Şunun için etiket arşivi: Atatürk

Binlerce öğrencinin liseyi bitirdikten sonra hazırlandıkları yetenek sınavlarının sonuna geldik . Bazı öğrencilerin hayalleri gerçek oldu.Bazılarının da  hayalleri başka bahara kaldı. Üniversitelerin açılmasıyla birlikte güzel sanatlar bölümlerinde , spor -resim akademilerinde, eğitim fakültesi müzik-resim-beden eğitimi bölümlerinde  de eğitim başlayacak.

müzik yetenek sınavları

Yetenek sınavları özellikle bazı üniversitelerin  Eğitim fakültesi müzik bölümlerinde biraz şekil değiştirdi. Daha önce üç-dört güne yayılan sınavlar bir günde yapıldı.(Gazi Üniversitesi  Eğitim Fakültesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi) Ellişer kişilik guruplar halinde içeri alınan öğrenciler iki veya üç komisyon tarafında sınava alınıyorlar ; bütün aşamalara sınava alınan öğrenciler(dikte,deşifre,enstrüman ,ses) in sınav bittikten sonra tüm aşamalardan aldıkları puanlar Y.G.S. ,ve okul puanları da eklenerek en yüksekten en düşüğe doğru sıralanıyor ve sonuçlar ilan ediliyor. Halbuki daha önce bu dönem Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünde yapıldığı gibi üç aşamada yapılıyor birinci aşamada veya ikinci aşamada başarılı olamayan öğrenciler diğer aşamalara giremiyorlar. Bu da seslerini ve enstrümanlarını sergileyemiyorlardı.

resim yetenek sınavları

Sınav türlerine öğrenci ve veli açısından bakacak olursak; yeni yapılan sınav türünde öğrencinin sınavı bir günde bittiği için özellikle il dışından gelenler 2-3 gün kalacak yer sorunuyla karşılaşmıyorlar, heyecan , yorgunluk , stres bir günde toplanıyor ve aynı gün evlerine dönerek internet yoluyla sonuçları öğreniyorlar.Daha az masraf yapıyorlar. Hangi sınav şeklinin öğrenci için daha iyi olacağını ise sanırım zaman gösterecek.

  Kazanamayan öğrencilerinse yeteneksiz oldukları kesinlikle söz konusu değildir. Eğer böyle olsaydı Güzel Sanatlar Liselerinde okuyan, spor liselerinde okuyan ve çeşitli hazırlık kurslarıyla bu sınavlara hazırlanan öğrencilere eğitimciler tarafından mutlaka gerekli uyarılar yapılırdı. Kazanamayan öğrenciler  ya sınav sistemine yabancılar ya da iyi çalışmamışlardır veya heyecan ve streslerine yenik düşmüşlerdir. Bu bölümlere  2-3 sene hazırlanıp giren öğrencilere çok  rastladım. Hepside girdikleri okullarda çok başarılı oldular. Bunun yanında  derece yaparak giren ve başarısız olup okuldan atılan , 8-9-10 sene sonra mezun olan öğrenciler de gördüm. Başarılı olmak için sistemli ve çok çalışmanın önemini bir defa daha tekrarlayarak; tüm öğrencilere yeni öğrenim yılında sonsuz başarılar dilerim.

                                   COŞKUN  NEHİR

 (İST. Devlet Operası  Sanatçısı ve Marmara Üniversitesi,

Atatürk Eğitim Fak. Müzik Bölümü Öğretim Üyesi)

Nar Sanat Eğitim Kursu; Ses Terapisi ve Şan eğitmeni)

Acil Tıp Uzmanları Derneğinin (ATUDER) düzenlemiş olduğu “Acilin Öyküsü” adlı öykü yarışmasına başvurular baladı. Ağa yarışmanın şartnamesini ve afişini görebilirsiniz.

atuder-oyku-yarismasi

YARIŞMA KURALLARI

1. Yarışmamız uluslararası katılıma açıktır. Her yaş ve meslek kümesinden ilgililer yarışmaya katılabilir.

2. Öykülerin konusu acil tıp (eğitim, acil servisler, 112’lerde yaşananlar, vb.) ile ilgili olmalıdır.

3. Yarışmaya katılan öyküler hiçbir yerde yayımlanmamış olmalıdır.

4. Başvuru için öykü ve kimlik dosyası olmak üzere elektronik ortamda iki dosya [email protected] adresine gönderilmelidir. Başvurular sadece elektronik ortamda kabul edilecektir.

5. Öykü dosyası: Öyküler Microsoft Office Word programıyla A4 kâğıt boyutunda, bir buçuk satır aralığıyla, 12 punto, Times New Roman karakteriyle beş sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. Gönderilecek öyküyü içeren MS Word dosyasını adı öykünün adı olmalıdır.

6. Kimlik dosyası: Öykü Yazarının “adı-soyadı, yaşı, cinsiyeti, mesleği, telefon numarası, e- posta adresi ve yaşadığı il” bilgilerini içermelidir.

