Şunun için etiket arşivi: bağlama

baglama-cocuk3

Konfüçyüs, müziğin birleştirici yönüne, “gök ve toprak arasındaki uyumdur” diyerek vurgu yapmıştır.

Eğitim olarak ele alındığında müzik, bireyin yaratıcılığını arttırması ve sosyal yaşamını desteklemesi açısından önemlidir.

Bu bağlamda herhangi bir sanat dalıyla uğraşan çocukların, hiç bir sanat dalıyla ilgilenmeyen çocuklara göre gerek yaratıcılık, gerek kendini tanıma ve tanıtma, gerekse farkındalık anlamında daha aktif oldukları araştırmalarca kanıtlanmıştır. İşte tam da bu noktada, bu yazının da temasını oluşturan “kendini tanıma, tanıtma ve farkındalık” konusuna değinmek isterim.

Sanatın her dalının çocuğu bir adım ileri taşıyacağı gerçeğinin yanında, çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendini tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanın farkında olması gerektiğini de göz ardı etmemek gerekir. Çocuğun kültürel anlamdaki gelişimi, öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını tanımasıyla doğru orantılıdır. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk Halk Müziği’dir. Bu müziğin geleneksel enstrümanı da şüphesiz Bağlama’dır. Dolayısıyla çocuğun enstrüman olarak Bağlama’yı seçmesi, diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecek, ileride farklı bir enstrüman veya sanat dalıyla ilgilenirken/ilgilenirse, daha emin ve bilinçli adımlar atmasını sağlayacaktır. Çocuklar için Bağlama eğitimi, kültürel fakındalığın yanı sıra diğer sanat dallarına açılan bir pencere olarak da düşünülebilir. baglama-cocuk

Yine Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin müziğine bakınız.” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu belirtmiştir.

Ailelere düşen ise, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bunları da düşünmeleridir.

Unutulmamalı, toprağı bilmeyen betonda yürüyemez.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuarları da eklersek, kaliteli eğitimin hiç de zor olmadığını görebiliriz.

Genel olarak düşünüldüğünde müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu. Yerelde ise halk müziği, ait olduğu ülke halkının gerçek duygularını yansıtması açısından, özellikle çocuklar için sosyal ve kültürel değerlerin farkına varmak adına önemli ve belirleyici.

Özetleyip toparlamak gerekirse Halk Müziği ve bu güzel paydanın ürünü olan Bağlama; özellikle genç dimağlar tarafından doğru anlaşılıp anlatılırsa, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılmasının yanısıra, yazıda genel olarak bahsetmeye çalıştığım kültürel farkındalık anlamında da olumlu bir gidişat sergileyecektir. Yani tek başına eğitimin yanında, doğru bir şekilde, bilinçli olarak alınan eğitim de önemlidir. Dolayısıyla müzik eğitiminde de doğru kararlar vermeli ve tercihlerimizi bu bilinçle yapmalıyız diye düşünüyorum.

Sözlerimi bitirirken, bu anlamda yapacağınız doğru tercihler için teşekkür ediyorum.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni
Murat HASGÜN

Atamızın tüm dünya çocuklarına hediyesi olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami

Hediye Çocuklara ise ve hediye eden Mustafa Kemal ATATÜRK olduktan sonra uzun cümleler kurmak yazıyı daha fazla değerli kılmaz. Bazen bir cümle bir hayatı anlatabilir.

Kimin neyi, nasıl kabullendiği veya anlamak istediği veya değersizleştirmeye çalışması veya görmezden gelmesi bizler için yok olması anlamına gelmiyor. Ölümsüz Mustafa Keman Atatürk‘ün çocuklarımıza hediyesi olan bu bayramı kutlamak ve elbette Büyük Millet Meclisinin açılışının 94 yılında Atamızı anmak  ve onun kurduğu cumhuriyetin değerlerine bağlı olarak yetişen sanat sever çocuklarımız Atasının değerini biliyor ve asla unutmayacak, unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. Nice 94 yıllara…

Bu bağlamada Nar Sanat olarak öğrencilerimiz “26 Nisan 2014 günü, Cumartesi Saat:19:00” ‘da siz halkımıza müzik dinletisi sunacaktır. Tüm halkımıza açık olan dinleti ücretsiz olarak yapılacaktır. (Adres için Lütfen Tıklayınız) Dinleti “Nar Sanat Dinleti Salonunda gerçekleşecektir.”

