Şunun için etiket arşivi: eser

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkarıldı.

Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, yaptığı açıklamada, tiyatroların antik dönemin en önemli eğitim ve kültür mekanları olduğunu söyledi.

Eski dönemlerde antik tiyatrolarda gösteriler yapıldığını ve Stratonikeia’daki antik tiyatroda bulunan yazıtlardan trajedi, komedi gibi oyunların oynandığıyla ilgili bilgiler aldıklarını anlatan Söğüt,Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında 2 bin 300 yıllık olduğu tahmin edilen ve o dönemdeki mitoloji tanrılarının mermer bloklarına işlendiği 15 mask gün yüzüne çıkardıklarını kaydetti.

Buldukları masklarla yazılı belgeleri desteklediklerini vurgulayan Söğüt, ”Maskların yaklaşık 5 metrelik sütunların üzerinde görünen üst yapıya ait elemanlar olduğunu tahmin ediyoruz. Bunların özelliği, trajedi ve komediyle ilgili farklı tanrı, tanrıça ve antik dönemin töresiyle ilgili olmaları. Bulunan maskların arasında Dionysos, tanrı Men, Apollon, Artemis ve Dionysos’un alayında yer alan Satyr ve Silenos var” dedi.

Masklarda farklı kültürlere ait betimlemelerin yer aldığını anlatan Söğüt, ”O dönemde Anadolu’dan tanrı Men ile ilgili oyun sergilenmek istenildiğinde tanrı Men’in pişmiş topraktan yapılmış maskı takılıyordu. Tanrı Dionysos’u canlandıran bir oyun sergileneceği zaman ise Dionysos’un maskı takılıyordu. Kazı çalışmalarımızda o dönemdeki sosyal hayatın ve kültürel faaliyetin taşa yansıyan, değişmeyen izlerini bulduk” diye konuştu.

Bilal Söğüt, antik kentin sosyal yaşamı kadar mimari özelliğinin de önemli olduğunu, bulunan eserler sayesinde yaklaşık 2 bin 300 yıl önce bir mimarın düzenlemesini de kesin olarak tespit ettiklerini belirtti.

Önceki kazılarda maskların pişmiş topraktan yapılmış küçük figürlerini bulduklarını anımsatan Söğüt, şöyle devam etti:

”Onlar oyun sırasında kullanılan masklardı. Ama son bulduğumuz bu masklar tiyatro gösterilerinde kullanılan maskların kabartmaları. O dönemin heykel sanatını, mimarisini ve kültürünü bize açık bir şekilde gösteriyor. Bu eserler konservasyon ve restorasyon süreçleri tamamlandıktan sonra tiyatrodaki yerlerine konulacaklar. Bu uzun bir süreç olduğu için antik kenti ziyarete gelen vatandaşlarımıza bu maskları uygun bir yerde gösteriyoruz.”

ANTİK TİYATRO AYAĞA KALDIRILIYOR

Stratonikeia’nın diğer kentlerden farklı, yaşayan bir arkeoloji kenti ve yerin altıyla üstünün barışık bir kent olduğunu vurgulayan Söğüt, bu barışıklılığı devam ettirmek istediklerini kaydetti.

Söğüt, antik tiyatronun basamaklarının geçmiş yıllarda yaşanan depremler ve yağışlar nedeniyle zamanla kaydığını da anlatarak, şöyle konuştu:

”Çok büyük depremler olmasa antik kentler çok hasar görmez. Bu depremler sırasında oynamalar oluyor, oynamalara bağlı olarak yağmur suları toprağı kaygan hale getiriyor ve taşları yerinden oynatıyor. Biz de burada kaygan toprakları düzenleyerek blokları vinç yardımıyla yeniden yerlerine yerleştiriyoruz.”

Sanatseverleri resmin içinde bir yolculuğa davet eden “Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi”, kapılarını 16 Ekim’de Ankara’da açacak.

Cer Modern Sanatlar Merkezi’nde izlenime sunulacak sergi, sanat, bilim ve teknolojiyi yenilikçi bir şekilde harmanlayarak, izleyiciye Van Gogh’un ünlü eserlerinin “içindeymiş” gibi hissettirecek.

Singapur’daki dünya prömiyerinin ardından ilk kez Türkiye’de sanatseverlerin beğenisine sunulan, geleneksel sanat ve modern teknolojinin sentezlendiği sergi, ressamın en ünlü eserlerini 3 binin üzerinde dijital imajla çerçevenin içinden çıkararak, resmin hikayesini yaşatıyor.

“Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi”, 16 Ekim 2012– 3 Ocak 2013 arasında ziyaret edilebilecek.

“Çerçeve yok, içindesin”

Güçlü görüntü ve ses sistemleriyle resim tutkunlarını cezbetmeyi amaçlayan sergide, klasik müzikle senkronize olarak değişen dev boyutlardaki 3 binden fazla Van Gogh görüntüsü, ekranları, duvarları, kolonları, tavanı, yeri dolduran heyecan verici bir gösteri ortaya çıkarıyor.

“Van Gogh Alive”, sanatçının çalışmalarını ve hayat deneyimlerini keşfetme, düşüncelerini, duygularını ve ruh halini yorumlama fırsatı sunuyor.

Sergide sanatçının “Çalışan Adam”, “Yeşilimsi Bir Başlık Giymiş Yaşlı Köylü Kadını”, “Çiçek Açmış Erik Ağacı”, “Gri Şapkalı Otoportre”, “Vazoda 12 Ayçiçeği”, “Vincent’ın Yatak Odası”, “Teras Kafe”, “Sandalye ve Pipo”, “Ren Nehrinde Yıldızlı Bir Gece”, “Süsen Çiçekleri”, “Buğday Tarlası ve Kargalar”, “Kırmızı Üzüm Bağı”, “Sargılı Kulaklı Otoportre” gibi tanınan eserleri yer alıyor.

Kaynak :[-]

29. Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının, 2 bin 945 eserinin arasından dereceye girenler ve sergilenmeye layık görülenle Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle görücüye çıktı.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde yer alan sergi gerçekleştirilen kokteyl ile sanat severlerle buluştu. Açılış törenine, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, yarışmada eserleri ilk üç dereceye girenler ile başarı ödülüne layık görülen karikatüristler ve sanat severler katıldı.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, sergiyle ilgili yaptığı konuşmasında 29 yıldır bir yarışmayı sürdürebilmenin önemli bir kurumsallığı gösterdiğini belirterek, “Bunun arkasında ciddi bir çalışma var, disiplin var, bir vakfın gücü var. Biz bütün dünya çizerlerinin özgür ifade platformu olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim bugüne kadar vakfımıza 70 bin tane karikatür geldi. Dünyanın dört bir yanından karikatürcülerle ilişkimiz var. Her yıl bu tekrarlanarak devam ediyor. Hepsiyle ayrı ayrı diyalog içerisindeyiz” diye konuştu.

