Şunun için etiket arşivi: film

Caz tutkunlarının her yıl merakla beklediği Akbank Caz Festivali, Anthony Braxton’dan Eleni Karaindrou’ya, İbrahim Maalouf’tan Gregory Porter’a önemli isimleri ağırlayacak.

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali, 22. yılında dopdolu bir

Eleni Karaindrou

programla 3-21 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. 22. Akbank Caz Festivali, bu yıl dünyaca ünlü caz sanatçılarını Türkiye’de ağırlarken, yetenekli genç müzisyenlere de performanslarını sergileme imkanı sunacak.
Klasik cazdan avangart tınılara, dünya müziklerinden elektronikanın sınırlarına dek uzanan işitsel tecrübelerle takipçilerine oldukça geniş bir çeşitlilik sunan festivalin, bu yıl öne çıkan isimleri arasında Anthony Braxton & Diamond Curtain, Wall Quartet, Eleni Karaindrou, İbrahim Maalouf, Gregory Porterve The ACT Jubilee Night bulunuyor. İlerleyen günlerde birçok önemli sanatçının katılımıyla hız kazanacak festival, “Kampüste Caz”, “Jamzz Genç Yetenekler Yarışması” ve sürpriz etkinliklerle devam edecek.

Avrupa cazının ustaları festivalde çok özel bir konser için bir araya gelecek. İsveç’in caz dünyasına önemli katkılarından trombon virtüözü ve vokalist Nils Landgren, postmodern cazın yenilikçi isimlerinden ECHO Jazz Ödülü sahibi Alman piyanist Michael Wollny, İskandinav gitarist Johan Norberg, enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen

İbrahim Maalouf

İsveçli Lars Danielsson, Alman baterist Wolfgang Haffner, Danimarka’nın caz divası

Cæcilie Norby, bariton saksafonun Fransa’dan çıkan önemli isimlerinden Celine Bonacina ve lirizm yüklü sololarıyla dinleyenleri kendine hayran bırakan Finlandiyalı trompetçi Verneri Pohjola’dan oluşan “The ACT Jubilee Night”, festival kapsamında 6 Ekim Cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda unutulmaz bir caz ziyafeti yaşatacak.

Festivalin bir diğer konuğu, günümüzün en önemli film ve tiyatro müziği bestecilerinden biri olan Yunan piyanist & besteci Eleni Karaindrou olacak. Her biri ayrı bir başyapıt olarak değerlendirilen “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Ağlayan Çayır” gibi Theo Angelopoulos filmleri için bestelediği müziklerle dünya çapında bir hayran kitlesine sahip olan Eleni Karaindrou, bugüne kadar kaydettiği 20 civarında albüm ile önemli satış başarılarına da imza attı. Akdeniz ve Balkanlar’ın yerel enstrümanları ile klasik batı müziği enstrümanlarını birlikte kullanarak kendine has müzikal renkler yaratmayı başaran Eleni Karaindrou, Türkiye’de en çok sevilen yabancı sanatçı arasında yer alıyor.
Ender Sakpınar yönetiminde 31 kişilik orkestra eşliğinde 7 Ekim Pazar günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek Eleni Karaindrou konseri, 24 Ocak’ta vefat eden yönetmen Theo Angelopoulos’un anısına düzenlenecek. “Ulis’in Bakışı”, “Ağlayan Çayır”, “Leyleğin Geciken Adımı”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Puslu Manzaralar”, “Kitera’ya Yolculuk” gibi filmlerin müziklerinden oluşan bir performans sunacak olan Eleni Karaindrou, festival tarihindeki unutulmaz konserlerden birine imza atacak.

İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de sahne alacak 

Caz trompete yepyeni bir boyut kazandıran günümüzün en yenilikçi müzisyenlerinden Lübnanlı İbrahim Maalouf, 9 Ekim’de Garajistanbul’da sahne alacak. Kuzey ülkelerine has lirizm duygusunu doğuya özgü renklerle bir araya getiren sanatçının müziği cazdan rock müziğine, Arap ezgilerinden usta işi doğaçlamalara kadar onlarca farklı rengi barındırıyor.

Müzik otoritelerinin “bir sonraki en büyük erkek caz vokali” olarak nitelendirdiği Gregory Porter, caz, funk, R&B, blues ve gospel tınıları üzerine kurduğu büyüleyici vokaliyle 22. Akbank Caz Festivali’nin kaçırılmayacak performanslarından birini vaat ediyor. 2010 yılında yayınladığı çıkış albümü, “Water” ile 53. Grammy Ödülleri’nde “En İyi Caz Vokali” dalında aday olan Gregory Porter, 2011 yılında ise Fransızların saygın caz kurumu L’Academie du Jazz tarafından düzenlenen Django Reinhardt ödüllerinde “En İyi Caz Vokali” ödülünü aldı. Sanatçı 2012 yılında müzikseverlerle buluşan “Be Good” albümünün tanıtım turnesi kapsamında 11 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak.

Amerikan caz sahnesinin efsane isimlerinden müzisyen, besteci, filozof ve eğitmen Anthony Braxton, 17 yıl aradan sonra yeniden Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak. 1970’lerde 400’ün üzerinde besteye ve 70’i kendi gruplarıyla olmak üzere 120’nin üstünde albüme imza atan cazınkilometre taşlarından biri olan Anthony Braxton, bu kez Diamond Curtain Wall

Anthony Braxton

Quartet ile festival kapsamında sahne alacak. Alto saksafon ve diğer üflemeli çalgılarda Anthony Braxton, sopranino, soprano ve alto saksafonda James Fei, kornet ve diğer nefesli çalgılarda Taylor Ho Bynum, kemanda Erica Dicker’den oluşan Anthony Braxton & Diamond Curtain Wall Quartet projesi, 17 Ekim’de The Seed’de olacak.

Etkinlikler

22. Akbank Caz Festivali kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenecek “JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”, sunduğu yurt dışı eğitim fırsatı ve saygın jürisi ile genç yetenekleri bekliyor. 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, festivalin bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla birlikte sahnede “Jam Session” yapma imkanı sunan yarışmaya katılmak isteyenlerin hazırladıkları demo CD’yi ile gerekli belgeleri 22 Eylül’e kadar Akbank Sanat’a ulaştırmaları gerekiyor.

Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren “Kampüste Caz” konserleri bu yılda cazın mavi notalarını ve onlarca farklı rengini üniversite öğrencileriyle buluşturacak. Kampüste Caz, sürpriz isimlerin performanslarıyla İstanbul’un yanı sıra 9 farklı şehirde üniversiteli gençlerle bir araya gelecek.

