Şunun için etiket arşivi: Atatürk

Kültür Bakanı Günay, Atatürk Kültür Merkezi’ndeki restorasyon çalışmaları için ruhsatın alındığını ve çalışmaların başladığı belirtti.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, restorasyon çalışmalarına ilişkin AKM önünde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, AKM’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında yenilenmesi için geliştirdikleri projenin, yer teslimi safhasında ”girişte müzik ya da kitap satış ünitesi istemiyoruz”, ”altındaki terzihane ve boyahanenin yandaki belediye arsasına götürülmesini istemiyoruz”, ”çatısına İstanbul’un zenginlerinin yararlanacağı bir İstanbul lokantası yapılmasını istemiyoruz” gerekçeleriyle açılan dava sonucunda iptal edildiğini anlattı.

Mütevazi bir iyileştirme projesini 2010 sonuna yetiştirmek istediklerinde de kaynak bulmakta zorlandıklarını aktaran Günay, ”AKM’den daha güzel bir kültür merkezi olamaz mı İstanbul’da? Elbette olması gerekiyor. Türkiye, 30 milyondan fazla yabancı turist ağırlıyorsa, İzmir’in, Antalya’nın, Ankara’nın, İstanbul’un sadece doğasıyla ve tarihiyle değil, sanat etkinlikleri ve merkezleriyle de gündeme gelmesi gerekir ama burada bir kültür merkezi var. 50 yıldan beri bir tartışmanın konusu. Bu merkezi de bir an önce toparlayalım, belli akşamlar ya da her akşam ışığı Taksim’e yansısın. Bunu amaçladık” diye konuştu.

Kaynak için sponsor arayışına girdiklerini belirten Günay, şöyle devam etti:

”İstanbul’da bunu paylaştım bazı arkadaşlarımızla. Akıl veren çok ama para veren yok, ne yazık ki. İstanbul’da veya büyükşehirlerde bu konuları paylaştığınız zaman birçok insan ‘Çevrede rant alanı üretin, o rant alanından size gelir, gelir’ gibi parlak fikirler verebiliyorlar. Başka yerlerle ilgili bu tartışmalara şahit oldum, onun için söylüyorum.”

Bakan Günay, sonuçta Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın bu projeyle ilgili kendilerini 2012 ve 2013 yıllarında 30 milyon lira destekleyeceğini bildirdiğini aktararak, bunun da, ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 40’ını karşıladığını ifade etti.

Şubat ayında gerçekleştirilen anlaşmanın ardından ihalenin başlatıldığını söyleyen Günay, ”Yeni Yapı ve Taca firması ihaleyi 69 milyon lira bir değerle üstlendi” dedi.

Günay, Sabancı Topluluğu’nun verdiği destek karşılığında yalnızca büyük salona ”Sabancı Konser Salonu” ismi verileceğini, bina dışında herhangi bir ibare bulunmayacağını dile getirdi.

‘Hedef Cumhuriyet’in 90. yılında açmak’
Restorasyonun tamamlanma süresinin 540 gün olarak planlandığını ancak 2013 yılı 29 Ekim’inin, Cumhuriyet’in kuruluşunun 90. yılı olduğunu anımsatan Ertuğrul Günay, ”90. yılda perdelerimizi açarsak İstanbul’a ve bu binaya karşı bu gecikmeden doğan sorumluluklarımızı belki o güzel günün hatırına bir miktar bağışlatabiliriz umudundayım” dedi. Günay, bu nedenle ihaleyi kazanan firmalardan proje süresinin kısaltılması, en azından salonun perdelerinin o tarihte açılmasının sağlanması ricasında bulundu.

İstanbul’a iki, Ankara’ya bir yeni sanat mekanı
Bakan Günay, başka iki projeye de değindiği konuşmasında, İstanbul’da uzun süredir unutulmuş olan Maslak’taki kültür merkezi için de yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını söyledi. Günay, 5 bin kişilik, her türlü sanat etkinliğinin yapılacağı bir büyük salon, bin 200 kişilik bir konser salonu ve 3 bin metrekare müzeden oluşan merkezin en geç 2014’te açılabileceğini kaydetti.

Ankara’da temeli 1990’lı yıllarda atılmış olan konser salonu için de çalışmaların sürdüğünü aktaran Günay, yüklenicilerin kendi hızlarına yetişmesi durumunda 2013 sonunda Ankara’yı da Avrupa çapında bir konser salonuna kavuşturabileceklerini belirtti.

‘Teknik aksamı yenilerken estetik de katacağız’
Toplantının ardından soruları yanıtlayan Bakan Günay, ”Ruhsat alındı ve restorasyon çalışmaları bugün başlıyor. İçinde bin 200 kişilik bir konser salonu, 500 ve 200 kişilik iki ayrı salon var. Hepsi çağdaş teknolojiye uygun şekilde yenilecek” dedi.

Günay, binanın teknik aksamının yenileneceğini, dünyadaki diğer kültür merkezleriyle kıyaslandığında zarafetten yoksun olduğu yakınmalarına karşı binaya biraz daha estetik katmaya da çalışacaklarını anlattı.

Sabancı Topluluğu adına konuşan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Hüsnü Paçacıoğlu ise restorasyondan sonra AKM’nin yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın sayılı kültür merkezlerinden biri haline geleceğine inancını dile getirdi.

Kaynak(…)

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) restorasyon çalışmaları için ruhsatın alındığını ve çalışmaların başladığını söyledi…

Günay, restorasyon çalışmalarına ilişkin AKM önünde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada,AKM’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında yenilenmesi için geliştirdikleri projenin, yer teslimi safhasında ”girişte müzik ya da kitap satış ünitesi istemiyoruz”, ”altındaki terzihane ve boyahanenin yandaki belediye arsasına götürülmesini istemiyoruz”, ”çatısına İstanbul’un zenginlerinin yararlanacağı bir İstanbul lokantası yapılmasını istemiyoruz” gerekçeleriyle açılan dava sonucunda iptal edildiğini anlattı.

Mütevazi bir iyileştirme projesini 2010 sonuna yetiştirmek istediklerinde de kaynak bulmakta zorlandıklarını aktaran Günay, ”AKM’den daha güzel bir kültür merkezi olamaz mı İstanbul’da? Elbette olması gerekiyor. Türkiye, 30 milyondan fazla yabancı turist ağırlıyorsa, İzmir’in, Antalya’nın, Ankara’nın, İstanbul’un sadece doğasıyla ve tarihiyle değil, sanat etkinlikleri ve merkezleriyle de gündeme gelmesi gerekir ama burada bir kültür merkezi var. 50 yıldan beri bir tartışmanın konusu. Bu merkezi de bir an önce toparlayalım, belli akşamlar ya da her akşam ışığı Taksim’e yansısın. Bunu amaçladık” diye konuştu.

Kaynak için sponsor arayışına girdiklerini belirten Günay, şöyle devam etti: ”İstanbul’da bunu paylaştım bazı arkadaşlarımızla. Akıl veren çok ama para veren yok, ne yazık ki. İstanbul’da veya büyükşehirlerde bu konuları paylaştığınız zaman birçok insan ‘Çevrede rant alanı üretin, o rant alanından size gelir, gelir’ gibi parlak fikirler verebiliyorlar. Başka yerlerle ilgili bu tartışmalara şahit oldum, onun için söylüyorum.”

Bakan Günay, sonuçta Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın bu projeyle ilgili kendilerini 2012 ve 2013 yıllarında 30 milyon lira destekleyeceğini bildirdiğini aktararak, bunun da, ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 40’ını karşıladığını ifade etti.

Şubat ayında gerçekleştirilen anlaşmanın ardından ihalenin başlatıldığını söyleyen Günay, ”Yeni Yapı ve Taca firması ihaleyi 69 milyon lira bir değerle üstlendi” dedi.

Günay, Sabancı Topluluğu’nun verdiği destek karşılığında yalnızca büyük salona ”Sabancı Konser Salonu” ismi verileceğini, bina dışında herhangi bir ibare bulunmayacağını dile getirdi.

Restorasyonun tamamlanma süresinin 540 gün olarak planlandığını ancak 2013 yılı 29 Ekim’inin, Cumhuriyet’in kuruluşunun 90. yılı olduğunu anımsatan Ertuğrul Günay, ”90. yılda perdelerimizi açarsak İstanbul’a ve bu binaya karşı bu gecikmeden doğan sorumluluklarımızı belki o güzel günün hatırına bir miktar bağışlatabiliriz umudundayım” dedi. Günay, bu nedenle ihaleyi kazanan firmalardan proje süresinin kısaltılması, en azından salonun perdelerinin o tarihte açılmasının sağlanması ricasında bulundu

İstanbul’a iki, Ankara’ya bir yeni sanat mekanı

Bakan Günay, başka iki projeye de değindiği konuşmasında, İstanbul’da uzun süredir unutulmuş olan Maslak’taki kültür merkezi için de yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını söyledi. Günay, 5 bin kişilik, her türlü sanat etkinliğinin yapılacağı bir büyük salon, bin 200 kişilik bir konser salonu ve 3 bin metrekare müzeden oluşan merkezin en geç 2014’te açılabileceğini kaydetti.

Ankara’da temeli 1990’lı yıllarda atılmış olan konser salonu için de çalışmaların sürdüğünü aktaran Günay, yüklenicilerin kendi hızlarına yetişmesi durumunda 2013 sonunda Ankara’yı da Avrupa çapında bir konser salonuna kavuşturabileceklerini belirtti.

”Teknik aksamı yenilerken estetik de katacağız”

Toplantının ardından soruları yanıtlayan Bakan Günay, ”Ruhsat alındı ve restorasyon çalışmaları bugün başlıyor. İçinde bin 200 kişilik bir konser salonu, 500 ve 200 kişilik iki ayrı salon var. Hepsi çağdaş teknolojiye uygun şekilde yenilecek” dedi.

Günay, binanın teknik aksamının yenileneceğini, dünyadaki diğer kültür merkezleriyle kıyaslandığında zarafetten yoksun olduğu yakınmalarına karşı binaya biraz daha estetik katmaya da çalışacaklarını anlattı.

Sabancı Topluluğu adına konuşan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Hüsnü Paçacıoğlu ise restorasyondan sonra AKM’nin yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın sayılı kültür merkezlerinden biri haline geleceğine inancını dile getirdi.

1.İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali üç ayrı kültürü bir araya getiriyor.Konak Belediyesi’nin ev sahipliğinde Romanya ve Yunanistan’ın katılımı ile 1.İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” 4-10 Haziran 2012 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Erdal Çoban ve Sercan Şayık

Türkiye-“İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği”, Yunanistan-“Women Lyceum of Drama” ve Romanya-Pro Xpert ortaklığıyla, Avrupa Birliğinin Sivil Toplum Diyalogu II – Kültür ve Sanat Hibe Programı kapsamındaki festival öncesinde Yunanistan çalıştaylar düzenlendi. 19 – 20 Nisan 2012 tarihlerinde Yunanistan’ın Drama kentinde Türk ve Yunanlı sanatçıların katılımıyla Sokak Sanatları 1. Çalıştayı yapıldı. Çalıştaya Türkiye’den müzisyen Prof. Dr. Berrak Taranç, ressam Mehlika Korol, Sokak Sanatları Atölyesi canlı heykel sanatçıları Erdal Çoban, Sercan Şayık ile pandomim sanatçıları Yunus İşçi ve Rabia Kaynak katıldı.

DRAMA MEYDANI’NDA BAŞARILI PERFORMANS

İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği’nin Yunanlı ortağı “Women Lyceum of Drama”nın sanatçıları ve Türk sanatçıların katılımıyla, Drama’da gerçekleşen 2 günlük çalıştay programının sonunda, Türk ve Yunanlı sanatçılar Drama Meydanı’nda başarılıbir performans sergiledi. Drama halkının büyük bir ilgiyle izlediği gösteriye Drama Belediye Başkanı Kyriakos Charakidis, “Women Lyceum of Drama” Derneği Başkanı Anna Kondylaki – Dinaki ve Drama Belediyesi yetkilileri de katıldı. Türk Canlı Heykeller Erdal Çoban ve Sercan Şayık’ın hazırladığı ve iki ülke halkları arasındaki barış ve dostluğu simgeleyen “Efe ve Efsun Askeri” performansı en büyük ilgiyi gördü.

TÜRKÇE YUNANCA ŞARKILAR ALKIŞ ALDI

Prof. Dr. Berrak Taranç’ın Yunanlı müzisyenlerle birlikte söylediği Türkçe ve Yunanca şarkılar büyük alkış aldı. Ressam Mehlika Korol ise etkinlikte yaptığı resmi Drama Belediyesi’nin özel resimkoleksiyonuna hediye etti. Drama Belediye Başkanı Kyriakos Charakidis, bu resmin kendileri için çok özel olduğunu ifade ederek, resmi koleksiyonlarında sergileyeceklerini dile getirdi. Pandomim sanatçıları Yunus İşçi ve Rabia Kaynak Yunanlı Tahta Bacak sanatçıları ile birlikte sergiledikleri doğaçlama performanslarıyla Dramalıların büyük ilgisini çekti.Proje Koordinatörü Yeşim Gençel proje’ye destek veren Drama ve Konak Belediyelerine teşekkür ederek,” Katkıları ve destekler ile projemiz beklentilerin üzerinde başarılı oldu. Yunanlı ortağımız “Women Lyceum of Drama” Derneği Başkanı ve yöneticilerine gösterdikleri dostluk, işbirliği ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum. Herkesi 4 Haziran tarihinde İzmir’de yapılacak “İzmir Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali” ne davet ediyorum” dedi.Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, tarihin derinliklerinde iz bırakmış üç ülkenin sanatın aydınlığında bir araya gelecek olmasının çok önemli olduğunu söyledi. Tartan, “AB projeleri arasında İzmir’den Konak Belediyesi destekli İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneği tek örnek. Kültür ve sanat alanında Türkiye İzmir eliyle AB’ye girmiş oldu. Bu alanda tekiz. Dünya barışının kalıcı olması ve öne çıkması adına şiirlerle, öykülerle çeşitli gösterilerle çok önemli mesajlar verileceğini düşünüyorum. Atatürk’ün Balkan Barış Paktı idealinin tekrar dünyaya barış tohumları ekmesi adına çok önemli bir buluşma olacak. İzmir olarak bunun gururunu yaşayacağız. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

 Yazı kaynak:[-]
Fotoğraf kaynak:[-]

 

sanat duyuru

ELAZIĞ

Elazığ’da, Antalya Devlet Tiyatrosu ”Toros Canavarı”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği ”Toros Canavarı’ adlı oyunu sahneleyecek. Dekor ve giysi tasarımı Gül Emre’ye, ışık tasarımı ise Namık Gürsoy’a ait oyunda, Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Sırkıntı rol alıyor.
Oyunda, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan Nuri Sayaner’in, ”Evime az kira ödüyorsunuz” diyen ev sahibi tarafından evden çıkarılmak istenmesi ve gittiği karakoldan ”Toros Canavarı” olarak yakalanmasını ve bunun sefasını sürmesi anlatılıyor.
İki perdelik oyun, bugün saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahneye konulacak.

-”Gönül Avcısı”-

Bursa Devlet Tiyatrosu ise Diego Fabbri yazdığı, Tarık Levendoğlu’nun çevirdiği ve Levent Ulukut’un yönettiği ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Dekor tasarımı Işın Mumcu’ya, giysi tasarımı Gülümser Erigür’e ve ışık tasarımı Mehmet Yaşayan’a ait oyunda, Emir Çiçek, Ecehan Şarman Çetinkaya, Rüyam Dirin, Demet Oran ve Serkan Kargın rol alıyor.
Karısı, sekreteri ve bir mankeni aynı anda seven bir adamın anlatıldığı iki perdelik oyun, 4 ve 5 Nisan’da saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahnelenecek.

Kaynak : [-]

ESKİŞEHİR

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi‘nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 1 Mayıs‘ta saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal, taşlama ve köşe yazılarından Genco Erkal‘ın sahneye uyarladığı “Azizlikler”Oyununda, Özlem Akdoğan, Hakkı Kuş, Zafer Ergül, Ali Eyidoğan ve İsmail Dündar rol alıyor. Oyun, 2-3 Mayıs’ta Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da izlenebilinecek.