Dinletiye katılacak öğrencilerimizin adları daha sonra yayınlanacaktır.

Bir kez daha bize bu bayramı hediye eden ve ülkemizde, bayrağımız altında yaşamamızı sağlayan M.K. Atatürk’e sonsuz minnetimizle.

33. İstanbul Film Festivali’nin ”Uluslararası Yarışma” bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sanat ve sanatçı temasını işleyen ya da bir edebiyat eserinden uyarlanan 11 film yarışacak. 

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nin başkanlığını A Separation / Bir Ayrılık ve The Past / Geçmiş filmleriyle tanınan İranlı Yönetmen Asghar Farhadi üstlenecek.

İşte 5-20 Nisan tarihlerinde arasında gerçekleştirilecek festivalde Altın Lale için yarışacak filmler.

FRANK | Yönetmen: Lenny Abrahamson

frank

Oyuncular: Michael Fassbender, Domhnall Gleeson, Maggie Gyllenhaal, Scoot Mcnairy

Geçen yılın Altın Lale ödüllü filmi Ne Yaptın Richard?’ın yönetmeni Lenny Abrahamson, ilk gösterimi Ocak’ta Sundance’te gerçekleşen yeni filmi Frank ile bir kez daha festivalin Uluslararası Yarışması’nda. Abrahamson, bu sefer bizi eksantrik bir müzik grubunun içine sokuyor. Rehberimizse, grubun yeni üyesi olan, genç ve hevesli müzisyen Jon. Grubun en ilginç özelliğiyse, lideri (ve filme adını da veren) Frank. Michael Fassbender’in canlandırdığı Frank, kafasında devasa bir maske taşıyan ve koyduğu ilginç kurallarla grubu bir arada tutan ilginç bir figür. Bu nevi şahsına münhasır karakterin esin kaynağıysa, İngiliz punk grubu The Freshies’in de liderliğini yapmış İngiliz şarkıcı/komedyen Chris Sievey’nin sahne personası Frank Sidebottom.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız

METALCİ | MÁLMHAUS| METALHEAD | Yönetmen: Ragnar Bragason

malmhau

Oyuncular: Thorbjörg Helga Dyrfjörd, Ingvar E. Sigurdsson, Halldora Geirhardsdottir

İzlanda sinemasının en ilgi çekici simalarından Ragnar Bragason, dram ile komedi arasında ustaca bir denge kurmasıyla tanınıyor. Bragason son filmini şöyle özetliyor: “Bu filmde bir kız var, heavy metal var, bir de inekler var. Metalci dramatik bir film. Hem müşfik, hem haşin, arada da isyankârca komik. Filmde, korkunç bir kayıp yaşanıyor. Hayat boyunca çektiğimiz acılara nasıl katlandığımız, aile olgusu, hayaller, kâbuslar mercek altına alınıyor.” Heavy metal’e şapka çıkaran bu hem komik hem de duygusal film, gözlerden uzak bir çiftlikte büyüyen ve rock yıldızı olmayı çok ama çok isteyen bir genç kızın hikâyesini anlatıyor.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız

ÇÖLDEKİ İZLER | TRACKS| TRACKS | Yönetmen: John Curran

tracks-coldeki-izler

Oyuncular: Mia Wasikowska, Adam Driver 

John Curran’ın yeni filmi Tracks, Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından bir uyarlama. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız 

TOM ÇİFTLİKTE | TOM À LA FERME| TOM AT THE FARM | Yönetmen: Xavier Dolan

OM ÇİFTLİKTE TOM À LA FERME TOM AT THE FARM

Oyuncular: Xavier Dolan, Pierre-Yves Cardinal, Lise Roy, Evelyne Brochu

Yazar, yönetmen ve oyuncu Xavier Dolan, yine programda yer alan trans hikâyesi Laurence Anyways ile Cannes’dan ödülle dönmüştü. Hitchcockvari bir psikolojik gerilim olan dördüncü uzun metrajlı filminde Dolan, yine farklı bir film türünü deniyor. Filmde (yönetmenin canlandırdığı) Tom,sevgilisi Guillaume’un cenazesi için Quebec kırsalına gidiyor. Orada, Guillaume’un annesi ve son derece maço abisi Francis ile tanışıyor. Kederli ailenin bu ilişkiden haberinin olmadığı açık olmasına açık da, Francis şaşırtıcı bir oyunun kurallarını birer birer koymaya başlayınca işler iyice karışıyor. Bu oyun Tom’u hem boğuyor hem de heyecanlandırıyor.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız.