ARŞİVİMİZDE 130’DAN FAZLA ÜLKEDEN KARİKATÜRCÜNÜN KARİKATÜRÜ VAR

Yarışmalara katılan karikatürleri web ortamına aktararak web müze kurduklarını ifade eden Fetvacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan sonra yeniliklerle devam edeceğiz. Karikatürcülere daha başka olanaklar da hazırlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızı bu yönde ilerletiyoruz, geliştiriyoruz. Bu sene bize 2945 karikatür geldi. Bunların elemesi çok zor oluyor. Jüri baya bir zorlanıyor. Çünkü çok kuvvetli çizgiler var. Gördüğünüz gibi 2 tane birinci çıktı. Jüride her sene dünyaca ünlü karikatüristler oluyor. Biz şöyle bir jüri kurmaya çalışıyoruz, her kıtayı temsil eden mutlaka birisi oluyor. Yani hem Asya’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan Güney Amerika’dan Afrika’dan mutlaka birer temsilci olsun istiyoruz ve Türkiye’den birkaç temsilci oluyor. Türkiye’den bir de ön jürimiz var. Hepsi yoğun bir çalışma yapıyor. Baya bir tartışarak geliyorlar. Bu gördüğünüz karikatürlerin önünde de saatlerce konuştular düşündüler, gittiler geldiler bir daha baktılar bir daha not verdiler. Öyle çok da bir süreç olmuyor ama başka türlüsü de olamaz herhalde. Jürinin bize söylediği, gelenlerin bize söylediği bu yarışmanın dünyanın sayılı saygın yarışmalarından bir tanesi olması. Biliyorsunuz biz yarışma sırasında ülkelerin isimlerini ve imzalarını kapatıyoruz. Dolayısıyla hangi karikatürü kimin yaptığı belli değil en sonuna kadar. En sonunda kazananlar belli olunca isimleri açıyoruz, isimleri açıyoruz ondan sonra hangi ülke kazanmış hangi çizer kazanmış o zaman ortaya çıkıyor. Bu da bunun ne kadar titizlikle yaklaşıldığının bir başka göstergesi. Arşivimizde 130’dan fazla ülkeden karikatürcünün karikatürü var. Bu sene de 90’a yakın ülkeden 944 karikatürcü 2945 karikatürle katıldı. Her sene artıyor. Artması kadar bizim için kaliteli eserlerin gelmesi de önemli. Son yıllarda özellikle kalitede ciddi bir artış olduğu da bize ifade ediliyor. Biz de onun farkındayız. Bu da çok önemli tabi.”

TABİİ Kİ DÜNYA, BU SAVAŞ ORTAMINDA MİZAHLA GÜLÜMSEMEYLE DAHA GÜZEL OLACAK

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Özocak ise Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na katılan eserlerin ev sahipliğini yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Çünkü 29 yıl dile kolay. Karikatür gibi bir sanata akıl sanatının güzel ürünlerini hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli köşelerinde sergilemek cesaret ister. Hele de günümüzde birçok ayrılıkçı ayrıştırıcı politikaların olduğu yerde bu mizah, bu estetik, bu hoşgörün ev sahipliğini yapmak bize büyük gurur veriyor. Hatta biz Kadıköy’ü tabii ki kültürle, sanatla, eğitimle sağlıkla güzelleştiriyoruz. Yaşam kalitesiyle öne çıkıyor. Gördük ki bir şeyimiz eksik. Geçtiğimiz yıl bir karikatür evi açmaya karar verdik. Hemen belediyemizin yanındaki bir tarihi köşkü yine Türkiye çapındaki, semtimizdeki karikatürcülerimiz orada atölye olarak çalışmalarını yapacaklar, sergilerini yapabilecekler, konferanslarını verebilecekler. Çok güzel bir kompleks. Yerimiz hazır ancak yer anıt eser olduğu için bazı prosedürleri de bu anıtlar kurulu kısa sürede izin verir umarım. Bu sanata özellikle burada bugün birinci olan Türk yurttaşımız Amerika’da yaşıyor ama, onun espri anlayışına onun hoşgörüsüne bir katkı sunmak bizim için bunlara ev sahipliği yapmak çok hoştu. Tabii ki dünya, bu savaş ortamında mizahla gülümsemeyle daha güzel olacak. Onun için de bir çabamız bir umudumuz var olacak. Eğitim kısmı da olacak. Karikatürle uğraşan sanatçılarımıza orayı teslim edeceğiz. Çünkü bir çok sanatsal gönüllülerimiz var, çocuk ruh sağlığı merkezlerimiz var, bunun yanında yine karikatürcülerin yöneteceği hem eğitsel boyutuyla hem atölye çalışması boyutuyla hem de eserlerini taktim edecekleri alanlarıyla güzel bir merkez olacak” diye konuştu.

BU ÖDÜLÜ KAZANMAKTAN ÖTÜRÜ ONUR DUYUYORUM

Yarışmada birincilik ödülünü paylaşan İranlı sanatçı Javad Alizadeh, yarışmanın organizatörlerine teşekkür ederek, “Bu ödül benim için çok prestijli bir ödül. Bu ödülün benim için iki anlamı var. Birinci anlamı, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışmasının dünya çapındaki en iyi yarışmalardan biri olması. İkinci nedeni ise ben İranlı bir Türk’üm. Bu ödülü kazanmaktan ötürü onur duyuyorum. Özellikle birincilik ödülü almış olmaktan mutluluk duyuyorum. Dediğim gibi bu güzel festivali organize edenlere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

DEMOKRASİNİN EN GÜZEL TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİR DE ELEŞTİRİDİR

Yarışmada birincilik ödülünü kazanan diğer karikatür sanatçısı, Doğan Arslan ise, “Aydın Doğan karikatür yarışması benim için çok önemli. Özellikle sadece karikatürler değil genel sanatla uğraşan biri olarak. Çünkü karikatür sanatında en önemli özellik eleştiri sanatıdır. Böyle uluslararası bir yarışmada eleştiri sanatı hat safhadadır. Bu yarışmada bu en üst seviyededir. Demokrasinin en güzel temel özelliklerinden bir de eleştiridir. Demokrasinin güzelleşmesi ve serpilebilmesi için eleştirinin olması lazım. Dolayısıyla Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nın burada demokrasiye ve eleştiriye katkı sağlıyor. Karikatür sanatı ve demokrasinin dolaylı bir ilişkisinin olduğuna inanıyorum. Bu benim için önemli. Bir sanatçı olarak dünyadaki gelişmeler hakkında fikirlerimi beyan etmek istediğimde bu tür kaliteli yarışmalara katılmak benim için zevktir. Bu yarışmadaki karikatürümde belirtmek istediğim, günümüzdeki Arap Baharı ve teknoloji. Bu iki noktanın, politika ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Bu tür yarışmaların devam edebilmesi ve çoğalması, Türkiye’de eleştiri sanatını geliştirecek” diye konuştu.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde bulunan sergi, 23 Ekim 2012 tarihine kadar gezilebilecek.

 

Kaynak : [-]

Efsanevi müzisyen, söz yazarı ve şair Leonard Cohen, 2012 Old Ideas Dünya Turnesi kapsamında, 19 Eylül’de sadece bir konser için İstanbul’da olacak.

Sergi

İstanbul

■ Meryem Alakberli ’nin “Renklerin Dansı” isimli sergisi 17 – 19 Eylül tarihleri arasında Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde.

■ Naciye Baş ’ın “Büyüsün Sanat” isimli sergisi 17 – 29 Eylül tarihleri arasında VakıfBank İstanbul Genel Müdürlük Fuaiyesi’nde.

■ İlke Kutlay ’ın “Balans” isimli sergisi 17 Eylül – 5 Ekim tarihleri arasında Galeri Merkur’de.

■ İzlenimler ve Karşılıklar isimli karma sergi 18 Eylül – 5 Ekim tarihleri arasında Galeri/Miz’de.

■ Ayten Yetiş Doğu’nun “Boğazı Yeniden Tanımak” isimli sergisi 18 Eylül – 8 Ekim tarihleri arasında Galeri Işık’ta.

■ Özgür Oğuz ve Mete Erdoğmuş’un “Kesişim” isimli sergisi 18 Eylül – 9 Ekim tarihleri arasında

■ Emmanuelle Karatay ’ın “Düşlerim” isimli sergisi 18 Eylül – 10 Ekim tarihleri arasında Ortaköy Sanat Galerisi’nde.

