sirri eldem

Ressam ve Müzisyen Sırrı Eldem

İlk kez görülecek bu özel koleksiyonun yanı sıra Şevket Dağ’a ait palet,fırça ve boyalardan oluşan bir set de satılacak . Müzayedenin sürprizi ise, Sırrı Eldem tarafından yazılmış, ancak parasızlık nedeniyle bastırılamayan Şevket Dağ kitabı olacak.Bu kitap yayın hakkıyla birlikte alıcı bulacak..

Ressam Sırrı Eldem’in 40 parçalık Şevket Dağ koleksiyonu, Artı Mezat tarafından 1 Mart’ta düzenlenecek müzayede ile satışa sunulacak. Son Osmanlı halifesi 2. Abdülmecid’in en yakın dostu ve meslektaşı olan, yurt dışında “Türk Ressam” lakabıyla bilinen Şevket Dağ’ın yağlıboya interiör, natürmort, peyzaj konulu eserleri ve yine yağlıboya desen çalışmaları Teşvikiye’deki Artı Mezat Sanat Galerisi’nde düzenlenecek müzayede ile sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Ressam Şevket DAĞ

Ressam Şevket DAĞ

Şevket Dağ’a ait böylesi bir koleksiyonun ilk kez görücüye çıkacağı ve yine ilk kez bu kadar çok Şevket Dağ eserinin bir arada olmasının çok önemli olduğunu belirten Artı Mezat Sanat Galerisi sahibi Jale Tantekin, “Geçmişte birçok alım rekorları kıran Şevket Dağ’ın bu özel çalışmalarının büyük ilgi görmesini bekliyoruz. Türk resminin önemli isimlerinden biri olan Şevket Dağ, 50 yılı aşan sanat hayatında cami tabloları ile ünlendi” dedi.

Abdülmecid Efendi’nin şehzadeliğinde ve veliahtlığında, en iyi dostu ve meslektaşı olan Şevket Dağ’ın, O’nun himayesini sağlayarak Türk Ressamlar Cemiyeti’ni Hikmet Onat ve İbrahim Çallı ile birlikte kuran ressam olduğunun altını da çizen Tantekin, “Ressamlığının yanında çok güçlü bir resim öğretmeniydi. Ayasofya’da sekiz sene çalıştıktan sonra Mahmudiye Rüştiyesi, Vefa, Galata, Nişantaşı ve Galatasaray Liseleri’nde resim öğretmenliği yaptı. Ünlü ressam Fikret Mualla’nın da hocasıdır” dedi.

Özel eşyaları

1 Mart Cumartesi günü saat 15.00’de Jale Tantekin yönetiminde gerçekleştirilecek müzayedede Şevket Dağ’ın resimlerinin yanında özel eşyaları da satışa sunulacak. Sırrı Eldem’in Şevket Dağ hakkında 1945 yılında yazdığı, ancak maddi yetersizliklerden dolayı yayınlanamamış, hayatını anlatan bir kitabı da orijinal haliyle ve yayın hakkıyla satılacak. Şevket Dağ’ın resim çalışmaları sırasında kullandığı palet, fırça ve boyalarından oluşan şahsi gereçlerinin de müzayedede büyük ilgi görmesi bekleniyor.

Şevket Dağ

Sanay-i Nefise Mektebi’ni 1897 yılında birincilikle bitiren Şevket Dağ, Türk resim sanatında asker ressamlar kuşağının yetiştirdiği ilk sivil ressamlarımız arasındadır. Sanatçı, yetişme ve sanat ortamının yetersizliğine rağmen kendine özgü bir resim üslubu oluşturmayı başaran Türk resim sanatının duayenlerindendir. “Türk Ressamı” olarak pek çok ülkenin de takdirini alan ressamın en ünlü resimlerinden biri, Japon Büyükelçisi tarafından satın alınarak Tokyo Müzesi’ne gönderilmiştir. Ayrıca ressam, 1909’da Münih Sergisi’nde altın madalya kazanmış ve Paris’te “Salon des Artistes Français”de üç tablosu sergilenmiştir. Şevket Dağ’ın “Ayasofya” isimli bir çalışması, 2 milyon 150 bin liralık rekor bir fiyata alıcı bulmuştu.

Gaspare Fossati eserleri

Müzayedede, yine bir özel koleksiyonda bulunan Gaspare Fossati’ye ait Ayasofya konulu sulubaya 7 adet eser satışa sunulacak. Ayrıca, “saray ressamı” Fausto Zonaro, Brindesi, Thomas Allom gibi ünlü oryantalist ressamlardan belge niteliğinde İstanbul peyzajları, Türk resiminin duayenlerinden İbrahim Çallı’dan peyzaj ve natürmort konulu yağlıboya eseri ve Hikmet Onat’ın çok nadir olarak resmettiği 40 x 60 cm. ölçülerindeki yağlıboya “natürmort”’u da müzayedede yer alacak eserler arasında olacak. Eserler müzayede öncesi Teşvikiye’de Artı Mezat Sanat Galerisi’nde ve www.artimezat.com.tr adresinde görülebilir.

Polonya Oda Orkestrası kemanın usta icracısı Maxim Vengerov şefliğinde İş Sanat sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.
Maxim Vengerov

Kemanın büyük ustası Maxim Vengerov’un Polonya Oda Orkestrası eşliğinde İş Sanat’ta yarın akşam vereceği konserin biletleri müzikseverlerin büyük ilgisi sonucu günler öncesinde tükendi.