 

Kaynak :[-]

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca tarafından hazırlanan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun taslağı tamamlandı.

Telif yasası olarak adlandırılan yasanın 51 maddesi değişiyor.

Bugün gazetesinde yer alan habere göre, Avrupa Birliği telif hukukuna uyumluluğunun incelenmesi için Avrupa’ya gönderilen tasarı yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak.

Fransa’da tartışma konusu olan HADOPI yasasını örnek olarak hazırlanan yasa taslağı cezalardan yeni haklara kadar çok önemli değişiklikler içeriyor.

Özellikle internetteki telif hakları için önemli değişiklikler getiren yasa, hak sahipleri meslek birlikleri üzerinden ihlal yapan bireyle dolaylı yollarla muhatap olabilecek.

Yasa taslağındaki 73/B maddesi bireysel kullanıcıları kapsıyor. Burada ilgili eserin nereden indirildiği değil hangi İP tarafından indirildiği dikkate alınıyor.

Buna göre önce hak sahibinden izin almaksızın bir eseri indiren bireysel kullanıcıların İP adresleri telif birliklerince Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından akredite edilmiş bir yazılım tarafından tespit edilecek.

TİB tarafından tespit edilen kimlik bilgileri ve iletişim bilgileri de ihtarda bulunmak üzere Bakanlığa bildirilecek.

Bakanlık ihtarın gönderilmesinden itibaren 6 ay içerisinden ihlal yapan kişilere e-posta yoluyla, sonra da iadeli taahhütle mektupla ikinci bir ihtar gönderilecek.

İkinci ihtardan sonra geçecek 6 ay içerisinde ihlal yapan bireysel kullanıcılar hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari para cezası uygulanacak.

Söz konusu para cezasının ne kadar olacağı kısmı ise taslakta boş bırakıldı. Miktarı Bakanlar Kurulu belirleyecek.

MEVCUT YASA SUÇ SAYMIYOR
Mevcut yasaya göre Türkiye’De internetten herhangi bir veri indirmek suç değil. Yeni yasada tüm bunların bir sisteme oturtulması amaçlanıyor.

Kaynak : [-] 

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da “Yaz Geçer” programıyla birbirinden değerli filmlerin ücretsiz gösterimleri yapılacak

Salt Afiş

SALT Beyoğlu Açık Sinema Temmuz ayı boyunca sinemaseverleri farklı filmlerle buluşturacak.

PROGRAM

10 Temmuz Salı
14.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
15.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
16.00 The Man in the Background
18.00 Berlinmuren
18.30 Berlinmuren

11 Temmuz Çarşamba
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background
(20.00’ye kadar tekrarlı gösterim)

12 Temmuz Perşembe
14.00 The Man in the Background
16.00 Berlinmuren
18.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

13 Temmuz Cuma
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background

14 Temmuz Cumartesi
12.00 Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

15 Temmuz Pazar
12.00 The Man in the Background
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

19 Temmuz Perşembe
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

21 Temmuz Cumartesi
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

22 Temmuz Pazar
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

25 Temmuz Çarşamba
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

26 Temmuz Perşembe
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

27 Temmuz Cuma
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

31 Temmuz Salı
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

Restricted Sensation
Deimantas Narkevičius
2011, 45’26”
Litvanyaca, Rusça ve Lehçe; İngilizce altyazılı

Orta Avrupa’da cinsel ve etnik azınlıklar hâlen yaygın şekilde halkın tepkisiyle karşı karşıya. Süregelen siyasi reformlar, kuşaktan kuşağa aktarılan homofobi ve genel anlamda ötekiliğe yönelik hoşgörüsüzlük sorununa çözüm getirmiyor. Sovyet dönemini yaşamış eşcinsellerin tanıklığına dayalı kurgusal bir hikâye olan film, çıkış noktasını bu gerçeklikten alıyor.

Eşcinselliğin suç sayıldığı 1970’lerin Sovyet Litvanya’sı… Filmin ana karakteri Laimonas, eşcinsel olduğundan kuşkulanıldığı için sahne direktörlüğü yaptığı tiyatrodan kovulur. Sovyet Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre, “iki erkek arasındaki cinsel ilişki” üç yıl hapisle cezalandırılmaktadır. Laimonas tutuklanır ve karakola götürülür. KGB memuru bir müfettiş, sorgulamasını yaparak dava dosyasını hazırlayacağı gözaltındaki bu gence aşık olur.

The Man in the Background
Lene Berg
2006, 20’
Norveççe, İngilizce; İngilizce altyazılı

“Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom/CCF), CIA’in Soğuk Savaş dönemindeki gizli operasyonlarının en cesur ve etkili olanlarından biri sayılmaktadır. CCF, Encounter gibi edebi ve politik dergiler yayımlamış, dönemin önde gelen kimi Batılı düşünürlerini bir araya getiren onlarca konferans düzenlemiştir… Egoist, özgür düşünceli ve hatta Amerikan karşıtı görüşlere sahip akademisyen ve sanatçılardan oluşan bu organizasyon bir şekilde, Komünizm’in -tüm iltifatlarına rağmen- sanat ve düşüncenin ölümcül bir düşmanı olduğunu duyurmak üzere Paris’teki merkezinden kitlelere ulaşmayı başarmıştır.”
-CIA’in web sitesi, “On Intelligence”tan alıntı

The Man in the Background, CCF Direktörü Michael Josselson ve eşi Diana’nın 1958’de 8 mm filmle çektiği bir dizi görüntü üzerine kuruludur. Çift, Batı Avrupa seyahatindedir; son durakları, dünyanın her yerinden arkadaşları ve meslektaşlarıyla bir seminere katıldıkları Rodos’tur. Görüntüler her ne kadar birer tatil anısı gibi dursa da, ifşa etmedikleri unsurlar onları sıradan olmaktan çıkarır: Josselson, kültür ve sanat alanında çalışan bir CIA ajanıdır ve çiftin katıldığı seminer CIA tarafından finanse edilmektedir; tıpkı CCF’in 1950 ve 1960’lardaki pek çok etkinliği gibi.

Peki, izleyici bir aşk hikâyesine mi tanıklık etmektedir; yoksa bir gerilim, tarihi bir dram, absürt bir komedi ya da felsefi ve/veya politik bir ikileme mi? Josselson bir kahraman olarak mı addedilir; ya da bir hain, bir kurban, bir dolandırıcı veya gözüpek bir maceraperest mi?

Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
Lene Berg
2008, 31’
İngilizce; altyazısız

Pablo Picasso, arkadaşı Louis Aragon’un isteği üzerine Mart 1953’te Josef Stalin’in bir portresini çizer. Çizim, Les lettres françaises adlı haftalık Fransız komünist dergisinde, aynı tarihe yaşamını yitiren Sovyet liderini öven çeşitli metinler eşliğinde yayımlanır. Bu video, çok sade yöntemler ile çoğunlukla kolaj ve seslendirmeler aracılığıyla az çok hatırlanan bu çizimi ve sebep olduklarını anlatır.

Bir açıdan bakıldığında bu film, 20. yüzyılın görünürde iki karşıt ikonunun, Pablo Picasso ve Josef Stalin’in ortak olan ya da olmayan yönleri çerçevesinde gelişen bir hikâyedir. Başka bir açıdansa, sanat ve sanatsal özgürlük ya da özgür olmayış ile imgelerin, özellikle de tarihi isimlerin görüntülerinin okunma ve kullanılma yöntemlerini ele almaktadır. Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından kalma bu anekdotun belki de en ilginç yanı, böyle basit bir karakalem çizimin nasıl bu kadar çok duygu, tartışma ve gizeme yol açmış olduğudur.

Berlinmuren
Lars Laumann
2008, 23’56”
İngilizce; altyazısız

Bu video, oldukça olağandışı bir ilişkinin, İsveçli Eija-Riita Berliner-Mauer’in Berlin Duvarı’na duyduğu aşkın hikâyesidir. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını hayatının en acı günü sayan kadın, İsveç’in kuzeyindeki Liden’de yaşamakta; giyotin ve Berlin Duvarı modelleri sergileyen bir müzenin yöneticiliğini yapmakta; Berlin Duvarı ile insanların nesnelere duydukları aşkı konu alan çeşitli internet sitelerinin moderatörlüğünü yürütmektedir.

Magical World
Johanna Billing
2005, DVD, 06.12’ (Tekrarlı gösterim)
Diyalogsuz

Bu video, 2005 yılında bir Yaz günü, Zagreb’in banliyölerinden Dubrava’da, ücretsiz bir okul sonrası eğitim merkezinde çekilmiştir. Rotary Connection’ın “Magical World” (1968) adlı, sözleri Sidney Barnes tarafından yazılmış şarkısının provasını yapan çocukların tekrarlı, adeta sonu gelmez görüntüleri belirsiz bir gelecek için bir tür marş, dönüşüm sürecindeki bir ülkeden bir kesit niteliğindedir.

Tamamı 1990’ların başındaki Yugoslav savaşlarından sonra doğmuş olan çocuklar, sadelik ve gururla etkileyici ve umut dolu bir performans sergiler. Hırvat çocuklardan biri, yeni öğrendiği ve zar zor konuştuğu İngilizcesiyle gizemli ve meydan okuyan ilk dizeleri söyler: “Beni böyle güzel bir rüyadan neden uyandırmak istiyorsunuz? Uyuduğumu görmüyor musunuz? Büyülü bir dünyada yaşıyoruz…” Kamera, müzik odasının dışına çıkar; eski Yugoslavya’nın yıkılmasından bu yana hâlen toparlanmaya çalışan toplumu yansıtır şekilde görüntülerde, inşasına 1980’lerde başlanan ama tamamlanmadan bırakılan kültür merkezinin yıkık dökük çevresi vardır.

Dammi i colori
Anri Sala
2003, 15’25”
Arnavutça; İngilizce altyazılı
(Edi Rama ile)

“Kent görüntülerini Poughkeepsie’de ilk kez gösterdiğimde, Liam Gillick, ‘Anri, bana gerçeği söyle. Bana bu şehrin var olmadığını söyle. Lütfen bana sanatçı-belediye başkanı bir arkadaşının olmadığını söyle’ demişti.

Kent ölüydü. Sadece bir şeyleri bekleyen birilerinin görülebileceği bir geçiş istasyonuna benziyordu. Sessizce yaşlanan bir bedeni anımsatıyordu; sanki tüm ayaklanmalar, yaşanan her şey yabancı bir ortamda meydana gelmişti. Etrafındakilerden etkilenmeden her şeyi yutan bir yere benziyordu.

Bu çalışma, böyle bir kentin nasıl yaşanabilir bir yer olabileceği ve yaşamaya mahkum olduğun bir yerden yaşamayı seçtiğin bir yere nasıl dönüşebileceğine ilişkin bir sorudur.”
-Anri Sala

Marian Goodman Gallery (New York), Galerie Chantal Crousel (Paris), Hauser & Wirth (Zürih, Londra), Johnen/Schöttle (Berlin, Köln, Münih) izniyle

Salt sitesi için TIKLAYINIZ 

 

Kaynak : [-]  


 Hollanda Büyükelçiliğinden:

Bu sene Hollanda ve Türkiye arasında, diplomatik anlamda işbirliğinin 400. yılı olması nedeniyle kutlamalar yapılmakta ve çeşitli organizasyonlar düzenlenmektedir.

Hollanda Büyükelçiliği olarak “Orange Film Yarışması”  düzenledik. Orange Film Yarışması, Hollanda Kraliyeti Büyükelçiliği ve NIHA (Hollanda Yüksek Eğitim Kurumu) işbirliği ile gerçekleşmekte ve ayni zamanda Hollanda’da da düzenlenmektedir.

Film, Hollanda veya Türk ekonomisini konu olarak ele almalıdır ve 3 dakika ile sinirlidir. Amacımız, halkın bakış acısından Hollanda veya Türkiye ekonomisini ekrana taşımaktır.

Organizasyonunuzun bu yarışmaya ilgi göstereceğini ümit ediyoruz. Kazanan filmler elçiliğimiz tarafından çeşitli organizasyonlarda tanıtım amaçlı kullanılacaktır. Ayrıca kazanan en iyi 3 film Hollanda’ da tecrübeli bir yapımcı tarafından verilecek bir “workshop” ile ödüllendirilecektir.

Orange Film Yarışması ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.facebook.com/orange.project.2012 web sayfasından da ulaşabilirsiniz. www.hollandturkeytrade.com


Bugün başlayacak Avignon Tiyatro Festivali bu yıl 66.yaşına basarken aynı zamanda kurucusu Jean Vilar’ın da 100. Yaşını kutlayacak.

