek.

Hafriyat makinalarının küresel cazibesi (!)

  iDANS’ın ikinci sahne performansı Koreli dansçı ve koreograf Geumhyung Jeong’a ait. Genç sanatçı arzusunun nesnesi hakkında etkileyici bir sunum yapıyor; bu anlatım kendi repertuarı hakkında bir üst-performansa dönüşüyor.

Jeong eserlerinde insan bedeniyle onu çevreleyen şeyler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açan bir sanatçı. Sıradan nesnelerle çalışıp, onları kendi bedeniyle hayli yüklü ve rahatsız edici bir ilişkilenmeye sokarak onlara tekinsiz bir hayat veriyor. Zihin ve bedenin cezbedici bir koreografisini yaratmak için kukla, dans ve sahne cambazlığını birleştiriyor. Jeong, 2009 Seul Yeni Medya Festivali’nde “Alternatif Vizyon Ödülü”nü kazanmıştır.

Geumhyung Jeong’un performansı Oil Pressure Vibrator (Hidrolik Vibratör) 3 Ekim Çarşamba akşamı saat 22:00’de garajistanbul’da sahneleniyor.

Mısırlı müezzinlerden tiyatroya çağrı

“Belgesel tiyatro” duayenleri Rimini Protokoll kolektifinin imzasını taşıyan Radio Muezzin (Radyo Müezzin) Kahire’den dört müezzinin hayatlarına bir pencere açıyor; makineleşme, merkezileşme ve tekseslileştirme süreciyle “maneviyat emekçilerinin” “güvencesizleştirilmesi”nin dokunaklı ve insani hallerini tasvir ediyor.

Performansın baş karakterleri Mısırlı dört gerçek müezzindir: camiye gelmek için her gün iki saatini bir minibüste geçiren görme engelli bir Kur’an hocası; eskiden tank şoförlüğü yapıp şimdi günlük olarak caminin halılarını süpüren, Mısırlı bir çiftçinin oğlu; Suudi Arabistan’da göçmen işçi olarak çalışırken ciddi bir kaza atlattıktan sonra Kur’an’ı ezberleyen bir elektrik teknisyeni ve Kur’an kasetleri taksi şoförleri arasında epey popüler olan bir Kur’an okuma dünya şampiyonu ve vücut geliştiricisi.

Radio Muezzin’in dünya prömiyeri yoğun bir araştırma sürecinden ve Kahire’de gerçekleşen bir açık provadan sonra 2009 yılının Mart ayında ezanın halen yasak olduğu Berlin’de yapıldı. Performans ilk kez çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede sahne alıyor.

Projenin yönetmeni Stefan Kaegi belgesel tiyatro oyunları, radyo programları ve farklı işbirlikleri kurarak kent bağlamında kamusal alanda çeşitli eserler üretmektedir. Araştırmalar, halka açık seçmeler ve kavramsal süreçleri kullanarak geliştirdiği projelerinde “uzman”ların seslerini duyurmaya çalışır. Sanatçı, 2010 yılında European Cultural Foundation’ın (Avrupa Kültür Vakfı) Kültürel Çeşitlilik Ödülü’ne layık görüldü. Kaegi, Helgard Haug ve Daniel Wetzel ile “Rimini Protokoll” adı altında çalışmaktadır. Rimini Protokoll’un amacı gerçekliğin örtüsünü kaldırarak onu bütün yönleriyle sıradışı perspektiflerden sergilemektir. Rimini Protokoll, 2007’de Faust Tiyatro Ödülü’nü, 2008’de Tiyatroda Yeni Gerçeklikler Avrupa Ödülü’nü, 2011’de Venedik Bienali’nde ise Silver Lion Ödülü’nü kazanmıştır.

Stefan Kaegi (Rimini Protokoll)’un yönettiği ve Mısırlı dört müezzinin sahne aldığı performans 4 Ekim Perşembe ve 5 Ekim Cuma akşamları saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir. Gösterim dili Arapça olup Türkçe ve İngilizce üstyazı olacaktır.