Dikkat çeken icracılığının yanı sıra eğitimci yönü de bulunan ve 2012 yılında Unicef tarafından “İyi Niyet Elçisi” olarak seçilen Vengerov bu görevi çerçevesinde dünyanın çeşitli ülkelerinde yardım konserlerine de katılıyor.

İş Sanat konserinde sanatçıya eşlik edecek olan Polonya Oda Orkestrası ise 1972 yılında kurulan ve Gidon Kremer’den Yehudi Menuhin’e uzanan yıldız solistlere eşlik ettiği performanslarıyla uluslararası müzik çevrelerinde dikkat çeken bir topluluk. Orkestra Kennedy Center, Albert Hall, Lincoln Center gibi dünyanın en saygın salonlarında konserler veriyor. 11 Şubat Salı akşamı saat 20.00’de gerçekleşecek konserde Mozart, Çaykovski ve Saint-Saens’in eserleri çalınacak.

samata_sanat5. Uluslararası, Tarihi, Geleneksel Şamata Sanat etkinliği 09 Şubat 2014 Saat : 19:30’da Nar Sahnesi’nde izleyicisi ile buluşuyor.

Etkinlikte Nar Sanat Eğitmenleri, Nar Sahnesinde hiç bir resmiyet gözetmeden, tamamen doğaçlama olarak çalıp söyleyecekler. Sadece Nar Sanat eğitmenleri değil, iyi müzik yapan kim varsa etkinliğe davetli. Yani sadece dinlemeyecek, aynı zamanda katılım sağlanabilecek.

Kaygı yok, saygı ve samimiyet dışında kural yok. Sadece sanatın eğlenceli yüzü var. Eğlenmek ve yeni haftaya stresinizi atmış olarak başlamak için, eğitmenlerin eğlenceli ve doğal müzik çalışmalarına dahil olabilir, türkü, şarkı ve müziklerine eşlik edebilirsiniz. Sizi konsere değil, şamataya davet ediyoruz.

Unutmayın sadece konuğumuz olmayacaksınız, bir müzik aletini iyi düzeyde çalabiliyor ve sadece eğlenmek değil, eğlendirmek de istiyorsanız sizde sahneye çıkarak hocalarımıza eşlik edebileceksiniz. Müzik dinlemek, eğlenmek, eğlendirmek, hocalarımızın çalışmalarını ve dostluklarını görmek, biraz tebessüm, belki biraz şiir dinlemek veya güncel hakkında sohbet etmek istiyorsanız “ŞAMATA SANAT” etkinliğine davetlisiniz.

Çayımız var!”

Deneyimli İngiliz oyuncu Gary Oldman merakla beklenen 7. “Star Wars” film için yapımcılarla konuştuğunu doğruladı

gary-oldman-star-warsOscar adaylığı bulunan İngiliz oyuncu Gary Oldman, 7. Star Wars filmi için yapımcıların kendisiyle iletişim kurduğunu ve yapım hakkında konuştuklarını doğruladı.

“Harry Potter” serisinin Sirius Black’i olan Oldman, sonuca varılıp varılmadığına dair bir açıklamada bulunmadı. Sky Movies’e konuşan oyuncu, “Beni aradılar. Bu konuda şu anda biraz alaycı yaklaşıyorum. Eve giderken inanacağım” dedi. Bugüne kadar Hollywood’un en ikonik yapımlarından birkaçında yer almış olan deneyimli oyuncu, “‘Maymunlar Cehennemi / Planet of the Apes’, ‘Harry Potter’, ‘Kara Şövalye / Batman’ ve ‘Yıldız Savaşları / Star Wars’! İnanılmaz!” diye konuştu. Filmde boy göstereceğine dair söylentiler bulunan oyuncular arasında Michael Fassbender, Benedict Cumberbatch, Adam Driver ve Zac Efron da yer alıyor.

Merakla beklenen yeni Star Wars filminin yönetmenliğini JJ Abrams üstleniyor. Filmin çekimleri önümüzdeki aylarda İngiltere’de başlayacak.

Volkanik Patlamayı Gösteren En Eski Duvar Resmi

Bilim insanları Çatalhöyük yakınlarındaki Hasan Dağı’ndaki patlama ile Neolitik çağda yapılmış resim arasında bağlantı kuruyorlar. Kaliforniya Üniversitesi’nden Axel Schmitt ve ekibinin araştırma sonuçlarına göre Çatalhöyük’de yaşanan volkanik patlama ile “lav püskürten volkan resmi”nin zamanları çakışıyor.

çatalhöyük kazıları

Yeni kanıtlar 8600 yıllık resmin dünyanın en eski manzara resmi olduğunu kanıtlayabilir. 1960 yılındaki kazılarda kerpiç bir evin duvarında keşfedilen, bir yerleşim yeri üzerindeki iki tepeli volkanın lav püskürtmesini gösteren, üç metre genişliğindeki MÖ 6600 tarihli resim Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde tutuluyor.