Türk tiyatrosunun klasikleri arasında sayılan Sadık Şendil’in “Kanlı Nigar” adlı Oyunun yönetmenliğini Münir Canar üstleniyor. Emre Basalak, Özlem Boyacı, Mahide Yumbul Cantürk, Murat Danacı, Mustafa Kılıkcı, Alp Sunaoğlu, Tolga Tümer, Elif Melda Yılmaz, Ercüment Yılmaz ve Pınar Bekaroğlu’nun rol aldığıOyun, 28 Nisan‘da saat 20.00’da, 29 Nisan’da ise saat 18.00’da Sanat ve Kültür Sarayı’nda izlenime sunulacak.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

ZONGULDAK

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Ray Cooney’in yazdığı, Ali Hürol’un yönettiği

“Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Şahap Sayılgan, Savaş Tamer, Pelin Dikmenoğlu, Cüneyt Mete, Ünsal Coşar, Şirin Gıobbı ve Mert Gürol’un başlıca rolleri paylaştığı Oyunda, John adlı çapkın erkeğin birbirinden habersiz eşleri Barbra ve Mary arasındaki koşuşturmasını ve beraberinde yaşanan komik olaylar anlatılıyor.

İZMİR

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 Nisan Pazar akşamı düzenlenen, Kültür ve Turizm BakanıErtuğrul Günay ve Yönetmen Nuri Bilge Ceylan‘ın da katıldığı törenle başlayan Festival, 28 NisanCumartesi akşamı sona erecek.

İzmir’de 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Kalkınma Ajansı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın destekleriyle yeniden sinemaseverlerle buluştu.

Festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) ve FransızKültür Merkezi’nde toplam 103 film sunuluyor.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi, “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”,

“Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg“, Altın Artemis Ödülü’nü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılan Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, festivalin açılışında “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini de sanatseverlerle buluşturdu.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, DEÜ mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında tüm filmler günde 5’er seanstan ücretsiz izlenebiliyor.

-İZDOB’dan yeni bir prömiyer-

İzmir’de önceki haftalarda “Çakırcalı Efe” dans tiyatrosu ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” balesini ilk kez sanatseverlerle buluşturan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu hafta yeni bir prömiyere imza atacak. Okan Demiriş’in üç perdelik “IV. Murat” operası, 28 Nisan Cumartesi akşamı ilk kez sahnelenecek.

Evin Atik tarafından sahneye konulan, IV. Murat dönemindeki isyan ve çalkantıları, padişahın annesi Kösem Sultan’la ilişkisini, saraydaki iktidar mücadelesini konu alan operada orkestrayı Ercan Yenal yönetecek.

Dekorları Kaan Güreşçi, kostümleri Nursun Ünlü tarafından hazırlanan “IV. Murat” operasında koronun yönetimini Ali Hoca üstlenecek.

Tevfik Rodos’un IV. Murat karakterine hayat vereceği opera, Elhamra Sahnesi’nde, 28 Nisan’daki prömiyerin ardından 1 Mayıs Salı, 3 Mayıs Perşembe ve 8 Mayıs Salı akşamları izlenebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO), Fransız Kültür Merkezi’nin iş birliğiyle yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde şef Ender Sakpınar yönetiminde konser verecek.

Konserin solistliğini piyanoya 4 yaşında başlayan, ilk konserini 7 yaşında veren, piyanist ve şef olarak dünyanın her yerinde konserlere katılan Jean-Bernard Pommier üstleniyor.

Sanatseverler, bu konserde Camille Saint-Saens ve Georges Bizet’den eserleri dinleme olanağını bulacak.

Kaynak: [-]

ANTALYA

Dünyanın en önemli müzik dehalarından Wolfgang Amadeus Mozart ‘ın eserleri opera sahnesinde izleyicilerle buluşacak.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenecek “Mozart Gecesi” nde Mozart’ın sevilen eserleri seslendirilecek. Sanatseverler 26 Nisan Perşembe akşamı saat 20:00’da Haşim İşcan Kültür Merkezindedüzenlenecek gecede ; Avrupa’nın en üretken ve etkili bestecilerinden biri olan Mozart ‘ın eserleriyleözel bir konser gecesi yaşayacaklar.

OSMANLILARI DA KONU ALAN BESTECİ

Gecede; soprano Aslı Ayan, soprano Heyecan Gizem Yakan ,soprano Özsu Yüksel, Mezzo Soprano Serap Çiftçi, Mezzo Soprano Bilge Yılmaz, Bas Erdem Baydar, Bas Bariton Umut Tarık Akça solist olarak sahne alacaklar. Konserde sanatçılara piyanoda Lilyana Todorova eşlik edecek. 1756 yılındaSalzburg’da dünyaya gelen Wolfgang AmadeusMozart 36 yıllık yaşamı boyunca 626 eser bestelemiştir. Yapıtları senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. Mozart “Saraydan Kız Kaçırma” , “Zaide” gibi Osmanlıları konu alan yapıtlar da vermiştir.

ERZURUM

Erzurum Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” oyunu ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek

Erzurum Devlet Tiyatrosu “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyun ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

Eric Chappel’in yazdığı, Cengiz Toraman’ın yönettiği, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyunu, dekor tasarımı Suar Şeylan, giysi tasarımı Özlem Karabay, müzik Engin Bayrak, ışık kumandayı Duran Güngör yaptı.

Eylem Yıldız, Gökhan Kocaoğlu, Yasemin Erbulun, Mehmet Yıldız, Arif Atalay rol aldığı oyunda, zengin bir çiftin evine giren hırsızlardan birinin yakalanmasının ardından gelişen olaylar, insan zaafları, ekonomi, felsefe ve sistem üzerine eğlenceli, düşündürücü, dinamik ve komik bir olay anlatılıyor.

Oyun bugün, yarın 19:30 da, 28 Nisan tarihinde de 14:00 ile 19:30 saatlerinde izleyiciye sunulacak.

Grimm Kardeşler’in yazdığı, Sedat Şenoğlu’nun yönettiği “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununda, Levent Aras, Merve Gül, Fatma Kum rol alıyor.

Redevko Alışveriş Merkezi’nde sahnelenecek oyunda, dört hayvanın duygusal ve naif hikayesi anlatılıyor.

Oyun, 29 Nisan tarihinde 14:00-16:00 da, 30 Nisan tarihinde de saat 14:00’da izlenebilecek.

Kaynak : [-] 

Devlet Tiyatroları, 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da ”Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali düzenlemektedir.

Küçük Hanımlar Küçük Beyler festivali

Devlet Tiyatroları’ndan…

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na tiyatro sanatı ile katkıda bulunmak, Türk tiyatrosunun dünya çocukları yoluyla yurt dışına açılımını sağlamak, tanıtmak ve yurt dışında bu daldaki gelişmeleri takip ederek kültürler arası gelişim ve değişime hizmet etmek amacıyla, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2005 yılından beri her yıl 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da “Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali’ni düzenlemektedir.

Festival, adını ve içeriğini büyük önder Atatürk’ün çocuklara yönelik şu cümlelerinden almıştır; “Küçük Hanımlar Küçük Beyler, Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, Ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!” Devlet Tiyatroları, başlangıcından itibaren festivalin kurumsallaşarak, dünyada düzenlenen çocuk ve gençlik tiyatrosu festivalleri arasında saygın bir yer edinebilmesi için çalışmaktadır. Bu amaçla günümüze değin ülkemiz çocuklarını çocuk tiyatrosunun farklı alanlarında uzman ve tanınmış ekiplerle buluşturmuş, çocuk tiyatrosunun çok farklı türlerini festival bünyesine katmış, profesyonel tiyatro yaşamını desteklemiştir.

Festivalde; kukla, gölge oyunu, kara tiyatro, dans tiyatrosu, opera, bale ve sokak tiyatrosu gibi farklı tekniklerin kullanıldığı çocuk oyunları; seminer ve söyleşi gibi etkinlikler yer almaktadır. Eğitim ve öğretimin en önemli parçası olan “SANAT”, çocukların ve gençlerin hayal dünyalarını geliştirip, yaratıcılıklarını ortaya koymaları için onlara sınırsız alan tanır. İlerideki büyük başarıların temelleri, küçük yaşlarda kurulan hayallerde atılır çoğu zaman. Bu nedenle çocukların ve gençlerin sanata yönlendirilmeleri, cesaretlendirilmeleri gerekir. Geniş ufuklara sahip bireylerin oluşturduğu bir toplum yaratmak da ancak bu yolla mümkündür. Özgür düşünebilmenin yollarından biridir sanat aynı zamanda… Bütün sanat dalları gibi tiyatro da insana, özgür düşünebilmenin yanı sıra kendini ifade edebilme olanağı verir. İster izleyici olsun ister sahnede yer alsın, her çocuk ve her genç tiyatronun renkli dünyası sayesinde keyifli bir yolculuğa çıkar ve bu çok özel sanat dalı, yarattığı her bir “cesur yürek”e, büyüme kaygısıyla geçen yıllar boyunca yaşama sevincinin, güzel ve dürüst dostluklar ile tatlı heyecanların eşlik etmesini sağlar. Bu desteğin en güzel yanı, yarının büyük izleyicilerinin tiyatroyla sımsıkı ve son derece güçlü bir bağ kurmalarını sağlamasıdır.

Festival Programı İçin Tıklayınız.

 

 

Genç ve yetenekli sanatçıların eğitimlerine, kariyerlerine, tanıtımlarına destek olmayı amaçlayan İstanbul Rotary Sanat Ödülü yarışmasında bu yıl büyük ödül Marmara Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak’ın (25) oldu.

İstanbul Rotary Sanat

Genç ve yetenekli sanatçıların eğitimlerine, kariyerlerine, tanıtımlarına destek olmayı amaçlayan İstanbul Rotary SanatÖdülü yarışmasında bu yıl büyüködül Marmara Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak’ın (25) oldu. Oturmak, 15 bin liralık büyük ödülü’Üniformite’ adlı toplu şekilde poz veren ilkokul öğrencilerinin olduğu tuval üzerine yağlı boya eseriylekazandı.

Haber Taner YENER Kamera Ali TİNBEK İstanbulDHA İstanbul Rotary Kulübü’nün genç sanatçılara destekkapsamında geçen yıl başlattığı Sanat Ödülü Yarışmasında derece giren genç eser sahipleri için Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Vehbi Koç Vakfı, Merkez Han Galerisi’ndeödül töreni düzenledi. Törene, İstanbul Rotary Kulübü 2011-2012 Dönem Başkanı Turgay Ağralı, geçmiş dönem başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve öğrencilerin bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Kokteylinin ardından İstanbul Rotary Kulübü 2011-2012 Dönem Başkanı Turgay Ağralı açılış konuşması yaptı.

200’DEN FAZLA ESER KATILDI

İstanbul Rotary Külübü’nün uzun yıllardır sanata da destek verdiğini belirten Ağralı, Bu doğrultuda İstanbul Rotary Kulübü’nün geçmiş dönem başkanı Nural Denker, geçen sene birinci düzenlenen bu yarışmayı başlattı. Bu senede ikincisini burada düzenlemiş olmaktayız. Buradaki amacımız genç yeteneklerin eğitimlerini kariyerlerine ve tanıtımlarına destek vermek. Türkiye’deki sanatın gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu sene yarışmamıza 200’den fazla eser iştirak etmiştir. Jürimiz bunları seçmekte zorlandı. Kataloğumuza girmeye hak kazanan 20 eserimizin sanatçıları Abdulkerim Bozan, Batural Cırık, Bahadır Çolak, Meryem Denizkıran, Özge Enginöz, Çiğdem Gökçen, Engin Konuklu, Ezgi Nadir, Mehmet Örs, Serenay Özen, Gülfidan Özmen, Derya Özparlak, M.Cevdet Tekşen, Işıl Ulaş, Y.Bahadır Yıldız, Ezgi Yüksel’dir. Ödüle hak kazanan 4 arkadaşımız ise Neda İsmail Atar, Çağdaş Erçelik, Çınar Eslek ve İhsan Oturmak.

BÜYÜK ÖDÜL İHSAN OTURMAK’IN OLDU

Dereceye girenleri açıklayan Ağralı, Jürimiz bugün 4 arkadaşımız arasından birinciyi seçti. Bu yarışmanın birincisi İhsan Oturmak. Bu vesileyle genç sanatçılarımızı gönülden kutluyor. Değerli jürimize, Vehbi KoçVakfı ve Koç Üniversitesine İstanbul Rotary Kulübü olarak teşekkür ediyorum dedi. Konuşmanın ardından yarışmanın birincisi İhsan Oturmak ödülünü başkan Turgay Ağralı’nın elinden aldı. 5’er bin liralık ödülleri kazanan Çağdaş Erçelik’e ödülünü Geçmiş Dönem Başkanlarından Nural Denker, Çınar Eslek ödülünü Geçmiş Dönem Başkanlarından Yönetim Kurulu Üyesi Can Elgiz, Neda İsmail Atar’a ise ödülünü Gelecek Dönem Başkanı Haluk Tansel takdim etti. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından dereye girenlerin eser sahiplerinin yapıtlarının bulunduğu serginin gezilmesinin ardından son buldu. Davetlileri çıkışta İstanbul Rotary Külübü’nün kurduğu Ataşehir Engelliler Merkezi’nde Düşler Akademisindeki kursiyerler tarafından üretilen yıldız şeklindeki kurabiyelerden dağıtıldı.

TEKLEŞME VE AYNILAŞMA KONUSUNU İŞLEDİM

‘Üniformite’ adlı toplu şekilde poz veren ilkokul öğrencilerinin olduğu tuval üzerine yağlı boya eseriyle 15 bin liralık büyük ödülü kazanan Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi İhsan Oturmak, üç parçadan oluşan bir eserle yarışmaya katıldığını söyleyerek, Eserimde tekleşme ve aynılaşma konusunu işledim. İnsanlara söylemek istediklerim vardı. Bunları fiziksel bir yolla insanlara ulaştırmak istiyordum. Çünkü bazen söylemek istediklerinizi sözle ifade edemiyorsunuz. Bende resimlerim sayesinde insanlara bir şeyler söyleme imkanı buldum dedi.

Büyük ödülü 15 bin lira olan ve seçilen üç genç sanatçının, kişi başı 5 bin lira başarı ödülü aldığı yarışmanın sergisi 26 Nisan-12 Mayıs 2012 tarihleri arasında, Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Vehbi KoçVakfı, Merkez Han Galeri’sinde sanatseverlerle buluşacak.

GEÇEN YIL SEYİT MEHMET BUÇUKOĞLU KAZANMIŞ

2011 yılındaki ilk yarışmada, Elif Aydoğdu Ağatekin, Ozan Gezer, Seçkin Pirim, Seyit Mehmet Buçukoğlu ilk dört sanatçı olarak seçilmiş, bu sanatçıların yapıtları sergilenmiş, Seyit Mehmet Buçukoğlu büyük ödülü, diğer üç sanatçı ise başarı ödüllerini kazanmışlardı. Ayrıca, Armağan Ekici, Banu Çolak, Cansu Gürsu, Engin Beyaz, Fulden Aran, Işıl Ulaş, İsmet Yüksel, Kadir Tavaz, Kerem Güman, Müge Ceyhan, Seda Aytar, Sevgi Kesmen ve Soner Çakmak’ın yarışmaya katılan yapıtları, ilk dört sanatçının yapıtlarıyla birlikte, yarışma sergisi kataloğunda yer almışlardı.

Kaynak: [-]

TEB BAŞKANI ÜSTÜN AKMEN: BU ORTAMDA SANAT GÜNÜ KUTLANAMAZ

  Bu yıl dünyada ilk kez kutlanacak 15 Nisan Dünya Sanat Günü nedeniyle bir açıklama yapan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen: “Bu ortamda sanat günü kutlanamaz, hele İstanbul’da hiç kutlanamaz” dedi…

Bu yıl dünyada ilk kez kutlanacak 15 Nisan Dünya Sanat Günü nedeniyle bir açıklama yapan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen: “Bu ortamda sanat günü kutlanamaz, hele İstanbul’da hiç kutlanamaz” dedi.

98 yıllık İstanbul Şehir Tiyatroları’nın ani ve despotik bir tavırla yönetmelik değişikliğinin yapıldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT)’nın Şube Müdürlüğü statüsüne indirgenmesini yeniden gündeme getiren Akmen, tiyatro yönetiminin sanatçıların elinden alınıp siyasilerin iradesine verildiğini “Dünya Sanat Günü”nde de bir kez daha protesto ettiklerini açıkladı. “Bu ortamda Türkiye’de, hele hele İstanbul’da ‘Dünya Sanat Günü’nü kutlamak abesle iştigaldir” diyen Üstün Akmen, İstanbulluların vurdumduymazlığından yakındı.

Üstün Akmen, açıklamasında “İstanbulluların tiyatrosu elinden alınıyor, başına buyruk birileri kentin tiyatrosunun idam fermanını imzalıyor, İstanbullu uyuyor, hem de sürekli uyuyor” ifadesini kullandı. “Bu kent halkı, Atatürk Kültür Merkezi yıkılmaktan kurtuldu, Sabancı’nın inayetiyle restore edilecek diye zil takıp göbek attı. Kültür Bakanlığı ile Sabancı arasındaki sözleşme metnini merak dahi etmedi ve hâlâ etmiyor.

Oysa işin esası, AKM çok amaçlı bir salon olacak. Terzihaneleri, boyahanesi, marangozhanesi, demirhanesi; plastik, bezleme, çiçek, şapka atölyeleri; kostüm/dekor depoları şimdi olduğu gibi dışarıda bırakılan AKM AKM olmaz, olsa olsa AKM-SA olur. Tanık olduk ki, İstanbullu AKM’sine de sahip çıkmadı ve çıkmıyor. Playback’den opera dinliyor/izliyor, akustiği olmayan salonlarda konsere gidiyor ses etmiyor.

 Bu ne tevekkül yahu? Dansçılarımız, bale yaşamlarını erken bitirecek sahnelerde dans etmek zorunda bırakılıyor İstanbullu umursamıyor. Bu yıl Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam sayesinde ilk kez kutladığımız “Dünya Sanat Günü” ile ilgili mesajım doğrudan İstanbullulara… Tiyatrosuna, Atatürk Kültür merkezine sahip çıkmayan İstanbullu sözüm sanadır! Bütün bunların günahı senin boynuna… Sanat senin neyine! Devam et uyuklamana!”

Kaynak: http://www.tiyatronline.com

kapitalizm

Hollywood : Ne görmek istiyorsanız o’nu gösterir ! ya da  Sistem pardon “kapitalizm daima kendini korur” !  “Hollywood”

ABD Başkanları sinemayı, halkı politik kararlara hazırlamak ve ABD sempatizanlığı oluşturmak için bir araç olarak kullandı… İşte ABD’nin propagandasında kullanılan o filmler…

kapitalizmYönetmen Barry Levinson’ın Türkiye’de ‘Başkan’ın Adamları’ ismiyle gösterilen Wag the Dog (1997) filminde, Beyaz Saray danışmanlarından Robert De Niro, Başkan’ın adının karıştığı seks skandalını, seçimlere kısa bir süre kala medyanın ve Amerikan halkının gündeminden çıkarmak için ilginç bir yönteme başvurur.Hollywood yapımcısı rolündeki Dustin Hoffman ile bir araya gelerek, dikkatleri hayali bir savaş senaryosuna yönlendiren De Niro, tüm dünyayı ilgilendiren krizi yönetmek için bir beyin takımı kurar ve kitleleri meşgul etmeyi başarır. Levinson’ın Amerikan siyaseti ve medya ahlakı üzerine ince eleştiriler yönelten filmi, Beyaz Saray ile Hollywood arasında uzun bir geçmişe dayanan koalisyonun şifrelerini ilk kez gün yüzüne çıkarıyordu. Beyaz Saray’ın, sıkıntılı günlerde ülke içinde moral yükseltmek için film endüstrisiyle işbirliğine ihtiyaç duyduğu görülüyor.

ABD başkanları için sinema, politik kararlarına halkı hazırlamak ve uluslararası kamuoyunda Amerikan sempatizanlığı oluşturmak için ikna gücü yüksek bir propaganda aracı oldu. Mesajlar, kimi zaman politik kimi zaman da komedi ve aksiyon türünde yapımlarla verildi.

‘BU FİLM, SAVAŞI KAZANMAMIZA YARDIMCI OLACAK MI?’

1930’lu yıllar boyunca tüm dünyayı etkileyen ekonomik buhranda umutları yıkılan kitlelerin trajediden kaçış olarak sinemalara akın etmesi Başkan Franklin D. Roosevelt’in dikkatinden kaçmadı. Roosevelt, beyazperdenin, topluma yön verebilecek etkili bir politik araç olabileceğini o sırada keşfetti.

Roosevelt, 1933’te hükümetin film yapımına doğrudan müdahalesini yasalaştırdı ve bunun karşılığında stüdyo sahiplerine sınırsız yetkiler verdi. Başkan Roosevelt, Amerika Birleşik Devletleri’nin 1. Dünya Savaşı sonrasında dünyada aktif bir rol oynaması konusunda kararlıydı. Ama kendisi gibi düşünmeyen Amerikan kamuoyunu buna hazırlamak için büyük çaba sarf ediyordu. Çoğu Amerikalı, Avrupa’da devam eden 2. Dünya Savaşı’na tamamen ilgisiz kalmayı tercih ediyordu. Pearl Harbor saldırısı, bölünmüş Amerikalıları birleştirmişti; ancak savaşa karşı olan azımsanmayacak bir kesim vardı.

Hollywood stüdyolarının kapılarını çalan Roosevelt’in imdadına Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman’ı bir araya getiren 1942 yapımı Kazablanka (Casablanca) filmi yetişti. Gişe rekoru kıran filmde, Alman toplama kamplarından kaçarak Kazablanka’ya gelen direnişçilerin Lizbon üzerinden ABD’ye iltica etmeleri, romantik bir aşk hikâyesi ekseninde gösteriliyordu. Konu, tarihi gerçeklerle hiç örtüşmese de Kazablanka, dikkatleri Pasifik’in öte kıyısında yaşananlara dikkat çekmeyi başarmıştı. Filmin ilk gösterimi bu yüzden, 1943 Kasım’ında General Dwight Eisenhower komutasında Kuzey Afrika’daki Alman birliklerini yenerek Kazablanka’ya giren İngiliz ve Amerikan askerlerine yapıldı.

Kazablanka’nın hemen ardından Savaş Bilgilendirme Ofisi (OWI) bünyesinde kurulan Sinema Dairesi’ne, milliyetçilik duygularını yükseltmek ve Amerikan ordusunun güçlü imajını yükseltmeyi amaçlayan propaganda filmleri üretme görevi verildi. Savaş yıllarında Paramount hariç film stüdyoları, OWI’nin tüm senaryoları çekim öncesinde okumasına ve rötuşlar yapmasına izin verdi.

“Amerikan milliyetçiliğini anlatmak için propaganda enjekte etmenin en kolay yolu filmlerin içerisine orta şiddetli propaganda katmaktır.” diyen dönemin OWI Müdürü Elmer Davis, önüne gelen senaryolar için sadece şu soruyu soruyordu: “Bu film, savaşı kazanmamıza yardımcı olacak mı?”

KOVBOY FİLMLERİNDE, ANTİ-KOMÜNİZM PROPAGANDASI

Kazablanka’nın yapımcısı Warner Bross, Franklin D. Roosevelt’in sadık bir destekçisi oldu. Bunun karşılığında sinema, savaş yıllarında Avrupa kıtasında çalışmasına müsaade edilen ve kazancını artıran tek sektör oldu.

II. Dünya Savaşı’nda Frank Capra, John Ford ve William Wyler gibi yönetmenler vatanseverlik duygularını okşayan Nazizm karşıtı filmlerle Amerikan kamuoyuna moral verdi. Capra, Savaşa Giriş (1942), Nazilere Darbe (1942), Britanya Savaşı (1943), Bölmek ve Fethetmek (1943), Düşmanın Japon’u Tanı (1945), Tunus Zaferi (1945) ve Neden Savaşıyoruz? (Why We Fight?) adlı propaganda amaçlı savaş belgeseli serileri yaptı. Kapalı gişe oynayan, Olmak Ya da Olmamak (To Be or Not To Be 1942) isimli komedi filminde Hitler alaya alındı.

Soğuk Savaş’ın etkili olduğu 1950’li yıllarda, ABD’de Senatör McCharty ve arkadaşlarının başını çektiği komünist avında işe Hollywood’dan başlanması anlamlıydı. ‘Komünistler geliyor’ paranoyasının hâkim olduğu bu dönemde, yüzlerce senarist, oyuncu ve yönetmen baskılara maruz kaldı, işten çıkartıldı; hapse atıldı. Kara listede ismi olan senaristlere, kazanmalarına rağmen Oscar’ları verilmedi.

OWI, 1945’te kapatıldı; fakat Beyaz Saray’ın Hollywood’la kurduğu örtülü koalisyon format değiştirerek devam etti. Sovyet rejiminin yayılma politikasına karşı sinema büyüsünü kullanan Beyaz Saray, kovboy filmleriyle ustaca düşünülmüş bir propaganda yolu izledi. Başkan Harry Truman ve Eisenhower dönemlerinde seri üretimle çekilen western filmlerinde, çitlerle çevrili özel mülkünde özgürce yaşayan ve pazar günleri kiliseyi aksatmayan muhafazakâr değerlere sahip aile modeli özendirilerek, komünizmin ‘ortak mülkiyet’ ve din konusundaki söylemlerine karşı bir model geliştirildi. Frank Capra, filmleriyle Amerikan Rüyası’nın ilham kaynağı oldu.

Kovboyların amansız düşmanı ise halka korku salan, gerçekte Kızılordu’yu temsil eden ‘Kızıl’derililerdi… Posta Arabası (Stagecoach 1939) ve Çöl Aslanı (The Searchers 1956) gibi türün önemli filmlerine imza atan John Ford, propaganda içerikli kovboy filmleriyle özdeşleşti. Stalin, kovboy filmleriyle beyazperdede Amerikan ikonu haline gelen ve sıkı bir anti-komünist olan John Wayne için KGB’ye ölüm emri verdi.

Hollywood, Vietnam Savaşı’nın seslerinin duyulduğu 1962 yılında, 2. Dünya Savaşı’nda Amerikan askerlerinin kahramanlıklarını anlatan savaş filmlerinin seri üretimine başladı. Normandiya çıkarmasını anlatan 2 Oskar ödüllü En Uzun Gün (The Longest Day) filminde Richard Burton, John Wayne, Henry Fonda ve Robert Mitchum gibi dönemin ünlü yıldızları düşük ücretlerle oynadı. Film, Vietnam öncesinde, ‘insanlığın güveni için çarpıştık, gerekirse yine yaparız.’ mesajını veriyordu.

Ne var ki Vietnam Savaşı’nda işler Beyaz Saray’ın planladığı gibi yolunda gitmedi. Warner Bross, bu kez Vietnam’dan gelen kötü haberleri perdelemek için çıkış yolu arayan Başkan Lyndon Johnson’ın tutunacağı bir can simidi oldu. Cepheden ulaşan iç karartıcı haberlere rağmen Vietnam’dan çekilmeyi politik çıkarları için göze alamayan Başkan Johnson, karşı propaganda için düğmeye bastı. Amerikan ordusunun ‘Ezileni kurtarmak’ sloganıyla kurulan özel gücü Yeşil Bereliler’in Vietnam’da ‘kahramanca mücadelesi’ni konu alan The Green Berets (1968) filmi çekildi. Başrolde John Wayne’nin oynadığı filmde ‘Vietnam’da her şey yolunda’ mesajı verildi. Oysa Yeşil Bereliler gösterimde olduğu sırada Pentagon, Vietnam’da tarihinin en büyük kayıplarını verdiğini rapor ediyordu.

REAGAN, KAHRAMAN FİLMLERİYLE SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRDİ

Aktörlükten ABD Başkanlığı’na geçiş yapan Ronald Reagan da politikaları için sinemayı profesyonelce kullandı. Beyaz Saray, 1980’li yıllarda bir yandan Soğuk Savaş’ta galip taraf olmayı, diğer yandan da Vietnam yenilgisinin toplumda oluşturduğu ezikliği telafi etmeyi, gündeminin ilk sırasına aldı.

Reagan’ın, özgürlüğünden taviz vermeyen, ‘güçlü ve muhafazakâr Amerikalı’ hayali kısa sürede yapımcıların elinde ete kemiğe büründü. Sylvester Stallone, Arnold Schwarzenegger, Chuck Norris ve Bruce Willis gibi oyuncular korkusuz kovboyların yerini alarak güçlü kaslarıyla kötülere hadlerini bildirdi.

Stallone, Rambo 2’de (1985) Vietnam’da esir tutulan Amerikalı askerleri tek başına komünistlerin elinden kurtararak Vietnam yenilgisinin intikamını alır. Rambo 3’te (1988) Ruslara karşı özgürlük mücadelesi veren Afganlılara katılır ve onlara beyazperdede zafer kazandırır. Rocky 4’te (1985) ise Amerikan bayraklı şortuyla Rus rakibi Ivan Drago’yu kendi ülkesinde ve Sovyet yöneticilerinin hazır bulunduğu salonda ringe seren Stallone, finalde “herkes değişebilir” tiradıyla komünist dünyaya çağrıda bulunur.

Reagan döneminde, Vietnam Savaşı ve Watergate skandalıyla sarsılan Amerikan halkını birbirine kenetlemek için, ülkenin kuruluş yıllarında yaşanan İç Savaş ve sonrasını konu alan diziler üretildi. Kuzey ve Güney (North and South 1985), Şefler (Chiefs 1983), Mavi ve Gri (The Blue and The Gray 1982) gibi tarihi dizi filmlerde milliyetçilik duyguları kabartıldı. İlk Kan (First Blood-1982) filmiyle toplum dışına itilen Vietnam gazilerine ‘sizi anlıyoruz’ denildi.

Top Gun (1986) filminde donanma pilotu Tom Cruise, Sovyetler’e ait MiG uçaklarıyla havada yaptığı mücadeleyi kazanır.

Rakibi SSCB’nin kıtalar arası balistik füzelerinin uzaydan kontrol edilmesini öngören savunma programına Yıldız Savaşları (Star Wars) adını veren Reagan, medyanın desteğiyle kısa sürede ülkesini süper güç yapan kahraman bir başkomutan figürüne büründü.

Time dergisi Reagan’ı ‘Yılın Adamı’ seçerken, Hollywood ‘Süper Başkan’ figürüne göndermeler yapan kahraman filmlerine ağırlık verdi. Superman (1983/1987), Robocop (1987), Batman (1989), Cehennem Silahı (Lethal Weapon (1987), American Ninja (1985) filmleri gerçekte Reagan döneminin felsefesini parlatan yapımlar olarak dikkat çekti.

Oliver Stone, Müfreze (Platoon 1986) filminde savaşın acımasızlığına vurgu yapsa da alt metinde ‘onlar savaştılar; ama kahramanca öldüler’ mesajını vererek Vietnam’da zedelenen ulusal onuru onarma gayretine girişti. Stone’un, eleştirmenlerce en iyi işi kabul edilen Salvador (1986) filmi, ABD’nin Latin Amerika ülkelerindeki uygulamalarını iğneleyen bir akış izlese de arka fonda, ‘bu coğrafyada yaşananlar Beyaz Saray’ın sistemli politikası değil, kişi ve kurumların kişisel hatası’ düşüncesi aşılanır.

JAMES BOND, ‘GÜÇLÜ BATI’ İMAJININ SEMBOLÜ

Ian Fleming’in romanlarından sinemaya uyarlanan İngiliz ajan 007 James Bond, Soğuk Savaş döneminde kapitalist NATO ülkelerinin üstün teknolojisini de kullanarak dünyayı ‘kötü Ruslar’dan kurtaran politik bir sembol oldu. MI6 ajanı İngiliz olsa da tüm James Bond filmleri Hollywood desteğiyle çekildi.

Küba krizinin dünyayı yeni bir savaşın eşiğine getirdiği 1963’te tamamlanan ‘Rusya’dan Sevgilerle’de (From Russia with Love) James Bond, komünist Ruslar karşısında zekâsı ve yüksek teknoloji sayesinde yüzü gülen taraf olur.

1967 yapımı İnsan İki Kere Yaşar (You Only Live Twice) filminde ise bu kez dünyayı tehdit eden ‘kötü’, komünist Çin’dir.

1983 yapımı ‘Ahtapot’ (Octopussy) filminde kötü adam Sovyet Generali Orlov’un amacı, çaldığı nükleer savaş başlıklarını Batı Almanya sınırları içindeki bir ABD hava üssünde patlatarak, Batı Avrupa ülkelerinin silahsızlanma politikasına yönelmelerini sağlayarak bu ülkelerin Sovyet yayılması için kolay lokma olmasıydı. Filmde Sovyetler, diğer Bond filmlerinin aksine ‘iyi’ yanlarıyla da temsil edilir.

Yaşayan Gün Işıkları (The Living Daylights- 1987) filminde ise Bond ülkesinden kaçan bir Rus generale yardım ederken, NATO ülkelerinin amansız düşmanı Sovyet gizli servisi, ilk kez sakıncasız olarak resmedilir. Serinin 19. filmi ‘Dünya Yetmez’ (1999) filminde Bond, Sovyetlerin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Kazakistan ve Azerbaycan’da uluslararası bir teröristin izini sürer. Artık ne ideolojik düşman vardır ne de KGB…

Bond ezeli rakibi Ruslarla giderek yakınlaşırken, SSCB lideri Mihail Gorbaçov, ‘ekim devrimi’nin 70. yıldönümündeki konuşmasında Stalin ve Troçki’yi eleştiriyor, Avrupa ve Asya’da yerleştirilmiş olan orta ve kısa menzilli füzelerin imha edilmesini kabul ederek yeni dönemin sinyalini veriyordu.

Düşman algısının kısmen değişmesinin sebebi, Soğuk Savaş’ta yaşanan yeni süreçle yakından ilgiliydi. Sovyet lideri Gorbaçov, 1985 yılından itibaren ABD Başkanı Reagan ile Cenevre ve Reykjavik’te art arda zirve toplantıları yapmış, silahsızlanma, silahların denetimi, bilim, kültür, eğitim alanlarında bilgi alışverişi konuları ilk kez telaffuz edilmişti. Gorbaçov’un Soğuk Savaş’ı bitiren Perestroika (yeniden yapılanma) ve Glasnost (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları sonunda Reagan, 1987’de orta menzilli füzelerin imhası için antlaşma imzaladı.

Soğuk Savaş’ta esen ılık rüzgârlar çok geçmeden Hollywood’da da etkisini gösterdi. Kaslarıyla ‘güçlü Amerikalı’ projesinin prototipi olan Arnold Schwarzenegger, Kızıl Ateş (Red Heat 1988) filminde bu kez ABD’ye kaçan bir uyuşturucu kaçakçısını kovalayan disiplinli Rus polisini canlandırdı. Schwarzenegger’in, ‘Ivan Danko’ rolünü canlandırdığı Kızıl Ateş, Kızıl Meydan’da çekilen ilk ABD filmi oldu. Böylece kamuoyu, Beyaz Saray ile Kremlin arasında başlayan yakınlaşmaya hazırlatıldı.

SSCB’nin dağılmasından sonra ABD’nin süper güç olduğu tek kutuplu dünyada, Washington imajını parlatırken masal dünyasının büyüsüne ihtiyaç duydu. Bill Clinton’ın başkanlığı döneminde (1993-2001) ise başkanları sempatik ya da kahraman gösteren yapımlara ağırlık verilerek sempatik başkan algısı oluşturulmaya çalışıldı. Michael Douglas (The American President 1995), Kevin Klein (Dave 1993), Harrison Ford (Air Force One 1996), Bill Pullman (Independence Day 1996) Amerikalıların sevgi ve güvenini kazanan başkan figürünü canlandırdı.

‘KOMÜNİST’ TEHDİT YERİNİ ‘ARAP TETÖRİSTLER’E BIRAKTI

Soğuk Savaş’ın ardından Hollywood kahramanlarının yeni düşmanı Arap teröristler oldu. Arnold Schwarzenegger, ‘Gerçek Yalanlar’da (True Lies 1994) ülkesini bir grup Arap teröristten kurtarır. Denzel Washington’ı, ‘Kuşatma’ (The Siege 1998) filminde New York’ta bombalama eylemleri yapan Arap teröristlerin izini süren FBI ajanı rolünde görürüz.

George W. Bush, başkanlığının ilk yılında yaşanan 11 Eylül saldırılarının ardından ABD güvenliğini tehdit eden İran, Irak ve Kuzey Kore gibi ülkeler için önleyici savaş doktrinini açıkladı. Afganistan müdahalesi ve Irak’ın işgalini takip eden Guantanamo ve Ebu Gureyb Hapishanesi gibi uygulamalar dünya kamuoyunda Amerikan karşıtı sivil eylemlerin artmasına sebep olunca, Hollywood tekrar göreve çağrıldı.

Leonardo DiCaprio, ‘Yalanlar Üstüne’ (Body of Lies 2008) filminde Ortadoğulu terörist bir liderin dünyanın çeşitli yerlerinde bombalama eylemi yapmasını engeller. Filmde Arap coğrafyası, güven vermeyen bir yer olarak gösterilir. 6 Oscar kazanan ‘Ölümcül Tuzak’ (The Hurt Locker 2008) filminde Amerikan askerlerinin kahramanlığı anlatılırken alt metinde ‘Irak’ta herkesin potansiyel bir düşman’ olduğu izleyiciye empoze edilir.

Green Zone (2010) filminde CIA, Irak’ın bölünmemesi için uğraş veren ama başaramayan bir örgüt olarak gösterilir. Irak Savaşı’nı konu alan filmlerde, ABD’nin, gerçekte çıkarları için değil, bölge halkının özgürleştirilmesi için orada olduğu mesajı verilir.

George Clooney, birinci Körfez Savaşı’nı konu alan ‘Üç Kral’da (Three Kings 1999) Irak ordusunun zulmüne uğrayan yerel halkı koruyarak, gerçekte ABD ordusunun neden çölde olduğunun cevabını verir.

Ridley Scott’ın propaganda filmi ‘Kara Şahin Düştü’de (Black Hawk Down 2001) 1993’te Birleşmiş Milletler gücüne bağlı olarak kötü adamları yakalamak için Somali’ye gönderilen bir grup Amerikan askerinin hikâyesi etkileyici bir görsellikle anlatılır. Alt metinde, ‘yerel halkın özgürlüğü için buradayız’ mesajı dikkat çeker.

ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 yılında gösterime giren Güneş’in Gözyaşları (Tears of The Sun) filminde, orduya bağlı özel kuvvetlerde görev yapan Bruce Willis, emrindeki mangayla, bir grup mülteciyi Nijerya’daki diktatörün elinden kurtarmaya çalışır. Film, Irak’taki varlığı tartışılan Amerikan askerleri için iyi bir propaganda olur.

Michael Bay’ın, Transformers (2007) filminde Amerikan ordusu, doğal kaynakları ele geçirmek için başka bir gezegenden gelen kötü robotlardan Dünya’yı kurtarır. Bay, Armageddon (1998) filminde de ‘dünyayı kurtaran Amerikalı’ temasını merkezine alır ve Dünya’ya çarpmak üzere olan bir astreoidi, petrol sondaj uzmanı Bruce Willis hayatını feda ederek yok eder. Bir anlamda ‘biz iyi adamız’ mesajı alttan alta verilir.

Wag the Dog filminin gösterime girdiği 1998 yılında ilginç bir olay yaşandı. ABD Başkanı Bill Clinton ile Beyaz Saray stajyerlerinden Monica Lewinsky arasında Beyaz Saray’da yaşanan seks skandalı Clinton’ı başkanlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Clinton, Kongre’de bir konuşma yaparak Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in nükleer silah yapımına göz yumduğunu öne sürdü ve Kongre’de Bağdat’a saldırı tehdidinde bulundu. Aralık ayında dört gün süren Çöl Tilkisi Operasyonu’nda Irak’ın farklı yerleri bombalanarak gözdağı verildi.

Kynk: CİHAN

 

 Editör Notu :  “18 Mart Şehitleri Anma Günü” olduğunu unutmuş değiliz tam tersine… Kutlu olsun!

TBMM Genel Kurulunda, Fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenmesi ve saklanmasını öngören Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.

 Kanun, fikir ve sanat eserleri ile anlaşmalar uyarınca yurt dışında çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasını sağlayacak esasları düzenliyor.

Kanuna göre, ülke sınırları içinde basılan ve çoğaltılan; kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler, slayt, film parçası makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyaller, her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler, pul ve kağıt para gibi eserler, coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler, yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler, elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar derlenecek.

Yurt dışında Türkçe olarak basılan ve yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler de derleme kapsamına alınacak.

Ülke sınırları dışında derlenecek eserler ise kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye’deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırladıkları eserler ile Türkiye’de yaptıkları arkeolojik kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış eserlerden oluşacak.

-Derlenecek eserlerin gönderileceği yerler-

Derleme işleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülecek ve koordine edilecek.

Derleme işlemlerinin ve derlemeyle amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, yerel gazeteler hariç, 6 nüsha derlenerek Milli Kütüphaneye, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığına, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine ve Ankara’da bakanlıkça belirlenecek kütüphaneye gönderilecek.

Diğer eserler ise ikişer nüsha Milli Kütüphane ve İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine gönderilecek. Tasarının görüşmelerinde grupların ortak önergeyle, derlemelerin gönderileceği kütüphaneler arasına İzmir Milli Kütüphane ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi de yer aldı.

Kabul edilen başka bir önergeyle, elektronik ortama aktarılan eserlerin bir nüshası, görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Milli Kütüphaneye gönderilecek.

Yerel ve bölgesel gazeteler de Milli Kütüphane ve İl Halk Kütüphanesine gönderilecek.

-Sorumluluk ve yaptırımlar-

Eserlerin derleme nüshaları, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunlu olacak. Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen 15 gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim edilecek.

Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshaların değiştirilmesi, en geç 15 gün içinde derleme mükelleflerince yerine getirilecek. Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından yaptırımlar uygulanacak.

Derleme nüshalarını zamanında derleme müdürlüğü veya birimine göndermeyenler, her derleme nüshası için bin TL’den 5 bin TL’ye kadar idari para cezasına çarptırılacak.

Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınacak. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar, bir sonraki yıla devredilemeyecek.

-”Uyanlarla yolumuza devam edeceğiz”-

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Milli Kütüphanesinin, bir müze olabileceğini söyledi. Günay, Ankara’ya da yeni bir milli kütüphane gerektiğini dile getirerek, ”Türkiye’de çok sayıda öğrenci var, nüfusu çok genç. Her ne kadar elektronik ortamları kullansak da kütüphane, hayatımızdan çıkmaması gereken önemli bir kültür varlığı” dedi.

Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ifade eden Günay, Şanlıurfa Göbeklitepe’de bir heykel kutusunun, kazı heyeti tarafından yeterince korunmadığı için kayıplara karıştığını söyledi. Günay, bunu bir ölçüde kazı heyetine tanzim ettirdiklerini, başka yaptırımlar da düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu:

”Maddi karşılıkla bu eserler ölçülemez. Yaptırımlar düşünmemiz nedeniyle kazı heyeti, karşı bilgilendirme kampanyası açtı. Türkiye’de bir kazıyı ister yabancılar, ister bizim hocalarımız, üniversitelerimiz yapsın, herkesin çalıştığı toprağı sevmesi, yeterince zaman ayırması, buluntularla ilgili eserler yazması gibi yeni getirdiğimiz kurallar var. Bu kurallara uyanlar devam edecekler, uymayanların emeklerine teşekkür edeceğiz, uyanlarla yolumuza devam edeceğiz.”

Günay, herhangi bir ayırım yapmaksızın, bütün zenginlikleri yeni kuşaklara taşımaya çalıştıklarını belirterek, bu konuda yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Günay, Şeyh Bedreddin üzerine bir çalışma yaptıklarını, ilk kez bir Süryani kitabını Türkçe’ye basmaya çalıştıklarını anlattı. Günay, ”Bu topraklarda hangi renk, çiçekler varsa hiçbiri solmasın, bu toprakların bereketi çoğalsın diye uğraşıyoruz” dedi.

Tasarının yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi yarın saat 13.00’de toplanmak üzere kapattı.

Kanun Tasarısı Şu şekilde:

ÇOĞALTILMIŞ FİKİR VE SANAT ESERLERİNİ

DERLEME KANUNU TASARISI

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

            Amaç

            MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, ülkemizin kültürel varlığı ile bilgi birikimini oluşturan fikir ve sanat eserlerinin basılmış veya çoğaltılmış nüshaları ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca yurt dışında basılan veya çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması, düzenlenmesi ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasına ilişkin esasları belirlemektir.

Kapsam

            MADDE 2- (1) Bu Kanun; her çeşit basma, ozalit, teksir, ofset, optik, manyetik, elektronik ve diğer çoğaltma yöntemleri ile satılmak, ya da parasız dağıtılmak üzere üretilen çoğaltılmış fikir ve sanat eserinin derlenmesini, derleme işlemlerini yürütecek birimleri ve derlemeye ilişkin usul ve esasları kapsar.

             Tanımlar

            MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,

b) Derleme kütüphanesi: Bu Kanun uyarınca, derlenen çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin gönderildiği kütüphaneleri,

c) Derleme müdürlüğü: İstanbul’da derleme işlemlerini yapacak olan birimi,

ç) Derleme bürosu: Derleme mükelleflerince illerde ve ilçelerde derleme nüshalarının teslim edildiği birimi,

d) Derleme mükellefi: Derleme nüshalarını derleme müdürlüğüne veya derleme bürolarına vermekle yükümlü gerçek ya da tüzel kişiyi,

e) Derleme nüshası: Bu Kanun kapsamında derlenen fikir ve sanat eserlerini,

ifade eder.

                                                                                                                                                                          İKİNCİ BÖLÜM

Derlenecek Eserler

             Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde derlenecek eserler

            MADDE 4- (1) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde basılan veya çoğaltılan, aşağıda belirtilen her türlü eser, bu Kanun kapsamında derlenir:

a) Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler.

b) Gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli yayınlar.

c) Afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler.

ç) Veri içeren her türlü slayt, şerit, film parçası, makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyal.

d) Her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler.

e) Prospektüsleriyle birlikte blok veya tek olarak pul ve kağıt paralar.

f) Coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler.

g) Türkçe olarak yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak, yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında derlenecek eserler

            MADDE 5- (1) Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında derlenecek eserler şunlardır:

a) Yürürlükteki kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye’deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırlamış oldukları  eserler ile ülkemizde yaptıkları arkeolojik  kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış oldukları eserler.

b) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren derleme mükelleflerinin yurt dışında  basımını, çoğaltılmasını ve yayımlanmasını sağladıkları eserler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Derleme Esasları ve Uygulanması

             Derleme mükellefleri

            MADDE 6- (1) Derleme mükellefleri şunlardır:

a) 4 üncü maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilmiş eserler için; gerçek ya da tüzel kişi yayıncı, yayıncının olmadığı durumda basımevi ya da matbaa.

b) 4 üncü maddenin (ç) ve (d) bentlerinde belirtilmiş eserler için; yapımcı ya da üretici gerçek ya da tüzel kişi.

c) 4 üncü maddenin (e) ve (f) bentlerinde belirtilmiş eserler için; kullanmak ya da dağıtmak üzere çoğaltma işlemlerini yapan gerçek ya da tüzel kişi.

ç) 5 inci maddenin (a) bendinde belirtilmiş eserler için; hazırlayan gerçek ya da tüzel kişi.

d) 5 inci maddenin (b) bendinde belirtilmiş eserler için; basım, çoğaltma veya yayımlama işini yaptıran gerçek ya da tüzel kişi.

e) 4 üncü maddenin (g) bendinde belirtilen eserler için, bu eserlerin yurt içinde satışını ve dağıtımını yapan gerçek ya da tüzel kişi.

             Derleme işlerini yürütecek birimler ve görevleri

            MADDE 7- (1) Derleme işleri, Bakanlık tarafından yürütülür ve koordine edilir.

(2) Derleme işlemlerinin ve derleme ile amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler

            MADDE 8- (1) Derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler şunlardır:

a) 4 üncü maddenin (a), (b), (g) ve 5 inci maddenin (b) bendinde belirtilmiş eserler, yerel gazeteler hariç, dört nüsha derlenerek bir adedi Milli Kütüphaneye, bir adedi 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphane Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğüne, bir adedi İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine, bir adedi de Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesine gönderilir.

b) 4 üncü maddenin (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentleri ile 5 inci maddenin (a) bendinde belirtilmiş eserler ve yerel gazeteler birer nüsha derlenerek sadece Milli Kütüphaneye gönderilir.

                                                                                                                                                                 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sorumluluk ve Yaptırımlar

             Derleme mükelleflerinin sorumlulukları

            MADDE 9- (1) Derleme nüshalarının, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunludur. Ciltlemenin basımevinden ayrı bir yerde yapılması, yayınevinin ya da basımevinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

(2) Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen onbeş gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme bürosuna teslim edilir. 4 üncü maddenin (g) bendi ile  5 inci maddede belirtilen eserler için teslim etme süresi altmış gündür.

(3) Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshalar, derleme mükelleflerince en geç onbeş gün içerisinde değiştirilir.

(4) 6 ncı maddenin (ç) bendinde belirtilen derleme mükellefleri gerekli izin için başvurduklarında,  kendilerinden bu Kanun hükümlerine uyacaklarına ilişkin imzalı belge alınır.

İdari para cezası

            Madde 10- (1) Bu Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından uygulanacak yaptırımlar şunlardır:

a) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen derleme mükellefleri, her derleme nüshası için bin Yeni Türk Lirasından beş bin Yeni Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. İdari para cezası,  tutanağın tebliğinden itibaren otuz gün içinde ödenir.

b) 6 ncı maddenin (ç) bendinde belirtilmiş derleme mükelleflerinden, 9 uncu maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler, bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri sürece bir daha izin belgesi alamazlar.

              Cezaya itiraz ve cezaların tahsili

              MADDE 11- (1) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uygulanır. Para cezasını ödemiş olmak, derlemeye ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

 

              Diğer kanunlara göre derlenen eserler

              MADDE 12- (1) Bu Kanun uyarınca derlenen eserler kütüphane ve arşiv hizmetlerine yöneliktir. 5187 sayılı Basın Kanununun 10 uncu maddesi ile 5681 sayılı Matbaalar Kanununun 4 üncü maddesi gereğince verilen nüshalar, bu Kanun kapsamı dışındadır.

Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedelinin gider yazılması

              MADDE 13- (1) Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınır. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar bir sonraki yıla devredilemez.

Yürürlükten kaldırılan hükümler

              MADDE 14- (1) 21/6/1934 tarihli ve 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu ile 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek 5 inci maddesi ve ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Diğer mevzuatta, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununa yapılan atıflar, bu Kanuna yapılmış sayılır.    

              Yönetmelik

              GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunda belirtilen yönetmelik, Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlık tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulur. Bu süre içerisinde yapılacak derleme iş ve işlemleri, mevcut mevzuat hükümlerine göre yürütülür.

              Yürürlük

              MADDE 15- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

              Yürütme

              MADDE 16- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GENEL GEREKÇE

Bir ülkenin kültürel varlığını oluşturan fikir ve sanat eserlerinin toplumun bilgi ve yararına sunulması, arşivlenip korunması ve gelecek nesillere aktarılması o ülkede çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin derlenmesi ile mümkündür.

Milli ve kültürel varlıkları oluşturan fikir ve sanat eserlerinin toplanması, saklanması, duyurulması, istifadeye sunulması ve gelecek kuşaklara aktarılması Devletin en önemli görevlerinden biridir. Bu sebeple, hemen hemen her ülkede derleme kanunları bulunmaktadır. Derleme kanunları devletlerin bu görevlerini etkili ve sağlıklı bir biçimde yerine getirme isteğinin bir sonucudur.

Nitekim, üyesi bulunduğumuz Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nın, Eylül 1977’de Paris’te gerçekleştirdiği Milli Bibliyografyalar konulu milletlerarası kongrede, derleme kanunlarının önemi üzerinde durulmuş ve UNESCO’ya üye olan ülkelerin “derleme” konusunda yürürlükteki yasaları yeniden gözden geçirmeleri ve bunları günün ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemeleri kararlaştırılmıştır. Bu önemli ihtiyacı aynı surette hisseden ülkelerin çoğu, “Depot Legal” kanunları ile kendi ülkelerinde yayımlanan bütün fikir eserlerinin belirli bir miktarını, yayımını müteakip, basımevlerinden ve yayımcılardan almakta, milli kütüphanelerinde ve diğer bazı kütüphanelerinde toplamaktadır. Kütüphaneler, bilgisayar otomasyon tekniklerinden faydalanarak yayımladıkları milli bibliyografyalar ile ülkelerinin basılı ve çoğaltılmış fikir eserlerini dünyaya tanıtarak kültürel varlıklarını korumaktadır.

Ülkemizde yayımlanan fikir ve sanat eserlerinin toplanması, saklanması ve kullanıma sunulmasının önemi ve gerekliliği yıllar önce anlaşılmış ve 21/6/1934 tarihinde 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu çıkarılarak Türkiyede her türlü baskı yöntemi ile basılıp yayımlanan eserlerin beş nüshası Devlet nüshası olarak derlenerek belirli kütüphanelerde hizmete sunulmuştur. 1934 yılında Atatürk’ün de ilgilenmesi ile kanunlaşan Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununun hazırlanması sırasında eski Fransız “Depot Legal” kanunundan yararlanılmıştır.

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda, yayımcılıkta ve yayım türlerinde çok önemli gelişmeler olmuş; baskı yöntemleri dışında gelişen yeni çoğaltma usulleri ile çok miktarda bilim, fikir ve sanat eseri üretilmiş bulunmaktadır. Mevcut Kanunla bunların Devlet nüshası olarak derlenmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle, bu tür yeni çoğaltma yöntemleriyle üretilen eserlerin de kapsama alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda benimsenen derleme politikasına göre derleme kütüphanesinin, derleme nüshasının, derleme mükellefinin ve cezai hükümlerinin belirlenmesi,      2527 sayılı Kanunun adının da günümüz koşullarına göre değiştirilmesi gerekli hale gelmiştir.

Yüzyılımızın bilgi çağı olması nedeniyle Dünyada hızlı bir bilgi üretimi ve kullanımı söz konusudur. Bilginin hızlı artışı ülkemizde basılan, yayımlanan ve dağıtılan materyallerin takip edilmesini ve kullanıma hazır hale getirilmesini hem gerekli kılmakta hem de zorlaştırmaktadır. Bu doğrultuda milli koleksiyonların çoğaltılması, kültürel mirasın muhafazası, insan hafızasından silinebilecek bilgileri içeren materyallerin toplanarak ulusal belleğin oluşturulması ve kaynak olarak kullanılması amacıyla Kanun güncelleştirilmekte ve yeni çoğaltma yöntemleri ile üretilen eserler de bu kapsama alınmaktadır.

Bu nedenle, günün ihtiyaçlarına cevap veremeyen yürürlükteki 2527 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak teknolojik ve sosyal şartlara uygun yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Bu yeni düzenleme ile, 2527 sayılı Kanunda yer alan İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ile İzmir Milli Kütüphanesine derleme nüshaları verme yükümlülüğü, bu kütüphanelerin bütçe, bina ve personel sorunları nedeniyle, amacına uygun hizmet sunamadıkları için kaldırılmaktadır.

Diğer yandan, günümüzde bilgi, fikir ve sanat eserlerinin maliyetlerinin yüksekliği ve derleme nüshası sayısının artırılması, derlemeyi veren basımevlerini ve yayımcıları mali külfete sokmaktadır. Bedelsiz verilen bu nüshaların getireceği mali yükü hafifletmek için verilen eserlerin bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınmaktadır.

Temelde bilgi, fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenerek gelecek nesillere aktarılması için korunmasını ve hizmete sunulmasını amaç edinen Tasarı, yukarıda belirtilen hususların ışığı altında günün şartlarına ve yeni ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

         MADDE 1– Madde ile; kültürel varlığı oluşturan basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin, ülkemizin kültür birikiminin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla derlenmesi düzenlenmektedir.

              MADDE 2– Madde ile, çeşitli yöntemlerle basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin devletçe derlenmesi ile derleme usul ve esaslarının bu Kanunda düzenlendiği belirtilmektedir.

MADDE 3– Madde ile, Kanunda geçen Bakanlık, derleme kütüphanesi, derleme müdürlüğü, derleme bürosu, derleme mükellefi ve derleme nüshası ifadelerinin tanımları yapılmaktadır.

MADDE 4– Maddede, yurt içinde derlenecek basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserleri belirtilmektedir.

MADDE 5– Madde ile; Türkiye’de araştırma yapanlardan, yurt dışında bu araştırmaya dayalı eser yayımlayanların eserleri ile Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren derleme mükelleflerinin yurt dışında basımını, çoğaltılmasını ve yayımlanmasını sağladıkları eserlerin derleneceği belirtilmektedir.

MADDE 6– Madde ile, derleme mükellefleri belirtilmektedir.

MADDE 7– Maddede, derleme işlerinin Bakanlık tarafından yürütülmesi ve koordine edilmesi ile derleme iş ve işlemlerinin çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.

MADDE 8– Maddede, derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler belirtilmektedir.  Bu yeni düzenleme ile eski Kanunda yer alan; İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ile İzmir Milli Kütüphanesine derleme nüshaları verme yükümlülüğü, bu kütüphanelerin bütçe, bina ve personel sorunları nedeniyle, amacına uygun hizmet sunamadıkları için kaldırılmaktadır.

MADDE 9– Maddede, derleme mükelleflerinin sorumlulukları düzenlenmektedir.

MADDE 10– Maddede, derleme yükümlülüklerini yerine getirmeyen derleme mükelleflerine uygulanacak yaptırımlar belirtilmektedir.

MADDE 11– Maddede, derleme mükellefiyetinin yerine getirilmemesinden dolayı verilen cezaya itiraz ve derleme mükelleflerinin yerine getirmedikleri yükümlülükleri nedeniyle verilen cezaların nasıl tahsil edileceği belirtilmektedir.

MADDE 12– Maddede, bu Kanunda öngörülen derlemenin diğer kanunlarla derlenen eserlerle bir ilişkisi olmadığı belirtilmektedir.

MADDE 13– Maddede, derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedellerinin, kazancın tespitinde gider olarak gösterilebileceği, gider fazlalığından doğan zararın bir sonraki yıla devredilemeyeceği belirtilmektedir.

MADDE 14– Maddede, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan mevzuat belirlenmekte, ayrıca mevzuatta 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununa yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükme bağlanmaktadır.

              GEÇİCİ MADDE 1- Maddede, bu Kanun uyarınca çıkarılacak yönetmeliğin hazırlanma süresi belirtilmektedir.

MADDE 15– Yürürlük maddesidir.

MADDE 16– Yürütme maddesidir.

Kanun Taslağı Kaynak :  www.basbakanlik.gov.tr/docs/kkgm/kanuntasarilari/fikirvesanat.doc
Haber Kynk:  http://www.samanyoluhaber.com

Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir.

SERGİ

İSTANBUL

■ Saim Bugay anısına “Hayvan” isimli karma kukla sergi 26 Şubat’a kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında.

■ Alper Bıçaklıoğlu’nun “Yasal Sokak” isimli sergisi 7-28 Şubat tarihleri arası Mabeyn Gallery’de. (0 212 261 6060)

■ What I Love isimli karma sergi 7 Şubat – 21 Mart tarihleri arası Borusan Müzik Evi’nde. (0 212 261 6060)

■ Ahmet Elhan – Esat Tekand’ın “Kıskançlıklar” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası 44A Sanat Galerisi’nde. (0 212 233 33 80)

■ Alp Klanten’in “ALP” isimli sergisi 7 Şubat – 20 Mart tarihleri arası Maçka Sanat Galerisi’nde. (0 212 240 80 23)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0 212 225 37 37)

■ Kış Karma Sergisi 7 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ Yusuf Tuvi – Birol Üzmez’in “Oteller Sokağı” isimli fotoğraf sergisi 8 – 29 Şubat tarihleri arası Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Ali Kabaş’ın “üçücü göz” isimli sergisi 8 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Pg Art Gallery’de. (0 212 252 80 00)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 8 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0212 225 37 37)

■ O Zamanlar Konuşuyorduk isimli sergi 8 Şubat – 22 Nisan tarihleri arası SALT Galata’da. (0212 334 22 00)

■ Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” isimli retrospektif sergisi 8 Şubat – 15 Mart tarihleri arası santralistanbul’da. (0212 334 22 00)

■ No 1 isimli karma sergi 8 Şubat – 28 Nisan tarihleri arası Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Cemre Demirgiller, Kadir Tavaz, Sesil Kalaycıyan, Yeliz Cantekin’in “Gençler” isimli heykel sergisi 9 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Artisan’da. (0212 247 9081)

■ Murat Durusoy’un “Seyir” isimli sergisi 9 Şubat – 17 Mart tarihleri arası C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Hüseyin Rüstemoğlu’nun “Büyütmeyen Masallar” isimli sergisi 9 -24 Şubat tarihleri arası Galeriartist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)

■ İsmail Acar’ın “Aşk” isimli retrospektif sergisi 9 Şubat – 28 Mart tarihleri arası Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 326 46 46)

■ Van Gogh Alive isimli sergi 10 Şubat – 15 Mayıs tarihleri arası Karaköy Antrepo 3’te.

■ Yontu Dünyamızdan 7 sergisi 11 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Kainat Barkan P., Orhan GÜREL’in sergisi 11 Şubat – 2 Mart tarihleri arası Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ Abdullah Kırbaş’ın Kuşbakışı Muğla Fotoğraf Sergisi 11 – 17 Şubat tarihleri arası Çemberlitaş Basın Müzesi’nde.

■ Pınar Du Pre’nin “Devam Ettiği Sürece Güzeldi” sergisi 7 Şubat’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Ebru Uygun’un “In Time in Rhythm” sergisi 7 Şubat’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Döngüsel Yansımalar isimli karma sergi 8 Şubat’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Cenk Akaltun’un “Suda Yaratılışlar” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212) 251 91 63)

■ Şaziye Erel ve Atölye Baraka 15’in karma sergisi 8 Şubat’a kadar Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi’nde.

■ Jale Çelik’in sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist’te. (0212 227 6852)

■ Sema Öcal ’ın “Kimsecik” başlıklı sergisi 9 Şubat’a kadar Galeri Espas’da. (02122277017)

■ Sefer Öztürk’ün keçe ve resim sergisi 10 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ A. Halim Kulaksız’ın “Döngü” isimli sergisi 11 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Cemil Güç’ün “Elma” isimli heykel sergisi 11 Şubat’a kadar Galeri Selvin’de.

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 2454087)

■ Sami Solmaz’ın “Adalılar” adlı fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Beyoğlu Sismanoglio Megaro (Şişmanoğlu) Binası’nda. (212 219 29 71)

■ Erdinç Babat’ın “Müşkülpesent” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Cep Sanat Galerisi’nde. (0212 292 00 38)

■ Ahmet Merey’in “Serbest Tırmanış” isimli sergisi 12 Şubat’a kadar ART SUİTES Gallery’de.(0 212 251 5561)

■ İbrahim Balaban’ın “Balabanizm” isimli sergisi 14 Şubat’a kadar International Art Center’da. (0 216 310 83 94)

■ Aradığın Şeyin ta Kendisi isimli karma sergi 15 Şubat’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı” isimli sergisi 15 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Yeni İşler isimli sergi 15 Şubat’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Züleyha Akbaş’ın sergisi 17 Şubat’a kadar Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Asija Radaviciene’nin sergisi 17 Şubat’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 227 92 74)

■ Ertuğrul Ateş’in sergisi 18 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Buğra Erol’un “Gri” isimli sergisi 18 Şubat’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Sevim Çizer, Zehra Çobanlı, Meltem Kaya Erti, Candan Güngör ve Sibel Sevim’in seramik sergisi 18 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Georgios Maroudas’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde. (0212-438 63 50 )

■ İkametgâh Kadıköy isimli karma sergi 19 Şubat’a kadar KargART, Hush Galeri, Piha Kolektif Sanat, Asfalt Art Gallery’de. (0216 337 15 13)

■ Sabri Berkel’in “Etütler” isimli sergisi 21 Şubat’a kadar GaleriFe’de. (0 216 368 03 78)

■ Ferda Pulhan’ın sergisi 21 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0 212 225 23 37)

■ Tolga Boztoprak’ın “Mekânsızlar” sergisi 21 Şubat’a kadar Bindallı Sanatevi’nde. (0 212 252 79 66)

■ Semra Taşdemir’in “Çizgilerin Ötesinde II” sergisi 21 Şubat’a kadar NİŞ Galeri’de. (0 212232 88 48)

■ Sevgililere Çizgiler ve Renkler başlıklı karma sergi 23 Şubat’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Karlı Oda 2 başlıklı karma resim sergisi 24 Şubat’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Elvan Alpay’ın “Kirpi” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Tunca Subaşı’nın “Kalıntı” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Kâğıt Üzerinde Gezinti” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar füsuninanartgallery’de. (0212 232 40 49)

■ Aslımay Altay Göney ’in “İstif” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Apel’de.

■ Michael Snow’un “Solosnow” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Sezgin Sander’in “Yeniden Görmek” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0212 343 21 54)

■ Özcan Ağaoğlu’nun “İranabak” isimli fotoğraf sergisi 25 Şubat’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Salvador Dali’nin “İlahi Komedya”, “Gala ile Akşam Yemeği”, “Sürrealizm İzleri” adlı üç ayrı başlıktaki eserlerinden oluşan sergi 26 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.

■ Gogi Çagelişvili’nin sergisi 26 Şubat’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)

■ Berna Erkün’ün “Yakın Uçtuk Uzaktık, Uzaktık Yakın Geçtik” adlı sergisi 26 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0216 385 12 03)

■ Selçuk Erez Fotoğraf Koleksiyonu’ndan “Görünenler Görünmeyenler” isimli sergi 26 Şubat’a kadar Galeri G-art’da. (0212 296 08 76)

■ Yüksel Tamtekin’in sergisi 26 Şubat’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın Sevinç’li Kapakları” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde.(0212 393 81 11)

■ Neşe Gümüşcüoğlu’nun “Özgür Atlarım” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Tonguç Yaşar’ın “Renkahenk” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karikatür ve Mizah Merkezi’nde. (0212 256 42 58)

■ Toprak Turan Kara’nın “Sessiz Kadınlar Korosu” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Apeiron Sanat Galerisi’nde. (0212 234 10 58)

■ Gülay Yüksel’in “Kadının Rengi” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Ortaköy Kültür Merkezi’nde. (0212 23658 01)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 29 Şubat’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde.(0216 368 26 79)

■ Sümer Sayın’ın “Bir An İçin” isimli sergisi 29 Şubat’a kadar Art ON’da.( 0212 259 15 43)

■ Bir Fotoğraf Camı – Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali sergisi 3 Mart’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi CKM – Sanat Galerisi’nde. (0216 386 26 81)

■ Otoportre isimli karma sergi 3 Mart’a kadar Alanİstanbul’da. (0 2122529453)

■ Sanatla Kırk Bir Yılı Birlikte Yaşadık sergisi 7 Mart’a kadar Tatbiki Sanat Galerisi’nde (0 216 338 98 37)

■ Jose Maria Mellado’nun “Esrarengiz Manzaralar” adlı sergisi 10 Mart’a kadar Elipsis Gallery’de.(0212 244 89 00)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 5968)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu Yakası Fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığısergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ Musevitoğlu Atölyesi resim sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ Osman Akbay&Mustafa Cinel&Mustafa Hikmet Malkoç – karma resim – 9 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Suat Arıkan – resim – 10 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Malik Bulut/Yüzleşme – resim – 11 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Osman Kerkütlü – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Ercan Gülen – resim – 18 Şubat’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Hüseyin Şahbudak – resim – 18 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Baran Kamiloğlu – resim – 19 Şubat’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Serdar Leblebici – resim – 22 Şubat’a değin – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ İbrahim Örs – resim – 25 Şubat’a dek – Takıantika Sanat Galerisi’nde. (0 312 436 37 88)

■ Cemil Eren – resim – 26 Şubat’a dek – Ankara Sanayi Odası Kültür Merkezi’nde. (0 312 417 12 00)

■ Habip Aydoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Bekir Coşkun’un kalemi ve Hasan Rastgeldi’nin fırçasından/Yazının Rengi – resim, yazı – 29 Şubat’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ Canan Atalay/İçsel Manzaralar – resim – 2 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Devrim Erbil – resim – 3 Mart’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

İZMİR

■ Karacasu Vakfı’nın kurduğu Aphrodisias Sanat Merkezi, 7-18 Şubat tarihleri arasında Prof. Dr. A. Ali Küpelioğlu’nun “Kapı Tokmakları”, İFOD Işıkla Boyama Fotoğraf Atölyesi’nin “Masallar” ve Naile Cimit’in seramik sergilerini ağırlayacak.

■ Ceyda Kiraz’ın “Koza Mucizesi” adlı resim sergisi 12 Şubat’a dek EÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenimde. Aynı mekân 11 Şubat’a dek Nedim Sönmez’in ebru sergisine de ev sahipliği yapacak.

■ Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar-MÖTBE Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Erkuter Leblebici’nin seramik sergisi 17 Şubat’a dek görülebilecek.

■ İzmir Suluboyacılar Derneği Profesyoneller Grubu’nun resim sergisi 25 Şubat’a dek Karabağlar Belediyesi Çalıkuşu Sergi ve Kongre Salonu’nda görülebilir.

■ İzmir Sanat Merkezi 13 Şubat’a dek Sevim Çınar’ın “İçimizdeki Kanatlar” adlı seramik sergisini ağırlayacak.

■ Yunus Koç ve Erol Özdayı’nın fotoğrafları Urla Fotoğraf Sanat Evi’nde 2 Mart’a dek izlenimde.

MERSİN

■ Oberhausen-Arttwin Genç Sanat Yarışması Sergisi, İçel Sanat Kulübü, Ayşe Uğural-Müfide İlhan Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 17 Şubat’a dek izlenime açık olacak. (0324 2381088)

MÜZİK

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Yansımalar”, yarın saat 21.30’da “Serkan Çakıt Quartet”, çarşamba günü saat 21.30’da “Neşet Ruacan Grup”, perşembe günü saat 21.30’da “Ozan Musluoğlu Quartet ‘40th Day’”, cuma günü saat 22.30’da “Önder Focan Projesi – Swing A La Turc”, cumartesi günü saat 22.30’da “Sibel Köse Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Değer Deniz”, çarşamba günü saat 21.30’da “Alp Ersönmez Cereyanlı feat. İmer Demirer”, perşembe günü saat 20.30’da “HAOSSAA, Soft Gates, Hayvansaray”, cuma günü saat 23.30’da “Burn Dubstep Series: Emika”, cumartesi günü saat 23.00’te “Shantel DJ Set” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Gürcan Ersoy”, perşembe günü saat 21.30’da “Ali Erel – Lansman Konseri”, cuma günü saat 21.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Bibi Tanga and The Selenites”, cumartesi günü saat 23.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Makossa & Megablast” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Ayşe Saran”, perşembe günü saat 21.00’de “Hüseyin Delen”, cuma günü saat 22.00’de “Halil Sezai”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde çarşamba ve perşembe günü saat 20.00’de “Russian Chamber Philharmonic St Petersburg” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘garajistanbul’da Avea Escape to Music kapsamında perşembe günü saat 21.00’de “Cat Power”, cumartesi günü saat 23.00’de “Dead Combo” konseri izlenebilir. (0 212 244 44 99)

■ ‘Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda perşembe günü saat 19.30’da “Orçun Orçunsel” konseri izlenebilir. (0 212 219 16 97)

■ ‘Bronx’ta perşembe günü saat 22.00’de “A State of Mind”, cuma günü saat 22.00’de “Kurban”, cumartesi günü saat 21.00’de “Tramvay” konseri izlenebilir. (0 212 293 53 98)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 21.30’da “Konstrukt & A Trio -İstanbul – Beirut”, cuma günü saat 20.00’de “Borusan New Series – Figura Ensemble”, cumartesi günü saat 21.30’da “Burçin Büke – Gözbebeğim” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da cuma günü saat 21.00’de “Melihat Gülses ile Bol Ahenk”, cumartesi günü saat 20.00’de “Okay Temiz – Ritmin Günü” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

■ ‘Romeo Juliet İstanbul’da cuma günü saat 21.00’de “Tatavla Keyfi”, cumartesi günü saat 22.00’de “Geveze & Zeliha Sunal ile Neşeli Maşrapa” konseri izlenebilir. (0 212 243 85 80)

■ ‘İstanbul Live’da cumartesi günü saat 21.00’de “Entu” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Ora Arena’da cumartesi günü saat 21.00’de “Zülfü Livaneli” konseri izlenebilir. (0 212 640 25 20)

■ ‘Salon’da cumartesi günü saat 22.00’de “Tonbruket” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘İKÜ Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde pazar günü saat 20.00’de “Gheorghe Zamfir” konseri izlenebilir. (0 212 498 41 41)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Raoul Grüneis yönetiminde vereceği, Manfred Bellmann (obua), Iris Rath’ın (flüt) katılacağı konser 10 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

ADANA

■ Adana Musıki Derneği’nin geleneksel, ‘Türk Sanat Müziği Konseri’ bugün 20.00’de Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek. Ali İntizam ve Şükrü Birbaş’ın yöneteceği iki bölümlük konserde, saz ve ses heyeti ünlü bestekârların 26 eserini koro ve solistlerle birlikte seslendirecek. (0322 4579625)

MERSİN

■ İçel Sanat Kulübü’nün, Anadolu Türk Halk Müziği Topluluğu konseri, perşembe günü 19.00’da Akdeniz Belediyesi Konser Salonu’nda gerçekleşecek. O. Nihat Hatipoğlu’nun yöneteceği konserde, Mersin yöresi başta olmak üzere, çeşitli bölgelere ait ezgiler seslendirilecek. İçel Sanat Kulübü’nün, geleneksel, ‘Müzik Akşamları’ sürüyor. İSK Lokali’nde cuma günü 19.00’da gerçekleşecek gecede, Murat Denizeli’nin arşivinden, ‘Mum Işığında Çigan Müziği’ adlı dinleti sunulacak. (0324 2381088)

TİYATRO

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “At” Cuma, Cumartesi 20.00. Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Yanık”, Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Opera Komik” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Temiz Ev” Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” Çarşamba, Cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Antigone” Salı, Perşembe, cumartesi 20.00, Pazar 15.00. (0 212 455 39 00)

■ Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Ufak Bir Hata”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Otobüs”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kargaşa”, Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Bocuk”, K. Haldun Taner Sahnesi’nde “Binali ile Temir” , Ümraniye Sahnesi’nde “Aşk Halleri”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Rosenbergler Ölmemeli”, Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Günlük Müstehcen Sırlar” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Uğur Böceği” 10.30 ve 13.30.

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Hangisi Baba” Cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, Pazar 15.30 “Benim Güzel Pabuçlarım” Pazar 11.00. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” Salı 20.30, “Medeni Hali: Kadın” Çarşamba 20.30. (0 212 252 59 35)

■ Ortaoyuncular’da “İşsizler Cennete Gider” Cumartesi 20.00, Pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Oyun Atölyesi’nde Tiyatroadam “Bölge Hastanesi” Salı 20.30, Oyun Atölyesi “Testosteron” Perşembe, Cuma, Cumartesi 20.30, Pazar 16.00. (0 216 345 39 39)

■ Dot’ta “Öksüzler” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00, Pazar 17.00. “Süpernova” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00.

■ Kumbaracı50’de “Sen Balık Değilsin Ki” bugün, “444” yarın, “Araf” Çarşamba, “Sinekler Sevişirken” Perşembe, “Hakiki Gala” Cuma, “Bernarda Alba’nın Evi” Cumartesi 20.30. (0 212 246 3589)

■ Semaver Kumpanya’nın “Paki ve Sevgi Çiçekleri” oyunu Cumartesi 11.30, “Büyük Ev Ablukada” Cumartesi 21.00 Çevre Tiyatrosu’nda. (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedi’nin “Kibarlık Budalası” oyunu Çarşamba, Cuma 20.30, “Kaplan Maplan” Cumartesi, Pazar 13.00 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi’nde, (0 212 257 79 36)

■ Duru Tiyatro’da “Sondan Sonra” cumartesi 20.45, (0 216 338 56 36)

■ İkincikat’ta bugün “Bulanık”, yarın ve Çarşamba “Yalnız Batı”, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” perşembe, “Aut” Cuma, Cumartesi, “Tetikçi” Pazar 21.00. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach 1 Bağdat Caddesi’nde” salı 20.30, “Psikoz” Çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” Perşembe 20.30, “Troyalı Kadınlar” Cuma 20.30, “Otobüs” Cumartesi 20.30, “Kayıp Eşya Bürosu” Pazar 13.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Rab Şeytana Dedi ki” yarından itibaren 12 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Yastık Adam” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Camdan Kalp/çocuk oyunu” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kafes Arkasında” yarından itibaren 11 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 14-19 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Tayyare Serüveni” 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Kantocu” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Figaro” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk tiyatrosu” 12, 19 Şubat’ta saat 11.00’de, “George Dandin” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Hüzzam” 7-11 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Kontrabas” 14-18 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Stüdyo Sahne”de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 14, 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)

VAN

■ Van Devlet Tiyatrosu, Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı, Cem Zeynel Kılıç’ın yönettiği “Entrikalı Dolap Komedyası”nı 7, 8 Şubat saat 20.00’de AKM Samsun Devlet Opera ve Balesi Büyük Salon’da sahneleyecek. (0362-431 50 00)

■ Gazi Sahnesi’nde, Samsun Söz Sanat Merkezi, 6 Şubat Pazartesi ve 8 Şubat Çarşamba günü saat 20.00’de “Geç Kalanlar” adlı oyunu sahneleyecek. 7 Şubat Salı günü saat 20.00’de, Düşevi Oyuncuları’nın hazırladığı, Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu “Süreyya” isimli oyun tekrar sahnelenecek. (0362-231 78 01)

TRABZON

■ Trabzon Devlet Tiyatrosu, Haluk Ongan Sahnesi’nde “Islık Sever Max” Çarşamba 13.00, Pazar 13.30, “Şahane Düğün” Perşembe ve Cuma 20.00, Cumartesi 15.00, 20.00. (0 462 230 10 44)

■ Trabzon Sanat Tiyatrosu, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi Sahnesi’nde “Muammer Muammer” 8-14-21-24-28 Şubat’ta saat 20.00. (0 462 321 98 55)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu, daha önce de sahnelediği, Orhan Kemal’in ölümsüz eseri ‘Murtaza’yı yarından itibaren yeniden sahneleyecek. Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyun hafta içi her gün 20.00’de, cumartesi 15.00 ve 20.00’de yinelenecek. ADT sanatçıları, Harun Özer’in yazdığı ve Ebru Kara’nın yönettiği, ‘Kayıp Bolluk Ülkesi’ adlı çocuk oyununu da yine pazar günleri 11.00, çarşamba günleri ise 14.00’te küçük seyirciler için sahnelemeyi sürdürüyor. (0322 3523355)

OPERA BALE

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde yarın ve perşembe günleri saat 20.00’de “Don Kişot” adlı bale gösterisi, pazar günü saat 11.00’de ise “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek.

(0216 346 15 31)

ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “Don Giovanni/opera” bugün ve 15 Şubat’ta saat 20.00’de, “Zorba/bale” 9 ve 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Başlangıç/modern dans” 11 Şubat’ta saat 20.00’de, “Çakırcalı Efe/dans tiyatrosu” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “Yusuf ile Züleyha” 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Oda Müziği/konser” 19 Şubat’ta saat 20.00’de.

(0 312 324 68 01)

■ Leyla Gencer Sahnesi’nde, “Sihirli Dünya/çocuk müzikali” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 324 68 01)

MERSİN

■ Mersin Devlet Opera ve Balesi, bugün 14.00’te, piyano eşlikli ‘Şan Konseri’ ile sanatseverlerin karşısında olacak. Çarşamba günü 13.00’te ‘Okul Konseri’ ile öğrencilerin karışısına çıkacak olan MDOB sanatçıları, perşembe günü 20.00’de W. A. Mozart’ın, ‘Cosi Fan Tutte’ adlı 3 perdelik operası ile sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. (0324 2379130)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde 6 Şubat Pazartesi günü saat 20.00’de “La Boheme” adlı opera gösterisi, 9 Şubat Perşembe saat 20.00’de “Amazonlar” adlı bale gösterisi, 10 Şubat Cuma günü saat 14.00’te “Kuklacı” adlı çocuk oyunu sahnelenecek. (0362-431 50 00)

Sivas’ta Kültür Sanat

Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT) “Ortak Ağıt” adlı Oyunu sahneleyecek.

Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT) “Ortak Ağıt” adlı Oyunu sahneleyecek.

Hasan Öztürk‘ün kaleme aldığı, Bengisu Gürbüzer Doğru’nun yönettiği Oyunda, Özge Günay, Kerem Yücel, Burçhan Göze, Veysel Zurnazanlı, Volkan Gündüz, Can Atak, Nagehan Yazıcı, İlhan Gözde Giray, Filiz Demiralp ve Ufuk Bostancı rol alıyor.

