Yazılar

24.Ankara Uluslararası Film Festivali jürileri belli oldu

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Halkbank’ın ana sponsorluğunda bu yıl 24. kez düzenlenecek olan Ankara Uluslararası Film Festivali, 14–24 Mart 2013 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşuyor. Bu yılki ana temasını ‘Doğu İmgeleri’ olarak belirleyen festivalin Ulusal Uzun Film Yarışması, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması ve bu sene ilk kez verilecek olan Akademia Ödülü jüri üyeleri şu isimlerden oluşuyor:

Toplam 8 filmin 13 dalda ödül için yarışacağı Ulusal Uzun Film Yarışması’nın jürisi; yapımcı ve yönetmen Tomris Giritlioğlu, oyuncu Şenay Gürler, yazar ve oyuncu Ercan Kesal, yazar Cemil Kavukçu ve yönetmen Ezel Akay’dan oluşuyor.

Toplam 9 filmin 6 dalda ödül için yarışacağı Ulusal Belgesel Film Yarışması’nın jürisi; belgesel yapımcısı Coşkun Aral, yönetmen Bingöl Elmas, yapımcı ve yönetmen Mehmet Eryılmaz, yazar Berrin Karakaş ve akademisyen Serdar Öztürk.

Toplam 10 kurmaca’nın 9, 7 deneysel filmin 7 dalda ödül için yarışacağı Ulusal Kısa Film Yarışması’nın jürisi; yazar Hakan Bıçakçı, yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun, oyuncu Yiğit Özşener, sanat yönetmeni Elif Tasçıoğlu, akademisyen Özgür Yaren’den oluşuyor.

Festival bu sene ilk kez tamamı akademisyenlerden oluşan “Akademia Jürisi” ile Ulusal Uzun Film Yarışması’ndaki bir filme ödül veriyor. Akademia jürisi; Agnieszka Ayşen Kaim, Tanıl Bora ve Sevilay Çelenk’ten oluşuyor.

Festival bu yıl kısa film ve belgesel yarışmasında yeni ödüller de veriyor. Önceki yıllarda sadece en iyi film ödüllerinin verildiği festivalde bu yıl şu kategorilerde ödüller verilecek:

Belgesel Film Ödülleri

En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Konsept/Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü
En İyi Özgün Müzik

Kısa Film Ödülleri

En İyi Kurmaca Film
En İyi Deneysel Film
En İyi Canlandırma
En İyi Senaryo
En İyi Görüntü
En İyi Kurgu
En İyi Müzik
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Erkek Oyuncu

Jürinin değerlendirmesi sonucunda Ulusal Uzun Film Yarışması’nda dağıtılacak ödüller ise şunlar:

En İyi Film
Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Erkek Oyuncu
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Onat Kutlar En İyi Senaryo Ödülü
En İyi Görüntü Yönetmeni
En İyi Sanat Yönetmeni
En İyi Özgün Müzik
En İyi Kurgu
Akademia Ödülü (Sadece Ulusal Uzun Yarışma Filmleri değerlendirmeye tabidir.)

Kaynak :[-][-]

Ümraniye Belediyesi Geleneksel 9. Resim, Hikâye ve Şiir Yarışması başlıyor başladı !

Her yıl düzenlediği yarışmalarla edebiyat ve sanat dünyasına yeni yetenekler kazandıran Ümraniye Belediyesi, bu yıl 9. kez düzenlediği Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir yarışmaları için start verdi. Yarışmalarda dereceye girenleri binlerce TL ödül bekliyor.

Ümraniye Belediyesi, her yıl düzenlediği şiir, hikâye ve resim yarışmalarının startını verdi. Bu yıl 9. kez yapılacak yarışmalarda dereceye girenlere her yıl olduğu gibi binlerce TL para ödülü ile çeşitli hediyelere verilecek. Alanında marka haline gelen üç yarışmanın da jüri üyeleri tanınmış sanatçı ve akademisyenlerden oluşuyor. Yarışmalarla ilgili bilgiler ise şöyle;

EN GÜZEL RESİME 10 BİN TL ÖDÜL!

Bu yıl 9. sı düzenlenecek olan ‘Geleneksel Resim birinciliği elde eden esere 10 bin, ikinciye 8 bin, üçüncüye 6 bin ve her biri 2 bin TL olarak belirlenen 10 adet mansiyon olmak üzere toplam 44 bin TL para ödülü verilecek. Teması ‘Zaman tünelinde İstanbul Evleri ve Yaşam’ olarak belirlenen yarışmada dereceye giren yarışmacılara ödülleri, düzenlenecek bir törenle verilecek. Öte yandan ödül alan eserler ve sergiye değer görülen eserler, Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından çeşitli yerlerde sergilenecek. Yarışma için son başvuru tarihi ise 3 Mayıs 2013 Cuma.

Detay için lütfen tıklayınız !

9.GELENEKSEL HİKÂYE YARIŞMASI

Hikâye alanında önemli bir marka haline gelen ‘Geleneksel Hikâye Yarışması’ bu yıl 9. kez yeteneklere yeni kapı aralayacak. Yurt içi ve yurt dışından önemli oranda katılım gerçekleştiği hikâye yarışması bu yıl serbest temalı olacak. Hikâye yarışmasında birinciye 8 bin, ikinciye 6 bin, üçüncüye 4 bin ve her biri 1.500’er TL olarak belirlenen 10 adet mansiyon olmak üzere, toplam 33 bin TL para ödülü verilecek. Ayrıca dereceye giren eserler Ümraniye Belediyesi tarafından kitaplaştırılarak edebiyat dünyasına kazandırılacak. Hikâye yarışması için son başvuru tarihi 1 Mart 2013 Cuma.

ŞAİRLER ÖDÜLLER İÇİN YARIŞACAK

Ümraniye Belediyesi’nin bu yıl 9. kez düzenleyeceği diğer bir yarışma ise ‘Geleneksel Şiir Yarışması’ olacak. Teması serbest olarak belirlenen ”serbest”, “hece”, “aruz” olmak üzere üç kategoride düzenlenen şiir yarışmasında, her bir kategoride birinciliği elde eden şiire 5 bin, ikinci şiire 4 bin, dördüncüye 3 bin ve her biri 1.000’er TL’den 10 adet mansiyon olmak üzere toplam 66bin TL ödül verilecek. Şiir yarışmalarında dereceye giren eserler, önceki yıllarda olduğu gibi kitaplaştırılacak. Şiir yarışması için son başvuru tarihi ise 1 Mart 2013 Cuma.

Detay İçin lütfen tıklayınız!

YARIŞMALARIMIZ ALANLARINDA MARKA OLDU

Düzenledikleri geleneksel hikâye, şiir ve resim yarışmalarıyla binlerce yeteneği bu alanlara kazandırdıklarını söyleyen Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, belediye olarak önemli bir sosyal sorumluluğu yerine getirdiklerini ifade etti. Her yıl artan bir heyecanla gerçekleştirdikleri yarışmaların kendi alanlarında birer marka haline geldiklerini hatırlatan Başkan Hasan Can, bu yıl 9. kez düzenlenen Geleneksel Resim, Şiir ve Hikaye Yarışması’nın her yıl olduğu gibi bu yılda büyük ilgi uyandıracağına inandıklarını belirtti. Her yıl yurt içi ve yurt dışından katılımın olduğuna dikkat çeken Başkan Hasan Can, yarışma sonucunda dereceye giren resim, hikâye ve şiirleri bu yıl da kitaplaştıracaklarını ve ödüllü resimleri de çeşitli salonlarda sergileyeceklerini hatırlattı.


Çeviri ödülleri onların oldu

Türkçe’den İngilizce’ye çevrilen edebiyat kitaplarının sayısını artırmak için genç çevirmenlerin teşvik edilmesini ve daha fazla nitelikli çevirmenin sektöre kazandırılmasını amaçlayan British Council’ın genç çevirmenlere yönelik düzenlediği Çeviri Yarışması 8 Kasım’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Düzyazı kategorisinde John Angliss, şiirde ise Derick Mattern Çeviri Ödülü’nün sahibi oldular.

 British Council’ın, Everest Yayınları iş birliğiyle düzenlediği Çeviri Günü etkinlikleri kapsamında yarışmada finale kalan adaylara özel, şiir ve düzyazı alanlarında çeviri atölyeleri düzenlendi.

Ayrıca edebiyatseverlere ve çeviriyle ilgilenenlere yönelik gerçekleştirilen söyleşide, Güven Turan (Şair, yazar ve çevirmen), Maureen Freely (Yazar ve çevirmen), ve Murat Belge (Akademisyen, çevirmen ve eleştirmen), Sırma Köksal’ın (Everest Yayınları Baş Editörü) moderatörlüğünde edebiyat çevirisiyle ilgili tecrübelerini ve bu alanda karşılaştırkları sorunlar üzerine görüşlerini paylaştılar.

Açılıs konusmasını yapan British Council Türkiye Direktörü Margaret Jack, “Londra Kitap Fuarı’nın altı yıldır kültürel programları ortağıyız. Önümüzdeki yıl fuarın odak ülke olarak Türkiye’yi belirlemesi üzerine düzenlediğimiz paralel etkinliklerden biri olan Çeviri Günü ve Çeviri Ödülü’ne gösterilen ilgiden çok mutluyuz” dedi.

Projeye jüri üyesi, eğitmen ve panelist olarak katılan Maureen Freely ise yarışmayla ilgili olarak, “Türkiye’de yayınlanan edebiyat eserlerinin yüzde 50’si çeviri eser iken bu rakam İngiltere’de yalnızca yüzde 3. Bugün burada karşılastığım pek çok yetenekli genç çevirmenin önümüzdeki yıllarda pek çok değerli Türkçe edebiyat eserinin İngilizce yayınlanmasına katkıda bulunacaklarına inanıyorum” dedi.

Angliss ve Mattern, İngiltere’de düzenlenecek eğitim programıyla ödüllendirildiler.

 Kaynak : [-]

TÜYAP Kitap fuarının programı açıklandı!

17 Kasım 2012 Cumartesi günü kapılarını açmaya hazırlanan 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı etkinlik programı açıklandı

TÜYAP tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 17-25 Kasım 2012 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de düzenlenecek olan 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, 200 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor.  Bugünden itibaren yayınlanacak etkinlik programına www.istanbulkitapfuari.com sitesinden ulaşılabilir.

Onur yazarının Gülten Dayıoğlu olduğu ve ana temanın “Çocukluğum Yurdumdur-Çocuk ve Gençlik Edebiyatı” olarak belirlendiği kitap fuarı birbirinden renkli çocuk etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fuar süresince Gülten Dayıoğlu’nun katılımıyla çocuk edebiyatı üzerine panel ve söyleşiler düzenlenecek.

Bu sene fuarın ilk dört günü, 17-20 Kasım 2012, açık kalacak Uluslararası Salon kapsamında HollandaOnur Konuğu olarak yer alacak. Hollanda’dan yayınevlerinin katılımıyla düzenlenecek konuk ülke etkinlikleri kapsamında modern Hollanda edebiyatının önemli isimleri fuarın konuğu olacak. Bunlar arasında Kader Abdollah, Muhsin Kızılkaya ile  birlikte 17 Kasım Cumartesi günü, Henk Boom 18 Kasım Pazar günü Ahmet Ümit ile birlikte bir söyleşiye katılacak. Ayrıca Hollanda’nın önemli illüstratörlerinden Marit Tornqvist 17-20 Kasım tarihlerinde  çocuklara yönelik olarak illüstrasyon atölyeleri düzenleyecek. Modern Türkiye’nin kuruluşu üzerinde yaptığı araştırmalarıyla tanınan akademisyen-tarihçi Erik Jan Zürcher 18 Kasım Pazar günü Mete Tunçay, Mehmet Ö. Alkan ve Ahmet Demirel’in katılacakları panelde konuşmacı olarak yer alacak.

Konya Büyükşehir Belediyesi kısa film yarışması

Kısa film ile ilgilenen sanat severler için Konya belediyesinin yapmış olduğu yarışma ile ilgili bilgiler aşağıda.
1.KONU
“Kadına Şiddete Hayır, Sevgi ve Hoşgörüye Evet “ konulu kısa film yarışması.

2. AMAÇ 
Bu yarışmanın amacı öncelikli olarak kadına şiddet konusuna dikkat çekmek ve bu konudaki duygu ve fikirlerin paylaşılmasını sağlamaktır.
Türkiye’ de çok faydalı, yerinde bir sorumluluk olarak başlatılan bu kampanyada Konya olarak yer almak ve sosyal bir problem olan “kadına şiddet” konusunda Konya’da bulunan kadın dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla harekete geçmek ve bütün bunları ulusal boyuta taşıyabilmek de bir diğer amaçtır.
Böylece kadına şiddetten uzak, Mevlana hoşgörüsünde buluşan bir toplumun tesisine katkıda bulunabilmek için kısa film sanat dalından istifade edilmiş olunacak ve bütün bu amaçlar sanatçı gözüyle sergilenmiş olacaktır.

3. BAŞVURU KOŞULLARI
* Yarışmaya katılacak filmler istenilen formatta üretilebilir.
* Filmler, DVD (VOB) ve MPEG2 formatında 2’şer kopya ile teslim edilmelidir.
* Başvuruda bulunacak kısa filmler “Kadına Şiddete Hayır, Sevgi ve Hoşgörüye Evet” Temasında hazırlanmalıdır.
* Filmler kurmaca türünde olacak.
* Başvuruda bulunan filmlerin süresi 20 dakika ile sınırlı olacak.
* Yarışma seçici kurul üyeleri dışında herkese açıktır.
* Yarışmaya katılmak üzere başvuran filmler, bir ekip tarafından üretilmiş olsa da, başvuru filmin yönetmeni tarafından yapılacaktır.
* Katılımcılar birden çok filmle yarışmaya katılabilirler.
* Yarışmaya katılan adaylar, şartnamede yer alan koşulları kabul etmiş sayılacaklar.
* Başvuru için gerekli olan materyaller;
* Katılımcı tarafından doldurularak imzalanmış “başvuru formu” (İnternet Sitemizden İndirebilirsiniz)
* Varsa filme ait 1 set fotoğrafı veya filmden bir kare,
* Yönetmenin özgeçmişi, fotoğrafı, iletişim adresi ve telefonları,
* Filmin DVD (VOB) ve MPEG2 formatında 2’şer kopyası.

Kısa filmler, elden, posta veya kargo yoluyla en son 14 Eylül 2012 Cuma günü saat 17.00’e kadar;
Konya Büyükşehir Belediyesi
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı
Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
“Kadına Şiddete Hayır Sevgi ve Hoşgörüye Evet” Yarışması
Yenişehir Mahallesi Vatan Caddesi No:2 Selçuklu Konya
Adresine teslim edilmiş veya ulaştırılmış olacaktır. Belirlenen tarih ve saatten sonra getirilen/gelen çalışmalar yarışmaya dahil edilmeyecektir.

4. YARIŞMA TAKVİMİ:
Son Teslim Tarihi: 14 Eylül 2012
Jüri Değerlendirmesi: 21 Eylül 2012
Sonuç Bildirimi: 24 Eylül 2012
Ödül Töreni: 12 Ekim 2012
Sonuçlar, kamuoyuna KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ internet sitesi www.konya.bel.tr adresi aracılığı ile duyurulacaktır.

5. ÖDÜLLER
Ödül alan filmlerin yönetmenlerine plaket ve katılım belgesi verilecektir.
Birincilik Ödülü: 6.000TL
İkincilik Ödülü: 4.000TL
Üçüncülük Ödülü: 3.000TL
Jüri Özel Ödülü : 2.000TL
Ödüller, KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Mevlana Kültür Merkezi’nde yapılacak törenle sahiplerine teslim edilecektir. Sonuçlar, belirtilen tarihten itibaren kamuoyuna KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Internet sitesi www.konya.bel.tr adresi aracılığı ile duyurulacaktır.

6. SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ
Seçici kurul üyeleri Büyükşehir Belediyesi tarafından akademisyen, yönetmen ve oyunculardan oluşturularak daha sonra duyurulacaktır.

7. DİĞER KOŞULLAR:
Şartnamenin ana ilke ve esasları paralelinde, ortaya çıkabilecek aksaklıklar ve tereddütlere yönelik tedbirler almaya ve bunun için gerektiğinde internet sitesinden önceden duyurmak kaydıyla değişiklik yapmaya, özel ve ek şartnameler hazırlamaya KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ yetkilidir. Bu şartnamede hüküm bulunmayan hallerde, yürürlükte bulunan genel mevzuat hükümleri uygulanacaktır.

8. İLETİŞİM:
Umut AKTAŞ
Tel :  0 332 221 16 91
Mail: [email protected]
Adres: Konya Büyükşehir Belediyesi
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı
Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
Yenişehir Mahallesi Vatan Caddesi No:2 Selçuklu Konya

Malatya Film Festivali ‘nde kısa film heyecanı !

Malatya Valiliği ve Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından bu yıl 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasında üçüncü kez düzenlenecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali’nde kısa film heyecanı başlıyor!

Malatya Uluslararası Film Festivali, kısa film çekimini teşvik etmek; bu türde film çeken genç yetenekleri keşfetmek, nitelikli yapımları ödüllendirmek ve isimlerini ulusal alanda duyurma fırsatı sunmak için Ulusal Kısa Film Yarışması’nı düzenlemeye devam ediyor.

Tüm amatör ve profesyonel kısa filmcilerin katılabileceği Ulusal Kısa Film Yarışması’nın son başvuru tarihi 16 Eylül 2012.

Yarışmaya katılmak isteyen ve festivalin www.malatyafilmfest.org.tr adresli web sitesinden duyurulan Festival Yönetmeliği’nde belirtilen özelliklere uygun olan film sahiplerinin, 16 Eylül 2012 tarihine kadar Festival Merkezi’ne başvurmaları gerekmekte.

Kısa Metraj Film Yarışması’na başvuru için herhangi bir yaş, deneyim, tür ya da tema kısıtlaması bulunmuyor. Toplamda 15 filmin değerlendirileceği yarışmaya, 01 Ocak 2012 tarihinden sonra çekilmiş, süresi 30 dakikayı aşmayan filmler kabul edilecek. Yarışmacılar birden fazla filmle yarışmaya katılabilirler. Daha önce ulusal ya da uluslararası bir yarışmada ödül almış olmak katılmaya engel değildir.

Yarışmanın ön jürisi Festival yönetimi içinden ya da dışından seçilecek sanatçı, akademisyen ya da profesyonellerden oluşacak. 3 kişilik ön jürinin değerlendirmesi sonucunda yarışmaya kabul edilen filmler, Ekim 2012 döneminde festivalin web sitesinden ve medya aracılığıyla duyurulacak.

Ön elemeden geçerek, yarışmalı bölüme kabul edilen 15 film, isimleri ilerleyen günlerden ilan edilecek olan 5 kişilik ana jüri tarafından festival süresince değerlendirilecek. Ödüle değer görülen film sahipleri ödüllerini 15 Kasım 2012 Perşembe gecesi yapılacak Festival Ödül Töreni’nde alacak.

Kristal Kayısı Ödülü için yarışacak filmler arasından birinci gelen filmin sahibi 5.000 TL para ödülünün de sahibi olacak.

Katılımcılar Yarışma Katılım Formlarına, Festival Merkezi’nden ya da Festival’in yukarıda belirtilen web adresinden ulaşabilirler. Ayrıca Festival Merkezi’ni telefonla arayarak Kısa Film Yarışma Koordinatöründen ayrıntılı bilgi alabilirler.

 

Kaynak : [-]

SALT Beyoğlu’nda Ücretsiz ” Yaz Geçer “

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da “Yaz Geçer” programıyla birbirinden değerli filmlerin ücretsiz gösterimleri yapılacak

Salt Afiş

SALT Beyoğlu Açık Sinema Temmuz ayı boyunca sinemaseverleri farklı filmlerle buluşturacak.

PROGRAM

10 Temmuz Salı
14.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
15.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
16.00 The Man in the Background
18.00 Berlinmuren
18.30 Berlinmuren

11 Temmuz Çarşamba
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background
(20.00’ye kadar tekrarlı gösterim)

12 Temmuz Perşembe
14.00 The Man in the Background
16.00 Berlinmuren
18.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

13 Temmuz Cuma
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background

14 Temmuz Cumartesi
12.00 Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

15 Temmuz Pazar
12.00 The Man in the Background
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

19 Temmuz Perşembe
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

21 Temmuz Cumartesi
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

22 Temmuz Pazar
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

25 Temmuz Çarşamba
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

26 Temmuz Perşembe
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

27 Temmuz Cuma
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

31 Temmuz Salı
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

Restricted Sensation
Deimantas Narkevičius
2011, 45’26”
Litvanyaca, Rusça ve Lehçe; İngilizce altyazılı

Orta Avrupa’da cinsel ve etnik azınlıklar hâlen yaygın şekilde halkın tepkisiyle karşı karşıya. Süregelen siyasi reformlar, kuşaktan kuşağa aktarılan homofobi ve genel anlamda ötekiliğe yönelik hoşgörüsüzlük sorununa çözüm getirmiyor. Sovyet dönemini yaşamış eşcinsellerin tanıklığına dayalı kurgusal bir hikâye olan film, çıkış noktasını bu gerçeklikten alıyor.

Eşcinselliğin suç sayıldığı 1970’lerin Sovyet Litvanya’sı… Filmin ana karakteri Laimonas, eşcinsel olduğundan kuşkulanıldığı için sahne direktörlüğü yaptığı tiyatrodan kovulur. Sovyet Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre, “iki erkek arasındaki cinsel ilişki” üç yıl hapisle cezalandırılmaktadır. Laimonas tutuklanır ve karakola götürülür. KGB memuru bir müfettiş, sorgulamasını yaparak dava dosyasını hazırlayacağı gözaltındaki bu gence aşık olur.

The Man in the Background
Lene Berg
2006, 20’
Norveççe, İngilizce; İngilizce altyazılı

“Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom/CCF), CIA’in Soğuk Savaş dönemindeki gizli operasyonlarının en cesur ve etkili olanlarından biri sayılmaktadır. CCF, Encounter gibi edebi ve politik dergiler yayımlamış, dönemin önde gelen kimi Batılı düşünürlerini bir araya getiren onlarca konferans düzenlemiştir… Egoist, özgür düşünceli ve hatta Amerikan karşıtı görüşlere sahip akademisyen ve sanatçılardan oluşan bu organizasyon bir şekilde, Komünizm’in -tüm iltifatlarına rağmen- sanat ve düşüncenin ölümcül bir düşmanı olduğunu duyurmak üzere Paris’teki merkezinden kitlelere ulaşmayı başarmıştır.”
-CIA’in web sitesi, “On Intelligence”tan alıntı

The Man in the Background, CCF Direktörü Michael Josselson ve eşi Diana’nın 1958’de 8 mm filmle çektiği bir dizi görüntü üzerine kuruludur. Çift, Batı Avrupa seyahatindedir; son durakları, dünyanın her yerinden arkadaşları ve meslektaşlarıyla bir seminere katıldıkları Rodos’tur. Görüntüler her ne kadar birer tatil anısı gibi dursa da, ifşa etmedikleri unsurlar onları sıradan olmaktan çıkarır: Josselson, kültür ve sanat alanında çalışan bir CIA ajanıdır ve çiftin katıldığı seminer CIA tarafından finanse edilmektedir; tıpkı CCF’in 1950 ve 1960’lardaki pek çok etkinliği gibi.

Peki, izleyici bir aşk hikâyesine mi tanıklık etmektedir; yoksa bir gerilim, tarihi bir dram, absürt bir komedi ya da felsefi ve/veya politik bir ikileme mi? Josselson bir kahraman olarak mı addedilir; ya da bir hain, bir kurban, bir dolandırıcı veya gözüpek bir maceraperest mi?

Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
Lene Berg
2008, 31’
İngilizce; altyazısız

Pablo Picasso, arkadaşı Louis Aragon’un isteği üzerine Mart 1953’te Josef Stalin’in bir portresini çizer. Çizim, Les lettres françaises adlı haftalık Fransız komünist dergisinde, aynı tarihe yaşamını yitiren Sovyet liderini öven çeşitli metinler eşliğinde yayımlanır. Bu video, çok sade yöntemler ile çoğunlukla kolaj ve seslendirmeler aracılığıyla az çok hatırlanan bu çizimi ve sebep olduklarını anlatır.

Bir açıdan bakıldığında bu film, 20. yüzyılın görünürde iki karşıt ikonunun, Pablo Picasso ve Josef Stalin’in ortak olan ya da olmayan yönleri çerçevesinde gelişen bir hikâyedir. Başka bir açıdansa, sanat ve sanatsal özgürlük ya da özgür olmayış ile imgelerin, özellikle de tarihi isimlerin görüntülerinin okunma ve kullanılma yöntemlerini ele almaktadır. Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından kalma bu anekdotun belki de en ilginç yanı, böyle basit bir karakalem çizimin nasıl bu kadar çok duygu, tartışma ve gizeme yol açmış olduğudur.

Berlinmuren
Lars Laumann
2008, 23’56”
İngilizce; altyazısız

Bu video, oldukça olağandışı bir ilişkinin, İsveçli Eija-Riita Berliner-Mauer’in Berlin Duvarı’na duyduğu aşkın hikâyesidir. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını hayatının en acı günü sayan kadın, İsveç’in kuzeyindeki Liden’de yaşamakta; giyotin ve Berlin Duvarı modelleri sergileyen bir müzenin yöneticiliğini yapmakta; Berlin Duvarı ile insanların nesnelere duydukları aşkı konu alan çeşitli internet sitelerinin moderatörlüğünü yürütmektedir.

Magical World
Johanna Billing
2005, DVD, 06.12’ (Tekrarlı gösterim)
Diyalogsuz

Bu video, 2005 yılında bir Yaz günü, Zagreb’in banliyölerinden Dubrava’da, ücretsiz bir okul sonrası eğitim merkezinde çekilmiştir. Rotary Connection’ın “Magical World” (1968) adlı, sözleri Sidney Barnes tarafından yazılmış şarkısının provasını yapan çocukların tekrarlı, adeta sonu gelmez görüntüleri belirsiz bir gelecek için bir tür marş, dönüşüm sürecindeki bir ülkeden bir kesit niteliğindedir.

Tamamı 1990’ların başındaki Yugoslav savaşlarından sonra doğmuş olan çocuklar, sadelik ve gururla etkileyici ve umut dolu bir performans sergiler. Hırvat çocuklardan biri, yeni öğrendiği ve zar zor konuştuğu İngilizcesiyle gizemli ve meydan okuyan ilk dizeleri söyler: “Beni böyle güzel bir rüyadan neden uyandırmak istiyorsunuz? Uyuduğumu görmüyor musunuz? Büyülü bir dünyada yaşıyoruz…” Kamera, müzik odasının dışına çıkar; eski Yugoslavya’nın yıkılmasından bu yana hâlen toparlanmaya çalışan toplumu yansıtır şekilde görüntülerde, inşasına 1980’lerde başlanan ama tamamlanmadan bırakılan kültür merkezinin yıkık dökük çevresi vardır.

Dammi i colori
Anri Sala
2003, 15’25”
Arnavutça; İngilizce altyazılı
(Edi Rama ile)

“Kent görüntülerini Poughkeepsie’de ilk kez gösterdiğimde, Liam Gillick, ‘Anri, bana gerçeği söyle. Bana bu şehrin var olmadığını söyle. Lütfen bana sanatçı-belediye başkanı bir arkadaşının olmadığını söyle’ demişti.

Kent ölüydü. Sadece bir şeyleri bekleyen birilerinin görülebileceği bir geçiş istasyonuna benziyordu. Sessizce yaşlanan bir bedeni anımsatıyordu; sanki tüm ayaklanmalar, yaşanan her şey yabancı bir ortamda meydana gelmişti. Etrafındakilerden etkilenmeden her şeyi yutan bir yere benziyordu.

Bu çalışma, böyle bir kentin nasıl yaşanabilir bir yer olabileceği ve yaşamaya mahkum olduğun bir yerden yaşamayı seçtiğin bir yere nasıl dönüşebileceğine ilişkin bir sorudur.”
-Anri Sala

Marian Goodman Gallery (New York), Galerie Chantal Crousel (Paris), Hauser & Wirth (Zürih, Londra), Johnen/Schöttle (Berlin, Köln, Münih) izniyle

Salt sitesi için TIKLAYINIZ 

 

Kaynak : [-]  


Mimesis’in suçu ne? (!)

“ Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi” Yayın Kurulunun yaptığı bir açıklama olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyoruz. Yorum sizin.

“Yorum sizin” dedik, fakat birkaç yıl önce başımıza gelen bir olayı aktarmadan edemeyeceğim…

4 yıl kadar önce Bakırköy’de bulunan bir sanatçı derneğinde sanat söyleşileri ve tartışma programı yönetiyorduk.

Genel beklenti nedir? 800 üyesi olan bir sanatçılar (!) derneğinden beklenti;  yapılan programın vasatın üzerinde ve dolaysıyla entelektüel düzeyinin  yüksek olmasıdır. Elbette bu bize göre böyleydi.

Bu beklentiden yola çıkarak o hafta yapacağımız tartışma programının konusunu  “Sanat ve Erotizm” olarak saptayıp ilan ettik. Buraya kadar her şey normal.  Bir sanat derneğinde tartışılmasının çok doğal olduğunu düşündüğümüz konu için hazırlıklarımızı yaparken pek çoğumuzu şaşkınlığa iten olaylar gelişti.

Önce derneğin yönetim kurulu üyesi olan Devlet Tiyatrolarının bir kaç yönetmeninden bir olan şahsiyet “ Konunun ne kadar vahim ve ayıp, tu kaka bir konu olduğunu, ahlaksızca bir tartışma olabileceğini ve hatta halkın dernek binasını taşlayabileceğini…”belirterek bir an önce programın iptal edilmesi gerektiğini talep etti. Hatta Talep etmekle de kalmayıp kulis çalışmaları yaparak dernek başkanı ve dernek yönetimine etkili olabileceğini düşündüğü Üniversitede hocalık yapmış etkin kişileri ve yine derneğin kurucuları olan eski oyuncuları (!) arayarak ve bizzat ziyaret ederek kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Yönetim kurulunun sağduyulu yaklaşımı ve programı yapacak olan bizlerin inat etmesi sayesinde söz konusu program yapıldı.

Ne mi oldu?  Ne bir kavga, ne bir taşkınlık, ne de kimse kimseye erotik olarak bakmadan (!) ve medeni bir tartışma ile 3-4 saat sonra sağ ve salim olarak program bitirildi. Bizim için değil ama farklı beklentileri olanlar için şaşkınlık yaratmıştı böyle bir program. Çünkü Sanatçıların kurup yönettiği bir dernekte “Sanat ve Erotizm” ilişkisini konuşmak taşlanma ile son bulabilir hatta linçle dahi bitebilirdi değil mi? (!)

Tors

Ne kadar şanslıyız ki kayda değer vahim bir şey olmadan (!) medeni insanlar gibi “Erotizm ve Sanat” tartışıldı. Oysa resim derslerinde çizime yardımcı olmak amacıyla aynı dernekte tors bulunmakta ve açılan resim sergilerinde de nü resimler bulunabilirdi. Kaldı ki sanat ve erotizm de ne demek koca devlet tiyatroları yönetmeninden veya koca hocalardan daha mı iyi bileceğiz? Hele ki bir sanat derneğinde bunları konuşmak mı asla…

Örneğin; erotizm ve sanat konusu Bakırköy gibi ülkemizin en çok sanatçı yetiştiren ilçesinde sözde sanatçılar derneğinde konuşulmamalı, üniversitedeler de asla olmamalı, hele ki insanların bir şeyler araştırmak için kaynak aradığı kütüphanede bilimsel makaleler gibi tehlikeli kaynakların yer aldığı kütüphanelerde bu tür yazıların olduğu kitaplar hiç olmamalı… Sanat derneğinde erotizm ve sanat ilişkisi irdelenmeyecekse sinemada, tiyatroda, şiirde, heykelde, romanda kısaca sanatın hiçbir dalında, asla sözü dahi edilmemeli. Bu bir bilimsel makale olsa bile!

Hele ki tarih süreci içersinde bu tür şeyler olmamıştır. Erotizm İnsan yaşamına dair bir şey değildir, hatta eski çağlarda insanlar kendiliğinden çoğalarak meydana gelmiştir. Bundan dolayıdır ki” Mimesis’in suçu nedir? “ Sorusunu sormak dahi ayıptır. Sanatçılar(!) bunu yapıyorsa kütüphanelerinde bunu yapması doğaldır… Hatta bilimsel çalışmalarda dahi bu şeylere dikkat etmek lazımdır değil mi efendim?

Başınızı mı ağrıttık?

Buyurun Mimesis’in açıklaması…

 Kamuoyuna;

Mimesis Dergisi

Kültür Bakanlığı`nın Türkiye´nin farklı şehirlerinde il ve ilçe kütüphanelerine dağıttığı Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi, Elazığ İl Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesi ile iade edildi.

Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ne gönderilen resmi yazıda, “MİMESİS adlı tiyatro /çeviri araştırma dergisinin 19. sayısının içeriğinde müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir” deniliyor.

Yazının devamında, bu tür yayınların okuyucuların ve çocukların ahlaki değerlerini bozduğu iddiası ile Elazığ İl Halk Kütüphanesi`ne veliler tarafından şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği belirtiliyor. Elazığ İl Halk Kütüphanesi müstehcen içerikli bulduğu derginin Elazığ İl ve İlçe Kütüphanelerine bağış yolu ile olsa dahi gönderilmemesini talep ediyor.

Mimesis Dergisi Yayın Kurulu olarak belirtmek isteriz ki, müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir çeviri-araştırma dosyası olan “Aristophanes Üzerine” adlı dosyada yer almaktadır. Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve Yunan Eşlerinin ‘Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004 yılında kaleme alınmıştır.

20 yılı aşkın süredir yayınlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi tiyatro alanında önemli çalışmalarda bulunan akademisyen ve yazarların da sorumluluklar aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ”müstehcen” ilan edilmiştir. Akademik-bilimsel bir makalenin içeriği kaale alınmaksızın, ilişiğindeki M.Ö. 5. yüzyıla ait görseller bağlamlarından koparılarak “ahlaka aykırı” bulunup, raflardan kaldırılmıştır.

“Müstehcenlik”, “muhafazakar” duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis Dergisi’ne dönük müstehcenlik ithamını da aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesi raflarına yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ise tek kelimeyle “absürd” buluyoruz.

Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi Yayın Kurulu

 

Mimesis’in sitesi için TIKLAYINIZ.

Diyarbakır 3. Kitap Fuarı 22 Mayıs Salı günü başlıyor

Kitap Fuarı Diyarbakır Yolcusu

3.Diyarbakır Kitap Fuarı

Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 22-27 Mayıs 2012tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek Diyarbakır 3. Kitap Fuarıkapılarını açmaya hazırlanıyor.

Yaklaşık 135 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla bu sene üçüncü kez düzenlenecek fuarda geniş bir konu yelpazesi içinde konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi gibi 44 kültür etkinliğinde ve imza günlerinde 300 yazar okurlarıyla buluşma imkanı bulacaktır.

Kitap Fuarı’nın Yurt Dışından Konukları

Diyarbakır Kitap Fuarı’nın Fransa’dan iki araştırmacı-yazar konuğu olacak. Dinler tarihi uzmanı Sébastien de Courtois 26 Mayıs 2012 Cumartesi günü fuarda olacak. Özellikle Ortadoğu Hıristiyan topluluklarının durumu ve tarihte bıraktıkları izler üstüne çalışmalarını yoğunlaştıran araştırmacı, 1999 sonbaharında Mardin’e yaptığı bir yolculuk sırasında Turabdin’in tarihine ilgi duydu. Courtois, Diyarbakır Kitap Fuarı’nda Süryaniler üzerine bir söyleşiye konuşmacı olarak katılacak ve ardından kitaplarını imzalayacak.

Fuarın bir diğer konuğu ise Fransa’da yaşayan Kürt kökenli araştırmacı-akademisyen Fawaz Husên. İsveç Yazarlar Birliği, Uluslararası PEN ve Fransa Yazarlar Örgütü üyesi olan yazar halen Fransa’da yaşamaktadır. Yazar fuarda “Fransızca Bir Bedende Kürtçe Bir Ruh” başlıklı söyleşi ardından kitaplarını imzalayacak.

Fuar’ın Sergileri

Sabahattin Ali “Bir Fotoğraf Camı Sergisi”nde, 41 yıllık kısa yaşamına çok sayıda eser ve tercüme sığdıran, Türkiye’nin farklı yerlerinde öğretmenlik yaparken öğrencileri üzerinde derin izler bırakan, Ankara’da Devlet Konservatuvarı’nın kuruluşunda ve ilk öğrencilerinin yetişmesinde büyük emeği olan Sabahattin Ali’nin en büyük tutkularından biri olan fotoğrafları sergileniyor. Sabahattin Ali’nin yaşamöyküsünün fotoğraflarla anlatıldığı sergi, yazarın ailesi, çocukluğu, gençliği, Almanya’da yaşadığı yıllar, öğretmenlik, askerlik, evlilik ve babalık dönemleri gibi başlıklı bölümlerden oluşuyor.

Fuar’ın bir diğer sergisi ise “Eski Diyarbakır’da Kültürel Çeşitlilik” sergisi. Küratörlüğünü Birzamanlar Yayıncılık’tan Osman Köker’in yaptığı sergi, çoğunluğu 20. yüzyıl başına ait 200’den fazla fotoğraf aracılığıyla Diyarbakır’ın kaybolan halkların hikayesini anlatıyor. Sergi Diyarbakır’ın geçmişindeki çok kültürlü hayatı: Ermeni, Süryani, Keldani, Rum, Yahudi, Yezidi gibi toplulukların yaşantılarını ele alıyor.

Hollanda Diyarbakır Kitap Fuarı’nda

31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu Hollanda yıl boyunca süren etkinlikler kapsamında Diyarbakır Kitap Fuarı’na da katılıyor.  Fuarda Hollanda kültürüne ait bilgiler ve kitaplar Hollanda standında bulunabilir.

Girişin ücretsiz olduğu fuar 22-26 Mayıs 2012 tarihleri arasında 10.30-19.30 saatlerinde, kapanış günü olan 27 Mayıs 2012 tarihinde ise 10.30-19.00 saatlerinde ziyaret edilebilir.

 

7. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali başlıyor

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 7. yılında “Özgürlük Emek İster” temasıyla izleyicilerle buluşuyor. 1-7 Mayıs tarihleri arasında 4 şehirde birden perdelerini açacak festivalin bu yılki uluslararası konuğu Ken Loach filmlerinin usta senaristi Paul Laverty.

7.İşçi Filmleri Festivali

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1-7 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Festival daha sonra geçen yıllarda olduğu gibi kent kent süren ve bütün bir yıla yayılan uzun bir yolculuğa çıkacak. Festival bu yıl, Türkiye halkının hak ve özgürlüklerine iktidar tarafından yapılan saldırılara cevapla ‘Özgürlük Emek İster’ temasıyla gerçekleştirilecek.

Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında, emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival, Sine-Sen (DİSK), Dev Sağlık-İş (DİSK), Birleşik Metal-İş (DİSK), Hava-İş (TÜRK-İŞ), Petrol-İş (TÜRK-İŞ), Tez Koop-İş (TÜRK-İŞ), Ses (KESK), Türk Tabipleri Birliği, Halkevleri ve Sendika.Org tarafından düzenleniyor.