Avignon: Fransa’nın Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde Vaucluse departmaninda, Rhône Nehri’nin kıyısında bulunan şehir

 Dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivallerinden 7-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecekAvignon Tiyatro Festivali 66. yaşında şenliğin kurucusu tiyatro yönetmen ve oyuncusu Jean Vilar’ın (1912-1971) Yüzüncü yaşını da anacak. 2004 yılında başlayan ortak yönetici (*) uygulamasının bu seneki kişiliği İngiliz rejisör, tiyatro ve sinema oyuncusu Simon McBurney(1957 – Cambridge). Fransız ve dünya tiyatrosunun önemli kişiliklerinden Vilar’ın (özellikle de direnişçi şair René Char 1907-1988) bir avuç arkadaşıyla 1947 yılında başlattığı sanat ve

sanatçıyla seyirciyi yakınlaştırmak, sanatların anası tiyatroyu yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığın eğlence aracı olmaktan çıkartıp kitlelerle buluşturmak girişimi sağlam adımlarla yürüyüşünü sürüdürüyor. Bu amaç zaman zaman dans, sirk gibi farklı alanlara açılan festivale yelpazesini genişleterek deneysel, öncü ve ilerici nitelikteki eserler ve yorumlar kazandırma olanağını da sağladı. Sergi, konferans, film gibi faaliyetlerle hatırlanan Vilar’a en büyük saygı ve katkı İngiliz yönetmen McBurney’in festivale daha ziyade metinsel yani tiyatro eserler seçmesiyle geldi. AyrıcaKompleXKapharnaüM isimli bir kolektif Jean Vilar’a özel, çok yönlü bir “Kamu Meydanı” başlıklı ‘olay’ bir gösteri sunacak.

“In” Tiyatro zengini
Resmi, “In” programında yer alan 53 eser 330 sefer sahnelenecek. Festival 7 Temmuz akşamı, her zaman olduğu gibi Avignon Papalar Sarayı Şeref Avlusu’nda Simon McBurney’in topluluğu “Complicite”nin yorumladığı

Kerem Gelebek

tanınmış Rus yazar Mihail Bulgakov’un (1891-1940) “Usta ve Margarita” klasiğiyle açılacak. McBurney’in sürprizleri arasında dünyaca ünlü edip, kültür ve eylem adamı John Berger de var. Berger Juliette Binoche ve McBurney eşliğinde “A’dan X’e” ve eşi Katya Berger eşliğinde de “Uyuyor musun?” başlıklı metin ve mektuplarını okuyacak. Arthur Nauzyciel Çehov, Stéphane Braunschweig Pirandello, Katie Mitchel Sebald, Thomas Ostermeier İbsen gibi klasik oyun ve metinlerin özgün yorumlarıyla has tiyatroseverleri sevindirirken Christophe Martaler, Sophie Call, Suzanne Andrade-Paul Barritt, Fanny Bouyagui, Nicolas Stemann, Christophe Honoré, Steven Cohen, Romeo Castelluccitiyatronun sınırlarını zorlayan yaratılarıyla Avignon’un değişik işlev misyonlarını da yerine getirmiş olacaklar. Sidi Larbi Cherkaoui, Olivier Dubois, Josej Nadj, Nacera Belaza gibi koreograf ve dansçılar şenliğin yöneticileri Hortense Archambaultve Vincent Baudriller’in fetiş tercihi dansın da ihmal edilmediğini kanıtlıyacaklar. Festivalde nadir rastlanan bir sürpriz gösteri de koreografisini Christian Rizzo’nun yaptığı orijinal başlığıyla “Sakınan Göze Çöp Batar” şeklinde programa giren Türk dançıKerem Gelebek’in tek başına yorumladığı bir göç ve sürgün şiirsel baleyle yaşanacak.

“In” programını geçen yıl yüzde 94 doluluk oranıyla 130 bin biletli seyirci izlemişti.

OFF yine yüklü
Bir de bu işin “Off”u var. “Off” demek resmi “In” gösterilerinin dışında kalan her türlü programlı gösteriler demek. Piyesler, okumalar, sokak gösterileri; kukla, dans, müzik, sirk… “Off”da öngörülen 1161 gösteri her yaştan, her çağdan, her soydan ve boydan ilgili ilgisiz seyirciye, Avignon ziyaretçilerine hitap ediyor. 114’ü Fransa dışında, 25 ayrı ülkeden toplam 975 topluluk, yaklaşık 6000 oyuncu-sanatçı 104 ayrı mekânda bu benzersiz kenti muhteşem ve dev bir sahneye çeviriyor. “Off”un Off’larını katarsak Avignon neredeyse her biri 24 saat süren 22 gün süresince tiyatroyu taçlandırıyor, dünyayı şenlendiriyor. Geçen yıl 1,3

 

Festivalin daha önceki yıllarda ağırladığı ortak festival yöneticileri şöyle: milyon kişinin izlediği “Off” programı bu yıl 1,4 milyon seyirci bekliyor.
…………………………………………………………………..

Thomas Ostermeier (2004), Jan Fabre (2005), Josef Nadj (2006), Frédéric Fisbach (2007),Valérie Dréville ve Romeo Castellucci (2008), Wajdi Mouawad (2009), Olivier Cadiot veChristoph Marthaler (2010) ve Boris Charmatz (2011)

 

Kaynak : [-]

Sekiz yıldır kısa film severler için üretimin, bilginin paylaşıldığı platform olma amacıyla düzenlenen ve bu yıl 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen  Akbank 8. Kısa Film Festivali filmleri, kaçıranlar için Temmuz ayında yeniden gösteriliyor.

“Festival Kısaları” adı ile 11 Temmuz ve 18 Temmuztarihlerinde Akbank Sanat’ta ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, aralarında Altın Palmiye ödüllü Rezan Yeşilbaş’ın “Sessiz” filminin de yer aldığı 30 kısa film izleyici ile buluşacak.

ETKİNLİK: Akbank 8. Film Festivali’nden Seçkiler- “Festival Kısaları”

YER: Akbank Sanat 

PROGRAM:

  • 11 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Gerayîş – 16’

Korkuluk – 10’

Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır – 19’

Susmaz Sokak – 24’

Ekmeğin Hakkı – 10’

Saat: 18.00

Asker – 13’

Saman Makinesı – 10’

Tam Ekran – 11’

Yalnızlığın İki Yüzü – 24’

Kadîm – 30’

18 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Mi Hatice – 19’

Başlangıç– 15’

La Quatorziéme – 11’

Bağ – 12’

Pantolon Balığı – 28’

Saat: 18.00

Onaksibir – 20’

Baydara “Edra’nın Kaderi” – 14’

Ali Ata Bak – 12’

Alala – 10’

Sahnenin Haykırışı – 30’

Kaynak : [-]  

Türkiye en çok bilet satan ülkeler arasında…

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından düzenlenen, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafında finanse edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ”Telif Hakkı Kimde? Görsel-İşitsel Sektörde Telif Haklarının Hayata Geçirilmesi Destek Projesi”nin sonuç çalıştayı, İstanbul Modern’de yapıldı.

