Şunun için etiket arşivi: Festivalde

“Kelebeğin Rüyası” adlı filme besteleriyle imza atan Rahman Altın, Amerika’daki Moondance Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film Müziği” ödülüne layık görüldü.

kelebeğin rüyası

Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Belçim Bilgin’in rol aldığı Kelebeğin Rüyası filmi için bestelediği müziklerle daha önce 15. Milano Uluslararası Film Festivali’nde (İtalya) “En İyi Film Müziği”, 13. World Soundtrack Academy’de (Belçika) “Halkın Seçimi”, 46. SİYAD Sinema Ödülleri’nde “En İyi Müzik” ve 19. Kral Türkiye Müzik Ödülleri’nde “En İyi Film Müziği” ödüllerini alan Türk besteci Altın, MoondanceFestival’inde film müziği dalında en güçlü aday olarak gösteriliyordu.

İngiltere, İtalya, İspanya, Yunanistan ve ABD’de yayınlanan 2013 Film Müziği listelerinde ‘1 numara’ olmayı başarmış ilk ve tek Türk besteci olarak kariyerinde önemli bir yükseliş yaşayan Rahman Altın, Moondance “En İyi Film Müziği” ödülü alarak ”Kelebeğin Rüyası” filmiyle gelen ödüllerine bir yenisini daha eklemiş oldu.

Colorado eyaletine bağlı Boulder şehrinde düzenlenen ve ”Amerika’nın Cannes’i” olarak gösterilen festivalde Kelebeğin Rüyası filmi, En İyi Film Müziği, En İyi Aktör ve En İyi Film dalları dahil üç dalda aday gösterilmişti.

Bu yıl 21’incisi düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali 30 Ağustos’ta başlıyor. Festival programında ‘Attila’dan ‘Aida’ya sekiz farklı temsil sahnelenecek.

Festivalde 'Attila' operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Festivalde ‘Attila’ operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Antalya’nın iki bin yıllık antik tiyatrosu Aspendos, dünyada doğal akustiği en iyi yerlerden biri olarak biliniyor. Aspendos antik tiyatrosu yirmi yıldan fazladır müzikli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Bunlar içerisinde en eski olanı bu yıl 21’incisi gerçekleşecek olan Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün birlikte hazırladığı festival 30 Ağustos’ta başlıyor.

Festival kapsamında İzmir, Mersin, Antalya, Ankara, Antalya Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinin yanı sıra Budapeşte Operet ve Müzikal Tiyatrosu ile İtalya – Sicilya, Taormina Festival Operası gibi yabancı konuk topluluklar da yer alacak. 30 Ağustos akşamı Guiseppe Verdi’nin ‘Aida’ operası ile başlayacak olan festivalde, 3 Eylül’de ‘Notre Dame’ın Kamburu’ balesi, 6 Eylül’de ‘Operetler Galası’ konseri, 10 Eylül’de ‘La Traviata’, 13 Eylül’de ‘Harem’ operası, 17 Eylül’de ‘Attila’ operası, 20 Eylül’de ‘Tosca’ operası ve 24 Eylül’de ise ‘Herkül’ operası sahnelenecek.

30 Ağustos – 24 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan festival biletleri 50 TL olarak satışa sunuluyor.

Kaynak: Al Jazeera

17. Uluslararası Ankara Caz Festivali bugün 20:00’de başlıyor

17.ankara uluslararası caz festivali

 

Uluslararası Ankara Caz Festivali 7 Mayıs 2014 akşamı, saat 20.00’de M.E.B. Şura Salonu’nda yapılacak Basın Resepsiyonu, Plaket Töreni ve Açılış Konseri ile yazı selamlayacak.

15 Haziran’a kadar vokal temasıyla müthiş sesleri ağırlayacak olan festivalde,  müzikseverler dünyanın ünlü caz yıldızlarının yanı sıra Türk cazının güçlü isimlerini dinleme şansı bulacaklar.Festivalin açılış konseri Türkiye’deki caz vokallerinin buluştuğu bir yıldızlar geçidi olacak. Festival geleneği bu yıl da bozulmuyor ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı Cazın Kartalları Orkestrası görkemli bir konserle caz severleri selamlıyor.

Cazın Kartalları’na eşlik edecek yıldız isimlerse ilk kez festival sahnesinde bir araya gelecek. Eşlik edecek ismler arasında; trombon ve vokal alanında caza gönül vermiş bir müzisyen ve akademisyen Aydın Kahya, Jazz İstanbul albümleriyle hayranlık uyandıran bir ses Jülide Özçelik, Berklee College of Music’ten derece ile mezun olmuş ödüllü bir caz yıldızı Meltem Ege, Türkiye’de caz vokal denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri ve Ankara’nın gururu Sibel Köse, dünya çapında bir doğaçlama ustası Yıldız İbrahimova ve oyunculuktaki ustalığı vokal tekniğine yansımış duru bir ses Zuhal Olcay bulunuyor.

ankara-caz

Bu sene Ankara Caz Derneği’nin TEMA Vakfı ile başlattığı projeyle Caz Ormanı’mıza kavuşuyoruz.  17. Uluslararası Ankara Caz Festivali kapsamında müzikseverlerin alacağı her bilet, 1 fidan değerinde. Bilet ücretlerinden temin edilecek 5 TL ile, Ankara Caz Derneği aracılığı ile TEMA Vakfı’na bağışta bulunuluyor.

Dünyadan yıldızlar da yine festival sahnesinde olacak. Caz ve soul müziğin ipek sesli tenoru, Arif Mardin’in son keşfi Raul Midon, 10 Haziran’da, saat 20.30’da, ODTÜ Kültür Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda ilk kez Ankara sahnesinde. 1999’dan bu yana hit olmuş yedi albüm kaydeden Midon’u “öyle bir özgürlük ve zevkle çalıyor ki sanki elleri gülümsüyor” diye anlatıyor dünya basını.Görme engeli sadece önyargıları kırıp geçmesine vesile olmuş, kendine has vokal ve gitar tekniği ile tek kişilik ve benzersiz bir orkestra olan Raul Midon’un konser performansını izlemek için gün saymaya başladık bile.

Yeni nesil caz dünyasının parlayan kadın vokali Aga Zaryan da 12 Haziran, saat 20.30’da ODTÜ Kültür Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak. Klasik caz tınılarını büyüleyici sesiyle günümüze taşan Polonyalı sanatçı daha önceki İstanbul konserleriyle Türkiye’de sadık bir dinleyici kitlesi edinmişti. Bu yıl Polonya – Türkiye İlişkilerinin 600. Yıldönümü etkinlikleri kapsamında Ankaralı dinleyicilerle buluşuyor.

Portekiz’in caz dünyasına muhteşem armağanı, yetenekli söz yazarı ve caz müzisyeni Luisa Sobral bize “ilk dinleyişte aşk”ı yaşatmak için ilk kez Ankara’da. 28 Mayıs’ta, saat 20.30’da, ODTÜ Kültür Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak olan Sobral’ın yumuşak sesi, dingin, romantik, otantik tarzı ve pozitif enerjisi ile dolu canlı performansı bütün dünyada beğeni topluyor. Eleştirmenlerin Portekiz’in Billie Holiday’i diyerek övdüğü 26 yaşındaki genç müzisyeni, 17. Uluslararası Ankara Caz Festivali’nde ağırlamaktan mutluyuz.

Türkiye’de çok geniş bir hayran kitlesine sahip grup Pink Martini yepyeni şarkılarının dünya prömiyeri ile bu defa, 22 Mayıs‘ta, Congresium Ankara’da, saat 20.30‘da 17. Uluslararası Ankara Caz Festivali için sahne alıyor. Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli müzikleri tozlu raflardan bulup çıkarıyor. Pink Martini, China Forbes’un büyüleyici sesiyle yine hafızalardan silinmeyecek bir konsere imza atacak.

Ayrıca Torsten Goods’un soul ve R&B etkileri taşıyan sıcak sesi ve George Benson’dan ilham alan gitar tınıları ile 4 Haziran saat 22.00’de IF Performance Hall’de; Music Matters ödülünün sahibi Ntjam Rosie’nin, “maceracı” repertuarı ve enerji dolu şarkıları 13 Haziran saat 20.30’da, CerModern’de bizimle olacak. Katıldığı uluslararası yarışmalardan altın madalyalarla dönmüş çok sesli müziğin gülümseyen yüzü Boğaziçi Caz Korosu da 24 Mayıs saat 20.30’da Bilkent Konser Salonu’nda bizlerle.

Bu yıl Samm’s Bistro 7 konsere ev sahipliği yapıyor. Caz standartlarının çok sesli aranjmanlarını orkestra eşliğinde yorumlayan Dolce Caz Vokal Grubu festivalin ikinci gününde, 9 Mayıs’ta, saat 20.30’da sahne alacak. Şenay Lambaoğlu, 14 Mayıs günü, saat 20.30’da yeni projesi ‘Zarf Tümleci’nden de şarkıları paylaşacağı konseriyle bizlerle olacak. 15 Mayıs Perşembe akşamı saat 20.30’da Türkiye’deki çok sesli cazın en iyi temsilcilerinden biri A Capella Boğaziçi sahneye çıkacak. 2007 Nardis Caz Vokal Yarışması’ndaki başarısıyla caz camiasına adını duyurmuş olan Ülkü Aybala Sunat, 16 Mayıs’ta Samm’s Bistro’da dinleyebileceğimiz isim. Caz ve Türk halk müziğinin ezgilerini birarada dinlemek isteyenlerle 27 Mayıs’ta, 20.30’da Pınar Dönmez Band’in performansında buluşmalıyız. Türkiye’nin ilk soul albümü Moments’ın sahibi Dilek Sert Erdoğan da 29 Mayıs akşamı, saat 20.30’da 17. Uluslararası Ankara Caz Festivali’nde sahne alacak isimlerden. Şirin Soysal ve Bora Çeliker’in, 2013’te başlattıkları gitar – vokal duo projesini, Janusz Szprot Trio ortaklığı ile ilk kez 30 Mayıs, saat 22.00’de dinleyeceğiz.

Festival programında 2012’de kaybettiğimiz değerli müzisyen, besteci, yazar ve müzik eleştirmeni İlhan Mimaroğlu için de bir anma gecesi yer alıyor. Elektronik ve atonal müziğin öncü isimlerinden olması sebebiyle de dünya müzik tarihinde saygın bir yere sahip Mimaroğlu’na Ayşegül Kuş Durakoğlu ve Kerem Görsev’in notalarıyla, 14 Haziran akşamı, saat 20.30’da Bilkent Konser Salonu’nda saygılarımızı sunacağız.

Daha önceki festivallerde de Ankaralıların coşkuyla alkışladığı Ayhan Sicimoğlu ve Kerem Görsev bu defa son projeleri ile 15 Haziran’da saat 20.00’de, ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri’nde festivalin kapanışını yapacaklar. Bu efsane isimlere vokalde son dönem Türk cazının en sevilen seslerinden Elif Çağlar ve Latin All Stars’ın solisti Suami Ramirez eşlik ediyor.

Toplamda 25 konser 185 sanatçıyla dinleyicisine unutulmaz anlar yaşatacak olan festivalin biletleri www.mybilet.com adresinden alınabilir.

Ayrıntılı bilgi için:

T:    +90 (312) 446 27 33, +90 (312) 448 03 43

F:    +90 (312) 448 03 85

M:  +90 (549) 401 16 97

E-mail: [email protected] [email protected]

1990’lı yılların en tanınmış müzik topluluklarından Pet Shop Boys, 24 Mayıs’ta sahne almak üzere İstanbul’a geliyor.

pet-shop_boys

pet-shop-boysBu yıl yoğun bir programla müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanan Babylon Soundgarden Festivali dördüncü kez konuklarını ağırlayacak. Parkorman’da 24 Mayıs’ta gerçekleşecek festivalde, bir zamanların efsane müzik grubu Pet Shop Boys, son zamanların en sevilen isimlerinden 1992 doğumlu Amerikalı şarkıcı Sky Ferreira ve daha birçok isim yer alacak.

‘Politik pop’ türünde şarkılar yapan Pet Shop Boys, bugüne dek 30’un üzerinde albüm yayınladı. 1993 yılında çıkardıkları ‘Very’ albümünden sonra bir sessizlik dönemine giren grup, 1999’da yeniden müzik dünyasına döndü.

Karakan’dan Kabus Kerim

kabus_kerim1990’ların başında Türkiye’de ‘rap’ müziği tanıtan Almanya’dan üç rap grubunun bir araya gelerek oluşturduğu ‘Cartel’ grubunun kurucuları arasında bulunan Kabus Kerim de yine Babylon Soundgarden Festivali’nde 24 Mayıs’ta sahne alacak. 1993 yılında kurulan Karakan grubu, Almanya’daki Türk karşıtı, Neo Nazi hareketini eleştiren çizgisiyle büyük ilgi gördü. Şarkılarında derin politik mesajlar veren grup, kısa bir süre sonra Türkiye’de de tanındı.

 

Bu üç isim dışında festivalin konukları, Seun Kuti&Egypt ’80, John Talabot, Joystick Jay, Mount Kimbie, Dalt Wisney ve Ali Gültekin olacak. Aynı zamanda Bodrum, Çeşme ve Ankara’da da düzenlenecek olan festival konukları aynı anda birkaç sahnede birden müzik yapılan bir kumpanya olarak farklı şehirleri gezecek.

 

Kaynak :[-]

6.Saraybosna Türk Film Festivali 25 Nisan’da “Uzun Hikaye” filminin gösterimiyle başlayacak.

uzun_hikaye-osman_sinav

SARAYBOSNA

Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Dr. Cengiz Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivalin açılışının 25 Nisan’da başkent Saraybosna’daalt yazılı ve ücretsiz olarak gösterileceğini söyledi.

Filmlerin daha sonra, 7-11 Mayıs tarihleri arasında da Mostar’da gösterileceğini belirten Dr. Aydın, filmleri seçerken Bosna Hersek’e uygun olması, güncel olması ve halkın beğeneceği filmler olmasına özen gösterdiklerini kaydetti.

Dr. Aydın, önceki yıllarda halkın festivale yoğun ilgi gösterdiğini ifade ederek, bu yıl da aynı ilgiyi beklediklerini dile getirdi.

Osman Sınav ve Kenan İmirzalıoğlu katılacak

Açılışta gösterilecek filmin yönetmen ve oyuncularıyla buluşmanın etkinlik açısından önemli olduğunu kaydeden Dr. Aydın, “Bu sene Uzun Hikaye filmi ile açılışı yapma kararı verdik. Filmin yönetmeni Osman Sınav ve başrol oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu’nu davet ettik ve kendileri de kabul ettiler. 25 Nisan’da yapılacak festivalin açılışında kendileri de bulunacaklar. Festivalimize renk katacaklar” ifadelerini kullandı.

Dr. Aydın, iki ülke arasındaki kültürel bağları güçlendirme anlamında, önemli, kalıcı ve etkin çalışmalar yapmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türk Filmleri Festivali de bunlardan biri. Saraybosna ve Bosnalı sinemaseverlerin festivalimizi heyecanla beklediklerini biliyorum. Festival kapsamında göstereceğimiz filmleri Kültür ve Turizm Bakanlığımızın film arşivinden seçiyoruz. Bu kapsamda Sinema Genel Müdürlüğümüzle koordineli çalışıyoruz. Bu sene aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılı. Bu nedenle, 6. Türk Film Festivali de ayrı bir anlam taşıyor. Festival kapsamında Türk sinemasının 100. yılı vurgusunu da yoğun bir şekilde işleyeceğiz”

Festivalde, Bosna Hersekli sinemaseverler,”Uzun Hikaye”, “Yunus Emre Aşkın Sesi”, “Zerre”, “Uzak”, “Propaganda” ve “Tepenin Ardı” filmlerini ücretsiz izleme imkanı bulacak.

Muhabir: Kayhan Gül/AA

 

Los Angeles Fotoğraf Festivali (LAPF), Türkiye’yi temsil eden 100 eseri Amerikalı sanatseverlerle buluşturdu.

losangels turkiye sergisi

2014 yılı teması “Türkiye” olarak seçilen festivalde, jüri heyeti tarafından değerlendirilerek zorlu elemeyi geçen 100 fotoğraf, Los Angeles Downtown Hatakeyama Galeri’de sergilenmeye hak kazandı.

Anadolu’nun dört bir yanından fotoğraf sanatına gönül vermiş amatör ve profesyonel fotoğrafçının katıldığı projede, dünyaca ünlü fotoğrafçılar Roberto Ysais, Vern Evans, Türk fotoğraf sanatçısı Mert Türkoğlu ve Pulitzer ödüllü Associated Press muhabiri Nick Ut jüri üyeliği yaptı.

Oyuncu Didem Erol’un sunumuyla gerçekleşen açılış kokteyline, Türkiye’nin Los Angeles BaşkonsolosuAydın Topçu, jüri üyeleri ile yazar ve sanatçılar katıldı.

Açılışta söz alan AP muhabiri Nick Ut, “Türkiye muhteşem bir buluşma noktası. Yüzlerce yıllık köklü tarihiyle farklı kültürleri içinde barındıran bir mozaiğe sahip. Böyle bir projede yer almaktan ve bu vesileyle Türkiye’yi daha yakın tanımaktan büyük mutlululuk duydum” dedi.

LAPF kurucuları Mert ve Elif Türkoğlu da yaptıkları açıklamada, festivale gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını belirtti. İkili, sergiyi Los Angeles’tan sonra New York, San Francisco ve Chicago’ya da taşımayı hedeflediklerini ve sergilenen 100 fotoğraftan oluşan bir albümü Amerika’da yayımlamayı planladıklarını söyledi.

Mert Türkoğlu, “Uluslararası düzeyde bir marka olma yolunda ilerleyen LAPF, Türk fotoğrafçılarına uluslararası platformda kendilerini tanıtma imkanı sağlarken, sanatın evrenselliğinden yola çıkarak farklı kültürleri buluşturmayı ve ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmayı hedefliyor” dedi.

Anadolu kareleriyle şehir, insan, doğa ve obje üzerine kurgulanmış 100 fotoğraftan oluşan sergiyi, yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Bugüne kadar Türk fotoğrafçılığı adına gerçekleştirilmiş en kapsamlı uluslararası sergi olan “LAPF Konsept Türkiye” Los Angeles’ın ardından, mayıs ayında İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşacak.

Kaynak :[-]

Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali, bugün Eskişehir’de “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeseliyle başlıyor. Eskişehir, Ankara, İzmir ve İstanbul’u gezecek festivalin bu seneki teması “direniş”.

4.uluslararası genlik flimleri festivali

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali(GFF) bugün Eskişehir’de galası yapılacak “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeselinin gösterimiyle açılışını yapıyor.


2010’da yola çıkan GFF, her yıl olduğu gibi bu yıl da  sponsorsuz ve herhangi bir bilet ücreti olmadan alternatif bir festival olarak “Direniş” temasıyla karşımızda. Sloganı ise #direnişperdede. Mart ayı gösterimlerinin uğrak noktaları Eskişehir, Ankara, İzmir ve İstanbul. Festival her ildeki açılışını Ali İsmail Korkmaz’ı anlatan belgeselle yapacak.

Sponsorsuz, yarışmasız, ücretsiz

Festivalin detaylarını  Kolektif Yürütme Kurulu üyesi ve festival ekibinden İlknur Özcan’la konuştuk. GFF’nin yola çıkış öyküsünü Özcan şu şekilde aktardı:

“GFF, Öğrenci Kolektifleri’nin bir birimi olan Kolektif Sinema ekibinin 2009 yılında temelini attığı bir festivaldi. Derdimiz gençliğin üretimlerinin olduğu ve bunların ücretsiz, sponsorsuz ve yarışmasız yapıldığı bir festivaldi. Çünkü gençlik filmleri denilince günümüzde akla yozlaşmış filmler geliyor ama bir çok genç yönetmenin kısa-uzun metraj filmleri var ve bunları çeşitli engellere takılmadan sergileyebilecekleri bir alan yok. Festivalimiz bu sıkıntılara çare olmaya ve alternatif bir kültür yaratmaya çalışıyor.”

Bu yılki festival teması “Direniş”

Gençlik Filmleri Festivali her yıl ülke gündemini yakından takip ederek güncel bir temayla ortaya çıkıyor. Geçmiş yıllarda, sanata baskıyı vurgulamak adına seçilen “Yasak” teması ve sınırımızda yaşanan savaşa dikkat çekmek adına “barışın sesini yükseltme” gayesiyle seçilen “Barış” teması bunlara örnek.  Bu yıl da direnişin sanatını perdeye yansıtmayı amaçlayan festival “Direniş” temasını kullanıyor.

Festival Ali İsmail için Eskişehir’de başlıyor

3 yılda, 17 il ve 30 gösterim yerine ulaşan festivalin bu yılki ilk durağı Ali İsmail Korkmaz’ın yaşadığı şehir olan Eskişehir. Hemen ardından 11 Mart Ankara, 16 Mart İstanbul ve 24 Mart İzmir açılışları geliyor. Festival yeni durak noktalarıyla Nisan ve Mayıs’ta da devam edecek. Kesinleşen iller arasında Zonguldak, Denizli, Edirne, Bolu, Konya, Adana, Mersin, Trabzon, Kocaeli ve Bursa var.  Kayseri ve Kırşehir ise bu yıl ilk kez GFF’e  katılan iller.

GFF ekibi, “Ali: Düşlerinde Özgür Dünya” belgeselinin Eskişehir’deki galasından sonra “Ali belgeselini şehrinde, kampüsünde göster” adlı bir kampanyaya imza atmayı düşünüyor. Belgeselden haberdar olan birçok kişi yurtdığı ve yurtiçi gösterimler için şimdiden talip olmuş bile. Ali İsmail’i anlatan belgesel, Belgesel Kolektif Sinema tarafından gönüllülerle birlikte hazırlanmış ve Yönetmen Yıldıray Yıldırım da yapım aşamasında gönüllülere yardımcı olmuş.

Festivalde neler var?

Festivalde bu yıl ustalara saygı kuşağında Yılmaz Güney’in Umut filmi, genç yönetmenlerden kısalar, Kolektif Sinema kısa seçkileri, yurtdışından uzun metrajlı filmler ve Türkiye’den uzun metrajların yanı sıra Eymir Neden Paylaşılamadı?, ODTÜ Ayakta, Ekümenopolis gibi belgeseller de gösterilecek. (PÇ/ÇT)

 

Kaynak : [-]

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenen !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde şimdi sıra Ankara ve İzmir’de

if-izmir-2014

!f İstanbul, yılın en çok konuşulan bağımsızlarını 27 Şubat-2 Mart tarihlerinde Ankara ve İzmir’e taşıyacak.

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 27 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde Ankara’da Cinemaximum Armada’da, İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier’de gerçekleşecek.

Yılın beklenen filmleri Ankara ve İzmir’de ilk kez

13-f-istanbul-uluslararasi-bagimsiz-filmler !f İstanbul’un Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri Ankara ve İzmir’de ilk kez seyirciyle buluşacak.

Ankaralı ve İzmirli sinemaseverlerin izleyeceği filmler arasında; Jude Law’u en sıra dışı rollerinden birinde izleyeceğimiz suç komedisi Dom Hemingway; Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp pek çok ödülü toplayan Short Term 12/Kısa Dönem 12; Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’un övgülere boğulan performansıyla “yeni Trainspotting” sıfatını sonuna kadar hak eden Filth/Pislik; Jean-Marc Vallée’nin Oscar’larda 6 dalda aday son filmi Dallas Buyers Club/ Sınırsızlar Kulübü; Richard Ayoade’nin Submarine’den sonraki filmi The Double/Öteki; Scarlett Johansson’ı Femme fatale uzaylı rolünde izleyeceğimiz etkileyici bilimkurgu Under the Skin/Derinin Altında; Hayao Miyazaki’nin sinemaya vedası The Wind Rises/Rüzgâr Yükseliyor; Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’e değer görülmüş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; Koray Kaya’nın Aşk & Başka Bi’ Dünya Yarışması’nda “En İyi Film” seçilen, çağdaş müziğin algı süreçlerini, öncesi ve şimdisini İlhan Mimaroğlu’dan Aydın Esen’e, İlhan Erşahin’den Arto Tunçboyaciyan’a, önemli müzisyenlerle tartışan filmi Anarchic Harmony/Anarşik Armoni; Fasulye filmiyle kendine has bir seyirci kitlesi kazanan Bora Tekay’ın uğurböceğinden süper kahraman, birkaç boş sayfadan da uzun metraj film yarattığı komedisi Böcek; gerek özel yaşamı gerek çektiği fotoğraflarla tartışmalar yaratan Nan Goldin’in yaşamı ve çalışmalarını konu alan Nan Goldin – I Remember Your Face/Nan Goldin – Yüzünü Hatırlıyorum ve prömiyerini 2013 Sundance’te yaptıktan sonra Berlin Film Festivali’nde Teddy Jüri Ödülü kazanmayı başaran Amerikalı yönetmen ve senarist Stacie Passon’ın etkileyici draması Concussion/Sarsıntı yer alıyor.

Yılın en iyi kısaları bir arada

!f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da Ankara ve İzmir’de yapılacak ücretsiz gösterimlerle kısa tutkunlarını bekliyor. Yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlanan ve tematik olarak programlanan “Türkiye’den Kısalar” seçkileri, Ankara’da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Ahmet Taner Kışlalı Sanat Evi, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi RTS Stüdyosu, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, ODTÜ GİSAM ve Tayfa Kitap Cafe’de; İzmir’de ise Fransız Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak.

Bu yıl “Türkiye’den Kısalar” bölümü bu yıl dört derlemeden oluşuyor. Türkiye’nin son bir yılında çoğumuzu derinden etkileyen bağzı meseleleri konu alan 6 kısalı “Biz Buraya Nasıl Geldik?”, idealize edilen mutlu aile tabloları yerine başka aile tablolarını bir araya getiren “Aile Tablosu”, her birinde farklı bir coğrafyanın/mekânın renginin filmin atmosferinin baskın geldiği üç farklı sinemasal lezzeti buluşturan “Üç Renk”, cümlesini hem doğrudan bir soru, hem de bir meydan okuma olarak sordurtan “Kim Korkar Hayattan !/?”, yılın en kendine özgü kısa programı olarak seyircilerini bekliyor.

Biletler biletix’de

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin biletleri biletix’den, biletix gişelerinden, biletix çağrı merkezinden ve festival sinemaları gişelerinden satın alınabilecek.

 

Bilet ücretleri ise şöyle:

Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 8 TL

Tam: 14 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

Öğrenci: 11,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

“Ev” Bölümü Filmleri: 8 TL

21:30 – 22:00 Seansları: 14 TL

İş Bankası Maximum Kartlılara özel avantajlar

Festivalde İş Bankası Maximum Kart sahiplerine özel olarak hazırlanan “Maximum Film” paketi ile biletlerde %50 indirim ayrıcalığı sunulacak. İş Bankası Maximum Kart sahipleri, “Maximum Film” paketiyle en az 4, en fazla 20 adet festival sinema biletini %50 indirimle satın alabilecekler. Paket almayı tercih etmeyen İş Bankası Maximum Kart sahipleri için de film biletlerinde ön satışta %20 indirim ayrıcalığı sunulacak.

Turkcell’den bir bilet alana bir bilet bedava

Festivalde ayrıca, Turkcell Profesyoneller Kulübü üyeleri de Cuma ve Cumartesi akşamı 19:00 ve 19:30 seanslarında “bir bilet alana bir bilet hediye” fırsatından faydalanacaklar.

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında gerçekleşecek !f Ankara ve !f İzmir, 2 Mart’ta sona erecek.

!f İstanbul bağımsız sinemanın başarılı örneklerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f ² ile de 30 şehre film götürecek.

Npectacualr Now

Npectacualr Now

Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri de Türkiye’de ilk kez seyirciyle yine bu festivalde buluşacak.

“Galalar” bölümündeki filmlerden birkaçı şöyle:

The Hunting Party/Av Partisi, Amerikalı Richard Shepard’ın yazıp yönettiği, Jude Law’ı en sıra dışı rollerinden birinde görme imkanı sunacak suç komedisi

Dom Hemingway; arkadaşlıklar ve geçici aşklar üzerine eğlenceli hikayesiyle eleştirmenlerin gözdesi olmuş,

Tarantino’nun “2013’ün en iyi filmleri” listesinde de 5. sırada yer almış Joe Swanberg imzalı Drinking Buddies/Akşamdan Kalanlar;

San Sebastian’da Büyük Ödül’ün yanı sıra Özel Mansiyon ve Selanik’ten FIPRESCI ve Jüri Özel ödüllerini alan, Bad Hair/Kıvırcık Saç;

Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp ödüllere boğulan Short Term 12/Kısa Dönem 12;

Louise Archambault’un Locarno’dan Seyirci Ödüllü aşk filmi Gabrielle;

Alex Gibney’nin Julian Assange ve Bradley Manning’in psikolojilerini ve onların etrafında yaratılan efsaneleri kurcalayan belgeseli We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks/Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Hikâyesi;

Ünlü İtalyan aktris Valeria Golino’nun yönettiği, yılın en ödüllü filmlerinden Honey/Bal;

ilk uzunu Reconstruction/Yeniden Sev Beni’den beri kendine sıkı hayranlar yaratan Christoffer Boe’nun yeni filmi Sex, Drugs & Taxation / Spies & Glistrup;

Amerikan bağımsız sinemasının gözde kadın yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın bir barajı havaya uçurmayı hedefleyen radikal çevreci üç aktivistin hikâyesine odaklandığı filmi Night Moves/Gece Planı;

Karl Lagerfeld, Tom Ford, Donatella Versace’nin arz-ı endam ettikleri, Fransız Vogue dergisinin eski editörü Carine Roitfeld’in hayatını anlatan Mademoiselle C/Matmazel C; aynı zamanda ünlü bir modacı olan Agnès B.’nin bir çocukluk travmasının çetin ve sinemasal olarak çok yönlü hikâyesini anlattığı filmi My Name is Hmmm…/Benim Adım Hmmm…;

2007’de çektiği Amal’la tanınan Hindistan asıllı Kanadalı yönetmen Richie Mehta’nın çalışmaya gönderdikleri çocukları Siddharth’ı kaybeden bir ailenin hikâyesini konu alan Siddharth;

Sundance’te oyuncu performanslarına Jüri Özel Ödülü getiren ve yılın en parlayan bağımsızlarından The Spectacular Now/Şu An Muhteşem;

Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’u seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı bir polis olarak izleyeceğimiz Filth/Pislik ve

sıkı sinefillerin ilk uzunu Abel’den beri takip ettikleri Hollandalı usta Alex van Warmerdam’ın son yapıtı Borgman/Bela.

Ayrıca, yılın beklenen filmlerinden Nymphomaniac, Dallas Buyers Club, The Double, Under the Skin, Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky, The Wind Rises ve The Grandmaster da Türkiye galasını yapacak filmler arasında…

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin uluslararası yarışmalı bölümü Keş!f, altıncı yılında yılın ilham veren yönetmenini aramaya devam ediyor. İlk ya da ikinci filmini yönetmiş yönetmenlerin filmlerinin yarıştığı “Keş!f” bölümünde, ABD, Almanya, Fransa, Fas, Irak, İngiltere, İran, İsviçre, Nepal, Norveç, Sırbistan ve Türkiye’den toplam 9 film yarışacak.

Hamam, Hayal Kurma Oyunları, Anlat İstanbul, Ses, Aşk Tesadüfleri Sever filmlerinin oyuncusu, en son “Muhteşem Yüzyıl” adlı televizyon dizisinde Şehzade Mustafa rolünde izlediğimiz Mehmet Günsür; Silkwood, House of Games, Valmont ve The People vs. Larry Flynt gibi pek çok klasik filmde yapımcılık, Amadeus’tan Man on the Moon’a, Brokeback Mountain’dan Gangs of New York’a, birçok filmde yürütücü yapımcılık yapmış Michael Hausman; New York Film Festivali seçim komitesinde görev alan, aynı zamanda New Directors/New Films’in ortak direktörlüğünü ve Film Society of Lincoln Center’ın programlama direktörlüğünü de yürüten sinema yazarı ve film küratörü Dennis Lim; La Moitié gauche du frigo, Congorama, It’s Not Me, I Swear! gibi ödüllü filmlerin yanı sıra en son 2011’de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazandığı Monsieur Lazhar’ın Kanadalı yönetmeni Philippe Falardeau ve Berlinale’nin yenilikçi filmleri öne çıkardığı Forum bölümünün direktörü Christoph Terhechte’den kurulu Keş!f jürisi, 2014’ün ilham veren yönetmenini seçecek.

Keş!f Uluslararası Yarışma filmleri ise şöyle: Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; İngiliz yönetmenler Stephanie Spray ve Pacho Velez’in Locarno’da En İyi İlk Film dalında özel mansiyon kazanan filmleri Manakamana; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’ seçilmiş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; İranlı Shahram Mokri’ye Venedik’te Orrizonti Jürisi’nden Teknik Başarı Ödülü’nü getiren Fish&Cat/Balık ve Kedi; Iraklı yönetmen Hisham Zaman’ın Kuzey Kürdistan’da başlayan ve İstanbul’a uğrayan, Tribeca’dan ödüllü filmi Before Snowfall/Kar Yağmadan Önce; Abdellah Taïa’nın bir gey çocuğun Arap toplumunda büyümesini anlattığı Salvation Army/Kurtuluş Ordusu; Narimane Mari’nin belgesel sinemanın kalesi sayılan CPH:DOX’dan en iyi belgesel ödüllü filmi Bloody Beans/Kahrolası Fasulyeler; Sırbistanlı kadın yönetmen Mina Djukic’in büyüme hikâyesi The Disobedient/Haylaz ve Türkiye’den Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın dünya prömiyerini Berlinale’nin Generation bölümünde yapacak, Altın Portakal’da ‘En İyi İlk Film’, ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Kurgu’ ödüllerini toplamış filmleri Mavi Dalga.

Keş!f bölümündeki filmler ayrıca, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi tarafından değerlendirmeye alınacak. Burçin Yalçın, Cem Altınsaray ve Müge Turan’dan oluşan jüri, seçecekleri bir filme SİYAD Ödülü’nü verecek.

!f İstanbul’un bu yılki yenilikleri arasında ise, uluslararası yarışma “Keş!f”e kardeş gelen Aşk & Başka Bi’Dünya özellikle dikkat çekiyor. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirecek Aşk & Başka Bi’Dünya Yarışması, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırlayacak ve “yılın en yaratıcı müdahalesini” arayacak. Aşk & Başka Bi’Dünya’yı yepyeni bir platforma dönüştürmeyi amaçlayan !f İstanbul, bu yarışma dışında ayrıca bir konuşma serisi ve aktivist sinemacılar buluşması da düzenleyecek.

!f İstanbul’un sinemada oyun alanı yaratan ve seyirciyi oynamaya davet eden filmleri bir araya getiren bölümü “Oyun” da ise, oyuncul belgeseller, kaçık bilimkurgular, kült adayı ilk filmler, Japonya’dan gerçeküstücü fanteziler ve animasyon dünyasının en son hitleri seyirciyi yeryüzünün ve insanlık tarihinin belki de en eski eylemiyle, ‘oyun’la baş başa bırakacak.

!f İstanbul, her yıl sinemanın değişik mıntıkalarında gezinen “Özel Gösterimler” bölümüne bu sefer iki ustanın işini konuk ediyor. Qatsi Üçlemesi’nin kült yönetmeni Godfrey Reggio’nun diyalogsuz bir modern yaşam portresiyle geri döndüğü Visitors/Ziyaretçiler ve sinemaseverleri usta yönetmen David Lynch’in bilinmeyen hayatına tanıklık ettirip meditasyon çalışmalarına göz attıracak, David Lynch: Meditation, Creativity, Peace/David Lynch: Meditasyon, Yaratıcılık, Huzur dikkat çeken yapımlardan.

!f İstanbul’un kemikleşen bölümlerinden “!f kült”e bu yıl Charles Laughton’ın 1955 tarihli klasiği The Night of the Hunter/Caniler Avcısı konuk oluyor. Aslen oyuncu olarak tanınan Laughton’ın ilk ve son yönetmenlik denemesi olan film, kendisine vaiz süsü veren ama aslında kendini kadınları öldürmeye adamış Powell’ın, hapishanede öğrendiği bir gerçekle bankadan soyulmuş paraların peşine düşmesini anlatıyor. Başroldeki Robert Mitchum’ın sinema tarihinin en etkileyici kötü karakterlerinden birine hayat verdiği bu kara film, döneminde değeri bilinmemiş olsa da zamanla kült mertebesine erişmiş ve kendine sıkı hayranlar edinmişti. Bu yıl içinde çeşitli ülkelerde yeniden gösterime girecek Caniler Avcısı, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da olacak.

Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı “Karanlık & Köşeli” bölümünde bu yıl da, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan yılın en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircide ‘görme biçimleri’ni değiştirip, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor.

Müzik filmlerini buluşturan !f music’in bu yılki seçkisinde yer alan filmler ise şöyle: 2009’da Cherrybomb’la dikkatleri çeken ikili Lisa Barros D’Sa ve Glenn Leyburn’un radikal, asi ve son derece tutkulu bir müziksever Terri Hooley’nin 70’lerin Belfast’ında plak dükkânı açmakla başlayan, İrlanda’nın punk babasına dönüşen hayatını anlattıkları Good Vibrations, Amerika’nın en iyi indie gruplarından The National’ı konu alan ama onun hakkında olmayan bir belgesel olma tuhaflığıyla grubun hayranlarının ilgisini hak eden Mistaken For Strangers; eskiden A Silver Mt. Zion olarak da bilinen Kanadalı ünlü post-rock grubu Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra’nın evcil çifti Efrim ve Jessica’nın bir yandan müzik, bir yandan da ev yaşamlarına eşlik etmememizi sağlayan Gel Bizimle Dertlen!; Küba’yı kasıp kavuran, hükümetin konser vermelerine ve hatta albüm yapmalarına izin vermediği underground rap grubu Los Aldeanos’la tanışmamıza vesile olan Viva Cuba Libre: Rap is War/Viva Cuba Libre: Rap Savaştır ve çağımızda müzisyen olmanın getirdiği zorluklara odaklanan, 15. yılına giren New York Red Bull Müzik Akademisi’nin eğitimlerinin yanı sıra, Brian Eno, Rakim ve Lee ‘Scratch’ Perry gibi isimleri de izleyeceğimiz Ne Fark Eder? Müzik Yapmaya Dair Bir Film.

!f music kapsamında ayrıca 3 özel etkinlik gerçekleşecek. !f istanbul’un açılış partisi için İstanbul’a gelecek olan İngiliz müzik prodüktörü, söz yazarı, remix sanatçısı Ewan Pearson; Protools, Logic ve Ableton Live yazılım programları üzerine çalışma tekniklerini anlatacağı “Dijitalden analoga, kendi sesini yaratmak” başlıklı bir sohbet düzenleyecek. (16 Şubat, 18.00 – 19.00)

!f music kapsamında bir de pop up etkinliği gerçekleşecek. 19 Şubat’ta Babylon’da yaşanacak sinema ve konser deneyiminde, görüntü ve müziğin sıradışı bir şekilde bir araya geldiği Jem Cohen’in filmlerine, Guy Pucciotto’nun (Fugazi) gitarı, Jim White’ın (Dirty Three) davulu ve George Xylouris’un udu eşlik edecek. Jem Cohen, bu performans için özel olarak bir araya getirdiği 3 yeni kısa filmiyle izleyicileri sağanak yağmurlu şehir manzaralarının, gece ve müzelerin gizemli dünyasına, müzisyen arkadaşlarının eşliğinde büyüleyici bir yolculuğa davet edecek. (19 Şubat Çarşamba / 21.00)

Dünyada ilk kez !f İstanbul tarafından gerçekleştirilen ‘alternatif dağıtım ve paylaşım’ projesi “!f ²’’ bu yıl beşinci kez yapılacak. Festivalin son üç günü olan 21-22-23 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gösterilecek 5 film, 30 şehir ve 36 farklı noktada, 15 bin kişiye aynı anda ulaşacak. İstanbul’daki festival salonlarını Türkiye’nin 26 şehrinin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Kudüs, Erivan ve Ramallah’a taşıyacak “!f ²’’de Tek Başına Dans, Gabrielle, Bad Hair/Kıvırcık Saç, Honey/Bal ve Everyday Rebellion/Her Gün İsyan filmleri gösterilecek.

!f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı. !f İstanbul’un tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” seçkileri İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekanlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. İstanbul’daki gösterimler sırasında yapılacak “İzleyici Oylaması” sonucu bir kısa filmin yönetmeni uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak.

!f İstanbul’da tüm bu gösterimler ve etkinliklerin yanı sıra; Sundance Enstütüsü ile ortaklaşa yürütülen Sundance Senaryo Lab öncesi, Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın yönettiği Mavi Dalga’ya özel bir atölye gerçekleşecek.

SALT Beyoğlu, Açık Sinema, Cezayir; İzmir’de Fransız Kültür Merkezi ise, festivalin İstanbul’daki etkinlik ve atölye çalışmalarının mekanı olacak.

!f İstanbul’un 2014 kampanyasının yüzü olan “Acımadı ki!” adlı tanıtım filmi, “Rafineri” tarafından hazırlandı ve Walky Talky yönetmenliğinde, Anima tarafından çekildi.

!f İstanbul’un Kapanış Filmi Boyhood

boyhood

Richard Linklater’ın 12 yıla yayılan çekim sürecinde oyuncularını yaşlanırken ve büyürken çektiği, benzeri olmayan başyapıtı Boyhood/Çocukluk, Altın Ayı için yarışacağı Berlinale’in ardından ilk defa !f İstanbulda izleyicilerle buluşacak.

Before Sunrise, Before Sunset ve Before Sunset’ten oluşan üçlemesiyle sinemaseverlerin gönlünde taht kuran Richard Linklater’ın, 2002 yılından beri her sene 4 oyuncusuyla buluşarak çektiği Çocukluk, sinema tarihinde benzeri olmayan bir proje!

Ellar Coltrane’in canlandırdığı Mason adlı bir çocuğun ilk okul yıllarından koleje girmesine kadar olan süreçteki büyümesine tanıklık ettiğimiz film, onun bir yandan boşanmış anne ve babasıyla yaşadıklarına odaklanırken, bir taraftan Linklater’in kendi kızı Lorelei Linklater’ın canlandırdığı kız kardeşi Samantha ile olan ilişkisine odaklanıyor.

Çocukluk, 23 Şubat Pazar günü 22:00’de Cinemaximum Beyoğlu Fitaş’ta gösterilecek. Filmin biletleri ise 10 Şubat’tan itibaren biletix.com, biletix gişeleri ve çağrı merkezlerinin yanı sıra festival sinemalarındaki gişelerden satışa çıkarılacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 42. İstanbul Müzik Festivali’nin biletleri 8 Şubat Cumartesi günü satışa çıkıyor.

42.müzik festivali

Klasik müzik hayatının öncü etkinliklerden İstanbulMüzik Festivali, bu yıl 42. kez müzikseverlere kapılarını açıyor. 31 Mayıs – 27 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçı ağırlanacak. 2 dünya ve 2 Türkiye prömiyerinin gerçekleşeceği 42. İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl, baroktan çağdaş müziğe uzanan bir yelpazede senfonik ve oda müziği konserleri, vokal performanslar ve resitaller ile Pazar Klasikleri’ni kapsayan toplam 26 etkinlik yer alacak.
42. İstanbul Müzik Festivali konserlerinin biletleri, 8 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren;
Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabiliyor. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Öğrenci biletleri ise İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek. Festival biletleri festival süresince Aya İrini Müzesi’nde yer alan gişeden de alınabilir.
42. İstanbul Müzik Festivali program kitapçığı İKSV Ana Gişe’den ve Biletix satış noktalarından temin edilebilir.
Açılış Töreni ve Konserini İzlemek İsteyen Müzikseverler İçin
42. İstanbul Müzik Festivali’nin, 31 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri Biletix ve İKSV Ana Gişe’den satın alınabilir.
Piyanist Gülsin Onay’a 42. İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”nün takdim edileceği Açılış Töreni’nde ayrıca festival sponsorlarına ve katkıda bulunan kuruluşlara birer teşekkür plaketi sunulacak. Törenin ardından gerçekleştirilecek konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselcimiz Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusanİstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Orkestra onursal şefi Gürer Aykal yönetiminde, ayrıca festivalin teması olan “Doğanın Şarkısı”na gönderme yapan bir program seslendirecek.

The North Face’in sunduğu ve bu yıl “Doğaya Dokun!” temasıyla yola çıkan 9. Dağ Filmleri Festivali, 25 Şubat – 2 Mart 2013 tarihlerinde; doğa, keşif, macera ve belgesel sinema tutkunlarıyla buluşuyor. Dağ Kültürü Derneği ile Mineral Event tarafından düzenlenen festivalde ödül rekortmeni filmlerin yanı sıra macera ile adrenalin dolu toplam 47 film izleyicilerle buluşacak. 

 9_dag_filmleri_festivali_25_subatta_basliyorTürkiye’nin, doğa, keşif ve macera konulu, ilk ve tek film festivali olan Dağ Filmleri Festivali, 25 Şubat’ta, The North Face®’in ana sponsorluğundaİstanbul Beyoğlu’nda, izleyicileriyle buluşuyor. 2 Mart’a kadar sürecek festivale, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ve Pusula Sanat Merkezi ev sahipliği yapacak.
Dünyanın en iyi doğa filmleri festivalde
Festival Dünya festivallerinde gösterilen 600’den fazla film arasından seçilen 2014 seçkisi toplam 47 filmden oluşuyor. Filmler; “Dünyadan”, “Keşif Ruhu”, “Doğa-Çevre-İnsan”, “Su Dünyası”, “Bisiklet” ve “Kayak” olmak üzere, 6 tema başlığı altında toplanıyor. Seçkide; rafting, dalış, dağcılık, kaya tırmanışı, base jump, kayak, dağ bisikleti gibi doğa sporlarının yanı sıra, çevre ve doğa belgeselleriyle gezi, keşif ve insan hikayeleri de yer alıyor.
1953’te Everest’te neler oldu ?
Bu yılın en dikkat çekici teması olan “Dünyadan” ile 12 film beyaz perdeye yansıyor. Bu tema altında yüksek kalitesi ve güçlü anlatımı ile “Uçurumun Kıyısında” filmi dikkat çekiyor. Tema kapsamında ayrıca dünyanın en tehlikeli dağı olarak bilinen K2 üzerine 3 ayrı film bulunuyor.
“Bisiklet” ve rekabet
Salcano sponsorluğunda hazırlanan bu temanın en etkileyici filmi “Destansı bir hikaye” adını taşıyor. Güney Afrika’nın güzel ve heyecan verici manzarasında geçen belgeselde iki sporcunun “Cape Epic” yarışını kazanmak için yaptıkları hazırlıkları anlatıyor. Temanın diğer dikkat çekici filmi ise “Mutluluk”. Filmde Hindistan’da kötü koşullar altında yaşayan cüzzam hastalarına ve zihinsel engelli kadınlara dikkat çekmek için yapılan çok zorlu bir bisiklet yolculuğu anlatılıyor.
“Keşif Ruhu” ile kuzeye yolculuk
Adrenalin düzeyini yükselten tema “Keşif Ruhu” altında toplam 14 film gösterilecek. Tema kapsamında Norveç’ten gelen 3 film ile izleyiciler kuzey esintisi yaşayacaklar. Temanın en dikkat çekici filmi ise “Hayatımın Zirveleri : Sınırlarda yaşamak” Filmde, istisnai bir dağcı, kayak sporcusu ve dağ maratoncusu olan Kilian Jornet’in hayatı ve başarıları anlatılıyor.
Doğa, çevre ve insan öyküleri
Toplam 6 öyküyü içeren ve festivalin bir diğer güçlü teması olan “Doğa, Çevre ve İnsan” Doğa kağıt/Steppen sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor. Tema kapsamında 3 adet kurmaca film yer alıyor.
İnsan doğa ilişkisi üzerine dokunaklı bir hikaye “Belle ve Sebastien”
Festivalimizde “Gala” yapacak olan bu kaçırılmaması gereken Fransız filmi Alp dağlarında ikinci dünya savaşı yıllarında yaşanan bir dostluk hikayesine odaklanıyor.
Temanın diğer iki kurmaca filmi İsviçre’den geliyor. Altın Ayı ödüllü “Yukarıdaki çocuk” bir kayak merkezinden çaldığı kayakları aşağıda satan Simon’un hayatına ve ablası ie olan ilişkisine odaklanıyor. “Clara ve Ayıların Sırrı” ise doğa ile güçlü ilişkiler kurabilen Clara’nın geçmişte yaşanan bir üzücü olayı aydınlatma peşinde çıktığı yolculuğu anlatıyor.
Çocuklar ve aileler için doğa filmi : Baba oğul birlikte “Şehirden Zirveye” 
Nefis görüntüler eşliğinde izleyeceğiniz bu film Alman Sebastian ve 9 yaşındaki oğlu Luca’nın yaptığın alışılmışın dışında gezi ve tırmanışı anlatıyor. Belgesel çocuklu yaşam ezberlerimizi de bozarken bizleri başka türlü bir çocuklu yaşamın mümkün olduğuna da ikna ediyor.
İnanılmazı başarmak : Çelikten İrade
Festivalin olmazsa olması “Kayak” teması kapsamında toplam 5 film yer alıyor. Katıldığı festivallerde beğeni toplayan ve çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen yaşamdan kopmayan ekstrem sporcu Karina’nın hikayesini anlatan “Çelikten İrade” bu yılın en dikkat çekici filmlerinden biri.
“Zihne Doğru” ve “Valhalla”: Sinematografik mükemmellik
İzleyicilerimizin zihnine kazınan kayak filmleri ile ünlenen Kanada’lı yapımcılardan bu yıl yeni bir şaheser geliyor : “Zihne Doğru”. Sıra dışı kurgusu ve özel anlatım tekniği ile “Valhalla” ise kayak filmlerine bakışınızı değiştirecek.
Shackleton deniz ve maceraseverler için İstanbul’da…
Festivalin çiçeği burnunda teması “Su Dünyası” kapsamında gösterilecek filmler “Açık Deniz Akademi” sponsorluğunda gösterilecek.  Temanın en dikkat çekici filmi olan “Shackleton’un Kaptanı” 1914 yılında güney kutbuna yapılan keşif ekspedisyonunu gemi kaptanının gözünden anlatıyor. Film, deniz ve yelken severlerin çok ilgisini çekecek.
Su dünyası’nın diğer dikkat çekici filmleri ise “keşif” odaklı. “Londra’dan Londra’ya”, Tierra Del Fuego” ve “Ve Sonra Yüzmeye Başladık” belgesellerinde ortak nokta dünya. Bu filmlerin kahramanları dünyanın çeşitli bölgelerinde yaptıkları gezilerle keşifler çağından 500 yıl sonra dahi insanın içerisindeki keşif ruhunun ölmediğini gösteriyorlar.
Önemli iki fotoğraf sergisi de festival programında
Festival kapsamında iki ayrı Fotoğraf sergisi düzenleniyor. Fransız Kültür Merkezi’nde açılacak “Doğaya Dokun” sergisi doğa ve ona dokunan insanın hikayesine odaklanacak.
“Gala Bataklığı” fotoğraf sergisi ise bir usta fotoğrafçı Ersin Alok’tan. Hazar Denizi kıyısında ortaya çıkarılan prehistorik çağa ait kaya üstü resimlerinin yer alacağı sergi Pusula Sanat Galerisi’nde izleyiciler ile buluşacak.
Festival kapsamında; kitap sergileri, söyleşiler ve ödüllü yarışmalar da düzenleniyor. Geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dağ Filmleri Festivali kapsamındaki bu etkinliklerle; dağ ve doğa bilincine dikkat çekiyor, ulusal dağ ve doğa belgeselciliğine katkı sağlayarak doğa kültürü alanındaki önemli bir boşluğu dolduruyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda bu yıl “Doğanın Şarkısı” temasıyla düzenlenecek 42. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs-27 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Festival programı, düzenlenen toplantıyla açıklandı.

42.müzik festivali

Toplantıda konuşan İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak, “Doğanın Şarkısı” teması üzerine kurgulanan festivalde, doğanın sesinin sadece tematik eserler yoluyla değil, bu yıl ilk kez açık havada gerçekleştirilecek “Pazar Klasikleri” konserleriyle de müzikseverlere ulaştırılacağını söyledi.

Oymak, festivalde bu yıl, senfoni ve oda orkestraları, vokal müzik konserleri, oda müziği ve resitaller olmak üzere baroktan çağdaş müziğe uzanan toplam 26 etkinliğin yer alacağını ifade ederek, “Ayrıca, konser öncesi sohbetler, konser programı üzerine anlatılar da devam edecek. Bu yıl klasik müziği kapalı mekanlardan çıkararak açık havaya taşıyacağız. ‘Pazar Klasikleri’ başlığı altında İstanbul’un çeşitli mekanlarında ücretsiz konserler gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Festivalin 2011’den bu yana, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuvarını zenginleştirme yönünde önemli çalışmalar yaptığını anlatan Oymak, birçok festival ve orkestranın artık İstanbul Müzik Festivali’ni eser sipariş eden bir kurum olarak tanıdığını vurguladı.

Oymak, daha sonra festivalin, Güher ve Süher Pekinel ile İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in işbirliğinde hazırlanan afişini de tanıttı.

Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kocabıyık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi de 2014’ün, hem Borusan hem de Borusan Kültür Sanat için büyük önem taşıdığını belirterek, holdinglerinin bu yıl kuruluşunun 70. yılını, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın da 15. yaşını kutladığını söyledi.

Sanatın birleştirici gücünün her zamankinden daha büyük önem taşıdığını düşündüklerini belirten Hamedi, “Borusan’ın toplumun kültür ve eğitim seviyesini yükseltmek adına doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleştirdiği çalışmaların sürekliliğini sağlayabilmek ve bu çalışmaların güzel meyvelerini alabilmek, kurucumuz Asım Kocabıyık’ın vizyonu ve Borusan’ın kurum felsefesinin özüne işleyen anlayışını devam ettirmeyi görev edinen biz ikinci kuşak için gurur verici. 2013 her açıdan ülkemiz için sınayıcı bir yıl oldu. Tüm bu toplumsal hareketliliğin içinden, birlik ve beraberlik duygusuyla farklılıkları hor görmeyen, aksine bunu kucaklayan bir anlayışla çıkmayı diliyoruz. Dileğimiz, festivalimizin bu önemli değerleri sanatla gündemimize başarıyla taşıması” ifadelerini kullandı.

Festival programı

42- İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs’ta Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış konseriyle başlayacak.

Konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselci Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek.

sinfonia varsoviaFestival, Steven Isserlis, Isabelle van Keulen, Alexander Raskatov, Nelson Freire, Pepe Romero, Krzysztof Penderecki, Xavier de Maistre, Yuja Wang gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Sinfonia Varsovia ve Venezüella Teresa Carreno Gençlik Orkestrası’nın da aralarında bulunduğu 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak.

Programında senfoni ve oda orkestraları, vokal konserler, resitaller olmak üzere toplam 26 konserin yer aldığı festival, bu yıl farklı mekanlarda dinleyicilerle buluşacak.

Festivale, Burgazada Meydanı’nın yanı sıra Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Surp Vortvots Vorodman Kilisesi, İş Sanat Kültür Merkezi, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi ve Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall ev sahipliği yapacak. Festival bu yıl ayrıca “Pazar Klasikleri” başlıklı ücretsiz konserlerle Maçka Cumhuriyet Parkı, İstanbul Oyuncak Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi “Atlı Köşk” bahçesi ve Avusturya Kültür Ofisi bahçesi gibi mekanlarda da müzikseverlere ulaşacak.

Festivalin, 40. yılında ülke çapında genç yetenekleri keşfetmek ve teşvik etmek amacıyla başlattığı “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor” projesi bu yıl piyano ana sanat dalında gerçekleştirilecek.

Proje kapsamında, ülke çapında yapılacak seçmeler sonucunda jüri tarafından belirlenen genç bir piyanist, festival kapsamında bir konser vermeye hak kazanacak.

Alexander Raskatov

Alexander Raskatov

Festivalde yer alan bir diğer önemli gençlik projesi ise El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu’nun öncülüğünde başlayan Simon Bolivar Müzik Vakfı’nın orkestra eğitim programının en öne çıkan bileşenlerinden biri olan Venezüella Teresa Carreno Gençlik Orkestrası konseri olacak.

El Sistema’nın içinden yetişmiş yeteneklerden biri olan müzik direktörü Christian Vasquez’in yönetiminde festivale konuk olan 240 kişilik devasa orkestra, İstanbullularla buluşacak.

42- İstanbul Müzik Festivali’nde, 2014’te kutlanan Polonya-Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıl dönümü kutlamaları kültür programı çerçevesinde üç konser düzenlenecek.

Müzisyen Alexander Raskatov’un, festivalin siparişi üzerine bestelediği “Crying in the Wilderness” adlı yeni yapıtının dünya prömiyerinin yanı sıra Sinfonia Varsovia iki özel konser için festivalin konuğu olacak.

Sinfonia Varsovia, ilk konserde piyanist Piotr Anderszewski’ye eşlik ederken, ikinci konserde Krzysztof Penderecki’nin yönetiminde, bestecinin 2. Senfoni’sinin Türkiye prömiyerinin yanı sıra Julian Rachlin’in katılımıyla Mendelssohn’un keman konçertosunu seslendirecek.

“Yaşam Boyu Başarı” ve “Onur” ödülleri

42- İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”, dünyanın önemli orkestraları ve seçkin şefleriyle sürdürdüğü müzik kariyeri ve aynı zamanda Ahmed Adnan Saygun’un eserlerinin dünyaya tanıtılmasına ve sevilmesine öncülük eden Gülsin Onay’a festivalin açılış töreninde takdim edilecek.

Festivalin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” ise “yaşayan en büyük” orkestra şeflerinden biri olan Zubin Mehta’ya 21 Haziran’da Aya İrini Müzesi’nde verilecek.