Çağın yaşam kültürü ve stili konusunda bir yol haritası sunabilecek beceriye sahip olmak ve farklılıklar yaratacak bir ressam, heykel sanatçısı, grafik tasarımcı ya da çizimle ilgili bir meslek edinmek sizlere, geleceğin özgün mekanlarını, özgür sanatını üretebilecek becerileri taşımak için bir akademi veye okulda okumak istiyorsunuz ve bunun için eğitime ihtiyacınız var. İşte tam da bu noktada tüm diğer sanat eğitimleri gibi resim eğitimi konusunda da  ” Nar Sanat” yanınızda.

akademilere, iç mmarlığa hazırlık kursu 

Artık Lisedesiniz ve sanat eğitimi alarak bunu bir meslek haline getirmek istiyorsunuz. Veya Lise 3 ya da Lise sondasınız ve Güzel Sanatlar akademisinin resim, heykel, iç mimarlık, grafik tasarım bölümlerine girmek istiyorsunuz ama nasıl bir eğitim almak istediğinizi bilemiyor, başlangıcı nerede, nasıl yapmanız gerektiği konusunda kafanız mı karışıyor?

Ya da çocuğunuz ortaokulu bitirdi ve Güzel Sanatlar Lisesinin yetenek sınavlarına hazırlanmasını istiyorsunuz.

Hiç üzülmeyin “Nar Sanat” sizler için ve sizlere en iyi eğitimi vermeye hazır.

Seçtiğiniz bu yolda vaktinizin kısıtlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sınava hazırlık süreci aynı zamanda kendi yeteneğinizi tanıma ve geliştirme sürecidir. Bu süreçte sadece sınava değil aynı zamanda seçeceğiniz bölümlere de hazırlanabilmelisiniz. Bu  renkli yolculuğa birlikte hazırlanabilmek için hepinizi Nar Sanat’ta bekliyoruz.

Siz en iyisi olmaya layıksınız.

Huzurlu ve sanat dolu bir ortamda bir yandan tiyatro, keman, piyano, gitar çalışan çocuk ve gençler, bir yandan hobisini gerçekleştirmek için farklı faaliyetler yapan öğrencilerimiz diğer taraftan 9-10 kişilik sınıflarda yetenek sınavlarına hazırlanan gençlerimiz.

Sanat ile iç içe olmak için sizlerin ortamı görmesi ve hocalarla tanışması amacıyla bir ders konuk olmanızı bekliyoruz. Biliyoruz ki stres yüklüsünüz. Stresinizden kurtulmak ve konusunda yetkin eğitmenlerle yetenek sınavlarına hazırlanmak için bir telefon kadar yakın ve bir adım kadar uzağız.

Ailemize katılmanız için sizleri bekliyoruz.

Not:  Aşağıda başarılı, hatalı ve hatasız ayrımı yapmadan öğrencilerimizin yaptığı çalışmalardan bazı örnekleri bulabilirsiniz.

 

Sizler için 2014 yılında ülkemizi ziyaret edecek ve konserler verecek bazı müzisyenlerin programlarını derlemeye çalıştık. 

Frodo İstanbul’a Geliyor

dj frodo

Frodo

“Yüzüklerin Efendisi” serisinde canlandırdığı Frodo Baggins rolüyle tanınan Elijah Wood, Türkiye’ye geliyor.

Ünlü oyuncu Wood ve San Francisco’lu DJ Turquoise Wisdom’ın biraraya gelerek oluşturduğu Wooden Wisdom, yarın akşam İstanbul Blue Night Presents: “Bnat Mag. Bonanza” gecesine konuk olacak.

Steve Vai 28 Mart’ta Küçükçiftlik Park’ta

Müzik dünyasının yaşayan efsanelerinden Steve Vai, Gold’N Strings dahilinde unutulmaz performansı ile 28 Mart’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

İstanbul’a daha önce de gelen ve her konseriyle hayranlarını coşturan Vai, henüz 12 yaşındayken Joe Satriani’den gitar dersleri Steve Vaialarak müziğe başladı ve 18 yaşına geldiğinde efsanevi müzisyen Frank Zappa ile beraber çalışıyordu.

30 yıllık müzik hayatına, 15 milyonu aşkın albüm satışı ve 3 Grammy ödülü sığdıran Vai TEC Foundation tarafından “En üst düzey müzik simyacısı” olarak anılıyor.

Ünlü Piyanist David Helfgott da İstanbul’a Geliyor!

David Helfgott

David Helfgott

Dünyanın en önemli piyanistlerinden ve hayatı Oscar ödüllü “Shine” filmi ile beyaz perdeye aktarılan David Helfgott, çıkacağı son dünya turnesi kapsamında Türkiye’ye geliyor. David Helfgott, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda, Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 15 Nisan 2014 tarihindeİstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği çok özel konser ile hayranlarıyla buluşacak.

Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan David Helfgott’ın konser biletlerine Biletix’ten ulaşılabiliyor.

Albümü 4 milyondan fazla sattı!

Helfgott’ın ‘TheLast Great Romantic, Rahmaninov’ albümü 4 milyondan fazla sattı ve ‘Billboard’ dergisi tarafından en başarılı klasik müzik albümü seçildi.

The Guardian gazetesi Helfgott’dan şu cümlelerle bahsediyor: “Pavarotti futbol fanatiklerine operayı sevdirdi, David Helfgott da hayatı boyunca hiç klasik müzik konserine gitmeyecek olan insanlara piyanoyu ve klasik müziği sevdiriyor.”

David Helfgott kimdir?

David Helfgott, Melbourne’de Polonya asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz beş yaşındayken, babasının öğretmenliği sayesinde başladığı piyanoda gösterdiği performans ile “harika çocuk piyanist” olarak tanındı.

On yaşına geldiğinde Perth’li piyano öğretmeni Frank Arndt’dan ders almaya başladı ve ablası Margaret ile katıldığı birkaç yerel yarışmada ödül kazandı. Genellikle romantik müzik yapan Helfgott, en zor eserlerden sayılan Rahmaninov’un 3. piyano konçertosunu icra edebilen sayılı sanatçılardan biri.

David Helfgott’ın gerçek hayat hikâyesinden senaryolaştırılan ve Aktör Geoffrey Rush’a “En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü” kazandıran “Shine” filminde, ruh sağlığı yerinde olmayan müzik aşığı bir babanın, sahip olamadığı müzisyen kimliğini oğluna kazandırmaya çalışması ve bu süreçte yaşanan dram konu edilmişti.

color tango

Color Tango

Dünya genelinde yaşayan “En İyi Tango Orkestrası” kabul edilen efsanevi “Color Tango”, 7 ve 10 Mart’ta İstanbul’da unutulmaz bir performans sunacak.

Avrupa’nın en büyük Tango festivali kabul edilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “tanGO TO İstanbul” dahilinde Color Tango, Türkiye’ye geliyor.

Tüm dünyada tanınan Arjantinli ve Türk dansçıların gösterileriyle zenginleştirilmiş repertuarıyla sahne alacak olan orkestra, 7 Mart’ta Şişli Kent Kültür Merkezi ve 10 Mart tarihinde Türker İnanoğlu Show Center’da sahne alacak.

İstanbulTANGO okulunun kurucuları Murat Elmadağlı ve Eşref Tekinalp’in 6 yıl evvel ilkini organize etttiği ve bu yıl Avrupa’nın en büyük tango festivali haline gelen “tanGO TO İstanbul 2014” dünya şampiyonu Arjantinli ve Türkiye’nin en iyi yerli çiftlerini konuk edecek.

‘Beirut’ İstanbul’a Geliyor

Beirut

Beirut

Batı Avrupa ve Balkan müziğini kendi yorumlarıyla harmanlayan ‘Beirut’ 17 Ağustos’ta Küçükçiftlik Park’ta performans sunacak.

Daha önce 2 kez ülkemizde sahne alan, grup farklı enstrümanları ve müzikleriyle İstanbullularla bir kez daha buluşacak. Zach Condon, Perrin Clouiter, Jason Poranski, Nick Petree, Kristin Ferebee, Paul Collins, Jon Natchez, Kelly Pratt ve Ben Lanz ile cello, akordiyon, gitar, keman, bateri, tef, ukulele, saksafon ve mandolin gibi bir çok entstürman performansını 17 Ağustos akşamı sahnede buluşturacak olan Beirut, İstanbulluların kulaklarının pasını silecek.

Metallica’nın henüz kesinleşmeyen Türkiye Konseri Hakkında Merak Edilenler

Metallica

Metallica

Metallica’nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık.

Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica’nın 13 Temmuz’da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz.

Soru: Metallica’nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?
Cevap: Metallica’yı 2008 yılında Türkiye’ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz’da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.

Soru: Metallica’dan resmi bir açıklama geldi mi?
Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica’nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: “Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz”. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi…

Soru: Metallica’nın gelme ihtimali yüksek mi?
Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts’in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.

Soru: Konser nerede yapılacaktır?
Cevap: 2008’deki son konser Ali Sami Yen’de yapılmıştı. 2010’da yapılan ve Metallica’nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı’nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park’da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.

Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?
Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica’nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın.

Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?
Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist’lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.

Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?
Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var… Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.

Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?
Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisinde konser resmiyete kavuşacaktır.

Metal All Stars Türkiye’ye Geliyor!

metalallstarsZakk Wylde, Phil Anselmo, Joey Belladona ve daha bir çok ünlü metalcinin yer aldığı Metal All Stars İstanbul’a geliyor.

Headbang’in geçtiğimiz sayısında bu haber verilmişti fakat netlik kazanan bir bilgi olmadığı için pek fazla etrafta lanse edilmedi. Metal All Stars’ın Facebook sayfasında önümüzdeki dönemin turne takvimi yayınlandı ve takvimde Türkiye de yer alıyor.

29 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan organizasyon, metal dünyasından bir çok ünlü ismin tek bir sahnede olması anlamına geliyor. Aşağıda grupta yer alanların tam listesi bulunuyor. Müziği bırakacağını açıklayan Motley Crüe’nun Vince Neil, bu etkinlikte özel konuk olarak yer alacak.

Rock Off Festivali Biletleri Satışta!

Megadeth, Amon Amarth ve WASP’ın sahne alacağı Rock Off Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

3-4 Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Rock Off Festivali’nin indirimli ön satışlarıbaşladı. 3 Ağustos günü WASP ve Amon Amarth, 4 Ağustos günü ise Megadeth’in sahne alacağı festivalin biletleri SOSYOTIX üzerinden satışa çıkarıldı.

Sahne önü kombine bileti 200 lira, genel giriş kombine bileti ise 125 liradan satışa çıktı. Bu fiyatlar adından da anlaşılacağı üzere 2 günlük. Tek günlük bilet satışı yapılmayacak. Buraya tıklayarak bilet satın alabilirsiniz.

2 gün önce biletlerin 185 ve 115 liradan satılacağı duyurulmuştu fakat bugün görüldüğü üzere daha pahalı bir fiyat ile biletler karşımızda. Hakikaten çok ilginç şeyler dönüyor. Açıklanan fiyatların indirimli ön satış fiyatı olduğunu unutmayın, yakın bir zamanda biraz daha pahalılaşacak.

New Age’in Efsane İsmi İlk Kez Türkiye’ye Geliyor

kitaro

Kitaro

New age ve dünya müziğinin önemli isimlerinden Japonyalı Kitaro, dev orkestrası eşliğinde 4 Mart’ta Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek.

Etnik ve elektronik öğeleri bir araya getiren, dünyanın dört bir yanında dinleyenleri felsefi ve derin yolculuklara çıkaran efsanevi müzisyen Kitaro , 4 Mart akşamı Haliç Kongre Merkezi sahnesine konuk olacak.

Pozitif Live tarafından gerçekleşecek gecede, Kitaro’ya 36 kişilik dev bir orkestra eşlik edecek.

Kapıların 17.00’da açılacağı konserin biletleri 3 Şubat Pazartesi günü tüm Biletix gişeleri ve biletix.com’dan satışa sunulacak.

“Gitarın Büyülü Elleri” Türkiye’ye Geliyor

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Enno Voorhorst, sanat yaşamında ilk defa geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Ortaya koyduğu performansla “gitarın büyülü elleri” tanımlamasını elde eden dünyaca ünlü Hollandalı virtüöz Enno Voorrhorst, sanat yaşamında ilk kez geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Voorhost, Ensemble Feverish Music (EFM) Uluslararası Kültür Ajansının Yaşar Ünivesitesi işbirliğiyle düzenleyeceği “Uluslararası Gitar Günleri 2014” etkinliğine katılacak.

EFM Uluslararası Kültür Ajansı Kurucusu Zafer Yümlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ajanslarının 2014 yılı faaliyetleri kapsamında dünyaca ünlü Enna Voorhost’un ilk defa Türkiye geleceğini ve burada genç gitaristlerle “master class” çalışması yapacağını bildirdi.

450 Yıllık Orkestrayla Geliyor

daniel

Daniel Barenboim

Hem piyanist hem de şef olarak klasik müziğin zirvesinde yer alan Daniel Barenboim, 450 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ve saygın orkestralarından Staatskapelle Berlin’le birlikte İstanbul ’a geliyor. 9 Grammy ödüllü Barenboim yönetimindeki Staatskapelle Berlin, İKSV organizasyonuyla 15 Mayıs Perşembe akşamı Zorlu Center PSM’de sahneye çıkacak.

Staatskapelle Berlin, İstanbul konserinde iki bölümünü seslendireceği Wagner’in ‘Tristan ve Isolde’sini ilk kez 1876’da bestecisinin yönetiminde çalmıştı. Wagner’in Tannhauser kaydıyla Grammy ödülü kazanan Staatskapelle Berlin, konserde yine Wagner’in ‘Nürnbergli Usta Şarkıcılar Uvertürü’nü de yorumlayacak.Konser programında ayrıca, Elgar’ın 2. Senfonisi de yer alacak. Prestijli The Guardian gazetesinin “Daniel Barenboim ve Staatskapelle Berlin yüksek beklentileri karşılamakla kalmıyor, onların çok ötesine geçiyorlar” yorumu konserin bu yılın unutulmaz İstanbul konserlerinden biri olacağına dair ipuçları veriyor.

Theodore Kuchar Konseri

Theodore Kuchar yönetiminde 21 Şubat’ta Lütfi Kırdar Auditorium’da gerçekleşecek olan konserde müzikseverler bir araya gelecek.

Dünyanın Kemanları Festivali İstanbul’da Dört Mevsim

Dünyanın Kemanları Festivali kapsamında, İstanbul’da Dört Mevsim CRR Konser Salonu’nda..

Steps Trio Caz

Tenor ve soprano saksofonda Gürtuğ Gök, klavyede Barış Mert Peker ve perküsyonda Riccardo Marenghi. Bu üç yetenekli müzisyenin müzik kimyalarının eksiksiz uyumu hemen göze çarpıyor. Klasik caz repertuarını avangard bir anlayışla ve ilham verici şekilde yorumlayan Steps Trio, 21 Şubat akşamı hakiki bir caz deneyimi yaşatacak.

Istanbul Soul Nights

Istanbul Soul Nights partisi soul, funk ve R&B rüzgarlarıyla ile birlikte 21 Şubat’ta Babylon Lounge’ta. Hustle, 45, Dance Electrik, Bus Stop, Boogaloo, Funky Chicken, Crazy Robot, Shing-a-Ling ve Soul Street Line Dance’in danslarıyla eğleneceğiniz bu partiye görselleri ve müzikleriyle beraber Soul Sendikası ve Vj De-Mode eşlik ediyor.

Jan Blomqvist Konseri

Jan Blomqvist

Jan Blomqvist

Berlin’in son dönemlerdeki en merak uyandıran ve gelecek vadeden isimlerinden olan Jan Blomqvist unutulmayacak bir performans sergilemek için 21 Şubat’ta Cue İstiklal’de! Jan Blomqvist’in müzik serüveni oldukça ilginç. Elektronik müzikle tanışmadan önceki 7 seneyi aşkın bir süre zarfında karanlık ve melodik sounduyla Kuzey Almanya’yı sallayan bir grunge-rock grubunda şarkıcı, bas gitarist ve şarkı sözü yazarı kimliği… Ta ki Berlin’e taşınıp elektronik müziğe olan tutkusunu keşfedene kadar. Bundan sonraki süreç Jan’ın grubu iddialı bi karar vererek bırakması ve elektronik müzik odaklı kariyerine tek başına devam etmesiyle sonuçlanıyor. Şimdiki sound’unu ise Radiohead, Muse, Bodi Bill, Stephan Bodzin ve James Holden’ın müziğinin bir karışımı olarak tarif edilebilir melankolik, melodik elektro-pop ve minimal teknonun müthiş ahengi.

Electropol

Ξlectropol | Istanbul 2014 elektronik dans müziğin en gözde isimlerini İstanbul’da hayranlarıyla buluşturuyor; dünyaca ünlü festivallerin ana sahne DJ’leri 4000 kişilik dev Maslak Arena Festival Çadırı’nda konuk ediliyor.

!f Gökkuşağı Partisi

!f music’in gelenekselleşen Gökkuşağı Partisi bu yıl iki sahneye yayılıyor. ‘Asrın drag queen’i olarak anılan şarkıcı ve oyuncu Divine’ı sık sık hatırlayacağımız geceye drag kostümü ile bekleniyorsunuz. Ortamı kadar müzikleriyle de eşsiz geçecek gecenin yıldızları, kariyerindeki zirveye son hızla tırmanan İngiliz DJ Anthea ve Berlin’in en meşhur underground mekanı Berghain / Panorama Bar’ın resident DJ’i nd_baumecker. Ana sahneyi, Gökkuşağı Parti serisinin vazgeçilmez ikilisi DearHead, alternatif sahneyi ise Duygu Dönmez nam-ı diğer Just-D hareketli house setleriyle ısıtacak. Anthea kim? Yüksek enerjisi ve eşsiz prodüksiyon kabiliyeti sayesinde, en meşhur kulüplerin DJ kabinine girmeyi başaran Anthea, Loco Dice, Guti, Alex Celler, Werner Niedermeier gibi minimal müziğin sınır tanımayan isimleriyle ortaklaşa işlere imza attı. nd_baumecker kim? Yolu Almanya’da pek çok şehirden geçen Baumecker’in şu anki durağı Berlin. Deney alanı olarak tanımladığı dans pistini disco, house, techno, electro, pop ile coşturmayı başaran ND, partneri Sam Barker ile 2010 yılından beri birlikte müzik üretiyor. DearHead kim? Birlikte ilk kez 2009 !f Gökkuşağı Partisi’nde çalan, İstanbul müzik endüstrisinin başarılı iki ismi Bengi Ünsal ve Evrim Tüfekçioğlu bugüne dek festival ve kulüp etkinliklerinde çaldıkları büyüleyici setleriyle dans severlerin favori ismi haline geldi. Just D kim? İstanbul dans ortamlarının neşeli karakteri Duygu Dönmez nam-ı diğer Just D, eski-yeni en güzel house parçalarından oluşturduğu setleriyle dans pisti aşıklarının

Serinin yeni filminde Kylie Reese karakterine Jai Courtney’in hayat vereceği kesinleşti.
terminator-genesis

Terminatör: Kurtuluş’ (Terminator Salvation) filminin uğradığı orta çaplı hezimetin ardından bir süreliğine rafa kaldırılan fakat 80’ler aksiyon konseptinin yeniden hortlamasıyla birlikte, yapımcıların önceliği haline gelen ‘Terminator: Genesis’ filminden yeni haberler gelmeye başladı.

Jai Courtney

Jai Courtney

BİR KEZ DAHA ARNOLD

‘Thor: Karanlık Dünya’ (Thor: The Dark World) ile dolgun bütçeli aksiyon ve bilimkurgu arenasında da rüştünü ispatlayan Alan Taylor’ın yönetmenliğini üstleneceği ve Arnold Schwarzenegger’i bir kere daha izleme şansına erişeceğimiz seriye katılan, aksiyon arenasının yükselen isimlerinden Jai Courtney sayesinde, öykünün en önemli eksiklerinden biri daha giderilmiş olacak.

Hazırlık süreci devam etmekte olan filmin gösterim tarihi için yapımcılar 1 Temmuz 2015’i işaretlemiş durumdalar.

Kaynak : [-]

Türk filmlerini Hollywood’la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Processed with VSCOcam with b3 preset

Türkiye filmlerini Amerikan sinemasının kalbi Hollywood ‘la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival ünlü Türkiyeli yönetmenleri Amerikalı sinemaseverlerle bir araya getirirken, genç Türkiyeli yeteneklere ise Amerikan sinema dünyasıyla tanışma fırsatı sunuyor.

ADAYLAR BELLİ OLDU

Los Angeles Türkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Los AngelesTürkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Genç sinemacıların merakla bekledikleri Los Angeles Türk Film Festivali sonunda ön elemeleri geçen adayları açıkladı. Los AngelesTürk Film Festivali Kısa Film Yarışması’nın ön finalisti, ünlü film eleştirmeni ve LACMA Film Independent serisi küratörü Elvis Mitchell tarafından açıklandı. Mitchell’ın yarışmaya başvuran iki yüz bir film arasından seçtiği 10 kısa filmin yönetmenleri, festival boyunca Los Angeles ‘ta misafir edilecekler ve Mart ayında filmlerini Hollywood ‘un tarihi sineması Egyptian Theater’da sergileme imkanı bulacaklar.

Geçtiğimiz yıllarda Derviş Zaim ve Semih Kaplanoğlu ‘nun başkanlığını yaptığı jüride bu sene yer alacak olan isimler ise Şubat ayında açıklanacak. Geçtiğimiz yıl Yılmaz Erdoğan imzalı Kelebeğin Rüyası adlı filmle açılış yapan festival hem yerli hem yabancı basından büyük ilgi gördü.

YARIŞACAK FİLMLER,

Avni Amca – Çiğdem Topaloğlu

Birlikte – Barış Çorak

Boş Köy – Hakan Hücüm

Kafa – Koray Sevindi

Kor – Cihan Sağlam

Mama – Ahmet Bikiç

Nefs – Aksel Bonfil

Patika – Onur Yağız

Şeref Dayı ve Gölgesi – Buğra Dedeoğlu

Yolculuk – Nadim Güç

 

Kaynak :[-]

!f İstanbul’un yeni yarışmalı bölümü Aşk & Başka Bi’ Dünya’da ödül Koray Kaya’nın filmi “Anarşik Armoni” ’nin oldu. Film, Yılın En Yaratıcı Müdahalesi seçildi. Kaya’ya ödülünü ünlü Fransız yönetmen Michel Gondry verdi.

Koray Kaya

Koray Kaya

13- !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin yeni yarışması Aşk & Başka Bi’ Dünya’da 7 film yarıştı. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirmeyi amaçlayan yarışma bölümünde, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırladı.

anarsik-armoniAralarında Jehane Noujaim’in Oscar adayı filmi Meydan, Mike Lerner ve Maxim Pozdorovkin’in Pussy Riot’ın hikâyesini konu alan Pussy Riot: Bir Punk Duası, Riahi Kardeşlerin Her Gün İsyan’ının da bulunduğu yarışmada jüri, Türkiye’den Kaya’nın Anarşik Armoni adlı belgeselini oy birliğiyle En İyi Film seçti.

Devrimci besteci, teorisyen Stravinsky ve Schönberg’den cazın kurucularından Buddy Bolden’a, sıradışı bir yaklaşıma sahip olan John Cage’e, İlhan Mimaroğlu’na, Aydın Esen’e, insan algısının sınırlarını genişletmeye cesaret eden sanatçılara odaklanan, çağdaş müziğin algı süreçlerini, öncesi ve şimdisini müzisyenlerle tartışan Anarşik Armoni, Koray Kaya’nın ilk filmi.

Anarşik Armoni, teknolojik gelişmelerin eşliğinde müziğin bilinmeyene giden macerasındaki sosyo-politik gelişmelere ışık tutmaya çalışan ve bunu insanlık için evrensel bir dil olan müzikle yapan bir manifesto. Belgeselde Gezi olayları da var.

!f İstanbul, 23 Şubat’ta sona erecek. Festivalin 7 yıldır düzenlediği ve yılın ilham veren yönetmeni seçileceği Keş!f Uluslararası Yarışması’nın kazananları da kapanış gecesinde açıklanacak.

Festival programında bu akşam Zeynep Dadak ve Merve Kayan imzalı Mavi Dalga filmini izleyebilirsiniz. Antalya’da En İyi İlk Film Ödülü dahil 3 ödül alan Mavi Dalga, geçtiğimiz hafta 64. Berlin Film Festivali’nin Generation bölümüne de katıldı.

Film, üniversiteyi büyük bir şehirde okumak isteyen Deniz ve arkadaşlarının yaşadıkları şehirle ilişkileri ve gelecek kaygılarının hikayesini anlatıyor. Film, 2012 yılında Balıkesir’de çekildi. Başrollerinde Ayris Alptekin, Onur Saylak, Barış Hacıhan ve Albina Özden oynuyor.

Mavi Dalga’yı bu akşam 19:30’da Cinemaximum Fitaş’ta izleyebilirsiniz.

Size önerebileceğimiz diğer film ise Wong Kar Wai’nin son filmi Büyük Usta.

Film on yılda çekilmiş ve kurgusu da bir yıl sürmüş. Büyük Usta, sinematografi ve dövüş koreografisi olarak tam bir seyir ziyafetini vaad ediyor. Büyük Usta saat 22:00’e yine Cinemaximum Fitaş’ta.

Eskişehir, Türk dünyası sinemasına ev sahipliği yapacak. 24-27 Şubat tarihlerinde Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti faaliyetleri çerçevesinde, Uluslararası Turkuaz Sinema Günleri düzenleniyor.Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı tarafından organize edilen etkinlikte Türk dünyası coğrafyasından seçme 20 film gösterilecek, ayrıca sinema ve kültür dünyasını temsilen yurtdışından 20, yurtiçinden ise 50 konuk ağırlanacak. Festivali Medyaradar adına sinema yazarımız Murat Tolga Şen takip edecek.

turkuaz
Eskişehir’de gerçekleşecek olan Turkuaz Sinema Günleri süresince aynı zamanda atölye ve paneller de yer alacak. Türkmen sinemasının büyük ismi Hocakulu Narlıyev, sinemada senaryo kurmak üzerine senaryonun muhteviyatı hakkında ‘Senaryo Hikayeleri’ başlıklı bir atölye düzenleyecek. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu türkçe konuşan filmlerSinema-TV Merkezi’nden öğretim üyesi Yüksel Aktaş, sinemada makyajın sırlarını işleyeceği bir ‘Makyaj Atölyesi’ yapacak. Kırgız sinemasının büyük yönetmeni rahmetli Tolomuş Okeyev’in kızı Alima Okeyeva’nın katılacağı panelde ‘Tolomuş Okeyev Sineması’ enine boyuna ele alınacak. Türkçe konuşulan coğrafyalardan gelen konukların katılacağı ‘Türk Dünyası Sineması’ başlıklı panelde ise Türkçe konuşulan toplulukların ortaya koyduğu sinemanın mevcut durumu, sorunları ve geleceğe dönük çözümleri ve işbirliğine dönük imkanları masaya yatırılacak.

Turkuaz Sinema Günleri çerçevesinde ayrıca bir de sergi düzenlenecek. Sergi ‘Türk Dünyası Sinemasından Kareler ve Portreler’ başlığını taşıyor. Sergide Türk dünyası sinema tarihine bir yolculuk yapılarak, bu dünyayı meydana getiren ülkelerde çekilen filmlerden sahneler ve bu coğrafya sinemalarının önemli sanatçılarının portreleri sinema ilgililerinin alakasına sunulacak. Programda dağıtılacak olan Prof. Tevfik  İsmailov’un yazdığı ve MSGSÜ Güzel Sanatlar Vakfı’ndan yayınladığı üç ciltlik ansiklopedik ‘Türk Cumhuriyetleri Sinema Tarihi’, bu ülkelerin Sovyetler Birliği döneminde yaptıkları filmleri, sinema hayatını, yönetmenleri ve genel olarak sanatçıları ele alan ama bu dönemin öncesi ve sonrasına da değinen bir eser olarak göze çarpıyor.

Uygur Sinemasını temsilen gelen konuklar

Programa biraz erken gelen Çin Uygur Özerk Bölgesi’nden yönetmen ve eski Tanrıdağ Uygur Sinema Stüdyoları yöneticisi Firdevsi Azizi,

mutlaka Türkiye’yle sinemasal işbirliği yapılmasının önemine vurgu yapıyor. Her iki toplumun ortak kültürel değerlerinden hareketle, ortakyapımların çok verimli bir şekilde ortaya konabileceğini, ilk olarak da tarihi şahsiyetlerin bu çalışmalarda ele alınabileceğini ileri sürüyor. Bunun için de fon anlamında kaynak yaratılmasının önemli olduğunu ve her iki bölgedeki stüdyo ve plato imkanlarının gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyor.

 

Tolomush Okeyev

Tolomush Okeyev

Festival Direktörü İhsan Kabil, Turkuaz Sinema Günleri’nin hedefleri konusunda şunları söylüyor:

“Gerçekten de bunu diğer Türkçe ve lehçelerinin konuşulduğu bölgelere uyarladığımızda nasıl bir sinemasal ve kültürel potansiyelin ortaya çıkarılabileceğinin, hayata geçirilebileceğinin hayalini bile kurmak insana heyecan veriyor. Ortak kültürümüzün insani değerlerinin işleneceği, özel bir dilin ve estetiğin kurulacağı nitelikli bir sinema ortamı ve bunun yanısıra dağıtım ve sektörel işbirliğinin gerçekleştirileceği bir endüstriyel ve iktisadi çerçevenin, Türkiye’de festivaller de dahil olmak üzere sinema ortamına yeni alanlar, normlar ve kimlik temelinde bambaşka bir canlılık ve verimlilik getireceği ortadadır.”

Dünyanın çok renkli kültürel zemininde bulunduğumuza işaret eden İhsan Kabil, daha sonra şu bilgileri veriyor: “Kültürel olarak ilişkide olduğumuz Ortaasya coğrafyası ve İslam dünyasıyla gerçekleştireceğimiz sinema sahasındaki işbirlikleriyle, tüm dünyaya insanlık tarihinde ortaya koyduğumuz medeniyet anlayışımızın çeşitli donelerini estetik bir yaklaşımla sergilemek, içinde yaşadığımız sorunların giderilmesinde sanatın dilini kullanarak çözümlere dair ipuçları sunmak sinemanın işlevleri bakımından da yerinde veriler olarak görülebilir.”

Turkuaz Sinema Günleri etkinliğinin organizasyonu ise Hazar Film tarafından gerçekleştiriliyor. Hazar Film, daha önce de Az Gelişmiş Ülkeler Film Festivali ve Gelişen Ülkeler Film Festivali gibi etkinliklere imza atmıştı.

Türkiye’nin AB üyeliğinin sıkça konuşulmaya başlandığı dönemde İzmir Avrupa Caz Günleri olarak başlayan etkinlik, Gümrük Birliği’ne kabulümüzün ardından hızlanan süreç içinde kapsamı genişletilerek İzmir Avrupa Caz Festivali adını almıştır.

21 CAZ FESTİVALİ İZMİR

4- 20 Mart 2013 tarihlerinde 20’ncisini gerçekleştirdiğimiz Festivalin amacı, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kendi alanlarında önemli gelişmeler sağlamış caz sanatçılarını bir araya getirerek bu kültürü geniş kitlelere yaymaktır. İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Hollanda, Polonya’dan gelen caz sanatçıları İzmirli caz severlerle buluşurken, çok sayıda genç izleyici Avrupa Cazını dinlemek, anlamak, öğrenmek ve sevmek fırsatını bulmaktadır.

İzmir Avrupa Caz Festivali’nin en büyük farkı, eğitim ağırlıklı olmasıdır. Festivale konser vermek için gelen sanatçılar atölye çalışmaları ve ustalık sınıflarıyla İzmirli genç sanatçılara birikimlerini aktarmaktadır. Atölye çalışmalarına katılan başarılı gençlerden ikisi Siena Caz Vakfı ve İKSEV işbirliği ile İtalya’da Siena Yaz Caz Ustalık Sınıfları kurslarına burslu olarak katılmaktadır. Bugüne kadar 18 genç bu olanaktan yararlanmıştır. Ayrıca festivalin resmi afişi, son 11 yıldır, yine genç tasarımcılara yönelik düzenlenen ve tüm Türkiye’den yeteneklerin katıldığı Caz Afiş Yarışması ile seçilmektedir.

FURIO DI CASTRI QUARTET

FURIO-DI-CASTRI-QUARTET

 AÇILIŞ KONSERİ               
          3 Mart, Pazartesi
20:30 AASSM Konser Salonu
Jacopo Albini, tenor saksafon
Fabio Giachino, piyano
Furio di Castri, kontrbas
Ruben Bellavia, davul

Furio Di Castri, Bas

12 Eylül 1955’te Milano’da doğdum. Trompet çalmaya 11 yaşında başladım, daha sonra 13 yaşında elektrobasa geçtim. Önceleri blues ve progressive rock gruplarını ve ritimlerini kendi kendine öğrenen bir müzisyendim. İlk albümümü (Dedalus, Trident records) 1973 yılında yaptım ve o zamandan sonra da kontrbas çalmaya başladım.

1978 yılında Roma’ya taşındım ve orada tenor saksafonist Maurizio Giammarco ve alto sanatçısı Massimo Urbani ile çalmaya başladım. Roma’da bulunduğum sırada Chet Baker ile tanıştım ve 1988’ e kadar  zaman zaman birlikte çaldık. O yıllarda Milano’da Larry Nocella, Luigi Bonafede, Franco d’Andrea ile birlikte çalarak ve Walter Davis jr, Jimmy Knepper, Freddie Hubbard, Art Farmer, Al Grey gibi müzisyenlere katılarak çok aktif bir dönem geçiriyordum.

Şubat 1981’de Enrico Rava’nın kuartetine, birkaç ay sonra da Michel Petrucciani’nin triosuna dâhil oldum. Açıkçası uzun zamandan beri birlikte çalıyoruz. Tam olarak Enrico ile 8 yıl, Michel’le 3 yıldır. Bunun yanı sıra geçmiş yıllarda da birlikte yeni projelere, tur ya da konserlere katılarak veya müzik kayıtları yaptığımız zamanlarda sık sık görüşüyorduk.

1981 yılından bu yana Richard Galliano, Dino Saluzzi, Joe Lovano, Charles Lloyd, Steve Lacy, John Surman, Dave Liebman, Joe Lovano, Pharoah Sanders, Michael Brecker, Sal Nistico, Lee Konitz, Joe Henderson, Franco Ambrosetti, Kenny Wheeler, Charles Tolliver, Ray Anderson, Muhal Richard Abrams, Michel Grailler, Gordon Beck, Franco d’Andrea, John Taylor, Jon Balke,  John Taylor, Paul Bley, Don Friedman, Enrico Pieranunzi, Rita Marcotulli, Stan Tracey, John Abercrombie, Philip Catherine, Paul Motian, Tony Oxley,  Barry Altschul, Daniel Humair, Jon Christensen, Joe La Barbera, Bruce Ditmas, André Ceccarelli gibi birçok harika müzisyenle birlikte çalıyorum.

90’larda trompet sanatçısı Paolo Fresu ile düo olarak sahne almaya başladım. Birlikte 14’ün üzerinde CD kaydettik. Piyanist ve akordiyonist Antonello Salis’in katılımıyla birlikte grubumuz PAF trio halini aldı.

Tüm Avrupa, Rusya, Ortadoğu, ABD, Arjantin, Brezilya ve Çin’de çalmaya devam ediyorum.

1992’den bu yana farklı gruplara ve projelere önderlik ediyorum ve caz müzik atölye çalışmaları, tiyatro, dans ve çağdaş sanatlar için müzik besteliyorum.

1990 yılında Siena Jazz (I) kurumunun yaz dönemi caz müzik atölye çalışmalarında bas ve caz müzik üzerine doğaçlama hakkında ders vermeye başladım ve 1996’da müzik konservatuarında caz müzik profesörü oldum.

Baş ve yardımcı şef olarak 21 albüm kaydettim (Things, Solo, Opale, Unknown Voyage, Evening Song,  What color for a tale, Urlo, Contos,  Chaos, Mythscapes, Scalabrun, Hands, Paf, Wooden  You, Fellini, Morph, L’esigenza di andare verso il basso, Zapping, Il Vino all’Opera, Welcome, Omaggio a Modugno, Memorie di Adriano).

Grup üyesi olarak Enrico Rava, Kenny Wheleer, Paul Bley, John Taylor, Chet Baker, Michel Petrucciani, Paolo Fresu, Dino Saluzzi, Dave Liebman, Aldo Romano ile birlikte 150’den fazla kayıtta yer aldım.

ÖĞRENİMİ:

• Sassari Müzik Konservatuarı (I)  – 1996/ 1998

• Parma Müzik Konservatuarı (I) – 1998/ 1999

• Torino Müzik Konservatuarı (I) –  2000’den bu yana (Kontrbas enstrümanı konusunda öğretim görevlisi, Caz besteleme, Caz orkestra ve topluluğu, Analiz, Caz Bölümü Başkanlığı)

• Siena Yaz Dönemi Caz Atölye Çalışmaları – 1990’dan bu yana (Kontrbas enstrümanı konusunda öğretim görevlisi ve orkestra)

• Aşamalar ve Ustalık Sınıfları:

HeMu Haute ecole de musique – Lausanne (CH)

Newpark School, Dublin (Eire)

Kraliyet Konservatuarı, Den Haag (NL)

DAMS, Bologna (I)

Accademia Chigiana, Siena (I)

BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI SANATÇILAR:

• RICHARD GALLIANO: düo, trio, kuartet ve kuintet. 1995’ten itibaren İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Kanada, Japonya, Malezya ve Endonezya’daki konserler.

• ENRICO RAVA: 1981 – 1988 arasında kuartet ve çeşitli gruplar içerisinde Avrupa’da konser ve turlar.

• JOHN TAYLOR: 1986’dan itibaren trio ve kuartet halinde konserler ve turlar.

• PAUL BLEY: Paul Motian ya da Bill Elgart ile trio halinde konserler (1988 ve1990 yılında), John  Surman ve Tony  Oxley ile 1994’te Avrupa Turnesi

• JOE HENDERSON: Enrico Rava, John Taylor ve Paul Motian ile birlikte Avrupa Turnesi. 1988’de Tony Oxley ile birlikte trio halinde konserler

• CHET BAKER: 1979 – 1987 yılları arasında İtalya konserleri

• MAURIZIO GIAMMARCO: 1978 – 1986 yılları arasında trio, kuartet ve kuintet olarak

• MASSIMO URBANI: 1978 – 1985 yılları arasında trio ve kuartet olarak,

• MICHEL PETRUCCIANI: 1981 – 1984 ve 1985 – 1988 yılları arasında trio olarak

• ALDO ROMANO: 1988 – 1995 yılları arasında konserler ve uluslar arası turneler

• PAOLO FRESU: 1990 yılından itibaren düo, trio, kuartet ve çeşitli gruplar halinde konserler ve turneler

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

    4 Mart, Salı                           

20:30 AASSM Küçük Salon

Ulrich Drechsler, basklarnet, basset-horn

Stefano Battaglia, piyano

Ulrich Drechsler, Baskarnet

“Müzik sözcüklerle söylenemeyecek şeyleri anlatma gücüne sahiptir. O, herhangi bir insanın tüm varoluşunu, kalbini, ruhunu ve aklını yansıtır. Olması gerektiği kadar net.’’ Ulrich Drechsler

Ulrich Drechsler dokuz yaşındayken kendi şehrindeki sokak grubunda klarnet çalmaya başladı. Klasik Müzik Konservatuarı’na giriş sınavlarına hazırlanmak amacıyla Stuttgart’taki opera binasında klarnet hocalarından biri ile çalıştı. On altı yaşındayken kendi kendine onu daha çok doğaçlama müziğe yönlendiren tenor saksafon çalmayı öğrendi. Sonunda caz öğrenimi göremeye karar verdi ve Avusturya’ya taşındı. 1992 – 1998 yılları arasında Graz’da Güzel Sanatlar Üniversitesine devam etti.

Ulrich Drechsler, 1999 yılından beri serbest besteci ve müzisyen olarak Viyana’da yaşıyor. Ana enstrümanı olarak basklarneti seçti. Öğrencilik yıllarında edindiği sahne deneyimleri onun çok yönlü projelerinde yansımaktadır.

Viyana’ya gelmesinden kısa süre sonra, baterist Alex Deutsch ve basist Oliver Steger ile birlikte uluslar arası sansasyon yaratan Trio Cafe Drechsler grubunu kurdu. Modern elektronik müzik gibi çeşitli müzik tarzlarının stilistik özellikleri, tamamen doğaçlama ve akustik bağlamın içine karışır. Grup üçüncü albümleri ile 2005 yılında Avusturya Amadeus Ödülünü kazanmıştır.

Ulrich Drechsler, “Poesis’’ Kuartetinde kendini klasik müziğe adadı. Grup, 2001 yılında Franz Schubert’in “Die Winterreise’’ adlı şarkı döngüsünün tamamıyla yeni bir uyarlamasını “Nebensonnen’’ adıyla caz kuartet için piyasaya sürdü.

Ulrich Drechsler, Thelonious Monk’un müziğine büyük bir hayranlık besliyordu. Bu doğrultuda “The Monk In All Of Us” grubunu kuran Ulrich, kendisini tamamen caz müzik tarihinin bu müthiş dehasının müzikal sanat eserlerini yorumlamaya adadı. Bas-/kontrbas, klarnet, trompet, telli kontrbas ve davulların egzotik düzenlemesi ile grup, müthiş piyanistin bestelerinin içerisinden bilinmeyen yollara seyahat eder. Onların ilk albümü “Monk In All Of Us”, prestijli Hans Koller Ödülü için 2005’te aday gösterildi.

2005’te kurulan Ulrich Drechsler Kuartet ile Ulrich ilk kez grup lideri olmuştu. Uzun zamandan beri arkadaşları olan Oliver Steger, Jörg Mikula ve sıra dışı Norveçli piyano sanatçısı Tord Gustavsen’in eslik ettiği bu fantastik grup ile Ulrich Drechsler ilk kez kendi bestelerini sundu. Tord Gustavsen ile birlikte fikirlerini mükemmel biçimde özümseyen ve bu fikirleri hiçbir hataya mahal vermeyecek şekilde yönlendiren bir grup üyesi kazanmıştı. İlk albüm “Humans & Places”, dinleyicilerden ve eleştirmenlerden olağanüstü yorumlar aldı.

Altı yıllık yoğun konser turunun ardından, “Café Drechsler”in yerine yeni bir  proje geçti: “Drechsler” yeni oluşturulan kuartetin ismiydi. Onun kadrosu – Ulrich Drechsler’in ardından – Oliver Steger ve döner tablalarda The Great Zuzee tarafından eşlik edilen Jörg Mikula’dan oluşuyordu. Müziğin tanıdık ve dans için olması ve ayrıca da Hiphop, Drum’n’bass, Caz, R&B, Bossa Nova vb.’nin bir karışımı olmasına rağmen, yeni kadrosu sebebiyle tamamıyla yeni, bağımsız ve çağdaş bir müzikal tarz ortaya çıkmıştı. İlk albüm “Fortune Cookies” 2006 yılında piyasaya sürüldü.

Bestelerine yeni ifade biçimleri kazandırmak için gitarist Heimo Trixner ve perküsyonist Jörg Mikula ile 2007 yılında “Daily Mysteries Trio” yu kurdular ve aynı yıl içerisinde “Daily Mysteries” albümünü çıkardılar. Tord Gustavsen’le çalıştığı zamanlardaki müziğe benzer olarak melodiler ve onların yumuşak hareketi baskın bir rolde çalıyordu. Bas klarnetin eşsiz yorumu, gitar ve bateri, ayrıca enstrümanların mutlak dengesi müzisyenlere genel durum içerisinde çok daha özgür hareket edebilme imkânı sunar. Böylece müzik, yükselen bir atmosferik karakter edinir.

2009 yılında “The Big Easy” isimli yeni bir albümle birlikte Ulrich, kendi caz grubu “Drechsler”in yeni bir dizilimini tanıttı. Klavyede Avusturya’dan Benny Omerzell ve tanınmış baterist Jörg Mikula ile birlikte İsviçreli bas müzisyen Patrick Zambonin, son olarak da DJ Zuzee grubun müzikal tarzını tamamıyla canlandırdılar ve yenilediler. Özellikle Klavyedeki Benny Omerzell müziği tamamıyla yeni özellikleri ile vermektedir.

Aynı yıl Ulrich, ilk film müziği çalışmalarını tamamladı. Farklı grup projelerinden müzisyenler ile birlikte, Michael Pfeifenberger tarafından yönetilen Avusturya filmi “Tadespolka” için müziklerin neredeyse tamamını o oluşturdu.

Ön düzenlemeden aşağı yukarı iki yıl sonra, 2010 yılında yeni kuartet projesini ortaya koydu. Aklından geçen, yeni bir ses keşfetmek için en beğendiği enstrümanların ikisini, basklarnet ve çelloyu bir araya getirmekti. Grup, tam anlamıyla eşsiz bir kadroya sahipti: Ulrich – bas klarnet, Jörg Mikula – bateri ve tef ile iki sıra dışı çello sanatçısı Rina Kaçinari ve Christof Unterberger. Yeni Ulrich Drechsler Çello Kuartet’in ilk albümü “Concinnity” ünlü Alman plak şirketi Enja etiketi ile Ağustos 2010’da piyasaya sürüldü.

2012 yılında tekrar Enja plak şirketinden “Beyond Words” albümü çıkartıldı. Kadro; Ulrich – bas klarnet, iki genç Avusturyalı sanatçı Benny Omerzell – piyano ve Lukas Koenig bateri, son olarak da fantastik İsrailli kadın sanatçı Efrat Alony’yi bünyesinde barındırıyordu. “ Beyond Words” albümünde yer alan müzik, samimiyet ve tutku ile karakterize edilmekte ve Ulrich’in bu müzik tarzındaki en iyi çalışmasını ortaya koymaktadır. 2012 yılında ayrıca, Michael Pfeifenberger’in yeni belgeseli “Call me a Jew” için müzik oluşturma sürecinde yer aldı.

2013 ilkbaharında Ulrich, ünlü “Café Drechsler”in yeni bir versiyonunu ortaya koydu. Yeni albüm “Streamer”, Viennese Plak Şirketi tarafından Monkey Music etiketiyle piyasaya sürüldü. Tamamıyla yeni olan elektro-akustik kuintet kadrosu ile Ulrich Drechsler, çağdaş elektronik club müziğindeki etkin görüntüsünü benimsemiş oldu.

Aynı yıl içerisinde İtalyan piyano sanatçısı Stefano Battaglia ile birlikte çalışmaya başladı. “Little Peace Lullaby” isimli yeni düo program, her iki müzisyenin de duygusal, incelikli ve sadece güzel besteleme ve çalmaya olan aşklarını göstermektedir.

2014 yılında bu ikili, birkaç konser turuyla yeni müziklerini insanlara duyuracaklar. Ayrıca yıl ortası için bir albüm kaydı planlanmaktadır. Bunun yanı sıra Ulrich, Enja Yellowbird kayıt şirketi adına yeni bir kayıt projesi için bas klarnet, piyano ve ud’dan oluşan bir trio eşliğinde yeni besteler üzerine çalışmaya devam ediyor. Albümün 2015 ilkbaharında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Stefano Battaglia, Piyano

1965’te Milano’da doğan Stefano, yedi yaşındayken piyano çalmaya başladı. Onun klasik müzik kariyeri birkaç İtalya ve Avrupa festivali ve solist olarak yüzlerce konserden oluşmaktadır. Özellikle Barok müziği (çoğunlukla Bach, Scarletti ve Haendel), 17. yüzyıl programını ve modern müziği (çoğunlukla Hindemith, Boulez, Messiaen ve Ligeti) çaldı. 1986 yılında Johann Sebastian Bach Festivallerine davet edildi. 1991 yılında Orchestra Giovanile Europea’nın solisti olarak sahne aldı.

Bunun yanı sıra J.S.Bach’ın  Art of the Fugue ve Partitas, ayrıca on altıncı yüzyıldan virginal müzik çalması için (Fitzwilliam Virginal Book), İsviçre ve İtalyan radyo – televizyonlarına davet edildi.

Caz müzik çevrelerince 1988 yılında en iyi yetenek, 1999 yılında ise Musica Jazz dergisi tarafından en iyi İtalyan müzisyen olarak ödüllendirildi. Birlikte çalıştığı kişiler arasında en iyi İtalyan müzisyenler ve Lee Konitz, Kenny Wheeler, D. Redman, Tony Oxley, Barre Philips, Steve Swallow, Enrico Rava, Aldo Romano, Bill Elgart, Dominique Pifarely, Jay Clayton, Pierre Favre ve diğer birçok uluslararası sanatçı yer almaktadır.

Tüm dünyada en önemli festivaller ve birçok uluslararası buluşmalarda doğaçlayıcı kimliğiyle 1000’in üzerinde konserde çaldı. 100’den fazla CD kaydetti (çoğunlukla şef kimliğiyle ve on tanesi solo piyano için), piyano solosu ve trio kayıtları için birçok ödül aldı. Solo performansının yanı sıra, trio formatı (piyano bas ve bateri) ve düo piyano-perküsyon formatı (Tony Oxley, Pierre Favre, Bill Elgart ve Michele Rabbia ile) üzerine yaptığı incelemeye odaklandı.

Aktif olarak 1988’den itibaren Siena Jazz’da caz müzik ustalık sınıfları için ders veriyor ve 1996’dan bu yana da müziğin müzikal anlamda araştırılması, doğaçlanması, bestelenmesi ve oluşturulması üzerine bir atölye çalışması olan Laboratorio Permanente di Ricerca Musicale’e önderlik ediyor.

Rainer Maria Rilke tarafından kaleme alınan Die Sonette an Orpheus eserindeki 56 şiirin hepsini ve Juan de la Cruz’ın (1542-1591) bir metnine (Monte Carmelo’nun Mistik Dağı) dayanan çalışmasını müziğe aktardı.

Şarkının on dördüncü yüzyıldan günümüze kadar geçirmiş olduğu evrimi temel alan ve bundan esinlenen büyük bir program olan The Book of Songs üzerine çalışmalar yaptı.

Alec Wilder’in müziği üzerine çalıştı ve The music of Alec Wilder: Art Songs,Popular Songs isimli monografik bir program yarattı ve bu programı bir besteci olarak Wilder’in geniş ve kapsamlı üretkenliğine dayandırdı.

Popüler ve çağdaş diller yoluyla, Pier Paolo Pasolini ve Rothko resimlerine dikkat çekmek için eklenen birtakım bestelerden oluşan Rothko Rooms’u kutlayan bir opera yarattı.

2004’ten bu yana ECM Plak Şirketi’nin şefi olarak kayıt yapıyor (beş albüm: ikili albüm Raccolto, ikili albüm Re: Pasolini, Pastorale, The River of Anyder, Songways).

JAZZ TIMES

Battaglia, gözüpek özgürlük ve kendinden emin bir dikkatle çalan eşi benzeri az görülen bir sanatçı. En iyi Avrupalı caz müzisyenlerinin İtalya’dan çıkması bunun için kuvvetli delil oluşturabilir. Stefano Battaglia’nın ECM için yaptığı beş albüm, geçen on yıl içerisinde bir ECM piyanisti tarafından çıkarılan en güçlü çalışmaları içermektedir. Thomas Conrad

CADENCE

Devamlı olarak Keith Jarrett ve Cecil Taylor ile karşılaştırılan Battaglia, kendisini Bill Evans’ın müziğine kayıt yapmaya adadı. Kariyerinin bu aşamasında bu tarz kıyaslamalar, stilistik geçmişin konusu olmaktan ziyade, daha çok piyano ile yaptığı çalışmalarda gösterdiği kalitenin izleridir. İster klasik müzik (Arturo Benedetti Michelangeli, Aldo Ciccolini, Maurizio Pollini ve yukarıda adı geçen tüm isimler) olsun isterse caz (Enrico Pieranunzi); en iyi İtalyan piyanistlerde fark edilebilen dikkat, ses kalitesi, zarafet ve gücün aynı oranda karışımıyla,  Battaglia adeta dünyadaki en harika piyanistlerden bir tanesidir. Onun müziği, dinlediklerini kategorize etmekten ziyade daha çok kalite ile ilgilenen tüm piyano müzikseverlerine şiddetle önerilmektedir. Stuard Broomer

DOWNBEAT

Battaglia hiçbir kategoriye girmeyen eşi benzeri az görülen bir piyanist. Onda Paul Bley ve Keith Jarret gibi büyük isimlerin yansımaları var. Melodik olan yerlerdeki vurgu ile uyum içinde olan, ancak geçişlerden ortaya çıkan şarkının yapısı ve standart ahenginin kaybolmasından kaçınan çizgiler için Battaglia bir hediyedir. Bu geçişler, müziğin başlangıcından serializm-sonrasına kadar her şeyi harekete geçirebilirler. Bill Shoemaker

JAZZ JOURNAL INTERNATIONAL

Battaglia hem harika bir dokunuşa hem de çok iyi bir biçimde hükmedilen ve aşırı etkili ritmik hislere sahip. O swingi oldukça iyi işleyebiliyor. Ayrıca müziğini çok daha az senkoplu, diğer bir deyişle daha Avrupa klasik müzik tarzında ifade ediyor. Bir diğer artısı olarak da oda müziğinin çeşitli yapılarına karşı olağanüstü bir duyarlılığa sahip olduğunu söyleyebiliriz: yaratıcılığın olgunluğuna dair güçlü bir kanıt ve ayrıca yaptığı müzik güçlü caz etkileri olan ancak yadsınamayacak şekilde Avrupai bir müzik. Michael Tucker

JAZZ VIEWS

Battaglia çalarken, ana eğilimi olan caz geleneğinden daha çok bir klasik müzik yaklaşımı benimsemiş biçimde doğaçlayıcı bir estetik paylaşıyor. Bir klasik müzik sanatçısı olarak da Battaglia bizleri hiç şaşırtmıyor. Bir taraftan kasvetli ancak huzurlu yerler keşfederken, diğer taraftan güzelliğin algılaması zor ve tuhaf yanını tanımlıyor. John Kelman

BBC MUSIC MAGAZINE

Battaglia, müziğini klasik müzik şekli ve çizgisi içerisinde uygularmışçasına doğaçlıyor: piyanistin tuhaf şarkısal doğaçlamaları sakin, ferah ve hatta cüretkâr. Büyüleyici. Richard Cook

THE GUARDİAN

Başarılı bir klasik müzik konser resitali sunmasını sağlayan ağırbaşlı duyarlılığını fazlasıyla ortaya çıkaran diğer bir hayranlık uyandıran Avrupalı piyanist. Bill Evans, Keith Jarret ve Paul Bley’deki gibi caz kökenine ve onu sık sık serbest doğaçlama üstatları ile çalışırken bulabileceğiniz açık sözlülüğe sahip bir isim.

Onun müziği, açık bir yapı şeklinde ve özlem duyarcasına romantik, tamamı ile klasik müzik bağlılıkları olan, melodik anlamda cesur, ışık saçan bir birikim, ton renklendirmeleri, soprano sesin yavaş yükselişi, geniş doğaçlamalar. JF

JAZZ TIMES

Stefano Battaglia yeni şiirsellik konseptleri yaratıyor ve sunuyor. Bazen notalı şekilde, ancak çoğu zaman asla tekrarlanamayacak ve hayal gücünün spontan hareketleri içerisinde keşfedilen doğaçlamalar. İster yazılı olsun ister doğaçlanmış, Battaglia tarafından çalınan müzik her zaman oradaymış gibi kulağa kaçınılmaz geliyor. Thomas Conrad

FREQUENCY

Başka hiçbir İtalyan müzisyen, Manfred Eicher, ECM yapımcısı ve patronluğun müzikal tecrübesiyle böylesine aynı eksende görünmemişti.Federico Scoppio

ALL ABOUT JAZZ U.S.A

Battaglia’nın esin kaynağı yüzyıllarca yıl geçmişten gelmesine rağmen, yaptığı müzik zamansızdır. John Kelman

CD AUDIO REVIEW

Klasik müzik eğitimi almış piyanist Stefano Battaglia’nın müziksel faaliyeti, modern caz müziği ve çağdaş klasik müzik arasındaki bir birliktelikle karakterize edilmektedir. Bu müzik, yoğun atmosferi, harmonik deneyselliği, karmaşık sesleri ile dinlendiğinde ilk etapta belki eğlendirmeyen ancak devam edildiğinde buna değdiğini görebileceğiniz bir yapıya sahiptir. Diğer bir tabirle ECM müzikal kanonu ile harika bir uyum. Sanatçının önceki çalışmaları daha çok deneysel ve entelektüel bir yapıdaydı. Şuan ise daha çok şiirsel, daha hızlı ve diriliğe sahip ve aynı zamanda Battaglia’nın müzikal fikirleri ve yaklaşımının bilgeliğini ve karmaşıklığını hala korumaya devam eden bir yapıdadır. Eğlencenin ve deneyselliğin harika bir şekilde dengelendiği olgun bir çalışma. A.Zona

JAZZ TIMES

Stefano Battaglia’nın ECM için yapmış olduğu beş albüm, geçen on yıl içerisinde bir ECM piyanisti tarafından çıkarılan en güçlü çalışmaları içermektedir. Thomas 

KALİMA

Laia Genc-Anne Kaftan-Sascha Ley

Laia Genc-Anne Kaftan-Sascha Ley

 5 Mart, Çarşamba                

20:30 AASSM Küçük Salon

Sascha Ley, vokal

Laia Genc, piyano

Anne Kaftan, soprano saksafon, basklarnet

MODERN CHAMBER JAZZ & WORLD (Lüksemburg, Köln)

Sascha Ley’in büyüleyici triosu modern temalarla düşsel folklorun ustaca birleştirilmesinden doğan, serbest ve içten caza cesur yaklaşımıyla şaşırtmakta ve inandırmaktadır. 2010 yılında ilk albümüyle uluslararası bir ilgi görerek, Tremplin Jazz d’Avignon Dinleyici Ödülünü kazanan Trio, orijinal ve yaratıcı müziğini incelikle işlemeye devam etmiştir. Üst derecede melodik çizgi ve dinamik ritmin kesişimi üzerine Kalima’nın incelemeleri ikinci albüm “Everything Within”de bir kez daha şiirselliğini ortaya sermektedir.

DİSKOGRAFİ

Kalima –  2010

Everything Within- 2013 / Label Neuklang / Misafir müzisyen Ramesh Shotham

EN SON ELEŞTİRİLER (2013)

Harika bir trio… Ustaca, ince ince örülmüş, merakla beklenen, ama aynı zamanda rahatlatan ve dinlendiren, bu kelimeler “Kalima” triosunun benzersiz müziğini betimlemekte. Dikkatli kulaklar her yeni dinleyişte, hatta her seferinde yeni keşifler yapacaklar. Melodiva (D) 07/13 (Marion Möhle)

Kalima, dolu dolu müzik yapan yenilikçi bir trio. Başlık trionun mottosunu ortaya koyuyor: Sınırlar olmadan yaşa ve çal. Cesur müziklerden korkmayan ve sürprizlere açık herkes bu yeni cazı sevecek Jazz Flits (NL) 06/13 Hessel Fluitman

Tek kelimeyle müthiş, az bulanan incilerin peşinde, farklı titreşimleri birarayan getiren bir hayal gücünün temelinden doğmuş. Bu albüm fevkalade bir müzik gösterisi D’Zeitung (L)06/13 (Michel Schröder)

CD gerçekten güzel ve her dinleyişte daha da güzelleşiyor. Loboblog 06/13 (Paulo Lobo)

Vokal akrobatı şarkıcı Sascha Ley Kalima triosunun merkezindeyken, piyanist Laia Genc ve Anne Kaftan (basklarnet ve soprano saksafon) kendi enstrümanlarını cesur seslere sürüyorlar Lira (SE) 06/13 (Rasmus Klockljung)

Sascha Ley tüm ses evrenini size sunuyor. Müzik dolu galaksileri. Müthiş bir trio ile beraber. Sürprizlere açık olun. Jazzpodium (D) 05/13 (Jörg Konrad)

…sadece dinlenmesinin güzelliği yanında dikkat çekici sanatsal bir zekâ. Luxemburger Wort (L) Gaston Carré 05/13

Müthiş aranjmanlar…. Muhteşem Kalima grubu. Melodiva (D) Hildegard Bernasconi 04/13

Bütünlük ve çeşitliliğin özel bir karışım, çağdaş müziğin zirvesinde gerçekten olağanüstü bir müzik gösterisi. Jazzzeitung (D) Hans-Jürgen von Osterhausen 04/13

“Dünya müziğine tutkulu vokal caz hayranları bu albüme çıldırmalılar. (…) Yeni sesler, yeni yaklaşımlar ve vokal cazına yeni bir bakış. İnanılmaz yaratıcı.”@CriticalJazz 02/13 (Brent Black)

Muhteşem bir trio. Modern cazla dünya müziğinin muhteşem bileşimi. Bu sıkı kompozisyondan muhteşem melodiler ve ritimler fışkırıyor. Büyük ve çok ilginç bir albüm. Radio Der Belgische Rundfunk (B) 02/13 (Hans Reul)

İnanılmaz farklı müzikleri sunarak, renkli ve gösterişli, yumuşacık ve duyarlı orijinal caz. Kalima’nın müziği inanılmaz eğlenceli. Müziklerine kapılıp gitmeleri gerçek bir zevk. D’Land (L) 02/13 (Marc Fiedler)

“Everything Within” sofistike kompozisyonlarıyla müziksel bir serüven, samimi bir yakınlık oluşturuyor. Laia Genc ve Anne Kaftan virtüöz seviyesinde ve Sascha Ley kontralto sesini muhteşem şekilde katıyor, rahat, hâkim ve doğal söylüyor. Aralarındaki dengenin farkında, müzikal bir diyalog. Telecran (L) 02/13 (Martina Folscheid)

FESTİVALLER Tremplin JAZZ d’Avignon (F), Crest Jazz vocal (F), Nancy Jazz Pulsations (F), JazzfestivalViersen (D), Hüttenjazz Völklingen (D), Jazz Festival Preveza (GR), Berlin Music Week (D), Music Night Cologne (D), Sommermusik Saarbrücken (D), Jazz Festival Trifolion (Festival Echternach), Jazz Rallye

Luxembourg (L), Altrimenti Female Voice Festival (L), Festival der Kulturen (L), Festival Kulturfabrik (L), Jazzkomm, Berlin (D)

KLÜPLER ve Salonlar  e.a. B-Flat Berlin (D), Skwer Warsaw (PL), Palace of

culture, Warsaw (PL), Jazz Dock, Prag (CZ), Wabe, Berlin (D), Hinterhofsalon, Cologne (D), Salon de Jazz, Köln (D), Walhalla, Wiesbaden (D), WG Würzburg (D), Altxerri, San Sebastián (E), Forsans, Gaâs (F), Trinitatis, Bonn (D), JAIL Luxembourg (L), L’Inouï (L), Kulturfabrik (L) …

SANATÇILAR (Lüksemburg  Köln)

Sascha Ley besteci ve vokalist olarak müziksel yolculuğunda cesur adımlar atmaktan hoşlanıyor. Caz, serbest doğaçlama, düşsel folklor ve modern müzikle flörtleri benzersiz tarzına ve etkili sesine ilham veriyor. www.saschaley.net

Laia Genc çalarken ve bestelerken güçlü dokunuşlar yapıyor. Hubert Nuss ve  John Taylor ana akımdan farklı kişisel tarzını geliştirmekte ona destek oldular ve Köln Caz Okulu’nda müziği ve melodik renkler için onun anlayışını şekillendirdiler.  www.laiagenc.de

Anne Kaftan, Charlie Mariano’nun eski öğrencisidir. Klasik müzikten deneysel popa dek müziğe stilistik yaklaşımlar getirdi. Diğer projelerinin yanı sıra, Travelling Light albümünün kaydı ile beraber 2006 yılında Sascha ile çalışmaya başladı.

www.myspace.com/annekaftan

           AÇIK CAZ ORKESTRASI FİNAL KONSERİ     

açık-caz-orkestrası

 6 Mart, Perşembe                 

20:30 AASSM Küçük Salon          

Ücretsiz/ Davetiyeli

21. İzmir Avrupa Caz Festivali Atölyeleri

İzmir Avrupa Caz Festivali’ni benzerlerinden farklı kılan en önemli unsurlardan biri de Festivalin konserlerle sınırlı kalmaması, gençler için aynı zamanda bir ‘caz eğitimi festivali’ niteliği taşımasıdır. 12. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde başlatılan Açık caz Orkestrası Atölyesi çalışmaları 18. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde daha akademik bir kimliğe bürünerek bir haftaya çıkarılmış, Combo sınıflarında, eğitici ve öğrenicinin bire bir çalışabileceği bir eğitim modeli benimsenmiştir. 19. ve 20. İzmir Avrupa Caz Festivallerinde atölyeler çeşitlendirilmiştir.

21. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde; İzmir İtalyan Konsolosluğu işbirliği ile Furio Di Castri Quartet yönetiminde geleneksel “Açık Caz Orkestrası”, Polonya İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile ressam-grafiker Rafal Olbinski yönetiminde “Grafik Tasarım”, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği işbirliği ile Timuçin Şahin Quartet yönetiminde “Kompozisyon ve Doğaçlama”, Polonya Kültür ve Ulusal Miras Bakanlığı ile Culture PL işbirliği ile Janusz Prusinowski Trio – Adam Strug Monodia Polska-Ewa Grochowska yönetiminde “Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu- Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmaları” ve Maciej Obara International Quintet yönetiminde “Doğaçlama”, Goethe Enstitüsü İzmir işbirliği ile Uli Kempendorf Quartet atölyeleri yapılacaktır.

21. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin atölye çalışmaları, İzmirli genç müzisyenler için kendilerini yurt dışında tanıtma fırsatı da olmaktadır. Akademi İKSEV’de yapılacak Caz atölyesi çalışmalarından sonra AASSM Küçük Salonda 6 Mart 2014 Perşembe günü Açık Caz Atölyesi Final Konseri, 18 Mart 2014 Salı günü ise “Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu- Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmaları” Final konseri yapılacaktır.

SEMİNER: “CAZ ORKESTRASININ MOTORU: DAVUL”

francesco martinelli

7 Mart, Cuma

14:00   İKSEV Salonu

Konuşmacı: Francesco Martinelli, caz tarihçisi

Ücretsiz / Tercüme edilecektir

Francesco Martinelli

Gazeteci ve caz tarihçisi Francesco Martinelli  1975 yılından beri cazın gelişimiyle ilgilenmektedir.  Anavatanı olan Pisa, İtalya’da yüzlerce konserin yapımcısı olmuştur ve 1997 yılından beri  İtalya Instable Orkestra Festivali’nin sponsorluğunu yürütmektedir. İtalya’da türünün en temel kaynağı ve Avrupa’nın en önemlilerinden birisi olan Siena Caz Arşivinin yöneticisi olarak,  Siena’da New York Üniversitesi Müzik Yaz Okulu’nda caz tarihi, doğaçlama müzik, dil bilimi ve kayıtlı seslerin korunmasıyla ilgili kurslar ve dersler vermektedir. Aynı zamanda New York’ta New York Üniversitesi ile William Paterson Koleji’nde ve İtalya’da pek çok üniversite, konservatuvar ve festivalde dersler vermiştir.  Musica Jazz, World Music, Amadeus ve All About Jazz gibi dergilerde, All Music Guide ve Roots World web sitelerine sürekli olarak yazı yazarak destek veren Francesco Martinelli, dört cilt monografik gramofon kaydı yayınlamıştır. 2003 yılında Pisa şehrinde sürdürdüğü Çevre Mühendisliği görevinden istifa etmiş ve  çalışmalarını müzik yazarı, caz tarihçisi ve destekçisi olarak sürdürmeye karar vermiştir.  Anthony Braxton’s Live in Istanbul  (Braxton House)  konserinin notalarını yazdıktan ve İstanbul Uluslararası Caz Festivali’ne davet edildikten sonra Türk müziğine karşı bir ilgisi oluşmuş ve Türkiye’deki caz festivalleriyle ilgili bir çok makale yazmıştır. 2004 – 2005 yıllarında  İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne bir dönem ders vermek için davet edilmiştir. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın düzenlediği İzmir Avrupa Caz Festivali’nin de danışmanlığını yürütmektedir.

    SEMİNER: “Jazz Forum-50 yılın ardından”

Paweł Brodowski

10 Mart, Pazartesi 

14:00   İKSEV Salonu

Konuşmacı: Paweł Brodowski, Jazz Forum- The European Jazz Magazin editörü

Ücretsiz / Tercüme edilecektir

Etkinlik, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenecek olan kutlamaların kültür programı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.     turkiye.culture.pl

Rafal Olbiński, tanınmış bir ressam ve çizerdir. 1981 sonbaharında Polonya Güzel Sanatlar ve Bilimler Enstitüsü’nde posterlerini sergilemek için Polonya’dan New York’a gitti. New York ziyareti esnasında, 1981 yılının Aralık ayında Polonya’da sıkıyönetim ilan edilmişti. Bu gelişme üzerine Olbiński New York’ta kalmaya karar verdi. Mart 1982’de “Psychology Today” onun ilk Amerikan kapak çalışmasını yayınladı. Bu yayının hemen ardından, aralarında “Time”, “Newsweek”, “Business Week” dergilerinin de bulunduğu diğer birçok dergi için de kapak tasarlamaya başladı. Resimsel çizimleri uzun yıllar efsanevi sanat direktörleri Jerelle Kraus ve Steven Heller ile birlikte çalıştığı “The New York Times”da düzenli olarak yayınlandı. 1990’lı yıllarda New York Şehir Operası için büyük övgü alan bir dizi poster ortaya çıkardı ve bu durum, Amerika ve Polonya’da birçok tiyatro dekoru için sahne setleri ve onun tasarladığı posterleri önemli hale getirdi. En çok bilinen tarafı posterleri ve çizimleri olmasına rağmen, şiirsel sürrealizmi kendi tarzında işleyerek harika işler çıkaran bir ressam olarak da çalışmaya devam etti.

New York ve Los Angeles’taki the Society of Illustrators tarafından kendisine verilen altın ve gümüş madalyalar dâhil olmak üzere bugüne dek toplam 150’nin üzerinde ödül kazanan Olbiński, 1994 yılında Dünya’nın En Unutulmaz Posteri, the “Prix Savignac” için Paris’te International Oscar ile ödüllendirildi. 1995 yılında davet edildiği bir yarışma için tasarladığı poster “New York City – Capital of the World”, New York Belediye Başkanı Rudolf Giuliani’nin liderlik ettiği bir jüri tarafından New York Şehrinin resmi posteri seçildi.

New York’taki uluslararası kariyerine başlamadan önce, Rafał Olbiński on yılını Varşova’da, Polonya caz müzik dergisi “Jazz Forum”un sanat direktörlüğünü yaparak geçirdi. Kapak tasarımları ve düzenlemeler yaptığı bu süre boyunca dergiye eşsiz bir görünüm kazandıran birçok farklı tekniği kullanarak kapak çizimleri ortaya çıkardı. “Jazz Forum” ile çalışması, New York’taki grafik dizayn ve çizim dünyası için Olbiński’nin alt yapısını oluşturmasında yardımcı oldu ve ayrıca sağlam temelli bir dergi olarak Olbiński’nin tekniğinde uzmanlaşmasını sağladı.

Temmuz 2012’de Varşova’daki “Jazz Forum” kapak sergisinin açılışında Rafał Olbiński, “Jazz Forum’da çalıştığım zamanlara dair inanılmaz anılarım var, çünkü orada mutlak bir sanatsal özgürlük keşfetmiştim. Yaptığım şeylere asla karışmayan Jan Byrczek (Jazz Forum’un kurucusu ve ilk baş editörü) ve o zamanki Paweł Brodowski (1979’dan beri baş editör) tarafından bana verilen özgürlüğü dünyadaki başka hiçbir derginin direktörü ya da baş editörü bana vermezdi. Bu sebeple orada çalıştığım zamanlarda farklı tarzlar ve farklı kapak kalitelerini görebileceğiniz birçok deneysel çalışma yapabildim. Sanırım bu uygulamalar olmadan şuan geldiğim noktaya asla ulaşamazdım. “Jazz Forum” bana büyük bir destek verdi.(…) Bu çalışmalardan bazılarının onca yılın ardından hala kendilerini koruyabilmiş olmasına çok şaşırdım.” En sonunda şakayla karışık ekliyor: “ Kendimi oldukça takdir edilmiş hissediyorum ve bu iltifatı sonunda değerli bir şeyler üretmek için bir tür kredi olarak sayıyorum.”

“Jazz Forum”un baş editörü Pawel Brodowski, onun editör ekibinde olduğu dönemde Rafał Olbiński’nin ortaya koyduğu 10 yıllık çalışmalarını anımsadı: “Rafal zaman zaman ofise gelirdi, daima rahat bir şekilde. Çok büyük bir evrak çantası vardı, haliyle o zamanlar bilgisayarlar yoktu henüz. Her zaman çalıştığı materyallerin ve bazı dergilerin etrafında olmasına özen gösterirdi. Bu dergileri alır, inceler ve bunlarda bir şeyi beğendiğinde başka şeylere dikkat etmezdi, hemen büyük bir makas ile bu beğendiği yeri kesip alırdı. Bazen bu duruma karşı çıkardım ama o devamlı endişe etmememi söylerdi. O evrak çantasında bir resim stoku taşıyordu. Bu resimler işine yarar olduğunda, onlardan faydalanıyordu. Bizimle birlikte geçirdiği 10 yıl boyunca tüm kapaklar, daha doğrusu neredeyse hepsi ve tüm düzenlemeler onun eseriydi. O, bu uzun dizgi teknelerini eve götürür ve onları kendi stüdyosunda düzenlerdi. Sadece editörlük ofisinde çalışmıyor, aynı zamanda Pagart ile çalışarak posterler yaratıyordu. Kendisine inanıyordu, çeşitli yarışmalara projelerini gönderiyordu ve neredeyse her zaman ödüller alıyordu. Bu durum onun için hiç de sürpriz olmuyordu. Jan Byrczek Amerika’ya gittiğinde, ben de (Byrczek’ ın ricasıyla) oraya gider ve ona yardım ederdim. Bu zamanlarda Rafal devamlı olarak işin başında duruyordu. 1981 yılına geldiğimizde o henüz uluslararası kariyerinin çok başındaydı. “Jazz Forum”daki işinin, onun ilk atölye çalışması olarak işlev gördüğünü ve Rafal’a, böyle bir kariyer oluşturmasına olanak sağladığını düşünüyoruz. Rafal’ın bir zamanlar bizimle çalışmasından dolayı oldukça gururluyuz. O zamanlar ya da daha sonra tanıştığım insanlar arasından Rafal gerçek bir kariyer yaptı.

Rafał Olbiński tarafından “Jazz Forum” için yapılmış olan tüm kapak çalışmaları www.polishjazzarch.com sitesinden bulunabilir. Bu sitede, derginin dijitalleştirilmiş arşiv düzenlemeleri 1965 – 1989 yılları arası Lehçe, 1967 – 1992 yılları arası İngilizce, 1976 – 1981 yılları arası Almanca olarak da mevcuttur.

Dünyadaki caz müziğin en önemli etkinliklerini 40 yıldan uzun bir süredir sistematik olarak okuyucularına aktarması sebebiyle “Jazz Forum”, uluslar        arası boyutta yer alan eşsiz bir dergidir. 1965 yılında olağanüstü derecede yaratıcı bir birey olan ve o zamana dek 10 yıldır baş editörlük yapan Jan Byrczek tarafından kuruldu. “Jazz Forum” eşsiz bir dergiydi, çünkü Polonya’da komünist rejimin bulunduğu yıllarda İngilizce (1967-1992) ve Almanca (1976-1981) olarak da basılmış olan bu tarzdaki tek dergiydi. Tüm dünyadan 100’ün üzerinde muhabirle çalışan “Jazz Forum”, dünya caz müziğinden haberler sunuyordu.

“Jazz Forum”da Miles Davis, Tomasz Stańko, Zbigniew Seifert, Joe Zawinul, Gil Evans, Chick Corea, Pat Metheny, Jan Garbarek ve bununla birlikte Krzystzof Penderecki, Czesław Niemen, Sting gibi müzik starları ile yapılan ve ayrıca John Coltrane, Charles Mingus, Urszula Dudziak, Krzystof Komeda, Zbigniew Namysłowski gibi müzisyenler hakkında röportajlar; Newport – New York Caz Festivali, Monterey Caz Festivali, Berlin Caz Müzik Günleri, North Sea Caz Festivali, Montreux Caz Festivali, Jazz Jamboree, Jazz nad Odrą ve daha birçok uluslararası festivallerden haberler; Joachim Berendt, Roman Kowal, Andrzej Schmidt, Stefan Zondek gibi isimler tarafından verilen müzikal konferanslar; albüm ve kitap incelemeleri; Avrupa Caz Müziği’nin önde gelen isimleri, çeşitli ülkelerden tanınmış müzisyenlere ait biyografiler; Polonya Halk Cumhuriyeti (PRL) döneminden Rafał Olbiński, Jan Sawka, Edward Lutczyn tarafından oluşturulan grafikler ve eşsiz reklamlar bulunabilir.

Zbigniew Seifert Vakfı (www.zbigniewseifert.org), 2011 yılında “Jazz Forum” un dijitalleştirilmiş arşiv düzenleme projesini tamamladı. Böylece materyaller, www.polishjazzarch.com sitesinden ücretsiz olarak indirilebilmektedir. 2013 yılında Zbigniew Seifert Vakfı, “Jazz Forum” dergisinin seçilmiş 30 kapağı için bir sergi organize etti.

Bu projenin yaratıcısı, Lublin John Paul II Katolik Üniversitesi’nin Sanat Tarihi Bölümü’nden ve Maria Curie-Skłodowska Üniversitesi’nin Sanat Bölümü’nden mezun olan Izabela Gabrielson’dur. Doktora derecesini Varşova’daki Kardinal Stefan Wyszyński Üniversitesi’nden alan Izabela’nin doktora araştırması Rafal Olbiński’nin çalışmalarına ve Polonya çağdaş göçmen sanatının belgelenmesine katkı sağlayanlara adanmıştır.

Izabela Gabrielson şuan Amerika’da yaşamaktadır. Orada Northwest College’ in Sanat ve Dizayn bölümünde ve Seattle’daki the Foster/White Galerisi’nde Güzel Sanatlar bölümünde görev yapmaktadır.

          BENJAMIN HERMAN TRIO       

Ernst Glerum_Joost Patocka_Benjamin Herman

Ernst Glerum_Joost Patocka_Benjamin Herman

10 Mart, Pazartesi        

20:30 AASSM Küçük Salonu

Benjamin Herman, saksafon
Ernst Glerum, kontrbas
Joost Patocka, davul

Benjamin Herman, saksafon

 

Benjamin Herman ilk saksafonuna 12 yaşında sahip oldu. 13 yaşındayken artık profesyonel olarak çalıyordu. Birkaç yıl içerisinde tüm dünyadan farklı gruplarla çalışıyor ve kendi projesini başlatıyordu. Çığır açan New Cool Collective grubunu kurduğunda, 1990’lı yıllarla birlikte ünü caz müzik dünyasında yayıldı. Hala genç bir delikanlıyken solist olarak isim yapmış olan Benjamin Herman, Candy Dulfer’dan Misha Mengelberg’e kadar her tür sanatçıyla yüzü aşkın kayıt yapmıştır. Herman aynı zamanda Hollanda ve yurtdışında besteci olarak da kariyer yapmıştır. New Cool Collective  grubunun yanı sıra daha küçük grubu ile birlikte verdiği konserler caz meraklılarının yanı sıra tüm müzik tarzlarından insanları etkileyerek dans caz, surf ve punk müzik, serbest caz ve tüm dünyadan geleneksel müziklerden esinlenmiştir. Aynı zamanda  Byard, Monk ve Mengelberg gibi bestecilerin repertuarlarını derinlemesine araştırmıştır.

Bugün Benjamin Herman, caz dünyasının sınırlarının ötesini keşfeden Hollanda’nın en üretken ve en özgün caz müzisyenlerinden biridir. 2005 yılında Dox Plak Şirketi ile anlaşma imzaladıktan sonra biri dizi CD ve vinil üretti. Ayrıca “Campert” isimli albümü (Hollandalı şair Remco Campert’ın eşlik ettiği) ile üçüncü Edison ödülünü kazandı. Paul Weller ile kayıt yaptı ve turneye çıktı. Çeşitli festivaller programladı ve Brezilya, Arjantin, Kenya, Rusya, İngiltere, Kanada, Birleşik Krallık, İrlanda ve Japonya’ya turneye çıktı ve Hollanda’da çok sayıda proje üzerinde çalıştı.

2006 yılında prestijli VPRO/ Boy Edgar ödülünü aldı ve Esquire dergisi tarafından “2008 yılı en iyi giyinen Hollandalı Erkek” seçildi.

 

2009 yılında Benjamin ve NCC, 4 CD’lik bir vinyl ve DVD yayımladı. 10. solo albümü Blue Sky Blond ( Paul Weller, Perquisite, Git Hyper, Jesse van Ruller ve daha birçok ismin eşlik ettiği) 2009 yılında Hollanda’da en çok indirilen caz albümü oldu. 2010 yılında dört sesli parçası ile ABD’ye turneye gitti, Şanghay’da 7 vinyl EP kaydetti ve ekstra canlı bir CD ile yaptığı Hypochristmastreefuzz albümünün özel bir sürümünü yayınladı. New Cool Collective grubu 12. albümünü 2011 yılında çıkardı. 2012 Haziran ayında Benjamin’in yeni albümü Deal çıktı. Film yönetmeni Eddy Terstall’ın son filminin müziklerini yazdı. Başlangıçta yalnızca film müziğini yazacaktı ancak senaryoyu okuması tam bir albüm yapması için ilham kaynağı oldu.

“KÜRŞAT AND ANISINA”

KÜRŞAT AND

KÜRŞAT AND

11 Mart, Salı

20:30 AASSM Konser Salonu

IN’N OUT

Eda And Trio

Cazın Ustaları: Sibel Köse, İmer Demirer, Neşet Ruacan, Volkan Hürsever, Ateş Tezer

IN’N OUT:

Mehmet Büyükkeskin, vokal

Alpay Çiftçi, gitar

Yavuz Darıdere, piano,tp

Haldun Özşakar, piano,kontrabas

Emre Kartari, davul

 

Eda AND Trio:

Eda And, piano, kompozisyon

Franz Blumenthal, kontrbas

Jan-Phillip Meyer, davul

 

Cazın Ustaları:

Sibel Köse, vokal

İmer Demirer, trompet

Neşet Ruacan, gitar

Volkan Hürsever, kontrbas

Ateş Tezer, davul

Kürşat And

1964 yılında Ankara’da doğan Kürşat And, müziğe kemanla başladı, İzmir Devlet Konservatuarı Kontrbas Bölümü’nden mezun oldu. Caza okul yıllarında ilgi duydu ve Tuna Ötenel, Ali Perret, Erol Pekcan, Muvaffak Falay, Selçuk Sun, İmer Demirer, Neşet Ruacan, Peter King, Jean Loup Longnon gibi pek çok caz ustasıyla çaldı, konserler verdi, uluslararası festivallerde yer aldı. 20 seneyi aşkın süredir İzmir Devlet Senfoni Orkestrasında görev yapıyordu. Genç caz neslinin idolü, Türkiye’nin Ray Brown’u olarak bilinirdi.

Kürşat İçin

Her ölüm acıdır, her ölüm zamansızdır sevenleri için …”Ateş düştüğü yeri yakar” diye eski bir söz vardır. Ancak gerek sanatı, gerek kişiliğiyle çevresine ışık saçmış öyle değerli insanlar vardır ki, onlar bu dünyadan göçüp gittiğinde ateş yalnızca düştüğü yeri yakmaz… İşte o özel kişilerden biriydi sevgili KÜRŞAT AND… Onu sahnede her dinleyişimde, İzmir’den çıkan bu genç kontrbasçıya hayran kalıyordum… Onunla yolumuz bir kez kesişmişti…1998 yılıydı… İzmir’den İstanbul’a yeni taşınmıştım. Hala İzmir Avrupa Caz Günleri’nin danışmanıydım… O yıl gerçekleşecek caz günleri için bir Türk All-Stars oluşturma olanağını bulmuştum. Caz günlerinin kapanışını da bu topluluk yapacaktı. Ankara’dan piyanist ve alto saksafoncu TUNA ÖTENEL, İstanbul’dan trompetçi İMER DEMİRER, tromboncu ve şarkıcı FATİH ERKOÇ, gitarcı NEŞET RUACAN, davulcu CAN KOZLU, İzmir’den de doğal olarak KÜRŞAT AND’ı bir araya getirdim bu özel proje için… Final gecesi verdikleri konserle, Avrupalı toplulukları gölgede bırakmışlardı. Özellikle KÜRŞAT AND’ın TUNA ÖTENEL ile yarattığı sinerji inanılmazdı. Sevgili İMER, FATİH, NEŞET ve CAN’ın katılımı da bu sinerjiyi doruk noktasına ulaştırmıştı.

Yıllar içinde onun kendini aşmasını uzaktan da olsa izleyebildim. En verimli çağıydı… O zengin, dolgun bas tonuyla, tekniğiyle bütünleşen sıcacık, alçakgönüllü varlığı, çok özlenecek kuşkusuz…  HÜLYA TUNÇAĞ

DAINIUS PULAUSKAS 

DAINIUS PULAUSKAS GROUP

Dainius Pulauskas-Valerijus Ramoska-Liutauras Janusaitis-Kestutis Vaiginis-
Domas Aleksa-Linas Buda

12 Mart, Çarşamba       

20:30 AASSM Küçük Salon

Dainius Pulauskas, keyboard

Valerijus Ramoska, trompet, flugelhorn
Liutauras Janusaitis, tenor saksafon

Kestutis Vaiginis, alto ve soprano saksafon

Domas Aleksa, bas

Linas Buda, davul

Grup Dainius Pulauskas 1996 yılında kuruldu ve bir anda Litvanya’nın önde gelen caz gruplarından ve Litvanya caz müziğinin uluslararası alanda tanınmış temsilcilerinden biri haline geldi. İlk on yıllık süreçte grup, tüm Avrupa’da, ayrıca Çin ve Hindistan’daki caz festivallerinde sahne aldı, 5 albüm ve bir DVD (Trajectories) kaydetti ve kısa süre önce senfoni orkestrasıyla bir program yayınladı. Birkaç yıldır altı kişiden oluşan grup, son yıllarda farklı birleşimler içerisinde sahne aldı. Grubun başarısının sırrı, her bir grup üyesinin sanatsal mükemmelliği, birbirleri ile eşsiz uyumu ve tabi ki müzikleridir. Risto Haapsamo tarafından “modern cazın güçlü nabzı” olarak tanımlanan bu müzik, kendine has ve göz alıcı unsurları bir arada bulundurur. Grubun repertuarı büyük ölçüde grubun lideri Dainius Pulauskas’ın bestelerinden oluşmaktadır. Gerek kuzey ırkının sertliği ile dikkat çeken gerekse enerji ve canlılığı kaynaştıran müziği, müzikal niteliklerin sağlam yapılanmasını ve akustik ve elektronik enstrümanların renkli bir birleşimini devamlı olarak gözler önüne serer.

Litvanya’nın en etkili ve en aktif caz gruplarından biri olan Grup Dainius Pulauskas’ı Litvanya caz müziğinin elçileri olarak adlandırmak yanlış olmaz. Finli caz müzik eleştirmeni Risto Haapsamo, bu birleşmenin deyimsel açıdan zengin yapısından “modern caz müziğinin güçlü nabzı” şeklinde bahsetmiştir.
Grup müzik dünyasına 1996’da giriş yaptı. Kariyerine kuintet olarak Birštonas Caz Festivali’nde başlayan gruba, daha sonra saksafonist Rimantas Brazaitis katıldı ve grup altı kişilik bir yapıya dönüştü. 1997’de grup “Penetration” isimli ilk albümünü çıkardı. Dainius Pulauskas Sekstet oldukça kısa bir sürede Litvanya caz müziği alanında şöhret basamaklarını hızla tırmanarak tüm yerel rekorları kırdı. 1998’de gruba saksafonist Vytautas Labutis katıldı. Son yıllarda Leonid Shinkarenko, Eugenijus Jonavičius, Kestutis Vaiginis, Skirmantas Sasnauskas gibi müzisyenlerin farklı projeler için gruba katılmasıyla, grup listesi daha fazla değişkenlik göstermektedir.

Oldukça tanınmış bir grup olan Dainius Pulauskas, Avrupa ve Asya’da birçok prestijli caz müzik etkinliğine katıldığı için sadece Litvanya’da değil, uluslar arası boyutta da bilinmektedir. Grubun sahne aldığı etkinlikler şunlardır: JazzBaltica (1998 Salzau, Almanya), Pekin, Şanghay ve Çangçun Uluslararası Caz Festivali (1999, Çin), JazzYatra (2001, Hindistan), SKIF-5 (2001, St. Petersburg), Kopenhag Caz Festivali (2002, Danimarka), Stockholm Caz Festivali (2002, İsveç), Oslo Jazz (2004, Norveç), Sibiu Jazz (2005, Romanya), Big Band Jam (2007, Washington, ABD), Cakarta Caz Festivali (2007, Endonezya), Penang Caz Festivali (2009, Malezya), Beishan (Zhuhai) and Shenzhen Caz Festivalleri (2011, Çin), Hong Kong Caz Festivali (2011, Hong Kong), Acacia Caz Festivali, Adis Ababa (2012, Etiyopya), Kahire Caz Festivali (2013, Mısır), Cape Town Uluslar arası Caz Festivali (2013, Güney Afrika), Ottawa Uluslar arası Caz Festivali (2013, Kanada), Garana Caz Festivali (Romanya), Bratislava Caz Günleri (2013, Slovakya), Londra Caz Festivali (2013, İngiltere).

Litvanyalı Müzisyenler Birliği, başarılarını takdir etmek adına 2001 yılında Gruba Altın Disk ödülünü verdi. Ayrıca 2004’te, Litvanya caz müziğine olan katkıları için Litvanya Enstitüsü tarafından “LT Identity” ödülüne layık görüldü.

 ONDREJ KRAJNAK

Ondrej Krajnak

13 Mart, Perşembe    

20:30 AASSM Küçük Salon

Ondrej Krajnak, piyano

Ondrej Krajňák, Piyano

Ondrej Krajňák 1 Mart 1978 tarihinde Levice, Slovakya’da dünyaya geldi.

Genç yaşlardan itibaren kendisini müziğe kaptıran ve bu konuda babasından cesaret alan Ondrej, müzisyen bir aileden geliyordu.

Genç bir virtüöz piyanist, besteci, aranjör, lektör (okutman) ve bir performans sanatçısı olan Ondrej, henüz altı yaşında Levice’deki Güzel Sanatlar İlkokulu’nda piyano dersleri almaya başladı. Çok erken yaşlardan itibaren klasik müzikle ilgilendi ve birkaç yarışmaya katıldı. Ayrıca bu yarışmalardan klasik müzik alanında özel bir ödül kazandı.

Caz müzikle ilk buluşması, on yaşındayken radyoda Oscar Peterson Trio’yu dinlemesiyle oldu. Bu müzikten öylesine etkilenmişti ki Zilina Caz Festivali’ndeki genç bir caz müzik yorumcusunun konserine kendisini götürmesi için babasını ikna etmişti. Kendi triosu ile orada sahne alan Ondrej, “Festivalin Keşfi” olarak bir ödül kazandı. O zamandan beri kendisini aynı anda hem klasik hem de caz müziğine adamıştır.

Güzel Sanatlar İlkokulu’nda öğrenimini tamamladıktan sonra, Macaristan’ın Budapeşte Şehri’nde Erkel Ferenc Caz Akademisi’nde öğrenimine devam etti. Bu süre zarfında Polonya’daki caz müzik yarışmasında yer aldı ve oradan özel bir ödül kazandı. 18 yaşındayken Budapeşte’de düzenlenen Caz müzik piyano yarışmasında okulunu temsil etti ve solo performansıyla ödülü kazandı. Erkel Ferenc Caz Akademisi’nden mezun olduktan sonra kendisine Boston’da (ABD) bulunan prestijli Berklee Müzik Konservatuarı’nda eğitim görmesi için burs önerildi ancak bu öneriye sıcak bakmadı.

Ondrej Krajňák, Çek ve Slovak çevrelerde bulunan en iyi piyanistlerden biri sayılmaktadır. Oscar Peterson, Gonzalo Rubalcaba, Chick Corea ya da Adam Makovic gibi müzisyenlerin onu etkileyen isimler arasında olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca klasik müzik alanında etkilendiği isimler arasında Johann Sebastian Bach, Béla Bartók, Frederyk Chopin ve Sergej Prokofjev bulunmaktadır. Ondrej Krajňák, Slovak ve uluslararası çevrelerden seçkin performans sanatçılarıyla iş birliği içerisinde sayısız projede yer aldı.

 

Çalıştığı projeler:  Banská Bystrica’dan Nothing but Swing Trio’da misafir olarak. Juraj Bartoš & Radovan Tariška -Hot House (BJD 2001, 2003 yılında canlı performans ve 2009 yılında Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yardımı sayesinde Çek Cumhuriyeti Sarayı’ndan Canlı Performans CD’leri), Be connection’da ve CZ/SK Matúš Jakabčic Big Band’de Berco Balogh ile birlikte misafir olarak.

Ondrej daha sonraları Prag’a taşındı. Çek sanatçı Ida Kelarová’ın projesine yaptığı davete bağlı olarak turnede ve konserlerde çaldı. Ayrıca, bu kez sadece Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde değil, aynı zamanda Avusturya, Almanya ve Danimarka’da da sahne aldı.

Ondrej, hızla Çek Cumhuriyeti’ndeki caz müzik etkinliklerinde kendini göstermeye başladı ve bu etkinliklerin en iyi müzisyenleriyle beraber bazı projelere imza attı: Çek şarkıcı Oľga Škrancová ile birlikte (CD When I fall in love 2003), Robert Balcar trio’da misafir olarak, Milan Svoboda Big Band ile birlikte, şarkıcı Mirian Bayle’nin projesinde (Brno Caz Festivali 2003).

Daha sonra Gustav Brom Big Band ile ve Slovak efsanesi bateri sanatçısı Jozef  “Dodo” Šošoka (CD Slovak Caz Trio) ile birlikte çalışmaya başladı, Radovan Tariška ile düo olarak (CD Elements 2006) Paris, Varşova, Londra, Almanya’da düzenlenen konserlerde çaldı.

Ardından Slovak şarkıcı Hanka Gregušová birlikte çalışma isteğinde bulundu. (Reflections of my soul 2007). Bazen düo olarak Klaudius Kováč ile çalar, bazen de Tomáš Baroš ve Marián Ševčík’le çaldığı kendi triosu ile. Onun triosu, Avrupa ve dünya efsaneleri Harry Sokal, Igor Butman ve Alex Sipiagin tarafından sık sık davetler almaktadır.

Ida Kelarová & Jazz Famelija projesinin üyesi olan Ondrej, Lucerna ve Prag’da seçkin caz sanatçılarıyla birlikte çaldı: Iva Bittová, Július Baroš, Miriam Bayle, David Doruška, Radovan Tariška, George Mráz, Lamborgini yaylı çalgılar dörtlüsü (DVD Kelarová ve Bittova Jazz). Bu DVD’de ayrıca aranjör olarak çalıştı.

Radovan Tariška Sekstet’in misafir proje üyesi olarak, 2008 Bratislava Caz Günleri’nde usta trompet sanatçısı Ryan Carniaux (ABD) ile birlikte çaldı. Zuzana Lapcikova Kuintet’in üyesi olarak, grubun son kaydı “Parting-Comebacks” isimli son kayıtla, dünya müziği kategorisinde Andel 2011 müzik ödülünü aldı.

Ondrej’in son kaydı Forever Ernest, Temmuz 2013’te piyasaya sunuldu.

GREGORY PRIVAT

GREGORY PRIVAT

                              14 Mart, Cuma                                 

20:30 AASSM Küçük Salon

Gregory Privat, piyano

Grégory Privat, Piyano

Caz piyanisti Grégory Privat Martinique’te doğdu. Malavoi Caribbean Grubu’nun ünlü piyanisti olan babası José Privat’ın müzikal etkisi, Grégory’nin müzisyen olmasında büyük önem taşımaktadır. Daha 16 yaşındayken, en aktif öğrencilerinden biri olduğu lisesinin okuduğu bölümü için müzik bestelemeye başladı.

Klasik piyanodan vazgeçerek caz ve doğaçlamaya yöneldi. Toulouse’da mühendislik eğitim aldığı sırada Grégory, solo olarak ve yerel mekânlardaki caz buluşmalarında bir trio ile çalmaya başladı. Şansına ki, sahnede çalmak için birçok fırsat eline geçiyordu ve Grégory ilk sahne tecrübesini 2005 yılında Martinique’teki Biguine Caz Festivali’nde edindi.

Okulundan yeni mezun olan Grégory, Paris çevrelerini fethetmeye kararlıydı. Jean Emmanuel (Ka) Dommergues ve William Dauber (Ka) ile birlikte bir trio kurdu. Caz müziğin, Karayip melodilerinin ve KA’nın (geleneksel Guadeloupe perküsyonu) bir karışımını çalan grup, güçlü performansına rağmen, birtakım zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bir yıl sonra dağıldı. Ancak bunu takip eden yıllarda Grégory birçok değerli grup üyesi ile tanışma fırsatı buldu. Bu isimlere Orlando “Maraca” Valle, Rémi Vignolo, Jacques Schwarz-Bart, Catia Werneck, Sonny Troupé, Guillaume Perret, Stéphane Belmondo dâhildir.

Merakın yanı sıra, müziğinde ilerleme ve mükemmelleşme tutkusu Grégory’i birkaç uluslararası piyano yarışmasına katılması için cesaretlendirdi. Temmuz 2008’de bu merak, Montreux Caz Festivali’nde Caz Piyano Yarışması yarı finaline ve 2010’da Concours Martial Solal’a iki bilet ile ödüllendirildi. Bir müddet sonra Le Baiser Salé, the New Morning, ya da the Duc des Lombards gibi Paris’in büyük caz mekanlarında bestelerini çalmaya başlayan Grégory, kendisi için yeni bir eğitim metodu geliştirdi, daha kişisel ve daha içten bir metot. Bu eğitimin katkısıyla 2011 yılında ‘Ki Kote’ isimli ilk albümünü yaptı.

İlk albümün ardından, medya ve halk tarafından da farkedilen (ayrıca 3000’in üzerinde albüm satan) Grégory Privat, kendi müzikal evreninden yeni eserler sunmak ve 1902 yılında Martinique’in eski başkenti Saint-Pierre’i yerle bir eden Pelée Dağı’nın ölüm saçan patlamasıyla kendi zindanının duvarları etrafında korunan bir mahkum olan Cyparis’in hikayesini sesli bir illüstrasyonunun kurgulamak için artık hazırdır. Tarih, Cyparis’in bu felaketten sağ kurtulan tek kişi olduğu iddiasını destekliyor.

Muhteşem hikaye anlatma kabiliyeti sayesinde, Cyparis istemeden Barnum & Bailey Sirki için bir « sirk ucubesi » haline geldi. Korkunç yanıklarını ve yaralarını göstererek, Barnum & Bailey Sirki ile birlikte tüm dünyayı gezdi. Cyparis’in hikayeleri Plus Loin / Abeille Musique kayıt etiketiyle sonbaharda piyasada satışa sunulacak.

   ULI KEMPENDORFF QUARTET

IMGP0666

                      15 Mart, Cumartesi                         

20:30 AASSM Küçük Salon

Uli Kempendorff, tenor saksafon, klarnet, kompozisyon

Ronny Graupe, gitar

Jonas Westergaard, bas

Oliver Steidle, davul

FIELD

FIELD, Berlinli saksafonist Uli Kempendorff tarafından kurulan bir kuartettir. Grup, liderinin caz ve batı müzik geleneğinden, aynı zamanda Avrupa dışı klasik müzik ve folklorundan esinlenerek yazdığı besteleri çalmaktadır. Çok çeşitli materyallerden faydalanan FIELD, ahenkli bir tını yaratmayı başarmakla kalmayıp, aynı zamanda Berlin Caz Müzik çevrelerinin mizah, içtenlik, yenilik ve yoğunluk gibi duygular uyandıran coşkulu enerjisini bünyesinde barındırmaktadır.

“Berlin Caz çevrelerinden doğan gruplar arasında en çok ümit vaat edenlerden birisi olan Field’in her bir şarkısı, müzikal düşüncelerin, önemli anların ve sürprizlerin bir arada bulunduğu küçük bir evrene sahiptir.” – Jazzthing, 101, Rolf Thomas

“Berlin Caz Çevrelerinde yer alan bu seçilmiş oluşum ile Kempendorff, 21. yüzyıl için bebop gibi bir tür yaratmayı başarıyor. Şarkıları arka arkaya ve karmaşa yüklü biçimde çalma tutkusu dinleyicileri müziğin içerisine çekmeye devam ediyor.”

“Alman Caz Müzik Çevrelerinin bütün umutlarını yükseltecek türden bir katılım.”  (Benno Bartsch, Jazzpodium 06/10)

Uli Kempendorff-Tenor Saksafon, Klarnet, Beste

Berlin’de doğan Kempendorff, 2000-2004 yılları arasında Berlin’de “Hanns Eisler” Müzik Akademisi’nden iki diploma ve DAAD (Alman Akademik Değişim Hizmetleri )öğrencisi olarak bir yıllık burs elde etti ve New York’ta bulunan CCNY’de (City College of New York) okudu. 2010-2012 yılları arasında SRS’de “Serious Series” isimli birtakım konser organizasyonlarının küratörlüğünü ve öncülüğünü yapan Kempendorff, Berlin Sanat Orkestrası’nın kurucu üyesi ve yöneticisiydi. Birlikte çalıştığı ve albüm kaydı yaptığı müzisyenler arasında Uli Gumpert, Tobias Delius, Christian Lillinger, Julia Hülsmann, Gebhard Ullmann, Hendrik Walsdorff, Benjamin Weidekamp, Andrew D´Angelo ve Mike Pride vardır. Berlin şehri tarafından kendisine birkaç kez burs verilen Kempendorff, İsviçre’nin Fribourg şehrinde yapılan Jazz Concours yarışmasında finalist olmuştu.www.ulikempendorff.de

Ronny Graupe-Gitar

Karl-Marx-City’de doğan Graupe, Leipzig’deki “Felix Mendelssohn Bartholdy” Müzik Akademisi’nde ve Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki “Rytmisk Musik-konservatorium” de okudu. Birlikte 4 albüm kaydı gerçekleştirdiği ve tüm Avrupa, Afrika, Filipinler, New York ve Venezuela’daki sayısız festivalde sahne alan Hyperactive Kid adlı grubun kurucu üyesidir. “Ronny Graupe´s Spoom” Trio’ya öncülük eden Graupe, Rolf Kühn ve Tri-O, Benjamin Weidekamp Kuartet, Yellow Bird, Pablo Held’in “Glow” Grubu, Berlin Sanat Orkestrası, Symmetry (Nils Wogram ve Henning Sieverts ile birlikte) ve Dejan Tersic’ın Underground grubu ile birlikte çalmaktadır.  ronnygraupe.de

Jonas Westergaard – Bas

Kopenhaglı Westergaard, müzik eğitimini “Rytmisk Musikkonservatorium”da tamamladı. 2006’da Danimarka Ulusal Radyosu’ndan albüm yapmasına ve kendi noneti (dokuzlusu) ile çalmasına olanak sağlayan özel bir burs kazandı. Bu durumun sonucu, 2008’de Stunt Records tarafından piyasaya sürülen “Helgoland” albümünden dinlenebilir. Birlikte sahne aldığı ve albüm kayıtları gerçekleştirdiği isimler arasında George Garzone, Michael Blake, Tim Berne, Steven Bernstein, Mikkel Ploug, Jakob Bro, Lovedale, Henrik Walsdorff, John Tchicai, Christian Lillinger ve Christopher Dell bulunmaktadır.

Oliver Steidle- Bateri

Nürnberg doğumlu Steidle, Nürnberg Müzik Akademisi’nde bateri eğitimi aldı. Grubu SoKo Steidle (w/ Rudi Mahall) ile tüm Avrupa’da festivallerde sahne aldı. Bu kadroyla birlikte albüm kayıtları yaptı ve bunların üçünü piyasaya sürdü. Kalle Kalima´nın “Klima Kalima Trio” ile 2008’de en iyi solist dalında Mannheim Neuer Deutscher Jazzpreis ödülünü kazandı. Yine aynı yarışmada 2006 yılında bu ödüle Der Rote Bereich ile ulaşmıştı. Birlikte sahne aldığı ve albüm kaydı gerçekleştirdiği isimler arasında Alexander von Schlippenbach, Axel Dörner, Daniel Erdmann, Philipp Gropper, Aki Takase, Olaf Rupp, Matthias Schubert, Frank Gratkowskiand Peter Brötzmann bulunmaktadır. myspace.com/oliversteidle

  TİMUÇİN ŞAHİN QUARTET     

timucin_sahin

17 Mart, Pazartesi        

20:30   AASSM Küçük            

Timucin Sahin, gitarlar, kompozisyon

Loren Stillman, alto saksafon

Christopher Tordini, bas

Gene Jackson, davul

Timuçin Şahin, Gitarist, besteci, eğitmen

Timuçin Şahin, San Francisco Bay Guardian, AllaboutJazz, Jazzwise, Downbeat ve Jazz-Times’in yanı sıra diğer birçok yayın tarafından çağdaş caz müziğin günümüzdeki en eşsiz seslerinden biri olarak tanınmaktadır. Perdesiz elektrik gitarla ortaya koyduğu eşsiz melodi ve bestelerindeki duygusal içerik onu kıyaslanamaz bir sanatçı yaparken, müziğinin sınıflandırılmasını da neredeyse imkansız hale getiriyor. Hem besteleri hem de çift saplı gitarı (onun kendine has özelliği) ile gerçekleştirdiği performansı, karşılaştırılamaz bir özgünlük yayıyor.

Sanatçının müziği, bilgi ve tecrübenin geniş çaplı bir yoğunluğundan oluşmuştur. Ayrıca bu müzik, bir gitarist olarak onun önemli becerileriyle şekillenmiştir. Müziğinde doğaçlamalardan faydalanan Timuçin Şahin bunu yaparken, notalı müziği doğaçlamadan ayırabilmek oldukça güçtür. Onun bu müziği, enstrümantal hayal gücü ve elde edilen ritim yoluyla çok fazla esneklik kazanan ritmik yapıların zarafetiyle karakterize edilir.

Müzik tutkunları onun müziğini şu şekilde tanımlıyorlar: “Şahin’in geniş çeşitlilik gösteren tonları ve deneylemelerinde pek çok şey var. Beste ve performansa yaklaşımı aktif bir katılımı zorunlu kılıyor. Bir öğrencinin tek zamanlı bir filmine benzetmekten ziyade, onun müziği tıpkı ardı ardına gelen denemelerde kavrama ve iç görünün oluşmasını sağlayan David Lynch ya da Atom Egoyan filmini irdelemek gibi.”

Türkiye’de doğan Timuçin Şahin, Hilversum ve Amsterdam Konservatuarı’nda caz gitar ve klasik müzik besteleme üzerine eğitim almak için genç yaşlarda Hollanda’ya göç etti. Ardından Manhattan Müzik Okulu’nda çalışmalarına devam etti.

İlk ödülünü 2001 yılında prestijli Hollanda Caz Müzik Yarışması’nda ve bunun ardından diğer ödüllerini 2002 yılında Jur Naessens Müzik Ödülleri’nde ve 2006 yılında Deloitte Caz Müzik Ödülleri’nde elde etti.

Grup şefi olarak çıkardığı üçüncü albüm “BAFA”, günümüz çağdaş caz müziğinin en eşsiz ve en tavizden uzak caz müzik kayıtlarından biri olarak büyük saygınlık kazanmıştır.

Raul d’Gama Rose, All About Jazz’da bunun hakkında şöyle yazıyordu:

“Saksafon ve gitarın konuştukları dil, Coleman’ın Pat Metheny ile giriştiği efsanevi Harmolodic düelloların ardından asla aynı tadı vermemişti. Geçen onca zamandan sonra, Timuçin Şahin Bafa albümüyle, bu noktaya ulaşabilme şansına sahip.”

Son zamanlarda kuintet çalışması “INHERENCE” albümünü çıkartan Şahin’in bu albümü Downbeat tarafından  “oldukça etkileyici, içgüdüsel, hatta ussal ve enerjik bir kuintet albüm” olarak yorumlandı.

Timuçin Şahin’in birlikte çaldığı ve birlikte kayıt yaptığı isimlerden bir kaçını saymak gerekirse, bu isimler Randy Brecker, Greg Osby, Robin Eubanks, Kai Eckhardt, Mike Mainieri, Mark Turner, Tony Moreno, Aydin Esen, Gene Jackson, Dave Kikoski, Ernst Reizeger, John O’ Gallagher, Owen Hart Jr, Donny McCaslin, Tyshawn Sorey, Thomas Morgan, Ralph Alessi, Tom Rainey, Sean Rickman, Loren Stillman, Russ Lossing, Dan Weiss, Concertgebouw Jazz Orchestra’dır.

Timuçin Şahin ayrıca, Amsterdam Percussion Group, Occult Ensemble, Mivos String Quartet, Timetable Percussion Ensemble,Enric Monfort Ensemble, Ere Lievonen, Verso, Amsterdam Conservatory Symphonic Orchestra, Brisk Quartet, TobeSung, Loadbang ve birçok diğer müzik topluluğu için besteler yaptı ve hizmetler verdi.

Bununla birlikte Timuçin Şahin, ustalık sınıfı görevlerinde kendine özgü gitar çalma ve besteleme hakkındaki genel düşüncelerini paylaşmayı sürdürüyor. Bu çalışmalarını icra ettiği belli başlı yerlerden bazıları şunlardır: Manhattan Müzik Okulu – New York (ABD), New York Üniversitesi (ABD), Amsterdam Konservatuarı (NL) ve Tilburg Konservatuarı (NL)

Timuçin Şahin ayrıca NYU Arts and Science kapsamında bir doktora adayıdır ve doktora tezi üzerine çalışmalar yürütmektedir.

   

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG  MONODIA POLSKA & EWA GROCHOWSKA VOKAL TOPLULUKLARI & TÜRK KONUKLARI

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG

 18 Mart, Salı   

20:30   AASSM Küçük Salon

“Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu

Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmalar Konseri”

Ücretsiz/ davetiyeli 

Dofinansowano ze środków Ministra Kultury i Dziedzictwa Narodowego Rzeczypospolitej Polskiej.
Wydarzenie realizowane w ramach programu kulturalnego obchodów 600-lecia polsko-tureckich stosunków dyplomatycznych w 2014 roku.

www.turkiye.culture.pl
Proje, 2014 yılı Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamaların kültür programı çerçevesinde ve Polonya Cumhuriyeti Kültür ve Milli Miras Bakanlığı finansal işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir. www.turkiye.culture.pl

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO

Trio’nun benzersiz stili merkez Polonya’nın köylü müziğinin bilgili şekilde yorumlanmasından süzülmüştür. Yeni, genç dinleyicilere mazurkayı -şarkı, oyun, dans ve doğaçlama şekilde- ulaştırmaktadırlar. Mevcut müziklere yönelmeden arkaik ve görünüşte basit melodileri ve ritimleri sunmak ne kadar çağdaş olabilir ki?

Trio’yu dinlerken geleneksel Polonya folk müziğinin neleri yansıttığını veya farklı türlerce yansıtıldığını duyabilirsiniz: melodik kalıpta ve rubato kullanımında Chopin müziği ve ritimsiz müzik, blues ve caz doğaçlamanın ortak aşkı, 20. Yüzyıl klasikleri ile emprovizasyondan doğan tonal olgunluk, rockun enerji ve gücü.
2008 ve 2012 yılları arasında grup birçok Avrupa ülkesi, Asya, Kanada ve ABD’de (Carnegie Hall ve Chicago Symphony Center dâhil) performans sergiledi. Grup Janusz Olejniczak, Tomasz Stanko, Michal Urbaniak ve Alim Qasimov gibi ünlü sanatçılarla beraber çaldı. İki tane eleştirmenlerin takdirini kazanan albüm çıkardılar: Mazurkas (2008), Heart (2010) ve Knee-deep in Heaven (2013).

Ekim 2012’de Janusz Prusinowski Trio Selanik’teki prestijli dünya müzik fuarı WOMEX 2012 (World Music Expo)’de ana sahnede performans sergilemek için resmi olarak seçildi. Grubun 2013’teki başarıları arasında ABD, Almanya, Finlandiya, Rusya, Fransa, Belçika ve Hollanda’daki turları yer almaktadır.

Prusinowski Trio bu turda iki yeni üye ile sahneye çıkacak. Grup, gruba kaç kişi katılırsa katılsın, müziklerinin temeli olan üç vuruşlu metronoma ithafen kendilerini “trio” olarak adlandırmaktadır. Prusinowski Trio aşağıdaki şekilde sahne alacaktır: Janusz Prusinowski, keman, vokal, Polonya akordeonu; Piotr Piszczatowski, baraban davulu, tef; Michal Zak, kaval, zurna, klarnet; Piotr Zgorzelski – kontrbas, dans; Szczepan Pospieszalski, trompet

ADAM STRUG VE MONODIA POLSKA

Adam Strug, kendi ülkesinin (Mazowsze belgesinin kuzeydoğu kısmı) sözel geleneğinden gelen dini ve seküler şarkıları söyleyen bir şarkıcıdır. Repertuarını dedesinden (1880 doğumlu), ninesinden (1913 doğumlu) ve cenazelerde beraber şarkı söylediği, sekiz yıl boyunca eşlik ettiği komşusu bir cenaze şarkıcısından (1914 doğumlu) öğrenmiştir. Strug bugün kullanılan major-minör gamlardan daha eski müzikal şarkılar söylemekte, eski tonları, sesleri ve vokal biçimlerini korumaktadır. Monodia Polska’nın şefidir.

Monodia Polska Polonya’nın Lomza Bölgesi ve Kurpie Zielone bölgesinden Adam Strug tarafından derlenen melodik türlerde eski Polonya dini ve seküler şarkıları söyleşen bir Polonya korosudur. Polonya dilinde ‘monodia’ enstrümansız koro halinde veya laterna gibi geleneksel enstrümanlar eşliğinde şarkı söylemek anlamına gelmektedir. Koro major-minor gamları reddetmektedir, çünkü 18. Yüzyılda org ve opera geleneği baskındı. Koro folk sanatçılarının sözlü geleneğince korunan eski müzik gamlarını, orijinal şarkı söyleme yöntemlerini, vokal tarzını kullanarak antik ilahi ve erken dönem müzikleri yeniden yorumlamıştır.
“Monodia” tarafından devam ettirilen sözel gelenek Polonya şövalye şarkılarını, barok ve on sekizinci yüzyıl dualarını, romantik dini şarkıları, Tanrıya saygı ve bağlılık ifade eden çeşitli folk şarkılarını kapsamaktadır. Monodia’ya ilham veren Kurpian şarkıları Polonya kırsalındaki insanların müzikal ve şiirsel zekasını yansıtmaktadır. Maharetleri bir yandan Orta Doğu vokal sanatını andırması, diğer yandan Polonyalı besteciler Karol Szymanowski ve Henryk Mikolaj Gorecki’nin büyük eserlerine ilham veren Polonya kültürünün bir parçası olmalarıdır.
Monodia Polska şu şekilde sahne alacaktır: Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski

EWA GROCHOWSKA GROUP

Ewa Grochowska -şarkıcı, viyolensel sanatçısı- Przystałowice Małe (merkez Polonya)’den ünlü geleneksel müzisyen Jan Gaca’nın öğrencisidir. Yerel “kajocki” stili çalma üzerine inceleme yapmıştır, bölge dans ve şarkılarının gizemini çözmüştür.
Merkez ve Güneydoğu Polonya’nın geleneksel enstrümantal müziği ve geleneksel şarkıları ana ilgi alanıdır. Doğu-Merkez Avrupa’daki şarkı söyleme tarzları ve stilleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Teorik araştırma ve uygulamaları geleneksel müzik anlayışına yöneliktir, çünkü modern kültürün parçası olarak mevcut tarzlar köylü kökenlere ve geçmiş hakkında derin bilgilere saygılı olarak uygulanmaktadır. Bu tarzları kullanırken estetik zevki ile potansiyel enerji ve ruhu sonsuz merakından beslenmektedir.

Ewa Grochowska Group’un şefidir. Ewa Grochowska Group şu şekilde sahne alacaktır: Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG  MONODIA POLSKA & EWA GROCHOWSKA VOKAL TOPLULUKLARI

 EWA GROCHOWSKA

EWA GROCHOWSKA

19 Mart, Çarşamba           

20:30   AASSM Küçük Salon

Janusz Prusinowski, keman, vokal, akordeon

Piotr Piszczatowski, baraban davul, bendir

Michal Zak, flüt, klarnet

Szczepan Pospieszalski, trompet

Piotr Zgorzelski, folk bas

“Monodia Polska Vokal Topluluğu”

Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski, vokaller

“Ewa Grochowska Vokal Topluluğu”

Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont, vokaller

Dofinansowano ze środków Ministra Kultury i Dziedzictwa Narodowego Rzeczypospolitej Polskiej.
Wydarzenie realizowane w ramach programu kulturalnego obchodów 600-lecia polsko-tureckich stosunków dyplomatycznych w 2014 roku.

www.turkiye.culture.pl
Proje, 2014 yılı Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamaların kültür programı çerçevesinde ve Polonya Cumhuriyeti Kültür ve Milli Miras Bakanlığı finansal işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir. www.turkiye.culture.pl

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO

Trio’nun benzersiz stili merkez Polonya’nın köylü müziğinin bilgili şekilde yorumlanmasından süzülmüştür. Yeni, genç dinleyicilere mazurkayı -şarkı, oyun, dans ve doğaçlama şekilde- ulaştırmaktadırlar. Mevcut müziklere yönelmeden arkaik ve görünüşte basit melodileri ve ritimleri sunmak ne kadar çağdaş olabilir ki?

Trio’yu dinlerken geleneksel Polonya folk müziğinin neleri yansıttığını veya farklı türlerce yansıtıldığını duyabilirsiniz: melodik kalıpta ve rubato kullanımında Chopin müziği ve ritimsiz müzik, blues ve caz doğaçlamanın ortak aşkı, 20. Yüzyıl klasikleri ile emprovizasyondan doğan tonal olgunluk, rockun enerji ve gücü.   2008 ve 2012 yılları arasında grup birçok Avrupa ülkesi, Asya, Kanada ve ABD’de (Carnegie Hall ve Chicago Symphony Center dâhil) performans sergiledi. Grup Janusz Olejniczak, Tomasz Stanko, Michal Urbaniak ve Alim Qasimov gibi ünlü sanatçılarla beraber çaldı. İki tane eleştirmenlerin takdirini kazanan albüm çıkardılar: Mazurkas (2008), Heart (2010) ve Knee-deep in Heaven (2013).

Ekim 2012’de Janusz Prusinowski Trio Selanik’teki prestijli dünya müzik fuarı WOMEX 2012 (World Music Expo)’de ana sahnede performans sergilemek için resmi olarak seçildi. Grubun 2013’teki başarıları arasında ABD, Almanya, Finlandiya, Rusya, Fransa, Belçika ve Hollanda’daki turları yer almaktadır.

Prusinowski Trio bu turda iki yeni üye ile sahneye çıkacak. Grup, gruba kaç kişi katılırsa katılsın, müziklerinin temeli olan üç vuruşlu metronoma ithafen kendilerini “trio” olarak adlandırmaktadır. Prusinowski Trio aşağıdaki şekilde sahne alacaktır: Janusz Prusinowski, keman, vokal, Polonya akordeonu; Piotr Piszczatowski, baraban davulu, tef; Michal Zak, kaval, zurna, klarnet; Piotr Zgorzelski – kontrbas, dans; Szczepan Pospieszalski, trompet

ADAM STRUG VE MONODIA POLSKA

Adam Strug, kendi ülkesinin (Mazowsze belgesinin kuzeydoğu kısmı) sözel geleneğinden gelen dini ve seküler şarkıları söyleyen bir şarkıcıdır. Repertuarını dedesinden (1880 doğumlu), ninesinden (1913 doğumlu) ve cenazelerde beraber şarkı söylediği, sekiz yıl boyunca eşlik ettiği komşusu bir cenaze şarkıcısından (1914 doğumlu) öğrenmiştir. Strug bugün kullanılan major-minör gamlardan daha eski müzikal şarkılar söylemekte, eski tonları, sesleri ve vokal biçimlerini korumaktadır. Monodia Polska’nın şefidir.

Monodia Polska Polonya’nın Lomza Bölgesi ve Kurpie Zielone bölgesinden Adam Strug tarafından derlenen melodik türlerde eski Polonya dini ve seküler şarkıları söyleşen bir Polonya korosudur. Polonya dilinde ‘monodia’ enstrümansız koro halinde veya laterna gibi geleneksel enstrümanlar eşliğinde şarkı söylemek anlamına gelmektedir. Koro major-minor gamları reddetmektedir, çünkü 18. Yüzyılda org ve opera geleneği baskındı. Koro folk sanatçılarının sözlü geleneğince korunan eski müzik gamlarını, orijinal şarkı söyleme yöntemlerini, vokal tarzını kullanarak antik ilahi ve erken dönem müzikleri yeniden yorumlamıştır.
“Monodia” tarafından devam ettirilen sözel gelenek Polonya şövalye şarkılarını, barok ve on sekizinci yüzyıl dualarını, romantik dini şarkıları, Tanrıya saygı ve bağlılık ifade eden çeşitli folk şarkılarını kapsamaktadır. Monodia’ya ilham veren Kurpian şarkıları Polonya kırsalındaki insanların müzikal ve şiirsel zekasını yansıtmaktadır. Maharetleri bir yandan Orta Doğu vokal sanatını andırması, diğer yandan Polonyalı besteciler Karol Szymanowski ve Henryk Mikolaj Gorecki’nin büyük eserlerine ilham veren Polonya kültürünün bir parçası olmalarıdır.
Monodia Polska şu şekilde sahne alacaktır: Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski

EWA GROCHOWSKA GROUP

Ewa Grochowska -şarkıcı, viyolensel sanatçısı- Przystałowice Małe (merkez Polonya)’den ünlü geleneksel müzisyen Jan Gaca’nın öğrencisidir. Yerel “kajocki” stili çalma üzerine inceleme yapmıştır, bölge dans ve şarkılarının gizemini çözmüştür.  Merkez ve Güneydoğu Polonya’nın geleneksel enstrümantal müziği ve geleneksel şarkıları ana ilgi alanıdır. Doğu-Merkez Avrupa’daki şarkı söyleme tarzları ve stilleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Teorik araştırma ve uygulamaları geleneksel müzik anlayışına yöneliktir, çünkü modern kültürün parçası olarak mevcut tarzlar köylü kökenlere ve geçmiş hakkında derin bilgilere saygılı olarak uygulanmaktadır. Bu tarzları kullanırken estetik zevki ile potansiyel enerji ve ruhu sonsuz merakından beslenmektedir.

Ewa Grochowska Group’un şefidir. Ewa Grochowska Group şu şekilde sahne alacaktır: Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont

 KAPANIŞ KONSERİ         

MACIEJ OBARA INTERNATIONAL QUINTET feat. TOM ARTHURS       

      obara starszy i młodzi

20 Mart, Perşembe

20:30   AASSM Küçük Salon

Maciej Obara, saksafon

Tom Arthurs, trompet

Dominik Wania, piyano

Ole Morten Vaagan, bas

Jon Falt, davul

Etkinlik, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenecek olan kutlamaların kültür programı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. turkiye.culture.pl

Maciej Obara, Saksafon

Polonyalı besteci ve alto saksafonist Maciej Obara 2006 yılında bir anda ünlendi ve müzikal fikirlerini dile getirmek için hemen ideal partner arayışına girdi.

Bu isimlerden bir tanesi, efsanevi Polonyalı trompetçi Tomasz Stańko’nun grubunda çalarken karşılaştığı Dominik Wania’dır. Müzikte, harmonik öğelerin dışına çıkmaktan her zaman kaçınan Obara, uluslararası sanatçılarla iddialı ve iyi hazırlanmış bir proje yaratarak klasik caz trionun henüz oturmamış olan müzikal yönünü zenginleştirmesi konusunda teşvik edilmiş ve Take Five’a (Londra Caz Festivali’nin yapımcılarından olan Serious tarafından organize edilen profesyonel bir Avrupa gelişim projesi) katıldığı sırada bu sanatçılara rastlamıştı.

Obara’nın Take Five’a katılmasının en önemli sonucu; Avrupa’nın uluslar arası bir proje oluşturması ve Obara’nın bu projeye iki Norveçli müzisyeni davet etmesiydi: basist Ole Morten Vågan ve baterist Gard Nilssen.

Obara Internation, For Tune Records adına büyük beğeni toplayan iki kayıt piyasaya sürdü: Komeda ve Live at Manggha. Yeni çıkarılan bu kayıtlarla birlikte Obara, uluslararası konser turnelerinde grupla birlikte çalması için, olağanüstü bir trompet sanatçısı olan Tom Arthurs’a davette bulundu.

Tom ArthursTrompet, kornet, kompozisyon

Tom Arthurs, eski bir BBC New Generation yeteneği ve Avrupa Take Five’ın katılımcısıdır. Arthurs, orkestra ve ayrıca, zengin ve içten içeriğe sahip Oda Müziği ile oldukça deneysel olmasına rağmen başarılı ve etkileyici olan doğaçlama müziği arasında kendisine yer edinmiştir. 2001 yılı Peter Whittingham Ödülü’nün sahibi, BBC Caz Ödülleri’nde üç kez aday gösterilen (En İyi Enstrüman Çalan Müzisyen ve Yükselen Yıldız olarak) Tom, New Generation Projesi’nin bir parçası olarak BBC Radyo 3’te oldukça ön plana çıkartılmıştır.  Ayrıca festival kredileriyle Berlin, North Sea, Cheltenham, Moers, Bath, Jazzd’or, Londra, Manchester, Belfast ve Kudüs dâhil olmak üzere uluslararası düzeyde birçok festivalde sahne almıştır.

Çeşitli özel projeler ve ortak çalışmalarda Tom’un, John Surman, John Taylor, Tom Rainey, Drew Gress, Ingrid Laubrock, Jack DeJohnette, Iain Ballamy, Thomas Strønen, Rudi Mahal, Julia Hülsmann, Nicolas Masson, John Schröder, Matthew Bourne ve Kenny Wheeler dâhil olmak üzere birçok müzisyenle birlikte sahne aldığı görülmüştür.