7. Son Başvuru tarihi 01 Ocak 2015 tarihidir.

8. Sonuçların resmi duyurusu Mayıs 2015 tarihinde yapılacak olan Acil Tıp Uzmanları Derneği Kongresi’nde ilan edilecek ve ödüller verilecektir.

9. Kişiler sadece bir öykü ile katılabilir.

10. Ödül olarak:

Birinciye : 2.000 TL

İkinciye : 1.500 TL

Üçüncüye: 1.000 TL verilecektir.

11. Şartnameye uymayan katılımcıların eserleri değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır.

12. Yarışmaya katılan öyküler, gerek görüldüğü takdirde, telif hakları Acil Tıp Uzmanları Derneği’nde olmak kaydıyla yazarın adıyla yayımlanabilecektir.

13. Yarışmaya katılan yazarlara (yayınları bastırılıp çoğaltılmış olsa da) telif ücreti veya ücret yerine geçecek herhangi bir karşılık ödenmeyecektir. Yalnızca öyküleri kitaplaşanlara, kargo bedeli tarafımızca karşılanmak kaydıyla üç adet kitap hediye edilecektir. Yarışmaya katılan yazarlar eserleriyle ilgili telif haklarını Acil Tıp Uzmanları Derneğine devredeceklerdir.

14. Değerlendirme jürisinde görev alan kişiler, bu kişilerle birinci dereceden kan bağı olanlar ile onların yakınları yarışmaya katılamazlar.

15. Eserlerin yazımında TDK Yazım Kılavuzu’na uyulmalıdır.

16. Eserler milli ve manevi değerlere, genel ve evrensel ahlak ile insanlık ilkelerine uygun olmalıdır.

17. Yarışmaya katılan eserlerin, intihal (çalıntı) veya suç unsuru içermesi vb. durumlarda (yayınların) içindeki tüm bilgilerin hukuki ve cezai sorumluluğu yazara aittir.

18. İhtilaf halinde Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri yetkilidir.

19. Yarışmaya katılanlar yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılacaktır.

Jüri Üyeleri

Prof. Dr. Başar Cander Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Cuma Yıldırım Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Mehmet Gül Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Doç. Dr. Zeynep G. Çakır Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Bölümü

Prof. Dr. Hasan Kavruk İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü

Prof. Dr. Cengiz Yakıncı İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü

Dr. Sema Selvioğlu İl Ambulans Servis Komuta Merkezi Şefi İstanbul

 

Detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ

Lozan sergisi açılıyor…

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor. Sergi Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair birçok belge ve kaynağı barındırıyor.

lozan-antlaşması

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi, 1 Eylül – 11 Ekim tarihleri arasında FMV Galeri Işık’ta ziyaret edilebilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi dolaşmaya Ankara’dan başlayan, ardından da Ankara, Antalya ve Eskişehir’e giden serginin son durağı İstanbul olacak.

Cumhuriyet’in ilk yıllarını İsmet İnönü perspektifinden ele alan sergi, toplumsal, kültürel ve ekonomik dönüşümleri belge, fotoğraf ve yazışmalarla anlatıyor. İsmet İnönü dönemine dair kitap, sergi ve seminer çalışmalarıyla bilinen İnönü Vakfı’nın hazırladığı sergi, iç ve dış politikada izlenen yol, Cumhuriyet rejimiyle birlikte Türkiye’de yaşananları tarih meraklılarına aktarıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Zafer Toprak’ın, grafik tasarımını Ferah Perker, genel tasarımını ise Çağdaş Arpaç ve Dr. Fatma Türe’nin üstlendiği sergiye dokunmatik ekranlar, video enstalasyonları aracılığıyla ziyaretçiler interaktif olarak da katılabiliyor.

Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki yazışmalar, telgraflar, dönemin gündelik yaşamına dair kamera görüntüleri, fotoğraflar, gazete ve dergi kapaklarının yanı sıra, sergi içerisinde mühürler, madalyalar, antlaşmalar, resmi yazışmalar gibi birçok belge de yer alıyor. ‘İsmet İnönü’nün Yaşamı’, ‘Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’, ‘Lozan Konferansı ve Antlaşması’, ‘İsmet İnönü ve İç-Dış Politika’ olarak dört ana başlığa ayrılan sergide Lozan Konferansı’na dair bugüne dek görülmemiş birçok fotoğraf da ziyaretçilerini bekliyor.

Sergide ayrıca çocuk ziyaretçiler için bir de çizgi film de gösteriliyor. Çizgi film, ‘Lozan Barış Antlaşması’ adını taşıyor. İstanbul Nişantaşı’da bulunan FMV Galeri Işık, pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün açık.

 Güzel sanatların tüm bölümleriyle ve sporla ilgilenen ve Y.G.S. sınavlarına giren  gençler şu sıralar büyük bir heyecan içindeler.Yetenek sınav tarihleri açıklanan üniversite güzel sanatlar veya spor bölümleri ya sınavlara başladılar yada hazırlık içindeler sınavlar aşamalı olarak yapılıyor birinci aşamada eleme, arkasından da kesin kabul sınavları ile sonuca varılıyor.

coskun-nehir-2            Sınava hazırlanan öğrenciler ise şanslarını biraz daha yükseltmek ve açıkta kalmamak için ülkemizin çeşitli illerindeki üniversitelerin eğitim fakültesi  müzik, resim , beden eğitimi bölümlerine ; konservatuarlarına koşturup duruyorlar. Sınav tarihleri birbirine çok yakın olan bu okullar en iyi öğrenci bizim olsun ,başka okullarda sınava girip de elenen öğrenci bize kalmasın diye onlar da kendi aralarında bir mücadele veriyorlar ; birbirlerinin sınav tarihlerini çok iyi takip ediyorlar hata ve hata aynı güne sınav tarihi koyup iyi öğrenci kapma yarışına giriyorlar.Olan bu bölümlere girmek isteyen öğrenci adaylarına oluyor.

Örneğin; yetenek sınavlarına giren yakın bir tanıdığımın kızı, önce Samsun Eğitim Fakültesine sonra,  Trabzon; (KTÜ)   Karadeniz  Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesine arkasından, İstanbul Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Müzik bölümü sınavlarına en son da Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü sınavlarına girecek.

Diğer bir arkadaşımın Opera Sanatçısı olmak isteyen kızı;  İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet konservatuarı Sınavına girdikten sonra İstanbul’a gelip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,  Devlet Konservatuarında sınava girdikten hemen sonra İzmir’e gidip oradaki üniversitesinde sınavı tamamlayacak. Bir düşünecek olursanız ne büyük yorgunluk, ne büyük masraf ve ne büyük bir stres .

       Bir de olayın diğer yönüne bakalım. Yüzlerce öğrenci üniversitelere müracaat ediyor alınacak öğrenci sayısı ise  Konservatuarlarda 10-20 kişi arasında; Eğitim fakültelerin de ise 40-50 kişi arasında  değişiyor. Üniversitelerdeki öğretim üyeleri ise zor durumda hak yememek için sağlıklı bir sınav yapmak zorundalar . Sınavları birkaç güne yayıyorlar ama öğrenci sayısı o kadar fazla ki  sabah 08 de başladıkları sınavı gece yarılarına kadar sürdürüyorlar.

Zamanı kısaltmak için 2-3 komisyona bölünseler de  komisyonlar arasındaki ufak görüş farklılıkları bazen sınava giren çocukları olumsuz olarak etkiliyor. Bir komisyon sınavında başarısız olan bir öğrenci diğer komisyonda sınava giren kendisinden başarısız bir öğrencinin kazandığını görünce çok üzülüyor.

yetenek sınavları

         Sınava girecek öğrenciyi sabah sınava çağrılıyor ve çok uzun bir süre sonra örneğin; akşam öğrenci  sınava alınıyor. Yorgun , bitkin stres içindeki bu öğrencinin nasıl verimli olacağını düşünebilirsiniz?

       Bir de  olayı diğer yönden düşünelim.İçeride sınav komisyonundaki öğretim üyelerini.   Öğrencilerin biri gidip diğeri geliyor sınava her öğrenciye aynı kalıptaki sorular soruluyor. Bir müddet sonra dikkat dağlıyor ve monotonluk başlıyor. Hele de çok geç zamanda biten sınavlarda bu daha da belirginleşiyor. Dikkat dağınıklığı ve yorgunluk belirtileri başladığı için iyi dinlenemeyen öğrencilerde az da olsa kulağı zayıf olan öğrenciler sınavı kazanıyorlar. Ondan sonra okulda öğrenime başlayan bu öğrenciler hem başkalarının hakkını yiyorlar hem de okulda çok zorlanıyorlar. Zaman zaman bu öğrenciler uzun senelerini mezun olmak için heba oluyor, öğretmenlerini üzüyorlar, büyük bir çoğunluğu da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

                     Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi (Önceki yazı için TIKLAYINIZ)sınavlardaki soru tipleriyle sınav uygulamalarıyla yetenek sınavları adı altında yapılan bu sınavlar maalesef yeterli ve ölçülü değildir. Bir çok gencimiz bu sınavlar sonucu spordan ve müzikten uzaklaşmaktadırlar.

           Öğleyse bu sınav sistemleri acilen değiştirilmelidir.Üniversitelerimizin sanat kurumlarının ülkemizde bulunan DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, OPERA VE BALELERİ,TİYATROLARI VE SPOR KURULUŞLARI VE RESİM, FOTOĞRAF V.B. DALLARDA UZMAN KİŞİLERLE işbirliği içine girip bu soruna çare bulacağı inancını taşımaktayım.

Sevgi ve saygılarımla……

COŞKUN  NEHİR

İST. DEV. OPERASI SAN. VE MARMARA ÜNİV. ATATÜRK EĞ. FAK. MÜZİK BÖL. ÖĞ. ÜYESİ.

Nar Sanat Kursu Ses Terapisti ve Şan Eğitmeni (Özgeçmiş İçin Tıklayınız)

Eğitmen ve Sanatçının sitesi için lütfen www.coskunnehir.com.tr tıklayınız.

Pink Martini yepyeni albümleri “Get Happy“’nin Avrupa turnesinin kapsamında 3 konser için Türkiye’de.

pink_martini

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!”, “Splendor in the Grass“, “Joy to the World“, “1969“ ve “A Retrospective“ albümleri ile Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın ve platin plak kazanan Pink Martini yepyeni albümleri “Get Happy“’nin Avrupa turnesinin kapsamında 3 konser için Türkiye’de.

Pink Martini 22 Mayıs’ta 17.Uluslararası Ankara Caz Festivali kapsamında Congresium Ankara’da ve 23 Mayıs’ta İş Sanat’ın Sezon finalinde İstanbul’da ve 25 Mayıs’ta İzmir’de Fuar Atatürk Açık Hava Tiyatrosu’nda hayranları ile buluşacak.

18 aylık uzun ve maceralı ‘’Get Happy’’ kayıtlarının yolculuğuna Phyllis Diller’ın vefat etmeden önce yapmış olduğu son kayıt ‘Smile’ şarkısı ile başlayan grup, Avustralyali başarılı kabare divasi Meow Meow, alımlı ve alışılmadik Fransız Philippe Katerine, yakışıklı ve ışıl ışıl radyo superstarı Ari Shapiro, sıcakkanlı harika kardeşler The Von Trapps ve muhteşem bir performansla Rufus Wainwright’ın albümlerine konuk olması ile hayranlarına muhteşem bir müzik şöleni sunuyor. ‘Quizas Quizas Quizas’ , ‘Sway’ , ‘Smile’ gibi unutulmaz eserleri yepyeni albümlerinde yorumlayan grup, Türk sevenlerine de büyük bir sürpriz yaparak ‘Üsküdar’ şarkısını ‘Get Happy”ye eklediler.

Pink-MartiniGet Happy için hala stüdyodayken, Thomas Lauderdale eş zamanlı olarak The Sound of Music- Neşeli Günler filmiyle meşhur olan Captain ve Maria Von Trapp’ın gerçek torunları Sofia, Melanie, Amanda ve August von Trapp’ın da konuk olduğu, grubun 8. stüdyo albümü, Dream a Little Dream için çalışmaya başladı. Bahsettiğimiz kardeşler de 12 yıldır beraber şarkı söylüyorlar ve konserlerle tüm dünyayı turluyorlar. Thomas Lauderdale’in sihirli yörüngesine çekilen kardeşler artık Portland, Oregon’da birlikte yaşıyorlar ve son iki yıldır sık sık Pink Marti’nin konserlerinde de konuk sanatçı oluyorlar. Albüm İsveç’ten Ruanda’ya, Çin’den Bavyera’ya kadar zik zaklar çizerek dünyayı dolaşıyor ve The Chieftains, Wayne Newton, “Jungle” Jack Hanna ve ( Orijinal The Sound of Music- Neşeli Günler filminde Liesl karakterini oynayan) Charmian Carr gibi isimleri konuk ediyor. Albüm tüm dünyada4 Mart 2014‘te yayınladı.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Forbes’in kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkılarının dünya prömiyeri ile yine unutamayacağınız üç konserle Türkiye turnesinde.

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…” BBC Music Review.

Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.

Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı.

Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los Angeles Filarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi.

2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri Hey Eugene! hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı.

Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor.

Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor.

Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt DisneyKonser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı.

2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka no Bossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor. Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor.

Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki sevenleri ile buluşturdu.

2011 yılında grup, ‘1969’ albümü ile aynı anda 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Get Happy için hala stüdyodayken, Thomas Lauderdale eş zamanlı olarak The Sound of Music- Neşeli Günler filmiyle meşhur olan Captain ve Maria Von Trapp’ın gerçek torunları Sofia, Melanie, Amanda ve August von Trapp’ın da konuk olduğu, grubun 8. stüdyo albümü, Dream a Little Dream için çalışmaya başladı. Bahsettiğimiz kardeşler de 12 yıldır beraber şarkı söylüyorlar ve konserlerle tüm dünyayı turluyorlar. Thomas Lauderdale’in sihirli yörüngesine çekilen kardeşler artık Portland, Oregon’da birlikte yaşıyorlar ve son iki yıldır sık sık Pink Marti’nin konserlerinde de konuk sanatçı oluyorlar. Albüm İsveç’ten Ruanda’ya, Çin’den Bavyera’ya kadar zik zaklar çizerek dünyayı dolaşıyor ve The Chieftains, Wayne Newton, “Jungle” Jack Hanna ve ( Orijinal The Sound of Music- Neşeli Günler filminde Liesl karakterini oynayan) Charmian Carr gibi isimleri konuk ediyor. Albüm tüm dünyada 4 Mart 2014‘te yayınladı.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Storm’un kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız üç konserle Türkiye’de!