Yıldız koreograflardan yükselen bir başka yıldıza…

Britanyalı Güney Asya dansının yükselen yıldızı Aakash Odedra’nın icra ettiği Rising (Yükseliş), dört farklı parçadan oluşan, yeni bir kişisel dil üretmek için farklı süreçler ve estetikler keşfeden bir dans akşamı olarak hazırlandı. Program, dünya çapında ünlü koreograflar Akram Khan, Russell Maliphant ve Sidi Larbi Cherkaoui’nin yarattığı parçaların yanı sıra Odedra’nın kendi yaratımı bir parçadan oluşuyor. Bütün bu eserler, Odedra’nın klasik Hint dans disiplinleri (Kathak ve Bharata Natyam) temelinden yola çıkıyor.

Aakash Odedra’nın Yükseliş’i 6 Ekim Cumartesi akşamı saat 20:00’de Haliç Kongre Merkezi’nde izlenebilir.

Çağdaş dans tarihiyle “yüzleşmek”

 iDANS’ın programındaki ilk fotoğraf sergisi ünlü fotoğraf sanatçısı Peggy Jarrell Kaplan’ın imzasını taşıyor. Kaplan, bizi çağdaş dansın yaratıcılarının “yüzleri” aracılığıyla dans tarihinde analog fotoğrafları eşliğinde bir seyahate çıkarıyor. Koreografların Portreleri: Beden’den Yüz’e sergisi 4-9 Ekim tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde, 13-23 Ekim tarihleri arasında garajistanbul’da görülebilir.

iDANS 1-7 Ekim Haftası Programı:

Kaynak: [-]

Anna Mendelssohn – Cry Me A River 02/03 Ekim.2012 garajistanbul 22:00 20TL
Geumhyung Jeong – Oil Pressure Vibrator 03 Ekim 2012 garajistanbul 22:00 20TL
Stefan Kaegi (Rimini Protokoll) – Radio Muezzin 04/05 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 40/20TL
Aakash Odedra – Rising 06 Ekim 2012 Haliç Kongre Merkezi 20:00 30/20TL

Leonardo da Vinci, Mona Lisa’dan önce Isleworth Mona Lisasını yapmış.

Rönesans döneminin efsanevi ismi Leonardo da Vinci‘nin, ünlü tablosu “Mona Lisa“dan önce “Isleworth Mona Lisası” olarak bilinen eserini yaptığı iddia edildi.

Merkezi Zürih’te bulunan Mona Lisa Vakfı, 35 yıl süren araştırmalar sonucu usta ressamın “Isleworth Mona Lisası” adlı eserini başyapıtından yaklaşık 11 yıl önce tamamladığını ileri sürdü.

Regresyon testleri ile matematiksel hesaplamalar yaparak tabloları karşılaştıran ve arşivleri tarayan uzmanlar, elde ettikleri sonuçları “Mona Lisa: Leonardo’s Earlier Version” adlı kitapta topladı.

Kitabın yazarı ve sanat tarihçisi Stanley Feldman, oturur halde resmedilen kadının bedeninin tüm unsurlarının her iki tabloda tamamen ayrı konumda bulunduğunu keşfettiklerini söyledi.  Feldman, “Kadının duruşu, ellerini tutuşu, yüz ifadesi, saçı, örtüsü ve giysisi her iki tabloda bire bir aynı. Öyle ki bu tablolardan birini, ancak diğerini de boyayan kişi yapabilir.

Tablolardaki tek fark, arka plandaki manzara” dedi. Gizemli gülüşüyle genç bir kadını tasvir eden “Isleworth Mona Lisası”, Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergilenen başyapıttan biraz daha büyük ve daha canlı renklere sahip. CENEVRE

 Kaynak :[-]

Akbank Sanat’tan Genç Küratörlere Çağrı

Akbank Sanat, genç küratörlere destek vermek, güncel sanat alanında yeni projeleri teşvik etmek ve küratöryal çalışmalara olan ilgiyi arttırmak için yeni bir yarışma başlattı: “Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması 2012”

Küratör Başak Şenova tarafından geliştirilen yarışma projesi, 40 yaşını aşmamış tüm genç küratörlerin katılımına açık. Bireysel ya da grupolarak başvuruların kabul edileceği yarışma için, katılımcıların 05 Kasım 2012, Pazartesi gününe kadar www.akbanksanat.com/icc adresindeki başvuru formunu İngilizce olarak doldurmaları ve sergi önerisinin kavramsal çerçevesini, sanatçı isimlerini ve işlerini detaylı olarak açıklamaları gerekiyor.

Yarışmaya katılan adaylar Kasım ayı içinde, Kudüs Al-Ma’mal Güncel Sanat Vakfı Direktörü ve Darat Al Funun, Khalid Shoman Vakfı Sanat Direktörü Jack Persekian,  CCA Glasgow Direktörü ve Glasgow School of Art Öğretim Görevlisi Francis McKee ve Küratör Başak Şenova’dan oluşan yarışma juri üyeleri tarafından değerlendirilerek, yarışmanın birincisi belirlenecektir.

Yarışmayı kazanan küratöre  taslak olarak önerdiği sergiyi, sergi kataloğu ve ek etkinliklerle birlikte 15 Şubat – 30 Nisan 2013 tarihleri arasında Akbank Sanat’ta gerçekleştirme imkanı sunulacaktır.

Başvuru ve Ayrıntılı Bilgi İçin: www.akbanksanat.com/icc    [email protected] 

Tel: (0212) 252 35 00 / 131

“Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması 2012” Yarışma Takvimi:

Son Başvuru Tarihi: 05 Kasım 2012, Pazartesi

Jüri Değerlendirmesi: Kasım 2012

Kazanan Küratörün Duyurulması: 23 Kasım 2012, Cuma

Sergi Tarihi: 15 Şubat – 30 Nisan 2013

Kaynak : [-]

 

Bakırköy merkezli olarak sanatçı ve sanatseverlerin bir araya gelerek kurduğu ve özellikle İlçemizde sanat eğitimine örnek olan M.E.B.’e  bağlı faaliyet gösteren, Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğine ait Özel Nar Sanat Eğitim Kursu bu yıl 4.kez eğitim sezonunu açıyor.

Okulların açılmasıyla birlikte öğrenciler, yarınlarında daha başarılı, kaliteli, statüsü yüksek birer birey olma sorumluluğuyla, yoğun bir ders çalışma temposuna girecekler. Bu tempoda gençlerimiz ruhsal olarak, başarılı olmak için daha çok çalışmak gerektiğini düşünecekler. Fakat başarılı olmak için gerçekte çok çalışmak değil, programlı bir şekilde çalışmak gereklidir. Gençlerimiz bu programlı çalışmada aynı zamanda sosyal yaşamlarıyla bağlarını koparmamalı ve kendilerine hem zihinsel, hem fiziksel, hem de ruhsal yönden faydalar sağlayan aktiviteler içinde bulunmalıdır.

Bu aktivitelerin içinde sanat; kişiyi zihinsel ve ruhsal yönden geliştiren, dünyaya bakış açısını genişleten, bireyin kendini mutlu ve özgür hissetmesini sağlayan, kendine güvenini arttıran, yarınlarda toplum için değerli bir birey olmasını sağlayan bir kavramdır.

İşte kurumumuz bu noktada devreye girer ve bu zorlu, uzun,  bir o kadar da zevkli olan bu yolda öğrencilerini sanatla yoğurma sorumluluğuyla herkesin cesaret edemeyeceği bu değerli misyonda elini taşın altına koyar ve yarınların değerlerini yetiştirir.

İstanbul, Bakırköy’de kurulduğu zamandan bu yana tamamen yasal ve kaliteli eğitimi hedefleyen ve bunu Eğitim kurumunun sahibi olan derneğinin tüzükteki amaçlarından sayan kurumumuz, aynı zamanda yasadışı ve kaçak eğitim kurumlarına da örnek olarak özellikle Bakırköy’de Dernek adı altında halkın sömürülmesinin de önüne geçerek nitelikli eğitime örnek olmuştur.

Her türlü sanatsal eğitimlerin sürdürüldüğü Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğin  sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuzda  öğrencilerimiz birbirinden değerli, işinde tamamen profesyonel olan eğitmenlerimiz eşliğinde sanatsal eğitimlerini görürler.

Okulların açık olduğu dönemlerde eğitmenlerimiz, bu profesyonel eğitmenlik yaklaşımlarıyla, öğrencilerin derslerini engellemeden eğitimini devam ettirir ve buna göre öğrencilere belirli bir program düzenler. Bu sistem içerisinde aldıkları eğitim aynı zamanda onlara okuldaki derslerinde daha başarılı olmalarını sağlar. Sanatın herhangi bir dalına yönelmeleri, aynı zamanda sosyal çevrelerindeki insanlar tarafından sevgi ve saygı duyulan bir insan olmalarını için yol açacaktır.

Tüm bunların yanı sıra Kursumuzun sahibi olan Derneğimiz halkımız için pek çok ücretsiz etkinlik ve sanat faaliyetleri ile halka hizmet etmek için çalışmalarına devam etmektedir.

Özellikle Bakırköy’de gelirinin % 80’ini tekrar sanata harcama iddiasını, iddia olmaktan çıkartıp kurulduğu andan itibaren tüzüğüne koyan ve uygulayan derneğimiz bu yılda sizlerin desteği ile bu çalışmalarına devam edecektir.

İyi ki bu ailedenim!

Biliyorsunuz; Bakırköy’ün merkezinde toplu taşıma araçlarına 5 dakika mesafede, Özgürlük Meydanının yanı başında aracınızla rahatça uzanabileceğiniz bir noktada olan sanat merkezimize sizleride bekliyoruz. Kursumuza Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Küçükçekmece semtlerinden tek araçla ulaşmanız mümkün. Bekliyoruz!

Yazan : Bertan ATA  (Nar Sanat Öğrencisi)

Bu sene dördüncü kez düzenlenecek Sinop Bienali, bugün Sinop Tarihi Cezaevi’nde açılacak sergiyle başlıyor. 

İstanbul’dan sonraki en büyük bienal olan Sinopale başlıyor. Tema: ‘Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat’


Türkiye ’nin İstanbul ’dan sonra ikinci bienali olma özelliği taşıyan etkinliğin bu yılki teması, kavramsal çerçevesi küratör Işın Önol tarafından hazırlanan ‘Gölgenin Bilgeliği: Bozulmuş Bilgi Çağında Sanat’ olacak. Yerel halkın sanat üretimine aktif olarak katılmasıyla ön plana çıkan Sinopale’de bu yıl, bir çağdaş sanat sergisinin yanı sıra performanslar, gösteriler, atölye çalışmaları, çalıştaylar, seminerler, açık oturumlar, gençlik ve çocuk etkinlikleri yer alıyor.

Sinopale çağdaş sanat sergisinin bu yılki küratörleri Aslı Çetinkaya, Elke Falat, Işın Önol, Dimitrina Sevova, Janet Kaplan, Beral Madra, Sean Kelly, Associazione E (Francesco Ragazzi & Francesco Urbano), Jacqueline Heerema ve Ana Riaboshenko olacak. Etkileşimli sanat yapıtlarıyla tanınan California’lı sanatçı Ashley Hunt da Sinop’ta çalışarak özel bir yapıt gerçekleştirecek.

