Şunun için etiket arşivi: film

FİLMmich 2. Liselerarası Kısa Film YarışmasıBu yıl ikincisi düzenlenecek olan Saint Michel Fransız Lisesi Kısa Film Yarışması, 2014 senesinin Türk Sinemasının 100. Yılını anmak amacıyla yarışmaya katılmak isteyen filmlerden “Türk Sineması” referansı taşımasını beklemektedir.

Tema:

Katılımcı yönetmenler kısa filmlerinde Türk sineması izlerini istedikleri gibi kullanabilirler. Bu izler filmin bir kısmında ya da bütününde hakim olabilir. Bir anımsatma, gönderme ya da filmin tamamı şeklinde görülebilir. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Bu yönetmenin tercihine bırakılmıştır.

Teslim Tarihi:

Filmlerin Saint Michel Lisesi adresine posta yoluyla en geç 1 Mayıs 2015 tarihine kadar gönderilmesi gerekir.

Değerlendirme:

Filmler 22 Mayıs 2015 tarihinde Saint Michel Gençlik Festivali’nde gösterilecek, 1., 2., 3. Seyirci oylarıyla belirlenecek, sonuçlar 25 Mayıs 2015 tarihinde okulun web sitesinde açıklanacaktır.

Ödüller:

1.ye 1000TL; 2.ye 750TL, 3.ye 500TL değerinde elektronik mağazalarda kullanılmak üzere hediye çeki verilecektir.

Yarışma sadece lise ve dengi okullarda öğrenim gören öğrencilere açıktır. Yönetmenler filmleriyle birlikte öğrenci belgelerini de göndermek zorundadır.

Ayrıntılı bilgi şartnamede bulunabilir.

ÖZEL SAINT MICHEL FRANSIZ LİSESİ 2. KISA FİLM FESTİVALİ

FİLMmich 2. LİSELERARASI KISA FİLM YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

Özel Saint Michel Fransız Lisesi bu yıl ikincisi düzenlenecek olan FİLMmich Kısa Film Yarışmasına ev sahipliği yapmaktadır. Bu kapsamda bu sene Türkiye Geneli 2. Kısa Film Yarışması ve Festivali düzenlenecektir. Türk sinemasının 100. Yılını kutladığı bu sene yarışmaya katılacak tüm kısa filmlerin eski türk filmlerine Yeşilçam karakterlerine Türk Sinema tarihinin önemli film, sahne ya da oyuncu ya da dialoglarına referanslar taşıması gerekmektedir. Bu yılki kısa film yarışması ile Saint Michel Lisesi Türk sinemasına bir saygı duruşu gerçekleştirmek istemektedir. Eski Türk filmlerinin ne şekilde yeniden üretileceği tamamen yönetmene bırakılmıştır. Yönetmenler 100 yıllık Türk Sinema tarihi geleneği ve birikiminden istedikleri düzeyde, tarzda ve miktarda yararlanabilirler. İster kısa filmin tamamı ya da sadece bir bölümü Türk Sinemasını izlerini ve ruhunu taşımalıdır.

AMAÇ: Özel Saint Michel Fransız Lisesi, “Kısa Film Yarışması” ile öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirmeyi, kısa film yapımını özendirmeyi, sinemanın gelişimine katkıda bulunmayı, bu yıl özel olarak Türk Sinemasının 100. yılını kutlamayı hedeflemiştir.

KAPSAM:

a) Türkiye genelindeki liselerin öğrencileri katılabilir.

b) Saint Michel Fransız Lisesi Kısa Film Yarışması’nda kurmaca, belgesel ve animasyon şeklinde hazırlanmış eserler değerlendirilecektir.

c) Yarışmaya film gönderme, filmin yönetmeni tarafından yapılmalıdır. Proje, birden çok kişi tarafından hazırlanmış olsa da, künyede yönetmen olarak sadece bir kişinin adının bulunması gerekmektedir. Birden çok yönetmeni olan filmler, yarışmaya katılamaz. Yarışmaya gönderilen filmler Kısa Film Festivali Düzenleme Komisyonu tarafından saptanacak ön eleme jürisi tarafından izlenecek ve ön eleme sonuçları www.sm.k12.tr adresinden ilan edilecektir.

d) Ön elemeyi geçen yarışma filmleri, seçili jüri tarafından değerlendirilerek ödül kazananlar belirlenecektir.

e) Ön eleme jürisi tarafından belirlenen, ödül kazanamayan yönetmenlere katılım belgesi verilecektir.

f) Ödüller birden çok film arasında paylaştırılamaz.

g) Jürinin kararı kesindir, itiraz edilemez, değiştirilemez. Eser sahibi, adli ve idari yargı yoluna müracaat haklarından vazgeçmiştir.

h) Ön Seçici Kurul tarafından seçilen filmler izleyicilere, Saint Michel Kısa Film Festivali Düzenleme Komisyonunun belirleyeceği salonlarda ve programa göre sunulur.

Ayrıntılı bilgi ve başvuru için

http://www.saintmichel.k12.tr/

Çağdaş Japon sinemasının seçkin örneklerini İstanbul’lu sinemaseverleriyle buuluşturan Japon Filmleri Festivali, önümüzdeki hafta başlıyor.

Bu yıl 11. kez düzenlenecek İstanbul Japon Filmleri Festivali, Japonya İstanbul Başkonsolosluğu, Japan Foundation ve Akbank Sanat’ın işbirliği ile 4-14 Şubat arasında gerçekleştirilecek. Akbank Sanat’ta 6 film gösterilecek, filmler ücretsiz.

Rikyu’nun Yolunda (Rikyu Ni Tazuneyo)

Rikyu’nun Yolunda (Rikyu Ni Tazuneyo)

Tarih: 5 Şubat Perşembe 19:00/ 13 Şubat Cuma 19:00
Yönetmen: Mitsutoshi Tanaka
Yapım: 2013, 121 dk.
Çay seremonisi ustası Sen no Rikyu’nin etrafı üç bin asker tarafından çevrilmiştir. İmparator Vekili Hideyoshi Toyotomi’nin emri ile harakiri yapmak üzereyken eşinin sorusu üzerine 10’lu yaşlardan itibaren hayatında yaşadığı olağanüstü iniş ve çıkışları hatırlamaya başlar. Kenichi Yamamoto’nun yazdığı,140. Naoki Sanjugo ödülüne layık görülen aynı adlı kitaptan esinlenerek çekilen film, 37. Japon Akademi Ödülü’nde 9 dalda Üstün Performans Ödülü, 37. Montreal Film Festivali En İyi Sanata Katkı Ödülü kazandı.

Tomurcuklar Açarken (Sakurasaku)

Tomurcuklar Açarken (Sakurasaku)

4 Şubat Çarşamba 19.00/ 14 Şubat Cumartesi 17.30
Yönetmen: Mitsutoshi Tanaka
Yapım yılı: 2014, 107 dakika
Büyük bir şirkette çalışan Shunsuke, eşi, iki çocuğu ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kendini fazlasıyla işine verdiğinden, farkında olmadan evle ilgili tüm konular karısının üzerine kalır. Aile ilişkileri pek sıkı değilken, babasına demans teşhisi konur. Shunsuke bu gerçeği anlamak istemez ve ailesi ile duygu çatışması yaşar. Sonunda gerçekleri anlayan Shunsuke, önemli bir iş toplantısına katılmayarak bir aile gezisine çıkma kararı alır. Shunsuke’nin bu davranışı karşısında şaşıran aile, ilkbaharın ilk günlerini geçirmek üzere Shuntaro’nun memleketine gittiğinde değişim başlar. Masashi Sada tarafından yazılan aynı adlı kitaptan esinlenerek çekilen film, 38. Montreal Film Festivali “Dünya Sineması’na Bakış” bölümünde gösterildi.

Kaligrafinin Gücü (Kızların Zaferi – Shodo Girls)

Kaligrafinin Gücü (Kızların Zaferi - Shodo Girls)

6 Şubat Cuma 19.00
Yönetmen: Ryuichi Inomata
Yapım yılı: 2010, 121dk.
Japonya’nın başlıca kağıt üretim merkezi olan Shikoku Chuo şehri “kağıt şehri” olarak bilinmektedir. Ancak ekonomik durgunluğun etkisiyle şehir refahını kaybeder. Satoko, Shikoku Chuo Lisesi Kaligrafi Kulübü Başkanı’dır. Yazı ustası olan babasının beklentileri Satoko üzerinde baskı oluşturur. Bir gün, doğum iznine ayrılan öğretmenin yerine geçici olarak Ikezawa, Kaligrafi Kulübü’nün danışmanı olarak görevlendirilir. Ikezawa’nın müzik eşliğinde yaptığı gösteri, Kaligrafi Kulübü için dönüm noktası olur. Hem Başkan Satoko’nun hem de kulüp üyelerinin kaligrafiye olan ilgisi yeniden canlanır.

Kelime Bahçesi (Kotonoha No Niwa)

Kelime Bahçesi (Kotonoha No Niwa)

 

7 Şubat Cumartesi 17.30
Yönetmen: Makoto Shinkai
Yapım: 2013, 45 dk.
Ayakkabı tasarımcısı olmak isteyen Takao, okulu asıp eski Japon tarzı bir bahçede ayakkabı çizimleri yapmaktadır. Bir gün kendinden yaşça büyük Yukino adında gizemli bir kadınla tanışır. İkilinin yolları sık sık kesişmeye başlar. Yalnız bu karşılaşmalar hep yağmurlu günlerde olmaktadır. İkisi de ilişkilerini derinleştirip birbirlerine açılmaya çalışmaktadır. Ama yağmur mevsimi sona ermek üzeredir.

 

Ruhların Kaçışı (Sen To Chihiro No Kamikakushi)

Ruhların Kaçışı (Sen To Chihiro No Kamikakushi)

7 Şubat Cumartesi 19:00
Yönetmen: Hayao Miyazaki
Yapım: 2001, 124 dk.
10 yaşındaki Chihiro, ailesi ile birlikte taşınırken yolunu kaybedip esrarengiz bir dünyaya girer ve yanlışlıkla Tanrıların toplandığı hamam “Aburaya”ya girer. Beddua ile domuz şekline dönüştürülen anne ve babasına dönemeyen ve yapayalnız kalan Chihiro, gizemli genç delikanlı Haku ile tanışır. Haku, Chihiro’nun anne babasını kurtarmak için hamamda çalışması gerektiğini söyler. Chihiro, “Aburaya”nın sorumlusu Yubaba ile sözleşme yaparak çalışmaya başlar. Chihiro, gerçek dünyaya dönüp anne babasına tekrar kavuşabilecek midir?

Miyori’nin Ormanı (Miyori No Mori)

Miyori’nin Ormanı (Miyori No Mori)

13 Şubat Cuma 16:00/ 14 Şubat Cumartesi 17:30
Yönetmen: Nizo Yamamoto
Yapım: 2007, 105 dk.
11 yaşındaki Miyori, babasının isteğiyle büyükannesine emanet edilir. Büyükannenin evinin yakınındaki ormanda yürüyüşe çıktığında yıldırım düşmesinden kırılan kiraz ağacında çiçek açması, orada olmaması gereken kaplanın ortaya çıkması gibi esrarengiz olaylarla karşılaşır. Kısa süre sonra orman cinleri Miyori’nin önüne çıkar. Cinler, Miyori’den yakın zamanda barajın altında kalacak olan ormanı kurtarmasını rica eder.

Not: Gösterimler Beyoğlu’ndaki Akbank Sanat’ta ücretsiz yapılacak. Filmler, orijinal dillerinde (Japonca) ve Türkçe altyazılı gösterilecek.

4 yıl önce başlatılan “KısaKes Kısa Film Festivali” bu yıl ilk kez uluslararası arenaya taşınıyor. 26-2728 Ocak’ta gerçekleşecek olan festivale dünyadan ilgi büyük.

altıoklar

Arya Su Altıoklar ve Derya Tezcanlı, idealist ve heyecanlı 2 genç sosyoloji öğrencisi. Arya, Mustafa Altıoklar’ın kızı. Dolayısıyla sinemanın içine doğmuş. Ortaokulda çektiği filmleri paylaşacak bir platform bulamayınca işe kendisi girişmiş. “Sinemaya meraklı gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir ortam sağlamak istedim ve ‘Neden böyle bir şey yapmıyoruz’ diye düşünerek yola çıktım” diye anlatıyor. Arya’yla üniversitede tanışan Derya da bu fikri hemen sahiplenmiş ve ortaya “KısaKes” çıkmış. Arya ve Derya, 20 yaşında olmalarına rağmen müthiş bir özgüven ve hâkimiyetle anlatıyorlar KısaKes’i. 2010’dan bu yana gerçekleşen organizasyona bu yıl ilk kez tüm dünyadan üniversite öğrencileri katılacak. Jüri koltuğunda da yurtdışından 2 önemli sinemacı var: Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson ve Venedik Film Festivali ana seçicilerinden Paolo Bertolin. Arya Su ve Derya, 26-27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivali anlattı.

Neden KısaKes gibi sert bir isim? Ödüller de Altın Makas, Gümüş Makas diye gidiyor…

kısa_kes_kısa_film

Arya: Bir gün dişlerimi fırçalarken aklıma geldi. Sonra festivalin adı ne olsa diye düşünürken önerdim, herkes “İyi fikir” deyince öyle kaldı.

İlk 2 haftada tüm dünyadan 280 başvuru olmuş. Muazzam bir sayı bu, bekliyor muydunuz?

Derya: Sadece New York’ta belli başlı birkaç okula afiş göndermiştik. Onun dışında bir mailing yaptık. Bir de Cannes Film Festivali’ndeki Türkiye çadırına katılmıştık. Oraya da haber saldık, katkısı olmuştur mutlaka. Yine de bu denli bir ilgi beklemiyorduk.

Arya: Aslında Cannes’a kısa filmle ilgili gözlem yapmaya gittik. Oradaki sistemi görmek çok işimize yaradı. Nasıl bir kurgu var, uluslararası bir festival nasıl yapılıyor epey fikir sahibi olduk. Üstüne bir de Altın Portakal’a gittik.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Berlin’de de gösterimler olacak. Neden Berlin?

Arya: Ana sponsorumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington, Berlin dahil birçok yerde kampusu var. Berlin’de gösterim yapılması Enver Yücel hocamızın fikriydi. “Madem uluslararası bir şey yapıyorsunuz, diğer kampusları neden kullanmıyorsunuz” dedi. Enver Hoca’nın vizyonuna hepimiz hayranız zaten, muazzam bir insan. Berlin’le başladık, zamanla daha da açılacağız.

■ Jüri üyeleriniz de iddialı isimler.

Evet. Paolo Bertolin var. Hem sinema eleştirmeni hem de Venedik Film Festivali’nin ana seçicilerinden. Yapımcı ve Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson, Zeynep Özbatur Atakan ve Rezan Yeşilbaş ve Özge Özpirinççi de diğer jüri üyelerimiz.

Eskiden ödül olarak burs ve ekipman sağlıyormuşsunuz, bu sene festival uluslararası, nasıl ödüllendireceksiniz kazananları?

Ödül olarak dünyadan 13 öğrenciyi İstanbul’a getiriyoruz ve onları 1 hafta boyunca burada ağırlıyoruz. Zaten Bangladeş’ten tutun Meksika’ya kadar birçok yerden öğrenci gelecek.

‘Kısa film şiire yakın’

■ Neden “kısa” sizce?

Arya: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tahammül eşiğimiz çok düştü. Her şey anında olsun bitsin istiyoruz. Sinema salonuna girdiğimizde bile telefonla oynamadan, kafamız dağılmadan duramaz hale geldik maalesef. Bu nedenle kısa filmin, içinde bulunduğumuz dönemde daha fazla öne çıkacağına inanıyoruz. Öte yandan kısa filminizi istediğiniz şeyle çekebiliyorsunuz. İster cep telefonu kamerasıyla çekin ister profesyonel kamera kullanın, bunun bizim için bir önemi yok. Fikrin ne olduğu önemli bizim için.

Kısa filmlerin ticari kaygısı olmadığı için sanatsal yönleri ön plana çıkıyor sanki. Roman ve öykü farkı gibi, öykü daha can alıcıdır ya bazen.

Arya: Daha çok şiire yakın gibi geliyor bana. Derya: Bir fikri ne kadar kısa sürede anlatırsan o kadar değerli diye düşünüyorum. Arya: Anlatmak istediğinizi 90’a atıp anlatmak zorundasınız çünkü.

‘Herkes dünyayı kurtarma derdinde’

■ Festivale 87 ülkeden toplam 1389 başvuru yapıldı.

■ En çok ilgi gösteren ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere ve İran. Türkiye 6. sırada.

■ Arya ve Derya’yı en çok şaşırtan aşk üzerine hiç film gönderilmemiş olması. Daha çok toplumsal olayları konu alan, biraz da karamsar filmler öne çıkıyor. “Bireye odaklanan film neredeyse yok, herkes dünyayı kurtarma derdinde” diyor Arya ve Derya.

Diğer etkinlikler

KısaKes kapsamında Yekta Kopan, Meltem Cumbul, David Wilkinson ve daha birçok önemli ismin katıldığı atölyeler ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi için kisakes.org’u ziyaret edebilirsiniz.

Program

KısaKes, 26-27-28 Ocak’ta Saint Benoit Lisesi’nde başlıyor, 2. gün Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde film seçkisi var. 3. gün ise Feriye Sineması’nda kapanış kokteyli ve ödül töreni gerçekleşecek.

 

Kaynak : Gizem Sevinç SELVİ, Haberturk.com

boyhood387’nci Oscar ödülleri için “Birdman” ve “Grand Budapest Hotel” filmleri dokuz dalda aday gösterildi.

Bu yıl 87’nci kez verilecek Oscar ödülleri için yarışacak adaylar, Los Angeles’ta düzenlenen törenle açıklandı. Sinema dünyasının en prestijli ödülleri olarak kabul edilen Oscar ödülleri için 24 kategoride belirlenen adaylar, Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda canlı yayınlanan törenle duyuruldu.

Adaylar arasında yer alan “Birdman” ve “Grand Budapest Hotel” filmleri 9 dalda aday gösterildi. “Imitation Game” ise 8 dalda aday oldu.

“En İyi Film” kategorisinde favori gösterilen “Boyhood” filmi adaylar arasında yer alarak Oscar iddiasını korudu. “Boyhood”, Richard Linklater’ın yönetmenliğinde aynı oyuncularla 12 senede çekilmişti. Aynı kategoride adaylığı kesinleşen bir diğer film “Birdman” olurken, bu filmdeki rolüyle Michael Keaton “En İyi Erkek Oyuncu” adayları arasına yer aldı.

ABD’li kadın oyuncu Meryl Streep’in bir kez daha “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında adaylığı açıklanırken, Streep bugüne kadar ödüle 19’uncu kez aday gösterilmiş oldu. 87’nci Oscar ödülleri, 22 Şubat’ta Hollywood’daki Dolby Tiyatrosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. 87’nci Oscar adayları bazı kategorilere göre şöyle sıralandı:

En İyi Film: American Sniper, Birdman, Boyhood, The Grand Budapest Hotel, The Imitation Game, Selma, The Theory of Everything, Whiplash

En İyi Yönetmen: Wes Anderson (The Grand Budapest Hotel), Alejandro González Inarritu (Birdman), Richard Linklater (Boyhood), Bennett Miller (Foxcatcher), Morten Tyldum (The Imitation Game)

En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard (Two Days, One Night), Felicity Jones (The Theory of Everything), Julianne Moore (Still Alice), Rosamund Pike (Gone Girl), Reese Witherspoon (Wild)

En İyi Erkek Oyuncu: Steve Carell (Foxcatcher), Bradley Cooper (American Sniper), Benedict Cumberbatch (The Imitation Game), Michael Keaton (Birdman), Eddie Redmayne (The Theory of Everything)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Patricia Arquette (Boyhood), Laura Dern (Wild), Keira Knightley (The Imitation Game),
Emma Stone (Birdman), Meryl Streep (Into the Woods)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Duvall (The Judge), Ethan Hawke (Boyhood), Edward Norton (Birdman), Mark Ruffalo (Foxcatcher), J.K. Simmons (Whiplash)

En İyi Yabancı Dilde Film: Leviathan, Ida, Tangerines, Timbuktu, Wild Tales

Kaynak: Al Jazeera

Önceki gün sona eren 2. İstanbul Tasarım Bienali, 100 binin üzerinde izleyici çekti

2.İstanbul-Tasarım-Bienali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Zoë Ryan küratörlüğünde “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla düzenlenen 2. İstanbul Tasarım Bienali, önceki gün sona erdi. Bu yıl ücretsiz olarak gezilebilen bienal, 6 hafta boyunca sergi ve etkinlikleriyle 100 binin üzerinde izleyiciye ulaştı.

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılan 2.İstanbul Tasarım Bienali’nde 20’den fazla ülkeden katılan 200’ün üzerinde tasarımcı ve mimarın 53 projesi yer aldı.

33 AKADEMİK KURUM, 72 PROJE

2.tasarım bienali

Bienalin üniversitelerle işbirliği ile hazırlanan Akademi Programı sergisinde 33 akademik kurumun 72 projesi, üniversite kampuslarının yanı sıra Antrepo 7’de yer aldı. Kentin farklı bölgelerine yayılan 40 Tasarım Rotası, 22 panel, söyleşi ve konuşma, 12 film gösterimi, 5 kitap kulübü, 13 atölye çalışması ile 30’u aşkın paralel etkinlik gerçekleştirildi EKO Tasarım adı altındaki ücretsiz programı, hafta içi okul grupları ile gelen öğrencileri, hafta sonlarında aileleri ile birlikte ziyaret eden çocuk ve gençleri ağırladı.

Tur ve atölyeler kapsamında 56 okuldan 3.500’ü aşkın öğrenci İstanbul Tasarım Bienali sergisini gezdi.

İş Bankası  partnerliğinde düzenlenecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, anime tutkunlarını mutlu edecek 2 filmle geliyor

Miyazaki_Ghibli

Miyazaki

Anime ustası Isao Takahata’nın 14 yıl aradan sonra çektiği ilk film “The Tale Princess of Kaguya/Prenses Kaguya Masalı” ve Miyazaki’nin hayatının yanı sıra Ghibli Stüdyoları’nın kapanması haberinin gerisinde yatanları anlatan “The Kingdom of Dreams and Madness/Düşlerin ve Çılgınlığın Krallığı”, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek.

 Isao Takahata

Isao Takahata

70’lerin kült animasyonu Heidi’nin yönetmenliğinin yanı sıra “Grave of the Fireflies”, “Only Yesterday”, “My Neighbors the Yamadas” gibi pek çok kült animeye imza atmış Isao Takahata’nın 14 yıl aradan sonra çektiği ilk film de olan “The Tale Princess of Kaguya/Prenses Kaguya Masalı”, yaşlı bir çiftin ormanda bulup büyüttükleri sihirli bir bebeğin masalsı hikâyesini anlatıyor. Pek çok eleştirmenin hayranlıkla karşıladığı ve gerçek bir sanat eseri olarak nitelendirip yılın en iyi animasyonu saydıkları film, Ghibli Stüdyoları’nda sırf elle çizilerek ve sulu boyayla renklendirilerek yaratıldı.

Festivalin Ghibli Stüdyoları’na selam gönderdiği bir diğer film ise, “Oyun” bölümünde gösterilecek “The Kingdom of Dreams and Madness/Düşlerin ve Çılgınlığın Krallığı”. Anime dünyasının ustası Hayao Miyazaki’nin hayatını konu alan film aynı zamanda, “Spirited Away”, “My Neighbor Totoro”, “Princess Mononoke” gibi anime klasiklerini yaratmış Ghibli Stüdyoları’nın artık üretimleri durduracağı açıklamasının ardında yaşananları anlatmasıyla da türün tutkunlarını heyecanlandıran bir belgesel.

İş Bankası partnerliğinde düzenlenecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek.

Time dergisinin geleneksel yıl sonu seçkisinin bu yıl kazananı Wes Anderson’ın epik filmi “Büyük Budapeşte Oteli”, kaybedeni ise 3. Adam Sandler & Drew Barrymore işbirliği “Karışık Aile” oldu

büyük-budapeşte-oteli

TIME Dergisi’nin gelenekselleşen yıl sonu seçkisi bu sene de Aralık ayında sinema severlerin beğenisine sunuldu. En iyi ve en kötülerin seçildiği listede, yılın tartışmasız en iyileri olarak kabul edilen ‘Büyük Budapeşte Oteli’, ‘Boyhood’ ve ‘Birdman’ ilk üçte yer aldı. En İyi Film listesinin zirvesindeki Wes Anderson’ın yönettiği ‘The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli’, sinema yazarı Richard Corliss tarafından “Yılın en cezbedici Avrupai filmi, Texas’ın Houston şehrinden bir çocuğun elinden çıktı,” ifadesiyle betimlendi. En kötüler listesinin zirvesinde ise, Adam Sandler ve Drew Barrymore’un üçüncü kez başrolleri paylaştıkları, ancak ilk iki filmlerinin yanında gerçek bir felakete dönüşen ‘Blended / Karışık Aile’ bulunuyor.

karışık-aile

İşte TIME’ın perspektifinden senenin en iyi ve en kötü filmleri:

2014 Yılının En İyileri:
1. The Grand Budapest Hotel / Büyük Budapeşte Oteli
2. Boyhood
3. The Lego Movie / Lego Filmi
4. Lucy
5. Adieu au langage / Dile Veda

2014 Yılının En Kötüleri:
1. Blended / Karışık Aile
2. A Million Ways to Die in the West / Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı
3. Men, Women & Children
4. Walk of Shame / Hayatımın En Kötü Gecesi
5. Let’s Be Cops / Çakma Polisler

arkeolojiTürkiye’nin ilk restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojileri fuarı Şubat ayında gerçekleşecek. Fuar, dünya çapında uzmanları ağırlayacak.

Oldukça uzun bir isme sahip yeni bir kültür fuarı yakında İstanbul’da meraklılarıyla buluşacak: ‘Heritage 2015 Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri Fuarı ve Konferansları’. Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak olan fuarın tarihleri ise 5-7 Şubat 2015 olarak belirlendi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun destekleriyle düzenlenen organizasyonda, Türkiye’de ‘Kültürel Miras’ eğitimi-yönetimi, belgelemede yeni yöntemler, sergilemede ve teşhirde yeni araçlar, arkeolojide yeni teknikler, konservasyon ve restorasyon teknikleri, yeni uygulamalar ve müzecilik teknolojileri gibi ana başlıklar yer alacak.

Konferans ve eğitimlerin yanı sıra, film gösterimleri, sergiler, gezi programları ve küçük çaplı konserler de planlanıyor.

Öğrenciler, akademisyenler ve özel sektörde yatırımcı olarak bu alanlarda çalışanlar için önemli bir boşluğu dolduracak olan fuar aynı zamanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı yürütülen kazılar için de farklı olanaklar sunacak.

Kaynak: Al Jazeera

Yıldız Savaşları serisinin yedinci filminin fragmanı yayınlandı. Vizyona giriş tarihi Aralık 2015 olarak açıklanan filmin kadrosunda Harrison Ford da yer 

Geogre Lucas tarafından yaratılan Star Wars serisi yedinci filmi “Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor” seyirci karşısına çıkacak. Filmin Aralık 2015’te vizyona gireceği duyuruldu.

J. J. Abrams’ın yönettiği filmin senaryosunu George Lucas yazdı. 200 milyon dolar bütçeye sahip yapımın çekimleri İngiltere, Abu Dabi ve İzlanda’da yapıldı.

Filmin en büyük sürprizlerinden biri ise serinin üç filminde rol alan Harrison Ford’un da bu yapımda yer alıyor olması.

İlki 1977 yılında çekilen Yıldız Savaşları serisi, yarattığı kurgusal evren ve sonrasında gelen 5 devam filmi ile kendine has bir kültür oluşturdu. Serinin ilk üçlemesinden 15 yıl sonra ikinci üçleme yayınlanmıştı. Bu filmin son Yıldız Savaşları filminden 10 yıl sonra vizyona girmesi planlanıyor.

2008 verilerine göre bu serinin toplam gişe hasılatı 4,41 milyar dolar. Ancak Yıldız Savaşları filmleri ile ilgili yapılan dizi, çizgi film, çizgi roman, video oyunu ve oyuncaklar da bugün dünya üzerinde büyük bir ekonomi oluşturmaya devam ediyor.

Hitchcock 50 yılı aşkın bir süre içerisinde çektiği 66 filmin 39 tanesinde göründü, tabi eğer Lekeli Adam (The Wrong Man, 1956)’ın en başında anlatıcı olarak karşımıza çıkan silüetini de sayarsak. Cameo rol de denilen bu roller birkaç saniyeyi geçmiyordu ve Hitchcock’la özdeşleşmişti.

hitchcock-1

Hitchcock’un göründüğü tartışmalı ve resmen cameo rol olarak sayılmayan  filmi  Secret Agent (1939)’dı.

Ayrıca dört tane filminde Kiracı: Sisli Bir Londra Hikayesi  (The Lodger: A Story of the London Fog, 1927),

Şüphe(Suspicion, 1941), Ölüm Kararı (Rope, 1948) ,

Kapri Aşıkları (Under Capricorn, 1949) ise iki kere görünmüştü (bu yüzden iki kere göründüğü filmler bir sayıldı).

hitch_cock

İlk defa Kiracı: Sisli Bir Londra Hikayesi  (The Lodger: A Story of the London Fog, 1927)’nde  görünen Hickcock, bu filminden sonra sayısız Amerikan projesinde cameo roldeydi.
Bon Voyage (1944) ve Aventure Malgache (1944) gibi savaş zamanı çekilen kısa filmlerde ise görülmedi. En zekice cameo rollerini  Cankurtaran Sandalı (Lifeboat, 1944), Ölüm Kararı (Rope , 1948) veCinayet Var (Dial M for Murder, 1954) gibi tek mekan kullanılarak çektiği filmlerde gerçekleştirdi. Mesela Lifeboat filmi belli sayıdaki oyuncuyla çekildiği için cameo görüntü gazete küpüründeki reklamda verildi.
Hitchcock bazı cameo rollerini tekrarlamıştır da. Örneğin birkaç filminde müzik aleti taşıyarak ve toplu taşıma araçlarında seyahat ederken görülmüştür. Çoğu cameo rolü, filmlerin özellikle başlangıcında yer aldı ve ince mizah ile  (Lifeboat’daki zayıflama reklamı, Dail M for Murder’daki fotoğraf, Topaz’daki tekerlekli sandalyeden kalkması)  yansıtıldı.

Kaynak : []

Yazan: Melis ALPAS

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutan meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine de ev sahipliği yapıyor. 

2.tasarım-fuarı

-Unutulan meslekler, Tasarım Bienali’nde hayat buluyor  – “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla bu yıl ikinci kez düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutmuş meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine ev sahipliği yapıyor. Ersa Mobilya’nın kültürel ve sosyal sorumluluk markası “Box in a Box Idea” tarafından hazırlanan belgeseller, 14 Aralık’a kadar Galata Özel Rum Okulu’nda ayrılan özel bölümde ve Ersa Box in a Box Idea Showroom’unda izlenebilir.

-İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Tasarım Bienali, unutulmaya yüz tutan meslekleri konu alan “Tekrarsız” belgesellerine de ev sahipliği yapıyor.

Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla düzenlenen ve 14 Aralık’a kadar devam edecek bienal, 53 projeye ve bienal süresince 6 hafta boyunca devam edecek paneller, söyleşiler, atölye çalışmaları, film gösterimleri gibi farklı etkinliklerle meraklılarını bekliyor.

Ersa Mobilya Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Ata, bienalin temasını kendi tarihi ile birleştiren ERSA ve kültürel sosyal sorumluluk markaları “Box in a Box Idea” ile birlikte yeniden yorumlayarak firmanın 1958 yılında Sivas’ta metal atölyesinde su borularını bükerek koltuklar ürettiği zanaat yıllarına atıfta bulunan “Tekrarsız” serisini oluşturduklarını ifade etti.

Yalçın Ata, “Teknolojinin gelişmesiyle özellikle el işçiliği isteyen mesleklere olan ilgi kayboldu. Biz bu zanaat ve zanaatkarları bir şekilde yeniden gündeme getirmek ve el işçiliğini sanatla birleştirmek istedik ” dedi.

Belgeseller için Anadolu’nun dört bir yanını gezdiklerini ifade eden Yalçın Ata, belgeselde yer alan kimi sanatçının “son usta” olduğunu kaydetti.

Ata, döküm, çini, dokuma, çömlek, bakır işleme ve ahşap oyma sanatları için İstanbul, İznik, Göreme, Avanos, Gaziantep ve Sivas’ta çekimler yaptıklarını bildirerek, şunları söyledi:

“Hazırladığımız belgesellerde ustalarımız mesleklerini anlattı. Belgesellerde mesleklerin hepsine farklı isimler verdik. Döküm için ‘Kor’, çini için ‘Sır’, dokuma için ‘Düğüm’, çömlek için ‘Kil’, bakır işleme için ‘Kalay’ ve ahşap oyma için ‘Toz’ isimlerini kullandık. Belgesel gösterimimiz bienali bitiş tarihi 14 Aralık’a kadar izlenebilir.”

Yalçın Ata, belgesellerle ilgili hazırlanan fragmana ise www.youtube.com/watch?v=t9FhOsLcnG8 linkinden ulaşılabileceğini kaydetti.

 

Hazırlayan : Ercan Halıcı

 

“Kelebeğin Rüyası” adlı filme besteleriyle imza atan Rahman Altın, Amerika’daki Moondance Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film Müziği” ödülüne layık görüldü.

kelebeğin rüyası

Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Belçim Bilgin’in rol aldığı Kelebeğin Rüyası filmi için bestelediği müziklerle daha önce 15. Milano Uluslararası Film Festivali’nde (İtalya) “En İyi Film Müziği”, 13. World Soundtrack Academy’de (Belçika) “Halkın Seçimi”, 46. SİYAD Sinema Ödülleri’nde “En İyi Müzik” ve 19. Kral Türkiye Müzik Ödülleri’nde “En İyi Film Müziği” ödüllerini alan Türk besteci Altın, MoondanceFestival’inde film müziği dalında en güçlü aday olarak gösteriliyordu.

İngiltere, İtalya, İspanya, Yunanistan ve ABD’de yayınlanan 2013 Film Müziği listelerinde ‘1 numara’ olmayı başarmış ilk ve tek Türk besteci olarak kariyerinde önemli bir yükseliş yaşayan Rahman Altın, Moondance “En İyi Film Müziği” ödülü alarak ”Kelebeğin Rüyası” filmiyle gelen ödüllerine bir yenisini daha eklemiş oldu.

Colorado eyaletine bağlı Boulder şehrinde düzenlenen ve ”Amerika’nın Cannes’i” olarak gösterilen festivalde Kelebeğin Rüyası filmi, En İyi Film Müziği, En İyi Aktör ve En İyi Film dalları dahil üç dalda aday gösterilmişti.