Ancient_eruptionMÖ 8000 ile MÖ 6000 arasında yerleşim yeri olan 13 hektarlık Çatalhöyük, insanlar avcı-toplayıcılıktan tarım topluluğuna geçiş aşamasındayken kuruluyor. Çatalhöyük yerleşim yerinde 8000 civarında insan yaşadığı tahmin ediliyor. Arkeolojik site İstanbul Üniversitesi ile birlikte çalışan İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından keşfediliyor.

2013 yılında Schmitt’in ekibi Hasan Dağı’na yolculuk ediyor ve Çatalhöyük’ün 130 km kuzeydoğusunda bulunan iki tepeli volkanın olduğu bölgede yerleşimin olduğu dönemde volkanın patlayıp patlamadığını kanıtlayacak bir kanıt arıyor. Volkanın tepesinden ve eteklerinden topladıkları volkanik taş örneklerini analiz ettiklerinde volkanın MÖ 6960 civarlarında aktif olduğunu keşfediyorlar. Bu tarih Çatalhöyük yerleşim yeri iken yaşayanların bir volkanik patlamaya tanık olduğunu gösteriyor.

eneski volkanik patlama resmi

Ancient eruptionBazı şüpheciler resmin başsız bir leopar derisi olabileceğini belirtse de Schmitt ve ekibinin sonuçları hipoteze bir ağırlık koyuyor.

Schmitt araştırma ile ilgili “Biz, resmin Çatalhöyük’teki volkanik patlamayı gösterdiği hipotezini test ettik. Sonuç olarak jeolojik kayıtlar bu hipotezi destekliyor” açıklamasını yaparken çalışmanın ayrıca Hasan Dağı volkanının faaliyete geçebileceğini gösterdiğini de sözlerine ekliyor.

Zeliha Yıldırım

Kaynak : [-]

 

Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, her yıl farklı bir konuda düzenlediği geleneksel yıllık soruşturmalarının sekizincisinin sonuçlarını Şubat-Mart, 44. sayısında açıkladı. Yapılan geniş soruşturma sonunda ortaya çıkan 40 kitaplık liste, bir belge olarak ortaya çıktı. İşte ilk 20

klasik türk edebiyatı

  • 1 İnce Memed Yaşar Kemal
  • 2 Tutunamayanlar Oğuz Atay
  • 3 Saatleri Ayarlama Enstitüsü Ahmet Hamdi Tanpınar
  • 4 Memleketimden İnsan Manzaraları Nâzım Hikmet
  • 5 Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali
  • 6 Anayurt Oteli Yusuf Atılgan
  • 7 Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar
  • 8 Alemdağ’da Var Bir Yılan Sait FaikAbasıyanık
  • 9 Yunus Emre Divanı
  • 10 Aşk-ı Memnu Halit Ziya Uşaklıgil
  • 11 Kara Kitap Orhan Pamuk
  • 12 Çalıkuşu Reşat Nuri Güntekin
  • 13 Bereketli Topraklar Üzerinde Orhan Kemal
  • 14 Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali
  • 15 Aylak Adam Yusuf Atılgan
  • 16 Yaban Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • 17 Dede Korkut Kitabı
  • 18 Kendi Gök Kubbemiz Yahya Kemal Beyatlı
  • 19 Seyahatname Evliya Çelebi
  • 20  Eylül Mehmet Rauf

Notos ’un yıllık büyük soruşturmalarının edebiyat tarihimize düşülmüş nitelikli kayıtlar arasında yer alacağı, gelecekte geçmişe dönük çalışmalar yapacak bütün edebiyat araştırmacıları için başvurulması gerekli kaynaklar arasında bulunacağı belirtilebilir.

Kaynakça: []

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 42. İstanbul Müzik Festivali’nin biletleri 8 Şubat Cumartesi günü satışa çıkıyor.

42.müzik festivali

Klasik müzik hayatının öncü etkinliklerden İstanbulMüzik Festivali, bu yıl 42. kez müzikseverlere kapılarını açıyor. 31 Mayıs – 27 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçı ağırlanacak. 2 dünya ve 2 Türkiye prömiyerinin gerçekleşeceği 42. İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl, baroktan çağdaş müziğe uzanan bir yelpazede senfonik ve oda müziği konserleri, vokal performanslar ve resitaller ile Pazar Klasikleri’ni kapsayan toplam 26 etkinlik yer alacak.
42. İstanbul Müzik Festivali konserlerinin biletleri, 8 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren;
Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabiliyor. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Öğrenci biletleri ise İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek. Festival biletleri festival süresince Aya İrini Müzesi’nde yer alan gişeden de alınabilir.
42. İstanbul Müzik Festivali program kitapçığı İKSV Ana Gişe’den ve Biletix satış noktalarından temin edilebilir.
Açılış Töreni ve Konserini İzlemek İsteyen Müzikseverler İçin
42. İstanbul Müzik Festivali’nin, 31 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri Biletix ve İKSV Ana Gişe’den satın alınabilir.
Piyanist Gülsin Onay’a 42. İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”nün takdim edileceği Açılış Töreni’nde ayrıca festival sponsorlarına ve katkıda bulunan kuruluşlara birer teşekkür plaketi sunulacak. Törenin ardından gerçekleştirilecek konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselcimiz Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusanİstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Orkestra onursal şefi Gürer Aykal yönetiminde, ayrıca festivalin teması olan “Doğanın Şarkısı”na gönderme yapan bir program seslendirecek.

The North Face’in sunduğu ve bu yıl “Doğaya Dokun!” temasıyla yola çıkan 9. Dağ Filmleri Festivali, 25 Şubat – 2 Mart 2013 tarihlerinde; doğa, keşif, macera ve belgesel sinema tutkunlarıyla buluşuyor. Dağ Kültürü Derneği ile Mineral Event tarafından düzenlenen festivalde ödül rekortmeni filmlerin yanı sıra macera ile adrenalin dolu toplam 47 film izleyicilerle buluşacak. 

 9_dag_filmleri_festivali_25_subatta_basliyorTürkiye’nin, doğa, keşif ve macera konulu, ilk ve tek film festivali olan Dağ Filmleri Festivali, 25 Şubat’ta, The North Face®’in ana sponsorluğundaİstanbul Beyoğlu’nda, izleyicileriyle buluşuyor. 2 Mart’a kadar sürecek festivale, Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Aynalı Geçit ve Pusula Sanat Merkezi ev sahipliği yapacak.
Dünyanın en iyi doğa filmleri festivalde
Festival Dünya festivallerinde gösterilen 600’den fazla film arasından seçilen 2014 seçkisi toplam 47 filmden oluşuyor. Filmler; “Dünyadan”, “Keşif Ruhu”, “Doğa-Çevre-İnsan”, “Su Dünyası”, “Bisiklet” ve “Kayak” olmak üzere, 6 tema başlığı altında toplanıyor. Seçkide; rafting, dalış, dağcılık, kaya tırmanışı, base jump, kayak, dağ bisikleti gibi doğa sporlarının yanı sıra, çevre ve doğa belgeselleriyle gezi, keşif ve insan hikayeleri de yer alıyor.
1953’te Everest’te neler oldu ?
Bu yılın en dikkat çekici teması olan “Dünyadan” ile 12 film beyaz perdeye yansıyor. Bu tema altında yüksek kalitesi ve güçlü anlatımı ile “Uçurumun Kıyısında” filmi dikkat çekiyor. Tema kapsamında ayrıca dünyanın en tehlikeli dağı olarak bilinen K2 üzerine 3 ayrı film bulunuyor.
“Bisiklet” ve rekabet
Salcano sponsorluğunda hazırlanan bu temanın en etkileyici filmi “Destansı bir hikaye” adını taşıyor. Güney Afrika’nın güzel ve heyecan verici manzarasında geçen belgeselde iki sporcunun “Cape Epic” yarışını kazanmak için yaptıkları hazırlıkları anlatıyor. Temanın diğer dikkat çekici filmi ise “Mutluluk”. Filmde Hindistan’da kötü koşullar altında yaşayan cüzzam hastalarına ve zihinsel engelli kadınlara dikkat çekmek için yapılan çok zorlu bir bisiklet yolculuğu anlatılıyor.
“Keşif Ruhu” ile kuzeye yolculuk
Adrenalin düzeyini yükselten tema “Keşif Ruhu” altında toplam 14 film gösterilecek. Tema kapsamında Norveç’ten gelen 3 film ile izleyiciler kuzey esintisi yaşayacaklar. Temanın en dikkat çekici filmi ise “Hayatımın Zirveleri : Sınırlarda yaşamak” Filmde, istisnai bir dağcı, kayak sporcusu ve dağ maratoncusu olan Kilian Jornet’in hayatı ve başarıları anlatılıyor.
Doğa, çevre ve insan öyküleri
Toplam 6 öyküyü içeren ve festivalin bir diğer güçlü teması olan “Doğa, Çevre ve İnsan” Doğa kağıt/Steppen sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor. Tema kapsamında 3 adet kurmaca film yer alıyor.
İnsan doğa ilişkisi üzerine dokunaklı bir hikaye “Belle ve Sebastien”
Festivalimizde “Gala” yapacak olan bu kaçırılmaması gereken Fransız filmi Alp dağlarında ikinci dünya savaşı yıllarında yaşanan bir dostluk hikayesine odaklanıyor.
Temanın diğer iki kurmaca filmi İsviçre’den geliyor. Altın Ayı ödüllü “Yukarıdaki çocuk” bir kayak merkezinden çaldığı kayakları aşağıda satan Simon’un hayatına ve ablası ie olan ilişkisine odaklanıyor. “Clara ve Ayıların Sırrı” ise doğa ile güçlü ilişkiler kurabilen Clara’nın geçmişte yaşanan bir üzücü olayı aydınlatma peşinde çıktığı yolculuğu anlatıyor.
Çocuklar ve aileler için doğa filmi : Baba oğul birlikte “Şehirden Zirveye” 
Nefis görüntüler eşliğinde izleyeceğiniz bu film Alman Sebastian ve 9 yaşındaki oğlu Luca’nın yaptığın alışılmışın dışında gezi ve tırmanışı anlatıyor. Belgesel çocuklu yaşam ezberlerimizi de bozarken bizleri başka türlü bir çocuklu yaşamın mümkün olduğuna da ikna ediyor.
İnanılmazı başarmak : Çelikten İrade
Festivalin olmazsa olması “Kayak” teması kapsamında toplam 5 film yer alıyor. Katıldığı festivallerde beğeni toplayan ve çok ciddi bir kaza geçirmesine rağmen yaşamdan kopmayan ekstrem sporcu Karina’nın hikayesini anlatan “Çelikten İrade” bu yılın en dikkat çekici filmlerinden biri.
“Zihne Doğru” ve “Valhalla”: Sinematografik mükemmellik
İzleyicilerimizin zihnine kazınan kayak filmleri ile ünlenen Kanada’lı yapımcılardan bu yıl yeni bir şaheser geliyor : “Zihne Doğru”. Sıra dışı kurgusu ve özel anlatım tekniği ile “Valhalla” ise kayak filmlerine bakışınızı değiştirecek.
Shackleton deniz ve maceraseverler için İstanbul’da…
Festivalin çiçeği burnunda teması “Su Dünyası” kapsamında gösterilecek filmler “Açık Deniz Akademi” sponsorluğunda gösterilecek.  Temanın en dikkat çekici filmi olan “Shackleton’un Kaptanı” 1914 yılında güney kutbuna yapılan keşif ekspedisyonunu gemi kaptanının gözünden anlatıyor. Film, deniz ve yelken severlerin çok ilgisini çekecek.
Su dünyası’nın diğer dikkat çekici filmleri ise “keşif” odaklı. “Londra’dan Londra’ya”, Tierra Del Fuego” ve “Ve Sonra Yüzmeye Başladık” belgesellerinde ortak nokta dünya. Bu filmlerin kahramanları dünyanın çeşitli bölgelerinde yaptıkları gezilerle keşifler çağından 500 yıl sonra dahi insanın içerisindeki keşif ruhunun ölmediğini gösteriyorlar.
Önemli iki fotoğraf sergisi de festival programında
Festival kapsamında iki ayrı Fotoğraf sergisi düzenleniyor. Fransız Kültür Merkezi’nde açılacak “Doğaya Dokun” sergisi doğa ve ona dokunan insanın hikayesine odaklanacak.
“Gala Bataklığı” fotoğraf sergisi ise bir usta fotoğrafçı Ersin Alok’tan. Hazar Denizi kıyısında ortaya çıkarılan prehistorik çağa ait kaya üstü resimlerinin yer alacağı sergi Pusula Sanat Galerisi’nde izleyiciler ile buluşacak.
Festival kapsamında; kitap sergileri, söyleşiler ve ödüllü yarışmalar da düzenleniyor. Geniş bir izleyici kitlesine hitap eden Dağ Filmleri Festivali kapsamındaki bu etkinliklerle; dağ ve doğa bilincine dikkat çekiyor, ulusal dağ ve doğa belgeselciliğine katkı sağlayarak doğa kültürü alanındaki önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bakırköy’de bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kursumuzda sanatın pek çok dalı gibi çocuklar için piyano derslerimiz de mevcuttur. 4 yaşından başlayarak Özel piyano kursuna istenilen zamanda kayıt yaptırılabilir.
Piyano kursu öğrencimiz Sude ÇAĞLAR

Piyano Dersi öğrencimiz Elif Eda OKUDAN

Bugün e-mail kutumuza gelen bir mail bu haberi yapmamıza neden oldu mailde şöyle diyordu. “İstanbul Bilgi Üniversitesi, Görsel İletişim Tasarımı son sınıf öğrencisiyim. Bitirme projesi olarak Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi kadınları ile ilgili bir fotoğraf serisi hazırlamak istiyorum.Hem sponsor arıyorum, hemde kısıtlı olan zamanımda bağış toplamaya çalışıyorum.Bunun için de bir bağış sayfası açtım.Acaba siz sayfanın yayılmasına yardımcı olabilir misiniz?” “Yasemin Karaca” Biz de karınca kararınca destek olmaya çalışarak olduğu gibi yayınlıyoruz.

Halide_Edip-adıvarUlviye’nin Hayali; Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi’nde önemli bir yere sahip olan, iz bırakmış ancak hiçbir zaman yeterince hatırlanmamış kadınlardan ilham alarak hazırlanacak bir fotoğraf serisidir.

Ulviye Mevlan; Osmanlı Kadın Hareketi’nin önemli kişilerinden biridir. İlk kadın dergilerinden biri olan “Kadınlar Dünyası” isimli derginin editörüydü. Birçok kız okulu ve kadınları çalışması için terzi atölyeleri açılmasını sağladı. İsmi, yüce, güçlü, üstün anlamına gelmektedir.

Bu seri de tarihi ambiyans tekrar yaratılacak. Ancak kadınlar modernize edilmiş bir görünüme sahip olacaklar.Bu görünüm 1910’lar, 1920’ler ve 1930’ların izlerini de taşıyacak. Bu sayede geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurulacak ve Türk Kadın’nına hem geçmişini hem geleceğini hatırlatarak ona ilham ve güç kaynağı olmasını sağlayacak bir proje olacak.

Türkiye’de kadın adına yapılan yaratıcı ve sanatsal projeler neredeyse yok derecede az; özellikle  kadın şiddetinin arttığı, kadın haklarında geriye gidilen bu dönemde bu tarz “pozitif bir etki” yaratması gereken bir çalışma yapmam gerektiğini düşündüm. Çünkü daima çizilen zayıf kadın imajının aksine, Türk Kadını 100 yıl önce büyük bir zinciri kırmış, zeki, güçlü ve cesur bir kadındır. Bugün Türk Kadını, gerçek geçmişini öğrenmesi yada hatırlaması, bugününü sorgulaması gerekmekte çünkü Halide Edip Adıvar’ın dediği gibi “Türkiye’de ki gericilik her zaman kadının kazandığı özgürlüğe saldırmakla başlar”

Türk Kadının Tarihi

Özellikle Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi’nin ele alınmasının nedeni 1800’lerin sonunda başlayan Osmanlı’da ki kadın hareketine dikkat çekerek, Türk kadının hem savaşta, hem kendi haklarının arayışında neler başardığını göstermektir. Türk Kadını siyasallaşmaktan öte toplumsallaşmamış, ikinci bir vatandaş olarak hep bir gölge gibi hissetmiştir. Kadınlarla ilgili haklardan çok yasaklar vardı. Eve kapıtılan, zorla örtünen, eğitim alamayan, çalışma hakkı olmayan, sadece bir ev kadını ve çocuk bakıcısı olarak görünen kadın, kara-fatmakadınsız bir toplum yaratılmasına neden olmuş.1910’larda ise, kadın ani bir ivme ile erkekten geri kalmamış, düşmanla savaşmış, ordu da yer almış hatta ordular kurup, barışın gelmesinde büyük bir önem taşımıştır.Zengin aileler kız çocuklarını avrupa da eğitmiş ve bu kadınlar ülkeye özgürlüğün gelmesi için çalışmışlardır. Türk Kadını 1920’lerde Cumhuriyet’in ilanı ile yıllardır istediği haklara kavuşmuş ve 1930’lara kadar da büyük bir ivme ile gelişip siyasal hakkını kendi çabası ile almıştır.

Misyon ve Vizyon

Bu projenin amacı, kurtuluş savaşı ve cumhuriyet dönemi kadınlarını yeni jenerasyona tanıtmak, hatırlatmak ve etkilemek amacı taşımaktadır.

Yeni jenerasyon bu savaşçı ve yenilikçi kadınlardan ilham alabilir ve güç bulabilir. Sadece yeni jenerasyon olmamakla birlikte, tüm türk toplumunu da hedeflemektedir. Türk toplumu geçmişi öğrenirken tarih kitaplarında ki küçük fotoğraflara bakıp, basitçe ezberlemekten hiç bir zaman hoşlanmamıştır. Çünkü bilinir ki tüm bu dönemin arkadasında büyük bir hikaye vardır.

İnsanlarda böyle bir etki yaratmak için, tarihi ambiyans ile birlikte kadınlar modern bir görünüm ile çekilmesi gerekmektedir, bunun nedeni o dönemin kadınlarının; hayallerini, ve hayattan beklentilerini gerçekleştirmektir.En büyük hayallerinden biri de modern Türk kadınıydı.

Bu hayaller ve beklentiler kurgusal olmayacaktır.Türk kadın’nın o zaman ki yaptıkları konferanslardan, kadın dergilerine, gönderdikleri mektuplar ve makalalerin doğrultusunda belirlenecektir. Bu yazılarda, ne haklar istediklerini, devletten beklentilerini, anılarını, hislerini paylaşmışlardır. Bu yazılar fotoğraflarla birlikte desteklenerek, izleyiciye sunulacaktır.

cumhuriyet kadınıİzleyici olan yeni jenerasyon, genç – yaşlı türk kadınları, türk toplumu hem geçmişini öğrenecek ve bugün ile bir bağlantı kurabilecek. Türk kadınına diğer ülkelerden ve kültürlerden öte, kendinden, kendi geçmişinden modern bir giyim akımı yaratabileceğini gösterecek.

Bu akım gurur duyuyarak ve güç alarak günlük hayatında taşıyabilecek.

Proje’nin İlerleyişi

Proje ile ilgili bir ay boyunca yaklaşık otuz adet kurtuluş savaşı ve cumhuriyet dönemi ile ilgili kitaplar okuyup, dönemi ait belgeseleri izleyerek osmanlı kadınlarını ve osmanlı modası incelendim,  eski fotoğraflar toplandım. Bunların sonucunda döneme ait moodboardlar hazırlandım

Konu ile ilgili moda tasarımcısı, yönetmen, fotoğrafçı ve kostüm tasarımı uzmanları ile görüşültüm. 16-35 yaş aralığında, çoğunluk kadın olmak üzere anket yaptım. Bu anketlerin ve görüşmelerin sonucunda proje tekrardan süzülerek hedef kitlenin doğrultusunda yapılandırdım.

Projenin takvimi, planı ve bütçesi çıkardım.
Özellikle Çanakkale, Safranbolu, Bursa’da ve İstanbul çevresinde olmak üzere şu an fotoğraf çekimi için doğru mekanlar arıyorum.Bir sonraki aşama model seçimi ve koleksiyonun dikimine başlanması.

Yapılan bağış ne için kullanılacak?

Projenin kıyafet, ayakkabı, aksesuar, dekorasyon, ulaşım, ekipman kiralama, asistan, makyöz tutulması, baskı gibi giderleri var.Bu giderler bireysel olarak karşılamam mümkün olmadığı için projeye bağış toplamam gerektiğine karar verdim.

Toplanan bağışın miktarına göre bu proje; ya bir sergi (ki en büyük hedefim bu) ya da bir kitaba dönüşecek. Gerek basılı gerek sosyal medya aracılığı ile duyurarak proje dikkat çekecek ve amacını çıkış yolu nasıl olursa olsun gerçekleştirecektir.

Bağış dışında nasıl yardımcı olabilirim?

Bağış dışında; yukarıda ki giderlere sponsor olmak isteyen bireysel/kurumsal kişilerin tekliflerine açığım. Bunun dışında blog, haber sitesi sahiplerinin bu bağış sayfasını duyurması,sosyal medya da paylaşılmasının da oldukça yardımı dokunacaktır.Proje’nin sahibi “Yasemin Karaca” kim?

25 yaşındayım, İstanbul Bilgi Üniversitesi,“Görsel İletişim Tasarımı “ son sınıf öğrencisiyim.Daha önce İstanbul Kültür Üniversitesi’nde “e-Ticaret” bölümünden mezun oldum.
Eğitimim boyunca web tasarımı, grafik tasarımı,illüstrasyon, video sanatı ile ilgilendim.Mezun olduktan sonra ise kariyerime fotoğraf ve fotoğraf manipülasyonu ile devam etme kararı aldım.Şu an bitirme projem olan “Ulviye’nin Hayali” ile ilgilenmekteyim.

Desteğiniz için teşekkür ederim.

ataturk-duvar-kagidi

Daha fazla detay öğrenmek isteyenler için gözatabileceğiniz kaynaklar.

http://yaseminkaraca.com

Bağış yapabilmeniz için

Market zinciri BİM’in Kemalpaşa’da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı’nın Zeugma’sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna “Urla Villaları”yla ilgili olarak yansıdı.

Urla Villaları

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM’in ortaklarından işadamı Latif Topbaş’ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi.

2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı

Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen’e  şu bilgileri verdi:

“Ben Kemalpaşa’daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012’nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi’nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda veİzmir’de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.”

Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı

Süreç şöyle gelişti:

2012’de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No’lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı.

Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı.

Alan, İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı.

Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı.

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın “Batı’nın Zeugması” olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi.

Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi.

BİM; kurulun 12.06.2013’te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara’ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na gitti. 12 Aralık 2013’te toplanan kurul, BİM’in itirazlarını değerlendirdi.

Müze müdürlüğünün raporu ile BİM’in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu’nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu’nca değerlendirilmesi kararı çıktı.

Koruma altında

Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti.

Takdir kurulun

Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi’nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi:

“İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy’a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion’li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.”

Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010’da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti.

Batı’nın Zeugması

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012’de “İzmir’e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz” şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4’ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, “Anadolu’da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada ‘Batı’nın Zeugması’ denebilecek bir yapılaşma var” demişti.

Süslü, “Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak” demişti.

BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ

BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir:

1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur.

2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir.

3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir.

4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır.

5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır.

6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi

3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır.

Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır.

Kaynak :[-]

33. İstanbul Film Festivali’den yeni haberler gelmeye devam ediyor!

dervis_zaim

İstanbulluların her sene heyecanla beklediği ve bu yıl  5-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan 33. İstanbul Film Festivali ’nin açılış filminden sonra şimdi de Altın Lale Ulusal Yarışması jüri başkanı açıklandı. Türk sinemasının auteur yönetmenlerinden Derviş Zaim bu seneki jürinin başkanlığını yürütecek.

Nokta (2008) filmiyle 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görülen Zaim, 2012’de çektiği Devir ile geçtiğimiz sene yine Ulusal Yarışma’da Jüri Özel Ödülü’nü almıştı. Derviş Zaim en son başrollerini Bülent İnal ve Sanem Çelik’in paylaştığı Balık filmini tamamladı.

Derviş Zaim hakkında bir kaç bilgi:

dervis_zaim-1

Derviş Zaim Boğaziçi ve Warwick Üniversitelerinde; sırasıyla İşletme ve Kültürel Çalışmalar (MA) eğitimi gördü. Yunus Nadi Roman ödülünü kazanan Ares Harikalar Diyarında (1994) adlı kitabından sonra ilk filmi Tabutta Rövaşata’yı (1997) çekti. Yurtiçi ve yurtdışında birçok ödül kazanan bu filmi, yine benzer biçimde, prestijli birçok ulusal ve uluslararası festivallerden başarıyla dönen Filler ve Çimen (2000), Çamur (2003), Cenneti Beklerken (2006), Nokta (2008), Gölgeler ve Suretler (2011) ve Devir (2012) adlı uzun metrajlı kurmaca filmleri ile Paralel Yolculuklar (2003-Ortak yönetmen: Panicos Chrysanthou) adlı belgeseli izledi. Derviş Zaim, halen, çeşitli üniversitelerde sinema konusunda ders vermektedir.