Fiyab Logo

Çalıştayın açılışında konuşan Telif Hakları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bilge Kılıç, sinema sektöründe kişilerin haklarını toplu bir şekilde aramamasının yanlış olduğunu belirterek, ”Bu alanda kurulmuş meslek birliklerimiz iyi niyetlerine rağmen, bu kadar çalışmalarına rağmen sinema sektörünün mensupları bunlara üye olmuyorlar” dedi.

Telif Hakları yasasında yapılacak yeni düzenlemeler arasında yer alacak ”Yeniden iletim hakkı” kapsamında genişletilmiş lisanslarla bazı alanları meslek birliklerine bağlamak niyetinde olduklarını anlatan Kılıç, ”Sinema sadece sanat anlamında değil, kültürel ürün olarak da çok değerli. Ülkemiz dizi ihracatında sayılı ülke haline gelmeye başladı. Bu işin artık bir mali değeri de var” diye konuştu.

AÇIK VE ADELETLİ TELİF DAĞITIMI
FİYAB Yönetim Kurulu Başkanı Galip Gültekin de sinema alanında faaliyet gösteren meslek birlikleri olarak bu alanda teliflerin alınabilmesi için uzun yıllardır mücadele verdiklerini hatırlatarak, bu projeyle yasal süreci etkileyecek bir başarıya ulaştıklarını kaydetti.

Telif Hakkı Kimde?

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili yasa tasarısının yürürlüğe girmesiyle birlikte Özel Kopyalama Harçları’nın dağıtımı ve Yeniden İletim’den doğan telifin toplanmasının mümkün olacağını belirten Gültekin, ”Meslek birlikleri olarak projemiz kapsamında incelediğimiz örneklerdeki gibi açık ve adaletli sistemlerle telif gelirlerinin dağıtılmasını sağlayacağız” dedi.

Gültekin, oluşturacakları yeni sistemlerle sadece Türkiye içindeki değil, yurt dışındaki teliflerin de hak sahiplerine ulaştırılabileceğini bildirdi.

TÜRKİYE AVRUPA SİNEMA PAZARINDA EN ÇOK BİLET SATILA 6.ÜLKE
Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) Dış İlişkiler Sorumlusu Derya Durmaz da Avrupa Konseyi Görsel ve İşitsel Yayınlar Gözlemevi’nin Avrupa’daki sinema gişe hasılatları ile ilgili son raporlarına ilişkin bilgi verdi.

Durmaz, bu rapora göre Türkiye’nin Avrupa sinema pazarında en çok bilet satılan 6. ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Türkiye’de sinema bileti satışlarından elde edilen gelir, 380 milyon liralara ulaşıyor. Türkiye aynı zamanda, yüzde 52,9’luk bir oranla ‘sinema piyasasında ulusal filmlerin en fazla paya sahip olduğu Avrupa ülkesi’ unvanını da korumaktadır.”

Sinemanın yanı sıra, Türkiye’de üretilen dizilerin uluslararası başarı kazandığına ve yurt dışı satışlarından büyük gelir elde edildiğine işaret eden Durmaz, ”Böylesine büyük atılımlar kaydeden söz konusu sektörün kurumsallaşması, sektörel üretim ve pazarlama alanında sağlam modeller gelişmesi ve dolayısıyla sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından ‘Fikri mülkiyet hakları’ hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak : [-]

 

Müzikseverlerin dört gözle beklediği “19. İstanbul Caz Festivali”, bu yıl 3-19 Temmuz tarihleri arasında 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı ağırlayacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) yapılan açıklamaya göre, “19. İstanbul Caz Festivali” 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle

19.istanbul caz festivali

başlayacak.

Festivalin bu yılki “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” de açılış töreninde verilecek.

Ödül, gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek.

“19. İstanbul Caz Festivali”nde, klasik ve modern cazdan rock, dünya müziği ve folka uzanan geniş bir yelpazedeki konserler, kentin tarihi, kültürel ve doğal dokusunu yansıtan birbirinden etkileyici mekanlarda izleyiciyle buluşacak.

Morrissey, Erykah Badu, Keith Jarrett, Marcus Miller, Antony & The Johnsons, Esperanza Spalding, Ernest Ranglin, Tyrone Downie, Sly and Robbie, Billy McLean, Till Brönner, Caro Emerald, Sharon Jones, Gretchen Parlato, Ambrose Akinmusire, Lars Danielsson, The Dears, Okay Temiz, Burhan Öçal, İmer Demirer, Hüsnü Şenlendirici gibi heyecan verici birçok usta müzisyen ve topluluk festivalin konuğu olacak.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller,İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak.

Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek.

19 istanbul caz festivali afiş

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a gelecek. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren “Antony and the Johnsons”, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde buluşacak.

“Antony and the Johnsons”, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul Orkestrası eşliğinde seslendirecek.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald, samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 1940-1950’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından olacak.

Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kıyı Amfi’de dinleyicileriyle bir araya gelecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelecek. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde grup,İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek.

“Neo-Soul’un kraliçesi” Badu hayranlarıyla buluşacak

“Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak.

Festival kapsamında gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören “Tünel Şenliği”, yine festivalin ilk hafta sonunda müzikseverlerle buluşacak.

Tünel ve Galata meydanlarında kurulacak ana sahnelerin yanı sıra Beyoğlu, Şişhane, Galata, Asmalımescit bölgelerinde sokaklarda ve birçok farklı mekanda gerçekleştirilecek konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler, ikramlar ve etkinliklerle “festival içinde festival” geç saatlere kadar devam edecek.

Bu yıl ikinci kez düzenlenen “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” konseri ise Sakıp Sabancı Müzesi’nde Bugge “N Friends feat. Erik Truffaz, İlhan Erşahin, Joe Claussell, Ninety Miles ve Magnus Öström”ü ağırlayacak.

Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak.

Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve arkadaşları Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak.

İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam edecek.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde hayranlarıyla buluşacak.

İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk “The Smiths”in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek.

Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı, 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak.

Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

Belgesel tadınızı değiştirecek filmler

Yaygın belgesel algısını değiştirmek için yola çıkan DOCUMENTARIST, 1-6 Haziran tarihlerinde dopdolu bir programla seyirci karşısına çıkıyor. Belgeselin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını erikle özdeşleştiren festival, bu yılki poster ve tanıtım filmlerinde ünlüleri erik yerken görüntüledi.

Documentarist

DOCUMENTARIST 5. İstanbul BelgeselGünleri, 1 – 6 Haziran’da altı mekana yayılan dopdolu bir programla 5. yaşını kutlamaya hazırlanıyor.

Belgesel sinemanın en nitelikli ürünlerini bir araya getiren seçkisiyle yaygın belgesel algısını değiştirmeyi hedefleyen festival, bu seneki görsel kampanyasını erik esprisi üzerine kurdu.

Eriğin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını belgeselle özdeşleştiren festivalin tanıtım filmlerinde, sinemada patlamış mısırkültürüne karşı alternatif olarak erik sunuluyor.

Tanıtım filmlerinde Bülent Emin Yarar, Muhammet Uzuner, Tülin Özen, Türkü Turan, Ayça Damgacı, Derviş Zaim gibisinema ve tiyatro oyuncuları rol aldı.

Haziranda İstanbul’da belgesel konuşulacak

Bu yılki festivalin onur konuğu, yaşayan en önemli belgeselcilerden Heddy Honigmann. Filmlerinden oluşan kapsamlı bir retrospektifle ağırlanan yönetmen, gösterimlere katılıp soruları yanıtlayacak, ayrıca bir “sinema dersi” verecek.

Arap Dünyası’ndan, Kapı Komşumuz: Yunanistan, Belleğin İzinde, Müzik Belgeselleri gibi özel bölümlerin yer aldığı bu seneki programda Uluslararası Panorama başlığı altında son dönemin ödüllü belgesellerinden geniş bir seçki sunulacak. Türkiye’den ise, çoğunluğu genç yönetmenlerin filmlerinden oluşan 25 film yer alıyor.

Yurtdışından 30’dan fazla konuğun katılacağı festivalde, gerçeğin “eriğimsi” tadını andıran 90’a yakın film sunulacak. Festival haftası boyunca Hollandalı eğitmenlerle gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi başta olmak üzere, sinema dersi, panel, söyleşi, multimedia gösterisi gibi pek çok yan etkinlik düzenlenecek.

DOCUMENTARIST’in gösterim ve etkinlikleri, 1-6 Haziran 2012 tarihlerinde Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, SALT Beyoğlu, SALT Galata ve Romen Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festivalin onur konuğu: Heddy Honigmann

Bugüne kadar belgesel sinemanın pek çok ustasını ağırlayan DOCUMENTARIST’in bu yılki onur konuğu çağımızın en önemli belgeselcilerinden olan Heddy Honigmann.

Lima’nın sokaklarını arşınlayan yoksul taksicinin hikâyesini anlatan “Metal ve Melankoli“,  Rioluların cinselliğe bakışını müthiş bir neşeyle yansıtan “O Amor Natural“,  Paris metrosunda müzik yaparak geçimini sürdüren göçmenlerin dünyasını anlatan “Yeraltı Orkestrası“, dünyanın pek çok çatışma bölgesinde BM Barış Gücü içinde görev yapmış askerlerin yaşadığı travmaları müzikten destek alarak aktaran “Crazy“,  kocalarını iç savaşta kaybetmiş Bosnalı kadınlarla empati kurmamızı sağlayan “İyi Koca, Sevgili Oğul” ve güçlülerin talan ettiği Peru’da, güçsüzlerin unutulmuşluğun zincirini kırma çabasını anlatan “El Olvido” gibi klasikleşmiş filmlerinin yer alacağı geniş kapsamlı bir retrospektifle İstanbul’da ağırlanacak olan yönetmen festivalde bir de sinema dersi verecek.

Dünyanın dört bir yanından en yeni belgeseller DOCUMENTARIST’te

Erik yiyen kedi

DOCUMENTARIST programında, onur konuğu Heddy Honigmann’ın retrospektifinin yanı sıra, dünyadan en yeni belgeselleri izleyiciyle buluşturacak olan “Uluslararası Panorama“, dünyanının gündemine oturan bir coğrafyayı daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları“, komşumuzun içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan“, bellek ve belgesel sinema ilişkisini tartışılacağı “Belleğin İzinde“, müzikle sinemanın mutlu birlikteliğine örnek oluşturan filmlerden oluşan “Müzik Belgeselleri” ve Türkiyeli belgeselcilerin üretimlerini içeren “Türkiye Panorama” gibi bölüm başlıkları altında 90’a yakın belgesel gösterilecek.

DOCUMENTARIST 2012 programında Berlinale, Venedik, IDFA, Selanik, DOK Leipzig, CPH:DOX, Jihlava gibi festivallerden seçilen en yeni ve ödüllü filmlerin yanısıra, “Sınırın Ötesi” gibi klasikler de yerini alacak.

Meksika’dan Polonya’ya, Mısır’dan Lübnan’a, Yunanistan’dan Hollanda’ya dünyanın dört bir köşesinden çarpıcı belgesellerin yer aldığı “Uluslararası Panorama” bölümünde Anja Reiss’in yönettiği ve evlerini terk eden Süryanilerin yıllar sonra bölgeye dönüşlerini konu edinen “Aramilerin Dönüşü“, Frauke Sandig’in yönettiği ve vahşi kapitalizm karşısında yalnızca Mayalar’ın değil, bitkileri ve hayvanlarıyla tüm dünya ve tüm insanlığın yok olduğunu savunan “Gökyüzünün Kalbi, Dünyanın Kalbi“, Nocem Collado tarafından çekilen veAfganistan ve Nepal’de dul kalan kadınların ne gibi zorluklar yaşadığını konu alan “Yalnızlığın Haritası” öne çıkıyor.