■ Ruzin Gerçin Anısına isimli suluboya resim sergisi 18 Eylül – 12 Ekim tarihleri arasında Galeri Selvin’de.

■ Gavin Turk’un “Türk” isimli sergisi 18 Eylül – 16 Ekim tarihleri arasında Galerist’te.

■ Dominique Barreau ’nun “İstanbul’da Randevu” isimli sergisi 18 Eylül – 31 Ekim tarihleri arasında Gama Sanat Galerisi’nde.

Artistan’da.

■ Yansıma Üzerine Düşünceler isimli karma sergi 18 Eylül – 10 Kasım tarihleri arasında Galeri Manâ’da.

■ Unseen Photo Fair Amsterdam isimli sergi 19 – 23 Eylül tarihleri arasında Elipsis Galeri’de.

■ Taner Alakuş’un “Hayallerimdeki Minyatürler” isimli sergisi 19 Eylül – 22 Ekim tarihleri arasında Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Gerard Caris’in “Beşgencilik” isimli sergisi 19 Eylül – 27 Ekim tarihleri arasında Kuad Galeri’de.

■ Dönüşüm: Çağdaş Çin Sanatına Bir Bakış isimli sergi 20 Eylül – 25 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern’de.

■ Abdurruhman Öztoprak anısına yapılan sergi 20 Eylül – 1 Aralık tarihleri arasında Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ İsmail Acar’ın “5 Duyu 5 Olgu” isimli sergisi 18 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda.

■ Eyüp Büyükbostancı’ın Halı sergisi 20 Eylül’e kadar Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde.

■ Deniz Deniz’in “İçimdeki Işık” isimli sergisi 20 Eylül’e kadar İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde. (0 212 251 46 31)

■ Burhan Doğançay’ın “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” sergisi 23 Eylül’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Sonbahar Karma Sergisi 28 Eylül’e kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde.

■ EVİN SANAT GALERİSİ YAZ KARMA SERGİSİ 28 Eylül’e kadar devam ediyor. (0212265 81 58)

■ Dora Günel’in “UNVAN-SIZ” isimli fotoğraf sergisi 28 Eylül’e kadar TMMOB Mimarlar Odası, Karaköy Binası’nda.

■ Bilge Alkor, Semih Duman, Ahmet Elhan, Ege Kanar, Çağlar Kanzık, Cihan Poçan, Sinan Tanrıdağ ve Begüm Yamanlar’ın fotoğraf sergisi 29 Eylül’e kadar 4a Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Oto-Portre isimli karma sergi 29 Eylül’e kadar artSümer’de.

■ Yunus Tonkuş’un “Bin desen, desem” isimli sergi 29 Eylül’e kadar Arte İstanbul’da.

■ Dombrovskaya Elena, Meerson Aleksandr, Titov Nikolay gibi isimlerin bulunduğu “Dokuz İstanbul” isimli sergi 29 Eylül’e kadar Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde.

■ Deneyimin Ötesi sergisi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde.

■ Setenay Özbek’in sergisi 30 Eylül’e kadar ART350’de.

■ Kare Art Gallery’deki karma sergi 30 Eylül’e kadar ziyaret edilebilir.

■ Kes-Yapıştır isimli karma kolaj sergi 30 Eylül’e kadar Galeri İlayda’da.

■ Işığın Peşindeki Çocuklar 3 isimli karma fotoğraf sergisi 30 Eylül’e kadar PhotoWorld Fotoğraf Merkezi’nde. (0216 418 19 76)

■ İstanbul Fotoğrafları Sergisi 5 Ekim’e kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

■ Pınar Ceylan’ın “ULİTSA” isimli sergisi 2 Ekim’e kadar Galeri Espas Sanat Galerisi’nde. (0212 270 70 17)

■ Selim Birsel, Ali Kazma, Ali Emir Tapan, Nasan Tur, Mürüvvet Türkyılmaz’ın “Küçük Hakikatler” isimli sergisi 6 Ekim’e kadar Egeran Galeri’de. (0212 251 12 51)

■ Ersan Deveci’nin “Çocuk Oyuncağı” sergisi 6 Ekim’e kadar Dirimart’ta.

■ Elizabeth Srtrubi’nin “miş’li geçmiş” isimli sergisi 22 Ekim’e kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)

■ Bihrat Mavitan’ın “Üçer, üçer, üçer” isimli heykel sergisi 7 Ekim’e kadar Harmony Sanat Galerisi’nde.

■ Ysolt’un Yeni Limanı 10 Ekim’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.

■ Algı Kapıları isimli karma sergi 13 Ekim’e kadar THE MARMARA PERA’da. (0 212 292 00 38)

■ Bahadır Baruter’in “Senin Ailen Bir Yalan Yavrum” isimli sergisi 13 Ekim’e kadar Galeri X-Ist’te.

■ Padişahın Evi: Harem-i Hümayun sergisi 15 Ekim’e kadar Topkapı Sarayı Müzesi, Has Ahırlar Sergi Salonu’nda.

■ Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” isimli sergisi 15 Ekim’e kadar Gallery LiNART’ta.

■ Hüseyin Aksoylu ’nun “Ağırlık” isimli sergisi 15 Ekim’e kadar art ON İstanbul’da.

■ Esra Ekşi Demir’in “Yaşanmışlıklar” isimli sergisi 19 Ekim’e kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Emre Senan’ın “ani Paçavra” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar Galeri Apel’de.

■ Yağız Özgen’in “Tayf” adlı ikinci kişisel sergisi 20 Ekim’e kadar Sanatorium’da.

■ Servet Koçyiğit’in “Aşk ve Diğer Meseleler” isimli sergisi 20 Ekim’e kadar RAMPA’da. (0 212 327 08 00)

■ Ahmet Güneştekin’in sergisi 20 Ekim’e kadar Armaggan Art Gallery’de.

■ Viron Erol Vert’in “7 Perde / 7 Curtain” isimli sergisi 21 Ekim’e kadar Galerist Hasköy’de.

■ Josephine Powell ’ın sergisi 21 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ ÇAĞDAŞ USTALARDAN SERGİ 31 Ekime kadar TEM Sanat Galerisi’nde.

■ Halki’den Yansımalar Kartpostallarda Ada Sergisi 31 Ekim’e kadar Heybeliada İnönü Evi Müzesi’nde.

■ Allan Sekula: Birleşmeyen Filmler 1997-2012 sergisi 31 Ekim’e kadar Akbank Sanat’ta.

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

Ankara

■ Nursel Çevik – yağlıboya resim – 23 Eylül’e dek – TBMM Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde. (0312 431 04 51)

■ Yaz Karması – resim – 28 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0312 468 59 04)

■ Yaz Karması – resim, heykel, 30 Eylül’e dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0312 418 02 53)

■ Luz Angela Lizarazo – el işi – 4 Ekim’e dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0312 310 00 00)

İzmir

■ Arkas Sanat Merkezi Ahmet Ertuğ’un “Sessizliğin Yankısı” adlı fotoğraf sergisini ağırlıyor.

■ Ekin Erman’ın “Bütünlüksüz” adlı sergisi, 28 Eylül’e dek İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi’nde. Aynı mekân, Şeref Akdik Salonu’nda yarından itibaren Sezen Okur’un “Tasarım Hayalle Başlar” adlı minyatür, hat, tezhip ve ebru sergisini 12 Ekim’e dek ağırlayacak.

Bodrum

■ Orhan Taylan’ın son dönem yağlıboya çalışmaları sergisi yarın başlayıp 28 Eylül’e kadar Nurol Sanat Galerisi’nde.

■ Karma sergi 2 Ekim’e kadar ART SUITES BODRUM GALLERY’de. (0212 251 55 61)

Adana

■ Altın Oran Düşünce ve Sanat Platformu ile Adanalı Sanayiciler ve İşadamları Derneği (ADSİAD) işbirliğiyle 19. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen, “Adana’yı Seviyorum” başlıklı sergiler sürüyor. Sergiler Adana Kültür Sanat Merkezi ile Optimum, M1 Adana, M1 Cinemaximum galerilerinde. (0322 352 47 13)

■ Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği (AFAD)’nde AFAD üyelerinin ödüllü fotoğraflarından oluşan sergi, AFAD Kasım Gülek Fotoğraf Sanat Galerisi’nde izlenime açık tutuluyor. (0322 458 42 24)

■ Anadolu Hayat Emeklilik tarafından bu yıl altıncısı gerçekleştirilen, “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler Fotoğraf Yarışması”nda dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan 44 eserin yer aldığı “Hayata Dair” adlı sergi, İstanbul’dan sonra bu kez Adanalı sanatseverlerin izlenimine sunuldu. M1 Merkez’deki sergi 28 Eylül’e dek izlenime açık tutulacak. (0530 780 96 17)

Gaziantep

■ Gaziantep Güzel Sanatlar Derneği kurucularından Şaban Pala’nın, “Sus Kalbim” adlı sergisi Sanko AVM Sanat Galerisi’nde 20 Eylül’e dek izlenebilecek. (0342 336 60 66)

Müzik

İstanbul

■ ‘Nardis Jazz Club’ta bugün saat 21.30’da “Şirin Soysal – Caz Klasikleri”, yarın saat 21.30’da “Erhan Ersin ‘Chasing The Voices’”, çarşamba günü saat 21.30’da “PlayAcoustic”, perşembe günü saat 21.30’da “Çağıl Kaya Band”, cuma günü saat 22.30’da “Luis Ernesto Gomez y LA DESCARGA Band” ve cumartesi günü saat 22.30’da “Elif Çağlar Muslu Quintet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Ghetto’da yarın saat 21.30’da “Amsterdam Klezmer Band”, perşembe günü saat 21.30’da “Ghettogether Partileri Vol.1”, cuma günü saat 22.30’da “Ghetto The Party with Burusvilis”, cumartesi günü saat 22.30’da “DePhazz” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Turkcell Kuruçeşme Arena’da yarın saat 21.00’de “Ajda Pekkan”, çarşamba günü saat 21.00’de “Emir Ersoy & Projecto Cubano”, perşembe günü saat 21.00’de “Yavuz Bingöl”, cuma günü saat 21.15’te “Beirut”, cumartesi günü saat 21.00’de “İlhan İrem” konseri izlenebilir. (0 212 263 39 83)

■ ‘Mojo’da çarşamba günü saat 22.30’da “Fatih Erdemci” konseri izlenebilir. (0212 243 29 27)

■ ‘Ülker Sports Arena’da çarşamba günü saat 20.30’da “Leonard Cohen” konseri izlenebilir. (0216 687 21 00)

■ ‘Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde çarşamba günü saat 21.30’da “Dead Can Dance”, cuma günü saat 21.00’de “Duman – Büyük Ev Ablukada”, cumartesi günü saat 21.00’de “Şebnem Ferah”, pazar günü saat 21.00’de “Zuhal Olcay – Halil Sezai” konseri izlenebilir. (0212 232 86 03)

■ ‘Jolly Joker’de perşembe günü saat 21.00’de “Tibet Ağırtan”, cuma günü saat 22.00’de “Emre Aydın”, cumartesi günü saat 22.00’de “Fettah Can” konseri izlenebilir. (0212 249 07 49)

■ ‘Bronx’ta cuma günü saat 22.30’da “Açılış Konserleri 1. Gün: La Fanfare En Pétard – Williams Richart Cardoso Project”, cumartesi günü saat 22.30’da “Açılış Konserleri 2. Gün: 100 Derece ve Jilet” konseri izlenebilir. (0 212 293 53 98)

Ankara

■ Jolly Joker Ankara’da, Fettah Can’ın vereceği konser 21 Eylül’de saat 22.00’de, Yaşar’ın vereceği konser 22 Eylül’de saat 22.00’de, Cem Adrian’ın vereceği konser 28 Eylül’de saat 22.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 29 Eylül’de saat 22.00’de, MFÖ’nün vereceği konser 6 Ekim’de saat 22.00’de, Emre Aydın’ın vereceği konser 12 Ekim’de saat 22.00’de, Kıraç’ın vereceği konser 13 Ekim’de saat 22.00’de, Athena’nın vereceği konser 19 Ekim’de saat 22.00’de, Rafet el Roman’ın vereceği konser 20 Ekim’de saat 22.00’de, Feridun Düzağaç’ın vereceği konser 26 Ekim’de saat 22.00’de, Gökhan Türkmen’in vereceği konser 27 Ekim’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

■ Atılım Üniversitesi İncek Kampusu’nda, Atılım Üniversitesi’nin “1. Ankara Kültür Sanat Etkinlikleri” kapsamında gerçekleştirdiği festivalde, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yarın saat 21.30’da, Volkan Konak 19 Eylül’de saat 21.30’da, Yalın 20 Eylül’de saat 21.30’da, Kerem Görsev ve Fatih Erkoç 21 Eylül’de saat 21.30’da, Serdar Ortaç 22 Eylül’de saat 21.30’da konser verecek. (0312 586 80 00)

■ Çansera’da, Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenen “AnkiRockFest 2012” kapsamında, Manga, Ogün Sanlısoy, Bedük ve Donata’nın vereceği konser 21 Eylül’de saat 19.00’da. (0 312 473 83 00)

■ If Performance Hall’de, Zakkum’un vereceği konser 20 Eylül’de saat 00.30’da, Dengesiz Herifler’in vereceği konser 22 Eylül’de saat 00.00’da.

(0312 418 95 06)

Tiyatro

İstanbul

■ ‘Şişli Black Out Sahnesi’nde bugün ve cuma günü saat 20.30’da “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi” izlenebilir. (0 212 233 12 05)

■ ‘garajistanbul’da bugün ve çarşamba günü saat 20.30’da “Olmamış mı?”, yarın saat 20.30’da “Bugün Âşık Olucam” izlenebilir. (0 212 244 44 99)

■ ‘İkinci Kat’ta yarın saat 20.30’da “Korku Tüneli”, çarşamba günü saat 20.30’da “Limonata” izlenebilir. (0 212 292 32 47)

■ ‘GRİ Sahne’de cumartesi günü saat 20.30’da “Kutlama” izlenebilir. (0 212 232 34 12)

Ankara

■ MEB Şûra Salonu’nda, “İsim Şehir Hayvan” adlı oyun 10, 11, 12 ve 13 Ekim’de, saat 20.30’da. (0312 413 14 52)

■ ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde, Dostlar Tiyatrosu’nun sahneleyeceği “Kerem Gibi” adlı oyun 13 Ekim’de saat 20.30’da, “Ben Bertolt Brecht” adlı oyun 14 Ekim’de saat 20.30’da. (0312 210 41 51)

■ Anadolu Gösteri Sanatları Merkezi’nde, Tolga Çevik’in tek kişilik gösterisi “Tolga Çevik/Arkadaşım Hoş Geldin” 13 Ekim’de, saat 21.00’de. (0312 286 12 11)

Gösteri Söyleşi

İstanbul

■ Ülker Sports Arena’da cumartesi günü saat 20.00’de Cirque du Soleil’in “Alegria” adlı gösterisi izlenebilir. (0216 556 98 00)

■ “Uzun, İnce Bir Yol: Karikatürlerle Türkiye AB İlişkileri” sergisi kapsamında Cartooning for Peace üyesi karikatüristlerle söyleşi ve panel etkinlikleri, Leman Kültür Kafe’de perşembe günü saat 15.00’ten itibaren takip edilebilir. (0 212 292 95 65)

Ankara

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, “Güzel Bir Hayat Düşlerken/Circus Columbia” adlı filmin gösterimi 18 Eylül’de saat 21.00’de, “Le Tableau” adlı filmin gösterimi 25 Eylül’de saat 21.00’de. (0 312 310 00 00)

Adana

■ 19. Uluslararası Adana Altınkoza Film Festivali kapsamında düzenenen, “Yazlık Sinema” etkinliği sinemaseverlere nostalji yaşatacak. “Yıldızların Altında Sinema Keyfi” adı altında, cuma günü 20.30’da gerçekleşecek etkinlikte, Türk sinemasının önemli filmlerinden biri izlenecek. (0 322 352 47 13)

 

Sanat uzun, hayat ise kısa! 

 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğrencileri, resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dallarda ürettikleri eserlerde postmodern çağdaki insan ve eşya ilişkisini sorguluyor.

DENEYİMİN ÖTESİ, GENÇ SANATÇININ KALFALIK SÜRECİ

YAZ aylarını genç sanatçılara ve sanat eğitim kurumlarına ayıran ‘Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’ bu kez İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin eserlerine evsahipliği yapıyor.

Deneyimi sürekli kılmak…

Sergiye adını veren ‘Deneyimin Ötesi, sanatsal üretimde süreci önemseyen, bu süreçteki düşünsel dönüşümlere önem veren bir bakış açısını temsil ediyor. Sanat eğitimini sorunsallaştıran bu şeffaf yaklaşım; gençlerde öne çıkan üretim potansiyelini, eserlere odaklanarak deneyim kazanma ve bunu sürekli kılma durumuyla ilişkili olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyor. ‘Deneyimin Ötesi’ fani olan, risk içeren ve yanılma olasılığı yüksek işlerle üretim ve tasarımlara işaret etse de kişisel algı ve tepkilerin ayrımlarını örnekleyen esaslı bir kapsam olarak karşımızda duruyor.

Sergi hakkında bilgi veren ve serginin internet üzerinden 3 boyutlu olarak ziyaret edilebileceğini söyleyen Resim Bölüm Başkanı Prof. Mümtaz Sağlam, “18-25 yaş kuşağı eskilere göre daha şiddet içerikli mesajlara yöneliyor. Biz bu istekle gelen gençleri geri çevirmiyoruz. Böylelikle gençliğin hayata bakış açısını da ölçmüş bulunuyoruz. Biz bu sergide öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini sağlamak açısından farklı yaklaşımları bir araya getirdik” dedi.

 

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Yoleri ise “Bu proje, İzmir atmosferiyle oluşturduğumuz çalışmalarımızı İstanbul’da paylaşmamız olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

30 Eylül’e kadar açık

‘Deneyimin Ötesi’ adlı sergide; resim, heykel, drama ve enstalasyon gibi farklı dalda üretilmiş 150’yi aşkın eser bulunuyor. Önceki gün açılan sergi 30 Eylül’e kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Kaynak :[-] Buket Kahraman

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Telif Hakkı’ kanun taslağı tamamlandı. İncelenmek üzere Avrupa Birliği’ne gönderilen yasa taslağı, internetten indirilecek müzik, film ve dosya için para cezası öngörüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca tarafından hazırlanan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun taslağı tamamlandı.

Telif yasası olarak adlandırılan yasanın 51 maddesi değişiyor.

Bugün gazetesinde yer alan habere göre, Avrupa Birliği telif hukukuna uyumluluğunun incelenmesi için Avrupa’ya gönderilen tasarı yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak.

Fransa’da tartışma konusu olan HADOPI yasasını örnek olarak hazırlanan yasa taslağı cezalardan yeni haklara kadar çok önemli değişiklikler içeriyor.

Özellikle internetteki telif hakları için önemli değişiklikler getiren yasa, hak sahipleri meslek birlikleri üzerinden ihlal yapan bireyle dolaylı yollarla muhatap olabilecek.

Yasa taslağındaki 73/B maddesi bireysel kullanıcıları kapsıyor. Burada ilgili eserin nereden indirildiği değil hangi İP tarafından indirildiği dikkate alınıyor.

Buna göre önce hak sahibinden izin almaksızın bir eseri indiren bireysel kullanıcıların İP adresleri telif birliklerince Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından akredite edilmiş bir yazılım tarafından tespit edilecek.

TİB tarafından tespit edilen kimlik bilgileri ve iletişim bilgileri de ihtarda bulunmak üzere Bakanlığa bildirilecek.

Bakanlık ihtarın gönderilmesinden itibaren 6 ay içerisinden ihlal yapan kişilere e-posta yoluyla, sonra da iadeli taahhütle mektupla ikinci bir ihtar gönderilecek.

İkinci ihtardan sonra geçecek 6 ay içerisinde ihlal yapan bireysel kullanıcılar hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari para cezası uygulanacak.

Söz konusu para cezasının ne kadar olacağı kısmı ise taslakta boş bırakıldı. Miktarı Bakanlar Kurulu belirleyecek.

MEVCUT YASA SUÇ SAYMIYOR
Mevcut yasaya göre Türkiye’De internetten herhangi bir veri indirmek suç değil. Yeni yasada tüm bunların bir sisteme oturtulması amaçlanıyor.

Kaynak : [-] 

Belediyenin düzenleyeceği heykel çalıştayı festivalinde dünyanın farklı yerlerinden ünlü isimler bir arada…

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sonbaharda düzenleyeceği ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı, dünyanın farklı coğrafyalarından ünlü heykeltıraşları ağırlayacak. İzmirlilerin de izleyebileceği 20 günlük çalışma sürecinde hazırlanacak heykeller, kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek. Çalıştay’ın teması Akdeniz olacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 13 Ekim-2 Kasım 2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na katılmaya hak kazanan heykeltıraşlar belirlendi. Kültürpark İzmir Sanat Oditoryum’ta toplanan seçici jüri, 50 farklı ülkeden gelen 150 başvuruyu değerlendirdi. Jüri, çalıştaya katılacak eserlere karar vermekte oldukça zorlandı. Yarışın galibi, 7 yabancı ve 3 Türk heykeltıraş oldu. Jürinin belirlediği heykeltıraşlar, söz konusu tarihlerde Kültürpark Tarih ve Sanat Müzesi önündeki havuzun çevresine kurulacak açık hava işliklerinde heykel çalışmaları yapacak. 20 günlük bir çalışmayla hazırlanacak olan heykeller, daha sonra kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek.
‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na şu isimler katılacak:
Aldo Shıroma (Peru), Amancio Gonzales Andres (İspanya), Bettino Francini (İtalya), Chander Parkash (Hindistan), Hıtoshi Tanaka (Japonya), Valentıne Mıtev (Bulgaristan), Volodymyr Khochmar (Ukrayna), Hakan Şengönül, Mert Taşkın Demir ve Levent Ayata (Türkiye).

Jüride kimler var?

Uluslararası İzmir Heykel Çalıştayı seçici jürisi, toplam 150 başvurunun geldiği proje dosyalarını seçerken, tasarımların kent dokusu ile ilişkisi, malzeme ile uyumluluğu gibi kriterleri göz önünde bulundurdu. Jüri değerlendirmede ayrıca, projenin uygulanabilirliği ile soyut ve figüratif işlerin dengelenmesini de dikkate aldı.

Yarışmaya başvuran eserleri büyük bir titizlikle inceleyen seçici jüri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serpil Baran, heykeltıraş Bihrat Mavitan, heykeltıraş Cem Sağbil, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Gökçen Ergür, heykeltıraş Yücel Tonguç Sercan, mimar Ebru Kandilci ve heykeltıraş Esen Kesecioğlu’ndan oluştu.

İzmir ‘açık hava müzesi’ne dönüşecek‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’, kente kalıcı, nitelikli, sanata uluslararası bakışı olan çağdaş yapıtlar kazandırmayı hedefliyor. Sanat ürünlerini dış mekanlara taşıyarak kalıcı eserlerin sürekli olarak sergilenmesini sağlayacak olan çalıştay, kent kültürüne ve estetiğine katkıda bulunmayı ve İzmir’i adeta bir ‘açık hava müzesi’ haline dönüştürmeyi amaçlıyor.

Çalıştayın konsepti, İzmir’in Akdeniz’deki kültür başkentlerinden biri olması hedefinden yola çıkılarak “Akdeniz’ olarak belirlendi. Çalıştay, Akdeniz ülkeleri ve kültürüne dikkat çekerek, İzmir’in önemli Akdeniz kentlerinden biri olarak uluslararası platformdaki etkinliğini arttırmayı, dünya ülkelerini kültür ve sanat alanında Akdeniz başlığı altında buluşturmayı ilke ediniyor.

Herkes izleyebilecek

Çalıştay sürecince, Dokuz Eylül Üniversitesi Heykel Bölümü öğrencileri, sanatçılara asistanlık yapacak. Böylece heykeltıraşlar ve üniversite öğrencileri arasında diyalog oluşacak, öğrenciler sanatçıların deneyim ve bilgilerinden faydalanacak. Çalıştayın Kültürpark içindeki Tarih ve Sanat Müzesi bahçesinde halka açık olarak yapılması ise her yaştan İzmirli’nin yapım ve yaratım süreçlerine dahil olmasını, ulusal ve uluslararası sanatçılar ile ilişki kurmasını sağlayacak. Çalıştaya katılacak olan heşkeltıraşların her biri, ayrıca çocuklarla birer günlük atölyelerde bir araya gelecek.

Kaynak : [-] 

Neşet Günal’ın erken dönem başyapıtlarından 1956 tarihli ‘Bağbozumu’ tablosu, Ankara’da birbirine çok yakın iki müze; Ankara Resim Heykel ve Hacettepe Müzesi’nde sergilendiği ortaya çıktı. Her iki müzenin yetkilileri de tablolarının orijinalliğinden kuşku duymuyor

adikal gazetesinden Erkan Aktuğ’un haberine göre; Ankara ’da aralarında 1 km. bile mesafe olmayan iki müze… Ulus’taki Ankara Resim Heykel Müzesi ve Sıhhiye’deki Hacettepe Sanat Müzesi. Başkentin iki saygın müzesi olmalarının yanında bir ortak özellikleri daha var: Aynı anda Neşet Günal’ın ‘Bağbozumu’ adlı dev boyuttaki başyapıtına ev sahipliği yapıyorlar. Evet, yanlış okumadınız 2002’de hayata veda eden Günal’ın 1956 tarihli tablosu, şu sıralar hem Hacettepe Sanat Müzesi’nde hem de AnkaraResim Heykel’de sergileniyor. Yan yana koyup ‘aralarındaki 7 farkı bulun’ mantığıyla bakmazsanız iki resim de aynı. Üstelik boyutları da birebir tutuyor: 137×250 cm. Ama iki resim detaylı incelendiğinde figürler aynı olmakla birlikte bulutların şekillerinde, arkadaki peribacalarında, ağaçtan asılan çocuğun giysisinde, ağaç yapraklarında küçük farklar var.

Elbette ilk akla gelen şey, ‘Hangisi sahte?’ sorusu. Ama bu kararı vermek o kadar kolay değil. Çünkü çok sık rastlanan bir durum olmasa da bazı ressamların aynı resmi birden fazla ürettiği biliniyor. Edward Munch’ün dört adet olan ünlü ‘Çığlık’ tabloları. Türkiye ’de toplumsal gerçekçi resmin büyük ismi Neşet Günal da resimlerinde benzer kompozisyonları tekrarlayan bir ressam. Ama ‘Bağbozumu’ tablosundan iki adet olduğu bilinen bir durum değil. En azından taradığımız kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlayamadık.

Gelelim ikiz ‘Bağbozumu’nun hikâyesine… Birbirine çok yakın iki müzede sergilenen iki resim arasındaki benzerliği fark eden kişi, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Mustafa Salim Aktuğ. Ankara Resim Heykel’i ziyareti sırasında ‘Bağbozumu’nu gören Aktuğ, ‘Bu resmin aynısı bizim müzede de var’ diye içinden geçirip önce şaşırıyor, sonra da her iki resmi yakından inceliyor.

BİRDEN ÇOK KEZ ÇALIŞTI

İKİ ‘BAĞBOZUMU’ ARASINDAKİ 7 FARK 

1) Hacettepe’deki resimde imza sol üstte ‘NeşetGünal56’ diye, AnkaraResim Heykel’deki tabloda imza sağ altta ‘N.Günal56’ diye.
2) Üstte çocuğun kazağında düğme yok, altta var.
3) Üstte adamın kafasına bitişik bir yaprak var, altta yok.
4) Üstteki bulutla alttaki bulutun şekli farklı.
5) Üstte peribacasına bitişik bulut yok, alttaki resimde var.
6) Üstte kadının omzuna bitişik iki peribacası kovuğu yok, alttakinde iki adet var.
7) Üstte üç pencere var, altta beş pencere görülüyor.


“Neşet Günal’ın aynı kompozisyonu birden çok kez çalıştığı bilinen bir şey ama boyutlarının da aynı olması bana enteresan geldi” diyen Aktuğ, şöyle devam ediyor: “İki resmi de yakından inceledim, kataloglara ve kitaplara baktım. Ben iki resmin de orijinal olduğu kanaatindeyim. Resim Heykel’deki resim Günal’ın sağlığında yayımlanan katalog ve kitaplarda geçiyor. Hacettepe Müzesi’ndeki resimle ilgili de Neşet Günal’la annesini o resmin önünde gösteren fotoğraf var. Resim Heykel’deki daha ustaca boyanmış, daha sadeleştirilerek resmedilmiş, renkleri daha parlak. Hacettepe’deki resim daha soluk. Sanıyorum uzun süre Tıp Fakültesi Hastanesi’nin girişinde sergilendiği için zaman içinde hırpalanmış olabilir. İkisi de şaheser. Neşet Günal’ın toplumsal gerçekçi üslübunun oturduğu dönemin ilk şaheserleri bunlar. Ama sonuçta ben Neşet Günal uzmanı değilim. Onun uzmanı kişilerin değerlendirmesi daha doğru olur.”

Geçmiş dönemlerde sık sık sahte tablolarla gündeme gelen Ankara Resim Heykel Müzesi’nin müdürvekili Ali İhsan Gürsoy, müzelerindeki ‘Bağbozumu’nun orijinalliğiyle ilgili hiçbir kuşkusunun olmadığını vurguluyor: “Üniversitelerden uzman ekipler eşliğinde 2010-2011 yıllarında yapılan sayım ve incelemelerde Hacettepe’den profesörler de gördü bu resmi. O yüzden orijinalliğiyle ilgili en ufak bir kuşkum yok. Bu resmin en az 20 yılını biliyorum müzemizde. 90’lardaki sayımlarda da vardı, çeşitli sergilere de gönderildi. Ancak müze yenilendikten sonra yeni teşhir edilmeye başladı bu tablo. Daha önce müzenin deposunda bekliyordu. Bildiğim kadarıyla Devlet Resim Heykel Yarışmaları’ndan gelen tablolardan biri. Orijinalliği konusunda en ufak bir kuşkum yok.”

Müzelerindeki tablonun orijinalliği konusunda, Hacettepe Sanat Müzesi’nin müdür yardımcısı sanat tarihçi Dilek Şener’in de içi çok rahat: “Neşet Günal sağlığında bu resmi Hacettepe Çocuk Hastanesi’ne bağışladığını söylemişti. 2000’lerin başında Galeri Selvin’de açılan Ankara ’daki son sergisi sırasında da hastaneye gelip bu resmi görmüştü. Ayrıca resmin Hacettepe’de sergilendiğine dair 1957 tarihli fotoğraflar var elimizde. O dönem tıp fakültesinde öğrenci olan Prof. Talat Göğüş verdi bu fotoğrafları. Yine bizde sergilenen tablonun önünde Neşet Günal’ın annesiyle birlikte çektirdiği fotoğraf var. 2005 yılında hastaneden müze koleksiyonuna dahil edildi. Orijinalliği konusunda hiçbir terettüdüm yok. Ankara Resim Heykel’deki tabloyu biliyorum ama incelemedim. Devlet Resim Heykel Müzeleri deyince soru işareti uyanıyor ne yazık ki. 2012 itibariyle durum ortada. Ben 88’de öğrenci olarak Ankara ’ya geldiğimde bu müze bize klavuzluk etmişti. Ama günümüzde çağdaş Türk resmi konusunda sanat öğrencilerine kılavuzluk edebilir mi, kuşkuluyum.”

İKİSİNİ DE GÖRMEK GEREK

Daha önce Neşet Günal kitabı hazırlayan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Kemal İskender, Günal’ın resimlerinde benzer kompozisyonları tekrarladığını ancak ‘Bağbozumu’ tablosundan iki adet olduğunu bilmediğini söyledi. İskender, “ Ankara Resim Heykel Müzesi açılırken 300’den fazla tablo bizim müzeden ( İstanbul Resim Heykel Müzesi) gitti. Eğer bizden gidenlerden biriyse kuşku duymamak gerekir. Kesin orijinaldir. Sizin gönderdiğiniz belgelere baktım, Hacettepe’nin de sağlam kanıtları var. İkisi de orijinal gibi görünüyor. Neşet bey 60’lardan sonra benzer konular çalıştı ama böyle ikiz resimler yapmadı.” diye konuştu.
İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’na da iki resim arasındaki benzerliği nasıl yorumladığını sorduk. Günal’ın anıtsal koleksiyonlarında çözüme kavuşturduğu figürlerini farklı resimlerinde tekrarladığını ve erken döneminde üslubunu sağlamlaştırmak için aynısını yeniden yapmış olabileceğini belirten Çalıkoğlu, “Fernand Leger etkili erken tarihli sözkonusu her iki resim, küçük farklılıklarla neredeyse birbirinin aynısı. Hangi gerekçeyle iki resim tamamlamış olacağına ilişkin bir yorumda bulunmam mümkün değil” dedi.
Orijinalliğini, sahteliğini işin uzmanlarına bırakalım. Ankara ’da birbirine çok yakın iki müzede Neşet Günal’ın erken dönem iki şaheseri sergileniyor, görmek gerek.

 Kaynak : [-]

 Moskova’dan da haberdar olalım…

11 Temmuz Çarşamba günü, Moskova Merkezi Ressam Evinde 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali açılıyor.

Yeni Berlin Sanat Derneği Video Forum’unun yöneticisi, küratör Katrin Bekker’in oluşturduğu konsepte göre seyircilere genç neslin sanatlarından bir kesit, çağdaş yaşamda sanatçıların duruşunu ve ayrıca nasıl bir ortamda çalıştıklarını resmeden projenin multimedya gösterimi gerçekleştirilecek.

Bekker, “Güneşin altındaki Yaldızlardan” adlı esas projeye 80 ülkeden 32 yazarın 81 çalışmasına yer verdi. Bienal’in özel programı içerisinde, 15 ülkeden 56 katılımcının yer aldığı açık yarışma sonucunda Bekker ve organizatörler tarafından seçilen 17 küratör projesi yer alıyor. “Bitmeyen Tahlil” adlı stratejik proje ise, çeşitli nedenlerle esas projede yer alamayan 72 sanatçının eserlerinden oluşuyor. Projeler, Moskova’nın çeşitli mekânlarında gösterime sunulacak. Forumun bilim- eğitim programı; uzman sınıflar, konferanslar, tartışmalar gibi farklı formatlarda sunulacak. Söz konusu etkinliğin programına, 3. Uluslararası Genç Sanat Bienali Internet sitesinden ulaşılabilir. Sergi Ağustos ayı ortasına kadar devam edecek.

 Kaynak : [-]

Bugün başlayacak Avignon Tiyatro Festivali bu yıl 66.yaşına basarken aynı zamanda kurucusu Jean Vilar’ın da 100. Yaşını kutlayacak.

Avignon: Fransa’nın Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde Vaucluse departmaninda, Rhône Nehri’nin kıyısında bulunan şehir

 Dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivallerinden 7-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecekAvignon Tiyatro Festivali 66. yaşında şenliğin kurucusu tiyatro yönetmen ve oyuncusu Jean Vilar’ın (1912-1971) Yüzüncü yaşını da anacak. 2004 yılında başlayan ortak yönetici (*) uygulamasının bu seneki kişiliği İngiliz rejisör, tiyatro ve sinema oyuncusu Simon McBurney(1957 – Cambridge). Fransız ve dünya tiyatrosunun önemli kişiliklerinden Vilar’ın (özellikle de direnişçi şair René Char 1907-1988) bir avuç arkadaşıyla 1947 yılında başlattığı sanat ve

sanatçıyla seyirciyi yakınlaştırmak, sanatların anası tiyatroyu yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığın eğlence aracı olmaktan çıkartıp kitlelerle buluşturmak girişimi sağlam adımlarla yürüyüşünü sürüdürüyor. Bu amaç zaman zaman dans, sirk gibi farklı alanlara açılan festivale yelpazesini genişleterek deneysel, öncü ve ilerici nitelikteki eserler ve yorumlar kazandırma olanağını da sağladı. Sergi, konferans, film gibi faaliyetlerle hatırlanan Vilar’a en büyük saygı ve katkı İngiliz yönetmen McBurney’in festivale daha ziyade metinsel yani tiyatro eserler seçmesiyle geldi. AyrıcaKompleXKapharnaüM isimli bir kolektif Jean Vilar’a özel, çok yönlü bir “Kamu Meydanı” başlıklı ‘olay’ bir gösteri sunacak.

“In” Tiyatro zengini
Resmi, “In” programında yer alan 53 eser 330 sefer sahnelenecek. Festival 7 Temmuz akşamı, her zaman olduğu gibi Avignon Papalar Sarayı Şeref Avlusu’nda Simon McBurney’in topluluğu “Complicite”nin yorumladığı

Kerem Gelebek

tanınmış Rus yazar Mihail Bulgakov’un (1891-1940) “Usta ve Margarita” klasiğiyle açılacak. McBurney’in sürprizleri arasında dünyaca ünlü edip, kültür ve eylem adamı John Berger de var. Berger Juliette Binoche ve McBurney eşliğinde “A’dan X’e” ve eşi Katya Berger eşliğinde de “Uyuyor musun?” başlıklı metin ve mektuplarını okuyacak. Arthur Nauzyciel Çehov, Stéphane Braunschweig Pirandello, Katie Mitchel Sebald, Thomas Ostermeier İbsen gibi klasik oyun ve metinlerin özgün yorumlarıyla has tiyatroseverleri sevindirirken Christophe Martaler, Sophie Call, Suzanne Andrade-Paul Barritt, Fanny Bouyagui, Nicolas Stemann, Christophe Honoré, Steven Cohen, Romeo Castelluccitiyatronun sınırlarını zorlayan yaratılarıyla Avignon’un değişik işlev misyonlarını da yerine getirmiş olacaklar. Sidi Larbi Cherkaoui, Olivier Dubois, Josej Nadj, Nacera Belaza gibi koreograf ve dansçılar şenliğin yöneticileri Hortense Archambaultve Vincent Baudriller’in fetiş tercihi dansın da ihmal edilmediğini kanıtlıyacaklar. Festivalde nadir rastlanan bir sürpriz gösteri de koreografisini Christian Rizzo’nun yaptığı orijinal başlığıyla “Sakınan Göze Çöp Batar” şeklinde programa giren Türk dançıKerem Gelebek’in tek başına yorumladığı bir göç ve sürgün şiirsel baleyle yaşanacak.

“In” programını geçen yıl yüzde 94 doluluk oranıyla 130 bin biletli seyirci izlemişti.

OFF yine yüklü
Bir de bu işin “Off”u var. “Off” demek resmi “In” gösterilerinin dışında kalan her türlü programlı gösteriler demek. Piyesler, okumalar, sokak gösterileri; kukla, dans, müzik, sirk… “Off”da öngörülen 1161 gösteri her yaştan, her çağdan, her soydan ve boydan ilgili ilgisiz seyirciye, Avignon ziyaretçilerine hitap ediyor. 114’ü Fransa dışında, 25 ayrı ülkeden toplam 975 topluluk, yaklaşık 6000 oyuncu-sanatçı 104 ayrı mekânda bu benzersiz kenti muhteşem ve dev bir sahneye çeviriyor. “Off”un Off’larını katarsak Avignon neredeyse her biri 24 saat süren 22 gün süresince tiyatroyu taçlandırıyor, dünyayı şenlendiriyor. Geçen yıl 1,3

 

Festivalin daha önceki yıllarda ağırladığı ortak festival yöneticileri şöyle: milyon kişinin izlediği “Off” programı bu yıl 1,4 milyon seyirci bekliyor.
…………………………………………………………………..

Thomas Ostermeier (2004), Jan Fabre (2005), Josef Nadj (2006), Frédéric Fisbach (2007),Valérie Dréville ve Romeo Castellucci (2008), Wajdi Mouawad (2009), Olivier Cadiot veChristoph Marthaler (2010) ve Boris Charmatz (2011)

 

Kaynak : [-]

Dünyanın en eski klasik müzik topluluğu, 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali kapsamında 10 Temmuz Salı akşamı Efes Antik Kenti’nde müzik tutkunlarıyla buluşacak. Müzisyenlerle bin 600 seyircinin birlikte seyahat ettikleri bu organizasyon Türkiye’de bir ilk olacak.

DÜNYANIN en eski klasik müzik topluluklarından, 160 yıllık Viyana Filarmoni Orkestrası, 10 Temmuz Salı günü, dünyanın dört bir yanından tam bin 600 seyircisiyle birlikte İzmir’e geliyor. Ünlü orkestranın Efes Antik Kenti’nde vereceği konserin biletleri yaklaşık iki ay önce satışa çıktığı gün, birkaç saatte tükendi.
Viyana Filarmoni, klasik müzik tutkunları için düzenlenen deniz ve müzik programı kapsamında lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na gelerek 26’ncı İzmir Kültür ve Sanat Festivali’ne katılacak. Müzisyenlerle seyircilerin birlikte seyahat ettikleri Mein Schiff 1 adlı yüzen sarayın “Akdeniz’de Bir Liman” adlı seyahat programında İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, geminin uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme imkanı bulacak. Böylece konserlerin verildiği kentler tanıtım için müthiş bir fırsat yakalayacak.

5-16 bin dolar
Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestra üyeleriyle birlikte aynı gemide seyahat etmenin ve düzenlenen etkinliklere katılabilmenin bedeli hayli yüksek. Müzikseverler bir haftalık programa kalacakları kamaraya göre 5-16 bin bin dolar arasında ücret ödüyor. Toplam 670 kamara, 9 restoran, 11 bar, yüzme havuzları, SPA, fitness gibi lüks servislerin bulunduğu gemide 780 personel görev yapıyor.
Bu yıl üçüncü kez gemiyle konser turuna çıkacak olan Viyana Filarmoni Orkestrası, tur boyunca Schubert, Beethoven, Haydn ve Mozart’ın eserlerini seslendirecek. Efes Agora’da kurulacak sahnede verilecek etkinlikte dünyanın önde gelen şeflerinden Herbert Blomstedt yönetimindeki orkestra, Schubert’in 7 no’lu Senfonisi ve Bitmemiş Senfoni olarak da bilinen 8 no’lu Senfonisi’ni seslendirecek.

İzmirlilere yer kalmadı

Aralarında Grammy ödüllü sanatçıların da bulunduğu orkestranın vereceği konserin biletleri iki ay önce satışa çıktığı gün tükendi. Bakımda olan yaklaşık 24 bin kişilik antik tiyatro bu yıl da konserlere açılamadığıdan organizasyon antik kentin Agora bölümünde kurulacak sahnede gerçekleşecek. Ancak buranın da kapasitesi yaklaşık bin 750 kişiyle sınırlı olduğundan ancak Uluslararası İzmirKültür ve Sanat Festivali Kulübü üyesi ve ödedikleri aidatlar nedeniyle kontenjanları olanlar izleyebilecek.

Her limandabir konser

Geminin programında; İstanbul, Malta ve Atina da var. Yolcular, yüzen sarayın uğradığı her limanda hem konserleri izleyecek hem de o kenti gezme fırsatı bulacak. Bir haftalık turun fiyatları, 5-16 bin dolar arasında değişiyor
Viyana Filarmoni, çıktığı deniz ve müzik turunda Mein Schiff 1 adlı lüks yolcu gemisiyle Kuşadası’na demirleyecek, Uluslararası İzmirFestivali kapsamında konser verecek.

Sırada “Büyülü Bale” var 
Uluslararası İzmir Kültür ve Sanat Festivali çok özel bir topluluğu da 13 Temmuz’da ağırlayacak. Bu yıl 50’nci yılını kutlayan dünyaca ünlü Hollanda Ulusal Balesi, Türkiye’ye ilk kez gelecek. Grup, “Büyülü Bale” olarak da bilinen Giselle’i Fuar Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneleyecek. 170 yıldır sergilendiği halde salonları ağzına kadar dolduran gösteriyi Hollanda Ulusal Bale Topluluğu’nun sergileyecek olmasının özel bir önem taşıdığı bildirildi.

Kaynak :[-]

 

Şunun için etiket arşivi: eser

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi