Yazılar

26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB Atölyeleri Başlıyor

26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyelerinde önemli isimler ile sinemaseverleri bir araya getiriyor.

ankara film festivali afiş

26. Ankara Uluslararası Film Festivali FESTİLAB atölyeleri ile usta isimleri izleyici ile buluşturuyor. FESTİLAB atölyelerinde usta akademisyenler ve sanatçılar deneyimlerini seyirciler ile paylaşacak. Atölyeler ücretsiz olarak düzenlenecek ve öğrenciler kadar sinemadan farklı tatlar almak isteyenlere de açık olacak.

Oyunculuk Atölyesi

Sercan Gidişoğlu ile Ses ve Nefes Kullanımı
23 Nisan 2015 Perşembe
Saat: 10:00 -12:30
Farabi Sahnesi

Meltem Cumbul’la Oyunculuk Atölyesi
İçinizde Neler Oluyor? Kimler Oynuyor?
23 Nisan 2015 Perşembe
Saat: 14:00-16:30
Farabi Sahnesi

Aytekin Çakmakçı ile Görüntü Yönetmenliği Atölyesi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Belgeselde Farklı Formlar Söyleşisi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 16:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Selçuk Candansayar ile Sinema ve Psikiyatri Üzerine Söyleşi
25 Nisan 2015 Cumartesi
Saat: 18:15
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Onur Ünlü Söyleşisi
27 Nisan 2015 Pazartesi
Film Gösterimi Saat: 12:00
Söyleşi Saat: 14:00
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi

Rebekah Louisa Smith ile Film Festivalleri ve Dağıtım Stratejileri
28 Nisan 2015 Salı
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Murat Meriç ile Şarkılı Filmli Memleket Tarihi Söyleşisi
29 Nisan 2015 Çarşamba
Saat: 21:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Priit Tender ile Canlandırma Atölyesi
1 Mayıs 2015 Cuma
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Micah Magee ile Buluntu Hikaye Anlatımı: Evrensel hikayeleri kısıtlı bütçe ile filme çekmek
1 Mayıs 2015 Cuma
Saat: 14:00
Kızılay Büyülü Fener Sineması

İlker Canikligil ile Dijital Video Yapımı ve Kısa Film Yönetmenliği Atölyesi
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Saat: 11:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Tanıkların Söyleşisi
2 Mayıs 2015 Cumartesi
Saat: 14:30
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Ercüment Cengiz ve Cem Erciyes ile Roman, Müzik ve Görsellik Üzerine Söyleşi
3 Mayıs 2015 Pazar
Saat: 14:00
Kızılay Büyülü Fener Sineması

Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz…

filmfestankara.org.tr

Tarihte Bugün Ne Oldu 7 Nisan

7 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 97. (artık yıllarda 98.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 268 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

Olaylar

  • 451 – Hun İmparatoru Attila, Kuzey Fransa’daki Metz şehrini ele geçirdi. Germen müttefikleriyle birleşerekReims, Mainz, Strasbourg, Köln, Worms ve Trier kentleri yağmalandı.
  • 1521 – Ferdinand Magellan, Cebu adasına ulaştı.
  • 1712 – New York’ta köleler isyan başlattı.
  • 1789 – Sultan I. Abdülhamid vefat etti, III. Selim tahta çıktı.
  • 1795 – Fransa’da metre, uzunluk ölçüsü birimi olarak kabul edildi.
  • 1827 – İngiliz kimyager John Walker’ın buluşu olan kibrit, İngiltere’de piyasaya sürüldü.
  • 1906 – Vezüv Yanardağı lav püskürttü, Napoli şehri harabeye döndü.
  • 1939 – II. Dünya Savaşı: İtalya, Arnavutluk’u işgal etti.
  • 1943 – Batı Ukrayna’nın Terebovlia kentinde Naziler, 1.100 Yahudiyi öldürüp toplu mezara gömdüler.
  • 1945 – Kantaro Suzuki, Japonya’nın 42. başbakanı oldu.
  • 1946 – Suriye, Fransa’dan bağımsızlığını kazandı.
  • 1948 – Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak kuruldu.
  • 1963 – Yugoslavya’da sosyalist cumhuriyet ilan edildi.
  • 1969 – İnternet’in sembolik doğum günü.
  • 1971 – ABD Başkanı Nixon, Vietnam’daki ABD birliklerinin geri çekilme hızını arttıracağını açıkladı.
  • 1978 – Muğla’nın Yatağan ilçesinde termik santral temeli atıldı.
  • 1978 – İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Server Tanilli silahlı saldırı sonucu felç oldu.
  • 1978 – ABD Başkanı Jimmy Carter, Nötron bombasının geliştirilme çalışmalarının durdurulmasına karar verdi.
  • 1987 – Altı yıl süren Milliyetçi Hareket Partisi davası bitti. Genel Başkan Alparslan Türkeş, 11 yıl 10 ay hapse mahkûm oldu.
  • 1994 – Almanya, sivil halka karşı kullanıldığı iddiasıyla Türkiye’ye silah ambargosu koydu.
  • 1995 – Ankara Devlet Tiyatrosu Mahir Canova Sahnesi açıldı.
  • 1999 – Hacıları almak için Cidde’ye gitmek üzere Adana’dan havalanan THY’ye ait Trakya uçağı, kalkışından kısa süre sonra düştü. Yolcusu bulunmayan uçağın altı kişilik mürettebatı öldü.
  • 2003 – Bağdat, tümüyle ABD birliklerinin kontrolüne geçti.
  • 2007 – Yıldız Geçidi SG-1 dizisi Türkiye’de TRT 1 tarafından Türkçe seslendirmeli olarak yayınlanmaya başladı.
  • 2011 – 11 Mart’ta tarihinin en büyük depremini yaşayan Japonya’da 7.1 büyüklüğünde şiddetli deprem meydana geldi. Depremin merkez üssünün ise Miyagi bölgesinin 40 kilometre açığında denizin altında olduğu ifade edildi.

Doğumlar  

  • 1770 – William Wordsworth, İngiliz şair (ö. 1850)
  • 1811 – Hoca Tahsin Efendi, Osmanlı bilim adamı ve düşünür (ö. 1881)
  • 1860 – Will Keith Kellogg, ABD’li mısır gevreği üreticisi (ö. 1951)
  • 1882 – Kurt von Schleicher, Alman subayı, Weimar Cumhuriyeti’nin son şansölyesi (ö. 1934)
  • 1883 – Gino Severini, İtalyan ressam (ö. 1966)
  • 1915 – Billie Holiday, ABD’li şarkıcı (ö. 1959)
  • 1920 – Ravi Shankar, Hintli müzisyen, sitar ustası ve besteci
  • 1921 – Feza Gürsey, Türk fizikçi (ö. 1992)
  • 1928 – James Garner, ABD’li sinema sanatçısı
  • 1928 – Alan J. Pakula, ABD’li film yönetmeni (ö. 1998)
  • 1933 – Sakıp Sabancı, ünlü Türk işadamı (ö. 2004)
  • 1933 – Seyyid Hüseyin Nasr, İranlı yazar, akademisyen ve İslam düşünürü
  • 1939 – Francis Ford Coppola, ABD’li sinema yönetmeni
  • 1944 – Gerhard Schröder, eski Almanya başbakanı
  • 1953 – Fatih Erkoç, Türk müzisyen
  • 1954 – Jackie Chan, Hong Konglu oyuncu
  • 1964 – Russell Crowe, Yeni Zelandalı sinema oyuncusu
  • 1967 – Bodo Illgner, eski Alman futbolcu
  • 1978 – Duncan James, İngiliz şarkıcı
  • 1980 – Randy Orton, Hollandalı voleybolcu.
  • 1982 – Agata Mróz-Olszewska, Polonyalı voleybolcu (ö. 2008)
  • 1983 – Franck Ribéry, Fransız futbolcu                                                                                                                                                                                Ölümler  
    • 30 – İsa Peygamberin çarmıha gerilerek öldürüldüğüne inanılan gün
    • 1614 – El Greco, Yunan asıllı İspanyol ressam (d. 1541)
    • 1761 – Thomas Bayes, İngiliz matematikçi (d. 1701)
    • 1789 – I. Abdülhamid, Osmanlı padişahı (d. 1725)
    • 1861 – Elisha Otis, ABD’li asansör imalatçısı (d. 1811)
    • 1891 – P. T. Barnum, ABD’li sirk menajeri, şovmen (d. 1810)
    • 1947 – Henry Ford, ABD’li otomobil üreticisi ve sanayicisi (d. 1863)
    • 1950 – Walter Huston, (John Huston’ın babası) Kanada doğumlu ABD’li aktör (d. 1884)
    • 1955 – Theda Bara (Theodosia Goobman), ABD’li tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1885)
    • 1980 – Mehmet Karaca, (Cem Karaca’nın babası) Türk tiyatro oyuncusu (d. 1900)
    • 1981 – Norman Taurog, ABD’li film yönetmeni ve senarist (d. 1899)
    • 1984 – Othmar Pferschy, Avusturyalı fotoğrafçı
    • 1991 – Memduh Ünlütürk, emekli Tümgeneral
    • 2005 – Melih Kibar, Türk müzisyen (d. 1951)
    • 2008 – Perihan Altındağ Sözeri Klasik Türk Müziği yorumcusu (d. 1925)
    • Tatiller ve Özel Günler
      • Dünya Sağlık Günü – Dünya Sağlık Örgütü’ne üye 191 ülkede 1948’den beri her yıl kutlanmaktadır.
      • Kadınlar Günü – Mozambik
      • Kimyagerler Günü Ve Kimyagerler Haftası

Tarihte Bugün Ne Oldu 5 Nisan

tarihte-bugun-ne-oldu5 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 95. (artık yıllarda 96.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 270 gün vardır.

Olaylar

  • 1453 – Fatih Sultan Mehmet’in donanması İstanbul sularına geldi.
  • 1614 – Pocahontas ile John Rolfe evlendi.Powhatan adlı Kızılderili kabilesinin reisinin kızı, İngilizlere esir düşünçe tütün yetiştiricisi Rolfe ile tanışmıştı.
  • 1804 – Kayıtlara geçen ilk meteor, İskoçya’ya düştü.
  • 1897 – Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında, Otuz Gün Savaşı olarak adlandırılan savaş başladı.
  • 1900 – 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki Plevne Savunması ile tanınan Gazi Osman Paşa öldü.
  • 1930 – Hindistan’da 300 millik yürüyüşünü tamamlayan Mahatma Gandhi, Dandi sahiline ulaştı.
  • 1936 – Mississippi’de meydana gelen bir kasırgada 233 kişi öldü.
  • 1941 – Anıtkabir için açılan proje yarışması sonuçlandı; Emin Onat ve Orhan Arda’nın teklif ettikleri proje seçildi.
  • 1944 – II. Dünya Savaşı: Yunanistan’ın bir kasabasında 270 kişi, Naziler tarafından öldürüldü.
  • 1946 – Missouri zırhlısı, ABD’de ölen Türkiye’nin Vaşington, DC Büyükelçisi Münir Ertegün’ün naaşını İstanbul’a getirdi.
  • 1949 – Illinois’de bir hastanede çıkan yangında 77 kişi öldü.
  • 1951 – Ethel ve Julius Rosenberg, Sovyetler Birliği için casusluk yapma suçundan idama mahkûm edildiler.
  • 1973 – Pierre Messmer, Fransa başbakanı oldu.
  • 1983 – CHP eski genel başkanı Bülent Ecevit’e, yurt dışına çıkış izni verildi. Ecevit, Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Portekiz’e gitti.
  • 1984 – Cidde-Şam seferini yapan bir yolcu uçağı, Suriye uyruklu bir hava korsanı tarafından kaçırılarak Yeşilköy’e indirildi.
  • 1992 – Bosna-Hersek hükümeti bağımsızlığını ilan etti.
  • 1994 – Kurt Cobain ‘in öldüğü gün olarak belirlenmiştir. 8 Nisan’da cesedi Seattle’daki evinin garajında bulunmuştur.
  • 1994 – 5 Nisan Ekonomik Önlemler Paketi uygulamaya konuldu.
  • 1996 – Agos, İstanbul’da yayın hayatına başladı
  • 1998 – Japonya’daki Şikoku ve Honşu adalarını birbirine bağlayan, dünyanın en uzun asma köprüsü Akaşi Kaikyo Köprüsü hizmete açıldı.
  • 2002 – Alice in Chains grubunun solisti Layne Staley aşırı doz dan ölmüştür. 15 gün sonra evinde bulunduğunda cesedi tanınmaz haldeydi. Yapılan otopsiyle cesedi ve ölüm sebebi tanımlanabilmiştir. Ölümü Kurt Cobain ile aynı güne denk düşmektedir.
  • 2009 – Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, 40 işçinin slikozis hastalığından ölmesinin ardından, kot taşlama için kullanılan insan sağlığına zararlı maddelerin kullanımını yasakladı.
  • 2015 – Rize’den dönmekte olan Fenerbahçe takım otobüsüne Trabzon sınırlarında pompalı tüfekle ateş açıldı, otobüsün şoförü yaralandı.[1]

Doğumlar

  • 1588 – Thomas Hobbes, İngiliz felsefecisi (ö. 1679)
  • 1899 – Alfred Blalock, ABD’li bilim adamı, hekim (ö. 1964)
  • 1900 – Spencer Tracy, ABD’li aktör (ö. 1967)
  • 1908 – Bette Davis, ABD’li aktris (ö. 1989)
  • 1908 – Herbert von Karajan, Avusturyalı orkestra şefi (ö. 1989)
  • 1916 – Gregory Peck, ABD’li aktör (ö. 2003)
  • 1923 – Ernest Mandel, Belçikalı marksist teorisyen (ö. 1995)
  • 1923 – Nguyen Van Thieu, Vietnamlı asker ve siyaset adamı (ö. 2001)
  • 1925 – Sadri Alışık, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 1995)
  • 1926 – Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, bir yazar ve eski bir akademisyen
  • 1926 – Roger Corman, ABD’li yönetmen
  • 1926 – Süleyman Seba, BJK başkanlığı da yapmış olan Türk işadamı (ö. 2014)
  • 1928 – Haldun Dormen, Türk tiyatrocu
  • 1929 – Hugo Claus, Flaman romancı, şair, oyun yazarı, ressam ve film yönetmeni (ö. 2008)
  • 1929 – Ivar Giaever, Norveçli fizikçi, Fizik Nobel Ödülü
  • 1933 – Feridun Buğeker, Türk milli futbolcu, (ö. 2014)
  • 1937 – Colin Powell, Amerika Birleşik Devletleri eski Dışişleri Bakanı
  • 1941 – Mazlum Kiper, Türk oyuncu ve seslendirme sanatçısı
  • 1942 – Pascal Couchepin, İsviçreli politikacı
  • 1942 – Peter Greenaway, Galli yönetmen, ressam ve roman yazarı
  • 1945 – Cem Karaca, Türk müzisyen ve besteci (ö. 2004)
  • 1950 – Agnetha Fältskog, İsveçli pop şarkıcısı, besteci ve yapımcı (ABBA)
  • 1956 – Diamond Dallas Page, güreşçi ve aktördür
  • 1965 – Aykut Kocaman, Türk eski futbolcu ve teknik direktör
  • 1970 – Yaşar, Türk müzisyen
  • 1973 – Pharrell, ABD’li prodüktör, şarkıcı ve rapçi (The Neptunes)
  • 1976 – Fernando Morientes, İspanyol futbolcu
  • 1979 – Timo Hildebrand, Alman futbolcu
  • 1980 – Thomas Hitzlsperger, Alman futbolcu
  • 1984 – Marshall Allman, ABD’li aktör

Ölümler

  • 1794 – Georges Danton, Fransız ihtilali liderlerinden (d. 1759)
  • 1900 – Gazi Osman Paşa, Osmanlı Paşası (d. 1832)
  • 1941 – Heinrich Krippel, Avusturyalı heykeltıraş (d. 1883)
  • 1964 – Douglas MacArthur, ABD’li general (d. 1880)
  • 1976 – Çan Kay-Şek, Tayvan’ın ilk devlet başkanı (d. 1887)
  • 1976 – Howard Hughes, ABD’li havacı, iş adamı (d. 1905)
  • 1993 – Feyyaz Kayacan, yazar (d. 1919)
  • 1994 – Kurt Cobain, ABD’li müzisyen (Nirvana üyesi) (d. 1967)
  • 1997 – Allen Ginsberg, Amerikalı yazar (d. 1926)
  • 1997 – Cozy Powell, İngiliz baterist (d. 1947)
  • 2002 – Layne Staley, Amerikalı müzisyen (d. 1967)
  • 2005 – Saul Bellow, ABD’li yazar (d. 1915)
  • 2008 – Charlton Heston, ABD’li sinema ve tiyatro oyuncusu (d. 1923)

Tatiller ve Özel Günler

  • Avukatlar Günü

Tarihte Bugün Ne Oldu 3 Nisan

tarihte-bugun-ne-oldu3 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 93. (artık yıllarda 94.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 272 gün vardır.

Olaylar

  • 1559 – İtalya Savaşı’nı bitiren barış anlaşması imzalandı.
  • 1879 – Rus ordusu tarafından alınan Osmanlı toprağı Sofya, Bulgaristan’ın başkenti ilan edildi.
  • 1906 – Lumiere Kardeşler renkli fotoğrafı icat etti.
  • 1918 – Çaldıran ve Saray’ın düşman işgalinden kurtuluşu.
  • 1922 – Josef Stalin ilk Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri oldu.
  • 1930 – Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni Belediyeler Kanunu kabul edildi.
  • 1937 – 1961’e kadar, Türkiye’nin tek demir-çelik üreticisi olarak kalan Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli, Başbakan İsmet İnönü tarafından, Zonguldak’ın Karabük köyünde atıldı.
  • 1948 – ABD Başkanı Harry Truman, ekonomik yardımları içeren Marshall Planı’nı imzaladı.
  • 1951 – İstanbul bir kumarhanede yakalanan Büyük Doğu dergisinin sahibi Necip Fazıl Kısakürek 30 lira para cezasına çarptırıldı.
  • 1954 – Adana’da, THY’na ait bir uçak düştü, 25 kişi öldü. Kazada arkeolog, felsefeci ve siyaset adamı Remzi Oğuz Arık da 55 yaşında yaşamını yitirdi.
  • 1958 – 3 bin nükleer karşıtı protestocu Londra’dan Atom Silahları Araştırma Kuruluşu’na doğru yürüdü.
  • 1960 – Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda sahneye çıkan opera sanatçısı Leyla Gencer, Verdi’nin ‘La Traviata’ adlı yapıtında büyük başarı kazandı.
  • 1963 – 27 Mayıs, Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak ilan edildi.
  • 1986 – IBM ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı.
  • 1992 – Ankara’nın Çankaya ilçesi kaymakamlığına vekil olarak atanan Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı oldu.
  • 2007 – Fransa’da hızlı tren, deneme sürüşünde saatte 574,8 km hıza erişerek dünya rekoru kırdı.

Doğumlar

  • 1783 – Washington Irving, ABD’li yazar, denemeci, biyografi yazarı ve tarihçi (ö. 1859)
  • 1881 – Alcide De Gasperi, İtalya Cumhuriyeti İlk başbakanı, devlet adamı ve politikacı (ö. 1954)
  • 1894 – Neva Gerber, ABD’li Aktör (ö. 1974)
  • 1915 – İhsan Doğramacı, Iraklı Türkmen ilk YÖK başkanı, doktor ve akademisyen (ö. 2010)
  • 1921 – Darío Moreno, Yahudi asıllı Türk sözyazarı ve şarkıcı (ö. 1968)
  • 1922 – Doris Day, ABD’li Aktör ve yapımcı
  • 1924 – Marlon Brando, ABD’li Aktör (ö. 2004)
  • 1927 – Fethi Naci, Türk yazar ve eleştirmen (ö. 2008)
  • 1930 – Helmut Kohl, Almanya başbakanı
  • 1934 – Jane Goodall, İngiliz primatolog, etolog ve antropolog
  • 1935 – Ahmet Yüksel Özemre, ilk Türk atom mühendisi, akademisyen ve yazar (ö. 2008)
  • 1958 – Alec Baldwin, ABD’li Aktör
  • 1961 – Eddie Murphy, ABD’li Aktör ve komedyen
  • 1963 – Criss Oliva, ABD’li müzisyen (ö. 1993)
  • 1972 – Sandrine Testud, Fransız tenisçi
  • 1978 – Matthew Goode, İngiliz Aktör
  • 1978 – Tommy Haas, Alman tenisçi
  • 1982 – Fler, Alman şarkıcı
  • 1982 – Cobie Smulders, Kanadalı Aktris
  • 1984 – Maxi López, Arjantinli futbolcu
  • 1985 – Jari-Matti Latvala, Fin Dünya Ralli Şampiyonası pilotu
  • 1985 – Leona Lewis, İngiliz şarkıcı
  • 1986 – Amanda Bynes, ABD’li Aktris
  • 1992 – Yuliya Efimova, Rus yüzücü

Ölümler

  • 1882 – Jesse James, Amerikalı haydut, (d. 1847)
  • 1897 – Johannes Brahms, Alman besteci (d. 1833)
  • 1950 – Kurt Weill, Alman besteci (d. 1900)
  • 1954 – Remzi Oğuz Arık, Türk arkeolog, yazar ve siyaset adamı (d. 1899)
  • 1982 – Warren Oates, ABD’li aktör (d. 1928)
  • 1990 – Sarah Vaughan, ABD’li şarkıcı (d. 1924)
  • 1991 – Graham Greene, İngiliz yazar (d. 1904)
  • 2000 – Terence McKenna, ABD’li yazar ve filozof (d. 1946)
  • 2015 – Kayahan, Türk pop şarkıcısı, besteci ve söz yazarı (d. 1949)

“Çocuk Hakları Kareleri” Fotoğraf Yarışması

Rönesans Gayrimenkul Yatırım bünyesindeki alışveriş merkezlerinin, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya işbirliği ile gerçekleştirdiği fotoğraf yarışmalarının 3’üncüsü düzenleniyor

cocuk hakları kareleri

Fotopya – Rönesans Holding – Yaratıcı Çocuklar Derneği  “Çocuk Hakları Kareleri” Fotoğraf Yarışması

Geçtiğimiz senelerde “Gülümseten Kareler” ve “Dostluk Kareleri” konulu fotoğraf yarışmalarına gösterilen yoğun ilgi nedeniyle bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek yarışmanın son başvuru tarihi, 17 Nisan. Katılmak isteyenler www.fotopya.com adresinden başvuruda bulunabilecek. “Çocuk Hakları Kareleri” konulu yarışmanın sonunda, farklı kategorilerdeki tam 69 eser sahibi, toplamda 22 bin 650 TL’lik ödülün sahibi olacak.

Çocuk Hakları ile ilgili toplumda bilinç oluşturmayı ve çocuk haklarının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan “Çocuk Hakları” isimli fotoğraf yarışması; “18 yaş üstü”, “Lise 9-12. sınıf öğrencileri” ve “Ortaokul 5-8. sınıf öğrencileri” kategorilerinde gerçekleştirilecek. Seçici kurulunda, akademisyen, fotoğrafçı ve yöneticilerden oluşan seçkin bir ekibin yer aldığı yarışma sonucunda dereceye girenler, birbirinden değerli hediye çekleri ile ödüllendirilecek.

Dereceye giren fotoğraflar ve sahipleri, Fotopya-Mag, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu, Yaratıcı Çocuklar Derneği, Optimum Outlet, Kozzy AVM ve Piazza AVM’nin facebook ve twitter sayfaları üzerinden 11 Mayıs gününde duyurulacak. Bu fotoğraflar, yine Rönesans’ın ülke geneline yayılmış; İstanbul’daki Kozzy AVM, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’daki Optimum Outlet’ler ile Samsun, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki Piazza AVM’lerinde sergilenecek.

 

Bugünümüzü iyisi ve kötüsü ile inşa eden insanlar da bir zamanlar çocuktu. 

Yaşadığımız şu anki hayatımızı nasıl dünün çocukları şekillendirdiyse, geleceğimizi de bugünün yetişmekte olan çocukları şekillendirecek.

Dünya üzerindeki mutlu topluluklardan biri olabilmek için,
hatalarımızı görmek ve düzeltmeye çalışmak zorundayız.

Çekilecek fotoğraflar üzerinden bugün yaşanan aksaklıkların tespit edilmesi ve tüm Türkiye genelinde sergilenmesi, bizlere bu yanlışlara müdahele etme ve onları düzeltebilme yolunu acaçacaktır.  Bu hedef doğrultusunda Rönesans Holding, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya olarak bu sene üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz ödüllü fotoğraf yarışmamızın konusunu “Çocuk Hakları Kareleri” olarak belirledik.

Atılan her başarılı adım hem bizlere hem çocuklarımıza daha mutlu bir dünya sağlayacak, yapılan her yanlış ise bizleri daha karanlık ve mutsuz bir dünyaya mahkum edecek.
Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’nden Bir Kaç Madde…

·         Çocukların gelir düzeyine ve nerde yaşadığına bakılmadan alması gereken eğitim hakkı

·         Güvenli bir ortamda yaşama, büyüme hakkı

·         Düşüncelerini özgürce konuşarak, yazarak anlatabilme hakkı

·         Çocukların düşüncelerine saygı gösterilmesi hakları

·         Bedensel, zihinsel şiddete karşı korunma hakları

·         Sağlık hizmeti alma hakkı

·         Çevre kirliliğinden, yetersiz beslenmeden korunma hakları

·         Zihinsel ve bedensel engelli çocukların her türlü eğitim, sağlık ve yaşam koşullarının ücretsiz şekilde sağlanması          ile ilgili hakları

·         Çocukların uyuşturuculara karşı korunma hakları

·         Cinsel sömürüye karşı korunma hakları

·         Zorla çalıştırılamaya karşı korunma hakları…
Dünyamızı daha mutlu bir dünya yapma yolunda, olumlu veya olumsuz yaklaşımlardaki düşüncelerinizi içeren  değerli fotoğraflarınızı yarışmamıza bekliyor ve bu anlamlı desteğiniz için sizleri şimdiden kutluyoruz.

13. Bursa Kitap Fuarına sayılı günler kaldı

Bursa 13. Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

Bursa-13.-Kitap-Fuari

Bu yıl onüçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında dolu dolu bir programla kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakçı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak.

300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı’nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecektir.

Çanakkale’nin 100. Yılı

Bursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecektir.

Haldun Taner 100 Yaşında

haldun taner

Türk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacaktır. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacaktır.

TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecektir. Haldun Taner 100 Yaşında “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacaktır.

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacaktır.

Müzeyyen Senar’ın Ardından

Yakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar’ı doğum yeri Bursa’da bir panelle anıyoruz. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak.

Edebiyatımızda Mehmet Kaplan

Türk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa’da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacaktır.

Kadına Karşı Şiddete Karşı Dur-abilmek

Bursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacaktır.

Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecektir) ziyaret edilebilir.

 

Fuat hakkında daha fazla detay öğrenmek için lütfen tıklayınız: www.bursakitapfuari.com

Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

Dünyadaki ilk “Sanat Sergisi” nezaman ve nerede açıldığını biliyor musunuz?

Dünyanın ilk sanat sergisi, 9-23 Nisan 1667 tarihleri arasında, Paris Resim ve Heykel Akademisi (Fransız Güzel Sanatlar Akademisi) tarafından, Paris’te Palais Royale (Paris Salonu) ismiyle açıldı.

ilk sergi

Bu şehirdeki kamuya açık tek sanat sergisiydi. Sonraları, iki yılda bir yinelenen bu sergi, 1671 yılında Louvre Müzesi ‘ndeki “Grand Galerie“de süreklilik kazandı.

Her sene düzenlenen sergiye katılacak eserleri, sanat konusunda muhafazakâr akademisyenlerin oluşturduğu bir jüri heyeti seçiyordu. Heyet, özellikle genç ve modern ressamların tablolarını reddetmesi ile ünlenmişti. 1863 yılında, yaklaşık 5000 başvurunun 3000 tanesi reddedildi. Eserleri sergiye kabul edilmeyen ressamlar durumu protesto ettiler.

Palais Royale (Paris Salonu

Palais Royale (Paris Salonu

Édouard Manet, Reddedilenler Salonu’nda skandal yarattığında sadece 31 yaşındaydı.

Şikayetler üzerine, Fransa imparatoru III. Napolyon, tabloların başarısına halkın karar vermesi gerektiğini söyleyerek bir Reddedilenler Salonu (Salon des Refusés) açılmasını emretti. Paris Salonu ‘na kabul edilmeyen Manet de Kırda Öğle Yemeği ‘nin de aralarında bulunduğu çalışmalarını bu salonda sergiledi. O sene, Reddedilenler Salonu ‘nda Manet haricinde Camille Pissarro, Paul Cézanne, James Abbott McNeill Whistler gibi ressamların eserleri de yer aldı. Kırda Öğle Yemeği, sergiyi gezen halkı, eleştirmenleri ve hatta imparatoru dehşete düşürdü ve büyük bir skandal yarattı.

Kaynak :dunyaninilkleri.com

Türkiye’nin ilk restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojileri fuarı

arkeolojiTürkiye’nin ilk restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojileri fuarı Şubat ayında gerçekleşecek. Fuar, dünya çapında uzmanları ağırlayacak.

Oldukça uzun bir isme sahip yeni bir kültür fuarı yakında İstanbul’da meraklılarıyla buluşacak: ‘Heritage 2015 Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri Fuarı ve Konferansları’. Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak olan fuarın tarihleri ise 5-7 Şubat 2015 olarak belirlendi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun destekleriyle düzenlenen organizasyonda, Türkiye’de ‘Kültürel Miras’ eğitimi-yönetimi, belgelemede yeni yöntemler, sergilemede ve teşhirde yeni araçlar, arkeolojide yeni teknikler, konservasyon ve restorasyon teknikleri, yeni uygulamalar ve müzecilik teknolojileri gibi ana başlıklar yer alacak.

Konferans ve eğitimlerin yanı sıra, film gösterimleri, sergiler, gezi programları ve küçük çaplı konserler de planlanıyor.

Öğrenciler, akademisyenler ve özel sektörde yatırımcı olarak bu alanlarda çalışanlar için önemli bir boşluğu dolduracak olan fuar aynı zamanda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı yürütülen kazılar için de farklı olanaklar sunacak.

Kaynak: Al Jazeera

“Rembrandt siyahı” ve ressamı hakkında pek bilinmeyen farklı gerçekler

Yazar : Şengül DURUCU

Resim yapmaya çocuk denecek yaşlarda başladı. Varlıklı bir ailenin oğluydu. 19 yaşında kendi stüdyosunu kurdu. Tabloları en başından beri çok beğenildi. Hollanda Prensi Frederik Hendrik en büyük hayranlarından ve en iyi alıcılarından biriydi. 25 yaşında çırakları da olan ünlü bir ressamdı. Gösterişten, yapmacıklıktan uzak gerçekçi üslubu öyle etkileyiciydi ve özgündü ki, taklit edilemedi. Tablolarında kullandığı “siyah”ın tonu hiçbir ressam tarafından tutturulamadı. Hatta “Rembrandt siyahı” olarak adlandırılan bu renk bugün bilgisayarla dahi tutturulamıyor.

İşte ressamların ressamı, “ışığın ve gölgenin ustası” Rembrandt’a ve üslubuna dair pek de bilinmeyen bilgiler…

Resim yapmaya çocuk denecek yaşlarda başladı. Varlıklı bir ailenin oğluydu. 19 yaşında kendi stüdyosunu kurdu. Tabloları en başından beri çok beğenildi. Hollanda Prensi Frederik Hendrik en büyük hayranlarından ve en iyi alıcılarından biriydi. 25 yaşında çırakları da olan ünlü bir ressamdı. Gösterişten, yapmacıklıktan uzak gerçekçi üslubu öyle etkileyiciydi ve özgündü ki, taklit edilemedi. Tablolarında kullandığı “siyah”ın tonu hiçbir ressam tarafından tutturulamadı. Hatta “Rembrandt siyahı” olarak adlandırılan bu renk bugün bilgisayarla dahi tutturulamıyor.

İşte ressamların ressamı, “ışığın ve gölgenin ustası” Rembrandt’a ve üslubuna dair pek de bilinmeyen 16 bilgi…

Gerçeğin izinde bir hayat

gercegin-izinde-bir-hayat-listelist (1)

Eserlerinde yapmacıklıktan, güzellikten ve incelikten hoşlanmazdı. Bunlar onu sıkıyordu. Para kazanmak için soyluların ve burjuvaların tablolarını yapsa da, sıradan insanlar hep daha çok ilgisini çekti. Sıradan insanların günlük yaşantısını gerçekçi bir üslupla aktardı. Bu özelliği, çağının en iyi ressamları arasında yer almasını sağladı.

Gravürün babası

gravurun-babasi-listelist

14 yaşında okulu bıraktı, Leyda’lı ressam Jacob Isaacksz Van Swanenburgh’un atölyesinde ilk çizimlerini yapmaya başladı. Bir süre sonra Amsterdam’a gitti; ilk ustası gibi İtalyan resim sanatına hayran olan Pieter Lastmann’ın yanında çalıştı. 1625′te Leyda’ya döndü. Özellikle gravürle uğraştı. Gravür sanatı, gerçek değerini ve resim dünyasındaki yerini Rembrandt’a borçludur.

Fotoğraf tekniğine rehber oldu

fotograf-teknigine-rehber-oldu-listelist-2

1630’larda oldukça popülerdi; “ışığın ressamı” deniliyordu ona. Soylular ve burjuvalar resmini yapması için adeta sıraya girmişti. Tablolarındaki ışık ve gölge oyunları öyle başarılıdır ki bugün dahi üniversitelerin fotoğraf bölümlerinde “Rembrandt Aydınlatması” konu olarak işlenmektedir.

Merak edenler için Rembrandt Aydınlatması: Nokta ışık veren ışık kaynaklarıyla gerçekleştirilen bir aydınlatmadır. Konunun dikkat çekilmek istenen yerleri aydınlatılırken, diğer yerler ya yarı aydınlık ya da tamamen karanlık olarak bırakılır. Işıklı alanlardan gölgeli alanlara geçiş çok yumuşaktır. Böylece görüntü, etkileyici bir derinlik kazanır.

Tarihteki ilk reklam çalışması

tarihteki-ilk-reklam-calismasi-listelist

Ressamın 1631’de yaptığı “Nicolaes Ruts’un Portresi” eseri, dünyadaki belki de ilk reklam çalışmalarından biridir. Rembrandt, dönemin zengin kürk tüccarı Ruts’un portresini, kendi sattığı kürklerden birinin içinde resmederek ürününün reklamını da yapmıştı. Tarihteki ilk reklam çalışması olarak kabul edilen bu portre, Rembrandt’ın sanat yaşamındaki en estetik, en yumuşak resimlerinden biriydi.

İnsanları değil adeta ruhlarını resmediyordu

insanlari-degil-adeta-ruhlarini-resmediyordu-listelist1,

Rembrandt gösteriş meraklısı zengin müşterilerini yalnızca istedikleri gibi resmetmekle kalmıyor, âdeta ruhlarını okuyor ve gördüğü şeyi tüm çıplaklığıyla tuvaline yansıtıyordu. Bir papazı resmettiği “Johannes Wtenbogaert’in Portresi (1633)” adlı eserinde yaşlı adamı; donuk gözleri, melankolik ve biraz şaşkın havasıyla hiç kimse tuvaline ondan daha iyi aktaramazdı.

Sanatçıydı ve gereğini yaptı; insanları rahatsız etti

sanatciydi-ve-geregini-yapti-insanlari-rahatsiz-etti-listelist

Rembrandt’ın gerçekliğe sadakati bazı resimlerinde rahatsız edici boyutlara varıyordu. Acımasız bir psikolog gibiydi. İnsanların tüm korkularını, acılarını ve çaresizliklerini tuvaline fütursuzca yansıtıyordu. Bu, dönemin insanlarının alışageldiğinin dışında bir şeydi. Bir insan resmini güzel görünmek için yaptırırdı; böylesi çıplak gerçeklik çok rahatsız ediciydi. Ressamın istediği de buydu zaten; onları rahatsız etmek. Zaten gerçek sanatçının görevi de bu değil miydi?

Yalnızca bir ressam değil, simyacıydı

yalnizca-bir-ressam-degil-simyaciydi-listelist

O dönemde hazır boya diye bir şey yoktu. Tüm ressamlar boyasını, tıpkı bir simyacı gibi kendisi yapardı. Öd, kan, sidik, safra, çimen, toprak; akla gelebilecek her türlü doğal maddeden kalıcılığı kusursuz boyalar yapılırdı. Ressamlık kolay değildi; bilgi ve sabır gerektiriyordu. Rembrandt’ınboya üretmede özel teknikleri vardı. Boyalarını yapıp kötü kokulu keten yağının içinde bekletirdi. Gerçek bir yağlıboya ustasıydı. Çağdaşları onun boya ve çizim tekniğini asla keşfedemedi. Ondan başka hiç kimse kalın ve durağan çizgilerle, ince ve akıcı çizgileri böylesine başarılı bir şekilde harmanlayamadı.

Karısı onun yaşam kaynağıydı

karisi-onun-yasam-kaynagiydi-listelist

Ressamlığının yanı sıra aynı zamanda iyi bir işadamıydı. Ortağıyla birlikte orijinal resimler alıp satıyor, kopyalar yapıyordu. Valinin kızı olan karısı Saskie Uylenburgh sayesinde sosyeteye girmiş, daha çok sipariş almaya, dolayısıyla daha çok kazanmaya başlamıştı. Karısını çok seviyordu. Çiçeklerle betimlemeyi sevdiği karısı onun adeta yaşam kaynağıydı. Saskie öldükten sonra resimleri çok daha karamsar bir havaya büründü.

Koleksiyoner bir ressam

koleksiyoner-bir-ressam-listelist

İyi bir koleksiyonerdi. Sanat adına yaptığını söylese de, bu işten iyi gelir elde ettiği kesindi. Aldığı şeylerde sınır yoktu. Büyük ustaların tablolarından Japon miğferlerine, Endonezya mızraklarından Roma büstlerine her şeyi satın alıyordu.

Ve sanat tarihine yön veren bir tablo: “Gece Devriyesi”

ve-sanat-tarihine-yon-veren-bir-tablo-gece-devriyesi-listelist

Portreleri sadece yeni zenginlerin değil, köklü ailelerin de duvarlarını süslüyordu. Ancak lüks yaşamını sürdürmek için daha çok paraya ihtiyacı vardı. Sadece portre yapmak geçinmek için yeterli değildi. Kendisinden o dönemde popüler olmaya başlayan şekilde, “hiyerarşik düzen içerisinde” grup resimleri yapması istendi. Elbette Rembrandt bu düzeni önemsemedi ve grup resmini gerçek bir olaya, toplumsal bir drama dönüştürdü. Ve ortaya “Gece Devriyesi” tablosu çıktı. Tablo 1642 yılında yalnızca sanat camiasında değil, ticaret ve para dünyasında da olay yarattı.

İlk üç boyutlu resim de “Gece Devriyesi”

ilk-uc-boyutlu-resim-gece-devriyesi-listelist

Gece Devriyesi’nin özelliği bununla bitmedi… Rembrandt, dönemi için oldukça sıradışı ve yenilikçi bir ressamdı. Eserlerinde hareket vardı. Tablolarındaki insan figürleri, tablonun içinden çıkacak ve karşısındaki ile konuşmaya başlayacak gibi duruyordu. İşte bu derinlik “Gece Devriyesi”nin resim tarihinin ilk üç boyutlu çalışması olarak kabul görmesini sağladı.

Altın Çocuk’un düşüşü

altin-cocukun-dususu-listelist

“Gece Devriyesi” ona âdeta uğursuz geldi. Bu tablodan sonra hayatında ve sanat yaşamında olumsuz yönde önemli değişiklikler oldu. Önce karısını kaybetti. Bu ölüm onun sanat üslubuna yansıdı. Resimlerindeki görkemli çizgiler yerini tatlı bir sevecenliğe bıraktı. Ve “Hollanda’nın altın çocuğu” ilan edilmiş olan Rembrandt ilk kez, müşterisi, yaptığı portreyi beğenmediği içinparasını alamadı. Bu olay kulaktan kulağa yayıldı. Sanat tarihinin bu en kendini beğenmiş, en küstah ressamı bunu kendine yediremedi ve Hakem Heyeti’nin toplanmasını istedi. Heyet de aynı fikirdeydi.

İçe kapanış ve yeniden doğuş

ice-kapanis-ve-yeniden-dogus-listelist

Tüm bu olanlar üzerine Rembrandt daha da içine kapandı. Zengin ve güçlü insanlar yerine sıradan insanların portrelerini yapmaya başladı. Onların saflık, yoksunluk ve sevecenliğini başarılı bir şekilde tablolarına yansıttı. Bu dönem, bir kabuğuna çekilme, kendini arama ve yeniden yaratma dönemiydi.

Yeni dönem, yeni üsluplar

yeni-donem-yeni-usluplar-listelist

Özellikle Seksen Yıl Savaşı’ndan sonra beğeniler ve sanat anlayışı da değişmeye başladı. Doğallık ve sadelik gibi erdemlerin yerini yapaylık ve karmaşıklık; bir zamanların sade giyimli insanlarının yerini, görkemli şapkaları ve giysileriyle âdeta tavus kuşunu andıran bir kuşak almıştı. Kirli kahverengisi ve sarısının yanı sıra Rembrandt’ın mütevazı giysiler içindeki erkekleri ve şişman kadınları da tarihe karışıyordu.

“Kendini aşamamış bir zavallı”

kendini-asamamis-bir-zavalli-listelist

Artık kimse ondan resim istemiyordu. Sanat eleştirmenleri ünlü ressamı çılgın bir yenilikçi değil, “kendini aşamamış bir zavallı” olarak görmeye başladı. 1650’li yıllarda yaptığı resimlerde incelikten eser yoktu. Öyle ki, neredeyse bitmemiş gibiydiler. Aslında çağın akademisyenlerini ölesiye korkutan yeni bir yola girmişti. Özellikle son dönem çalışmalarında, taslakla resim arasındaki farkı yok etmeye başlamıştı.

Gerçeği, yalnızca gerçeği çizen ressam

gercegi-yalnizca-gercegi-cizen-ressam-listelist

1656 yılında iflas etti; evi, tabloları ve tüm koleksiyonları açık artırmayla satıldı. Ancak elde edilen para yine de borçlarını karşılamaya yetmedi. Bu tarihten sonra bambaşka bir Rembrandt olarak geri döndü. Yenilenen belediye binası için şans eseri, aniden ölen bir ressamın yerine yapmak üzere yeni bir sipariş aldı. Tablo Hollanda’nın kuruluşu ile ilgiliydi. Tabloyu kendisinden istenen şekilde yapabilir, buradan elde edeceği gelirle tüm maddi sorunlarını giderebilirdi. Ancak o yine yapması gerekeni yaptı ve gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Tabii bu durum Hollandalıları pek memnun etmedi; tablo geri çevrildi. Ülkenin “Altın Çocuğu” reddedilmiş, aşağılanmış ve kovulmuştu. Dev boyutlardaki tabloyu, belki yaşadığı küçük eve sığdıramayacağından, belki de sinirinden parçaladı; daha sonra bu tablonun çok az bir kısmı bulunabildi.

Kaynak :[-]

İstanbul Sanat Fuarı “İçimizdeki Öteki” temasıyla kapılarını açıyor

istanbul-sanat-fuariTÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından, 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecek ARTİST 2014 / 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı 8 Kasım 2014 Cumartesi günü “İçimizdeki Öteki” temasıyla kapılarını açıyor. Artist 2014, yaklaşık 1000 sanatçının işlerinin sergilendiği galeriler, bağımsız grup ve inisiyatifler ile birlikte 150’ye yakın genç sanatçıya ev sahipliği yapıyor.

ARTİST 2014’ü Onurlandıranlar

İstanbul Sanat Fuarı’nın, her yıl plastik sanatlara katkıları ve farklı alanlardaki çalışmaları nedeniyle verilen onur ödülleri de sahiplerini buldu. Türk resim sanatına önemli katkıları nedeniyle Sanatçı Onur Ödülü Sayın Nevhiz Tanyeli’ye verilirken; Eleştirmen Onur Ödülü Prof. Dr. Sayın Zeynep Sayın’a, Sanatsever Kurum Onur Ödülü MarmaraÜniversitesi Cumhuriyet Müzesine ve Koleksiyoner Onur Ödülü ise Sayın Ceyda ve Ünal Göğüş’e verildi.

Ödüller 10 Kasım 2014 Pazartesi günü düzenlenecek geleneksel TÜYAP Onur Yemeği’nde sahipleriyle buluşacak.

ARTİST 2014’ün Sergileri 

Fuarda Onur Sanatçısı Nevhiz Tanyeli’nin önemli resimlerinin sergileneceği Sanatçı Onur Ödülü Sergisi’nin yanı sıra Ceyda ve Ünal Göğüş’ün koleksiyonundan bir seçki yer alacak.

Genç Destek: No:8
Kapılarını 10 yıldır genç sanatçılara, gruplara, inisiyatiflere ve üniversitelerin güzel sanatlar fakülteleri öğrencilerine açan ARTİST 2014, 8 No’lu Salonda bağımsız genç sanatçılara yer verecek.

Yıllardır ilk işlerini sergileme olanağı sağlayan TÜYAP, bu yıldan itibaren bağımsız genç sanatçılara desteğini No:8 ödülleriyle gelenekselleştirmeyi düşünüyor. ARTIST 2014 / 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda, 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında düzenlenecek bir tören ile üç genç sanatçıya No:8 Ödülü verilecek. Genç sanatçıların, fuarda yer alan resim, heykel, video, yerleştirme ve performanslarına geniş bir seçkide yer verilecek. Ödül, fuar sırasında bir basın duyurusu ve tören ile açıklanacak.

Disiplinlerarası Sergi: Mülk-süz-leş!

ARTIST 2014 etkinlik alanında “Mülksüzleş” isimli disiplinlerarası bir sergiye de ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Ali Şimşek’in üstlendiği sergi; mülk, mülksüzleşme ve ütopya konularına odaklanıyor. 100’e yakın önemli sanatçının farklı disiplinlerarası işleri fuarda yer alacak. Ayrıca sergiye paralel olarak düzenlenecek söyleşi ve panellere sanatçı, akademisyen, eleştirmen, uzman ve kurum temsilcileri konuk edilecek.

Yunanistan’ın En Önemli Galerileri ilk kez Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda 

Yunanistan’ın önde gelen galerileri ilk kez Türkiye’de Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı ARTİST 2014’te yer alacak. Selanik Belediyesi’nin organize ettiği bölümde 10 önemli galeri bulunuyor. Sergide yer alacak galeriler şöyle: Kalfayan Gallery, Artis Gallery, Metamorfosis Gallery, Tin II Gallery, Zina Athanasiadou, Nitra, Donopoulos, Eirmos, Thatsis ve Lola Nikolaou.

Fuar Saatleri 

ARTİST-2014 İstanbul Sanat Fuarı 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında hafta içi 11.00-19.00, hafta sonu ise 11.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. İstanbul Sanat Fuarı kapanış günü olan 16 Kasım 2014 Pazar akşamı ise 19.00’da sona erecektir.
24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, her yıl olduğu gibi bu yıl da, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

Kaynak: Milliyet

İstanbul yarın tasarım şehri olacak. 2. İstanbul Tasarım Bienali başlıyor

2. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında düzenlenen Tasarım Rotaları, ziyaretçilere 17 Ekim’den itibaren kentin farklı bölgelerindeki tasarım odaklı ofis, mağaza, atölye, imalathane ve yapıların yanı sıra çeşitli bölgelerin kendine has dokularının inceleneceği tematik yürüyüşler sunacak.

2.istanbul tasarım fuarı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan (İKSV) yapılan açıklamaya göre Tasarım Rotaları, Asya ve Avrupa yakalarındaki farklı bölgeleri kapsayan 12 rotadan oluşacak.

Rotalarda Kuzguncuk, Çemberlitaş-Kapalıçarşı-Sultanahmet, Galata-Şişhane, Fener-Balat, Beyoğlu-Galatasaray-Cihangir, Moda bölgeleri, tematik rotalar kapsamında ise Kadıköy Koku Tasarım Rotası, Kadıköy Font Rotası, Kadıköy Ses Rotası, Kadıköy Ağaç Rotası ve Kadıköy Sivil Mimari Rotası ve 2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk yer alıyor.

Tasarımın farklı disiplinlerine ve evrelerine dair bilgi edinme ve gözlem yapma olanağı sağlayan rotalar, “Müstesna İstanbul: Küçük Dükkanlar Kitabı”nın yazarı Ilgın Yorulmaz’ın işbirliğiyle sunulacak. Tasarım Rotaları’na ek olarak gerçekleştirilen tematik yürüyüşler de TAK Kadıköy ve İstanbul’un önde gelentasarımcı ve mimar, akademisyen ve kültür kurumlarının işbirliğiyle oluşturuldu.

Tasarım Rotaları, cuma ve cumartesi günleri rehberler eşliğinde 20 kişilik gruplar halinde 14 Aralık’a kadar devam edecek.

Tasarım Rotaları için biletler, tam 35 lira ve öğrenci 25 lira olarak belirlendi. Biletler, Biletix satış noktaları ve Biletix internet sitesi (biletix.com) üzerinden ve ana gişe İKSV’den satın alınabilecek.

TASARIM BİENALİ

2. İstanbul Tasarım Bienali

GELECEK ARTIK ESKİSİ GİBİ DEĞİL

2. İstanbul Tasarım Bienali

1 Kasım – 14 Aralık 2014

 2. İstanbul Tasarım Bienali, “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığı altında şu sorunun cevabını arıyor: “Şu anda gelecek nedir?” Bienal, tasarımcıları manifesto üzerine yeniden düşünmeye, bu güçlü ve verimli janrı nereden geldiğimiz, nerede bulunduğumuz ve nereye gittiğimiz konusunu yeniden ele almak için bir platform olarak işe koşmaya davet ediyor.

Tarih boyunca manifestolar sınırsız diyaloğu besleyen ve radikal bir süreç olarak sorgulamanın peşinden koşan hedef beyanları olarak işlev gördü. Manifestolar çoğunlukla beyanla arzu arasında bir yerde duran metinler olarak üretildi. Peki bugünün bağlamında manifestoyu tasarımda eleştirel düşünce için bir katalizör olarak nasıl geri kazanabiliriz? Manifesto bir eylem, bir hizmet, bir kışkırtma veya bir nesne olarak yeni baştan icat edildiğinde, hem olumlu hem de olumsuz sonuçlara yönelik özgün ürünler oluşturmak yolunda hangi yeni ihtimalleri barındırabilir?

Hızlı bir dönüşümden geçen İstanbul, tasarıma ve tasarımın günlük hayatla ilişkisine dair alternatif düşünce üretmenin merkezlerinden biri. Dolayısıyla, dünyamızın yeni koşullarına cevap veren çeşitli tasarım fikirlerini buluşturacak bir bienal için ideal yer. Şehri projeler, konuşmalar, atölye çalışmaları, yayınlar ve eylemler için olduğu kadar online inisiyatifler oluşturmak için de dinamik bir uzam olarak kullanacak olan bienal, toplumun yeteri kadar incelenmemiş veya göz ardı edilmiş yönlerine odaklanan ve tasarlanmış, kurgulanmış ve sayısallaşmış çağımız hakkında araştırma ve fikir alışverişini kışkırtacak yeni tutum ve duyarlıkları teşvik eden uluslararası projelere yer verecek.

“Manifesto” kelimesi, Latincedeki “belirtmek, açığa çıkarmak” anlamına gelen manifestare fiilinden türetilmiştir ve “görünür kılma” eylemine işaret eder. Manifestolar, hızlı bir değişim ve sorgulamanın yaşandığı, mevcut şartların geleceğe dair çoklu vizyonlar oluşturma potansiyeli sunduğu anlarda ortaya çıkar. Tarihin üretken anları, değişimden korkanlara göre değildir; 20. yüzyıl başında ortaya konan manifestoların birçoğu kolektif eylemden taraf olmuş ve yeni bir başlangıcın mümkün olması için şiddeti, yıkımı ve toplumsal kopuşu talep etmiştir (Fütürist Manifesto, F. T. Marinetti, 1909; Süsleme ve Suç, Adolf Loos, 1910). Bazıları da bir disiplini mekâna özgü analiz aracılığıyla yeniden düşünmenin (Las Vegas’tan Öğrenmek, Robert Venturi, Denise Scott Brown, Steven Izenour, 1972) veya içinde yaşadığımız dünyanın yeni bir portresini oluşturmak için geçmişi ve şimdiyi buluşturmanın (Çılgın New York, Rem Koolhaas, 1976) yollarını aramıştır. Başkaları ise ideal pratikler ve alternatif metodolojiler önermiştir (İyi Tasarım için On Prensip, Dieter Rams, 1980’ler; Eleştirel Tasarım, Anthony Dunne ve Fiona Raby, 1999). Onları ortaya koyan tasarımcılar kadar çeşitlilik arz eden tasarım manifestoları bir dizi konuyu ele almışlardır: ekoloji, bilim-kurgu, sürdürülebilirlik, oyun, renk, giyim, sorumluluk, şehircilik, normalcilik, DIY (kendin-yap), hikâye anlatıcılığı, alternatif metodolojiler, açık kaynak ve pesto sos!

Ne var ki 20. yüzyılın sonuna gelinmesiyle beraber manifesto çağının da sona erdiği hissedilmeye başladı. Manifestonun miadının dolduğu, tarihe karıştığı düşünülür oldu; ütopyacı proje artık ne güncel ne de yeterli görünüyordu. 21. yüzyılı katederken, acil meselelerin ve özellikle de küresel eşitlik dengesinin tekrar ele alınabilmesini sağlayacak yeni diller, formlar ve yöntemler aranıyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönem, manifestonun ne olabileceği üzerine tekrar düşünürken, manifestoyu tekrar gündeme almak, onun düşünceyi ifadeye büründürme gücünden ve önemli soruları çerçeveleme yetisinden yararlanmak için de uygun bir zaman.

Fikir tohumları ekmeyi, diyaloğu ve tartışmayı teşvik etmeyi amaçlayan bu bienal, iki aşamalı bir çağrı yoluyla seçilecek yeni sipariş ve çalışmaları sergileyecek (ayrıntılar için aşağıya bakınız). Bienal, geleceği hayal ederken gündelik gerçekliklere yaslanabilen tasarımları ve dünyayla ilişkiye geçme, dünyayı görme ve anlamlandırma biçimlerimizi dönüştüren yenilikçi yaklaşımlar benimseyen projelere yer verecek. Bugünün tasarım çalışmalarının bir portresini çizmeyi hedefleyen bienal, tasarım alanının günümüz dünyasıyla kesiştiği, çoğunlukla beklenmedik noktaların haritasını çıkaracak: beslenme, barınma, sağlık ve güvenlik gibi temel insani ihtiyaçların yanı sıra, aşk, oyun, korku, ihtilaf, bereket, sürdürülebilirlik, hareketlilik, erişilebilirlik, toplum ve jeopolitika gibi daha az elle tutulur konularla tasarım dünyası arasındaki kesişmeler.

Bir yandan yeni bir gelecek hayal ederken öte yandan kendini geçmişin üzerine inşa edip aynı zamanda onu yeniden yorumlayarak değişime önayak olan ve böylelikle süreç içinde her ikisini de değişime uğratan manifestolar (metinler, eylemler, hizmetler, nesneler veya başka şeyler) arıyoruz. Bienal, büyük iddiaların ve yüksek seslerin altını çizmekle yetinmekten ziyade; incelikli, katmanlı yaklaşımları, tasarımın rolünü sorgulayan, konuya çok çeşitli bakış açılarından, kuşaklardan ve yerlerden yaklaşan alternatifler öneren manifestoların peşinde. Ne bir amaca ulaşmanın aracı ne de kendi içinde bir amaç olan bienal, etkileşimi ve katılımı teşvik ediyor. Bu aynı zamanda, tasarımın farklı pratikler içinde değişen kapsamını araştırmak ve karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlara ışık düşürmek için bir fırsat.

İstanbul Tasarım Bienali

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarım (şehir ve bölge planlama), mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, grafik tasarım, moda ve tekstil tasarımı ve yeni medya tasarımı gibi başlıca tasarım mesleklerini ve bu mesleklerle ilişkili tüm yaratıcı alanları kapsamaktadır. Bu alanların tümüne ait üretimleri, yenilikçi fikirleri ve söylemleri ortaya koymayı ve toplumsal anlamda bir etkileşim sağlamayı hedeflemektedir.

Türkiye’de ekonomik ve endüstriyel kalkınmanın ivme kazanmasıyla birlikte yaratıcılık ve yenilikçiliğin önemi de artmaktadır. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumundadır ve global bir merkez olma yönünde hızla ilerlemektedir. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul’un son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara katılımını amaçlamaktadır.

İstanbul Tasarım Bienali, öncelikli olarak kamuoyunda “tasarım” farkındalığını artırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerini ele alarak sergilerinde bunlar için geliştirilen farklı çözümleri sunmayı ve bu bölgenin yaratıcı potansiyelini ortaya koymayı hedeflemektedir.

İstanbul Tasarım Bienali, hem yurtdışından hem de Türkiye’den önemli örnekler sunarak tasarım kavramını sorgulamayı, bu alandaki farklı eğilimleri, akımları ve yenilikçi düşünceleri tanıtmayı ve İstanbullu izleyicilere aktarmayı amaçlar. Bienal, sadece çeşitli etkinliklerin bir araya geldiği, iki ay süreli bir etkinlik olarak düşünülmemiş, yıl boyunca gerçekleştirdiği faaliyetleri ile alışkanlık yaratacak, uzun vadede toplumsal ve kültürel alanda gelişmeler sağlayacak bir yapıya sahip olacak şekilde oluşturulmuştur.

Tasarım Rotaları

İstanbul’un farklı bölgelerindeki tasarım odaklı ofis, mağaza, atölye, imalathane ve yapıların ziyaret edileceği Tasarım Rotaları’na, bu yıl çeşitli bölgelerin kendine has dokularının inceleneceği tematik rotalar ekleniyor. Kentin her iki yakasında belirlenen 12 bölgeyi kapsayan Tasarım Rotaları programı, Ekim ayında başlayacak. Tasarımın farklı disiplinlerine ve evrelerine dair bilgi edinme ve gözlem yapma olanağı sağlayacak rotalar, Müstesna İstanbul: Küçük Dükkânlar Kitabı kitaplarının yazarı Ilgın Yorulmaz’ın işbirliği ile sunuluyor.

Tasarım Rotalarına ek olarak gerçekleştirilecek “Tematik Rotalar” Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK) ve İstanbul’un önde gelen tasarımcı ve mimar, akademisyen ve kültür kurumlarının işbirliği ile oluşturuldu.

Kuzguncuk Tasarım Rotası
Rota günleri:  24 Ekim, 7 Kasım, 14 Kasım, 28 Kasım, 5 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Kuzguncuk İskelesi, 11.00
Cami ve kilisenin sırt sırta verdiği, farklı inanışların hoşgörü içinde yaşadığı Kuzguncuk, mimar, ressam, fotoğrafçı sakinleri ile İstanbul’da mahalle havasını koruyan ender semtlerden. Merkezimize çok yönlü sanat alanı Simotas Binası’nı alıp takı tasarımcısı, şef, aromaterapist ve heykeltraşlarla sohbet ediyoruz.

Çemberlitaş – Kapalıçarşı – Sultanahmet Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 14 Kasım, 22 Kasım, 28 Kasım, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İstanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi önü, 11.00
Sekiz bin yıllık Tarihi Yarımada’da en az yüz yıllık meslekler icra eden zanaatkârlar var. Bu güzergâhta yolumuzu halıcı, gümüşçü, kavaf, bakırcı ve daha pek çok eski/yeni dönem tasarımcısına düşürüyoruz.

Galata – Şişhane Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 7 Kasım, 22 Kasım, 6 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İKSV Tasarım Mağazası önü, 11.00
Bohem şıklığın yansıdığı sokaklarında özgün mekânların yer aldığı Tophane-Galata hattında butikler, sanat ve sergi alanları, ağaç tasarımcısı mobilyacılar, takı tasarımcısı sanatçıların dükkânları gibi özellikli mekânlar arasında bir gezinti.

Fener – Balat Tasarım Rotası
Rota günleri: 18 Ekim, 1 Kasım, 8 Kasım, 15 Kasım, 29 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Rezan Has Müzesi önü, 11.00
Fener – Balat Patrikhanesi, kilisesi ve camisiyle tam bir İstanbul kültür mozaiği. Ruhani havaya eşlik eden derviş kahvehanesi çevresinde konuşlanmış cam ustaları, seramik atölyeleri ve ayakkabı tasarımcılarını görmek, eskiyi yadetmek için çıkılacak bir tur.

Beyoğlu – Galatasaray – Cihangir Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 1 Kasım,15 Kasım, 21 Kasım ve 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü):  Cihangir Meydan-Akbank önü (Akarsu Caddesi No: 53), 11.00
Eski İstanbul’un en nezih yeri neresi dense, cevap tartışmasız Beyoğlu’dur. Şimdilerde antikacı, galeri, tasarımcı, moda evi ve diğer yaratıcı formlarda karşımıza çıkan mekânlarıyla bu müstesna semtin modern bir panoraması bu gezide.

Moda Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 8 Kasım, 21 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası:  Eski Moda İskelesi Önü, 11.00
Anadolu yakasının Karaköy’ü olma yolundaki Moda, genç neslin hep canlı tuttuğu bir semt. Bu gençlerin tasarım ve sanat alanında neler yaptıklarını stüdyolarına girerek bizzat kendilerinden dinliyoruz. Şehrin en orijinal çikolata dükkânına da uğramayı ihmal etmiyoruz.

TEMATİK ROTALAR

Koku Tasarım Rotası
Yürütücü: Cansu Şekular

Rota I: Gedikpaşa Ayakkabı Üreticileri
Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası:  Çemberlitaş Hamamı, 10.00

Koku yönünden değişik bir profile sahip olan bu rota, her sokak geçişinde farklı bir duyusal deneyim sunuyor. Bu rota, İstanbul ticareti ve günlük yaşamının izinde bölgeyi bu sefer koku ve gündelik yaşam ekseninde arşınlama imkânı sunuyor.

Katılım şartı: Yürüyüşe kokulu herhangi bir kozmetik ürünü kullanmadan gelmeniz önemle rica olunur.

Rota II: Kadıköy’den Moda’ya
Rota günü: 13 Aralık
Başlangıç noktası:  Kadıköy Karaköy- Eminönü İskelesi, 10.00

Kadıköy’ü bir de kokularıyla keşfetmeyi amaçlayan bu rota, sokaklarından her gün geçtiğimiz Khalkedonya üzerinde gizli bir deneyim sunuyor.

Katılım şartı: Yürüyüşe kokulu herhangi bir kozmetik ürünü kullanmadan gelmeniz önemle rica olunur.

Kadıköy Font Rotası
Yürütücüler:  Doç. Dr. Gülname Turan, Koray Gelmez, Emrah Özturan, Can Güvenir

Rota günleri: 1 Kasım, 22 Kasım
Başlangıç noktası (her rota günü): Haydarpaşa Tren İstasyonu, 10.00

Kent iletişiminde önemli bir yere sahip olan harflerin, yazıların, ikonların ve sembollerin çoğu zaman farkında olmayız. Bu tipografik unsurları içeren yapılar sadece bilgi vererek yönlendirme yapmaz aynı zamanda kent tarihi ve kent kimliği açısından önemli ipuçları içerir. Kadıköy’ün fontlar üzerinden fark edilmesini amaçlayan bu rota, gündelik hayatta bilgilenmek için başvurulan bina isimliklerini, tabelaları ve levhaları kapsayacak ve Kadıköy’e ait görsel değerler yorumlanacak.
Kadıköy Ses Rotası
Yürütücüler:  Oğuz Öner, Didem Duman

Rota günleri: 14 Kasım, 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Eminönü – Karaköy İskelesi, 10.00

Bu rotada sembol sesler (soundmark) açısından zengin ve kaotik bir kentsel mekân olan Kadıköy Meydanı’ndaki çiçekçiler, konservatuardaki opera & klasik müzik dersleri, büfeciler, vapur ve giriş-çıkış yapan yolcular, akbil, ezan, tramvay, martı, trafik, deniz gibi ses kaynakları, yapılaşmış çevre sesleri vs. incelenecek. Kullanıcının bu seslerle ilişkisi, bu sesler ve mekânla ilgili algısı araştırılarak katılımcıların mekânın okunmasına yönelik farklı bir algılama yöntemi deneyimlemesi sağlanacak.

Kadıköy Ağaç Rotası
Yürütücü: Seda Kurt Şengün

Rota 1: Fenerbahçe
Rota günü: 22 Kasım
Başlangıç noktası:  İETT Cemil Topuzlu Durağı-Dalyan Blokları-Sahil Yolu Feneryolu Işıklar Durağı, 10.00

Rota 2: Suadiye
Rota günü: 29 Kasım
Başlangıç noktası:  İETT Tan sokak Durağı-Remzi Kitabevi önü, 10.00

Kadıköy Ağaç Rotası kapsamında iki farklı parkurda, kentsel bilgiler için park ve bahçe müdürlükleri, valilik tabiat varlıkları birimlerine; botanik bilgiler için yazılı-elektronik kaynaklara ve gündelik bilgiler için ise parkurların sakinlerine başvurulacak. Ağaçlar bir envanter olarak ele alınıp incelenecek ve kente olan fiziki ve estetik katkıları tartışılacak.

Kadıköy Sivil Mimari Rotası
Yürütücüler: İdil Erkol, Şebnem Şoher

Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası: Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, 10.00

“Kadıköy’de Modernin İzleri” yürüyüş rotası Kadıköy ilçesindeki modern mimarlık mirasına bakıyor. Bahariye ve Moda semtleri ile sınırlı olan yürüyüş 1923-1980 zaman aralığına göz atıyor. Bu rota kapsamında katılımcılar yürüyüş sırasında çektikleri fotoğrafları oluşturulacak internet sayfasında ve sosyal medya üzerinden paylaşabilecek. Böylece modern mimarlığın yapılarının belgelenmesine yardımcı olunurken Kadıköy’ün mimarlık arşivinin oluşmasına da katkıda bulunulacak.

2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk
Yürütücüler: Ali Bakova, Gökhan Karakuş

Rota günü: 15 Kasım ve 6 Aralık
Başlangıç noktası: Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, 10.00

Bir kent bölgesi olarak Maslak deneyimi 21. yüzyılın distopyavari kentleşmesini ilk elden anlamak için bir fırsat teşkil ediyor . Psiko-coğrafi bir yürüyüşte tasarımcı Ali Bakova ve mimari teorisyen/eleştirmen Gökhan Karakuş ‘dérive’ yoluyla katılımcıları bugünün Maslak gerçeği içinde gezdirecekler. Bu yürüyüşün bir parçası olarak tasarım, mimari ve kentleşmenin sembolik doğası, İstanbul’un peyzaj deneyiminin kişisel ve sosyal dinamiklerine dair derin bir anlayışa katkıda bulunacak.

Önemli Notlar
* Tur ücretine katılımcıların yeme/içme giderleri dahil değildir.
**Katılımcı sayısı her yürüyüş için 20 kişi ile sınırlıdır, katılımcı sayısının 5′in altında kaldığı turlar gerçekleştirilemeyecektir.
Tasarım Rotaları açık havada yapılmakta ve rotalar kimi zaman yokuş ve dik merdivenler içerebilmektedir. Katılım kararı bu durum gözetilerek verilmelidir. Tasarım Rotaları sırasında hava ve yol durumları sebebiyle ortaya çıkabilecek olumsuz koşulları gözetmek ve bunlara karşı hazırlıklı olmak veya önlem almak katılımcıların kendi sorumluluğundadır . Rota süresi ortalama üç buçuk saattir.

Biletler: 35 TL (tam) ve 25 TL (öğrenci)

Biletler için lütfen buraya tıklayın.

BİLET GİŞELERİ

Biletix Satış Noktaları
Biletix Çağrı Merkezi
T: +90 (216) 556 98 00
www.biletix.com

İstanbul Kültür Sanat Vakfı
Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi
Konuralp Caddesi No:5
Şişhane 34433 İstanbul
T: +90 (212) 334 08 38
F: +90 (212) 334 07 19

DANIŞMA KURULU

Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu
Yeşim Demir
Joseph Grima
Paul McMillen
Özlem Yalım Özkaraoğlu
Han Tümertekin
Alexander von Vegesack

İSTANBUL TASARIM BİENALİ EKİBİ

Direktör
Deniz Ova
İletişim ve Operasyon Koordinatörü
Bahar Türkay
Sergi ve Proje Koordinatörü
Merve Yücel
Kaynak Geliştirme Koordinatörü
Yeşim Birhekimoğlu
Editöryal Koordinatör
Kerim Bayer
MEDYA İLİŞKİLERİ

Direktör
Ayşe Bulutgil

Koordinatörler
Berna Özdemir
Özlem Bekiroğlu
Elif Obdan (Uluslararası Basın)

Görsel İçerik Sorumlusu
Özge Özgüleryüz

Asistanlar
Ayşen Gürkan
Zeynep Seyhun (Uluslararası Basın)
[email protected]

Arşiv Fotoğrafları
Muammer Yanmaz
Ilgın Erarslan Yanmaz
Mahmut Ceylan
Ali GülerİKSV STÜDYOYönetici
Selçuk Metin
Asistan
Erman PehlivanKURUM KİMLİĞİ VE YAYINLAR

Yönetici
Didem Ermiş
Editörler
Cüneyt Tabanoğlu
Merve Evirgen
Yayın Operatörü
Ferhat Balamir
Grafiker
Selin Pervan
Web Sitesi Yöneticisi
Sezen Özgür
[email protected]SPONSORLUK PROGRAMI

Yönetici
Yasemin Çavuşoğlu
Koordinatörler
Zeynep Pekgöz
Aslı Yurdanur
Sponsorluk İlişkileri Sorumluları
Zeynep Karaman
Irmak Kaleli
Operasyon Sorumlusu
Pelin Davidyan
[email protected]PAZARLAMA VE İŞ GELİŞTİRME

Direktör
Tuba Tortop
Pazarlama Yöneticisi
İrem Akev Uluç
Satış ve İş Geliştirme Yöneticisi
Dilan Beyhan
Üye İlişkileri Sorumlusu
Yıldız Lale Yıldırım
Üye İlişkileri Asistanları
Lara Eram
Gülce Şahin
Bilet Satış Sorumluları
Ercan Kaya
Gonca Varol
Saha Operasyonları Sorumlusu
Sezer Kari
Kurumsal Satış Sorumlusu
Bengi Doralp
Sosyal Medya Sorumlusu
Bahar Helvacıoğlu
CRM Sorumlusu
Özge Genç
Gişe Görevlileri
Yağmur Korkmaz
Derya Öztürk
[email protected]

PRODÜKSİYON

Yönetici
Umut Kurç
Prodüksiyon Asistanı
Erdal Hamamcı
Saha Asistanı
Nihat KarakayaBİLGİ VE BELGE MERKEZİ

Sorumlu
Esra Çankaya
Arşiv Görevlisi
Dilan Bolluk
İKSV TASARIM MAĞAZASI

Direktör
Aylin Kutnay
Ürün ve Tasarım Müdürü
Esra Üstündağ
Tasarım ve Planlama Asistanı
Deniz Diniz
Satış Sorumlusu
Merve KubilayMALİ İŞLER

Yöneticiler
Ahmet Buruk (Bütçe ve Muhasebe)
Hasan Alkaya (Satın Alma ve Yurtdışı Projeler)
Başak Sucu Yıldız (Finans)
Muhasebe
Emine Töre
Figen Kıyıcı
Kadir Altoprak
Deniz Yılmaz
Davetiye Sorumlusu
Berfin Kılıç
[email protected]İNSAN KAYNAKLARI VE İDARİ İŞLER

Direktör
Semin Aksoy
İnsan Kaynakları Uzmanları
Seda Yücesoy
Seren Karasu
Bina Yönetimi ve Güvenlik Yöneticisi
Ersin Kılıçkan
Bilgi Teknolojileri Destek Sorumlusu
Kadir Ayyıldız
Danışma Görevlisi
Işıl Öztürk
Depo Sorumluları
Muzaffer Sayan
Kadir Gelmen
Şerif Kocaman
Yardımcı Hizmetler
Azmi Aksun
Özden Atukeren
Hatice Bayman
Aşkın Bircan
İbrahim Çakmak
Aydın Kaya
Hayrullah Nişancı
Serap Sürgit
[email protected]