Kriz sebebiyle son iki yıldır belgesel üretiminde patlama yaşanan Yunanistan’ın içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan” başlıklı bölümün öne çıkan filmleri arasında; Myrna Tsapa’nın yönettiği ve Mısır’da yaşayan Yunan kökenli yaşlı bir kadının yaşamından kesitleri anlatan “Katinoula“, Chyrysa Tzelepi ve Tania Hatzigeorgiou’nun yönettiği, çekimleri büyük zorluklar içinde beş yılda tamamlanan ve İmroz Adası’nın (Gökçeada) son kalan Rum sakinlerinin anlatılarını kaydetmeyi amaçlayan “25. Meridyen“, TV belgesel dizisi Docville 2011 için Yannis Misouridis’in çektiği, cinema verite tarzı diyebileceğimiz belgesellerden “280 Kostantinapolis Sk., Selanik“, Christos Georgiou’nun kamerasını Aralık 2008’de Atina’da yaşanan olaylarda polis kurşunuyla öldürülen 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un yakın arkadaşının tanıklığında işsizlik, ekonomik bunalımı, eğitim sistemideki bozuklukları ve hükümet protestolarına çevirdiği “İsyanın Çocukları” ve Nikos Katsaounis ve Nina Maria Paschalidou’nun yönettiği ve yönetmenlerin Yunanistan’da yaşananları belgelemek için 14 fotoğrafçıyla birlikte çıktıkları bir yıllık yolculuğu anlatan “Kriz” yer alıyor.

Bellek ve belgesel ilişkisinin tartışmaya açılacağı “Belleğin İzinde” bölümünde ise, Angelika Levi’nin Nazi kıyımından kurtulan bir kadının hikâyesini konu eden “Hayatım, Bölüm 2” ve bir göçmenlik öyküsü anlatan “Absent-Present” filmleri öne çıkıyor. Levi, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelerek, fimlerinde neden “Toplumsal Bellek” konusunu işlediğine dair bir sunum yapacak.

Dünyanının gündemine oturan Arap coğrafyasını daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları” bölümünde Dahna Abourahme’nin yönettiği ve bir mülteci kampında kadınların dayanışmasını anlatan “Kadınlar Krallığı: Ein El Hilweh“, Soudade Kaadan’ın yönettiği, Şam’daki köklü ailelerin hayat tarzını masalsı bir dille anlatan “Şam Çatıları ve Cennet Bahçeleri“, Marcin Sauter’in yönettiği ve Arapların sözlü hikâye geleneğini anlatan “Hakawati” bulunuyor.

Türkiye’den 25 belgesel DOCUMENTARIST programında

DOCUMENTARIST, çok düşük bütçelerle ve zor koşullarda film üreten Türkiyeli belgeselcilere destek olmayı sürdürüyor. DOCUMENTARIST 2012 programında yer alan filmlerin 25’e yakını Türkiye’den belgeselcilerin son filmlerinden seçildi. Bu filmlerin üçte biri Türkiye’deki gündeme paralel olarak Kürt meselesi ve anadil konularını ele alıyor.

Türkiyeli belgeselcilerin filmlerini seyirciyle buluşturacak olan “Türkiye Panorama” bölümünün öne çıkan filmleri arasında Mizgin Müjde Arslan’ın ilk uzun metrajlı belgesel filmi olan ve İstanbul’dan Mahmur Mülteci Kampı’na uzanan bir yolculuk ile gerilla babasını arayan bir kadının öyküsünü anlatan “Ben Uçtum, Sen Kaldın“, yönetmenliğini Veli Kahraman’ın yaptığı ve Kırmancki dilinin yok olma sürecini konu eden “Anadilim Nerede?“, Murat Bayramoğlu’nun uzunca bir dönem yasaklanan, bilmenin faydadan çok zarar getireceği inancı yerleştirilen bir dilin, farklı kuşaklardaki taşıyıcıları arasında zora dayanarak ve başarıyla hayata geçirilmiş kopuşunun hikâyesini anlatan filmi “Türkçe Pekiyi“, Halil Fırat Yazar ve Metin Çelik’in yönettiği ve KCK operasyonlarını anlatan “Dengê Derî“, Bingöl Elmas’ın çocuk gelinler sorunsalını gözler önüne serdiği filmi “Oyun Evi“, Gülşah Doğan’ın kendi amcası Cemal ve yengesi Emine’nin aşkları üzerinden çocuk yaştaki evlilik konusuna değindiği filmi “Aşkın Kış Mevsimi“, Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın yönettiği ve Erzurum Bağbaşı’ndaki HES inşaatına karşı senelerdir süren hukuki ve fiziki mücadeleyi anlatan “İşte Böyle“, Okan Avcı’nın yönettiği ve müzisyen Erkan Oğur’un sanat yolculuğunu anlatan “Telvin“, Bertan Başaran’ın Barbaros Erköse’nin hayatı üzerinden Türk müziğinin çeşitliliğinin ve eklektik yapısınının analinizi yapan filmi “Sensiz Yaşanmaz“, Angelika Brudniak & Cynthia Madansky’nin yönettiği, Türkiye’nin sekiz komşusunun sınırlarında geçen ve sınırın iki yanındaki insanları bölen ve birleştiren etmenleri ele alan “1+8“, Murat Erün’ün çektiği ve fiziksel engelli iki arkadaşın bir motosiklet ve ona takılı yolcu sepetiyle İstanbul’dan Muğla’ya yaptığı on üç günlük eğlenceli yolculuğu anlatan “800 Km Engelli“, Bülent Öztürk’ün depremden hemen sonra Van’a giderek çektiği filmi “Beklemek“, Evrehmu Baydemîr ‘in yazıp yönettiği ve iklim değişikliği nedeniyle kaybolan bağbozumu gelenekleri ve bağbozumu sırasında kullanılan kelimelerle birlikte Kirmanckî dilinin de silinmesini anlatan “Bağbozumu” bulunuyor.

Özel Gösterimler: “Theo Angelopoulos, Ö. Lütfi Akad ve Seyfi Teoman anısına”

DOCUMENTARIST, yakın dönemde kaybettiğimiz üç yönetmeni özel gösterimlerle anıyor.

Programda, sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden, geçtiğimiz aylarda bir motosiklet kazası sonucu kaybettiğimiz Theo Angelopoulos‘un anısına Nicos Lygouris’in yönettiği “Zamanın Tozu“, Türkiye sinemasının büyük ustası Ö. Lütfi Akad‘ın İstanbul üzerine çektiği “Dört Mevsim İstanbul‘” ve genç yaşta geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden yönetmen Seyfi Teoman‘ın ilk kısa filmi “Apartman” filmleri yer alıyor.

Yeni Yetenek Ödülü artık “JVDK” adıyla verilecek

Hollanda Başkonsolosluğu’nun desteğiyle 2010’dan beri yönetmenlerin ilk ve ikinci filmlerine verilen ve bu seneden itibaren belgesel tarihinin önemli ustalarından Johan van der Keuken (JVDK) adına verilecek olan Yeni Yetenek Ödülü de, üçüncü kez sahibini bulacak.

Festivalde yan etkinlik ve atölyeler

DOCUMENTARIST, festival haftası boyunca programdaki temalara ilişkin atölye, panel, söyleşi, multimedia gösterimi ve sergi gibi pek çok yan etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festivalde, Avrupa’daki saygın sinema okullarından Prag merkezli FAMU, öğrencilerinin ürettiği filmler ve konuklarıyla özel bir bölüme konuk olacak.

DOCUMENTARIST’in yerli ve yabancı belgeselciler için fikir platformu olma özelliği taşıyan, Hollanda’nın saygın belgeselcilerinden John Appel ve Jeroen Berkvens’in eğitmenliğinde düzenlenen ilk etabı mart ayında gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi’nin ikinci etabı 1-4 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. Atölyede, Türkiye’den seçilerek geliştirilen 7 projeye uluslararası yapım olanakları yaratılmaya çalışılacak, atölye sonunda seçilecek iki proje Kasım ayında IDFAcademy’e davet edilecek.

DOCUMENTARIST ve Mode İstanbul işbiriliğiyle DocNext ağı kapsamında genç belgeselcilere yönelik interaktif bir belgesel atölyesi düzenlenecek. Hollanda Başkonsolosluğu, İstanbul Fransız Enstitüsü, Yunan Başkonsolosluğu, Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, SALT, Anadolu Kültür, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hotel Armada, Zencefil, Picas Studio ve Avam Kahvesi desteğiyle gerçekleşen festivalin medya sponsorluğunu CNN TÜRK; tanıtım desteğini Birgün Gazetesi, Altyazı Sinema Dergisi, Yeni Film, Bianet, Zero İstanbul, Grizine, Fil’m Hafızası, Alternatif-İstanbul ve Filmlerim.com, Ekşi Sinema;  festival mobil uygulama desteğini ise Stüdyo Nord üstleniyor.

Ayrıntılı bilgi için: www.documentarist.org

K aynak : [-]

Bosna Hersek’te yaşanan savaşın izlerini silmek ve ülkenin başkenti Saraybosna’yı eskisi gibi kültür sanat ile tekrar buluşturmak için, 1995’te sanatçıların girişimiyle başlatılan Saraybosna Film Festivali’nin 18incisi 6 Temmuz’da başlayacak.

Sarajevo Film Festivali

Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olarak kabul gören festival, Saraybosna’daki Halk Tiyatrosu binasında, 2008’de Cannes’te “Kar” filmi ile Grand Prix ödülününü kazanan ünlü Boşnak yönetmen Aida Begiç’in “Çocuklar” filminin gösterimi ile başlayacak.

Festivalin duyurusu için yapılan basın toplantısına katılan yönetmen Aida Begiç, galası Cannes Film Festivali’nde yapılacak “Çocuklar” filminin, 18. Saraybosna Film Festivali’nin açılışını yapacağı için duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Öğrenci olduğu sırada Saraybosna Film Festivali’nde görev yaptığını hatırlatan Begiç, “Saraybosna Film Festivali ile birlikte büyüdük. Bu festival olmasaydı, yerli yönetmenlerin başarı yolu çok daha ağır olurdu” diye konuştu.

Saraybosna Film Festivali’ne bu güne kadar Angelina Jolie, Brad Pitt, Morgan Freeman, Saadet Işıl Aksoy, Semih Kaplanoğlu, Engin Günaydın, Nuri Bilge Ceylan ve Wim Wanders’ın da aralarında bulunduğu birçok ünlü katıldı.

 

Beyoğlu Belediyesi, düzenlediği “Beyoğlu” konulu kısa film yarışması için, Beyoğlu’nu anlatan, teması Beyoğlu olan, Beyoğlu’nu mekan, oyuncu ya da konu olarak seçtiğiniz kısa filminizi bekliyor.

”Beyoğlu” Kısa Film Yarışması

Dereceye giren ve izlenmeye değer görülen kısa filmler, Kültürlerarası Sanat Diyalogları kapsamında Mannheim Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilecek kısa film günlerinde Beyoğlu Belediyesi adına gösterilecektir.
Jüri değerlendirme sonucu yarışmayı kazanan en iyi kısa filmin yönetmeni Beyoğlu Belediyesi Gençleri Dünyayı Dolaşıyor Projesi kapsamından yurt dışı gezisi kazanacaktır. İlk üç dereceye giren filmlerin yönetmeni de, T20 cep telefonu ile ödüllendirilecektir.

Bir kameranız ve “Beyoğlu” için bir senaryonuz varsa, 14 Mayıs 2012’ye kadar da vaktiniz var. Beyoğlu’nu kısa film yapın, yurt içi ve yurt dışında izleyicilere ulaşma şansı yakalayın.

Başvuru için Tıklayınız

 

Kaynak :[-]

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali için bu yıl 177 afiş başvurusu yapıldığı bildirildi.

49 antalya uluslar arsı film festivali

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Basın Danışmanı Akgün Keskin Sakarya, yaptığı yazılı açıklamada, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalinin tanıtım materyallerinde kullanılacak afişi belirlemek, tasarım alanında çalışan kişileri desteklemek ve grafik sanatına katkıda bulunmak amacıyla afiş yarışması düzenlendiğini belirtti.

Yarışmaya başvuran kişi ve eser sayısındaki rekorun en son 2004 yılında kırıldığını, 41. Festival afişi için düzenlenen yarışmaya 103 grafik sanatçısının 150 eserle başvurduklarını ifade eden Sakarya, tek eserle katılma koşulu getirildiği halde bu yıl sanatçı sayısında olduğu gibi eser sayısında da 177 katılım ile rekor kırıldığı kaydedildi.

Yarışma jürisinin belirleyeceği ödüllerin 16 Mayıs Çarşamba günü saat 10.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacağını bildiren Sakarya, şunları kaydetti:

”Yarışmada birincilik ödülüne değer görülen sanatçı 5 bin, ikincilik ödülü sahibi sanatçı 2 bin, üçüncülük ödülü sahibi sanatçı da bin lira para ödülüyle

49 antalya uluslar arası film festivali afişlerinden

ödüllendirilecek. Birincilik ödülüne değer görülen afiş festivalin tanıtım materyallerinde kullanılacak. Jürinin sergilenmeye değer gördüğü afişler, ödüllü afişlerle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinemaseverlerle buluşturulacak.’ ‘

Kaynak : [-]

 

Şunun için etiket arşivi: film

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi