Ünlü müzik ustası Carl Orff tarafından geliştirilen kendi adındaki yöntem, çocuklara müzik eğitimi vermeyi hedeflemektedir. Orff’un halk şarkılarına, 19. Yüzyılın popüler şarkılarına, dans ve tiyatro müziklerine olan ilgisi ve Ortaçağ Barok ve Rönesans müziğinin belli başlı öğeleri Orff’un çok kapsamlı müzik eğitimi kuramına öncü olmuştur.

Orff yönteminde, çocukların doğalarında var olan ve kendileri tarafından uyarlanmış ritimleri temel alır. Söz konusu bu ritimlere örnek vermek gerekirse, sekerek yürümek, sallanarak yürümek, dolanarak yürümek, koşmak ve atlayarak koşmak verilebilir.

Orff’un hayatı boyunca gözlemlediği deneyimler, temel müzik yani konuşma, hareket ve dansın gelişmesiyle oluşmuş müziğin, erken çocukluktaki müzik eğitiminin temeli olabileceğini gösterdi. Çocukların bazı Orff enstrümanlarını kullanarak yaptıkları temel müzik, 1948 yılında bir radyo programında yayınlanınca geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı.

1950-1954 yılları arasında Orff, Çocuklar için Müzik kitabını yayımladı.

Orff’un besteleri incelendiğinde, eğitimini verdiği konuların geniş etkilerinin yer aldığını gözlemlemenin mümkün olduğunun altını çizen uzmanlar, Orff’a göre ritmin, müziğin en temel öğesi olmanın ötesinde melodinin temeli olma özelliğini taşıdığını hatırlatıyor.

Carl Orff’un müzik eğitiminin insanoğlunun evrimi göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini savunduğunu belirten uzmanlar, bunun çocukların kendi içlerinde müzik kavramını oluşturabilmeleri için müziğin tarihsel sürecini yeninde yaşamaları anlamına geldiğini işaret ediyor.

Orff’un çocukların müziği, yapaylıktan uzak, doğal ve gelişim potansiyeline sahip olarak tanımladığını da ifade eden uzmanlar, Orff’un bu nedenle birbirini takip eden gelişimsel etkinlikleri temel alarak basit ritimler geliştirdiğini de hatırlatmakta fayda görüyor.

Bu yıl 46’ncısı düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, kadın müzisyenlere destek vermek için önemli bir projeye imza atıyor.

Kadın müzisyenlere destek vermek amacında olan İstanbul Müzik Festivali, ‘Yarının Kadın Yıldızları’ adlı projeyi hayata geçirdi.

‘Yarının Kadın Yıldızları’ projesi kapsamında; lisans veya lisansüstü seviyesinde yurt dışında bir müzik okulundan kabul alan, yurt dışında müzik eğitimini sürdüren ya da kariyer gelişimine olumlu katkıda bulunacak ustalık sınıfı, orkestra seçmesi, uluslararası yarışma gibi etkinliklere katılım veya çalgı alımı için desteğe ihtiyaç duyan kadın müzisyenler desteklenecek.

Bu yılki onur konuğu İdil Biret olan projeye başvurular; İstanbul Müzik Festivali Direktörü ve İKSV Genel Müdür Yardımcısı müzikolog Yeşim Gürer Oymak başkanlığında, keman sanatçısı ve orkestra şefi Hakan Şensoy, piyanist Muhiddin Dürrüoğlu, klarnet sanatçısı Ayşegül Kirmanoğlu ve besteci Özkan Manav’dan oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilip, seçilen müzisyenlere toplam fon miktarı ihtiyaç duydukları destek oranında paylaştırılacak.

Ayrıca seçici kurulun belirlediği, destek almaya hak kazanan isimler İdil Biret’le birlikte 28 Mayıs akşamı Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da düzenlenecek ‘Yarının Kadın Yıldızları konseri’nde sahne alacak.