‘Get Happy’ albümü hakkında

Ocak 2012’de grubun lideri Thomas Lauderdale Pink Martini’nin yedinci stüdyo albümü üzerine çalışmalarına, Charlie Chaplin’in ‘’Smile’’ şarkısını efsanevi Phyllis Diller ile birlikte kaydetmesiyle başladı. 24 Eylül 2013 tarihinde piyasaya çıkacak ‘’Get Happy’’ adını taşıyan yepyeni Pink Martini albümü dokuz farklı dilde, 16 adet ayağınızı yerden kesecek şarkıyı içeriyor. Grubun sevilen solisti China Forbes her zamanki gibi albüme ağırlığını koyarken, Pink Martini, albümde ilk kez solo şarkılar kaydeden Storm Large ile de düet yapıyor. Ayrıca pek çok sürpriz özel konuk, Rufus Wainwright, Philippe Katerine, Meow Meow, The Von Trapps & Ari Shapiro, albümde muhteşem düetleri ile yer alıyor.

18 aylık uzun ve maceralı ‘’Get Happy’’ kayıtlarının yolculuğu, grubun Phyllis Diller’ın vefat etmeden önce yapmış olduğu son kayıt ‘Smile’ şarkısı ile başladı. Herkesin 2009’daki Splendor in the Grass albümünden beri heyecanla beklediği yeni albüm, çok önemli şarkıcıların Portland’daki Pink Martini stüdyosununda kayıtlar yaptığı muhteşem bir çalışmanın ürünü. Avustralyalı başarılı kabare divası Meow Meow, alımlı ve alışılmadik Fransız Philippe Katerine, yakışıklı ve ışıl ışıl radyo süperstarı Ari Shapiro, sıcakkanlı, harika kardeşler The Von Trapps ve muhteşem bir performansla Rufus Wainwright Pink Martini’ye ‘Get Happy’ albümünde konuk oldular.

Thomas, tarafından seçilen ve düzenlemeleri yapılan İngilizce, Almanca, Fransızca, Çince, Japonca, İspanyolca, Farsça, Türkçe ve Romence dillerinde şarkılar bulunan ‘Get Happy’, China Forbes dışında grup ile ilk albüm kaydını yapan Storm Large’ın da şarkılarını içeriyor.

“DREAM A LITTLE DREAM” Hakkında

1965 senesinin The Sound of Music- Neşeli Günler filmiyle meşhur olan Captain ve Maria Von Trapp’ın gerçek torunları Sofia, Melanie, Amanda ve August von Trapp ( yaşları 19- 25 arasında değişiyor) 12 yıldır beraber şarkı söylüyorlar ve konserlerle tüm dünyayı turluyorlar. Thomas Lauderdale’in sihirli yörüngesine çekilen kardeşler artık Portland, Oregon’da birlikte yaşıyorlar ve son iki yıldır sık sık Pink Marti’nin konserlerinde de konuk sanatçı oluyorlar. Bu harika yeni işbirliği Pink Martini’nin küçük orkestrası ile şarkı söyleyen kristal güzellikte ahenkli dört kardeşin vokallerini ve Lauderdale’in parlak düzenlemelerini müthiş bir yolculukla buluşturuyor.

Pink Martini The Sound of Music- Neşeli Günler için gerçek kahramanlar olarak Captain ve Maria von Trapp’ın gerçek torunları olan sansasyonel dört kardeşle ilk büyük uluslararası çıkışı gerçekleştiriyor. Albümde Japonya, İsveç ve Ruanda’dan, Fransa ve Almanya’ya kadar tüm dünyadan 15 şarkı sunuluyor. Dünyaca ünlü İrlandalı süper grup The Chieftains, August von Trapp’ın yazdığı yeni şarkı “Thunder” için eşlik ediyor. Efsanevi Wayne Newton “Lonely Goatherd” şarkısının başına geçerken hareketli bir versiyonuyla Columbus Hayvanat Bahçesi yöneticisi ve gece talk şovlarının düzenli misafiri Jack Hanna’dan da yardım alıyor. Gerçek ve fanteziyi buluşturan bir eşikte ( Orijinal The Sound of Music- Neşeli Günler’de Liesl karakterini oynayan) Charmian Carr dokunaklı bir versiyonuyla “Edelweiss” şarkısını söylüyor.

Atamızın kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyetin çocukları bugün sanatları ile Atalarına minnetlerini sunacak. Kimi bir kaç aydır kimi bir kaç yıldır aldıkları sanat eğitimlerini mini bir dinleti ile dinleyicilerine sunacak olan Cumhuriyet çocukları sizleri de arasında görmek istiyor.