Oyunun dekor tasarımını Murat Gülmez, giysi tasarımını Ceren Karahan, ışık tasarımını Hakan Özdemir, dans düzenini ise Yener Turan üstleniyor.

Bugün, yarın ve 4 Şubatta saat 19.30’da sahnelenecek Oyunda, acımasız bir krala, kahinlerinin yenidoğacak bir çocuğun onu tahtından indireceğini ve krallığına son vereceğini söylemesi üzerine kralın yenidoğan çocukları öldürmesi ve doğumları yasaklaması konu ediliyor.

SDT, 8 Şubat Çarşamba günü ise saat 10.30 ve 13.30’da “Dans Eden Eşek” adlı çocuk Oyununu sahneleyecek. Eric Vos’un yazdığı, Can Gürzap‘ın çevirisini yaptığı Oyunda, Özge Günay, Begüm Şahin, Kerem Yücel, Can Atak, Burcu Ongun Altay ve Burçhan Göze rol alıyor.

Oyunda, hırsızlık yapmak ya da dürüst insan olmak arasında seçim yapan iki kafadarın hikayesi anlatılıyor.

Bursa’da Kültür Sanat

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Yolcular” ve çocuk Oyunu “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Yolcular” ve çocuk Oyunu “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Sam Bobrick’in yazdığı, Fikret Urucu’nun yönettiği “Yolcular”ın dekor tasarımı Murat Gülmez, kostümtasarımı Candan Günay, ışık tasarımı Rahmi Özan’a ait. Kamil Korunan, Cem Arabacıoğlu, Rüyam P. Dirin ve Cansu Yılmaz’ın rol aldığı Oyunda, kendini bir otobüs terminalinde bulan yolcuların başına gelenler anlatılıyor. Oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde 2-3 Şubat’ta saat 20.00’de, 4 Şubat Cumartesi ise saat 15.00 ve 20.00’de sanatseverle buluşacak.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun yazdığı, Erkan Yılmaz’ın sahnelediği, Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği “Tek Kişilik Yaşam” adlı Oyunun dekor ve kostüm tasarımı Hakan Dündar, ışık tasarımı Ali Karaman‘ın imzasını taşıyor.

Y. Emir Çiçek’in rol aldığı Oyunda, hatıraların insan hayatında gürültü patırtı içinde kısa süreli dinlenmegibi bir kaçış noktası olduğu anlatılıyor. Rüyaların, seslerin, düşüncelerin, hayallerin ve daha başka, yaşayan ya da yaşamayan diğer şeylerin bir hatırası olduğu anlatılan Oyun, Feraizcizade Oda Tiyatrosu Sahnesi’nde bugün, yarın ve cumartesi 18.00’de izleyiciyle buluşacak.

Sandberg ve Firner’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Bora Özkula’nın yönettiği “Bu da Benim Karım” adlı komedinin dekor tasarımını Murat Gülmez, kostüm tasarımını Funda Çebi, ışık tasarımını Rahmi Özan yapıyor.

Berrin Balkanlar, Jale Çiçek, Taner Turan, Süheyla Zeybek, Muharrem Dalfidan ve Ayşe Dinç’in rol aldığıOyun, hayatın içinden bir güldürmece sunuyor. Oyunda, çalıştığı fabrikasında her on dakikada bir kamyondan hamile elbisesi çıkan, hali vakti yerinde olan bir kişi ve güzel ama artık güzelliği ve kadınlığınıunutmuş olan eşi anlatılıyor.

Titiz, temizlik hastası, baskın karakterli bir kadın ile eşi arasında geçenleri komik dille anlatan, herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği Oyun, AVP Sahnesi’nde 7-8 Şubatta saat 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Harun Özer’in yazdığı, Ebru Kara’nın yönettiği “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası” adlı çocuk Oyununun dekor ve kostüm tasarımını Özge Akarsu, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Erdem Gündüz yapıyor. Cihan Büyükışık, Serap Uluyol Karanfilci, Ozan Sargın, Cansu Yılmaz, Özlem Altaş, Eray Soykan, Ali Pınar, Hayati Özen, Savaş Ak, Emre Sefer, Mutlu Dereli, Cem Korkmaz, Emre Yaşa, Adnan Tunalı’nın rol aldığıOyunda, kimsenin çalışmadığı, üretmediği, her şeyin bir dileğe bağlı olduğu, kimsenin hiçbir şey yapmadan istediklerinin önüne geldiği bir dünya konu ediliyor. Oyun, AVP Sahnesi’nde 5 ve 7 Şubat’ta saat 14.00’te sahnelenecek.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu-

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu “Ölüm Tuzağı” adlı Oyunu sahneliyor

Amerikan Edebiyatının korku ve gerilim yazarı olan İra Levin’in kaleme aldığı, Hale Kuntay’ın Türkçeye çevirdiği “Ölüm Tuzağı” adlı Oyunu Mustafa Kurt yönetiyor.

Sezonun yeni Oyunu olan “Ölüm Tuzağı”, para ve şöhret tutkusunun insanları nasıl baştan çıkardığını anlatıyor. Oyun, bugün ve yarın saat 20.30’da, 4 Şubat Cumartesi ise 14.00’te Tayyare Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 8 Şubat Çarşamba günü saat 11.00 ve 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı Oyunu sahneye koyacak.

Sami Güner Sanat Galerisi’nde, Ayşen Taştekin Doda’nın kişisel resim sergisi ise, 30 Ocak-4 Şubat tarihlerinde açık kalacak.

Zonguldak’ta Kültür Sanat

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında “Aşkı ya da Antigone New York’ta” adlı tiyatro Oyunu sergilenecek.

Zonguldak‘ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında “Aşkı ya da Antigone New York‘ta” adlı tiyatro Oyunu sergilenecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu, Janusz Glowacki’nin yazdığı, Tuğrul Çetiner’in çevirdiği ve Faik Ertener’in yönettiği “Aşkı ya da Antigone New York‘ta” 2 perdelik Oyunu 3-4 Şubat tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi‘nde izleyenlerle buluşturacak.

Özden Çiftçi, Mehmet Ali Kaptanlar, Şamil Kafkas, Ali Düşenkalkar ve Adnan Kürkçü’nün rol aldığıOyunda, New York‘un parklarından birinde dünyanın bir çok yerinden Amerika’ya göç etmiş insanların yaşam mücadelesi konu ediliyor.

Konya’da Kültür Sanat

Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), “Kulaktan Kulağa-Carrar Ana’nın Silahları”, “Güzel ve Çirkin” ile “Dört Köşe Palyaço”adlı Oyunları izleyicisiyle buluşturacak.

Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), “Kulaktan Kulağa-Carrar Ana’nın Silahları”, “Güzel ve Çirkin” ile “Dört Köşe Palyaço”adlı Oyunları izleyicisiyle buluşturacak.

Dekoru Gül Emre, kostümleri Gülnur Orhon ve ışık düzenini Mehmet Yaşayan’ın yaptığı “Kulaktan Kulağa-Carrar Ana’nın Silahları” adlı Oyunda Alpay Aksum, Şebnem Büyükkalkan, Gökçe Yurtsal, Doğan Doğru, Bengisu Gürbüzer Doğru, Feray Darıcı, Özgür Baş ve Hasan Tanılmış rol alıyor.

Kulakların duymak istediklerini mi yoksa her şeyi mi duyduğunu anlatan

“Kulaktan Kulağa” ve iki çocuklu bir annenin savaş sırasındaki yaşamını anlatan

“Carrar Ana’nın Silahları” bugün ve yarın saat 19.30’da, 4 Şubat Cumartesi ise saat 14.00 ve 19.30’da izleyicinin beğenisine sunulacak.

Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), “Güzel ve Çirkin” adlı müzikal Oyununu da sergileyecek.

Dekoru Aytuğ Dereli‘ye, kostümleri Ceren Karahan’a ve ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait Oyunda, Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor.

Işıltılı şatoda yaşayan bir prensin, yaşlı bir dilenci kadın tarafından çirkin bir yaratığa çevrilmesinin ardından çirkin prensin, elindeki sihirli gülün son yaprağı dökülene kadar kendisini sevecek bir kızı bulması gerektiğini anlatan Oyun, 5 Şubat Pazar günü saat 14.00’da KDT sahnesinde izlenebilecek.

Tamay Sayar ve Şekip Taşpınar‘ın yazdığı çocuk Oyunu “Dört Köşe Palyaço” ise 7 Şubat Salı ve 8 Şubat Çarşamba günü saat 10.30’da ve 14.00’da sanatseverlerle buluşacak.

İstanbul’da Kültür-sanat

Rastafari’nin değişmez müziği Reggae’nin efsanevi ismi Bob Marley’in 67.doğum günü, 4 Şubat’ta Babylon’da, 6 Şubat’ta Nayah’ta düzenlenecek programlarla kutlanacak.

Rastafari’nin değişmez müziği Reggae’nin efsanevi ismi Bob Marley‘in 67. doğum günü, 4 Şubat’taBabylon‘da, 6 Şubat’ta Nayah’ta düzenlenecek programlarla kutlanacak.

Şarkılarında işlediği sevgi, barış ve kardeşlik konularıyla tüm dünyada milyonlarca hayranı olan Marley’in anısına düzenlenecek partilerde, Selekta Firuzaga, Ras Memo, Sattas, Mahi, Selekta Genjah, King Seroman, Naranjaman, Pnarzenci, Mojahfire ve Jr. Sensimilla gibi ünlü DJ’ler sahne alacak.

Trompet sanatçılarından İmer Demirer, yarın sanatçı dostlarıyla birlikte Borusan Müzik Evi’nde konser verecek.

Mor ve Ötesi, 2007 yılından beri klasikleştirdiği “Akustik” konser serisinin 5’incisinde, daha önce akustik versiyonları hiç çalınmamış, eski ve yeni birçok şarkısını, sahneye davet edeceği şarkıcı ve müzisyen dostlarıyla yarın Ghetto’da seslendirecek.

Pop müzik sanatçısı Göksel, yeni albümü “Bende Bi Aşk Var”ın ilk konserini yarın Salon İKSV’de verecek.

“Mi Kubbesi” isimli albümlerinin yayınlanmasıyla büyük bir hayran kitlesi tarafından takip edilmeye başlanan Nekropsi, derin enstrümantal kompozisyonları, ani ataklarla dinleyeni bambaşka bir hikayeye sürükleyen tarzlarıyla yarın Babylon‘da sahne alacak.

Arabesk eserleri rock altyapılar, arabesk vokaller ve doğu vurmalıları kullanarak yorumlayan, arabesk formatında besteler yapan ve “Her Gün İsyanım Var” ve “Damarımda Kanımsın” albümleriyle büyük bir hayran kitlesine sahip olan İstanbul Arabesque Project, 4 Şubat’ta Live Haymatlos’ta sahne alacak.

Konserlerinde Bergen’den Kamuran Akkor’a, Orhan Gencebay‘dan İbrahim Tatlıses‘e pek çok arabesk duayeninin eserlerini seslendiren grup, kendisini izlemeye gelen müzikseverlere arabeskin kederli değil, keyifli ve eğlenceli yönünü göstermeyi hedefliyor.

Uzun bir aradan sonra büyük bir özenle hazırladığı “Derindekiler” albümünü dinleyenlerin beğenisine sunan Kıraç, albümünün ilk İstanbul konserini 4 Şubat’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecek.

Mevlana Kültür ve Sanat Vakfının düzenlediği ve bestekarı bilinmeyen, bestelenmiş en eski Mevlevi ayinlerinden olduğu kabul edilen Pençgah Ayini

(Beste-i Kadim) “Sema Töreni”, 5 Şubat’ta Galata Mevlevihanesi Müzesi’nde gerçekleştirilecek.

-Sahne sanatları

Çin Ulusal Akrobasi Topluluğu “Rüya Takımı-Sihirli Akrobatlar”, trapez, dans, akrobasi ve kung-fu’yu bir araya getiren, yer çekimine ve fizik kurallarına meydan okuyan performanslarını 3, 4 ve 5 Şubat’ta TİMMaslak Show Center’da sergileyecek.

Neil Labute’un yazıp Defne Halman ve Engin Hepileri’nin yönettiği “Zorla Güzellik” isimli komedi türündeki tiyatro Oyunu, yarın Kenter Tiyatrosu’nda perdelerini açacak.

W. Gordon Smith’in yazıp Ülkü Tamer‘in çevirdiği ve Hakan Gerçek’in hem yazıp, hem de oynadığı tek kişilik Oyun “Van Gogh”, yarın Caddebostan Kültür Merkezi Küçük Salon’da izleyiciyle buluşacak.

Levent Kazak‘ın yazıp Laçin Ceylan‘ın yönetmenliğini üstlendiği, kadının sosyal konumuna dikkat çeken “Cam”, yarın Kozyatağı Kültür Merkezi Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde izleyici karşısına çıkacak.

Zorlu Çocuk Tiyatrosunun yeni sezonu için Prof. Dr. Hasan Erkek tarafından Andersen’in “Çirkin Ördek Yavrusu” masalından hareketle yeniden yazılan

“öteki” kavramının farklı katmanlarda işlendiği “Çirkin Ördek Yavrusu”, 4 Şubat’ta Kenter Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Cesare Pavese‘nin “Yaşama Uğraşı” adıyla yayımlanan günlüğünden esinlenen, ölüm gerçeğini ve onu takip eden yas sürecini konu edinen bir dans performansı olan “Bugün, Hiçbir Şey”, 6 Şubat’ta Salon İKSV’de izleyici karşısına çıkacak.

“Elazığ Kültür ve Sanat Şehridir”

Elazığ – Bakü Kültür ve Sanat Buluşması için ilimize gelen sanatçılar ve kültür elçileri Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu’nu ziyaret ettiler.

Başkanlık makamında gerçekleşen ziyarette Elazığ – Bakü Kültür ve Sanat Buluşmasına katılacak olan sanatçılar ile organizasyona katkı veren kuruluşların yetkilileri hazır bulundu.

Ziyarette bir değerlendirme yapan Bedrettin Keleştimur: “Elazığ – Bakü Kültür ve Sanat Buluşması kapsamında şehrimizde bir faaliyeti daha icra etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Azerbaycan‘ın bağımsızlığının 20. yılında bu etkinlikler iki gün süreyle devam edecek. Azerbaycanlı Şair Elmas Yıldırım adına düzenlenecek paneller yapılacak. Cafer Cabbarlı’nın kitap tanıtımını yapacağız. Ve bu aradaAzerbaycan edebiyatında önemli olan şahsiyet Anar Bey’e FÜ tarafından Fahri Doktora unvanı verilecek. Programlarımız kapsamında Fuzuli‘ye saygı gecesi tertip edeceğiz. Tüm programlarımızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Doç. Dr. Yakup Deliömeroğlu ise konuşmasında Azerbaycan Şehitleri içinTürkiye‘de ilk defa Elazığ‘da bir anıt yapıldığına dikkat çekerek, bu durumun iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini geliştirme adına çok önemli olacağına vurgu yaptı.

Sanatçı Mehmet Özbek ise açıklamasında; “Bizler için Elazığ – Bakü sanat buluşmasından ziyade burada bir Bayram yaşıyoruz. Sayın Valimize, Belediye Başkanımıza ve manas ekibine teşekkür ediyorum. Biz türkülerimizi yörelerimizden derleyerek sizlere sunmaya gayret gösterdik. Bu etkinliklerin tamamının hayırlı olmasını diliyorum. Etkinlikler kapsamında Fuzuli‘ye saygı gecesi bizler için ayrıca önem arz eden programlardan biridir.” Dedi.

Elazığ‘ın bir kültür ve sanat şehri olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi:

“Sizleri Anadolu‘nun bu inci şehrinde ağırlamaktan mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Elazığ – Bakü Kültür ve Sanat buluşmasını organize eden Bedrettin Keleştimur Beyefendi başta olmak üzere tüm arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Geçmişte Hazar Şiir Akşamlarından birini Azerbaycan‘da gerçekleştirmiştik ve orada Yazarlar Birliği Başkanı Anar beyle de bir araya gelmiştik. Şehrimizde düzenlenecek bu programların hayırlı olmasını diliyor, bizleri ziyaretiniz içinde şükranlarımı sunuyorum.”

BAŞKENTTE KÜLTÜR SANAT HABERİ

CUMHURBASKANLIGI SENFONI ORKESTRASI (CSO), 10 SUBAT’TAKI KONSERINDE ”BAROK HAFTASI” PROGRAMIYLA IZLEYICI KARSISINA CIKACAK.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 10 Şubatˊtaki konserinde ˊˊBarok Haftasıˊˊ programıyla izleyici karşısına çıkacak.

Orkestrayı Şef Raoul Grüneisˊin yöneteceği konserde, obuada Manfred Bellmann ve flütte Iris Rath yer alacak. Konserde, Telemannˊın ˊˊre majörˊˊ senfoniˊsi, Bach ve Vivaldiˊnin ˊˊobua konçertoˊˊlarıile Hasseˊnin ˊˊsol minörˊˊ senfonisi seslendirilecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu bu hafta 15 oyun, Ankara Devlet Opera ve Balesi 5 eserle izleyiciyi selamlayacak.

-Tiyatro-

Büyük Tiyatro: ˊˊGenç Osmanˊˊ, yarın ve 5 Şubatˊta sahne alacak.

Ali Berktayˊın kaleme aldığı, Ayşe Emel Mesciˊnin yönettiği ˊˊKerbelaˊˊ, 7 Şubatˊta seyredilebilir.

Cüneyt Gökçer Sahnesi: Aristophanesˊin yazdığı, Yücel Ertenˊin çevirip, oyunlaştırıp yönettiği ˊˊBarışˊˊ, yarın ve 4 Şubatˊta izlenebilir.

ˊˊKantocuˊˊ 7, 8 ve 9 Şubatˊta seyredilebilir.

ˊˊBenim Tatlı Meleğimˊˊ, 5 Şubat pazar Günü izleyiciyle birlikte olacak.

Şinasi Sahnesi: Tennessee Williamsˊın yazdığı, Can Yücelˊin çevirdiği, Jason Haleˊnin yönettiği ˊˊSırça Kümesˊˊ, yarın ve 4 Şubatˊta sahnelenecek.

ˊˊElma Hırsızlarıˊˊ isimli eser, 7, 8 ve 9 Şubatˊta seyirciyle birlikte olacak.

Küçük Tiyatro: Angelo Savelliˊnin kaleme aldığı ve yönettiği ˊˊFigaroˊˊ, yarın ve 4 Şubatˊta sahne alacak.

ˊˊKeloğlan Keleşoğlanˊˊ isimli çocuk oyunu, 5 Şubat Pazar günü görülebilecek.

Akün Sahnesi: ˊˊGizler Çarşısıˊˊ, yarın, 4 ve 5 Şubatˊta izlenebilir.

ˊˊRab Şeytana Dedi Kiˊˊ, 7, 8 ve 9 Şubatˊta tiyatroseverlerle birlikte olacak.

Altındağ Tiyatrosu: Geleneksel Türk tiyatrosunun önemli yazarlarından Musahipzade Celalˊin kaleme aldığı ˊˊKafes Arkasındaˊˊ isimli oyun hafta boyunca izlenebilecek.

İrfan Şahinbaş Sahnesi: ˊˊYastık Adamˊˊ, 4 Şubatˊta izlenebilecek.

Stüdyo Sahne: ˊˊÜç Yönetmen Üç Oyunˊˊ, yarın, 5 ve 7 Şubatˊta izlenebilir.

Oda Tiyatrosu: ˊˊDönülmez Akşamın Ufkundayızˊˊ adlı eser, yarın ve 4 Şubatˊta, ˊˊHüzzamˊˊ 7, 8 ve 9 Şubatˊta seyredilebilecek.

-Opera-bale-

Opera Sahnesi: ˊˊMacbethˊˊ, 4 Şubat Cumartesi, ˊˊDon Giovanniˊˊ 6 Şubat Pazartesi sahnelenecek.

ˊˊZorbaˊˊ balesi, 9 Şubat Perşembe günü seyirciyle birlikte olacak.

Operet Sahnesi: ˊˊBir Tenor Aranıyorˊˊ, 5 Şubatˊta, ˊˊŞarkılarla Yaşamakˊˊ ise 7 Şubatˊta sahne alacak.

Leyla Gencer Sahnesi: ˊˊSihirli Dünyaˊˊ adlı müzikli çocuk oyunu, 5 Şubatˊta izlenebilir.

-Sinema-

Steven Spielbergˊin Kamera karşısına geçtiği ve konusu Birinci Dünya Savaşı yıllarında geçen ˊˊSavaş Atıˊˊ adlı film, yarın seyirciyle buluşacak.

Jeremy Irvin, Peter Mullan, Emily Watson ve David Thewlisˊin başrolünü üstlendiği film, Birinci Dünya Savaşı sırasında Albertˊın eğittiği ve çok sevdiği atı Joeyˊnin satılarak savaşta sipere gönderilmesi üzerine yaşananları işliyor. Film, Michael Morpurgoˊnun aynı adlı çocuk romanından sinemaya aktarıldı.

Hasan Tolga Pulatˊın yönettiği, Altın Portakal ödüllü ˊˊGüzel Günler Göreceğizˊˊ vizyona girecek. Bir Güniçinde İstanbulˊda geçen hikaye, beş farklı karakterin kesişen yollarını anlatıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Uğur Polat, Buğra Gülsoy, Nesrin Cevadzade, Feride Çetin ve Barış Atay Mengüllü yer alıyor.

48. Antalya Altın Portakal Film Festivaliˊnde yarışan yapım En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi Yardımcı kadın Oyuncu ödüllerine layık görülmüştü. Şanal Günseliˊnin yönettiği ˊˊEş Ruhumun Eş Zamanıˊˊ adlı film gösterime girecek. Uğur Çavuşoğlu, Aylin Kabasakal, Zeynep Utku, Deniz Seki, Musa Uzunlar, Tuğçe Ersoy ve Güzin Ustaˊnın rol aldığı yapım, Şanal Günseli ve Işık Günseli-nin gerçek hayat hikayelerinden yola çıkarak 2005 yılında yazdıkları aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlandı. Türü ˊˊkuantum filmiˊˊ olarak nitelendirilen yapım, yeryüzünden uzak bir boyutta bütünlüğünü tamamlamış enerji dolu bir varlığın dünyaya inmesini ancak, burada çıkan bir kaos sonucu ikiye ayrılması nedeniyle bu varlıktan ayrılan iki eş ruhun birbirini aramaya başlamasını konu alıyor.

İngiltere yapımı ˊˊUtançˊˊ, haftanın dördüncü yeni yapımı. Steve Mcqueen IIˊnin yönettiği filmde Michael Fassbender, Carey Mulligan, James Badge Dale, Lucy Walters, Elizabeth Masucci ve Calamity Chang rol alıyor. Film, New Yorkˊta yaşayan 30ˊlu yaşlardaki Brandonˊın sorunlarından sıyrılma çabalarını işliyor.

 Kaynak : http:// haberler.com

Ünlü yazar Türkiye’ye neden gelmiyor?

Son kitabı ‘Kış Günlüğü’ ABD’den bile önce ve ilk olarak Türkçe basılıp, Türkiye’de yayımlanan ünlü yazar Paul Auster, Türkiye’ye gelmeyi reddediyor. Çünkü…
Hürriyet gazetesinden Buket Şahin, dünyaca ünlü yazar Paul Auster ile New York’ta bir araya geldi.

İşte o söyleşi:

TÜRKİYE’DEKİ YAYINCI ERKEN DAVRANDI

‘Kış Günlüğü’ kitabınız ilk önce ve neden Türkiye’de yayınlandı?
Evet, Türk okurlar dışında kimse okumadı henüz. Şubat ayında Danimarka ve İspanya’da yayınlanacak. ABD’de ağustos ayında çıkması planlanıyor. Tamamen programla ilgili. Türkiye’deki yayıncı erken davrandı (Can Yayınları).

Şu anda yeni bir kitap üzerine çalışıyor musunuz?
Bir şeyler karalıyorum ama kitap olur mu bilmiyorum henüz. ‘Brooklyn Çılgınlıkları’ kitabından sonra uzun süre yazacak bir konu bulamadım, aylarca beklemem gerekti. Garip olan, şimdi kitaplar arasında daha uzun bir süre bekliyorum ama daha hızlı yazıyorum.

Öykü yazarı olan babam her kitabını bitirişinde “Artık yazmayacağım, bu son kitabım” der. Ya siz?
Aynen öyle. Her son cümlede ben de aynı şeyi söylerim. Zira, yazdığınız sürece kendi hayatınızı yaşamıyorsunuz. Oysa, yaşamak gerekir yeniden yazabilmek için.

İÇİMDE BİR ŞEYLER GÖMÜLÜ

Edebi eserlerinizde kurgu ve gerçek o kadar iç içe ki sormadan edemeyeceğim, yaşadıklarınızı mı yazıyorsunuz, yoksa bazen yazdıklarınız bir yaşanmışlığa dönüşüyor mu?
Hayır, sadece tek yönlü bir etkilenme. Bilinçaltımdan geliyor. İçimde bir şeylerin gömülü olduğunu biliyorum; bazen yüzeye çıkarlar ve onu takip ederim, nereye gittiğini gözlemlerim, hissetmeye dair bir duygu bu. İfade edemeyeceğim bir duygu.

Senaryo yazarken nasıl hissediyorsunuz?
Bir filmin öyküsünü yazmak bambaşka. Tamamen farklı bir süreç. Sahneleri, diyalogları, kişileri ve ekibi önceden planlamanız lazım, ayarları ona göre yapmanız gerekiyor.

Türkçe’ye çevrilmiş 25’den fazla kitabınız var. ‘Timbuktu’nun film olacağı doğru mu?
Öyle bir proje geldi bir hanımdan. Çok da ısrarcıydı. Merak ettim ve senaryoyu yazmasını istedim ama sonucu hiç beğenmedim.

Kitaplarınızdan bir Brooklyn sevdalısı olduğunuzu anlıyoruz. Peki Brooklyn olmasaydı nerede yaşardınız?
Bunu düşünmek bile istemiyorum! İki hafta sonra 65 yaşında olacağım. Hayatımın 32 yılını yani yarısını burada geçirdim. Brooklyn her çeşit insanın yaşadığı bir yer. Ama bütün büyük şehirler gibi Brooklyn’in de çirkin ve güzel tarafları var.

NAZIM HİKMET 20. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ ŞAİRİ

Nobel Edebiyat Ödülü sizin için ne ifade ediyor?
Neye göre verildiğini bilmiyorum. Bazen iyi yazarlar alıyor, bazen değil ama kimin kazandığını duymak her zaman ilgimi çekmiştir. Bir ödülün yazar için o kadar da değerli olduğuna katılmıyorum. Bence 20. yüzyılın en büyük üç yazarı Proust, Joyce ve Kafka. Sanat bir olimpiyat yarışması gibi algılanmamalı.

Latin edebiyatından kimleri okuyorsunuz?
Malûm herkesin okuduğu isimler: Marquez, Vargas Llosa, Roberto, Fuentes, Borges, Cortazar, yakın zamanda kanserden kaybettiğimiz, Arjantinli yazar dostum Tomas Eloy Martinez… ‘Santa Evita’ adında çok çok ilginç bir roman yazdı, Eva Peron’un kayıp naaşına dair.

Nazım Hikmet okudunuz mu hiç?
Okudum, çok severim. 20. yüzyıl Türk şiirinin en önemli şairidir.

ESAD DÜNYANIN EN APTAL POLİTİKACILARINDAN BİRİ

Arap Baharı ve Ortadoğu’da yaşananlar Türkiye’yi olumsuz etkiliyor. Suriye’ye bakın! Esad dünyanın en aptal politikacılarından biri. Ülkesini mahvetti. Ortadoğu’da hatta tüm dünyada bir kaos sürüyor. Genelleştirme yaparsak ki bu ABD, Ortadoğu ve Avrupa için geçerli, herkesin fikir birliği ettiği bir durum var: Sistemin ve değerlerin yeniden düzenlenmesi lazım. Ekonomik sistem, sosyal sistem, öncelikler, çevrecilik yeniden yapılandırılmalı. Dünyamıza daha fazla adalet ve eşitlik lazım. Çok az zengin ve çok yoksul var. İletişim çağında yaşıyoruz ve artık herkes her şeyin farkında. Ortadoğu’ya bak, Mısır’da devrim nasıl çabuk yayıldı çünkü insanlar daha hızlı iletişim kuruyor. Bir örnek vereyim: 1930’larda Sovyetler Birliği’nde Stalin’in kararıyla 10 milyon toprak sahibi çiftçi öldürüldü. Çünkü o zaman iletişim ağı yoktu. Ama şimdi günümüzde telefonla bile bir katliamın fotoğrafını çekebilirsiniz. Irak’taki hapishanede Amerikan askerlerinin yaptığı şeytani vahşet yine böyle ortaya çıktı.

OBAMA KAZANACAK

Bakın, şimdiden söylüyorum, seçimlere daha 11 ay var ama Obama kazanacak. Cumhuriyet Parti hiç bu kadar uzlaşmasız, yetişkinlikten uzak hatta bir çocuk gibi davranan tavırda olmamıştı. Cumhuriyetçi adaylar çok zayıf: Mitt Romney’in açık zaafları ortada, kimseye hitap etmiyor. Obama açık farkla kazanacak. Önemli şeyler yaptı. Hayatımda gördüğüm hiçbir başkanın yapmadığı kadar… En zoru deniyor. Otomotiv sektörünü kurtardı. GM, Chrysler batma noktasına gelmişti. Devlet bütçesiyle kurtardı onları ve para bütçeye döndü. Ama kimse bu konuda Obama’yı övmüyor. Daha dün Kanada ve Teksas arasındaki petrol hattını bloke etti, Kongre’ye acil bir karar için müdahale etti. Belki herkes saldıracak Obama’ya bu müdahale için ama çevrecilik açısından doğru bir karardı.

Paul Auster’ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı ‘Kış Günlüğü’, sıradan bir yaşam öyküsü değil, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşam. Auster, bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklıyor: “Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur.”

SAKIN YAZAR OLMAYIN!

Yazar olmak isteyenlere tavsiyeniz neler?
Okuma günlerimde de aynı soru soruluyor, şöyle yanıtlıyorum: “Yapmayın, yazar olmayın, yalnızlık ve parasızlığa kendinizi mahkum etmeyin!” Eğer tavsiyemi dinlerlerse, bu kadar kolay vazgeçeceklerse zaten yazar olamayacakları bellidir. Ama tavsiyemi dinlemeyip yazmaya devam ediyorlarsa yazarlık içlerindedir, yazar olurlar.

ATATÜRK OLAĞANÜSTÜ BİR DEVLET ADAMI

Atatürk olağanüstü bir devlet adamı. Olağanüstü bir lider. Türkiye’yi baştan yaratan eşsiz biri. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra dağılan Osmanlı’dan Türkiye’yi yarattı ve modern dünyaya dahil etti. 20. yüzyılın en önemli tarihi kişiliklerinden bence.

AUSTER’DAN NOTLAR

* Hayatında internet kullanmamış, ihtiyaç da duymamış, önce deftere yazıyor, sonra Olympus marka daktilosuyla temize çekiyor: “Bana kalem lazım, kelimelerin çözülmesi için fiziki bir jest olmalı’ diyor.

* Yine yazar olan, ilk eşi Lydia Davis’le Fransız Devrimi’nden sonra inşa edilmiş, 1794 yapımı taş bir çiftlikte aylarca bekçilik yaptı, Provence’ta kekik ve lavanta kokularıyla uyandı. Norveç asıllı 31 yıllık çok sevdiği şimdiki eşi Siri’dense her kitabında bahsediyor.

* Çocukluğundan beri bir beyzbol tutkunu. Hâlâ maçları kaçırmıyor. Koyu bir ‘New York Mets’ taraftarı.

* Rolling Stones dergisine çıplak kapak olan kızı Sophie için Bush karşıtı şarkı sözleri yazmış.

* Çok iyi bir şoför olmasına rağmen, ‘Kış Günlüğü’nde anlattığı talihsiz otomobil kazasından beri direksiyon başına geçmiyor. Tam 10 yıl olmuş. Şehre metro veya taksiyle iniyor.

TÜRKİYE, EN ÇOK ENDİŞELENDİĞİM ÜLKE

Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmeyi reddediyorum! Kaç kişi oldu? 100’ü geçti mi? Biz demokratlar Bush’lardan kurtulduk. Bir savaş suçlusu olarak yargılanması gereken Cheney’den kurtulduk. Neler oluyor Türkiye’de! En çok endişelendiğim ülke. Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum davet alsam da. Aynı sebeple Çin’den gelen davetleri de geri çeviriyorum. Bu hükümetleri protesto ediyorum.

 

Kynk : http://www.pressturk.com