Konsere katılmak, destek fonuna katkıda bulunmak isteyen sanatseverler için konser bilet satışları Biletix ve İKSV ana gişeden gerçekleştiriliyor.

Kaynak: Sanatkaravani.com

İstanbul’a aşık 26 fotoğrafçının katılımıyla 2016 yılında gerçekleşen “İstanbul 365 Gün” Fotoğraf Projesi sergisi, 6 Mart Salı günü İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde açılıyor. Küratörlüğünü, alanında Türkiye’nin en önemli isimlerinden Coşar Kulaksız’ın üstlendiği sergi, 8 Nisan 2018 tarihine kadar 9:00-21:30 saatleri arasında gezilebilecek.

“İstanbul gibi büyülü bir şehir bir yıl boyunca fotoğrafla nasıl anlatılır?”

Fotoğrafçı Niko Guido’nun, Fotoğraf Gezginleri grubundaki arkadaşlarına yönelttiği bu sorudan yola çıkan 26 fotoğrafçı, tam bir yıl boyunca kendilerince İstanbul’u anlattılar.

İstanbul’u anlatabilmek için görünenin ötesine geçerek, milyonlarca insanın her gün, her saat, her an yaşadıklarına tanıklık ettiler ve öncelikle İstanbul’u anlamaya çalıştılar.

Vizörün arkasından İstanbul’u yaşarken doğal olarak kendilerini, kendi dünyalarını, kendi bakış açılarını yansıttılar.

Amaçları aynı olsa da, her bir fotoğrafçı kendi varoluş seçimleri üzerinden İstanbul’u belgeledi.

Bu belgeleri bir araya getiren kitap ortaya çıktığında, kitabın içinde zaman yolculuğuna çıkanlar bu şehrin büyüsünü kendilerince yaşasın istediler.

Ve şimdi, İstanbul için ilk ve tek olan bu önemli proje bir sergi ile karşımıza çıkıyor.

“İstanbul 365 Gün” fotoğraf projesi, kesintisiz olarak 2016 yılı boyunca İstanbul’da günlük, sıradan yaşamın içine girerek değişik kesim ve mekanlardan her gün ayrı bir hikaye anlatıyor.

Her fotoğrafçının kendi tercihiyle siyah-beyaz, renkli, dikdörtgen, kare gibi çeşitli formatlarda çekilen fotoğraflar, projenin yaratıcısı Niko Guido ve proje fotoğrafçıları tarafından değerlendirilerek seçilmiş ve sergide kronolojik sıra ile yer alıyor.

Kaynak: sozcu.com.tr

Dünyanın en bilinen sürrealist ressamlarından biri olan Salvador Dali’nin 1932 yılında yaptığı tablosu kaybolmuştu.

Sürrealist eserlerinde farklı ve sıradışı imgeler kullanarak ün yapan dünyaca ünlü ressam Salvador Dali’nin, 1932 yılında yapımını tamamladığı tablosu 1960’lardan beri özel bir koleksiyonda saklanıyordu.

1960’lardan beri özel bir koleksiyonda saklanan tablo, New York’un ünlü sanat merkezlerinden biri olan Heather James Fine Art’ta sergilenmeye başlandı. Yaklaşık 23 santimetrelik boyutlara sahip olan yağlı boya tablosunun altında ‘Gala Salvador Dali 1932’ imzası bulunuyor. Tablo üzerinde dokuz ay süren incelemelerin sonucunda tablonun orijinal tablo olduğu ve Salvador Dali’ye ait olduğu kesinleşti.

Dali’nin Morphological Echo (1934-36) eserindeki motifleri andıran resim, uzmanların yorumlarına göre; sanatçının, İspanya’da eşi Gala ile beraber yaşadığı deniz kenarında bulunan Portlligat’taki evine atıfta bulunuyor.

Dünyaca ünlü İtalyan ressam Amedeo Modigliani’nin tablolarından birinin altında gizlenmiş başka bir portre çalışması olduğu ortaya çıktı.

