Şunun için etiket arşivi: eğitim

YAYFED’e göre Türkiye, 2014’e kitap okuyarak başladı. YAYFED Başkanı Bayram Murat 2014 yılı Ocak ayı bandrol rakamlarını açıkladı.
kitaplık

Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) tarafından yapılan açıklamaya göre Ocak ayında satılan bandrol sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 arttı.

YAYFED Başkanı Bayram Murat, Ocak 2014’te yayımlanan kitap sayısının 2013’ün aynı dönemine göre yüzde15 artış göstererek 24 milyon 276 bin 56’ya ulaştığını söyledi. 48 sayfadan ince kitapların yer almadığı kitap yayım verileri 2013’deki yüzde 13’lük büyüme eğiliminin sürdüğünü gösterdi.

Murat, bandrol sayılarında 2013 yılında yaşanan artışın 2014’ün başında da sürmesinin sektörün güçlenmesinin işaretlerinden olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Türkiye’de artış gösteren bandrol satışları yayıncılık sektörünün büyüklüğünü göstermenin yanında kitaba verilen önemin arttığını da anlatıyor. Diğer yandan korsanla yapılan mücadelede de ilerleme kaydedildiğini ortaya koyuyor. 2014 başında tüm sektör için olumlu bir gösterge olan artış rakamlarının istikrarlı bir seyir ortaya koyduğunu memnuniyetle görüyoruz. 2011 yılının Ocak ayında 19.346.402 olan bandrol satışı 2012’nin aynı döneminde 23.435.121 olmuştu. 2013 Ocak ayında ise 21.387.430’a ulaşmıştı.”

Eğitim yayınları ilk sırada

Ocak 2014’de ilişkin rakamların türlere göre dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti: Eğitim içerikli kitaplar 9.325.097,inanç kitapları 6.890.092, edebiyat, inceleme, araştırma 6.047.925, çocuk ve ilk gençlik yayınları 1.531.291, akademik yayınlar 481.651, ithal edilen kitaplar(ağırlıklı akademik yayınlar): 288.737. *Aylar içinde bu rakamlarda dalgalanmalar görülebilecektir.

 Kaynak :[-]

Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği, pek çok sanat faaliyetlerine Oda Orkestrası ile bir yenilik daha ekliyor.

nar-sanat-oda-orkestrasıKurulduğundan bu yana pek çok dalda eğitim veren,  söyleşiler, konserler ve sergilere imza atan derneğimiz bu yıl içerisinde “Nar Sanat Tiyatrosu” adı altında sahne sanatlarında da faaliyetlerine devam ederken alınan karar doğrultusunda “Nar Sanat Oda Orkestrası” kurma çalışmalarına başladı. Bu doğrultuda Nar Sanat Oda Orkestrası’nda çalmak üzere, belirli seviyede gönüllü yaylı ve üflemeli enstrümanistler aranmaktadır.

Nar Sanat Yeni Logo4

Detaylı bilgi için 0212 570 80 68.

Müzikal özgeçmişinizi [email protected] adresine gönderebilirsiniz.

 

Haberin başlığından da anlaşıldığı gibi Bakırköy belediyesi çalışıyor (!) önemli bir etkinlik gerçekleştiriyor ve bizim gibi Bakırköy’de yaşayan kişiler bunu ancak tesadüfen öğreniyor. Çünkü Bakırköy Belediyesi halkla ilişkileri çok çalışıyor!

(Bakırköy belediye sitesine gitmek için resme tıklayınız)

Bakırköy Belediyesi Sitesi

Bakırköy Belediyesi Sitesi

Konferans galiba dün başlamış(!) galiba diyorum siteden öyle anlıyoruz(belkide anlayamıyoruz kısaca bilmiyoruz). Sitede haberin yayınlanma günü 2 aralık bugün 3 Aralık. Oysa bu tür bir program çok daha önceden duyurulmalı. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu bilinen Bakırköy’de yaşayan bizler dahi bu haberi tesadüfen öğreniyorsak başkalarının nasıl haberi olur bilmeyiz. Özgürlük meydanına asılacak bir kaç afiş diğer afişlerin arasında kaybolmuşken o kadar afiş arasından bu haberin afişi nasıl seçilir ve öğrenilir bilinmez.  Bakırköy Belediyesi Sessiz sedasız çalışıyor hatta servis dahi kaldırıyor… Teşekkürler Bakırköy belediyesi.

Haberturk.com dan tesadüfen okuduğumuz haber şöyle: (Yayınlanma tarihi 3 Arlık)

Fransız filozof Jacques  Ranciere, bu hafta sonu Bakırköy’e geliyor

Bakırköy Belediyesi ve MonoKL Yayınları‘nın ortaklaşa düzenlediği ‘Filozoflarla İstanbul’da’ etkinlikleri serisinin 4‘üncü konferansında Ranciere‘ye Bernard Aspe, Ahmet Soysal, Nami Başer, Volkan Çelebi, Zeynep Gambetti eşlik edecek.

Etkinlikler, 7-8 Aralıkta Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü‘nde gerçekleştirilecek.

 

Merak edip Belediyenin sitesine bakınca ise haber şöyle:

Bakırköy Belediyesi ve MonoKL Yayınları’nın düzenlediği ve pazartesi günü 13.00’e kadar sürecek olan “Demokrasiler Çağında Uygarlık” konulu Uluslararası Felsefe Konferansı Yeşilköy WOW Hotel Kongre Merkezi’nde başladı.

Raques  RANCİERE

Raques RANCİERE

Dünyanın en önemli 6 felsefecisi Giorgio Agamben, Jean-Luc Marion, Bernard Stiegler, Jean-Luc Nancy, Joan Copjec ve Gianni Vattimo’nun yanı sıra Bernard Aspe,Alain Brossat,Volkan Çelebi, Jodi Dean, Erich Hörl, Thomas Metzinger, Frederic Neyrat ve Ahmet Soysal’ın da katıldığı konferansın açılış konuşmasını Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen yaptı.

Felsefenin beşiği olarak anılan Avrupa’da bile eşine rastlanmayan büyük bir konferansa ev sahipliği yaptıklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen,” İnsanlığın en yüksek fikirleri ile en önemli olaylarına temel bir esin kaynağı oluşturan felsefe yenilikçiliği, sorgulayacılığı, üreticiliği, insana ve geleceğe açık oluşu ile tüm zamanların en değerli bilimi, bilimlerin bilimi adını almıştır. Bakırköy Belediyesi olarak,”Domokrasiler Çağında Uygarlık Konferansı” ile birlikte dünyanın yaşayan en önemli filozoflarını bir araya getirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu filozofların dünyada ilk kez Bakırköy’de bir araya geliyor olması mutluluğumuzu ikiye katlıyor. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da uzun yıllar hafızalardan çıkmayacak bu etkinlikle Bakırköy’ün dünya çapındaki kültüre ve onun en değerli uzantılarına açılıyor oluşuna bir kez daha tanıklık edeceğiz.”dedi.

Konferansta “Kapitalizme Başkaldırının Mantığı ve Mekanizmaları: Felsefenin Yeni Bir Konumuna Doğru” ,”Ekonomi Politik,Teknik ve Küreselleşme”, “Özne,Tinsellik ve Arzu:Felsefe ve Uygarlığın Sınırları”, “Teknoloji Medya ve İktidar:Felsefe ve Yeni Dünyanın Ruhu”, “Yazı,İmge ve Mekan:Felsefe, Edebiyat ve Sanat”,” Demokrasi,Hukuk ve Komünote/Ortaklık:Felsefe ve Toplum, Aşk,Dostluk ve Felsefe” konuları hakkında filozoflar düşüncelerini konferansı izleyenlerle paylaşıyorlar.

Felsefe konferansı cumartesi 10.00-19.30, pazar 11.00-19.30, pazartesi günü de 10.00-13.00 saatleri arasında yapılacak.

 

 

 

Küba’lı ünlü doktor ve bilim adamı Carlos Juan Finlay doodle oldu. Google’dan Carlos Juan Finlay’a 180. doğum günü jesti.

doodle

 Doktor Carlos Juan Finlay  kimdir Carlos Juan Finlay hayatı Carlos Juan Finlay biyografi Carlos Juan Finlay  google logo 3 aralık 2013 Dr Carlos Juan Finlay google doodle
Carlos Finlay’ın 180. Doğum günü

Carlos Juan Finlay’nın doğum günü Amerikan TIP Günü Olarak kutlanmaktadır
1855 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde okudu. Zaten 1868 yılında, bir kolera salgını sırasında bu İspanyol sömürge yetkililerinin hükümetin yönetiminin bir eleştiri olarak o zaman kabul edildi, çünkü çok başarılı değildi bir önermeyi profilaktik ve sağlık önlemlerinin alınmasını önerdi.

Ancak, onun asıl işi sivrisinekler tarafından sarı humma iletim nasıl oluştuğunu aydınlatmak oldu. Hastalığın transfer ajanı sivrisinek olduğu sonucuna Aedes aegypti gerçekten 1900 yılına kadar zamanın bilimsel topluluk tarafından kabul edilmedi teorisini doğruladı sayısız deneysel testleri sonucunda kendini tüm dünyaya tanıttı.

Kübalı büyük Doktor olarak bilinen Carlos Juan Finlay sarı humma virusunu testler sonucu bulan Kübalı bilim adamıdır.
Carlos Juan Finlay 3 Aralık 1833’te Puerto Príncipe’de doğdu ve Carlos J. Finlay  – 20 Ağustos 1915’te Küba’da öldü. Carlos J. Finlay, İskoç bir doktor ve  Fransız bir kadının 7 çocuğundan biriydi.

1853 yılında katıldığı Jefferson Medical College’den 1855’te mezun oldu. Ünlü Kübalı doktor ve bilim adamı Carlos J. Finlay kendisini hep şiddetli tıbbi tartışmaların içinde buldu. karaman.org

1881’de, Kübalı doktor Carlos Finlay aynı zamanda kara kusmuk diye de adlandırılan sarıhummanın belli bir dişi sivrisinek tarafından bulaştırıldığını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra hastalığı önleyecek bir aşıyı da buldu.

Carlos Juan Finlay,  sıtmayla sivrisinek arasındaki ilişkiyi sezip kanıtlayan bilim adamıdır.polis.web.tr

Carlos Juan Finlay Barres ‘de doğdu Küba Fransız ve İskoç asıllı.1853 yılında katıldığı Jefferson Medical College in Philadelphia dan sonra  Paris de ve Havanada eğitimini tamamladı.1855 yılında mezun olan Carlos Juan Finlay  Havana’ya yerleşti ve bir tıbbi uygulama açtı.

1881’de, Kübalı doktor Carlos Finlay aynı zamanda kara kusmuk diye de adlandırılan sarıhummanın belli bir dişi sivrisinek tarafından bulaştırıldığını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra hastalığı önleyecek bir aşıyı da buldu.
    Dünyanın bunun farkına varması yirmi yıl sürdü.
Günümüzde Asya harici tropik bölgelerde görülen ve dişi sivrisinekler aracılığıyla bulaşan sarı humma virüsünün çıkış yerinin Afrika olduğu ve virüsün 16. yüzyıldan itibaren köle ticaretiyle Güney Amerika’ya taşındığı tahmin ediliyor. image
Kesin teşhis edilebilen ilk sarı humma salgını, 1647 yılında Barbados Adası’nda yaşandı. Sadece bir yıl sonra, 1648’de Meksika’da Maya yerlileri arasında, 685’de de Brezilya’nın Recife kentinde salgınlar görüldü.
18. yüzyılda İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere’deki salgınlarda yüz binlerce insanın hayatını kaybetti.
Sarı hummanın tropik bölgelere mahsus olduğu varsayılsa da, Amerika’nın kuzey kesimi de 17. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyılın başına dek birkaç kez salgından nasibini aldı.
19. yüzyılda ise Haiti Devrimi sırasında Fransız ordusunun üçte ikisi salgın sebebiyle telef oldu ve kalan askerlerin geri çekilmesi üzerine Haiti, 1804’te bağımsızlığını ilan etti.
Carlos Juan Finlay, 1833-1915
Hastalığın taşıyıcısının doğrudan insan teması değil de sivrisinekler olabileceğini ilk ortaya atan, 1870’lerde gerçekleştirdiği araştırmalarıyla Kübalı doktor ve bilimadamı Carlos Juan Finlay oldu. 19. yüzyıl sonundaki İspanyol-Amerikan savaşında sarı hummaya çok sayıda kurban verilmesi sonucu orduda görevli doktorlar, Finlay’in savını incelediler ve kısa sürede doğruladılar. Sivrisinekler aracılığıyla taşındığı ispatlanan ilk virüs sarı humma oldu. İlerleyen yıllarda grip, sıtma, fil hastalığı, tifüs ve başka alerjik hastalıkların da sivrisineklerle taşındığı kanıtlandı.

 

DUYURU

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu ve Derneğimiz yarım gün kapalı.

nar-sanat-hayatin-icinden

Öğretmenler günü kutlamaları dolaysıyla 25 Kasım 2013 pazartesi günü kursumuz saat 11:00 ‘a kadar kapalı olacaktır. Saat 11:00’dan sonra kursumuz tekrar açılacaktır.

Öğlenden sonra olan dersler ve koro çalışmaları aynı gün ve saat içersinde yapılacak olup eğitim rutin olarak devam edecektir.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenleri, ders kitapları dışında yardımcı ders araçlarını kullanmamaları yönünde uyardı

MEBlogoMEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük imzasıyla yayımlanan genelgede, İlköğretimin 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokulları ile 4 yıl süreli ve zorunlu ortaokullardan; ortaöğretimin ise 4 yıl süreli ve zorunlu liselerden oluştuğu hatırlatıldı.

2012-2013 eğitim öğretim yılından başlamak üzere okullarda uygulanan haftalık ders çizelgelerinin yeniden düzenlendiğini anımsatan Büyük, öğrenci ve öğretmenlere niteliği daha yüksek ve daha özgün ders kitabıyla eğitim araç-gereçlerinin sunulabilmesi amacıyla ilgili mevzuatın yeniden düzenlendiğini belirtti.

Büyük, yeniden geliştirilen veya güncellenen öğretim programları temelinde hazırlanan ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitaplarının eğitimde niteliği artırmaya hizmet edecek şekilde hazırlandığını vurguladı.

”Velilere maddi sıkıntı yaratmayın”

Mevzuat, ilgili yazılar ve konuyla ilgili bakanlıkça daha önceden yapılan duyurulara rağmen okullarda yardımcı materyallerin sınıf içerisinde kullanıldığını ifade eden Büyük, şunları kaydetti:

”Materyallerden ödev verildiği ve dolayısıyla velilerin de eğitim materyallerini almaya mecbur kaldıkları Bakanlığımıza ulaşan duyumlardan anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Bakanlığımızca öğretmen ve öğrencilerimize dağıtımı yapılan ders kitaplarının dışındaki diğer yardımcı ders araçlarının öğrencilerimize aldırılmaması, kullanımı konusunda zorlayıcı tutum içerisinde bulunulmaması ve velilere maddi sıkıntı yaratacak uygulamalardan kaçınılması, yönetici ve öğretmenlerimizin bilgilendirilmesi için valiliklerce her türlü tedbir alınacak.”

Kaynak :[-]

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün düzenlediği “Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach” başlıklı panel 25 Ekim Cumagünü saat 13.30’da Maltepe Üniversitesi’nin Marmara Eğitim Köyü’nde bulunan F en-Edebiyat Anfisi’nde gerçekleşecek.

Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach PaneliProf.Dr. Zekiye Kutlusoy’un yöneteceği panele konuşmacı olarak felsefe alanının saygın isimleri; İstanbulÜniversitesi Felsefe Bölümü’nde uzun yıllarhocalık yapan Prof. Dr. Uluğ Nutku ve Doç.Dr. Tüten Anğ, Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürol Irzık , BilimÇevresi’nin kurucularından Prof.Dr. Yaman Örs katılacak.

 Hans Reichenbach

(26 Eylül 1891, Hamburg, Almanya – 9 Nisan 1953, Los Angeles, ABD) Viyana Çevresi’nin önde gelen temsilcilerinden biri olup, Berlin Mantıksal Olguculuk Okulunun kurucusudur. Fizik, mantık ve felsefe üzerinde çalışan bu Alman düşünür, Stuttgart Teknik Üniversitesindeyüksek öğrenim gördü. Sonra Berlin, Münih ve Göttingen üniversitelerinde felsefe ve mantık okudu. 1915’te olasılık kuramına ilişkin teziyle doktorasını tamamladı. 1920-26 arasında Stuttgart Teknik Üniversitesi’nde dersler vermeye başlayan Reichenbach, 1926 – 33yılları arasında Berlin Üniversitesinde felsefe okuttu ve burada “Gesellsachaft für empirische Philosophie” yi (Ampirik Felsefe Topluluğu) kurdu. Daha sonra 1933 – 38 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde felsefe tarihi, bilim felsefesi, sembolik mantık dersleri veren filozof, burada Nusret Hızır ile Vehbi Eralp’i yetiştirdi. 1938’de ABD’ye giderek California ve Columbia üniversitelerinde dersler; 1952’de de Fransa’da Sorbonne Üniversitesinde konferanslar verdi. Mantıkçı olgucululuğun önde gelendüşünürlerinden biri olarak “Erkenntnis” dergisinin kurucuları arasındayer aldı. Özellikle, görelilik kuramının ve kuvantum mekaniğinin felsefe üzerin deki etkisini saptayıp değerlendirmeye çalışan Reichenbach; geometrinin temelleri ve fiziğin mantıksal yapısı üzerine araştırmalarısonucunda, zaman ve uzayın apriori olmadığı sonucuna vardı. Kant’tanfarklı olarak, bu kavramların kaynağını, nedensellik ilkesi yerine Einstein’ın görelilik kuramıyla açıkladı ve temellendirdi. Kuvantum mekaniğinin “aykırılıklar”ını gidermek için klasik mantığın yerine bir üçdeğerli mantık koymak gerektiğini ileri süren filozofun felsefeye en önemli katkısı, hiç kuşkusuz, olasılığın gerçekleşme sıklığı üzerine bir kuramı ortaya koyma yolundaki girişimidir. Bu kuramda olasılık  (Wahrscheinlichkeit), sonsuz bir dizi içinde sinir, olma sıklığıyla özdeşleştirilmiştir. Einstein’ın görelilik kuramına dayanarak zaman ve mekanın apriori olmadığına ilişkin düşünce sisteminin öteki önemli temeli sayılan olasılık kuramına göre, bilim ve felsefede tümevarım yöntemiyle, kanıtlamaların doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ancak olasılık düzeyibelirlenebilir. Bu bağlamda mantık da olasılık kurallarına bağlıdır ve dolayısıyla olasılık, anlam sorunu bakımından da geçerlidir. Bir cümlenin anlamı, olasılık derecesinin belirlenmesine bağlıdır.
……….
Reicbenbach geliştirdiği felsefe kuramıyla, bağlı bulunduğu Viyana Çevresi’nin görüşlerine bilimsel bir nitelik kazandırmış; özellikle fizik ve matematik ilkelerine dayalı yeni öğretinin yayılmasına olanak sağlamıştır. Onun öğretisini önce benimseyen, sonra eleştiren B. Russell ile olan tartışmaları Viyana Çevresi’ne duyulan ilgiyi arttırmıştır.

Filozofun başlıca yapıtları şunlardır: Axiomatik der relativistischen Raum-Zeit-Lehre (Göreli Uzay- Zaman Öğretisinin Aksiyomatiği, 1920); Ziele und Wege der heutigen Naturphilosophie (Bugünkü Doğa FelsefesininYolları ve Amaçları, 1931); Wahrscheinlichkeitslogik (Olasılık Mantığı, 1932); Wahrscheinlickeitslehre (Olasılık Öğretisi, 1935); Experience and Prediction (Deney ve Öndeyi, 1938); From Copernicus to Einstein (Kopernik’ten Einstein’a, 1942); Philosophical Foundations of Quantum Mechanics (Kuvantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri, 1944); Elements of Symbolic Logic (Simgesel Mantığın Öğeleri, 1947); The Rise of Scientific Philosophy (Bilimsel Felsefenin Doğuşu, 1951); ölümünden sonra, Direction of Time (Zamanın Yönü, 1956).

Kaynak: 20. Yüzyıl Düşünce Akımları; Nejat Bozkurt; Sarmal Yayınları Kasım 1995

 Uzun uzadıya laflar yazarak övgüler yağdırmak değil amacımız fakat her meslek kutsal özel ve değerlidir.

öğreetmen-ve-köy-okulu Fakat özellikle öğretmenlik zor ve güzel bir meslektir. Elbette bunu hepimiz biliyoruz. Hele bu mesleği metropollerden uzak bir yerlerde yapıyorsanız ve de yapmaya çalıştığınız dal “sanat” ise daha da zor ve kutsal bizim için.

Bugün bir mail aldık hem üzüldük hem de kurumumuza yazılmasından dolayı çok sevindik. Biliyoruz her yere yetmemiz mümkün değil. Fakat en azından bu güzel isteğe de duyarsız kalmamız da mümkün değil. Çünkü genel olarak sanatın önemsenmediği, umursanmadığı şehirlerde dahi bir çok okulda müzik, resim gibi derslerin boş geçtiği bir dönemde Anadolu’dan bir sesin sanat yapabilmek için destek istemesini görmek bizleri nekadar mutlu etti bilemezsiniz.

Elbette biz kurum olarak elimizden geldiğince destek olacağız ya siz?

Yardım etmek isterseniz evinizde, kütüphanenizde atıl olarak duran sanat ile ilgili katalog, doküman var ise lütfen bize ulaşın bu güzel sese birlikte karşılık verelim. Kim bilir içlerinden büyük sanatçılar çıkar ya da enazından sanat seven bir neslin yetişmesine katkıda bulunuruz. özellikle şu sıralar buna çok ihtiyacımız var.

Sizler gelen e-maili değiştirmeden adı gizli tutarak yayınlıyor ve denizde damla olmaya davet ediyoruz. Elinizde bulunanları bize ulaştırın sizlerin adı ile bizde ilgili Öğretmenimize ve daha başka imtiyazı olan öğretmenlerimize yollayalım.

Adresimizi biliyorsunuz! Bilmiyorsanız lütfen TIKLAYINIZ (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği-Dernek sitemiz  http://www.narsanat.org.tr)

“Merhaba,

 Erzincan’dan yazıyorum.

kasabada-sanat Küçük bir doğu şehrinin bağrından. Resim öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Her ne kadar dağların ortasındaki bağlardan ilham almaya çalışsak da sanat adına maalesef olanaklarımız kısıtlı. Başta sanatı sevdirmekle işe başlanmalı diye düşünerek elimden geleni yapmaya ve öğrencilerime fayda sağlamaya çalışıyorum. Ancak  doküman kısmında da sıkıntı yaşıyoruz.

 Eğitim ve sanat adına bize destek vereceğinizi düşünerek  ve  naçizane   samimiyetinize güvenerek sizden  kataloglar talep ediyorum.

 En kısa zamanda cevap bekliyorum.

 Saygılarımla…

 Ayşenur Ba…  “

 

 2013-2014 Eğitim yılı başladı gerek çocuklarınızın gerekse sizlerin boş vakitleri belirlendi.

sanat-kurslari

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Elbette 3 yıldır aynı fiyattan eğitim veren kurumumuzun fiyat artışlarından da etkilenmemiş olacaksınız. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, Tiyatro, Bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

“Hep Sanat, Nar Sanat“

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çocuklar için yaratıcı drama (Eğitici drama)kursumuza sınırlı sayıda, değişik yaş gruplarından öğrenci alınacaktır dolaysıyla daha fazla gecikmeden kayıt için başvurabilirsiniz.

cocuk-drama-dersi-bakirkoy

Günümüz şehir yaşamında özellikle anne ve babanın çalışması ve bundan dolayı çocuğun bakımı ve gelişimi sürecini ya kreş ve çocuk bakım evleri veya büyük anneler/anneanneler üstlenmektedir. Bu durum çocuğun gelişimi anlamında yetersizlikler ve kendini ifade edememe, paylaşamama, hayata hazırlanma ve bunlardan kaynaklı iletişim bozukluğu konuşma sorunları, el becerilerinde yeterli gelişememe, işbirliğine kapalı olma hali ve daha pek çok konuda sorunlarla karşılaşılmaktadır.

Tüm bunların farkında olan kurumumuz çocuklarımız için 2013-2014 eğitim dönemi drama ders kayıtlarına başlamıştır. Yetkin eğitmenler eşliğinde devam eden drama derslerimize çocuklarımızı bekliyoruz.

Hafta sonları devam eden drama derslerimiz yaş gruplarına göre ayrı şekilde düzenlenmektedir. Arzu ediyorsanız denem dersine gelebilir ondan sonra kararınızı verebilirsiniz.

 Bu arada dramanın daha detaylı çocuk için faydalarını da aşağıdaki yazıdan okumanız mümkün.

 Dolaysıyla günümüz yapısı içerisinde drama her geçen gün çocuk eğitiminde önemini hissettirmektedir. Kabul etmek gerekir ki çocuk draması sadece tiyatro eğitimi almış  kişiler kişilerin el yordamı ile yapabileceği bir çalışma değildir. Çocuk psikolojisi ve çocuk gelişimini bilmeyen kişiler tarafından verilen drama eğitimine bazı uzmanlar haklı olarak şüpheyle yaklaşmaktadır.

 

İyi bir eğitmen ile yapılacak drama çalışmalarının çocuklara sağlayacağı faydaların başlıcalarını sayacak olursak; çocuğu bağımsız davranmaya, hoşgörülü olmaya, demokratik olmaya ve yaratıcı bir kişilik kazanmaya yöneltir. Ayrıca , drama,eğitimin değişik basamaklarında yer alan diğer disiplinlerin pek çoğunda bir yöntem olarak uygulanabilir. Drama yoluyla öğrenme çabuklaştırılır ,etkinleştirilir. Bu çalışmalar öğrencinin sözcükleri ,tutum ve davranışları ,devinimleri ve yaşam durumlarını anlamlandırmasını sağlar.

 

Eğitimde yaratıcı dramının önemini şu şekilde özetleyebiliriz ; 

 Kişinin; İmgelem ( hayal ) gücünü geliştirir, Bağımsız düşünebilmeyi sağlar, İş birliği yapabilme özelliğini geliştirir, Sosyal ve psikolojik duyarlılık yaratır,

Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasını ve hissetmesini ve bu durumun ona iletilmesi sürecine empati adı verilir.

Sözel olmayan iletişimin öğrenilmesini sağlar

Yaratıcılık ve estetik gelişimini sağlar,

Etik değerlerinin gelişmesine olanak sağlar.

Kendine güven duyma ,karar verme becerilerinin gelişmesini sağlar.

Farklı olay ve durumlarla ilgili deneyim kazandırır.

Kaslarını hareket ettiren yeni yöntemleri bulmayı,denemeyi ve bedenini çok yönlü geliştirmeyi sağlar.

Çevresindeki canlı ve cansız varlıkları tanıma ve algılamayı öğretir.

Hata yapma korkusu olmaksızın yeni davranışlar geliştirmeyi sağlar.

Sanat formlarına duyarlılık göstermeyi sağlar.

Özellikle doğaçlama çalışmalarında iç tepi ve dürtülerden yaralanmayı öğretir.

Duygunun sağlıklı bir şekilde boşalımından yararlanmayı sağlar.( Bu kontrollü bir birey için oldukça önemlidir.)Duygunun denetlenmesi ,onun bastırılması anlamına gelmez. Bütün insanlar zaman zaman hissettikleri öfke,korku,kaygı,kıskançlık,dargınlık gibi duygularını bu temaların ifade edildiği oyunlarda rol alarak boşaltabilir ve gerilimden kurtulabilirler.

Öncelikle kendini tanımasını sağlar.

Kendinde bulunan özelliklerle başkalarını karşılaştırabilmeyi sağlar.

Başkaları ile benzerliklerini keşfetmesini sağlar.

Kendinde geliştirmek istediği yanlarıyla ilgilenmesini ,kendini eleştirebilmesini sağlar.

Kendini ifade etmede gerek duyduğu kaynaklara ulaşma gerekliliğini fark ettirir.

Bilgiye ulaşmaya ve onu kullanmaya istekli duruma gelir.

Kendini ifade etmede güven kazanır.

 

Dört temel dil becerisini ( konuşma , dinleme, okuma , yazma ) kazandırır,dilin kullanım alanlarını ve kalitesini zenginleştirir

 Dil gelişimi ile ilgili hedeflenenler şu şekilde belirlenmiştir :

* Konuşmada güven
* Konuşma becerisinde gelişme
* Sözcük dağarcığında gelişme
* Düşüncelerin yazılı ve sözlü anlatımında gelişme
* Dinleme becerisinde gelişme
* Farklı sosyal rol ve statülere ilişkin değişik dil biçimlerini kullanabilme
* Okuma becerisini geliştirme
* Yazma becerisini geliştirme
Kaynaklar

*Yaratıcı Drama Yazılar Prof. Dr. İnci San Pegem A

**Sınıfta Demokrasi Doç. Dr. Ali ŞİMŞEK Ankara 2000

***HALKLA İLİŞKİLER VE İLETİŞİM Yazar  Doç.Dr. Mustafa ÖZODAŞIK, Yrd.Doç.Dr. F. Seçil BANAR

T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2682 ,  AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1648

Bildiğiniz gibi Bakırköy’ün adı pek çok özelliğinden dolayı geçmişte olduğu gibi günümüzde de sıkça anılır. En büyük özelliklerinden biride pek çok sanatçı yetiştirmiş olması veya pek çok ünlü kişinin yolunun Bakırköy’den geçmiş olmasıdır. Hatta ülkemizin beklide Dünyanın en çok sanatçı yetiştiren ilçesi olması özelliği de vardır dememiz mümkündür.

tiyatro dersleriiiiiiiii

Yaşayan ve  kaybettiğimiz pek çok ünlü Bakırköy’de doğdu, büyüdü veya yaşadı.Örneğin; Münir ÖZKUL, Tarık AKAN, Ahmet SEZGİN, Suna PEKUYSAL, Sırrı GÜLTEKİN, Bülent ORAN, Cem KARACA, Kenan PARS, Altan ERBULAK, Cihat TAMER,Erdoğan SICAK, Ergün KÖKNAR, Yurdaer DOĞULU, Boran Mutlu KAYA Kenan DOĞULU ve daha niceleri.

Hatta Bakırköy Mezarlığında yatan Cenap ŞAHABETTİN ve Halid Ziya UŞAKLIGÜL’i de saymak lazım elbette.

Son yıllarda hatta uzun yıllardır Bakırköy’ümüze ait bir profesyonel özel tiyatromuz olmamıştı. Kuruluş amacında sanatı yaygınlaştırmak, sevdirmek v.s. gibi bir takım sanat faaliyetleri olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bu amacını gerçekleştirmek için kurulduğu yer olan Bakırköy’de yıllardır süren sessizliği bozarak Profesyonel tiyatrosunu kurdu.

Uzun süredir çalışmalarına devam eden “NAR SANAT TİYATROSU” yeni sezona yoğun bir çalışma ile hazır.

Ebru ERDEMOĞLU’nun “ARAF NE TARAF” adlı 2 perdelik oyununu hazırlayan “Nar Sanat Tiyatrosu” İstanbul başta olmak üzere pek çok yerde oyununu sergileyecek.

Oyuncu Kadrosunda : Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Oğuz ÖZTAŞ, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ gibi tecrübeli oyuncuları barındıran Nar Sanat Tiyatrosunun birde oldukça tanınan ve sevilen sürpriz bir oyuncusu da var kadroda. Bu sürpriz ismi şimdilik açıklamıyoruz.

Elbette Nurgül YEZİZ’in emeklerini unutmamak gerekli Nurgül hanım Nar Sanat Proje koordinatörlüğünü üstlenmiş durumda aktaralım.

arafffff Sizlere kısaca oyundan bahsedelim isterseniz.

“Sizi bir zebani sorgulasaydı eğer, zebaninin kadın mı olmasını isterdiniz, erkek mi?”

Şeytanla yapılan anlaşma asla unutulmaz.

Pardon Zebani Bey, Araf ne taraf?

Birbirinden çok farklı iki arkadaş cennet ve cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı daha kolay, yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel  Hostes Şule de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Peki, Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu? Tabi ki hayır.  Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı için geçen yılın sorularının peşine düşmüş yeni merhum,  şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Sizleri de bekleriz. Pek yakında hangi sahnede ve hangi günler ile saatler olacağını elbette açıklayacağız…

 

 

 

Ses ve müzik doğumla beraber, hatta bazı araştırmaların kanıtladığı gibi henüz anne karnında iken çocuğun yaşamına girmekte ve etkilemektedir. Bu etkileme annenin söylediği ninni ile başlar ve gitgide çevreden, radyodan, televizyondan duyduğu; evde, okulda, sokakta duyup öğrendiği ve söylediği müzikle beslenir.

 Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli değildir. Fakat bütün çocuklar müziği severler. Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre, çok üstün yetenekli çocuklar ve çok yeteneksiz çocuklar istisna kabul edilmektedir. Bu istisnalar dışında kalan bütün çocuklar, az ya da çok müziğe yetenekli sayılmaktadırlar. Ancak bu yeteneğin gelişimi büyük ölçüde içinde bulundukları ortama bağlıdır. Yetişmeye elverişli ortam ve koşullar bulunamazsa, çocuk üstün yetenekli de olsa, müzik sanatçısı olamaz.

piyanooooood *Okul öncesi kurumlarında müzik yeteneklerinin derecesi henüz bilinmeyen çocuklara, müzik eğitimi verilirken bu olgu göz önünde bulundurulmalıdır.

*Çocuklar küçük yaşlardan itibaren iyi müzikle beslenirse, büyünce müzik sanatçısı olmasalar bile; iyi müziği seçen, seven ve ondan yararlanmasını bilen yetişkinler olacaklardır.

*Okul öncesi eğitim döneminde müzik ve müzikle bağlantılı hareket, ses, söz ve tartım çocuğun gelişimlerini etkilemektedir.

Müziğin, çocuğa çok yönlü yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

-Çocuğun duyularını geliştirir. Çocuk dinlediğini duymak, duyduğunu anlamak gibi okuma yazmaya hazırlıkta önemli beceriler kazanır.

-Şarkı söylerken yeni sözcükler ve cümle kalıpları öğrenir bunları tekrar ederken düzgün konuşmayı benimser ve dili gelişir.

-Sözcükleri doğru ve anlaşılır bir şekilde söylemeyi öğrenir, yani diksiyonu gelişir.

-Tekerleme ve saymacalar söylerken dil çevikliği kazanır, akıcı konuşma becerisi ve alışkanlığı gelişir.

-Duygusal yönden rahatlar; güvensizlik, çekingenlik, saldırganlık, korku gibi olumsuz duygu ve davranışlar, müziğin etkisiyle olumlu duygu ve davranışlara dönüştürülebilir.

-Grup çalışmalarında içine kapanık bir çocuk, grup içinde rahatlamayı, dikkati üzerine çekmeden başkalarıyla beraber olmayı, hata yapmaktan korkmadan denemeyi, etkin iletişim kurmayı öğrenir. Aynı zamanda özel yetenekleri olan bir çocuk, solo çalışmalarında grup içinde sivrilme olanağı bulur.

-Grup içinde şarkı söylerken veya müzik eşliğinde hareket ederken, arkadaşlarıyla uyum içinde olmayı öğrenir (Birlikte başlama ve bitirme, seslerin yüksekliğine ritme uyma, etrafını dinleme, müzik işaretlerini uygulama vb.). Böylece birlikte iş yapmanın toplumla uyum içinde olmayı gerektirdiğini kavrar ve disiplin alışkanlığı kazanır.

-Çocuk kendi kültür ve geleneklerimizi müzik ve danslarımızla tanır; vatan, ulus, bayrak duyguları gelişir.

-Estetiğe yönelir ve çevresine karşı duyarlı olur.

-Yaratıcılığı güdülenir, esnekliği artar ve yeni deneyimlere yönelir.

-Sesini, kulağını ve zevkini geliştirir. Doğru duymayı, denetlemeyi ve kullanmayı, güzel müziği ayırt etmeyi öğrenir.

-Şarkı söylerken “soluk alıp vermeyi denetleme” becerisi kazanır ve akciğerleri gelişir.

-Çalgı ve çalgı olarak kullanılabilecek oyuncakları kullanırken, müzik eşliğinde hareket ederken, koordinasyonu, küçük ve büyük kasları gelişir, bu da fiziksel ve psiko-motor gelişimini olumlu yönde etkiler.

Kaynak: Ayten ÖZTÜRK, Okul Öncesi Eğitimde Müzik, Morpa Yayınları, 2007