23-nisan-çocuk-bayramı-Atatürk

 

23 Nisan günü okullarında görevli olan veya bayramlarını en iyi şekilde geçiren çocuklarımızın bir kısmı  aldıkları sanat eğitimlerini sizlere sergilemek üzere bu akşam sizleri bekliyor.

Yer    : Nar Sanat Dinleti Salonu (Adres için Lütfen TIKLAYINIZ)

Tarih: 26 Nisan 2014 (Bugün)

Saat  :  19:00

 

Eğitmen ve Öğrencilerimiz Listesi Aşağıdadır. Şimdiden tüm Eğitmen ve çocuklarımıza teşekkür ediyoruz.

ÖZDEMİR KALYONCU -Gitar Eğitmeni

Ömer GÜL –Gitar

Burak CANOL –Gitar

CAN BAŞARIR – Gitar ve Piyano Eğitmeni

Aslı DEMİROK-Piyano

Selin KÖSEOĞLU-Gitar

Özden GÜRSOY-Bas Gitar

SEREN KOÇOĞLU – Piyano Eğitmeni

Bilge KANDUR-Piyano

Dilara UZUNER-piyano

ERSİN SARACİK – Piyano Eğitmeni

Sinejan ERTEMİR-Piyano

Egecan BEYHAN-Piyano

Eda  KÖLÜKFAKI-Piyano

Aykun NERSESYAN- Piyano

Sude ALDATMAZ- Piyano

Başak SAİT- Piyano

Ecem Su ARI- Piyano

Zeynep Ece USTA- Piyano

ŞEYMA YÜREKİR -Keman ve Piyano Eğitmeni

Öykü BOYOĞLU- Piyano

Kayra EMİR- Piyano

Eliz Canse GÖYSAL- Piyano

Dilay SINANMIŞ- Piyano

Egemen HIZLIBAŞ- Piyano

Sudenaz GÜNEY- Piyano

İklim KELEŞ- Piyano

Sıla İNAL- Piyano

İnci SARACİK- Piyano

Melisa KAYA- Keman

Ceylin GÜNENÇ- Piyano

Öykü UFACIK- Piyano

Selin ERGÜL- Piyano

Merve AYANOĞLU- Piyano

Ayşe ÇAPKIN- Piyano

Selin ÖZ – Piyano

 

HEYKELTIRAŞ Filinta Önal, Kütahya’nın Dumlupınar Hükümet Konağı önüne dikilen Atatürk heykelini, masrafları belediye ve kaymakamlığın ödememesi üzerine geri aldı.

atanın heykeli söküldü

Dün Dumlupınar’a giden ünlü şair Ahmed Arif’in (Ahmet Hamdi Önal) oğlu heykeltıraş Filinta Önal, yaptığı ve ilçedeki hükümet konağı önüne konulan Atatürk heykelini yerinden sökerek kaldırdı. Heykeli Ankara’ya götürmek üzere kamyonete yükleyen Önal, Dumlupınar Belediye Başkanı AK Partili Derviş Kavak’ın isteği üzerine heykelin Hükümet Konağı önüne konulduğunu söyledi. Heykeltıraş Önal, ilçedeki Kurtuluş Parkı’na da daha önce yine belediyenin isteği üzerine ‘Zafer’ rölyefi yaptığını ancak bedelini alamadığını, bu nedenle de icra işlemleri başlattığını belirtti.

7500 TL’Yİ ÖDEYEMEDİLER

Heykeltıraş, Atatürk heykelinin 7 bin 500 lira olan bedelini istediğinden Dumlupınar Belediyesi yetkililerinin bunu hediye olarak verilmesi talebinde bulunduklarını anlattı.

 

Kaynak : http://www.kisahaber.net

Haberin başlığından da anlaşıldığı gibi Bakırköy belediyesi çalışıyor (!) önemli bir etkinlik gerçekleştiriyor ve bizim gibi Bakırköy’de yaşayan kişiler bunu ancak tesadüfen öğreniyor. Çünkü Bakırköy Belediyesi halkla ilişkileri çok çalışıyor!

(Bakırköy belediye sitesine gitmek için resme tıklayınız)

Bakırköy Belediyesi Sitesi

Bakırköy Belediyesi Sitesi

Konferans galiba dün başlamış(!) galiba diyorum siteden öyle anlıyoruz(belkide anlayamıyoruz kısaca bilmiyoruz). Sitede haberin yayınlanma günü 2 aralık bugün 3 Aralık. Oysa bu tür bir program çok daha önceden duyurulmalı. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu bilinen Bakırköy’de yaşayan bizler dahi bu haberi tesadüfen öğreniyorsak başkalarının nasıl haberi olur bilmeyiz. Özgürlük meydanına asılacak bir kaç afiş diğer afişlerin arasında kaybolmuşken o kadar afiş arasından bu haberin afişi nasıl seçilir ve öğrenilir bilinmez.  Bakırköy Belediyesi Sessiz sedasız çalışıyor hatta servis dahi kaldırıyor… Teşekkürler Bakırköy belediyesi.

Haberturk.com dan tesadüfen okuduğumuz haber şöyle: (Yayınlanma tarihi 3 Arlık)

Fransız filozof Jacques  Ranciere, bu hafta sonu Bakırköy’e geliyor

Bakırköy Belediyesi ve MonoKL Yayınları‘nın ortaklaşa düzenlediği ‘Filozoflarla İstanbul’da’ etkinlikleri serisinin 4‘üncü konferansında Ranciere‘ye Bernard Aspe, Ahmet Soysal, Nami Başer, Volkan Çelebi, Zeynep Gambetti eşlik edecek.

Etkinlikler, 7-8 Aralıkta Bakırköy Belediyesi Atatürk Spor ve Yaşam Köyü‘nde gerçekleştirilecek.

 

Merak edip Belediyenin sitesine bakınca ise haber şöyle:

Bakırköy Belediyesi ve MonoKL Yayınları’nın düzenlediği ve pazartesi günü 13.00’e kadar sürecek olan “Demokrasiler Çağında Uygarlık” konulu Uluslararası Felsefe Konferansı Yeşilköy WOW Hotel Kongre Merkezi’nde başladı.

Raques  RANCİERE

Raques RANCİERE

Dünyanın en önemli 6 felsefecisi Giorgio Agamben, Jean-Luc Marion, Bernard Stiegler, Jean-Luc Nancy, Joan Copjec ve Gianni Vattimo’nun yanı sıra Bernard Aspe,Alain Brossat,Volkan Çelebi, Jodi Dean, Erich Hörl, Thomas Metzinger, Frederic Neyrat ve Ahmet Soysal’ın da katıldığı konferansın açılış konuşmasını Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen yaptı.

Felsefenin beşiği olarak anılan Avrupa’da bile eşine rastlanmayan büyük bir konferansa ev sahipliği yaptıklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen,” İnsanlığın en yüksek fikirleri ile en önemli olaylarına temel bir esin kaynağı oluşturan felsefe yenilikçiliği, sorgulayacılığı, üreticiliği, insana ve geleceğe açık oluşu ile tüm zamanların en değerli bilimi, bilimlerin bilimi adını almıştır. Bakırköy Belediyesi olarak,”Domokrasiler Çağında Uygarlık Konferansı” ile birlikte dünyanın yaşayan en önemli filozoflarını bir araya getirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu filozofların dünyada ilk kez Bakırköy’de bir araya geliyor olması mutluluğumuzu ikiye katlıyor. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da uzun yıllar hafızalardan çıkmayacak bu etkinlikle Bakırköy’ün dünya çapındaki kültüre ve onun en değerli uzantılarına açılıyor oluşuna bir kez daha tanıklık edeceğiz.”dedi.

Konferansta “Kapitalizme Başkaldırının Mantığı ve Mekanizmaları: Felsefenin Yeni Bir Konumuna Doğru” ,”Ekonomi Politik,Teknik ve Küreselleşme”, “Özne,Tinsellik ve Arzu:Felsefe ve Uygarlığın Sınırları”, “Teknoloji Medya ve İktidar:Felsefe ve Yeni Dünyanın Ruhu”, “Yazı,İmge ve Mekan:Felsefe, Edebiyat ve Sanat”,” Demokrasi,Hukuk ve Komünote/Ortaklık:Felsefe ve Toplum, Aşk,Dostluk ve Felsefe” konuları hakkında filozoflar düşüncelerini konferansı izleyenlerle paylaşıyorlar.

Felsefe konferansı cumartesi 10.00-19.30, pazar 11.00-19.30, pazartesi günü de 10.00-13.00 saatleri arasında yapılacak.

 

 

 

Forum İstanbul, 75. ölüm yıl dönümünde M.Kemal Atatürk’ü çok özel fotoğraflardan oluşan bir sergiyle anıyor.

musatafa kemal atatürkForum İstanbul’da 8-17 Kasım tarihleri arasında gezilebilecek sergide aralarında ilk defa sergileneceklerin de bulunduğu M. Kemal Atatürk’ün 100 adet fotoğrafı ziyaretçilerle buluşacak.