DÜNYADA 20.000 GÜN | 20,000 DAYS ON EARTH | Yönetmen: Iain Forsyth, Jane Pollard

Nick Cave

Oyuncular: Nick Cave

20.000 gün yaşayan biri kaç yaşındadır? Görsel sanatçılar Iain Forsyth ve Jane Pollard, çektikleri bu ilk uzun metrajlı filmde kurmacayla gerçekliği birleştirerek uluslararası kültür ikonu, müzisyen ve senarist, bu dünyaya gelmiş en ilginç sanatçılardan Nick Cave’in 24 saatini anlatıyorlar. Nick Cave’in hem konu hem de başrol olduğu film, sanatsal yaratım sürecine mahrem bir bakış atarken aynı zamanda bu dünyada yaşadığımız süreyi iyi kullanıp kullanmadığımızı sorgulamamızı da istiyor.

“Ortalıkta çok müzik belgeseli var. Bunların bazılarına baktık ve nasıl bir şey yapmamamız gerektiğini anladık. Ian ve Jane işe farklı bir açıdan yaklaştıklarını açıkça belli eden bir kavramsal çerçeveyle geldiler. Her şeyi onların ellerine bırakıp neler olacağını göremeye karar verdim. Storyboard’ları daha en başından bile gayet belirgindi ve bu sayede ben de rahatlamış oldum.” – Nick Cave

Seanslar ve detaylar için tıklayınız 

TAŞ BEBEK | PAPUSZA| PAPUSZA | Yönetmen: Joanna Kos-Krauze, Krzysztof Krauze

papusza

Oyuncular: Jowita Budnik, Antoni Pawlicki, Zbigniew Waleryś, Artur Steranko

Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan Taş Bebek, Papusza lakaplı Bronisława Wajs’ın trajik kaderini anlatıyor. Papusza şiirlerini resmi olarak yayımlayan ve Lehçeye çevrilen ilk Roman şairdir. Tüm bunlar iki adamın çabasıyla gerçekleşir: Polonya’daki Roman cemaatinin yaşayışına odaklanan şair tarihçi Jerzy Ficowski ve Julian Tuwim. Karlovy Vary’de prömiyerini yapan Taş Bebek, Roman cemaatini etkileyen olaylarla bu efsanevi şairin hikâyesini anlatıyor: “Papusza tanınan biri. Hayat hikâyesi bir zamanlar lanetli şairi anlatan bir efsane olarak düşünülürdü. Bu hikâyeyi canlandırabilmek için doğru dili aradık. Siyah-beyaz çekim, hikâyeye duygusal bir kesinlik kattı. 1950-1960’larda çekilen fotoğraflardan esinlendik. Görüntülerin güzel olmasını istedik; çünkü artık bu dünyayı yeniden yaratamayız: 1950’lerin Polonya’sında bir shtetl. Bunun doğru yaklaşım olup olmadığına karar vermek ise izleyici ve eleştirmenlere kalmış.” – Joanna Kos-Krauze

Seanslar ve detaylar için tıklayınız

BULUŞMA | ÅTERTRÄFFEN| THE REUNION | Yönetmen: Anna Odell

återträffen

Oyuncular: Anna Odell, Anders Berg Berg, Robert Fransson, Sandra Andreis, Rikard Svensson, Niklas Engdahl

Böyle bir mezunlar günü görmediniz! Kimse kendisi değil, her şey allak bullak… Ünlü İsveçli sanatçı Anna Odell bizi bu filmle, sıkıntılı bir mezunlar buluşmasına davet ediyor. Mezunlar gününe çağrılmayınca Odell sahte bir buluşma sahneliyor, çocukluğunu kâbusa çeviren eski sınıf arkadaşları rolünde oyuncuları yerleştirip bütün olayı filme çekiyor. Sonrasında da tepkilerini bilmek istediği için, bu filmi gerçek sınıf arkadaşlarına izletiyor. İşte kıyamet böyle kopuyor. Gerçek ile kurgu arasındaki ince çizgiyi epey esneten Buluşma, bir yandan da izleyiciyi grup içi dinamikler ve kurulu hiyerarşiler üzerine düşünmeye davet ediyor. “Okul deneyimlerimiz bizi ciddi şekilde etkiliyor ve yaşamımız boyunca, birbirimize şekil veriyoruz, birbirimizi etkiliyoruz. Diğer bir ifadeyle, bu ilişkileri yeni bir bağlama taşıyarak, eski tatsız deneyimlerden kurtulabilir, tamamen değişebiliriz. Yıllardır akran zorbalığı konusunu işlemek istiyordum. İlkokulda zorbalığa maruz kaldım ve bu deneyimlerimi kullanarak hiyerarşide bir değişiklik olduğunda grup içinde mevcut ilişkilerin bu değişiklikten nasıl etkileneceğini araştırdım.” –Anna Odell

Seanslar ve detaylar için tıklayınız 

ÜÇLEME | TRIPTYQUE| TRIPTYQUE | Yönetmen: Robert Lepage, Pedro Pires

triptyque

Festival takipçilerinin çok iyi tanıdıkları Kanadalı Robert Lepage’ın (Günah Çıkarma, Yalan Makinası ve Ayın Saklı Yüzü) Pedro Pires ile beraber yönettiği Üçleme, isminin de çağrıştırdığı gibi üç bölümden oluşuyor. Lepage’ın 9 saatlik tiyatro oyunu Lipsynch’in sinema uyarlaması olan filmde birbiriyle bağlantılı üç karakterin yaşamlarına giriyoruz. Gerçek bir edebiyat tutkunu olan ve şizofreni tanısıyla kaldırıldığı akıl hastanesinden yeni çıkan kitapçı Michelle… Beynindeki bir tümör nedeniyle konuşma yeteneğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olan, Michelle’in şarkıcı kardeşi Marie… Marie’nin önce doktoru, daha sonraysa sevgilisi olan, elleri sürekli titreyen alkolik beyin cerrahı Thomas… Lepage, bu üç karakterin hayatındaki dönüm noktalarını birbirine bağlarken; yalnızlık, delilik, hafıza gibi konulara değiniyor. Pek çok biçimci numarayla geçmiş ile bugün, hayal ile gerçek iç içe geçiyor ve bu üç karakterin hikâyeleri, yan yana geldiğinde, tek bir resim oluşturuyor.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız.

VIOLETTE | VIOLETTE | Yönetmen: Martin Provost

violette

Oyuncular: Emmanuelle Devos, Sandrine Kiberlain, Olivier Gourmet, Catherine Hiegel, Jacques Bonaffe, Olivier Py

Martin Provost’un Toronto Film Festivali’nde prömiyerini yapan filmi Violette, adını Fransızkamuoyunda kadın cinselliği, kürtaj gibi meseleleri tartışmaya açan ilk yazarlardan Violette Leduc’ten alan bir dönem filmi. Evlilik dışı bir ilişkiden doğan Violette, yıllarca çaba gösterdikten sonra ancak 1964 yılında La Bâtarde / Piç adını verdiği anılarıyla şöhreti yakaladı. Violette’in ünlü kadın yazar Simone de Beauvoir ile ömür boyu süren dostluğu ve Jean Genet ile mesleki yakınlığını merceği altına yatıran film, feminizm, dostluk ve edebiyat kavramlarını da sorguluyor. “Violette hakkında bulduklarım ne kadar artarsa, içinde sakladıkları beni o kadar etkiliyordu; kırılganlığı, kırgınlığı, ki bunlar yanında herkesin bildiği skandallara karışan şatafatlı kişiliği (yani şöhrete kavuştuğu 1960’lardan sonra) beni pek ilgilendirmedi, bir maske sayılırdı bunlar. Hayat ona iyi davranmadı. İnsanlar onun zor olduğunu söylerdi. Ama bu bana yetmedi.” – Martin Provost

Seanslar ve detaylar için tıklayınız

KÖRLÜK | BLIND| BLIND | Yönetmen: Eskil Vogt

blind (1)

Oyuncular: Ellen Dorrit Petersen, Henrik Rafaelsen, Vera Vitali, Marius Kolbenstvedt 

Joachim Trier’in Reprise / Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos gibi birçok ödüllü filminin senaryosunda imzası bulunan Norveçli yönetmen Eskil Vogt’un ilk uzun metrajlı filmi Körlük, görme duyusunu kaybedince eve kapanan bir kadın yazarın aklını da kaybetmemek için gerçekliğe sıkı sıkı sarılma mücadelesini işleyen, gerilimli olduğu kadar mizah unsurlarını da kullanan bir dram. Görüntü yönetmenliğini Dogtooth / Köpekdişi’nin de kameramanlığını üstlenen Thimios Bakatakis’in yaptığı ve yalnızca görme değil yazma ve yalnızlık üzerine de bir film olan Körlük, gerçeküstü atmosferi, seyrek diyalogları ve sürprizli mizahıyla son derece özgün. “Filmde körlük nasıl gösterilir? En bariz yöntem ekranı karartmak, izleyiciyi sesle yönlendirmek olacaktır. (…) Bense çokça, bir ayrıntıyı soyutlama ya da bir görüntüyü daha fazla tutma yoluyla görsel beslemeyi kısıtladım. Filmin biçimi ve biçeminin kilidi bu oldu. Ve körlük, çelişkili de olsa, çok sinemasal aslında; sinemanın en temel yanlarını içeriyor: görmek, görülmek, aydınlık, karanlık…” –Eskil Vogt

BEN, KENDİM VE ANNEM | LES GARÇONS ET GUILLAUME À TABLE!| ME, MYSELF AND MUM | Yönetmen: Guillaume Gallienne

les-garcons-et-guillaume-a-table

Oyuncular: Guillaume Gallienne, Françoise Fabian, Diane Kruger, Nanou Garcia, André Marcon 

Başta anneniz olmak üzere çevrenizdeki herkes sizin eşcinsel olduğunuzu söylüyorsa, eşcinsel olmadan büyümek mümkün müdür? İşte Guillaume’un açmazı burada! Burjuva kökeninden tutun, sahne hayatına kadar, kadınları belki biraz fazlaca seven bir aktörün açılma komedisi bu… Ünlü Fransız sanatçı Guillaume Gallienne’in yıllardır sahneye koyduğu tek kişilik gösterisinin beyazperde uyarlamasında, sanatçının cinsel anlamda biraz karışık geçen gençlik günlerine dönüyoruz. Annesi hep kız çocuğu istemiş ama oğlu olmuş ve zamanla Guillaume’u kendi kendine eşcinsel varsaymış. Guillaume film boyunca eşcinsel film klişelerini ve büyüme öykülerini ti’ye alıyor; filmde hem kendi gençliğini hem de annesini canlandırıyor: “Annemle ilgili ilk anım dört beş yaşımdan. İki erkek kardeşimle beni masaya şöyle çağırıyordu: ‘Oğullarım, Guillaume, yemeğe!’ Yaptığımız en son telefon konuşmasında da annem telefonu şöyle kapattı: ‘Kendine iyi bak, benim kocaman kızım.’ Eh, haliyle bu iki anının arasında, epey bir yanlış anlaşılma da oldu.”

Seanslar ve detaylar için tıklayınız 

MUTLU YILLARIMIZ | ANNI FELICI| THOSE HAPPY DAYS | Yönetmen: Daniele Luchetti

anni-felici1

Oyuncular: Martina Gedeck, Kim Rossi Stuart, Micaela Ramazzotti, Samuel Garofalo, Niccolò Calvagna, Benedetta Buccellato, Pia Engleberth

Abim Evin Tek Çocuğu ve Hayatımız ile tanıdığımız Daniele Luchetti, kısmen otobiyografik yeni filmi Mutlu Yıllarımız’da seyirciyi 70’li yıllara götürüyor. Küçük Dario’nun anlatıcı görevini üstlendiği bu yolculukta sorunlu bir ailenin dünyasına dalıyoruz. Dario’nun babası Guido, bir türlü istediği başarıya ulaşamayan ve giderek içine kapanan bir sanatçı. Annesi Serena ise kocasına deli gibi âşık ve tam da bu yüzden ne bencilliğine ne de kaçamaklarına tahammül edebiliyor. Dönemin özgürlük rüzgârı çok geçmeden bu aileyi de yakalıyor ama böylece anne ve baba birbirinden daha da uzaklaşıyor. Küçük Dario ise sinemaya olan ilgisini keşfediyor ve olan biteni el kamerasıyla kaydetmeye çalışıyor. Yönetmen Luchetti’ye göre, peliküle ve onun kendine has kokusuna bir saygı duruşu olan Mutlu Mutlu Yıllarımız’ın ilk gösterimi Toronto Film Festivali’nde yapılmıştı.

Seanslar ve detaylar için tıklayınız

Kaynak : [- İnan Su Kıyıcı

Bildiğiniz gibi Nar Sanat, pek çok dalda yetkin eğitmenler eşliğinde eğitimlerine devam ediyor.

nar_sanat_egitmenleri

Elbette kurumumuzda eğitmenlerimiz ders vermelerinin yanı sıra, zaman zaman bir araya gelerek çeşitli müzik dallarındaki eserleri birlikte çalışmakta veya yorumlamaktalar.  Böylece sanata daha yakın olmalarının yanı sıra pratiklerini artırarak gerek eğitim yılı içinde, gerekse eğitim yılı sonunda yapılacak olan dinletilerin hazırlıklarını da sürdürmekteler.

Bu bağlamda bazı çalışmaları sizlerinde görebilmesi açısından paylaşmaya karar verdik.

İzleyeceğiniz video, yine eğitmenlerimizin ders arasında icra ettiği ‘Iğdır’ın Al Alması’ adlı Azeri türküdür.

Bir gün önce yaptığımız bir haber ile sizlere duyurduğumuz “Nar Sanat,  her Pazar saat 19:00 da  “ŞAMATA SANAT” adı ile sizleri sanatla buluşturuyor.” (Haber için lütfen TIKLAYINIZ) adlı haberde belirtilen programın ortaya çıkması, yine böyle bir çalışma sonucu olmuştur.

Aşağıdaki videoda eğitmenlerimiz, eseri tamamen prova mantığıyla çaldı ve bu eseri, Bağlama Eğitmenimiz Murat HASGÜN seslendirdi.

Gitar’ı Can BAŞARIR, Akordeon’u Kamuran TERZİOĞLU, Darbuka’yı Mert ERAĞAN çalıyor.

VİDEO

Türkülerin paylaşılması gereken değerler olduğuna inanan ve bu inançla yola çıkan Nar Sanat, bünyesinde 2013-2014 dönemi Türk Halk Müziği Korosu çalışmalarına başlıyor.

THM-korosu

Sanatın değerini bilen ve doğru aktarılması için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan Nar Sanat, Türkülerimizi siz sevenleriyle buluşturmak için bir önemli adım daha atıyor ve bünyesinde Türk Halk Müziği Korosu kuruyor.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN yönetiminde faaliyetlerini Nar Sanat Merkezi’nde sürdürecek olan koro, Türk Halk Müziği’ni sevenleriyle doğru bir şekilde buluşturmanın yanında, zaman zaman yapılacak sahne etkinlikleriyle de mensuplarına sahne tecrübesi edinme fırsatı sunacak.

Unutmayın, Güzel Sanatlar’ın en belirgin yönü olan Müzik, insanların sosyalleşmeleri için çok önemli bir araçtır.

O halde ‘Hep Sanat, Nar Sanat’ diyoruz ve siz Halk Müziği severleri Nar Sanat’a bekliyoruz.

İletişim bilgileri için TIKLAYIN…

Bağlama eğitimi, 8 yaşından itibaren, kendini yazılı ve sözlü olarak ifade edebilen, ancak müzik, enstrüman ve müzik dili konusunda herhangi bir donanımı olmayan müziğe duyarlı öğrencileri hareket noktası olarak alır.

 

bağlam-dersleriGeleneksel sazlarımızdan ve Türk Halk Müziğinin ana sazı olan bağlamanın,  geleceğin müzik anlayışının şekillenmesinde önemli görevler üstlenecek insanların yetiştirildiği Nar Sanat’da yer alması ve bu sazın sosyal yaşamımızda önemli bir yer tutuyor olmasının da getirdiği avantaj ile müzik eğitim sistemimizde önemli bir yeri vardır.

Bağlamanın, özellikle öğrencilerimize kendi kültürel değerlerimizin aşılanması ve toplumsal yaşam bilincimizin kazandırılması noktasında çok önemli bir eğitim unsuru olacağı kanısındayız.

Bağlama, çalış tekniklerindeki incelik ve kendine özgü ifade biçimleri ile zengin bir çalışma sahasına sahiptir.

Bağlamaya özgü tavırlar, düzenler ve çalış biçimlerinin yanı sıra diğer enstrümanlardan farklı olarak tezeneli ve tezenesiz icra olmak üzere iki temel çalış tekniği vardır. Geleneksel olarak tezeneli icranın yanı sıra tezene kullanmadan yapılan icraya Şelpe adı verilmektedir.

 

            Nar Sanat Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN’den Şelpe örnekleri.

Şelpe tekniğinin de bağlama eğitimiyle birlikte belirtilen kriterlerde ayrı bir eğitim olarak verilebildiği unutulmamalıdır.

Bağlama programımızda tezeneli çalım tekniğinde oluşan repertuarın seçkin örneklerinin yanı sıra, Şelpe tekniğine özgü repertuvarın ifade gücünü yansıtacak eserlere de yer verilmiştir.

Sanatla kalın…

Almanya’nın başkenti Berlin’de Türk Halk Müziği’nin yapı taşı Bağlama, 2013 yılının müzik aleti seçildi.

Düzenlenen basın toplantısında bağlamanın tanıtımı yer aldı. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen toplantıya, Berlin Sanat Üniversitesi Başkanı Prof. Martin Renner, Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi (Landes Musikrat Berlin) Başkanı Dr. Hubert Kolland, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Proje Koordinatörü Nevzat Çiftçi, Berlin Sanat Üniversitesi’nden Profesör Joël Betton ve genç müzisyenlerin yanı sıra bazı müzik öğretmenleri katıldı. Berlin Eyaleti Müzik Konseyi, etkinlikler kapsamında farklı tanıtım programları hazırlarken, konsey bağlamanın konser ve sempozyumlarla farklı kültürlere tanıtılabileceğini belirtti.

Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Başkanı Dr. Hubert Kolland, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Geçmişi itibariyle bize güven veren, fakat fazla tanınmamış bağlamayı tanıtma kararı aldık. Çünkü müzik piyasasında olması gereken bir enstrüman diyerek çok kültürlü kentte Bağlama da olmalı dedik” dedi.

Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, “Almanya Berlin Eyaleti Müzik Konseyi’nin bağlamayı 2013 yılının müzik enstrümanı seçmesi dolayısıyla burada bulunmaktayız. Bu çok sevindirici bir olay. Bizim insanımızın Almanya’da kabul görüldüğünü gösteren adımlardan bir tanesi” dedi.

Müzisyen Haydar Selçuk da, bağlamanın yüzyıllardır Anadolu’yu anlatan bir enstrüman olduğunu belirterek, “Asırlardır, bin yıllardır Anadolu’ya has bir enstrüman. Almanların el atması bizim için acı bir olay, bizim yapamadığımızı onlar yapıyor şimdi” şeklinde konuştu.

Berlin’de yılın enstrümanı seçilen Bağlama ile ilgili etkinlikler yıl boyunca devam edecek. – BERLİN

 2013-2014 Eğitim yılı başladı gerek çocuklarınızın gerekse sizlerin boş vakitleri belirlendi.

sanat-kurslari

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Elbette 3 yıldır aynı fiyattan eğitim veren kurumumuzun fiyat artışlarından da etkilenmemiş olacaksınız. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, Tiyatro, Bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

Hep Sanat, Nar Sanat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık yaz bitiyor. Yetişkin öğrenci ve veliler çok yakında hummalı bir koşuşturma içerisine girecek çünkü okullar açılacak.

bakirkoy-müzik

Okullar açılınca elbette gidilecek kurslar araştırılacak… Sanatın hayat içerisinde vazgeçilmez olduğunu bilen öğrenci ve velilerimiz ilgi alanlarına göre;  Dans çeşitleri, Bale,  Resim, Gitar, Bağlama, Piyano, Keman, Bateri, Tiyatro, Fotoğrafçılık v.b. daha pek çok sanat dalında eğitim almak veya aldırmak isteyecekler.

Elbette sanat eğitiminizi alırken veya çocuklarınıza aldırırken; düzenli, yeterli donanıma sahip eğitmen ve kurs alanı ile sağlıklı bir ortamda yapmak isteyeceksiniz.

İşte bu noktada Bakırköy’de sizler için kurulmuş olan Nar sanat Eğitim Kursunu ziyaret etmeniz size pek çok imkân sunacak.

Her şeyden önce ilk defa bir kursta toplamında 5 saat ücretsiz solfej dersi sadece Nar Sanat’ta var.

Hangi çalgı aleti dersini alırsanız alın, başlangıç seviyesinde ücretsiz olarak bir birine paralel giden haftada 3 ders solfej eğitimi ve haftada 1 ders ikinci düzey solfej eğitimi ve okul öncesi çocuklarımız için haftada 1 ders olmak üzere solfej eğitimini isteğe bağlı olarak ücretsiz alabilmektesiniz.

Elbette tüm bunlar emeğinizin karşılığını tam ve en iyi şekilde alabilmeniz için.

2013 – 2014 eğitim döneminde fiyat artışından etkilenmemek, istediğiniz gün ve saatte ders alabilmeniz için bir an önce kayıt yaptırmanızda fayda var.

nar sanat -genel logo

Eylülden önce kayıt yaptıranlar fiyat artışından etkilenmeyecekleri gibi aynı zamanda istedikleri gün ve saatte ders alma imkanına da sahip olabilmektedirler.

Son günlere bıraktığınız taktirde sizlere uygun olan gün ve saatlerde istediğiniz eğitimi alamayabilirsiniz. Bir an önce sizleri de Nar Sanat ailesine katılmaya davet ediyoruz.

Çok geç olmadan hemen arayın… İLETİŞİM

Bildiğiniz gibi, 4 yıldır Bakırköy’de Nar Sanat Öğrenci ve eğitmenlerinin katılımı ile yapılmakta olan “Nar Çiçekleri Festivali” 22 Haziranda yapılan etkinliklerle son buldu.

Sabah saat 10:00 dan başlayarak gece 22:30’a kadar devam eden etkinlikler en son gece 21:00 başlayan tiyatro gösterisi ile son buldu. Etkinlikler boyunca eğitmen ve öğrenci orkestralarının yanı sıra, Nar Sanat öğrencileri Bale, Latin Dans, Modern Dans gibi gösterilerin yanı sıra Gitar, Keman, Piyano, Bağlama, Şan, Flüt ve daha pek çok dalda öğrencilerimiz yıl içerisinde öğrendiklerini sergiledi.

Yıl içerisinde eğitim alan 3 yaşından 60 yaşına kadar öğrencilerimizin pek çoğunun katılımı ile gerçekleşen (4 gösteri boyunca toplam 313 öğrencimiz görev almıştır) etkinliklerimizin sonuncusu olan Nar Sanat Öğrenci Tiyatrosu ise veli ve izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Tiyatronun Hemen öncesinde Minikler bale ve modern dans gösterisi ise tüm sevimliliği ile unutulmaz anlar yaşattı. Katılamayan, tatilde olan ve gelecek yıl katılmak için sabır eden öğrencilerimize de yıl içerisinde verdikleri emek için teşekkür ediyor gelecek yıl onları da sahnede görmek istiyoruz.

“Hep Sanat, Nar Sanat”

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni Murat Hasgün‘ün de katılımıyla hazırlanan ve 21 Mayıs Salı günü Haliç Üniversitesi Gayrettepe kampüsünde sunulan ‘Anadolu Halk Ezgilerinden Örnekler‘ adlı dinleti, Düzce Üniversitesine de taşınıyor.

3 Haziran 2013 Pazartesi günü saat 17.00’de Düzce Üniversitesi konser salonunda gerçekleşecek dinletide, Anadolu’nun farklı coğrafyalarından derlenmiş türküler çalıp-söyleme geleneğiyle örneklendirilecek.

 

Nar Sanat Bağlama eğitmeni Murat HASGÜN’ünde katılımıyla hazırlanan ‘Anadolu Halk Ezgilerinden Örnekler‘ adlı dinletide, Anadolu’nun farklı yörelerinden derlenmiş eserler sunulacak ve bu eserlerin yörelerine ait karakteristik çalış stili özellikleri, değişik ebat ve oktavlardaki bağlamalarla örneklendirilecek.

Dinleti, 21 Mayıs Salı günü Haliç Üniversitesi Gayrettepe Kampüsünde Salı Toplantıları kapsamında saat 13.00’de gerçekleşecek.