Londra’nın en ünlü galerinden biri olan Tate Galerisi’nde yapılan röntgen çalışmasıyla, İtalya Ressam Amedeo Modigliani’nin tablosu incelendi. Yapılan inceleme sonrasında tablosunun altında başka bir portre çalışmasının olduğu tespit edildi. Yapılan incelemelere göre Amedeo Modigliani’nin tablosunun altına gizlenmiş olan portre çalışmasının 1917 tarihinde yapıldığı düşünülüyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan, Tate Galerisi’nin uluslararası sanat küratörü Nancy Ireson; “Bu bir hipotez ama sanırım oldukça güzel bir şey . Çoğu zaman, bir tuvali yeniden işlendiğini gördüğünüz zaman, altındaki asıl görüntüyü görmek imkansızdır. Bu portreyi çıkarabilmek heyecan verici. Neredeyse tam uzunlukta bir figür” dedi.

Geçtiğimiz aylarda incelenen Picasso’nun tablolarından birinin altında da farklı bir portre çalışması olduğu ortaya çıkmıştı.

Empresyonizm akımının kurucularından biri olarak kabul edilen ama Empresyonizm tanımını kabul etmeyen, onun yerine ‘gerçekçi’ olarak anılmak isteyen Edgar Degas’ın bir tablosu 9 yıl önce çalınmıştı.

Fransız Ressam Edgar Degas’ın Les Choristes (Koristler) isimli tablosu, 9 yıl önce Marsilya’daki bir müzeden çalınmıştı. 1877 yılında yapılan Les Choristes isimli tablo 9 yıldır hiç bir yerde bulunamıyordu.

Fransız Kültür Bakanlığı rutin olarak kontrol çalışması yürütürken, durduğu bir otobüsün bagaj bölümünde 9 yıl önce çalınan Les Choristes isimli tablo bulundu

Bulunan tabloya el koyan Fransız Kültür Bakanlığı, tabloyu Paris’teki Orsay Müzesine götürerek, tablonun gerçek olup olmadığının tespitini istedi. Orsay Müzesi tarafından yapılan incelemeler sonucunda otobüsün bagajında bulunan tablonun gerçek olduğu ve Edgar Degas’ın 1877 yılında yaptığı LEs Choristes isimli tablo olduğu tespit edildi.

Tablo bulundu anca tabloyu otobüsün bagajına bırakan kişi henüz tespit edilemedi.

İşte o tablo:

Mandatory Credit: Photo by Marc Bonodot/AP/REX/Shutterstock (9436161a)
And provided by French Customs shows a stolen painting by French painter Edgar Degas. French customs have discovered an original Impressionist masterpiece by Edgar Degas stolen in 2009 _ in a suitcase on a bus
Degas Found, Paris, France – 22 Feb 2018

1-16 Mart tarihleri arasında Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde 3. Kısa Film Kolektifi Festivali düzenlenecek.

Bu sene 3’üncüsü gerçekleşecek olan Kısa Film Kolektifi Festivali’nin başlangıcı 1 Mart’ta Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde olacak.

Festival kapsamında sinema dünyasının önemli isimleri ile söyleşiler de yapılacak. “Kolektif Muhabbet” adı altında gerçekleşecek olan bu söyleşilere ilginin yoğun olması bekleniyor.

Ayrıca festival kapsamında “Görüntünün Yolcuğu” konu başlığıyla fotoğraf sergisi de düzenlenecek.

Kısa Film Kolektifi Festivali kapsamında Canlandıranlar, Sürdürülebilir Yaşam Filmleri, Documentarist, Engelsiz Filmler Festivali Seçkisi, Woman Make Movies Seçkisi, İzmir Kısa Film Festivali Seçkisi ve Kısa Film Kolektifi Seçkisi Festivali’nde gösterilen kısa filmler izlenebilecek.

1 Mart tarihinde Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde başlayacak olan Kısa Film Kolektifi Festivali 16 Mart’a kadar devam edecek.