5 bin fotoğraf arasından özenle seçilen fotoğraflardan oluşan sergi, ziyaretçileri Atatürk ile duygu dolu bir yolculuğa çıkaracak.

fotogaste

Yazan : Bertan ATA

Bakırköy,Osmanlı döneminden bu yana sanatla iç içe olan ve ülkemize çok sayıda değerli sanatçı kazandıran ilçemiz olup,burada yaşayan herkesin iftihar ettiği ve tarihinde sahip olduğu bu özelliğinden gurur duyan bir semtimizdir. Bakırköy’ün tarihinden bu yana sahip olduğu sanat ruhunu, bu zamana kadar gelecek kuşaklara,şartlar ne olursa olsun aktarmayı başarmıştır.Bilinçli bir Bakırköy’lü devraldığı bu bayrağı sadece geleceklere kuşaklara aktarmakla kalmamış ve bunun Bakırköy sınırlarını aşması için de çaba sarf etmiştir.

bakırköy-meydanGünümüzde özellikle görsel ve yazınsal basından dolayı her çalışmaya sanat denen ve herkese sanatçı denilen bir dönemde yaşıyoruz. Sanatın artık bu kadar ucuzladığı ülkemizde sanat eğitimi veren kurslarında yetersiz ve sağlıksız ortamda ders verilmesi , her ne kadar ciddi, rahatsız edici durum olsa da gerçek şu ki bu şartlar altında eğitimin kaliteden yoksun olması kaçınılmaz bir durumdur.

Bu durum, ülkemizde sanatla bağdaşmış olan semtimizi de etkilemiştir. Artık her köşede sanat eğitim yerleri, kursları, dernekleri görmek mümkün. Bu durum toplum açısından mutlu edici bir durum gibi gözükse de verilen sanat eğitiminin acaba hangi seviyede olduğunu da düşünmemek elde değil.  Sanat eğitimi verilirken özellikle çocuklara pedagojik anlamda nasıl eğitim verilmesi gerektiğini bilmek ve çocuğa eğitim verilen sanat dalını öğretmek dışında, çocuğa ilerleyen yıllarda da sanatı daima sevmesi ve yüceltmesi gerektiğini de aşılamanın şart olduğunu unutmamak gerek. Bunu yapmak için hem aileyle işbirliği içinde bulunmak hem de akademik eğitim almış, sanat eğitiminin sorumluluğunu taşıyan, bilinçli, yaptığı mesleği seven kişiler olmasına dikkat etmek gerekir.

Eğitmenler, aynı zamanda yeni sanat eğitimi almaya başlamış bir çocuğun rol modeli olduklarından, sorumluluklarının bilincinde olup, sanatın kendilerine verdiği heyecanı ilk gün ki gibi hissederek, cesur ve bir o kadar kutsal olan görevi, bu çizgilerde yerine getirmelidir.

Nar Sanat Eğitim Kursu’nun bir öğrencisi olarak,açıldığı günden bu yana, adı her zaman sanatla anılan semtimizde,Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bir ilki gerçekleştirmiş, çocuklara verilen eğitimin pedagojik olarak değerlendirilerek verilmesiyle,hem çocukların sanatsal eğitiminin en iyi seviyede verilmesi hem de bu eğitimle daima sanat sevgisini taşıyacak ve yüceltecek bireyler yetiştirmeyi kendine misyon edinmiştir. Nar Sanat, akademik eğitim almış eğitmenlerle ve herhangi bir sanat eğitiminde sahip olunması gereken profesyonel materyallerle yaparak, bizlere ve sanata hak ettiği değeri vermeyi ilke edinmiştir.

nar sanatta çocuk mutluluğuÜlkemizde sanatın durağı olan semtlerimizden biri, hatta beklide en önemlisi olan Bakırköy’de  bir derneğe ait olarak kurulan ilk  M.E.B. ‘e bağlı eğitim yuvası olması benim ve benim gibi birçok Bakırköylünün hep aradığı bir şeydi. Sonunda sanatı seven, duyarlı kişiler tarafından böyle bir kurumun açılması ve sanata ellerinden geldiği kadar sahip çıkması bizler için çok mutluluk ve gurur verici. Ayrıca sadece Bakırköy’le sınırlı olmayıp, İstanbul’da sanatı seven her bireye ulaşma çabası da takdire şayan bir başka özellikleri. Bizim gibi bu yola gönül vermiş insanlara da örnek olmaları ve ilerde sanatı ve sanatçıyı ayırt edip, bunlara değer verecek nesiller yetiştirerek topluma kazandırma çabaları onlara ayrı bir teşekkür gerektiriyor. Her zaman sanattan yana olan ve sanatın gücüne inanan herkese kapısı açık olan bu kurumun öğrencisi olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi ‘’Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Biz sanatseverler olarak üzerimize düşen sorumluluğumuzla, gücümüz yettiğince bu damarın kopmasına engel olmaya çalışıyoruz ve olmaya da devam edeceğiz.

Bu yolda Bakırköy’de yıllar sonra kendi özel profesyonel tiyatrolarını kurmaları ve şu anda Bakırköy’de tek özel profesyonel tiyatro topluluğu oldukları için ayrıca kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının daimi olmasını diliyorum.

Bazı olayları çok cümle kurarak anlatmaya asla gerek yoktur. Bundan dolayı, dolu dolu bir yazı paylaşmaya gerek görmüyoruz! Çünkü 30 Ağustos için ne yazarsak yazalım kendisi kadar zaten dolu dolu olamayacak.

Kutlu olsun!

30-ağustos-zafer-bayramı