Festivalde

Festivalde konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Festivalde konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Festivalde konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Festivalde konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

tiyatro-kursu

tiyatro-kursuBursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) ve ASSITEJ Türkiye Merkezi tarafından bu sene 21’incisi düzenlenen “Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali”, ‘Moliere Efendi’ adlı tiyatro gösterimiyle başladı.
Türkiye’nin en büyük ve en geniş çaplı sahne sanatları festivali olan 21. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali, 7-22 Ekim tarihleri arasında Türkiye, Meksika, Uruguay, Çek Cumhuriyeti, İran, Rusya, Estonya,Yunanistan ve İtalya’dan olmak üzere toplam 9 ülkeden 24 ekibin iştirakiyle başladı. 17 ilçede yapılacak olan festival kapsamında 28 sahnede 70 gösteri sahneleyecek. 10 atölye çalışmasının yapılacağı festivalin, 10 binin üzerinde çocuk ve gence ulaştırılması hedefleniyor. Merinos AKKM Orhangazi Salonu’nda yapılan açılış törenine, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şükrü Köse, BKSTV Başkanvekili Mehmet Erbak, Assitej Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, Büyükşehir Belediyesi eski dönem başkanı Ekrem Barışık, öğrenciler ve yabancı davetliler katıldı.
Başkanvekili Şükrü Köse, Bursa’nın tarihi, kültürü ve sosyal hayatıyla Türkiye’yi en iyi şekilde temsil eden şehirlerden birisi olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’yı Avrupa’nın ve dünyanın en gözde şehirlerinden biri yapmak amacıyla var gücüyle çalıştığını ifade eden Köse, Bursa’da üretilen değerlerinden bunu ispatladığını dile getirerek, “Uluslararası Bursa Festivali, Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması, Kukla ve Gölge Oyunları festivali gibi birçok organizasyonla şehrin kültürel hayatına katkıda bulunuyoruz. Şehir tiyatrosu ve diğer oluşumlar da Bursa’nın sanat hayatına renk katıyor. 1996’da başlatılan ve bu sene 21’incisi yapılan Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali de şehrin simgesi olmuştur. Geniş yelpazeyi kapsayan festivalle, yerli ve yabancı toplulukları 21 senedir Bursa’da buluşturuyoruz. Bu sene 9’u yerli olmak üzere 24 ekip katılmaktadır. 28 sahnede 70 gösteri sahneleyecektir. Festivalin 10 binin üzerinde çocuk ve gence ulaştırılması hedeflenmektedir. Ayrıca kardeş şehirlerimizden gelen konuklar festival havasını ve şehrin dokusunu hissedecektir. Festivalin gençlerimize ve çocuklarımıza yeni ufuklar açmasını diliyorum.
BKSTV Başkanvekili Mehmet Erbak ise, festivalde emeği geçenlere ve dünyanın 7 ülkesinden gençlere teşekkür etti.
Assitej Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, bir festivalin 21 senedir yapılmasına katkı sunan Büyükşehir Belediyesi’ne, BKTSV’ye ve Assitej Türkiye’ye, festivale katılan sanatçılara ve tiyatroya her zaman destek olan seyirciye ve gençlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından BGST Tiyatro Boğaziçi’nin ‘Moliere Efendi’ adlı tiyatro oyunu sahnelendi. Oyun, öğrenciler tarafından büyük ilgi ve keyifle izlendi.

 

Kaynak: Milliyet

sureyya-operasi5 Temmuz 2016 tarihinde Samsun Opera ve Bale’si Kadıköy Süreyya Operasında yapılacaktır. Nar Sanat misafirleri etkinliğe davetli olarak katılabileceklerdir.

ETKİNLİK PROGRAMI

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 7. Uluslararası İstanbul Opera Festivali bu yıl 2 – 16 Temmuz 2016 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

2 Temmuz Cumartesi Şef Borislav Ivanov’un yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası‘nın gerçekleştireceği Gala Konseri ile başlayacak olan festivalde 11 etkinliğin 8’i Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası‘nda gerçekleşecek, diğer gösteriler ise Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Bahçesi‘nde gerçekleşecek.

Festival Programı:

  • 5 Temmuz Salı – Samsun Devlet ve Opera Balesi tarafından sahnelenen ve rejisini Figen Ayhan Karakelle’nin üstlendiği, Tolga Taviş’in bestesi “Hekimoğlu Operası”
  • 8 Temmuz Cuma – Ankara Devlet Opera ve Balesi, 5 Tango’s ve Entre Dos adlı bale gösterisi.
  • 9 Temmuz Cumartesi – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘küçükler’ yarı finali
  • 10 Temmuz Pazar – Vladimir Malakhov’un jüri başkanı olduğu Bale Yarışması’nın ‘büyükler’ yarı finali
  • 11 Temmuz Pazartesi – Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Danzon’; İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Birimi (MDTist) ‘Mantra’ ve İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin ‘Dansın Rengi’ baleleri
  • 12 Temmuz Salı – Bale Yarışması’nın finali
  • 13 Temmuz Çarşamba – Bale Yarışması’nın final töreni ve gala gecesi
  • 14 Temmuz Perşembe – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 15 Temmuz Cuma – Zdravko Lazarov şefliğinde Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası
  • 16 Temmuz Cumartesi – Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek Mozart’ın “Zaide” operasıyla festivalin kapanışı.

 

Mersin’de düzenlenen 5. Atıf Yılmaz Kısa Film Şenliği Cuma akşamı yapılan törenle sona erdi. Festivalde kurmaca, belgesel ve animasyon dallarında yarışma düzenlendi. Ayrıca çeşitli workshop’lar ve söyleşiler yapıldı. Sinema Yazarları jürisinde Şenay Aydemir ve Ayça Çiftçi ile birlikte görev aldım. Kurmaca dalında birincilik ödülünü paylaştırdık. Emrah Erkanı’nın yönettiği ve travesti bir seks işçisini anlatan Tuhaf Zamanlar ile Süleyman Demirel’in yönettiği ve bir çiftin dramatik bir gününü anlatan Asfalt ödülü paylaştılar.

Belgesel dalında en iyi film ödülünü Ömer Akbaş’ın yönettiği Son Nefes’e verdik. “Son Nefes”, 3 yıl önce Soma’da yaşanan büyük maden kazasını konu alıyordu. Geliyorum denen kaza sırasında ve sonrasında yaşananların unutulmaması ve sorumluların cezalandırılması gerekiyor ki bir daha bu tür kazalar ya da cinayetler yaşanmasın. Animasyon daalında birincilik ödülünü ise Hüseyin Gülgen’in yönettiği “Zirve”ye verdik. Zirve, bir dağ tırmanışı eşini ve bir bacağını kaybeden bir dağcının, protez bacağıyla o zirveye yenideen tırmanışını başarılı bir sinema diliyle anlatıyordu.

Ana jürilerin ödülleri ise şöyle oldu: Kurmaca dalında Azad (Yakup Tekintangaç) ve 7 Santimetre (Methan Şereflioğlu) birinciliğ paylaşırken, Asfalt da mansiyon aldı.

Belgesel dalında Bulut Renas Kaçan’ın “Gezgin”i birinci oldu. Animasyon dalında ise birinciği Metin Vatansever’in “Nefretin Üvey Evlatlarıyız” adlı filmi kazandı.

5-atif-yilmaz-kisa-film-festivalinde-isbirligi-13050

35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.

35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.

Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.

Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Ulusal yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:

En İyi Film: Toz Bezi

En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)

En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)

En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)

En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)

Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)

Uluslararası Yarışma

Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.

Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.

Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.

Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

 istanbul-film-festivali-nde-odulleri-toz-bezi-topladi-128713-5 (1)

Ankara Komedi Festivali, 11-26 mart arasında ”En iyi İlaç gülmektir ve bu ilaca herkesin ihtiyacı var”. sloganıyla yola çıktı.

Yeni komediler ve yeni yetenekler keşfetmeyi, onları kamuoyuna tanıtmayı, bunu yaparken de insanların hayatını zenginleştirmeyi hedefleyen festival, Vedat Özdemiroğlu’ndan Ayşen Gruda’ya birçok sanatçısı, Ferhangi Şeyler’den Marko Paşa Müzikali’ne kadar çeşitli oyunları ağırlayacak.
Festival, 11 Mart’ta Vedat Özdemiroğlu’nun 80 Dakikada Cümle Alem gösterisiyle başlayacak. Marko Paşa Müzikali ile Ayşen Gruda’nın gösterisi 12 Mart’ta, Ali İhsan Varol’un “Etimolojik Cahil Cesareti” gösterisi 20 Mart’ta izlenebilecek. Ferhan Şensoy’un Ferhangi Şeyler oyunu 25 Mart’ta sahnelenirken, festival Cemal Hünal, Neslihan Yeldan, Ruhi Sarı ve Duygu Şen’in rol aldığı “2’si 1 arada” adlı tek perdelik komediyle 26 Mart’ta sona erecek.
Yenimahalle Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ve IF Performans Hall gibi farklı mekânlarda sürecek festivalde, bilet fiyatları 20 ila 50 TL arasında değişiyor. Biletler Biletix üzerinden temin edilebilir. Ayrıntılı program festival sayfasında.
i

Her yıl kadınların deneyimlerini, ürettiklerini ve düşlerini sinemayla, yine sinemada paylaşan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 14. yolculuğunda “Kadın Dayanışması Yaşatır” diyor. Bu yıl festival programında 30 dilden 70’i aşkın film yer alıyor.

Festival bu yıl da yeryüzünün dört bir yanından kadınları, umutsuzluktan umut çıkaran filmleri ve atölye, panel, söyleşi gibi etkinliklerle sözlerini buluşturacak. Festivalde her yıl yer alan Kadınların Sineması, Kendine Ait Bir Cüzdan ve Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler gibi bölümlere ek olarak bu yıl Kadın Dayanışması Yaşatır, ♀ Video-Art Seçkisi, Kadınlar Vardırbölümleri yer alıyor. Ve toplu gösterimler: Fas’tan İran’a uzanan coğrafyadan kadınların perde alacağı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Kadınların Sineması Toplu Gösterimi ve Chantal Akerman Toplu Gösterimi: Chantal Hakkında Her Şey.

TOPLU GÖSTERİM: CHANTAL AKERMAN
“CHANTAL HAKKINDA HER ŞEY”

Festival bu yıl toplu gösterimlerinden birini 5 Ekim 2015 günü aramızdan ayrılan, feminist sinemanın ustalarından Belçikalı yönetmen Chantal Akerman’a ayırıyor. İstanbul Modern işbirliği ile yapılan Chantal Akerman toplu gösterimi Chantal Hakkında Her Şey, yönetmenin Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en geniş retrospektifi. 15 yaşındayken Jean Luc Godard’ın Pierrot le Fou filmini izledikten sonra sinema yapmaya karar veren Chantal Akerman feminist sinemanın köşe taşı olacak filmlere imza attı. “İnsanlar benim feminist bir yönetmen olduğumu söylediklerinde, onlara bir kadın olduğumu ve aynı zamanda filmler yaptığımı söylüyorum” diyen Chantal Akerman “annesinin anlatamadıklarını anlatmak” üzere 42 film yaptı.

Chantal Akerman, henüz 18 yaşındayken yaptığı ilk filmi Patlat Şehri / Saute Ma Ville ile kadınlara dayatılan kimlik ve mekanların uçuculuğunu, Jeanne Dielman ile bir kadının rutin içi mesaisinde “cinayetle yemek pişirmenin aynı dehşete sahip olabileceğini”, kişisel olanın politik olduğunu gösterdi.

Programda, bir anne kızın birlikte var olma mücadelesini anlattığı Yarın Taşınıyoruz /Tomorrow We Move, annesiyle olan ilişkisini anlattığı No Home Movie, son kurmaca filmi Budala Almayer / Almayer’s Folly, Proust’tan uyarladığı Tutsak / La Captive’in de içinde bulunduğu 15 Chantal Akerman filmi izleyiciyle buluşacak.

FİLMMOR’UN DAYANIŞMA “ÖDÜLÜ”: MOR KAMERA

Kadınların edilgen, geleneksel, cinsiyetçi olmayan temsillerine, öznelik, öznellik, direnç, eylem ve düşlerine alan açan ilk film/lere verilen bir dayanışma ödülü olan; Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülü festival açılışında açıklanacak.

8. ALTIN BAMYA ÖDÜLLERİ

Türkiye sinemasındaki cinsiyetçiliğe dikkat çekmek amacıyla verilen Altın Bamya anti-ödülleri. 8. kez sahiplerini bulacak ve “Gelecek yıllarda ödül verecek aday bulamamak dileğiyle” yola çıkılan Altın Bamya Ödülleri’ni www.altinbamya.org adresinden bu yıl internet üzerinden oylayarak izleyiciler belirleyecek.

FİLMMOR FESTİVAL KARTI

Festivalin İstanbul mekanlarından Pera Müzesi ve İstanbul Modern’deki filmler 10 TL’lik biletler yanında tüm salonlar ve film gösterimlerinde geçerli olan 50TL’lik Filmmor Festival Kartı ile; diğer şehirlerdeki tüm gösterimler ücretsiz olarak izlenebilecek.

14. YILDA 7 ŞEHİRDE

12-20 Mart’ta İstanbul’da Pera Müzesi, İtalyan Kültür Merkezi, Aynalı Geçit ve İstanbul Modern’de sinemaseverlerle buluşacak olan festival, İstanbul’un ardından 26-27 Mart tarihlerinde Hatay’da olacak. 2-3 Nisan’da Adana’ya, 9-10 Nisan’da Bodrum’a, 16-17 Nisan’da Mardin’e, 23-24 Nisan’da İzmir’e gidecek festivalin yolculuğu 29-30 Nisan’da Van’da sona erecek. 14. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 12 Mart’tan itibaren 7 şehre, dayanışmayla yaşamak ve yaşatmak dileğiyle geliyor.

14-filmmor-kadin-filmleri-festivali-geliyor,-5HQExcOiEiDhHAgEn88Sw

altın lale

altın laleİstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank’ın desteğiyle 7-17 Nisan tarihleri arasında yapılacak 35. İstanbul Film Festivali Altın Lale yarışmalarının jüri başkanları belirlendi.

35. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanlığını yönetmen Pablo Trapero, Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını ise oyuncu Müjde Ar üstlenecek.

Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı yönetmen Pablo Trapero 1971’de Arjantin’de doğdu. 1999’da ilk uzun metraj filmi olan Mundo Grúa / Crane World ile Venedik, Buenos Aires, Havana, Rotterdam film festivallerinde ödüller kazandı. 2002’de film prodüksiyon firması Matanza Cine’yi kurdu. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen El Bonaerense’nin (2002) dünya prömiyeri Cannes’da, Familia Rodante’nin (2004) Venedik’te ve Nacido y Criado’nun (2006) ise Toronto’da yapıldı. 2008 yapımı Leonera / Aslan İni, 2010 yapımıCarancho ve 2012 yapımı Elefante Blanco / White Elephant / Beyaz Fil, ilk kez Cannes’da yarıştı. Venedik, San Sebastian ve Locarno gibi birçok önemli festivalde jüri üyeliği yapan yönetmen, 2014’te Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün jüri başkanı olarak görev aldı.Trapero 2015 yılında Fransız Devleti’nin Sanat ve Edebiyat Alanında Şövalye Nişanı’na layık görüldü ve bu nişanı alan Güney Amerikalı ilk sinemacı oldu. Trapero, festival programında da yer alan son filmi El Clan / The Clan / Çete ile Venedik’te En İyi Yönetmen dalında Gümüş Aslan’ı kazandı. Filmlerinde yozlaşma, mülteciler, toplumsal sorunlar gibi konuları ele alanTrapero, 1990’larda gelişen Yeni Arjantin Sineması akımının en yetkin isimlerinden kabul ediliyor.

Pablo Trapero başkanlığındaki Altın Lale Uluslararası Yarışma jürisinin seçtiği filmlerEczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek. Altın Lale Uluslararası Yarışma’ya “Sinemaya Yeni Bakışlar” temasını izleyen filmler katılıyor.

Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanı oyuncu Müjde Ar, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Oraloğlu Tiyatrosu’nda 1962-1963 sezonunda Helen Keller’in yapıtı Karanlığın İçinden oyununda çocuk oyuncu olarak rol aldı. 1975 yılında televizyon dizisiAşk-ı Memnu’daki Bihter rolü ile dikkat çekti. 1980’li yıllarda rol aldığı filmlerle Türkiye sinemasındaki kadın temsilini değiştirdiği gibi kendisinden önceki oyunculuk kalıplarını da yıktı. Özellikle Atıf Yılmaz’ın yönettiği Adı Vasfiye, Asiye Nasıl Kurtulur, Aaahh Belinda ve Başar Sabuncu imzalı Asılacak Kadın, Kupa Kızı gibi kadın filmlerindeki rolleriyle döneme damgasını vurdu. Aaahh Belinda ile 23. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandı. Bu dönem oynadığı diğer önemli filmler Halit Refiğ imzalı Teyzem ve Ertem Eğilmez’in son filmi Arabesk oldu. Başar Sabuncu’nun son filmi Yolcu ile ikinci defa Antalya’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. 2000’lerde Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Komser Şekspir, Eğreti Gelin gibi filmlerde oynadı. 2007-2009 yılları arasında Haydi Gel Bizimle Ol adlı televizyon programını yaptı. Müjde Ar’a, 2004’te İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü takdim edildi.

Müjde Ar başkanlığındaki Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek. En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. Anadolu Efes, bu yıl daOnat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yapımcısına 60.000 TLtakdim edecek. En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu da 10.000’er TL ile ödüllendirilecek.

BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu. Festivalde Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’nü yarışmaya Şili’den katılan, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan ‘Surire’ filmi kazandı.

bidef_a3_1

Bu yıl ikincisi düzenlenen ve daimi konusunun ‘çevre’ olan BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu.

Bozcaada Belediye Başkanı ve Festival Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz yaptığı kapanış konuşmasında “Barışa, doğaya, kültüre ve geleceğe sahip çıktıklarını”, “Baskı ve sansür tehdidine rağmen BİFED’in tamamen bağımsız ve özgür bir etkinlik” olduğunun altını bir kez daha çizerek “Biz artık ölümleri değil barışı konuşmak istiyoruz. Biz var oldukça bir tek başak tanesi susuz, bir tek zeytin dalı yalnız kalmayacak, söz veriyoruz” dedi

BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ ŞİLİ’YE…
13 ülkeden, 16 filmin yarıştığı festivalde 7.000 lira değerindeki Fethi Kayaalp Büyük Ödülünü, Şili’den katılan, yönetmenliğini Bettina Perut ve Iván Osnovikoff’un gerçekleştirdiği, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan “Surire” filmi aldı.
İkincilik ödülü; “Kadınların, çocukların, doğanın katline karşı çıkmak için hangi coğrafyada olursak olalım muhakkak bir fırsatımız vardır” diyen, Fransa’dan Anna Roussillon’ın filmi “I am The People / Ben Halkım” alırken, üçüncülük ödülünü cesaretli ve umut dolu, gençliğin gücüne ve direnişe övgü olduğu için İtalya’dan Paolo Pissanelli’nin filmi “Good Morning Taranto / Günaydın Taranto”ya layık görüldü.
Yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD ’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunanlı sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni Manou Khalil, gazeteci Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay’dan oluşan jüri, verilen üç ödülün yanı sıra “duygusal ve çağrışımlarla dolu ve gelecek sinema macerasında çok iyi olacağını” düşündükleri Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Turgay Kural’ın yönetmenliğini yaptığı filmi “Cibik” i de desteklediklerini belirttiler.

ÖĞRENCİ FİLMLERİNE DESTEK İÇİN GAİA ÖDÜLÜ
BIFED bu yıl öğrenci filmlerine destek ve farklı bir yarışma alanı sağlamak için GAIA Ödülü’nü verdi. Festivaleİngiltere ’den katılan, yönetmenliğini Benjamin Huget’in yaptığı “Takımada” GAIA Ödülü’nü alırken, Mansiyon ödülünü ise da Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Murat Haksever “Çoban” filmi ile kazandı.
www.bifed.org

Bu yıl 52’ncisi düzenlenecek ‘Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin adının değiştiği açıkladı. Bundan sonra “Ödülün adı altın portakal ama film festivalinin adı da ‘Antalya Uluslararası Film Festivali’ olarak bundan sonra devam ettirilecektir. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde ödülün adıyla anılan film festivali yok” dedi. 

altın portakal1

Ekim ayından 29 Kasım – 6 Aralık tarihlerine ertelenen 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde nihayet yarışma başvuruları başladı. İsmindeki ‘Altın Portakal’ı atarak yoluna devam etme kararı alan festivalde başka önemli değişiklikler de var. Belgesel ve kısa film yarışmaları kaldırıldı, ulusal yarışma ikinci lige düşürüldü ve en iyi film ödülü tutarı 350 bin liradan 100 bin liraya indirildi. Festivallerin en büyük sorunu haline gelen ‘eser işletme belgesi’ şartının yarışma yönetmeliklerinde yer almaması ise şaşkınlık yarattı.

Antalya Film Festivali’nde çok ciddi değişiklikler oluyor. Antalya’da yapılacak G20 zirvesi gerekçe gösterilerek ekim ayından 29 Kasım – 6 Aralık tarihlerine ertelen ve adındaki ‘Altın Portakal’ı atıp yoluna Uluslararası Antalya Film Festivali olarak devam etme kararı alan festivalin yarışma yönetmelikleri dün açıklandı. Böylece festivaldeki önemli değişimler de netleşmiş oldu. İlk bakışta dikkatimizi çekenleri sıralayalım…

ULUSAL YARIŞMA İKİNCİ LİGE DÜŞTÜ
Bu yıl 52’ncisi düzenlenecek Altın Portakal’ın en güçlü yanı kuşkusuz ulusal yarışmasıydı. Fakat ‘ulusal yarışma’ ikinci lige düşürüldü. En iyi filme verilen para ödülü 350 bin liradan 50 bin lirası ‘dağıtım’ şartına bağlı olmak üzere 100 bin liraya indirildi. En iyi ilk film, yönetmen, senaryo, müzik gibi kategorilerdeki para ödülleri de kaldırıldı. Eskiden en iyi ilk filme 125 bin, yönetmene 75 bin, diğer kategorilere ise 30 bin lira para ödülü veriliyordu. Son başvuru tarihi 26 Ekim 2015 Pazartesi.

ULUSLARARASI YARIŞMA NE KADAR İLGİ GÖRÜR?
‘Birinci lig’ olarak nitelendirebileceğimiz ‘uluslararası yarışma’ya Türk filmleri de alınacak ama yarışmada kaç adet yerli yapım olacak belli değil. Uluslararası yarışmanın tek para ödülü en iyi filme verilecek 50 bin euro. Diğer ödüllerin parasal karşılığı yok. Belli ki festival uluslararası arenada adından söz ettirmek istiyor, umarız ettirir ayrı konu ama diyelim yabancı bir filmin mesela şahane bir Polonya filminin kazandığı Altın Portakal bir süre sonra Türkiye ’de ne kadar ilgi çeker bekleyip göreceğiz. Son başvuru tarihi 19 Ekim Pazartesi.

BELGESEL YARIŞMASI KALDIRILDI
Geçen yıl Gezi belgeseli ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ nedeniyle büyük sansür krizi yaşayan festivalde belgesel yarışması bu yıl yok, dolayısıyla bu yarışmada verilen para ödülleri de… Belgeselcilerin gönlünü hoş tutmak içinse ‘ulusal yarışma’ yönetmeliğine ‘belgesel, animasyon ve deneysel filmler de katılabilir’ maddesi konuldu. Belki yönetmelikte böyle bir madde yoktu ama daha önce ‘İki Dil Bir Bavul’ (en iyi ilk film ödülünü kazanmıştı) gibi belgeseller Altın Portakal’ın ulusal yarışmasında yer almıştı.

KISA FİLM YARIŞMASI GİTTİ ‘SEÇKİ’Sİ GELDİ!
Festivalin para ödüllü kısa film yarışması da bu yıl yok. Yerine ‘kısa film seçkisi’ geldi. Bu bölümde profesyonel jüri olmayacak, sadece seyirci ödülü verilecek ama parasal karşılığı olmayacak.

ANTALYA FİLM FORUM’A DEVAM
Geçen yıl başlayan ve katılan sinemacıların hayli memnun kaldığı Antalya Film Forum, Zeynep Özbatur Atakan yönetiminde devam ediyor. Ödülleri de geçen yılla aynı… Work In Progress Ödülü: 100.000 TL, Kurmaca Pitching Platformu Ödülü 30.000 TL, Belgesel Pitching Platformu Ödülü 30.000 TL. Son başvuru tarihi 26 Ekim 2015 Pazartesi.

BAŞVURUSU İKİ HAFTA SONRA BİTECEK ANTALYA’DA GEÇEN SENARYO YARIŞMASI!
Bu yılın sevindirici yeniliği ise en az üçte birlik bölümü Antalya’da çekilecek projelere velirecek 100 bin TL ödüllü Antalya Film Festivali Destek Fonu Ödülü. Fakat son başvuru tarihi 12 Ekim olarak belirlendi. Yani içinde Antalya sahneleri geçecek bir senaryo yazmanız için sadece iki haftanız var! Adrese teslim bir yarışma düzenlendiyse o ayrı tabi…

‘ESER İŞLETME BELGESİ’ İSTENMİYOR MU?
Asıl şaşırtıcı olansa yönetmeliklerde Kültür Bakanlığı’ndan alınacak ‘eser işletme belgesi’ şartının yer almaması… Belki unutulmuş belki de zaten yasal zorunluluk olduğu için yönetmeliğe yazma gereği duyulmamış. PKK ’yi anlatan ‘Bakur’ belgeseli nedeniyle İstanbul ve Ankara Film Festivali’nde büyük krize yaşanmış, sinemacıların tepkisi sonucu iki festivalin de yarışmaları iptal edilmişti.

ÖDÜL AYRIMCILIĞI
Festivalin belki de en tuhaf yeniliği ödül ayrımcılığı! Zira ulusal yarışmada en iyi ilk film, yardımcı erkek/kadın oyuncu, kurgu gibi kategorilerdeki ödüller kapanıştan bir gece önce düzenlenecek ayrı bir töreninde en iyi film, yönetmen, erkek/kadın oyuncu gibi kategoriler ise kapanıştaki ödül töreninde sahiplerine verilecek.

GEÇEN YILKİ FESTİVAL KOMİTESİ NEREDE?
Direktörlüğünü Elif Dağdeviren’in üstlendiği Antalya Film Festivali’nin geçen yılki ‘festival komitesi’ ise dağıldı. Komitedeki isimlerden İstanbul Film Festivali’nin eski direktörü Hülya Uçansu ayrılırken Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu FIPRESCI’nın başkanlığını Alin Taşçıyan festivalin uluslararası basın danışmanı, deneyimli yapımcı Zeynep Özbatur Atakan ise Antalya Film Forum’un direktörü olarak görevlerini sürdürüyor.

Anladığımız Türkiye’nin en eski film festivali çok ciddi bir dönemeçte. Umarız yanlış yola girmez. Yoksa yazık olur 52 yıllık geçmişe… Hep olduğu gibi sonra her şey sil baştan!

Festivalle ilgili bilgi için: www.antalyaff.com 

Haber: ERKAN AKTUĞ

 Kaynak : Radikal.com.tr 

Bach Günleri bu yıl 2 Ekim’de Hortus Musicus konseriyle başlıyor. Tüm programı Kasım ayına ertelenen festivalde önemli virtüözler sahneye çıkacak.

hortus bach istanbulda

Tarihi müziğin dünyadaki en önemli isimlerini İstanbul ’a getiren ve Avrupa ‘da en dikkat çeken festivallerinden biri haline gelen “İstanbul Bach Günleri” bu yıl 2 Ekim – 31 Kasım tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.

“Bach Günleri” 2 Ekim saat 20.00’de Estonyalı topluluk Hortus Musicus’un konseriyle başlayacak. Deniz Müzesi’nin ilk defa ev sahipliği yapacağı bu konserde Avrupa’nın en eski Barok müzik topluluğu olan Hortus Musicus, Barok ve Barok öncesi dönemden örnekler sunacak. 12. “Bach Günleri”, Moskova Virtüözleri’ne de şeflik yapmış olan ünlü Rus piyanist Konstantin Lifschitz, dünyanın en iyi org ve klavsen virtüözlerinden biri olan Benjamin Alard, İstanbul’daki her konseri heyecan yaratan ve biletleri günler öncesinden tükenen sihirli viyolonselci Jiri Barta ve daha birçok sürpriz ismi ağırlayacak.

2 Ekim Hortus Musicus konseri dışındaki konserler Kasım ayına ertelenmiştir. Kasım ayı programı ayrıca duyurulacaktır.

HORTUS MUSICUS

Avrupa’daki en eski Barok öncesi müzik topluluğu, Tallinn merkezli Hortus Musicus bu sene 43. yaş gününü kutluyor. Hortus Musicus uzun geçmişi boyunca, Gregoryen korolardan 18. yüzyılın büyük Barok bestecilerine kadar Avrupa’nın bütün müzik tarihini katetti. Erken dönem müziğinde Hortus Musicus’un repertuarında yer almayan herhangi bir tür ya da dönem yoktur denebilir. Hortus Musicus’un bu kadar uzun ömürlü olmasının sebebi yaratıcılığıdır. Topluluk “erken dönem müziği”yle anılagelmektedir ama Hortus Musicus söz konusu olduğunda bu ifade sadece kullanılan yalın malzemeye atıfta bulunur. Zira topluluğun kendi müziği her prova ve seslendirmede yeniden doğar; “eski” müzik “kendilerinin” ve “yeni” olur. Kurulduğundan beri Arvö Part, Giya Kantsheli, Aleksander Knaifel, Lepo Sumera, Erki-Sven Tüür, Galina Grigoryeva ve daha birçok çağdaş müzisyen de Hortus Musicus için parçalar yazmış ya da eserlerini topluluğa ithaf etmiştir. Topluluk ilk senelerinden beri pek çok şehrin müzik festivalinde övgüyle karşılandı. Berlin, Münih, Paris, Londra, Moskova, St. Petersburg, Boston, Venedik, Krakov, Varşova, Tel Aviv, Kopenhag, Prag, Bratislava, Anvers, Bristol, Glaskov, Helsinki, Willach, Hetta, Malmö, Stockholm, Lockenhaus, Wien, Linz, Innsbruck, St. Galen, Herne, Würtzburg, Regensburg, Zaragoza, Utrecht ve daha birçok şehirdeki festivallerin yanında topluluk, neredeyse tüm Avrupa şehirlerinde, Amerika, Japonya ve İsrail ’de konserler verdi.

Grubun konser programlarını içeren yirmiden fazla kaydı bulunmaktadır.

14 Eylül’de başlayan 22. Uluslararası Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen yarışmaların kazananları, 19 Eylül Cumartesi günü, Adana Divan Oteli’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

22 altın koza

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda en iyi film ödülü, yapımcılığını Nadir Öperli, Enis Köstepen, Cem Doruk’un, yönetmenliğini ise Emin Alper’in yaptığı “Abluka” isimli filmi oldu.

Yılmaz Güney Ödülü, yapımcılığını ve yönetmenliğini Faruk Hacıhafızoğlu’nun yaptığı “Kar Korsanları” isimli filmin olurken, Adana Jürisi seçimini, Emin Alper’in yönettiği “Abluka”dan yana kullandı. Yarışmada en iyi yönetmen ödülünü ise, “Sarmaşık” isimli filmiyle, Tolga Karaçelik aldı. En iyi senaryo ödülüne ise, “Ana Yurdu” isimli filmiyle Senem Tüzen layık görüldü.
Festivalde bu yıl ilk defa gerçekleştirilen Adana Konulu Senaryo Yarışması’nın kazananı ise, Hikmet Ozan Sihay tarafından kaleme alınan “Tepebağ Çıkmazı” isimli eserin oldu.

Bu yıl 14 – 20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 22. Uluslararası Altın Koza Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Adana Konulu Senaryo Yarışması, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması ve Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nın sonuçları açıklandı. Sonuçlar, 19 Eylül Cumartesi günü, Adana Divan Oteli’nde düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu.

Basın toplantısında, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Altın Koza A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Halil Avşar, Festival Direktörü Candan Yaygın, Festival Sinema Programları Direktörü Kadir Beycioğlu, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı yönetmen Ümit Ünal, yarışmanın jüri üyeleri yönetmen Deniz Akçay Katıksız, oyuncular Ali Düşenkalkar ve Selen Uçer, görüntü yönetmeni Gökhan Atılmış, Eurimages Türkiye temsilcisi Mehmet Demirhan ve müzisyen Rahman Altın’ın yanı sıra, festivalin kısa metraj film yarışmalarının koordinatörü Hilmi Etikan ve Adana Konulu Senaryo Yarışması’nın jüri üyesi, Işıl Özgentürk katıldı.

Festival kapsamında düzenlenen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın sonuçları şöyle:
altın koza
En İyi Film – Abluka (Yön: Emin Alper / Yapımcı: Nadir Öperli, Enis Köstepen, Cem Doruk)
Yılmaz Güney Ödülü – Kar Korsanları (Yönetmen ve Yapımcı: Faruk Hacıhafızoğlu )
Adana İzleyici Ödülü – Abluka (Yönetmen:Emin Alper, Yapımcı: Nadir Öperli, Enis Köstepen, Cem Doruk)

En İyi Yönetmen –  Tolga Karaçelik (Sarmaşık)

En İyi Senaryo – Senem Tüzen (Ana Yurdu) – Oy çokluğuyla

En İyi Kadın Oyuncu – Nihal Koldaş (Ana Yurdu)

En İyi Erkek Oyuncu – Nadir Sarıbacak (Sarmaşık)

En İyi Müzik – Demircan Demir (Kasap Havası) – Oy çokluğuyla

En İyi Görüntü Yönetmeni – Vedat Özdemir (Ana Yurdu) – Türksoy Gölebeyi (Kar Korsanları)

En İyi Sanat Yönetmeni – İsmail Durmaz (Abluka)

En İyi Kurgu – Osman Bayraktaroğlu (Abluka)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Hülya Böceklioğlu (Yarım)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Özgür Emre Yıldırım (Eksik)

Türkan Şoray Umut Genç Veren Kadın Oyuncu – Ece Yüksel (Nefesim Kesilene Kadar)

Umut Veren Genç Erkek Oyuncu – Berkay Ateş (Abluka)

Jüri Özel Mansiyon Ödülü – Ece Atay (Yarım)

SİYAD En İyi Film Ödülü – Ana Yurdu – Senem Tüzen

Film – Yön En İyi Yönetmen Ödülü – Senem Tüzen – Ana
Yurdu

Ödüllerin gerekçeleri ise şu şekilde açıklandı:

En İyi Film : Güncel ve yerel bir konuyu, evrensel bir bakış açısıyla, yetkin ve çarpıcı bir sinema diliyle anlattığı için oybirliğiyle Abluka filmine verilmiştir.

Yılmaz Güney Özel Ödülü: Tarihimizin çok önemli ve acılarla dolu bir dönemini, naifliği ölçüsünde derinlikli bir anlatımla perdeye aktarmayı başardığı için oybirliğiyle Kar Korsanları filmine verilmiştir.

En İyi Yönetmen Ödülü: Sınırlı bir alanda kapalı kalmış insanların ruhsal çöküşünü, gizli ve açık şiddetini, güçlü oyuncu yönetimi ve sinemasal anlatımla metaforik bir derinlik yaratarak sinemaya aktarmayı başardığı için Sarmaşık filmi ile oybirliğiyle Tolga Karaçelik’e verilmiştir.

En İyi Senaryo: Anne kız ilişkisini modern ve gelenekselin çatışması ekseninde, ender rastlanılan incelikli bir gözlem gücü ve cesaretle anlatabildiği için, Ana Yurdu filmi ile oyçokluğuyla Senem Tüzen’e verilmiştir.

En İyi Kadın Oyuncu: Alışılagelmiş denilebilecek bir anne karakterini, senaryonun özgün çizgileri doğrultusunda tüm açıları ile doğal ve detaylı yorumlayarak oluşturduğu duru ve güçlü oyunu sebebiyle Ana Yurdu filmindeki rolüyle Nihal Koldaş’a oybirliğiyle verilmiştir.

En İyi Erkek Oyuncu: Detaylı ve sıra dışı oyunuyla Sarmaşık filmindeki rolü ile Nadir Sarıbacak’a oybirliğiyle verilmiştir.

En İyi Müzik: Uluslararası ölçülerdeki film müziği yaklaşımını, yerel müzikal dil ile tutarlı ve ustaca tasarlayarak yakaladığı dengeli anlatımdan ötürü Kasap Havası ile Demircan Demir’e oy çokluğuyla verilmiştir.

En İyi Görüntü Yönetimi: En İyi Görüntü Yönetimi Ödülü, Kar Korsanları ve Ana Yurdu filmlerinin görsel atmosferini büyük bir doğallıkla kuran, teknik anlamda yetkin ve yenilikçi çalışmalarından dolayı görüntü yönetmenleri Türksoy Gölebeyi ve Vedat Özdemir arasında paylaştırılmıştır.

En İyi Sanat Yönetimi: Yaratıcı çözümlerle titizlikle hazırlanmış, ikna edici ve doğal çevre tasarımından dolayı En İyi Sanat Yönetimi Ödülü’nün Abluka filmiyle İsmail Durmaz’a verilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

En İyi Kurgu: En İyi Kurgu Ödülü zaman ve gerçek algısıyla kışkırtıcı bir şekilde oynayan kurgusu için Abluka filmiyle Osman Bayraktaroğlu’na verilmiştir.

En İyi Yardımcı Erkek: Eksik Filmindeki Devrim karakteriyle gerçeklik sınırlarını zorlayan olağanüstü yorumu sebebiyle Özgür Emre Yıldırım En İyi Yardımcı Erkek oyuncu ödülüne layık görülmüştür.

En İyi Yardımcı Kadın: En İyi Yardımcı Kadın ödülü mizahi, gerçekçi, katmanlı oyunuyla Yarım Filmindeki rolüyle Hülya Böceklioğlu’na verilmştir.

Türkan Şoray Umut Veren Kadın Oyuncu Ödülü: Hacmen çok küçük bir role kattığı oyun çeşitliliği ve akılda kalıcılığıyla Nefesim Kesilene Kadar filmindeki rolüyle verilmiştir.

Umut Veren Erkek: Umut Veren Erkek Oyuncu ödülü, zorlu bir kırılma yaşayan bir karakteri tüm boyutlarıyla ele alıp yansıtan oyunuyla Abluka filmindeki rolüyle Berkay Ateş’e verilmiştir.

Jüri Özel Mansiyon Ödülü: Genç yaşına rağmen sergilediği etkileyici oyunu ve perdede yarattığı etki dolayısıyla jüri, Yarım filminden, Ece Atay’a, Mansiyon ödül vermiştir.

Film Yön – En İyi Yönetmen Ödülü Gerekçesi:
Film Yönetmenleri Derneği jürisi, yalın bir öyküyü olgun ve bütünlüklü bir sinema diliyle kurabildiği, karakterlerini çok katmanlı ve gerçekçi bir bakışla anlatabildiği için oy birliğiyle Senem Tüzen’in yönetmenliğini yaptığı, ‘Ana Yurdu’ filmini En İyi Yönetmen Ödülü’nü vermeye değer bulmuştur.

SİYAD En İyi Film Ödülü Gerekçesi:

SİYAD jürisi, tutuculuğu deliliğe dönüşen bir toplumda, ayakta durma iradesine sahip bir kaının ve ebeveyn – çocuk arasındaki ilişkinin, karanlık ve aydınlık taraflarını hem cesaret hem sevgiyle anlatmadaki başarısı nedeniyle, Senem Tüzen’in Ana Yurdu filmini ödülü oy çokluğuğla layık gördü.

ADANA KONULU SENARYO YARIŞMASINA İLGİ BÜYÜKTÜ

Adana Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin yarışmalı bölümlerinde bu yıl ilk kez
gerçekleştirilen Adana Konulu Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nı kazananlar belli oldu.

Senaryo yarışmasına büyük ilgi gösterildi, 63 özgün senaryo başvuruda bulundu. Dr. S.Haluk Uygur, Faruk Karaçay ve Hakan Haksun’dan oluşan ön seçici kurul 63 senaryodan 8 tanesini ana jürinin değerlendirmesi için ayırdı.

Erden Kıral, Füruzan, Abdurrahman Keskiner, Işıl Özgentürk ve Muzaffer İzgü’den oluşan senaryo jürisi oy çokluğuyla, film festivaline gitme hayallerini sonuna kadar koruyan bir avuç gencin, aslında direnmenin, dayanışmanın öyküsünü anlatan, karakterlerin iyi işlendiği ve iyi bir dramaturjiye sahip olan Hikmet Ozan Sihay’ın Tepebağ Çıkmazı’na birincilik ödülünü, ana karakterin sakin ve güvenli bir liman bulmak üzere çıktığı tinsel yolculukta öyküyü iki düzlemde işleyen, iki farklı yaşamı başarıyla aktarmasından ötürü Gökhan Karahaner’in İnsancıklar’ına ikincilik ödülünü, yaşlı bir çiftin Adana kentinin her yerine dağılmış çocuklarını ziyareti süresince, gerçeği bir türlü söyleyememenin çaresizliğini, sıkıntısını betimleyen İsmail Doruk’un On Adım’ına üçüncülük ödülünü verdi.

AKDENİZLİ KISA FİLMCİLER ALTIN KOZA’DA BULUŞTU

Artık tüm Akdeniz ülkeleri sinema çevrelerince, özellikle genç yönetmenler tarafından, dikkatle izlenen bir etkinlik olan ve jüri üyeleri,  film eleştirmeni Dubravka Lakic, akademisyen Prof.Dr. Şükran Kuyucak Esen,  belgesel film yönetmeni Dr. Habib Nasry,  oyuncu Ülkü Duru ve canlandırma yönetmeni Ayce Kartal tarafından değerlendirilen sonuçlar şöyle:

En İyi Kurmaca Film
Ave Maria / Ave Maria Yön: Basil Khalil ( Filistin-Fransa- Almanya )

En İyi Canlandırma Film
Fuligem / Fuligem   Yön: David Doutel (Portekiz )

En İyi Belgesel Film
Şarkı Başladığında / When A Song Begins  Yön: Yannis Pothos ( Yunanistan)

En İyi Deneysel Film
Savaş Bölgesi / War Zone  Yön: Oğuzhan Kaya (Türkiye)
Kurmaca Dalı Jüri Özel Ödülü
Üçüncü El /The Third Hand Yön: Hicham Elladdaqi (Fas)
Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü
Dioni / Dioni Yön: Thanos Psichogios (Yunanistan)

GELECEĞİN SİNEMACILARI ADANA’DA GÖRÜCÜYE ÇIKTI

Üniversitelerimizin güzel sanatlar ve iletişim fakülteleri sinema-televizyon bölümleri öğrencilerinin katılabildiği ve filmlerin bu yıl, yönetmen Murat Şeker, oyuncu Ekin Türkmen, belgesel film yönetmeni Sadık Arslankara, sanat yönetmeni Ziya Ülkenciler ve canlandırma film yönetmeni Sinem Sakaoğlu tarafından değerlendirildiği yarışmanın sonuçları ise şöyle:
En İyi Kurmaca Film
“Cemalettin Was Here”  Yön: Mert Özel (Istanbul Üniversitesi)
En İyi Belgesel Film
“Godesbana” Yön: Nursena Şimşek   (Akdeniz Üniversitesi)
En İyi Canlandırma Film
“ Kök” Yön: Osman Çubukçu, Önder Menken   (Anadolu Üniversitesi)
En İyi Deneysel Film
“Renklerin Düşüşü”  Yön: Karis Deniz Kara  (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ün.)
Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü
“Afro Türk”  Yön: Betül Usta  (Akdeniz Üniversitesi)

Ustaya Saygı gecesinde sahne alacak sanatçılar  10 Eylül 2015 Perşembe günü basın toplantısı gerçekleştirildi.

4-uluslararasi-klarnet-festivali-basliyor

Barış Manço anısına Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 17 Eylül’de 4. Uluslararası Klarnet Festivali kapsamında düzenlenecek “Ustaya Saygı” gecesinde ünlü isimler sahne alacak.

Malta Köşkü’nde düzenlenen basın toplantısına katılan festivalin sanat direktörü Serkan Çağrı, yarın başlayacak festivalde, Türkiye’de sanatıyla “ilaç” olan sanatçıların anıldığını söyledi.

Çağrı, “Ustaya Saygı” gecesinin kendileri için büyük önem arz ettiğini dile getirerek, “Bu yıl İkinci Dünya Savaşı sonrası insanların barışa, dostluğa, kardeşliğe hasret kaldığı yıllarda doğmuş ve adına ‘Barış’ denilmiş büyük bir sanatçı için toplandık” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN AĞITLARININ DEĞİL, TÜRKÜLERİNİN SÖYLENECEĞİ GÜNLERİ UMUTLA BEKLİYORUZ”

Sanatçı olarak son günlerde yaşanan terör saldırılarının acısını derinden hissettiklerini kaydeden Çağrı, şunları aktardı:

“Ülke olarak çok hassas, hepimizin duygularını sarsan günlerden geçiyoruz. Ülkemizin ağıtlarının değil, türkülerinin söyleneceği günleri umutla bekliyoruz. Benim enstrümanım, ben ne yaşıyorsam onun sesiyle insanlara ulaşıyor. Bazen enstrümanımı çalarken ağladığımda, onun sesinin de ağlak olduğunu duyanlar oluyor.”

Serkan Çağrı, müziğin eğlence aracı olarak lanse edilmesine tepki göstererek, “Yıllardır müziğin eğlence olarak kafamıza yerleştirilmesinden dolayı, müziğin ifade edildiği her yeri eğlence şeklinde algılamamız için yönlendirildik. Böyle hassas dönemlerde kendi sanatımızı bir kenara bırakıp söyleyemediğimiz sözlerle birbirimize bakakalıyoruz. Bu bizi üzüyor” dedi.

ÇAĞRI: “SOKAK KONSERLERİNİ GERİ ÇEKTİK”

Böyle bir dönemde sokak konserlerini yapmayı uygun bulmadıklarını sözlerine ekleyen Çağrı, şöyle konuştu:

“Festival dolayısıyla sokaklarda müziği yayarak ‘İstanbul Nefes Alıyor’ demiştik ancak yurt dışından yaklaşık yüz kişinin katılacağı sokak konserlerini böyle bir dönemde yapmayı uygun bulmadık ve salon konserlerimiz hariç bütün konserlerimizi geri çektik.”

LİNET: “İNSANLARA İLAÇ OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Toplantıya katılan sanatçı Linet, sanatın her zaman eğlence anlamına gelmediğini vurgulayarak, duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Sesimle, duygularımı daha rahat bir şekilde ifade edebiliyorum. Hep birlikte çok zor bir durum içerisinde bir şeyleri başarmaya çalışıyoruz. Dediğimiz gibi, sanat her zaman ‘eller havaya’ değildir. Biz, duyguları nefesimizle birleştirip, insanlara ilaç olmaya çalışıyoruz. Barış Manço’nun önderliği altında, böyle bir geceyi yaşatabilirsek çok mutlu olacağım. Acıları hem ses hem de nefes ile birlikte paylaşalım.”

Barış Manço’nun oğlu Doğukan Manço, babasının herkese hitap eden evrensel bir insan olduğunu dile getirerek, “Barış Manço, bugünlerde ihtiyacımız olan ‘barış’ı bize yansıtan bir değerdi. Böyle bir gecenin, onun bize bıraktığı değerleri genç nesillere aktarmanın yolu olduğunu düşünüyorum. Bizler oğulları olarak 17 sene boyunca yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalıştık. Umarım layık olmuşuzdur” ifadelerini kullandı.

Sanatçının küçük oğlu Batıkan Manço da festivalin müzikten daha fazlası olduğuna vurgu yaparak, “Bu acı günlerde, festivalin eğlenceden çok, barışı temsil ettiğini düşünüyorum. Çünkü en çok böyle günlerde insanların umuda ihtiyacı var. ‘Ustaya Saygı’ konserinin en önemli mesajının ‘barış’ olacağına inanıyorum” dedi.

HAKAN BİLGİN: “KÜÇÜKKEN BARIŞ MANÇO BENİM ABİM OLSUN DİYE DUA EDERDİM”

Etkinliğe katılan sinema oyuncusu Hakan Bilgin ise Manço ile büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Küçükken, ‘Barış Manço benim abim olsun’ diye dua ederdim. O sadece müzik yapmıyordu. Müzikle insanlara başka şeyler anlatmaya çalışıyordu. Çocukları küçükken yakalayıp, onlara faydalı olmayı, ailesine ve vatanına saygılı olmalarını sağlamaya çalıştı. Bu konserle Barış Manço’yu hatırlayıp, hayata tekrar göz atarsak daha iyi insanlar olabiliriz.”

Ustaya Saygı gecesinde, Manço’nun unutulmaz eserlerini Cansu, Doğukan Manço, Fettah Can, Gökhan Tepe, Hakan Aysev, Keremcem, Mine Mucur, Öykü Gürman, Yavuz Bingöl ve Zara, klarnet sanatçısı Serkan Çağrı eşliğinde yorumlayacak.