Paul Laverty hem alanda hem salonda

Belgesel ve kurmaca, yerli ve yabancı 50 filmi programına alan festival her yıl olduğu gib bu yıl da yurtdışından olacak. Adı emek filmleriyle özdeşleşen İngiliz yönetmen Ken Loach’un birçok filminin senaryosuna imza atan usta Britanyalı sinemacı Paul Laverty bu yılki festivale konuk olacak. Festival pankartının arkasında İstanbul Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarına, 2 Mayıs’taki festivalin açılış gecesine ve 3 Mayıs’ta işçi sineması üzerine bir söyleşiye katılacak. ABD’den ‘Fukishima Asla’ filminin yönetmeni Steve Zeltzer, yine ABD’den ‘Veritas: Harward’s Saklı Tarihi’ filminin yönetmeni Eunhung Shin, Hindistan’dan ‘Trans Halinde’ filminin yönetmenleri Ekta Mittal ve Yasha Swinii, Japonya’dan Fumiaki Kojima   festivalin diğer konukları arasında yer alıyor.

Açılışta dünyanın tüm Metin Lokumcu’larına selam yollanacak

Festivalin ana açılışı 2 Mayıs günü saat 19.00’da İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü Mustafa Kemal Amfisi’nde gerçekleştirilecek. Açılışta Paul Laverty’nin senaryosunu yazdığı, Iciar Bollain imzalı, Gael Garcia Beranl’in başrolünde yer aldığı ‘Yağmuru Bile’ filmi gösterilecek. Bolivya’da su hizmetlerinin piyasalaştırılmasını sömürgecilik ve emperyalizmin tarihi temelinde çarpıcı biçimde anlatan filmin gösterimiyle geçtiğimiz yıl Hopa’da su hakkı mücadelesinde yaşamını yitiren Metin Lokumcu’ya da selam yollanmış olacak. Geceye Bollain de video mesajıyla katılacak.

Zengin film programı

Festivalde bu yıl 20’si uluslararası, 38’i yerli toplam 58 film gösterilecek. Film programında hem uzun metrajlı kurmaca hem kısa metrajlı kurmaca hem de belgesel yapımlar yer alıyor. Japon işçi edebiyatının önemli yazarlarından Kobayashi Takji’nin romanından aynı adla So Yamamura tarafında beyazperdeye uyarlanan, 1900’lerin ilk yarısında Japonya’da bir yengeç işleme gemisinde çalışan işçilerin hikayesinin alnatan ‘Yengeç Gemisi’; ‘Güneşli Pazartesiler’ filminin İspanyol yönetmeni Fernando Leon de Aranoa’nın hem göçmen işçilerin yaşamı hem de orta sınıfın yoksullaşması üzerine yeni yapımı ‘Amador’; 1960’lar İngiltere’sinden kadınların öncülük ettiği bir grevin hikayesini anlatan Nigel Cole imzalı ‘Kadının Fendi’;  Şili’nin faşist bir darbeyle devrilen hallçı lideri Salvador Allende’nin mücadelesini anlatan Patricio Guzman imzalı ‘Salvador Allende’, İstanbul Davutpaşa’daki işçi kıyımını anlatan ‘Davutpaşa’nın Külleri’ (Yönetmen: Ayten Başer),  festival programında göze çarpan yapımlar arasında yer alıyor.

Festivalde Amed coşkusu

Festival kapsamında bu yıl ilk kez Diyarbakır’da İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanında açılışın yapılacağı kentler arasında yerini aldı. Hem Diyarbakır hem de diğer kentlerdeki gösterim yerlerinin sayısı da arttı. gösterim salonlarının sayısı artmış durumda. Gösterimler İstanbul’da İstanbul Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Beyoğlu Yeşilçam Sineması, Bağlam Yayınları Sinema Salonu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, İstanbul Halkevi, Kolektif Kültür Merkezi, Barış Manço Kültür Merkezi, Kazım Koyuncu Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Kadıköy Halkevi’nde; Ankara’da Alman Kültür Merkezi, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi, ODTÜ Vişnelik Tesis’leri, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Kızılay Büyülü Fener Sineması, Kolektif Kültür Merkezi’nde; İzmir’de Konak Sineması, İzmir Fransız Kültür Merkezi, İsmet İnönü Kültür Merkezi, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi, Ege Sanat Merkezi’nde; Diyarbakır’da Sümerpark Sosyal Yaşam Merkezi Sinema Salonu, Sülüklü Han, Eğitim-sen Diyarbakır Şubesi, Kayapınar Belediyesi Cegerxwin Kültür Merkezi Sinema Salonu’nda gerçekleştirilecek. Programa eklenecek salonlar önümüzdeki günlerde açıklanacak. Ayrıca her yıl olduğu gibi yoksul mahallelerde gösterimler de yapılacak. Festivalde tüm gösterimler her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz olacak. Festivalle ilgili tüm bilgilere www.iff.org.tr adresinden ulaşmak mümkün.

Festival kapsamında Ankara’da emek ve iletişim üzerine düşünen, çalışan ve siyaset üreten akademisyenler ve eylemciler 7-8 Mayıs tarihleri arasında 3. Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı’nda bir araya gelecek. Farklı kentlerde sinema atölyelerinin kurulacağı festival sırasında bu yıl da kapsamlı bir festival gazetesi yayınlanacak.

15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 41 ülkeden 115 filmle seyircisini bekliyor.

41 ülkeden 115 filmle festival için geri sayım başladı!

15.uçan süpürge uluslararası Kadın filmleri festivali

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. Festival 10 Mayıs gecesi Ankara’da Devlet Opera ve Balesi salonunda yapılacak açılış ve ödül töreniyle başlayacak.

Uçan Süpürge Haber Merkezi
17 Nisan 2012

Açılışta, bu yıl sinemada 40. yılını kutlayan Hale Soygazi “Uçan Süpürge Onur Ödülü”nü alacak. Türkiye sinemasının en üretken kadınlarından Bilge Olgaç’ın anısına düzenlenen Başarı Ödülleri ise oyunculuklarını özgün rollerle taçlandıran Füsun Demirel ve Serra Yılmaz’ın olacak.

Bu yıl festival programı pek çok seçkiyle renklenecek. Bunlardan ilki Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in seçkisi olacak. Farida’nın seçtiği filmlerin yönetmenleri film eleştirmeni Alin Taşçıyan eşliğinde izleyiciye Mağrip’i getirecek ve bu bölgede kadınların yönetmenlik deneyimlerini aktaracak. Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in Uçan Süpürge için hazırladığı özel seçkide, kendi filmlerinin yanı sıra ülkenin önde gelen sinemacı kadınlarından Selma Bargach, Narjiss Nejjar ve Leila Kilani’nin filmleri de yer alacak.

Festivalin bir başka retrospektifi ve onur konuğu Finlandiya’dan Saara Cantell. Çeşitli festivallerde ödüller aldıktan sonra dünyaca tanınan Cantell’in ödüllü filmlerinin yanı sıra dansı odak alan ama dans filmleri olmayan, duyguları yeri geldiğinde dansla ifade eden ve aynaları önemseyen kısa filmleri de programda. Cantell festival süresince sinemaseverlerle buluşacak.

Yönetmen, besteci, şair, yazar Trinh Minh-ha da festivalin bir diğer konuğu. Vietnam doğumlu bir dünya vatandaşı olan yönetmen filmlerinde ülkesini anlatsa da Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya ve Yeni Zelenda da sinema, sanat ve feminizm üzerine dersler vermiş bir akademisyen. Halen Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde Kadın Çalışmaları Bölümü’nde sinema, retorik ve toplumsal cinsiyet üzerine dersler veriyor. Festival programına retrospektif bir seçki ile katılan Trinh Minh-ha aynı zamanda festivalin onur konuklarından biri. Onun sineması çerçevesinde feminizmden sinemaya, kültür politikalarından sanata söyleşmek imkanı da bulacağız.

Terasa Villaverde, Uçan Süpürge Film Festivali izleyicisinin tanıdığı bir yönetmen. Daha önceki yıllarda Portekiz sinemasını onun kamerasından izlemiştik. Filmleri Cannes, Venedik, Berlin gibi festivallerde gösterilen Teresa Villaverde son filmi Swan (Kuğu) ile Venedik Film Festivali’ne konuk olduktan sonra Uçan Süpürge’nin 15. yılında Ankara’da olacak.  Türkiyeli kadın sinemacılar ile tanışmayı heyecanla beklediğini belirten Villaverde film gösterimlerinden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Yaptıkları her film merakla beklenen, ilgiyle takip edilen Naomi Kawase (Japonya) ve Chantal Akerman (Belçika) da yepyeni filmlerini ilk kez Ankara’da seyircileriyle paylaşacak.

“Kadınlar tarafından, kadınlar hakkında filmler” sloganıyla yola çıkan ve bu yıl 40. yaşını kutlayan Women Make Movies 15. festivalde de Uçan Süpürge için özel bir seçki hazırlayacak. Kadın yönetmenlerin filmlerinin dağıtımını yapan WMM sayesinde festival izleyicisi dünyanın dört bir yanından film izleme şansı yakalayacak.

LGBT sorunlarına değindiğimiz “Pembesiz Mavisiz” bölümünde bu sene İsveç’ten Lasse Persson/Lisa Tulin’i ağırlıyoruz. Animasyon kısalarını gösterdikten sonra izleyicilerle söyleşecek olan Lasse/Lisa gender-bending (karşı cinsiyetin rollerini benimseme) ve yönetmen olarak deneyimleri etrafında gelişen bir program hazırladı.

Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi festival bu sene de bir kısa film yarışması açtı. “Size baba diyebilir miyim?” başlıklı yarışmaya katılan filmlerin erk ve erkeklik inşası üzerinden “baba”yı sorgulaması bekleniyor.

Festival bu yıl bir kez daha çocuk haklarına filmlerle dikkat çekecek. Festival programının “Olay Yeri: Aile” başlıklı bölümünde çocuk gelinler ve ensest temaları öne çıkacak. Reis Çelik’in son filmi “Lal Gece”, Bingöl Elmas’ın yeni belgeseli “Evcilik” ve Uçan Süpürge’nin “Çocuk Gelinler” belgeseli bu bölümün filmlerinden bazıları.

6. festivalde başlayan ve Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği’nin (FIPRESCI) her sene jüri yollayarak bir filme ödül verdiği “Her Biri Ayrı Renk” bölümünün bu yıl daha da özel. FIPRESCI Ödülü için gösterilecek filmleri festivalin 15. yılında Sevin Okyay seçecek.

Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Jürisi Ödülü ve festivalin bu yıl 4. kez vereceği Genç Cadı Ödülü sahiplerini kapanış töreninde bulacak.

Kızılırmak Sineması ve Goethe Institut’daki film gösterimlerinin yanı sıra söyleşi ve paneller, üniversitelerde özel gösterimler, film okumaları ve atölye çalışmalarıyla dopdolu bir festival Mayıs’ta sinemaseverleri bekliyor.

 

 

Birkaç Sanat Haberi : Altın Portakal – Bobby McFerrin – Yeşilçam Ödülleri – ” Mona Lisa ”

Bobby McFerrin Ankara’da!

Congresium Ankara, On Grammy Ödüllü Bobby McFerrin’ı ağırlıyor…

İnsan sesinin sınırlarına meydan okuyan dünyaca ünlü ses virtüözü Bobby McFerrin muhteşem konseriyle 27 Mart 2012 Salı saat 20:30 da Congresium Ankara’da müzikseverlerle buluşuyor.Uzun süre dünya listelerinde bir numarada kalan Don’t Worry Be Happy parçası ile bir efsaneye dönüşen McFerrin’ın bu muhteşem konserini sakın kaçırmayın.

Congresium Ankara, dünyaca ünlü sanatçıları Ankaralı müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Günümüzün başarılı ve seçkin sanatçılarına ev sahipliği yapan Congresium Ankara, 27 Mart Salı günü efsanevi sanatçı Bobby McFerrin’i ağırlıyor.
Emprovizasyon yeteneği, dört oktavlık ses genişliği ve eşsiz tekniği ile günümüzün en başarılı ve seçkin vokallerinin başında gelen Bobby McFerrin muhteşem performansıyla müzikseverleri büyüleyecek.

McFerrin, caz, pop, R&B, klasik ve dünya müziği gibi farklı tür müzik stillerini bir araya getirerek yarattığı olağanüstü çeşitlilik, sınırları olmayan ve yaratıcı müzik anlayışı ile milyonların kalbinde taht kurdu. Sanatçı konserlerinde yaratıcı enerjisini dinleyicileri ile muhteşem bir şekilde paylaşarak dinleyicilerine olağanüstü bir deneyim yaşatıyor.

Müzik hayatı boyunca pek çok sanatçı ile başarılı çalışmalara imza atan sanatçının, Bach’ın Ave Maria prelüdünü icrasındaki mükemmellik ve Beatles şarkılarına getirdiği eşsiz yorumlar milyonları bir kez kendisine hayran bırakıyor. Çellist Yo-Yo Ma, piyanist Chick Corea ve aktör Robin Williams ile yaptığı çalışmalar, Viyana Filarmoni’yi yönetişi ve Susam Sokağı’ndaki “Muppet Show”a katılımı McFerrin’ın başarılı ve sıra dışı müzik kariyerinin öne çıkan çalışmalarıdır.

Bobby McFerrin’a bu konserde önemli müzisyenlerimizden Kanun üstadı Tahir Aydoğdu ve Neyzen Bilgin Canaz ile Orfeon Oda Korosu eşlik ediyor. Saz üstadlarımız ile eşsiz doğaçlamalara imza atacak olan Sanatçı, Türk Koro Müziğinin başarılı temsilcilerinin başında gelen ve dünyaca ünlü vokal topluluklarından Swingle Singers ve Cantabile ile başarılı konserlere imza atan Orfeon Oda Korosu ile birlikte kendi kompozisyonlarını ve Türk bestelerini yeniden yorumlayacak.

Bu muhteşem konserin biletleri Biletix ve Congresium Bilet Satış Gişesi’nden satışa sunulmuştur.

Congresium Ankara’da Sanat Dolu Günler Devam ediyor…
Ankara’nın dünyaya açılan kapısı, Avrupa’nın sayılı çok amaçlı etkinlik merkezlerinden biri olan Congresium Ankara, kültür-sanat organizasyonlarında da oldukça iddialı. Modern mimarisi ve tüm konforuyla sanatseverleri ağırlamaya hazır olan Gordion Oditoryum, 3.107 kişilik kapasitesi, 1.200 metrekarelik dev sahnesi, en son teknoloji ses-ışık ve audio-visual altyapısı, dev sinema perdesi ve 900 araç kapasiteli otoparkı ile her türlü kültür-sanat performansına ev sahipliği yapabilecek altyapı düşünülerek tasarlandı.

Congresium Ankara ile sanat dolu günler sizleri bekliyor.

Bobby McFerrin
Yer          : Congresium Ankara, Gordion Oditoryum Salonu
Tarih       : 27 Mart 2012 Salı
Saat       : 20:30
Biletler  : Biletix: www.biletix.com.tr
Congresium Gişe: 0312.286 54 61

Yeşilçam Ödülleri bu yıl düzenlenmeyecek

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, (TÜRSAK) ile birlikte 4 yıldır ortaklaşa gerçekleştirdikleri ”Yeşilçam Ödülleri”ni bu yıl düzenlemeyeceklerini söyledi

Ahmet Misbah Demircan, TÜRSAK Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil ile Pera Palace Hotel’de düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, sinema sektörünün 4 yıldır düzenledikleri ”Yeşilçam Ödülleri”ni benimsediği için gurur duyduklarını belirtti.

Gelenekselleşen ödüllerin sinema sektörüne çok önemli maddi ve manevi katkı sunduğunu, Yeşilçam ve ve Türk sineması ile ilgili büyük bir farkındalık oluşturduğunu ifade eden Demircan, şunları söyledi:

”Sinema Meslek Birlikleri ile de sürekli bir irtibat halindeydik. Teknik konulardaki itirazlarını dinledik, dikkate aldık. Bu programa paydaş olmalarını kendilerinden teklif ettik. Sinema meslek birlikleri ile toplantılar yaptık. Çok daha etkin, çok daha güçlü ‘Yeşilçam Ödülleri’ üzerinde devam ederken, hiçbir haberimiz olmadan sinema meslek birlikleri bir basın toplantısı düzenledi. Birliğin geliştirdiği projenin detaylarını basından öğrendik.”