Dominik Wania, Piyano

Dominik Wania, yerel caz etkinliklerinde birçok ünlü müzisyenle yürüttüğü ortak çalışmalar ve geniş yelpazeli doğaçlama becerisini ortaya koymak için klasik müzik eğitiminden faydalanma yeteneği sayesinde Polonya’da oldukça tanınmaktadır.  Wania ayrıca, Danilo Perez tarafından yönetilen Boston’daki The New England Konservatuarı’nda öğrenim görmesine olanak sağlayan Mloda Polska bursunu almaktadır.

Ole Morten Vågan, Basist, Besteci

İskandinavya’daki en ilginç genç gruplardan birisi olan MOTIF’in şefliğini yapmaktadır. Bu grup ayrıca, (Rudi Mahall, Axel Dörner, Frerdik Ljungkvist ve Jon Fält tarafından seçilen) DnB Nor Kongsberg Caz Ödülleri’nin sahibi Mathias Eick’i de bünyesinde bulundurmaktadır.

Balkan müziğinden stüdyo müziğine kadar farklı müzik tarzlarını temsil eden birçok grup ile birlikte çalışan Vågan, Tore Brunborg, Maria Kannegaard Trio, Håkon Kornstad gibi Norveç’in en temel sanatçılarından bazıları ve Bobo Stenson, Joshua Redman ve John Scofield gibi uluslararası yıldızlar ile birlikte çaldı. Yine de Audun Kleive ve Christian Wallumrod ile birlikte ortaya koyduğu Generator X projesinde örneklerinin görülebildiği gibi onun en çok aidiyet hissettiği tarz, modern doğaçlama müziğidir.

Jon Fält, Bateri

İsveç’teki en beğenilen bateristlerden biridir. 2004 yılı İsveç Caz Müzik Kutlama Festivali kapsamında “Yılın en iyi çıkış yapan sanatçısı” olarak ödül almaya hak kazandı. Hemen ertesi yıl baterist Ronnie Gardiner ondan “Daha geniş çapta tanınmayı hak eden bir baterist” diye söz etmişti. Bugünlerde Jon’un birlikte turneye çıktığı gruplar arasında Bobo Stenson Trio, Yun Kan 3,5 and 10 (İsveçli saksafonist Frerdik Ljungkvist’in grubu), The Deciders, The Stoner, Flux – Windemo Landin Fält ve daha birçok önemli grup yer almaktadır.

“Enstrümanını fazla ortodoksvari kullanmayan ve oldukça zeki ve tamamen kişisel tarzda parçaları renklendirmek için ölçülü çalmaktan vazgeçen Jon Fält, oldukça üstün bir bateristtir.”

“ Fält bateriyi alışılmışın dışında ve heyecan verici bir tarzda çalıyor. Onu çalarken dinlemek, tıpkı çalarken izlemek kadar keyifli.”

(12. CAZ AFİŞİ YARIŞMASI sonuç sergisi)

Modern zamanların en iyi kompozitörleri arasında gösterilen Maestro Ennio Morricone’nin İstanbul konseri, sanatçının sağlık sorunları nedeniyle iptal edildi.

ennio-morricone

50. Sanat Yılı – Veda Turnesi kapsamında 22 Şubat’ta Zorlu Center PSM’de sahne alması beklenen sanatçının konserinin iptal edildiği açıklandı.

Zorlu Center PSM’den yapılan yazılı açıklamada; konserin, Morricone’nin hastalığı nedeniyle, sanatçı tarafından iptal edildiği belirtildi. Ayrıca konsere bilet alanların ise kendileriyle iletişime geçerek, iptal işlemini gerçekleştirebilecekleri ya da başka bir etkinlikle değişim yapılabileceği açıklandı.

 

Kaynak :[-]

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, ünlü kemancı Cihat Aşkın koordinatörlüğünde, ‘Dünyanın Kemanları Festivali’ düzenliyor. Önemli akademisyen ve sanatçıların bir araya geldiği festival, 19-21 Şubat’ta gerçekleşecek.

keman salyangozu

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, geçtiğimiz günlerde düzenlediği ‘Caz Şubat’nın ardından bu kez de özel bir festivalle ilkbahar sezonunda İstanbulluların karşısına çıkıyor. Dünyaca ünlü sanatçı Cihat Aşkın koordinatörlüğünde 19-21 Şubat’ta düzenlenecek olan ‘Dünyanın Kemanları Festivali’nde kemanın neden çok sevildiği tartışılırken, 400 yıllık kemanlar sergilenecek, ünlü kemancılar genç sanatçılara ders verecek.
Resim Kaynağı : http://www.violindream.com/

Resim Kaynağı : http://www.violindream.com/

 

Festival, 19 Şubat Çarşamba günü saat 17:00’de ‘Dünyanın Kemanları’ sergisi ile açılacak. Dünyanın en iyi yaylı çalgı yapımcısı ve ailelerinden Weinsteinlar’dan Avshalom ve Amnon Weinstein’in katılımıyla gerçekleşecek sergide, keman restoratörü, yapımcısı ve koleksiyonerler Amnon Weinstein’a ait 300-400 yıllık kemanlar sergilenecek. Sergi açılışının ardından Cihat Aşkın’ın 2001’de kurduğu ‘Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları’ (CAKA) grubunun minik kemancıları fuayede bir konser verecek. Saat 20:00’de ise CAKA Yıldızları konseri gerçekleştirilecek.

Festivalin ikinci günü önemli keman eğitmenlerinden Rodney Friend’in masterclass (ustalık sınıfı) eğitimi olacak. Ardından, Rodney Friend, Amnon Weinstein, Şenol Aydın, Cihat Aşkın ve Hakan Şensoy, “Keman neden kitleleri sürükleyici bir çangı” sorusunu yuvarlak masa toplantısında tartışacak. Günün konserini ise ‘Kemençe’den Keman’a Gezgin Kemancılar’ verecek.
Festivalin son günü, yine Friend’in ustalık sınıfı eğitimi ile başlayacak. Daha sonra keman üzerine söyleşilerin gerçekleştirilecek, sonrasında Hakan Şensoy’un yönetiminde Cihat Aşkın ve Aşkın Ensemble sahne alacak ve “İstanbul’da Dört Mevsim ve Dünyanın Kemanları Kapanış Konseri” verilecek.
PROGRAM
19 Şubat 2014 Çarşamba
17:00    Amnon Weinstein, Avshalom Weinstein ve Dünyanın Kemanları Sergisi Açılışı – CAKA Minik Kemancılar Mini Konseri
17:30    Cemal Ünlü imza günü ve açılış sohbeti “Rüzgar Suya yazmıştı” imza töreni
18:00    CAKA minik kemancılar fuaye etkinliği
20:00    Piyano’da Can Okan’ın eşlik edeceği Caka Yıldızları Konseri.Solistler; Alkım Berk Önoğlu, Azra Berfin Eren, Elvin Hoca, Emre Engin, İdil Yünkuş, Katre Bozoğlu, Sancar Sapayef, Veriko Çumburidze
20 Şubat 2014 Perşembe
10:00    Rodney Friend Masterclass-1 / CAKA Yıldızları katılımıyla
14:00    RodneyFrieend Masterclass-2 / Türkiye’den başvuruların katılımıyla
17:00    Yuvarlak Masa: Keman neden kitleleri sürükleyici bir çalgı?
Katılımcılar: Rodney Friend,Amnon Weinstein,  Şenol Aydın, Cihat Aşkın, Hakan Şensoy
18:00    Konser öncesi konuşma: Süleyman Şenel “Anadolu’da yaylı geleneği”
20:00    Kemençe’den Kemana Gezgin Kemancılar Konseri. Solistler; Onur Şentürk (Karadeniz Kemençesi), Derya Turkan, (İstanbul Kemençesi),  Anadolu Gezgin Grubu,  Turay Dinleyen(Keman), Yair Dalal (Keman ve Ud)
21 Şubat 2014 Cuma
10:00    Rodney Friend Masterclass-3 / Rodney Friend’in seçtiği öğrenciler
17:00    Konser öncesi konuşma ve dünya kültüründen örnekler
20:00    İstanbul’da Dört Mevsim ve Dünyanın Kemanları Kapanış Konseri. Şey Hakan Şensoy yönetimindeki konserin solistleri; Cihat Aşkın ve Yair Dalal, Danai Loukidi, Erez Mounk, Turay Dinleyen, Mehmet Emin Bitmez, Göksel Baktagir, Caka’dan oluşan “Aşkın Ensemble”

Megadeth, Amon Amarth ve WASP’ın sahne alacağı Rock Off Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

Megadeth

3-4 Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Rock Off Festivali’nin indirimli ön satışlarıbaşladı. 3 Ağustos günü WASP ve Amon Amarth, 4 Ağustos günü ise Megadeth’in sahne alacağı festivalin biletleri SOSYOTIX üzerinden satışa çıkarıldı.

Sahne önü kombine bileti 200 lira, genel giriş kombine bileti ise 125 liradan satışa çıktı. Bu fiyatlar adından da anlaşılacağı üzere 2 günlük. Tek günlük bilet satışı yapılmayacak. Buraya tıklayarak bilet satın alabilirsiniz.

2 gün önce biletlerin 185 ve 115 liradan satılacağı duyurulmuştu fakat bugün görüldüğü üzere daha pahalı bir fiyat ile biletler karşımızda. Hakikaten çok ilginç şeyler dönüyor. Açıklanan fiyatların indirimli ön satış fiyatı olduğunu unutmayın, yakın bir zamanda biraz daha pahalılaşacak.

Google ERTEM EĞİLMEZ’İ unutmadı. Bu günkü Google Doodle Hababam Sınıfı’nın yaratıcısı Ertem EĞİLMEZ oldu.

Ertem EĞİLMEZ Kimdir?

ertem-egilmez1Ertem Eğilmez (d. Trabzon, 18 Şubat 1929 – ö. İstanbul, 21 Eylül 1989), Türk yapımcı ve sinema yönetmeni. Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz oluşturmuştur.

İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra dükkân açıp bakkallık yaptı. Askerlik sonrasında, 1954′te Refik Erduran ile birlikte Çağlayan Yayınevi’ni kurdu. Aynı yıl gene Erduran ve Haldun Sel’le birlikte, birçok karikatüristin yetiştiği Tef adlı mizah dergisini çıkarmaya başladı. Yayın dünyasında çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Kemal Tahir’e, Mayk Hammer takma adıyla polisiye romanları yazdırdı. Cep kitapları işinde batınca Türkiye’nin ilk langırt makinelerini getirtti.
1961 yılında Efe ve 1964 yılında Arzu Film şirketini kurarak sinemacılığa başladı. Yaman Gazeteci filmiyle yapımcılığa, 1964′te de Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi ile yönetmenliğe adım attı. Bir Millet Uyanıyor’la 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi tarihsel film ödülünü kazandı.

Her türü denediyse de, çoğunlukla kolay izlenen ve geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken güldürüler yönetti. 1960′lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970’li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü öğesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. 1960 yılların sonuna doğru, genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride “Arzu Film Güldürüleri” diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973′te çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çeker.

Karakter oyuncularına başrol veren, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi güldürü oyuncularının sinemada başarı kazanmalarında payı olan Eğilmez, filmleştirilmesi oldukça güç sayılan Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı romanını 1975′te beyaz perdeye aktardı. Hababam Sınıfı’nın başarısı üzerine Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve son olarak da Hababam Sınıfı Güle Güle adlı dört devam filmi çekti.

1980-81 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koyan Eğilmez, bir süre uzak kaldığı sinemaya 1984′te Namuslu filmiyle geri döndü. 1980 yılında yaptığı Banker Bilo ve 1984 yılında yaptığı Namuslu filmleriyle, Türkiye’nin temel sorunlarına bakışı açısını kendi mizah anlayışıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu’yu, ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi.

Yönettiği Filmler

  • Arabesk (1988)
  • Aşık Oldum (1985)
  • Namuslu (1984)
  • Hababam Sınıfı Güle Güle (1981)
  • Banker Bilo (1980)
  • Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979)
  • Gülen Gözler (1977)
  • Hababam Sınıfı Tatilde (1977)
  • Şabanoğlu Şaban (1977)
  • Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976)
  • Süt Kardeşler (1976)
  • Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)
  • Hababam Sınıfı (1975)
  • Salak Milyoner (1974)
  • Köyden İndim Şehire (1974)
  • Mavi Boncuk (1974)
  • Oh Olsun (1973)
  • Yalancı Yarim (1973)
  • Canım Kardeşim (1973)
  • Sev Kardeşim (1972)
  • Tatlı Dillim (1972)
  • Senede Bir Gün (1971)
  • Beyoğlu Güzeli (1971)
  • Son Hıçkırık (1971)
  • Kalbimin Efendisi (1970)
  • Küçük Hanımefendi (1970)
  • Sürtük (1970)
  • Boş Çerçeve (1969)
  • İngiliz Kemal (1968)
  • Sevemez Kimse Seni (1968)
  • Nilgün (1968)
  • Ömre Bedel Kız (1967)
  • Yaşlı Gözler (1967)
  • Ölünceye Kadar (1967)
  • Sürtüğün Kızı (1967)
  • Seni Bekleyeceğim (1966)
  • Seni Sevmiyorum (1966)
  • Ben Bir Sokak Kadınıyım (1966)
  • Bir Millet Uyanıyor (1966)
  • Senede Bir Gün (1965)
  • Sürtük (1965)
  • Helal Adanalı Celal (1965)
  • Kart Horoz (1965)
  • Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi(1964)

Yazdığı Senaryolar

  • Milyarder (1986)
  • Mavi Boncuk (1974)
  • Salako (1974)
  • Boş Çerçeve (1969)
  • Ölmeyen Aşk (1966)

Yapımcılığını Yaptığı Filmler

  • Milyarder – 1986
  • Şekerpare – 1983
  • Hababam Sınıfı Güle Güle – 1981
  • Banker Bilo – 1980
  • Erkek Güzeli Sefil Bilo – 1979
  • N’Olacak Şimdi – 1979
  • İsyan – 1979
  • Neşeli Günler – 1978
  • Kibar Feyzo – 1978
  • Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor – 1978
  • Sultan – 1978
  • Nehir – 1977
  • Cennetin Çocukları – 1977
  • Gülen Gözler – 1977
  • Çöpçüler Kralı – 1977
  • Şabanoğlu Şaban – 1977
  • Hababam Sınıfı Tatilde – 1977
  • Aile Şerefi – 1976
  • Tosun Paşa – 1976
  • Öyle Olsun – 1976
  • Süt Kardeşler – 1976
  • Hababam Sınıfı Uyanıyor – 1976
  • Bizim Aile / Merhaba – 1975
  • Ah Nerede – 1975
  • Hababam Sınıfı – 1975
  • Delisin – 1975
  • Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı – 1975
  • Hasret – 1974
  • Mavi Boncuk – 1974
  • Boşver Arkadaş – 1974
  • Kanlı Deniz – 1974
  • Salak Milyoner – 1974
  • Köyden İndim Şehire – 1974
  • Salako – 1974
  • Tarkan: Güçlü Kahraman – 1973
  • Canım Kardeşim – 1973
  • Yalancı Yarim – 1973
  • Oh Olsun – 1973
  • Babaların Günahı – 1973
  • Tarkan: Altın Madalyon – 1972
  • Sev Kardeşim – 1972
  • Tatlı Dillim – 1972
  • Feryat – 1972
  • Karaoğlan Geliyor – 1972
  • Senede Bir Gün – 1971
  • Hayat Sevince Güzel – 1971
  • Emine – 1971
  • Tarkan: Viking Kanı – 1971
  • Son Hıçkırık – 1971
  • Beyoğlu Güzeli – 1971
  • Tarkan: Gümüş Eyer – 1970
  • Seven Ne Yapmaz – 1970
  • Kalbimin Efendisi – 1970
  • Sürtük – 1970
  • Yavrum – 1970
  • Dikkat Kan Aranıyor – 1970
  • Hazreti Ali – 1969
  • Mezarımı Taştan Oyun – 1969
  • Fakir Kızı Leyla – 1969
  • Ayşecik’le Ömercik – 1969
  • Çakırcalı Mehmet Efe – 1969
  • Tarkan – 1969
  • Maskeli Beşlerin Dönüşü – 1968
  • Sevemez Kimse Seni – 1968
  • İngiliz Kemal – 1968
  • Gönüllü Kahramanlar – 1968
  • Yayla Kartalı – 1968
  • Maskeli Beşler – 1968
  • Sürtüğün Kızı – 1967
  • Büyük Kin – 1967
  • Silahları Ellerinde Öldüler – 1967
  • Yaşlı Gözler – 1967
  • Ömre Bedel Kız – 1967
  • Kara Davut – 1967
  • Elveda – 1967
  • Seni Bekleyeceğim – 1966
  • Bir Millet Uyanıyor – 1966
  • Seni Sevmiyorum – 1966
  • Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım – 1966
  • Ölmeyen Aşk – 1966
  • Ben Bir Sokak Kadınıyım – 1966
  • Denizciler Geliyor – 1966
  • Allaha Ismarladık – 1966
  • Bilen Kazanıyor – 1965
  • Sürtük – 1965
  • Helal Adanalı Celal – 1965
  • Taçsız Kral – 1965
  • Senede Bir Gün – 1965
  • Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi – 1964
  • Kırk Küçük Anne – 1964
  • Gözleri Ömre Bedel – 1964
  • İki Gemi Yanyana – 1963
  • Gençlik Hülyaları – 1962
  • Battı Balık – 1962
  • Beş Kardeştiler – 1962
  • Yaman Gazeteci – 1961

Ödülleri

  • 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Tarihi Film Ödülü, Bir Millet Uyanıyor
  • 1970 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yönetmen Ödülü, Kalbimin Efendisi
  • 1972 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 2. Film Ödülü, Sev Kardeşim

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Enno Voorhorst, sanat yaşamında ilk defa geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

1 (2)

Ortaya koyduğu performansla “gitarın büyülü elleri” tanımlamasını elde eden dünyaca ünlü Hollandalı virtüöz Enno Voorrhorst, sanat yaşamında ilk kez geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Voorhost, Ensemble Feverish Music (EFM) Uluslararası Kültür Ajansının Yaşar Ünivesitesi işbirliğiyle düzenleyeceği “Uluslararası Gitar Günleri 2014” etkinliğine katılacak.

EFM Uluslararası Kültür Ajansı Kurucusu Zafer Yümlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ajanslarının 2014 yılı faaliyetleri kapsamında dünyaca ünlü Enna Voorhost’un ilk defa Türkiye geleceğini ve burada genç gitaristlerle “master class” çalışması yapacağını bildirdi.