12 Eylül ’e kadar devam edecek
12 Eylül ’e kadar sürecek bienalde yapıtlarını görebileceğimiz diğer sanatçılar arasında ise Alpin Arda Bağcık, Berglind Hlynsdottir, Bernd Oppl, Brigitta Bodenauer, Cat Tuong Nguyen, Eléonore de Montesquiou, Francesco Bertele, Hande Varsat, İnsel İnal, Karen Geyer, Köken Ergun, Liddy Scheffknecht, Monika Drozynska, Özlem Sulak, Quynh Dong, Riikka Tauriainen, Shilpa Ghupta, Stefanie Wuschitz ve Sümer Sayın gibi isimler var.

12 Eylül ’e kadar sürecek bienal kapsamında başta Sinop Tarihi Cezaevi olmak üzere Lonca Kapısı, Pervane Medresesi, Sinop Müzesi, Sinop Üniversitesi, Dr. Rıza Nur Kütüphanesi, Buzhane Binası gibi binalarda ve açık alanlarda gerçekleşecek görsel sanat sergilerinin yanı sıra Sinopale Akademi, Sinopale Forum, Sinopale Residency kuram ve uygulama atölyeleri, uluslararası toplantı ve açıkoturumlar düzenlenecek.

Mardin Bienali eylülde
Küratörlüğünü Paolo Colombo ve Lora Sarıaslan’ın yaptığı 2. Mardin
Bienali, bu yıl 21 Eylül-21 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek. Başlığı ‘İkinci Bakış/Double Take’ olarak belirlenen bienal, kavramsal çerçevesiyle bugünün görsel kültürünü Mardin’in dokusuyla birleştirerek, bölgenin ruhuna güncel sanatı aşılamayı amaçlıyor. 21 Eylül Cuma günü Tokmakçılar Konağı’nda açılışı yapılacak 2. Mardin Bienali, aralarında Fikret Atay, Sami Baydar, Edy Ferguson, Mona Hatoum, Hrair Sarkissian, Murat Şahinler, Shahzia Sikander ve Pae White’ın da olduğu 30 sanatçıyı ağırlayacak.

Detay için : http://sinopale.org/

Kaynak : [-]

Sanat uzun, hayat ise kısa! 

 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.

DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ

YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.

Deneyimi sürekli kılmak…

Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.

Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.

 

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

30 Eylül’e kadar açık

‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Kaynak :[-] Buket Kahraman

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 8-24 Ağustos’ta yapılacak

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün ”Turizmi kültür ve sanat besler” anlayışıyla 10 yıl önce başlattığı festival, 8-24 Ağustos’ta Bodrum Kalesi’nde sanatseverleri ağırlayacak.
Türk devlet bale topluluklarının yanı sıra yabancı sanatçı ve toplulukların performanslarını sergileyeceği festivalin açılış temsili Devlet Opera ve Balesi başkoreografı Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu ”Bodrum Aşkı” ile yapılacak.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının rol aldığı ”Genç Werther”in Acıları”, 11 Ağustos’ta seyirciyi selamlayacak. İzmir Dvelet Opera ve Balesi, 14 ve 15 Ağustos’ta ”Zorba”yı sahneleyecek.

18 Ağustos’ta Osmanlı Sarayı’ndan ”Harem” rüzgarı esecek. Koreografisini Merih Çimenciler’in, dekor ve kostüm tasarımını Rus tasarımcı Alexander Vasillie’in yaptığı Harem’de, Osmanlı usul müziğinin örnekleri etnik sazlarla icra edilecek.

Antonio Gades Flamenko Topluluğu, 21 Ağustos’ta sanatseverlerle buluşacak. Topluluk, adını aldığı İspanyol dansçı Antonio Gades’in baleye uyarladığı ”Kanlı Düğün” ile ”Flamenca Suit”i yorumlayacak.

Festivalin kapanış temsili, Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu’nun sahneleyeceği ”Bir Yaz Gecesi Rüyası” ile yapılacak.

 

Kaynak:[-]

Şunun için etiket arşivi: genç

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi