Şunun için etiket arşivi: film

Lozan sergisi açılıyor…

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor. Sergi Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair birçok belge ve kaynağı barındırıyor.

lozan-antlaşması

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi, 1 Eylül – 11 Ekim tarihleri arasında FMV Galeri Işık’ta ziyaret edilebilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi dolaşmaya Ankara’dan başlayan, ardından da Ankara, Antalya ve Eskişehir’e giden serginin son durağı İstanbul olacak.

Cumhuriyet’in ilk yıllarını İsmet İnönü perspektifinden ele alan sergi, toplumsal, kültürel ve ekonomik dönüşümleri belge, fotoğraf ve yazışmalarla anlatıyor. İsmet İnönü dönemine dair kitap, sergi ve seminer çalışmalarıyla bilinen İnönü Vakfı’nın hazırladığı sergi, iç ve dış politikada izlenen yol, Cumhuriyet rejimiyle birlikte Türkiye’de yaşananları tarih meraklılarına aktarıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Zafer Toprak’ın, grafik tasarımını Ferah Perker, genel tasarımını ise Çağdaş Arpaç ve Dr. Fatma Türe’nin üstlendiği sergiye dokunmatik ekranlar, video enstalasyonları aracılığıyla ziyaretçiler interaktif olarak da katılabiliyor.

Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki yazışmalar, telgraflar, dönemin gündelik yaşamına dair kamera görüntüleri, fotoğraflar, gazete ve dergi kapaklarının yanı sıra, sergi içerisinde mühürler, madalyalar, antlaşmalar, resmi yazışmalar gibi birçok belge de yer alıyor. ‘İsmet İnönü’nün Yaşamı’, ‘Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’, ‘Lozan Konferansı ve Antlaşması’, ‘İsmet İnönü ve İç-Dış Politika’ olarak dört ana başlığa ayrılan sergide Lozan Konferansı’na dair bugüne dek görülmemiş birçok fotoğraf da ziyaretçilerini bekliyor.

Sergide ayrıca çocuk ziyaretçiler için bir de çizgi film de gösteriliyor. Çizgi film, ‘Lozan Barış Antlaşması’ adını taşıyor. İstanbul Nişantaşı’da bulunan FMV Galeri Işık, pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün açık.

21. Altın Koza Film Festivali kapsamında yarışacak filmler netleşti. 2014 festivalinde 12 film ‘en iyi’ seçilmek için yarışacak.

mahur_ozmen

Adana’da gerçekleştirilen Altın Koza Film Festivali’nde ‘Ulusal Uzun Metraj’ kategorisinin adayları açıklandı. Festivale başvuran 45 filmden 12’si yarışmaya hak kazandı. Bu yıl 15-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde jüri başkanlığını ise yönetmen Reha Erdem gerçekleştirecek.

Altın Koza ulusal uzun metraj adayları:

21_ak_logo_trBalık – Derviş Zaim

Beni Sen Anlat – Mahur Özmen

Deniz Seviyesi – Nisan Dağ, Esra Saydam

Firak – Halil Özer

Gittiler: Sair ve Meçhul – Kenan Korkmaz

İçimdeki Balık – Ertan Velimatti Alagöz

Neden  Tarkovski Olamıyorum? – Murat Düzgünoğlu

Nergis Hanım – Görkem Şarkan

Silsile – Ozan Açıktan

Toz Ruhu – Nesimi Yetik

Yağmur – Kıyamet Çiçeği –  Onur Aydın

Yola Çıkmak – Evren Erdem

Ulusal Uzun Metraj kategorisinde yer alan 12 filmin 7’si yönetmenin ilk filmi olma özelliğine sahip. Bu filmlerin 8’inin Türkiye prömiyeri festival kapsamında gerçekleştirilmiş olacak. Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan Altın Koza Film Festivali’nin kazananları 20 Eylül’de düzenlenecek kapanış töreninde açıklanacak. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, sergi ve atölyeler de düzenlenecek.

Documentarist İstanbul Belgesel Günleri 7-12 Haziran tarihleri arasında yedinci kez İstanbul’a konuk oluyor. Festival bu yıl Soma’yı da unutmuyor ve maden belgesellerini seyirciyle buluşturuyor.

documantarist

30’dan fazla ülkenin filmleri, yan etkinlikleri ve konuklarıyla katılım göstereceği 7. Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, 7-12 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İç savaşın yaşandığı ülke Suriye

Festival programında bu yılki konuk ülkesi Suriye.

İç savaş koşulları altında yaşayan Suriyeli belgeselcilerin yakın dönemde yaptığı, çatışma koşulları altındaki gündelik hayata tanıklık eden, ayrıca yaşanan sürece Suriyelilerin gözünden bakan, daha önce pek az yerde gösterilebilmiş filmlerden bir seçki festivalde seyirciyle buluşacak.

seytan-madeni

Polonya- Türkiye ilişkilerinin 600. yılı

Documentarist’in gündemindeki diğer bir ülke ise Polonya.

Polonya- Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında Adam Mickiewicz Enstitüsü’ne bağlı dijital platform Culture.pl işbirliği ile gerçekleşen programda, bu ülkeden 12 kalburüstü film ağırlanıyor.

Polonya’dan Ustalar: Krakow Film Festivali’nin Ödüllü Filmleri başlıklı bölümde, ülkenin en kıdemli belgesel festivali olan Krakow Film Festivali’nde son 40 yılda ödül almış belgeseller yer alıyor. Seçkide Krzysztof Kieslowski, Kazimierz Karabasz, Marcel Lozinski, Wojciech Wiszniewski gibi ülkenin en önemli ustalarının ödüllü yapıtları yer alıyor.

Konuk olarak festivale katılacak yönetmenlerden Pawel Lozinski, ülkenin bir başka ünlü belgeselcisi, babası Marcel Lozinski ile birlikte çekimine başladığı, ancak anlaşamayarak birbirlerine küstükleri, sonunda baba ile oğul tarafından iki versiyonu yapılan ‘Baba ve Oğul’ (Father and Son, 2013) filminin ilginç hikâyesini anlatacak.

Documentarist ilk kez FIPRESCI Jürisi

Documentarist, bu sene ilk kez bir FIPRESCI Jürisi ağılıyor. Bu yılki jüride Şili’den Pamela Biénzobas, Danimarka’dan Steffen Moestrup ve Türkiye’den Özge Özdüzen görev alacak.

Festival programının ana bölümlerinden birini de Türkiye’de son bir yılda yapılan belgesellerden 20 filmlik geniş bir seçki oluşturuyor. Bunlardan, yönetmenin 1. veya 2. filmi olanlar Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü‘ne aday olarak jüri önüne çıkacak. Bu seneki ödül jürisinde Deniz Akçay, Işıl Baysan Serim, Ufuk Emiroğlu, Senem Aytaç ve Hans Treffers yer alıyor.

Ustalara saygı bölümü

Bu yılın Ustaya Saygı bölümü ise 2001 yılında erken yaşta hayata veda eden Hollandalı belgeselci Johan van der Keuken’e ayrıldı.

40 yıla yayılan sinemacılık kariyeri boyunca 50’den fazla belgesel yapmış ve birçok kitap yayımlamış olan ustanın, en önemli yapıtlarından beşi bu bölümde seyirciye sunulacak: ‘Beppie’ (1965), ‘Okuma Dersi’ (The Reading Lesson, 1973), ‘Yönetmenin Tatili’ (The Filmmaker’s Holiday, 1974), ‘Kuyunun Üstündeki Göz’ (The Eye Above the Well, 1988) ve ‘Amsterdam Küresel Köyü’ (Amsterdam Global Village, 1996).

“Soma İçin”

Soma’da yaşanan felakette yaşamlarını yitiren işçiler anısına, madencilerin yaşamına odaklanan filmler de son anda programa eklendi.

“Soma İçin” başlığı altında geçen günlerde kaybettiğimiz Michael Glawogger’in ‘İşçinin Ölümü’ (Working Man’s Death), Bolivya’daki çocuk madencileri konu alan ‘ Şeytan Madeni’ (The Devil’s Miner, 2005) ve İngiltere’deki madencilerin melankolik hikâyesini aktaran ‘Madenci İlahileri’ (The Miners’ Hymns, 2011) adlı filmler gösterilecek.

Gösterim mekanları

Film gösterim mekânları Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı, Hollanda Konsolsoluğu Bahçesi ve Romen Kültür Merkezi.

Festival programına buradan ulaşabilirsiniz.

‘Herkes için sinema’ Ankara Engelsiz Filmler Festivali çeşitli nedenlerle sinemaya ulaşamayan, film izlemekte engeli bulunanlara sinemayı götürüyor.

ankara-engelsiz-film-festivali

Bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Ankara Engelsiz Filmler Festivali (AEFF)’ başladı. Görme, işitme veya ortopedik engelli insanların günlük yaşamlarında sinemaya erişmekte yaşadıkları sorunlara yönelik tasarlanan festival, toplumun her bireyini kültürel yaşama dahil etmeyi planlıyor.

Ankara’daki Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu’nda ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen festival salonları bedensel engelli bireylerin sinema izleyebileceği şekilde tasarlandı. Ayrıca salonlar festival katılımcılarının görme, işitme ve ortopedik engellerine uygun bir altyapıyla hazırlandı.

Uğur Yücel'in yönetmenliğini yaptığı 'Benim Dünyam' festival filmleri arasında.

Uğur Yücel’in yönetmenliğini yaptığı ‘Benim Dünyam’ festival filmleri arasında.

Görme engelliler için sesli betimleme, işitme engelliler için işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile desteklenen film gösterimleri herkese açık ve tamamen ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Türkiye ve dünya sinemasından son yılların en beğenilen yapımlarının yer aldığı film seçkisi dahilinde yönetmenler ve oyuncuların katılımıyla söyleşi programları da düzenleniyor.

Yarışma bölümünü de içeren festivalde birkaç kategoride ödül verilecek. Ankara Engelsiz Filmler Festivali 25 Mayıs tarihine kadar devam edecek.

Hollanda’nın Rotterdam kentinde, ilk kez önceki yıl gerçekleştirilen ‘Kırmızı Lale Film Festivali’nin ikincisi 25-31 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.

kırmızı-lale-film-festivali

Hollanda’nın Rotterdam kentinde, ilk kez önceki yıl gerçekleştirilen ‘Kırmızı Lale Film Festivali’nin ikincisi 25-31 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.

Fatma Girik’in ‘Yaşam Boyu Başarı’, Nuri Bilgi Ceylan’ın da ‘Kırmızı Lale Ustaya Saygı’ ödülü alacağı festival Hollanda Türkiye Kültür Vakfı tarafından organize ediliyor.

Festivalin açılış ve kapanış gecesi Rotterdam Lantaren Venster Kültür Merkezi’ndeki büyük salonda düzenlenirken film gösterimleri ise aynı kültür merkezinin iki ayrı salonunda gerçekleştirilecek.

Kaynak :[-]

TRT Belgesel Ödülleri’nde ulusal profesyonel kategoride birinciliğe layık eser bulunamazken, ikinciliği, yönetmenliğini Mehmet Özgür Candan’ın yaptığı “Çalıkuşu” adlı belgesel kazandı.

belgesel ödülleri

Ödüller, TRT’nin Tepebaşı stüdyosunda yapılan törenle sahiplerini buldu. Amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, yerli ve yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform meydana getirmek amacıyla düzenlenen yarışma, bu yıl uluslararası ve ulusal olmak üzere 2 ana kategoride, ulusal yarışma ise amatör ve profesyonel olarak 2 alt kategoride yapıldı.

35 ülkeden 350 filmin katıldığı yarışmada, ulusal profesyonel kategoride birinciliğe layık eser bulunamadığı açıklandı. Bu kategoride Mehmet Özgür Candan’ın yönettiği “Çalıkuşu” ikincilik ödülünü alırken, yönetmenliğini Tayfun Belet’in yaptığı “Çırak” Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Ulusal amatör kategoride, Aydın Kapancık’ın yönettiği “Fırtına” birincilik, yönetmenliğini Ahmet Onmaz’ın yaptığı “Hasret Çiçekleri” ikincilik ödülünü alırken, Muhammet Beyazdağ’ın yönettiği “Zarok” İstanbul Şehir Üniversitesi Özel Ödülü’nü, Engin Uğan’ın yönettiği “Anadolu’nun Çatısında” ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’nü kazandı.

TRT Belgesel Yarışması’nda uluslararası kategoride Shosh Shlam ve Hilla Medalia’nın yönettiği İsrail-Amerika ortak yapımı “Web Bağımlıları” belgeseli birinci, İngiltere, Amerika ve Belarus ortak yapımı, yönetmenliğini Madeleine Sackler’in yaptığı “Belarus’un Sakıncalı Unsurlarının Tehlikeli Eylemleri” ikinci oldu. İsviçre yapımı, Luc Schaedler’in yönettiği “Suyun İzi: Çin’den Gelen 3 Mektup” ise Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Uluslararası kategoride birincilik ödülünü İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu açıkladı, ikincilik ödülünü de TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin verdi.

Törende, belgesel filmciliğe katkılarından dolayı yönetmen Tevfik Şenol’a onur ödülü verildi.

Ödüle layık görülen ancak törene katılamayan yönetmenler Luc Schaedler ve Shosh Shlam’ın video mesajları konuklara izletildi.

İlk kez 2009’da Türk belgeselciliğinin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla ulusal düzeyde ve “TRT Belgesel Film Yarışması” adıyla düzenlenen “TRT Belgesel Ödülleri”, 2010’da kapsamı genişletilerek uluslararası kimlik kazandı.

33. İstanbul Film Festivali’nin çocuklara ayrılmış bölümünün kahramanları tavşanlar, maymunlar ve insanlar. Belgesel bölümündeki Dileğim Barış Olsun ise çocukların barış özlemini dile getiriyor.

tavşanlar

33. İstanbul Film Festivali bu gece gerçekleşecek  törenle başlıyor.

20 Nisan’a kadar sürecek festivalin çocuklar için ayrılmış Çocuk Mönüsü bölümünde üç film gösterilecek.

Annem Amerika´da Buffalo Bill´le Tanıştı, Amazonia ve Cesur Tavşanın Sihirli Macerası daha önce uluslararası çocuk filmi festivallerinde gösterildi.

Festivalin tanıtımında filmlerin “aile boyu izlenebilecek” nitelikte olduğu belirtiliyor.

Ancak elbette hepsi her boya hitap etmiyor. Amazonia 10 yaş ve üstü için, Cesur Tavşanın Sihirli Macerası altı yaş ve üstü için uygun.

Maymun Sai

Maymun Sai

 

Thierry Ragobert imzalı Amazonia Venedik Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilmişti.

Filmde insan eline doğmuş, insan elinde büyümüş kapuçin maymunu Sai’nin Amazon ormanlarında kaybolduktan sonra yaşadıklarını görürüz. Jaguarlar, timsahlar, dev susamurları… Sai hayatta kalmak için kendine benzeyen maymunları bulmak zorundadır…

83 dakikalı filmin konuşmasız olduğunu ve Nişantaşı City’s’deki 20 Nisan Pazar 13.30 seansında üç boyutlu gösterileceğini hatırlatalım.

Tavşan Johan

Tavşan Johan

 

Cesur Tavşanın Sihirli Macerası ise alışık olduğumuz gibi konuşmalı. İsveççe ama Türkçe simultane tercümeyle oynayacak.

Yönetmen koltuğunda Esben Toft Jacobsen’in bulunduğu film prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yaptı.

Yunan mitolojisi ve Kuzey ülkelerinin masallarından esinlenen filmde küçük tavşan Johan Tüy Kralının Diyarı’nın hayali dünyasındaki annesine yardım edecek, seyirci de bu hayal dünyasının çılgın yaratıklarıyla tanışacak.

78 dakikalı filmin Feriye sinemasındaki 5 Nisan Cumartesi 13.30 seans üç boyutlu gerçekleşecek.

İnsan Jean

İnsan Jean

 

Yönetmen olarak Marc Boreal ve Thibaut Chatel’in imzasını taşıyan Annem Amerika´da Buffalo Bill´le Tanıştı 70’li yıllarda Fransa’nın küçük bir kasabasındaki bir erkek çocuğunun büyüme sancılarını anlatıyor: Jean’ın hayatı birkaç kelimeyle özetlenebilir. Zor okul günleri, işkolik baba, şımarık ağabey, tatlı dadı… Ancak bir gün uzaklardaki annesinden kartpostallar almaya başlayınca annesini o müthiş diyarlarda hayal etmeye başlar ve hayatı aydınlanıverir…

Jean Regnaud ve çizer Emile Bravo’nun ödüllü çizgi romanından sinemaya uyarlanan Fransa yapımı bu canlandırma filmin süresi 75 dakika.

Çocukların barış özlemi

dileğin barış olsun

Belgesel bölümünde gösterilecek olan Dileğim Barış Olsun ise bir çocuk filmi değil, ancak çocukların da merkeze oturduğu yapımlardan biri.

Filmde Diyarbakır, Lice, Ergani, Cizre, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe ve Varto’dan on çocuğun ve üç annenin barışı nasıl umutla beklediklerini anlatıyor. Ortak bir özlem, umut, dilek ve talep olarak barış!

43 dakikalık filmin yönetmenliğini Kıvılcım Akay yaptı. Türkçe – Kürtçe olan film Türkçe ve İngilizce altyazıyla gösterilecek.

Kaynak :[-]

Hayatın farklı yollarından yürüyen, farklı yerlerden gelen, farklı yeteneklere sahip dört adamın bir tesadüfle birleşip kurdukları The Piano Guys grubu, 11 Nisan’da Zorlu Center PSM’de İstanbul seyircisine unutulmayacak bir konser deneyimi yaşatmaya geliyor!

The-Piano-Guys

 İsmini, Utah’daki bir piyano mağazasından alan The Piano Guys grubu, bir piyano mağazası sahibi, bir video-grafiker, bir piyanist ve bir çellistten oluşuyor. Eski şarkılara yeni bir ekleme, yeni şarkılara klasik bir dokunuş yapmayı seven grup, klasik müzik, film notaları, rock ve pop müziğin eklektik bir karışımı olan ve kıyas kabul etmeyen, kendilerine özgü bir stil yaratıyor.

İnternetin son fenomenleri

The Piano Guys grubu, hobi amacıyla yaptıkları videolarını internete yükledi ve kısa zamanda bir fenomen haline geldi. Grubun videoları, 1 milyon 800 binden fazla abonesi olan Youtube kanalından, bugüne kadar 90 milyondan fazla görüntülendi.

Sahnede sürprize hazır olun…

Facebook’ta da 600 bini aşkın takipçiye ulaşan The Piano Guys, kitleleri etkisi altına alan özgün stilini 11 Nisan akşamı Zorlu Center PSM’de İstanbullularla paylaşmaya geliyor. Grup ayrıca, Türkiye’deki dinleyicilerine bir sürpriz yapmaya hazırlanıyor.

Mekan: Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, Ana Tiyatro

Bilet Fiyatları: 50 TL, 69 TL, 90 TL, 105 TL, 125 TL

Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez.

 sanat magazin

1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı.

2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti.

3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı.

4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı.

5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu.

6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi.

7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı.

8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi.

9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti.

10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu.

11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı.

12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü.

13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor.

14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri.

15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı.

16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli.

17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı.

18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı.

19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı.

20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di.

21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü.

22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı.

23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu.

24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap.

25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır.

26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti.

27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı.

28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor.

29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı.

30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı.

31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı.

32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap.

33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu.

34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı.

35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di.

36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir.

37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı

38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor.

39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede.

40- Rapçi Common da.

41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor.

42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı.

43- Süpermen aslında kel ve megaloman.

44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı.

45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü.

46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı.

47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi.

48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır.

49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi.

50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü.

Kaynak: BuzzFeed, Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir

 

 

Türkiye sinemasındaki erkek egemen bakışa ve cinsiyetçiliğe tepki olarak verilen Altın Bamya Ödülleri dağıtıldı.

altın bamya ödülü

Altın Bamya Film Ödülü, Osman Sınav’ın yönettiği Aşk Kırmızı filminin oldu. Jüri filmin Zeynep karakterini de Kadın Karakter dalında ödüllendirdi.

Erkekler adlı film isminin yarattığı beklentiyi boşa çıkarmadı, hem Adam ve Nazım karakterleriyle erkek karakter hem de homofobi dalında ödüle layık görüldü. Üstüne bir de senaryo ödülünü aldı.

İzleyici Bamyası’nı ise Celal ile Ceren filmi kazandı.

Jüri özel ödülü de dört filme birden verildi. Kedi Özledi, Düğün Dernek (Tek taşlı Bamya), Sabit Kanca (Eşekarısı Bamyası), Testesteron (Hormonlu Bamya).

Dün akşam İsveç’in İstanbul Başkonsololuğu’nda düzenlenen ödül törenine, Altın Bamya Akademisi üyeleri, Filmmor Kadın Filmleri Festivali konukları ve sinema sektörü katıldı. Bütün adayların davet edildiği törene ise her zamanki gibi aday filmlerin temsilcilerinden katılan olmadı.

Tören, “ödül alanların bundan sonraki ödül törenlerine sadece izleyici olarak çağırıldığı, hatta ödül verecek aday bulunamadığı yıllar dileğiyle” sona erdi.

6. Altın Bamya Ödülleri sahipleri ve jürinin gerekçeleri şöyle:

Erkek Karakter ödülü Erkekler’e…

Erkeklerin filmlerde tüm anlam ve aksiyonun merkezi olma durumları, cinsiyetçiliğin en bariz yansımasıdır: Hikâyelerin odağında erkekler ve onların güçleri, özellikle de kadınları (kadın karakterleri) olumsuzlama, nesneleştirme üzerinden kurulmaktadır.

Erkek karakteri canlandıran oyuncunun yorumu göz önüne alınmadan, erkek karakterin mutlaklaştırıp onayladığı “erkek” rol ve modelleri ve bunlarla özdeşleşildiği takdirde yaratacakları çok riskli anlamlar ve sonuçlar göz önüne alınmaktadır.

Bu kategorideki üç aday: -Aşk Kırmızı (Ferhat) -Celal ile Ceren (Celal ve arkadaşları) -Erkekler (Adem ve Nazım) arasında, jüri oylamasında en çok oyu alarak diğer adayları geride bırakan Erkekler (Adem ve Nazım) 6. Altın Bamya Erkek Karakter Ödülü’nün sahibi oldu.

Kadın Karakter Ödülü Aşk Kırmızı’ya…

Aşk-Kırmızı

Kadın gerçek bir karakter olarak ele alınıp işlenmedikçe hep erkek egemen bakışla resmedildikçe ve “tekinsiz, güvenilmez, şeytani, kötülüklerin anası, iyi kadın-kötü kadın, fedakâr anne, seyirlik, zayıf… vb.” yanlış, eksik, özensiz ve zararlı temsilleri sürdükçe, kadınların bir bütün olarak beyaz perdeye yansıması mümkün olmamaktadır.

Bu kategori değerlendirilirken, kadın karakteri canlandıran oyuncunun yorumu göz önüne alınmadan, kadın karakterin ürettiği anlamlar, dolaşıma soktuğu okumalar, cinsiyetçi tutum, rol ve kalıpları ne derecede pekiştirip onayladığı göz önüne alınmaktadır.

Bu kategorideki üç aday: -Aşk Kırmızı (Zeynep) -Celal ile Ceren (Ceren ve arkadaşları) -Senin Hikayen (Meral ve Esra) arasında, jüri oylamasında en çok oyu alarak diğer adayları geride bırakan Aşk Kırmızı (Zeynep) 6. Altın Bamya Kadın Karakter Ödülü’nün sahibi oldu.

Senaryo Ödülü Erkekler’e…

Senaryo, sinemasal tüm öğeleri soyutlandığında ve sadece filme çekilmiş senaryo olarak okunduğunda bile cinsiyetçi izler taşıması, kadın ve erkek karakterlere adil ve eşitlikçi yaklaşmaması, bu tutumun diyaloglardan, karakterlere kadar her sahnesine sinmiş olması ve içerdiği cinsiyetçi unsurlar göz önüne alınarak değerlendirilmektedir.

Bu kategorideki üç aday: -Aşk Kırmızı -Celal ile Ceren -Erkekler arasında, jüri oylamasında en çok oyu alarak diğer adayları geride bırakan Erkekler 6. Altın Bamya Senaryo Ödülü’nün sahibi oldu.

Film Ödülü Aşk Kırmızı’ya…

Film, ışıktan kadraja, kadın ve erkek karakterlerden yönetmenin yorumuna kadar tüm unsurlar, çelişki içermeyen cinsiyetçi “bütün” göz önüne alınarak değerlendirilmektedir.

Bu kategorideki üç aday: -Aşk Kırmızı -Celal ile Ceren -Erkekler arasında, jüri oylamasında en çok oyu alarak diğer adayları geride bırakan Aşk Kırmızı 6. Altın Bamya Film Ödülü’nün sahibi oldu.

İzleyici Bamyası: Celal ile Ceren’e…

İzleyici Bamyası Ödülü, Altın Bamya web sitesinde yer alan 2013 yılında vizyona giren tüm filmler arasında yapılan online oylama sonucunda en çok oyu alan film Celal ile Ceren oldu.

Altın Bamya nedir?

Bu yıl altıncısı verilen Altın Bamya Ödülleri, Türkiye sinemasında kadınlarla ilgili yanlış mitlerin, algıların, cinsiyetçi bakışın sinemada yeniden üretilip temsil edilmesine ve bu ayrımcılığın normal kılınmasına, kadınlara dair alanların daraltılmasına bir eleştiri, bir karşı duruş, bir söz söyleme isteğiyle ortaya çıktı.

Kaynak :[-]

25 Mart’ta yola çıkacak Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 12′nci yılında, her kadına kendisine ait bir cüzdan, gelir, bütçe diyerek dört kentte 60 filmle izleyiciyle buluştuyor.

film mor

 Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali’nin programındaki 60 filmin 18’i Türkiye yapımı. Yalnızca kadın yönetmenlerin filmlerine yer veren Filmmor, son yılda yapılan filmlerin yer aldığı ‘Kadınların Sineması’ bölümünde aralarında Valeria Golino’dan ‘Bal’, Lucia Murat’tan ‘Bana Anlatılan Anılar’, Zula Hikayeler Ekibi’nden ‘Bekleyiş’in de yer aldığı 33 film gösterilecek.

Festivalin teması da olan ‘Kendine Ait Bir Cüzdan’ bölümünde, her kadının kendine ait bir cüzdanı olması çabasına, kadın emeğine dair 7 film var: Pamela Varela’dan ‘Acı’, Gülten Taranç’tan ‘Konsensüs’, Vidi Bilu’dan ‘Kırılgan’, Özlem Sarıyıldız ve Bilge Demirtaş’tan ‘Kıyı Kıyı’, Sevda Doğan’dan ‘Pedallar ve Topuklar’, Lisa Fruchtman ve Rob Fruchtman’dan ‘Tatlı Rüyalar’ ve Gabriela Pichler’den ‘Ye Uyu Öl’. ‘Cins-iyet-ler’ bölümü 5 filmle, cinsiyet ve cinsel kimliğe dair sorular sorduruyor: Zeynep Oral’dan ‘Ben, Sen, O’; Çağnur Öztürk’ten (Gizli Özne’; Danielle Villegas’tan ‘İki Ruh’, İpek Efe ve Berna Küçülmez’den ‘Pardon! Kim, Ben Mi?’ ve Norma Fernández’den ‘Ruhen Camila’.

Festival 15-23 Mart’ta İstanbul ’da Fransız Kültür Merkezi , İstanbul Modern ve Pera Müzesi’nde başlıyor.

5-6 Nisan Mersin

12-13 Nisan Adana

19-20 Nisan Muğla-Bodrum

Daha fazla detay için FESTİVAL SİTESİ 

Kaynak : [-]

Köklerini Balkan ezgilerinden alan müziğiyle sayısız sinema ve tiyatro müziğine imza atan Goran Bregoviç, 8 Mart tarihinde, Zorlu Center PSM’de sevenleriyle buluşacak. “The Wedding & The Funeral Band”in geleneksel perküsyonla uyumunu sahneye taşıyacağı konseriyle Bregoviç, İstanbullu hayranlarına keyifli bir müzik ziyafeti hazırlıyor.

goran-bregovic-istanbul-konseri

1978 yılında Mica Milosevic’in Nije Nego filmiyleilk film müziğini besteleyen,tiyatro ve sinema eserleri için hayranlık uyandıran müzikler yapmanın yanı sıra müzikal kariyerine 12 albüm ve binlerce kişinin izlediği pek çok konser sığdıran müzisyen Goran Bregovi ? , İstanbullu hayranlarıyla bir kez daha bir araya gelecek.

1995′te Cannes Film Festivali’nde ödül kazanan, ünlü yönetmen Emir Kusturica ile Underground ve White Cat Black Cat gibi pek çok unutulmaz filmin müziğine imza atan, 1994 yılında Altın Palmiye alan La Reine Margot’nun ve Can Dündar’ın yazıp yönettiği Mustafa adlı belgeselin müziklerini besteleyen Bregovi?,Sezen Aksu ve Candan Erçetin’le verdiği ortak konserlerle de Türkiye’de geniş kitlelerin hayranlığını kazandı.

Geleneksel Bulgar polifonileri taşıyan çingenorkestrası “ The Wedding & The Funeral Band ”in elektrogitar ve rock aksanına sahip geleneksel perküsyonla uyumlu hale geleceği konser, saat 21.00 ’de Zorlu Center PSM ’de.

Mekan : Zorlu Center PSM, Ana Tiyatro

Bilet Fiyatları : 62 TL, 85 TL, 105 TL, 130 TL, 175 TL

Kaynak :[-]