2012 Devir (Cycle)
2011 Gölgeler ve Suretler (Shadows and Faces)
2008 Nokta (Dot)
2006 Cenneti Beklerken (Waiting For Heaven)
2004 Paralel Yolculuklar (Parallel Trips- documentary)
2003 Çamur (Mud)
2000 Filler ve Çimen(Elephants and Grass)
1997 Tabutta Rövaşata (Somersault In A Coffin)

Aldığı Ödüller:

Edebiyat Alanı:

“Ares Harikalar Diyarında”- 1992 Yunus Nadi Roman Armağanı

Sinema Alanı:

“Tabutta Rövaşata” (35 Mm Uzun Metrajlı Film)

Ulusal Ödüller

Antalya Film Festivali (1996)
• En İyi Film
• En İyi Senaryo
• En İyi Erkek Oyuncu
• En İyi Kurgu

Istanbul Film Festivali (1997)
• Jüri Özel Ödülü
• Fipresci

Ankara Film Festivali (1997)
• En İyi Erkek Oyuncu

Orhan Ariburnu Ödülleri (1997)
• En İyi Ikinci Film
• Jüri Özel Ödülü

Uluslararasi Ödüller

Montpellier Film Festivali (1997)
• Jüri Özel Ödülü
• Akdeniz Eleştirmenleri Ödülü

Torino Film Festivali (1997)
• Jüri Özel Ödülü
• Halk Ödülü

Selanik Film Festivali (1997)
• Jüri Özel Ödülü
• En İyi Erkek Oyuncu

Amiens Film Festivali (1997)
• Netpac Ödülü

San Francisco Film Festivali (1997)
• En İyi Film

D’Annonay Film Festivali (1998)
• En İyi Film

Ouvres Film Festivali (1998)
• En İyi Film
• En İyi Erkek Oyuncu

“Filler Ve Çimen” (35 Mm Uzun Metrajlı Film)

Ulusal Ödüller

Antalya Film Festivali (2000)
• Jüri Özel Ödülü
• En İyi Yönetmen
• En İyi Kadin Oyuncu
• En İyi Kurgu
• En İyi Sanat Yönetmeni
• En İyi Yardimci Erkek Oyuncu
• Kültür Bakanliği Ödülü

Istanbul Film Festivali (2001)
• Fipresci -Uluslararasi Film Eleştirmenleri Ödülü
• En İyi Kadin Oyuncu

Avşa Film Festivali (2001)
• En İyi Film
• En İyi Kadin Oyuncu

Orhon Ariburnu Ödülleri (2001)
• En İyi Film
• En İyi Yönetmen
• En İyi Kadin Oyuncu

Siyad (Sinema Yazarlari Derneği) Ödülleri (2002)
• En İyi Film
• En İyi Yönetmen
• En İyi Senaryo
• En İyi Kadin Oyuncu

“Çamur” (35 Mm Uzun Metrajlı Film)

Ulusal Ödüller

Orhon Ariburnu Ödülleri (2003)
• Jüri Özel Ödülü

Ankara Film Festivali (2003)
• En İyi Yardimci Kadin Oyuncu

Sinema Yazarlari Derneği (2003)
• En İyi Kadin Oyuncu

Uluslararasi Ödüller

Venedik Film Festivali (2003)
• Ccit (Geleceğin Sinemasi)- Enricho Fulchignoni (Unesco) Ödülü

“Paralel Yolculuklar” (Belgesel- 2004)

Ulusal Ödüller

Kutlu Adali Basin Ödülü

Cenneti Beklerken (35 Mm Uzun Metrajlı Film -2006)

Ulusal Ödüller

Antalya Film Festivali(2006)

En İyi Özel Efekt

Siyad Ödülleri (2006)

En İyi Film Müziği

Ankara Film Festivali (2006)

En İyi Sanat Yönetimi

En İyi Müzik

Adana Film Festivali

Jüri Özel Ödülü

En İyi Sanat Yönetimi

En İyi Müzik

En İyi Kurgu

Uluslararasi Ödüller

Kahire Film Festivali – En İyi Sanatsal Katki Ödülü

Nokta (35 Mm Uzun Metrajlı Film -2008)

Ulusal Ödüller

-Antalya Film Festivali Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü
-Antalya Film Festivali En İyi Yönetmen
-Istanbul Film Festivali En İyi Yönetmen
-Bursa Ipek Yolu En İyi Yönetmen
-Antalya Film Festivali En İyi Müzik
-Adana Film Festivali En İyi Müzik
-Adana Film Festivali En İyi Görüntü
-Adana Film Festivali En İyi Görsel Efekt
-Antalya Film Festivali En İyi Ses Tasarimi
-Türkiye Yazarlar Birliği Sinema Ödülü
-Boston Türk Filmleri Festivali Sinemada Mükemmellik Ödülü

Uluslararasi Ödüller

-Avrasya Film Festivali Eleştirmenler Ödülü
-Kahire Uluslararasi Film Festivali En İyi Dijital Film
-Montpellier Film Festivali En İyi Müzik
-Asya Pasifik Ödülleri Senaryo Adayi

Gölgeler Ve Suretler
Ulusal Ödüller

-Ankara Film Festivali – En İyi Film
-Ankara Film Fstivali – En İyi Yönetmen
-Ankara Film Festivali – En İyi Kadin Oyuncu
-Ankara Film Festivali – En İyi Yardimci Erkek Oyuncu
-Ankara Film Festivali – En İyi Kurgu
-Ankara Film Festivali – En İyi Sanat Yönetimi
-Ankara Film Festivali – Siyad Eleştirmenler Ödülü
-Antalya Film Festivali – Siyad Eleştirmenler Ödülü
-Antalya Film Festivali- En İyi Kurgu

-14. Uluslararasi Istanbul Kukla Festivali Onur Ödülü

-1. Yeşilçam Ödülleri – En İyi Sanat Yönetimi

-1. Yeşilçam Ödülleri – En İyi Kostüm

Uluslararasi Ödüller

Film Oriental (Cenevre) – Özel Mansiyon