Kısa Film Kolektifi Festivali ile ilgili detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

İran’ın ilk ve tek kadın orkestra şefi olma özelliğini elinde bulunduran Nezhat Amiri, tabuları yıkmaya devam ediyor.

İran’da kadın müzisyenlere yönelik yasaklamaların ve kısıtlamaların olduğu bilinen bir gerçek. Buna rağmen İran’ın ilk ve tek kadın orkestra şefi olan Nezhat Amiri,  İran’ın başkenti Tahran’daki Vahdat Oditoryumu’nda gösteri sundu.

Yaptığı açıklama ile “Umudunuz olduğu için yaşıyorsunuz” diyen Nezhat Amiri, 38 yıllık kariyeri boyunca birçok zorlukla karşılaştığını belirtti.

İran’ın ilk ve tek kadın orkestra şefi Nezhat Amiri, devlet televizyonunun müzik enstrümanı göstermeyi tabu olarak gördüğü, kadınların yalnız bir şekilde şarkı söylemesine izin verilmediği ve kadın müzisyenlerin taşrada sahneye çıkmasına engel olunduğu ülkesinde 71 kişiden oluşan orkestrayı yönetti.

Her yıl düzenlenen Fajr Müzik Festivali kapsamında gerçekleştirilen gösteride 55 müzisyen ve 16 koro üyesi bir araya geldi.

Ekibin neredeyse yarısının kadın olduğu gösteri, iki saat sürdü ve Fars klasik müziğinin usta isimlerinden üç parçaya yer verildi.

Bu parçalardan biri, efsanevi besteci Morteza Hannaneh’nin bir eseriydi.

Ne orkestra üyeleri ne de Amari, gösteriye hazırlandıkları altı ay boyunca ise ücret almadı.

İran’da bir ilk

Vahdat Oditoryumu’nda Nezhat Amiri’nin şefliğinde sahneye çıkan Naghmeh-Baran (Yağmur melodisi) müzik topluluğu, aynı zamanda başkent Tahran’da bir ilkin gerçekleşmesine neden oldu.

Nezhat Amiri, Vahdat sahnesinde performans sergileyen ilk kadın orkestra şefi olarak tarihe adını yazdırdı.

Reform yanlısı Ghonoon gazetesi, Amiri’nin bir fotoğrafını; yapılan röportajdan bir kesit olan “Bir inşaat işçisi kadar para kazanmıyorum” başlığıyla kapakta yayımladı.

‘Umudunuz olduğu için yaşıyorsunuz’

Tahran’daki en prestijli Vahdat Oditoryumu’nda konser salonunda gösteri sunan Amiri, 38 yıldır sürdürdüğü kariyerinde karşılaştığı zorlukları Guardian’a anlattı.

“En başından beri akıntıya karşı yüzdüm. Fark edilmedim; toplum yeteneklerimi geliştirmek için hiçbir efor sarf etmedi ve egemen düzen bana sırtını döndü” diyen Amiri, “Ancak hala yapıyorum. Hala yollar olduğunu ve olacağını gösteriyorum” diye konuştu.

Amiri, İran’da kadın müzisyen olmanın zorlukları olduğunu kaydederek, sanat alanındaki sorunların daha geniş bir zemine yayıldığına değindi.

Zorluklara rağmen ‘umudun sembolü’ olmak istediğini belirten Amiri, son olarak şöyle konuştu:

“Umudunuz olduğu için yaşıyorsunuz. Bazen yenilgiye uğrayacağınızı bilirsiniz, ancak yine de çaba gösterirsiniz. Denemeniz gerektiğini bilirsiniz. Kafam kırılmıştı, ancak onu sardım ve tekrar ayağa kalktım, hem de yüzlerce kez.”

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun kurucularından olan Resim ve Heykel sanatçısı Hale Şakar Ürkmezgil‘in yönetimindeki “Hale ÜRKMEZGİL Resim Atölyesi” öğrencilerinin çalışmalarından oluşan resim sergisi açılıyor.

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” için emeğe sanatla yaklaşan öğrencilerimizin çalışmalarını 3 Mart 2018 Cumartesi günü saat 18:00’den itibaren Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun sergi salonunda gezebilirsiniz.

Tarih:
03.02.2018
Saat: 18:00
Yer: Özel Nar Sanat Eğitim Kursu sergi salonu
Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 Bakırköy, İstanbul
(Kemerburgaz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak)

Müzik dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen BRIT ödülleri sahiplerine teslim edildi.

Londra’da düzenlenen görkemli ödül törenine pop şarkıcısı Dua Lipa ve rapçi Stormzy damga vurdu.

Ed Sheeran, Rita Ora ve Justin Timberlake gibi bir çok ünlü isim cinsel tacize karşı çıkmak, kadın erkek eşitsizliğine dikkat çekmek için yakalarına beyaz gül taktı.

2018 BRIT Ödülleri kazananları:

En İyi Kadın Şarkıcı: Dua Lipa
En İyi Erkek Şarkıcı: Stormzy
En İyi Britanyalı Grup: Gorillaz
En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı: Dua Lipa
Uluslararası Başarı Ödülü: Ed Sheeran
En İyi Brit Single: Rag’n’Bone Man – Human
En İyi Brit Albüm: Stormzy – Gang Signs & Prayer
En İyi Brit Video: Harry Styles – Sign of the Time
En İyi Uluslararası Erkek Şarkıcı: Kendrick Lamar
En İyi Uluslararası Kadın Şarkıcı: Alicia Keys
En İyi Uluslararası Grup: Foo Fighters
Eleştirmenlerin Ödülü: Jorja Smith

Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri olan ve aynı zamanda en iyi roman yazarlarından Zülfü Livaneli’nin son kitabı Rusya’da en iyi 20 kitabın içerisindeki yerini aldı.

Sanatçı ve Roman yazarı Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi isimli son kitabı daha piyasaya çıkmadan en iyiler listesine girmeyi başardı.

Henüz piyasaya çıkmayan Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi isimli kitabı henüz basım aşamasında. Henüz basım aşamasında olan bu kitap şimdiden Rusya’nın en iyi kitaplar listesinde ilk 20’in içinde yer alıyor.

Rusya’da daha önce hiç kitabı yayınlanmaya Zülfü Livaneli’nin, Rusya’ya giderek okurlarıyla buluşması bekleniyor.

Kardeşimin Hikayesi kitabının ardından Zülfü Livaneli’nin daha önce yayınlanmış olan romanlarının da Rusya’da tekrar basılması planlanıyor.

Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi isimli romanının fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz:

BAFTA tarafından verilen ödüller bu yıl 71’inci kez sahiplerini buldu.

Oscar Ödüllerinin habercileri olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri, film dünyası için önemli bir yere sahip.

Londra’daki tarihi Royal Albert Hall konser salonunda düzenlenen gecenin kazananları ise şöyle:

En İyi Film: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Yönetmen: Guillermo Del Toro (The Shape Of Water)
En İyi Erkek Oyuncu: Gary Oldman (Darkest Hour)
En İyi Kadın Oyuncu: Frances McDormand (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sam Rockwell (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Allison Janney (I, Tonya)
En Orijinal Senaryo: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En İyi Belgesel: I Am Not Your Negro
En İyi İngiliz Filmi: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
En iyi Sinematografi: Blade Runner 2049
En İyi Uyarlama Senaryo: Call Me by Your Name
En İyi Animasyon Filmi: Coco
En İyi Yabancı Film: The Handmaiden
En İyi Prodüksiyon Tasarımı: The Shape Of Water
En İyi Görsel Efekt: Blade Runner 2049
En İyi Makyaj ve Saç: Darkest Hour
En İyi Kostüm Tasarımı: Phantom Thread
En İyi Ses: Dunkirk
En Orijinal Müzik: The Shape Of Water