Geleneksel Yeşilçam Ödülleri ile ilgisi olmayan başka bir proje açıkladıklarını dile getiren Demircan, şöyle devam etti: ”Hedeflerimiz arasında bulunan akademi oluşumu da, bu toplantı da birlik tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. ‘Yeşilçam Akademi Ödülleri’ ile bizim düzenlediğimiz Yeşilçam Ödülleri arasında isim benzerliği dışında bir ilişki olmadığını gördük. Basın toplantısından sonra yaptığımız görüşmede, Yeşilçam Ödülleri’ne katılımları ile ilgili yaptığımız teklifi kabul etmediklerini, kendilerinin yepyeni bir proje yaptıklarını, istersek bu yeni projede yer alabileceğimizi bizimle paylaştılar. Gelenekselleşmiş bir ödül programız varken, aynı amaca hizmet edeceği var sayılan, bizim dışımızda geliştirilen, açıklanan paydaşları arasında olmadığımızı aynı isimli yeni bir ödül programına katılamayacağımızı kendilerine bildirdik.”

YENİ PROJELERLE KATKI ÜRETMEYE DEVAM EDECEKTİR”

Sinema Meslek Birliklerinin akademi düzeyinde bir oluşum içine girmesinin önemli olduğunu ifade eden Demircan, sözlerine şöyle devam etti:

”Bizim amacımız Yeşilçam’dan nostalji değil, değer üretmektir. Sinema endüstrisinin şehrimize, ülkemize ve insanımıza daha fazla katkı sunmasıdır. Yeşilçam Ödülleri bu amaca büyük katkı sundu. Yeşilçam’ın güçlendirilerek yaşatılmasına, Sinema Meslek Birliklerinin de katkı sunmak istemesi memnuniyet vericidir. Yeşilçam Ödülleri’ni 1 yıl süreyle donduruyoruz. Belediyemiz ve paydaşlarımızın ortak kararıyla Sinema Meslek Birliklerinin düzenleyeceği yeni ödüllere şans vermek amacıyla Yeşilçam Ödülleri’ni bu yıl düzenlemeyeceğiz. Sinema Meslek Birliklerinin vereceği ilk ödülleri takip edip, ardından yeni bir değerlendirme yapacağız. Ödüllerin başarılı olmasını diliyoruz.”

“TÜRK SİNEMASINA DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

TÜRSAK Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil ise kültür ve sanat yaşamının önderlerinin katılımıyla 1991’de kurulan vakfın, 1000’e yakın kurucusu olduğunu kaydetti.

Beyoğlu Belediyesi ile birlikte Türk sinemasının en iyilerinin seçilmesi için yola çıktıklarını dile getiren Yiğitgil, Yeşilçam Ödülleri ile amaçlarının Yeşilçam Sinema Akademisini oluşturmak olduğunu ifade etti.

Yiğitgil, şöyle devam etti: ”Tüm yönetim kurulumuz bu amaca katkı vermekten onur duydu. 4 yıl süresince Türk sinemasının, o yılki en iyisini seçerken ekonomik katkı sağlamak için bazen TÜRSAK olarak, bazen Beyoğlu Belediyesi ile birlikte sponsorluk bulduk. Biz TÜRSAK Vakfı olarak, Türk sinemasına katkı sunmaya, Türk sinemasına genç sinemacılar yetiştirmeye ve kazandırmaya, Türk sinemasına, sinema okullarından mezun olup gelecek öğrencilere destek sunmaya, üreten Yeşilçam film yapımcı, oyuncu, yönetmenlerine ve diğer katmanlarına destek olmaya, yaratıcılarının gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Altın Portakal Heyecanı Afiş Yarışmasıyla Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

Altın Portakal Heyecanı Afiş Yarışmasıyla Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

– Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

Tanıtım materyallerinde kullanılacak festival afişi yarışmayla belirleniyor. Yarışmanın birincilik ödülü 5 bin, ikincilik ödülü 2 bin, üçüncülük ödülü bin TL olarak belirlendi. Yarışmaya katılmak için son başvuru tarihi 30 Nisan 2012 olarak açıklandı

Birincilik ödülüne değer görülen afiş 49. Festivalin tanıtım materyallerinde kullanılacakken; sergilenmeye değer görülecek afişler ödüllü afişlerle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinemaseverlerle buluşturulacak.

GRAFİK SANATINA PORTAKAL DESTEĞİ

Tasarım dünyasında son yıllarda yaşanan ilerlemeye dikkat çeken Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akaydın, grafik sanatını desteklemek ve genç sanatçıları büyük projelere özendirmek amacıyla Altın Portakal heyecanını afiş yarışmasıyla başlattıklarını bildirdi.

YARIŞMA JÜRİSİ

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali afişinin seçileceği yarışmanın akademisyen, sanatçı ve iletişim uzmanlarından oluşan jürisinde şu isimler yer alıyor:

Ressam -Grafiker, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dek.Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan, Ressam – Grafiker Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Hasip Bektaş, Akdeniz Reklamcılar Derneği Başkanı, Cihan İşbaşı, Ressam Grafiker, Orkun-Ozan Medya A.Ş. Sahibi Himmet Öcal, Seramik Sanatçısı-AKSAV Yön. Kur. Üyesi Tufan Dağıstanlı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Akgün Keskin, Sakarya ve

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Merih Taşkaya.

YARIŞMA TÜM GRAFİKERLERE AÇIK

Grafikerler, meslek kuruluşu üyelerine, grafik tasarım / görsel iletişim tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına; amatör – profesyonel tüm grafikerlere açık olan yarışmaya gönderilen eserlerin kopya edilmemiş, herhangi bir yayın broşür – çalışma kapsamında kullanılmamış; yurt dışında – yurt içinde herhangi bir yarışmaya katılmamış; bir etkinlik kapsamında sergilenmemiş olması gerekiyor.

Dört renkli baskı teknolojisi ile elde edilen renklerin dışına çıkılmadan hazırlanacak afişlerin, 50×70 cm boyutunda dikey ve yatay olarak çalışılması gerekiyor.

Katılımcılar yarışmaya en fazla bir eserle katılabilecek. Yarışmaya katılmayı düşünen sanatçıların yarışma yönetmeliğine www.altinportakal.org.tr/ adresinden ulaşabileceği, katılım formlarını aynı adresten elde edebilecekleri belirtildi.

Mona Lisa Kopyası Müzede :

Leonardo da Vinci’nin ”Mona Lisa” tablosunun, kopyası Madrid’deki Prado Ulusal Müzesi’nde sergilenmeye başlandı.

Dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri olarak bilinen Leonardo da Vinci’nin ”Mona Lisa” tablosunun, usta ressamın stüdyosunda ve onun bir öğrencisi tarafından yapıldığı ortaya çıkarılan kopyası Madrid’deki Prado Ulusal Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. İlk defa basının ve halkın karşısına çıkartılan tablo, 13 Mart’a kadar Prado’da sergilendikten sonra, 29 Mart-25 Haziran arasında ”Leonardo da Vinci’nin son eseri. Azize Ana” adlı sergi kapsamında Fransa’daki Louvre Müzesi’ne taşınacak. İtalyan ressamın ünlü tablosunun kopyası 14 yıldır Prado Müzesi’nin duvarlarında olmasına rağmen bu zamana kadar sıradan bir kopya olarak biliniyordu. Louvre Müzesi’nde açılacak Leonardo da Vinci ile ilgili sergi dolayısıyla 2 yıl önce araştırma yapan teknik bir heyet, kopya tablonun arkasındaki siyah fonun altındaki peyzajın farkına varınca yapılan restorasyon çalışmalarıyla kopyanın orijinali ortaya çıkarıldı.

Prado Ulusal Müzesi’nin Araştırma ve Koruma Bölüm Müdürü Gabriele Finaldi, ”Bu eserin değeri, orijinali ile aynı anda ve aynı stüdyoda yapılmış olması”

Kaynaklar :  milliyet.com.tr

                             sabah.com.tr

                             A.A.