Şunun için etiket arşivi: Festivalde

Liste başı “Pan’ın Labirenti”

Pan’ın Labirenti

Masalların bu kadar popüler olmasının nedeni, herkesin mutlu son istemesi olarak gösterilirken,Associated Press ajansının en güzel masal filmleri listesinin başında “Pan’ın Labirenti” yer alıyor.

En güzel masal filmleri listesine giren diğer 4 filmşöyle sıralanıyor: “Prenses Gelin, Uyuyan Güzel, Kırmızı Pabuçlar ve Manhattan’da Sihir.”

Pan’ın Labirenti (2006): Guillermo del Toro’nun filmi, 2. Dünya Savaşı sonrasında geçen fantastik bir yolculuğun hikayesi. Küçük bir kız, 1944 yılı İspanya’sında faşist yönetimin korkularından, yeni taşındığı evin arka bahçesinde keşfettiği esrarengiz bir labirent sayesinde kaçar. Labirentin içerisinde yaşayan Pan adındaki yaratık küçük kızın tüm yaşamını değiştirir. Film, sinematografi dalında Oscar ödülü aldı.

Prenses Gelin (1987): William Goldman’ın romanından sinemaya uyarlanan film, bir kahraman tarafından kurtarılan güzel prensesin fantastik hikayesini konu alıyor. Başrollerinde Billy Crystal, Mandy Patinkin, Wallace Shawn, Robin Wright ve Cary Elwes’in yer aldığı filmde, imkansız bir aşkın öyküsü, büyükbaba tarafından torununa anlatılıyor. Birçok festivalden ödüllerle dönen film, Willy De Ville’ın imzasını taşıyan “Storybook Love” adlı şarkıyla, en iyi film müziği dalında Oscar’a aday gösterildi.

Uyuyan Güzel (1959): Walt Disney’in masal uyarlaması olan film, zamanında en pahalı film ünvanını aldı. Filmde kötü güçler tarafından lanetlenmiş bir prenses olan Aurora’nın bu kötülükle olan mücadelesi anlatılıyor. Filmin müzikleri olarak ünlü besteci Pyotr İlyiç Çaykovski’nin eserleri kullanılıyor.

Kırmızı Pabuçlar (1948): İngiltere yapımı olan ve 1949 yılında en iyi sanat yönetimi ve en iyimüzik dallarında iki Oscar ödülü alan film, Hans Christian Andersen’in masalından uyarlama. Film, genç balerin Victoria’nın, kendisini bir yıldız yapan gösterinin besteci Julian Craster’e aşık olarak ölümcül bir hata yapmasını konu alıyor.

Manhattan’da Sihir (2005):  Filmde, peri masallarındaki ülkesinden Susan Sarandon’un canlandırdığı kötü ruhlu kraliçe tarafından kovulduktan sonra kendisini günümüz Manhattan sokaklarının katı gerçekliğinde bulan güzel prenses Giselle’in öyküsü anlatılıyor.

Kars Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek kültür ve sanat festivalinin son hazırlıkları tamamlandı.

Gottlieb Wallisch

Kars Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek kültür ve sanat festivalinin son hazırlıkları tamamlandı.

Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’un, ‘Türkülerin Kardeşliğe Çağrısı’ şeklinde nitelendirdiği festivalin bu yıl ikincisi düzenlenecek. Başkan Bozkuş, “Bu yıl daha düzeyli, daha eğitici, daha paylaşımcı, izleri daha kalıcı ve geleceğin daha bir şekilleneceği biçimde organizasyon hazırlandı. Bu etkinliğimiz, değerli konuklar ve Karslı hemşehrilerimiz ile ortak bayramımız olan Nevruz ertesinde bu kez türküler söyleyerek, halaylar çekerek, güzel, mutlu, aydınlık ve umutlu günlerimizi en iyi şekilde ve yürekten paylaşarak ele ele gönül gönüle birlikte olacağız.” dedi.

Müzikten resime, şiirden edebiyata, danstan futbola geniş bir yelpaze vaat eden festival, 22 Mart’ta başlıyor. Kars Belediyesi’nin düzenlediği, Hilal Doğanay’ın sanat yönetmenliğini yaptığı 2. Kars Kültür ve Sanat Festivali, ismini Cemal Süreyya’nın Kars’ı görmeden Paris’te yazdığı şiiri ‘Beyaz uykusuz uzakta’dan alıyor.

Pek çok yazar, şair, edebiyatçı ve ressam ağırlayacak festival paneller, konserler, atölye çalışmaları, kitap okumaları ve konferanslarla 25 Mart’a dek sürecek. Festivalde Kubat, Kardeş Türküler ve Dans Grubu, Seksendört, Cihat Aşkın, Mehru Ensari ile Minyatürler ve Mesut Özgen’le Aksak Duo sahneye çıkacak. Avustralyalı piyanist Gottlieb Wallisch de festivalin uluslararası yüzü olarak hazır bulunacak.

‘Gelenekten Çağdaşa Kültür ve Sanat’taki süreçleri yazar Fatih Türkmeoğlu moderatörlüğünde Balkan Naci İslimyeli, Mehmet Günyeli, Cihat Aşkın ve Mesut Özgen tartışırken, oyuncu Buket Dereoğlu kitap okumalarıyla Karslıların karşısında olacak. Mehmet Günyeli’nin katılacağı ve Bejan Matur’un, dia gösterimi ile fotoğraflar üzerine şiir okumaları gerçekleştireceği festivalde ortaöğretim ve lise öğrencileri kitaplarını okudukları yazarlarla ilk kez bir araya gelecek. Faruk Duman, Cemil Kavukçu, Sevim Ak ve Esra Yalazan, öğrencilerle hem deneyimlerini paylaşacak hem kitap okuma üzerine söyleşiler yapacak.

Festivalin bir başka önemli konusu ise futbol. ‘Futbol Her şeydir’ adıyla Özgür Özgülgün moderatörlüğünde İlhan Mansız, Ümit Sezgin, Yılmaz Vural ve İlknur Ertugay, bir araya gelerek futbolu Kars’a taşıyacak.

Başkan Bozkuş, “Böylesine renkli ve geniş katılımlı bir festivalde hemşehrilerim ve ben konuklarımız ile bir arada olmaktan mutlu olacağız. Hemen herkese, her yaşa ve kültüre hitap edecek ‘Beyaz Uykusuz Uzakta’ başlıklı festivalimizde buluşmayı dilerken, konuklarımız ve emeği geçen herkese şahsım ve Kars halkı adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Sizlerden gelen elektronik postalarda 31. İstanbul Film Festivali programı soruluyordu. Açıklanan Belli başlı programlar aşağıdaki gibi olup daha detaylı bilgiyi http://film.iksv.org/tr/program adresinden edinebilirsiniz. İyi seyirler.


 Festival sponsorluğunu bu yıl sekizinci kez AKBANK’ın üstlendiği 31. İstanbul Film Festivali, 31 Mart–15 Nisan tarihlerinde yapılacak. Gösterdiği filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemaseverlere 20’nin üzerinde bölümde 200’ün üzerinde filmden oluşan programının yanı sıra ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri, ustalık sınıfları ve konserlerle dolu dolu iki hafta vaat ediyor.

Her zaman olduğu gibi sinemaseverlere oldukça zengin bir içerik sunacak festival programında bu yıl 2011 ve 2012’nin yeni yapımlarından sinemanın unutulmaz klasiklerine ve usta yönetmenlerinin başyapıtlarına seçmeler, Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin’de dünya prömiyerlerini yapan filmlerden, Uluslararası Altın Lale, Ulusal Altın Lale ve FACE İnsan Hakları yarışmalarına, belgesellerden çocuk filmlerine uzanan geniş bir yelpazede filmler izleyicilerle buluşacak. Festivalde, İKSV’nin 40. yılı için hazırlanan “Sinema ve Müzik” başlıklı bölümün yanı sıra “Devrimin Filmini Çekmek”, “Yunanistan’da Neler Oluyor?”, “Bir Çin Sinema Geleneği: WuXia”, “Aile İçinde” gibi yeni bölümler ve Mark Cousins’in The Story of Film: An Odyssey  / Filmin Hikayesi: Uzun ve Maceralı Bir Yolculuk adlı 15 saatlik filminin özel gösterimi dikkat çekiyor.

FESTİVAL BİLETLERİ NE ZAMAN, NEREDE?
İstanbul Film Festivali biletleri 17 Mart Cumartesi günü saat 10.00’da satışa çıkıyor. Sinemaseverler biletlerini Atlas, Beyoğlu, Nişantaşı Citylife (City’s) ve Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden, Biletix satış noktalarından, Biletix çağrı merkezinden (0216 556 98 00) ve biletix.com’dan satın alabilecek.

Festivalde bilet fiyatları, tam 15 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 9 TL olacak. Festivalde hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam edecek; hafta içi gündüz seansları yalnızca 5 TL.

Lale Kart sahipleri her zaman olduğu gibi yine biletlerini öncelikli ve indirimli almaya devam ediyor. Üniversite ve lise öğrencileri için hazırlanan PasoFilm! kartı bu yıl da festival boyunca özel avantajlar sağlamaya devam edecek. Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess kart sahipleri ise (hafta içi gündüz seansları hariç) Festival boyunca satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacak.

FESTİVALDE SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ
İstanbul Film Festivali’nin 30 Mart Cuma akşamı Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda yapılacak Açılış Töreni’nde sinemanın beş önemli ismine İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü takdim edilecek.

Sinema Onur Ödülleri bu yıl Türkiye’den, sinemaya imza atan dört büyük isme veriliyor: Yönetmen Ali Özgentürk, Türk Sineması’nın unutulmaz oyuncuları Ayşen Gruda ve Halit Akçatepe ile Türkiye’nin ilk kadın sinema eleştirmeni Sevin Okyay. 2008’de çektiği Liverpool güzellemesi Zaman ve Şehre Dair’in ardından yeni filmi merakla beklenen usta yönetmen Terence Davies de festivalin açılış töreninde Sinema Onur Ödülü’nü almak üzere İstanbul’da olacak bir diğer önemli sinemacı. İngiliz yönetmenin, başrolünde Rachel Weisz’in yer aldığı son filmi The Deep Blue Sea / Aşkın Karanlık Yüzü 31. İstanbul Film Festivali Açılış Filmi olarak gösterilecek. The Deep Blue Sea festivalde ayrıca “Yıllara Meydan Okuyanlar” bölümü kapsamında izleyicilerle buluşacak. Terence Davies, ayrıca festival kapsamında bir de sinema dersi verecek. “Belirsizliğin Keyfi ve Tehlikeleri” başlıklı sinema dersi, 31 Mart Cumartesi günü 16.00’da Salon’da gerçekleştirilicek.

Ali Özgentürk’ün 1981 yılında çektiği bol ödüllü At, Ayşen Gruda’yla Halit Akçatepe’nin birlikte rol aldığı, Ertem Eğilmez’in kültleşmiş Süt Kardeşler ve Ayşen Gruda’nın ‘Kam Ana’ karakterini canlandırdığı Ezel Akay’ın Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filmleri de festival kapsamında gösterilecek.

ULUSAL YARIŞMADA 12 FİLM
Festivalde bu yıl, 2011–2012 sezonunda yapımı tamamlanan 12 film, Ulusal Altın Lale ödülü için yarışacak. 31. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını, yönetmen, senaristi, şair ve yazar Murathan Mungan üstlenecek. Ulusal Yarışma Jürisi festivalde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Müzik ve Jüri Özel Ödülü olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek.

Ulusal Yarışma Jürisi’nin seçeceği En İyi Film 150.000 TL, En İyi Yönetmen 50.000 TL, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu 10.000’er TL ile ödüllendirilecek. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen Jüri Özel Ödülü bu yıl Efes tarafından verilmeye başlanıyor. Altın Lale Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yönetmenine bir sonraki filminin yapımında kullanılmak üzere Efes tarafından 30.000 Amerikan Doları ödül verilecek.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül için bu yıl 12 film jüri karşısına çıkacak. 3 tanesinin Türkiye,
4 tanesinin dünya prömiyerini yapacağı yarışma filmleri şöyle:

Tepenin Ardı / Emin Alper (Türkiye Prömiyeri)
Ben Uçtum, Sen Kaldın / Mizgin Müjde Arslan (Dünya Prömiyeri)
İz-Rêç / M. Tayfur Aydın
Lal Gece / Reis Çelik (Türkiye Prömiyeri)
Can / Raşit Çelikezer
Yeraltı / Zeki Demirkubuz
Babamın Sesi / Orhan Eskiköy & Zeynel Doğan (Türkiye Prömiyeri)
Ana Dilim Nerede? / Veli Kahraman (Dünya Prömiyeri)
Yurt / Muzaffer Özdemir
Ferahfeza / Elif Refiğ (Dünya Prömiyeri)
Şimdiki Zaman / Belmin Söylemez (Dünya Prömiyeri)
Nar / Ümit Ünal

 

Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilen İzmir Kukla Günleri Festivali, bu yıl en iyi olmak için perdelerini açtı

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

Uluslararası arenada ses getiren kukla sanatçılarını, İzmirli kukla severlerle bir araya getiren ve bu yıl altıncısı düzenlenen İzmir Kukla Günleri, 3 gündür izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Sözü fazla uzatmadan festivalin yaratıcısı Selçuk Dinçer ile festivalin tüm detaylarını konuştuğumuz söyleşimize geçmek istiyorum.
* İzmirli sanatseverlerin sabırsızlıkla beklediği İzmir Kukla Günleri Festivali nihayet başladı. Eminim geçen seneye göre çok daha büyük bir ilgi söz konusu..
– Kesinlikle… Hatta geçen seneyle kıyaslarsak iki katına çıkan bir ilgiden söz etmek mümkün. Tartışmasız her gün artan bir ilgiyle karşı karşıya festivalimiz. Örneğin bu seneki birçok oyunumuzun biletleri çok erken bitti, bir kısmının da biletleri önemli oranda tükenmek üzere…
Öyle görünüyor ki festivali kaçırmak istemeyenlerin sayısında bir hayli artış var. Biletler erkenden sanatseverlerle buluştu…
Tabi bunun ötesinde sadece biletlerle değerlendirmemek lazım bu ilgiyi. Soranların, ilgilenenlerin, festival içinde bir şeyleri merak edenlerin, kısacası festivalle ilgili her detayı öğrenmek isteyenlerin sayılarında da ciddi bir artış söz konusu. Bu tabii ki çok sevindirici.
Çünkü bu durum İzmir’in tam anlamıyla festivalimize sahip çıktığı anlamına geliyor. Zaten bir festival ancak kent ona sahip çıkarsa, yaşar, büyür ve gelişir. İzmir, bu festivali benimsedi ve sonuna kadar sahip çıkacağının sinyallerini veriyor.

İLGİ KATLANARAK ARTIYOR
* Festivalin uluslararası tanınırlığı da artmış olmalı…

– Hem de çok… Uluslararası arenadaki festivalin tanınırlığı, bilinirliği, her yıl çok süratle artıyor. Hatta katlanarak artıyor demek daha doğru… Uluslararası alandan da çok ciddi geri dönüşler alıyoruz. Bu da İzmir’in adını markalaştırmak adına büyük bir artı.
* Geçen yıl bu zamanlar yaptığımız söyleşimizde festival için ‘henüz bebek’ yakıştırması yapmıştınız… Görünen o ki bebeğiniz hızla büyümüş, hatta ilkokula başlamış…
– Gerçekten de öyle oldu… O kadar hızla öğreniyor ve büyüyor ki, bu yıl ilkokula başladı diyebiliriz… (gülüyor) Çünkü özenle büyütüyoruz ve eğitiyoruz… Bakın festivallerde eğitim kısmı çok önemlidir. 6 yıllık genç bir festival olmamıza rağmen hızlı ama emin adımlarla ilerliyoruz. Her festivalde farklı şeyler öğreniyoruz, öğrenmeye de devam edeceğiz.
* İzmir Kukla Günleri, geçen yıl Avrupa’nın en büyük ikinci kukla festivali seçilmişti. Bu sene birinciliği alır mıyız?
– Evet, geçen sene Avrupa’daki en büyük ikinci kukla festivali seçildik. Belki bu yıl Avrupa’nın en büyük kukla festivali olacağız. Çünkü dünyanın en büyük kukla festivali Fransa’nın Sarnafil kasabasında düzenleniyor ve iki yılda bir yapılıyor. Geçtiğimiz yıl 50. yaşını kutladı. Bu sene festival kapsamında yer almıyor. Bundan dolayı da bu sene büyük ihtimal İzmir Kukla Günleri Festivali, Avrupa’nın belki de dünyanın en büyük kukla festivali olacak. Bu da ayrı bir heyecan bizim için…

ÖNEMLİ FARKLILIK
* Geçen seneye göre ne gibi farklılıklar var?

– Festivalimizin en büyük farkı workshop’lar bu sene… Sadece profesyonel sahne sanatçılarına yönelik workshop’lar bunlar. Geçen sene 1 olan atölye çalışmalarını 3’e çıkardık. Çünkü büyük oranda kalıcı yarar sağladığımızı gördük. Şöyle ki; İzmir’i kültür başkenti, marka kent yapmak adına, kentin içindeki sanatsal üretimlerin fazlalaşmasına ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bu anlamda kentin içindeki kültürel, sanatsal üretim de ancak o üretimi yapacak insanları beslemekle mümkün. İşte bu anlamda çok ciddi ve kalıcı yararlar söz konusu. Festivale oyun oynamaya gelen aynı zamanda eğitimci niteliği taşıyan sanatçılardan da yararlanabiliriz diye düşündük ve dünyanın en önemli kukla sanatçılarına bu teklifte bulunduk. Örneğin sanatçılarından biri Neville Tranter…
Tranter’in Türkiye’ye ilk gelişi. 5-7 Mart’ta kukla oynatma teknikleri üzerine bir atölye çalışması olacak. Bir diğer sanatçımız Amerika’dan Larry Hunt& Adelka Polak… O da 6-8-9 Mart tarihlerinde mask atölyesi üzerine bir workshop düzenleyecek. Son workshop sanatçımız ise
Japon Noni Sawa… Sawa’nın 13-15 Mart’ta gölge oyunu konusunda bir workshop çalışması söz konusu. Hepsi master class niteliğinde atölye çalışmaları olacak. Festivalin büyük oranda artan ve en önemli farklılığı bu.
* İki önemli konferans ve sergi de var festival kapsamında… 
– Evet… Özellikle çok önemli iki konferansımız var. Biri 10 Mart’ta ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferans, bir diğeri ise 14 Mart’ta ise ‘Çağdaş Kuklacılıkta Yeni Bir İtici Güç’… Özellikle ‘Eğitimde Kuklanın Yeri’ adlı konferansa yoğun katılım olacağını düşünüyorum. Çünkü eğitim alanına hitap ediyor. Amerika’dan Jennifer Hunt, kendi alanında uzman bir isim.. Önemli bir konferans olacak… Bu konferansı eğitimcilerin kaçırmaması gerekiyor. Sergilere gelince… Festival boyunca sürecek sergilerimizden biri Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde sergilenen Kukla Afişleri, diğeri ise Fransız Kültür Merkezi’nde meraklılarıyla buluşan Fotoğrafçı Gözüyle Kukla…
* Festivalin süresi 11 günden 25 güne çıkarıldı… Eminim kukla severler bu duruma çok sevinmiştir
– Gelen tepkiler o yönde gerçekten de… Geçen sene oyun sayımız 120’ydi, bu sene 132 oldu. Gösteri mekanı 25’ti, bu sene 35 oldu. Ama aşağı yukarı festivalin hacmi aynı. Festivali yayma gereği duyduk çünkü, böylece seyirciler daha fazla etkinliği izleyebilecekler. Bu da kukla severlerin bu sene dolu dolu bir festival geçirmesi anlamına geliyor. Sindire sindire, yetişme telaşı olmadan geçecek 25 gün… Biletler de geçen seneyle aynı… 15-20 TL… Bilet satışları AKM’deki gişelerden ve Biletix’ten sağlanıyor.

SAKIN KAÇIRMAYIN!
* Peki okurlarımıza özellikle de yetişkinlere ‘mutlaka kaçırmayın’ diye önerebileceğiniz oyunlar var mı?

– Olmaz mı… Toplamda 36 oyun, 132 gösteri sahnelenecek bu sene. Biri hariç hepsi ilk kez sahnelenecek oyunlar. Hepsi kaçırılmaması gereken oyunlar bana göre. Ama ‘mutlaka kaçırmayın’ diyebileceğimi birkaç oyun var elbette.
Örneğin Hollanda’dan Neville Tranter’ın ‘Punch&Judy Afganistan’da’ isimli politik güldürü (5-7 Mart), Fransa’dan La Compagnie Azhar’ın ‘Büyülü Toz’ (8-9 Mart), Japon sanatçı Nori Sawa’nın ‘Vişne Bahçesinin Gölgeleri’ (14-17 Mart), İspanya’dan El Retrete de Dorian Gray’in ‘Hava Boşluğu’ (15-16 Mart), yine İspanya’dan Angelico Musgo’dan ‘Ros’un Minyatür Yolcuyuğu’ (12-13-14-15-17 Mart), İtalya’dan Laura Kibel’in ‘Ayakların İzinde'(8-9-10-11-12 Mart)oyunu mutlaka izlenmeli. Arjantin’den Valeria Guglietti’nin ‘Ellerime Dokunma'(20-21-23-24 Mart) ve Bulgaristan’dan Varna Devlet Kukla Tiyatrosu’nun 16 kişilik dev ekibinin sahneleyeceği ‘Kukla Tiyatrosu Hakkında Bazı Sırlar’ (bugün-5 Mart) da kaçmaması gereken oyunlardan…

MİNİKLERE ÖZEL
* Ya çocuklar için…

– Değişik yaş gruplarına hitap eden oyunlar var bu yıl. Örneğin 2-5 yaş grubu çocuklar için Almanya’dan Angelika Müler’in sahneye taşıdığı ‘Aç Tırtıl'(5-6-7-8 Mart); 5-12 yaş çocuklar için ise Avusturya’dan Karin Schafer’in ‘Ejder Gemiler Geldiğinde’ (23-24 Mart); 13 yaş ve üzeri için ise Danimarka’dan Astrid Kjaer Jensen’in ‘Lilith Lilith’ (16-17 Mart)ve İspanya’dan Descamada Senorita’nın ‘Poşet Hanım’ (8-9-10-12 Mart) oyunu miniklerin severek izleyeceği oyunlardan sadece birkaçı.

Gönüllü desteğine ihtiyacımız var!
* Hep görünen kısımlardan bahsettik. Biraz da işin mutfağına girelim… Uluslararası başarı gösteren bu festival, kaç kişilik bir ekibin eseri…

– Küçücük bir ekibiz aslında biz. Sabit ve gönüllüler dahil toplam 12 kişiyiz. Festivalin ilerleyen zamanlarında bu sayının artmasını bekliyoruz. Aslında bu sayının normal şartlarda 20 ve üzeri olması gerekiyor. Sizin aracılığınızla İzmirlilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakın tüm dünya festivallerinde bu ölçekte belki de daha küçük festivallerde bile, düzenlendiği kente bağlı olarak çok sayıda gönüllü desteği söz konusu. Bu gönüllüler bir anlamda festivalin yükünü ortadan kaldırırlar. Aslında her biri birer gönüllü değil birer kültür elçisi, turizm elçisi konumunda… Maalesef İzmir’de gönüllü bulmakta çok zorlanıyoruz. Halbuki değişik yaş gruplarından gönüllülere çok ihtiyacımız var.
Sonuçta kentin sahip olduğu bir değerdir festivaller. Kentle bütünleşmek noktasında da bu kentin içinde yaşayan insanların desteklerine çok ihtiyaç oluyor. Eğer bu çağrımızdan sonra gönüllü olmak isteyenler olursa lütfen festival ofisimizden bizlerle bağlantıya geçsinler… Unutmasınlar ki bu hepimizin festivali…

Türkiye’de bir ilk
* Ülkemizde hala bir kukla eğitimi veren okul yok öyle değil mi?

– Bu anlamda güzel bir gelişme var aslında… Ama öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bakın Türkiye’de modern kukla sanatının gelişmediğini hepimiz biliyoruz. Ama şöyle bir saptama yapmakta yarar var. Türkiye’de modern kukla sanatı eğitimsizlik yüzünden gelişmiyor. Ama çok yakında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü içersinde bir Kukla Bölümü’nün hayata geçirilmesi söz konusu. Hatta çok yakında eğitim hayatına başlayacak. Aslında Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nün kuruluş tüzüğünde bir kukla bölümü var. Bölüm açılmayacak, sadece bölüm hayata geçirilecek. Bu da işleyişi hızlandırıyor tabi. Ders programları çıkarılıyor şuan okulda. Kuklacı yetiştiren ilk, kukla okul olacak. Bu çok güzel bir gelişme… Eğer bu olursa İzmir’den Türkiye’ye kukla sanatını yayacağız…

Kaynak : http://www.yeniasir.com.tr

Bu yıl “Maceraya Hazır Ol” temasıyla yola çıkan 7. Dağ Filmleri Festivali, 7-11 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek.

 Dağ Kültürü Derneği ile Mineral Event tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin, dağ, keşif ve macera konulu ilk ve tek film festivaline, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ve Pusula Sanat Galerisi ev sahipliği yapacak.
Dünya festivallerinde gösterilen 500’den fazla film arasından belirlenen 2012 seçkisi, 20’si yerli 35’i yabancı olmak üzere toplam 55 filmden oluşacak.
Festival bu film adedi ile kendi film gösterim rekorunu da kıracak. Filmler, “Ülkemizden”, “Dünyadan”, “Keşif Ruhu”, “Doğa-Çevre-İnsan”, “Su Dünyası”, “Bisiklet”, “Kayak” ve “Doğa Filmleri Yarışması Finalistleri” olmak üzere 8 tema başlığı altında toplanacak.
Seçkide; rafting, dalış, dağcılık, kaya tırmanışı, base jump, kayak, dağ bisikleti gibi doğa sporlarının yanı sıra çevre ve doğa belgeselleri ile gezi, keşif ve insan hikayeleri de yer alacak.
Bu yılın en çarpıcı teması “Dünyadan” ile The North Face sponsorluğunda 8 film beyaz perdeye yansıyacak. Bu tema altında gösterime girdiği 49 festivalden topladığı 13 ödül ve çarpıcı kurgusu ile dikkatleri çeken “Soğuk” adlı film de bulunuyor.
Festivalde Samsun’dan Japonya’ya unutulmaz ve serüven dolu bir yolculuk yapan Gürkan Genç’in olağan dışı yolculuğunu anlattığı “Demir Atlı Adam” adlı film de gösterilecek.
Yerli ve yabancı toplam 8 öyküyü içeren “Doğa, Çevre ve İnsan” bölümünde, dünya festivallerinde 19 ödül toplayan “Kırık Ay” da izleyiciyle buluşacak.
Tüm film gösterimlerinin ücretsiz gerçekleştirileceği festival kapsamında, kitap sergileri, söyleşiler ve ödüllü yarışmalar da düzenlenecek.

 

Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinin damgasını vurduğu bir yılın ardından 11. si yapılacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali de seyircisini ‘Hareket’e davet ediyor! Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

The Descendants, Take Shelter ve Bellflower gibi yılın en çok konuşulan bol ödüllü filmleri Hit Filmler bölümünde Digitürk işbirliğinde yerini aldı. 2012 senesine özel yeni bölümleri arasında NTV işbirliğinde People Power/Arka Bahçe, CNBC-e ortaklığında e-şıkkı ve Turkcell Profesyoneller Kulübü’nun sunduğu Yol bölümü var. !f İstanbul klasiklerinden olan Fantastik Filmler ise gnctrkcll ortaklığında.

!f İstanbul’un bu seneki sürprizlerinden biri ise müzik filmleri, partileri ve etkinliklerini Adidas Originals ana sponsorluğunda !f Music başlığı altında toplaması ve ünlü İngiliz besteci Micheal Nyman gibi konukların da katılımıyla genişletmesi.

Festival 16-26 Şubat tarihleri arasında AFM Fitaş Beyoğlu, Maçka G-Mall, AFM İstinye Park ve AFM Caddebostan Budak, 1-4 Mart tarihlerinde Ankara CEPA’da, 2-4 Mart tarihlerinde İzmir Balçova KİPA’da gerçekleşecek.

Festivalin biletleri 3 Şubat’ta Mybilet’ten indirimli ön satışa çıkıyor.

13 Ocak’tan itibaren satışa çıkacak sınırlı sayıdaki G!ft Card ile hafta içi gündüz seanslarına 10 bilet ve 1 gece yarısı seansı bileti 40 TL olacak.

 

İşte 2012 festivalinden bazı ana başlıklar:

Sundance Yine !f İstanbul’u Global Merkezlerinden Biri Seçti

Robert Redford’un bağımsız filmlere ve yönetmenlere bir yuva olarak yarattığı Sundance Enstitüsü !f İstanbul ile olan ortaklığının 2. senesinde yine Sundance Lab’in senaryo yazım eğitimlerini, taze Sundance filmlerinden bazıları ile birlikte !f İstanbul’a getiriyor.

Ünlü Mısırlı Aktivist ve Oyuncu Khaled Abdol Naga Keşif Jürisinde

Festivalin uluslararası yarışması Keş!f yine genç yönetmenlerin ilham veren filmlerinden oluşan bir seçki ve bu senenin jüri üyeleri Yeşim Ustaoğlu, Andrea Picard, Mark Adams, Jonathan Cauoette, Khaled Abdol Naga ile cesaret ve yenilik dolu filmlerle İstanbul’da olacak. Bağımsız sinemanın yeni yeteneklerini, sinemanın ustalarıyla bir araya getiren !f İstanbul festivalin son hafta sonunda dünyanın farklı yerlerinden genç sinemacıları ve sinema duayeni ustaları buluşturuyor.

Jacques Nolot İstanbul’da! Fransız L’ACID 20. Yılını !f İstanbul ile Kutluyor

Bağımsız sinemanın Paris merkezli kuruluşu L’ACID 20. yılını kutlarken gözden kaçmış modern klasiklerden ve yeni yapımlardan oluşan bir seçkiyi !f İstanbul ortaklığında festival kapsamında bağımsız sinema severlere ulaştıracak.

Seçkide yer alan filmler bol ödüllü Blissfully Yours (Apichatpong Weerasethakul), aykırı İsrailli yönetmen Avi Mograbi’den Avenge But One of My Two Eyes, Locarno’da Gümüş Leopar ödüllü Curling (Denis Côté) ve Cannes En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ödüllü L’humanite (Bruno Dumont).

Program kapsamında ayrıca ünlü oyuncu Jacques Nolot, Avant Que J’oublie adlı meşhur filmini sunmak üzere İstanbul’da olacak.

İlk kez verilecek Yeni bir Dünya için Sinema ödülünü almak üzere Rupert Everett !f istanbul’da!

Ünlü İngiliz oyuncu hem Zenne filminin özel bir gösterimini sunacak, hem de festivalin Yeni bir Dünya İçin Sinema ödülünün ilk sahibi olacak.

Gey olduğunu açıklayıp Hollywood’da başarılı bir oyunculuk kariyerine imza atan ilk oyuncu olarak bilinen Everett bu anlamda eşcinsellerin görünürlüğü için verilen mücadelede özel bir yere sahip.

!f’in verdiği ödül, Everett’ın ‘herkesin korkusuzca kendisi olabileceği bir dünyaya sinema yoluyla yaptığı katkılar’ için 26 Şubat’ta özel bir tören ile verilecek.

AHMET YILDIZ’IN DAVASINI YAKINDAN TAKIP ETTI

Everett, Lord Byron hakkında televizyon için çekilen bir belgesel nedeniyle Türkiye’de bulunduğu sıralarda Ahmet Yıldız’ın babası tarafından gey olduğu için öldürüldüğünü öğrendi. Zenne filmine konu olan bu cinayet hakkında ‘Türkiye’de eşcinsel olarak yaşamanın kolay olduğunu sanmıyorum’ demişti o sırada. Olaydan 5 yıl sonra, Everett bu kez Zenne filminin özel bir gösterimini sunmak üzere İstanbul’a geliyor.

Ünlü oyuncu Rupert Everett ilk kez 1981 yılında Another Country filmindeki öğrenci rolüyle tanındı. Dokuz sene sonra, Paris’te bir röportajda gey olduğunu açıkladı ve o günden beri eşcinsel hakları ve bu konudaki önyargıları yıkmak için mücadele ediyor.

Everett’ın bir oyuncu olarak ünlenmesi 90larda The Madness of King George, Robert Altman’ın Ready to Wear gibi filmlerin ardından Julia Roberts ile birlikte oynadığı My Best Friend’s Wedding ile oldu. Ardından John Schlesinger’ın The Next Best Thing ve Oskar ödüllü Shakespeare in Love gibi filmlerde oynadı.

Everett’ın Türkiye ziyareti British Council tarafından destekleniyor.

Dünyanın Büyük Festivallerinden Topladıkları Ödüllerle !f’e Gelen Hit Filmler

Her sene olduğu gibi bu sene de Toronto, Venedik, Cannes, Sundance, Independent Spirit, Golden Globe ödüllü ve festival gezgini filmler Digitürk işbirliği ile !f İstanbul programında yerini aldı.

Alexander Payne’in senenin en çok konuşulan ödül rekortmeni filmi The Descendants / Senden Bana Kalan, Jeff Nichols yönetmenliğindeki Cannes dahil 10 ödüllü Take Shelter / Sığınak, Evan Glodell’in mucize yönetmen olarak tanınmasını sağlayan Bellflower / Arıza Aşk, Jonathan Levine ve Seth Rogen’ı gerçek bir kanser hikayesinin komediyle karışık dram uyarlamasında bir araya getiren 50/50 / Şansa Bak Hit Filmler’den sadece bazıları. Michelle Williams’ın iki aşk arasında kaldığı Take This Waltz / Bu Dans Senin , tarihimizin en radikal çevreci grubunun hikayesini anlatan If A Tree Falls: A Story Of The Earth Liberation Front / Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesi’nin Hikayesi , 60’ların ve Ken Kesey ile Marry Pranksters’ın ruhunu orjinal görüntülerle belgeselleyen Magic Trip / Sihirli Yolculuk , Todd Solondz’un Venedik, Locarno ve Toronto’dan ödülle gelen yeni filmi Dark Horse / Kara At, Sundance, SXSW ve Locarno gezgini Azazel Jacobs filmi Terri / Terri de Hit Filmler arasında.

11. Senenin Yeni Bölümleri – Dünyaya Kapalı Kalamazdık

Bu sene Mısır’dan Amerika’ya uzanan hareketlenmeler ve yeni bir dünya düzeni isteyen insanların eylemleriyle geçti. Bu hareketlerden esinlenen NTV işbirliğindeki People Power / Arka Bahçe bölümünün ön plandaki filmleri arasında Tahrir 2011: The Good, The Bad And The Politician ve Pockets of Resistance var. Bölümün yönetmenleri de konuklarımız arasında olacak.

Diğer yeni bölümümüz e-xperiments / e-şıkkı, sınırların muğlaklaştığı, tabuların ortadan kalktığı denemeye korkmayan karakterlerin hikayelerini perdeye taşıyor. CNBC-e işbirliğindeki bölümün ön plana çıkan filmleri arasında 17 Girls / 17 Kız, People I Could Have Been And Maybe Am / Olabileceğim Belki De Olduğum İnsanlar, Empire North / Empire North var.

Bir başka yeni bölüm olan Turkcell Profesyoneller Kulübü işbirliğindeki The Trip / Yol bölümündeki filmler sadece uzaklara yapılan yolculukların değil, aynı zamanda insanın kendi içinde ve kafasında yaptığı yolculukların da filmleri. Çok ses getiren Tarnation filminin yönetmeni Jonathan Cauoette’in son filmi Walk Away Renee ve Radiohead’in Meeting People is Easy ve Joy Division filmlerinin ünlü yönetmeni Grant Gee’nin son filmi Patience After Sebald / Sabır (Sebald’in İzinde), bu bölümde.

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da Ücretsiz Sinema ve Konuşmalar

Sinefilleri sinema salonlarından çıkartıp buluşturan !f İstanbul’un 2012’deki etkinlik merkezi SALT. Festival süresince ücretsiz film gösterimleri ve konuşmalar burada gerçekleşecek.

Radiohead ve Joy Division Filmlerinin Yönetmeni Grant Gee Anlatıyor
Radiohead ve Joy Division gibi gruplar hakkındaki ödüllü belgesellerinden tanıdığımız yönetmen Grant Gee tarafından çekilen Sabır (Sebald’in İzinde) filminde Sebald’ın bir yayıncısı, yazarın İngiltere kıyısında yaptığı bir yürüşün etrafında anı, kurgu, sanat, tarih, bellek arasında dolanan belki de en tanınmış kitabı Satürn’ün Halkaları’nı nasıl sınıflandıracağını bilemediğini anlatıyor. Kitap roman mıdır, düzyazı mı, seyahatname mi, yoksa tarih mi? Emre Ayvaz’ın Gee ile uyarlama üzerine yapacağı sohbeti kaçırmayın!

Ünlü Besteci Michael Nyman İle Buluşmak
Piyano, The End of the Affair, Gattaca ve Peter Greenaway filmlerine yaptığı bestelerle sayısız ödül kazanan besteci Michael Nyman ilk filmi Kameralı Nyman’ı festivalde sunduktan sonra, !f Music kapsamında sesle görüntü arasındaki ilişkiyi keşfettiği bir konuşma yapıp, kısa filmlerinden parçalar gösterecek. British Council desteği ile konuk olan müzisyen ve yönetmen Nyman, birçok festivalde ödül almış filmlerin bestecisi olarak edindiği deneyimleri aktaracak.

!f İstanbul Yeni Bir Mini-Festivalle Geliyor – !f Music

2012 senesinde 16-26 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek 11. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali yeni bir sürprizle geliyor. adidas Originals ana sponsorluğundaki mini-festival !f Music, müziğin tüm yansımalarını bir araya getiriyor. !f Music ile müzik filmleri, müziğin mutfağından etkinlikler ve partiler bir arada !f İstanbul’da.

!f Music filmleri, Chemical Brothers’dan Devendra Banhart’a, Courtney Love Curt Cobain ilişkisinden erkek egemen müzik dünyasında kadın olmayı anlatan Patty Schemel’e, Le Tigre’ye ve Japonya’nın mistik seslerine uzanıyor. !f Music Partileri’nde, Kate Simko Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile !f Music Açılış Partisi’nde Ghetto’da! 3 mekana birden yayılacak olan Gökkuşağı Partisi’nde ana sahnede Nomi Ruiz (Jessica 6) DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak.

!f Music’in ilk sürprizi Chemical Brothers’ın filmi Don’t Think’in dünyanın sayılı şehirlerinde eş zamanlı yapılacak olan gösterimine İstanbul’u da eklemek oldu. 26 Ocak gecesi seçilmiş 26 şehirde yapılacak eşzamanlı gösterimin bir ayağı da İstanbul’da gerçekleşecek. Tüm dünyada sayılı insanın parçası olabileceği bu canlı sinema olayı adidas Originals ana sponsorluğundaki !f Music kapsamında!

!f Music Partileri

!f İstanbul’un adidas Originals ana sponsorluğundaki ve Tuborg ortaklığındaki yeni festivali !f Music sadece Sesli Yaşam filmleri ve müzik etkinlikleri ile değil partileriyle de çok konuşulacak.

!f Music Açılış Partisi / !f Istanbul Opening Party

18 Şubat Cumartesi

Feat. Kate Simko (US) Live + DJ Set
Warm up- Close up : Dearhead
Visuals by Jeffrey Weeter

Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor. Kendine özgü canlı bir sinematik deneyime dönüşecek performans daha önce Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerde gerçekleşti, şimdi ise !f İstanbul ile ilk defa GHETTO’da ! Gecenin açılışını ve kapanışını Dearhead yapacak.
!f Music Gökkuşağı Partisi / !f Rainbow Party
24 Şubat Cuma

Feat. Jessica 6, Barış K, Dearhead, Mr.Sür, Elif & Duygu

!f İstanbul’un gelenekselleşen, rengârenk partisi yine sevenlerinin gözünü arkada bırakmıyor! Babylon’un ev sahipliğinde gerçekleşecek ve 3 mekana birden yayılacak olan partide ana sahnede DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak olan Nomi Ruiz (Jessica 6), ve hemen sonrasında seti devralacak Barış K, Dearhead, Mr. Sür, Elif & Duygu tüm gece ana sahnedeki herkesi dans ettiriyor olacak.

!f İzmir programı 3 Şubat 2012 tarihinde açıklanacaktır.

 

http://www.izmirdesanat.org

10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!

 Film mor sitesinde belirtilen açıklama şu şekilde;

 Festival 9–19 Mart’ta İstanbul’da olacak, ardından Van Kadın Derneği(VAKAD) ortaklığıyla prefabrikler, çadır kentlerde de olsa Van’da,Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari’de,Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği(ELDER) ortaklığıyla Çanakkale’de sürecek.

• Festival, yirmiyi aşkın ülkeden yetmişin üzerinde filmle, dünyanın farklı ülkelerinden konuklar, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans ve atölyelerle ve elbette 10 yıldır festivale gelen ve destek olan sizlerle birlikte 10. yılını kutluyor.

• Feminist Sinemanın 100 Filmmor’un 10. Yılı (Elem Tere Fiş Kem Gözlere Şiş) Seçkisi 10. Filmmor Kadın Filmleri Festivalinde!

Kadınlar 100 yılı aşkın süredir sinema yapıyor. Filmmor Kadın Filmleri Festivali de feminist sinemanın yüz yılına ve kendi on yılına gönençle geleceğe umutla bakıyor.
Sinema tarihinin ilk kurmaca filmini çeken Alice Guy-Blache filmlerinden başlayarak Marleen Gorris’e uzanan bir seçkiyle feminist sinemayı var eden, feminist sinemanın yüzakı yönetmenlerinin filmlerini  Feminist Sinemanın 100 Yılı Filmmor’un 10 Yılı özel seçkisinde buluşturuyor.

 

• Festival, 10. yılının gönenç ve umudunu dünyanın dört bir yanından kadın sinemacılarla paylaşıyor.

Festival 10. yıl coşkusunu feminist sinemayı var eden ve kadınların sinemasının önünü açan kadın yönetmenlerle paylaşacak. Dünyanın yarısında ama sinemanın yüzde beşinde yer alan kadınlar festivalin konuğu olacak. Türkiye’de ve dünyada feminist sinemanın oluşmasına katkılarından dolayı 10 kadın yönetmen/sinemacı/feminist Filmmor’un konuğu olup açılış töreninde plaketlerini alacaklar.
• Festivalde her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinden kadınların kısa / uzun, belgesel / kurmaca / animasyon / deneysel filmleri Kadınların Sineması bölümünde yer alıyor.
• Tutkuyu Filme Almak (Filming Desire) filmi ile festivalde daha önce yer alan Marie Mandy bu yıl toplu gösterimiyle festivale konuk oluyor.

• Tunus’un Yaseminleri bölümünde Tunus’tan kadın yönetmenlerin filmleri ve Cinsiyetler bölümünde cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmler yer alıyor.

Festival; açılış/kapanış törenleri, 4. Altın Bamya Ödülleri, yönetmenlerle söyleşiler, atölye, panel ve diğer etkinliklerle birlikte dört ilde sizlerle birlikte olacak.

Festivalde birlikte olmak 10. yılımızı hep birlikte kutlamak dileğiyle…

Film mor’a ait sosyal medya iletişim adresleri :

Sosyal medya adreslerimiz:

Site : http://www.filmmor.org
https://twitter.com/#!/Filmmor_
http://www.facebook.com/pages/Filmmor/230219163714199
http://www.facebook.com/groups/6635938969

 

Sizler için İzmir’de kültür ve snat haberlerini derlemeye çalıştık. Elbette hepsi değil. Eksiklerimiz varsa affola.

iyi sanatlar!

Anadolu Ateşi Troya’yla 20 Ocak’ta İzmir’de

Efsanevi Dans Topluluğu Anadolu Ateşi’nden yüzyılın dans projesi…

Bir Anadolu Efsanesi Anayurdunda Canlanıyor…

Anadolu Ateşi Dans Topluluğu Troya efsanesine hayat veriyor. Sanat tarihinin bu ölümsüz eserine Anayurdu’ndan üç bin yıl sonra merhaba diyoruz. Hitit Kralı Tuthalia’dan, Akhileus’a, Büyük İskender’den Roma İmparatoru Sezar’a, Pers Kralı Kserkses’den Bizans Kralı Konstantinus’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e kadar çağlar aşan dünya liderlerinin düşlerini süsleyen ışıklı şehir…

Troya yıkıntılarından yükselen çığlık ve 3000 yıllık mistik bir düşün yeniden hayat buluşu…

Anayurdundan bütün insanlığa. Troya’da zaman, Troya’da mekan, Troya’da aşk ve sınırsallık…

Yitik bir mitin gölgesinde sürdürülen hummalı bir çalışma, görmezden gelinen tarihe karşı bir tarih ve müzikal bir başkaldırı.

Mustafa Erdoğan
Genel Sanat Yönetmeni

  • 20 Ocak 2012 21:00
  • Halkapınar Spor Salonu Atatürk Spor Kompleksi
  • Biletler: Biletix
  • Bilet Fiyatları:

1. Kategori – 112.00 TL

2. Kategori – 89.50 TL

3. Kategori – 67.50 TL

4. Kategori – 56.00 TL

5. Kategori – 45.00 TL

6. Kategori – 34.00 TL

İzmir Devlet Opera ve Balesi Ocak 2012 Programı

İzmir Devlet Opera Ve Balesi Ocak 2012 Programı

3 Ocak Salı 20.00 0 Ü. Hacıbekov
ARŞIN MAL ALAN, Operet (Denizli Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi)
0258 296 13 20
5 Ocak Perşembe 11.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu) 0232 484 64 45
5 Ocak Perşembe 13.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
7 Ocak Cumartesi 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
10 Ocak Salı 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
12 Ocak Perşembe 20.00 S. Ada
AŞK-I MEMNU, Opera
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
13 Ocak Cuma 11.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
13 Ocak Cuma 14.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
14 Ocak Cumartesi 15.00 G. Verdi / P. Mascagni / A. Haçaturyan
KAMELYALI KADIN, Bale
(D.E.Üniv. Sabancı Kültür Sarayı)
0232 484 64 45
15 Ocak Pazar 11.00 H. Özörten
SİHİRLİ DÜNYA, Çocuk Oyunu
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
16 Ocak Pazartesi 11.00 S.Ada
KELOĞLAN’IN SIRRI, Çocuk Müzikali
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
16 Ocak Pazartesi 20.00 G.Verdi / P. Mascagni / A. Haçaturyan
KAMELYALI KADIN, Bale
(D.E.Üniv. Sabancı Kültür Sarayı)
0232 484 64 45
20 Ocak Cuma 20.00 G.Bizet
CARMEN CARMEN’DİR,
Müzikli Oyun
(A.Adnan Saygun Sanat Merkezi – K. Salon)
0232 484 64 45
21 Ocak Cumartesi 20.00 C.W.Gluck
IPHIGENEIA TAURIS’TE, Opera
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 11.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 13.00 H.Nüfusçu
PAMUK PRENSES, Çocuk Balesi
(Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Salonu)
0232 484 64 45
23 Ocak Pazartesi 20.00 İZMİR’İN UNUTAMADIKLARI KONSERİ
Elhamra Sahnesi, 0232 484 64 45
24 Ocak Salı 20.00 C.W.Gluck
IPHIGENEIA TAURIS’TE, Opera
Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi
0232 484 64 45

İzmir Devlet Opera ve Balesi, temsilden en az 15 dakika önce salonda hazır bulunulmasını, temsil başlandıktan sonra ve temsil sırasında salonu giriş ve çıkış yapılmamasını,   7 yaşından küçük izleyicilerin çocuk temsilleri dışındaki temsillere getirilmemesini, salona girmeden önce cep telefonu ile saat alarmlarının kapatılmasını, temsil sırasında fotoğraf ve film çekiminin yapılmamasını önemle rica etmektedir.
İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü gerektiğinde programda değişiklik yapabilir.

Müdür ve Sanat Yönetmeni: Aytül BÜYÜKSARAÇ

Gişe Tel: 484 64 45
Toplu İstekler İçin Faks: 441 01 73
İnternet Gişesi:www.dobgm.gov.tr
Web: www.izdob.gov.tr
E- posta:  
Biletler hergün 09.00 – 19.00 Cumartesi günleri 10.00 – 18.00 saatleri arasında gişede temsil gününden bir ay önce satışa sunulur. Gişe temsil günleri, temsil saatine kadar açıktır.

Bilet Fiyatları

Kültür Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında çalışan personel, eş ve çocukları, emekliler ve öğrenciler temsillerinden yüzde 50 indirimli yararlanabilir.
Gaziler, şehit, gazi dul ve yetimleri, bedensel engelliler ve 2022 sayılı  65 yaşını doldurmuş, muhtaç güçsüz ve kimsesiz T.C vatandaşlarına aylık bağlanması hakkındaki kanun kapsamındaki kişiler gişeden yer numarası almak kaydıyla temsilleri ücretsiz izleyebilir.
50 kişiden az olmayan toplu isteklerde yüzde 50 indirim uygulanır.

1.Parter (İlk 3 sıra) 25 TL Diğer Tüm Koltuklar 20 TL
(Opera ve Bale Gösterimleri Dışındaki Konserler 20 ve 15 TL
Çocuklar ve öğrenciler için düzenlenen temsillerde bilet ücreti 5 TL’dir.
Eğitime katkı konserlerinde bilet ücreti 2 TL ‘dir.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Ocak 2012 Programı

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Ocak 2012 Programı

 

6 Ocak 2012 Saat 20.30 
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Antonio Pirolli
Solist: Deniz Akıncı “Keman”

 

Eserler: Giacchino Rossini Semiramis Operası Uvertürü
Camille Saint-Seans Keman Konçertosu No. 3 si minör Op. 61
Sergei Prokofiev “Romeo Julliet” Bale Süitinden Bölümler

13 Ocak 2012 Saat: 20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: İbrahim Yazıcı
Solist: Emre Şen “Piyano”

Eserler: Modest Moussorgksy Kovançina operasından Prelüd “Moskova Nehrinde Şafak Vakti”
Pyotr İlyiç Çaykovski Piyano Konçertosu No. 1 si bemol minör Op.23
Richard Strauss Also spracht Zarathustra “Böyle Buyurdu Zerduş”

20 Ocak 2012 Saat:20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Antonio Pirolli
Solistler: Michel Lethiec “Klarinet”
Ayşegül Kirmanoğlu “Klarinet”

Eserler: Krystof Maratka “Luminarium” Klarinet ve Orkestra için Konçerto
George Gershwin “Porgy and Bess” Klarinet ve Orkestra için Düzenleme
F. Mendelssohn 2 “Klarinet ve Orkestra için Konzertstück No. 1-2
Robert Schumann Senfoni No. 2 Do majör Op.61

27 Ocak 2012 Saat:20.30
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
Şef: Kevin Griffiths
Solist: Michel Campanella “Piyano”

Eserler: Carl Maria von Weber Beherrscher der Geister “Ruhların Efendisi” J 122 Op.27
Franz Liszt Piyano Konçertosu No. 2 La Majör
Felix Mendelssohn Senfoni No.5 Re majör op 107 “Reformasyon”

 

İzmir Sanat’ta Japon Sinemasının Altın Yılları

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “RASHAMON“

Konu: Akira Kurosowa’nın uluslararası alanda ismini duyurduğu ve Japon sineması’na dikkatleri çeken 1950 yapımı “Rashomon” 1951 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü aldı. Aynı festivalde Akira Kurosawa’ya “İtalyan Film Eleştimenleri Ödülü” de verildi. “En iyi film” dalında BAFTA ve “en iyi sanat yönetimi ve dekor” dalında Oscar’a aday gösterilen Raşomon, 1952 yılında Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin onursal ödülüyle ödüllendirildi.

İnsanoğlunun zaafları üzerine kurulmuş bu psikolojik dramda, 12. yy Japonyasında karısıyla birlikte ormandan geçmekte olan bir samuray, bir haydutun saldırısına uğrar ve öldürülür, karısı ise tecavüze uğrar. Haydut yakalanır ancak onun ifadesi ile kadınınki taban tabana zıttır. Olayı çözmesi için devreye giren bir medyumun vasıtasıyla ölen samuray da yine tamamen tamamen farklı bir hikâye anlatır. Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz. Aynı suçun dört çelişkili ama bir o kadar da inandırıcı olarak anlatıldığı, yani herkesin ‘gerçeği’ nin farklı olduğu bu olayda kim doğruyu söylemektedir?

Yönetmen: Akira Kurosawa
Senaryo (Kitap): Ryunosuke Akutagaw
Senaryo: Akira Kurosawa, Shinobu Hashimoto, Ryunosuke Akutagawa
Oyuncular: Toshiro Mifune, Machiko Kyô, Takashi Shimura, Masayuki Mori
Yapım: 1950 ~ Japonya
Tür: Dram, Gizem, Suç
Süre: 88 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Fumio Hayasaka

İZMİR SANAT
06 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “YAĞMURDAN SONRAKİ SOLUK VE GÜMÜŞ AYIN ÖYKÜLERİ“

Konu: Ugetsu,1953 yılında Venedik Film Festivalinde Gümüş Aslan ödülü alarak Japon sinemasını Avrupalı seyircilere tanıtan film Kurosawa’nın Rashomon’u ile beraber dönemin en önemli Japon yapımı olarak görülür.

İç Savaş döneminde bir taraftan otoritesizliğin karmaşası ve baskısı, diğer taraftan da sosyal ve ekonomik güçlüklerin getirdiği baskılar arasında sıkışıp kalmış -komşu- iki aileyi anlatır; film.Çömlekçi Genjuro (Masayuki Mori) ve kardeşi çiftçi Tobei (Eitaro Ozawa) başıbozuk askerlerin nefesleri enselerinde hayatlarını sürdürmektedirler. Genjuro çömlek satışlarından para kazanmaya başlayınca işi daha da geliştirmek ister. Tobei’nin tek hedefi ise ünlü bir samuray olabilmektir. Karıları ise sadece huzur içinde yaşamak isterler ama ne yaparlarsa yapsınlar kocalarının hırsını dizginleyemezler.

Ugetsu, Japon hikaye anlatım ve resim geleneğinin sinemaya aktarılmış hali gibidir. Japon inanışında ve kültüründe önemli bir yer tutan, bazı doğaüstü (fantastik) olayları ve zengin hayal dünyasını bu filmde fazlasıyla buluruz.

Yönetmen: Kenji Mizoguchi
Senaryo: Matsutarô Kawaguchi, Kyûchi Tsuji, Akinari Ueda
Oyuncular: Masayuki Mori, Machiko Kyô, Kinuyo Tanaka, Eitarô Ozawa, Ikio Sawamura
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Dram, gerilim
Süre: 94 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Fumio Hayasaka, Tamekichi Mochizuki, Ichirô Saitô

İZMİR SANAT
13 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “TOKYO HİKAYESİ“

Konu: Usta yönetmen Yasujirô Ozu’nun başyapıtı olarak kabul edilen film diğer Ozu filmleri gibi sakin ve naif bir edayla dönemin Japonya’sında meydana gelen kültürel ve sosyal değişimlerin aile değerleri ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkisini, çocuklarını ziyaret etmek için Tokyo’ya gelen ihtiyar Shukichi ve karısı Tomi üzerinden gösteriyor. İki ihtiyar, Tokyo’da yaşayan çocuklarını ve torunlarını ziyarete geldiklerinde hiçbir şey bekledikleri gibi gelişmez, çünkü çocuklarının kendilerine has düzenleri ve ebeveynlerinden bağımsız hayatları vardır yıllardır. Kızları Shige ve oğulları Koichi, kendi meşguliyetleri içerisinde anne ve babalarına hoş vakit geçirmek zorunda hissetseler de bunu gerçekleştirmek pek mümkün olmaz; öte yandan dul gelinleri Noriko ile geçirdikleri zaman yüzlerini güldüren tek şey olur. Hayal kırıklığı ile evlerine geri döndüklerinde ise çocuklarını tekrar düşünmeye sevk edecek bir olay yaşanır.

Yönetmen: Yasujiro Ozu
Senaryo: Kogo Noda, Yasujiro Ozu
Oyuncular: Chishû Ryû , Chieko Higashiyama, Sô Yamamura, Setsuko Hara
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Dram
Süre: 136 dakika
Dil: Japonca; Türkçe altyazılı
Müzik: Kojun Sait

İZMİR SANAT
20 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

 

SİNEMATEK JAPON SİNEMASI ALTIN YILLAR “BURMA API“

 

Konu: Film, 2. Dünya Savaşı’nın başlarında Burma’da geçen bir hikayeyi anlatıyor. (Japonlar Çin, Hong Kong ve Flipinler gibi Burma’yı da istila etme üzere harekete geçtiler. Savaşın başında büyük bir ilerleme kat ettiler, ama daha sonra bu topraklardan geri çekilmek zorunda bırakıldılar.) Bu amaçla Burma’da bulunan küçük bir Japon birliği ormanda mahsur kalmıştır. Morallerini asker Mizushima’nın çaldığı arp eşliğinde şarkı söyleyerek yüksek tutmaya çalışmaktadırlar. Mizushima bir takım olayların ardından birliğinden ayrı düşer ve yoluna bir keşiş kılığına girerek devam eder. Savaş sona ermiştir, ama savaşın geride bıraktığı acılar -örneğin ceset yığınları- hala görünürdedir. Bu görüntüler Mizushima’nın kendine, birliğine ve ülkesine yabancılaşmasına yol açar.

Yönetmen: Kon Ichikawa
Senaryo: Kogo Noda, Yasujiro Ozu
Senaryo (Kitap): Takeyama Michio
Oyuncular: Rentaro Mikuni, Shôji Yasui, Jun Hamamura, Taketoshi Naitô
Yapım: 1953 ~ Japonya
Tür: Savaş, dram
Müzik: Akira Ifukube

İZMİR SANAT
27 OCAK 2012 20:00
ÜCRETSİZ

Geçen yıl  (2010)  ilki yapılan ve Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde gençliğin sesini, sözünü perdeye yansıtan gençlik filmleri festivali, ikinci yılını “yasak” teması ile açıyor açılmasına ama Festivalin adına zeval gelmeden bir olay gerçekleşti bile.

 10+4 filmiyle Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali’nin 18 Aralık’taki açılışına katılacak olan İran’lı genç kadın yönetmen Mania Akbari siyasi sığınmacı olduğu için Türkiye’den vize alamadı. Konuyla ilgili olarak, festival tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Mania Akbari siyasi sebeplerden dolayı ülkesinden kaçmış durumda. Şu anda Dubai’de yaşayan Akbari GFF’ye katılmak üzere Dubai’deki Türk konsolosluğuna gittiginde: “Zaten siyasi sığınmacı olduğunu,Türkiye ile İran arasında gerginlik olduğu söylenerek böyle bir durumda gitmesinin kendisi için sorun yaratacağı” gerekçesiyle vize talebi reddedilmiş. Mania Akbari ise Sansür ve yasaklara rağmen yanlış gördüğü şeylere karşı geleceğini ve çekmeye devam edeceğini bildirmiştir.”

20 Aralık akşamı saat 19.00’da İTÜ Maçka Mustafa Kemal Salonu’nda açılışı gerçekleşecek olan festival, “yasaklılar” ile perdelerini aralayacak. Açılışta sinema ve sanatseverleri sansüre uğramış ve kapanmak zorunda kalan mizah dergisi Harakiri’nin karikatür sergisi karşılayacak.

Festivalin açılışında “yasak” temalı birçok kısa film gösterilecek. Sunuculuğunu genç oyuncu Bora Akkaş’ın yapacağı gecede festivalin en başından beri sorduğu yasaklara karşı “Ne yapsak” sorusunun cevabını verenlere de teşekkür plaketleri verilecek. Özgürlüğün şarkılarını söyleyen Bandista ve Yeni Türkü ile ikinci yılında yasak bir “merhaba” diyecek festivalin açılışı ve gösterimleri;  festivalin ilkeleri doğrultusunda ücretsiz olacak.

Festival hem genç yönetmenlere hem de izleyicilere bu sene birçok soru soracak.

Bunların başında “Ne yasak?” sorusu geliyor. GFF’nin gönüllülerinden oluşan Kolektif Sinema ekibiTürkiye’de ve dünyada son dönemlerde artan baskı ved enetim mekanizmalarına dikkat çekerek, gençlerin festivalinde, gençlerin öncülüğünde yasak olanı yeniden ortaya çıkarma, keşfetme, anlatma, dinletme, gösterme hatta teşhir etmek gerektiğini söylüyor.

Basılmamış kitapların toplatılması, internete sansür getirilmesi, ıslık çalmanın ve şarkı söylemenin yasak olması, düşüncenin, fikir, eylem ve ifade özgürlüğünün engellenmesi, hatta karikatürlere bile cezalar yağması, sokağa çıkanın hapse atılması ve nicelerini anlatacak bu sene Gençlik Filmleri Festivali. Festivalde ayrıca dönem dönem “sansüre uğramış” filmler de “Sansürsüz” başlığında gösterilecek.

Ne yapsak ?

Festivalin sorduğu sorulardan biri de  “Ne yapsak?” olacak. Festival bir anlatı ve iletişim biçimi olan sinemayı kullanarak “ne yapsak” sorusunun cevabını arayacak. Yasakları anlatmak, yine gençlere düşecek. Festivalin ortaya çıkış amaçlarından biri olan; genç yönetmenleri film çekmeye teşvik etmek ve “ödüllü yarışmalarla, eleme usulüyle, yüksek prodüksiyonlarla” değil; genç yönetmenlerin anlatabildiği ile – anlatabildiği kadarı ile var olmasını sağlanmaya çalışılan “genç yönetmenlerden kısa filmler” de, yasak teması kapsamında izleyiciyle buluşacak.

FESTİVALİN TARİHÇESİ

“Gençliğin sesi perdede yankılanıyor” diyerek 2010’un Aralık ayında yola çıkan Gençlik Filmleri Festivali’ne İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,Kocaeli Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Mersin Üniversitesi ve Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Muğla Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Ayrıcaİzmir ve İstanbul’da birçok lisede de festival etkinliği gerçekleştirildi.

Bu sene 20 Aralık’ta aynı anda Ankara, İstanbul, Zonguldak, Bursa İzmir ve Kocaeli’nde açılışı yapılacak olan festival, bu sene aynı üniversitelerin yanı sıra Trakya Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde de izleyiciyle buluşacak.

2010 yılında 10 uzun metraj film, 3 belgesel ve 13 kısa metraj filmi izleyiciyle buluşturan festival, Donnie Darko, Jules et Jim, Hababam Sınıfı gibi birçok klasik filmin yanı sıra; Kimse İran Kedilerinden Bahsetmiyor, Noviembre ve Ben X gibi günümüz filmlerini de ekrana taşımıştır.

Festivalin açılış geceleri ve gösterim yerlerine birçok aydın, sanatçı ve yönetmen de katılmıştır. Festivalin İstanbul açılışında festival sunucusu olarak Mert Fırat desteklerini sunmuştur. Ayrıca Arzu Yanardağ, Bulutsuzluk Özlemi, İlkay Akayya ve Tuncay Akça festivalin açılışına gelmiştir. Festivale gelemeyen Ece Temelkuran ve Tarık Akan da destek mesajları yolladılar. Festivalin İstanbul ayağının kapanış etkinliğine Bornova Bornova filminin oyuncusu Öner Erkan ve yönetmeni İnan Temelkuran katıldı.

Festivalin Ankara açılışı  Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini alan Çoğunluk filmi ile gerçekleşti. Festival açılışında  ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nden Doç.Dr.Tarık Şengül ve Doç.Dr.Necmi Erdoğan, ODTÜ Gisam’dan (Görsel İşitsel Sanatlar Araştırma ve Uygulama Merkezi) Thomas Balkenhol, ODTÜ Medya ve Kültüel Çalışmalar’dan Ersan Ocak, Hacettepe Üniversitesi Radyo, Televizyon, Sinema’dan Naci Özer ve Sibel Tekin, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Mehtap Morkoç, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Özcan Yağcı ve daha pek çok üniversiteden öğretim görevlisinin katıldığı bir forum düzenlendi.

Kocaeli’nde açılış Hayal Bandosu ve Grup Pasaj grubu ile açılırken, Eskşehir’de açılışa Dejavu grubu katıldı.

Açılış gecelerinden ve gösterimlerden görüntüler:

 Gençlik Filmleri Festivali’nin amaçları:

2010 yılında hazırladığı festival dosyası ile sinemaya dair fikirlerini birleştiren Kolektif Sinema Ekibi,  günümüz sineması için:

“Günümüzde kitle iletişimde “tüketici” olarak kodlanan bireylerin katılım kanalları yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde üretimi gerçekleştiren emekçiye de “ekonomik imkânları” kadar kitleye ulaşabilmek düşmektedir. Ressam, yazar, tiyatrocu, sinemacı, gazeteci, ses sanatçısı vb. herkes, her alanda bu zorluğu yaşamaktadır. Görsel imkânların bu denli arttığı günümüzde, kuşkusuz sinema bir sanat ve iletişim alanı olarak başı çekmektedir. Sanat alanı olmakla birlikte kitle iletişim aracı olma özelliğini taşıyan sinema aynı zamanda –televizyon ile birlikte- piyasa kültürünün en yaygınlaştığı alan olarak da baştadır.

Sinema artık biletlere, kampanyalara ve ücretli festivallere sığdırılmıştır. Sinema ile ilişki kurabilmenin birinci yolu paradır. Özellikle gençlerin rağbet ettiği sinema, hem kültürel yaşantı da “alışkanlık” hem de “lüks” haline gelmiştir. Üretebilmek ve ürettiğini insanlarla paylaşabilmek için sadece istek ve yetenek yetersiz kalmaktadır. Milyonlarca dolarlık yapımların yanında birçok yetenekli insanın ürettiği filmler sinemada yer bile bulamamaktadır. Özellikle gençler ve üretimleri bu alanın en altında yok olmaktadır. Gençlere sunulan bir seçenek de film yarışmalarıdır. “ saptamasını yapmış ve festivalin amaçlarını buna göre belirlemiştir. Bu amaçlar:

Sinemanın anlatı biçimleriyle gençliği ve sorunlarını, taleplerini işleyebilmek, gençliğe dair tartışmaları yaygınlaştırabilmek.

Dünyanın dört bir yanındaki gençlik filmlerini izleyiciler ile buluşturmak.

Birçok ülkeden gelecek filmler ile Türkiye’deki gençliğin farklı kültürlerdeki gençlikle tanışmasını sağlamak ve iletişim olanaklarını artırmak.

Gençliğin ürettiği filmlerin görünülürlüğünü artırmak, sinemayı gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir araç olarak da kullanmak.

Genç yönetmenleri üretmeye ve ürettiklerini paylaşmaya teşvik etmek.

Festivalle birlikte oluşturulacak film atölyelerinin ürettikleriyle gençlik filmlerine katkıda bulunmak.

Üniversitelerde yapılacak gösterimlerle ve atölye çalışmalarıyla nitelikli bir sosyalleşme ortamı yaratarak; neo-liberalizmin reklamları ve üniversitedeki etkinlikleriyle dayattığı “özgür üniversiteli” anlayışına karşı, gerçek özgürlük anlayışını benimsetmek ve kültür sanatın bir hak olduğu bilincini yaygınlaştırmak.

Sinemayı, sinemaya emek verenleri ve üniversitelileri buluşturmak.

Alternatif, nitelikli, sponsorsuz ve ücretsiz bir gençlik festivalinin kolektif bir emekle gerçekleşebileceğini göstermektir.

 

 Demonation Festivali, 7 Ekim günü Arkaoda’da başlayan. Festivalde büyük plak şirketlerine bağlı olmaksızın, kendi demolarını hazırlayan 10’u aşkın bağımsız müzisyen eşsiz müzik ziyafeti veriyor.

Dergi ve organizasyon ekibi Bant Mag.’in önderliğinde gerçekleşen 3 günlük müzik ziyafeti 7 Ekim Cuma günü özel bir açılış partisiyle başlamış ve 8 Ekim Cumartesi günüde devam etmişti. 9 Ekim Pazar günü ise hız kesmeden devam edecek.

Jameson Irish Whiskey’nin renk katacağı Demonation Festivali; noise’dan indie-pop’a, deneysel elektroniklerden punk’a ve garage rock’a kadar birbirinden farklı tınılar üreten özgün isimlerinden keyifli bir seçki sunacak.

İstanbul için son derece yenilikçi bir etkinlik olan Demonation Festivali; yanıbaşınızda yazılan ve keşfedilmeyi bekleyen, birbirinden farklı, taptaze tınıları bir arada dinlemenizi mümkün kılan leziz bir müzik ziyafetiyle ikinci kez sizleri bekliyor.

Türkiye’nin bağımsız müzik festivali, Jameson Irish Whiskey ana sponsorluğunda 7-8-9 Ekim’de Arkaoda’da.

DEMONATION FESTİVALİ SAHNE ALACAK İSİMLER
The Birdcage – myspace.com/thebirdcage0000
Bunu Sen İstedin – myspace.com/bunusenistedin2003
Farfara – myspace.com/farfaramusic
Haossaa – haossaa.com
Hayvansaray – myspace.com/hayvansaray
Hedonutopia – myspace.com/hedonutopia
In Between – myspace.com/inbetweenband
Kırık Çizgi – myspace.com/kirikcizgi
Kilink – myspace.com/kilinkpower
The Ringo Jets – myspace.com/theringojets
Sesperisi – myspace.com/sesperisi